<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nuri-demirag-ve-turk-havacilik-sanayisinin-ilk-milli-hamlesi-7835</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nuri-demirag-ve-turk-havacilik-sanayisinin-ilk-milli-hamlesi-7835</guid>
                <description><![CDATA[Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin erken sanayileşme döneminde özel sektör girişimcilerinin rolü, ekonomik bağımsızlık hedefleri bakımından önemli bir yer tutmaktadır. Bu süreçte Nuri Demirağ, demiryolu inşaatları, havacılık yatırımları ve sanayi girişimleriyle öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Özellikle Türkiye’nin ilk özel yerli uçak üretim girişimini başlatması, Türk havacılık tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirilmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki dönemde Türkiye’nin temel öncelikleri arasında ekonomik kalkınma ve sanayileşme yer almıştır. Özellikle ulaşım, altyapı ve savunma sanayisi alanlarında gerçekleştirilen yatırımlar, devletin ekonomik bağımsızlık hedeflerinin önemli bileşenleri olmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><img alt="Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-25%20at%2010_57_18.jpeg" style="height:537px; width:800px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte özel girişimcilerin katkıları da dikkat çekmiştir. Nuri Demirağ, erken Cumhuriyet döneminin ekonomik kalkınma sürecine önemli katkılar sağlayan iş insanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Demirağ yalnızca demiryolu projelerinde değil, aynı zamanda yerli sanayi ve havacılık yatırımlarında da öncü rol üstlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Nuri Demirağ’ın Ekonomik ve Sanayi Faaliyetleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ 1886 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde doğmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında demiryolu müteahhitliği alanında faaliyet göstermiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları projelerinde önemli görevler üstlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’de inşa edilen yaklaşık 10.000 kilometrelik demiryolu ağının yaklaşık 1.250 kilometrelik kısmının yapımında rol almıştır. Bu katkıları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine 1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu sonrasında “Demirağ” soyadı verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Demirağ, yalnızca ulaştırma yatırımlarıyla sınırlı kalmamış; sigara kâğıdı üretimi, yerli paraşüt üretimi ve havacılık sanayisi gibi alanlarda da girişimlerde bulunmuştur. Ayrıca İstanbul Boğazı’na köprü yapılması ve Keban bölgesinde büyük bir baraj kurulması gibi dönemin ötesinde görülen fikirleri kamuoyu gündeme getiren ilk isimler arasında yer almıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1945 yılında kurduğu Millî Kalkınma Partisi, Türkiye’de çok partili hayata geçiş sürecindeki ilk muhalefet hareketlerinden biri olarak kabul edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Havacılık Sanayisine Yönelişi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1930’lu yıllarda Türkiye’de havacılık faaliyetleri gelişmeye başlamış; özellikle Türk Hava Kurumu öncülüğünde millî havacılık girişimleri teşvik edilmiştir. 1932 yılında Nuri Demirağ, Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözlerini kendine hedef kabul etmiştir. Zira Türk Hava Kurumu tarafından uçak almak için talep edilen yardıma cevap olarak, “Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz öyle ise, ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim”[¹] demiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu yaklaşım doğrultusunda Demirağ, 1936 yılında yerli uçak üretimi amacıyla çalışmalar başlatmıştır. İstanbul Beşiktaş’ta üretim tesisleri kurulmuş; Yeşilköy’de ise uçuş eğitim ve test alanları oluşturulmuştur. Bu çalışmalar dönemin en önemli özel havacılık yatırımları arasında yer almıştır. Demirağ tesislerinde geliştirilen Nu.D-36 eğitim uçağı ile Nu.D-38 yolcu uçağı, Türk havacılık tarihinin önemli girişimleri arasında yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">25 Mayıs 1944 tarihinde Nu.D-38 tipi yolcu uçağının İstanbul–Ankara uçuşunu gerçekleştirmesi, Türkiye’de sivil havacılık tarihi açısından önemli gelişmelerden biri kabul edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Fabrikanın Gerileme Süreci ve Kapanışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Hava Kurumu tarafından verilen siparişler kapsamında üretilen uçaklar için test süreçleri yürütülmüştür. Eskişehir’de gerçekleştirilen test uçuşlarından biri sırasında meydana gelen kazada pilot Selahattin Alan hayatını kaybetmiştir[²]. Kazanın ardından siparişler durdurulmuş ve Nuri Demirağ ile Türk Hava Kurumu arasında hukuki süreç başlamıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Literatürde fabrikanın kapanmasına ilişkin farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bazı araştırmacıların teknik ve kurumsal nedenleri öne çıkarırken, bazı çalışmaların ise devlet politikaları ve dönemin ekonomik tercihlerinin etkili olduğunu savundukları görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1950’li yıllara gelindiğinde ekonomik sürdürülebilirlik sorunları nedeniyle Demirağ fabrikalarında üretim faaliyetleri sona ermiştir. Yeşilköy tesisleri ilerleyen süreçte kamulaştırılmış ve bölge Türkiye’nin ana hava ulaşım merkezlerinden biri hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ’ın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin sanayileşme döneminin en önemli öncülerinden biri olduğu muhakkaktır. Zira özellikle demiryolları, havacılık, sanayi yatırımları ve siyasi faaliyetleriyle Cumhuriyet’in yerli üretim ve teknolojik bağımsızlıkla birlikte ekonomik bağımsızlık hedeflerine de katkı sunmuştur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde ulaştığı seviyeler değerlendirildiğinde, Demirağ’ın vizyonu, uzun vadeli stratejik düşüncenin öncü örneklerinden biri olarak ve tarihsel süreklilik açısından da anlam kazanmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca Türkiye’de özel sektör öncülüğünde gerçekleştirilen yüksek teknoloji yatırımlarının ve devlet-özel sanayi ilişkileri açısından Nuri Demirağ örneğinin hâlâ önemli bir inceleme alanı olmaya devam ettiği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[¹] UTED, Uçak Teknisyenleri Derneği, Nuri Demirağ Tayyare Fabrikası 1936-1943 (1), 28.06.2019. </span><a href="https://www.uted.org/nur%C4%B1-dem%C4%B1ra%C4%9F-tayyare-fabr%C4%B1kas%C4%B1-1936%E2%80%931943-1-" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.uted.org/nur%C4%B1-dem%C4%B1ra%C4%9F-tayyare-fabr%C4%B1kas%C4%B1-1936%E2%80%931943-1-</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 25.05.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[²] Selahattin Alan kazası hakkında literatürde teknik nedenler ve pist güvenliği konularında farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 12:04:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZİHNİMİZDE NELER VAR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zihnimizde-neler-var-7834</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zihnimizde-neler-var-7834</guid>
                <description><![CDATA[ZİHNİMİZDE NELER VAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ZİHNİMİZDE NELER VAR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbn-i Sina’nın anlattığı ibretlik bir deney vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı yaşta, aynı kiloda iki kuzu kafese konulur. İkisi de aynı yemle beslenir, aynı şartlarda yaşar. Fakat kafesin yanına bir kurt yerleştirilir. Kuzulardan sadece biri kurdu görebilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aylar geçer.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurdu gören kuzu sürekli korku ve stres içinde yaşadığı için zayıflar, güçten düşer ve sonunda ölür. Diğer kuzu ise huzurlu olduğu için sağlıklı, güçlü ve besili kalır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında kurt kuzuyu parçalamamıştır. Kuzuyu öldüren şey; korku, kaygı ve zihninde büyüttüğü tehdittir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanların büyük çoğunluğu da görünmeyen kurtlarla yaşamaktadır. Kiminin kurdu geçim korkusu, kiminin yalnızlık endişesi, kiminin gelecek kaygısıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller, zihinde büyütüldükçe insanın huzurunu kemirmeye başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüz insanın en büyük yorgunluğu bedeninde değil, zihnindedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürekli olumsuzu düşünmek, her ihtimali felaket gibi görmek, insanın ruhunu sessizce tüketir. Çünkü beden, zihnin taşıdığı yükten etkilenir. Kaygı arttıkça huzur azalır, huzur azaldıkça insan hayattan tat alamaz hale gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette hayatın içinde zorluklar olacaktır. Ancak insanı ayakta tutan şey; korkularına teslim olması değil, umudunu korumasıdır. Her olumsuz düşünceye kapı açmak yerine, biraz tevekkül, biraz sabır ve en önemlisi rlimizden geleni yaparak; anı yaşamak gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın ihtiyacı olan şey; zihnindeki kurda değil, elindeki nimete odaklanmaktır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Lütfen güzel gör, güzel düşün ve mutlu ol.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:51:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI: “CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-internet-tv-bombayi-patlatti-chp-hatayda-mutlak-butlan-hareketliligi-7833</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-internet-tv-bombayi-patlatti-chp-hatayda-mutlak-butlan-hareketliligi-7833</guid>
                <description><![CDATA[HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI: “CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI:<br />
“CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”</strong><br />
<br />
Ankara kulisleri kaynıyor, Hatay siyaseti ise adeta diken üstünde…<br />
<br />
Cumhuriyet Halk Partisi’nde olası bir “mutlak butlan” kararının yankıları daha şimdiden Hatay’da yeni bir siyasi denklemi harekete geçirmiş durumda. Ve bu süreçte perde arkasında yürütülen kritik temaslara ilişkin ilk bilgiler Hatay İnternet TV’ye ulaştı.<br />
<br />
Edindiğim kulis bilgilerine göre; CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin Hatay’da yoğun bir çalışma yürüttüğü konuşuluyor. Özellikle eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş öncülüğünde şekillendiği iddia edilen ekibin, olası bir yargı kararına karşı şimdiden hazırlık yaptığı belirtiliyor.</span></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI:  “CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”  Ankara kulisleri kaynıyor, Hatay siyaseti ise adeta diken üstünde…  Cumhuriyet Halk Partisi’nde olası bir “mutlak butlan” kararının yankıları daha şimdiden Hatay’da yeni bir siyasi denklemi harekete geçirmiş durumda. Ve bu süreçte perde arkasında yürütülen kritik temaslara ilişkin ilk bilgiler Hatay İnternet TV’ye ulaştı.  Edindiğim kulis bilgilerine göre; CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin Hatay’da yoğun bir çalışma yürüttüğü konuşuluyor. Özellikle eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş öncülüğünde şekillendiği iddia edilen ekibin, olası bir yargı kararına karşı şimdiden hazırlık yaptığı belirtiliyor." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/5798482622047522675.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kulislerde adı geçen isimler arasında Necdet Sahil, Hikmet Mengüllüoğlu, Mithat Nehir, Ramiz Parlar, Hikmet Hatunoğlu, Mehmet Kamacı, Murat Kudret, Yılmaz Öztürk, Hüseyin Derin, Ali Mutlu, Hasan Yıldırım ve İbrahim Yaman yer alıyor. Ayrıca CHP içerisinde uzun yıllardır etkili olduğu ifade edilen ve kamuoyunda çok bilinmeyen bazı “gizli oyun kurucuların” da sürece dahil olduğu ileri sürülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Kulislerde adı geçen isimler arasında Necdet Sahil, Hikmet Mengüllüoğlu, Süleyman Çekmece, Mithat Nehir, Ramiz Parlar, Hikmet Hatunoğlu, Mehmet Kamacı, Murat Kudret, Yılmaz Öztürk, Hüseyin Derin, Ali Mutlu, Hasan Yıldırım ve İbrahim Yaman yer alıyor. Ayrıca CHP içerisinde uzun yıllardır etkili olduğu ifade edilen ve kamuoyunda çok bilinmeyen bazı “gizli oyun kurucuların” da sürece dahil olduğu ileri sürülüyor.  Siyasi kulislerde en çok konuşulan konu ise şu: Eğer beklenen “mutlak butlan” kararı çıkarsa, CHP Hatay’da mevcut dengeler tamamen değişebilir mi? Ankara’dan gelen bilgilere göre bazı isimlerin yeni il yönetimi için şimdiden temaslara başladığı iddia ediliyor. Parti içerisinde farklı grupların pozisyon almaya başladığı, bazı eski ve mevcut yöneticilerin de süreci yakından takip ettiği belirtiliyor. İl başkanlığı için kulislerde öne çıkan isimler arasında Derya Altunay, Murat Hayzaran ve Ayhan Mirioğlu’nun bulunduğu konuşuluyor. Özellikle tabanda karşılığı olan ve örgüt dengelerini bilen isimlerin ön plana çıkarılmasının planlandığı ifade ediliyor.  Hatay siyaset kulislerini hareketlendiren bir başka iddia ise Ankara ayağında yaşanıyor. Hatay İnternet TV’nin ulaştığı bilgilere göre CHP’li iki ilçe belediye başkanı ile iki milletvekilinin, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için randevu talebinde bulunduğu öne sürülüyor. Henüz resmi bir doğrulama bulunmasa da bu girişimlerin, olası siyasi senaryolara karşı pozisyon alma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.  Siyasi kulislerde konuşulanlara göre Defne Belediyesi’nde görev yapan 6-7 meclis üyesinin de Lütfü Savaş ile temas kurduğu iddia ediliyor. Söz konusu isimlerin, “mutlak butlan” kararı çıkması halinde oluşacak yeni siyasi yapılanmada görev almak istediklerini ilettikleri öne sürülüyor. Hatay siyasetinde taşların yerinden oynayabileceği bir döneme girilirken, gözler şimdi Ankara’dan çıkacak olası kararlar ve CHP içerisindeki yeni dengelere çevrilmiş durumda.  Şimdilik kulisler bunu konuşuyor…  Hatay İnternet TV gelişmeleri aktarmaya devam edecek." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-22%20at%2009_57_48.jpeg" style="height:313px; width:600px" /><br />
<br />
Siyasi kulislerde en çok konuşulan konu ise şu:<br />
Eğer beklenen “mutlak butlan” kararı çıkarsa, CHP Hatay’da mevcut dengeler tamamen değişebilir mi?<br />
Ankara’dan gelen bilgilere göre bazı isimlerin yeni il yönetimi için şimdiden temaslara başladığı iddia ediliyor. Parti içerisinde farklı grupların pozisyon almaya başladığı, bazı eski ve mevcut yöneticilerin de süreci yakından takip ettiği belirtiliyor.<br />
İl başkanlığı için kulislerde öne çıkan isimler arasında Derya Altunay, Murat Hayzaran ve Ayhan Mirioğlu’nun bulunduğu konuşuluyor. Özellikle tabanda karşılığı olan ve örgüt dengelerini bilen isimlerin ön plana çıkarılmasının planlandığı ifade ediliyor.<br />
<br />
Hatay siyaset kulislerini hareketlendiren bir başka iddia ise Ankara ayağında yaşanıyor.<br />
Hatay İnternet TV’nin ulaştığı bilgilere göre CHP’li iki ilçe belediye başkanı ile iki milletvekilinin, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için randevu talebinde bulunduğu öne sürülüyor.<br />
Henüz resmi bir doğrulama bulunmasa da bu girişimlerin, olası siyasi senaryolara karşı pozisyon alma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.<br />
<br />
Siyasi kulislerde konuşulanlara göre Defne Belediyesi’nde görev yapan 6-7 meclis üyesinin de Lütfü Savaş ile temas kurduğu iddia ediliyor. Söz konusu isimlerin, “mutlak butlan” kararı çıkması halinde oluşacak yeni siyasi yapılanmada görev almak istediklerini ilettikleri öne sürülüyor.<br />
Hatay siyasetinde taşların yerinden oynayabileceği bir döneme girilirken, gözler şimdi Ankara’dan çıkacak olası kararlar ve CHP içerisindeki yeni dengelere çevrilmiş durumda.<br />
<br />
Şimdilik kulisler bunu konuşuyor…<br />
<br />
Hatay İnternet TV gelişmeleri aktarmaya devam edecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ'lıcakla...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:32:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURBAN İBADETİ ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kurban-ibadeti-ve-fazileti-7832</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kurban-ibadeti-ve-fazileti-7832</guid>
                <description><![CDATA[KURBAN İBADETİ ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KURBAN İBADETİ ve FAZİLETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban Lügatte; “bağışlamak” “adamak”, “yakınlaşmak” gibi anlamlara gelir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dini literatürde ise Kurban: Allahın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak niyetiyle dinen belirli şartları taşıyan bir hayvanın Allahın ismi anılarak usulüne göre kesilmesidir.. İslam Dininde Kurban; Hicretin ikinci yılında (Miladi-624) sevgili peygamberimiz Hz.Muhammede vahyedilen şu ayetle emredilmiştir; "Ey Rasûlüm! Biz sana Kevseri verdik. (Cennette bir Havuz veya ırmak) O halde Rabbin için Namaz kıl, Kurban kes!" (Kevser 1-2) Peygamberimiz Hz.Muhammed bu ayetin nazil olmasından sonra her sene Kurban Bayramında Kurban kesmiş ve bunu ashabına da öğütlemiştir. Kurban; Allahın sevgisini ve rızasını kazanmak amacıyla ve ibadet niyetiyle dinen uygun nitelikteki bir hayvanın belirlenen vakitlerde usulüne göre kesilmesidir. Allahın ibadet olarak kesilmesini emrettiği Kurban; Kurban Bayramında ve Bayramın ilk üç gününde kesilir. (Zilhicce ayı 10,11,12.günleri) Bazı fıkıh âlimleri; “Allah Kurban kesmeyi yalnızca peygambere emretmiştir, bu nedenle Kurban ibadeti Ona farz, diğer müminlere Sünnettir.” demişlerdir. Bu bağlamda Şâfî, Mâlikî ve Hambelî mezhebine göre Kurban ibadeti “Sünnet” tir. Hanefî mezhebine göre ise; Peygambere emredilen bir şey aynı zamanda mü’minlere de emredilmiş sayılır ve Kurban ibadeti “Vâcip”tir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam fıkhına göre; Akıl bâliğ, hür, mukim ve dinen zengin sayılan, yani Zekat verecek nitelikte zengin olan mü’minler Kurban kesmekle mükelleftir. Buna rağmen pekçok müslüman Kurbanın sevabından hissedar olabilmek için sorumlu olmadığı halde geçimi dışında Kurbanlık hayvan alacak kadar artı parası varsa, Rabbine bir şükür ifadesi olarak Kurban kesmektedir. Ama borcu olan veya maddi sıkıntıda olan bir müslümanın sıkıntıya girerek, borç yaparak veya bankalardan kredi alarak Kurban kesmesi doğru değildir. İslam dininde Kurban; sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve cinsi hayvandan kesilebilir. Bunların dışındaki hayvanlardan Kurban olmaz. Bir koyun ve keçi ancak bir kişi tarafından Kurban edilebilir. Bazı fakihlere göre bir evde bir Kurban kesilmesi o hane halkı için yeterlidir. Sığır, manda ve deve bir kişi tarafından Kurban edilebileceği gibi hayvanın büyüklüğüne göre birden yedi kişiye kadar ortaklaşa Kurban edilebilir. Kurban ibadeti; Allah için yapılan çok feyizli mâli bir ibadettir. Kurban; bir müslümanın canını, malını ve servetini Allah için tereddütsüz fedâ edebileceğinin bir göstergesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban; Allah'ın vermiş olduğu nimetler için yapılan bir şükür ibadetidir. Kurban sayesinde insan; öncelikle Allah’ın bir emrini yerine getirmiş olduğu için Allahın sevgisini, rızasını ve mükafatını kazanmış olur. Kurban kesen bir mü’minin kestiği kurbanın etinden kendisi ve ailesi yediği gibi onun etinden konu komşusuna, misafirlerine ikram etmesiyle, fakir ve yoksullara da pay olarak dağıtmasıyla Allahın verdiği nimetleri Allah rızası için infak ederek, yakınlarıyla, fakir ve yoksullarla ve diğer müslüman kardeşleriyle paylaştığı için ayrı bir sevap daha kazanır. Bu nedenle Kurban kesenlerin kurbanlarını mutlaka ikamet ettikleri mahalde kesmeleri ve o mahaldeki (Şehir, kasaba, köy) fakir ve yoksul mü’min kardeşlerine infak etmeleri ve diğer mü’min kardeşleriyle ikramlaaşarak paylaşması çok daha faziletlidir. Allah katındaki ecir ve mükafatı da daha feyizlidir. Peygamberimiz sünneti böyledir. Bu konuda bazı müslüman kardeşlerimizin vekalet yoluyla Kurban paralarını başka yerlere para olarak göndermeleri doğru değildir. Kurbandan maksat; onun etini yukarda ifade ettiğimiz gibi Allah rızası için (Bakara-177) kurban mahallinde infak ederek, insanlarla paylaşarak Allahın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmaktır. Yoksa Rabbimiz Allahın bizim Kurbanımıza ihtiyacı yoktur. Bu konuda Rabbimiz Allah şöyle buyurur: "Elbette Kurbanların ne etleri ne kanları Allaha ulaşmaz. Fakat Allah'a ancak sizin takvanız ulaşır." (Hac -37) Yani Allaha ulaşacak olan; samimi bir niyetle yapılan güzel amellerdir..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hergün beslenme ve gıda ihtiyaçları için binlerce hayvan kesilir. Ama bu hayvanların etini sadece zengin olanlar ve maddi imkanı yerinde olanlar satın alır yer. Halbuki Kurban Bayramında kesilen Kurbanların etinden; başta Kurbanın sahibi olmak üzere, ev halkı, misafirler, fakirler, yoksullar ve ikram edilen herkes yer. Belki bir yıl boyunca evine et alamayanlar, Kurban sayesinde birkaç gün et yeme imkanı bulurlar. Bundan dolayı Kurban, Allah için yapılan bir ibadet olmanın yanında aynı zamanda imani ve insani yardımlaşmayı ve dayanışmayı, paylaşmayı, bölüşmeyi ve kardeşliği geliştiren, güçlendiren ve feyizlendiren rahmani ve faziletli bir ibadettir. Onun içindir ki Kurbanı ikamet mahallinde kesmek daha doğru ve daha feyizlidir. Kurbanın eti genel olarak üç kısma ayrılır, bir bölümü ev halkı için ayrılır, bir bölümü misafirlere ikram için ayrılır ve ikram edilir, bir bölümü de yakın akraba ve yakın komşulardan başlayarak yoksullara ve Kurban kesemeyenlere pay olarak dağıtılır. Böylece müslümanlar Kurbanın ve Bayramın feyiz ve bereketinden sevap ve mükafatından birlikte hissedar olurlar. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramınız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:41:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARA KARİYERDEN ÖNCE   MERHAMET AŞILANMALI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklara-kariyerden-once-merhamet-asilanmali-7831</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklara-kariyerden-once-merhamet-asilanmali-7831</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLARA KARİYERDEN ÖNCE   MERHAMET AŞILANMALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUKLARA KARİYERDEN ÖNCE</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;MERHAMET AŞILANMALI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sene sonu yaklaştı. Evlerde sesler yükseldi, masalar doldu, geceler kısaldı. Sınav zamanı bu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklar koşturuyor, veliler koşturuyor, öğretmenler koşturuyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkesin dilinde tek şey var: karne nasıl gelecek, diploma için kaç puan gerekli, hangi okul olacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haklısınız. Emek veren çocuğun karşılığını görmesini istersiniz. Sınav bir eşik, karne bir ayna, diploma bir kapı. Bunları küçümseyemeyiz. Ama şu sıralar en çok unuttuğumuz şey şu:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bu koşturmacanın içinde çocuğun vicdanını bir kenara bırakmamak lazım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuk sınava girerken yanında taşıdığı şey sadece formüller, tarihler, kelimeler olmamalı. Yanında “karşısındakini kırma”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">hissini de taşımalı. Arkadaşı düşük alınca “olsun, sen çalıştın” diyebilmeli. Başarılı olunca böbürlenmemeli, başarısız olunca kendini değersiz görmemeli.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü karne bir sayfadır, insan ömrü değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Diploma bir kağıttır, vicdanın yerine geçmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz çocuklara çoğu zaman “en iyi ol, geç, kazan” diyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Oysa önce “anla, dinle, acıyan gözle bak” demeyi öğretmek lazım. Sınav stresiyle birbirini ezen bir sınıf, ileride makam kavgası yapan bir toplum olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Karnesi zayıf diye dışlanan çocuk, ilerde başkasının zayıflığını fırsat bilir. Diploma alıp da merhameti unutmuş insan, unvanını başkalarını küçümsemek için kullanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden sınav haftasında asıl sorumluluk velide.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne-baba, çocuğunu sınava hazırlarken merhameti unutturma.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Notu yüksek olsun diye kalbini küçültme. En iyi okula girsin diye arkadaşını rakip görmesine izin verme.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Diploma eline geçsin diye vicdanını feda ettirme. Çünkü merhamet olmadan kazanılan her şey, sonunda çocuğu yalnız bırakır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuçta sınav biter, karne verilir, diploma alınır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi bir gün rafta kalır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama merhametle büyüyen çocuk, nereye giderse gitsin iz bırakır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kariyer sonradan gelir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce vicdanını korumak lazım.&nbsp; Vesselam.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:40:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/moldova-romanya-birlesme-planlari-ve-gagauzya-uzerinden-turkiyeye-olasi-etkileri-7830</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/moldova-romanya-birlesme-planlari-ve-gagauzya-uzerinden-turkiyeye-olasi-etkileri-7830</guid>
                <description><![CDATA[Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moldova–Romanya birleşmesi teorik olarak Moldova’yı Romanya üzerinden NATO ve Avrupa Birliği (AB) güvenlik mimarisine yaklaştırabilir; ancak bu süreç otomatik, sorunsuz ve kısa vadeli değildir. Moldova Anayasası ülkenin “daimî tarafsızlığını” ve yabancı askerî birliklerin ülkede bulunamayacağını belirtmektedir[1]. Buna rağmen Transdinyester’de yaklaşık 1.500 Rus askeri bulunmaktadır[2]. Bu durum, Moskova’ya Moldova üzerinde sürekli baskı üretme imkânı vermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><img alt="Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-20%20at%2009_07_26.jpeg" style="height:500px; width:800px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gagauzya ise Moldova içinde özerk statüye sahip[3], Hristiyan Ortodoks Gagauz Türkleri'nin yaşadığı hassas bir bölgedir. Bölgenin Türkiye ile kültürel bağı güçlüdür; ancak siyasi eğilimleri uzun süredir Rusya’ya daha yakın görünmektedir. Bu nedenle Moldova–Romanya–Rusya hattında bir kriz çıkarsa, Gagauzya Türkiye için hem soydaş diplomasisi, hem Karadeniz güvenliği, hem de NATO–Rusya gerilimi açısından kritik bir konuya/soruna dönüşebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>1. Jeopolitik Arka Plan</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir süredir gündemde olan Moldova’nın Romanya ile birleşmesi planları, Rusya açısından yalnızca iki devletin birleşmesi olarak değil, NATO sınırının Transdinyester’e ve dolaylı olarak Ukrayna cephesinin batı kanadına yaklaşması olarak okunmalıdır. NATO üyeliği normal şartlarda oybirliğiyle genişleme usulüne bağlıdır; ancak Moldova’nın Romanya ile birleşmesi halinde mesele “yeni üye kabulü” değil, mevcut NATO üyesi Romanya’nın egemenlik alanının genişlemesi tartışmasına dönüşerek[4] konunun çok daha karmaşık bir hal alma olasılığı kuvvetle muhtemel görülmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu senaryo Moskova’nın güvenlik algısında çok sert tepki doğurabileceği unutulmamalıdır. Rusya, Transdinyester’deki Rus vatandaşlarını, Rusça konuşan nüfusu ve askerî varlığını “koruma gerekçesi” olarak öne sürebilir. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Moldova'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Transdinyester sakinlerinden Rus vatandaşlığına geçmek isteyeceklere kolaylık sağlanacağına dair kararname imzalaması[5], Moldova tarafından egemenliğe müdahale ve ilhak hazırlığı benzeri bir adım olarak değerlendirilmiş ve tepkiyle karşılanmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2. Gagauzya’nın Önemi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gagauzya, anayasanın 111/1 maddesi uyarınca Moldova’nın ayrılmaz parçası olduğu belirtilmiş[6] olsa da 23 Aralık 1994 tarihinde kabul edilen Gagauz Yeri’nin özel statüsü üzerine kanun tasarısı (No: 344-XIII) ile Gagauzlara bu kanunla self determinasyon hakkı tanındığına dair hüküm de bulunmaktadır[7]. Bu madde, Moldova–Romanya birleşmesi senaryosunda Gagauzya’yı hukuki ve siyasi açıdan kritik hale getirecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Gagauzya, olası bir birleşme sürecinde üç farklı aktör tarafından farklı şekilde kullanılabilirliği ortaya çıkacaktır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye için: soydaş ve kültürel diplomasi alanı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya için: Moldova’nın Batı’ya entegrasyonunu frenleme aracı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moldova için: iç istikrar ve toprak bütünlüğü meselesi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>3. Türkiye’ye Olası Etkiler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından en önemli risk, Gagauzya meselesinin Rusya–NATO geriliminin parçası haline gelmesi olacaktır. Türkiye hem NATO üyesidir hem Karadeniz’de Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelmemeye dikkat edecek şekilde dengeli bir politika izlemektedir. Bu nedenle Gagauzya üzerinden doğacak bir kriz Ankara’yı zor bir dengeye itecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birinci etki soydaş sorumluluğu alanındadır. Gagauzlar Türk kökenli ve Türkiye’ye kültürel yakınlığı olan bir topluluktur. Türkiye’nin olası bu senaryolar karşısında sessiz kalması yurt içi ve Türk dünyası kamuoyunda eleştiri doğurabilir; ancak aşırı müdahil görünmesi Moldova’nın iç işlerine karışmak veya Rusya ile vekâlet rekabetine girmek şeklinde yorumlanabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci etki Karadeniz güvenliği üzerinedir. Moldova’da savaş veya iç çatışma riski, Ukrayna savaşıyla birleşerek Karadeniz’in batı hattını daha kırılgan hale getirecektir. Bu durum Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi, deniz güvenliği, enerji yolları ve NATO içi yükümlülükleri bakımından daha dikkatli pozisyon almasını gerektirecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü etki ise Türkiye–Rusya ilişkileri üzerine olacaktır. Ankara, Suriye, Kafkasya, enerji ve turizm gibi başlıklarda Moskova ile çok katmanlı ilişkilere sahiptir. Gagauzya’da Rusya karşıtı açık bir pozisyon, bu konularda baskı üretebilir. Buna karşılık Türkiye’nin tamamen pasif kalması da Türk dünyası politikasında zafiyet görüntüsü verecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>4. Türkiye Nasıl Hazırlanmalıdır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin en rasyonel hazırlığı askerî değil, çok katmanlı diplomatik ve insani hazırlık şeklinde olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara öncelikle Moldova’nın toprak bütünlüğünü tanıyan, Gagauzya’nın özerk haklarını koruyan ve Romanya–Moldova birleşmesi ihtimalinde halk iradesi, uluslararası hukuk ve barışçıl müzakere şartını vurgulayan bir çizgi izlemelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci olarak Türkiye, Gagauzya’da eğitim, Türkçe, kültür, yerel kalkınma, sağlık ve altyapı projelerini artırmalıdır. Bu faaliyetler Rusya karşıtı değil, Gagauz halkının kimliğini ve refahını güçlendiren “yumuşak güç” araçları olarak tasarlanmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü olarak Ankara, Moldova merkezi hükümetiyle doğrudan ve düzenli temas mekanizması kurmalıdır. Gagauzya’ya destek, Moldova’yı dışlayan değil, Moldova’yla koordineli yürütülen bir formatta olmalıdır. Bu, Türkiye’nin hem soydaşlarına sahip çıktığını hem de Moldova’nın egemenliğine saygılı davrandığını gösterecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dördüncü olarak Türkiye, NATO içinde Moldova dosyasının askerîleştirilmesine karşı dikkatli olmalı; ancak istihbarat, siber güvenlik, kriz yönetimi ve insani tahliye senaryolarını da hazır tutmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moldova–Romanya birleşmesi olasılığı kısa vadede kesin olmamakla birlikte böyle bir ihtimalin tartışılması bile Rusya, Transdinyester ve Gagauzya üzerinden bölgesel gerilimi artırabilme potansiyeli vardır. Birleşme gerçekleşirse Gagauzya için genişletilmiş özerklik modelinin de tartışılabileceği söylenebilir. Gagauzya siyasi aktörleri birleşmeye karşı çıkarsa self determinasyon ile bağımsızlık tartışmaları da yaşanabilecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya’nın Kırım’da yaptığı gibi bir ilhak modelini teorik olarak gündeme almak isteyebileceği ancak mevcut coğrafya, hukuk ve askeri şartlar dikkate alındığında kuvvetli bir olasılık olarak görülmemektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte AB ve NATO’nun da çözüm önerileri adıyla konuya müdahil olabilecekleri muhtemel görülmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından ise Gagauzya dosyası “duygusal soydaşlık” ile “soğukkanlı jeopolitik denge” arasında yönetilmesi gereken hassas bir alandır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">En doğru strateji: Moldova’nın toprak bütünlüğüne saygı + Gagauz kimliğinin korunması + Rusya ile doğrudan çatışmadan kaçınma + Karadeniz güvenliğine hazırlıklı olma çizgisi olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Moldova Anayasası, madde 11: Moldova daimî tarafsızdır ve yabancı askerî birliklerin ülkede konuşlanmasını kabul etmez.<br />
https://web.archive.org/web/20131213013526/http://lex.justice.md/document_rom.php?id=44B9F30E:7AC17731 (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Elizabeth Place; Transnistria: Russia's Next Battlefront, 21.10.2024. </span><a href="https://hir.harvard.edu/transnistria-russias-next-battlefront/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://hir.harvard.edu/transnistria-russias-next-battlefront/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Moldova Anayasası, madde 111. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] NATO’nun genişleme usulü, Kuzey Atlantik Örgütü Antlaşmasının 10. Maddesi hükmü gereği oybirliği esasına dayanır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Dmitri Chirciu; Putin, Transdinyester Sakinlerine Rus Vatandaşlığı Verilmesini Kolaylaştıran Kararname İmzaladı, A.A., 1.05.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/putin-transdinyester-sakinlerine-rus-vatandasligi-verilmesini-kolaylastiran-kararname-imzaladi/3939893" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/dunya/putin-transdinyester-sakinlerine-rus-vatandasligi-verilmesini-kolaylastiran-kararname-imzaladi/3939893</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Moldova Anayasası, madde 111.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Remzi Bulut; Karadeniz’in Öteki Yakasındaki Türkler “Gagauz Türkleri”, Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi, ss. 58-65, Eylül 2016. </span><a href="https://www.researchgate.net/publication/389255997_Karadeniz'in_Oteki_Yakasindaki_Turkler_Gagavuz_Turkleri" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.researchgate.net/publication/389255997_Karadeniz'in_Oteki_Yakasindaki_Turkler_Gagauz_Turkleri</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:36:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UZAT ELİNİ...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/uzat-elini-7829</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/uzat-elini-7829</guid>
                <description><![CDATA[UZAT ELİNİ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">UZAT ELİNİ...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kış günü akşamı, Üftâde hazretleri talebelerini toplamış sohbet ediyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ara; “Dostlarım! Canımız tâze üzüm istedi. Acaba bulmak mümkün müdür?” buyurdu. Talebeler içlerinden; “Bu kış günü, bu karda tâze üzüm olur mu?” diye düşünürlerken, Azîz Mahmûd Hüdâyî de kendi kendine; “Mâdemki bu sözü hocam söyledi, mutlakâ bunda bir hikmet vardır.” diye düşünerek ayağa kalktı ve; “Efendim! Müsâade ederseniz bendeniz getireyim.” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müsâade edilince sepeti aldığı gibi Bursa'nın Çekirge mevkiindeki bağa gitti. Bağ, karlar altında idi. Bir asma çubuğunun üzerinden karları temizlediğinde, salkım salkım üzümler gördü. Bunun hocası Üftâde hazretlerinin bir kerâmeti olduğunu anlayıp, üzümleri sepete koymaya başladı. Asmadaki üzümler bittiğinde, sepet de ağzına kadar dolmuştu. Sepeti omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hızlıca yürürken, birden ayağı kayıp bir çukura düştü. Çukur derin olduğundan, çıkmak için çok uğraştıysa da başaramadı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çâresiz kalınca hocası Üftâde'den yardım istemek hatırına geldi ve içinden; “İmdât! Yâ mübârek hocam!” der demez, çukurun başından bir ses; “Ey Mahmûd! Uzat elini de yukarı çekeyim” dedi. Bu sesin sâhibine baktı, fakat tanıyamadı. Çukurun başındaki kimsenin kendisine gülümsediğini gördü. Utanarak elini uzattı. Yukarı çıktığında o kimseyi göremez oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine sepeti omuzuna alarak dergâha doğru süratle gitti. Hocasının huzûruna vardığında sohbet devam ediyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Omuzunda üzüm dolu sepeti gören talebeler şaşırıp kaldılar. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başından geçenleri anlatınca, Üftâde hazretleri, yardım edenin Hızır aleyhisselâm olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Talebeler hocaları hazreti Üftâde'nin, Allahü teâlânın katında yüksek bir velî olduğunu ve Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin hocalarına olan teslîmiyetini bir kere daha anladılar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 16:00:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 Eylül’ü Yaşayan Bir Asker: Alamettin TÜRKMEN</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/12-eylulu-yasayan-bir-asker-alamettin-turkmen-7828</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/12-eylulu-yasayan-bir-asker-alamettin-turkmen-7828</guid>
                <description><![CDATA[12 Eylül’ü Yaşayan Bir Asker: Alamettin TÜRKMEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">12 Eylül’ü Yaşayan Bir Asker: Alamettin TÜRKMEN</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alamettin Türkmen anlatırken yüzündeki yılların izi aslında o günlerin ağırlığını da taşıyordu. 1980 darbesi sırasında İstanbul’da askerdi. Beşiktaş, Kağıthane, Ortaköy ve Nişantaşı çevresinde görev yaptıklarını anlatırken bir anda o yıllara geri döndü. “Bir gece herkes panikle uyandı” dedi. Sokaklar boşaltılmış, yollar kesilmişti. İnsanlar evlerinden çıkamıyor, herkes korkuyla radyolardan gelecek haberleri bekliyordu. O günlerde “Abdi İpekçi vuruldu” haberinin büyük yankı uyandırdığını, ardından sıkıyönetimin sert şekilde hissedildiğini anlattı. Kabataş Lisesi’ne insanların toplandığını, kitapların kamyonlara doldurulup yakıldığını söylerken sesi ağırlaştı. “Binlerce kitap vardı evlat” dedi, “insanlar sadece konuşmaya bile korkuyordu.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O günlerin İstanbul’u sessiz ama tedirgindi. Alamettin amca, bazı mahallelerde perdelerin sıkıca kapandığını, ışıkların bile açılmadığını söyledi. “Kimse dışarı çıkmayacak deniyordu” diye anlattı. Dört ay boyunca kapalı bölgelerde kaldıklarını, askerlerin sürekli nöbette olduğunu söyledi. Ama ilginç olan bir başka detay da vardı; Nişantaşı ve Ortaköy’de yaşayan bazı aileler askerlere yemek taşıyordu. Bir tabak sıcak yemek bile o günlerde moral sayılıyordu. Fakat sokaklarda hâkim olan duygu korkuydu. İnsanlar ne olacağını bilmiyor, herkes birbirinden şüphe ediyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alamettin Türkmen’e göre darbenin gelişi kötü günlerin daha da büyümesini engelledi. “İyi oldu” derken sebebini şöyle anlattı: “O zaman sağcı solcuyu, solcu sağcıyı öldürüyordu. Mahalleler bölünmüştü. Kim olduğunun önemi yoktu, insanlar birbirine düşmandı.” Ona göre ülke iç savaşın eşiğine gelmişti. Bugün yıllar sonra o günleri anlatırken hâlâ aynı ciddiyetle konuşuyor. Çünkü bazı dönemler sadece tarihte kalmıyor; yaşayan insanların hafızasında da hiç silinmiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazar Mustafa ALDIÇ&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:59:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SENDE HÂLÂ</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sende-hala-7827</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sende-hala-7827</guid>
                <description><![CDATA[SENDE HÂLÂ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SENDE HÂLÂ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eserine sığındım, geceler sen kokarken<br />
Bilmesen de aklımın yarısı sende hâlâ<br />
Hayalinle yoğundum, heceler sen kokarken<br />
Gönül denen peteğin, arısı sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreğinin sesine, irade buyurmadın<br />
Çakallar sürüsünü, gölgenden ayırmadın<br />
Karşılıksız sevmeye, doymadım, doyurmadın<br />
Kandığım mutluluğun, gerisi sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hiçbir kula vermemiş, Yaradan hoşluğunu&nbsp;<br />
Senden başka hiç kimse, doldurmaz boşluğunu<br />
Başka şey unutturmaz, aşkın sarhoşluğunu<br />
Yaşanacak düşlerin serisi sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sensizken cemalime gülüşü yasaklarım<br />
Aklımdaki yerini, her nefeste yoklarım<br />
Geriye dönüşünü, ömür boyu beklerim<br />
Cana can katan şeyin, birisi sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalan dünyanın sonu, kapımı çaldığında<br />
Şaşıracak belki de, hanemi bulduğunda<br />
Eli bomboş dönecek, Azrail geldiğinde<br />
Nurseli’nin ölüsü, dirisi sende hâlâ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:22:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruh Açlığının Modern Hali</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ruh-acliginin-modern-hali-7826</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ruh-acliginin-modern-hali-7826</guid>
                <description><![CDATA[Ruh Açlığının Modern Hali]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Ruh Açlığının Modern Hali</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İnsan bazen aç değildir. Sadece duyulmamıştır.&nbsp; Ah benim uyanış sancılarım…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Karnımı mı yedin sen? Bir insan neden durmadan yer mesela? Gerçekten aç olduğu için mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Yoksa sesini işitmeyenlerin bıraktığı boşluğu susturmak için mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bazı geceler insanın midesi değil, ruhu kazınır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ve insan zihnindeki açlığı doyurmak uğruna bağırsaklarına kadar yüklenir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü beden konuşur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Kalbin sustuğu yerde mide bağırır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ben kahkahalarla gülen insanların içindeki kırıkları artık duyabiliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü bazen insan en yüksek kahkahayı, içindeki çığlık duyulsun diye atar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ne kadar neşeli görünürse o kadar az sorgulanacağını sanır. Kırgınlık da böyledir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Önce kalpte başlar, sonra dile vurur. İnsan aslında kaba değildir çoğu zaman; sadece uzun süre anlaşılmamıştır. Bir de “hayır” diyemeyenler vardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İçindeki küçük çocuğu hâlâ incinmesin diye herkese evet verenler… Nazlı değil o çocuk aslında.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Sadece sevgiyi kaybetmekten korkuyor. İnsan bazı şeyleri fark eder ama hemen değiştiremez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İşte en sancılı yer tam orasıdır. Bilmekle dönüşmek arasındaki uçurum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü uyanış bir anda gelen romantik bir aydınlanma değildir. Uyanış bazen bağırsak bozukluğudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bazen gece üçte gelen anlamsız ağlama hissi. Bazen kimseye tahammül edememek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bazen de herkesi bırakıp kendine ilk defa dönmektir. İnsan eski benliğinden çıkarken kriz geçirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Tıpkı kabuk değiştiren bir canlı gibi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü artık eski hayat dar gelir ama yeni hayatın içine de tam yerleşemez. Bu yüzden bazı insanlar</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">“çok değiştin” der.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Evet.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü aynı kalmak ruhuma artık dar geliyor. Belki de uyanış dediğimiz şey, kendine ilk defa dürüst olmaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ve dürüstlük… İnsanın içinde deprem etkisi yaratır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Gamze Arslan</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Yaşam ve Farkındalık Koçu</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Benden bana,bizden size</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:55:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cok-kutuplu-sistem-arayisi-ve-cin-rusya-stratejik-esgudumu-7825</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cok-kutuplu-sistem-arayisi-ve-cin-rusya-stratejik-esgudumu-7825</guid>
                <description><![CDATA[Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü</strong></span></span></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin’e gerçekleştireceği ziyaretin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Pekin temaslarının hemen ardından gündeme gelmesi, uluslararası sistemde yeniden şekillenen güç dengeleri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu ziyaret, yalnızca ikili ilişkiler bağlamında değil; aynı zamanda “çok kutuplu dünya sistemi”, “küresel güç rekabeti” ve “alternatif jeopolitik bloklaşma” tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><img alt="Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-18%20at%2009_56_25.jpeg" style="height:519px; width:800px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle Ukrayna savaşı sonrasında hızlanan küresel kutuplaşma süreci, Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşmayı daha görünür hale getirmiştir. Bunun yanında Washington-Pekin hattındaki kontrollü rekabet ve ekonomik bağımlılık ilişkisi, Çin’in dış politika stratejisinde “dengeleyici büyük güç” kimliğini öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda Putin’in Pekin ziyareti, Çin’in hem ABD ile ilişkileri tamamen koparmadan sürdürme hem de Rusya’yı Batı’ya karşı stratejik denge unsuru olarak koruma çabasının önemli bir göstergesi olarak okunabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çin’in Küresel Mesajı: “Denge Kurucu Güç” İmajı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin’in aynı dönemde hem ABD hem de Rusya ile üst düzey diplomatik temaslar yürütmesi, Pekin’in kendisini yeni uluslararası sistemin merkez aktörlerinden biri olarak konumlandırma arzusunu daha da görünür hale getirmiştir. Çin yönetimi, özellikle son yıllarda “tek kutuplu Amerikan düzeninin sona erdiği” tezini dolaylı biçimde destekleyen söylemler geliştirdiği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Pekin’in temel stratejik mesajı, Çin’in yalnızca ekonomik bir güç değil; aynı zamanda küresel krizleri yönlendirebilen, denge kurabilen ve çok taraflı diplomasiyi şekillendirebilen bir aktör olduğudur. Çin’in hem Washington hem Moskova ile görüşebilmesi, Pekin’in “jeopolitik merkez ülke” pozisyonunu güçlendirme arayışıyla ilişkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında Çin, ABD ile yaşadığı rekabeti tam ölçekli bir kopuşa dönüştürmek istememektedir. Özellikle ticaret, teknoloji ve finans alanlarındaki karşılıklı bağımlılık nedeniyle Pekin, Washington ile kontrollü rekabet stratejisini sürdürmektedir[1]. Trump ile yürütülen temasların ekonomik tansiyonu azaltmaya yönelik olduğu değerlendirilirken, Putin’in ziyareti ise Çin’in Rusya’dan stratejik olarak vazgeçmeyeceğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çin-Rusya Yakınlaşması ve Alternatif Blok Arayışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın en önemli boyutlarından biri, Batı merkezli ekonomik ve finansal sisteme alternatif üretme çabasıdır. Özellikle ABD yaptırımları sonrasında Moskova’nın Çin’e ekonomik bağımlılığı artmış; enerji, ticaret ve teknoloji alanlarında yeni iş birlikleri gündeme gelmiştir[2].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte yerel para birimleriyle ticaretin artırılması, SWIFT[3] benzeri alternatif ödeme sistemleri ve dolar bağımlılığını azaltmaya yönelik girişimler dikkat çekmektedir. Çin açısından bu durum, yalnızca Rusya’yı desteklemek değil; aynı zamanda uzun vadede Batı merkezli küresel finans sistemine karşı alternatif bir ekonomik düzen oluşturma hedefiyle ilişkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya açısından Çin artık yalnızca bir ticaret ortağı değil; ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Avrupa enerji piyasasında yaşanan kayıplar nedeniyle Moskova’nın Asya’ya yönelmesi, Çin’i Rus enerji ihracatının merkez ülkesi konumuna taşımıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Enerji Diplomasisi ve “Sibirya Gücü-2” Projesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Putin’in Pekin ziyaretinde öne çıkması beklenen en önemli başlıklardan biri enerji iş birliğidir. Özellikle “Sibirya Gücü-2” doğal gaz hattı projesi, Rusya’nın Avrupa pazarına alternatif oluşturma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görülmektedir[4].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu proje sayesinde Rusya, Avrupa’ya yönlendirdiği enerji kapasitesinin önemli bir bölümünü Çin’e kaydırmayı hedeflemektedir. Çin ise artan enerji ihtiyacını daha güvenli ve uzun vadeli anlaşmalarla karşılamayı amaçlamaktadır. Böylece enerji alanındaki iş birliği, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir bağımlılık ilişkisi yaratmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Savunma, Teknoloji ve Ukrayna Savaşı Sonrası Düzen</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı teknolojisine erişiminin zorlaşması, Çin’i Moskova açısından daha kritik hale getirmiştir. Çin doğrudan silah desteği konusunda dikkatli davranmakla birlikte, çift kullanımlı teknolojiler, elektronik bileşenler ve sanayi altyapısı üzerinden Rusya’ya dolaylı destek sağladığı yönündeki değerlendirmeler Batılı çevrelerde sıkça dile getirilmektedir[5].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan Çin, Ukrayna savaşının tamamen Rusya’nın çöküşüyle sonuçlanmasını istememektedir; çünkü Moskova’nın zayıflaması, ABD’nin stratejik odağını yeniden Asya-Pasifik bölgesine yöneltmesini hızlandırabilir. Bu nedenle Pekin açısından Rusya’nın Batı’yı meşgul eden bir güç olarak sistem içerisinde varlığını sürdürmesi stratejik önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump sonrası dönemde ABD’nin Ukrayna dosyasındaki yükünü azaltma eğilimi ise Moskova tarafından fırsat olarak değerlendirilmektedir. Kremlin, Washington’un Avrupa güvenliği konusundaki angajmanının azalmasını kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkistan/Orta Asya ve Arktik Rekabeti: Görünmeyen Gerilim Alanları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar Çin ve Rusya “stratejik ortaklık” söylemini öne çıkarsa da iki ülke arasında örtülü rekabet alanları da bulunmaktadır. Bunların başında Türkistan/Orta Asya gelmektedir. Çin, “Kuşak ve Yol Projesi” aracılığıyla bölgedeki ekonomik etkisini artırırken, Rusya güvenlik ve askeri nüfuzunu korumaya çalışmaktadır[6].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde Arktik bölgesi de iki ülke arasında dikkatle yönetilen bir rekabet alanı oluşturmaktadır. Rusya bölgedeki askeri ve jeopolitik üstünlüğünü koruma çabasındayken, Çin Arktik ticaret yollarına ve enerji kaynaklarına erişim sağlamak istemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Putin’in Pekin ziyareti yalnızca Batı’ya karşı ortak duruş değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki stratejik dengeyi yönetme çabası olarak da okunmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump sonrası Putin’in Pekin ziyareti, uluslararası sistemde şekillenen yeni güç dengelerinin sembolik ve stratejik bir göstergesi niteliğindedir. Çin, ABD ile ilişkilerini tamamen koparmadan sürdürmeye çalışırken, Rusya’yı Batı’ya karşı önemli bir jeopolitik denge unsuru olarak korumayı hedeflemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya ise uzun vadeli ekonomik ve stratejik dayanıklılığını sürdürebilmek için Çin desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Pekin-Moskova hattındaki yakınlaşma, klasik bir ikili ittifaktan ziyade çok kutuplu düzenin koordinasyonuna yönelik pragmatik bir stratejik ortaklık görünümü taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Trump: Çin ile Potansiyel Bir Savaşa Girmek İstemiyoruz, 19.03.2026. </span><br />
<a href="https://www.bloomberght.com/trump-cin-ile-potansiyel-bir-savasa-girmek-istemiyoruz-3744649" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.bloomberght.com/trump-cin-ile-potansiyel-bir-savasa-girmek-istemiyoruz-3744649</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Hüseyin Korkmaz, Yaptırımlar Altında Büyüyen Ortaklık Çin ve Rusya, 13.04.2024. </span><br />
<a href="https://tasam.org/tr-TR/Icerik/72569/yaptirimlar_altinda_buyuyen_ortaklik_cin_ve_rusya" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://tasam.org/tr-TR/Icerik/72569/yaptirimlar_altinda_buyuyen_ortaklik_cin_ve_rusya</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] SWIFT, dünya genelindeki banka ve finansal kuruluşların birbirleriyle güvenli ve hızlı bir şekilde iletişim kurmasını sağlayan uluslararası bir para transferi ağı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Hao Tan, Power of Siberia 2 reshapes China's energy security calculus, eastasiaforum.org, 31.10.2025.</span><br />
<a href="https://eastasiaforum.org/2025/10/31/power-of-siberia-2-reshapes-chinas-energy-security-calculus/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://eastasiaforum.org/2025/10/31/power-of-siberia-2-reshapes-chinas-energy-security-calculus/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Rusya Çin Teknoloji Bağımlılığı: Savaş Sürecinde Artan Riskler, 01.05.2026</span><br />
<a href="https://temizteknoloji.com/rusya-cin-teknoloji-bagimliligi-savas-surecinde-artan-riskler/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://temizteknoloji.com/rusya-cin-teknoloji-bagimliligi-savas-surecinde-artan-riskler/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Özlem Fındık, Çin’in Bölgesel Hegemonya Olma Yolunda İlerleyişi Bir Kuşak Bir Yol Girişimi: Orta Asya Örneği, T.C. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2025. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:59:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LAİKLİK VE SEKÜLARİZM NEDİR?</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/laiklik-ve-sekularizm-nedir-7824</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/laiklik-ve-sekularizm-nedir-7824</guid>
                <description><![CDATA[LAİKLİK VE SEKÜLARİZM NEDİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">LAİKLİK VE SEKÜLARİZM NEDİR?</span></span></span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dünya’da çeşitli zamanlarda değişik anlamlar taşıyan “laiklik” teriminin anlamı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yerine oturmuş olmasına rağmen seksen yıldır bizdeki kavram kargaşası hala devam etmektedir. Anlamına, vakıf olmanın yolu tarihsel sürecine inmektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bu iki kavramın Hıristiyanlığın tarihsel gelişimiyle yakından ilgisi vardır. Hz İsa’dan itibaren Hıristiyanlık; “Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya…” sözüyle din devlet ilişkilerini oluşturmuştur. Ancak o günkü anlamda Katolik Mezhebi’nin çıkışıyla devletin dinden ayrılamayacağı fikrinin yaygınlaşması dünyayı katı bir teokratik devlet yapısı ile tanıştırdı. Dini kendine alet eden hakim sınıf, rahipler dışındaki halkı basit insanlar olarak algılamış ve <strong>kendi fiillerinin denetlenmesine açık kapı bırakmamışlardır.</strong> Kendi inancı dışındaki bütün inançlara asla tahammülü olmayan bu sistem Orta Çağ boyunca insanlığın başına bir kabus gibi çökmüştü. Allah’a ulaştırıyoruz, diye kendi otoritelerini ve baskılarını ve hatta sömürü düzenlerini kuranlara her devirde rastlanmıştır ve ne yazık ki içinde bulunduğumuz çağda hala devam etmektedir. &nbsp;Bu ortamlar istihbarat sistemlerinin en çok sevdikleri ortamlardır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Ancak Orta Çağdaki bu istismar, İslam inancı taşıyan toplumların özgür ortamlarının da katkısıyla İslam ülkelerinin sığınılacak ülkeler olması, İslam toplumlarının gelişmesi ve büyümesi sonucunu da beraberinde getirmiştir. İslam inancında diğer inançlar kendi hukuki altyapılarında yargılanır ve yönetilir. İslam toplumuyla savaşmayanlarla savaşmak yasaktır. Savaşta kadınlar, çocuklar, yaşlılar yani sivil halk savaşın asla hedefi olamaz. Dinde zorlama yoktur. Sivil ve doğal altyapıya zarar verilmez. Dini temelli konular dışında ve zamanın getirdiği yenilikler için konunun uzmanlarının hukuka uygun kanun düzenlenmesi normal karşılanır. Hurma tarımı ile ilgili tanınan serbest hareket hakkı buna örnektir. İslamiyet ve bu özelliği taşıyan inançlara gereksiz yere cephe alınmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Doğunun özgür ortamlarıyla tanışan batı düşünürleri 1490’lı yıllardan itibaren kendi özlerini hatırlayarak din devlet ilişkilerini yeniden tanımlamışlardır. İngiltere’de Jean Calvin Yeniden İncil’e Dönüş hareketini başlatarak kilise ile devletin ayrılması gerektiğini ileri sürmüştür. Almanya’da da Martin Luther Yeniden İncil’e Dönüşü ve herkesin kendi rahibi olması gerektiğini savunmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bu iki hareket bugünkü sekülarizm fikrinin öncüleri olmuşlardır. Amerika Birleşik Devletleri’ni kuranlar da her inanca eşit mesafede olma anlamına gelen sekülarizmin savunucular olmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Hâlbuki aynı yıllarda Fransa’da Auguste Comte ve benzerleri aynı hareketi çok farklı bir kulvara çekmişlerdi. Onlara göre, insanlar aydınlandıkça tanrının alanı daralacaktı. <strong>Bu, Laikliğin o günkü tanımı idi</strong>. Bu inanç tıpkı Katolik din devletinde olduğu gibi kendi dışındaki inançlara asla tahammül göstermemiştir. Bu da Fransa’nın gelişimini İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar, yani Amerika’nın Fransa’yı Alman işgalinden kurtardığı, sekülarizm ile laikliğin anlam birliğine kavuştuğu, devletle inançların barıştığı yıllara kadar geciktirmiştir. Başlangıcında Fouche (Fuşe) gibi diktatör teşkilatçılar yıllarca Fransa halkına adeta kan kusturmuşlar, cadı kazanının ne anlama geldiğini halka öğretmişlerdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gerek halkla istişareye açık alimlerin dünya işlerindeki görüşlerini kanunlaştıran ve adaletle özdeşleşen İslam, gerekse Hıristiyanlığın diğer mezhepleri orta çağ deneyimi nedeniyle teokratik devlet suçlamasıyla haksız yere muhatap olmuşlardır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bugün batıda devletler kendilerini her inanca aynı mesafede olma ilkesiyle hareket etme mecburiyetinde hissederler. <strong>Kendileriyle birlik oluşturmak isteyen ülkelerde inanç ve teşebbüs özgürlüğü ve tam demokrasiyi ararlar.</strong> <strong>Egemenliğin kayıtsız şartsız kimde olduğuna bakarlar. </strong>Batılı Nato üyesi olan Türkiye’ye 2026’dan 40 yıl önce batının bakışı: “<strong>Tek demir perde ülkesi üyemiz.</strong>” nazarındaydı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu esnasında Fransa ile hiçbir siyasi bağlantısının olmadığı, halbuki sekülarizmin merkezi olan ABD, İngiltere ve Almanya ile siyasi bağlar dikkate alındığında önemli ip uçları verebilir. Cumhuriyetin kuruluşundaki laiklik anlayışı ilkel laiklikle bir tutulabilir mi? 1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması, İlk Kuran tefsirinin Atatürk tarafından yaptırılması her kesim tarafından kabul görmüş alimlere meal ve tefsir yaptırması bunun gayesi için bir ölçü olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kastının ilk dönem katı laiklik olmadığını ortaya koyar. Burada din istismarcılarının elinden masum halkı kurtarmanın hedeflendiği ve yabancı istihbarat örgütlerinin faaliyet alanlarının daraltılması kastı daha ağır basar. Ne de olsa Osmanlı’nın son dönemlerinde içler karartacak önemli yabancı istihbarat çalışmalarının örnekleri mevcuttu. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Beğenmediğimiz birçok özelliği olabilir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde bu gün 3000 inanç birbirine saygılı bir şekilde barış içinde, adalet önünde eşit haklardan yararlanarak yaşamaktadır. Amishler ve Mormonlar bunun en önemli örnekleridir. Teknolojiden uzak yetiştirdikleri tarım ürünlerini yol kenarına koyar ve fiyatını üstüne yazarlar, kimse başında durmaz. Bunların cinsel hayatla ilgili görüşleri dahil kendi bölgelerdeki trafik kanunlarını bile kendilerinin yapma hakkı vardır. İslam’da Caferi Sadık’ın Kaynağı Kuran olan Mecusilerin cinsel hayata bakış açısına verdiği tanıma fetvası bununla örtüşür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bu, bana 600 yıl bulunduğumuz coğrafyayı huzur ve adalet içinde yöneten bir devleti hatırlattı. O zaman baskılardan kaçan tüccarlar uygulanan pazar ekonomisi nedeniyle zenginliği; mucitler ve alimler; fikri gelişmeyi ve teknolojiyi bu devletin nüfuz alanına taşıyordu. Osmanlı’nın son dönemlerinde Avrupa’ya olan göç, şimdi de aynı özelliği taşıyan Amerika’ya yönelmiş durumda. Daha önceki Türk Devletleri’nde durum bundan farklı değildi. Biz kaybettiğimizi maalesef bizi örnek alanlardan almak zorunda kaldık. Bari bunu başarabilelim. Kurtuluş Harbiyle üçüncü dünyaya örnek olmuş Türkiye’den yeni bir idol olma özelliği beklenmektedir. Dünyadaki gelişmeler karşısında zaten mevcudu korumak için artık demir değil, çelik perdeler dahi yetmeyeceğe benziyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">İnançlarla ve halkla devletin barıştırılması ve tek yürek atan bir millet olmak için herkes taşın altına elini koymalıdır. Bunun yolu adil olmak, herkese, her inanca eşit mesafede olmak, kişi hak ve özgürlüklerini el üstünde tutmak, hukukun üstünlüğüne zarar verecek davranışlardan uzaklaşmak, halkın demokrasiye katkısıyla fikri gelişmeyi, hür teşebbüsü sağlamaktan geçer. Aidiyet duygusunu geliştirmek ve huzur ve ekonomik refah içinde yaşamak için bugün başka bir yol bulunmamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Başarıya giden yola çıkmak, ayrışmalardan ve aşiret düşmanlığı tarzındaki gizli ajandalardan arınmakla mümkündür. Komünizm’in, August Compte (Ogüst Comt) Laikliği’nin ve Orta Çağ Katolik Devleti’nin bakış açısı aynıdır. Kendilerinin dışındaki hiçbir fikre tahammülleri olmadığı gibi farklı düşünenleri dünyadan yok etmek için savaşmayı, ulaşılacak barış olarak görürler. Her üçü de tarih sahnesinden silinmişlerdir. Bize düşen bu, devrini tamamlamış düşünce sistemlerinden, düşünce tarzımızdaki kalan son kırıntıları da temizlemektir</span>.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sağlık ve Esenlikler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 07:45:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSLAMDA TEVEKKÜL</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islamda-tevekkul-7823</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islamda-tevekkul-7823</guid>
                <description><![CDATA[İSLAMDA TEVEKKÜL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSLAMDA TEVEKKÜL</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanların rızkını veren; âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah, hiç ayırım yapmadan, çalışan ve gayret eden her kuluna çalıştığının karşılığını vermektedir. Kur’an ifadesiyle: “İnsan için kendi gayretiyle/çalışmasıyla elde ettiğinden başkası yoktur.” (Necm-39) Ancak. mü’min; dünyevi ve uhrevi hayatı için yaptığı tüm çalışmaların ve işlerin neticesinin hayırlı ve feyizli olması için Allah’a tevekkül etmesi gerekir. Çünkü, Mukaddes kitabımız Kur’anda Allah şöyle buyurur: “Eğer mü’min iseniz Allah’a tevekkül edin!” (Maide-23)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki “Tevekkül” nedir? Tevekkül; Hayırlı bir işte feyizli ve bereketli bir amaca ulaşmak için gereken çalışmayı ve gayreti gösterip gerekli tedbirleri aldıktan sonra neticeyi Allahın takdirine bırakmaktır. Tevekkülün ön şartı ise; Hâlis/temiz bir iman, gayretli bir çalışma, güzel bir tedbir, güzel bir duâ ve güzel bir sabırdır. Hiçbir şeye tevessül etmeden, hiçbir çalışma ve gayret göstermeden “Ârmut piş ağzıma düş” mantığıyla her şeyi hazır beklemek akıllı insan işi değildir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle bir düşünce ahmaklıktan başka bir şey değildir. Bu nedenle insan/müslüman hem dünya hayatı, hem de ahiret hayatı için hayırlı ve faydalı şeyler elde etmek istiyorsa mutlaka çalışmalı, yapılması gerekenleri yapmalı, alınması gereken tedbirleri almalı ve sonucun hayırlı olması için güzel bir duâ ile Allaha duâ edip Allah’a sığınmalı ve Neticeyi O’nun takdirine bırakmalıdır. O’na tevekkül etmelidir. Kim Allah’a inanır, O’na güvenir ve işlerinde O’nu vekil kılarsa bilsin ki, Allah o kimseye yeter. Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Sen her zaman diri ve canlı olan Allah’a tevekkül et! Zira Allah sana yeter...” (Furkan-58)) Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde şöyle buyurur: “Bir kimse samimiyetle Allah’a sığınırsa, Allah onun her işine yetişir. Hiç ummadığı yerden onun rızkını verir.” Bir gün bir adam peygamberimize gelerek bir türlü fakirlikten kurtulamadığından şikayet etti. Peygamberimiz ona: “Demek ki sen Allah’a tam tevekkül etmedin. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer Allah’a tam tevekkül etmiş olsaydın Allah kuşlara rızkını verdiği gibi sana da verirdi. Bak, onlar her gün sabah erkenden mideleri aç olarak yuvalarından çıkarlar, akşam karınları tok olarak yuvalarına dönerler.” buyurdu. Bir defasında Peygamberimiz, Mescide gelen bir adamın devesini başı boş bırakarak Mescide girdiğini gördü. Onu çağırdı ve “Niçin deveni bağlamadın?” dedi. O da: “Allah vekil.” dedi. Peygamberimiz o kimseye: şöyle dedi: “Önce deveni bağla sonra Allah’a tevekkül et!” İbrahim aleyhisselam, zâlim Nemrudun adamları tarafından mancınıkla ateşe atılacağı sırada Allah’ın emriyle Cebrail, Hz.İbrahim’e (a.s) geldi ve “Yâ İbrahim! Benden bir isteğin var mı?” dedi. Her işinde Rabbine sığınan ve güzel bir tevekkül sahibi olan İbrahim aleyhisselam ona şöyle dedi: “Hayır Yâ Cebrâil. Allah benim bu halimi görüyor. Ben Allaha sığındım, O’na tevekkül ettim . Allah bana yeter. O en güzel vekildir.” dedi. Nemrudun adamları Hz.İbrahim’i(a.s) ateşe attığı anda Yüce Allah ateşe: “Ey ateş kulum İbrahim için serin ve esenlik ol!” (Enbiya-69) buyurdu ve ateş, İbrahim aleyhisselam için serin oldu. Atıldığı ateşin bulunduğu yer ise; içi çiçeklerle ve ağaçlarla bezenmiş serin bir bahçeye dönüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazı insanlar çalışıp, çabaladıkları halde istedikleri sonucu alamadıklarından veya fakirlikten kurtulamadıklarından yakınırlar. Bu ise tevekküle razı olmamaktır. Allah’ın takdirine isyandır. Halbuki insan, yaptığı işlerin sonucunun takdirini mutlaka Allah’a bırakmalıdır, yani her konuda Allahı vekil kılmalıdır. Yani mü’min her işinde tevekkül sahibi olmalıdır. Yaptığımız bir iş istediğimiz şekilde sonuçlanmamışsa, bilmeliyiz ki; ya o konuda gereken gayreti yeteri kadar göstermemişizdir veya henüz onun olma vakti gelmemiştir. Ya da; o işin, nefsimizin arzu ettiği şekilde sonuçlanması bizim hayrımıza değildir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: “İhtimal ki, sizin hoşlandığınız ve hemen arzu ettiğiniz birşey; sizin için şerdir/kötüdür. Hoşlanmadığınız bir şey de sizin iyiliğinizedir. Allah onu bilir ama siz bilemezsiniz.” (Bakara-216) Bu hususta bize düşen görev; her hayırlı iş için gereken çalışmayı ve gayreti gösterip güzel bir dua ile sonucu, neticeyi Allah’ın takdirine bırakmaktır. Ama şunu bir kez daha ifade edelim ki, Hâlis bir iman, güzel bir tedbir, gayretli bir çalışma ve azim, güzel bir duâ ve güzel bir sabır olmadan Tevekkül olmaz. Biliniz ki; “Allah bize yeter, O en güzel vekil, en güzel mevlâ ve en güzel yardın edendir.” (Ali imran-173) İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız kabul, işiniz güzel, ameliniz sâlih, Tevekkülünüz güzel, ömrünüz huzurlu, feyizli ve bereketli olsun!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026 (muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 07:41:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eskiden-dizler-yaralanirdi-7822</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eskiden-dizler-yaralanirdi-7822</guid>
                <description><![CDATA[ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir eğitimci olarak yıllardır gençleri gözlemliyorum mesleğim gereği.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden çocuklar sokakta büyürdü; şimdi ekranların içinde büyüyorlar maalesef.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden dizler yaralanırdı, bugün ise ruhlar yaralanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü çağ değişti. Bununla beraber &nbsp;insanın anlaşılma ihtiyacı hiç değişmedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünün ergeni; elinde akıllı telefon, zihninde gelecek kaygısı ve kalbinde yalnızlık duygusuyla yaşamaya çalışıyor. Gün boyu yüzlerce görüntü görüyor, onlarca mesaja cevap veriyor; ama çoğu zaman gerçekten dinlenmiyor, gerçekten anlaşılmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dijitalleşen sosyal hayat gençleri birbirine yaklaştırıyor gibi görünse de, aslında iç dünyalarını birbirinden uzaklaştırabiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Aynı evin içinde herkes birbirine birkaç metre uzaklıkta ama bazen kalpler kilometrelerce ayrı düşmüş durumda.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de çocuklarımızın üzerine sürekli bırakılan kaygı yükü var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomik sıkıntılar, savaş haberleri, gelecek korkuları, başarı baskısı, uyaranlar genellikle olumsuz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Henüz hayatın başındaki bir gencin omzuna bu kadar ağır yükler bırakıldığında, iç dünyasında fırtınalar kopması kaçınılmaz oluyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Üstelik çocukların sıkıntı yaşamalrına asla izin verilmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşmesinler, üzülmesinler, zorlanmasınlar diye onları fazlasıyla koruyoruz. Hepsi kral ya da kraliçe olduğunu düşünüyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa hayat; sadece konforla değil, sorumlulukla da öğrenilir. Mücadele etmeyen, sorumluluk almayan ve kendi kararlarını veremeyen bir genç, hayatta sorunlar &nbsp;karşısında güçlü durmakta zorlanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne babaların sevgisi çok kıymetlidir. Ancak bazen aşırı koruma, çocuğun kendi gücünü keşfetmesine engel olabilir. Çünkü çocuk dediğimiz varlık; biraz güvenle, biraz tecrübeyle, biraz da hayatın içinden geçerek olgunlaşmak gelişecektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gençlerin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; sürekli eleştirilmek değil, anlaşılmaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlara sadece nasihat değil; güven, ilgi, sorumluluk ve örnek bir duruş da verilmelidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey; kusursuz bir hayat değil, yanında güvenle duran &nbsp;ailesi &nbsp;ve kendini değerli hissedebileceği bir yuvadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Çünkü gençler; sevildiğini hissederek, güven duyarak, sorumluluk alarak; bazen düşüp yeniden ayağa kalkarak inançla &nbsp;büyürler. Ve hayata bu şekilde &nbsp;hazırlanan çocuklar, sadece başarılı değil, vicdanlı, güçlü, empati yeteneğine sahip; &nbsp;değerleri olan &nbsp;sağlam insanlar olurlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:50:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü  2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turk-devletleri-teskilatinin-jeopolitik-donusumu-2026-turkistan-gayriresmi-liderler-zirvesi-uzerine-akademik-bir-degerlendirme-7821</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turk-devletleri-teskilatinin-jeopolitik-donusumu-2026-turkistan-gayriresmi-liderler-zirvesi-uzerine-akademik-bir-degerlendirme-7821</guid>
                <description><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü  2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">15 Mayıs 2026 tarihinde Kazakistan’ın Türkistan şehrinde başlayan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Liderler Zirvesi, Türk dünyasının yalnızca kültürel dayanışma temelinde değil; aynı zamanda siyasi, ekonomik, teknolojik ve jeostratejik eksende yeniden yapılanma arayışının önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkmıştır. Zirvenin ana temasının “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” olarak belirlenmesi, TDT’nin yeni dönemde teknoloji merkezli bölgesel entegrasyon vizyonuna yöneldiğini göstermektedir. Bu çalışmada zirvede ele alınan dijital entegrasyon, enerji güvenliği, Orta Koridor, savunma iş birliği ve ortak ekonomik alan oluşturma hedefleri analiz edilmekte; ayrıca TDT’nin küresel sistem içerisindeki yükselen jeopolitik konumu değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü  2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/2026%20T%C3%BCrkistan%20Gayriresm%C3%AE%20Liderler%20Zirvesi%20.jpg.jpeg" style="height:671px; width:800px" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkistan/Orta Asya ve Kafkasya coğrafyasında ortaya çıkan yeni devlet yapıları, zaman içerisinde ortak tarih, dil ve kültür temelinde çeşitli iş birliği modelleri geliştirmiştir. Bu bağlamda TDT, Türk dünyası arasında kurumsal entegrasyonu artırmayı amaçlayan en kapsamlı platform haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda küresel güç dengelerinde yaşanan değişimler, enerji ve lojistik koridorlarının öneminin artması ve dijital dönüşüm süreçleri, TDT’nin stratejik önemini daha görünür hale getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 Türkistan Zirvesi, bu dönüşüm sürecinin yeni aşamalarından biri olarak değerlendirilmelidir. Zirve, sadece diplomatik bir toplantı değil; aynı zamanda Türk dünyasının ortak jeopolitik merkez oluşturma arayışının somut göstergelerinden biri niteliğindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvenin Temel Gündem Maddeleri</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1. Dijital Entegrasyon ve Yapay Zekâ Politikaları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvenin ana temasını oluşturan yapay zekâ ve dijital kalkınma konusu, TDT’nin geleceğe dönük stratejik yönelimini ortaya koymaktadır. Liderler, Türk devletleri arasında ortak dijital altyapı kurulması, veri güvenliği mekanizmalarının geliştirilmesi ve yapay zekâ tabanlı kamu hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi başlıkları değerlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle ortak teknoloji fonu ve bölgesel dijital ağ oluşturulması fikri dikkat çekmektedir. Bu girişimler, Türk devletlerinin Batı ve Çin merkezli dijital sistemlere bağımlılığı azaltma arayışının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda siber güvenlik alanında ortak kapasite geliştirilmesi hedefi, dijital egemenlik kavramının Türk dünyası açısından önem kazandığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2. Orta Koridor ve Lojistik Jeopolitiği</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvenin en stratejik başlıklarından biri “Orta Koridor” projesi olmuştur. Çin-Türkistan/Orta Asya-Hazar Denizi-Türkiye-Avrupa hattını kapsayan bu koridor, küresel ticaret yolları açısından kritik önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında kuzey ticaret güzergâhlarının riskli hale gelmesi, alternatif transit hatlara olan ihtiyacı artırmıştır. Bu durum, Türk dünyasının Avrasya ticaretinde merkezî bir konuma yükselme potansiyelini güçlendirmiştir. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapı işlevi görmesi, Kazakistan’ın enerji ve hammadde kapasitesi ile Azerbaycan’ın Hazar geçişindeki stratejik rolü, söz konusu hattın temel omurgasını oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Orta Koridor, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir güç projeksiyonu olarak da değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3. Enerji Güvenliği ve Bölgesel Enerji Koridorları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvede ele alınan bir diğer önemli konu enerji güvenliği olmuştur. Kazak petrolü, Hazar enerji taşımacılığı, doğal gaz hatları ve elektrik bağlantıları gibi meseleler, Türk devletleri arasında enerji temelli entegrasyon arayışını ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin enerji koridoru rolü, bu süreçte daha görünür hale gelmektedir. Özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliği konusunda alternatif kaynak arayışında olduğu bir dönemde, Türk dünyasının enerji transit merkezi olarak ön plana çıkması mümkündür. Bu durum, TDT’nin ekonomik iş birliği platformu olmanın ötesinde stratejik enerji mimarisinin parçası haline gelmesini sağlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4. Savunma Sanayi ve Güvenlik İş Birliği</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kapalı oturumlarda ele alınan savunma ve güvenlik meseleleri, zirvenin en kritik boyutlarından birini oluşturmaktadır. İHA/SİHA teknolojileri, savunma üretimi, sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi konular üzerinde durulmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle Şuşa Beyannamesi ile güçlenen Türkiye-Azerbaycan savunma koordinasyonu, diğer Türk devletleri açısından model niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda elde ettiği teknolojik kapasite, TDT içerisinde askeri iş birliği perspektifini güçlendiren önemli unsurlardan biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte mevcut yapının henüz NATO veya Avrupa Birliği benzeri kolektif güvenlik sistemine dönüşmediği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5. Ortak Ekonomik Alan Arayışı</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvede ekonomik entegrasyon konusu da öncelikli başlıklardan biri olmuştur. Ticaret hacminin artırılması, ortak yatırım bankası kurulması, gümrük kolaylıkları ve yerel para birimleriyle ticaret yapılması gibi öneriler gündeme gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu girişimler, Türk devletlerinin küresel ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir ekonomik yapı oluşturma isteğini göstermektedir. Özellikle yerel para birimleriyle ticaret önerisi, dolar merkezli küresel finans sistemine alternatif geliştirme arayışının bölgesel düzeydeki yansıması olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TDT’nin Küresel Sistem İçindeki Yükselen Rolü</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzde Türk dünyası, Çin ile Avrupa arasındaki kara ticaret yollarının merkezinde yer almakta; aynı zamanda enerji taşımacılığı açısından kritik bir coğrafi konum taşımaktadır. Bunun yanında Rusya, Çin, Batı ve Orta Doğu arasında jeopolitik denge alanı oluşturması, TDT’nin stratejik önemini daha da artırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda TDT’nin giderek:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Ekonomik blok,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Ulaştırma ağı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Enerji koridoru,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Teknoloji platformu,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Diplomatik koordinasyon merkezi</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">haline dönüşmeye çalıştığı gözlemlenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan hattı, Türk dünyasının stratejik omurgası olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’nin “Türk Dünyası Yüzyılı” söylemi de bu kapsamda yeni bir bölgesel vizyon inşa etmeyi amaçlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TDT’nin Önündeki Temel Engeller</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar TDT önemli bir yükseliş sürecinde olsa da örgütün önünde çeşitli yapısal sorunlar bulunmaktadır. Bunlar arasında;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Rusya’nın Türkistan/Orta Asya üzerindeki tarihsel etkisi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Çin’in bölgedeki ekonomik ağırlığı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Üye ülkelerin farklı dış politika öncelikleri,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Askeri entegrasyonun sınırlı kalması,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Ekonomik bütünleşmenin Avrupa Birliği seviyesine ulaşamamış olması</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">başlıca engeller olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca üye devletlerin siyasi sistemleri, ekonomik kapasiteleri ve dış politika yönelimleri arasındaki farklılıklar, derin entegrasyon sürecini zorlaştırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi, Türk dünyasının geleceğe yönelik stratejik yönelimlerini açık biçimde ortaya koyan önemli bir diplomatik gelişme olarak değerlendirilebilir. Zirvede ele alınan dijital dönüşüm, enerji güvenliği, lojistik koridorları ve savunma iş birliği gibi başlıklar, TDT’nin kültürel dayanışma ekseninden çıkarak çok boyutlu bir jeopolitik aktöre dönüşme arayışında olduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar örgütün önünde önemli siyasi ve ekonomik engeller bulunsa da Türk dünyasının ortak hareket kapasitesinin artması, Avrasya jeopolitiğinde yeni güç dengelerinin oluşmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle Türkistan Zirvesi, TDT’nin kurumsal dönüşüm sürecinde tarihî bir eşik olarak değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail Cingöz<br />
