<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>NATO Zirvesinde Türkiye Konuşuldu</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nato-zirvesinde-turkiye-konusuldu-7888</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nato-zirvesinde-turkiye-konusuldu-7888</guid>
                <description><![CDATA[NATO Zirvesinde Türkiye Konuşuldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>NATO Zirvesinde Türkiye Konuşuldu</p>

<p><br />
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi, yalnızca alınan kararlarla değil, Türkiye'nin uluslararası alandaki ağırlığıyla da dikkat çekti. Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri aynı masada buluşurken, Türkiye'nin stratejik konumu ve üstlendiği rol bir kez daha öne çıktı.<br />
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türkiye'nin NATO'nun en büyük ordularından birine sahip olduğunu, savunma sanayisinde son yıllarda büyük ilerleme kaydettiğini ve "Türkiye'nin NATO'daki liderliğinin önemli olduğunu" ifade etti. Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasının da bunun açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.</p>

<p><br />
ABD Başkanı Donald Trump ise zirvenin ardından yaptığı değerlendirmede Ankara'daki organizasyonu "çok başarılı" olarak nitelendirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ev sahipliği için teşekkür etti. Erdoğan için "güçlü bir lider" ifadelerini kullanan Trump, Türkiye'nin önemli bir ülke olduğunu dile getirdi. Bu açıklamalar gösteriyor ki Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafya nedeniyle değil; savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve bölgesel etkisiyle de uluslararası karar mekanizmalarında dikkatle takip edilen bir ülke konumundadır.</p>

<p><br />
Türkiye'nin güçlü olduğu her platform, milletimizin gururudur. Dileğimiz, bu etkinin barışa, güvenliğe ve ülkemizin menfaatlerine katkı sağlayarak daha da güçlenmesidir.</p>

<p>Yazar Mustafa ALDIÇ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:45:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hatay NATO Zirvesi’nin Mutfağına Neden Giremedi?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-nato-zirvesinin-mutfagina-neden-giremedi-7887</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-nato-zirvesinin-mutfagina-neden-giremedi-7887</guid>
                <description><![CDATA[Hatay NATO Zirvesi’nin Mutfağına Neden Giremedi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay NATO Zirvesi’nin Mutfağına Neden Giremedi?</p>

<p>Ali CEREN yazdı..</p>

<p>Ankara'da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi, yalnızca diplomasi açısından değil, Türkiye'nin kültürel ve gastronomik zenginliğinin dünyaya tanıtılması bakımından da tarihi bir fırsattı. Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri aynı masada buluşurken, Türkiye de mutfağını uluslararası vitrine çıkardı. Ancak o sofralarda dikkat çeken büyük bir eksiklik vardı: Hatay.<br />
Evet, masada Türkiye'nin dört bir yanından seçilmiş lezzetler vardı.<br />
Hizan Karakovan Balı, Maraş Dondurması, Tokat Yaprağı, Urla Sakız Enginarı, Ezine Peyniri, İzmir Tulumu, Kars Gravyeri, Antep usulü kuru dolma ve nakış dolma, Antalya hibeşi, Anadolu aşı, Ezogelin çorbası, Uşak tarhanası, keşkek, İzmir köfte, tantuni, kıymalı pide…<br />
Peki ya Hatay?<br />
Sadece Hatay Kırma Zeytini…<br />
UNESCO Gastronomi Şehri unvanına sahip, yüzlerce yıllık mutfak kültürüyle dünyanın sayılı gastronomi merkezlerinden biri kabul edilen Hatay'ın; künefesi, tepsi kebabı, kağıt kebabı, oruğu, humusu, zahteri, biberli ekmeği, kaytaz böreği, sürkü, küflü sürkü, tuzlu yoğurdu ve daha onlarca eşsiz lezzeti neden o sofralarda yer bulamadı?<br />
İşte asıl sorgulanması gereken konu budur.<br />
Bu organizasyon başka bir ülkede yapılmadı.<br />
Türkiye'nin ev sahipliğinde, Ankara'da gerçekleştirildi.<br />
Dünyanın gözü Türkiye'nin üzerindeydi.<br />
Peki Türkiye'nin gastronomi başkentlerinden biri olan Hatay neden kendi ülkesinin ev sahipliği yaptığı bu dev organizasyonda hak ettiği şekilde temsil edilmedi?<br />
Daha da önemlisi…<br />
Hataylı ustalar neden o mutfakta yoktu?<br />
Bugün Hatay, Avrupa Birliği coğrafi işaret tescilleri konusunda Türkiye'nin en hızlı yükselen şehirlerinden biri.<br />
Hatay Künefesi, Hatay Kaytaz Böreği, Hatay Sürk Peyniri, Antakya Küflü Sürkü derken yeni tesciller de yolda.<br />
Avrupa Hatay mutfağını tescillerken, Türkiye'nin en önemli uluslararası organizasyonlarından birinde Hatay'ın yalnızca kırma zeytinle temsil edilmesi gerçekten düşündürücüdür.<br />
Bu sadece bir yemek meselesi değildir.<br />
Bu bir temsiliyet meselesidir.<br />
Bu bir tanıtım meselesidir.<br />
Bu, Hatay'ın hak ettiği değeri görüp görmediğinin göstergesidir.<br />
Depremin ardından ayağa kalkmaya çalışan Hatay'ın en güçlü markalarından biri mutfağıdır. Sanayisini yeniden kurabilirsiniz, yollarını yeniden yapabilirsiniz, binalarını yeniden inşa edebilirsiniz. Ama Hatay'ın yüzyılların birikimiyle oluşmuş mutfak kültürü zaten hazır bir dünya markasıdır.<br />
İşte tam da bu nedenle NATO Zirvesi gibi organizasyonlar Hatay için eşsiz fırsatlardır.<br />
Ne yazık ki bu fırsat değerlendirilememiştir.<br />
Şimdi herkesin sorması gereken soru şudur:<br />
Bu tablonun sorumlusu kim?<br />
Hatay mutfağını ulusal ve uluslararası platformlarda temsil etmekle görevli kurumlar mı?<br />
Gastronomi dernekleri mi?<br />
Yerel yöneticiler mi?<br />
Turizm paydaşları mı?<br />
Yoksa Hatay'ın mutfağını doğru platformlara taşıyacak organizasyonları oluşturamayanlar mı?<br />
Yıllardır "UNESCO Gastronomi Kenti" unvanıyla övünüyoruz.<br />
Her yıl gastronomi festivalleri düzenliyoruz.<br />
Paneller yapıyoruz.<br />
Lezzet günleri organize ediyoruz.<br />
Fuar fuar geziyoruz.<br />
Sosyal medyada binlerce paylaşım yapıyoruz.<br />
Peki sonuç nerede?<br />
Dünyanın en önemli diplomasi organizasyonlarından biri Türkiye'de yapılıyor.<br />
Onlarca devlet başkanı aynı sofraya oturuyor.<br />
Ve Hatay mutfağı o sofrada neredeyse hiç yok.<br />
O halde şu soruyu sormak herkesin hakkıdır:<br />
Biz gerçekten Hatay mutfağını tanıtıyor muyuz, yoksa sadece gastronomi günleri düzenleyerek kendi kendimizi mi alkışlıyoruz?<br />
Festival yapmak elbette önemlidir.<br />
Ancak asıl başarı; dünyanın izlediği sofralarda yer alabilmektir.<br />
Hatay'ın tanıtımı yalnızca şehir içinde düzenlenen etkinliklerle olmaz.<br />
Gerçek tanıtım, uluslararası organizasyonlarda görünür olabilmektir.<br />
Hatay'ın lezzetlerini dünyaya taşıdığımızı söylüyoruz.<br />
Peki dünyanın gözünün çevrildiği organizasyonlarda neden görünmüyoruz?<br />
Neden bir künefe ustası NATO mutfağında değildi?<br />
Neden bir kaytaz böreği ustası o sofraya davet edilmedi?<br />
Neden tepsi kebabı, humus, biberli ekmek ya da kağıt kebabı dünyanın liderlerine sunulmadı?<br />
Bu sorular cevapsız bırakılmamalıdır.<br />
Çünkü tanıtım; afiş bastırmakla, festival yapmakla, birkaç gün süren etkinliklerle olmaz.<br />
Tanıtım; dünyanın en prestijli sofralarında yer alabilmektir.<br />
Bugün NATO Zirvesi'nde yer alamayan bir mutfak için yarın "Dünya bizi tanımıyor." diye yakınmanın da hiçbir anlamı kalmaz.<br />
Hatay mutfağı geri planda bırakılacak kadar sıradan değildir.<br />
Tam tersine, Türkiye'nin dünyaya gururla sunabileceği en güçlü gastronomi markalarından biridir.<br />
Sorun mutfakta değildir.<br />
Sorun, Hatay mutfağını hak ettiği yere taşıyamayan temsil anlayışındadır.<br />
Artık ilgili kurumların, gastronomi temsilcilerinin, meslek odalarının, turizm paydaşlarının ve karar vericilerin bu tabloyu ciddiyetle değerlendirmesi gerekiyor.<br />
Çünkü Hatay artık mazeret değil, sonuç görmek istiyor.<br />
Hatay'ın mutfağı yalnızca gastronomi festivallerinin afişlerinde değil, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı en prestijli uluslararası organizasyonların başköşesinde yer almalıdır.<br />
Bunu sağlayamayanlar da çıkıp kamuoyuna şu sorunun cevabını vermelidir:<br />
Hatay'ın eşsiz mutfağı NATO Zirvesi'nin sofrasına neden giremedi?<br />
Kalın SAĞ’lıcakla…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:07:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EVE DÖNMEK EN GÜZEL KUTLAMADIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eve-donmek-en-guzel-kutlamadir-7886</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eve-donmek-en-guzel-kutlamadir-7886</guid>
                <description><![CDATA[EVE DÖNMEK EN GÜZEL KUTLAMADIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EVE DÖNMEK EN GÜZEL KUTLAMADIR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son günlerde haberler çok aynı: “Motosiklet kazası… Hayatını kaybetti.”&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son bir ayda çok duyduk. Çok gençti, çok tecrübeliydi… Fark etmiyor. Bir anda bitiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Motosiklet affetmiyor. Koruyan kaporta yok, airbag yok. Bir saniyelik dalgınlık, bir gaz fazlası, bir virajın yanlış hesabı… Her şey değişiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Motor kullanmak özgürlük. Rüzgar, yol, kendi başına gitmek… Bu hissi hepimiz biliyoruz. Çok doğal.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama aynı özgürlük sorumluluk da istiyor. “Bana bir şey olmaz” dediğimiz an, tehlike orada başlıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki biz ne yapacağız?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyükler olarak: Anahtarı verirken sadece “dikkat et” demek yetmiyor. İlk motorun gücü, gece sürüşü, ekipman, kask… Bunlar aceleye gelmez. Yanında bilen biriyle başlamak, eğitim almak sevginin başka halidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaş olarak: “Yavaşla” denildiğinde dalga geçilmemeli. Alkış hız için değil, sağ salim dönüş için olmalı. Birbirimizi gaza değil, frene çağırmalıyız. Gerçek cesaret eve varmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Motor kullananlar olarak: Trafik kuralları ceza için değil. Hayat için. Hız değil, dönüş kutlanmalı. Ekipman takmak mahcubiyet değil, akıllılıktır. Mesaj atıp “geldim” demek, birilerinin duasını rahatlatmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rakamlar artıyor. Kazalar can yakıyor. Belki ehliyet sürecini, eğitimleri, denetimleri konuşmanın zamanıdır. Ama önce biz kendi aramızda konuşalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın sabah işe giderken, okula giderken, bir çay içmeye çıkarken… Motorun anahtarına elini atarken bir saniye dur. Aynaya bak. Kaskını tak. Telefonuna “çıktım” yaz. Giderken değil, dönerken kutla.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bu yazıyı okuyan herkesin evde bekleyeni var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne, bir baba, bir eş, arkadaş bir çocuk… Ya da sadece seni merak eden bir dost.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yolda hepimiz birbirimize emanetiz. Arabasıyla, yayasıyla, motorcusuyla…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir fotoğraf, bir alkış, bir heves için bir ömürden vazgeçmeye değmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En büyük kaza, “keşke” demektir. O “keşke”yi yaşamamak için bugün karar verelim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yavaşlayalım. Konuşalım. Kollayalım birbirimizi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü en güzel kutlama, eve dönüp kapıdan içeri girmektir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eve dönen her motor sesi bir duaya denk gelsin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:14:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rus Stratejik Söyleminde Türkiye&#039;nin Yükselen Bölgesel Rolü: 2025 Analizinin Bir Yıl Sonra Değerlendirilmesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/rus-stratejik-soyleminde-turkiyenin-yukselen-bolgesel-rolu-2025-analizinin-bir-yil-sonra-degerlendirilmesi-7885</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/rus-stratejik-soyleminde-turkiyenin-yukselen-bolgesel-rolu-2025-analizinin-bir-yil-sonra-degerlendirilmesi-7885</guid>
                <description><![CDATA[Rus Stratejik Söyleminde Türkiye'nin Yükselen Bölgesel Rolü: 2025 Analizinin Bir Yıl Sonra Değerlendirilmesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rus Stratejik Söyleminde Türkiye'nin Yükselen Bölgesel Rolü: 2025 Analizinin Bir Yıl Sonra Değerlendirilmesi</p>