Uluslararası Siyaset Uzmanı<br />
BULTÜRK Ankara Temsilcisi<br />
TDPB Basın Kulübü Başkanı<br />
cingozismail01@gmil.com</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 16:49:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>19 BİR ZAMANLAR İSKENDERUN’DA KIŞ TURİZMİ</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/19-bir-zamanlar-iskenderunda-kis-turizmi-7820</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/19-bir-zamanlar-iskenderunda-kis-turizmi-7820</guid>
                <description><![CDATA[19 BİR ZAMANLAR İSKENDERUN’DA KIŞ TURİZMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">19 BİR ZAMANLAR İSKENDERUN’DA KIŞ TURİZMİ</span></span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1971 yılı sömestr tatili idi. Günlerden Pazar, sabah saat sekizde kapı çalındı ve Yaşları 16 civarında on arkadaş kapının önünde belirdi. <em>Bir arkadaşım ve Adana’dan gelmiş dokuz arkadaşı hayatlarında hiç kar görmediklerini, İskenderun radar mevkiinde yoğun kar tabakasını görünce hasretlerini benim kılavuzluğumla giderebileceklerini söylediler.</em> Benim için sürpriz olmuştu, ancak kendimi çabuk toparladım ve üzerimi giyinerek yola koyuldum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Savaş Mahallesi 49. Sokak civarından başlayarak henüz yerleşime tam olarak açılmamış Muradiye Mahallesi’ni takiben kanal boyunun güneyinden Modern Evler Mahallesi’ne doğru ilerledik. <em>Yol boyunca bahçelerde hurma, incir ve benzeri ağaçların yanında Akçay Portakal’ı denilen bir portakal cinsi dikkat çekiyordu. </em>Çok tatlı olmayan, tadı kıvamında ve diğer şeker portakallarından daha iri bir portakal cinsiydi. Bu gün hemen hemen kalmadı diyebiliriz. <em>Kanal’ın en üst noktasında büyükçe bir sulama havuzu vardı. Çocukların yazın yüzme mekanlarından biriydi.</em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sürekli bizim aksi istikametimize doğru akan bir akarsuyun kenarında uzanan, gittikçe dikleşen yol, bizi Aşkarbeyli’ye doğru götürüyordu. <em>Yol kenarındaki bir bakkalda sabah kahvaltımızı yapıp yolumuza devam ettik</em>. Köyü geçtikten sonra çok dik ve küçük parçalar halindeki tarlaların kenarından tırmanırken sol tarafımızda çağlayanlar gibi akan suyun sesi ve dansı bizi hiç yalnız bırakmadı. <em>Bu akarsu uzun süre İskenderun’un içme suyu problemine çözüm olmuştu. </em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Arkamıza dönüp baktıkça İskenderun ve körfezinin manzarasının sürekli değiştiğini görüyorduk. Ayağımızın altında kalan gemiler oldukça küçülmüştü. <em>Bir süre sonra iki dağın arasına varmış olduk, artık deniz ve İskenderun kaybolmuştu. Soğuk dağ havası ve dağ manzaralarından başka hiçbir şey kalmamıştı. </em>Yaprakları dökülmüş, yaklaşık iki metre boyunda, siyah renkli, garip ağaçlardan oluşan koruluktan geçerken bize sis de eşlik ediyordu. <em>Radar’a doğru yükselen bir patikanın eşiğine gelmiştik. DSİ ile ilgili izler ve yazılar burada su çalışmaları olduğunu gösteriyordu. Artık kesif kar yığınlarının üzerinde idik.</em> Bir süre kış turizmi heyecanı yaşayan arkadaşlar kartopu ve kardan adam gibi aktivitelerle oyalandılar. Geldiğimiz yoldan geri döndük. İskenderun manzaralarını seyretmek için arkamızı dönmemize gerek yoktu. <em>Batmak üzere olan güneşin pırıltıları çok farklı ritimlerle bize ulaşıyordu.</em>&nbsp; Eve ulaştığımızda çoktan akşam olmuştu. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kış turizmi denilince akla hep kar ve soğuk gelir. Halbuki insanlar kışın en çok ılıman bir hava ararlar. <em>Türkiye’nin yüksekliğinin sadece yüzde 15’inin yüz metrenin altında olduğunu kabul edersek, şiddetli kış yaşayan İç Anadolu insanının kış aylarında aslında ılıman bir hava aradığını anlayabiliriz.</em> Yükseklerde yapılan antrenmanların hemoglobin miktarını ve oksijen taşıma kapasitesini artırdığı bilinciyle Soğukoluk ve benzeri yerlerdeki düzlüklere uluslar arası spor tesisleri kurulmalıdır. <em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün biz on bin kişilik bir planla kurulan şehrimizin sıkıntılarını yaşadığımız gibi yarın da İskenderun’un hep böyle kalacağını sanmamızın sıkıntılarını çekeceğiz.</span></em><span style="font-size:12.0pt"> İskenderun’a getirilen fakültelerin sosyal ihtiyacını dahi karşılayamazken bir de komşu ülkelerden gelen turistlerin yükü şehrin sırtına binmiş durumda… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İskenderun halkıyla birlikte turistik katılımları da düşünürsek sahildeki iki adet belediye çay bahçesi yetersiz kalacaktır.</span></em> Üstelik 2 NOLU ÇAY BAHÇESİ’NİN mevsim nedeniyle kapatılacağı endişesi birçok kişiyi şimdiden almış durumdadır. Acaba özel sektöre ait olsa kapatılır mıydı? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bence bu çay bahçesinin çay ocağı kısmına yakın bir bölümüne kapalı bir alan yapılmalı ve yağışlı havalarda bu bölümden hizmet verilmelidir.</span></em><span style="font-size:12.0pt"> Gene yağışlı havalarda, şu anda olduğu gibi sandalyeler masaya doğru meyilli olarak bırakılarak kirlenmeleri önlenmeli, yağış geçtikten sonra bu alanı kullanmak isteyenlerin hizmetine gene bırakılmalıdır. <em>Satılacak olan birkaç bardak çay buranın masrafını fazlasıyla çıkarır. Hiç olmasa birkaç kişi buradan ekmek yemeğe devam eder.</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeşil sandalyelerle ilgili bir sorun yok, ancak yeşil masaların pürüzlü yüzeyleri ne kadar temizlense kirli görünüyor. <em>Güneş ışığı masa üzerinde çok kötü korozyon yapmış.</em> Ya yüzeyi kaplanmalı, ya da ayakları toprağa gömülmeyecek metal masalarla değiştirilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üstünün açık olması, bilhassa güneş etkisini kaybettikten sonra mekanı çok cazip kılıyor.</span></em><span style="font-size:12.0pt"> Yabancılar, çim üstünde çay içmenin doyumsuz olduğunu ve böyle bir çay bahçesini hiçbir yerde görmediklerini söyleyerek memnuniyetlerini belirtmekteler, ancak müzik programlarından sonra uzun süre orada kalan tahta sanduka(!) sahne çimlerin kurumasına yol açmaktadır. <em>Buna hassasiyet gösterilmelidir, ayrıca yerdeki izmarit ve sigara jelatinleri gibi çöpler konusunda uyarıcı levhalar konmalı ya da önlemler alınmalıdır.</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamu kurumlarının kar amacı gütmeyeceği bilinir. Biz zarar edilsin demiyoruz, ama bütçeye daha uygun fiyat araştırmaları yapılabilir. <em>Çay ve benzeri sıcak içecekler için belirlenen 50 kuruş fiyat oldukça normal, ( YIL 2008) ancak istemedikçe fincanda çay getirilmemelidir.</em> Soda için belirlenen 75 kuruş fiyat da makuldür. Bakkallarda 75 kuruşa satılan ve geriye 25 kuruş depozito iadesi yapılan kola dikkate alınırsa 1 liraya satılacak şişe kola bulunabilir. Zira 1,75 liraya satılan kutu kola ailelerin ve talebelerin ödeyeceği bir fiyat değildir. <em>Suriyeli bir turist bu fiyata Suriye’de 28 şişe kola alabileceğini söylerken (Henüz Suriye’de çatışmaların başlamadığı ve (çok nezih Suriyeli turistlerin geldiği yıllardı.) bizim turizm kenti olmamız için bazı şeyleri gözden geçirmemizi bize hatırlatmış oldu.</em> 30–40 Kuruşa halk ekmek satılmaya devam ederken ve bazı fırınlar fiyat artışına karşı çıkarken Ankara ve İstanbul’da 85 kuruşa ekmek satma gayreti nasıl bir ruh hali içinde olduğumuzu gösteriyor. <em>Gelir artışıyla aile bütçesini iyileştirmeyi düşünürüz, ancak bunun diğer bir yolunun maliyetleri düşürmek olduğunu da bilmeliyiz.</em> Burada kurumlara önemli görevler düşmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çimler üzerinde serin bir havada ve loş bir ışıkta çay içildiği, çocukların ebeveynlerinin yanında oyun oynadığı İskenderun halkının 2 Nolu Çay Bahçesi’nin kapatılmaması konusunda hassasiyetinin dikkate alınacağını ümit ediyorum. <em>Maalesef sadece bu çay bahçesi kapanmadı zihniyette değişti.</em> Dünyada çimlere basmanın yasak olduğu belirtir uyarıların bulunduğu tek şehirdir İskenderun. <em>Ne yazık ki, Çay Bahçemiz hizmet sevgisinin kurbanı oldu. </em>Down sendromlu insanlar için bir kafe yapmaya çalışırken, endüstriyel bir hangara dönüştü, cazibesini kaybetti ve sonunda yıkıldı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Sağlık ve esenlikler</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:52:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/topragin-ve-hayatin-sessiz-kahramanlari-7819</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/topragin-ve-hayatin-sessiz-kahramanlari-7819</guid>
                <description><![CDATA[TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her sabah güneş doğmadan uyanan birileri var bu memlekette.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Horozdan önce kalkar, toprağın nabzını yoklar, kümesin kapısını açar, ahırın kokusunu içine çeker.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/1000081307.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son zamanlarda emeklerine başarı katan, hikayeleriyle artık televizyon, gazete ve sosyal medyada adından söz ettiren çiftçiler, besiciler bunlar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Emeği görünmez sananlar yanıldı. Üretimleri kadar alın terlerinin öyküsü de konuşuluyor artık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne düşün:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğunun elinden tutup tarlaya giden, bir elinde çapayı bir elinde kalemi tutan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nasır bağlamış elleriyle hem ekmek yoğurup hem geleceği yoğuran.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğu okusun diye bahçede koşturan, “Ben yorulsam da o rahat etsin” diyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hemen yanında baba var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Traktörün başına geçen, teri alnına yapışsa da şikayet etmeyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğun okul masrafı için gecesini gündüzüne katan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;“Siz okuyun, ben toprağa bakarım” diyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evin direği, tarlanın yoldaşı o.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi var ailesi için Emek veren&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çifçi var tüm aile fertleriyle koşuşturan&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amca, dede, çocuk… herkes kendi emeğiyle destek için koşturuyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprağa alın terini düşürüp rızkı yeşerten, güneşle kalkıp yıldızlarla dertleşen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elleri nasır tutsa da yüreği hiç yorulmayan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köşede dede oturur. Tecrübesiyle “Toprak ihanet etmez” diyen çınar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tavukla, koyunla, inekle konuşan; kediyi okşayıp köpeğe selam veren besici.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her canlının derdini dert edinen.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuk hep birlikte koşturur bu işte. Biri kümesi besler, biri suyu taşır, biri tohumu serper.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçilik sadece toprak demek değil ki. Tarla var, bahçe var, bağ var. Kümes var, ahır var, ağılda bekleyen kuzu var.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O üretmezse fabrika çalışmaz, aşçı yemek pişiremez, çocuk okulda tok oturamaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi sadece bugünü değil, yarını da eker.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprağa bıraktığı her tohum, bıraktığı her yem, aslında bir milletin yarınlarına umut dikmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karşılık beklemez.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yağmur yağmazsa gökyüzüne bakar, “Sen bilirsin Allah’ım” der.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ürün olmazsa borçlanır, yine de seneye aynı toprağa döner.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü onun işi para değil, vefadır. Toprağa, vatana, insana, hayvana vefa.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Çiftçiler Günü.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir günlüğüne hatırlamak değil, her lokmada hatırlamak gerekir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofrandaki ekmeği yiyorsan, bir ana o gece uyumamıştır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suyunu içiyorsan, bir baba traktörden inmemiştir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sütün içiliyorsa, bir dede sabaha kadar hayvanına bakmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi ki varsınız. Ana, baba, amca, dede, çocuk… hepiniz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi ki toprağın nefesi, vatanın bereketi oldunuz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Siz varsanız hayat var. Siz susarsanız, dünya aç kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birlikte güzel yarınlara.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:50:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE  Cennet komşusu olmanın iki sırrı</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-cennet-komsusu-olmanin-iki-sirri-7818</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-cennet-komsusu-olmanin-iki-sirri-7818</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE  Cennet komşusu olmanın iki sırrı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cennet komşusu olmanın iki sırrı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rivayete göre Hz.Mûsa bir yolculuk esnasında tanımadığı bir kimseye misafir oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O kişi şehirde bir kasaptı. O kişi, gelenin Hz.Mûsa olduğunu bilmiyordu ve onu tanımıyordu. Ama o kişi, kendisine gelen her misafiri kabul edip Allah rızası için onu ağırladığı gibi Hz.Mûsa’yı da misafir etti. Çünkü O, misafiri severdi, O, her misâfiri Allahın misafiri, evin rahmeti ve bereketi olarak görürdü. Burada peygamberimizin şu hadisini nakledelim: “Allaha ve ahiret gününe inanan ve rızkının bereketlenmesini isteyen kimse misafirine ikram etsin!” O kişi, Hz.Mûsa’yı misafir etti ve evine götürdü. Zaman akşam vaktiydi. Eve vardıklarında, o kişi hemen ocağı yaktı ve çömlekteki et haşlamasını ısıttı, o haşlamadan iki tabağa koydu, o tabaklardan birini Hz.Mûsa’nın sofrasına koydu ve: “Sen yemeğini ye! Yoldan geldin acıkmış olmalısın. Seninle sofraya oturamadığım için kusuruma bakma, benim âcil yapmam gereken bir işim var, onu bitirince ben de sofraya geleceğim.” dedi ve diğer tabağı alarak içerdeki bir odaya gitti. Hz.Mûsa, adamın yapacağı işi merak etti. Yemeği yemek yerine o adamı izledi. Adam o odada tavana salıncak gibi asılı olan büyük bir zembil indirdi. (Zembil; hasırdan-kamıştan-deriden yapılmış bir çeşit büyük sepete denir.) İçinde; beli bükülmüş, zayıf ve yaşlı bir kadın yatıyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam o kadını zembilden çıkardı, yemeğini yedirdi ve tekrar zembildeki yatağına yatırdı.. Sonra Hz.Mûsâ’nın bulunduğu odaya geri döndü. Adam, Hz.Mûsa’nın yanına geri geldiğinde baktı ki, misafiri yemeği yememiş. Adam, o tabağı alarak ocağa götürdü ve yeniden sıcak etten hem kendisi için hem de Mûsa aleyhisselam için iki tabak koydu ve tekrar sofraya getirerek Hz.Mûsa’yı buyur etti. Kendisi de sofraya oturdu. Ama Hz.Mûsâ yemeğe başlamadan önce ona şöyle dedi: “Sen bana, önce o zembildeki kadının durumunu anlat!.. Sen onu bana anlatmadıkça bir lokma dahi yemem.” Adam, olup bitenleri ona şöyle anlattı; “ O zembilin içindeki yaşlı kadın; benim Anamdır, çok yaşlı olduğu için kendine bakacak takati, gücü yoktur, kalkamaz, yürüyeemez. Evde ona bakacak kimsem yok. Ona, yırtıcı hayvan, yılan, akrep gibi haşerât zarar vermesin diye ona zembilden bir yatak yaptım. Her gün sabahleyin onu tavanda asılı olan o zembile korum işime giderim. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün içinde aralıklarla gelir kontrol ederim. Akşamleyin eve geldiğimde de ilk önce onun yemeğini yediririm, sonra kendi istirahatime ve işime bakarım.” dedi. Hz.Mûsa tekrar sordu; “Bir şeyi daha merak ettim. Sen ona yemek yedirdikten sonra, o sana dudaklarıyla bir şeyler mırıldandı. Sen de: “İnşaallah!” dedin. O sana ne dedi?” Adam: “Anam her defasında bana: ‘Allah, seni Cennette Mûsâ Peygambere komşu kılsın!’ diye duâ eder. Ben de; “İnşaallah!” derim.” dedi ve arkasından da ekledi: “İşte anam böyledir, benim için her gün böyle güzel duâlar eder. Ama o büyük peygambere Cennette komşu olmak o kadar kolay mı? Nerde bizde ona komşu olacak sâlih amel!” O zamana kadar, kim olduğunu söylemeyen Hz.Mûsa şöyle dedi: “Annenin sana Cennette komşu olmasını istedği kişi benim. Ben, Allah’ın Rasûlü Mûsa’yım. İnşaallah hep birlikte Cennette birbirimize komşu oluruz.” dedi. Bu sözleri dinleyen adam sevincinden ne yapacağını şaşırdı ve; “Sen gerçekten Mûsa peygamber misin?” dedi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O da: “Evet ben Allahın rasûlü Mûsa’yım.” dedi. Adam şöyle duâ etti: “Beni, peygamberi Mûsa ile tanıştıran, Onu bana misafir gönderen, Onu bana dost kılan Rabbime şükürler olsun!” Adam öyle duygulanmıştı ki, gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Adam Hz.Mûsa’yı hemen Anasının yanına götürdü ve; “Ey Sevgili anacığım! Bak, bu akşam bize misafir olan kişi, senin her gün duâ ederek bana Cennette komşu olmasını istediğin Allah’ın Rasûlü Mûsa aleyhisselam imiş.” dedi peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurur: “İnsanı Cennete ulaştıracak en güzel amel; Ana-babaya iyilik etmektir.” Bu kıssadan alacağımız ders şudur: Demek ki, Cennete girmenin ve Cennette peygamberlere ve sâlih mü’minlere komşu olmanın sırlarından ikisi şudur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biri: Allah rızası için bir misafiri ağırlamak ve misafire ikramda bulunmak. Diğeri de; Anneyi sevmek ve ona iyilikte ve hizmette bulunmak ve onun hayır duâsını almak. İmanınz kavi, ameliniz sâlih, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun! âhiret yurdunuz Cennet olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberler ve sâlih mü’minler dünya ve âhirette Cennet komşunuz olsun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman) </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Not: Bu yazı; Kuranda Peygamber Kıssaları -(C:2,S:299) Osman ONBAŞIGİL isimli eserden alınmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:02:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şampiyonluk Sebahattin Şirin’e yazar</title>
                <category>Yusuf Polat</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sampiyonluk-sebahattin-sirine-yazar-7817</link>
                <author>yusufpolat7536@gmail.com (Yusuf Polat)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sampiyonluk-sebahattin-sirine-yazar-7817</guid>
                <description><![CDATA[Şampiyonluk Sebahattin Şirin’e yazar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Şampiyonluk Sebahattin Şirin’e yazar&nbsp;</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sular duruldu, gemi karaya yanaştı…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sancılı bir sezon geride kaldı ve Galatasaray üst üste 4, toplamda 26. şampiyonluğuna ulaştı. Tebrik ederim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes bu şampiyonluk futbolculara yazar desede ben öyle düşünmüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu şampiyonluk başta ultrAslan tribün lideri Sebahattin Şirin olmak üzere taraftara yazar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebahattin Şirin’in her maç öncesi sosyal medyadan “<strong>kenetlenme</strong>” çağrısı yapması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son oynanan Fenerbahçe maçında adeta 12. adam olup tribünlerin rakibe baskı yapmasını sağlaması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Kemerburgaz’a gidip futbolcularla bir araya gelmesi. Adeta bir yönetici gibi davranması hatta takıma bazı yöneticilerden&nbsp;&nbsp;daha faydalı olması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Takımın deplasmanda zorlanması fakat iç sahada coşması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebahattin Şirin’in Galatasaray’a sağladığı destek bunlarla bitmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tribünleri yönetmek kolay iş değil. Organizasyon ve ful&nbsp;<strong>konsantrasyon</strong>&nbsp;gerekir. Binlerce insanı “<strong>tek ses</strong>” haline getirmek herkesin de harcı değil, bunlar emek ister.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:36:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/10/yusuf-polat-1761282572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANNEYE HİZMET...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anneye-hizmet-7816</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anneye-hizmet-7816</guid>
                <description><![CDATA[ANNEYE HİZMET...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANNEYE HİZMET...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakim-i Tirmizi hazretleri, büyük hadîs imâmıdır. Gençliğinde kalbi “ilim öğrenmek” için yanıyor, buna kavuşmanın yollarını arıyordu. İki de arkadaşı vardı. Bir gün üçü uzun uzun konuştuktan sonra “Dînî ilimleri öğrenmek için sefere çıkmalıyız.” diye karar verdiler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakîm, koşarak geldi annesine:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneciğim! Biz sefere çıkıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne seferi oğlum? İlim öğrenmeye gidiyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi de, ben hastayım, beni kime bırakıp gidiyorsun?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annesi üzülünce vazgeçti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki arkadaşı gittiler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O ise tenhâlarda için için ağlayıp gözyaşı dökerdi!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün kendi kendine; "Onlar gitti. Yakında âlim olarak dönecekler, ben ise câhil kaldım. Yâ Rabbî! Din ilmini bana da nasîb et!" diye ağlıyordu...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O anda biri geldi yanına. Nûr yüzlü ve sevimliydi. Şefkatli bir sesle sordu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlâdım, Niçin ağlıyorsun?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaşlarım ilim öğrenmeye gittiler, ben gidemedim. Onun için ağlıyorum efendim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Niçin gidemedin oğlum?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hasta annemi yalnız bırakamadım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâdemki, annene hizmet ediyorsun. Allah seni mahrum etmez. İster misin her gün gelip dini bilgileri sana ben öğreteyim?.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakîm çok sevindi... Ve derse başladılar. Üç sene devam etti bu dersler. Üç yılın sonunda Hızır aleyhisselâm olduğunu öğrendi bu zâtın.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soranlara; “Anneme hizmetimin mükâfatı olarak bu büyük nimete kavuştum” buyururdu.Ne mutlu annesine sahip çıkanlara...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:42:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“ANNE”  DÜNYADAKİ BÜTÜN UNVANLARIN KAYNAĞI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-dunyadaki-butun-unvanlarin-kaynagi-7815</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-dunyadaki-butun-unvanlarin-kaynagi-7815</guid>
                <description><![CDATA[“ANNE”  DÜNYADAKİ BÜTÜN UNVANLARIN KAYNAĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“ANNE”&nbsp; DÜNYADAKİ BÜTÜN UNVANLARIN KAYNAĞI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada kaç unvan varsa...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi var. Sabahın köründe toprağa düşer, rızkı büyütür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşçi var. Fabrikanın çarkı onun bileğiyle döner.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Memur var. Evrakın üstüne mühür basar, düzen tutar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doktor var. Gece gündüz nöbet tutar, cana can katar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hemşire var. Acıyı avuçlarına alır, şefkatle sarar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mühendis var. Köprü kurar, yol açar, göğe uzanır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmen var. Bir harfle nesil değiştirir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sanatçı var. Bir fırça darbesiyle yüreğe dokunur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada hangi unvan varsa… Hepsinin ardında bir Anne durur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçiyi yetiştiren annedir. Çocuğunun yüreğine sevgi tohumu eker, sabırla sular.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşçiyi yetiştiren annedir. Gecenin üçünde uykusuz nöbet tutar, evin çarkını döndür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Memuru yetiştiren annedir. Zamanı yönetir, düzeni kurar, evin idari işlerini tek başına yürütür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doktoru, hemşireyi yetiştiren annedir. Dizimiz kanadığında ilk pansumanı o yapar, ateşimizi alnımızdan öperek düşür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mühendisi yetiştiren annedir. Hayatımıza köprü kurar, düştüğümüzde altımızdan geçecek yolu örer.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmeni yetiştiren annedir. İlk kelimeyi o öğretir, ilk adımı o tutar, ilk cesareti o verir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sanatçıyı yetiştiren annedir. Mutfağındaki çorba tenceresinden bile bir tablo çıkarır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cefakardır anne. Kendi uykusunu böler, çocuğunun uykusuna nöbetçi olur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vefakardır anne. Sen unutsan da, o senin ilk adımını, ilk kelimeni, ilk sınavını hiç unutmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışkandır anne. 24 saat, 7 gün, 365 gün… Dinlenmesi yoktur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evin içinde yaptığı işler görünmezdir. Çamaşır makinesine atılan her yükte, tencerede pişen her yemekte, okula hazırlanan çantada, düzeltilen yorgan ucunda… Bir emeğin sesi vardır. Maaşı yok, sigortası yok, alkışı yok. Ama karşılığı cennet olan bir güç var orada.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün unvanları kaldırsak, anne kalır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneliği kaldırsak, unvanların hiçbiri doğmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne olmadan çiftçi yetişmez. Bir anne olmadan doktor, mühendis, işçi yetişmez.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her hayatın ilk okulu, ilk eğitimi, ilk şefkati anne kucağındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler sadece doğuran değil, inşa edendir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler sadece evlat büyüten değil, millet büyüten insandır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada ne kadar unvan varsa, hepsi bir gün devredilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir tek annelik var, devredilmez. Kalpten kalbe yürür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün anneniz yanınızdaysa elini öpün.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzaklardaysa sesini duyun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahirete göçmüşse duanızı eksik etmeyin.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarih, kralları ve komutanları yazar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama dünyayı değiştirenleri anneler yetiştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler Günü kutlu olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi ki varsınız.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve son sözü artık kimse söyleyemez… Sadece hissedilir:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Anne”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şefkatle eğilen bel, saygıyla yükselen baş, hürmetle anılan isim, sevgiden örülmüş duadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyadaki bütün unvanların kaynağı, ilk harfi, son duası…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen olmadan insan eksik kalır, dünya susar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen varsan, şefkat var. Sen varsan, saygı var. Sen varsan, hürmet var. Sen varsan, sevgi var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen varsan, hayat var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyadaki bütün ünvanların kaynağı ilk harfi ve son duası ANNE.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:44:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANNE SEVGİSİ ve ANNE DUÂSI</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-sevgisi-ve-anne-duasi-7814</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-sevgisi-ve-anne-duasi-7814</guid>
                <description><![CDATA[ANNE SEVGİSİ ve ANNE DUÂSI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANNE SEVGİSİ ve ANNE DUÂSI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Tüm Annelerin “Anneler Günü” kutlu ve mutlu olsun!)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed'e (s.a.v) bir genç geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasûlü! İyiliğe önce kimden başlayayım?” Peygamberimiz; "Annen" dedi. Genç tekrar sordu; "Sonra kim?" Peygamberimiz yine; "Annen." dedi. Genç tekrar sordu; "Sonra kim?" Peygamberimiz yine; "Annen." dedi. O kişi tekrar sordu "Sonra kim?" Peygamberimiz bu defa; "Baban." dedi. İşte, Annelerin değeri ve kıymeti bu kadar yücedir. İnsan için şu kainatta Arz ile Semâ arasında Allah'ın yarattığı ne kadar güzel ve değerli şey varsa, Annelerin değeri onların hepsinin üstündedir. Peygamberimiz bir hadisinde: "Cennet Annelerin ayakları altındadır." buyurduğu gibi Cennet; Anne’nin sevgisini ve hayır duâsını almakla elde edilir. Çünkü Allah katında ençok kabul olan duâ; annelerin hayır dualarıdır. Bu itibarla Annelerinizi sevin, onların gönlünü ve hayır dualarını alın ki, Allah da sizi sevsin ve size rahmetiyle muamele etsin!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne; ailenin merkezidir, evin ana direğidir! O, evin kutup yıldızdır! O, karanlıkların aydınlığı, evin güneşidir. O, tüm tehlikelere karşı ailesini koruyan bir kalkandır, bir şemsiyedir! O, evin bereket ve huzur meleğidir. Onların yüzleri ay gibi nurlu, güneş gibi parlaktır. Sevgileri güneş kadar sıcak ve müşfiktir. Duyguları melekler kadar ulvi ve kutsaldır, duâları; zemzem gibi temiz ve şifalı, toprak gibi bereketlidir, sözleri bal gibi tatlı ve feyizlidir. Kim bilir kaçımız çocukluğunda, onların şefkatli kollarına kendimizi atmışızdır. Kaç geceler ve gündüzler onların ninnileriyle ve ağıtlarıyla uyumuşuzdur!... Kim bilir, kaç defa onlardan ayrı kalmışızdır ve hüzünler yaşamışızdır. Çok defa "Ana gibi yâr, vatan gibi diyar olmaz" diyerek onların sevgisini, sıcaklığını ve şefkatini özlemişizdir!.. Bu nedenle Rabbimiz Yüce Allah Kur’anda bize şöyle buyurur: "Biz insana annesine karşı iyi davranmasını öğütledik. Zira annesi onu karnında zorluklara katlanarak taşıdı ve onu güçlükle doğurdu…." (Ahkaf-15) - “Rabbiniz, yalnızca kendisine kulluk etmenizi, ana-babaya iyilik etmenizi emreder. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında (sen hayatta iken) yaşlanırlarsa, onlara karşı ‘Öf’ bile deme! Onları azarlama! Onlara daima güzel söz söyle ve o ikisini himayen altına al ve şöyle de: ‘Ey Rabbim, o ikisi beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi Sen de onlara rahmetinle muamele et!” (İsra-23,24)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler, sıkıntılı ve zor günlerinde dahi hep çocuklarını düşünen, onlara asla gönül koymayan, küsmeyen ve kendileri için hiçbir gelecek beklentisi düşünmeyen ve sadece ailesinin ve çocuklarının mutluluğunu ve çocuklarının geleceğini düşünen bir vefa ve gönül âbidesidirler!... Hz.Âişe bir gün yanında iki çocuğu olan bir kadını görünce onlara yemeleri için üç tane hurma verdi. Kadın bu üç hurmadan ikisini çocuklarına birercik verdi ve diğer hurmayı da kendisi yemek üzere tam ağzına götürmüştü ki, çocuklar onu da istediler. Kadın aç olduğu halde o hurmayı yemeyerek ikiye böldü ve iki çocuğuna paylaştırdı verdi. Hz.Âişe, gördüğü bu manzarayı peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselama anlatınca peygamberimiz şöyle buyurdu: “Yâ Âişe! Sen biliyormusun ki, Allah, o bir hurma sebebiyle o anneye Cenneti vâcip kıldı.” İşte, anneler Allah katında böyle değerlidir. Onlar, kadınların en değerlisidir. Bütün bunlara karşılık onlar; eşlerinden ve çocuklarından sadece temiz bir sevgi, güler bir yüz, tatlı bir söz, güzel bir davranış ve güzel bir teşekkürden başka bir şey istemezler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam, ashabıyla otururlarken, kendi kendine şöyle söyleyip duruyordu; “Burnu sürtülsün!.. Burnu sürtülsün!..” Orada bulunanlardan biri dayanamayıp sordu: “Kimin burnu sürtülsün Ey Allah’ın Rasûlü?” Peygamberimiz şöyle buyurdular: “Anne ve babasından her ikisi veya biri yanında ihtiyarlığa ulaştığı halde, onlara merhamet göstermeyip Cennete giremeyenlerin.” İşte, sevgili dostlar, sevgi ve hürmetlerin en değerlisi anne ve babaya gösterilen sevgi ve hürmettir. yapılan iyileklerin en değerlisi de onlara yapılanlardır. Annelere sevgi ve hürmetin en güzeli gösterilmeli, Anneler maddi ve manevi değerlerin en güzeliyle ödüllendirilmeli. Onlar kimseye muhtaç edilmemeli. mümkünse her fırsatta ziyaret edilmeli, hal ve hatırları sorulmalı, ihtiyaçları giderilmeli, gönülleri hoş edilmeli ve hayır duâları alınmalı. Özellikle bayramlarda ve mübarek gün ve gecelerde mutlaka ziyaret edimeli. Mümkünse her gün! Çünkü, yukarda da ifade ettiğimiz gibi Allahın rızasını, sevgisini, rahmetini ve Cenneti kazanmanın, hayırlı bir evlat ve hayırlı bir insan olmanın yolu budur. Öyleyse sevgili dostlar, Annelerinizi sevin ve onlara gereken sevgiyi, iyiliği ve hürmeti gösterin ki, Allah da sizi sevsin ve size merhamet etsin!. İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız makbul, ameliniz sâlih, ömrünüz sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun! Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026-(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:53:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cumhuriyet-demokrasi-monarsi-mesrutiyet-7813</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cumhuriyet-demokrasi-monarsi-mesrutiyet-7813</guid>
                <description><![CDATA[CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet, bir devletin egemenlik şekli, demokrasi ise bir yönetim şeklidir. Bu konuyu iyi anlamak için tarihi sürecini takip etmek gerekir. Her beldede öne çıkan kanaat önderleri ve onları temsilen de bağlı oldukları bir liderleri olmuştur. Yakınlık duygusu, genetik veya kültürel yakınlık duygusu olarak toplumun tamamını bir arada tutar, zamanla aralarında empati gelişir. Bunda birbirlerinin üretimlerine ihtiyaç duymaları etkili olur. Toplumu bir arada tutan şey, bilgiden ziyade sağduyudur. Bilgi öğretimin, sağduyu eğitimin ürünüdür. Bu nedenle halkın olduğu kadar lider ve kanaat önderlerinin de bilgiden ziyade sağduyu ve vizyon sahibi olmaları ön plana çıkar. Her ne kadar bilginin önemi inkar edilmese de… Almanya ve Japonya gibi büyük mağlubiyetler alan ülkelerde sağduyunun gelişmesi daha güçlü olmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Toplum geliştikçe egemenliği temsil ve yönetim şekline ulaşma araç ve yolları da değişiklikler göstermiştir. Bu arada üretim ve ihtiyaç mallarının kıtlığı iç ve dış güvenliği sağlama güçlüğünü artırmıştır. Çoğu zaman içerden birini tehdit etmek yada satın almak büyük yıkımlara yol açmıştır. Burada birlikte başarının getirdiği tatmin duygusu yerini pişmanlık ve mutsuzluğa bırakmıştır. Herkesi bilgiyle teçhiz edemezsini, ama herkesi milli birlik ve takım olma ve etik olarak sağduyu sahibi yapabilirsiniz. Bu, toplumun tamamının kucaklandığı duygusu vererek sağlanabilir. Çatışmadan nemalanmak, sonunda mutlaka olumsuz bir sonuca götürecektir. Bazen istemesek de büyük dış tehditler milli birliği sağlamayı kolaylaştırıcı rol oynamaktadır.</span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tarihte başkanın yetki alması toplumdaki kanat önderlerinin meyli veya tercihi doğrultusunda olurdu. Bu kanat önderleri, zamanımızda meclis dediğimiz kurumun üyeleridir. Kanat önderlerinin seçiminde başkanın etkisi fazlaydı. Başkanın alacağı kararlarda kanat önderlerinin tercihi söz konusudur. Başkan da olsa idaresini ve yönetimini bu kanaat önderlerinin millet adına, halk adına daha önceden belirlediği kararların sınırlarını aşamaz. Bu, bir işletmenin fiyat etiketi asması gibidir; bu, size uygulayacağım fiyat daha önceden bellidir, size göre yeniden oluşacak kanaatim fiyatı belirlemede etkili olmayacaktır, anlamına gelir. Tarihte ilk kanun koyucu olarak Hamurabi kabul edilir. Anayasalar da halkla yöneticiler arasında yapılan sözleşmelerdir. Magna Karta, Büyük Şart (Büyük Ferman) 1215 yılında İngiltere Kralı John’un Baronların talebiyle yaptığı sözleşme olup, halk ile kral arasındaki sözleşme sayılır, tarihte ilk anayasa olarak kabul edilir. Magna Karta ile kişi hakları, vergide ölçü gibi haklar güvence alına alınmıştır. Daha sonra ABD’de<strong> b<strong>ağımsızlık Bildirgesi 1776 ve Haklar Bildirgesi 1791, Fransa’da 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ne örnek oluşturmuştur. </strong></strong>&nbsp;Anayasa, halkla yöneticiler arasında yapılan sözleşmedir. Bu nedenle İngiltere’de bir anayasa yoktur, Magna Karta vardır. İslam’da ilk anayasa olarak Medine sözleşmesi kabul edilir. Ayrıca kanat önderleri olarak şura vardır ve her karar istişare edilir. Bunun yanında yönetim yada idare alanı içinde bulunan diğer inanç ve topluluklar kendi örfleriyle ve inançlarıyla idare edilirlerdi. Dört halife döneminde soy bağı ile egemenliği belirleme benimsenmemiş, ancak onu takiben hem Şii ve hem de Sünnilerce soy bağı aranmıştır. </span></span></li>
	<li style="text-align:justify">&nbsp;</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kralın anlaşmaya zorlanmasında toplumun yetişmiş insan sayısındaki artış ve zenginliğin çok kişinin eline geçmesinin önemi vardır. Tabi her gelişmede, nüfus sayısının artması ile yeni maddi ve sosyal bazı oluşumlara ihtiyaç duyulmuş olması da etkili olmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Feodalitelerin birleşmesi ile krallık ve hatta imparatorluklar ortaya çıkmış, Artan nüfusla birlikte bilgi birikimi ve özgür düşünce gelişme göstermiştir. Daha nitelikli geniş halk kitlelerinin kontrolü zorlaşmış ve onların fikirlerinin alınması ve yönetime katılmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Toplumun egemenliği bazen toplumu temsil eden bir ailenin ve o aileyi temsil eden bir kişinin egemenliği olarak algılanmıştır. Ancak bu egemenliğin kazanılması ve devamı geniş halk kitlelerinin canını feda etme rızası taşıyan desteğini de gerektirmekteydi, yani baştan beri egemenlik hakkı elde etmek, halk kitlelerinin desteği ile mümkündü. Bu, toplumun karnını doyurması ve hayatta kalmasıyla aynı anlama gelmekteydi. Kanaat önderleri daha sonra halkın tercihiyle belli olmuş ve ülkeyi yönetme iradesi bazı kurallara bağlanmıştır. Kanaat önderlerinin oluşturduğu topluluğa bizim tabirimizle meclis denilmiştir. Bu durumda egemenlik halen devlet şekli olarak tek kişiye dayanmıştı. Buna krallık veya büyüklüğüne göre imparatorluk denmiştir. D<strong>emokrasi halkın iradesine, eşitliğe, gerçek anlamda hukuki alt yapıya ve özgürlüklere dayalı yönetim biçimidir.</strong> Krallık ve İmparatorluklar halk tarafından seçilen ve onların verdiği yetkiyle yöneten bir meclis taşıyorsa burada demokrasi vardır, ancak ismi meşruti monarşi olmuştur. Daha önce, yetkinin tamamının bir kişinin yada kraliyet ailesinin elinde olduğu ve egemenliğin soydan geçtiği bir yönetim sistemiydi, Bir meclisle denetlenmiyordu bunun adı mutlak monarşiydi. Demokraside ve meşruti monarşide hukuk kurallarının toplumun içinde yaşadığı geleneklerden ve inançlardan aldığı ve toplumun artan ihtiyaçlarına göre gene toplumun görüş ve onayı alınarak düzenlenen hukuk kuralları vardır. Meşrutiyet “hukuken geçerli yönetim” anlamına gelir. 1876 yılından sonraki Osmanlı Rus savaşlarının sebebi, meşrutiyetin Rusya’yı etkileyeceği endişesi olup, bu nedenle ve Rusya’nın tehdidi ile Birinci Meşrutiyet kaldırılmıştır. Avrupa’da var olan İngiltere, Belçika, Hollanda monarşilerinin hala meşruti monarşi olarak yaşıyor olmasının sebebi dünya küresel güçleriyle uyumlu hareket etmeleri ve onların istedikleri şekilde devam etmeleridir. Bunun dışındaki monarşiler geleceğin şekillenmesi doğrultusunda ortadan kalkmışlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhur; halk, kamu ve devletin kendisi demektir ve cumhuriyet halkın egemen olduğu devlet yönetim sistemini belirler. Cumhurbaşkanının bugünkü teknoloji ve imkanlarla doğrudan halk yani cumhur veya kamu tarafından seçilmesi imkanı vardır. Cumhurbaşkanı öncelikle kamu anlamındaki devletin en yetkili kişisi yani süresi sınırlı olan hükümetin, diğer bir anlatımla yönetimin başıdır. Ve sonra da administrator yani idare kurumlarının toplamı ve organize olmuş şekli olan state anlamındaki devlet teşkilatının başıdır. State İngilizcede ayrıca mevcut durum (halihazır) ve beyan anlamına da gelir. Başkanın her halükarda yetkisi belli bir zamanla sınırlıdır. State halk tarafından seçilmişlerin atadığı, zamanla sınırlı olmayan veya zamanı belli olamayacak şekilde atananlardan oluşur. Yani gücünü gene halkın egemenliğinden alır. Bunun ikisi birlikte başkanlık sistemini oluşturur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Meşruti monarşilerden kralı çıkarır ve yerine halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı koyarsanız meclisin yönettiği parlamenter sisteme ulaşmış olursunuz.</strong> Uygulamada kuvvetler ayrılığı nedeniyle birbirinden bağımsızdırlar. Ancak, Başkanlık sisteminde sadece meclis ve başkanın yetki dağılımı kuvvetler ayrılığını oluşturmaktadır, bu bilhassa birbirlerini fesih konusunda olmakta ve burada belirli büyüklükteki kararların meclisten çıkma mecburiyeti ön plana çıkmaktadır. Yönetimde hızlılığı öncelemektedir. Ayrıca yargının bağımsızlığı esastır. Burada idarenin önemli bir bölümü cumhurbaşkanının atamasına tabidir. Parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı daha belirgindir. Hükümet yürütmeyi, meclis yasamayı, bağımsız yargı da adaleti temsil eder. <strong>Her iki sistemde de hukuk kurallarının halkın içinden çıkması yerine idarenin halkı kıskaca almak için yasamadan talep ettiği kanunların çıkması bir garabet olarak devam etmektedir.</strong> Ayrıca yasamanın hükümeti denetlemesi çoğunlukla sözde kalmaktadır. Bu, ancak bilinçli ve sağduyulu vatandaşlara sahip olmak ve kendilerini özgür hissetmeleri ile mümkün olabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Cumhuriyet egemenliği, Demokrasi ise, bilhassa seçilmişlerin hükümet yönetimini belirtir, şekline dönüşmüştür. Parlamenter sistem aynı zamanda egemenlik dışında yönetim şeklidir. Cumhuriyet ise bir egemenlik şeklidir. Cumhuriyetle yönetilen, ancak demokratik olmayan devletler de vardır. Sadece cumhurbaşkanı soya bağlı olarak yani miras kaynaklı seçilmemiştir. Bazen bu da sözde kalır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 18:50:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAFIZA-İ BEŞER</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hafiza-i-beser-7812</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hafiza-i-beser-7812</guid>
                <description><![CDATA[HAFIZA-İ BEŞER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAFIZA-İ BEŞER</span></strong></h3>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi yolladıysan meçhul Fizan'a<br />
Gelmiş midir acep kendi hizana<br />
<br />
Ziya'ya sandılar Malta yaftaydı<br />
Asırlık bu sürgün bir kaç haftaydı<br />
<br />
Kubbeler ki miğfer minare süngü<br />
Kader böyle bir şey, yolunda döngü<br />
<br />
İlaç gibi nesir devadır nazım<br />
Onca yazılandan sana ne lazım;<br />
<br />
Peygamberden hadis, Kitaptan ayet<br />
Bir buçuk bin yıldır apaçık gayet<br />
<br />
Yunus, Akif derken nice müellif<br />
Cümlesine ilham o ilk harf elif<br />
<br />
Senin derdin ne ki ey en son alem<br />
Mürekkep, hokka yok ışından kalem<br />
<br />
Gök tavanı sonsuz, dikine kuyu<br />
Uçarsan yaşarsın, unut uykuyu<br />
<br />
Rehavet batılın beklediği an<br />
Bıçak sırtı denen çizgidedir can<br />
<br />
ARTIK, İŞTE, ŞİMDİ, HAYDİ O ZAMAN!<br />
Vatan! Hamurunu imanla yoğur<br />
Vatan! Toprağıma imanlı doğur<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:38:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ETKİLENDİKLERİMİZ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/etkilendiklerimiz-7811</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/etkilendiklerimiz-7811</guid>
                <description><![CDATA[ETKİLENDİKLERİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ETKİLENDİKLERİMİZ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın ruh hâlini ve yaşam kalitesini etkileyen 7 önemli unsur</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilimsel olarak her şeyin “titreşim” olduğu söylemi bu şekilde basitçe açıklanamaz; ancak şunu biliyoruz: Düşüncelerimiz, duygularımız ve alışkanlıklarımız hayat kalitemizi doğrudan etkiler. İşte bu etkiyi belirleyen bazı temel unsurlar:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Düşünceler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her düşünce zihnimizde bir etki oluşturur. Sürekli olumsuz düşünmek; korku, öfke ve kaygıyı besler. Daha dengeli ve olumlu düşünmeyi öğrenmek, ruh hâlimizi güçlendirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. Çevrenizdeki İnsanlar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, içinde bulunduğu çevreden etkilenir. Sürekli şikâyet eden ve olumsuz düşünen kişilerle olmak motivasyonu düşürür; yapıcı ve umutlu insanlarla olmak ise güç verir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Müzik</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dinlediğimiz müzikler duygularımızı etkiler. Sürekli hüzün ve karamsarlık içeren içerikler, ruh hâlimizi aşağı çekebilir. Bu yüzden bilinçli seçim yapmak önemlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Maruz Kaldıklarımız</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İzlediğimiz programlar, gördüğümüz içerikler zihnimizi besler. Sürekli olumsuzluklara maruz kalmak, dünyayı daha karanlık algılamamıza neden olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5. Yaşadığınız Ortam</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düzenli ve temiz bir ortam, zihinsel ferahlık sağlar. Dağınık ve karmaşık ortamlar ise içsel huzuru zorlaştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Söz ve İfade Biçimi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürekli şikâyet etmek, kötü konuşmak ve suçlamak hem ilişkileri hem de iç dünyayı yıpratır. Daha yapıcı ve sorumluluk alan bir dil, insanı güçlendirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7. Şükür ve Farkındalık</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahip olduklarını fark etmek ve şükretmek, insanın bakış açısını değiştirir. Bu da daha huzurlu ve dengeli bir yaşamın kapısını aralar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel görüp düzel düşünüp, hep olumlu tarafta olmak dileğiyle, Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:02:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kus-olanlari-baristirmak-7810</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kus-olanlari-baristirmak-7810</guid>
                <description><![CDATA[KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslümanların birbirine karşı olan haklarından birisi de iki kişinin arasını bulmak, küsleri barıştırmaktır. Peygamber Efendimiz buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Nafile namaz, oruç ve sadakadan daha faziletli ameli söyleyeyim mi?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eshâb-ı kirâm, (Evet yâ Resûlallah.) deyince, buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İki kişi arasını bulmak ve düzeltmektir. Çünkü ara bozukluğu dini kökünden yıkar.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birgün Peygamber Efendimiz gülümsediği zaman, Hazret-i Ömer sebebini suâl edince, buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ümmetimden iki kişi Allahü teâlânın huzuruna çıkar. Birisi der ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-Yâ Rabbi! Bu adamdan hakkımı al!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ buyurur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Bu adamın hakkını ver!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-Yâ Rabbi! Bir iyiliğim kalmadı ki nasıl vereyim?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ hak sahibine buyurur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Bu adamın iyiliği kalmadı. Ne yapacaksın?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Günahlarımı alsın!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu arada Peygamber aleyhisselâm ağlayarak buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“O gün öyle dehşetli bir gündür ki, o gün başkalarının günahlarını yüklenmek şöyle dursun insan kendi günâhının yükünü çekemez.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ, hak sahibine buyurur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Başını kaldırıp Cennetin şu muhteşem köşklerine bak!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hak sahibi baktıktan sonra der ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Evet görüyorum. Bu muhteşem köşkler, hangi şehîd, hangi sıddık veya hangi peygamberindir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- İşte o gördüğün göz kamaştırıcı köşkler, bedellerini ödeyenler içindir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-Yâ Rabbi! Bunların bedellerini kim ödeyebilir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Sen ödeyebilirsin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Nasıl ödeyebilirim, neyim var ki?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Hakkını bu kardeşine bağışlamakla bu köşke sahip olursun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Bağışladım yâ Rabbi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Haydi kardeşinin elinden tutup Cennete girin!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamber aleyhisselâm devamla buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahtan korkun ve aralarınızı düzeltmeye çalışın! Zira Allahü teâlâ, kıyâmet gününde sizin aralarınızı düzeltir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:28:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Petro Doların Çöküşü Başladı</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/petro-dolarin-cokusu-basladi-7809</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/petro-dolarin-cokusu-basladi-7809</guid>
                <description><![CDATA[Petro Doların Çöküşü Başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Petro Doların Çöküşü Başladı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Petro dolar düzeni, modern dünya ekonomisinin en stratejik ve en az anlaşılan unsurlarından biridir. &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu köşe yazısında, petro doların doğuşundan günümüzdeki erozyonuna kadar uzanan süreci ele alacağım.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Bretton Woods sistemi, doları altına endeksleyerek Amerikan para biriminin küresel rezerv para statüsünü güvence altına almıştı. 1944’te kurulan bu düzen, doların ons başına 35 dolardan altına çevrilebilir olmasını öngörüyordu. Ancak 1960’ların sonunda ABD’nin Vietnam Savaşı ve sosyal harcamalar nedeniyle yaşadığı ekonomik &nbsp;kiriz nedeniyle altın rezervlerini eritti. 1971’de Başkan Richard Nixon’ın “altın penceresini” kapatmasıyla sistem fiilen çöktü.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Dolar artık “fiat” para, yani karşılıksız bir para birimi haline gelmişti. Bu durum, doların değer kaybı riskini beraberinde getiriyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;ABD’nin çözümü, dünyanın en kritik emtiası olan petrolü devreye sokmak oldu. 1973-1974 Arap-İsrail Savaşı sonrası yaşanan petrol krizi, OPEC’in gücünü göstermişti. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Suudi Arabistan’la kritik bir anlaşma yaptı. 1974’te şekillenen bu mutabakata göre Suudi Arabistan, petrolünü yalnızca dolar cinsinden satacak ve elde ettiği “petro dolar” fazlasını ABD Hazine tahvillerine yatıracaktı. Karşılığında ABD, Suudi kraliyet ailesine askeri koruma ve silah satışı garantisi verecekti. Diğer OPEC üyeleri de kısa sürede bu pratiğe uydu. Böylece petro dolar sistemi doğmuş oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu anlaşma resmi bir antlaşma değil, stratejik bir mutabakattı. Ancak etkisi muazzamdı. Dünya petrol ticareti dolar üzerinden yapılınca, her ülke petrol ithal etmek için dolar biriktirmek zorunda kaldı. Çin’den Japonya’ya, Avrupa’dan gelişmekte olan ülkelere kadar herkes dolar rezervi tutmaya başladı. Bu, dolar talebini yapay olarak şişirdi ve ABD’nin faizleri düşük tutarak borçlanmasını kolaylaştırdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Ukrayna Savaşı’yla SWIFT’ten çıkarılan Rusya, yuan ve ruble ticaretini artırdı.2023-2024 dönüm noktası oldu. BRICS+ genişledi; Suudi Arabistan, İran, BAE katıldı. Haziran 2024’te Suudi Arabistan’ın 50 yıllık mutabakatı yenilemedi. &nbsp; Çin’le yuan bazlı petrol anlaşmaları arttı. Hindistan, Rus petrolünü rupiyle aldı. Doların küresel rezerv payı %71’lerden %56-58’lere geriledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;2026, petro dolar için dönüm yılı oldu. Şubat-Mart aylarında ABD-İsrail ile İran arasında patlak veren çatışma, Hürmüz Boğazı merkezine aldı. Dünyanın petrol ticaretinin %20’sinin geçtiği bu dar boğazın kapanması veya “Tehran toll” (yuan, stablecoin veya rialle geçiş ücreti) uygulaması, petrol akışını vurdu.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İran, tankerden geçiş için yuan talep etmeye başladı. Bu, sembolik ama güçlü bir adımdı: Petro doların kalbine doğrudan darbe. Asya ülkeleri Çin ve Hindistan'da alternatif rotalar ve ödeme mekanizmaları test etti. BRICS, kendi ödeme sistemlerini (Bridge gibi) devreye soktu. Çin, petroyuan’ı güçlendirdi.Bu kriz, ABD’nin 39 trilyon dolarlık ulusal borcunu da spot ışığına çıkardı. Petrodoların zayıflaması, faizleri yükseltebilir ve borç servisini zorlaştırabilirdi. Trump yönetimi, ültimatomlar ve koalisyon arayışlarıyla yanıt verdi ama Hürmüz’un tam kontrolü zorlaştı. Kriz, doların “güvenli liman” statüsünü test etti:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; BRICS ülkeleri bu fırsatı değerlendirdi. Rusya ve İran yaptırımlardan kaçmak için yuan’ı tercih etti. Suudi Arabistan, Vision 2030 ile çeşitlenirken Çin’le derinleşti. Yeşil enerji ucuzlarken, petrol talebi yapısal baskı altına girdi. petro doların “petro” kısmı bile zayıfladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Petro doların çöküşü sadece bir para biriminin hikâyesi değildir. Küresel gücün yeniden dağılımıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:26:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-anarsist-edward-joris-ve-1905-yildiz-suikasti-7808</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-anarsist-edward-joris-ve-1905-yildiz-suikasti-7808</guid>
                <description><![CDATA[Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>An Anarchist: Edward Joris and the 1905 Yıldız Assassination</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Giriş-Introduction</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ondokuzuncuyüzyılın son çeyreği, dünya tarihine "anarşist dalga" olarak geçen ve devlet liderlerini hedef alan küresel bir şiddet sarmalıyla damga vurmuştur. Bu dönemde Belçika’nın Antwerpen şehri, sadece ticari bir liman değil, aynı zamanda radikal fikirlerin ve anarşist doktrinlerin kuluçka merkezi konumundadır. 11 Şubat 1876’da bu liman şehrinde doğan Edward Joris, işte bu huzursuz atmosferin bir ürünüdür (Simons 1614). Joris’in hayatı, sıradan bir memurluktan uluslararası bir suikast şebekesinin operasyonel liderliğine evrilen, kıtalar arası bir radikalleşme öyküsüdür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alloul’un editörlüğünü yaptığı çalışmada Joris; "1905 Yıldız bombalanmasına yakından karışan Antwerpen doğumlu Edward Joris, bir Osmanlı çağdaşının daha sonra hatırlayacağı üzere 'Scheldt'in o istenmeyen çocuğu' idi" (Alloul 6). Joris, Brüksel’deki anarşist çevrelerden edindiği ideolojik donanımı, İstanbul’daki Singer fabrikasına uzanan profesyonel kariyeriyle birleştirerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun en korunaklı mekanı olan Yıldız Sarayı’na sızmayı başarmıştır (Simons 1614). Joris'in bu sızma operasyonu sadece bir kişisel tercih değil, Osmanlı Devleti’nin kalbine yönelik küresel bir anarşist kuşatmanın stratejik bir parçasıdır (SATEMER). Bu biyografik çalışma, Joris’in Ermeni komitacılarıyla kurduğu stratejik işbirliğini, suikastın teknik detaylarını ve bu eylemin ardından yaşanan uluslararası hukuk krizini, bir anarşistin hayat hikayesi üzerinden analiz etmektedir. Joris’in İstanbul’a gelişi ve burada kurduğu ağları anlamak için, onun payitahta ayak basmadan önceki radikal köklerine ve Ermeni komitelerinin 1896’da gerçekleştirdiği büyük provaya bakmak elzemdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1896 Osmanlı Bankası Baskını ve Anarşist-Komitacı İşbirliğinin Temelleri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1896 Ottoman Bank Raid and the Foundations of Anarchist-Committee Collaboration</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">26 Ağustos 1896 tarihinde gerçekleşen Osmanlı Bankası baskını, Ermeni komitacıların Avrupalı anarşist tekniklerini kendi davalarına nasıl eklemlediklerini gösteren ilk büyük örnektir. Bu baskın, İstanbul’un kalbi Galata’da 150 kadar militanın katılımıyla gerçekleşmiş ve uluslararası bir infial yaratmıştır (Yavuz 391). Armen Garo’nun anılarında belirttiği üzere, bu eylem bir yardım çığlığı olarak kurgulanmıştır: "Adı Osmanlı olsa bile bankanın gerçekte bir Avrupa işletmesi olduğunu iyi biliyorduk; bu yüzden bankayı hedef almak Avrupa’yı müdahaleye zorlayacaktı" (Garo 45).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu eylemde dikkati çeken en önemli unsur, bombaların ve patlayıcıların kullanımındaki maharettir. Garo, "Edward ve ABD dört dava arkadaşımız, Galata köprüsünde bekleyecek ve Sadrazamın arabası geçerken üzerine sekiz bomba atacaklardı" diyerek, anarşist figürlerin teknik destek rolünü açıkça ifade eder (Garo 48). Buradaki "Edward" figürü, 1905’teki Joris’in bir öncülü veya o dönemki anarşist ağların bir parçası olarak karşımıza çıkar (Garo 50). Baskın sonrası eylemcilerin bir Fransız gemisiyle Marsilya’ya kaçırılması, Batılı devletlerin bu terör eylemlerine karşı "siyasi suçlu" muamelesi yaparak sunduğu korumanın ilk somut örneğidir (Garo 55). Yavuz’un belirttiği gibi, bu olay Osmanlı Devleti’nin dış politikasında Ermeni sorununun bir "güvenlik krizinden" çok "egemenlik krizine" dönüştüğünü kanıtlamıştır (Yavuz 393). 1896'daki bu cezasızlık ve Avrupa'nın himayesi, Edward Joris gibi genç anarşistler için İstanbul’u hem bir hedef hem de bir operasyon sahası haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’in İstanbul’a Gelişi ve Singer Fabrikası Yılları</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’s Arrival in Istanbul and the Singer Factory Years</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris, 1901 yılında İstanbul’a geldiğinde, arkasında Antwerpen’deki&nbsp;<em>Ontwaking</em>&nbsp;dergisinde "Edward Greene" takma adıyla yazdığı radikal makaleleri bırakmıştı (Simons 1614). İstanbul’da dikiş makinesi devi Singer fabrikasında çalışmaya başlaması, ona imparatorluğun her sokağına ve her evine girebilme imkanı tanıyan mükemmel bir paravan sağlamıştır (Simons 1614). Joris, burada sadece makineleri tamir etmekle kalmamış, aynı zamanda Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak) üyeleriyle derin bağlar kurmuştur (Van Ginderachter 67). Joris, bu süreçte sadece ideolojik bir yandaş değil, aynı zamanda komitacıların teknik danışmanı ve lojistik sorumlusu olarak aktif görev almıştır (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Simons’un biyografisinde belirttiği üzere: "1901'de Joris, bir Alman nakliye şirketinin çalışanı olarak İstanbul’a göç etti; kısa bir süre sonra Singer fabrikasına katıldı" (Simons 1614). Joris’in maaşı 12 altın lira gibi oldukça yüksek bir seviyede olmasına rağmen, o ideolojik olarak Sultan II. Abdülhamid rejimini devirmeyi kafasına koymuştu (Birecikli ve Maden 407). Galata’daki Moravic apartmanındaki dairesi, kısa sürede suikast planlarının yapıldığı, patlayıcıların saklandığı bir cephaneliğe dönüşmüştür (Birecikli ve Maden 407). Simons, Joris’in bu yıllarını "kıtalar ve ideolojiler arasında sıkışmış bir adamın en aktif dönemi" olarak tanımlar (Simons 1615). Marnix Beyen’in aktardığına göre, Joris’in Belçika’daki yakınları onu "sessiz, hayalperest, hatta darda kalmış bir köpeğe yardım edecek kadar yufka yürekli" biri olarak tanımlıyordu (Beyen 5). Belçika medyasında Joris'in bu "zararsız" ve "mavi gözlü" profili, onun bir cani olamayacağına dair kurgulanan söylemin merkezine yerleştirilmiştir (Beyen 11). Ancak gerçekte Joris, İstanbul'daki Alman Postanesi'nde "Jacobs ve Cie" gibi takma isimler kullanarak, Batum'a gönderilecek binlerce tüfeğin sevkiyatı gibi ağır lojistik görevleri yürüten profesyonel bir devrimciydi (Beyen 7).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bombalı Dikiş Makinesi: Saraya İlk Sızma Girişimi</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>The Booby-Trapped Sewing Machine: The First Infiltration into the Palace</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edward Joris’in Yıldız Sarayı’na nüfuz etmesi, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrasındaki yardım faaliyetleri sırasında gerçekleşmiştir (Erdoğan 45). Saray hareminin yaralı askerler için dikimevine dönüştürülmesi, Joris için eşsiz bir fırsat yaratmıştır. Büşra Erdoğan’ın tezinde detaylandırıldığı üzere: "Belçikalı Edward Joris aracılığıyla Almanya’dan çok sayıda dikiş makinası alınmıştır" (Erdoğan 45). Joris, makinelerin kurulumu ve bakımı için saraya sık sık gidip gelmeye başlamış, bu süreçte saray personeliyle dostluklar kurmuş ve Sultan’ın güvenini kazanmıştır (Erdoğan 46). Ancak Joris’in asıl niyeti başkadır; Sultan’a hediye ettiği özel süslemeli dikiş makinesinin içine sofistike bir bomba düzeneği yerleştirmiştir (Erdoğan 49). Joris'in bu ilk girişimi, saray güvenliğindeki boşlukları test etmek için yapılan profesyonel bir prova niteliği taşımaktadır (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erdoğan’a göre, "Sultan Abdülhamid biraz düşündükten sonra bu bombayı buraya dikiş makinasını kendisine hediye eden Belçikalı Edward Joris’in yerleştirdiğini anlar" (Erdoğan 49). Joris’in bu girişimi, saraydaki bir yangın sonrası yapılan incelemelerle ortaya çıkmış ancak o dönemde Joris’e karşı kesin bir kanıt bulunanamamıştır (Erdoğan 49). Joris, bu süreçte saray kalfalarıyla kurduğu rüşvet ağı sayesinde güvenliği aşmayı başarmış ve "içeriden sızma" yönteminde uzmanlaşmıştır (Erdoğan 49).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Operation Nejuik" ve Cehennem Makinesi'nin Hazırlanışı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Operation Nejuik" and the Preparation of the Infernal Machine</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dikiş makinesi komplosundan sonra, Taşnak komitesi lideri Kristapor Mikaelyan ile Joris, "Operation Nejuik" kod adlı büyük suikast planını hazırlamaya başladılar (Minassian 53). Mikaelyan’ın Bulgaristan’daki bomba denemesi sırasında ölmesi, Joris’i operasyonun teknik lideri konumuna getirmiştir (Birecikli ve Maden 407). Joris, Cuma selamlığı sırasında Sultan’ın camiden çıkıp arabasına binme süresini kronometreyle bizzat ölçmüştür: "Padişahın camiden çıkıp arabasına gelene kadar geçen süre tam 1 dakika 42 saniyedir" (Birecikli ve Maden 407). Suikastın matematiksel temelini oluşturan bu ölçümle, bombanın patlayacağı an saniyelik bir hesaplama üzerine bina edilmiştir (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suikast için Viyana’daki Nesseldorfer fabrikasında özel olarak imal edilen ve içinde 100 kilodan fazla melinit tipi patlayıcı bulunan bir araba kullanılmıştır (Deliorman 45). Bu devasa bomba düzeneğine, Avrupa anarşist literatüründe "Machine Infernale" (Cehennem Makinesi) denilmiştir (Birecikli ve Maden 407). Eylemin finansmanı için Siyonist çevrelerden gelen destek de kaynaklarda vurgulanmaktadır; Eroğlu, Sultan’ın Filistin politikasından rahatsız olan çevrelerin Ermeni komitacılarına para yardımı yaptığını belirtir (Eroğlu 88). Deliorman ise bu işbirliğini "Türklere karşı kurulan küresel bir konsorsiyum" olarak nitelendirir (Deliorman 49). Beyen, suikast hazırlığı sırasında Joris’in sadece teknik değil, aynı zamanda operasyonel gizliliği de titizlikle yürüttüğünü belirtir. Karısı Anna Nellens ile birlikte İstanbul'daki evlerinde patlayıcıları saklamışlar; hatta daha sonra el konulan mektuplardan anlaşıldığı üzere, bombayı bizzat ateşleyen Rebina Faïn gibi Rus devrimcilerle koordinasyonu sağlamışlardır (Beyen 7). Belçika’nın Katolik yayın organı&nbsp;<em>Het Nieuws van den Dag</em>, komplocuların sadece Sultan’ı değil, Avrupalı diplomatların toplandığı Cercle d’Orient binasını da havaya uçurarak büyük bir Avrupa müdahalesini tetiklemeyi planladıklarını aktarmıştır (Beyen 6).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>21 Temmuz 1905: "Bir Lahza-i Teahhur" ve Patlama</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>July 21, 1905: "A Moment of Delay" and the Explosion</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olay günü her şey planlandığı gibi işlemiş, ancak tarihsel bir rastlantı eylemin seyrini değiştirmiştir. Sultan Abdülhamid, camiden çıktıktan sonra Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile birkaç dakika süren rutin dışı bir sohbete dalmıştır (Tahsin Paşa 113). Tevfik Fikret’in "Bir Lahza-i Teahhur" (Bir Anlık Gecikme) olarak adlandırdığı bu kısa duraksama, bombanın Sultan henüz hedef alanına girmeden infilak etmesine neden olmuştur (Öztuna 189).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Patlamanın şiddeti öylesine büyüktür ki, Beşiktaş ve Nişantaşı semtlerini sarsmış, Fatih'ten bile duyulmuştur (Birecikli ve Maden 408). Patlamanın şiddetiyle Yıldız Camii çevresi tanınmayacak derecede bir yıkım ve toz bulutuyla kaplanmıştır (SATEMER). Tahsin Paşa hatıralarında, patlamanın çıkardığı dehşetli sesi ve ardından gelen toz bulutunu "mahşer günü" gibi tanımlar (Tahsin Paşa 114). Patlama sonucunda 26 kişi can vermiş, 58 kişi yaralanmış ve 20 kadar at telef olmuştur (Birecikli ve Maden 408). Günal, patlamanın ardından Sultan Abdülhamid’in gösterdiği metaneti; "Korkmayınız, askerlerim yerinizden ayrılmayınız!" diyerek dağılmak üzere olan orduyu yatıştırdığını aktarır (Günal 1). Sultan, parçalanmış cesetler arasından kendi kullandığı saltanat arabasıyla soğukkanlı bir şekilde sarayına dönmüştür (Günal 1). Suikastın hemen ertesi günü, Joris inanılmaz bir soğukkanlılıkla Belçika Elçiliği'nin ulusal bayram (jubileum) banketine katılmıştır. Elçi, Padişah’ın kurtuluşuna dair tebrik telgrafını okuduğunda, Joris de en önde "Vive le Sultan!" (Padişahım Çok Yaşa!) diye bağırmış, hatta bankette şarkılar söyleyerek şüpheleri üzerinden atmaya çalışmıştır (Beyen 7).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Joris’in Yakalanması ve Yıldız Mahkemesi Süreci</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>The Capture of Joris and the Yıldız Court Process</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suikastın hemen ardından kurulan tahkikat komisyonu, patlayan arabanın tekerlek parçalarından ve Avrupa’daki fabrikalarla yapılan yazışmalardan yola çıkarak failleri tespit etmiştir. Edward Joris, Galata’daki evinde yakalanmış ve yapılan sorgusunda suçunu, Ermeni davasına olan sempatisini ve anarşist fikirlerini itiraf etmiştir (Akın 1). 19 Aralık 1905’te sona eren "Yıldız Mahkemesi" sonucunda Joris idama mahkûm edilmiştir (Akın 1). Ancak bu karar, Osmanlı Devleti ile Belçika arasında tarihe geçen bir diplomatik krizi tetiklemiştir. Belçika hükümetinin bu tutumu, hukuki bir savunmadan ziyade, Osmanlı egemenliğini hiçe sayan siyasi bir meydan okuma niteliğindedir (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beyen’in analizine göre, Belçika basını ve kamuoyu davayı partiler üstü bir "milli haysiyet" meselesi haline getirmiştir. 26 Aralık 1905'te Antwerpen Valisi'ne sunulan ve binlerce imza içeren dilekçede, Joris'in "barbarca bir infazla" karşı karşıya olduğu ve Belçika’nın egemenlik haklarının (Kapitülasyonlar) savunulması gerektiği vurgulanmıştır (Beyen 11). Belçika elçiliği, 1838 tarihli ticaret anlaşmasının Fransızca ve Türkçe metinleri arasındaki çeviri farklılıklarını (yargılama yetkisi mi yoksa sadece infaz yetkisi mi?) bir hukuk kılıfı olarak kullanmıştır (Beyen 7-8). Belçika hükümeti, adli kapitülasyonları öne sürerek inanılmaz bir talepte bulunmuştur: "Osmanlı topraklarında, Osmanlı mülkünün sultanına suikastın sorumlusu olarak yakalanan kişi Belçika hükümetine göre Osmanlı mahkemesinde yargılanamazdı" (Akın 1). Uzunçarşılı, bu durumun Osmanlı yargı bağımsızlığına indirilmiş ağır bir darbe olduğunu belirtir (Uzunçarşılı 329). Mahkemede Rum, Ermeni ve Yahudi yargıçların da bulunmasına rağmen, Avrupa kamuoyu yargılamayı "barbarca bir infaz girişimi" olarak yaftalamıştır (Tahsin Paşa 116). Akın, kapitülasyonların yarattığı bu hukuksuzluğun, "emperyalizmin hukuk kılıfına bürünmüş hali" olduğunu savunur (Akın 1).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Saray Hafiyeliği" İddiası ve Belçika’ya Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>The "Palace Informant" Claim and Return to Belgium</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris’in 1907 yılında serbest bırakılması, Osmanlı siyasi tarihinde çeşitli efsanelere konu olmuştur. Padişah’ın başkâtibi Tahsin Paşa’nın hatıralarında geçen anlatıya göre; Sultan, Joris’i öldürmek yerine onu 500 altın ihsan ederek serbest bırakmış ve Avrupa’daki komiteler hakkında bilgi toplaması için bir "saray hafiyesi" olarak görevlendirmiştir (Tahsin Paşa 111). Tahsin Paşa, bu durumu Sultan’ın bir zekâ manevrası olarak sunar: "Padişah, katili serbest bırakarak hem Avrupa’nın baskısından kurtulmuş hem de düşman saflarına bir ajan sızdırmıştır" (Tahsin Paşa 113).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak tarihçi Rıdvan Akın bu durumu farklı bir perspektifle, "Rahip Brunson" olayına benzeterek açıklar: "Joris sultanın ajanı olarak hangi hizmetleri görmüş olabilir Avrupa’da? Bu sadece bir diplomatik teslimiyet manevrasıdır" (Akın 2). Akın’a göre bu serbest bırakma, hukuk önünde tam bir mağlubiyettir ve Joris Avrupa'ya döndüğünde asla Padişah için çalışmamıştır (Akın 2). Beyen, Joris’in serbest kalmasını sağlayan duygusal bir unsuru daha gün yüzüne çıkarır: Joris’in 80 yaşındaki kalp hastası annesi ("Moederken Joris"). Belçika basını, annenin oğlunun idam edilmesi durumunda öleceğini ve "Kızıl Sultan'ın ilk kurbanı" olacağını işleyerek halkta büyük bir sempati dalgası yaratmıştır (Beyen 3-4, 12). Joris sonunda serbest bırakıldığında, bu durum Avrupa'da "oryantal keyfiyete karşı Batılı hukukun zaferi" olarak kutlanmıştır (Beyen 13).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Belçika Ermenofilleri ve Aristokratik Himaye</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Belgian Armenophiles and Aristocratic Patronage</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris’in serbest kalması tesadüf değildir; Belçika’da o yıllarda çok güçlü bir "Ermenofil" (Ermeni dostluğu) hareketi bulunmaktadır (Armencom 1). Bu hareketin arkasında ise sadece sosyalistler değil, Belçika aristokrasisinin en tepesindeki isimler yer almaktadır. Örneğin, Boghos Noubar Paşa’nın kızı Eva Zaruhi, 1907 yılında Kont Guillaume d'Arschot Schoonhoven ile evlenerek Belçika sarayına akraba olmuştur (Armencom 5). Armencom sitesine göre, bu aristokratik bağlar Joris’in davasında Belçika hükümetinin takındığı sert tutumun ana nedenlerinden biridir (Armencom 5).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayrıca, daha sonra Milletler Cemiyeti temsilcisi olacak Paul Hymans gibi isimler de Joris lehine kampanyalar yürütmüştür (Armencom 6). Deliorman, Avrupa’nın bu desteğini "Hıristiyan dayanışması ve Türk düşmanlığı" olarak yorumlar (Deliorman 45). Artuner ise Beşiktaş Zabıtası raporlarına dayanarak, bombanın tahrip gücünün Avrupalı uzmanlarca bile hayranlıkla(!) karşılandığını ve bunun transnasyonal bir terör projesi olduğunu aktarır (Artuner 1). Joris, bu güçlü lobinin desteğiyle Belçika’da dokunulmazlık kazanmıştır. Beyen, bu dönemdeki Avrupa desteğinin altında yatan "Sarı Tehlike" (Yellow Peril) korkusuna da dikkat çeker. Rus-Japon Savaşı’ndaki Japon zaferiyle sarsılan Batılı özgüveni, Osmanlı gibi "Doğulu" bir güce karşı Joris gibi "Beyaz/Hıristiyan" bir figürü koruyarak psikolojik bir üstünlük kurmaya çalışmıştır (Beyen 9). Joris'in arkasındaki bu güç birliği, Osmanlı'nın toprak bütünlüğüne karşı yürütülen transnasyonal bir terör projesinin diplomatik kalkanıdır (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’in Yayıncılık Yılları: Radiopost ve De Nieuwe Tijd</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’s Publishing Years: Radiopost and De Nieuwe Tijd</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1907’de Belçika’ya dönen Joris, kısa sürede anarşist ve sosyalist yayıncılığın merkezine oturmuştur. 1910’da Victor Resseler’den&nbsp;<em>'t Kersouwken</em>&nbsp;adlı radikal kitapçıyı devralmış ve burayı anarşistlerin buluşma noktası yapmıştır (Simons 1614). I. Dünya Savaşı sırasında (23 Haziran 1917 – 8 Kasım 1918) Antwerpen'deki azınlık sosyalistlerinin (<em>minderheidssocialisten</em>) yayın organı olan&nbsp;<em>"De Nieuwe Tijd"</em>&nbsp;(Yeni Zaman) dergisinde aktif bir rol üstlenmiştir (Encyclopedie Vlaamse Beweging).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edward Joris; Jef van Extergem, Jules de Kinder, A. Borgers, J. Rams, W. Dever ve G. Capelle gibi isimlerle birlikte derginin editör kadrosunda yer almıştır (Encyclopedie Vlaamse Beweging).&nbsp;<em>"De Nieuwe Tijd"</em>, Flaman sosyalistleri arasında pasifist bir akım yaratarak onları Belçika hükümetinden ve Belçika İşçi Partisi (<em>Belgische Werkliedenpartij</em>) yönetiminden koparmak amacıyla, Alman sosyal demokratları ve askeri işgal yönetiminin (<em>militair bezettingsbestuur</em>) desteğiyle kurulmuştur (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Stockholm'deki uluslararası barış konferansı hazırlıkları etrafındaki siyasi hareketlilik, bu çevrenin Alman yanlısı ajanlar tarafından sızılmasına zemin hazırlamıştır (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Dergi, Flanders için özerklik (<em>zelfbestuur</em>) talebini resmen savunurken, bu çizgiyi pasifizm ve devrimci Marksizm ideolojileriyle birleştirmiştir (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Simons’un belirttiği üzere, Joris savaş sonrası Hollanda’ya sürgüne gitmiş ancak 1929 affıyla Antwerpen’e geri dönmüştür (Simons 1614). Geri döndüğünde, 20.000 nüsha basılan haftalık&nbsp;<em>Radiopost</em>&nbsp;(1927-1936) dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştir (Simons 1614). Bu dergi, Joris’in anarşist köklerinden gelen "alternatif medya" anlayışının bir ürünüdür. Van Campenhout ve Simons'un ortak çalışması, Joris'in Flaman hareketi içindeki sosyalist kanatta hayatının sonuna kadar saygın bir yer edindiğini vurgular (Van Campenhout ve Simons 1). Joris, 20 Aralık 1957’deki ölümüne kadar bir suikastçı olarak değil, bir gazeteci ve entelektüel olarak tanınmıştır (Simons 1615).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Tarihsel Analiz: III. Selim’den II. Abdülhamid’e Egemenlik Kaybı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Historical Analysis: Loss of Sovereignty from Selim III to Abdulhamid II</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rıdvan Akın’ın yaptığı tarihsel karşılaştırma, Osmanlı Devleti’nin son yüzyılındaki güç kaybını en net şekilde ortaya koymaktadır (Akın 1). 1792 yılında III. Selim’e Ayasofya’da suikast girişiminde bulunan Mağripli saldırgan, kapitülasyonların henüz devleti bu kadar bağlamadığı bir dönemde derhal yakalanmış ve "Babı Hümayun kapısında idam edilmişti" (Akın 1).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak 1905 yılına gelindiğinde, bizzat Padişah’ı öldürmeye teşebbüs eden ve suçunu itiraf eden Belçikalı bir anarşist, Batılı devletlerin baskısıyla serbest bırakılabilmiştir (Akın 1). Osmanlı devlet otoritesi, bu dönemde içeriden bombalanırken dışarıdan hukuki bir mengene ile sıkıştırılmaktadır (SATEMER). Akın bu durumu, Osmanlı’nın "hasta adam" olarak nitelendirildiği dönemde, kendi katilini bile cezalandıramayacak kadar hukuki bir abluka altında olduğunun kanıtı olarak sunar (Akın 1). Jensen, bu durumu küresel anarşist terörizmle mücadelede Batı’nın uyguladığı "çifte standart" olarak nitelendirir (Jensen 1). Uzunçarşılı ise Yıldız Mahkemesi tutanaklarının, devletin aczini belgeleyen tarihi vesikalar olduğunu belirtir (Uzunçarşılı 329). Akın’ın analizi, Joris’in serbest bırakılmasının saray tarafından bir "strateji" olarak sunulmasının, aslında bu büyük mağlubiyeti gizleme çabası olduğunu savunur (Akın 2).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sonuç: Edward Joris’in Tarihteki Yeri ve Terörün Mirası</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Conclusion: Edward Joris’s Place in History and the Legacy of Terror</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak, Edward Joris’in hayatı; 20. yüzyılın başında terörün, ideolojinin ve diplomasinin nasıl iç içe geçtiğini gösteren en çarpıcı biyografilerden biridir. Joris, sıradan bir dikiş makinesi memuru kılığında girdiği İstanbul’dan, imparatorluğun kaderini değiştirebilecek bir "Cehennem Makinesi"nin mimarı olarak çıkmıştır (Alloul 215). Joris’in Ermeni komitacılarıyla olan işbirliği, terörün uluslararasılaşmış doğasının bir kanıtıdır (Birecikli ve Maden 399). Simons’un Joris biyografisi, bir anarşistin hayatı boyunca nasıl bir "dava" peşinde koştuğunu, kıtalar arası bir sabotajcıdan saygın bir Flaman editörüne nasıl evrildiğini tüm çıplaklığıyla sergilemektedir (Simons 1614). Uzunçarşılı'nın not ettiği üzere, bu vaka Osmanlı hukuk tarihinin en karanlık sayfalarından biridir (Uzunçarşılı 329).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris'in hikayesi aynı zamanda terörün jeopolitik amaçlarla nasıl kullanılabileceğini de göstermektedir. Edward Joris vakası, emperyalist odakların terörü bir diplomasi aracı olarak nasıl kullandığının en somut laboratuvarıdır (SATEMER). Siyonistlerin ve Avrupalı aristokratların bu eyleme sağladığı destek, II. Abdülhamid'in denge siyasetine karşı kurulan geniş bir cephenin varlığını teyit eder (Eroğlu 88). Edward Joris'in idam sehpasından kurtulup Belçika'da&nbsp;<em>Radiopost</em>&nbsp;dergisinin genel yayın yönetmeni olarak huzur içinde ölmesi, tarihsel adaletin uluslararası reel politik çıkarlar karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Bu eylem, Padişah'ın Şeyhülislam ile yaptığı o kısa sohbetle ("1 dakika 42 saniyedir") boşa çıkmış olsa da, imparatorluğun yıkılış sürecindeki dış müdahalelerin ve terör kuşatmasının en somut kanıtı olarak tarih arşivlerindeki yerini korumaktadır. Son kertede, Edward Joris biyografisi, bugünün terör ve diplomasi ilişkilerini anlamak için elzem bir ders niteliğindedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward">https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><em></em></span></p>