<p>İsmail CİNGÖZ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özet</p>

<p>2025 yılı ortalarında&nbsp;Rus medya organlarında Türkiye'nin güvenlik politikalarının&nbsp;“büyük bir savaşa hazırlık”&nbsp;şeklinde yorumlanması dikkat çekmişti. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreçte İsrail-İran çatışmaları, Suriye'deki güç dengelerindeki değişim, Karadeniz güvenliği, Türkiye'nin savunma sanayiinde kaydettiği ilerlemeler ve bölgesel diplomatik gelişmeler, söz konusu Rus analizinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Bu gelişmeler, 2025 yılında ortaya konulan değerlendirmelerin ne ölçüde askerî, diplomatik ve jeopolitik gerçekliklerle örtüştüğünün analiz edilmesine imkân sağlamaktadır.&nbsp;Çalışmanın ulaştığı temel sonuç, Rus medyasında dile getirilen “Türkiye büyük bir savaşa hazırlanıyor” söyleminin doğrudan askerî gerçekliği&nbsp;değil;&nbsp;Rusya'nın değişen güvenlik algısını ve bölgesel güç rekabetine ilişkin stratejik söylem üretimini yansıttığını ortaya koymaktadır.</p>

<p>Anahtar Kelimeler: Türkiye, Rusya, caydırıcılık, savaş, güvenlik, savunma.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Giriş</p>

<p>Uluslararası ilişkilerde devletlerin askerî hazırlıkları, çoğu zaman yalnızca savaş niyetinin değil, aynı zamanda caydırıcılık stratejisinin ve değişen güvenlik ortamına uyum arayışının da bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.[1]&nbsp;Güç dengelerinin hızla değiştiği jeopolitik dönemlerde&nbsp;rakip aktörün geliştirdiği yeni nesil hava savunma sistemleri, balistik füzeler veya insansız hava araçları gibi askerî teknolojiler salt savunma amaçlı olsa dahi&nbsp;büyük güçlerin medya organları ve stratejik analiz merkezleri, rakip veya bölgesel aktörlerin askerî modernizasyon süreçlerini kendi güvenlik algıları doğrultusunda&nbsp;“saldırgan/revizyonist niyetlerin göstergesi” gibi&nbsp;yorumlayabilmektedir.[2]</p>

<p>Bu bağlamda, 9 Temmuz 2025 tarihinde Rus devlet haber ajansı RIA Novosti'de Mihail Katkov imzasıyla yayımlanan&nbsp;“Erdoğan&nbsp;Yatağanı&nbsp;Çekti: Türkiye Büyük Bir Savaşa Hazırlanıyor”&nbsp;başlıklı analiz,[3][4]&nbsp;yalnızca Türkiye'nin askerî kapasitesine ilişkin bir değerlendirme olarak değil; Rusya'nın Karadeniz, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de değişen bölgesel güç dengelerini nasıl algıladığını yansıtan dikkat çekici bir stratejik söylem örneği olarak öne çıkmıştır. Söz konusu analiz, Türkiye'nin savunma sanayiindeki ilerlemesi, askerî modernizasyonu ve bölgesel etkinliğinin Rus güvenlik perspektifinde nasıl anlamlandırıldığını göstermesi bakımından da önem taşımaktadır.</p>

<p>Bu çalışma şu soruya cevap aramaktadır: 9 Temmuz 2025 tarihinde Rus medyasında ortaya konulan "Türkiye büyük bir savaşa hazırlanıyor" söylemi, 2025–2026 dönemindeki askerî ve jeopolitik gelişmeler ışığında ne ölçüde doğrulanmış veya geçerliliğini korumuştur?</p>

<p>Yöntem</p>

<p>Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın temel veri setini RIA Novosti'de yayımlanan analiz oluştururken, Reuters, BBC, RAND Corporation, International Institute for Strategic Studies (IISS) ve çeşitli akademik yayınlarda yer alan açık kaynak verileri karşılaştırmalı analiz yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular uluslararası güvenlik, caydırıcılık teorisi ve stratejik iletişim literatürü çerçevesinde yorumlanmıştır.</p>

<p>Çalışmada kullanılan kaynaklar açık kaynak niteliğinde olup elde edilen bulguların doğrulanabilirliği karşılaştırmalı veri analizi ile test edilmiştir.</p>

<p>Türkiye'nin Güvenlik Paradigmasındaki Değişim</p>

<p>Türkiye, 2016 sonrası hayata geçirmeyi başardığı proaktif güvenlik konsepti kapsamında&nbsp;klasik sınır savunması anlayışından uzaklaşarak&nbsp;“ileri savunma”&nbsp;(forward defence) doktrinini benimsemiştir.[5]&nbsp;Bu kapsamda;&nbsp;Suriye,&nbsp;Irak,&nbsp;Libya,Karadeniz,&nbsp;Doğu Akdeniz&nbsp;ve&nbsp;Kafkasya&nbsp;aynı güvenlik denkleminde&nbsp;değerlendirilmektedir.&nbsp;Bu yaklaşımın temel amacı saldırganlık değil, tehditlerin Türkiye sınırlarına ulaşmadan bertaraf edilmesidir.</p>

<p>Rus Medyasının Söylemi Neden Sertleşiyor?</p>

<p>Rusya açısından Türkiye artık yalnızca NATO üyesi bir ülke olarak değil; Karadeniz’de etkin deniz gücüne sahip[6][7], insansız hava araçları teknolojisinde öne çıkan[8], Azerbaycan’ın stratejik ortağı olarak Güney Kafkasya’da belirleyici rol oynayan, Orta Asya/Türkistan coğrafyasında diplomatik ve ekonomik etkisini artıran ve savunma sanayiinde dışa bağımlılığını azaltan&nbsp;birçok alanda&nbsp;etkili bölgesel aktör&nbsp;olarak algılanmaktadır. Bu nedenle Rus analizlerinde kullanılan “büyük savaşa hazırlık” söylemi, Türkiye’nin doğrudan saldırı&nbsp;maksatlı olmasa da&nbsp;artan kapasitesinin Rus güvenlik perspektifinde oluşturduğu&nbsp;güvenlik kaygısının sonucu&nbsp;olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Rus stratejik söylemlerinin yalnızca iç kamuoyuna değil, aynı zamanda NATO, Türkiye ve bölgesel aktörlere yönelik çok katmanlı mesajlar içerdiği değerlendirilebilir. Bu tür söylemler, Türkiye'nin artan askerî kapasitesini tehdit olarak çerçeveleyerek Rusya'nın kendi güvenlik politikalarını meşrulaştırma ve bölgesel nüfuz alanlarını koruma amacına da hizmet etmektedir.</p>

<p>Kurumların ve devletlerin belirledikleri siyasal hedeflere ulaşabilmek amacıyla tüm iletişim faaliyetlerini planlı ve koordineli biçimde kullanmaları&nbsp;stratejik iletişimdir.[9]NATO’da benzer şekilde,&nbsp;stratejik iletişimini (StratCom)&nbsp;“İttifak politikalarını, operasyonlarını ve faaliyetlerini desteklemek ve NATO'nun amaçlarını ilerletmek için uygun şekilde NATO iletişim faaliyetlerinin ve yeteneklerinin - Kamu Diplomasisi, Halkla İlişkiler, Askeri Halkla İlişkiler, Bilgi Operasyonları (IO) ve Psikolojik Operasyonlar - koordineli ve uygun kullanımı”&nbsp;olarak&nbsp;tanımlamaktadır.[10]&nbsp;Bu çerçevede Rus medyasında Türkiye'nin askerî modernizasyonunu “büyük savaşa hazırlık” söylemi üzerinden sunan haber ve analizler, yalnızca gazetecilik faaliyeti olarak değil; uluslararası kamuoyu ile karar alıcıların güvenlik algılarını etkilemeye yönelik stratejik iletişim faaliyetleri kapsamında da değerlendirilebilir.</p>

<p>İsrail-İran Savaşı Sonrası Yeni Güvenlik Mimarisi</p>

<p>2025-2026 döneminde İsrail ile İran arasında yaşanan doğrudan çatışmalar, Orta Doğu'daki güç dağılımını yeniden şekillendirmiştir.[11][12]</p>

<p>Haziran 2025 İsrail-İran savaşı, İran'ın konvansiyonel askerî kapasitesinde önemli kayıplara yol açmış, ekonomik yaptırımların da ağırlaşmasına neden olmuştur. Ancak bu operasyonlar İran’ın nükleer programını tamamen durduramamış; rejim iç istikrarını koruyarak yeni gelişmelere uyum sağlamayı başarmıştır.[13]</p>

<p>Savaş sonrasında İran'ın özellikle Suriye eksenindeki nüfuzunun ciddi biçimde zayıfladığı ve bunun Orta Doğu'da yeni bir jeopolitik güç boşluğu oluşturduğu değerlendirilmektedir. Reuters'ın İran'ın Şam Büyükelçiliğinden elde ettiği resmî belgelere dayanan araştırması, İran'ın bölgeden çekilmesiyle oluşan boşluğu Türkiye ve İsrail gibi bölgesel aktörlerin hızla doldurmaya yöneldiğini ortaya koymaktadır.[14]&nbsp;Benzer şekilde Rus stratejik düşünce çevrelerinde yayımlanan analizlerde de söz konusu savaşın yalnızca İran'a yönelik askerî bir operasyon değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun güç haritasını yeniden şekillendirme süreci olduğu vurgulanmaktadır.[15]&nbsp;Bu çerçevede Türkiye; düzenli ordusu, gelişmiş savunma sanayii, sınır ötesi harekât tecrübesi ve Suriye-Irak sahasındaki fiilî askerî varlığıyla oluşan jeopolitik boşluğu doldurma kapasitesine sahip başlıca bölgesel aktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p>Bu kırılgan güvenlik ortamında İsrail ve ABD, 28 Şubat 2026'da İran'ın Tahran, İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah şehirlerine “Aslanın Kükremesi” ve “Destansı Öfke” kod adlarıyla hava saldırıları düzenleyerek[16]&nbsp;füze altyapısını, askerî ve nükleer tesisleri hedef almış; başkent Tahran başta olmak üzere ülke liderliğine yönelik operasyonlarda Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ile İslam Devrim Muhafızları Birliği'nin (IRGC) çok sayıda üst düzey yetkilisinin öldürüldüğü açıklanmıştır.[17]&nbsp;Yaklaşık kırk gün süren yoğun çatışmaların ardından 8 Nisan 2026'da şartlı ateşkes ilan edilmiş, ancak taraflar arasında kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle çatışmanın sona ermesinden ziyade diplomatik müzakere ve kontrollü gerilim aşamasına geçtiğini söylemek daha isabetlidir. Bununla birlikte İran, üretim tesisleri ile kritik stoklarını yer altı altyapılarında koruyabilmesi sayesinde, aldığı ağır darbeye rağmen operasyonel kapasitesini önemli ölçüde muhafaza etmiştir.[18]</p>

<p>Dolayısıyla İran'ın zayıflamasıyla oluşan jeopolitik boşluk, Rus analizlerinde Türkiye'nin yükselen askerî kapasitesinin daha fazla dikkat çekmesine neden olmuş; bu durum 2025 yılında dile getirilen “Türkiye büyük savaşa hazırlanıyor” söylemini Rus güvenlik perspektifinde yeniden anlamlandırmıştır.</p>

<p>Caydırıcılık mı, Saldırı Hazırlığı mı?</p>

<p>Uluslararası güvenlik literatürüne göre caydırıcılık ile saldırı hazırlığı aynı kavram değildir.[19][20][21]</p>

<p>Türkiye'nin Altay ana muharebe tankı, KAAN millî muharip uçağı, KIZILELMA ve AKINCI insansız savaş platformları, HİSAR ve SİPER hava savunma sistemleri, MİLDEN denizaltısı, TF-2000 hava savunma muhribi ve Millî Uçak Gemisi gibi projeleri, kısa vadeli askerî krizlere tepki olarak başlatılmış girişimler değil; 2000'li yılların başından itibaren uygulanan uzun vadeli kuvvet modernizasyonu ve savunma sanayiinde stratejik özerklik politikalarının ürünüdür. Söz konusu projelerin önemli bir bölümü on yılı aşkın süredir planlanmakta ve geliştirilmektedir. Bu nedenle bu yatırımlar, ani bir savaş hazırlığından ziyade Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını ve bölgesel caydırıcılık kapasitesini güçlendirmeye yönelik uzun soluklu bir savunma planlamasının yansıması olarak değerlendirilmelidir[22][23].</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Türkiye'nin&nbsp;yürüttüğü&nbsp;mevcut güvenlik politikası incelendiğinde temel hedefin saldırgan genişleme değil;&nbsp;olası&nbsp;çok cepheli tehdit&nbsp;ihtimalleri üzerinden&nbsp;ulusal caydırıcılığı artırmak,&nbsp;yerli üretim eksenli olarak&nbsp;savunma sanayiinde bağımsızlığı güçlendirmek ve çevresinde ve hinterlandında&nbsp;oluşabilecek krizlerin Türkiye'ye sirayet etmesini önlemek olduğu görülmektedir.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu haberler, jeopolitik&nbsp;ve jeostratejik&nbsp;rekabet dönemlerinde&nbsp;stratejik iletişim faaliyetlerinin bir unsuru&nbsp;olarak değerlendirilebilir.&nbsp;Türkiye'nin askerî modernizasyon süreci, yalnızca Rusya açısından değil, NATO, Avrupa Birliği,&nbsp;Orta Doğu ülkeleri&nbsp;hatta&nbsp;Asya-Pasifik&nbsp;ülkeleri tarafından&nbsp;da dikkatle izlenen stratejik bir dönüşüm sürecidir.</p>

<p>Sonuç olarak, 2025 yılında Rus medyasında dile getirilen “Türkiye büyük bir savaşa hazırlanıyor” söylemi, aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreçte yaşanan askerî ve jeopolitik gelişmeler ışığında değerlendirildiğinde, doğrudan bir savaş hazırlığının göstergesi olmaktan ziyade Rusya'nın değişen bölgesel güç dengelerine ilişkin güvenlik algısını ve stratejik önceliklerini yansıtan bir söylem olarak öne çıkmaktadır.&nbsp;Bu nedenle söz konusu söylem, yalnızca bir medya değerlendirmesi olarak değil; Rusya’nın bölgesel rekabet ortamında Türkiye’ye yönelik güvenlik algısını yönlendirme çabasının bir parçası olarak okunmalıdır.</p>