<table cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İstanbul’daki Hamidiye Camii’nde, selamlık töreni sırasında Sultan Abdülhamid’e suikast girişimi</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html">https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><em></em></span></p>

<table cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sultan Abdülhamid'e düzenlenen suikaste karışan Belçikalı Edvar Joris</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BOA. FTG_1989_001_001.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><em></em></span></p>

<table align="left" cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anna Nellens ve Edward Joris'in fotoğrafı (1896)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674">https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kaynakça/Bibliography</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Akın, Rıdvan.</strong>&nbsp;"Sultan Abdülhamit'in Cuma Selamlığı."&nbsp;<a href="https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr">https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr</a>, 2025.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Alloul, Houssine, Edhem Eldem ve Henk De Smaele, editörler.</strong>&nbsp;<em>To Kill a Sultan: A Transnational History of the Attempt on Abdülhamid II (1905).</em>&nbsp;Palgrave Macmillan, 2018.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Artuner, Burak.</strong>&nbsp;"Ermeniler, Avrupalılar'ın Kışkırtmalarıyla..."&nbsp;<a href="http://patronlardunyasi.com/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://patronlardunyasi.com">patronlardunyasi.com</a>, 2026.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Beyen, Marnix.</strong>&nbsp;<em>De taal van de geschiedenis.</em>&nbsp;Universitaire Pers Leuven, 2019.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Birecikli, İhsan Burak ve Fahri Maden.</strong>&nbsp;"Yıldız Suikasti: Ermeni Komitacıların Sultan Abdülhamid’e Karşı Düzenlemiş Oldukları Bombalı Saldırı."&nbsp;<em>Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi</em>, cilt 23, sayı 67-69, 2007, ss. 399-424.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Comité des Arméniens de Belgique.</strong>&nbsp;"Historique de la Communauté."&nbsp;<a href="http://armencom.be/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://armencom.be">armencom.be</a>, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Deliorman, Altan.</strong>&nbsp;<em>Türklere Karşı Ermeni Komiteciler.</em>&nbsp;4. Basım, Bayrak Basım, 2011.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Encyclopedie van de Vlaamse Beweging.</strong>&nbsp;"De Nieuwe Tijd (1917-1918)."&nbsp;<a href="http://encyclopedievlaamsebeweging.be/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://encyclopedievlaamsebeweging.be">encyclopedievlaamsebeweging.be</a>, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Erdoğan, Büşra.</strong>&nbsp;<em>Abdulilâh B. Arafe ve Yâ Sîn Kalbu’l-Hilâfe Adlı Romanının Tahlili.</em>&nbsp;Yüksek Lisans Tezi, Bursa Uludağ Üniversitesi, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Eroğlu, Hamza.</strong>&nbsp;<em>Ermeni Meselesi.</em>&nbsp;Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1986.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Garo, Armen.</strong>&nbsp;<em>Osmanlı Bankası Baskını: Armen Garo’nun Anıları.</em>&nbsp;2. Baskı, Belge Yayınları, 2015.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Günal, Bülent.</strong>&nbsp;"Sultan'a Suikast."&nbsp;<em>HT Gazete</em>, 31 Ocak 2014.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Jensen, Richard Bach.</strong>&nbsp;<em>The Battle against Anarchist Terrorism: An International History, 1878–1934.</em>&nbsp;Cambridge University Press, 2014.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kısakürek, Necip Fazıl.</strong>&nbsp;<em>Ulu Hakan II. Abdülhamid Han.</em>&nbsp;Ötüken Neşriyat, 1975.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Meydan, Sinan.</strong>&nbsp;"Edward Joris'ten Rahip Brunson'a Abdülhamid Siyaseti."&nbsp;<em>Sözcü</em>, 2018.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Minassian, Gaïdz.</strong>&nbsp;"The Armenian Revolutionary Federation and Operation 'Nejuik'."&nbsp;<em>To Kill a Sultan</em>, Palgrave Macmillan, 2018, ss. 53-65.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Nacikaptan.</strong>&nbsp;"Abdülhamit'e Bombalı Suikast."&nbsp;<a href="http://nacikaptan.com/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://nacikaptan.com">nacikaptan.com</a>, 2021.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Öztuna, Yılmaz.</strong>&nbsp;<em>Başlangıcından Zamanımıza Kadar Büyük Türkiye Tarihi.</em>&nbsp;Cilt 7, İstanbul: Ötüken Yayınevi, 1983.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>SATEMER.</strong>&nbsp;"Yıldız Suikastı." Sakarya Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi,&nbsp;<a href="http://satemer.sakarya.edu.tr/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://satemer.sakarya.edu.tr">satemer.sakarya.edu.tr</a>, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Simons, Ludo.</strong>&nbsp;"Joris, Edward."&nbsp;<em>Nieuwe Encyclopedie van de Vlaamse Beweging</em>, 1998, ss. 1614-1615.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Tahsin Paşa.</strong>&nbsp;<em>Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları.</em>&nbsp;İstanbul: Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, 1931.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Uzunçarşılı, İsmail Hakkı.</strong>&nbsp;<em>Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi.</em>&nbsp;Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2000.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Van Campenhout, Nico ve Ludo Simons.</strong>&nbsp;"Joris, Edward."&nbsp;<em>Encyclopedie van de Vlaamse Beweging</em>, 2023.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Van Ginderachter, Maarten.</strong>&nbsp;“Edward Joris: Caught between Continents and Ideologies?”.&nbsp;<em>To Kill a Sultan</em>, Palgrave Macmillan, 2018, ss. 67-98.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Yavuz, Fikrettin.</strong>&nbsp;"Osmanlı Devleti Dış Politikasında Ermeni Sorunu: 1896 Osmanlı Bankası Baskını Örneği."&nbsp;<em>SUTAD</em>, sayı 30, 2011, ss. 391-412.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Görsel ve Arşiv Notu / Visual and Archive Notes</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1904'te (Gaidz Minassian arşivi; Sophie Areshian, Edward Joris, Anna Nellens).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BOA. FTG_1989_001_001.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Arşiv Belgeleri:</strong>&nbsp;<a href="http://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674">collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sanatsal Tasvir:</strong>&nbsp;Achille Beltrame, "Attempt Against Sultan Abdul Hamid" (Meisterdrucke).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:21:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇALIŞMAK İBADETTİR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/calismak-ibadettir-7807</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/calismak-ibadettir-7807</guid>
                <description><![CDATA[ÇALIŞMAK İBADETTİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇALIŞMAK İBADETTİR</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(1 Mayıs İşçi Bayramı tüm çalışan kardeşlerimize kutlu olsun!)</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel ve faydalı bir şey yapmak ve helal bir kazanç elde etmek için yapılan her türlü temiz ve meşrû iş için harcanan emek ve çabaya “Çalışma” denir. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “İnsan için ancak çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm-39) buyurduğu gibi insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Bu, dünya hayatı için de böyledir, âhiret hayatı için de böyledir. Yani insan ancak çalışmasının karşılığını bulur ve görür. Başka bir ifadeyle insan ektiğini biçer!. İnsan ettiğini bulur! İyi şeyler yapmışsa iyilik bulur, kötü şeyler yapmışsa kötülük bulur!. Bu nedenle insan daima temiz, helal ve faydalı işler yapmalı ve bu amaçla emek ve çaba sarfetmeli ki, yaptığı çalışmalar birer ibadet olsun ve çalışmalarının sonucu güzel, bereketli ve feyizli olsun. Mesela; insanın kendisinin ve ailesinin rızkını elde etmesi için yaptığı meşru çalışmalar bir ibadettir. ilim elde etmek için okumak bir çalışmadır. Tarlaya buğday ekmek, bahçeye fidan dikmek, Çevreye ağaç dikmek güzel ve feyizli bir çalışmadır. Fabrikada, tamirhanede yapılan işler bir çalışmadır. Bu bağlamda yapılan her türlü temiz, helal, güzel ve faydalı şeyler güzel bir çalışmadır ve her güzel çalışma ibadettir, sâlih ameldir. Ve Allah katında her güzel çalışmanın ecir ve mükafatı var. Allah Kur’anda şöyle vaad eder: “Her kim, zerre kadar bir iyilik yaparsa, karşılığını mutlaka (mükafat olarak) görür.” (Zilzâl-7) Dünya var olduğu günden bu yana insanlar devamlı çalışmışlar, üretmişler, hem geçimlerini sağlamışlar hem de dünyayı imar ederek çeşitli medeniyetler kurmuşlar. Bu bağlamda çalışma dediğimiz eylem; insanoğlu var olduğu müddetçe devam edecektir. Tâ ki, kıyamete kadar. Bu, fıtrî ve ilahi bir olgudur. Başka bir ifadeyle “Sünnetullah”tır. Rabbimiz Allah Kur’anda:”Uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de bir örtü kıldık, Gündüzü ise geçiminizi sağlama (çalışma) vakti kıldık.” (Nebe 9-11) buyurduğu gibi Rabbimiz Allah gündüzü çalışma vakti, geceyi de dinlenme vakti kılmıştır. Bu evrende her şeyin bir ölçüsü ve sınırı olduğu gibi çalışmanın da bir ölçüsü ve sınırı vardır. Öyle sanıyorum ki, insanlar yukardaki bu ayeti ölçü alsa; sadece gündüzleri çalışsa ve geceleri dinlense, dünya düzenlerini bu ölçüye göre kursalar dünyanın huzuru ve refahı sanırım daha güzel olurdu. Ama insanlar; nefislerinin aşırı istek ve arzularına uyarak daha çok kazanma ve daha çok güç ve servet sahibi olma hırsıyla iş alanlarını ve çalışma zamanlarını artırarak ilahi ölçüyü bozmuşlar ve bu ölçüsüzlükleriyle birçok felaketi de birlikte inşa etmişler!. Kirlenen günümüz dünyasına ve yaşanan felaketlere bakarsanız bu acı tabloyu çok net görebilirsiniz. Ve şunu iyi biliniz ki; Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur:: “Her kim, zerre kadar bir kötülük yaparsa, karşılığını mutlaka -felaket ve azab olarak- görür.” (Zilzal-8) Eğer insan, zararlı şeyler yaparsa veya yaptığı işler, yaptığı çalışmalar harama, kötülüğe ve zulme yönelikse geçici olarak dünyevi bazı çıkarlar elde etse bile sonu mutlaka felaket, azab ve hüsran olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışmayla ilgili bir başka husus da şudur; Rabbimiz Allah Kur’anda: “Allah'ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu kazan. Dünyadaki nasibini de unutma. Allahın sana ihsân ettiği gibi sen de karşlıksız iyilik yap!...” (Kasas-77) buyurduğu gibi insanın çalışması iki yönlüdür; Biri dünyevidir, diğeri de uhrevidir. Yani insan çalışmasıyla bir yandan dünyalık nasibini kazanırken elde ettiği kazanımlarıyla insanlara iyilik ve infakta bulunarak veya faydalar sağlayarak âhireti için de kazançlar elde eder. Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde: “Dünya âhiretin tarlasıdır.” buyurduğu gibi insan; dünyasını da âhiretini de bu dünyada kazanır. İnsan çalışırken dünya ve ahiret dengesini iyi kurmalı. İnsan çalışarak ve faydalı işler yaparak hem dünyadaki nasibini kazanmalı hem de çalışmasından elde ettiği maddi ve manevi kazanımlarını çevresiyle ve insanlarla paylaşarak veya faydalar sağlayarak ebedi olarak yaşayacağı âhiretini kazanmalı. Eğer insan ahireti unutur da sırf dünya hayatı için dünyanın şan ve şöhreti için zevk ve eğlencesi için çalışırsa, bilsin ki o kişi zararda ve hüsranda olur. Çünkü Rabbimiz Allah bu konuda bizleri şöyle uyarır: “Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de sadece dünya kazancını isterse, ona da istediğini veririz, fakat onun ahirette bir payı olmaz.” (Şûra-20) Ve sonuç olarak deriz ki; Rabbimiz Allah Kur’anda: “O Allah, hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için hayatı ve ölümü yaratandır.” (Mülk-2) buyurduğu gibi insan hayatının amacı; güzel ve faydalı işler yapmaktır. Bu da ancak temiz, helal ve güzel bir çalışmayla elde edilir. Eğer insan yaratılış gayesine uygun olarak, helal, temiz ve faydalı işler yaparak çalışırsa ve güzel ve faydalı şeyler yaparsa, ilahi sınavı kazanır ve Allahın razı olduğu kulları arasına girer. Hem dünyasını kazanmış olur, hem de âhiretini!. İşte bu nedenle Allah katında çalışmak bir ibadettir. Bu bağlamda tüm çalışan kardeşlerimize selam olsun! İmanınız kavi çalışmalarınız güzel ve faydalı, ömrünüz sağlıklı huzurlu ve feyizli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026- </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:31:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR ENVER MASALI</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-enver-masali-7806</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-enver-masali-7806</guid>
                <description><![CDATA[BİR ENVER MASALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"BİR ENVER MASALI"</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şişirilmiş kahramanlardan biri de ihtiras zebunu Gagavuz Enver Paşa'dır. "İhtiras zebunu" diyorum, çünkü erişilmez ütopyacılığı uğruna çevirmediği entrika kalmamıştır. Öyle ki artık onun bu ütopyacılığı vücut kimyasını bozarak aklın ötesine geçmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yahudi Emanuel Karasu, Gagavuz Enver'in akıl hocası olup, onunla birlikte Anadolu'nun ve Anadolu halkının başına gaile açanlardandır. Hatta Ulu Hakan cennet mekân Abdulhamit Han'ın azledilmesi hususunda, Selanik'te başlatılan komitacılığın fitilini ateşleyenlerdendir. Haricen, Yunan eteği giyerek meşhur komitacılarla dağlarda gizli karargâh kurması ve maceraperestliğine ara vermeden devam etmesi tasvibi imkânsız tarihi vakalardandır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı zamanda taassup derecesindeki Alman hayranlığı da gözlerden kaçmamaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazımızın başlığında yer alan "BİR ENVER MASALI", bize ait sıradan bir tasvir değildir. Genç kalemlerden kıymetli gönül dostumuz, Onur Emrullah Şavlığ'ın piyasaya yeni sürdüğü kitabının adıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazarımız, haklı gerekçelerle ironik bir dil kullanarak, yere göğe sığdırılamayan kahramanımsı ve destanımsı Enverlant'ın hünerlerini (!) tüm çıplaklığı ile ortaya sermektedir. Yani ona atfedilen şişirilmiş kahramanlığın, hakikatten uzak masalımsı bir kahramanlık unvanına daha uygun bulunduğunu tarihî vesikalarla ispatlamıştır. İsterseniz eserden anekdotlar aktarma bölümüne geçelim:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1881’de doğan İsmail Enver, Babasının Manastır’a tayini neticesinde tahsilini orada tamamlamış. Manastır’da Askeri Rüştiyeyi, ardından Mekteb-i İdadiyi, Müteakiben İstanbul’a gelerek Mekteb-i Harbiyeyi bitirmiş.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komitacılık aşkıyla yanıp tutuşan Enver, Balkanlarda uzun süre mücadelesini hız kesmeden sürdürmüş. Abdulhamit’e karşı komitacılık ruhu o denli bedenini sarmış ki bu hususta İttihat ve Terakki Cemiyetinin gizli kadrosuyla bilfiil yakın temasa geçmekten çekinmemiştir. Keza Yahudi asıllı Emanuel Karasu’nun dahi hayretini mucip bir pozisyon sergilemiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha da vahimi, Osmanlının hükümranlığına yönelik; “Yunan’ın, Bulgar’ın çetesi olur da Türk’ün çetesi niçin olmasın?” diyerek, menhus düşüncesini ileriye taşımıştır. İşte bu menhus düşünce, onu Selanik’teki gizli yapılarla buluşturmakla kalmayıp, yalnız rota çizmenin ötesinde, belirgin Masonlardan müteşekkil kolektif bir mekanizmanın entegrasyonuyla kişiliğini bütünleştirmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Örneğin; caydırıcılık ve inandırıcılık babından sağ eline Kur’an tutuşturulurken, sol eline kama tutuşturulmuştur. Oysa kamanın figüratif anlamda ve masonluk mihverinde açılımı çok farklıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bahusus bir nice ritüeller eşliğinde, kendisini cemiyetin varlığına fedaya ant içtikten sonra, sıkıca bağlanan göz bağı çözülmüş ve böylece o karanlık dünyanın bir üyesi olduğunu ispatlamıştır. Hazin ki talihsiz bir ifadeyle söylemek gerekirse; şanlı bir ordunun zabitliğinden imtinayla art niyetli kolpacıların safında yer almıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bileylenen ve güven tazeleyen zabitan Enver’in niyeti, teşkilatlanma misyonuyla dağa çıkarak, bilahare cemiyeti Manastır’da yaymakmış. Esrarengiz ve disiplinize yapısından mülhem, en güvendiği arkadaşlarına bile tedbirle yaklaşmaktaymış.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nihayet, esrarengiz örgütlü yapılanma kısa sürede ivme kazanarak, Manastır mahreçli Balkanları ateş topu gibi sarmak suretiyle Anadolu’ya doğru uzanmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözde hürriyet fikrinin olgunlaşması serkeşliği etrafında ve bir plan dahilindeki korkunç eylemler, artık aleniyete dökülerek gerek payitahta gerekse reayaya korku aşılanmaktaymış.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">………………….</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ezcümle Ulu Hakan Sultan Abdulhamit Han’ı, Ramazan’da Hırka-i Şerif ziyareti esnasında öldürmeyi tasarlayan ve kahramanlık histerisiyle gözünü kan bürüyen nev’i şahsına münhasır karakterin sunumudur “BİR ENVER MASALI” adlı ironik eser.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Filmin ötesi malũm…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ya saraya damat olma tutkusu… Ya aşırı ütopyacılığı… Ya gaddarlığı…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilinen rivayete göre doksan bin, iyimser rivayete göre altmış bin şehidin Sarıkamış’ta Allahuekber Dağlarında donarak can vermesine zemin hazırlayan kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada benzeri yaşanılmayan, dramatik duyguları alabora eden, ağıtların arşı titrettiği ve kelimelerin kifâyetsiz kaldığı mezkûr olay karşısında kılını kıpratmayan ve de nedamet duymayan bir kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hele de “Zaten ölmeyecekler miydi ki…” ifadesiyle akıllara durgunluk veren ve beyinleri zonklatan dominant (!) kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En makul tabirle taktik ve strateji (sevk-ül ceyş) de sınıfta kalan kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mükerreren kutluyorum yazarını ve derunî dost bildiğim Onur Emrullah Şavlığ’ı… Hakikaten okumaya şayeste bir eser. Kalemine kuvvet, gönlüne inşirah diliyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:29:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20 ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/20-sehircilik-ve-iskenderun-7805</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/20-sehircilik-ve-iskenderun-7805</guid>
                <description><![CDATA[20 ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>20&nbsp;ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN</p>

<p>Not:&nbsp;Hatayîn&nbsp;tamamıyla ilgili bilgiler mevcut olup,&nbsp;İskendrun&nbsp;nostaljisi&nbsp;kitabının yeni baskısından alınmıştır.İlk defa yayınlanmaktadır.</p>

<p>Bir yerleşim yerinde insan sayısı arttıkça insan ihtiyaçları ve ortak yaşama kültüründe gelişmelere ihtiyaç duyulur. Şehirleşme aynı zamanda medenileşme anlamına da gelir. Genellikle köy niteliğindeki yerleşim yerleri şehirleşmeye başlar. Ancak 1872 depremi ve&nbsp;tusinamisinden&nbsp;sonra İskenderun ve çevresinde önemli yatırımlar başladı,&nbsp;bu depremden&nbsp;Antakya ve Samandağ&nbsp;da etkilenmişti ve yatırımlardan pay aldı,&nbsp;bunun yanında demir yolu inşaatının Fransız taşeron firması&nbsp;henüz Osmanlı İmparatorluğu varken devletin izniyle bölgeye yatırımlar yapıyordu. Daha sonra 1918 yılında Fransız işgaliyle bu yatırımlar yeniden başlayarak devam etti.&nbsp;Bir şehirde olması gereken yol, asfalt, kanalizasyon, su tahliye kanalları, elektrik, içme suyu şebekesi hızla kuruldu. Önemli eğitim kurumları da tüm bölgeye hitap ediyordu.</p>

<p>Bu durumda İskenderun merkezinin şehirleşme süreci hızla gerçekleşmiş oldu. Doğu Akdeniz’in en önemli doğal korunaklı limanı ve kıtaları birbirine bağlayan su ve kara yollarının kavşağında olması her zaman stratejik bir bölge olarak&nbsp;elde tutulması gereken&nbsp;hedef haline gelmişti. Halep, Gaziantep ve Antakya&nbsp;önemli ölçüde&nbsp;İskenderun körfezi vasıtasıyla var olmuş ve önem kazanmıştır.&nbsp;Hindistan’ın çıkış Avrupa’nın giriş limanı olmuştu.&nbsp;Türkiye’ye bölgenin katılması ve keskin hatlarla bölge ülkelerinden soyutlanması atıl kalmasına sebep olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Her şeye rağmen&nbsp;bugün körfez, Orta Asya petrollerinin dahi çıkış noktası olmuştur ve eski önemini her türlü engellemelere ve&nbsp;sislemelere&nbsp;rağmen kazanmıştır.&nbsp;İngilizler,&nbsp;tarih boyunca İskenderiye ve Beyrut’u elde bulundurmak, İskenderun’u elde bulundurmakla mümkün olur, derlerdi, 1500’lü yıllara ait konşimento ve liman belgeleri dikkate alındığında İskenderun’un önemi anlaşılır. Singapur, Hong Kong şehirlerindeki ticaret dikkate alındığında İskenderun’un ticaret kapasitesinin Türkiye’nin ticaret kapasitesinin iki katı olduğu görülür.&nbsp;Bölgenin,&nbsp;artık dünyanın sayılı lojistik merkezlerinde biri olduğu uluslararası ve ulusal çevre ve şirketlerce vurgulanmaktadır. Bizi ilgilendiren kısmı ise şehirleşme, yani medenileşme sürecini hızla tamamlamış olması, şehirleşmede örnek olması ve ehliyetsiz ellerde nasıl bir medeniyetin çökertilmiş olduğudur. Sıcak iklime sahip İskenderun’u Soğuk Ankara’ya göre&nbsp;dizayn&nbsp;ederseniz binaları ve kütüphaneleri kış iklimine göre kapalı ve yeşil açık alansız yaparsınız. Dünyada, “Çimlere basmanın yasak olduğu tek şehirdir İskenderun.”&nbsp;Halbuki&nbsp;yakın bir geçmişe kadar çimler üzerinde çay içme kültürüyle çevre şehirlileri&nbsp;dahi cezbeden ve&nbsp;bu kültürü devam ettiren bir medeniyetti İskenderun.</p>

<p>Bisiklet yolları ve raylı sistem&nbsp;dahil&nbsp;toplu ulaşım araçları bir şehrin en önemli ve olmazsa olmaz alt yapılarıdır. Ancak bunun var olabilmesi ve devamlılığı için bu çağda otomatik, asansörlü, çok katlı otoparklar&nbsp;şarttır. Bugün artık çok katlı, asansörlü ve otomatik otoparkınız yoksa bir medeniyet, bir şehir olamazsınız. İskenderun’un gelişimi esnasında otopark gerektirecek kadar&nbsp;otomobil yoktu, ama raylı toplu taşıma aracı&nbsp;1872 yılından&nbsp;1930’lu yıllara&nbsp;kadar vardı. Dekovil adındaki buharlı lokomotif ve üstü açık vagonları bataklıkları kurutmak için kullanılıyordu. Ben,&nbsp;o vagonlarda oturarak seyahat eden insan resimlerini gördüğümü hatırlıyorum.Muhtemelen bataklıklar kurutulduktan sonra bir süre toplu taşıma için kullanılmıştır.</p>

<p>Çok katlı otomatik ve asansörlü otoparkları kurduğunuzda şehirde park eden bir tek otomobil kalmaz. Kaldırım kenarlarında bisiklet yolları olur. Bu yollar kavşaklarda asfaltlarla aynı hizaya gelerek karşı&nbsp;bisiklet yollarına bisikletlerin geçmesini sağlar. Hemen sonra raylı sistem ve toplu taşıma araçlarının durakları olur. Park eden otomobiller otoparklara gittiğinde bu alanların,&nbsp;bisiklet yolu ve toplu taşıma&nbsp;araçları için yeterli alanlara dönüşebileceği&nbsp;görülür.&nbsp;Bir yerde artık doğrudan başlanmalıdır.</p>