<p>​​​:</p>

<p>İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dipnotlar</p>

<p>[1]&nbsp;Ayrıntılı bilgi için bakınız:&nbsp;Hakan Mehmetçik, “21. Yüzyıl için Caydırıcılık: Teori ve Pratikte Neler Değişti?”, Güvenlik Stratejileri, Y.: 11, S.: 22, ss.: 30-46.&nbsp;<a href="https://www.researchgate.net/publication/329702922_21_Yuzyil_icin_Caydiricilik_Teori_ve_Pratikte_Neler_Degisti_Deterrence_for_21st_Century_Changes_in_Theory_and_Practice">https://www.researchgate.net/publication/329702922_21_Yuzyil_icin_Caydiricilik_Teori_ve_Pratikte_Neler_Degisti_Deterrence_for_21st_Century_Changes_in_Theory_and_Practice</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[2]&nbsp;Duhan KALKAN, “Savunma Sanayisinde Milli Teknoloji Hamlesi: Ankara İli Örneği”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sosyal Bilimler Dergisi, 86, 582-596; 2025.&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5168469">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5168469</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[3]&nbsp;Mihail Katkov, “Эрдоган достал ятаган. Турция готовится к большой войне”, ria.ru, 09.07.2025.&nbsp;<a href="https://ria.ru/20250709/turtsiya-2027947400.html">https://ria.ru/20250709/turtsiya-2027947400.html</a>(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[4]&nbsp;Cumhuriyet, “Rus Basını: Erdoğan 'Yatağanı' Çekti, Türkiye Büyük Bir Savaşa Hazırlanıyor”, 11.07.2025.&nbsp;<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/rus-basini-erdogan-yatagani-cekti-turkiye-buyuk-bir-savasa-hazirlaniyor-2417260">https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/rus-basini-erdogan-yatagani-cekti-turkiye-buyuk-bir-savasa-hazirlaniyor-2417260</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[5]&nbsp;Ahmet Özkan, “Türkiye’nin Terörle Mücadelede Değişen Güvenlik Konsepti: Sınırların Ötesinde Güvenlik”, Uluslararası Afro-Avrasya Araştırmaları Dergisi, / C.: 10, S.: 20, Haziran 2025.&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4886657">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4886657</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[6]&nbsp;Alper Coşkun, “The&nbsp;Shifting Balance Of Power&nbsp;in&nbsp;the&nbsp;Black Sea”, GİS Report, February 14, 2024.&nbsp;<a href="https://www.gisreportsonline.com/r/turkey-black-sea/?utm_source=chatgpt.com">Balance of power in the Black Sea shifts to Turkey</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[7]&nbsp;Sinem Cengiz,&nbsp;“Turkiye’s Delicate Balancing Act&nbsp;in&nbsp;the Black Sea”. Arab News, April 04, 2025.&nbsp;<a href="https://www.arabnews.com/node/2595926/%7B%7B?utm_source=chatgpt.com">Turkiye’s delicate balancing act in the Black Sea | Arab News</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[8]&nbsp;Karen Kaya, “Turkey as a Drone Superpower: A Case Study of a Mid-Size Power Driving the Operational Environment”,&nbsp;t2.com, Foreign Military Studies Office (FMSO), March 2023.&nbsp;<a href="https://oe.t2com.army.mil/site-content/OEE/Foreign%20Perspective%20Breif/TRADOC_FMSO_2023MAR28_Turkey_Drone_Superpower_Kaya.pdf?utm_source=chatgpt.com">TRADOC_FMSO_2023MAR28_Turkey_Drone_Superpower_Kaya.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[9]&nbsp;Stratejik İletişim ve Stratejik Yönetim, 2023 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2023.&nbsp;<a href="https://yayinlar.iletisim.gov.tr/uploads/STRATEJI%CC%87K_I%CC%87LETI%CC%87S%CC%A7I%CC%87M_ve_STRATEJI%CC%87K_YO%CC%88NETI%CC%87M.pdf">https://yayinlar.iletisim.gov.tr/uploads/STRATEJI%CC%87K_I%CC%87LETI%CC%87S%CC%A7I%CC%87M_ve_STRATEJI%CC%87K_YO%CC%88NETI%CC%87M.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[10]&nbsp;Naja Bentzen, “NATO Strategic Communications–Anevolvingbattleof Narratives”, EPRS | European Parliamentary Research Service, Members' Research Service, Briefing July2016.&nbsp;<a href="https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2016/586600/EPRS_BRI(2016)586600_EN.pdf">https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2016/586600/EPRS_BRI(2016)586600_EN.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[11]&nbsp;Ahmet Emin Dağ, “Jeopolitik Kırılma: İran-İsrail Savaşı Ardından Ortadoğu’daki Yeni Güç Dinamikleri”, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacılar Derneği ORDAF, 30.06.2025.&nbsp;<a href="https://ordaf.org/jeopolitik-kirilma-iran-israil-savasi-ardindan-ortadogudaki-yeni-guc-dinamikleri/">https://ordaf.org/jeopolitik-kirilma-iran-israil-savasi-ardindan-ortadogudaki-yeni-guc-dinamikleri/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[12]&nbsp;Orta Doğu Haber, “ABD&nbsp;ve&nbsp;İran&nbsp;Anlaştı:&nbsp;Ortadoğu’da&nbsp;Yeni Dönem Başlıyor”, 15.06.2026.&nbsp;<a href="https://www.ortadoguhaber.com/abd-ve-iran-anlasti-ortadoguda-yeni-donem-basliyor/">https://www.ortadoguhaber.com/abd-ve-iran-anlasti-ortadoguda-yeni-donem-basliyor/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[13]&nbsp;Krzysztof Strachota, “Iran in Crisis: the Landscape After the Twelve-Day War”, OSW, 2025-12-18.&nbsp;<a href="https://www.osw.waw.pl/en/publikacje/osw-commentary/2025-12-18/iran-crisis-landscape-after-twelve-day-war">https://www.osw.waw.pl/en/publikacje/osw-commentary/2025-12-18/iran-crisis-landscape-after-twelve-day-war</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[14]&nbsp;John Davidson, Allison Martel ve Reade Levinson, “Iran had imperial ambitions in Syria. Secret embassy papers show why it failed”, Reuters, May 1, 2025.&nbsp;<a href="https://www.reuters.com/investigations/iran-had-imperial-ambitions-syria-secret-embassy-papers-show-why-it-failed-2025-05-01/?utm_source=chatgpt.com">Iran had imperial ambitions in Syria. Secret embassy papers show why it failed | Reuters</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[15]&nbsp;Alireza Noori, “Israel’s War Against Iran: The Dangerous Ambition for Remapping the Middle East”, Russia in Global Affairs, 16.07.2025.&nbsp;<a href="https://eng.globalaffairs.ru/articles/remapping-mideast-noori/?utm_source=chatgpt.com">Israel’s War Against Iran: The Dangerous Ambition for Remapping the Middle East — Russia in Global Affairs</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[16]&nbsp;Abdulwajid Soroush, “Three Narratives of Victory in One War”, RealClear Defense, April 28, 2026.&nbsp;<a href="https://www.realcleardefense.com/articles/2026/04/28/three_narratives_of_victory_in_one_war_1179264.html">https://www.realcleardefense.com/articles/2026/04/28/three_narratives_of_victory_in_one_war_1179264.html</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[17]&nbsp;BBC, “Why did US and Israel attack Iran and how long could the war last?”, 23 April 2026.&nbsp;<a href="https://www.bbc.com/news/articles/cx2dyz6p3weo">https://www.bbc.com/news/articles/cx2dyz6p3weo</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[18]&nbsp;Merve Kornik, “Hava Operasyonları Sonrası İran’ın Füze Gücü Ne Durumda?”, Ekonomim, 09.05.2026.&nbsp;<a href="https://www.ekonomim.com/dunya/hava-operasyonlari-sonrasi-iranin-fuze-gucu-ne-durumda-haberi-893102">https://www.ekonomim.com/dunya/hava-operasyonlari-sonrasi-iranin-fuze-gucu-ne-durumda-haberi-893102</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[19]&nbsp;Michael J. Mazarr, “Understanding Deterrence”, Rand, Apr 19, 2018.&nbsp;<a href="https://www.rand.org/pubs/perspectives/PE295.html">https://www.rand.org/pubs/perspectives/PE295.html</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[20]&nbsp;James B. Steinberg, Michael E. O’hanlon ve Susan E. Rice, “The New National Security Strategy and Preemption”, Brookings, December 21, 2002. https://www.brookings.edu/articles/the-new-national-security-strategy-and-preemption/ (Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[21]&nbsp;Christof Heyns, “The Definition of an “Attack” under the Law of Armed Conflict”, Lieber&nbsp;Institute, Nov 3, 2020.&nbsp;<a href="https://lieber.westpoint.edu/definition-attack-law-of-armed-conflict-protection/">https://lieber.westpoint.edu/definition-attack-law-of-armed-conflict-protection/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[22]&nbsp;Tom Waldwyn, “Turkiye’s Defence-industrial Relationships with Other European States”, iiss.org, September 2024.&nbsp;<a href="https://www.iiss.org/globalassets/media-library---content--migration/files/research-papers/2024/09/trk4/iiss__turkiyes-defence-industrial-relationships-with-other-european-states_11092024.pdf?utm_source=chatgpt.com">iiss__turkiyes-defence-industrial-relationships-with-other-european-states_11092024.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[23]&nbsp;Tom Waldwyn, “Turkiye’s defence industry charts a course for European growth”, iiss.org, 20th January 2025.&nbsp;<a href="https://www.iiss.org/online-analysis/military-balance/2025/01/turkiyes-defence-industry-charts-a-course-for-european-growth/?utm_source=chatgpt.com">Turkiye’s defence industry charts a course for European growth</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 20:23:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Hatay...</title>
                <category>Hüseyin Mert Turan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yeni-hatay-7884</link>
                <author>huseyinmertturan0@gmail.com (Hüseyin Mert Turan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yeni-hatay-7884</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Hatay...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Hatay...</p>

<p>Uzun zamandır Hatay’a gelmemiştim, bu yüzden Hatay hakkında yazma haddimi kendimde bulmuyordum. Buradaki yaşamı, daha&nbsp;doğrusu yaşam mücadelesini, görmeden anlatmaya çalışmak imkânsızdı&nbsp;ve bu kadar kısa sürede bu yetkinliği kazanmış olmam hâlâ&nbsp;imkânsız. Bu yüzden yazdığım yazı sadece bir gözlem, rica&nbsp;ve tavsiye niteliğindedir.&nbsp;Bu yazıyı, Hatay’da doğmuş, büyümüş ve şehrine bağlı olan bir genç olarak yazıyorum.</p>

<p>Depremin&nbsp;ne olduğunu sorguladığımızda genelde kafamızda yapısal&nbsp;taslaklar&nbsp;oluşur.&nbsp;Ancak Hatay’daki sorunlar birkaç bina yıkıntısından çok daha ileride. Şehrin meydanlarında, kamusal alan olmaya çalışan parklarında veya otobüs duraklarında bile fark edebileceğiniz sorunlar,&nbsp;ufak gibi görünse de akşam Hataylının evine, sofrasına ve uykularına taşınıyor.&nbsp;</p>

<p>Gözle görülebilir toz yığınları insanların bedenlerini&nbsp;sararken, Hatay halkıyla özdeşleşmiş; hoşgörü, yardımseverlik, güven gibi birçok değerin de üstünü kaplamaya çalışıyor ve buradaki insanların asıl mücadelesi burada başlıyor.&nbsp;</p>

<p>Şu an bunları yazarken amacım Hatay halkını karalamak veya yaşayanları zan altında bırakmak değil ancak benim hatırladığım Hatay hiçbir zaman böyle olmamıştı.&nbsp;</p>

<p>Dün fotoğraf çekmek ve durumlardan haberdar olmak için dolaştığım Antakya’da sorunlar otobüse binerken başladı, herkes havadaki toz kütlesi&nbsp;gibi sinirli, ağır ve hırçındı. Kimse kimseye selam&nbsp;bile&nbsp;vermiyordu&nbsp;veya herhangi biri yol soran birini kolayca aşağılayabiliyordu.&nbsp;</p>

<p>Buradaki sorun evlerin, hastanelerin veya kurum binalarının eksikliğinin ilerisinde.&nbsp;Psikolojik ve sosyal bir yapıyı insanlar kendi içlerinde ve kendi aralarında onarmaya çalışıyor. Buluşma, kahve içme veya iki lafın belini kırma mekanları bile bu yeni yapılanma süreciyle kendine yer bulmaya çalışıyor.&nbsp;</p>

<p>Bir tarafta tamamen kabullenmiş ve sosyal hayatı en alt seviyede tutarak depremin etkisini tolere etmeye çalışanlar, bir tarafta ise farkında olmadan yeni kamusal düzeni oluşturan insanlar var ancak en önemlisi azınlık olmalarına rağmen şehri ayağa kaldırmak için çabalayan&nbsp;ve Hatay kimliğinden vazgeçmeyenler.</p>