<p>Birkaç ay önce Cihat Yaycı, İskenderun Ticaret Odası’nda denizciliğin önemi ile ilgili bir konuşma yaptı. Burada deniz ürünleri üretim ve balık avcılığı verilerindeki düşüşlere dikkat çekti. Tabi Samandağ sahillerindeki üretim rakamları İskenderun istatistiklerine&nbsp;dahildir. Bunun nedeni bilhassa Antakya ve Samandağ ilçelerinin organik kanalizasyon atıklarının depremle birlikte denize akmaması sonucu deniz&nbsp;popülasyonunun&nbsp;gıda yetersizliğinden dolayı azalmasıdır. Buna İskenderun ilçesindeki kanalizasyon ve yağmur sularının denize ulaşmaması da&nbsp;dahildir.&nbsp;Halbuki&nbsp;alınan tedbirler bilakis suların denize ulaşmasını önleme şeklinde devam etmiştir. (Burada&nbsp;kıyı yüksekliğinin&nbsp;düşmesinde uygulanması gereken şey, tüm dünyada olduğu gibi PALPLANŞ sisteminin uygulanması idi. Sahili ve denizi doldurmak değil...) Bir de buna Antakya’da yapılmakta olan devasa arıtma sistemini ekleyin!&nbsp;Halbuki&nbsp;arıtılarak deşarj edilmesi gereken atıklar sanayi atıklarıdır. Ağır metal içeren&nbsp;partiküller&nbsp;tutulmalı ve PH dengesi&nbsp;sağlandıktan&nbsp;sonra deşarj edilmelidir. Organik evsel kanalizasyon atıkları Akdeniz için kıyıdan 400 metre ileri 20 metre derine arıtmadan bırakılması gerekir. Bu ağaçların dibine gübre bırakmakla aynı etkiyi yapar. Deniz tuzu denizde gıda üretilmesini önemli ölçüde engeller. Denizlerin gıdası,&nbsp;karada oluşur yağışlar sonucu bataklık benzeri yerlerden denize akar. Dünya bir ekosisteme sahiptir. Sonunda deniz dibindeki ekosistem karada yaşayanlar için dahi atıkları gıdaya çevirir. (Ayrıca suların karadan sel olarak denizlere akmasının&nbsp;dahi oksijen karbondioksit ve&nbsp;küresel ısınmaya kadar birçok&nbsp;olumlu&nbsp;etkisi vardır.) Karadeniz’deki balık bolluğunu biz, Tuna nehrinin Avrupa’dan getirdiği atıklara ve Doğu Avrupa ve Ukrayna’dan akan&nbsp;Dinyeper&nbsp;ve&nbsp;Dinyester&nbsp;nehirlerine borçluyuz. Önemli olan doğaya kaldıracağından fazla yüklenmemektir. Bir an önce yanlıştan dönülmelidir. Bir önemli konu da kıyıda toplu olarak deşarj etmek değil, yerleşim yerlerinden aralıklı olarak bırakılmasıdır. Diğer bir konu da yağmur sularının yeniden kullanılmak üzere toplanmasıdır. Kanalizasyon sularını arıtıp kullanmak dünyada uygulanan bir metot değildir. Evsel kanalizasyon sularını deşarj edilmek üzere ayrıca toplamak bir metottur.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 21:58:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HARAMLARDAN UZAK DURMAK...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/haramlardan-uzak-durmak-7804</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/haramlardan-uzak-durmak-7804</guid>
                <description><![CDATA[HARAMLARDAN UZAK DURMAK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HARAMLARDAN UZAK DURMAK...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haramlardan</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sakınmak için iki türlü yol vardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birinci kısmı; yalnız Allahü teâlânın hakkı olan, O’nun emri olan günahlardan sakınmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci kısmı; insanların ve mahlûkların hakları da bulunan günahlardan sakınmaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci kısmı daha mühimdir. Allahü teâlâ, hiçbir şeye muhtaç değildir ve çok merhametlidir. Kullar ise, pek çok şeye muhtaç oldukları gibi, cimridirler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birgün Resûlullah, Eshab-ı kirama;&nbsp; “Müflis kime denir, biliyor musunuz?” diye buyurunca; “Parası ve malı kalmayan kimseye diyoruz.” dediler. Bunun üzerine buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ümmetimin arasında müflis, şu kimsedir ki; kıyâmet günü, defterinde çok namaz, oruç ve zekât sevâbı bulunur. Fakat, bâzılarına sövmüş, iftira etmiş, malını almış, kanını dökmüş, dövmüş. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilir. Sonra Cehenneme atılır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Üzerinde kul hakkı olan, insanların malına, ırzına dokunan, ölmeden önce helâllaşsın, ödesin! Zirâ âhıret günü altının, malın bir değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınacak, sevapları olmazsa, hak sahiplerinin günahları, buna yüklenecektir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Haramdan sakının! Midesine haram lokma giren kimsenin 40 gün duâsı kabul olmaz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bir kimsenin üzerindeki elbisesinde, haramdan bir tel iplik olsa, o elbise ile kılınan namaz ve yapılan duâlar kabul olmaz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri Peygamber Efendimize dedi ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Yâ Resûlallah, duâ buyur da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabul etsin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevabında buyurdular ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Duânızın kabul olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle duâ nasıl kabul olunur?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:22:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE – (Helalleşme)</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-helallesme-7803</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-helallesme-7803</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE – (Helalleşme)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE – (Helalleşme)</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam ömrünün son günlerinde hasta idi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Diğer eşlerinden izin alarak, ömrünün son günlerini eşi Hz.Âişenin odasında geçirdi. Peygamberimizin hastalığı gün geçtikçe arttı. Mescide yakınlarının yardımıyla gidebiliyordu. Hastalığı iyice artınca vefatından üç gün önce Ebû Bekiri yanına çağırdı ve artık Namazları onun kıldırmasını buyurdu. O günden sonra Namazları Ebu Bekir kıldırdı. Peygamberimiz de Namazlarını evinde kıldı. Vefat ettiği günün sabahında peyamberimiz kendisini iyi hissediyordu. Sabah Namazını Mescidde kılmak istedi. Onu Mescide kadar götürdüler. O sırada içerde sahabe Namaza başlamak üzereydi. Peygamberimiz ilk safa kadar geldi ve Ebu Bekirin sağ tarafında Namaza durdu. Peygamberimizin geldiğinin farkına varan Ebu Bekir, geri geri çekilerek imameti Ona bırakmak istedi, ancak Peygamberimiz işaretle imamete devam etmesini buyurdu. Peygamberimiz Namazdan sonra minbere oturdu ve ashabına bir konuşma yaptı, konuşmasının bir bölümünde şöyle dedi: "Ey ashabım!. Sizden ayrılma vaktiminin geldiğini biliyorum. Nihayet ben de bir insanım. Bazılarınızın hakkı bana geçmiş olabilir. Sizden birinize vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun. Birinden birşey almışsam, gelsin hakkını istesin, alsın. Bilmelisiniz ki, benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa, gelip benden onu isteyen ve benimle helalleşendir. Ben Rabbimin huzuruna ancak üzerimde Kul hakkı olmadan çıkabilirim.” Peygamberimizin bu konuşmasından sonra orada bulunan bir sahabi ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü, benim sende üç dirhem alacağım var, onu isterim.” Peygamberimiz, o üç dirhem borcun nereden olduğunu bilmek için adama o borcun nereden olduğunu sordu Adam şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü. Bir defasında yanınıza bir fakir gelmişti. Bana fakire üç dirhem vermemi istemiştiniz, ben de sizin adınıza o adama üç dirhem vermiştim. İşte, istediğim o üç dirhemdir.” Peygamberimiz yeğeni Fadıl’a seslenerek o adamın alacağını ödemesini istedi. Fadıl da o adama üç dirhemi orada verdi. Fadıl peygamberimizin yeğeni idi. Amcası Abbasın oğluydu ve son günlerinde onunla ilgilenirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O gün Ukkaşe adındaki bir sahabe de ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü! Tebuk seferinden dönerken yanınızdaydım. Devenize kırbaç vururken kırbacınız benim sırtıma da isabet etmişti ve sırtımı acıtmıştı. Eğer bu Hak ise, o hakkımı isterim.” Ukkaşe, ashabın ileri gelenlerinden fazilet sahibi biriydi. Medineye hicret ederek, Bedir savaşına katılanardandı. O hayatı boyunca peygamberimize ençok hizmet edenlerdendi.. Peygamberimiz Hz.Muhammed hemen evinden bir kırbaç getirilmesini istedi. Duruma şahit olan sahabeler hiddetlendiler ve Ukkaşe’ye: “Ya Ukkaşe! Sen ne yapıyorsun? Aklını mı kaybettin? Kendine gel! Böyle bir hâl oldu ise helal etmen lazımdır. Eğer istediğn Hak ise icimizden istediğine istediğin kadar kırbaç vur.” dediler. Hz. Ömer daha da ilerisini söyledi: “Ya Ukkaşe! İşte sırtım istersen kırk kırbaç vurmana razıyım. Fakat Peygambere bir kırbaç vurmana dahi razı değilim. O hastadır; bu işten vazgeç.” dedi. Bu sözleri işiten Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Kimse, kimsenin günahını yüklenemez. Adalet gelir mutlaka yerini bulur.” buyurdu ve kırbacı Ukkaşeye verdi, sırtını da Ukkaşe’ye döndü ve şöyle dedi: “Vur Ukkaşe, sana nasıl vurduysam sen de bana bir misliyle vur!.” Sahabe çok üzgün, kızgın ve şaşkındı fakat artık müdahale hakları kalmamıştı. Ukkaşe: “Ya Resulallah, benim sırtım çıplaktı.” dedi. Bunun üzerine Resulallah sırtını açtı. “Haydi vur yâ Ukkaşe!” dedi. Ukkaşe elindeki kırbaçı yere attı, Peygamberimizin sırtını öptü. Sonra gözü yaşlı olarak şöyle dedi: “Ya Resûlallah, sayenizde bugün iki dileğim yerine geldi, biri sizin adaletinizi insanlığa göstermekti, diğeri de mübarek sırtınızı öpmekti, yoksa size eziyet vermek değildi. Hata ettiysem hakkını helal et!.” Bu sözden sonra peygamberimiz Ukkaşeye tebessüm ederek Ukkaşe hakkında daha önce onun cennetlikler arasında olması için Allaha ettiği duânın aynısını bir kez daha tekrarladı ve Allaha şöyle duâ etti: “Yâ Rabbî! Ukkaşeyi Cennetliklerden kıl!” Peygamberimiz bu hadiseden sonra ashabına şöyle buyurdu: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı veya malıyla ilgili bir hakkı varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı o gün gelmeden önce onunla helalleşsin!” Peygamberimizin yaşadığı bu hadiseden sonra bir kez daha anlıyoruz ki, “Kul Hakkı” gerçekten çok önemli. Allah, mü’minlerin işlediği pek çok günahını imanına, ihlasına ve takvasına bakarak affediyor, ama Kul hakkına ait günahları kişiler helalleşmedikçe veya cezasını çekmedikçe affetmiyor. Bu nedenle mü’min, ölmeden önce özellikle bu hususa çok dikkat etmeli ve helalleşmesi gereken insanlarla mutlaka helalleşmeli ve varsa borcu ödemeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız kabul, ameliniz sâlih, ömrünüz huzurlu, feyizli ve bereketli olsun! 2026- </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:20:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH’IM</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahim-7802</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahim-7802</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH’IM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH’IM</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gelmedikçe senden ışık<br />
İflah olmam zor Allah’ım<br />
İşlerim karmakarışık<br />
Sevdiceğim kör Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amelime demem keşke<br />
Umutlarım başka başka<br />
Hudut çizilmeyen aşka<br />
Yalan dünya dar Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek eyle rüyasını<br />
Çektirme zor gün yasını<br />
Mutluluğun en hasını<br />
Emanete ver Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Reva görme gam yüküne<br />
Gönderme canı sürgüne<br />
Göreceğim her bir güne<br />
Hayallerim var Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşkım cana münhasıran<br />
Can içinde saklı canan<br />
Lazım değil kimse inan&nbsp;<br />
Sensin bana yâr Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gül deyince güldürensin<br />
Ol deyince olduransın<br />
Bul deyince bulduransın<br />
Nurseli’ni gör Allah’ım</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel &nbsp;CENGİZ SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:17:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEVLET DEVLETÇİLİK VE EKONOMİ</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/devlet-devletcilik-ve-ekonomi-7801</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/devlet-devletcilik-ve-ekonomi-7801</guid>
                <description><![CDATA[DEVLET DEVLETÇİLİK VE EKONOMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">DEVLET DEVLETÇİLİK VE EKONOMİ</span></span></strong></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu üç terimin, insan ve toplum hayatındaki yeri netleşince, bilgisizlikten kaynaklanan birçok kavram kargaşası ve dolayısıyla toplumsal kargaşa ortadan kalkacaktır. Böylece insanları yanlışa yöneltip çatıştıran ve çatışma ortamından nemalananların ipliği de pazara çıkacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İngilizcede ‘public’ kamu, yani devletin aslı demektir. Aynı zamanda halk anlamına da gelir. Yani devletin aslı halktır, insandır. İngilizcede yetkili ve idare anlamına gelen ‘administrator’ kelimesi atanan yetkililerin oluşturduğu çeşitli büyüklükteki idari üniteleri belirtir. State, ise bu idari ünitelerinin tamamının organize olmuş şeklini ifade eder. Ve seçilmişlerin yetkilendirmesi ile atanmış olurlar. Seçilmiş kişilere belli bir süre için yetki veren de halktır, yani publictir. Bu devletin yönetim şekline de republic yani cumhuriyet denir. Yani halkın, insanın egemen olduğu yönetim şeklidir. Burada state demek ki devletin görevle teçhiz ettiği bir sınıfı tanımlar. Halk ise, sivilizasyonu yani medeniyeti temsil eder. ‘State’ sınıfındaki bir görevli görev elbisesini çıkardığında idareci, medeni kişiliğine döner. Hedef ise, toptan medenileşmektir. Yani insanın ulaşabileceği en üst makam sivil elbiseyi giymektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kavramların yerine oturması için geçen süreçler, ekonomik hayatın evreleridir. İnsanlar avcı-toplayıcı döneminden başlayarak; üretip ticaret yaparak ve hatta ticaret alanını genişleterek ekonomide refahın istikrarlı artışını sağlamışlardır. Bu arada ortaya çıkan anti sosyal sınıflar, yol keserek toplam üretimden pay alıyorlardı. Bunun yanında, üretime katkı verme seviyesine gelememiş ve yardıma muhtaç bir sınıf vardı. Bu durumda bilge kişiler toplumun bir kısmından çalışmayıp, belli bir ücret karşılığında kamu düzenini ve güvenliği sağlamaları aynı zamanda yardıma muhtaç olanlara da sosyal güvenlikten pay vermelerini istediler. Böylece İngilizce ‘state’ anlamındaki devlet ortaya çıktı. Ancak, anti sosyal insanların bir kısmı ‘state’ anlamındaki devletin içinde yer alarak, hakkaniyet ilkesini istismar ederek, abartılı bir şekilde nemalanmaya devam etmişlerdir. Bunlara da en çok istikrarsız ve kavram kargaşasının ve çatışmaların olduğu ortam gerekiyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnsanlığın var olduğu ilk dönemlerden insanlığın sonuna kadar var olacak olan Pazar Ekonomisi, her alanda insanlığın gelişmesine rehberlik etmiş ve edecektir. Değeri belirsiz ve istikrarsız para birimleri ekonomi ve maliye politikalarına ihtiyaç doğurmuştur. Bu politikalarla hedeflenen fiyat istikrarı sayesinde ekonomik istikrarı sağlamaktır. Ekonomi politikası; kısa dönemde etki eden, merkez bankası araçlarıyla ekonomiye, para akımlarını düzenleyerek istikrar sağlar. Para istikrarına daha büyük müdahaleler gerektiğinde, orta ve uzun vadede etki eden maliye politikaları, ekonomi politikalarına yardım etmesi için uygulamaya alındı. Bunun araçları ise devlet bütçesi araçlarıyla; harcamaları genişletip kısmaktır. Burada maliye politikası araçları, ekonomi politikası araçları üzerine hakimiyet sağlayarak, maliye politikasının, devlete finans sağlama görevine dönüşmesine yol açarak, idarenin kamu, yani halk üzerine (Republic üzerine) egemenlik kurmasıyla, <span style="font-size:10.0pt">insanlığın gelişmesi sürecinin hilafına yetkisini hukuktan almayan devletçilik akımına dönüşmesiyle sonuçlanmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu farkındalık ışığında,&nbsp; Adminisratorun yani State’in Republic üzerindeki baskısına son vermesi ve hukuk kurallarının halkın içinden ve içinde barındırdığı bilge kişilerden çıkacağının anlaşılmasını dilemekten başka çaremiz yoktur. Bunu başaracak olan sivil yani medeni halkın, medeni mücadelesi olacaktır. Burada eğitimcilere, medeniyeti hak eden insanlar yetiştirme görevi düşmektedir. Düşmanlıklardan nemalanmayı önünde hazır bulan bazı kanaat önderlerine düşen görev ise, eski ve düşmanlıklardan kaynaklanan, insanları ayrıştıran fikirleri gözden geçirmeleridir. Bunun dışındaki mücadeleler ancak çatışma ortamının yaygınlaşması ve state (tikonun) gerçek görevi dışında zamanını harcaması ile sonuçlanır. Sağlık ve Esenlikler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mehmet Haşmet Kolağası</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 15:42:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN BİR YOLCUDUR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-bir-yolcudur-7800</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-bir-yolcudur-7800</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN BİR YOLCUDUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İNSAN BİR YOLCUDUR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, bir yolcudur esasında. Yolculuğu doğumla başlamaz; anne rahminden de önce, ruhlar âleminde başlar. Dünyaya gelişi başlangıç değil, uzun bir seyrin görünür ilk durağıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne rahmi ilk menzil, bebeklik ilk konaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklukta yürümeyi, gençlikte koşmayı öğrenir insan. Olgunlukta yük taşırken, ihtiyarlıkta yolun pişmanlığını ya da huzurunu hissetmeye başlar. Her yaş, bu büyük yolculuğun ayrı bir mevsimidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa çoğumuz, geçici dünyayı bâki yurt sanıyoruz. Halbuki dünya kalınacak yer değil, hızla geçilecek bir istasyondur. İnsan burada misafirdir; eşyaya emanetçi, zamana yolcudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra bir başka durak gelir: Ölüm… Bir bitiş değil, menzil değişimidir. Kabir bir bekleyiş yeri, kıyamet büyük diriliş, hesap ise yolculuğun muhasebesidir. Ardından ebedî âleme açılan sonsuz kapı gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşünün; ruhlar âleminden başlayan bu sefer, anne rahminden dünyaya, dünyadan mezara, mezardan mahşere ve oradan sonsuzluğa uzanıyor. Böyle bakınca insanın kibri küçülüyor, öfkesi sönüyor, hırsı anlamını yitiriyor. Çünkü yolcu, yükünü hafifletmek ister.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de asıl mesele ne kadar yaşadığımız değil; bu yolculukta nasıl yürüdüğümüzdür. Kimi iz bırakarak yürür, kimi izleri silerek… Kimi gönül yapar, kimi gönül yıkar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve insanın en büyük görevi şudur: Gideceği menzili unutmadan yaşamak, bu fâni konakta ebedî yurdun hazırlığını yapmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Çünkü bu yolculukta yanımıza mal değil amel, unvan değil ahlak, gösteriş değil iyilik alınır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün gelir herkes vardığı yere, bu dünyada nasıl yaşadığının &nbsp;hesabıyla ulaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İnsan dünyaya yerleşmeye değil; kalbini olgunlaştırıp ebediyete hazırlanmak için gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 11:49:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki Annenin Evlad Sevgisi –Kıssadan Hisse</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iki-annenin-evlad-sevgisi-kissadan-hisse-7799</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iki-annenin-evlad-sevgisi-kissadan-hisse-7799</guid>
                <description><![CDATA[İki Annenin Evlad Sevgisi –Kıssadan Hisse]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki Annenin Evlad Sevgisi –Kıssadan Hisse</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yâkub aleyhisselam Hz.İshakın oğlu ve Hz.İbrahimin torunudur. Yâkubun ailesi rivayete göre Şam bölgesinde yaşıyordu. Yâkub’un Ays isminde bir erkek kardeşi vardı. Yâkub; huyu ve ahlakı güzel, Ana babasına saygılı ve itaatkâr bir çocuktu. Kardeşi Ays ise biraz haylazdı ve kardeşi Yakubu devamlı kıskanırdı. Bu durumu sezinleyen anneleri; hased ve kıskançlık nedeniyle çocuklarının birbirine zarar vermesinden korkuyordu. Belki de Hz.Âdemin çocukarından Kâbil’in, kıskançlık nedeniyle kardeşi Hâbili öldürme olayını biliyordu. Aynı olayı kendilerinin de yaşamaması ve olabilecek böyle bir olayı önlemek için anneleri, Yâkubu bir süreliğine Harrana dayısının yanına göndermeye karar verdi. Yâkubun annesi bir gün oğlu Yâkubu yanına çağırdı ve ona nasihatte bulundu, huzuru ve güvenliği için dayısının yanına Harran’a gitmesini ve bir müddet orada dayısının yanında kalmasını istedi. Yâkub, annesinin sözünü dinledi ve günlerden birgün annesiyle vedalaşarak Harran’a dayısının yanına gitti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ays ise o günlerde dağlarda avlanıyordu. Hayvancılık ve avcılık o dönemlerin geçim ve meşguliyet kaynaklarından biriydi. Ays, avdan eve döndüğünde kardeşi Yâkubun evde olmadığını gördü. Yâkub’un Harrana gittiğini öğrendi. Ays, onun kendilerini terk ettiğini ve evden kaçtığını düşündü. Onu yakalayıp cezalandırmaya and içti. Aslında onun asıl niyeti; kalbindeki hased ve kıskançlık intikamını almaktı. Annesi onu durdurmak için nasihat ettiyse de O, annesini dinlemedi ve kardeşi Yâkubun peşine düştü. Yâkub ise Harran yolculuğuna devam ediyordu. O, annesinin uyarısını ve tavsiyesini dinleyerek çoğu kez gündüzleri mağaralarda saklanıyor, geceleri iz sürerek gidiyordu. Ays ise gündüzleri yürüyor, Yâkubun izini sürüyordu, geceleri uyuyup dinleniyordu. Bu nedenle Ays, kardeşi Yâkubla hiç karşılaşmadı, onu bulamadı ve ona zarar veremedi. Yâkub uzun bir yolculuktan sonra sağ sâlim Harran’a dayısının yanına ulaştı. Ays ise birkaç gün kardeşi Yâkubu dağlarda, vâdilerde aradı. Onu bulamayacağını anladı ve eve geri döndü. Yâkubun Harrana gitmesi, aslında bir nevi Hicretti. Kıssalarını anlattığımız ve anlatacağımız pek çok peygamber, hayatının bir bölümünde buna benzer Hicret yapmışlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında hiçbir anne ve baba çocuğunu gurbete göndermek istemez. Ama, sorumlu olan anne ve babalar çocuklarının sağlığını, güvenliğini, huzurunu, eğitimini ve geleceğini düşünerek onların eğitimi, huzuru, güveni ve geleceği için bu tür ayrılıklara katlanırlar. Yâkubun annesi de öyle yaptı. Günümüzde de birçok anne ve baba çocuklarının eğitimi ve öğretimi için gurbete gönderirler. Uzak şehirlerdeki okullara gönderirler, hatta yurt dışına eğitime gönderirler. Bu kapsamda insanlar da bazen çalışmak ve helal rızık elde etmek için uzak diyarlara hicret ederler. Bazı insanlar da uğradıkları zulümler ve kötülükler nedeniyle kötülerden ve kötülüklerden uzak durmak için evlerini ve yurtlarını terk ederek gurbete hicret ederler.. Öyle değil mi?.. İşte, Yâkubun annesi de Yâkubu bir süreliğine dayısının yanına bu niyetle gönderdi. Aysı da yanlarında tuttular. Böylece kıskançlık yüzünden kardeşlerin birbirine zarar vermeleri önlenmiş oldu. Ayrıca Yâkub, dayısından aldığı güzel bir terbiye ile daha da mükemmelleşti. Ays da gün geçtikçe yaptığı hataları ve kardeşinin kıymetini anladı ve bir zaman sonra o eski kıskançlığı kalmadı o da olgunlaştı. Bütün bunlarda, düşünen akıl sahipleri için alınacak ibretler ve dersler var. Demek ki, çocuğu sevmek demek, onun her istediğini yapmak veya onun yaptığı her şeyi hoş görmek değildir. Çocuğu sevmek; onun güven içinde sağlıklı, huzurlu ve hidayet üzere yaşamasını sağlamaktır. Bunun için gereken tedbirleri almaktır. Çocuğu her türlü zararlı tehlikelere karşı korumaktır. Gerekirse Yâkubun ailesinin (annesinin) yaptığı gibi onu Hicret ettirmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün bir TV kanalında bir haber izlemiştim. Zengin bir aileye mensup genç bir kız, daha özgür yaşamak hevesiyle evden ayrılmış, tek başına ailesinin yazlığında yaşıyormuş.. Bir gün acı haber şöyle gelmiş: “Gece, alkol komasına giren genç kız kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.” Annesi feryat ediyor ve şöyle diyordu: “ Ben, onun hiçbir şeyini eksik etmedim, ne istediyse aldım, ne dediyse yaptım. Hiçbir ihtiyacı yoktu, neden böyle yaptı?..” Demek ki, sadece maddi ihtiyaçları karşılamak bir çocuk için, bir insan için yeterli olmuyor. Ona güzel bir terbiye ve güzel bir ahlakî eğitim vermek de gerekiyor. Kötülüklerden ve kötü alışkanlıklardan, kötü insanlardan korumak gerekiyor. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapmak gerekiyor. Gerektiğinde onları uyarmak gerekiyor, Gerekirse, büyüklerinin yanına eğitime göndermek gerekiyor. Yani ahlaki ve sosyal yönden de onlarıa iyi bir eğitim vermek ve onlara sosyal davranışlar yönünden de destek olmak gerekiyor! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman) </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Not: Bu yazı “Kur’anda Peygamber Kıssaları Cild 2” adlı eserimizden (Hz.Yâkubun Kıssası) alıntıdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu eser henüz yayınlanmadı)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:25:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vuslat-dernegi-2026-vacip-kurban-hazirliklarini-tamamladi-7798</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vuslat-dernegi-2026-vacip-kurban-hazirliklarini-tamamladi-7798</guid>
                <description><![CDATA[Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği, 2026 yılı vacip kurban organizasyonu için hazırlıklarını tamamladı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yıl kampanya, “Bu Bayram Senin Kurbanın Ne?” sorusuyla başladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-20%20at%2013_36_20%20(1).jpeg" style="height:533px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dernekten yapılan açıklamada, kurban ibadetinin sadece maddi bir paylaşım olmadığına dikkat çekilerek, asıl meselenin Allah için vazgeçebilmek ve teslimiyet olduğu vurgulandı. Kampanyanın da bu bakışla hazırlandığı, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in (a.s) teslimiyetinden ilham aldığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yılki çalışmada, insanlara sadece bağış çağrısı yapmak değil; aynı zamanda kendi hayatlarına dönüp bakmalarını sağlamak hedefleniyor. “Bu Bayram Senin Kurbanın Ne?” sorusuyla herkesin, Allah için neyi feda edebileceğini düşünmesi isteniyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-20%20at%2013_36_20.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Taştan da sürece ilişkin yaptığı açıklamada, hazırlıkların tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
“Her yıl olduğu gibi bu yıl da organizasyonumuzu titizlikle hazırladık. Biz kurbanı sadece bir ibadet olarak değil, aynı zamanda bir bilinç meselesi olarak görüyoruz. Bu soruyla insanların kendi hayatına dönüp bakmasını istedik. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in (a.s) teslimiyeti bizlere önemli bir örnek sunuyor. Bu ruhu yaşatmak ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026 yılı kurban organizasyonu kapsamında, bağışçıların emanetlerinin yurt içinde ve yurt dışında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması planlanıyor. Sürecin şeffaf ve güvenilir bir şekilde yürütüleceği ifade ediliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Afrika büyükbaş kurban hisse bedeli ise bu yıl 5.000 TL olarak açıklandı. Bağış yapmak isteyenler, derneğin iletişim hattı üzerinden ya da resmi internet sitesi aracılığıyla sürece dahil olabiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NEDEN YAPMAKTAN VAZGEÇTİNİZ?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/neden-yapmaktan-vazgectiniz-7797</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/neden-yapmaktan-vazgectiniz-7797</guid>
                <description><![CDATA[NEDEN YAPMAKTAN VAZGEÇTİNİZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>NEDEN YAPMAKTAN VAZGEÇTİNİZ?</p>

<p>Hatay’da özellikle Antakya Yeni Çevre Yolu üzerinde yapılan üst geçitler, ilk bakışta şehir trafiğini rahatlatmayı amaçlayan önemli yatırımlar olarak görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak sahaya indiğinizde, projelerin bazı kritik detaylarında ciddi soru işaretleriyle karşılaşıyorsunuz. Kamuoyunun da giderek daha yüksek sesle sormaya başladığı temel soru şu: Üst geçitlerin altında planlanan erken geri dönüş manevra alanlarından neden vazgeçildi?</p>

<p>Antakya ilçesi Gülderen Kavşağı’nda yapılan üst geçidin altında erken geri dönüş alanı bulunuyor. Bu uygulama, sürücüler açısından hem güvenli hem de pratik bir çözüm sunuyor. Ancak aynı mantığın, aynı yol üzerinde yer alan diğer üst geçitlerde neden uygulanmadığı anlaşılamıyor. Kuzeytepe mevkiinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün geçici hizmet binasının bulunduğu noktada ve daha önce Hatay Valiliği’nin geçici hizmet binası olarak kullanılan alanın önündeki üst geçidin altında erken geri dönüş alanı yapılmadığı görülüyor.</p>

<p>Bu tablo ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Gülderen Kavşağı istisna mı? Yoksa üst geçitlerin altına yapılması planlanan tüm erken geri dönüş manevraları genel olarak iptal mi edildi? Eğer böyle bir karar alındıysa, bunun teknik, güvenlik ya da mali gerekçeleri nelerdir? Kamuoyu bu konuda açık ve net bir açıklama bekliyor.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olan ise yolun bazı bölümlerindeki ani plan değişiklikleri. Emek Mahallesi’nde, eski HATSU hizmet binasının — daha da eskiden YSE olarak bilinen kurumun — bulunduğu noktadan Cumhuriyet Caddesi’ne ya da Asi Nehri istikametine doğru ilerlediğinizde, yolun bir süre gidiş-geliş şeklinde ve ortasında refüjlü olarak devam ettiğini görüyorsunuz. Ancak eski TEDAŞ hizmet binasına gelmeden hemen önce, bu orta refüjün aniden iptal edildiği ve yolun sadece dar bir gidiş-geliş hattına dönüştürüldüğü dikkat çekiyor. Yolun neden daraltıldığı, bu daralmanın hangi ihtiyaca göre planlandığı ise belirsiz.</p>

<p>Öte yandan Fatih Caddesi’nden Emek Mahallesi’ne, yani eski Antakya Kaymakamlığı ve Vakıflar Müdürlüğü’nün bulunduğu bölgeden mahalle içine doğru yöneldiğinizde, bu kez oldukça sıra dışı ve alışılmışın dışında bir dönüş alanıyla karşılaşıyorsunuz. Sürücüler açısından hem kafa karıştırıcı hem de trafik güvenliği bakımından risk oluşturabilecek bu düzenleme, “Bu planlama hangi teknik rapora dayanıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.</p>

<p>Elbette her projenin arkasında bir mühendislik hesabı, bir teknik gerekçe vardır. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak sahada görülen tutarsızlıklar ve uygulama farklılıkları, vatandaşın kafasını karıştırıyor. Aynı yol üzerinde bir noktada yapılan uygulamanın birkaç yüz metre ileride tamamen terk edilmesi, “neden” sorusunu kaçınılmaz kılıyor.</p>

<p>Hatay gibi deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinden geçen bir şehirde, ulaşım projelerinin hem güvenli hem de tutarlı olması hayati önemdedir. Bu nedenle yetkili kurumların, özellikle Antakya Yeni Çevre Yolu üzerindeki üst geçit altı düzenlemeleri ve erken geri dönüş alanlarıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.&nbsp;</p>

<p>Sorular ortada duruyor ve cevap bekliyor:</p>

<p>Neden yapmaktan vazgeçtiniz?</p>

<p><br />
Kalın SAĞ'lıcakla...</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 20:52:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SORUMSUZ EBEVEYNLER</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sorumsuz-ebeveynler-7796</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sorumsuz-ebeveynler-7796</guid>
                <description><![CDATA[SORUMSUZ EBEVEYNLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SORUMSUZ EBEVEYNLER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Biz yaşamadık/yaşayamadık, bize o ortamı sağlayan olmadı" diyerek, fütursuzca çocuklarının sevgi cıvatalarını iyice gevşeten anne ve babalar vardır toplum hayatımızda. Sayıları da gün be gün çoğalmaktadır maalesef!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar, pek farkına varamadıkları bu menhus düşünceleriyle sadece kendilerine ve çocuklarına zarar vermekle kalmıyorlar, başkalarının canını yakmaya ve hayatını karartmaya da sebep teşkil ediyorlar aynı zamanda.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa her şeyin mutlaka bir sınırı ve bir ölçüsü vardır. Haddini aşan davranışların zıddına inkılap edeceği aşikârdır. İnancımızda ve geleneğimizde ifrat ve tefrit olayı, tasvibin ötesinde anormal davranışlardan sayılmıştır daima. Onun için vasat çizgi (orta yol), Peygamberî bir tavsiye hükmündedir bizlere.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakın çevremizde ziyadesiyle görmek mümkündür, söz konusu aileleri. Ne dostluklarından ne akrabalıklarından ne de komşuluklarından emin bulunmadığımız aileler...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Hu komşu, akşam oturmaya geleceğiz" şeklinde telefon açan böylesi hüviyete haiz ailelere, sırf çocuklarının şımarıklığı ve haşarılığı yüzünden sıcak bakmayan insanlara şahidim defalarca.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke gelmeseler" diyenlere de, "Yahu o çocukla oturmaya mı gidilir" tepkilenmesiyle rahatsızlık belirtenlere de çok rastlamışımdır. Hatta; "Çocuklu bir aile geleceğine, çocuksuz on aile gelsin arkadaş!" ifadesiyle gönülsüzlük şerhi koyanlara da...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yanlış anlaşılmasın buradaki reaksiyon, bizatihi çocuğun mevcudiyetine yönelik değil, ebeveynlerin aşırı oranda takipsizliğine ve ilgisizliğinedir tabii.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim tecrübelerime ve gözlemlerime göre de haklılık payları fevkalade yüksektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü çoğu aileler, oturmaya gittikleri yerde çocuklarını kapıp koyuruyorlar. Kırıyor mu, döküyor mu, etrafı kirletiyor mu bakmıyorlar ve ilgilenmiyorlar. Katiyetle mübalağa yapmıyorum, dahası; annenin elinde bir örgü mili, babanın elinde ya bir tespih ya da bir telefon; kaygısızca izliyorlar öylece.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Neymiş gerekçe?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk fazla sıkıştırmaya gelmezmiş. Kalıtsal sapmalar olurmuş ileride. Müdahale vukuunda hareket kabiliyeti, manevra kabiliyeti sınırlanırmış. İma yoluyla dahi, sert şekilde bakılmazmış; aksi takdir de zihinsel hasara kapı aralarmış.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tam da “Ört ki ölem” deyimine münhasır bir absürtlük.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi şu aymazlığa, şu görgüsüzlüğe ve şu vurdumduymazlığa ne dersiniz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yöresel ağızla konuşmamı bağışlayınız da; “Ulan anca sizde mi var iki sümüklü velet!” diyesi tutuyor insanın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayniyle vakîdir aktardıklarım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şımarık velet, tedirginlik yaşayan hâne sahibinin halısına yağlı yiyecek mi dökmüş, tertemiz kırlentlere çikolata mı sürtmüş, eşyalara sair aksesuarlara zarar mı vermiş umurlarında değil; bizim sofistike (!) ailenin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Keza ortaya konan ikramı kendileri yedirse içirse... O da yok. Zinhar nedenini niçinini sormayınız. Cevabı: “Çocuk rüştünü ispatlayamaz”mış efendim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hani böyleleri için Anadolu'da alay misillü; "Sanki yedi kurbanla büyütmüş", "Sanki damızlık ....n doğurduğu" derler ya...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Serpilip gelişme raddesindeyken bile, ev ortamında kılına ve teline kendileri dokunmuyorlar. Okul ortamında öğretmenlerin tatlı sert dokunmasına "zonta"lık yapıyorlar. Mahalledeyse komşuların ve büyüklerin uyarısına kulak tıkayıp, surat asıyorlar. Ayrıca bilgisayarda ne haltlar karıştırdığına dair, yakın takibe almaları üzerlerine vazifeyken göz yumuyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra da o çocuğun monoton/monolog azadeliğine, sergerdeliğine, asosyal yapısıyla "tecrit" edilmişliğine hayıflanıyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Maazallah, en vahim olanıysa; onun vandallığına, uyuşturucu bağımlılığına, başkalaşmasına savrulmalarına ve seri katilliğine zemin hazırlıyorlar. Tıpkı şekil A'da görüldüğü gibi...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlayanlar, anlamayan derisi kalınlara anlatsınlar bizahmet!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Derkenarımdır: Benim çocuklarımın ve birincil derecede yakınlarımın, okulda öğretmenleri lüzumu halinde kulağını çekebilirler. Mahallede büyükler, gerekiyorsa müşfik eda ve iyelik modunda azarlayabilirler, uyarabilirler. Ezcümle ilgilenmelerinden dolayı şükran duyarız zat-ı alilerine.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:57:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOST BİLDİKLERİM</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dost-bildiklerim-7795</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dost-bildiklerim-7795</guid>
                <description><![CDATA[DOST BİLDİKLERİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DOST BİLDİKLERİM</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahvalimi duyan, davranmaz gafil<br />
Bana benden yakın, dost bildiklerim<br />
Başım dara düşse, bırakmaz sefil<br />
Hep yanımda bakın, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elekten geçirdim kulları tek tek<br />
Kimi kamil, kimi eşekten eşek<br />
Kimi ağzı sıkı, kimisi gevşek<br />
Üç, beş tane yekûn, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karanlığa ışık katacak olsam<br />
Ticaret yaparken, batacak olsam<br />
Hasta yatağında, yatacak olsam<br />
Duysa eder akın, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dert yükünden sayar elem, sızını<br />
Mutlu eylemeye diker gözünü<br />
Duymadım birinden hayır sözünü<br />
Düşmanıdır yokun, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olmadı düşlerde ipe un seren<br />
Handan medet ummaz, sırrına eren<br />
Çıkmak istemiyor kalbine giren<br />
Nurseli’ne çekin, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:01:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-tso-secimleri-oncesi-akliselim-sart-7794</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-tso-secimleri-oncesi-akliselim-sart-7794</guid>
                <description><![CDATA[HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Ticaret ve Sanayi Odası (HTSO) seçimlerine aylar kala şehirde yeniden hareketli bir süreç yaşanıyor. Kasım ayında yapılması öngörülen seçimler öncesinde kulisler ısınırken, adaylık hesapları da giderek belirginleşiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak Hatay gibi büyük bir felaketin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehirde, bu sürecin yalnızca bir güç mücadelesi olarak görülmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün HTSO’da aidat borcu bulunan yaklaşık 9 bin üyenin askıda olduğu biliniyor. Bu tablo, seçim dinamiklerini doğrudan etkileyen önemli bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu üyelerin tamamının aktif şekilde seçim sürecine dahil olması mümkün görünmezken, katılımın 3 bin ile 3 bin 500 kişi bandında kalabileceği konuşuluyor. Bu durum, seçimlerin temsil gücü açısından da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay gibi deprem sonrası ekonomik olarak ciddi bir yeniden yapılanma sürecinde olan bir şehirde, ticaret ve sanayi odasının rolü sadece temsil değil, aynı zamanda yön gösterici olmalıdır. Tam da bu noktada seçimlerin bir çekişme alanına dönüşmesi yerine, uzlaşı ve ortak akıl zemini üzerinden şekillenmesi büyük önem taşıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kamuoyunda birçok adayın isminin konuşulduğu bu süreçte, asıl mesele sayının çokluğu değil, ortaya konulacak vizyonun şehrin geleceğine ne kadar katkı sağlayacağıdır. Zira Hatay’ın bugün ihtiyacı olan şey parçalanmış bir yapı değil, güçlü ve bütüncül bir iradedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada mevcut Başkan Hikmet Çinçin’e de önemli bir sorumluluk düşmektedir. Uzun yıllardır oda yönetiminde bulunan ve tecrübesiyle süreci yakından bilen Çinçin’in, görev süresinin son döneminde daha birleştirici bir rol üstlenmesi gerektiği yönünde güçlü bir beklenti oluşmaktadır. Kamuoyunda dile getirilen görüşlere göre, tüm adayları bir araya getiren, herkesin gücünü ve temsil kabiliyetini masaya yatıran bir istişare zemini oluşturulması oldukça kıymetli olacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehrin yaşadığı büyük yıkımın ardından Hatay’ın yeniden ekonomik ve sosyal olarak toparlanma sürecinde, gereksiz kutuplaşmaların ve güç mücadelelerinin kimseye fayda sağlamayacağı açıktır. Bu nedenle, “herkes şapkasını önüne koymalı” yaklaşımı sadece bir temenni değil, aynı zamanda bir zorunluluk haline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Ticaret ve Sanayi Odası gibi stratejik bir yapının, kişisel rekabetlerin değil, ortak aklın ve uzlaşının adresi olması gerekmektedir. Seçim sürecinin tek liste ya da geniş tabanlı bir uzlaşıyla yürütülmesi fikri, bu anlamda ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken bir model olarak öne çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">25 yıldır oda yönetiminde bulunan Hikmet Çinçin için de en çok konuşulacak başlık, belki de bu son dönemde bırakacağı iz olacaktır. Eğer süreç, kavgasız ve şehrin yaralarını sarmaya odaklı bir şekilde yönetilirse, bu sadece bir seçim başarısı değil, Hatay adına önemli bir kurumsal kazanım olarak tarihe geçecektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, yeniden ayağa kalkma mücadelesi verirken yeni bir çekişme alanına değil, ortak akla ve birlikte üretme iradesine ihtiyaç duymaktadır. HTSO seçimleri de bu iradenin en önemli sınavlarından biri olacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bendeniz, tüm tarafları ortak masa etrafında buluşmaya ve aklıselime davet ediyorum..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:55:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayin-topraginda-inat-var-7793</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayin-topraginda-inat-var-7793</guid>
                <description><![CDATA[HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabah ezanıyla tarlaya düştü yolum,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çapayı vurmadan önce göğe baktım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bulut kara, rüzgar ters, toprak yorgun,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ım gene bir şeye gebe, anladım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her karışında bir afetin izi var:&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yağmur vurdu, dolu dövdü,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fırtına biçti, sel götürdü.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kasırga geçti, orman yandı,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem geldi, yer yarıldı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben çiftçiyim, ekinle konuşurum.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buğday boynunu büktü doludan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zeytin dalı kırıldı fırtınadan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pamuk çürüdü selden,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Portakal is oldu yangından,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erik dalı kırıldı ayazdan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mandalina döküldü fırtınadan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Limon sarardı susuzluktan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapya biberi yandı güneşten,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salatalık kavruldu sıcaktan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Domates çürüdü sel suyundan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprak küstü depremden.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her karışında bir Hatay var:&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya’nın taşı, Defne’nin suyu,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Samandağ’ın rüzgarı, Kırıkhan’ın ovası.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi yaralı, hepsi inatçı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ben çiftçiyim, vazgeçmem.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem vurdu, tohum ektim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sel aldı, kanal açtım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolu dövdü, yeniden serptim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yandı orman, fidan diktim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü çiftçi dediğin beklemez,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ağıdı bitirir, işe başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir inat sığdırdım en derine:&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu toprak yeşerecek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu pamuk tarlada kozalanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu zeytin dalda yağlanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu buğday başakta sallanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erik çiçek açacak, mandalina kokacak,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Limon dalda sararacak, kapya kızaracak,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salatalık uzayacak, domates canlanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu Hatay ayağa kalkacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yağmur bir gün sadece ıslatacak, dövmeyecek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rüzgar bir gün sadece serinletecek, yıkmayacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve ben o gün tarlanın ortasında durup,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ellerimi semaya açıp şükredeceğim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi tevekkül eder, tevekkül edip yoluma devam edeceğim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam ve dua ile.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:36:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UNUTTURULAN ZAFERİMİZ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutturulan-zaferimiz-7792</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutturulan-zaferimiz-7792</guid>
                <description><![CDATA[UNUTTURULAN ZAFERİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">UNUTTURULAN ZAFERİMİZ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İngilizler, Çanakkale Savaşının acısını çıkarmak için, daha evvel gözünü diktikleri Bağdat’ı almak isterler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İngiliz Kuvvetleri Basra’dan girip Irak’ın içlerine8 doğru ilerlerler. Osmanlı’nın orada sadece 8.000 kişilik bir tümeni vardır. Komutan Nurettin Bey, işgalcileri sıkıştırmaya başlar.<br />
General Townshend kayaya çarptığını anlar. İlk hamlede kuvvetlerinin üçte birini, 4.567 askerini kaybeder. Apar topar Kut-ül-Amare’ye çekilir. Ancak Osmanlılar burayı kuşatırlar. İki taraf da karşılıklı siper kazıp hazırlanırlar. General her kalktığı hücumda büyük kayıplar verir.<br />
İngiliz ordusu, yardımdan ümidini keser. Halkın yiyeceklerine el koyar. O kadar kötü duruma düşerler ki, Osmanlılar Townshend’e; “Teslim ol!” teklifi yapar. Townshend; “Elimizdeki silahları verelim, üzerine de bir milyon sterlin ödeyelim. Basra’ya dönelim.” der. Bu arada bir milyon sterlini iki milyona çıkarır ve rüşvet teklif eder, fakat kabul edilmez. Artık yaralılara bakamaz olmuşlardır, bulaşıcı hastalık ve zâfiyetten ölmeye başlarlar, çâresizdirler.&nbsp;<br />
29 Nisan 1916’da beyaz bayrağı çekip, teslim olurlar. İngilizler bu savaşta, 30 bin asker kaybeder. 13’ü general, 478 subay ve 13.300 erle teslim olurlar.<br />
Nedense resmi tarihçilerimiz bu zaferi görmezden gelir. Kut Zaferi ders kitaplarında da okutulacak kadar önemlidir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kut'ül Amâre Zaferi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.Ðünya Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi'nde 29 Nisan 1916'da Osmanlı Ordusu'nun İngiliz birliklerini Kut şehrinde kuşatarak teslim aldığı, Çanakkale'den sonraki en büyük destansı başarılardan biridir. Halil Paşa komutasındaki Türk ordusu, 13 binden fazla İngiliz askerini ve üst düzey komutanlarını esir alarak İngilizlere büyük bir hezimet yaşatmıştır.&nbsp;<br />
29 Nisan 1916, Dicle Nehri kıyısındaki Kut'ül Amâre şehri (Irak).<br />
Taraflar: Osmanlı Devleti ile Britanya İmparatorluğu (İngilizler).<br />
Sonuç: Yaklaşık 5 ay süren kuşatma sonucu 5 general, 481 subay ve 13.300 İngiliz eri esir alınmıştır.<br />
Kilit İsim: Halil Paşa (Kut), bu zaferden sonra "Kut fatihi" unvanını almıştır.<br />
Etkisi: Çanakkale'den sonra Türk tarihinin en büyük zaferlerinden biri olarak moral kaynağı olmuş, İngilizlerin Bağdat planlarını ertelemiştir.&nbsp;<br />
Kut'ül-Amâre Kuşatması<br />
Birinci Kut Muharebesi<br />
Kut'ül Amâre Zaferi&nbsp;<br />
"Halil Paşa'nın komutasındaki ordu, Kut Zaferi ile İngiliz inadını kırmıştır."<br />
"29 Nisan, Kut'ül Amâre Zaferi'nin yıl dönümü olarak anılmaktadır."<br />
"Tarih kitaplarında Kut'ül Amâre, unutulmaya yüz tutmuş bir zafer olarak geçer."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:05:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TERBİYEDEN YOKSUN BIRAKILAN ÇOCUKLARIIMIZ ŞİDDETİN VE KÖTÜLÜĞÜN TUZAĞINA DÜŞÜYOR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/terbiyeden-yoksun-birakilan-cocuklariimiz-siddetin-ve-kotulugun-tuzagina-dusuyor-7791</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/terbiyeden-yoksun-birakilan-cocuklariimiz-siddetin-ve-kotulugun-tuzagina-dusuyor-7791</guid>
                <description><![CDATA[TERBİYEDEN YOKSUN BIRAKILAN ÇOCUKLARIIMIZ ŞİDDETİN VE KÖTÜLÜĞÜN TUZAĞINA DÜŞÜYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TERBİYEDEN YOKSUN BIRAKILAN ÇOCUKLARIIMIZ</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ŞİDDETİN VE KÖTÜLÜĞÜN TUZAĞINA DÜŞÜYOR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son zamanlarda toplumda çocuklar ve gençler arasında şiddete, zorbalığa ve teröre dayalı olayların gittikçe artttığını görmekteyiz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her gün, gazete ve televizyonlarda bu tür haberlerle karşılaşmaktayız ve üzülmekteyiz. Öyle değil mi? “Trende bir genç, başka bir gencin cep telefonunu zorla gasp ediyor ve direndiği için onu trenden aşağı atıyor, ölmesini izliyor, ama kılı bile kıpırdamıyor. Stada maç izlemeye giden 15 yaşındaki bir çocuk, bir tartışma sonucu diğer bir genç tarafından bıçaklanarak acımasızca öldürülüyor, onun da hiç kılı kıpırdamıyor, pişmanlık bile duymuyor. Yolda taksi içinde seyir halinde olan gençler, kaldırımda yürüyen bir bayanın çantasını zorla çekip almak isterken kadını metrelerce sürüklüyorlar, tâ ki çantanın sapı kopuncaya kadar. Çantanın sapı kopuyor, kadın ölümden kıl payı kurtuluyor. Ama çantayı gasp eden bu gençlerin de kılı kıpırdamıyor, pişmanlık bile duymuyor. Sınıfa geç gelen öğrenciden geç kağıdı isteyen bayan öğretmen, 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi tarafından bıçaklanarak acımasızca öldürülüyor, çocuk pişmanlık duymuyor. Bir lise öğrencisi okulu basıyor elindeki tüfekle rastgele ateş açıyor ve birçok öğrenciyi, öğretmeni yaralıyor kılı kıpırdamıyor, şehit olan öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz oluyor. Ve yıllardır süregelen bu gibi üzücü ve dehşet verici yüzlerce olay!.. İşte; bunların hepsi çocuklarımız ve gençlerimiz tarafından işleniyor. Pekçok kötülüklerin müsebbibi olan uyuşturucu, sigara, içki, şans ve bahis oyunu gibi zararlı alışkanlıkların çocuklarımız ve gençlerimiz arasında hızla yayılması onları bu tür şidddete ve kötülüklere itmektedir. Bu tür zararlı alışkanlıklar artık ilköğretim çağındaki çocuklara kadar yayılmış durumda. Son zamanlarda küçük yaştaki (ilköğretim çağı) çocukların Spor Toto, Spor Loto, Piyango, Sayısal Loto gibi şans oyunları bayileri önünde uzun kuyruklar oluşturmalarıyla ilgili haberlere de sık sık rastlıyoruz.. Cep telefonlarıyla oynanan Sanal bahis ve sanal kumar oyunları da dahil olmak üzere şans oyunlarının oynandığı mekanlarda bulunanların çoğunun çocuklar ve gençler olması da elbette düşündürücüdür!.. Bu tür kötü ve zararlı alışkanlıkların çocuklar ve geneçler arasında yaygınlaşması devlet yetkililerini, eğitim câmiasını ve aileleri çok tedirgin ettiğini de biliyoruz. Ama, bütün bu olumsuz olaylar karşısında, yetkililerimiz; olayların üzerine gidildiğini, gereken tedbirlerin alındığını, suçlulara ve ihmali olan sorumlulara gereken cezaların verileceğini söylüyorlar ve konuyu hep polisiye ve cezai tedbirlerle çözmeye çalışıyorlar.. Halbuki bütün bu olumsuzlukların asıl nedeni; ‘Çocuklarımızın ve gençlerimizin edep ve terbiyeden, milli ve manevi değerlerden, insani ve ahlakî değerlerden yoksun bırakılmalarıdır.’ Onlara neyin iyi neyin kötü olduğu, neyin doğru neyin yanlış olduğu, neyin zararlı neyin faydalı olduğu öğretilmemiştir. İyi bir ahlâki eğitim verilememiştir. Bu ihmaller yetmiyormuş gibi bir de birçok televizyon kanalında her gün, gece ve gündüz yirmi dört saat çocuklarımızı olumsuz yönde etkileyen, şiddeti, yalanı, iki yüzlülüğü, çıkarcılığı, kıskançlığı, kin ve nefreti, ihaneti ve cinayeti, mafyacılığı, kavgayı, saygısızlığı, küfrü ve hakareti, isyanı ve şiddeti özendiren diziler ve filmler izletilerek çocuklarımız ve gençlerimiz şiddete ve zorbalığa özendirilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi büyüklere ve yetkililere sormak lâzım; çocuklarımıza iyi bir ahlaki eğitim verebildik mi?. Onlara sevmeyi ve sevilmeyi, küçükleri sevmeyi büyüklere saygılı olmayı öğretebildik mi? Onlara Peygamberimizin: “Müslüman o kimsedir ki, onun elinden ve dilinden diğer insanlar emindirler.” “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, ona ihanet etmez, ona yalan söylemez, onu terk etmez.” şeklindeki, insanî ve ahlaki öğütlerini öğretebildik mi?.. Kalblerine Allah sevgisi ile insan ve varlık sevgisini nakşedebildik mi?.. Yüce Allah’ın : “Kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa karşılığını (mükafat olarak) görecektir. Kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa o da karşılığını (ceza ve azab olarak) görecektir.”(Zilzal-7,8) uyarısını onlara anlatabildik mi?.. Her iyiliğin karşılığının mutlaka iyilik olacağını, her kötülüğün karşılığının da mutlaka kötülük ve ceza olacağını onlara iyice anlatabildik mi?.. Peygamberimizin: “İnsanlar iman etmedikçe Cennete giremezler. Birbirlerini sevmedikçe de iman etmiş olamazlar.” ilkesini onlara anlatabildik mi? Daha da önemlisi toplumun her kademesinde yer alan biz büyükler; Söz ve davranışlarımızla onlara iyi bir örrnek olabildik mi? İşte, asıl sorgulanması gerekenler bunlardır! Eğer, başta anne ve babalar olmak üzere biz büyükler ve yetkililer, çocuklarımıza güzel bir ahlaki eğitim/ güzel bir terbiye verebilirsek, onlara iyi ve örnek bir model olabilirsek, biliniz ki onlar, kötülüğün ve zorbalığın değil, iyiliğin ve sevginin öncüsü olacaklardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Huzur dolu günler dileğiyle hoşça kalın! 2026-</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:49:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OKUL EVDE BAŞLAR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/okul-evde-baslar-7790</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/okul-evde-baslar-7790</guid>
                <description><![CDATA[OKUL EVDE BAŞLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>OKUL EVDE BAŞLAR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her acı olay, arkasında bir ders bırakır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları da bize şunu düşündürmeli:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz nerede neyi eksik ya da yanlış yapıyoruz?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde mi okulda mı çevrede mi?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün çocuk yetiştirme anlayışımızda farkında olmadan bir kayma yaşanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk üzülmesin diye sınır koymuyor, zorlanmasın diye sorumluluk vermiyor, kırılmasın diye “hayır” demekten kaçınıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Niyetimiz sevgi olmakla birlikte eksik kalan şey denge.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü eğitim yalnızca okulda verilen hap bilgi değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Esasında eğitim; aile, okul ve çevrenin birlikte inşa ettiği bir insan yetiştirme sürecidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile, çocuğun ilk okuludur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk hayata dair ilk duyguları, ilk değerleri, ilk sınırları evde kazanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saygıyı görürse saygıyı, sevgiyi görürse sevgiyi yaşatır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer evde her istediği yapılan, sınır tanımayan bir ortam varsa; çocuk hayatın gerçekleriyle karşılaştığında zorlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkesini yönetemez, beklemeyi bilmez, başkasının hakkını fark etmekte güçlük çeker.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okul ise bu temelin üzerine inşa edilen ikinci büyük alandır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece ders anlatılan bir yer değil; birlikte yaşamanın, kurallara uymanın, farklılıkları kabul etmenin öğrenildiği bir hayattır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmenin rehberliği, çocuğun karakter gelişiminde belirleyici bir rol oynar elbette.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak ailede verilmeyen değerleri okulun tek başına tamamlaması &nbsp;mümkün olmaz. Buna birde velilerin okula ve &nbsp;öğretmenlere baskıcı yaklaşımı eklendiğinde sonuç daha da karmaşıklaşmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de çevre faktörü var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaş grubu, sosyal medya, sokak kültürü gibi unsurlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk bazen evde öğrendiğini dışarıda sorgular, bazen de dışarıdan aldığı etkiyle tamamen farklı bir yöne savrulabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu savrulmanın olmaması için ailede verilen değerlerin koruyucu gücü ortaya çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer çevre sağlıklı değilse, çocuk doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte tam da bu üç alan—aile, okul ve çevre—birlikte uyum içinde çalışmadığında; çocuk zihinsel olarak gelişse de duygusal ve ahlaki olarak eksik kalabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün yaşanan şiddet olaylarını sadece bireysel bir öfke olarak görmek yeterli değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu olaylar aynı zamanda;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sınır görmemiş, duygularını yönetmeyi öğrenmemiş, empati kurma becerisi gelişmemiş bireylerin bir sonucu olarak da karşımıza çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette hiçbir sebep şiddeti haklı çıkarmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama sebepleri görmeden çözüm üretmek de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada bize düşen görev açıktır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ailede; sevgiyle birlikte sınır koymak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okulda; bilgiyle birlikte değer kazandırmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çevrede; doğru örneklikler sunmak…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğa sadece başarılı olmayı değil,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">insan olmayı öğretmek…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beklemeyi, paylaşmayı, kaybetmeyi, özür dilemeyi öğretmek…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Milli ve manevi değerler dediğimiz şey de tam burada anlam kazanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kul hakkını bilmek, merhametli olmak, sabretmek, sorumluluk almak…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar bir ders konusu değil, bir yaşam biçimidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmamak gerekir ki;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">çocuklar söyleneni değil, yaşananı öğrenir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz çocuklarımıza güçlü bir karakter mi kazandırıyoruz,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">yoksa sadece kırılgan bir konfor alanı mı sunuyoruz?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bu toplumun ihtiyacı;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">kral ya da kraliçe gibi yetişmiş bireyler değil,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">vicdanı olan, sınır bilen, empati kurabilen insanlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve eğitim dediğimiz şey;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ancak aile, okul ve çevre el ele verdiğinde gerçek anlamına ulaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Milletimize başsağlığı diliyor, bu gibi olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:45:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARIMIZI !!   EKRAN MI YÖNETİYOR?</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklarimizi-ekran-mi-yonetiyor-7789</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklarimizi-ekran-mi-yonetiyor-7789</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZI !!   EKRAN MI YÖNETİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUKLARIMIZI !!&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EKRAN MI YÖNETİYOR?&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son iki üç gündür haberler aynı yerden vuruyor. Geçen yazıda “Okullara güvenlik şart” demiştik, “vurdum kırdın mı” diye sormuştuk. Cevabı ekran verdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hem de avaz avaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Televizyonu açıyorsun, yemek programı. Sözüm ona yemek yapılıyor ama tencereden çok terbiye kaynıyor. Bağırmalar, aşağılamalar, masaya vurmalar… Usta öğretici olması gereken şef, yarışmacıya hakaretin kitabını yazıyor. Çocuk da karşısında. “Ustalık buysa ben de bağırırım” diyor içinden. Ekran terbiye vermesi gerekirken, terbiye sınırını siliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kanal değiştiriyorsun, bir yarışma. Ödül için insanlar birbirini küçük düşürüyor. Reyting uğruna mahrem kalmıyor, saygı kalmıyor. Orada hadsizliğin tanımı yapılıyor her akşam. Hem de prime time’da. Çocuk odasından duyuyor, salondan görüyor. Sonra biz “çocuğum neden böyle konuşuyor” diye şaşırıyoruz. Şaşırma. Ekran öğretiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sokağa çıkıyorsun, başka dert. Küçük çocukların elinde silah. Oyuncak deyip geçme. Belinde, cebinde, parka getiriyor. Oyun kurarken “seni vurdum” diye başlıyor cümle. Nereden öğreniyor? Diziden, yarışmadan, o yemek programındaki kavgadan. Ekran önce normalleştiriyor, sokak sonra oyuna çeviriyor. Oyuncak da olsa, bir çocuğun eline silah yakışmıyor. Etik değil. Pedagojik değil. Doğru değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz ne yapıyoruz peki? Çocuğu ekranın kucağına bırakıyoruz. “Ağlamasın da ne izlerse izlesin” diyoruz. “Yemek yaparken dursun da, kavga etsinler” diyoruz. Sonra o çocuk okulda arkadaşını yaralıyor. Yine şaşırıyoruz. Şaşırma. Tohumunu ekran ekti, biz suladık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve okul… Hepimizin kalbi orada atıyor. Çünkü bu hafta okulda çocuklarımız öldürüldü. Çocuklarımız öldü. Öğretmenlerimiz öldürüldü. Sırada oturan, teneffüse çıkan, tahtaya bakan çocuklarımız vefat etti. Ders anlatan, nöbet tutan öğretmenlerimiz vefat etti.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O çocuklar hepimizin çocukları. O öğretmenler hepimizin öğretmenleri. Sadece bir ailenin değil, bu milletin evlatları toprağa düştü. Sadece bir okulun değil, hepimizin öğretmeni sustu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu anda hastanelerde yaralı çocuklarımız var. Yoğun bakımda bekleyen evlatlarımız var. Yaralı öğretmenlerimiz var. Hepsine Allah’tan acil şifalar diliyorum. Dualarımız onlar için. Yatak başında bekleyen annelere, babalara sabır diliyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran bağırdı, sokak oynadı, okul ağladı. Zincir burada kırılmalı. Okulda kırılmalı. Çünkü okul son kaleydi. O kale düştüyse, hepimiz düştük.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kumanda sende. Tercih sende. Vebal de sende.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızı ekranlara teslim etmeyelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü ekranın öğrettiğini, okulun bahçesinde kanla ödüyoruz. Çocuklarımız öldü. Öldürüldü. Öğretmenlerimiz öldürüldü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Uyuyamıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yazı nokta ile bitmeyecek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yazı bir yeminle bitecek:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir daha okuldan tabut çıkmayacak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çıkarsa hepimizden hesap sorulacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O kapıya güvenlik gelmeli, o sınıfa huzur gelecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Gelecek ki çocuklarımız sadece dersle, öğretmenlerimiz sadece zil ile uğraşsın.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okullar yaşatmak için var. Öldürmek için değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu unutanın kalemi de, ekranı da kırılsın.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızı yaşatacağız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekrandan uzak evde&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:40:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DERS ZİLİ DEĞİL,  GÜVENLİK ZİLİ ÇALMALI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ders-zili-degil-guvenlik-zili-calmali-7788</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ders-zili-degil-guvenlik-zili-calmali-7788</guid>
                <description><![CDATA[DERS ZİLİ DEĞİL,  GÜVENLİK ZİLİ ÇALMALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DERS ZİLİ DEĞİL,&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÜVENLİK ZİLİ ÇALMALI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün ülkede güneşli bir gün ama bir okuldan gelen haber hepimizin içini burktu. Bir öğrenci, silahla okuluna giriyor ve arkadaşlarını yaralıyor. Daha önceki olaylarda da öğretmenlerimiz sınıflarda, koridorlarda yaralandı. Yaralanan her öğrenci, yaralanan her öğretmen, eğitim için çalan bir alarm zilidir. Görmezden gelemeyiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okul dediğimiz yer, bir çocuğun sabah güvenle emanet edildiği, bir öğretmenin mesleğini korkusuzca icra ettiği yer olmalı. Fakat gerçeğe bakalım: Çoğu okulumuzun kapısında ciddi bir kontrol yok. Bahçede caydırıcı bir görevli beklemiyor. Koridorda nöbetçi öğrenci var, güvenlik yok. Zil çalıyor ama önlem çalmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıllarca “Çocuk yapar, geçer” dedik. “Öğretmen idare eder, halleder” diye teselli olduk. Artık bu cümleler yetmiyor. Çünkü sınıfa kesici alet giriyorsa, çantada silah taşınıyorsa, mesele iyi niyet değil, sistem meselesidir. Önlem meselesidir. Sorumluluk meselesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Açık konuşalım: *Okullara güvenlik şart.*&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce kapı güvenliği sağlanmalı. AVM’ye girerken, adliyeye girerken, hatta konsere giderken x-ray cihazından geçiyoruz. Çantalar açılıyor, üstümüz aranıyor. Peki çocuklarımızın günde 8 saatini geçirdiği okulda bu neden yok? Bir x-ray cihazı, bir metal dedektörü, girişlerde yapılacak basit bir çanta kontrolü pek çok riski daha kapıdan içeri girmeden durdurur. Bu lüks değil, temel ihtiyaç.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra sabit güvenlik görevlisi şart. Her okulda, kadrolu, işini bilen, çocuk psikolojisi eğitimi almış en az iki personel bulunmalı. Kriz anında soğukkanlı kalacak, önleyici olacak, caydırıcı olacak. Adına polis deyin, özel güvenlik deyin, okul gözetmeni deyin. İsim tartışmayı bırakalım artık. O kapıda, o bahçede birinin durması gerekiyor. Varlığı bile yeter.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve unutmayalım: Öğretmen de güvende olmalı. Öğretmeni koruyamadığımız bir yerde çocuğu koruyamayız. Öğretmenler Odası bir sığınak değil, nefes alma alanı. Öğretmenin de dersi tahtaya döndüğünde arkasını kollamak zorunda kalmadan anlatmaya hakkı var. Öğretmen tedirginse sınıf öğrenemez. Bu kadar basit.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Okulu cezaevine çevirmeyelim” itirazını biliyorum. Haklı bir kaygı. Ama tedbir cezaevi demek değil. Tedbir, güvenli alan demek. Bugün bir okulda çocuklar yaralandı. Yarın hangi il, hangi sıra, hangi teneffüs? Bu soruyu sormamak için önlemi bugünden almak zorundayız. Travmayı yaşamaktansa önlemi konuşmak evladır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Veli artık sabah çocuğunu uğurlarken “beslenmeni yedin mi” diye sormuyor, “okulda başınıza bir iş geldi mi” diye soruyor. Bir velinin diline bu soru düştüyse, sistemde bir açık var demektir. O açığı genelgeyle, temenniyle kapatamayız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne gerekiyorsa yapılmalı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama o zil bir daha çalmadan her okulun kapısına işi bilen bir görevli konulmalı. Çünkü eğitim, matematikten, coğrafyadan önce can güvenliğinde başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızın da öğretmenlerimizin de derste aklında tek bir şey olmalı: Tahtadaki konu. Korku değil, tedirginlik değil, acaba değil. Sadece ders.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okullara güvenlik şart.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bir talep değil, zaruret. Bu bir tartışma başlığı değil, kapanması gereken bir defter. Yarın bir başka okuldan, bir başka sınıftan “yaralandı” haberi almak istemiyorsak, bugün o kapıya bir görevli koyacağız. Çocuk gülerek girecek o kapıdan, öğretmen başı dik çıkacak. Zil çaldığında sadece ders başlayacak. Çünkü güvenli olmayan yerde eğitim olmaz, sadece hayatta kalma dersi olur. Ve biz çocuklarımıza hayatta kalmayı değil, yaşamayı öğretmek zorundayız.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte bu yüzden, son cümle bir nokta değil, bir başlangıç olsun:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okullara güvenlik şart.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:00:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mayadalı’da Toprağın Bereketi</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mayadalida-topragin-bereketi-7787</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mayadalida-topragin-bereketi-7787</guid>
                <description><![CDATA[Mayadalı’da Toprağın Bereketi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>Mayadalı’da Toprağın Bereketi</strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Domates, salatalık, kavun, karpuz, biber, bakla. Ekim zamanı geldi. Mayadalı Mahallesi’nde toprak yeniden işlenmeye başladı, umutlar yeniden filizleniyor.</p>