<p>Hatay’ın ne olduğunu ve dayatılan Hatay kimliğinin gerçeğin yanından bile geçmediğini bilen bu azınlığa çok büyük bir sorumluluk düşüyor.&nbsp;Bir şehri yeniden inşa etmenin&nbsp;sadece binaları, yolları yaparak veya bunları yaparken siyasi şemayı şekillendirmeye çalışarak olmayacağını onlar da biliyor&nbsp;–ki bunların&nbsp;da yapılıp yapılmadığı tartışılır.</p>

<p>Bu konuyu&nbsp;David Harvey&nbsp;"Şehir hakkı, şehir kaynaklarına erişim hakkından çok daha fazlasıdır; şehri değiştirerek kendimizi değiştirme hakkıdır. Şehrin nasıl yeniden inşa&nbsp;edileceği, toplumsal bağlarımızın nasıl yeniden kurulacağıyla doğrudan ilgilidir"&nbsp;şeklinde&nbsp;açıklar&nbsp;(Harvey, 2013, s. 1).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hatay’ın yeniden doğmasının önündeki en büyük sınav inşaat firmalarının değil bu kültür ve şehir içinde büyümüş bizlerindir.&nbsp;Ancak gözlemlediğim kadarıyla bu yapı büyük bir manipülasyon aracına dönüşerek halkın zaten temel ihtiyacı olan şeyler birer&nbsp;lütufçasına&nbsp;sunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Şehrin yeniden oluşumu için çaba sarf eden azınlıktan ve bu azınlığa katılmaya çalışanlardan&nbsp;en büyük ricam, Hatay’ın kimliğindeki zedelenmenin onarımı üzerine çalışmaktır, buçalışma dışarıdan bakıldığında&nbsp;zor&nbsp;gibi görülse de aslında bazı örnekleri basit bir konserde bir araya gelen insanlarla bile ortaya çıkabilmektedir.</p>

<p>Bizlere düşen şehir veya yurt dışında Hatay’ı tanıtmak için yaptığımız bazı faaliyetleri Hatay içinde de bu kimliğe sahip çıkarak yinelemek&nbsp;ve bu toprakların, bu köklerin ne olduğunu unutmamaktır. Hatay hiçbir zaman yıkıntılar şehri değildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hüseyin Mert&nbsp;Turan</p>

<p>Antakya – 08.07.2026</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 20:20:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2023/06/huseyin-mert-turan-1686316127.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Ben Şaka Yapmıştım, Sen Çok Alıngansın!&quot; | İlişkileri Bitiren O Gizli Cümle</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-saka-yapmistim-sen-cok-alingansin-iliskileri-bitiren-o-gizli-cumle-7883</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-saka-yapmistim-sen-cok-alingansin-iliskileri-bitiren-o-gizli-cumle-7883</guid>
                <description><![CDATA["Ben Şaka Yapmıştım, Sen Çok Alıngansın!" | İlişkileri Bitiren O Gizli Cümle]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Ben Şaka Yapmıştım, Sen Çok Alıngansın!" | İlişkileri Bitiren O Gizli Cümle</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Günlük hayatta, arkadaş ortamlarında ya da ikili ilişkilerde en sık duyduğumuz, duyduğumuzda da insanın içini kemiren, kendinde sorun varmış algısı yaratan o meşhur savunma cümlesi: "Ben sadece şaka yapmıştım, sen de çok hassassın!"</p>

<p>Peki, bu olayın aslı gerçekten öyle mi? Bir taraf istediğini özgürce ifade ediyorken diğer taraf gereksiz bir hassasiyet mi gösteriyor sizce? Yoksa göremediğimiz başka dinamikler mi var?</p>

<p>Bir Yaşam ve Farkındalık Koçu olarak analizlerime göre, ilişkilerdeki en büyük kör noktalardan biri tam olarak budur. Aynı gökyüzünün altında bambaşka hayatlar yaşarız; hatta aynı evde büyüyen, aynı annenin çocukları arasında bile bu durum böyledir.</p>

<p>Neden Her İnsanın Farklı Bir Bakış Açısı Vardır?</p>

<p>Gerçek şu ki, hiç kimse dünyaya çıplak gözle bakmaz. Her birimizin gözünde geçmiş deneyimlerimizden, çocukluk kırgınlıklarımızdan, aile kültürümüzden ve mizaç özelliklerimizden yapılmış filtreli birer gözlük vardır.</p>

<p>Sizin için sadece "zararsız bir espri" olan bir kelime, karşınızdaki insanın çocukken yetersizlik hissettiği bir yaraya dokunuyor olabilir. Sizin "Ne var bunda gülecek?" dediğiniz bir durum, başkası için açık bir saygı sınırı ihlali anlamına gelebilir. İnsanları farklı kılan şey olayların kendisi değil, o olaylara zihinlerinde verdikleri anlamlardır. İşte bu yüzden, birinin "şaka" dediği şey, diğerinin "Sınırlarıma basıyorsun!" çığlığı olabilir.</p>

<p>Bu Kadar Farklıyken Nasıl Bir Arada Yaşayacağız?</p>

<p>Herkesin bu kadar farklı düşündüğü, hissettiği ve algıladığı bir dünyada&nbsp;kaos&nbsp;kaçınılmaz gibi görünebilir. Ancak bir arada huzurla yaşamanın anahtarı herkesin aynı düşünmesini sağlamak değil, farkındalığı devreye sokmaktır.</p>

<p>Peki, bu köprüyü nasıl kuracağız?</p>

<p>1. Haklı Olma Arzunu Bırak, Anlama Arzusunu Seç:Bir tartışmada amacınız "Ben haklıyım, o alıngan" diyerek kendinizi temize çıkarmak olduğunda, ilişkiyi kaybedersiniz. Farkındalık koçluğunun temel prensiplerinden biri şudur: "Karşımdaki insan neden şu an incindi?" sorusunu sorabilmek. Niyete değil, sonuca bakmak köprü kurmanın ilk adımıdır.</p>

<p>2. "Benim Doğrum" Evrensel Doğru Değildir:&nbsp;Sizin sınırlarınız esnek olabilir ancak başkasının sınırları daha nettir. Bir arada yaşama sanatı; kendi özgürlük alanımızı korurken, başkasının&nbsp;kırmızı çizgilerine&nbsp;park etmemeyi öğrenmektir.</p>

<p>3. Suçlamak Yerine İfade Et:&nbsp;"Sen çok alıngansın" demek bir etikettir ve karşı tarafı doğrudan savunmaya iter. Bunun yerine, "Bu şakanın seni inciteceğini öngöremedim, niyetim kesinlikle bu değildi" diyebilmek, olgunluğun ve yüksek farkındalığın göstergesidir.</p>

<p>Farklılıklar Tehdit Değil, Zenginliktir</p>

<p>Eğer herkes her şeye aynı tepkiyi verseydi, dünya oldukça sıkıcı ve mekanik bir yer olurdu. Bizi insan yapan, aynı manzaraya bakıp bambaşka şiirler yazabilme yeteneğimizdir.</p>

<p>Bir dahaki sefere birisi yaptığınız bir şeye kırıldığında, ona "alıngan" damgası vurmadan önce durun ve sorun: "Acaba onun gözlüğünden bu durum nasıl görünüyor?"</p>

<p>Unutmayın; ilişkileri yıkan şey insanların farklı bakış açılarına sahip olması değil, birbirlerinin bakış açılarına kör kalmasıdır. Birbirimizin sınırlarına saygı duyarak da bağ kurabilir, şakalar yapıp birlikte gülebiliriz.</p>

<p>Birbirimizin sınırlarına saygı duymak, hep birlikte anlaşarak gelişmek ve&nbsp;şifalanmak&nbsp;niyetiyle...</p>

<p>Benden bana, bizden size gelsin.</p>

<p>Gamze ARSLAN</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu</p>

<p>Instagram: @gamzeilefarkindalik</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 22:09:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyiyi-ogutlemek-kotulukten-sakindirmak-7882</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyiyi-ogutlemek-kotulukten-sakindirmak-7882</guid>
                <description><![CDATA[İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Emri bil mâruf Nehyi anil Münker)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüzde mü’minlerin çoğunluğunun terkettiği, ama Rabbimiz Allah’ın Kur’anda mü’minlere farz olarak emrettiği görevlerden biri de: ‘Emri bil mâruf, Nehyi anil Münker’dir. Yani; “İnsanlara iyiyi öğütlemek, kötülükten sakındırmak.” İyi nedir, kötü nedir? derseniz. Kur’an ve Sünnet ölçeğinde Allah’ın rızasına uygun olan,olumlu ve faydalı olan Hakkı, adaleti, merhameti, sevgiyi ve güzel ahlakı içeren her türlü düşünce, söz ve davranış iyidir, iyiliktir. Her güzel söz ve her güzel davranış bir sadakadır. Kötü ise; Allahın rızasına ve insan fıtratına uygun olmayan, Allahın razı olmadığı, haram kıldığı; yalan, iftira, hırsızlık, gıybet, zulüm... gibi. çirkin ve zararlı olan her türlü düşünce, söz ve davranış kötüdür, kötülüktür. Rabbimiz Allah iyiyi öğütler kötüyü, kötülüğü de nehyeder, yasaklar. İyilikleri fazlasıyla mükafatlandırır. Kötülükleri de dengiyle ve azabıyla cezalandırır. Biliniz ki; İyinin ve iyiliğin, hakikatin ve doğrunun, güzelin ve faydanın, Hak ve adâletin ve güzel ahlakın yerleşmediği, kötülüklerin ve haramların terkedilmediği toplumlar asla huzurlu ve mutlu olamazlar. Kendileri huzursuz oldukları gibi başka toplumlara da huzur vermezler. Böyle insanların ve böyle toplumların geçmişte nasıl helâk edildiğini, Allah'ın azâbının onları nasıl kuşattığını ve birbirine kötülük yapan, zulmeden nice insanların ve kavimlerin geçmişte nasıl helak edildiklerini Rabbimiz Allah bize şöyle bildirir: “Biz birbirine zulmeden nice şehir/ülke halkını kırıp geçirdik ve onlardan sonra orada başka başka toplumlar meydana getirdik.” (Enbiya-11)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedene sevgili dostlar, başta anne ve babalar olmak üzere ilim ve irfan sahibi olan, edeb ve âdab sahibi olan âlimler ve tüm müminler ve özellikle büyükler ‘Emri bil mâruf ve Nehyi anil Münker’den sorumludurlar. Namazdan, Oruçtan ve diğer ibadetlerden sorumlu oldukları gibi!.. Bu görevi yapmayanlar Allahın emrini yapmamış olur ve günah kazanır ve hesabı da ağır olur. Bunu asla unutmayın! Çünkü islamda; insan kendi nefsinden sorumlu olduğu gibi ailesinden ve çevresindeki mü’min kardeşlerinden de sorumludur. Zira İslam dini toplum dinidir. Peygamberimiz Hz.Muhammed bir sözünde şöyle buyurur: “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyi diğer din kardeşleri için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş, olamaz.” Yani gerçek mü’min olamaz!” Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Siz, (ey müminler) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir toplumsunuz. iyiliği öğütler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız; Çünkü siz Allah'a inanıyorsunuz...”' (Ali İmrân-110). Allahın bu emri; bir mü’minin sadece kendisinden sorumlu olmadığını, içinde yaşadığı toplumun huzuru, saadeti ve güvenliği için çevresinden de sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda müminler; insanlığın ve dahi islamın en önemli ilkeleri olan iyiyi ve doğruyu, doğruluğu ve dürüstlüğü, güzel ahlakı, adaleti, merhameti ve sevgiyi öğütleyen, iyiye örnek olan, kötülükten sakınan ve sakındıran en güzel ahlâka sahip olan bir peygamberin vârisleri olarak; “Emri bil mâruf ve Nehyi anil münker” den sorumludurlar. Peygamberimiz Hz.Muhammed bir hadisinde şöyle buyurur: “Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin! Buna gücü yetmezse diliyle (öğütle) düzeltsin! Buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin/kınasın! Bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.'”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mü’minler iyiyi ve doğruları öğütlemeye ve uygulamaya, kötülükten sakınmaya ve sakındırmaya ve örnek olmaya önce kendisinden başlamalı. Zira, ne acıdır ki, günümüzde mü’minlerin çoğu başkalarına güzel güzel öğütler verirler, mesajlar gönderirler ama maalesef kendileri o öğütleri nefislerine uygulamazlar ve yaşamazlar. Yoksa günümüzde müslümanlar arasında kötülükler, zulümler ve hayasızlıklar bu kadar çoğalır mı? Müslümanlar bu konuya çok dikkat etmeli,. Zira Rabbimiz Allah bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır; “Siz Kitabı (Kur’anı) okuduğunuz hâlde, iyiliği başkalarına öğütleyip de kendinizi unuturmusunuz. Yoksa siz, bunun doğru olmadığını anlamıyormusunuz?” (Bakara-44) Mü’min, iyiliği öğütlemeye ve kötülükten sakınmaya ve sakındırmaya önce kendisinden ve ailesinden başlamalı. Eğer bir toplumda aileler edep ve âdab yönünden, iman ve ahlak yönünden iyi olursa, biliniz ki, o toplumun hepsi güzel ahlaklı, güzel edebli ve medenî bir toplum olur. Peygamberimizin Medinede inşâ ettiği “Asrı Saadet toplumu” böyle inşâ edilmiş bir toplumdu. O peygamberin düsturu şu idi: “Komşusu açken kendisi tok sabahlayan bizden değildir.” Hz. Lokman da bu öğluna şu öğüdü vermişti: "Yavrum, namazı gereği gibi (yaşayarak) dosdoğru kıl; insanlara iyiliği öğütle, kötülükten/fenâlıktan alıkoy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete de katlan. Çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdir." (Lokman-17). Sözümüzü Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim. “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidir/dostlarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar iyiliği öğütlerler, kötülükten sakındırırlar...” (Tevbe-71) Ömrünüz sağğlıklı, huzurlu ve feyizli olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:00:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadeniz&#039;de Jeopolitik Rekabet ve Türkiye: NATO&#039;nun Yeni Stratejik Yaklaşımı Çerçevesinde Güvenlik Riskleri ve Stratejik Denge Arayışı</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizde-jeopolitik-rekabet-ve-turkiye-natonun-yeni-stratejik-yaklasimi-cercevesinde-guvenlik-riskleri-ve-stratejik-denge-arayisi-7881</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizde-jeopolitik-rekabet-ve-turkiye-natonun-yeni-stratejik-yaklasimi-cercevesinde-guvenlik-riskleri-ve-stratejik-denge-arayisi-7881</guid>
                <description><![CDATA[Karadeniz'de Jeopolitik Rekabet ve Türkiye: NATO'nun Yeni Stratejik Yaklaşımı Çerçevesinde Güvenlik Riskleri ve Stratejik Denge Arayışı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz'de Jeopolitik Rekabet ve Türkiye: NATO'nun Yeni Stratejik Yaklaşımı Çerçevesinde Güvenlik Riskleri ve Stratejik Denge Arayışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, 2026 yılı itibarıyla yalnızca iki ülke arasındaki askerî mücadele olmaktan çıkmış; Karadeniz merkezli küresel güç rekabetinin yeni bir aşamasına dönüşmüştür. Ukrayna’nın Rusya Federasyonu’nun derinliklerine yönelik insansız hava aracı saldırılarının artması, NATO’nun doğu kanadını güçlendirme faaliyetleri, ABD’nin Yunanistan’daki askerî varlığını genişletmesi, Avrupa güvenlik mimarisindeki dönüşüm ve Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi gibi stratejik konular birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin jeostratejik öneminin daha da arttığı görülmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Karadeniz, NATO, Rusya, Ukrayna, Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Jeopolitik, Güvenlik.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna Savaşı dördüncü yılını geride bırakırken çatışmaların coğrafi kapsamı ve stratejik niteliği önemli ölçüde değişmiştir. Ukrayna’nın Rusya Federasyonu’nun iç bölgelerinde bulunan askerî tesisleri, enerji altyapısını ve lojistik merkezleri hedef alan uzun menzilli insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanması, savaşın klasik cephe hattının ötesine taşındığını göstermektedir.[1] Bu durum, Karadeniz havzasını yalnızca bölgesel bir çatışma alanı olmaktan çıkararak NATO, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği ve Avrasya merkezli küresel jeopolitik rekabetin başlıca odak alanlarından biri hâline getirmektedir. Bu gelişmeler, askerî dengelerin yanında enerji güvenliği ve ulaştırma koridorlarını da etkilemekte ve bölgesel güç dağılımını yeniden şekillendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna paralel olarak İran-ABD hattında dönemsel diplomatik yumuşama işaretlerinin görülmesi ve Orta Doğu’daki bazı kriz başlıklarının görece arka plana düşmesi, ABD ve NATO’nun stratejik dikkatini yeniden Karadeniz havzasına yöneltmektedir. Bu süreçte Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, yalnızca ittifakın kurumsal geleceği açısından değil, Karadeniz’deki güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceği bakımından da önem taşımaktadır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'nin de Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne davet edildiğini ve zirvede yer alacağını açıklaması dikkat çekici bir gelişme olmuştur.[3] Bununla birlikte Zelenskiy, zirveye NATO üyesi bir devlet başkanı sıfatıyla değil, davetli ortak ülke lideri olarak katılacaktır. Bu kapsamda Zelenskiy'nin, 32 NATO üyesinin katılacağı ana liderler oturumunda yer almaması; buna karşılık NATO Genel Sekreteri ile birçok müttefik ülke lideriyle ikili görüşmeler gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bu durum, Ukrayna meselesinin NATO gündemindeki önemini koruduğunu göstermekle birlikte, Ankara Zirvesi'nin yalnızca Ukrayna savaşı ekseninde şekillenmeyeceğine de işaret etmektedir. Bu çerçevede Ankara Zirvesi, yalnızca Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bir toplantı olmanın ötesinde; NATO'nun değişen güvenlik önceliklerinin, Karadeniz jeopolitiğinin ve Türkiye'nin stratejik rolünün yeniden öne çıktığı önemli bir platform niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz’de Değişen Güvenlik Dengesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2024-2025 yıllarında uluslararası kamuoyunun dikkatinin büyük ölçüde İran-İsrail gerilimi, Gazze krizi ve Orta Doğu merkezli gelişmelere yöneldiği görülmüştür. Ancak 2026 itibarıyla Karadeniz yeniden ABD, NATO ve Rusya arasındaki stratejik rekabetin öne çıkan sahalarından biri hâline gelmektedir. Ukrayna’nın Rusya’nın iç bölgelerine yönelik uzun menzilli saldırıları, NATO’nun doğu kanadındaki askerî hazırlıkları ve Rusya’nın Karadeniz’deki askerî varlığını yeniden yapılandırma çabaları bu dönüşümü daha görünür hâle getirmiştir.