<p>Toprağa atılan her fide aslında geleceğe bırakılan bir emek, bir sabır hikayesi. Şimdiden herkese bereketli, bol hasatlar diliyorum. Orada bulundum, gördüm. Aziz Bey ve ailesi gerçekten çok samimi ve içten insanlardı. Ama asıl dikkat çeken sadece onlar değildi; komşuları da bir araya gelmiş, herkes el birliğiyle çalışıyordu. Kimisi ekiyor, kimisi yardım ediyor, kimisi sadece destek olmak için orada bulunuyordu. Eski zamanlardan kalma o birlik ve beraberlik ruhu, Mayadalı Mahallesi’nde hala yaşamaya devam ediyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kahveler, çaylar eşliğinde yapılan sohbetler, toprağın kokusuna karışan samimiyet. Her şey çok doğaldı, çok gerçekti. Günümüzün koşuşturması içinde unuttuğumuz o sıcaklık burada hâlâ vardı. İnsan orada sadece toprağa değil, birbirine de dokunuyordu. Bir tebessümün, bir selamın, bir bardak çayın bile ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hatırlıyordu. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan, insan kendini o eski zamanların içinde buluyordu. Benim yorumum şu; Mayadalı’da gördüğüm bu tablo sadece bir ekim değil, aynı zamanda insanlığın, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel haliydi. Burada kimse yalnız değil, herkes birbirinin emeğine omuz veriyor. Belki de asıl bereket tam olarak burada başlıyor; toprakta değil, kalplerde. Keşke bu birlik ve beraberlik sadece Mayadalı’da kalmasa, her yere yayılsa, her insan biraz bu samimiyetten nasibini alsa. Çünkü bazen bir toplumun en büyük ihtiyacı teknoloji ya da hız değil, böyle içten bir dayanışmadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yazar Mustafa ALDIÇ&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:58:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tetiği Genç Çekti, Silahı Toplum Doldurdu</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/tetigi-genc-cekti-silahi-toplum-doldurdu-7786</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/tetigi-genc-cekti-silahi-toplum-doldurdu-7786</guid>
                <description><![CDATA[Tetiği Genç Çekti, Silahı Toplum Doldurdu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Tetiği Genç Çekti, Silahı Toplum Doldurdu”</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Urfa’da bir okulun kapısından içeri yalnızca silahlı bir genç girmedi; yıllardır büyüttüğümüz ihmaller, susturduğumuz yanlışlar, görmezden geldiğimiz çığlıklar da o kapıdan içeri girdi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O okulda yankılanan silah sesleri, aslında bir gencin parmağından değil; sevgisiz bırakılmış çocukluklardan, sorumsuz ebeveynlikten, denetimsiz ekranlardan ve kaybolan vicdanlardan çıktı. Çünkü bir çocuk, önce evde şekillenir. Zihni zenginleştirecek öğretimin temelini okul değil, evladını doğru yetiştiren aile atar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün birçok evde çocuklar, susturulmak için telefonla büyütülüyor. Ağlamasın diye tablet verilen, soru sormasın diye ekranlara teslim edilen bir nesil yetişiyor. Korku oyunları, şiddeti öven videolar, mafyayı kahramanlaştıran diziler; karakteri daha oluşmadan genç ruhları zehirliyor. Anne babalar “oyalansın yeter” diye sırtını dönerken, çocuklar gerçek hayatla sanal şiddet arasındaki çizgiyi kaybediyor. Sonra öfkesini kelimelerle değil, silahla anlatan gençler ortaya çıkıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde ilgisiz bırakılan çocuk, okulda kusursuz ilan ediliyor. Hata yapan evlat yerine öğretmen suçlanıyor; saygısızlık özgüven, hadsizlik özgürlük sanılıyor. Anne babalar prens ve prenses yetiştirdiklerini düşünürken, topluma sınır tanımayan, empati bilmeyen bireyler bırakıyor. Öğretmenin değersizleştirildiği, emeğin küçümsendiği bir yerde eğitim yalnızca müfredat olur; insan yetiştirmek ise imkânsızlaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım: Bir çocuğun eline silah geçmeden önce, ruhuna ihmal değmiştir. Tetiği çeken parmak bir gence ait olabilir; ama o silahı dolduran, sevgiyi eksik veren, ilgiyi esirgeyen, yanlışı görüp susan, ekranı terbiyeye tercih eden herkesin payıdır. Çünkü çocuk yetiştirmek, onları sadece büyütmek değil; vicdan sahibi bir insan yapmaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve eğer biz çocuklarımızın kalbine merhamet, vicdan ve sınır koymazsak; bir gün onların büyüttüğü öfke, yalnızca bir okulun duvarlarını değil, hepimizin geleceğini paramparça eder. Asıl felaket, bir gencin tetiğe uzanan eli değil; o ele zamanında sevgiyle dokunmamış, yanlışı öğretmemiş, karanlığı fark edip ışık yakmamış anne babaların geride bıraktığı sessiz yıkımdır. Çünkü bazı kurşunlar bedenleri yaralar, ama ihmalle büyütülen çocukların açtığı yaralar bir toplumun vicdanında nesiller boyu kapanmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat KONDAKCI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:55:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DERS ZİLİ DEĞİL, GÜVENLİK ZİLİ ÇALMALI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ders-zili-degil-guvenlik-zili-calmali-7785</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ders-zili-degil-guvenlik-zili-calmali-7785</guid>
                <description><![CDATA[DERS ZİLİ DEĞİL, GÜVENLİK ZİLİ ÇALMALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DERS ZİLİ DEĞİL,&nbsp;</span></strong></h2>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÜVENLİK ZİLİ ÇALMALI</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün ülkede güneşli bir gün ama bir okuldan gelen haber hepimizin içini burktu. Bir öğrenci, silahla okuluna giriyor ve arkadaşlarını yaralıyor. Daha önceki olaylarda da öğretmenlerimiz sınıflarda, koridorlarda yaralandı. Yaralanan her öğrenci, yaralanan her öğretmen, eğitim için çalan bir alarm zilidir. Görmezden gelemeyiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okul dediğimiz yer, bir çocuğun sabah güvenle emanet edildiği, bir öğretmenin mesleğini korkusuzca icra ettiği yer olmalı. Fakat gerçeğe bakalım: Çoğu okulumuzun kapısında ciddi bir kontrol yok. Bahçede caydırıcı bir görevli beklemiyor. Koridorda nöbetçi öğrenci var, güvenlik yok. Zil çalıyor ama önlem çalmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıllarca “Çocuk yapar, geçer” dedik. “Öğretmen idare eder, halleder” diye teselli olduk. Artık bu cümleler yetmiyor. Çünkü sınıfa kesici alet giriyorsa, çantada silah taşınıyorsa, mesele iyi niyet değil, sistem meselesidir. Önlem meselesidir. Sorumluluk meselesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Okullara güvenlik şart.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce kapı güvenliği sağlanmalı. AVM’ye girerken, adliyeye girerken, hatta konsere giderken x-ray cihazından geçiyoruz. Çantalar açılıyor, üstümüz aranıyor. Peki çocuklarımızın günde 8 saatini geçirdiği okulda bu neden yok? Bir x-ray cihazı, bir metal dedektörü, girişlerde yapılacak basit bir çanta kontrolü pek çok riski daha kapıdan içeri girmeden durdurur. Bu lüks değil, temel ihtiyaç.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra sabit güvenlik görevlisi şart. Her okulda, kadrolu, işini bilen, çocuk psikolojisi eğitimi almış en az iki personel bulunmalı. Kriz anında soğukkanlı kalacak, önleyici olacak, caydırıcı olacak. Adına polis deyin, özel güvenlik deyin, okul gözetmeni deyin. İsim tartışmayı bırakalım artık. O kapıda, o bahçede birinin durması gerekiyor. Varlığı bile yeter.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve unutmayalım: Öğretmen de güvende olmalı. Öğretmeni koruyamadığımız bir yerde çocuğu koruyamayız. Öğretmenler Odası bir sığınak değil, nefes alma alanı. Öğretmenin de dersi tahtaya döndüğünde arkasını kollamak zorunda kalmadan anlatmaya hakkı var. Öğretmen tedirginse sınıf öğrenemez. Bu kadar basit.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Okulu cezaevine çevirmeyelim” itirazını biliyorum. Haklı bir kaygı. Ama tedbir cezaevi demek değil. Tedbir, güvenli alan demek. Bugün bir okulda çocuklar yaralandı. Yarın hangi il, hangi sıra, hangi teneffüs? Bu soruyu sormamak için önlemi bugünden almak zorundayız. Travmayı yaşamaktansa önlemi konuşmak evladır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Veli artık sabah çocuğunu uğurlarken “beslenmeni yedin mi” diye sormuyor, “okulda başınıza bir iş geldi mi” diye soruyor. Bir velinin diline bu soru düştüyse, sistemde bir açık var demektir. O açığı genelgeyle, temenniyle kapatamayız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne gerekiyorsa yapılmalı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama o zil bir daha çalmadan her okulun kapısına işi bilen bir görevli konulmalı. Çünkü eğitim, matematikten, coğrafyadan önce can güvenliğinde başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızın da öğretmenlerimizin de derste aklında tek bir şey olmalı: Tahtadaki konu. Korku değil, tedirginlik değil, acaba değil. Sadece ders.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*Okullara güvenlik şart.* Bu bir talep değil, zaruret. Bu bir tartışma başlığı değil, kapanması gereken bir defter. Yarın bir başka okuldan, bir başka sınıftan “yaralandı” haberi almak istemiyorsak, bugün o kapıya bir görevli koyacağız. Çocuk gülerek girecek o kapıdan, öğretmen başı dik çıkacak. Zil çaldığında sadece ders başlayacak. Çünkü güvenli olmayan yerde eğitim olmaz, sadece hayatta kalma dersi olur. Ve biz çocuklarımıza hayatta kalmayı değil, yaşamayı öğretmek zorundayız.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte bu yüzden, son cümle bir nokta değil, bir başlangıç olsun:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okullara güvenlik</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 18:08:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mossad’ın Uşakları-Bedirhaniler ve Barzaniler</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mossadin-usaklari-bedirhaniler-ve-barzaniler-7784</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mossadin-usaklari-bedirhaniler-ve-barzaniler-7784</guid>
                <description><![CDATA[Mossad’ın Uşakları-Bedirhaniler ve Barzaniler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mossad’ın Uşakları-Bedirhaniler ve Barzaniler</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortadoğu’nun kanlı dehlizlerinde, Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatmak ve bölmek amacıyla kurulan karanlık ittifaklar, tarihsel bir süreklilik arz etmektedir. Bu kirli ağın merkezinde, bir tarafta İsrail ve onun istihbarat örgütü Mossad, diğer tarafta ise onlara taşeronluk yapan Bedirhaniler ve Barzaniler (Türk milletine ihanet etmeyen ve düşmanlık yapmayan mensupları istisna) bulunmaktadır. Bu yapıların temel hedefi, emperyalist güçlerin bölgedeki uç karakolu olacak bir uydu devlet inşa ederek Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kastetmektir. İhanetin kökleri, Osmanlı’nın son dönemlerine, Cizre/Botan Emiri Bedirhan Bey’in soyuna kadar uzanır. Bu ailenin en kritik isimlerinden biri olan Kamuran Ali Bedirhan, Osmanlı’da bir emirin torunu olmasının ötesinde, sıradan bir siyasetçi değil, profesyonel bir istihbarat uzmanı ve aracıdır. Birinci Dünya Harbi sonrasında İngiliz casusu Binbaşı Noel’in (Nutuk’ta Mustafa Kemal Paşa’ya tuzak kuran Ali Galip olayındaki Binbaşı Novil) zamanı majör rehberi ve tercümanı olarak çalışmıştır. Bedirhaniler, daha yolun başında Türk istiklal mücadelesine karşı İngiliz istihbaratı ile omuz omuza vermişlerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bedirhan ailesinin bu ihanet çizgisi sadece İngilizlerle sınırlı kalmamış, asıl karanlık bağını İsrail ile kurmuştur. Yahudi yazar Şalom Nakimon tarafından ifşa edildiği üzere, Kamuran Ali Bedirhan "Yolcu" kod adıyla Mossad için çalışan bir ajandır. Mossad’dan ayda 50.000 Filistin Lirası maaş alan Bedirhan, klasik anlamda bir casus olmasa da İsrail'in teklifiyle hassas siyasi işler yürütmüştür. 1 Nisan 1963 yılında İsrail’e giderek Başbakan David Ben Gurion, Dışişleri Bakanı Golda Meir ve dönemin Mossad başkanı ile gizli görüşmeler yapmıştır. Bu görüşmeler, bugün hala gizli tutulan ve Türkiye aleyhine yürütülen pek çok operasyonun temelini oluşturmuştur. Bedirhanların bir diğer üyesi Celadet Ali Bedirhan ise Anadolu’daki Kemalist harekete muhalif kalarak İngiliz subayı Binbaşı Noel ile birlikte Türkiye'yi terk etmiş ve Suriye'de Hoybun örgütünü kurmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu zincirin en önemli halkası olan Hoybun adlı terör örgütü, 5 Ekim 1927 yılında Lübnan’da Bedirhan ailesi üyeleri (Kamuran, Celadet, Süreyya) ve Taşnak kökenli Ermeniler tarafından organize edilmiştir. Bu örgüt, "Kürdistan Millî Hükümeti" ilan ederek Türkiye’ye karşı Ağrı İsyanlarını başlatmıştır. Örgütün silahlı kanadının başında ise Osmanlı firarisi İhsan Nuri Paşa (halk arasındaki adıyla Ararat Kartalı) bulunmaktadır. Bu yapı, o dönemde İngiliz ve Fransız desteğiyle Musul petrolleri üzerinde egemenlik kurmak isteyen emperyalistlerin bir maşası olarak görev yapmıştır. Ayrıca Bedirhanların babası Emin Ali Bedirhan, Paris Barış Konferansı’nda Şerif Paşa ile birlikte hareket ederek İngiliz temsilci Richard Webb’e Türkiye'yi bölen haritalar sunmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Barzani ailesi ile Mossad arasındaki köprüyü bizzat kuran kişi de yine Kamuran Bedirhan’dır. Uğur Mumcu’nun şehit edilmeden birkaç gün önce deşifre ettiği bu "kirli yumak", Molla Mustafa Barzani’den oğlu Mesud Barzani’ye miras kalmıştır. Mossad-Barzani ilişkisi, sadece siyasi bir destek değil; CIA, İran Şahı, İngiliz Henry Kissinger ve İsrail’in dahil olduğu çok uluslu bir operasyondur. Belgelerle kanıtlandığı üzere, Mossad ajanı ve askeri ataşe Yaakov Nimrodi aracılığıyla Barzani’ye milyonlarca dolar ve silah yardımı aktarılmıştır. 1969 yılında Kerkük petrollerine yapılan saldırının arkasında İsrail’in olduğu ve Barzani’nin bu süreçte İsrail’den aldığı çeklerle Avrupa kahvehanelerinde operasyon yönettiği bir gerçektir. Mesud Barzani’nin bizzat İsrail’e giderek yardım istediği ve Mossad’ın bu desteği Scud füzelerinin Tel Aviv’e düşmesiyle daha da hızlandırdığı bilinmektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bedirhanilerin Kürdistan Teali Cemiyeti (Kürt Teali Cemiyeti) ile başlattığı, Hoybun ile silahlı teröre dönüştürdüğü ve Barzanilerin Mossad desteğiyle sürdürdüğü bu süreç, Türkiye’nin güneyinde bir "İsrail koridoru" açma çabasıdır. Bu cemiyetin kurucuları arasında yer alan Seyyid Abdulkadir, Babanzade Şükrü, Mevlânzâde Rifat ve Said Molla gibi isimlerin ortak paydası; Türk düşmanlığı, yabancı istihbarat servislerine (Mossad, CIA, İngiliz Gizli Servisi) olan göbekten bağlılıkları ve Sözde Büyük İsrail projesine hizmet etmeleridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği gibi, bu yapıların amacı yabancı devletlerin himayesinde Türkiye'yi parçalamaktır. Uğur Mumcu’nun da dediği gibi; bu ilişki ağı bugün de gizli ve açık yollarla sürmektedir, Mesud Barzani ve diğer figürler eliyle yürütülen bu ihanet sürecinin asıl hedefi doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’dir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tarihsel ihanet sarmalının derinliklerine inildiğinde, Kamuran Ali Bedirhan'ın sadece bir çevirmen ya da aracı olmadığı, bizzat Türkiye'nin varlığına kastedilen her masada baş köşede oturduğu görülür. Binbaşı Noel ile birlikte Anadolu topraklarında dolaşırken tek amaçları, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Milli Mücadele'yi daha doğmadan boğmaktı. Ali Galip vakası olarak tarihe geçen o meşum olayda, Bedirhanların İngilizlerle olan organik bağı tüm çıplaklığıyla ortadadır. Sivas Kongresi'ni basıp Türk milletinin iradesini yok etmeye çalışan bu zihniyet, bugün Barzani eliyle Ortadoğu'da benzer bir rolü üstlenmektedir. Bedirhaniler, Osmanlı'nın dağılma sürecini bir fırsat bilerek emperyalistlerin altına serdiği halılara basarak ilerlemiş, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ise düşmanlıklarını yurt dışına taşıyarak kurumsallaştırmışlardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hoybun terör örgütünün kuruluş süreci, bugünkü terör yapılarının genetik kodlarını anlamak açısından kritiktir. 5 Ekim 1927'de Lübnan'ın Bihamdun kentinde düzenlenen 45 günlük gizli kongre, Türkiye'ye karşı açılan savaşın miladıdır. Bu kongrede Taşnak Ermenileri ile Bedirhan ailesinin el sıkışması, tesadüfi bir birleşme değil, Türkiye'yi kuşatma altına alma projesidir. Celadet Ali Bedirhan ve Kamuran Bedirhan'ın bu örgütteki liderlikleri, ihanetin profesyonelleşmiş halidir. Silahlı birliğin başına getirilen İhsan Nuri Paşa, Türk ordusunun içerisinden gelen bir hain olarak, öğrendiği askeri disiplini Türkiye'yi arkadan bıçaklamak için kullanmıştır. Ağrı İsyanı sırasında çıkarılan Agirî gazetesiyle propaganda savaşını başlatan bu yapı, Büyük Devletlerin ve Milletler Cemiyeti'nin kapısını aşındırarak Türkiye'ye müdahale edilmesini talep etmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İhanetin ikinci büyük halkası olan Mossad-Barzani ilişkisi, Kamuran Bedirhan'ın 1960'larda Avrupa sözcüsü olmasıyla yeni bir boyuta evrilmiştir. Şalom Nakimon'un deşifre ettiği "Yolcu" kod adlı ajan Kamuran Bedirhan, Molla Mustafa Barzani'nin elinden tutarak İsrail'in karanlık labirentlerine sokmuştur. İsrail'in ilk Başbakanı David Ben Gurion ve efsanevi Dışişleri Bakanı Golda Meir ile yapılan gizli görüşmelerin temelinde, Türkiye ve Irak'ın kuzeyini kapsayan bir "Yahudi Devleti Güvenlik Kuşağı" oluşturma arzusu yatmaktadır. Bu stratejiye göre, Türkiye gibi güçlü bölge ülkelerinin parçalanması ya da iç isyanlarla meşgul edilmesi, İsrail'in bekası için şart görülmüştür. Bu kirli planda Barzani ailesi, İsrail'in bölgedeki gözü, kulağı ve tetikçisi olarak konumlandırılmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uğur Mumcu'nun şehadetinden önce işaret ettiği "İsrail’in Gizli Savaşları" (Israel’s Secret Wars) kitabındaki belgeler, ihanetin mali boyutunu da gözler önüne serer. Mossad’ın Barzani’ye ödediği 50 milyon dolar, sadece bir yardım değil, bir satın alma bedelidir. Yaakov Nimrodi gibi Mossad ajanlarının Tahran’da askeri ataşe kılıfıyla bulunarak Barzani'ye Sovyet silahlarını ulaştırması, emperyalizmin oyununda ideolojilerin değil sadece çıkarların olduğunu kanıtlar. Barzani, İsrail’in çıkarları için Kerkük’teki petrol rafinerilerini bombalatırken, aslında Türkiye’nin enerji güvenliğini ve bölgesel istikrarını da hedef almıştır. Bu saldırıların İsrail tarafından yapıldığının ve Barzani’nin sadece bir taşeron olduğunun açıklanması, ihanetin boyutlarını netleştirmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1972 yılında ABD Başkanı Nixon, Henry Kissinger ve İran Şahı arasında yapılan o meşum görüşme, Barzani ailesine akan paraların sadece İsrail kaynaklı olmadığını gösterir. CIA kanalıyla aktarılan 24 milyon dolar, Türkiye'nin güney sınırlarında bir istikrarsızlık adası yaratılması için harcanmıştır. Barzani'nin KDP'si (Kürdistan Demokratik Partisi), Washington ve Tel Aviv'den gelen direktiflerle hareket eden bir yapıya dönüştürülmüştür. Henry Kissinger'ın bizzat yürüttüğü bu süreçte, Barzani ailesi üyeleri Avrupa kahvehanelerinde Mossad ajanlarından çek alırken görüntülenmiş, bu kirli para trafiği Türk istihbarat raporlarına da yansımıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bedirhan ailesinin üyelerinden Emin Ali Bedirhan, Kürdistan Teali Cemiyeti çatısı altında birleşen diğer hainlerle birlikte, henüz Cumhuriyet kurulmadan Türkiye'nin parçalanmış haritalarını İngilizlere sunmuştur. Süreyya, Celadet ve Kamuran kardeşlerin her biri, bu ihanet projesinin farklı bir ayağını yürütmüştür. Süreyya Bedirhan, Mısır’da çıkardığı yayınlarla fikri altyapıyı oluştururken, Celadet ve Kamuran sahada bizzat emperyalist istihbarat örgütleriyle çalışmıştır. Cemil Paşa ailesinden Ekrem ve Kadri Cemilpaşa gibi isimlerin de bu cemiyete dahil olması, ihanetin nasıl geniş bir aşiret ve çıkar ağına yayıldığını göstermektedir. Mevlânzâde Rifat ve Said Molla gibi Yüzellilikler listesine giren hainlerin bu yapıda buluşması, düşmanın ortak karakterini belirginleştirir: Türk düşmanlığı ve yabancı boyunduruğu arzusu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan bu kirli ilişkiler, bugün oğul Mesud Barzani ve ailesi tarafından aynı sadakatle sürdürülmektedir. Mesud Barzani’nin gizlice İsrail’e yaptığı ziyaretler, Mossad’ın Erbil ve çevresindeki yoğun istihbarat faaliyeti, bu bölgenin adeta "İkinci İsrail" olarak dizayn edildiğinin kanıtıdır. 1990’lı yıllarda Scud füzelerinin yarattığı panik havasında İsrail'in Barzani'ye sarılması, bu ilişkinin sarsılmazlığını pekiştirmiştir. Mossad'ın sağladığı askeri eğitimler, istihbarat cihazları ve finansal destek, Barzani yapısının Türkiye'ye karşı her zaman bir "koz" olarak tutulmasını sağlamıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu ihanet ağının Türkiye üzerindeki yıkıcı etkileri, sadece sınır ötesi operasyonlarla sınırlı kalmamış, içerideki ayrılıkçı damarları da sürekli beslemiştir. Barzanilerin kurduğu KDP ile Bedirhanilerin kurduğu Hoybun arasındaki ideolojik akrabalık, bugün karşımıza çıkan pek çok terör varyasyonunun temelidir. Bu ailelerin üyeleri, Batı başkentlerinde "aydın" maskesiyle gezerken, aslında Türkiye’nin parçalanması için hazırlanan raporların altına imza atmışlardır. Özellikle Kamuran Bedirhan’ın Paris’teki akademik kimliği, Mossad ile olan bağlarını gizlemek için kullandığı bir kalkandır. İsrail’in istihbarat doktrini olan "Çevre Stratejisi", Arap ülkelerine karşı Kürt, İranlı ve Etiyopyalı grupları kullanmayı öngörürken, Türkiye bu stratejinin her zaman en büyük hedefi olmuştur. Mossad, Barzani’yi kullanarak sadece Bağdat’ı değil, Ankara’yı da kontrol altına almak istemiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uğur Mumcu'nun deşifre ettiği Yaakov Nimrodi ismi, bu sarmalın en karanlık noktalarından biridir. Nimrodi, Barzani’ye silah satarken aynı zamanda bölgedeki aşiret yapılarını Türkiye’ye karşı manipüle etmiştir. Bu silahlar, sadece Irak rejimine karşı değil, yeri geldiğinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit etmek için kullanılmıştır. İsrail’in Barzani’ye verdiği askeri destek, 1960’lardan bugüne kadar hiç kesilmemiş, aksine teknik kapasitesi artırılarak devam etmiştir. Bugün Erbil’de faaliyet gösteren İsrailli iş adamlarının ve "danışmanların" büyük çoğunluğunun eski Mossad subayları olduğu bir sır değildir. Bu ekip, Barzani’nin istihbarat birimi olan Parastin'i bizzat eğitmiş ve Türk istihbaratına karşı bir rakip olarak konumlandırmaya çalışmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İhanet sarmalının bir diğer boyutu ise finansal sabotajlardır. Mossad-Barzani ortaklığıyla gerçekleştirilen Kerkük sabotajı, Türkiye’nin o dönemki enerji politikalarına vurulmuş ağır bir darbedir. İsrail, kendi enerji ihtiyacını garanti altına almak ve Türkiye’nin bölgedeki enerji terminali olma rolünü engellemek için Barzani’yi bir balyoz gibi kullanmıştır. Bugün bile Akdeniz'e açılması planlanan "Enerji Koridoru"nun arkasında, Bedirhanilerin 100 yıl önce çizdiği, Barzanilerin ise bugün realize etmeye çalıştığı o harita yatmaktadır. Bu harita, Türk dünyasının Ortadoğu ile bağını kesmeyi amaçlayan bir "hançer" haritasıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bedirhaniler, Ermeni Taşnaklarla kurdukları Hoybun üzerinden, sadece silahlı değil aynı zamanda diplomatik bir ihanet yürütmüşlerdir. Lübnan ve Suriye'deki kamplarda Türk askerine karşı militan yetiştiren bu yapı, Avrupa'da ise "ezilen halklar" edebiyatıyla Türkiye'yi uluslararası arenada mahkûm etmeye çalışmıştır. Bu yöntem, bugün Barzani yönetiminin ve uzantısı olan yapıların kullandığı yöntemle birebir aynıdır. Bedirhanilerin torunları ve takipçileri, bugün de aynı "mağduriyet" kisvesi altında İsrail’in bölgedeki garnizon devletçiği için lobi yapmaktadırlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak, karşımızdaki tablo sadece bir grup ayrılıkçının hikayesi değildir. Bu, 20. yüzyılın başından itibaren kurgulanan, Binbaşı Noel'lerden Yaakov Nimrodi'lere, Kamuran Bedirhan'lardan Mesud Barzani'lere devredilen profesyonel bir yıkım projesidir. Uğur Mumcu’nun canı pahasına deşifre ettiği bu karanlık ağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini ve Ortadoğu’nun huzurunu hedef almaktadır. İsrail’in bölgedeki uşakları olan bu yapılar, tarihsel görevlerini yerine getirmek için pusuda beklemektedirler. Ancak Türk devletinin hafızası, Bedirhanilerin hainliklerini, Hoybun'un terör eylemlerini ve Barzanilerin Mossad ile olan kirli pazarlıklarını asla unutmamış ve bu projeleri her defasında yerle bir etme iradesini korumuştur. Bu topraklarda "Sözde Büyük İsrail" rüyası görenler, karşılarında her zaman Türk milletinin sarsılmaz birliğini bulacaklardır. Türkiye, bu uşaklara ve onların efendilerine karşı yürüttüğü mücadelede, tarihsel gerçekleri birer kalkan olarak kullanmaya devam edecektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAYNAKÇA&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mumcu, Uğur. Türk Memet Nöbete, s. 252, (Cumhuriyet Gazetesi, 7 Ocak 1993), UM: AG Yayınları, 2006. (Mossad-Barzani ilişkilerinin belgeleri).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. (Binbaşı Noel, Ali Galip Olayı ve Kürdistan Teali Cemiyeti üzerine deşifre edici bilgiler).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:08:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ben Bir Kimlik Değilim</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-bir-kimlik-degilim-7783</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-bir-kimlik-degilim-7783</guid>
                <description><![CDATA[Ben Bir Kimlik Değilim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben Bir Kimlik Değilim&nbsp;</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte tam da bu noktada kendime şu soruyu sordum:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben gerçekten kimim, yoksa bana verilen rollerin toplamı mı?&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü fark ettim ki insan, kendisi olmaktan çok “olması beklenen” şeyleri taşımaktan yoruluyor. Üzerine yapıştırılan sıfatlar… “İyi kız”, “mantıklı kadın”, “fedakâr”, “düzgün”, “kontrollü”…&nbsp;Bunların hangisi gerçekten ben?&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplum sana bir kostüm veriyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile bir rol yazıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çevre sahneyi kuruyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve sen, alkış almak uğruna kendi doğallığını unutuyorsun.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama beden yalan söylemiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihin susabiliyor, kalp bastırılabiliyor ama beden… asla.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yorulduğumda, tükendiğimde, sebepsiz bir ağırlık çöktüğünde anlıyorum:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben kendim gibi yaşamıyorum.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve en sert farkındalık şu oldu:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplum benim ben olmama izin vermiyor olabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ben de kendime izin vermemişim.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü kabul edilmek istedim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü dışlanmaktan korktum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü “fazla” olmaktan çekindim.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa insan ya fazla olur ya eksik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Orta halli bir ruh diye bir şey yok.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benden ya çok düzgün olmam beklendi ya çok özgür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ya çok inançlı ya çok umursamaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ya çok güçlü ya çok kırılgan.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama kimse şunu söylemedi:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Hepsi olabilirsin.”&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi şunu çok net görüyorum:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimlik dediğimiz şey, çoğu zaman bir hapishane.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsimler, sıfatlar, etiketler… Hepsi birer sınır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve ben artık sınırlarda yaşamaktan yoruldum.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben sadece “Gamze” olmak istemiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben deneyimlemek istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişmek istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen çelişmek, bazen taşmak, bazen susmak istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü insan dediğin şey sabit değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Akışkan.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve belki de asıl özgürlük şudur:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini tanımlamayı bırakmak.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü tanımladığın her şey, seni bir yere sabitler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ruh… sabit kalmak için yaratılmadı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi yeni bir yerden bakıyorum hayata:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben bir kimlik değilim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben bir&nbsp;süreçim.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve ilk defa bu kadar hafif hissediyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Veya&nbsp;hissetmeye çalışıyorum...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gamze Arslan&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşam Koçu&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benden&nbsp;bana ,&nbsp;benim gibi olanların eksik parçalarına mühür...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:25:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİ KIZ SENDROMU: SEVİLMEK UĞRUNA KAYBOLMAK</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyi-kiz-sendromu-sevilmek-ugruna-kaybolmak-7782</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyi-kiz-sendromu-sevilmek-ugruna-kaybolmak-7782</guid>
                <description><![CDATA[İYİ KIZ SENDROMU: SEVİLMEK UĞRUNA KAYBOLMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İYİ KIZ SENDROMU: SEVİLMEK UĞRUNA KAYBOLMAK&nbsp;</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küçüklüğümüzden beri bize öğretilen ilk şey neydi?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Uslu ol.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Sesini yükseltme.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Büyüklerini üzme.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Düzgün ol.”&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve biz buna bir isim verdik:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi olmak.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama kimse şunu söylemedi:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi olmak ile kendin olmamak arasında ince değil, koskoca bir uçurum var.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü “iyi kız” olmak çoğu zaman şu anlama geliyor:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini geri çek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fikrini yumuşat.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hislerini bastır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fazla gelme.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevilmek için törpülen.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kabul edilmek için küçül.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve zamanla fark etmeden şuna dönüşüyorsun:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkesin sevdiği… ama kimsenin gerçekten tanımadığı biri.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En acı olan ne biliyor musun?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynaya baktığında sen de kendini tanımıyorsun.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü o kadar çok rol oynadın ki…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek yüzün hangisiydi unuttun.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi kız kırılmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi kız kızmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi kız yorulmaz.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalan.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi kız sadece göstermez.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçinde birikenler ne oluyor peki?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suskunluk olarak çıkıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yorgunluk olarak çıkıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlamsız bir boşluk olarak çıkıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bir gün bedenin konuşuyor:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ben artık bu rolü taşımıyorum.”&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte o gün, çoğu insan korkup geri dönüyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine “iyi” olmaya.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bazıları var…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar o noktada duruyor ve ilk defa kendine şu soruyu soruyor:&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ben gerçekten iyi miyim, yoksa sadece uyumlu mu?”&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü uyumlu olmak, kendinden vazgeçmenin en kibar hali.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben artık “iyi kız” olmak istemiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevilmek uğruna eksilmek istemiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkese uygun olup kendime yabancı kalmak istemiyorum.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben gerçek olmak istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen sert.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen fazla.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen anlaşılmaz.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama en azından bana ait.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü şunu anladım:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes tarafından sevilmek…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini kaybetmenin en pahalı yolu.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve ben o bedeli çoktan ödedim.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gamze Arslan&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşam Koçu&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benden&nbsp;bana ,&nbsp;bizden size...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 05:18:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-ben-var-benden-iceri-7781</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-ben-var-benden-iceri-7781</guid>
                <description><![CDATA[BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki de bazen uyanmak için kırılmak gerekiyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bunu artık romantize etmiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü bazı kırılmalar şiir gibi değil, yatağa çiviler gibi olur.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Son günlerde bunu bedenimde çok net hissettim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">3 gün süren bir hastalık… ama sadece fiziksel değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sanki bedenim durdu ve zihnim ilk kez konuşmaya başladı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">&nbsp;9 ay önce yaşadığım kaza geldi aklıma.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Eski yorgunluklar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yarım kalmış duygular.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve en çok da susturduğum ben.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Hasta yatarken ağladığımı fark ettim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sebep aramadan, açıklama yapmadan…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sadece gözyaşı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İnsan en çok sustuğu yerden çözülüyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bir süredir şunu görüyorum:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ben, “ben” olmaktan çok, öğretilmiş bir kadın figürünü yaşıyorum.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ailemin beklentileri…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Toplumun kadın tanımı…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Özel sektörün saygısızlığı ve ünvanla insan ölçen düzeni…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Hepsi üst üste binmiş ve bana bir kimlik inşa etmiş.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve ben uzun süre buna “benim hayatım” dedim.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ama değilmiş.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Fark ediyorum ki farkındalık dediğimiz şey bazen bilgiyle değil, çöküşle geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü insan iyi giderken kendini sorgulamıyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ben de öyleydim.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Farkındalık yolculuğunda insanlara “değişim mümkün” derken şunu atlamışım:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Herkes değişmek istemiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Herkes değişime dayanacak gücü de taşımıyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve bu gerçek beni yordu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü ben yıllardır kendimi değiştirmek için savaşırken,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Başkalarının sadece “istemekle” yetindiğini gördüm.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sonra fark ettim:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ben kendi hızımı, herkesin hızı sanmışım.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bu bir yanılsamaymış.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şimdi içimde başka bir şey var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Adını tam koyamadığım ama hissettiğim bir güç.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sanki kendime geri dönüyorum.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bugün deri pantolonum, topuklularım, bordo rujum…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bunlar sadece kıyafet değil.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bir versiyon çağırıyor beni.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Daha net.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Daha cesur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Daha filtresiz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki de kıyafetler sadece örtü değil, hatırlatıcı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve evet… sosyal medyadan bir süre uzaklaşma kararı aldım.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü bazen görünmek değil, geri çekilmek gerekir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gerçek sesi duymak için.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şunu biliyorum:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İnsanın içinde tek bir “ben” yok.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bir ben var benden içeri.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve bazen o ben, diğer bütün benleri susturuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gerçi bende çok ben var amaaa.. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ben şimdi o sesi dinliyorum.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Gamze Arslan </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Yaşam Koçu </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Benden bana bizden size...</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:16:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VİCDAN MİRAS KALMAZ ...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vicdan-miras-kalmaz-7780</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vicdan-miras-kalmaz-7780</guid>
                <description><![CDATA[VİCDAN MİRAS KALMAZ ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;VİCDAN MİRAS KALMAZ ...</span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanlıktan çıkıp sonu bekleyenler için yazıyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapısı çalınmayanlar için.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;“Senin annen, sen bak” denilenler için. “O senin baban, ben geçen ay baktım” diye gün sayılanlar için.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ömür sırtında taşıdılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev yaptılar, tarla aldılar, bilezik bozdular okuttular.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hasta oldular, belli etmediler. Borçlandılar, çocuk duymasın dediler. Sonra yaşlandılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güçleri gitti, sözleri geçti sayılmaya başladı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce laf arasında başladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Anne çok unutuyor artık.” “Baba tek başına yapamaz.” Sonra kardeşler oturdu masaya. Masada anne yoktu, baba yoktu. Konu onlardı ama onlar yoktu. “Senin evin müsait, sen al.” “Benim işim var, sen bakacaksın.” Anneden babadan bahsetmiyorlar da, eşyadan bahseder gibi konuştular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra miras kavgası girdi araya. Tapu kimin üstüne? Tarla kaça bölünecek? Ev satılsın mı? Hasta yatağındaki adamın daha nefesi var, ama mirası paylaşıldı bile. Annenin bilezikleri sayıldı, babanın emekli maaşı hesaplandı. “Sen çok yedin zaten” dendi. “Hakkımı helal etmem” dendi. Helallik, adam ölmeden istendi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evleri ellerinden alındı bazılarının. “Biz bakalım sana, imza at, uğraşma” dediler. İmza attı. Ertesi gün eşyaları kapının önüne kondu. “Huzurevi daha iyi bakılırsın” dendi. Huzurevi de olmadı, köydeki eski eve tek başına bırakıldı. Sobayı kendi yaksın, yemeği kendi yapsın. Yapamadı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastalanınca yük oldu. Altı bağlanacak dendi, yüz ekşidi. Doktor parası lazım oldu, “Kimin sırası” kavgası çıktı. Biri getirdi, ötekinin kapısına bıraktı. “Benim çocuklar rahatsız oluyor” dedi. Öteki aldı, bir hafta sonra kardeşini aradı: “Al artık, ben bakam.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram geldi. Torunlar el öpmeye gelmedi, mal paylaşımı bozulur diye. Kandil geçti, telefon çalmadı, eski defterler açılır diye. Cenazede buluştular ama. En önde ağladılar. En çok onlar yandı. Tapu dairesine gitmeden önce.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanlıktan çıkıp sonu bekleyenler, en çok insan kalanlardı. Verdiler, istemediler. Yaptılar, başa kakmadılar. Şimdi bir koltukta oturup duvarı seyrediyorlar. Duvar konuşmuyor. Kapı çalmıyor. Çocuklar gelmiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bu yazı “onlar” için değil. Bu yazı biz. Yarın biz olacağız. Bugün annemizi kardeşimize itelersek, yarın bizi de çocuklarımız birbirine iteler. Bugün babamızın maaşını sayarsak, yarın bizim üç kuruşun hesabını yaparlar. Bugün miras için kapı çalarsak, yarın kapımız çalınmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlıktan çıkmak, yaşlının kaderi değil. İnsanlıktan çıkmak, evladın tercihi. Sonu bekleyen onlar değil. Sonu hazırlayan biziz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne, evlat doğururken huzurevi hayali kurmadı. Bir baba, oğlunu okuturken “bir gün atar mı” diye düşünmedi. Biz bozduk sırayı. Önce saygıyı öldürdük, sonra sevgiyi, sonra insanlığı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün bir el tut. Sıra deme. Hesap yapma. “Senin annen” deme. “Bizim annemiz” de. Miras konuşulacaksa, önce vefa paylaşılsın. Ev bölünecekse, önce vicdan bölünmesin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü sonu bekleyen bir anne varsa, o son hepimizin sonu. Utanarak biter, ağlayarak değil. Toprağa verdiğin ana babanın ardından döktüğün gözyaşı, sağlığında tutmadığın elin hesabını silmez. Musalla taşında “hakkınızı helal edin” demek kolay. Zor olan, hayattayken helallik almaktı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutma, yaşlılık bulaşıcı değildir ama. İnsafsızlık bulaşıcıdır. Bugün senin yaptığını yarın senin evladın yapar. Sıra sana gelir. Kapın çalınmaz. Telefonun susar. Ve anlarsın. O zaman çok geç olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vicdan, miras kalmaz. Ya vardır, ya yoktur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:15:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UNUTULMAYAN HOCAMIZA!</title>
                <category>Nizamettin DURAN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutulmayan-hocamiza-7779</link>
                <author>nizamettinfacebook@facebook.com (Nizamettin DURAN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutulmayan-hocamiza-7779</guid>
                <description><![CDATA[UNUTULMAYAN HOCAMIZA!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>UNUTULMAYAN HOCAMIZA!</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1968 yıllında Antakya İmam-Hatip Lisesi, Ortaokul 1. Sınıfta Türkçe hocamızdı. Sanırım mesleğinin ilk yıllarıydı.&nbsp; Genç, dinamik, ilgili, mütevazı ve hayat doluydu. Sevmiştik onu. Ancak kısa bir dönem sonra her öğretmen gibi o da tayini sebebiyle bizden ayrılmıştı. Öğrenciler de büyümüş, önce eğitim-öğretim için, sonra da memuriyet dolayısıyla her birimiz bir yerlere gitmiştik. Yıllar sonra, çok yakın bir zamanda Karadeniz’in bir ilçesinde mahalli bir gazetede yazılar yazdığını gördüm. Kendisini arayarak hal hatırını sordum. Yazılarını sınıfta dersini dinlercesine dikkatle ve iştiyakla okumaya başladım. Yazılarının konuları daha çok güncel olaylarla ilgiliydi. Zaman zaman siyasete girmekte, zaman zaman da dinî konulara da el atmaktaydı. Tabi analiz ve yorumlarını, hep kendi bakış açısına ve ideolojisine göre yapmaktaydı. Siyasî ve dinî konularda kaleme aldığı yazılar, ciddi eleştirilere maruz kalınca, gazete yönetimi yazılarına son vermek durumunda kalmıştı. Sonuçta başka bir gazeteye geçmişti. Aslında hocamız belli bir yaşta olmasına rağmen düşüncesi doğrultusunda özveriyle yazılarına devam ediyordu. Ancak yazıları, genellikle onun iç dünyasını ve bakış açısını yansıtmakta idi. Bu da dikkatli bir okuyucunun gözünden kaçmıyordu. Bu durumu fark edince, ben de öğrencisi olarak onunla hasbihal ediyormuşçasına şu satırları kaleme aldım:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Muhterem hocam, bunca birikiminiz ve bunca tecrübeniz varken sizin gibi aydın/münevver, güngörmüş biri, nasıl oluyor da siyasete bu kadar angaje olabiliyor? Yazılarınızı okuyanlar sizi, Ana muhalefetin Karadeniz temsilcisi zanneder. Esasen ister iktidar, isterse de muhalefet olsun size yakışan konulara objektif bakmak, olay ve olgular karşısında adil olmak ve değerlendirmek olmalı değil mi? İdeolojilere kapılma ve o çerçevede hareket etme, yeni yetme gençlerin heyecanla kapılabilecekleri bir akım veya akımlar değil midir? Bu hususta merhum Cemil Meriç; kaypaklığıyla ön plâna çıkan ideolojilerin, kinlerimize takılan maskeler olduğunu söyler…<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><span style="font-size:11.0pt">[1]</span></a> &nbsp;Yine, ideoloji için, “mefhumun kendisi kaypak ve karanlık”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title=""><span style="font-size:11.0pt">[2]</span></a>tır, der.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında dindarları; özelde Müslümanları hedefe oturtarak din hakkında, daha açıkçası İslam dini hakkındaki olumsuzluğu gaye edinen bakış açınız ve yorumlarınız, affedilir gibi değil! Hatırlarsanız, sizinle yazıştığımız bir yazıda şu hususa dikkat çekmiştim: &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Herkesin; tabir caizse önüne gelenin ahkâm kestiği iki alan var; biri <strong>sağlık</strong>, diğeri de <strong>din</strong>dir. Herkes hekim herkes din âlimi. Kader konusuna çarpık yorumlar getirmek yeni bir hadise değil, öteden beri dile getirilen ve türkülerle işlenen bir mevzudur bu. Mesela, ‘Felek, zalim Felek!’ diye dile getirilen bir türküde, bu tür bir yaklaşım ifade edilmektedir. Sorulsa; &nbsp;kader nedir, kaza nedir, kaç çeşit kader vardır ve insanın kader karşısındaki sorumluluğu nedir diye, acaba ne cevap verilir?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şimdi de son yazınıza bakalım. Yazıda, dini, kitabı yani Kur’an-ı Mübin’i sorgulayan ve bu sorgulamayı Yaratıcıya kadar götüren yaklaşım ve anlayış ve hatta inanış hâkim. Sorgulama, ehlince ve yerinde yapılırsa buna kimin itirazı olabilir? Sorguladığınız Yüce Allah’ın pek çok ayetinde; düşünmeyi ve sorgulamayı hatırlatmaktadır. Düşünmeyen, akletmeyen ve sorgulamayanı uyardığı görülmektedir: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="color:#0a0a0a">"Körle gören, inanıp iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. <strong>Ne kadar az düşünüyorsunuz</strong>!"</span><span style="color:black">(</span><span style="color:#0a0a0a">Mü'min,58)." O (Kur'an), bir kâhin sözü de değildir. <strong>Ne kadar az düşünüyorsunuz</strong>!"</span><strong><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#0a0a0a"> (</span></span></strong><span style="color:#0a0a0a">Hâkka, 42).</span><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#003366"> “</span></span><span style="color:#0a0a0a">Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. <strong>Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız</strong>?” Enbiya, 10), “Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? <strong>Artık siz düşünmez misiniz?</strong>” (Nahl, 17.)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="color:#0a0a0a">Şimdi bir öğrencinizi düşünün, sözlüye kaldırmış, sorduğunuz soruya kel alaka cevaplar veriyor. Konuyu bilmiyor; bilmek için de zahmet buyurup okumamış ve araştırmamış, ama sözlüde sizi şaşkına çevirecek açıklamalar yapıyor. Bu durumda bu öğrenci geçer not alır mı? Örnekleyecek olursak, siz</span> <span style="color:black">Akif’i soruyorsunuz ve ondan İstiklal Marşını yahut Çanakkale Şehitlerini okumasını istiyorsunuz, öğrenci size T. Fikret’in&nbsp; </span><em><span style="color:black">“Bir lahza-i Taahhur-Bir anlık gecikme”</span></em><span style="color:black"> adlı şiirini okuyor: </span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:38px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">“Ey şanlı avcı, damını bîhûde kurmadın</span></span></span></p>

<p style="margin-left:38px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Attın... fakat yazık ki, yazıklar ki vuramadın.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ....................</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Bir halkı çiğnemekle bugün eğlenen denî</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir lahza-i taahhura medyun bu keyfini.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yetmedi, o da Kur’an’a olan düşmanlığını dile getirerek kinini ve nefretini belirtiyor: <strong>‘Tarih-i Kadim’</strong> manzumesinde Kur’an’a dair yazdığı şu beytinden anlaşılmaktadır; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-size:10.5pt">Yırtılır ey Kitab-ı Köhne yarın</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Maktel-i fikr olan sahifelerin”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Ey köhnemiş Kitap! Düşünceleri katleden sayfaların bir gün yırtılır)&nbsp;&nbsp; </em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kur’an-ı Kerim’e yapılan bu hakaret, <strong>M. Akif</strong>’i çok kızdırmış ve Fikret’in Robert College’deki hocalığını ima ile şu beyti yazarak onun kişiliğini anlatır: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-size:10.5pt">Şimdi Allah’a söver, sonra biraz bol para ver </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hiç utanmaz Protestanlara zangoçluk eder.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title=""><span style="font-size:10.5pt">[3]</span></a> </span>&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yani dememiz o ki öğrenci, tabir caizse hâlâ bildiğini okuyor! Değil cevap vermek, daha soruyu bile anlayamamış ya da kastı mahsusayla içindeki kusuyor. Bu durumda bu öğrenci sizden geçer not alır mı? Bu, tefekkür etmeyi hakkeden bir soru değil mi? Branşı ve uzman alanı olunmayan konularda, serdedilen düşünceler üzerinde, önümüzdeki yazıda hasbihal edeceğiz inşallah.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şimdiki durumu özetledikten sonra biz kaldığımız yerden maziye dönerek hocamızla hasbihalimize şu girizgâhla devam ediyoruz: &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ah hocam ah, yazılarınızdan, Antakya’da olduğu gibi oturup temel değerler çerçevesinde kafa kafaya vererek dertleşeceğiniz, hayati konuları mübahase edeceğiniz kimselerin olmamasının sıkıntılarını yaşadığınız anlaşılıyor. Hani iki arkadaş oturmuş, biri sürekli konuşuyor, diğeri de sürekli kafa sallayarak onu onaylıyor. Yarım saat geçmiş, durumda değişiklik yok, hep aynı. Konuşan arkadaş, durumu fark eder ve arkadaşına çıkışır; “Be birader, sen de bir cümle kur da iki kişi olduğumuz anlaşılsın.” </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaleminden çıkan satırlar, beni ta ortaokul birinci sınıfa götürüyor ve çok değerli hocamın sesi, anlatışı ve üslubu gözümün önüne geliyor. Bizi yetiştirmek için sarf edilen o kutsal çaba, bizleri hayata bağlamak konusunda diri tuttuğunu hatırlıyorum. Daha önce de ifade etmiştim; çok değerli muhterem hocamızın defterimize yazdırdığı o güzel şiirlerdeki güzel dizeler hala hafızamızda. Mesela, merhum Yavuz Bülent Bakiler‘in şu şaheser dizeleri hepimizin belleğindedir:</span></span></p>

<p style="margin-left:47px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ÖLMEK</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Çağırırsın bir gün beni de ölüm</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Ansızın vurabilirsin kapıma</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">İster istemez gelirim:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir güzel kadına, bir güzel kıza</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Arkamda bir yığın sevap ve günah</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Belki bir gece yarısı, belki bir sabah...</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Çeşmeler daha türkülü, ırmaklar daha gümrah</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Akarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bütün kaygılarımdan arma arına</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bilmem ki çıkar mıyım, çıkmaz mıyım yarma</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Kızımın resmi için odamın duvarına</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir çivi çakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Yüreğim çepeçevre, damar damar gam</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Ah bu derdi yazmakla, çizmekle anlatamam</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Evimin lâmbasını belki bir akşam</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Yakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Düşündüm musalla saltanatımı</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">En son bineceğim tahta atımı</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir ayna önünde kravatımı</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Takarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Çağırırsın bir gün beni de ölüm</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Ansızın vurabilirsin kapıma</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">İster istemez gelirim:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir güzel kadına, bir güzel kıza</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir de Türk çocuğunu bilinçlendirme anlamında defterimize yazdırdığı “Aydın Kimdir?”, “Milliyetçi Kimdir?” düz yazılarıyla… bize kazandırdığı bir ruhtu. Ciddiyetiyle, samimiyetiyle ve dahi güçlü maneviyatıyla bize örnekti. Maneviyatıyla diyorum; bunu merhum Akif’i anma gününde gözyaşlarını tutamayarak salondan çıkışıyla ortaya koymuştu. Haksızlığa tahammül edemez, Akif gibi hakkı haykırırdı; adeta Peygamberimizin "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünü şiar edinmişti. Biliyor ve inanıyordu ki haksızlığı bile isteye işleyen, değil Müslüman, insan bile olamazdı. Şu hususu özellikle ifade etmek isterim ki, adalet için yapılması gerekeni yapardı. Eşeğin suçunun günahını semerinden çıkarmazdı… Sözgelimi dini konularda; Müslüman bireylerde gördüğü hatayı dine yani İslam’a yüklemezdi..</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ondan aldığımız en büyük hayati ders, suçun ve günahın şahsiliğini unutmamak ve birbirine karıştırmamaktır. Yani bir yanlışı bir hatayı genelleştirmemenin gerekliliğidir. Hatanın ve suçun sahibi kimse, o hata ona irca edilmelidir. O hatayı ve dahi günahı başkasına, başka yerlere irca etmek doğru olmadığı gibi, sorumluluğu da büyüktür. Şunu da öğrendik ki haksızlığa karşı tavır almak elbette ki kendini insan bilen her bir varlığın birincil görevidir. Özellikle o, eğitimci olan birinin vatanını, milletini seven ve milletinin değerlerine kıymet veren ideal bir nesli yetiştirme konusunda nasıl olması gerektiğinin canlı örnekliğini gösteren modeldi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İşte biz, o hocamızı arıyoruz… Onun yalnız olmadığını, diktiği fidanların koca koca çınarlar olduklarını bilmesini canı gönülden dileriz…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Muhterem hocamıza en derin kalbi sevgi, saygı ve dualarımızla sağlık, afiyet ve huzurunun daim olmasını diliyoruz. Rabbimiz seni; saygıdeğer hocamız seni, razı olduğu kullarından eylesin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ellerinden hürmetle öperek… Seni ve verdiğin emekleri hiçbir zaman unutmayan öğrencilerinden kucak dolusu selamlar..</span></span></p>

<div>&nbsp;
<div>
<p style="margin-left:19px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:black"><span style="font-size:10.0pt"><span style="color:black">[1]</span></span></span></a><span style="color:black"> Cemil Meriç, <em>Sosyoloji Notları,</em> s. 43.</span></span></span></p>
</div>

<div>
<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="font-size:10.0pt">[2]</span></a> Cemil Meriç,<em>Umrandan Uygarlığa</em>, s.259,260</span></span></p>
</div>

<div>
<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="font-size:9.0pt"><span style="font-size:9.0pt">[3]</span></span></a><span style="font-size:9.0pt"> Fevziye Abdullah Tansel, <em>Mehmet Akif Ersoy, Hayatı ve Eserleri, </em>s.79</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:58:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/fbd0622ed1f9e044d6730f0fd2440b53.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-ayrilik-hareketleri-ve-ermeni-orgutleri-7778</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-ayrilik-hareketleri-ve-ermeni-orgutleri-7778</guid>
                <description><![CDATA[ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ</span></strong></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Giriş</span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni meselesi, 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü hedef alan, emperyalist devletlerin stratejik çıkarlarıyla harmanlanmış karmaşık bir dezenformasyon sürecinin odak noktası olmuştur. Tarihsel gerçeklikten koparılarak siyasi bir araç haline getirilen "sözde soykırım" iddiaları, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı uluslararası arenada bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Ancak tarihsel veriler ve devlet arşivleri, meselenin bir "katliam" değil, devletin varlığını korumak adına uyguladığı bir "güvenlik ve asayiş" operasyonu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti, bu konuda her zaman özgüvenli bir duruş sergileyerek devlet arşivlerini dünyanın tüm bilim insanlarına ve tarihçilerine açmıştır. Osmanlı arşivlerindeki milyonlarca belge, Ermeni komitelerinin Rusya ve diğer Batılı devletlerin desteğiyle nasıl bir silahlı kalkışma başlattığını, cephe gerisinde sivil halka yönelik nasıl bir mezalim uyguladığını ve Osmanlı Devleti’nin "Tehcir" (Sevk ve İskân) kararını hangi zaruri şartlar altında aldığını kanıtlamaktadır. Buna karşın, iddia sahiplerinin kendi arşivlerini kapalı tutması veya belgeler üzerinde seçici davranması, meselenin bilimsel değil, siyasi bir ajandaya hizmet ettiğini göstermektedir. Bu çalışma, Ermeni örgütlerinin kuruluş amaçlarını ve bu yapıların uluslararası güçlerle olan kirli ittifaklarını belgeler ışığında irdelemektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya'nın 1877 yılında Kafkasya'yı istilâsından sonra Çar'ın hizmetinde öncülük yapan Ermeni subayların Osmanlı İmparatorluğundaki Ermeniler'in birçoğu ile temas kurmaları ve bunların Os­manlı Ermenileri’ni devlete karşı kışkırtmaları, XIX. &nbsp;yüzyıldan itibaren Osmanlı imparatorluğuna gelmeye başlayan Amerikalı misyonerlerin&nbsp; gerek okullar vasıtasıyla, gerek konuşmalar yaparak etkiledikleri Ermeniler'in, çok geçmeden bir yan­dan menşelerini araştırıp bir yandan da millî duygularını geliştirmeye başlamaları, Amerika'dan Osmanlı İmparatorluğu’na gelen Ermeniler'in fesatçı hareketlere girişmeleri, Avrupa&nbsp; devletlerinin tahrikleri; büyük devletlerin&nbsp; Ermeni meselesini yaratmaları ve Ermeniler'i sistemli bir şekilde kışkırtmalar.&nbsp; Yukarıda gösterilen sebeplerle Osmanlı imparatorluğunda ba­ğımsız Ermenistan için, başlatılan isyanlar (1862'den itibaren) ne­tice vermemiştir Ermeniler’in Osmanlı imparatorluğu içindeki başarısızlıkları sonucu, meydan, &nbsp;yurt dışındakilere kalmıştı.&nbsp; Yurt dışındaki Ermeni hareketine iki grup hâkim olmuştur.&nbsp; Bunlardan birisi Fransa ve İsviçre'deki Ermeni öğrencilerinin 1887 yılında kurdukları Hınçak örgütü, diğeri ise Rusya'da Çar'ın, ülkesindeki radikalizmi yok etmek için uyguladığı baskılar sonucu dağılan Ermenileri birleştirmek amacıyla 1890 yılında kurulan Ermeni ihtilâl Federasyonu başka bir adıyla Taşnak örgütü idi.&nbsp; Bunların programlarındaki ortak özellikler şöyle belirtilebilir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Osmanlı topraklarına girerek, &nbsp;devlet memurları ile Ermeniler'e karşı fark gözetmeden saldırı yapmak,&nbsp;Tedhiş ve katliâmlar yapacak eylem grupları (gerilla grup­ları) kurmak, Böylece, büyük devletlerin müdahalesini sağlamak ve Müslûmanlar'ın kovulacakları veya öldürülecekleri altı Anadolu&nbsp;vilâyetinde&nbsp;bağımsız, sosyalist bir Ermeni Cumhuriyeti'ni gerçekleştirmek.&nbsp; Doğu Anadolu'daki Kürt Türkleri’ni kışkırtarak ve Ermeniler'e saldırtarak, Ermeniler'i devamlı olarak Osmanlı Hükümeti'nin acizliği karşısında dış güçlere başvurdurtmak, Rusya'nın politikasıydı.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edgar Granville, not 45'deki yazısında Rusya'nın Balkanları karıştırdıktan sonra Türkler ile Ermeniler’in arasım açmak için nasıl tertiplere ve tahriklere giriştiğini, Rus ve Ermeni kaynaklarına dayanarak taraf­sızlıkla ortaya koymuştur. Çarlık Rusya’sı ajanlarının Kürt Türkleri arasında, onları Osmanlı Devleti'ne ve Ermeniler'e karşı kul­lanmak için nasıl faaliyet gösterdiklerini, Musul'daki bir Fransız dîn misyonu başının Paris'teki dostlarına anlattığı ilginç olaydan vermek­tedir:"... Abdülhamit’in gözde adamlarından biri olan fakat sayı­sız haydutlukları yüzünden İttihatçılar tarafından ölüme mahkûm edil­diği halde yakalanamayan bir Kürt paşasının oğlu Abdürrezak adlı biri Rusya'nın hizmetine girerek Kürtler arasında tahrikçilik yapmağa koyulur.&nbsp; Çarlık politikası adına hareket eden elebaşıların Türk adale­tinden korkmadan ellerini kollarını sallayarak dolaşabildikleri Tiflis ve Urmiye Gölü arasındaki bölgede bu sırada, bir Rus müdahalesinin hazırlıkları için devamlı gidiş gelişler olmaktadır. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeniler, &nbsp;doğu Türk vilayetlerinde Islâhat ya­pılması meselesinin antlaşmalara girmiş olmasını, &nbsp;amaçlarına doğru atılmış bir adım olarak gördüler, amaca&nbsp;daha çabuk varmak için de, Avrupa'nın birçok şehir ve kasabalarında Türkiye, Kafkasya ve Mısır'da bir takım&nbsp;müesseseler kurdular.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayastefanos Antlaşmasının Rusya, İngiltere ve Avusturya-Macaristan arasında tadil&nbsp;edilmesi konusunda anlaşmaya varılması üzerine Berlin'de yeni bir kongre toplanmış ve bu kongre sonunda da Ayastefanos Antlaşması yerine yeni bir antlaşma imzalanmıştır. &nbsp;Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşmasında da&nbsp;Ayastefanos Antlaşmasında olduğu gibi "Ermenilerin oturmakta bulunduğu Anadolu&nbsp;vilayetlerinde yeni bir idare tarzının kurulması ve Ermenilerin Kürtlerle Çerkezlere karşı korunması" şeklindeki hüküm bu kez "yeni bir idare tarzının kurulması" şeklindeki ifadeyle ayrı bir yurt sürecinin başlamasına neden olmuştur. &nbsp;Böylece 19. yüzyılın ortalarından itibaren Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Ermenileri üzerindeki emelleri, rekabetleri ve tahrikleri, &nbsp;Ermeni Patrikhanesi, kiliseleri ve komitelerinin de yoğun faaliyetleri sonucu Ayastefanos ve Berlin&nbsp;Antlaşmalarıyla uluslar arası bir niteliğe bürünmüş ve "Anadolu Islahatı" adı verilen bir anlayışla Ermeniler lehine müdahale kapısı aralanmıştır.. 1878 yılından itibaren Osmanlı topraklarında genelde ihtilâlci nitelik taşıyan&nbsp;Ermeni örgütlerinin kurulması da bu uluslar arası desteğin bir sonucudur. "<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn1" name="x__ftnref1" title="#x__ftn1">[1]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenilerin Osmanlı Devleti'nden ayrılma isteğinin ilk açık belirtisi 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonunda ortaya çıktı.&nbsp; Gerçekten, Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan, Türklerin kahramanca direnişini Plevne'de kırdıktan sonra Yeşil­köy'e kadar ilerleyen Rus ordusunun başkumandanlık karargâhına gitmiş ve Rus&nbsp;Çarı'nın himayesinde Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasını teklif et­miştir.&nbsp; Patriğin teklifi Rusya'nın menfaatine uygundu. &nbsp;Bu sebepledir ki, 1878 Mar­tı'nda imzalanan Ayastefanos Adlaşması’nın 16. maddesi Doğu Anadolu'da Er­menilerin oturduğu yerlerde ıslâhat yapılmasını şart koşuyordu. Antlaşma yü­rürlüğe girmemiştir.&nbsp; Çünkü, &nbsp;Rusların Osmanlılara karşı kazandığı zafer Yakın Doğuda devletlerarası dengeyi bozmuştu.&nbsp; İngiltere'nin müdahalesi neticesinde&nbsp;1878 Haziranı'nda toplanan Berlin Kongresi, bir ay süren çetin müzakereden son­ra, 13 Temmuz 1878'de, Berlin Barış Adlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi. &nbsp;Osmanlı Devleti'ne daha az fedakarlık yükleyen bu antlaşmasının 61. maddesi;"Babıâli, ahalisi Ermeni bulunan eyalâtda ihtiyacat-ı mahalliyenin icab ettirdiği&nbsp;Islâhatı bilâtehir icra ve Ermenilerin... &nbsp;huzur ve emniyetlerini temin etmeği taahhüd&nbsp;eder ve ara sıra bu babda ittihaz olunacak tedâbiri devletlere tebliğ edeceğinden, düvel-i&nbsp;müşarünileyhin tedâbir-i mezkûrenin icrasına nezaret eyleyeceklerdir "hükmünü getiriyordu. &nbsp;Ermeniler, Doğu Anadolu'da müstakil bir devlet kurmak hayaliyle, Avru­pa ve Amerika'da teşkilatlanarak yoğun propaganda faaliyetine giriştiler.&nbsp;&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn2" name="x__ftnref2" title="#x__ftn2">[2]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1916 (1332) yılında İstanbul’da, Matbaa-i Orhaniye'de basılan "Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekât-i İhtilâliyesi, İlân-i Meşrutiyetten Evvel ve Sonra" isimli eserde Ermeni Komiteleri ve bunların dış bağlantıları ile ilgili su tespitlere yer verilmektedir: "... Devlet-i Aliyye'nin müskilâti hâriciye ve dâhiliyeye mâruz kaldığı zamanlar-dan başlayarak, bilhassa 1293(1877-78) Osmanlı ve Rus Harbi'nden sonra akd olunan Ayestafonos Muâhedesinin 16. &nbsp;ve Paris Muâhedenâmesi'nin 61. maddesi ile ihdas edilen Ermeni meselesi, bundan sonra her fırsattan bilistifâde ileriye sürülmüş ve gâh şiddetini kaybetmek ve gâh hükümet-i Osmanniy'ye karşı bir vesile-i mütâhele olarak kullanılmak sûretiyle son zamanlara kadar gelmiş ve Balkan Harbi'nden sonra ise en hadd ve müzmin devresine girmişti. "Hınçak" (Hintchak), "Tasnaksutyun (Tachnaktzoutioun), Ramgavar ve Ramgazmiyal Hınçak isimleri ile mahiyyet-i siyasîy-yeyi ve Parekorzagon (Pare-Kourzagan), &nbsp;Miyasal (Miatzial) ila-âhirihi namları ile gûyâ tesebbusat-i hayriyyede bulunmak, refah-i millîyi temin ve tehvin etmek makaasid-i zâhiresiyle teesüs eden ve hakikat-i hâlde diğerlerinden hiçbir farkı olmayan ve bir kısmı selâmet-i fikrden mahrum müfrit milliyetperver ve kısm-ı âzâmi ve bilhassa Rus, İngiliz ve Fransız paralarıyla satın alınmış yurtsuz, &nbsp;vatansız serserilerden terekküp eden bu komitelerin tarihî kırk-elli seneden beri geçirdiği sahafat, &nbsp;gerek hükümet-i Osmaniyye'ye ve gerek kendi hemcinslerine karşı bile pek müstekreh ve ayni zamanda feci vakayı ve cinâyat ile mal-a-maldır.... "&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn3" name="x__ftnref3" title="#x__ftn3">[3]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni hareketlerinin başlangıcı sayılabilecek 1860 yılında sözde Kilikya’yı kalkındırmak amacıyla önce bir "Hayırseverler Cemiyeti", daha sonra "Fedakârlar Cemiyeti" kuruldu.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn4" name="x__ftnref4" title="#x__ftn4">[4]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1872'de Van'da kurulan İttihat ve Halas cemiyeti, Rusya’nın himaye ve müdahalesi altında kuvvet­lenmek amacındaydı.&nbsp; Osmanlı Devleti yönetiminde yaşayan Ermenilerin ilk ulusal hareketlerinin başlama tarihi 1860 yılı olarak kabul edilebilir.&nbsp; Bu tarihte sosyal amaçla kurulmaya başlayan dernekler, &nbsp;sonradan kurulan ve dış kışkırtma ve yardımlarla Türk Ermenilerin devlete karşı ayaklandıran komitelerin İlk belirtileri ve çekirdekleri olmuştur.&nbsp; Bu yüzden komitelerden önce bu dernekleri kısaca incelemekte yarar vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konuda ilk dernek, &nbsp;1860 tarihinde Adana'da kurulan Hayırsever Cemiyeti olup, &nbsp;amacı Kilikya'yı yükseltmekti.&nbsp; Bunu Fedakârlar Derneği izlemiştir<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn5" name="x__ftnref5" title="#x__ftn5">[5]</a>.&nbsp;1870 ve 1880 yılları arasında Van'da "Ararat", Muş’ta "Mektep sevenler" ve Adana bölgesinde "Kilikya" cemiyetleri kurulmuş ve bu dernekler 1880 yılında "Ermenilerin Birleşik Cemiyeti" (Miyasiyal Enikerotyon Hoyotis) adı altında birleştirilmişti. Yine bu dönemde Van'da; Rusya’nın himayesiyle "İttihat ve Halâs", Erzurum'da "Silâhlılar" cemiyeti, "Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti", Van'da "Karahaç" cemiyeti, "Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti", &nbsp;İstanbul’da "Ermeni Vatanperverler İttihadı", Erzurum'da "Surayiâli" ve daha sonra bu derneğin ismi değiştirilerek "Müdafî Vatandaşlar" cemiyetleri kurulmuştur. 1890 yılında İstanbul’da da "Yıldırım" (Sant) İhtilâli Derneği ve "Kurban" ismindeki bir diğer dernek faaliyet gösteriyordu.&nbsp; Bu derneklerin kurucuları genellikle Türkiye Ermenileri'nden daha çok Kafkasyalı Rus uyruklu Ermenilerdi.&nbsp; Bütün bu derneklerin ortak amacı Doğu Anadolu vilâyetlerinde okullar açarak evvelâ gençleri aydınlatmaktı; Osmanlı yöneticileri ise bu bakımdan derneklerin örgütlenmelerini hoş görüyor ve bunları Ermeni vatandaşların "doğal hakkı" olarak kabul ediyor ve bunların kamu düzenine aykırı bir tutum takınacaklarını düşünmüyorlardı.&nbsp; Ancak bu dernekler; "dışardan" gördükleri yardımlar ve kışkırtmalarla Ermeniler'i Osmanlı Devleti'ne karsı ayaklandıran komitelerin ilk "nüveleri" olmuşlardı.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn6" name="x__ftnref6" title="#x__ftn6">[6]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunların, &nbsp;yanında, yalnız ihtilâl amacıyla kurulan cemiyetler de vardı. 1878'de Van'da kurulan Karahaç Cemiyeti, Amerika'daki Clu Clux Clan benzeri bir örgüttü. 1881'de Erzurum'da kurulan Anavatan Müdafileri Ce­miyeti de Ermenileri silahlandırmayı amaçlayan ihtilâlci bir teşekküldü.&nbsp; Türkiye’de 1880'den itibaren kurulan cemiyetler ve komiteler ihtilâl amaçlıdır.&nbsp; Bu kuruluşlarda Rusya'dan gelen Ermeniler en büyük rolleri al­dılar.&nbsp; Söz konusu cemiyetlerin faaliyetleri Tiflis'ten yönetilir, silah, cephane sağlamak için gereken paralar da buradan gönderilirdi.&nbsp; Cemiyet mensuplarınca ihtilâl ve bağımsızlık fikirleriyle duyguları kö­rüklenen Türkiye Ermenileri, faal propagandaya girişmek üzere Kafkasya’ya geçiyorlardı.&nbsp; Muhacir Ermeniler ve Türkiye'deki Ermenilerin tam bir ihtilâlci olarak yetişmeleri için Rus askerî elemanları özel görevle çalıştılar.</span></p>

<h5><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak</span></h5>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak (Çan Sesi) Komitesi, &nbsp;aslen Kafkasya Ermenilerinden Rus uyruklu Avedis Nazarbeg ile karısı Maro ve Kafkasyalı diğer öğrenciler tarafından 1886 yılında İsviçre'de kurulmuş ve komitenin düşüncelerini yaymak için de, yine Hınçak isminde bir gazete çıkarılmıştır.&nbsp; Bu komitenin başında ve üyeleri arasında çoğunluğu yine Rus uyruklu Ermeniler bulunmaktadır.&nbsp; Bu komite, kendisine çalışma bölgesi olarak Doğu Anadolu'yu seçmişti; bir zaman sonra komite merkezi, İsviçre'den Londra'ya götürülmüştür.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn7" name="x__ftnref7" title="#x__ftn7">[7]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak Komitesinin programı, Sosyalist, &nbsp;Marksist ve Merkeziyetçidir; Karl Marks'ın ilkeleri, temel olarak benimsenmiştir.&nbsp; Bu komite üyeleri, kendilerine sosyal demokrat dedikleri halde, siyasal programları tamamen bir komünist manifesto niteliğindedir. Komite, 1890 yılında merkezi İstanbul'da olmak üzere Osmanlı ülkesinin diğer vilayetlerinde de şubeler açmış ve bu suretle, örgütlenerek çalışmalarına başlamıştır.&nbsp; Bu komitenin ana politik amacı, Türkiye'deki Ermenileri Türklerden; İran Ermenilerini İranlılardan ve Rusya Ermenilerini de Ruslardan kurtarmak; sonra da, bütün bu memleketlerdeki kapitalistleri temizlemektir.&nbsp; İşçi ve üretici sınıf, insanlığın büyük bir çoğunluğunu kapsar.&nbsp; Bu sınıfın sermaye sahibi, zengin ve egemen bir azınlık tarafından sömürülmesinden kurtarılması, üreticinin bütün üretim kuvvet ve araçlarına, &nbsp;toprağa, &nbsp;fabrikalar, &nbsp;madenlere, ulaştırma vasıtalarına sahip olmasıyla gerçekleşir.&nbsp; Üretici sınıfın bağımsızlığı, bütün insanlığın kurtarılması, &nbsp;genel ve ekonomik ferahlık demektir. Bu amaca ulaşabilmek ve onu fiilen uygulayabilmek için, &nbsp;bütün uygar memleketlerdeki üretici sınıf, kendine özgü bir şekilde örgütlenmeli ve emrindeki genel politik olanakları harekete geçirerek, &nbsp;bütün ülkelerle birlikte komünist ihtilalini yapmalıdır.&nbsp; Bu sayede diğer sınıflar ortadan kalkar ve üretici sınıf, sosyalist bir düzen kurar.&nbsp; Bu kuruluşta halk, &nbsp;kendi kanunlarını kendisi yapar ve kudretini gösterir.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn8" name="x__ftnref8" title="#x__ftn8">[8]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünkü durumda Ermeniler, mutlakıyet idaresine bağlı sınıfların yönetiminde bulunuyorlar.&nbsp; Bunların yönetim, vergi ve maliye sistemleri, kendileri için yıkıcıdır.&nbsp; Onların çevresinde bir taraftan üretim kapitalist şekilleri uygulanırken diğer yönden devamlı olarak eski ekonomi ve yönetim şekilleri yok olmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Amacı ve Hedefleri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni sosyalist demokratları ve bütün Ermeniler için genel ve bütünü kapsayacak bir sosyalizm düzeninin sağlanması, uzak bir amaç olarak kabul edilmekte ve bu nedenle bütün eğilim ve uğraşılar, yakın bir hedef seçilmesini gerektirmektedir.&nbsp; İşte bu yakın hedef, &nbsp;sosyal demokrat Ermeni İhlalci Hınçak Partisi'ni oluşturmuştur.&nbsp; Bu yakın hedefler şunlardır:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal">
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İhtilal çıkarmak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mutlakıyet yönetiminin egemen sınıflarını yok etmek. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenileri kölelikten kurtarmak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Politik işlere karışmak için Ermenilere güç vermek. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomik ve kültürel ilerlemelerine etki yapan engelleri kaldırmak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşçi sınıfının istek ve eğilimlerini açıkça söyleyecekleri ortamı hazırlamak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ağır çalışma koşullarını düzeltmek. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendilerine özel siyasi bir varlık halinde örgütlenmeleri için sınıf hakkında bilgi sağlamak.&nbsp;&nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın çalışmalarını kolaylaştırmak ve onların uzak hedeflere doğru ilerlemesine yardım etmek</span></li>
</ol>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bu düşüncelere uygun olarak Hınçak Komitesinin yakın hedefi, mutlakıyet yönetimlerini, sınıflarını yıkmak için çalışmak ve bunları demokrat, meşruti rejimlerle değiştirmektir.&nbsp; Bunun da ana koşulları şunlardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;Halkın temsili için, her kesim doğrudan doğruya oylarını kullanmak suretiyle yapılacak seçimle bir teşrii (kanun yapıcı) meclis kurulmalı.&nbsp; Bu meclis, memleketin politik ekonomik ve bütün işlerini ve kanunlarını inceleyerek bunlar hakkında karar verme yetkisine sahip olmalı.&nbsp; Vilayetlere geniş bir muhtariyet verilmeli.&nbsp; Halk için tam bir hürriyet sağlanmalı.&nbsp; Halk, hükümet memurlarını, kamu hizmetlerinde çalışan bütün şahısları, &nbsp;güvenlik memurlarını, eğitim ve adalet işlerinde çalışan memurlarını seçebilmeli.&nbsp; Milliyet ve sınıf farkı gözetmeden her reşit vatandaş gerek vilayetler ve gerek muhtar idareler için temsilci seçilmeye yetkili olmalı.&nbsp; Bütün vatandaşlar kanun önünde, &nbsp;milliyet ve din farkı gözetilmeksizin eşit olmalı.&nbsp; Basın, söz, vicdan, &nbsp;toplanma, &nbsp;dernek kurma ve seçim mücadelesi için tam serbestlik verilmeli.&nbsp; Her vatandaşın şahsı ve evi, &nbsp;saldırılara karşı korunmuş olmalı.&nbsp; Kiliseler, hükümetten ayrılmalı; bütün dini kuruluşlar, yalnız kendilerinden olan ve buralara devam eden şahısların yardımlarıyla varlıklarını korumalı.&nbsp; Bütün halk, askerliğini barışta milis örgütleri şeklinde yapmalıdır.&nbsp; Laik ve zorunlu bir eğitim düzeni uygulanmalı; hükümet, fakirlere yardım etmelidir.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın ekonomik durumunun ıslahıyla ilgili olduğu için, &nbsp;yukarıda sözü edilen siyasi hakları elde ederek o ilkelere dayanmak suretiyle aşağıdaki koşulların yerine getirilmesi gereklidir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Mevcut vergi sistemi kaldırılmalı, &nbsp;yerine belirli bir güç ve ödeme kabiliyetine göre ileri bir vergi sistemi konulmalı.&nbsp; Vasıtalı vergiler, tamamen kaldırılmalı.&nbsp; Köylüler, her türlü borçlardan kurtarılmalı.&nbsp; Halkın veya hükümetin yardımlarıyla ziraat makineleri sağlanmalı bunların kullanılması öğretilmeli ve bunlar halka verilmeli.&nbsp; Halk içinde ziraat ortaklıkları kurulmalı, bu ortaklığın amacı, ziraat ürünlerinin satışı, tohum, hububat ve benzeri gibi şeylerin satın alınması ve yönetimi olmalı.&nbsp; Her cins ulaştırma ve temas için araç sağlanmalı.&nbsp; Hükümet, çalışanların sömürülmesini önlemek için yardım etmeli ve bunları korumak için kanunlar çıkarmalı.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenilerin çoğunluğunun bulunduğu Türkiye Ermenileri ve onların yaşadıkları yerler, &nbsp;vatanımızın en geniş topraklarıdır.&nbsp; Ermeni çoğunluğunun davası, Berlin Antlaşması'nın 61. Maddesi ve diğer uluslararası koşulların gücüyle, bir hak durumuna gelmiş ve Avrupalı büyük devletler tarafından da tanınmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Programı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlı imparatorluğunun siyasi, ekonomik ve mali düzensizliği, &nbsp;düşüşü, &nbsp;iflas etmiş durumu, &nbsp;iç karışıklıkları ve zelzeleye uğramış hali, Osmanlı hükümetinin yok olmasını zaruri ve kesin kılmış, diğer Avrupalı devletlerin etkileri de buna yardım etmiştir.&nbsp; Avrupa'daki Osmanlı topraklarının bir kısmının da sistemli bir şekilde parçalanarak diğer devletlerin eline geçmesinden ötürü aşağıdaki hususların sağlanması, tarihi bir lüzum ve zaruret halini almıştır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni komitecileri, bugün uğraşlarını Ermenilerin davasını savunmak ve sonuçlandırmak için yakın amaca göre harcayacaktır.&nbsp; Bu duruma göre ihtilalin uğraşı sahası, &nbsp;Türkiye'de yaşayan Ermenilerin bölgesi olacaktır.&nbsp; Ermenilerin geleceklerini Osmanlı Devleti'nin kaderinden ayırmak gerekeceğinden, &nbsp;Ermenilerin en yakın amacının ilk koşulu Ermeni bağımsızlığıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ermenileri yakın amaca ulaştırmanın çaresi, bir ihtilalle yani zorla Türkiye'deki Ermeni bölgelerindeki genel kuruluşu alt üst etmek, &nbsp;değiştirmek; genel isyanla, Türk hükümetine karşı savaş açmaktır.&nbsp; Bu uğraşların vasıtaları:</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Matbuat, &nbsp;kitap ve konuşmalarla halk arasında ve özellikle işçiler içinde propaganda yapak; Hınçak Partisi'nin ihtilal fikirlerini yaymak, halk arasında ihtilalci örgütler kurmak ve isyan çıkarmak. Türk istibdat elemanlarını, &nbsp;hafiyeleri, muhbirleri, hainleri ve ihanet edenleri cezalandırmak; terörü, ihtilal örgütlerinin savunması için bir vasıta ve halkı ezenlerin ve alçakların uğraşılarına karşı koruyucu olarak kullanmak. Hükümet askerlerinin veya aşiretlerin saldırılarına karşı halkı korumak için, elde silahlı hazır bir kuvvet bulundurmak; akıncı alayları kurmak.&nbsp; Bu alaylar, yapılacak bir genel isyanda öncülük görevini yapacaklar.&nbsp; Birbirine bağlı, tam bir birlik ve beraberlik içinde ortak hedefe yürüyen, &nbsp;aynı taktiği uygulayan, bir merkezden sevk ve idare edilen düzenli ve birçok gruplardan oluşan genel ihtilal örgütü kurulmalıdır. Türkiye'deki örgütlerin bütün güç ve yetkileri, Hınçak Komitesi'nin teşkilat ve uğraşlılarını gösteren bir tüzükle tespit edilmiştir. Düzenlenen bir isyanı uygulamak için olaylar yaratmak. Herhangi bir devletin Türkiye'ye karşı savaşa girmesi, &nbsp;genel bir isyanın başarıya ulaşması için en uygun bir zamandır.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeniler ile kaderleri bir olan ve aynı bölgede yaşayan diğer azınlıkları kendi tarafımıza çekmek, &nbsp;onlarla birlikte müşterek düşmanımız olan Türk Hükümeti'ne karşı savaşmak.&nbsp; Hınçak Komitesi'nin en büyük amacı, Doğu Anadolu'daki bütün diğer azınlıklarla birlikte, &nbsp;Osmanlı devletinin esaretinden kurtularak İsviçre'de olduğu gibi bir federasyon kurmaktır.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn9" name="x__ftnref9" title="#x__ftn9">[9]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir siyasi programa göre çalışan Hınçak Komitesi, &nbsp;özellikle işçi sınıfına çok uygun gelen Marksizm propagandası yapmıştır. Karışıklıklar çıkarmak ve ihtilal yapmak için, &nbsp;gençler, &nbsp;dini liderler, &nbsp;avantürler ve işsizler, &nbsp;komiteye girmeye ve buralarda çalışmaya can atmışlar; Komite yöneticileri de, &nbsp;sınıf esası üzerine çalışarak bir Ermeni Proletaryasını yaratmak istemişlerdir. Komitenin bu çalışmaları, Türkiye''eki yaşama koşullarına göre, bir sosyalizm propagandasından öteye geçememiştir. Hınçak Komitesi'nin düzenlediği ayaklanmalara, birçoğu dış memleketlerden ve özellikle Rusya'dan gelmiş ve bu gibi işlere yatkın kimseler de girmişlerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenilerin eyleme geçmeleri, memlekete çok ağır ve giderilmesi olanaksız kanlı olaylara etken olmuştur.&nbsp; Hınçak komitesinin örgütlerini kurmak için Cenevre''en Tiflisli Şimavon, İran'dan S. Danielyan, Trabzon'dan Rus uyruklu Rupen Hanazat, Batum'dan H. Megavoryan geldiler. Uzun süren tartışmalardan sonra, &nbsp;İstanbul Hınçak Komitesi Merkezi kurulmuştur. Bu örgüte, İstanbul'da 1890 yılından evvel kurulmuş olan diğer ihtilalci örgütler de katılmışlardır<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn10" name="x__ftnref10" title="#x__ftn10">[10]</a>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görülüyor ki, Türkiye'deki Ermenilerin alın yazısı, birçok Rus Ermeni’sinin eline bırakılmıştır. Bu arada komiteye girmeyenler ve para yardımı yapmayanlar, baskı altında tutulmaya veya öldürülmeye başlanmışlardır.&nbsp; Örgütler, büyük bir hızla Anadolu'daki vilayetlere de yayılmışlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Taşnaksutyun Komitesi (Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Taşnaksutyun sözcüğü Ermenice’de&nbsp; federasyon anlamına&nbsp; gelmektedir özellikle Rusya’dakiler olmak üzere çeşitli ermeni grupların bir araya&nbsp;gelmesiyle ortaya çıktığı için bu partiye federasyon ismi verilmiştir. Sözcük Türkçe’de kullanılırken kısaltılmış ve değiştirilmiş, &nbsp;kısaca Taşnak denilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hınçaklar'ın içerisinde liderlik savaşımı sürerken, bu durumdan hoşnut&nbsp;olmayan bir kısım Hınçaklar 1890'da Turuşak (Bayrak) isimli bir gazete&nbsp;çıkarmalardı. Daha sonra bunlar aynı adlı bir dernek haline gelmişlerdir. Bu&nbsp;dernek daha sonra Taşnaksutyun-Taşnaksagan (Ermeni İhtilal Dernekleri&nbsp;Birliği) adı altında yeni bir örgüte çekirdek olmuştur.&nbsp;Bu yeni dernek ilk defa 1890 tarihinde Kafkasya'da kuruldu. Tamamen&nbsp;Rus taraftarı olan Taşnakların ilk teşekkülleri sırasında amaçlan Tiflis’te&nbsp;kurulmuş olan Genç Ermenistan, &nbsp;merkezi Van'da bulunan Ermeni Cemiyeti-armenagonlar ve Hınçaklar birleştirmek ve Türkiye'ye geçen çetelere&nbsp;yardım etmekti, &nbsp;tik üç yıl belli bir programlan bile yoktuk (Bir düzine silah nakledecek çete, &nbsp;bir düzine programdan daha değerli) diyorlardı. Yani Karl&nbsp;Marks'ın (Bir düzine program yerine hakiki bir adım "iş" daha değerlidir. )sözünü&nbsp; benimsemiş ve bu şekilde değiştirmişlerdi.&nbsp; Amaçlarım, &nbsp;isyanlar&nbsp;çıkartmak suretiyle, &nbsp;Türkiye Ermenistan’ı için siyasi ve iktisadi Özgürlük elde&nbsp;etmek şeklinde ifade ediyorlardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komitenin örgütüne verdiği emir şu idi:Türk'ü, Kürt'ü her yerde, her türlü koşullar altında vur, mürteciler, &nbsp;ahdinden dönenleri, Ermeni&nbsp;hafiyelerini, hainleri öldür, intikam al.&nbsp;Bu suretle dahilde isyanlar çıkarmak, arkasından Bulgaristan'da ve&nbsp;Lübnan’da olduğu gibi bir muhtar idare elde etmek isteğinde idiler.&nbsp;Ermeni yazar M.&nbsp; Varantyan Taşnaksutyun Tarihi adlı yapıtında bu&nbsp;dernek hakkında şöyle demektedir:"Bu örgüt düşünür gençlik kitlesine&nbsp;dayanmakladır. Özgürlük, bağımsızlık düşüncelerini demokrasi temelini yaymaktadır.&nbsp; Ermeni zenginleri bu kuruluştan sürekli uzak kalmışlardır.&nbsp;0rtada yalnız düşünür halk kitlesi, &nbsp;demokrat kitle vardı, içlerinde burjuvadan&nbsp;tek tuk kimse vardı. Gerek Kafkas'ta gerek Türkiye'de sürekli aşağı&nbsp;tabaka kişileri çalışmıştır.&nbsp; Köylü, &nbsp;sanatkâr, papaz, esnaf, &nbsp;öğretmen, okul mezunları, müstahdemler, Üniversiteliler, küçük memurlar, doktorlar bu&nbsp;jütte çalışmıştır. Başka türlü de olamazdı. Zira bu düşünceleri yayanlar,&nbsp;Alışan Nalbantyan gibi halktan gelme Ermeni ihtilalinin düşünürleri, büyük&nbsp;rehberleriydiler. Taşnaksutyun Hınçaklarla da anlaşmak istedi. Onlar Rus&nbsp;Gençliğinin sosyal demokrat programını izliyorlardı. Türkiye'de aynı temel­de Karl Marks'ın ilkeleri üzerine Ermeni Proletaryası namına çalışmak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genel merkez Tiflis'te olacaktı. Taşnaksutyun liderleri bu suretle Hınçaklar Kafkasya'da itibar olmayan Nazarbeg ile karısından ayırmak&nbsp;istiyorlardı.&nbsp; Anlaşmaya ve bir merkez kurulmasına karşın, &nbsp;Hınçaklar işbirliğine yine yanaşmadılar ve 1896'ya kadar kendi kendilerine çalıştıktan sonra Türkiye'deki etkileri büsbütün azaldı. 1890'da bir bildiri yayınlayarak&nbsp;bütün Ermenileri aynı bayrak (Taşnaksutyun Bayrağı) altında işbirliğine&nbsp;davet ettiler. "&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn11" name="x__ftnref11" title="#x__ftn11">[11]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Taşnaksutyun Komitesi 25 Temmuz 1896 tarihinde yayınladığı muhtı­rada da şöyle demektedir:"Bizim amacımız olan bir isyan ve ihtilalle Türkiye Ermenistan’ın siyasi&nbsp;ve iktisadi ve kurtuluşunu temindir. Fakat buna rağmen memleketimizde&nbsp;mevcut olan komünist eğilimlerini koruma ve kışkırtmaya devam edeceğiz.&nbsp;Bilimsel sosyalist sözleşmelerimiz size hangi temel ve manada yaklaşmış&nbsp;olduğumuzu gösterir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Hınçak İhtilal Partisi</strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenistan'da ihtilal hareketlerini yöneten tek Ermeni Partisidir. &nbsp;Merkezi Atina'dadır.&nbsp; Ermenistan’ın bütün şehirlerinde ve köylerinde, &nbsp;Erme­nilerin bulunduğu yabancı ülkelerde şubeleri vardır.&nbsp;Dr.&nbsp; Cyrus Hamlin 23 Eylül 1893 tarihinde Boston'da yayınlanan&nbsp;Congregetionalist Dergisinde, &nbsp;Hınçak İhtilal Partisinin çalışmaları hakkında&nbsp;şunları yazmaktadır. "Hınçak İhtilal Partisinin kökü Rusya'dadır. Bunları&nbsp;rus&nbsp;altını ve zekâsı yönetmektedir. Bütün merkezlerinde ve yabancı&nbsp;Ülkelerdeki misyonerler, bütün Protestan Ermeniler, &nbsp;bunları her yerde haber&nbsp;vermelidirler.&nbsp;Bunlar, &nbsp;suçsuz ve cahilleri hilelerle kandırarak, fesat çıkararak bu&nbsp;partiye sokmaya çalışmaktadırlar. Bundan ötürü Ermenilere yardım eder­ken, bu hareketi onaylar şekilde yorumlanabilecek duruma düşmemek ve&nbsp;nefret ve ürküntü uyandırmamak için çok dikkatli olmak gerekir.&nbsp;Amerika misyoner örgütünde Boston'dan Yürütme Komitesi Başkanı&nbsp;Charles B.&nbsp; Rice imzasıyla Hınçak İhtilal Partisi hakkında şu bildiriyi&nbsp;yayınlamıştır. &nbsp;Ermeniler arasında İhtilalci Hınçak Partisi'nin yangına ve ihtilalci&nbsp;amaçlarını göz önüne alan Massachusetts misyoner merkez derneği, &nbsp;bütün&nbsp;ilgilileri, bu partiye hoşgörü ile davranmamaları konusunda uyarır. "</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak İhtilal Partisi çoğu kaynaklarda Hınçak Komitesi ile birlikte&nbsp;verilmiştir.&nbsp; Bu konuda I.&nbsp; Derecede özelliğe sahip bir eser meydana getiren&nbsp;Esat Uras ise ayrı bir örgüt olarak ele almış ve incelemiştir.&nbsp;&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn12" name="x__ftnref12" title="#x__ftn12">[12]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Armenakan Komitesi</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komitelerden ilki, &nbsp;1885 yılında Portakalyan’a yetiştirdiği dokuz kişi ta­rafından Van'da kurulmuştur.&nbsp; İstanbul'da doğup öğretmenlik yapan Portakalyan, Van'da kendi açtığı okulunda birçok militan Ermeni talebe yetiş­tirmiş ve olaylara karıştığı Hükümetçe tespit edilince Van'dan uzaklaştırıl­mıştır.&nbsp; Fransa'ya giden Portakalyan, orada "Armenia" gazetesini çıkarmış&nbsp;ve "kan dökmeden hürriyetin elde edilemeyeceği" propagandasını yaymaya başlamıştır. Gazetenin 1885'te Osmanlı Devleti'ne, 1886'da Rusya'ya giriş­leri yasaklanmışsa da, gizlice buralara gönderilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Armenakan'ın kurucuları, &nbsp;Mıgırdiç Terlemezyan (Avetisyan), &nbsp;Grigor Terlemezyan, &nbsp;Ruben Şatavaryan, &nbsp;Grigor Adian, &nbsp;Grigor Acemyan,&nbsp;M. Bartutciyan, Gevord Hancıyan, &nbsp;Grigor Beozikyan ve Garegin Manukyan olup Portakalyan'la irtibatı sağlayan Avetisyan tarafından İdare edilmiştir.&nbsp;İlk siyasî teşekkül olması bakımından, 7-8 kopya hâlinde hazırlanmış&nbsp;ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra neşredilmiş olan parti veya cemiyet&nbsp;programını gözden geçirmekte fayda vardır. İhtilâl yoluyla Ermenilerin kendi kendilerini idare etmek amacıyla kurulan partiye sadece Ermeniler üye olarak kabul edilmiştir. Parti, gayesine ulaşmak için aynı ideale İna­nan bütün milliyetperver Ermenileri bir araya getirmek, &nbsp;ihtilâlci fikirleri yaymak, üyelerine silah kullanmak, askeri talim yapmak, silah ve para&nbsp;temin etmek, &nbsp;gerilla güçleri meydana getirmek, halkı genel bir harekete ha­zırlamak gibi faaliyetleri yürütecektir.&nbsp; Merkez teşkilatının yanı sıra bölge- teş­kilatının kurulması ve diğer ihtilâlci kuruluşlarla işbirliği yapması da ön­görülmüştür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Silah kullanma ve askerî strateji konusundaki talimin Van Ermeni Okulu'nda Rus Konsolosluk Binbaşısı Kamsaragan tarafından yaptırıldığı&nbsp;belirtilmiştir.&nbsp;Partinin bilinen faaliyetleri, Kürt kılığına giren Havannes Agripasyan,&nbsp;Vardan Goloşan ve Karabet Kulaksızyan isimli komitecilerin Türk zaptiye­lerine saldırmaları, çeşitli cinayetler, aşiretlere saldırılar. 1892 Ekim'inde Van'da polis memuru Nuri Efendinin katli, &nbsp;896 Haziran'ında Hınçak&nbsp;komitesi mensuplarıyla birlikte her iki taraftan birçok kişinin ölümüne se­bep olan Van isyanına katılmaları, Avatisyan'ın liderliğinde 200 kişilik bir çete kurmaları ve Taşnaksagan ve Vartan çeteleriyle birlikte Karahisar dağlan&nbsp;yakınında aşiretlerle ve Asurilerle çarpışmaya girişmeleridir.&nbsp;Taşnaksagan ve Armenakan çetelerinin hemen hemen tamamının telef olduğu ve bu çatışmadan bir süre sonra Armenakan partisinin üyelerinin&nbsp;Taşnak ve Hınçak Partisine geçtikleri veya Ramgavar partisine dönüştükle­ri ifade edilmiştir.&nbsp;&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn13" name="x__ftnref13" title="#x__ftn13">[13]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışmamız, Ermeni komitelerinin faaliyetleri ve dış bağlantıları, meselenin bir azınlık hakkı arayışından ziyade, sistemli bir ayrılıkçı hareket olduğunu açıkça göstermektedir. Günümüzde bu tartışmaların hala sıcak tutulmasının temelinde, tarihsel gerçekleri aydınlatma arzusundan çok, Türkiye üzerinde kurulmak istenen siyasi tahakküm yatmaktadır. "Sözde soykırım" iddiaları, zaman içerisinde bir "tazminat ve toprak" talebi zeminine oturtulmak istenmiş ve küresel ölçekte devasa bir siyasi-ekonomik sermaye hareketine dönüştürülmüştür.Türkiye, 2005 yılında yaptığı "Ortak Tarih Komisyonu" kurulması çağrısıyla, meselenin siyasetçilerin değil, tarihçilerin elinde çözülmesi gerektiğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Türk devletinin hiçbir evrakı saklamadan, tüm şeffaflığıyla arşivlerini açmış olması, haklılığının en büyük göstergesidir. Buna rağmen, diaspora faaliyetleri ve bazı devletlerin parlamentolarında alınan tek taraflı kararlar, hukukun ve tarihi gerçeklerin çiğnenmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Netice itibarıyla, Ermeni meselesi; emperyalizmin Osmanlı’yı parçalama stratejisinin bir ürünü olarak doğmuş, bugün ise Türkiye’nin bölgesel gücünü kısıtlamak amacıyla kullanılan bir enstrümana dönüştürülmüştür. Arşiv belgeleri ve tarafsız tarihi incelemeler, Türk milletinin haksız yere suçlandığını ve asıl trajedinin dış kışkırtmalarla birbirine düşürülen kardeş halklar arasında yaşandığını kanıtlamaya devam edecektir. Türkiye’nin şeffaf arşiv politikası ve bilimsel yaklaşımı, bu uluslararası dezenformasyon kampanyasına karşı en güçlü kalkanı oluşturmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynakça</span></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bildirici, &nbsp;Yusuf Ziya.&nbsp;</strong>&nbsp;Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar &nbsp;ve Fransız-Ermeni İlişkileri.&nbsp; Ankara: &nbsp;1999.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ertan, &nbsp;Timuçin F.&nbsp;</strong>&nbsp;“Lozan Konferansında Ermeni Sorunu”.&nbsp; Kök Araştırmalar 2/2 (Güz 2000): 209-220.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kuran, &nbsp;Ercüment.&nbsp;</strong>&nbsp;“Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu”.&nbsp; Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu içinde.&nbsp; Ankara: &nbsp;2000.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Metin, &nbsp;Halil.&nbsp;</strong>&nbsp;Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları.&nbsp; Ankara: &nbsp;2001.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Karabekir, Sadir,</strong>&nbsp;Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi,Türkiye ve Siyaset Dergisi,s.1-9</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sakarya, &nbsp;İhsan.&nbsp;</strong>&nbsp;Belgelerle Ermeni Sorunu. &nbsp;2.&nbsp; Baskı.&nbsp; Ankara: Gnkur.&nbsp; Basımevi, &nbsp;1984.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Süslü, &nbsp;Azmi.&nbsp;</strong>&nbsp;Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı.&nbsp; Ankara: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, &nbsp;1990.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref1" name="x__ftn1" title="#x__ftnref1">[1]</a>Timuçin.F.Ertan, Lozan Konferansında Ermeni Sorunu, Kök Araştırmalar, &nbsp;Cilt II, &nbsp;Sayı 2, Güz 2000, &nbsp;s.209.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref2" name="x__ftn2" title="#x__ftnref2">[2]</a>Kuran, Ercüment, Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu, &nbsp;Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu, Ankara, 2000, s.58.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref3" name="x__ftn3" title="#x__ftnref3">[3]</a>&nbsp;Sadir Karabekir, Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi, Türkiye ve Siyaset Dergisi, s.1-9.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref4" name="x__ftn4" title="#x__ftnref4">[4]</a>Metin, Halil, Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler Ve Ermeni Olayları, Ankara, 2001, s.94.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref5" name="x__ftn5" title="#x__ftnref5">[5]</a>Bildirici, Yusuf Ziya, &nbsp;Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar Ve Fransız-&nbsp; Ermeni İlişkileri, &nbsp;Ankara, 1999, s.35.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref6" name="x__ftn6" title="#x__ftnref6">[6]</a>&nbsp;Sadir Karabekir, &nbsp;Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi, &nbsp;Türkiye ve Siyaset Dergisi, s.1-9.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref7" name="x__ftn7" title="#x__ftnref7">[7]</a>Sakarya, &nbsp;Em. Tümg. İhsan, &nbsp;Belgelerle Ermeni Sorunu, &nbsp;Gnkur. Basımevi, &nbsp;s.76-80, &nbsp;Ankara 1984, &nbsp;2. Baskı&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref8" name="x__ftn8" title="#x__ftnref8">[8]</a>&nbsp;Sakarya, &nbsp;a.g.e., &nbsp;s.79-83.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref9" name="x__ftn9" title="#x__ftnref9">[9]</a>&nbsp;Sakarya, &nbsp;a.g.e., &nbsp;s.80-85.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref10" name="x__ftn10" title="#x__ftnref10">[10]</a>&nbsp;Sakarya, &nbsp;a.g.e., &nbsp;s.82-84.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref11" name="x__ftn11" title="#x__ftnref11">[11]</a>&nbsp;Metin,&nbsp;&nbsp;a.g.e., &nbsp;s.94.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref12" name="x__ftn12" title="#x__ftnref12">[12]</a>&nbsp;Metin,&nbsp;&nbsp;a.g.e., &nbsp;s.97.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref13" name="x__ftn13" title="#x__ftnref13">[13]</a>Süslü, Azmi, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Ünv.Rekt.Yayın No:5, Ankara, 1990.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:06:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAHRAMAN TÜRK POLİSİ</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kahraman-turk-polisi-7777</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kahraman-turk-polisi-7777</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMAN TÜRK POLİSİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kuruluşunun 181. yılı münasebetiyle Türk Polis Teşkilatına Armağanım olan şiirimdir.</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAHRAMAN TÜRK POLİSİ</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çetin şartlara inat bağlıdır görevine,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çorak yerde gül derer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşk ile çalışır da yorgun döner evine,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zorluğa göğüs gerer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asayiş temininde tek yumruk ve tek yürek,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişmez temel kural; öyle olması gerek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilgi, bulgu, belgede kılı kırka bölerek,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabırla koza örer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bakış açısı geniş ufku oldukça derin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Normal göstergesidir anormal gidişlerin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her an ortasındadır netameli işlerin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karanlıkta iz sürer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın tutan elidir, görebilen gözüdür,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın mutluluğudur, gülümseyen yüzüdür,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın ta kendisidir, onun gerçek özüdür,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönlünü halka serer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adanmışlık üzere gözetir vatanını,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korumakla mükellef şerefini şanını,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söz konusu vatansa; feda eder canını,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve hem de birer birer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suçta zora başvurmaz faili saldırmadan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmez ve de geçemez düşeni kaldırmadan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yangını söndürende yanmaya aldırmadan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ateş hattına girer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:54:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EN BEKLEMEDİĞİMİZ ANLARDA</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/en-beklemedigimiz-anlarda-7776</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/en-beklemedigimiz-anlarda-7776</guid>
                <description><![CDATA[EN BEKLEMEDİĞİMİZ ANLARDA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;EN BEKLEMEDİĞİMİZ ANLARDA</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, büyük bir deprem geçirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprak sarsıldı, evlerimiz gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annemiz, babamız, en yakınlarımız&nbsp; Canlarımız gitti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Hayvanlarımız gitti. ömrümüzden ömür gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Duvarların arasında sakladığımız anılar, çocukluğumuzun geçtiği odalar, bayram sabahı kurulan sofralar…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi bir anda sustu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha nefes alamadan, gökyüzü yükünü bıraktı. Yağmurlar, seller…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Su, toprağın yarasına tuz bastı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarlamız gitti, ekinimiz gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alın teriyle suladığımız toprak çamura döndü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sel sularına kapılan araçlarımız gitti. Bir evin geçimini sağlayan kamyonet, çocuğu okula götüren araba, dedenin gururla sildiği traktör…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Araçlarımızdan parçalar gitti, plakalar gitti. Çamura saplanmış bir tampon, bir dala takılmış dikiz aynası…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Hepsi bir hayatın parçasıydı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat böyle bir şey işte. Hazırlık yaparsın, plan kurarsın, yarına güvenirsin. Ekin ekersin, hasadı beklersin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Düğün için gün sayarsın, torunun doğumuna çeyiz hazırlarsın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra bir an gelir, ne takvim tanır ne adres. En beklemediğimiz anlarda, en alakasız yerlerde bir parçamızı bırakıp gideriz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir evin eşiğinde anahtar, kapının arkasında asılı bir mont.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarlada yeşermeyi bekleyen tohum, ambarın köşesinde duran bir çuval buğday.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahırda sesini özlediğimiz bir nefes, bahçede su bekleyen bir fidan.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem de, sel de kapıyı çalmaz. Gelir, alır, gider.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geriye çamurda bir plaka, dala takılmış bir kapı, toprağa karışmış bir anı, bir çocuğun okul çantası, bir annenin tenceresi kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Afetlerde öyle. Korkacağız, ağlayacağız, yıkılacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dizimizin bağı çözülecek, sesimiz kısılacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra kalkacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü geride kalan bizler, o bıraktığımız parçaları taşırız. Kayıp sandığımız şeyler aslında bize emanet olur. Hatay bunu öğrendi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enkazın içinden kırık bir fincan çıkarıp “biz buradaydık” demek, selin götürdüğü traktörün tekerini yoldan çekip “ekmeye devam edeceğiz” demek, çamurdan bir fotoğrafı silip duvara asmak…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi yaşadığımızın kanıtı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşu komşuya el uzatınca, bir tas çorba iki kapıya yetince, ıslak bir battaniye güneşte kuruyunca anladık:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz sadece evimizi değil, birbirimizi de kaybettik sandık.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bulduk. Acıda, çamurda, molozda yeniden bulduk.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, bıraktığımız parçalarla değil, taşıdığımız umutla devam eder.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev gider, yeniden yapılır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarla gider, yeniden sürülür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Araba gider, yerine yenisi gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Can gider, yüreğe gömülür ve orada yaşar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anılar gider, anlatıldıkça çoğalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay da, biz de, yeniden.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü en beklemediğimiz anlarda eksilsek de, en umulmadık yerden yeşermeyi biliriz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir zeytin dalı gibi, kırıldı sanırsın, kökünden sürgün verir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir nar tanesi gibi, dağılsa da her tanesinde hayat taşır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bugün, yine toprağa basıyoruz. Basacağız bu sefer korkarak değil. Eksilerek değil, çoğalarak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü biz parçalarımızı bıraktığımız yerde kendimizi yeniden kurmayı öğrendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıkılanın yerine dik durmayı, gidenin ardından yürümeyi öğrendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Acıyı gömüp üstüne umut ekmeyi öğrendik.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O toprak bizi sınadı, biz de toprağa söz verdik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarım kalan ekin tamamlanacak, susan evler seslenecek, eksilen sofra kalabalık olacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü biz düştüğümüz yerden kalkmayı değil,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">düştüğümüz yeri ayağa kaldırmayı seçtik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay ayağa kalkıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz ayağa kalkıyoruz. Parça parça değil, bütün olarak.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:53:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAHI TEFEKKÜR ve TESBİHATTA SAMİMİ ve DÂİM OLUN</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahi-tefekkur-ve-tesbihatta-samimi-ve-daim-olun-7775</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahi-tefekkur-ve-tesbihatta-samimi-ve-daim-olun-7775</guid>
                <description><![CDATA[ALLAHI TEFEKKÜR ve TESBİHATTA SAMİMİ ve DÂİM OLUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAHI TEFEKKÜR ve TESBİHATTA SAMİMİ ve DÂİM OLUN</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Göklerde olanlar da yer de olanlar da azîz olan Allahı tesbih ederler.” (Haşr-1) Bu bağlamda; tüm varlıkların Allahı tesbih ettiği, andığı bir dünyada insanların Allahın adını anmaktan ve O’nu tefekkür etmekten uzak durması doğru olur mu?.. Elbette olmaz!.. İşte, bu nedenledir ki, her insan her daima Allahı tefekkür etmeli ve O’nu tâzimle anmalı ve tesbih etmelidir. Çünkü, insanı Allah’a yaklaştıran, O’nun sevgisine ve rızasına ulaştıran amellerin başında Allahı tefekkür etmek, O’nu hamd ve şükürle anmak gelir!. Kim ihlasla Allahı tefekkür eder, O’nu tesbihatla anarsa Allah, o kimseyi rahmetiyle anar, o kimseyi rahmetiyle nimetlendirir, feyizlendirir ve mükafatlandırır. Mağfiretiyle ve affıyla da o kimsenin hatalarını ve küçük günahlarını bağışlar!... Yüce Allah, Kur’anda bu konuda şöyle buyurur: “Öyleyse beni anın ki, ben de sizi rahmetimle anayım… ” (Bakara-152) Başka bir ayette ise şöyle buyurur: “Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile!. Çünkü O, tevbeleri kabul edendir.” (Nasr-3) Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam da bir hadisinde şöyle buyurur: “Allah’ı güzel isimleriyle anan kimsenin (küçük) günahları deniz köpükleri kadar çok olsa dahi Allah onun günahlarını affeder.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Temiz bir kalb ile Allah’ı anmak, O’nu tesbih etmek, O’nu tefekkür etmek; insanın imanını güçlendirdiği gibi, huyunu ve ahlakını da güzelleştirir!... Zira, kalbi Allah zikriyle nurlanan insan; daima Allah’ın rızasına uygun sâlih ameller işler.. İnsan, Allahı tefekkür ettikçe, O’nu andıkça O’na olan sevgisi ve muhabbeti de o derece artar ve Allah’ı daha çok hatırlar ve O’nun emirlerine daha çok uyar!.. Kötülüklerden ve haramlardan daha çok sakınır. Bu da O insanı daha mükemmel hale getirir!... Ama bütün bunlar; Allahı tefekkür ve tesbihatta samimi ve dâim olmakla mümkündür!.. insanın Allah’ı tefekkürü ve tesbihatı arttıkça huyunun ve ahlakının güzelliği de artar!.. Hâ keza; İnsanın imanı ve ahlakı güzelleştikçe; Allaha olan dostlğu da güzelleşir. Yani biri varsa diğeri de var demektir. Bakınız, Yüce Allah Kur’anda ne buyurur: "Bilesiniz ki, Allaha dost olanlara hiçbir korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar Allaha iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.” (Yunus:62-63)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslüman, dünyada kavuştuğu her nimetin ardından mutlaka Allaha şükrederek ve O’nu güzel isimleriyle tesbih ederek anmalı. Zira; yaşarken aldığımız her nefes, soluduğumuz her hava zerresi, içtiğimiz her su damlası bile Allah’ı şükürle anmamızı gerektiren binlerce nimetten sadece ikisidir, ama çok önemlidir!.. Bir düşünün bakalım!.. İçtiğimiz suyun bir damlasını dahi bulamasak, solduğumuz temiz havanın zerreciklerini bulamasak acaba hâlimiz nice olur? Bunu hiç düşündünüz mü!.. Nasıl ki, bu nimetlere her an muhtaç isek, Yüce Rabbimizi anmaya ve O’na sığınmaaya her zaman muhtacız!.. Eğer nankörlerden değilsek!.. Bakınız yüce Allah Kur’anda ne buyurur: “Söyleyin bakalım, ektiklerinizi yerden bitiren sizlermisiniz, Yoksa biz miyiz? Dilersek biz o ektiklerinizi çer çöp yaparız da sizler şaşar kalırsınız!. Söyleyin! İçtiğiniz suyu bulutlardan indiren sizlermisiniz, yoksa onu biz mi indiririz? Dileseydik o suyu acılaştırırdık. Siz hâlâ şükretmezmisiniz?” (Vâkıa-63,64) Bütün bunları bilip ve görüp de Allah’ı anmayanlar, O’na şükür ifadesinde bulunmayanlar, O’nu tesbih etmeyenler ancak ve ancak nankörlerdir!.. İman ve takvadan nasibi olmayanlardır!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahı tefekkür ve tesbihat; mü’minin kalbini ve ruhunu temizler ve yumuşatır. Onu sıkıntılardan ve üzüntülerden korur… Ona güç ve sabır verir!.. Metanet verir!.. İnsan, en sıkıntılı ve en üzüntülü anlarında bazen sığınacak hiçbir kimseyi bulamaz da hemen âlemlerin Rabbi olan yüce Allah’a yönelir ve O’na sığınır, O’nun adını anarak O’ndan yardım ister.. Zira Allah’a inanan her insan bilir ki; Yüce Allah merhametlilerin en merhametlisidir!... O, kullarına en çok acıyandır, ençk yardım edendir!.. O, kendisine sığınanları koruyandır. ”Kişinin önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruma altına alan takipçiler melekler vardır..." (Râad-11) – “Allah en iyi koruyucudur. O, merhametlilerin en merhametlisidir.." (Yusuf-64) Bütün bu hadiseler ve ifadeler göstermektedir ki; Allahı tefekkür etmek ve anmak, Onu güzel isimleriyle tesbih etmek ve O’na şükranla hamdetmek her müslümanın ana görevidir!. Allah’a inanan her Müslüman eğer yüce Allah’ın rızasını, sevgisini, rahmetini ve mağfiretini kazanmak istiyorsa, huyunun ve ahlakının güzel olmasını istiyorsa, Allah’ın yardımını ve rahmetini hidayetini arzu ediyorsa, O’nun iman kalesine sığınarak, O’nu daha çok anmalı ve daha çok tesbihatta bulunmalı ve bunda da samimi ve dâim olmalıdır!... İmanınz kavi, tesbihatınız güzel, ahlakınız güzel, ameliniz sâlih, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:51:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mevlana-celaleddin-i-rumi-7774</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mevlana-celaleddin-i-rumi-7774</guid>
                <description><![CDATA[MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretleri, Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerindendir. 1207’de Belh şehrinde doğup, 1273’te Konya’da vefât etti. Babası Behâeddin-i Veled de, büyük âlimdi. Oğlu ile birlikte,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hicaz’a, sonra Şam’a, oradan da Konya’ya geldi. Önce Hoca Hüsâmeddin’den feyz aldı. Sonra, Şemseddin-i Tebrizî gelip onu irşad eyledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oğlu, Sultan Veled’tir. Torunlarına Çelebi denir. Vefâtından sonra yerine Hüsâmeddin Çelebi, sonra oğlu Sultan Muhammed Burhâneddin Veled Çelebi halîfe oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Celâleddin-i Rûmî, ney ve dümbelek çalmadı, dönmedi, raks etmedi. Bunları, sonra gelen câhiller uydurdu. Divanında 30 bin, Mesnevisinde 47 bin beyit vardır. Mesnevisini nazım şeklinde yazarak, düşmanların değiştirmesine imkân bırakmamıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;OĞLUNA NASİHATLERİ: “Bahaeddin! Eğer dâima Cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma! Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit, için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir. Bütün Peygamberler ve velîler böyle yaptılar,içlerindeki karakteri dışarı vurdular. Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahın sevgisini de, onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Allahü teâlâ buyurdu ki: “Ey kullarım! Kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın.” Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, Allahü teâlânın nûrunun parlaklığı da kalbde o nisbette fazla olur. Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz...”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:33:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞİDDET VE HORMON PRANGASI</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/siddet-ve-hormon-prangasi-7773</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/siddet-ve-hormon-prangasi-7773</guid>
                <description><![CDATA[ŞİDDET VE HORMON PRANGASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">ŞİDDET VE HORMON PRANGASI</span></span></strong></h2>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şiddet olaylarını incelediğimizde arkasında kontrol edilemeyen hormonsal hayatın olduğunu görebiliriz. Yapılan bir gözlemde yavrularını dişi ile birlikte şefkatle gezdiren erkek bıldırcına erkeklik hormonu verildiğinde, yavrularını öldürdüğü ve eşiyle birleşmeğe çalıştığı görülmektedir. Kulakları küpeli ve son derece yumuşak huylu sokak köpekleri, cinsiyet bezleri etkisiz hale getirilmeden önce potansiyel birer tehlike idiler. Aslan ailelerinde de bıldırcınlara benzer gözlemler yapabiliriz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Hayvanlar aleminde hormonların engellenemez görevi ne pahasına olursa olsun hayatın devamını sağlamaktır. Vücudumuzun savunma sistemi incelendiğinde ilgili savunma hücrelerinin son derece acımasız olduğunu görürüz. Bazı hücrelerin sağlığının korunması için birçok hücre acımasızca katledilmektedir. Bazen şiddetli hastalıklarda <em>‘t hücreleri’</em> kendilerini imha ederler, çevreye zehirli kimyasallar yayarak mikropları öldürürler. Bağışıklık hormonları vücut sağlığını korumak için zararlı yabancı hücreleri öldürdüğü gibi vücudun gelişmesi için bölünen hücrelerin çoğunu da öldürür, Sadece çok az sayıda sağlam hücreyi hayatta bırakırlar. Bu olmazsa canlı dokuları çok dayanıksız olur ve en küçük bir saldırıda canlının hayatı sona ererdi. Bu, rahmetin devamı için elzemdir. Genel olarak vücutta üreme, savunma ve beslenme hormonları bulunur. Hayatın devamı, beslenme, büyüme; sadece salgı yani hormon sistemiyle oluşabilmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Canlıların kişiliğinin, davranış biçiminin oluşmasının en etkili programları hormonlardır. Dişilik hormonu için vazgeçilmez görev, kaliteli genleri bulup dünyaya getirmek ve her ne pahasına olursa olsun onu hayatta tutmaktır. Vücuduna girdiği dişiyi hormonların gücü oranında etki, hatta esaret altına alır. Erkeklik hormonlarının canlıya yüklediği en önemli görev her ne pahasına olursa olsun tohumlarını dünyaya gelecekleri ortama yaymaktır. Bu konuda meşru bir yol izlenmemesi halinde hormonlar insanların kişiliğini hipnoz eder ve kontrolü altına alır. Bunun için insanların bakışları gayri ihtiyarı çevresindeki karşı cinse yönelir. Bilinçli kişiler anında kendilerini toplayıp ikinci bakışı yapmazlar. Burada bakan, kişiler değil içlerindeki hormonlardır. Karşı cinslerle ilişkilerimiz üçüncü kişiler dahil, toplumdaki herhangi birini incitmeyecek ölçüde olmalıdır. O halde nikah düşmeyenlerle bile aramızda hukuk kuralı olan örfe dayalı bir ölçü olmalıdır. Hiç istenmeyen durumlara düşmemek için kontrolü kaçırmamak için, koruda dolaşmamak lazımdır, ki ormanda kaybolmayalım. Bizim anlatmak istediğimiz zenginlikleri yasaklamak değil; aksine meşru yollardan paylaşmak, hatta ulaşımını kolaylaştırmak gerektiğidir. Zina ve namus suçları ne yazık ki batı toplumlarından ziyade namus düşkünü eğitimsiz toplumlarda, kabul edilemez şekillerde ve daha çok olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Dişi peygamberdevesi çiftleştikten sonra hayranlıkla seyrettiği erkeğinin başını hemen yemeğe başlar. Çünkü yavruları için acil proteine ihtiyaç vardır. Bunun en yakın ve güvenilir kaynağı çocuklarının babasının başıdır. Artık erkeğin görevi onun için ebediyen bitmiştir. Karadul örümceği de yavrularının gıda ihtiyacı için erkeğini anında öldürür ve yer veya yumurtalarını beslenmeleri için babalarının üzerine bırakır. Erkekler de öldürüleceklerini bilmelerine rağmen erkeklik hormonunun büyüsünün etkisinden kurtulamayarak ölüme giderler. Bu dişilik hormonunun hızlı işleyen bir versiyonudur. Peygamberdevesi ve karadul örümceği ile diğer canlı türleri aradaki tek fark, erkeğin başının yenmesi işleminin erkeğe sağ olarak duyulan ihtiyacın niteliği ile doğru orantılı olarak zamana yayılmasıdır. Bazı canlı yavrularının bakımı için babaya daha uzun süre ihtiyaç duyar, bu da erkeğin ömrünü uzatır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ahtapot anne, yumurtalarını küçük bir inin tavanına yapıştırır ve yavruları dünyaya gelinceye kadar hiçbir şey yemeden onlara oksijenli su üfler. Yavrular yumurtadan çıkmağa başladığında onun da hayatı sona erer. Bu fedakar annenin yapacağı hiçbir şey yoktur. Çünkü onu adeta annelik hormonları hipnoz etmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Hayvanlar aleminde hayat tamamen bu hormonların kontrolü altında devam eder. Buna nefsi emare denir ve bu program canlı hayatının varlığının garantisidir. Bunun dışına çıkma şansları yoktur. Yaradılışın onlara yüklediği görevi bu şekilde yerine getirirler. İnsanlara düşen görev ise eğitimle, yani faydalı alışkanlıklar kazanarak hormonların hipnozundan kurtulmak ve hormonları kontrol altına almaktır. Şeytanın tayin ettiği kabuslara düşmek değil, mutluluk ve hazlar bölüşmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Tutku derecesinde dişiye bağlanan erkekler bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarlar. O cüretkar ve mesrur eden bakışların yerini karadul bakışları almıştır. Halbuki eğitime öncelik veren toplumlarda dişiler tutku derecesinde ne evlatlarına bağımlı olurlar, ne eşlerini bir anda düşman gözüyle görürler, ne de erkekler erkeklik hormonlarının etkisinde kalarak hareket ederler. Çocuklarının şeytani bir yarışa da ihtiyacı yoktur. Çünkü devlet, Fırat kenarında bir deve yavrusu kaybolsa bunun sorumluluğu altında kahrolacağından, çocukların yarıştırılmasına müsaade etmez. Gelir dağılımındaki adalet onun için iman kadar önemlidir. Hele vatandaşı sahipsizlik hissine kapılmışsa…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Erkek ve dişiler cinsel yönden gençliğin ilk yıllarından itibaren birbirlerine muhtaçtırlar. Bunun hayatın sadece bir bölümünü oluşturduğunun bilinciyle, fazla abartmadan birbirlerine meşru yollardan yardımcı olmalıdırlar. Şayet bu meşru yollardan karşılanmazsa hayatın devamı için programlanmış olan hormonlar en dengeli insanlara dahi akıl almaz işler yaptırırlar ve onları en acımasız zilletlere düşürürler. Çünkü yavru ne pahasına olursa olsun dünyaya gelmelidir. Okumaya yolladığımız ve acımasız sahipsizliğe muhatap olanlar bizim çocuklarımızdır. Ben her bir baltanın insafına terk edilmiş öyle masum evlatlar gördüm ki, onlar için Allah’a dua etmekten başka yapacak hiçbir şeyimiz yok… Çocuklarımızı sade ve gösterişsiz yetiştirelim, başkalarında farklı çağrışımlar yapacak bakış ve davranışlardan uzak durmalarını onlara öğretelim. Yoksa dünyanın öbür ucuna da gitse tutkularının etkisinden kurtulamayan birinin alet olduğu kötü akıbet onları bekler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bir bakıyorsunuz arabada son sez müzik dinleten, paçalarından erkeklik hormonu akan beş kişi kendilerini ikaz eden bir genci on dokuz yerinden bıçaklıyor. Siz siz olun şikayetinizi ilgili kuruma yapın. Birileri altı yaşındaki komşunun kızının başını taşla eziyor. Bu erkek evli de olabilir. Ancak eşi o anda çocuğunun başarısına şartlanmış, akrabalarıyla yarışıyor, gözü kocasını görmüyor, sadece başının etinin ne kadar lezzetli olduğunu düşünüyor. Hızla ve büyük bir gürültüyle geçen motor’un egzoz dumanını görememenizin sebebi onu kamufle eden kesif erkeklik hormonlarıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Tecavüzlerin ardında çoğunlukla bir de cinayet vardır. Zira bu insanlar aslında mazlumları değil, kendi günahlarını öldürdüklerini sanmaktadırlar. Erkekler ilk bakıştaki tebessümün hiç kaybolmayacağını zannederler, ama gülümsemenin kendisi için olmadığını, sadece taşıdığı kaliteli genlerin diğer sahibi, dünyaya gelecek yeni canlıya olduğunu anlamak asla mümkün olmaz. Evi terk eden eşin değişen yüzü erkeğin ebedi hayallerini yıkmıştır ve ne pahasına olursa olsun o yüz gene gülmelidir. Ama gülümsememekte kararlı olan yüzün sonu mezarda biter. Kim bilir belki gülümseyen yüzlü yeni bir hayatın böyle başlayacağı ümit edilmektedir. Bıldırcınlardaki gibi… Tüm sorumluluğu erkeğin sırtına yıkan, ona evine ekmek götürme şansı dahi vermeyen yetkililerin sorumluluklarını anlamalarını daha ne kadar bekleyeceğiz?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kaçınılması mümkün olmayan cinsel hayat, bir eğitim çerçevesinde erken yaşlardan itibaren, meşru yollarla karşılanmalıdır. Gelir dağılımındaki adaleti sağlamak, eğitim vermek, aşırı nüfus artışına sebep olmadan üniversitede okurken dahi evlilikleri tesis etmek devletin görevidir. Kokuşmuş evlilikleri devam ettirmeğe çalışıp işi büsbütün vahim sonuçlara taşımak değil... </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kadınlar erkek tarafından tahrik edilmedikçe cinselliği akıllarına getirmezler. Bunun bilincinden uzak hakimler de; “Karşılık verdi.” diye tecavüz eden erkeğe ceza vermezler. Büyük bir zulme sebep olurlar. Halbuki tahrik olmuş birinin iradesini tamamen hormonlar kontrol altına almıştır, davranışlarının tüm mesuliyeti ilk tahrik edendedir. Dinimiz: “Ahlakından memnun olduğunuz bir genç, kızınızı isterse veriniz, yoksa dünyada büyük fitne doğar.” demektedir. Burada elbette ki her iki tarafın da rızası söz konusudur. Aslında dinler bunun önünde engel değildir. Bunun önündeki engel maymundan bir gömlek önde olan cahillerin oluşturduğu, maddi menfaat endişesi taşıyan akıl almaz cehalet gelenekleridir. İki kaşık bir tabak, bir tas, bir oda başlangıç için yeterlidir. Elbette ki tasarruf bilinci olan eğitimli insanlar hayat standartlarını yükseltme kabiliyetine de sahiptirler. Önemli olan yalan söylemeyecek asaletteki tarafların bilgiyle yüklendikleri bu asil görevi birlikte devam ettirmeleri, devamının taraflara sıkıntı getireceği anda da her iki tarafın medenice ayrılmaya hazırlıklı olmalarıdır. Çocuklar da daima anne-baba beraberliğinin sona erip, dostluk olarak devam edeceği bilinciyle eğitilmelidirler. Ebeveynler dışında güvenecekleri bir devletlerinin de olduğunu onlara hatırlatmak onları endişeden bir nebze olsun uzaklaştırır. Yoksa “Boşanırsan seni öldürürüm!” dediği babasını öldüren 15 yaşlarındaki kızların akıbetlerini gazetelerden okumağa devam ederiz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Burada dişi ve erkeğe düşen en önemli görev, tarafların tapuyla birbirlerine bağlı olmadıklarının bilincine sahip olmaları; adına aşk dedikleri, aslında aşkla ilgisi olmayan, tarafları birbirinin vazgeçilmez malı gibi gören hastalıklı tutkulardan arınma gayretidir. Taraflar birbirinin ihtiyaçları için vardır. Her zaman ilk günkü saygıya layıktırlar. Sahip olunan her şeyin kaybedileceği bilincinde olup; ‘Ölmeden önce ölmek, almadan önce vazgeçmek, evlenmeden önce boşanmak…’ sözlerini düstur etmeleri gerekir. Eğitim, içinde bulundukları toplumlara bunu öğretmektedir. Bunu kabul etmeyen Müslümanlar varsa sahabelerin hayatına baksın. Adetlerini din edinmesinler. Diğerleri de eğitimli milletlere baksınlar. Bunun aksi kıs kıs gülen şeytanın helak ettiği insanların hayatlarını gazetelerden okumaya devam etmektir. Unutmayın, bu şakaya gelmez, dünyada büyük bir fitne doğar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sağlık ve esenikler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><a href="mailto:hasmetkolagasi@hotmail.com" style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; color:blue; text-decoration:underline">hasmetkolagasi@hotmail.com</a> </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:45:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATA YAPILMAZ, YAŞANIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hata-yapilmaz-yasanir-7772</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hata-yapilmaz-yasanir-7772</guid>
                <description><![CDATA[HATA YAPILMAZ, YAŞANIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATA YAPILMAZ, YAŞANIR</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, bir dizi deneyimden ibaret.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her deneyim, bir hatadan, bir yanlıştan, bir başarıdan veya bir zaferden oluşur. Ama önemli olan, bu deneyimlerden ne çıkardığımızdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapmak, insan olmak demektir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her insan hata yapar, ama önemli olan, bu hatalardan ders çıkarmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapmaktan korkarsak, hiçbir şey yapamayız, hiçbir şey öğrenemeyiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapılmaz, yaşanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü her hata, bir öğrenme fırsatıdır. Her hata, bizi daha güçlü, daha akıllı ve daha deneyimli kılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, hata yapmaktan korkmayalım, hata yapalım ve onlardan ders çıkartalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önemli olan, hata yaptığımızda özür dilemek ve düzeltmektir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özür dilemek, bir güç göstergesidir, zayıflık değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özür dilediğimizde, karşımızdakinin kalbini kazanırız ve ilişkilerimizi güçlendiririz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapmaktan korkanlar, asla ilerleyemezler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama hata yapmaktan korkmayanlar, her zaman bir adım önde olurlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayın, hata yapmak, hayatın bir parçasıdır. Önemli olan, bu hatalardan ders çıkarmak ve ilerlemektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Hata yapmak, özür dilemek ve düzeltmek, hayatın bir döngüsüdür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu döngüyü kabul edelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapınca korkmayalım, özür dileyelim ve ilerleyelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü hata yapmak, bizi daha güçlü kılar, daha akıllı kılar ve daha deneyimli kılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, hata yapınca özür dileyelim ve ilerleyelim!&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 07:55:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOL VERDİM SANA</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yol-verdim-sana-7771</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yol-verdim-sana-7771</guid>
                <description><![CDATA[YOL VERDİM SANA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YOL VERDİM SANA</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Boşlukta koymadan bir ömür boyu<br />
Tutarsın sanarak el verdim sana<br />
Sarsan da dilime eyvahı, vayı<br />
Sevdanın hakkını bol verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başın ayıkmazken gam tufanından<br />
Mutluluk kaynağı aşk ummanından<br />
Yalancı dünyanın derdalanından<br />
Damlayı düşlerdin sel verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürmen için can evimde saltanat<br />
Aklımdan geçene gerip kol kanat<br />
Köprüler yakarak, ellere inat<br />
Hayat oyunumda rol verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kayıtsız kalarak bozdun kimyamı<br />
Zindana çevirdin yalan dünyamı<br />
Mahşeri bıraktım gönül rüyamı<br />
Günümden ay çalan yıl verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Attığın adımlar doğru mu sence?<br />
Sevgi yürek ister emekten önce<br />
İhlal ettin bu kuralı sen bence<br />
Sevince solmayan gül verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgimden sarhoştun, dolaştın şaşkın<br />
Meyveye durmadan kurudu ışkın<br />
Nurseli’nin sana sunduğu aşkın<br />
Kadrini bilmedin yol verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nursel SEÇER - NURSELİ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:28:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKÜLERİN DİLİNDEN</title>
                <category>Aziz Yalı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turkulerin-dilinden-7770</link>
                <author>azizyali01@gmail.com (Aziz Yalı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turkulerin-dilinden-7770</guid>
                <description><![CDATA[TÜRKÜLERİN DİLİNDEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TÜRKÜLERİN DİLİNDEN</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairler, yazarlar, ozanlar yaşadığı toplumların görgü tanıklarıdır. Sadece kendi yaşadıkları dönemlerin değil, kendilerinden önceki dönemlerde de yaşanan olayları, gelenekleri, örfleri, adetleri, acıları, kederleri, sevinçleri gözlemleyerek, araştırarak kendi dönemlerinde yaşayan ve sonraki dönemlerde yaşayacak kuşaklara kültür taşıyıcılarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de türküler vardır ki! Onları anlatmaya sözcükler yetmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu duyguyu Bedri Rahmi Eyüboğlu ’’ türküler dolusu’ şiirinin bir bölümünde şu dizeleri ile ne güzel ifade etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairim, zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayak seslerinden tanırım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne zaman bir köy türküsü duysam,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairliğimden utanırım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türküler ile yanmış, yıkanmış dilim,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçekten de türküler o kadar yalın, o kadar doğal, o kadar içtendir ki bizi yıkar, paklar, arındırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen bir türkü , bir başyapıt roman kadar öğreticidir. Çünkü onlar halk denilen büyük ustanın bağrından çıkmış, yüzlerce yıllık tecrübelere, sevinçlere, kederlere, geleneklere, yaşanmışlıklara tanıklık etmiş, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmişlerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türküler dinleyeni alır götürür, içine çeker. Ege bölgesinin bir zeybeğini dinlediğimizde göğüs kafesimizin genişlediğini, omuzlarımızın dikleştiğini fark ederiz. Haksızlığa başkaldırıp ıssız dağları mekân etmiş efe oluruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fethiye’den Antalya’ya Batı Torosları içine alan Likya bölgesi olarak da bilinen genel olarak bağlama, sipsi ve cura ile çalıp söylenen aksak ritimli teke yöresi türkülerini dinlediğimizde, bir dağ köyüne gidip yörük ailesine misafir oluruz. Genellikle tek ayaküstünde zıplama şeklinde oynanan oyun havaları ile coşup yenileniriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağın kuzey tarafından aşağılara indiğimizde senfoni tadında eserler veren Hisarlı Ahmet’in türküleriyle Kütahya’nın pınarları akışır, yağmur yağar dereleri sel alır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Silifke’de, Konya’da yemeniyi, şalvarı, gömleği, cepkeni giyerek, kuşağı, dolağı bağlayıp kaşık havalarının davetkâr ritmine karşı koyamaz, kalkıp kasık havasına eşlik ederiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Orta Toroslarda Anadolu’nun eşsiz şair ve ozanlarından biri olan Karacaoğlan’ın şiirlerinden uyarlanan türküleri dinlediğimizde nutkumuz tutulur, gök kubbe altında söylenmedik söz kalmamış, zaten hepsi söylenmiş hissine kapılarak söylenecek her sözün gereksiz olduğunu düşünürüz. Onun şiirleri ile Toroslara çıkar yörük obalarına misafir oluruz. Nereye baksak selvi boylu Elif’i görür, sevda uğruna sılayı terk eder, canımızı yare kurban eyleriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doğuya yöneldiğimizde aşkı, ayrılığı, hasreti destansı bir üslupla anlatan barak havaları ile iyice sessizleşir, kalbimizin ritminin yükseldiğini duyar, aşkın büyüsünü, ayrılığın ve hasretin acısını daha derinlerde hissederiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Urfa’da sıra gecelerine katılır, Elâzığ’da doyumsuz fasıllar, gazeller, hoyratlar, uzun havalarla mest olur, halaylarla coşarız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kars’ta, Erzurum’da âşıklık geleneğinin atışmalarından feyz alır, tatyanlar ile huzur buluruz. Karadeniz’de yol havaları ile köpüklü derelerinden geçer, dumanlı yaylaların düzünde horon oynar, bulut denizlerinin çisesinde ıslanırız. Sivas’ta, Erzincan’da deyişlerin dizelerinden öğrenir, semah döneriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anadolu insanının hüznünü, sevincini, coşkusunu, hasretini, dağını, taşını, toprağının bereketini, acısını , ağıtını, aşkını, hüznünü, mücadelesini kısacası romanını yazan Aşık Mahzuni Şerif, Muharrem Ertaş ,Sümmani, Davut Sulari, bozkırın ,bozlakların tezenesi Neşet Ertaş, Aşık Hudai ve daha nicelerini dinlemiş olmanın bahtiyarlığı ile bu toprakların söz ve saz üstatlarını saygıyla selamlayarak, sözü tüm</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">zamanların en büyük ozanlarından birisi olan ve eserleri sadece bu topraklarda değil, Dünyanın saygın orkestraları tarafından da icra edilen Aşık Veysel’e bırakalım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beni hor görme kardeşim Sen altınsın ben tunç muyum Aynı vardan var olmuşuz Sen gümüşsün ben sac mıyım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne var ise sende bende Aynı varlık her bedende Yarın mezara girende Sen toksun da ben aç mıyım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Topraktandır cümle beden Nefsini öldür ölmeden Böyle emretmiş yaradan Sen kalemsin ben uç muyum</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabiata Veysel aşık Topraktan olduk kardaşık Aynı yolcuyuz yoldaşlık Sen yolcusun ben bac mıyım</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aziz Yalı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:45:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/10/aziz-yali-1759728004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY&#039;DA DÖNEL KAVŞAK KURALLARI &quot; BURNUNU ÇIKAR YOLU  KAP&quot;</title>
                <category>Halil kadir İşçioğlu</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayda-donel-kavsak-kurallari-burnunu-cikar-yolu-kap-7769</link>
                <author>isciogluhalilkadir@gmail.com (Halil kadir İşçioğlu)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayda-donel-kavsak-kurallari-burnunu-cikar-yolu-kap-7769</guid>
                <description><![CDATA[HATAY'DA DÖNEL KAVŞAK KURALLARI " BURNUNU ÇIKAR YOLU  KAP"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY'DA DÖNEL KAVŞAK KURALLARI " BURNUNU ÇIKAR YOLU &nbsp;KAP"</span></strong></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyanın neresine giderseniz gidin, trafik kuralları üç aşağı beş yukarı aynıdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Örneğin; kırmızıda dur, yeşilde geç, yayaya yol ver vs...Bir de evrensel bir kural vardır ki, ehliyet sınavlarının demirbaşıdır: Kavşağın içindeki araç önceliklidir.<br />
Kulağa ne kadar basit geliyor değil mi?<br />
Ama gelin görün ki Hatay’da bu kural, teoride kalan “iyi niyet temennisi”nden öteye pek geçemiyor. Çünkü bizde işler biraz daha farklı ilerliyor. Bizim yerel trafik kültürümüzde öncelik, kavşağın içinde olana değilde aracın burnunu en cesur şekilde yola uzatana ait.<br />
Evet, yanlış duymadınız. Hatay’da bir kavşağa yaklaşırken iki seçeneğiniz var. Ya kurallara uyup bekleyeceksiniz ya da hafifçe aracın burnunu uzatıp “Ben geliyorum” diyeceksiniz. Tabi ki genellikle kazanan, ikinci seçenek oluyor.<br />
Bu hareket bir refleks mi yoksa yılların getirdiği “usta sürücülük” mü tartışılır elbette ama kesin olan bir şey var ki ; kavşaklar bizde sadece yolların kesiştiği yerler olmaktan ziyade daha çok sabrın, cesaretin ve bazen de inatlaşmanın test edildiği alanlar oluyor maalesef.<br />
İşin ilginç tarafı, herkes bu durumdan şikâyetçi ama direksiyon başına geçince aynı filmi biz de oynuyoruz.&nbsp;<br />
Sonra ne oluyor?<br />
Kavşakta dört araç, dört farklı yönden aynı anda “öncelik benim” diyerek birbirine bakıyor. Ortaya çıkan manzara ise adeta bir satranç oyunu… Sonuç: trafik kilit!<br />
Oysa burası, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir. Her köşesinde geçmişin izlerini taşıyan, kültürüyle övündüğümüz bir memleket. Ama konu trafiğe gelince, bir anda “önce ben” yarışına giriyoruz.<br />
Belki de mesele kuralları bilmemek değilde kuralları uygulamayı “isteğe bağlı” sanmak.<br />
Hatay'da trafik, sadece araç kullanmak olarak algılanabilir fakat öncelikle diğer sürücülere,yayalara ve kurallara saygı duyulması gerektiği unutulmamalıdır.<br />
Çünkü medeniyet dediğimiz kavram, sadece geçmişle övünmekle olmaz elbette zira bugünü nasıl yaşadığınla da alakalıdır.<br />
Kavşakta durabilmek de bana göre bir medeniyet göstergesidir.<br />
En büyük temennim, inşallah bir gün Hatay’da da kavşağa giren değil kavşağın içindeki araçlar hakkı olan geçiş üstünlüğünü kazanır.&nbsp;<br />