[4][5][6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ukrayna'nın son dönemde Rusya'nın iç bölgelerine yönelik geniş çaplı İHA saldırıları, Rus askerî kapasitesini sınırlamanın yanı sıra stratejik caydırıcılığı zayıflatmayı ve Rus iç kamuoyunda güvenlik algısını etkilemeyi amaçlayan hibrit savaş unsurları olarak değerlendirilebilir. [7] Bu nedenle söz konusu saldırılar, taktik askerî hamlelerin ötesinde Kremlin’in iç güvenlik algısını ve kamuoyu psikolojisini etkileyen stratejik baskı unsurları olarak değerlendirilebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler karşısında Moskova yönetimi hava savunma kapasitesini güçlendirirken Karadeniz’deki askerî konuşlanmasını da gözden geçirmektedir. NATO ise Romanya, Polonya ve Baltık ülkelerinde askerî hazırlık seviyesini artırmakta; doğu kanadını daha görünür bir caydırıcılık hattına dönüştürmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte 30 Haziran-14 Temmuz 2026 tarihleri arasında Bulgaristan’ın karasuları ve Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisinde, özellikle Varna ve Burgaz deniz üsleri çevresinde icra edilecek Breeze 2026 (BRİZ 2026) NATO Tatbikatı da dikkat çekici bir gelişmedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği ve Karadeniz’in stratejik öneminin arttığı bir dönemde gerçekleştirilecek bu tatbikat, askerî eğitim faaliyetinin ötesinde NATO’nun Karadeniz’deki varlığını, müttefikler arası uyumu ve bölgesel caydırıcılık iradesini göstermesi bakımından stratejik mesaj niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye’nin Stratejik Konumu</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Karadeniz'e kıyısı bulunan NATO üyeleri arasında Montrö rejimini uygulayan ve boğazlar üzerinde egemenlik yetkisine sahip tek ülkedir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumlulukları, gelişen savunma sanayii kapasitesi ve Balkanlar-Kafkasya-Orta Doğu hattındaki jeopolitik konumu nedeniyle Karadeniz, güvenlik yapılanmasının en kritik aktörlerinden biridir. En önemlisi de Montrö, Karadeniz'in askerîleştirilmesini sınırlayan en önemli uluslararası hukuk belgesidir. Bunun sonucu olarak savaşın başlangıcından itibaren titizlikle uygulanması, Karadeniz’de askerî dengenin belirli ölçüde korunmasına katkı sağlamıştır.[9] Türkiye bu yönüyle yalnızca NATO üyesi bir ülke değil, aynı zamanda Karadeniz’de kriz yönetimi ve askerî tırmanmayı sınırlama kapasitesine sahip dengeleyici bir aktördür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak NATO’nun doğu kanadındaki askerî varlığını artırması ve hava savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik girişimleri, Türkiye’nin ittifak içindeki rolünü daha da görünür hâle getirmektedir. Bu durum Ankara’nın caydırıcılığını artırabilecek bir gelişme olmakla birlikte, Rus güvenlik çevrelerinde Türkiye’nin NATO’nun ileri caydırıcılık mimarisindeki rolünün daha fazla tartışılmasına da neden olabilir. Bu çerçevede Türkiye açısından temel mesele, NATO üyeliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirirken Karadeniz’de doğrudan çatışma riskini artırmayacak dengeli bir stratejik hat izlemektir. Bu açıdan Ankara’nın son yıllarda sürdürdüğü denge politikası, yalnızca diplomatik bir tercih değil; ulusal güvenlik, enerji güvenliği, ticaret yollarının korunması ve bölgesel istikrar açısından stratejik bir zorunluluktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Stratejik Konumu ve Bölgesel Güvenlik Mimarisindeki Rolü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve diğer Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin ekonomik kalkınma ve dış ticaret stratejileri büyük ölçüde Hazar Havzası, Güney Kafkasya ve Karadeniz üzerinden Avrupa’ya uzanan enerji ve ulaştırma koridorlarının güvenliğine dayanmaktadır. Özellikle Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru, diğer adıyla Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında alternatif ve güvenilir bir lojistik güzergâh olarak giderek daha fazla önem kazanmaktadır.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Karadeniz’de yaşanabilecek güvenlik krizleri, yalnızca NATO-Rusya askerî dengesi açısından değil; TDT üyesi ülkelerin enerji ihracatı, dış ticaret hacmi, lojistik bağlantıları ve Avrupa pazarlarına erişimi bakımından da doğrudan sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.[11]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapsamda TDT’nin önümüzdeki dönemde güvenlik istişare mekanizmalarını geliştirmesi, enerji ve ulaştırma altyapılarının korunmasına yönelik ortak yaklaşımlar oluşturması, siber güvenlik, afet yönetimi, kriz yönetimi ve savunma sanayii alanlarında kurumsal iş birliğini derinleştirmesi önem taşımaktadır. Türkiye’nin Karadeniz’e açılan jeostratejik konumu ile Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’daki merkezi rolü, Teşkilatın Avrasya ulaştırma ve enerji ağlarının güvenliğinde üstlenebileceği işlevi güçlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte mevcut jeopolitik şartlar dikkate alındığında, TDT’nin kısa ve orta vadede Karadeniz’de askerî bir ittifaka dönüşmesini beklemek gerçekçi değildir. Daha uygulanabilir yaklaşım; enerji güvenliği, Orta Koridor’un sürdürülebilirliği, ekonomik entegrasyon, savunma sanayii iş birliği ve kriz yönetimi alanlarında kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesidir. Böyle bir model, üye devletlerin farklı dış politika önceliklerini gözeten dengeli bir güvenlik anlayışı sunarken, TDT’nin Avrasya’da istikrar ve bölgesel iş birliğine katkı sağlayan önemli bir aktör olarak konumunu da güçlendirecektir.[12] Ayrıca ASELSAN, BAYKAR ve TUSAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin savunma sanayii kuruluşlarının geliştirdiği projeler ile ortak üretim ve teknoloji paylaşımına dayalı girişimler de TDT bünyesindeki savunma iş birliği potansiyelini güçlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İngiliz Stratejik Düşüncesi ve Karadeniz</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İngiltere, Brexit sonrasında benimsediği “Global Britain” vizyonu doğrultusunda Avrupa güvenliğini yalnızca NATO’nun geleneksel savunma alanlarıyla sınırlı görmemekte; Hint-Pasifik’ten Karadeniz’e uzanan geniş bir jeostratejik perspektif geliştirmektedir. AUKUS güvenlik ortaklığı ile Londra, deniz gücü, ileri teknoloji ve caydırıcılık kapasitesini küresel ölçekte artırmayı hedeflerken; Doğu Avrupa’da Ukrayna’ya sağladığı askerî destek, NATO’nun doğu kanadına verdiği katkılar ve Polonya ile Baltık ülkeleriyle geliştirdiği savunma iş birlikleri aracılığıyla Rusya’ya karşı Batı stratejisinin önemli aktörlerinden biri hâline gelmiştir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İngiltere açısından Karadeniz, yalnızca Rusya'nın çevrelenmesi stratejisinin bir parçası değil; aynı zamanda Avrupa'nın enerji arz güvenliği, kritik deniz ulaştırma hatlarının korunması ve NATO'nun kuzey ile güney kanatları arasındaki stratejik bağlantının sürdürülebilirliği bakımından da önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden kaynaklanan yetkileri, güçlü deniz kuvvetleri ve Karadeniz'e erişimi kontrol eden jeostratejik konumuyla Londra'nın bölgesel güvenlik hesaplamalarında vazgeçilmez ortaklardan biri olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında savunma sanayii, deniz güvenliği ve stratejik istişare alanlarında gelişen iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşebileceğine işaret etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu stratejik yaklaşımın Karadeniz’e yansıması, bölgenin yalnızca Rusya-Ukrayna Savaşı’nın operasyon sahası olarak değil; Avrupa’nın enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve NATO’nun doğu kanadının savunulması açısından kritik bir merkez olarak görülmesidir. İngiliz güvenlik belgelerinde Karadeniz’in Avrupa-Atlantik güvenlik mekanizmasının ayrılmaz parçası olarak değerlendirilmesi, Londra’nın önümüzdeki dönemde Ukrayna’ya yönelik askerî desteğini, NATO çerçevesindeki deniz güvenliği faaliyetlerini ve Romanya ile Bulgaristan başta olmak üzere Karadeniz’e kıyısı bulunan müttefiklerle savunma iş birliğini sürdüreceğine işaret etmektedir.[14] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Fransa’nın Doğu Akdeniz merkezli güvenlik ve nüfuz politikalarında daha görünür bir rol üstlenmesine karşılık, İngiltere’nin Karadeniz ve Doğu Avrupa güvenliği ekseninde daha aktif bir stratejik çizgi izlediği görülmektedir. Bununla birlikte İngiltere’nin Karadeniz politikası, doğrudan ve kalıcı askerî varlık oluşturmaktan ziyade NATO çerçevesindeki caydırıcılığı güçlendirme, Ukrayna’nın savunma kapasitesini destekleme ve bölgesel ortaklarla güvenlik iş birliğini geliştirme yaklaşımına dayanmaktadır. Bu yönüyle Londra, Karadeniz’de tek başına hareket eden bir güç olmaktan çok, transatlantik güvenlik mimarisinin etkinleştirici aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD, Avrupa ve Yeni Güvenlik Mimarisi Tartışmaları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD açısından Avrupa güvenliği, artık yalnızca Almanya merkezli geleneksel üs sistemi üzerinden değil; Baltık-Karadeniz-Doğu Akdeniz hattını kapsayan daha geniş bir jeostratejik çerçevede yeniden şekillenmektedir. Romanya, Polonya ve Yunanistan’daki askerî varlığın güçlendirilmesi bu dönüşümün somut göstergeleri arasında yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte bazı stratejik çevrelerde, ABD’nin Yunanistan, GKRY ve İsrail eksenli yeni bir Doğu Akdeniz güvenlik ağı oluşturarak bölgesel güvenlik mimarisini yeniden yapılandırmaya çalıştığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Dedeağaç’taki askerî yığınak ile GKRY ve İsrail’le geliştirilen savunma iş birlikleri bu tartışmaları destekleyen gelişmeler olarak gösterilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Türkiye’nin NATO üyeliğinin askıya alınması veya ittifak dışına çıkarılması yönünde resmî bir NATO politikası bulunmamaktadır. Bu yöndeki açıklamalar, eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi bazı isimlerin bireysel değerlendirmeleriyle sınırlıdır.[15] Aksine Türkiye; Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki konumu, Karadeniz’e kıyısı, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olması ve Orta Doğu, Kafkasya ile Balkanlar arasındaki jeostratejik konumu nedeniyle ittifakın vazgeçilmez üyelerinden biri olmayı sürdürmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan Washington’un stratejik önceliklerini giderek Hint-Pasifik’e kaydırması, Avrupa ülkelerini savunma alanında daha fazla stratejik özerklik arayışına yöneltmektedir.