Kalın sağlıcakla</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:09:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/halil-kadir-iscioglu-1645467149.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendini Sevmeyen Neden Ruh Eşi Arar? (Acı Gerçekler)</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-sevmeyen-neden-ruh-esi-arar-aci-gercekler-7768</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-sevmeyen-neden-ruh-esi-arar-aci-gercekler-7768</guid>
                <description><![CDATA[Kendini Sevmeyen Neden Ruh Eşi Arar? (Acı Gerçekler)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="margin-left:24px; text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Kendini Sevmeyen Neden Ruh Eşi Arar? (Acı Gerçekler)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sevmeyi hiç öğrenmeden sevilmek istemek… işte hikâye tam burada başlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İnsan, kendi içini boş bırakıp dışarıya sevgi dağıttığında aslında bir tür duygusal borçlanmaya giriyor. İçeride sermaye yok ama dışarıya yatırım yapılıyor. Sonra da bekliyor: “Biri gelsin, beni tamamlasın.” Oysa tamamlanmak, başkasının görevi değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendini sevmeyen birey neden ruh eşi arar? Çünkü içindeki eksikliği bir başkasının doldurabileceğine inanır. Bu bir arayıştan çok, bir kaçıştır. Yalnızlıktan kaçış, değersizlik hissinden kaçış, kendinle baş başa kalamamanın kaçışı…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ama şu gerçek serttir:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendine vermediğin değeri, kimse sana uzun vadede vermez. Verse bile taşıyamazsın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bugün ilişkilerde en büyük kırılma tam burada oluyor. İnsanlar sevgiye aç ama kendine kapalı. İstemek var ama uygulamak yok. “Değer görmek istiyorum” diyor ama kendi sınırlarını çizemiyor. “Sevilmek istiyorum” diyor ama kendine şefkat göstermiyor. Hızlı başlıyor, derinleşmeden tüketiyor, sonra “neden olmuyor?” diye soruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü sevgi bir duygu değil sadece, bir beceri.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve o beceri önce insanın kendine gösterdiği davranışlarla gelişir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendini sevmek; aynaya bakıp güzel olduğunu söylemekten ibaret değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendini sevmek;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yorulduğunda durabilmek,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İstemediğinde hayır diyebilmek,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendi değerini başkasının ilgisine bağlamamaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ruh eşi dediğin şey, eksik parçanı tamamlayan biri değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sen kendini tamamladığında, yanında yürüyebilen biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve belki de asıl mesele şu:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Biz sevilmeyi çok istedik ama kendimizi sevmeyi hep erteledik.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gamze Arslan</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yaşam Farkındalık Koçu </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:31:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEZİ NOTLARI</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gezi-notlari-7767</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gezi-notlari-7767</guid>
                <description><![CDATA[GEZİ NOTLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GEZİ NOTLARI</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hiçbir memleket Anadolu kadar güzel, Anadolu kadar içli, Anadolu kadar zengin değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla zaman tünelinde acı ve hüznün harmanlandığı, korkulu düşlerin filizlendiği; soylu geçmişiyle ve gelenekleriyle insanȋ yönü daima ağır basan bu topraklarda, yaşamanın hazzı başkadır nitekim, bol çağrışımlı topraklar…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söz konusu tanımlamalarım, bakış açısıyla görüş kabiliyetine yöneliktir biraz da... Bir bakıma durduğu yeri iyi tespit edebilmekle iyi keşfedebilmekle ilgilidir. “Derdinde olmayan deveyi görmez”miş yoksa…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece 23 ilçenin (çoğu yeni ilçe tabi) dışında, gitmediğim ve görmediğim yerleşim birimi kalmadı. Hem de defalarca… Mübalağasız avucumun içi gibi biliyorum bütün vatan sathını. Böylece, şahsen çok şanslı bir noktada bulunduğuma inanmaktayım. Öyle ki neredeyse Evliya Çelebi’yi sollamış vaziyetteyim. Çünkü Rahmetullâhi-aleyh, kendi yaşadığı çağda o kıt imkanlarla ancak bir defaya mahsuben gezmiş-görmüş olabilir diye düşünüyorum. Velâkin bize gelince, her tarafı su yolağına çevirmişliğimiz söz konusudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Artık, bundan sonra alışılmış güzergâhların dışına çıkarak, değişik yollardan bir gezi haritası çizmeyi planlıyorum. Daha zikzaklı, daha labirent ve daha da çapraz boyutta… İlerisi içinse demiryolu ağlarıyla dolaşacağım ki maksadım; coğrafyamızı bizatihi yakından tanımak ve doyumsuz manzaraları başka perspektiften seyreyleyebilmek…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zannedersem bizim payımıza, “ervah-ı âlem”de gezgincilik düşmüştür. Hem de ne gezgincilik…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yerden transit geçmeyi katiyetle görmekten saymıyorum. Mutlak surette enine boyuna irdelemeliyim, incelemeliyim. Ön cepheden, profilden ve de farklı açılardan bakmalıyım ayrıca. Kaldırımlarını arşınlamalıyım, varoşlarını resimlemeliyim; kalesine tırmanmalıyım ve kaderini okumalıyım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şayet kalesi yoksa herhangi bir caminin minare şerefesinden temaşa etmeliyim o şehri. Tabir caizse, ıcığını cıcığını çıkartmalıyım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatta bir keresinde, Mimar Sinan’ın; “Ustalık eserimdir” dediği Edirne Selimiye Camisinin üç merdivenli minaresine çıkmak istediğimde; müezzinle epeyce tartışmıştık. “Ne bileyim ben senin oradan atlayıp intihar etmeyeceğini…” diyerek, yutkunup durmuştu adamcağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mütevazı bir toprak evin tüten bacasında, ne tür bir aş kaynadığı bile kaçmaz dikkatimden. O dal niye oynar, o yaprak niye kıpırdar düşüncesiyle meraklanır dururum. Çobanlar, meczuplar, çocuklar, yaşlılar, ayyaşlar birincil derecede muhteva raportörümdür ve sosyo kültürel kulvarda müracaat kaynağımdır. Onlardan edindiğim ve edineceğim intibalar önemlidir benim için.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Eh gayri bu kadar da merak fazla!” diyenlerin, şaşıyorum meraksızlığına ve ilgisizliğine… Artı, duyarsızlığına… Elin gâvuru, duyarlılıkta bizden kat be kat öndedir maalesef! Hiç bir şeyi es geçip umursamazlık yapmıyorlar. En ücra bir köşedeki kara taşı dahi mercek altına alıyorlar adeta.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizimkiler ise sözde geziye çıkıyorlar, fakat oyun tavlasını çantalarında götürüyorlar. Günün yarısını yatmakla geçiriyorlar, yarısını esnemekle… Tarihten, tarihi dokudan ve kültürden tamamen bîhaber vaziyetteler. Gölge kovalamaktan, güneşli cepheye bakamıyorlar. Sırf bu yüzden sevmiyorum dâhilȋ grup gezilerini. Ark sıra gidip, çay sıra gelmenin adını “gezi” koymuşlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her neyse burayı noktalayalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sanal âlemdeki arkadaşların ısrarları cesaretimizi kamçılayınca, çevirdik rotamızı İç Anadolu’dan kuzey doğuya doğru. İl il, ilçe ilçe, kasaba ve köyleri de kapsayan geniş çaplı bir seyahat gerçekleştirdik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anılarımızı tazeledik hafızamızda. Kırk yıldır mekik dokuduğumuz tozlu yollardan eser kalmamış. Çift şeritli asfalta dönüşmüş her taraf.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nostaljik takılma hevesim boşa çıktı. Tortum’dan Yusufeli, Artvin’e uzanırken şapkalı kayaların altından ve dar geçitlerden Çoruh’un derinliklerine yüreğimi tutarak bakacağımı zannetmiştim ya; köprünün altından nice sular akmış meğerse. Dağlar burgu burgu delinmiş sanki.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Artvin’e kadar tam otuz altı adet tunel saydım irili ufaklı. Büyük atılımlarla rüyalar gerçekleşmiş hakikaten. Şunu rahat söylemem gerekirse, ulaşım sorunu bitmiş vaziyettedir ülkemizde. Yalnız yanı başımızdaki Batum’da, petrol fiyatlarının bizdekinin neredeyse yarı fiyatına olduğunu görünce hayıflandım doğrusu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deyim yerindeyse su üzerindeki kamga misali “zuhurat”a tabi seyahatimizi, haritanın dörtte birini arşınlamakla tamamladık çok şükür. Bizi, meskûn bulundukları yerlerin girişlerinde karşılayıp, çıkış noktalarına değin uğurlayan tüm gönül dostlarımıza buradan bir kez daha kalbȋ muhabbetlerimle selamlarımı yolluyorum. Baki dostluklar temennisiyle…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enerjik ve hoş bir seyahatti benim için…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:05:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER MİLLET KENDİ MİLLİ KÜLTÜR ve MEDENİYETİYLE YAŞAR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-millet-kendi-milli-kultur-ve-medeniyetiyle-yasar-7766</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-millet-kendi-milli-kultur-ve-medeniyetiyle-yasar-7766</guid>
                <description><![CDATA[HER MİLLET KENDİ MİLLİ KÜLTÜR ve MEDENİYETİYLE YAŞAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HER MİLLET KENDİ MİLLİ KÜLTÜR ve MEDENİYETİYLE YAŞAR</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda: “Ey insanlar! Doğrusu biz, sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve birbirinizle daha iyi tanışasınız diye sizi kabilelere ve kavimlere/milletlere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah herşeyi bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurât-13) buyurduğu gibi Allah insanları kavimlere ve milletlere ayırmış ve her milletin kendine ait milli kültürü ve medeniyeti vardır. Ve her millet kendi kültür ve kendi medeniyetiyle yükselir veya alçalır, yaşar veya ölür. Bu nedenle bir millet için kültür ve medeniyet çok önemlidir. Peki, Kültür nedir? Medeniyet nedir? Kültür: Bir milletin tarihsel süreç içinde sahip olduğu ve kuşaktan kuşağa aktardığı o milleti yaşatan ve yücelten maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültürel değerlerin hayata geçirilmesiyle oluşturulan sosyal hayata da “Medeniyet” denir. Bir milleti millet yapan, onu yaşatan ve yücelten (vatanı, bayrağı, dini, dili, tarihi, ahlakı, örf ve âdeti gibi ) değerlerin tümüne “Milli Kültür” denir. Bir milletin kendi kültürüyle oluşturduğu Medeniyete de “Milli Medeniyet” denir. Her ne kadar sosyal bilimciler; ”Kültür millî olabilir, ama medeniyet evrensel’dir.” deseler de yaşanan tarihi ve sosyal gerçekler bize göstermiştir ki, bu görüş pek doğru ve isabetli bir görüş değildir. Ancak, her milletin medeniyetinde; o milletin kendi milli kültürüyle örtüşen, diğer kültür ve medeniyetlerden de alıntılar olur. Zaten birçok kültür ve medeniyet değerleri evrenseldir. Bunların çoğu aklın, ahlakın ve ilmin ortak değerleridir. Mesela; cinayet ve tecavüz her toplumda ahlaksız bir davranıştır. İyilik ve yardım ise ahlaki bir davranıştır. Ve biliniz ki, kimin medeniyeti daha güzel ise, erdemli ise; o medeniyet insanlığa hayat ve huzur vermiştir. Şunu da unutmayalım. Bir milletin maddi yönden çok güçlü ve çok zengin olması, o milletin medeni olduğunu göstermez. Gerçek medeniyet; tüm insanlığa güven, huzur ve hayat veren, merhametli ve barışcıl bir medeniyettir. Bizim medeniyetimiz; Türk-İslam kültürünün senteziyle oluşmuş yüksek bir medeniyettir. İslâmın ahlak ve faziletini kendisine düstur edinen Türk milleti, sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerini; aklın ve ilmin süzgecinden geçirerek büyük bir medeniyete dönüştürmüş ve yıllarca bu medeniyetiyle dünyaya örnek olmuştur. Ancak, ne zaman ki, dünyanın eğlentili, görkemli, gösterişli ve çılgın dünya hayatını medeniyet sanmış ve kendi milli medeniyetinin ölçüsünü bozarak başka kültür ve medeniyetlerin şuursuzca taklitçisi olmaya başlamış. İşte o zaman Türk milleti, dünyaya örnek olan kendi öz kültür ve medeniyetinden yavaş yavaş uzaklaşmış ve başka kültürlerin ve başka vahşi medeniyetlerin taklitçisi ve hâmili olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yanlış gidişat toplumda onarılması imkansız pek çok dini, ahlakî ve kültürel tahribata ve yozlaşmaya neden olmuştur. Millet olarak bizim en büyük yanlışlarımızdan biri de şu olmuştur; Medeniyette daha iyiye ve daha ileriye gitmek için kendi kültürel değerlerimizi koruyarak, gelişen dünyanın ilim ve tekniğinden istifade ederek, daha mükemmel bir medeniyet inşâ etmek yerine, Nefse hoş gelen yabancıların bir çok hayasız ve süflî değerlerini, kapıtalist ve egoist yaşantılarını, âdetlerini, kültürlerini medeniyet zannederek onları şuursuzca taklit ederek yanlış bir hayatın içine dalmamız olmuştur. İlmî ve iktisadi gelişmelere bigâne kalışımız olmuştur. Bunun sonucu olarak da gelişen ve değişen çağa rağmen, millet olarak arzu ettiğimiz gerçek huzuru, gerçek refahı ve gerçek saadeti bir türlü bulamamışız ve inşâ edememişiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şunu bilmeliyiz ki; medeni ve müreffeh bir millet olmak, başkalarının kültürünü ve medeniyetini taklit etmekle mümkün olmaz! Ancak, kendi kültürel değerlerimizi, aklın ve ilmin ölçüsünde doğru tutarak, neslimizi ve nesebimizi bozmadan inşâ edeceğimiz daha yüksek bir medeniyetle mümkün olur.. Bizim medeniyet anlayışımızda amaç; iyiyi, doğruyu, temizi, güzeli ve faydayı bularak, huzurlu, güvenli ve müreffeh bir medeniyet inşâ etmektir. İçerde ve dışarda herkese huzur ve güven veren, âdil, merhametli ve barışcıl bir medeniyet inşâ etmektir. Dünya ve ahiret saadetini birlikte elde edecek bir medeniyet inşâ etmektir. Bu da ancak aklın, ilmin ve kitabımız Kur’anın rehberliğinde millî kültürümüzle oluşturacağımız millî ve yüksek bir medeniyetle mümkün olur. Çünkü bir millet, ancak kendi tarihiyle, kendi inancıyla ve kendi kültürel değerleriyle oluşturacağı güzel bir medeniyetle ayakta kalır ve yaşar.. Aksi halde sonuç hüsran olur!.. Bu nedenledir ki; Bir millet, kendi milli kültür ve medeniyetiyle ya yaşar, ya da çöker ve ölür! Tarih bunun acı örnekleriyle doludur! Bu konuda Rabbimizin şu uyarısı bizlere ders olsun: “İnsanı önünden ve ardından onu takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu gözetlerler ve korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim/ millet durumunu bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir kavme/millete azab diledi mi, artık o geri çevrilmez. Onların Allah’tan başka yardımcıları da olmaz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Râd-1) Kültürümüz ve Medeniiyetimiz güzel, sağlıklı, güvenli, huzurlu ve feyizli olsun 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:38:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÖKLERİMİZ TOPRAKTA, GÖZLERİMİZ GELECEKTE</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/koklerimiz-toprakta-gozlerimiz-gelecekte-7765</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/koklerimiz-toprakta-gozlerimiz-gelecekte-7765</guid>
                <description><![CDATA[KÖKLERİMİZ TOPRAKTA, GÖZLERİMİZ GELECEKTE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KÖKLERİMİZ TOPRAKTA, GÖZLERİMİZ GELECEKTE</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprak, hayatın temelidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köklerimiz toprağa bağlı, gözlerimiz ise geleceğe bakıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bugün, birçok insan, topraktan kopuk yaşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuğumuz, geleceğimize yatırım yapmak yerine, anlık zevkler peşinde koşuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekmezsek, biçmezsek, var olamayız. Toprak, bize hayat veren, bizi besleyen bir kaynaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama biz, topraktan kopuk yaşıyoruz. Şehirlerin beton yığınları arasında, doğadan uzaklaşıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuğumuz, toprağın değerini bilmiyor, geleceğimize yatırım yapmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebze ve meyve fiyatları almış başını gidiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer kendi bahçemizde sebze ve meyve yetiştirmezsek, şu andaki fiyatları bırakın, soframızda dahi görmeye hasret kalacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, birçok ailenin sofrasında sebze ve meyve eksikliğine neden oluyor. Özellikle çocuklar, bu besinlerden mahrum kalıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama hala umut var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprağa geri dönmek, çoluk çocuğumuzu toprağa bağlamak, geleceğimize yatırım yapmak...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, bizim elimizde. Çocuklarımıza etkinlik eşliğinde toprağı sevdirelim, sebzeyi sevdirelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ektiğimiz bitkilerin bir çocuk gibi bakılabileceğini öğretelim, eğitelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki çocuklar, tohumdan meyveye kadar olan zamanı gözetirse, çok daha özenir toprakla uğraşmayı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekip biçmek, ondan yararlanmak bir hobi haline gelmeli.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımıza ekip biçmeye hobi haline getirirsek, ilgi alanlarından bir tanesi olur. Bu, onların doğayla bağlarını güçlendirir, sabırlı ve sorumluluk sahibi olmalarını sağlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerimiz geleceğe bakıyor, köklerimiz toprağa bağlı. O halde, hadi hep birlikte toprağa ekelim, biçelim, var olalım!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuğumuzu toprağa bağlayalım, onlara toprağın değerini öğreterek geleceğimize yatırım yapalım. Unutmayın, toprağa ekilen her tohum, geleceğe atılan bir adımdır!&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:37:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/antakya-cevre-yolu-ne-kadar-guvenli-7764</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/antakya-cevre-yolu-ne-kadar-guvenli-7764</guid>
                <description><![CDATA[ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ?&nbsp;</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya’nın gelişen kent dokusu, son yıllarda özellikle çevre yolu güzergahında yoğun bir yapılaşmaya sahne oluyor.&nbsp;</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ali CEREN Yazdı...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ? " src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/118241566_3500854873258022_8451989235557051169_n.jpg" /><br />
Her gün yeni bir bina yükseliyor; iş yerleri, apartmanlar, konutlar… Ancak bu binaların ruhsat durumları hâlâ şüpheli. Vatandaş gözlemleri ve yerel bilgilere göre, çevre yolu boyunca inşa edilen binaların büyük bir kısmı yalnızca geçici ruhsatla yükseliyor. Peki, bu binalar gerçekten güvenli mi? Ve geçici ruhsat uygulaması ne kadar yeterli bir önlem sağlıyor?</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçici ruhsat, kalıcı bir güvence sunmuyor. Yani bir binanın kısa süreli izni var; fakat bu, yapı güvenliği, standartlar ve şehir planlaması açısından ciddi riskler yaratıyor. Ayrıca geçici ruhsat bedelleri her ne kadar resmi prosedürlerle alınıyor olsa da, bu bedelin denetim ve yapı güvenliğini sağlamak için yeterli olup olmadığı tartışmalı. Birçok vatandaş ve çevre yolu kullanıcıları, her yeni binanın ruhsatının olup olmadığını sorguluyor. Yetkililer ise bu konuda net bilgi vermiyor; sayısal veriler paylaşılmıyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu belirsizlik yalnızca hukuki boyutta kalmıyor. Trafik güvenliği ve yaşam kalitesi açısından da ciddi riskler oluşuyor. Yol boyunca sıklaşan binalar, görüş mesafelerini daraltıyor, sürücülerin refleks sürelerini kısaltıyor ve yaya güvenliğini tehlikeye atıyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde artan trafik yoğunluğu, çevre yolunda bu yapılaşmanın risklerini daha görünür hâle getiriyor. Kaç bina tam ruhsatlı, kaç bina geçici ruhsatlı, hangi yapılar güvenlik standartlarına uygun? Bu sorular yanıtlanmadıkça, Antakya’da güvenli bir şehirleşmeden söz etmek mümkün değil.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kent planlaması açısından da durum kritik. Çevre yolu, sadece bir ulaşım güzergahı değil; aynı zamanda kentin trafik yükünü hafifletmek ve şehir merkezindeki yoğunluğu azaltmak için hayati öneme sahip. Ancak yollar boyunca denetimsiz ve plansız bir yapılaşma, hem şehir planlamasını aksatıyor hem de uzun vadede altyapı sorunlarını beraberinde getiriyor. Kanalizasyon, su ve elektrik altyapısı, yangın ve acil durum müdahaleleri gibi kritik alanlarda aksaklıklar yaşanması olası.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetkililerin acilen yapması gereken, bu binaların ruhsat durumlarını şeffaf bir şekilde açıklamak, geçici ruhsat uygulamasını gözden geçirmek ve güvenli yapılaşmayı zorunlu hâle getirmek. Ayrıca, yeni inşaatların trafik güvenliği ve çevresel etkileri açısından değerlendirilmesi, halkın güvenliğinin garanti altına alınması gerekiyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü her yeni bina sadece beton ve tuğla değil; aynı zamanda bir güvenlik ve sorumluluk meselesidir. Antakya çevre yolunda bu denge sağlanmazsa, büyüyen şehir riskli bir şehirleşmenin kurbanı olacak. Planlama, denetim ve şeffaflık olmadan, modernleşme hedefleri sürdürülemez.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya halkı, yetkililerden bu konuda net adımlar bekliyor: Kaç bina ruhsatlı, hangileri geçici izinle yükseliyor ve bunlar hangi standartlara uygun? Bu soruların cevabı verilmeden, her gün yükselen yeni binaların yol açacağı riskleri öngörmek neredeyse imkânsız. Şehir planlaması ve trafik güvenliği, yalnızca mühendislerin ve yetkililerin işi değil; toplumun tüm kesimlerinin bilinçli ve katılımcı olması gereken bir sorumluluktur.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya çevre yolu, kentimiz için kritik bir aks. Ve her aksın güvenli olması, hem şehri kullanan sürücüler hem de çevre yolu kenarındaki vatandaşlar için hayati önem taşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetkililer, şeffaflığı, denetimi ve planlı şehirleşmeyi sağlamak zorundadır.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aksi takdirde, betonun ve tuğlanın gölgesinde büyüyen şehir, uzun vadede güvenlik ve yaşam kalitesi kaybıyla karşı karşıya kalacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla..!!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:54:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HELÂL YEMEK</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/helal-yemek-7763</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/helal-yemek-7763</guid>
                <description><![CDATA[HELÂL YEMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HELÂL YEMEK</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ meâlen buyurdu ki: “Helal şeylerden yiyin ve salih amel işleyin.” [Mü’minun: 51]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Helal kazanmak her Müslümana farzdır.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri; “Ya Resulallah, duâ buyurunuz da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabul etsin!” dedi. Cevabında buyurdu ki: (Duanızın kabul olması için helâl lokma yiyin!)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Kimyâ-yı saâdet]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâlden olmalıdır.” [Tergibüs-salât]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (İbâdet on kısımdır; dokuzu helâl kazanmak, biri diğer ibâdetlerdir.) [Beyheki]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yahya bin Muaz-i Razi rahmetullahi aleyh buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahü teâlâya itaat etmek hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı duâ, dişleri helâl lokmadır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sehl bin Abdullah Tüsteri rahmetullahi aleyh buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İmânın hakikatine kavuşmak için dört şey lâzımdır: Bütün farzları edeple yapmak, helâl yemek, görünen ve görünmeyen haramlardan sakınmak. Bu üçüne ölünceye kadar sabırla devam etmek.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine Sehl bin Abdullah Tüsteri rahmetullahi aleyh buyurdu ki:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Haram yiyenlerin yedi azası istese de istemese de günah işler. Helal yiyenlerin bütün bedeni ibâdet eder. Hayır işlemesi kolay ve tatlı gelir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Abdullah ibni Mübarek hazretleri buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Şüpheli bir dirhemi sahibine geri vermeyi, bin dirhem sadaka vermekten daha çok severim.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haram lokma insanın hem dünyasını hem de ahiretini berbat eder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Helal lokma her zaman, her yerde insanı abad eder, huzurlu ve mutlu eder.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:19:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyilik-karsiliksiz-kalmaz-7762</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyilik-karsiliksiz-kalmaz-7762</guid>
                <description><![CDATA[İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bugün siz sevgili okuyucularıma ramazan vesilesiyle okuduklarımdan bir paylaşım yapmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Abbas (ra) çok zengin ve çok cömertti. Cömertliği dillere des­tan olmuştu. Birgün sordular: Yâ Abbas! Cömertlikte seni geçen oldu mu? Abbas (ra) Evet! dedi, Bir köle.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Na­sıl olur yâ Abbas, bir köle nasıl senden da­ha cömert olur? Hz. Abbas gülümseye­rek baktı ve Anlatayım! dedi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Birgün Medine'de hurma bahçeleri arasında do­laşıyordum. Bir köle yol kenarındaki hur­ma bahçesinde çalışıyordu. Bir süre onun çalışmasını izledim. Öğle vaktiydi. Köle çalışmasını bırakıp ekmek çıkınını açtı. Yemek yiyecekti, bu bir somun ekmekten ibaretti. Tam ekmeği ısıracakken açlık­tan perişan hale gelmiş bir köpek belirdi. Çaresiz şekilde kölenin elindeki ekmeğe bakıp kuyruk sallıyor, acıklı sesler çıkara­rak ekmeği istiyordu. Belli ki çok açtı. Kö­le bir ekmeğe baktı, bir köpeğe ve tuttu ekmeğin yarısını köpeğe attı. Köpek ha­vada kaptığı ekmeği âdetâ çiğnemeden yuttu ve yine dikildi kölenin karşısına. Kö­le hiç tereddüt etmeden kalan ekmeği de köpeğe verdi. Sonra halinden memnun, yüzünde tatlı bir tebessümle çalışmaya koyuldu. Bu hal bana çok tesir etmişti. 0 zamana kadar benim farkımda olmayan kölenin yanına gittim ve selâm verdim, selâmımı aldı ve gülümseyerek 'Buyurun!' dedi, 'Birşey mi vardı?' Biraz evvel yaşananları hatırlattım kendisine. Gülümsedi, mahçup halde 'Ne yapayım? Baktım hayvan benden aç, ben de ekmeğimi ona verdim!' dedi. 'Peki!' dedim, 'Senin yiye­cek başka birşeyin var mı?' Yok!' dedi. 'Bu bahçenin sahibi kim?' dedim, bir isim söyledi. Tanıyordum, gittim, bahçe sahibi­ni buldum. Selâm verip yanına oturdum. Hoşbeşten sonra konuyu bahçesine ge­tirdim. 'Bahçeyi satar mısın?' dedim, 'Sa­tarım!' dedi. 'Köleyi de isterim!' dedim, ona da 'Peki!' dedi. Kölenin ve bahçenin fiyatında anlaştık. Parayı verip bahçenin yolunu tuttum. Kölenin yanına gittim. Durumu anlattım ve 'Seni âzad ediyorum, bu bahçeyi de sana hediye ediyorum!' dedim. Köle çok sevindi, bana hayır du­alar etti, cömertliğimi övdü. Ona 'Hayır!' dedim, 'Sen benden daha cömertsin! Çünkü ben sana malımın çok küçük bir kısmını verdim. Sen ise sana ait olan malının hepsini o köpeğe verdin. Sen benden daha cömertsin ve Allah sana bu cömertliğine mükâfat olarak hem özgürlüğünü hem bu bahçeyi verdi. Ben vesile oldum sadece!' dedim. İşte dost­lar, o köle benden daha cömertti!" dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 08:39:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mutluluk-bir-his-degil-sana-kimsenin-soylemedigi-gercek-7761</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mutluluk-bir-his-degil-sana-kimsenin-soylemedigi-gercek-7761</guid>
                <description><![CDATA[Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Herkes mutluluğun peşinde. Sanki onu çok iyi tanıyormuşuz gibi, sanki bir gün kapımızı çalacak bir misafir gibi bekliyoruz. Oysa durup kendimize dürüstçe sorduğumuzda cevap net değil: Mutluluk nedir?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kahkaha mı? Bir anlık yüz kası hareketi mi? Yoksa içten gelen o kısa parıltı mı? Belki de hiçbirisi. Belki mutluluk, sandığımız kadar gürültülü değildir. Belki de sessizdir. Gösterişsizdir. Bir sabah içinin kavga etmeden uyanmasıdır. Bir şeyi oldurmaya çalışmadan olduğu gibi kabul edebilmektir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İnsan aslında çoğu zaman mutluluğu değil, huzuru arar. Ama huzur emek ister. Farkındalık ister. Kaçtığımız, ertelediğimiz, yüzleşmek istemediğimiz ne varsa hepsi huzurun kapısında bekler. İçeri girebilmek için önce onlarla tanışmak gerekir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İstemek kolaydır. “Mutlu olmak istiyorum” demek bir cümleliktir. Ama o cümlenin altını doldurmak… işte orası zordur. Çünkü değişim ister. Konfor alanını terk etmeyi ister. Kendinle dürüst olmayı ister. İnsan çoğu zaman mutsuzluğa değil, alışkanlıklarına bağlıdır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Peki bizi ne engeller?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">En başta kendimiz. Zihnimiz. Eski hikâyelerimiz. “Ben böyleyim” dediğimiz kalıplar. Korkularımız. Başaramama ihtimali değil, değişirsek kim olacağımızın belirsizliği korkutur bizi. Çünkü bilinmeyen, her zaman daha ürkütücüdür.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">O yüzden çoğu insan mutluluğu ister ama ona yaklaşmaz. Çünkü yaklaşmak, dönüşmek demektir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki de sormamız gereken soru şudur: Gerçekten mutlu olmak istiyor muyum, yoksa sadece isteme fikrini mi seviyorum?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü mutluluk bir sonuç değil, bir seçimdir. Her gün, her an tekrar edilen küçük bir seçim. Gürültülü değil, derin. Büyük değil, gerçek.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve belki de en sade haliyle mutluluk; kendinle kavga etmediğin o kısa, sessiz anlarda saklıdır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Instagram @gamzeilefarkindalik</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gamze Arslan </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yaşam ve Farkındalık Koçu</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 17:05:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İMAM-I AZAM EBU HA­Nİ­FE</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/imam-i-azam-ebu-hanife-7760</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/imam-i-azam-ebu-hanife-7760</guid>
                <description><![CDATA[İMAM-I AZAM EBU HA­Nİ­FE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İMAM-I AZAM EBU HA­Nİ­FE</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ehl-i sün­ne­tin amel­de 4 hak mez­he­bin­den bi­ri olan Ha­ne­fi mez­he­bi­nin ku­ru­cu­su­dur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mut­lak müc­te­hid­dir. Asıl is­mi Numan’­dır. Ba­ba­sı Sabit, Hazret-i Ali ile gö­rüş­müş, zür­ri­ye­ti için dua al­mış­tır. Hic­ri (80-150), miladi (699-767) seneleri ara­sın­da Kufe ve Bağ­dat’ta ya­şa­dı. Burada şehid edil­di.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik ile birlikte beş kişiyi görmekle şereflendi. Ehl-i beytten Zeyd bin Ali ve Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi. Tasavvuf ilmini Câfer-i Sâdık’tan alarak yüksek derecelere kavuştu. Fıkıhdaki çok geniş bilgisini ve hele kıyasdaki harikulâde kuvvetini, zühd ve takvadaki, hilm ve salahdaki akıllara hayret veren üstünlüğünü bildiren kitaplar sayılamayacak kadar çoktur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce İmâm-ı Şabî'den kelâm ve münazara ilmini çok iyi öğrendi. Sonra Hammâd bin Ebî Süleyman’dan fıkıh öğrendi. 28 yıl derslerine devam etti. Bir yandan da insanların inancını bozmakta olan sapık fırkalarla mücadele etti. Dehrî denilen inkârcılarla, şiî, mu'tezilî kimselerle münazara yaparak ehl-i sünnet itikadını yaydı. Din bilgilerini kelâm, fıkıh, tefsir, hadîs vs. isimleri altında ayırarak bu ilimlere âit kâideleri tespit etti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kû­fe Câ­mi­i’n­de ders ve­rir­ken bin ta­le­be­si her der­sin­de bu­lu­nur­du. Bir mesele­ye ce­vap bu­lun­ca ta­le­be­le­ri­ne söy­ler­di. Hep­si uy­gun gö­rür­ler­se; “El­ham­dü­lil­lah” di­ye­rek ta­le­be­le­ri­ne; “Bu­nu ya­zı­nız!” bu­yu­rur­du. Ha­ne­fi mez­he­bi Os­man­lı Devle­ti za­ma­nın­da her ye­re ya­yıl­dı. Bugün bütün dünyadaki Müslümanların dörtte üçü, onun yolundadır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalan dörtte birinde</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:56:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nukleer-saldiridan-korunmanin-yollari-7759</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nukleer-saldiridan-korunmanin-yollari-7759</guid>
                <description><![CDATA[Nükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Yarın bir nükleer saldırı olursa insanların %95’i patlamadan değil, tek bir basit bilgiyi bilmedikleri için hayatını kaybeder.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1) Çoğu kişi nükleer saldırının kilometrelerce alanda herkesi anında öldürdüğünü düşünür. Bu bir efsane.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Birçok ülkenin savunma araştırmaları gösteriyor ki ilk darbede değil, sonraki 24–72 saat içinde insanlar hayatını kaybediyor. Oysa ilk ne yabilmek her şeyi değiştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2) En kritik nokta şu: En tehlikeli kısım patlama değil,radyoaktif serpintidir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu parçacıklar 15–30 dakika içinde yere iner. Bu sırada dışarıdaki biri, binaya giren kişiye göre 50–100 kat daha fazla radyasyon alır. Beton bir bodrum kat dozu 200–500 kat azaltabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3) En sert gerçek şu: İnsanların büyük kısmı saldırıdan sonra dışarı çıkar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Meraktan, panikten ya da yakınlarını aramak için. Ama en tehlikeli zaman tam da ilk 30 dakikadır. Asıl risk patlama değil, açık alandaki serpintidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4) Çok az kişinin bildiği bir algoritma var: Parlama anında yere yat,başını kapat,ışığa bakma. Ardından hemen en yakın binaya gir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Pencereleri ve havalandırmayı kapat. Girişte üst kıyafetini çıkar. Yüzünü yıkaNükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın bir nükleer saldırı olursa insanların %95’i patlamadan değil, tek bir basit bilgiyi bilmedikleri için hayatını kaybeder</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1) Çoğu kişi nükleer saldırının kilometrelerce alanda herkesi anında öldürdüğünü düşünür. Bu bir efsane.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Birçok ülkenin savunma araştırmaları gösteriyor ki ilk darbede değil, sonraki 24–72 saat içinde insanlar hayatını kaybediyor. Oysa ilk ne yabilmek her şeyi değiştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2) En kritik nokta şu: En tehlikeli kısım patlama değil,radyoaktif serpintidir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu parçacıklar 15–30 dakika içinde yere iner. Bu sırada dışarıdaki biri, binaya giren kişiye göre 50–100 kat daha fazla radyasyon alır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Beton bir bodrum kat dozu 200–500 kat azaltabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3) En sert gerçek şu: İnsanların büyük kısmı saldırıdan sonra dışarı çıkar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Meraktan, panikten ya da yakınlarını aramak için. Ama en tehlikeli zaman tam da ilk 30 dakikadır. Asıl risk patlama değil, açık alandaki serpintidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4) Çok az kişinin bildiği bir algoritma var: Parlama anında yere yat,başını kapat,ışığa bakma. Ardından hemen en yakın binaya gir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Pencereleri ve havalandırmayı kapat. Girişte üst kıyafetini çıkar. Yüzünü yıka. En az 24 saat dışarı çıkma. Radyoyu aç ve resmi duyuruları dinle.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5) Sivil savunma bunun için vardır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece artık öğretilmiyor.Oysa hayat kurtaran bilgi hâlâ basit ve ulaşılabilir. En az 24 saat dışarı çıkma. Radyoyu aç ve resmi duyuruları dinle.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5) Sivil savunma bunun için vardır. Sadece artık öğretilmiyor.Oysa hayat kurtaran bilgi hâlâ basit ve ulaşılabilir. &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:14:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİJİTAL ESARET: BİR NESLİN ÇÖKÜŞ HİKAYESİ</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dijital-esaret-bir-neslin-cokus-hikayesi-7758</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dijital-esaret-bir-neslin-cokus-hikayesi-7758</guid>
                <description><![CDATA[DİJİTAL ESARET: BİR NESLİN ÇÖKÜŞ HİKAYESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“DİJİTAL ESARET: BİR NESLİN ÇÖKÜŞ HİKAYESİ”</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir parmak hareketiyle başlıyor her şey. Ekrana hafifçe dokunuyorsun, yukarı kaydırıyorsun. Bir video daha, bir video daha… Zaman geçiyor. Ama fark etmiyorsun. Çünkü o kaydırdığın her içerik, rastgele değil. Her biri, seni orada biraz daha tutmak için tasarlanmış bir planın parçası. Ve sen, o planın içinde kaybolurken hayatın yavaş yavaş elinden kayıp gidiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünün en büyük yanılgısı şu: Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor sanıyoruz. Oysa çoğu zaman hayatımızı çalıyor. En acısı da şu ki, bu kaybı kendi ellerimizle büyütüyoruz. Özellikle de ebeveynler…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarına “telefonla çok oynama” diyen bir annenin, elinden telefonu düşürmediği bir evde büyüyen çocuk neyi örnek alacak? Babası akşam eve gelip saatlerce ekran karşısında kaybolurken, o çocuğa disiplin nasıl öğretilecek? Sözün değil, davranışın öğretici olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ve bugün çocuklarımıza en güçlü şekilde öğrettiğimiz şey: bağımlılık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aileler farkında bile değil… Daha bebekken çocuğun eline verilen telefon, bir oyuncak değil; bir alışkanlığın ilk adımıdır. “Oyalansın” diye verilen ekran, aslında çocuğun gerçek dünyadan koparılmasıdır. Çünkü o an ebeveyn kendi rahatını seçer. Dizini kırıp çocuğuyla oyun oynamak yerine, onu bir ekranın içine hapseder. Ve sonra yıllar geçer… O çocuk artık o ekrandan çıkamaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra ne olur? Gece geç saatlere kadar telefon başında kalan çocuklar… Sabah okula gittiğinde gözleri kapanan, ders dinlemeyen, hayattan kopuk bir nesil. Öğretmene saygı? Yok. Derse ilgi? Yok. Çünkü zihinleri parçalanmış durumda. Sürekli hızlı tüketilen içeriklere alışmış bir beyin, 40 dakika boyunca bir derse odaklanamaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama mesele sadece ders de değil…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile dediğimiz yapı, sessizce çözülüyor. Aynı evin içinde yaşayan ama birbirine yabancı insanlar haline geldik. Aynı sofraya oturmayı bile başaramayan bir toplum olduk. Anne ayrı ekranda, baba ayrı, çocuk ayrı… Sohbet yok. Göz teması yok. Paylaşım yok. Sadece ekran ışıkları var.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve buna “modern yaşam” diyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Özgür birey yetiştiriyoruz” diyor bazı aileler. Otorite kurmamakla övünüyorlar. Ama ortada özgür birey yok; başıboş bırakılmış bir nesil var. Sınır bilmeyen, sorumluluk almayan, saygı kavramını tanımayan bir nesil… Çünkü özgürlük, başıboşluk değildir. Özgürlük, sınırlar içinde öğrenilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün birçok çocuk, ailesinin maddi gücüne güvenerek büyüyor. “Nasıl olsa babam var” rahatlığıyla ders çalışmayan, kendini geliştirmeyen gençler yetişiyor. Ama hayat, o kadar merhametli değil. Gün gelir o güvenilen zemin kayar. İşte o zaman geriye ne kalır? Ne bir meslek, ne bir donanım, ne de kendini ifade edebilecek düzgün bir dil…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evet, dil…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki cümleyi bir araya getiremeyen, düşüncesini ifade edemeyen bir nesil geliyor. Kitap okumak, sadece bir öğretmenin verdiği ödevden ibaret hale gelmiş. Oysa kitap, insanın zihnini inşa eder. Ama biz çocuklara ekran veriyoruz, kitap değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Para yönetimi? O da yok. Daha küçük yaşta sınırsız harcama özgürlüğü verilen çocuklar, paranın değerini öğrenemiyor. İhtiyaç ile istek arasındaki farkı bilmeden büyüyorlar. Ve aileler, farkında olmadan çocuklarını hayata karşı savunmasız bırakıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En acı olan ne biliyor musunuz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne-baba, çocuğuyla iki dakika oturup konuşamıyor. Aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşıyorlar. Birlikte yemek yemenin, sohbet etmenin, göz göze gelmenin değerini bile aktaramıyorlar. Çünkü herkesin elinde bir ekran var. Ve o ekran, aradaki bağı kesiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün kaydırdığımız her video, aslında hayatımızdan çaldığımız bir parçadır. Ve biz bunu eğlence sanıyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama gerçek şu: Bu bir kayıp.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bu kayıp, sadece bireysel değil. Toplumsal bir çöküşün habercisi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bugün durup düşünmezsek, yarın çok geç olabilir. Çünkü yetişen nesil, bizim eserimiz olacak. Ve o eser, ya güçlü bir toplumun temeli olacak… ya da kendi içinde çöken bir yapının enkazı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karar hâlâ bizim elimizde.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama unutmadan: Hayat, ekranda kaydırdığın kadar uzun değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat KONDAKCI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 08:49:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nisan Tartışması: Şaka Günü mü, Tarihsel Bir Yanılgı mı?</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nisan-tartismasi-saka-gunu-mu-tarihsel-bir-yanilgi-mi-7757</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nisan-tartismasi-saka-gunu-mu-tarihsel-bir-yanilgi-mi-7757</guid>
                <description><![CDATA[Nisan Tartışması: Şaka Günü mü, Tarihsel Bir Yanılgı mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisan Tartışması: Şaka Günü mü, Tarihsel Bir Yanılgı mı?</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aslıhan Toksoy</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yıl 1 Nisan tarihi yaklaşırken, kamuoyunda benzer bir tartışma yeniden gündeme geliyor. Bir kesim bu günü “şaka geleneği” olarak değerlendirirken, diğer bir kesim ise günün kökenine dair farklı bir iddiayı öne çıkarıyor. Söz konusu iddiaya göre 1 Nisan, Endülüs’te Müslümanların hileyle katledildiği bir olayın yıl dönümüne dayanıyor. Ancak bu anlatının tarihsel karşılığı olup olmadığı, uzun süredir tartışma konusu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çerçevede, 1 Nisan’a atfedilen bu iddianın tarihsel temelleri ve günün bilinen kökenine dair veriler yeniden ele alınıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İddianın İçeriği ve Yaygınlığı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medya ve çeşitli dijital platformlarda sıkça paylaşılan anlatıya göre, 15. yüzyılın sonlarında Endülüs’te kuşatma altında bulunan Müslümanlara, teslim olmaları halinde zarar verilmeyeceği yönünde söz verildiği ifade ediliyor. Anlatının devamında ise bu sözün tutulmadığı ve ertesi gün toplu bir katliam gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. Bu olayın ardından 1 Nisan’ın “hile günü” olarak anılmaya başlandığı ve zamanla şaka geleneğine dönüştüğü iddia ediliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu anlatı, özellikle son yıllarda geniş kitlelere ulaşmış ve belirli dönemlerde yeniden dolaşıma girerek kamuoyunda güçlü bir karşılık bulmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarihsel Kayıtlar ve Akademik Değerlendirmeler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Endülüs’ün son dönemine ilişkin tarihsel süreç, akademik çalışmalar ve tarih kaynakları tarafından ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Granada’nın 1492 yılında teslim olmasıyla birlikte bölgede Müslüman hâkimiyeti sona ermiş, ardından farklı sosyal ve siyasi gelişmeler yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak mevcut tarihsel veriler incelendiğinde, 1 Nisan tarihiyle doğrudan ilişkilendirilen ve anlatıda yer aldığı biçimde gerçekleştiği belirtilen bir toplu katliama dair güvenilir bir kayıt bulunmamaktadır. Tarihçiler, Endülüs’te yaşanan olayların karmaşık bir süreç içerisinde geliştiğini, ancak söz konusu anlatının belirli bir güne ve belirli bir olaya indirgenemeyeceğini ifade etmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, yaygın olarak dolaşımda olan anlatının tarihsel gerçeklikten ziyade, sonradan oluşturulmuş veya yorumlanmış bir hikâye olabileceği değerlendirmelerini gündeme getirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’ın Bilinen Kökenine Dair Görüşler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’ın “şaka günü” olarak anılmasına ilişkin farklı teoriler bulunmaktadır. En yaygın kabul gören görüşe göre, bu gelenek Avrupa’da takvim değişiklikleri sonrasında ortaya çıkmıştır. Yıl başlangıcının farklı tarihlere çekilmesiyle birlikte eski geleneği sürdüren kişilerle alay edilmesi, zamanla bir kültürel pratiğe dönüşmüştür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu süreç içerisinde “kandırma” ve “şaka yapma” temalarının öne çıktığı, zamanla da 1 Nisan’ın bu içerikle anılmaya başlandığı ifade edilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bununla birlikte, bu geleneğin tek bir olaydan değil, farklı kültürel etkileşimlerin birleşiminden ortaya çıktığına dair görüşler de bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tartışmanın Günümüzdeki Yansıması</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’a ilişkin söz konusu iddia, yalnızca tarihsel bir tartışma olmanın ötesinde, bilginin doğruluğu ve yayılma biçimi açısından da dikkat çekmektedir. Özellikle dijital ortamda hızla yayılan içeriklerin, yeterli doğrulama yapılmadan geniş kitlelere ulaşabildiği görülmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzmanlar, bu tür iddiaların değerlendirilmesinde tarihsel kaynakların incelenmesi, akademik çalışmaların dikkate alınması ve farklı görüşlerin karşılaştırılması gerektiğini vurgulamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nedir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’ın, Endülüs’te Müslümanların hileyle katledildiği bir güne dayandığına ilişkin iddia, yaygın şekilde dile getirilmesine rağmen mevcut tarihsel kaynaklarla doğrulanabilmiş değildir. Buna karşılık, günün “şaka günü” olarak anılmasının Avrupa’daki kültürel süreçlerle ilişkili olduğu yönündeki görüşler daha geniş kabul görmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çerçevede 1 Nisan tartışması, yalnızca bir günün kökenine değil; aynı zamanda bilginin nasıl üretildiği, nasıl yayıldığı ve nasıl benimsendiğine dair daha geniş bir sorgulamayı da beraberinde getirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynaklar<br />
•teyit.org – 1 Nisan iddiasına ilişkin analiz<br />
•habervakti.com – 1 Nisan anlatısına dair içerik<br />
•Endülüs tarihi üzerine akademik çalışmalar ve genel tarih kaynakları</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:38:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BENDEN BİZE YOLCULUĞUN ADI: EVLİLİK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/benden-bize-yolculugun-adi-evlilik-7756</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/benden-bize-yolculugun-adi-evlilik-7756</guid>
                <description><![CDATA[BENDEN BİZE YOLCULUĞUN ADI: EVLİLİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BENDEN BİZE YOLCULUĞUN ADI: EVLİLİK</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, kısa yolculuklarla bize büyük hakikatleri öğretir. Birkaç saatlik uçak ya da otobüs seyahatinde bile yanımızdaki yol arkadaşına tahammül etmekte zorlandığımız anlar olur. Koltuğuna sığamayanlar, yüksek sesle konuşanlar, sürekli hareket edenler; Daha birkaç saat geçmeden içimiz daralır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi durup düşünelim: Böylesine kısa bir yolculukta bile sabrımız zorlanırken, bir ömür sürecek evlilik yolculuğunun kolay olmasını beklemek ne kadar gerçekçidir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilik, aynı çatı altında yaşamak değil; aynı yolda yürüyebilmektir. Bu yolculukta en kritik eşik, “ben” ile “biz” arasındaki ince çizgidir. Çünkü evlilik, iki ayrı dünyanın bir araya gelmesidir. İki farklı alışkanlık, iki farklı bakış açısı, iki farklı hayat hikâyesi…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bu iki dünya “ben böyleyim” duvarına çarparsa, yol daha en başından zorlaşır. Oysa evlilik, “ben”i yok etmek değil; “biz”i inşa etmektir. Kendi varlığını korurken ortak bir alan kurabilmek, gerektiğinde geri adım atabilmek, anlayabilmek ve anlaşılmaya açık olabilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu denge kurulduğunda evlilik, sadece bir birliktelik</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;değil; bir huzur alanına dönüşür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir diğer önemli konu ise sınırlar:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilikte kurulan çekirdek ailenin sınırlarını koruyabilmek hayati bir öneme sahiptir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İyi niyetle yapılan dış müdahaleler bile zamanla ilişkinin dengesini bozabilir. Herkesin bir fikri olabilir; ancak evliliğin direğini ayakta tutacak olan, eşlerin kendi aralarında kurdukları bağdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sorunlar dışarıda değil, içeride çözülmelidir. Çünkü mahremiyetini koruyamayan bir ilişki, zamanla gücünü kaybeder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmamak gerekir ki; evlilik yalnızca sevgiyle yürüyen bir kurum değildir. Sevgi başlangıçtır; fakat devamını sağlayan saygı, anlayış, sabır ve sınırdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ben” olarak ısrar edenler zamanla yorulur ve yalnızlaşır. Oysa “biz” olabilenler; yükü paylaşır, yolu güzelleştirir ve birlikte güçlenir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">evlilik uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta asıl mesele, kimin haklı olduğu değil; birlikte kalabilmenin yollarını bulabilmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ben”den “biz”e geçebilen, bekar haliyle kalmayan, sınırlarını koruyabilen ve ilişkisine sahip çıkabilen çiftler için bu yol; anlamlı, derin ve huzurlu bir yolculuğa dönüşür inşallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YARIM KALMIŞSA CÜMLELER...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yarim-kalmissa-cumleler-7755</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yarim-kalmissa-cumleler-7755</guid>
                <description><![CDATA[YARIM KALMIŞSA CÜMLELER...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YARIM KALMIŞSA CÜMLELER...&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, bazen bitmemiş cümleler gibidir. Bir kelime, bir cümle, bir paragraf...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi yarım kalmış, tamamlanmayı bekler. İnsanın içinde, söylenmemiş sözler, anlatılmamış hikayeler, yaşanmamış anlar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi, birer yarım kalmış cümledir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşk, belki de en çok yarım kalmış cümle barındıran alandır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Seni seviyorum, ama...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" "Beni affet, çünkü..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sen olmadan yaşayamam, fakat...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" Bu cümleler, çoğu kez söylenmeden kalır, kalplerde yarım kalmış bir şarkı gibi yankılanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşkın getirdiği heyecan, çoğu kez sözlerin eksik kalmasına neden olur. "Seni seviyorum" demek, bazen yetersiz kalır, çünkü hisler, sözlerin ötesinde bir şeydir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İş hayatı da, yarım kalmış cümlelerle doludur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke şunu yapabilseydim..." "Neden bunu denemedim?"&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Belki de ben..." Bu cümleler, çoğu kez geriye dönük düşünceler olarak kalır, fırsatların kaçırıldığı anları hatırlatır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İş hayatında, çoğu kez kararlar, hızlı ve ani bir şekilde alınır, bu da yarım kalmış cümlelerin doğmasına neden olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşler arasındaki geçimsizlikler de, yarım kalmış cümlelerin bir başka kaynağıdır. "Seni affedemiyorum, çünkü..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Beni anlamıyorsun, halbuki..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Neden beni sevmediğini bilmiyorum..." Bu cümleler, çoğu kez söylenmeden kalır, ilişkilerin çatlaklarına sızar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki insan, çoğu kez birbirlerini anlamakta zorlanır, bu da yarım kalmış cümlelerin artmasına neden olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın her alanında, yarım kalmış cümleler vardır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke şunu yapabilseydim..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Neden bunu söylemedim?" "Belki de ben..." Bu cümleler, çoğu kez geriye dönük düşünceler olarak kalır, hayatın akışını değiştirir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu ana kadar yarım kalmış hayatlar da var, şiirler de var, şarkılar da var. Bestelenmemiş şarkılar, yazılmamış öyküler, çizilmemiş resimler...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi, birer yarım kalmış cümledir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Yarım kalmış cümleler, aynı zamanda bir fırsat da olabilir. Onları tamamlamak, söylenmemiş sözleri söylemek, anlatılmamış hikayeleri anlatmak... Bu, hayatın anlamını değiştirebilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarım kalmış cümleleri tamamlamak, bazen zor olabilir, ama çoğu kez de hayatın güzelliğini ortaya çıkarır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söylenmemiş sözler, yarım kalmış cümlelerdir veya başlayıp da bitiremediğiniz işlerdir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geç kalmadan onları tamamlamak, hayatınızı değiştirebilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korkularınızı aşın, geçmişin yükünden kurtulun, geleceğin belirsizliğini aşın. Söylenmemiş sözleri söyleyin, anlatılmamış hikayeleri anlatın,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">yarım kalmış projeleri tamamlayın&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:40:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOLDAN GÜZEL GEÇEBİLMEK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yoldan-guzel-gecebilmek-7754</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yoldan-guzel-gecebilmek-7754</guid>
                <description><![CDATA[YOLDAN GÜZEL GEÇEBİLMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YOLDAN GÜZEL GEÇEBİLMEK</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgili okuyucularım merhaba.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün sizlerle çoğunuzun bildiğini düşündüğüm bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Efendim, “Hikâyeler dürbünler gibidir; uzakları yakın eder.” derler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madem öyle, buyrun hikâyemize…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bir kral, halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce bir yarışma düzenler. İsteyen herkesin katılabileceğini ilan eder ve yoldan en güzel geçecek kişiyi ödüllendireceğini söyler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarışma günü insanlar akın akın gelir. Kimisi en güzel arabasıyla, kimisi en şık elbiseleriyle yola çıkar. Kadınlardan bazıları en güzel şekilde hazırlanmış, kimileri yanına en güzel yiyeceklerini almıştır. Gençlerden bazıları ise spor kıyafetleriyle yolu koşarak tamamlamaya niyetlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün boyunca insanlar yoldan geçer. Ancak yolu bitirip kralın huzuruna vardıklarında hepsi aynı şikâyeti dile getirir: Yolun bir yerinde büyük bir taş ve moloz yığını vardır ve bu engel yolculuğu oldukça zorlaştırmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günün sonunda, yorgun argın bir yolcu bitiş çizgisine ulaşır. Üstü başı toz içindedir. Büyük bir saygıyla krala yaklaşır ve elindeki altın kesesini uzatır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘Yolculuğum sırasında yolu kapatan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durdum. Bu keseyi onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kral gülümser:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘O altınlar sana ait delikanlı.’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genç adam itiraz eder:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘Hayır, benim olamaz. Benim hiç bu kadar param olmadı.’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kral şöyle der:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘Evet, o altınlar senindir. Çünkü yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Zira yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için engelleri kaldırandır.’”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hikâyemiz burada sona eriyor…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat asıl hikâye, şimdi kalbimizde başlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki hayat; sadece yürüyüp geçtiğimiz bir yol değil, ardından gelenlere nasıl bir yol bıraktığımızın da imtihanıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimileri görür ve geçer…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimileri şikâyet eder…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama çok azı durur, eğilir ve yolu güzelleştirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte hakiki kazananlar onlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü yoldan güzel geçmek; hızlı gitmekle değil, yük almakla mümkündür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki bir taş kaldırırsın…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki bir gönlü onarırsın…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama her iyilik, görünmese de bir duaya dönüşür ve sahibine yol olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dilerim ki bizler de bu hayat yolunda; iz bırakanlardan, yük hafifletenlerden ve ardından hayırla anılanlardan olalım inşallah.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey gönlünüzce olsun…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlıkla, huzurla kalın. Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 13:32:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“SOHBET” İNSANIN GÖNÜL GIDASIDIR SOHBETİ İHMAL ETMEYİN!</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sohbet-insanin-gonul-gidasidir-sohbeti-ihmal-etmeyin-7753</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sohbet-insanin-gonul-gidasidir-sohbeti-ihmal-etmeyin-7753</guid>
                <description><![CDATA[“SOHBET” İNSANIN GÖNÜL GIDASIDIR SOHBETİ İHMAL ETMEYİN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“SOHBET” İNSANIN GÖNÜL GIDASIDIR SOHBETİ İHMAL ETMEYİN!</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumda artan kötülüklerin, ahlakî bozuklukların, huzursuzlukların ve mutsuzlukların sebeplerinden biri de aile ve toplumda ortaya çıkan “Sohbet” eksikliğidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pekî sohbet nedir? Sohbet: İnsanların çeşitli vesilelerle bir araya gelip, duygu ve düşüncelerini, istek ve arzularını, bilgi ve tecrübelerini, sevgi ve hislerini birbirleriyle paylaşmalarına, birbirleriyle hasbihal etmelerine, belli konular üzerinde fikir alış verişinde ve istişarede bulunmalarına “Sohbet” denir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüzde sohbetler yok denecek kadar azaldı!. Herkesin elinde bir cep telefonu; onunla sohbet ediyor, onunla konuşuyor, onunla zaman geçiriyor. Sosyal ilişkiler çoğu kez cep telefonuyla mesajlaşma şeklinde yapılıyor. İnsanlar birbiriyle görüşmüyor, selamlaşmıyor, sohbet etmiyor. Bu nedenle toplumda; sevgi, saygı, kardeşlik, akrabalık, arkadaşlık, dostluk, insanlık, hoşgörü, nezâket ve letâfet, edeb ve âdâb gibi insani ve rahmani değerler yok olup gidiyor. Hatta bilinmiyor!. Ne yazık ki, “Modern Teknoloji Çağı” denilen günümüz dünyasında; doyumsuz dünya hırsı, güç elde etme ve lüks yaşama isteği, insanları iyice maddîleştirdi, dünyevileştirdi ve bir “Gönül Gıdası” olan sohbetten uzaklaştırdı. Teknolojinin ve modernizmin tuzağına düşen ve onun cazibesine kapılan pekçok insan ve özellikle gençler; insanı bencilleştirmekten, kibirleştirmekten, yalnızlaştırmaktan ve yozlaştırmaktan başka bir şey içermeyen, bencillik, hırs, kibir, kin, nefret, kıskançlık, intikam ve düşmanlık içeren, gayri ahlaki ve gayri insani sinema dizileri ile bilgisayar ve cep telefonu mesaj ve oyunları insanları sohbetten uzaklaştırdı. sohbetin manevi hazzından ve feyizli gıdasından mahrum bıraktı. İşte, toplumda meydana gelen ahlaki ve insani çöküntülerin önemli nedeni budur. Yani sohbet eksikliğidir. Halbuki Rabbimiz Allah Kur’anda: Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirinin dostudur. Onlar iyiliği öğütlerler, kötülükten sakındırırlar.” (Tevbe-71) buyurduğu gibi insanın yaratılış gereği sohbet insan için imani ve insani bir ihtiyacıdır. Çünkü sohbet; insan için vazgeçilmez bir gönül gıdasıdır. Sohbet; gönülleri aydınlatan, nurlandıran bir kandildir. İnsanı hidayete ve fazilete ulaştıran rahmanî bir selamlaşma ve öğütleşmedir. İnsana güven ve huzur veren, karanlıkları aydınlatan Gönül feneridir.. Yaşamak için ekmek ve su ne kadar önemli ise, ferdî ve içtimai hayat için sohbet de o kadar önemli ve o kadar elzemdir..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanların en çok özlediği şeylerden biri akraba, arkadaş ve dostlarıyla geçmişte yaptığı güzel sohbetlerdir. Öyle değil mi? Bir gönül dostu şöyle diyor: “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül sohbet ister, kahve bahane.” Bu bağğlamda; Evde, Bağda, Bahçede, Tarlada, Kırda, Bayırda yapılan konuşmalar, okulda öğretmenlerin talebelere verdiği dersler, Kahvehanelerde, Çay bahçelerinde, Dost meclislerinde Bayramlaşmalarda dostlar arasında yapılan samimi sıcak konuşmalar.. Hepsi birer sohbettir.. İnsanın Rabbine yönelerek yaptığı duâlar, ibadetler ve tesbihatlar da güzel birer sohbettir. Sohbetler insanlar için dünyevi ve uhrevi pek çok faydası olan birer hayat öğretileridir. Sohbetler; Hak ve hakikate giden yolun gösterildiği, Allaha kulluğun öğretildiği, edep ve âdabın öğrenildiği, nezih ve güzel konuşmaların kazanıldığı, sevgi ve saygının, sevme ve sevilmenin en güzel şekilde yaşandığı, tevâzu ve iltifatın en güzel gösterildiği ortamlardır. Bu bağlamda sohbetler birer ilim ve edeb meclisidir. Sohbet meclisleri; birlik ve beraberliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın ittihaz edildiği, dostlukların geliştiği ve olgunlaştığı Gönül meclisleridir... Bazı anlar olur ki, bir dost ile yapılan kısa bir selamlaşma ve hal hatır sorma faslı bile insanın gönlünü rahatlatır ve insana huzur verir. Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) bir hadisinde: “Her güzel söz sadakadır” buyurduğu gibi sohbetler aynı zamanda Allah katında ecir ve mükafatı olan birer sözlü iyiliktir. Peygamberimiz sohbete önem verirdi. Özellikle Namaz öncesi ve Namaz sonrası Mescid önünde ashabıyla yaptığı kısa sohbetleri önemlidir. O, bu sohbetleriyle insanların dertlerini dinler, ihtiyacı olanların ihtiyacını giderirdi. Soruları ve sorunları olanları dinler, Kur’an ölçeğinde cevap verirdi. Sohbetin feyizli ve faydalı olabilmesi için şu hususlara dikkat edilmelidir. Sohbetler; Hak ve hakikate, iyiye ve güzele davet edici olmalı. Sohbetler; sevgi, saygı ve hoşgörü âdâbında yapılmalı. Konuşmalar tenkit, tahkir ve tahrik edici değil, tebliğ , irşad ve iltifat edici olmalı, ümit ve müjde verici olmalı. Böyle olursa sohbetler verimli, faydalı ve feyizli olur. Sohbetlerde kişilerin özel kusurları ve hataları ifşa edilmemeli. Sohbetlerde dedikoduya, gıybete ve şahsî ihtiraslara yer verilmemeli. Böyle konuşmalara zaten sohbet denmez. Biliniz ki, Sirke nasıl ki, Balın tadını bozarsa, şahsi ihtiraslı çirkin konuşmalar da sohbetin tadını bozar. Çok ve lüzumsuz konuşmak da sohbetin tadını bozar. Bu nedenledir ki, Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) bizlere şu öğüdü verir: “Allaha ve ahiret gününe inanan kimse; ya hayır söylesin, ya da sussun.” Feyizli bir sohbetin ilkesi ve anahtarı işte budur. Kısa bir selamlaşma ile de olsa birbirinizle sohbetleşin ki, sevginiz ve dostluğunuz güzel ve feyizli olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahın rahmeti ve ihsanı sizlerin üzerine olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:15:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYVANIN SEVGİSİ, KONUNUN YARISI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayvanin-sevgisi-konunun-yarisi-7752</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayvanin-sevgisi-konunun-yarisi-7752</guid>
                <description><![CDATA[HAYVANIN SEVGİSİ, KONUNUN YARISI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYVANIN SEVGİSİ, KONUNUN YARISI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanlar, hayatımızın sessiz kahramanları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, sevgilerini koşulsuz sunan, sadakatlerini hiç sorgulamayan, dostluklarını hiç esirgemeyen varlıklardır. Bir köpeğin kuyruk sallaması, bir kedinin mırıltısı, bir kuşun şarkısı...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi, sevginin, dostluğun, sadakatin ifadesi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köpekler, sadık dostlarımız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, sahiplerine bağlanmayı, onlarla zaman geçirmeyi severler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her gün aynı saatte yürüyüşe çıkmayı, oyun oynamayı, sevilmeyi beklerler. İnsanlar, köpeklere genellikle sevgi ve şefkatle yaklaşır, onlarla zaman geçirir, onları eğitirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kediler, bağımsız ve gizemli dostlarımız. Onlar, kendi başlarına olmayı severler, ama aynı zamanda sevilmek, okşanmak isterler. İnsanlar, kedilere genellikle daha mesafeli yaklaşır, onların bağımsızlıklarına saygı gösterirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kuşlar, şarkılarıyla hayatımıza renk katan dostlarımız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, özgür olmayı, uçmayı, şarkı söylemeyi severler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlar, kuşlara genellikle kafeslerde bakarak, onlarla konuşarak, şarkılarını dinleyerek yaklaşır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanların sevgisi, insanoğluna ders niteliğinde.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, bizlere sevmenin, bağlanmanın, sadık kalmanın ne demek olduğunu öğretiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir köpek, sahibini görünce nasıl da koşarak gelir, nasıl da sevincinden havlar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kedi, karnını okşayan eli nasıl da pürüzsüz, nasıl da pürüzsüz bir şekilde sever...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanların bu sevgisi, insanoğlunun çoğu kez unuttuğu, ihmal ettiği bir şey: koşulsuz sevgi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanlar, aynı zamanda, bizlere doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor. Onlar, doğayla iç içe, doğanın bir parçası olarak yaşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz de, onlardan öğrenebiliriz; doğayla uyum içinde, doğayı sevgiyle kucaklayarak yaşayabiliriz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanların sevgisi, konunun yarısı...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl konunun, insan sevgisi olduğunu düşünüyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, hayvanlardan sevgi öğreniyoruz, ama çoğu kez insanlara sevgi göstermeyi unutuyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa ki, gerçek sevgi, insanlara gösterilen sevgiyle başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, Mezopotamya'nın bereketli toprakları gibi;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ne kadar çok beslersen, o kadar çok yeşerir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanlar, bize sevginin dilini öğretiyor; biz de, bu dili insanlara konuşmayı öğrenelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgiyle, sevgisiz bir dünyanın karanlığını aydınlatabilir, insanlığı daha güzel bir yere taşıyabiliriz .&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/omre-hos-bir-sada-birakan-bir-gun-riza-i-ilahi-yolunda-7751</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/omre-hos-bir-sada-birakan-bir-gun-riza-i-ilahi-yolunda-7751</guid>
                <description><![CDATA[Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rızâ-i İlâhî Yolunda…</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aslıhan Toksoy&nbsp;</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen bir gün, bir ömre bedel olur.<br />
Bazen birkaç saat, yıllardır birikmiş eksikliklerin, suskunlukların ve görünmeyen yaraların üzerine merhem olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün öyle bir gündü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği’nin destekleriyle, Vuslat Kadın Gönüllüleri tarafından gerçekleştirilen çocuk buluşması, planlanan bir sosyal etkinliğin çok ötesinde, sahada derin karşılık bulan bir çalışmaya dönüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplam 5 gönüllü ve 4 personelin yer aldığı programda, gün boyunca 21 çocukla birebir temas kuruldu. Ancak bu buluşma, İstanbul’da Vuslat Derneği bünyesinde bulunan yetim ve sosyal yetim 90 çocuğun gerçekliğine açılan önemli bir sahaydı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08%20(3).jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahaya çıktığımızda her şey planlıydı ama yol kolay değildi.<br />
Alışverişe geç başladık, trafik bizi zorladı, zaman daraldı.<br />
Bir ara içimizden “yetişmeyecek” diye geçirdik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama yetişti.<br />
Çünkü program bir planla değil, bir nasipleydi buna şahit olduk.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahada Görülen, Yoksunluk Sadece Maddi Değil</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın ilk aşaması alışverişti.<br />
Ancak daha ilk dakikalarda dikkat çeken bir durum vardı:<br />
Çocukların büyük bir kısmı seçim yapmaya alışkın değildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ürünün karşısında uzun süre durup karar veremeyen,<br />
eline aldığı ürünü geri bırakan,<br />
kendi isteğini ifade etmekte zorlanan çocuklar vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, sahada sıkça karşılaşılan ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir gerçeği yeniden ortaya koydu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çocukların önemli bir kısmı yalnızca maddi imkânsızlıklar içinde değil,<br />
aynı zamanda karar verme, tercih edilme ve kendini ifade etme alanlarından da yoksun büyüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08%20(2).jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal Yetimlik; Görünmeyen Bir Yoksunluk</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Program kapsamında yer alan çocukların bir kısmı “sosyal yetim” olarak tanımlanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal yetimlik;<br />
çocuğun anne veya babası hayatta olmasına rağmen,<br />
duygusal destek, ilgi, yönlendirme ve güven ortamından mahrum büyümesi anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çocuklar fiziksel olarak bir aileye sahip olsalar da,<br />
psikolojik ve sosyal açıdan yalnız büyürler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahada gözlemlenen davranışlar —<br />
çekingenlik, onay bekleme, karar verememe —<br />
bu durumun en somut yansımaları arasında yer aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08%20(1).jpeg" style="height:450px; width:800px" /><br />
Alışveriş süreci, dışarıdan bakıldığında basit bir yardım faaliyeti gibi görünse de, sahada çok daha farklı bir anlam taşıdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklara sadece kıyafet alınmadı.<br />
Onlara seçim yapabilecekleri bir alan tanındı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Hangisini istersin?” sorusu, birçok çocuk için alışık olmadığı bir deneyimdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, çocukların birey olarak görülmesi ve kendi tercihlerini ifade edebilmesi açısından önemli bir eşikti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fiziksel Yorgunluk Değil, Duygusal Yoğunluk</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alışverişin ardından çocukların yorgunluğu dikkat çekiciydi.<br />
Ancak bu yorgunluk, yalnızca fiziksel değildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün boyunca yaşanan yoğun ilgi,<br />
alışık olunmayan bir ortam,<br />
ve duygusal hareketlilik çocuklar üzerinde belirgin bir etki oluşturdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Restoran kısmında çocukların çoğu yemeklerini tamamlayamadı.<br />
Bu nedenle yemekler paketlenerek ailelerine ulaştırılmak üzere hazırlandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annelerin Durumu: Derin Bir Yalnızlık</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın en çarpıcı kısmı ise annelerle yapılan birebir temas oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadınların büyük bir kısmı, uzun süredir sosyal destekten uzak,<br />
yalnız ve yükü tek başına taşıyan bireylerdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konuşmalar sırasında duygusal boşalmalar yaşandı.<br />
Ağlayan, sarılan ve yaşadıklarını ilk kez bu kadar açık ifade eden anneler oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir annenin ifadesi durumu özetler nitelikteydi:<br />
“Ben çocuğumu ilk kez böyle mutlu görüyorum.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu cümle, sahada yapılan çalışmanın doğrudan etkisini ortaya koydu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevincin Görünür Hali</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günün sonunda hediyelerin verilmesiyle birlikte çocukların tepkileri oldukça güçlüydü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevinçlerini açıkça ifade eden,<br />
şaşkınlık yaşayan,<br />
hatta duygulanarak ağlayan çocuklar oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu anlar, yapılan çalışmanın çocuklar üzerindeki psikolojik etkisini net bir şekilde gösterdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği Aynı Zamanda Sahayı Güçlendiren Yapı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çalışmanın sürdürülebilir ve etkili bir şekilde gerçekleştirilebilmesi, Vuslat Derneği’nin sağladığı destek sayesinde mümkün oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği, yalnızca maddi yardım sağlayan bir yapı değil;<br />
sahada birebir temas kurabilen,<br />
ihtiyacı yerinde tespit eden<br />
ve çözümü sürdürülebilir hale getiren bir yaklaşım ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Kadın Gönüllüleri ise bu yaklaşımın sahadaki en güçlü temsilcilerinden biri olarak,<br />
kadınlara ve çocuklara doğrudan ulaşarak sosyal etkiyi derinleştirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Program sonunda alınan en önemli karar, bu çalışmaların sürekliliğinin sağlanması oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kapsamda:<br />
Her ay düzenli aile ziyaretleri<br />
Psikolog desteği<br />
Sağlık ve hijyen eğitimleri planlanarak, yardımın yalnızca anlık değil, uzun vadeli bir etki oluşturması hedeflendi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetim Şenliği, bir gün içinde tamamlanan bir etkinlikten çok daha fazlasını ifade etmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">21 çocukla kurulan temas,<br />
90 çocuğun bulunduğu daha geniş bir yapının ihtiyaçlarını görünür kılmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve en önemlisi:<br />
Bir çocuğun mutluluğunun,<br />
bir annenin duasının,<br />
doğru bir organizasyon ve samimi bir niyetle nasıl karşılık bulabileceğini ortaya koymuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rızâ-i İlâhî yolunda atılan her adımın sahada gerçek bir karşılığı vardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 17:39:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İÇSEL HESAPLAŞMA</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/icsel-hesaplasma-7750</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/icsel-hesaplasma-7750</guid>
                <description><![CDATA[İÇSEL HESAPLAŞMA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İÇSEL HESAPLAŞMA</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, hayatın akışı içerisinde çoğu zaman başkalarıyla kavga ettiğini zanneder; oysa en derin mücadele, kendi içimizdedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalbimizin olgunlaşması, nefsin terbiyesi ve ruhun dinginliği; dış dünyadan çok, insanın iç dünyasında verdiği sınavlarla şekillenir esasında.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında kimi zaman öfkemiz, kimi zaman kırgınlığımız, kimi zaman da şikâyetlerimiz bize nerede olduğumuzu ifade eder.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En güzel içsel hesaplaşma insanın kendine ayna tutması ve aynada gördüklerini tarafsızca tevil edebilmesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte insanın kendine tuttuğu o dürüst tatafsız aynadan bazı satırlar:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Eğer hâlâ kızıyorsan, kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2- Eğer hâlâ kırılıyorsan, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3- Eğer hâlâ kınıyorsan, af makamına ulaşamamışsın (öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor) demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4- Eğer hâlâ Allah için sevmiyor ve sevginde ayırım yapıyorsan, hâlâ vesveseye uyuyor, içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5- Eğer hâlâ “ben” demekten vazgeçmiyorsan, dizginler hâlâ nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6- Eğer hâlâ musibetlere yana yana üzülüyorsan, gerçeği bilmiyorsun demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7- Eğer hâlâ “şikâyet” ediyorsan, “hakikati” göremiyorsun demektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmamak gerekir ki insanın gerçek yolculuğu, dışarıyı değiştirmek değil; kendini dönüştürerek geliştirmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkenin yerini merhamet, kırgınlığın yerini olgunluk, şikâyetin yerini şükür aldığında; insan, hakikate bir adım daha yaklaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü asıl zafer, başkalarını yenmekte değil; nefsini terbiye edebilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:31:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ihlasin-olmadigi-yerde-hayir-ve-fayda-olmaz-7749</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ihlasin-olmadigi-yerde-hayir-ve-fayda-olmaz-7749</guid>
                <description><![CDATA[İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük bir imanî ve insani çöküntünün yaşandığı günümüz dünyasında nefsani arzuların ön plana çıktığını, aşırı hırs ve isteklerin insanı çılgınlaştırdığını, bireysel çıkar ve menfaatlerin her şeyin önüne geçtiğini görürsünüz. Kibir ve gururun aklın önüne geçtiğini, kin, öfke ve düşmanlıkların azgınlaştığını, düşmanca bakış ve davranışların çoğaldığını, duygu ve düşüncelerin kaba ve saygısız sözlerle ifade edilir hale geldiğini, kavga ve cinayetlerin günlük olaylar haline geldiğini, insanların doyumsuzlaştığını ve sorumsuzlaştığını ibretle görmektesinizdir. Bütün bu ve benzeri olumsuzlukların en önemli nedeni; insanların “ihlas” ilkesinden ayrılmalarıdır. Çünkü, içinde ihlas olmayan hiçbir iş ve eylem söz ve davranış insana ve insanlığa fayda ve refah sağlamaz. Huzur ve saadet getirmez. İnsan, elde ettiği güç ve servetle belki çok lüks ve çok görkemli, gösterişli bir hayat yaşayabilir, ama, ihlas olmadan yaşanan bir hayatta insan, asla gerçek huzuru ve gerçek saadeti bulamaz. Çünkü, ihlas’ın olmadığı yerde; hayır ve huzur olmaz. Orada; insanı fesada ve kötülüklere sürükleyen riya, kibir, kin, hased, gıybet, yalan, iftira, dedikodu, doyumsuzluk, israf, kul hakkı ihlali, şiddet, zulüm gibi Allah’ın razı olmadığı haram kıldığı pek çok kötülükler bulunur. .</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pekî ihlas nedir?. İhlas; Yapılan tüm işlerde. söz ve davranışlarda, ibadetlerde Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu gözetmektir. Her iş ve davranışta Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu ölçü almaktır. Yani Allah’ın razı olacağı şekilde iş yapmak, razı olacağı şekilde yaşamaktır!.. Allah’ın razı ve hoşnut olacağı işlere yönelmektir. Yapılan her ibadet ve davranışta öncelikle Allah’a karşı dürüst ve samimi olmaktır. Allah’ın razı olmadığı ve rıza göstermediği şeylerden uzak durmaktır. İhlas; müslümanı Allah’ın rızasına uygun olmayan dünya tuzaklarından koruyan bir kalkan olduğu gibi insanı iyiliğe ve fazilete yönlendiren, insana dünya ve ahret mutluluğunun kapısını açan rahmani bir haslettir. İhlas; insanı doğru istikamette ve güzel ahlakta daim ve üstün kılan erdemli bir haslettir. Zira, fazilet ondadır, cömertlik ondadır, sevgi ve saygı ondadır. Şefkat ve merhamet ondadır. Hoşgörü ve güler yüz ondadır. Güven ve huzur ondadır. Arkadaşlık ondadır, dostluk ondadır. Hidayet ve fazilet ondadır. Çünkü, onda Allah’ın rızası, rahmeti, mağfireti, bereketi ve ihsanı vardır. Bir işte “İhlas” varsa, yani Allah rızası varsa o iş değerlidir ve faziletlidir. Biliniz ki, yapılan bir işi herkes beğeniyor alkışlıyor da Allah beğenmiyorsa, razı olmuyorsa veya razı olmadığı iş ise, o işte ihlas yok demektir. Dolayısıyla yapılan o tür işlerin Allah katında hiçbir değeri ve kıymeti yoktur. O tür işler insana bir fayda ve hayır da getirmez!.. Biliniz ki, ihlasın olmadığı yerde felaket, hüsran, zarar ve iflas mukadderdir. Bir kimse: “Beni Müslüman bilsinler ve bana iyi davransınlar” düşüncesiyle namaz kılıyorsa, o namazın Allah katında hiçbir değeri olmaz. “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar namazlarında gösteriş yaparlar…” (Maun-4,5,6) Yine bir kimse “Beni cömert bilsinler” diye iyilik yapıyor ve yardımda bulunuyorsa onun da bir değeri ve feyzi yoktur. "Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde azıcık toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir yağmurun cascavlak hale getirdiği o kayalığın durumu gibidir. Böyleleri kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler.." (Bakara-264) Ama, yapılan şeyler: ister dünyevî olsun, ister uhrevî olsun, eğer ihlasla yapılıyorsa, o şeyler Allah katında değerli ve feyizlidir. Mükafatını da Allah fazlasıyla verecektir. Zira Allah, ihlasla yapılan hiçbir ameli karşılıksız bırakmaz. Allah Kuranda şöyle buyurur: “Kim Allah’a güzel bir şeyi ödünç verirse (güzel ve ihlaslı bir iyilik yaparsa) Allah karşılığını fazlasıyla verir. Ayrıca onun için güzel bir de mükafat vardır.” (Hadid-11) Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Bazen bir dirhem, yüzbin dirhemi geçer.” Bunun anlamı şudur; ihlasla yapılan az bir hayır/iyilik Allah katında ihlassız yapılan çok hayırdan, sadakadan kat kat üstündür. Çünkü Allah’a ulaşacak olan; yapılan iyiliğin, yardımın veya ibadetlerin çokluğu değil, onlardaki takva ve ihlastır. Bu konuda Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur: “Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ulaşacak olan yalnızca sizin takvanızdır.” (Hac -37) Mü’min eğer ibadetlerinin makbul, amellerinin feyizli ve bereketli olmasını, ömrünün huzurlu, feyizli ve faydalı olmasını, ahiretinin de kurtuluş ve saadet olmasını istiyorsa, yani Cennet saadetini istiyorsa, her işinde ihlaslı olmalı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü, ihlasın olmadığı yerde hayır, bereket ve fayda olmaz!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:28:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıyamet Gününün Kazananları</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kiyamet-gununun-kazananlari-7748</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kiyamet-gununun-kazananlari-7748</guid>
                <description><![CDATA[Kıyamet Gününün Kazananları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kıyamet Gününün Kazananları</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korkunç sıkıntılı ve büyük panik yaşanacak o kıyamet gününde bahtiyar bazı kimseler vardır. Bunlar hiç sıkıntı çekmeyecektir. Rabbimizin rahmet gölgesi altında olacaktır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadis-i şerifte bildirilen ve müjde verilen bu insanlar yedi bölümdür:</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Emri altındakilere adil davranan idareci. Bu bir müdür, bir işveren, bir aile reisi olabilir... Sevmek ayrı şeydir. Birisini daha çok seviyor olabiliriz fakat hak hukuk da ayrı şeydir. Herkese hakkını vermeli ve kimseye zulmetmemeliyiz...<br />
2- Genç olmasına rağmen nefis ve şeytana uymayan, Yaratıcısının emirlerine önem veren, ibâdetlerini yapan ve haramlardan sakınanlardır. Gençlik insan hayatının en kıymetli ve en tehlikeli halidir. Ondan öncesi çocukluk bölümüdür. İnsanlar bu çağda mükellef bile değildir. Daha sonrası da ihtiyarlık, hastalık zamanıdır. İstese dahi insan, ne dünyasına ne de ahiretine faydalı işleri pek yapamaz...<br />
3- Gönlünü mescitlere bağlayanlar. Mescitler, camiler Beytullahın şubeleridir. Rabbimizin yeryüzünde en sevdiği yerlerdir...<br />
4- Allah için birbirini seven iki kişi. Hiçbir menfaat düşünmeden, karşılık beklemeden bu sevgiyi elde edenler, bunlar da ebedi saadetin adayĺarıdır.<br />
5- “Ben Rabbimden korkuyorum.” diyerek haramı &nbsp;reddeden insan. Bunun gibi, Yusuf aleyhisselâmın imtihanı çok ağırdı. Kendisi çok genç idi... Teklif efendisinden geliyordu ve üstelik davet de güzellği birindendi... Buna rağmen Allah korkusu galip geldi ve imtihanı kazandı.<br />
6- Sağ elinin verdiğinden, sol elinin haberi olmayacak kadar gizli sadaka verenler. Böyle sadaka, riya olmadığı ve ihlâsla verildiği için, sâhibini kıyâmet gününün sıkıntısından kurtarmaya vesile olacaktır.<br />
7- Yalnız kaldığı zaman Rabbini zikreden ve bu zikir esnasında gözyaşı dökenlerdir. Rabbimiz iki damlayı çok sever; bir, dînini yaymak için muharebe meydanlarında akıtılan kan damlası; iki, O'nun aşkıyla dökülen gözyaşı damlası</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:27:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY&#039;A ÇARKIFELEK&#039;İN DÖNGÜSÜ</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hataya-carkifelekin-dongusu-7747</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hataya-carkifelekin-dongusu-7747</guid>
                <description><![CDATA[HATAY'A ÇARKIFELEK'İN DÖNGÜSÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY'A ÇARKIFELEK'İN DÖNGÜSÜ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapadokya'nın mistik coğrafyasında, tarih ve kültürün izlerini taşıyan evlerin üzerinde, bir sembol göze çarpıyor: Çarkıfelek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu motif, hayatın dönen çarkını, kaderin döngüsünü ve değişimin kaçınılmazlığını simgeliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Dün, bugün ve yarın, bu döngünün bir parçası; tıpkı Çarkıfelek'in dönmesi gibi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çarkıfelek, bir yandan da insanın yaşam yolculuğunu, iniş çıkışları, dönemeçleri ve değişimleriyle birlikte gösterir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu motif, Kapadokya'nın eski evlerinde, bir tür koruyucu sembol olarak kullanılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın akışına teslim olmayı, değişime açık olmayı ve kaderin döngüsüne inancı anlatır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, tarih ve kültürün kesiştiği, medeniyetlerin beşiği bir diyar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Antakya, Samandağ, İskenderun, Arsuz, Kırıkhan, Reyhanlı, Belen, Serinyol, Aytınözü,Yayladağı ...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu topraklar, leblebisi, kebabı, humusu ve insanıyla, binlerce yıllık bir mirası taşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, iyiliksever insanları, komşusuyla kucaklaşan, künefecisiyle tatlıcısıyle mahalle kültürüyle, insanını sarmalayan bir yer.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın yemekleri, kültürü, insanı... Hepsi bir bütün, hepsi bir sevgi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6 Şubat 2023'te, bu topraklar, büyük bir depremle sarsıldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çarkıfelek, işte bu noktada, hayatın döngüsünü, değişimi ve kaderin akışını hatırlatıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, dönecek, değişecek, yeniden başlayacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Hatay, bu döngüde, yeniden doğacak, ayağa kalkacak, eski gücüne kavuşacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, Şeker Bayramı'nı kutluyoruz. Ailelerin bir araya geldiği, bayramlaşmanın, helalleşmenin ve sevginin paylaşıldı bir gün.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'da, depremden sonra, bu bayram, daha da anlamlı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çarkıfelek, bu anlamda, Hatay'ın yeniden doğuşunu, direnişini ve umudunu simgeliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, medeniyetler beşiği, kültürlerin kesiştiği bir yer.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu topraklar, birçok etnik grubun, dinin ve kültürün bir arada yaşadığı bir mozaik. Çarkıfelek, bu mozaiğin bir parçası; hayatın akışını, değişimi ve kaderin döngüsünü anlatıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, böyle bir milletiz; sevgiyle, saygıyla, kardeşçe yaşayan.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirimize el uzatmayı, birbirimize destek olmayı bilen.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çeşitli bölgelerde yaşanan zorluklar, bizi daha da birleştirmeli, daha da kardeşçe olmamız gerektiğini hatırlatmalı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, Hatay'ın, Türkiye'nin, dünyanın iyiliksever insanlarıyız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birlikte, sevgiyle, kardeşçe yaşamaya devam edelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramımız, birlikteliğimiz, kardeşliğimiz mübarek olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hep birlikte, daha güzel günlere, daha güzel bir dünyaya...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, böyle bir milletiz; sevgi, kardeşlik ve birliktelik içinde, hep birlikte olacağız. Amin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 11:04:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YA YARIN YOKSA.?</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ya-yarin-yoksa-7746</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ya-yarin-yoksa-7746</guid>
                <description><![CDATA[YA YARIN YOKSA.?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“YA YARIN YOKSA?”</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Anlar" gelir ve geçer... </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, yaşamın değişmez yasasıdır. Ancak asıl sanat, o anı sadece izlemek değil; ona dokunabilmek, onu soluyabilmektir. Biz ise ne yazık ki anı harcama, yani onun "canını okuma" konusunda ustayızdır. Yarın korkusu, geçim derdi ve bitmek bilmeyen bahaneler... Hepsi birer prangadır aslında.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mantık bize "sonrasını düşün" derken, duygularımız hürriyet ister. Carpe Diem; işte o duyguların prangasını çözme cesaretidir. Bir ölçüde gözü karartabilmek, risk alabilmektir. Çünkü anı yaşayabilmek, zamanı durdurabilme becerisidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoğu zaman "O üzülmesin, bu kırılmasın" derken, sevgiyi bir tür emperyalizme dönüştürür, hayatımızı başkalarına teslim ederiz. "Yaşamak zorunda olduklarımız"dan, "yaşamak istediklerimize" yer kalmaz. Hep bir "Yarın..." deriz. Peki ya, ya o yarın hiç gelmezse?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anı ıskalamak, özünde koca bir pişmanlık biriktirmektir. Carpe Diem ise bu pişmanlığı en aza indirme çabasıdır. Tıpkı bir denizin yüzeyi dalgalıyken dibinin dingin kalması gibi; zihni boşaltıp o ana teslim olmaktır mutluluk.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayın; kendi mutsuz olan, başkasını mutlu edemez. Mutsuz bir birey, mutsuz bir dünyanın mimarı olur. Mutluluk, önce kendi ruhunuzu iyileştirmekle başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, o meçhul "yarınları" beklemeyi bırakın. Şimdinin getirdiği o tek ve eşsiz "an"ı yaşamaya cüret edin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat KONDAKCI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:51:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RAMAZAN BAYRAMI ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-bayrami-ve-fazileti-7745</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-bayrami-ve-fazileti-7745</guid>
                <description><![CDATA[RAMAZAN BAYRAMI ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RAMAZAN BAYRAMI ve FAZİLETİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Hayırlı Bayramlar!)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her milletin, her toplumun kendine has dini Bayramları var. Müslümanların da iki dini bayramı var. Bunlardan biri ‘Ramazan Bayramı’ diğeri ‘Kurban Bayramı’ Medine’ye hicretin ikinci senesinde sahabeden bazıları peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselama gelerek, Medine’de yaşayan yahudilerin ve diğer toplumların Bayramları olduğunu söyleyerek kendileri için de bir “Bayram” olup olmadığını sordular. peygamberimiz o gün birşey demedi. Ancak birkaç gün sonra onlara şu müjdeyi verdi: Câhiliye âdetlerinden olan onların o günlerine karşılık Allah size daha hayırlısını verdi. Bunlar; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramlar; insanların bir araya geldiği, birbiriyle selamlaştığı, bayramlaştıığı, kucaklaştığı, sohbetleştiği, hediyeleştiği, kaynaştığı, kardeşlik bağlarının güçlendiği sevgi ve barış günleridir. Ramazan Bayramı da böyle güzel ve ulvi bir bayramdır. Ramazan Bayramı üç gün olarak kutlanır. Bu üç gün boyunca insanlar birbirleriyle selamlaşır, duâlaşır, bayramlaşır. Akrabalar, komşular, dostlar, büyükler ziyaret edilir, çocuklar hediyelerle veya bayram harçlıklarıyla sevindirilir, Özellikle büyükler, yaşlılar ve hastalar ziyaret edilir, bayramları tebrik edilir, hayır duâları alınır. Peygamberimiz bir hadisinde: “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” buyurduğu gibi bayramlar; mü’minlerin birbirlerini Allah için daha çok sevdikleri, daha çok duâlaştıkları sevgi ve kardeşlik günleridir. Peygamberimizin ifadesiyle; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennemden kurtuluş olan Ramazan ayında tutulan oruçların, kılınan Namazların, yapılan duâların, verilen zekat, sadaka ve fitrelerin, yardım ve iyiliklerin manevi feyiz ve bereketi, Bayramda toplumsal sevinç ve toplumsal şükür ve mutluluk olarak hep birlikte yaşanır. Ülkemizde insanlar Ramazan Bayramı öncesi ve özellikle Arefe günü büyük bir heyecan ve sevinçle Bayram hazırlıklarına girerler. Ramazan ayının manevi ikliminde nurlanan gönüllerindeki coşku ve heyecanla Bayramı karşılamanın telaşını ve heyecanını yaşarlar. Evler temizlenir, bayramlıklar hazırlanır… Bayramlaşmaya gelen misafirer için pastalar, börekler, çörekler, tatlılar yapılır. Şeker ve lokumlar alınır. Bayram öncesi tatlı bir Bayram hazırlığı ve Bayram telaşı sürer gider!...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kasaba ve şehirlerde dükkanlar, evler ve caddeler süslenir, bayraklarla donatılır. Çocuklar için panayırlar kurulur.. Arefe Günü ve Bayram günlerinde mezarlıklar ziyaret edilir, mevtaların kabirleri temizlenir ve onlar için duâlar edilir. Bayram günü; erken kalkmak, yıkanmak, boy abdesti almak, temiz elbise giymek, karşılaşılan herkesle selamlaşmak ve bayramlaşmak, çocukları, fakirleri ve yoksulları sevindirmek müstehap olan güzel davranışlardır. Ramazan Bayramı gecesi ve sabahında ilahi rahmetin arz ve semayı kuşattığı bir zamanda sabahın erken vaktinde abdest alarak, temiz elbise giyerek “Bayram Namazı” için Camiye gitmek müstehaptır. Ebu Hureyreden rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur: “Evinde güzel bir abdest alarak Namaz için Camiye giden kimsenin her adımı için Allah ona bir sevap yazar, (küçük) günahlarından bir günah siler...”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram günü müslümanlar Bayram Namazlarını Camide cemaat halinde kılarlar ve o güne kavuştukları için Allaha şükrederler.. O gün müslüman; Rabbinin Bayram hediyesine kavuştuğu için sevinçlidir, huzurludur ve mutludur. Kalbi heyecan ve sevinçle doludur. Bayram Namazından sonra Camide kısa bir cemaat bayramlaşması olur. Daha sonra herkes evine gider ev halkıyla ve çoluk çocuğuyla bayramlaşır. O gün gönüller mesrur ve memnun, yüzler nurlu ve tebessümlü, sözler gzel ve duâlıdır. Büyüklerin elleri, küçüklerin yanakları öpülür. Aile büyükleri çocuklara Bayram harçlığı verir çocuklar sevindirilir. Daha sonra, başta Anne ve babalar olmak üzere yakın akrabalardan ve yakın komşulardan başlayarak akraba, komşu, arkadaş ve dostlarla bayramlaşılır. Uzakta olan akrabaların ve dostların bayramları; ya ziyaret edilerek ya da telefon veya tebrik mesajıyla kutlanır. Bayramların bir güzelliği de; insanlar, tanısın tanımasın, bayramda karşılaştıkları herkesle selamlaşır, müsafahalaşır, duâlaşır ve bayramlaşır. Bu davranış; peygamberimiz Allah Rasûlünün güzel bir âdetidir. Bizler de öyle yapalım ve Bayramın feyiz ve bereketinden Allahın ecir ve mükafatından hep birlikte hissedar olalım inşaallah! İmanınız kavi, ibadetleriniz, makbul, ameliniz sâlih, günleriniz güzel ve feyizli, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, feyizli ve bereketli olsun!.. Ramazan Bayramınız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:47:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/18-mart-1915-canakkale-zaferi-7744</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/18-mart-1915-canakkale-zaferi-7744</guid>
                <description><![CDATA[18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÜÇLÜ BİR İMANIN ve GÜÇLÜ BİR AZMİN ZAFERİDİR</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzisi şan ve şerefle dolu olan necip milletimizi, tarihten silmek, aziz vatanımızı bölerek aralarında paylaşmak isteyen Emperyalist Avrupa devletlerinin oluşturduğu Haçlı ordusu,1915 yılının Mart ayında, Çanakkale Boğazından başlattığı Boğaz Harbiyle Müslüman Türk’ün, aziz ve mukaddes vatanı Anadolu’ya kalleşçe ve hayasızca saldırmaya başlamıştı!. Kin ve intikam hırsıyla Mehmetçiğimizin üstüne top ve tüfekleriyle gülle ve mermi yağdırıyorlardı.Yüzlerce askerimizin temiz kanını akıtarak vahşice şehit ediyorlardı kahraman askerlerimizi. Avrupanın Haçlı askerleri silah ve teçhizat yönünden Türk askerlerinden kat, kat üstündü. Düşman, bu çetin savaşın, askerlerimiz üzerinde yaptığı tahribata bakarak büyük bir zafer kazanacaklarını sanıyordu. ve küstahlaştıkça küstahlaşıyordu… Ama, onlar, bütün maddi üstünlüklerine rağmen Türk Ordusunu bir türlü mağlup edemiyorlardı. Türk ordusunun, bu kadar nasıl direnebildiğine ve nasıl mağlup edilemediğine de bir türlü akıl erdiremiyorlardı. Bu yüzden büyük bir endişe ve korku içindeydiler!.. Aslında onlar, endişelerinde haklıydılar. Zîra onlar; “Vatan sevgisi imandandır.”, “Ölürsem Şehit, kalırsam Gâzi olurum.” inancıyla, vatanı, dini, bayrağı ve istiklâli için her an şehit olmaya hazır binlerce Mehmetçiğn hazın ve nazır olduğunu hesab edemiyorlardı. Yine onlar, M.Âkifin ifadesyle: “Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar./ Benim “iman” dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun. Korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar?/ “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar” haykırışlarıyla, binlerce mehmetçiğin yüreğindeki “iman gücü” nü hesaba katmıyorlardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk bakışta, Türk ordusunun Çanakkale’de zafer kazanması çok zor görünüyordu. Bir ırmağı tersine akıtmak gibi bir şeydi!... Zira düşman; sayıca olsun, mühimmat ve teçhizat bakımından olsun, Türk ordusundan kat, kat üstündü.. Mehmetçiğin en büyük gücü ise; tarihinden aldığı cesaret ile kalbindeki sarsılmaz imanı ve gece gündüz kendisine dua eden Müslüman Türk milletiydi. Türk askeri bu savaşta çok sıkıntı çekti. Pek çok zorluklarla karşılaştı. Aç kaldığı, susuz kaldığı günler oldu.. Üstüne giyeceği doğru dürüst elbisesi yoktu, yiyecek yoktu, silah ve mermi yetersizdi, imkanlar çok kısıtlıydı!. Sırtında eski püskü, yırtık pırtık ne bulduysa giydiği giysiler. Birçoğunun ayağında çarık bile yok, olanlarınki ise yırtık, pırtık, sökük, delik veya yamalı!.. Günde iki öğün yemek; Sabah üzüm hoşafı, öğleyin yok, akşam üzüm hoşafı bulgur pilav!.. Bazen sadece hoşaf veya sadece ekmek ve pekmezle yetinirlerdi!.. Zira, Anadolu’dan gelenler ancak bunlardı!.. Çünkü Anadolu insanı da bu işgaller ve savaşlar nedeniyle yoksullaşmıştı!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama, bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türk askerini ve Türk ordusunu zinde ve güçlü kılan sarsılmaz bir imanı ve eşsiz bir vatan sevgisi vardı. Hürriyet ve istiklâl aşkı vardı. Şehit olma arzusu vardı. Gece gündüz kendileri için dua eden Müslüman bir Türk milleti vardı. “Mehmedim! Ak sütüm sana helâl olsun. Haydi sen de git! Ya şehit ol, ya Gâzi. Ama sakın, vatanı kurtarmadan gelme!” diyebilen ve evladını cesaretle cepheye gönderen imanlı ve cesur anaların desteği vardı. “Eğer vatanımda hür olarak yaşayamayacaksam, çocuğumu hür olarak büyütemeyeceksem, böyle bir hayatın benim için ne anlamı olabilir ki!” deyip, “Haydi durma, sen de git!” diyen, kocasını veya nişanlısını cepheye gönderen, kalbinde eşsiz bir vatan sevgisi ve temiz bir iman taşıyan nişanlı ve evli genç kızların ve kadınların cesareti ve desteği vardı. Allah için, vatan için şehit olmanın Allah katında en yüksek bir mertebe olduğuna inanan, karşısındaki düşman siperlerinden hiç durmadan atılan mermilere ve toplara aldırmaksızın ve kendinden öncekilerin oracıkta şehit olduğunu gördüğü halde cepheyi terk etmeyerek, Kur’andan duâlar okuyarak, düşmanla kahramanca çarpışan mehmetçiğimizin sarsılmaz iman gücü ve zafer kazanma azmi vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muharebenin en şiddetli olduğu, düşmanın üstün duruma geçtiği, tüm ümitlerin kırıldığı ve tükendiği bir anda, “Yâ Allah, Bismillah” diyerek 276 kiloluk bir top güllesini/mermisini tek başına sırtlayıp namluya yerleştiren ve besmeleyle ateşleyerek, tam isabetli bir atışla, düşmanın en büyük muharebe gemisini batırıp düşman donanmasını ve düşman ordusunu bozguna uğratan Seyyid Onbaşı gibi yüzlerce imanlı kahraman Mehmetçiğimiz vardı!. İşte, düşmanda bunlar yoktu!.. İşte, Çanakkale zaferi böyle bir iman ve böyle bir azimle kazanılmıştır. Bu kutlu zaferin yıl dönümünde; Bu kutlu zaferi bizlere armağan eden o kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ruhları şâd, mekanları cennet olsun!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosmün-2026)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:42:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MÜBAREK GECENİN MÜJDESİYLE...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mubarek-gecenin-mujdesiyle-7743</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mubarek-gecenin-mujdesiyle-7743</guid>
                <description><![CDATA[MÜBAREK GECENİN MÜJDESİYLE...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MÜBAREK GECENİN MÜJDESİYLE...</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, Kadir Gecesi'ni kutluyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, meleklerin yeryüzüne indiği ve Allah'ın rahmetinin bolca tecelli ettiği bir gecedir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1000&nbsp; Aydan daha hayırlı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu mübarek gecede, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönüllerimiz imanla, kalplerimiz huzurla, ruhlarımız sevgiyle dolsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dualarımız kabul, dileklerimiz hasıl olsun. Allah, hayırlı işler yapmamızı nasip etsin ve bizleri birliğin, kardeşliğin ve dayanışmanın güzelliğiyle bereketlendirsin. Amin&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dayanışma Güdüsü:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın Temeli</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlık, zor zamanlarda bir araya gelip, birbirine destek olduğunda, gerçek gücünü ortaya koyar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de hayatta kalmak ve düzgün bir hayat sürmek için dayanışma güdüsüne bağlıdır insanoğlu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirimize el uzattığımız sürece, zorlukları aşabilir ve daha güzel bir dünya inşa edebiliriz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu dayanışma ruhu, sadece bireyler arasında değil, toplumlar ve milletler arasında da olmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birlikte olduğumuzda, hiçbir şey imkansız değildir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, dayanışma içinde olalım, birbirimize destek olalım ve daha iyi bir dünya için çalışalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günlük yaşamda, küçük yardımlar, bir kelime, bir tebessüm...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bunlar, toplulukları daha güçlü ve dayanıklı kılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dayanışma, bir virüs gibi yayılmalı, herkesi sarmalı ve hayatın temeli olmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü dayanışma, sadece bir söz değil, bir yaşam biçimidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumların gelişmesi, bireylerin mutluluğu, hepimizin ortak hedefidir. Bu hedefe ulaşmak için, birbirimize destek olmamız, yardımlaşmamız ve dayanışma içinde olmamız gerekir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki, tek bir insan bile dışarıda kaldığında, hepimiz eksik kalırız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yardımlaşma, sadece maddi destek değil, aynı zamanda manevi destektir. Birbirimize dua etmek, destek olmak, sevmek ve saygı göstermek...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bunlar, toplulukları bir arada tutan güçlü bağlardır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevap işlemek, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak, hepimizin ortak arzusudur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, yardımlaşalım, sevap işleyelim ve birbirimize destek olalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam ve Dua ile,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, Kadir Gecesi'nin bereketini ve huzurunu üzerinize diliyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah, hepimizi birlik ve beraberlik içinde yaşatsın. Amin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:41:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HEP DEMİŞİMDİR HATAY&#039;I HATAYLILARDAN DİNLEYİN DİYE</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hep-demisimdir-hatayi-hataylilardan-dinleyin-diye-7742</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hep-demisimdir-hatayi-hataylilardan-dinleyin-diye-7742</guid>
                <description><![CDATA[HEP DEMİŞİMDİR HATAY'I HATAYLILARDAN DİNLEYİN DİYE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HEP DEMİŞİMDİR HATAY'I HATAYLILARDAN DİNLEYİN DİYE</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Depremle sarsılan Hatay’da esnaflar, yaşadıkları mağduriyeti her geçen gün daha da derinden hissediyor. KOSGEB kredilerinin ağır şartları, konteynerlerde yaşanan elektrik kesintileri ve su baskınları ile mücadele eden esnafın omuzlarına ek bir yük bindirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vergiler ve kira ödemeleri altında ezilen işletmeler, bir günde 150 bin TL’lik ödeme yapmak zorunda bırakıldı; çoğu için bu durum artık dayanılmaz bir hale geldi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Depremde yerle bir olmuş işyerlerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan esnaf, her gün farklı zorluklarla mücadele ederken, ağır ödeme yükleri altında eziliyor ve geleceğe dair kaygılar artıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu süreçte basının bazı yanlış anlatımları, Hatay’ın gerçek durumunu dış dünyaya yansıtmada büyük sorunlar yarattı. Nagehan Alçı ve benzeri isimlerin aktardığı bilgiler, Hatay’ın çoktan ayağa kalktığı ve esnafın işyerlerine dönerek üretime başladığı algısını oluşturdu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa gerçekte konteynerlerde yaşayan, elektrik ve su sorunlarıyla boğuşan, vergiler altında ezilen binlerce esnaf halen çaresiz bir durumda. Bu yanlış algı, yapılması gereken acil desteklerin önünü kesti ve Hataylı esnafın mağduriyetini derinleştirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mücbir sebep halinin sona erdirilmesiyle birlikte binlerce işletme bir anda boşluğa düştü; mevcut vergilerini ödemekte zorlanan esnaf, evinin ve işyerinin taksitlerini nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşanan bu tablo, basının ve kamuoyunun gerçek durumları doğru şekilde yansıtmasının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Tek bir yanlış anlatım, binlerce esnafın, yüzbinlerce vatandaşın hayatını etkileyebiliyor. Hataylılar, Hatay’ın sorunlarının ve ihtiyaçlarının yerinde anlaşılmasını, çözüm üretilecekse bunun yerel halkın deneyimi ve gözlemiyle yapılmasını istiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi seslerinin dinlenmesini talep ediyor; çünkü söz, yerinde ve doğru biçimde duyulmadığında, hem esnaf hem vatandaş hem de kentin kendisi bedel ödemeye devam edecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ın sesi, Hataylıların dilinde doğru şekilde anlaşılmadıkça, alınacak her karar, yapılacak her destek ya eksik kalacak ya da yanlış yönlendirilecek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle bir kez daha vurgulamak gerekiyor: Hatay’ı, Hataylılardan dinleyin. Sadece böylece yaşanan acılar görünür olacak, hak edilen destekler zamanında ve yerinde ulaştırılabilecek, esnaf ve vatandaş geleceğe umutla bakabilecek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ın gerçek hikâyesi, dışarıdan aktarılan söylemlerle değil, bizzat sahada yaşayanların sesleriyle ortaya çıkacak ve ancak o zaman kent, hak ettiği toparlanmayı sağlayacak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla dostlar…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AKDENİZ NOTLARI</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/akdeniz-notlari-7741</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/akdeniz-notlari-7741</guid>
                <description><![CDATA[AKDENİZ NOTLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AKDENİZ NOTLARI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tamirat vardı çatısında, Latin Katolik Kilisesinin… Üç Müslüman işçi, kiremit aktarıyordu. Aşağıda bir yılışık adam, tepeden bakıyordu onlara.<br />
Anlamayana, anlayıncaya kadar anlatacağım! Evet, aşağıdaki o yılışık adam; çatıda çalışan Müslüman işçilere tepeden bakıyordu. Bir saat sonra uğradığımda kimsecikler yoktu. Baktım ki yemek yiyorlar, kilisenin bahçesinde…<br />
Yaklaştım ve “afiyet olsun” dedim. “Buyur” dediler. Dikkat ettim yediklerine;100 gram helva, bir buçuk ekmek ve birkaç habbe zeytin. İsyan ettim içimden! Buyurmaz olaydım, görmez olaydım!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yemek faslı bittikten sonra, içlerinde en yaşlısı imam oldu ve kilise bahçesinde namaza durdular! O yılışık adam; bu sefer tepeden bakmıyor, yarı acımaklı bir şekilde kurnazca gülüyordu. Şimdi anlatabildim mi?<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;*&nbsp;<br />
Duyduk ki bir Rum Kokonası Müslüman olmuş! 40 yıl olmuş Dimitri'sini kaybedeli. Tek başına yaşıyormuş evinde. İlham doğmuş içine ve gelmiş Mevlithanlar Derneğine:<br />
“Kuzum!” demiş, “Ben İsa dininden döndüm ve Muhammed dinini kabul ettim. Bana İslamı ‘telkin’ edin ve bir de mevlit okuyun.”<br />
Mevlit de yenecek-içecek tüm levazımatı aldıktan sonra, çıkarıp bir 200 dolar vermiş. “Hakkınızı içinden alın da kalanını veriniz.” dediğinde; bizim “mevlithanlar bir köpürmüş, bir köpürmüş ki hem nasıl...&nbsp;<br />
“Be kadın; zaten 200 dolara okuyoruz şu hayat pahalılığında, sen tutmuş bir de üstünü istersin!” demişler.&nbsp;<br />
Rum kokonası pişman olarak, “Peki evladım, peki evladım!” diyerek, edeple eğilmiş önlerinde.&nbsp;<br />
………………………<br />
Sana “kokona” dedimse af dilerim, ey eski Rum dilberi ve İslam’ın yeni mah-ı peykeri! Kemâl-i hürmetle öperim ellerinizden…<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;*&nbsp;<br />
Bizim mahallenin imamıyla aramız buzluydu, bir hayli zaman. Albenizli sempatik imamımız, mevlit okumakta rekor kırmış bu sene. Para üstünde “horon” oynuyor, neredeyse…&nbsp;<br />
Mevlit okumakla yetinse keşke… Hatim indiriyor, parayla… Ölü kefenliyor, parayla… Salâ okuyor, parayla…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi parayla değil ki...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşamının parasız olan kısımları da var! Mesela, günlük kalori tabldotu parasız… İçtiği su parasız… Tabutluğun üstünde oturur, parasız... Asil çenesinin altında üç tane de yedek çene saydım o gün! Allah bağışlasın!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aramızın buzlanmasına sebep olay şuydu:<br />
Efendim mahallemizde bağımsız çalışan bir zenne vardı. Onu herkes tanırdı. Semt yakınlığından dolayı bizim mahallenin imamı, herkesten daha iyi tanırdı. Ya şoför milleti yok mu?.. “Turaç” derlerdi ona. &nbsp;&nbsp;<br />
Gün oldu, harman oldu Turaç öldü. Pezoların ağzını bıçak açmıyordu o gün! Ya şoför milleti?.. Hepsi de yas tutuyordu, Turaçları için. Turaç'ın yakınları ölümünden kırk gün sonra, bir mevlit “irad” ettirmişler, ruhunun hatırına.<br />
Kime mi?<br />
Kim olacak, mevlit rekortmeni bizim mahallenin imamı varken... Bizim imam; öyle bir aklamış, öyle bir paklamış ki Turaç'ın ruhunu... Ahirete çift kanat (zülcenaheyn) eşliğinde, uçup gittiğini sanmışlar.&nbsp;<br />
Canım, “sana ne!” diyenlere en derin saygılarımla!..&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;*&nbsp;<br />
Gözde restoranların birine, iftar yemeğine davetliydik. Oruç tutanlar, alt katta iftar saatini beklerken; üst katta tutmayan herkes, normal -günübirlik- yemeklerini yiyorlardı. Bize ayrılan masaların az ilerisinde, yine oruç tutan kişiler; aynı saati beklemekteydi. Yalnız tek başına bekleyen birileri vardı ki hayli dikkat çekiciydi. Adam, koymuştu bira şişesini ve bardağını masaya, huşu içerisinde Ezan-ı Muhammediye ye kulak kesiliyordu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hoca, “Allahu Ekber” nidasında bulununca, adam; ilk önce bira bardağına uzandı ve iftarını açıverdi.&nbsp;<br />
Ne diyelim, “Tanrı kabul buyursun!”<br />
Belki de son zamanlarda nevzuhur bir takım entel ve dantel ilahiyatçılarımızdan almıştır fetvayı.&nbsp;<br />
Olamaz mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:04:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMA ÖRNEĞİ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocugunuzla-konusma-ornegi-7740</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocugunuzla-konusma-ornegi-7740</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMA ÖRNEĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMA ÖRNEĞİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir baba ile oğlu arasında geçen kısa bir konuşma:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Sıra arkadaşım beni öğretmenime şikâyet etmiş.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Yaa…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Ona, benim yaramazlık yaptığımı söylemiş.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Anladım…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— O şişko arkadaşımdan nefret ediyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Eveet…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Ama sınıf başkanı benim yaramaz biri olmadığımı biliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">( Baba Susuyor)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Kötü niyetli çocuklara tahammül edemiyorum işte. Ailesi onu neden terbiye etmez ki?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Bilmem…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Aslında herkes iyi olmadığına göre galiba buna alışmam gerekecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Baba yine sessizdir.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konuşmada baba, çocuğunu yargılamaz, acele hüküm vermez; sadece dinler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer baba hemen tepki verseydi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ne? Böyle şey olur mu?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Yoksa arkadaşın haklı mı?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">gibi sözlerle olaya müdahale etseydi;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">çocuk belki de içindekileri anlatmayacak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">baba da olayın gerçek yüzünü öğrenemeyecekti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen çocuklarımızın en çok ihtiyacı olan şey nasihat değil, anlayışla dinlenmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:36:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayraminiz-kutlu-olsun-7739</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayraminiz-kutlu-olsun-7739</guid>
                <description><![CDATA[BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramlar; Müslümanların birbiriyle kaynaştığı, küs olanların barıştığı, fakir, fukarâ ve yetimlerin sevindirildiği, sevinç ve neşe günleridir. Bayram günleri, Peygamber Efendimizin zamanından beri, hususi bir şekilde kutlanmıştır. Bütün İslâm devletlerinde de bugüne kadar kutlanarak gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram günlerinde; ana, baba, hoca, akraba, arkadaş ve komşu ziyâretleri yapılır. Sâlih olan akrabayı ziyâret lâzımdır. Sâlih arkadaşları ziyâret de çok sevâptır. Bayram öncesi, yiyecek, giyecek ve temizlik gibi hazırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir, öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin, akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâ edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da, aile büyükleri, dost, akraba, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Çocuklar babalarının ve aile büyüklerinin; gençler de yaşlıların ellerini öperler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böylece, Müslümanların bir arada sevinme ve kaynaşma günleri olan bayramlarla, güzel örf, âdet ve gelenekler nesilden nesile aktarılmış olunur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehirler, kasabalar şimdi eski tadında değil. Büyük bir çoğunluk bayramda evden kaçmayı, tatil için turistik yerleri tercih ediyor. Bayram boyunca kapıları çalınmayan evler gitgide çoğalmakta.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Medine’ye hicret edince, Medinelilerin câhiliye âdetlerinden kalma bayramları kutladıklarını görünce; “Allahü teâlâ size onlardan daha hayırlı iki bayram (Ramazan ve Kurban Bayramı) ihsân etti.” buyurarak Müslümanlara sevinç ve neşe günlerini bildirmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ, necip milletimize ve bütün Müslümanlara sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlar nasip eylesin. Ramazan Bayramı Namazından önce, Diyanet İşleri Başkanlığının tesbit ettiği fitreyi en az 240.00 TL olarak ihtiyaç sahiplerine verelim. Allah kabul eylesin. Kalın sağlıcakla. Amin!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:36:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATEŞ HATTININ ORTASINDA GÜVENLİ ÜLKE TÜRKİYE</title>
                <category>Halil kadir İşçioğlu</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ates-hattinin-ortasinda-guvenli-ulke-turkiye-7738</link>
                <author>isciogluhalilkadir@gmail.com (Halil kadir İşçioğlu)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ates-hattinin-ortasinda-guvenli-ulke-turkiye-7738</guid>
                <description><![CDATA[ATEŞ HATTININ ORTASINDA GÜVENLİ ÜLKE TÜRKİYE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ATEŞ HATTININ ORTASINDA GÜVENLİ ÜLKE TÜRKİYE&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortadoğu yine zor günlerden geçiyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde savaşlar, çatışmalar ve istikrarsızlık hüküm sürüyor. Irak’ta, Suriye’de, İran'da, Gazze’de ve bölgenin farklı noktalarında yaşanan gelişmeler, aslında coğrafyamızın ne kadar kırılgan bir hat üzerinde bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Böylesine çalkantılı bir bölgede yer alan Türkiye’nin ise kendi içinde güvenliğini ve istikrarını koruyabilmesi dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Türkiye’de insanlar geceleri evlerinde huzurla uyuyabiliyor, çocuklar okullarına gidebiliyor, şehirler gündelik hayatın olağan akışı içinde yaşamaya devam ediyor. Oysa sınırlarımızın birkaç yüz kilometre ötesinde bambaşka bir manzara var. Bombaların, sirenlerin ve belirsizliğin hakim olduğu bir coğrafyada Türkiye’nin istikrarını koruyabilmesi tesadüf değil; güçlü devlet geleneğinin ve stratejik aklın bir sonucudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk devleti, tarih boyunca zor coğrafyalarda ayakta kalmayı başarmış köklü bir devlet geleneğine sahiptir. “Devlet aklı” olarak ifade edilen bu birikim, yalnızca bugünün değil, yüzyılların tecrübesini içinde barındırır. Bu akıl, gerektiğinde diplomasiyle, gerektiğinde askeri güçle, gerektiğinde de siyasi kararlılıkla ülkenin güvenliğini sağlamayı hedefler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son yıllarda Türkiye’nin sınır ötesi güvenlik politikaları, terörle mücadelede kararlı adımlar ve savunma sanayisinde atılan yerli ve milli hamleler bu anlayışın önemli göstergeleri oldu. Türkiye artık sadece kendi sınırları içinde değil, sınırlarının ötesinde de güvenlik kuşağı oluşturma stratejisi izliyor. Bu yaklaşım, bölgedeki tehditlerin Türkiye’ye ulaşmadan bertaraf edilmesini amaçlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu siyasi irade de önemli bir rol oynuyor. Devlet yönetiminde kararlılık, kriz anlarında hızlı ve net kararlar alabilme kabiliyeti, Türkiye’nin güvenlik politikalarının temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Özellikle son yıllarda yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında Türkiye’nin aktif ve etkili bir politika izlemesi, bu iradenin sahadaki yansıması olarak görülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette Türkiye’nin güvenliği yalnızca askeri güçle açıklanamaz. Diplomasi, bölgesel ilişkiler, ekonomik dayanıklılık ve toplumsal birlik de bu güvenliğin önemli parçalarıdır. Güçlü devletler sadece sınırlarını korumakla kalmaz; aynı zamanda toplumun huzurunu ve geleceğe olan güvenini de korur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Türkiye’nin en büyük kazanımlarından biri de tam olarak budur. Ateş çemberine dönüşen bir coğrafyanın ortasında yer almasına rağmen, kendi iç huzurunu büyük ölçüde koruyabilen bir ülke olabilmek. Bu durum hem devlet geleneğinin hem de siyasi iradenin birlikte oluşturduğu bir güvenlik anlayışının sonucudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak Ortadoğu’nun ateş hattında yer alan Türkiye’nin bugün istikrarlı bir ülke olarak yoluna devam edebilmesi, güçlü devlet refleksi ve kararlı yönetim anlayışının bir yansımasıdır. Bu tablo, içinde bulunduğumuz coğrafyada güvenliğin ne kadar kıymetli olduğunu da bize bir kez daha hatırlatmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:13:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/halil-kadir-iscioglu-1645467149.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda ve Sonrasında Beslenme: Ramazan’dan Sağlıklı Geçiş Rehberi</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayramda-ve-sonrasinda-beslenme-ramazandan-saglikli-gecis-rehberi-7737</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayramda-ve-sonrasinda-beslenme-ramazandan-saglikli-gecis-rehberi-7737</guid>
                <description><![CDATA[Bayramda ve Sonrasında Beslenme: Ramazan’dan Sağlıklı Geçiş Rehberi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bayramda ve Sonrasında Beslenme: Ramazan’dan Sağlıklı Geçiş Rehberi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ramazan ayı boyunca oruçla bedenimiz bir nevi resetlendi. Bayrama girerken ise sofralar şenlendi, tatlılar, hamur işleri ve kavurmalar ön plana çıktı. Bu dönemde keyfi kaçırmadan, bedenimizi zorlamadan beslenmek, hem sindirimimizi hem de enerjimizi korumanın anahtarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bayramda Farkındalıkla Tüketim</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Küçük porsiyonlar tercih edin, tatlıyı yavaş çiğneyerek tadın, açlık-tokluk sinyallerinizi dinleyin. Su tüketimini artırın; bu hem sindirimi kolaylaştırır hem de kan şekeri dalgalanmalarını dengeler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Öğünleri Dengeleyin</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bayramda öğün atlamaktan kaçının. Ana öğünlerinizde sebze, protein ve sağlıklı yağları öncelikli tutun. Küçük ara öğünlerle açlığı kontrol edin, mideyi yormayın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bayram Sonrası Beslenme Geçişi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ramazan sonrası normal beslenmeye geçişte ağır yemeklerden uzak durun. Beyaz ekmek, fazla tatlı ve kızartmaları sınırlayın. Kahvaltıda tam tahıllı ekmek, yumurta ve sebze; öğle ve akşamda protein ve sebze ağırlıklı tabaklar ideal.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Hareketi İhmal Etmeyin</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bayram ziyaretleri sırasında yürüyüş yapın, hafif egzersizlerle sindirimi destekleyin. Bu, hem enerji seviyenizi dengeler hem de kilo kontrolüne katkı sağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Unutmayın, bayram sofralarının güzelliği sadece lezzette değil; farkındalıkla yapılan seçimlerde de gizlidir. Küçük porsiyonlar, yavaş yemek ve doğru su tüketimi ile hem keyfi hem sağlığı bir arada yaşayabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Detaylı beslenme önerileri ve kişiye özel rehberlik için bana ulaşabilirsiniz: Instagram: @gamzeilefarkindalik </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Gamze Arslan</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Beslenme-Yaşam-Farkındalık Koçu</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:08:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GERÇEKLERİN MEYDANI DOLDURMAK GİBİ BİR VASFI VARDIR. İSTİKLAL MARŞINI ANLAMAYA DAİR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gerceklerin-meydani-doldurmak-gibi-bir-vasfi-vardir-istiklal-marsini-anlamaya-dair-7736</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gerceklerin-meydani-doldurmak-gibi-bir-vasfi-vardir-istiklal-marsini-anlamaya-dair-7736</guid>
                <description><![CDATA[GERÇEKLERİN MEYDANI DOLDURMAK GİBİ BİR VASFI VARDIR. İSTİKLAL MARŞINI ANLAMAYA DAİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GERÇEKLERİN MEYDANI DOLDURMAK GİBİ BİR VASFI VARDIR. İSTİKLAL MARŞINI ANLAMAYA DAİR</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İstiklal Marşının Kabul edilişinin 105. Sene-i devriyesini geride bıraktık. Ne hazindir ki bazı yerlerinin anlaşılmasında hem fikir olmadığımızı açıklayacağım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">،اولوسون ، قورقما نصيل بويله بر ايمانى بوغار</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,” dizesinin ilk kelimesinin manasının “büyüksün” olduğunu belirtenlerin olmasına rağmen, ulumak fiilinden “Hayvanların çıkardığı korkunç ses.” olduğunu söyleyenler de yok değil. Diğer yandan, ikisinin geçerliliğini kabul edenler de var. Burada, tevriye sanatının kullanıldığını söyleyenler var. Doğrusu nedir sorusuna cevap ararken meselenin Osmanlıca imladan kaynaklandığına şahit oldum. Şöyle ki yukarıda tek satırlık Osmanlıca metinde “ولوسون” (ulusun) kaydı meselenin çözüm anahtarıdır. Osmanlıca kelimenin sonundaki” ن” harfi, şimdiki “n” harfinin karşılığıdır. Bu durumu böyle kabul edersek” Ulusun!” kelimesi hayvan ulumasından başka bir anlama gelemez. Eğer “ulusun “kelimesine yücelik anlamı vermek istiyorsak kelimenin sonundaki ” ن” harfinin ”ڭ” olması gerekirdi. O zaman da iki anlamlı gibi gözüken “ulusun “kelimesi, yine tek anlamda kalıp “yücesin, büyüksün “kelimelerinin anlamında olurdu. Ulusun kelimesinin kullanıldığı Osmanlıca dörtlüğe göz gezdirince durum fark edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlıca son dörtlükte durum, açık seçik gözüküyor. Dörtlüğün ikinci kelimenin sonunda “ڭ” harfi var. Dediğin şeklinde yazılıyor zira mevcut alfabemizde “ڭ” harfinin yerine yazılacak bir harfimiz yok. Osmanlıcadaki “ڭ “harfine günümüzde “Nazal n” deniyor ancak bu nazal kelimesi Fransızcadır. Türkçesi varken ilgili hocalar, buna ısrarla “Nazal n” diyorlar. Türkçemizde bu harfin yerini alacak bir şekil var ama alfabe de yok. Alfabedeki harflerle yazmak ise “ng” şeklinde mümkündür. Özellikle orta Anadolu başta olmak üzere ülkenin bazı kesimlerinde, bu harf,” Bana, sana, ona, buna, şuna, ona.” kelimelerinde kullanılan sesin şeklidir. Türkçe söylemek gerekirse “Geniz n” si demeliyiz. Bu sesi de yöresinde yaşamayanlar çıkaramıyorlar. Buradaki örnekte durum açık. Günümüz alfabesi ile yazımı: Ma’ârif nezaretinin 1330” şeklindedir. Dikkat edilirse “Nezâretinin kelimesi” 2. kelimedir. Son harfi de “ڭ”dir. ” ن” değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kelimenin iki anlamda kullanılma meylinin sebebi nedir? Şudur: Osmanlıca imlada 2. Tekil şahıs ekleriyle iyelik eklerinin “ڭ”ile bitmesidir.” ن” ile bitmesi mümkün değildir. Bu yüzdendir ki “Ulusun.” kelimesindeki “n” emir kipinin 3. Şahıslara emrin yönlendirilmesi için kullanılan şekildir. Fark buradan gelmektedir. Sözün özü,105 yıl önce mecliste Millî marş olduğunu kabul ettiğimiz marşımızın bu ikilemine burada bir çözüm getirmiş olduğumuzu düşünüyorum. Dilimizi ve doğru kullanımını çok önemsiyorum ama bu durum benim de hata yapmama mâni bir durum meydana getirmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu meselenin daha açık anlaşılmasını teminen, aşağıya Osmanlıca sahifenin günümüz alfabesiyle yazılmış şeklini de koydum. İlgili uzmanlar, incelediklerinde yazdıklarımın iddia olmayıp gerçek</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">olduğuna dair kanaat belirteceklerdir. Yukarıya kırık kırpık parçaları koydum ama böylesi daha iyi oldu. Bundan sonrası için bakalım nasıl açıklamalar çıkacak meydana?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">90 Osmanlı Lisânı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SÎGA—İ İLTİZÂMİYE</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muzâri’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müsbet Menfî Müsbet Menfî</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazayım Yazmayayım Geleyim Gelmeyeyim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazasın Yazmayasın Gelesin Gelmeyesin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaza Yazmaya Gele Gelmeye</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazalım Yazmayalım Gelelim Gelmeyelim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazasınız Yazmayasınız Gelesiniz Gelmeyesiniz</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazalar Yazmayalar Geleler Gelmeyeler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i Şuhûdî Müsbet: (Keşki) Yaza idim. İlh Gele idim. ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Menfî : (Keşki) Yazmaya idim.ilh Gelmeye idim .ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i naklî Müsbet : (Keşki) Yaza imişim. ilh, Gele imişim. İlh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Menfî : (Keşki)Yazmaya imişim.ilh Gelmeye imişim. İlh.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SİGA-İ VÜCUBİYE</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müsbet Menfî Müsbet Menfî</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalıyım. Yazmamalıyım Gelmeliyim. Gelmemeliyim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalısın Yazmamalısın Gelmelisin Gelmemelisin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazma(lı)dır Yazmamalıdır Gelmelidir Gelmemelidir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalıyız Yazmamalıyız Gelmeliyiz Gelmemeliyiz</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalısınız Yazmamalısınız Gelmelisiniz Gelmemelisiniz</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalıdırlar Yazmamalıdırlar Gelmelidirler Gelmemelidirler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i Şuhûdî Müsbet: Yazmalı idim. ilh Gelmeli idim; ilh.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MenfÎ: Yazmamalı idim. İlh. Gelmeli idim; ilh.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i Naklî: Müsbet: Yazmalı imişim; ilh Gelmeli imişim, ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Menfî: Yazmamalı imişim; ilh Gelmemeli imişim; ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SİGA-İ EMRİYENİN İSTİ’MÂLİ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">109 - (1) Siga-i emriyenin müsbeti emirde menfîsi nehiyde kullanılır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dersini ezberle; tenbel tenbel oturma.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlıca tabloda gözüken “ڭ”lerdir ,ulusun kelimesinin ,ulumak anlamından geldiğinin delili.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*Osmanlı Lisânı, Dersa’âdet, Kitabhâne-i İslâm ve Askerî,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">46 Bab-ı Âlî Caddesi46,1333 Matbââ-î Orhâniye</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tekrar millî marş yazılmaması temennisiyle Ümmetin ramazan-ı şerif bayramını tebrik ederim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şakir Albayrak, 14.03.2026,17.13, Çekmeköy</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:08:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