[16] Sonuç olarak Avrupa güvenlik mimarisinde ortaya çıkabilecek yeni yapılanmaların, Türkiye tarafından yakından izlenmesi ve dış politika planlamasında dikkate alınması önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD’nin Yunanistan’daki Askerî Faaliyetleri ve Bölgesel Etkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin son yıllarda özellikle Dedeağaç başta olmak üzere Yunanistan’daki askerî altyapısını genişletmesi, Balkanlar-Karadeniz hattındaki lojistik hatların güçlendirilmesi bağlamında değerlendirilmektedir.[17] Resmî açıklamalarda bu faaliyetlerin NATO’nun doğu kanadının desteklenmesine yönelik olduğu belirtilmekle birlikte, Türkiye açısından yeni güvenlik hesaplamalarını da beraberinde getirdiği açıktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dedeağaç, ABD açısından yalnızca Ege Denizi’ne yönelik bir askerî nokta değildir. Aynı zamanda Balkanlar üzerinden Romanya, Bulgaristan, Moldova ve Ukrayna hattına uzanan alternatif askerî lojistik güzergâhının önemli merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Bu durum Ege, Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz güvenliğinin artık birbirinden bağımsız alanlar olarak değil, bütünleşik bir jeostratejik havza olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından bu gelişmenin önemi, yalnızca askerî yığınak meselesiyle sınırlı değildir. Dedeağaç-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)-İsrail-Yunanistan hattında oluşan güvenlik iş birlikleri, Ankara’da bazı stratejik çevrelerce jeostratejik çevreleme girişimi[18] olarak değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ankara’nın Diplomatik Denge Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin hem NATO üyesi olması hem de Rusya ile enerji, ticaret, turizm, Suriye, Kafkasya ve Karadeniz güvenliği gibi alanlarda ilişkilerini sürdürmesi, Ankara’yı mevcut krizin en önemli denge aktörlerinden biri hâline getirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Moskova temasları ile Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle yürüttüğü diplomatik görüşmelere bakıldığında, Ankara’nın çatışmayı derinleştirmekten ziyade diplomatik dengeyi korumaya çalışan bir strateji izlediği görülmektedir.[19][20] Bu strateji, Türkiye’nin tarafsız kaldığı anlamına gelmemektedir. Daha doğru ifade ile Ankara, NATO üyeliğini sürdürürken Rusya ile doğrudan kriz riskini azaltmaya çalışan kontrollü angajman politikası yürütmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye Açısından Muhtemel Riskler ve Fırsatlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz’de askerî hareketliliğin artması, NATO-Rusya ilişkilerinin daha sert rekabet ortamına dönüşmesi ve Avrupa’nın gelişen güvenlik düzeninin yeniden şekillenmesi, Türkiye açısından dikkatle yönetilmesi gereken yeni riskler doğurmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz'de istem dışı askerî temas ve tırmanma ihtimali, Montrö rejimi üzerindeki baskılar, enerji ve ticaret hatlarının zarar görmesi ile Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de eş zamanlı güvenlik baskısının artmasıdır. Dolayısıyla olası provokasyon ve yanlış hesaplama riskleri dikkatle yönetilmelidir.[21]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık mevcut jeopolitik dönüşüm Türkiye açısından önemli fırsatlar da sunmaktadır. Savunma sanayi ihracatının artırılması, enerji merkezi olma hedefinin güçlenmesi, Orta Koridor'un kilit ülkesi olarak lojistik üstünlük kazanılması ve diplomatik arabuluculuk kapasitesinin yükselmesi Türkiye'nin stratejik değerini daha da artırabilecek başlıca alanlar olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye Açısından Stratejik Öneriler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Böyle bir jeopolitik ortamda Türkiye’nin temel önceliği, NATO üyeliğini sürdürürken stratejik özerkliğini korumak ve Karadeniz’de cephe ülkesi konumuna sürüklenmeden, dengeleyici aktör rolünü güçlendirmek olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapsamda şu stratejik adımlar önem taşımaktadır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1. Montrö Boğazlar Sözleşmesi tavizsiz biçimde uygulanmalı; Karadeniz’de askerî tırmanmayı sınırlayan hukuki zemin korunmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2. Türkiye, NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirirken Karadeniz’de doğrudan NATO-Rusya çatışması riskini artıracak adımlardan kaçınmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3. Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan ile deniz güvenliği, mayın temizleme, lojistik hatların korunması ve kriz yönetimi alanlarında iş birliği artırılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4. TDT bünyesinde enerji güvenliği, ulaştırma güvenliği, siber güvenlik ve afet-kriz yönetimi odaklı düzenli istişare mekanizması kurulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5. Türkiye, Dedeağaç-GKRY-İsrail-Yunanistan hattındaki gelişmeleri yalnızca askerî açıdan değil; Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’i bütünleştiren jeoekonomik kuşatma ihtimali bakımından da değerlendirmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">6. Hava ve füze savunma sistemleri, deniz karakol kapasitesi, İHA/SİHA kabiliyeti, elektronik harp, siber savunma ve mayına karşı tedbir unsurları güçlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">7. Türkiye, Karadeniz’de yalnızca kriz yöneten değil; bölgesel güvenlik yapılanmasının kurucu aktörlerinden biri olduğunu gösteren diplomatik inisiyatifler geliştirmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz, 2026 yılı itibarıyla yeniden küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ulaştığı yeni aşama, Ukrayna’nın Rusya derinliklerine yönelik saldırıları, NATO’nun doğu kanadındaki askerî hazırlıkları, ABD’nin Yunanistan merkezli lojistik yapılanması ve Avrupa güvenlik yapısındaki dönüşümler incelendiğinde, Türkiye’nin jeostratejik önemi daha da artmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından temel hedef, herhangi bir büyük güç rekabetinin cephe ülkesi hâline gelmeden ulusal çıkarlarını esas alan çok boyutlu dış politikasını sürdürebilmektir. Ankara’nın hem NATO üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi hem de Rusya ile diyalog kanallarını açık tutması, yalnızca Türkiye’nin değil Karadeniz’in istikrarı açısından da belirleyici olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak; Karadeniz artık yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın deniz cephesi değildir. Bölge, Avrupa'nın güvenliği, Avrasya'nın enerji ve ulaştırma koridorları ile küresel güç rekabetinin kesiştiği stratejik merkez hâline gelmiştir. Bu yeni jeopolitik denklemde Türkiye'nin başarısı, NATO üyeliği ile stratejik özerklik arasında kuracağı dengeyi sürdürebilmesine bağlıdır. Montrö rejimi, güçlü savunma sanayii, çok yönlü diplomasisi ve Türk Devletleri Teşkilatı ile geliştirdiği iş birlikleri sayesinde Türkiye, Karadeniz güvenliğinin yalnızca korunmasına katkı sağlayan değil, gelecekteki bölgesel güvenlik mimarisini şekillendiren başlıca aktörlerden biri olma potansiyeline sahiptir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı, BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı, </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:8.0pt">Kaynakça</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Institute for the Study of War, “Russian Offensive Campaign Assessment”, 29.06.2026.<br />
[2] NATO, “2022 Strategic Concept”, 29.06.2022.<br />
[3] Shona Murray, “Rutte: Zelenskiy Ankara'daki NATO Zirvesine Katılacak”, Euro News, 23.05.2026.<br />
[4] NATO, “Vilnius Summit Communiqué”, 11.07.2023.<br />
[5] NATO, “Washington Summit Declaration”, 10.07.2024.<br />
[6] NATO, “NATO Summits”, 22.06.2026.<br />
[7] Ivana Kottasova, “‘Robots Don’t Bleed’: Ukraine Sends Machines Into The Battlefield In Place Of Human Soldiers”, CNN World, 20.04.2026.<br />
[8] Stockholm International Peace Research Institute, SIPRI Yearbook 2025 Summary.<br />
[9] Montreux Convention Regarding the Regime of the Straits, 20.07.1936.<br />
[10] Türk Dünyası 2040 Vizyonu, 13.11.2021.<br />
[11] “Changing Geopolitics and the OTS: A Strategic Analysis of the Gabala Summit”, Akhmet Yassawi University, E-bulletin, 10.10.2025.<br />
[12] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Bağlantısallığı ve Çok Taraflı Ulaştırma Politikası”.<br />
[13] HM Government, “Integrated Review Refresh 2023: Responding to a More Contested and Volatile World”, March 2023.<br />
[14] James Rogers ve George Scutaru, “The Case For A British Task Force İn The Black Sea”, Britain’s World, The Memorandum No: 21.2024, 28.11.2024.<br />
[15] Doğukan Yıldız, “NATO Dezenformasyonu: Türkiye NATO’dan Çıkarılabilir Mi?”, Daktilo1984, 28.01.2023.<br />
[16] Stratejik Düşünce Enstitüsü, “Avrupa’nın Güvenliğinin Sağlanması Sorumluluğunu Terk Eden ABD Kendi Sınırlarının Korunmasına Odaklanıyor”, 30.06.2026.<br />
[17] Turan Salcı, “ABD’nin Askeri Yığınak Yaptığı Dedeağaç Neden Önemli, Hedefte Rusya mı Türkiye mi Var?”, Sputnik Türkiye, 9.11.2022.<br />
[18] Nurşin A. Güney, “Yunanistan’daki ABD Üsleri: Yeni Çevreleme Stratejisinin Handikapları”, Kriter Dergisi, Nisan 2021.<br />
[19] Dmitri Chirciu, Tuğba Altun ve Sümeyye Dilara Dinçer, “Dışişleri Bakanı Fidan Moskova’da Temaslarda Bulundu”, Anadolu Ajansı, 17.06.2026.<br />
[20] TGRT Haber, “Hakan Fidan Üst Düzey AB Yetkilileriyle Ankara’da Görüştü”, 30.06.2026.<br />
[21] Günay Umarova, “Karadeniz’de Güç Mücadelesi: NATO-Rusya Rekabeti ve Türkiye’nin Stratejik Dengeleyici Rolü”, DergiPark, C. 12, S. 4, ss. 1120-1139.</span></span></span><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:50:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YUMUŞAK GÜÇ, DR. MUSTAFA ERDOĞAN</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yumusak-guc-dr-mustafa-erdogan-7880</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yumusak-guc-dr-mustafa-erdogan-7880</guid>
                <description><![CDATA[YUMUŞAK GÜÇ, DR. MUSTAFA ERDOĞAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:14.0pt">YUMUŞAK GÜÇ, DR. MUSTAFA ERDOĞAN</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ŞEMSETTİN GÜNAY</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antakya’nın tanınmış cerrahlarından biriydi. Yıllarca başhekimlik yapmış, binlerce insanı yaptığı ameliyatlarla sağlığına kavuşturmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendisine Hatay Ak Parti İl başkanlığı teklif edildiğinde çok düşünmeye ihtiyaç duymadı. Madem ki ucunda halka hizmet vardı, madem ki yapılabilen her işten vatandaştan dua alınacaktı bu teklife “hayır” diyemezdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evet, zor bir görev yüklenecekti. Yıkılmış, yok olmuş bir kentin sorunlarını yüklenmek, halkın beklentilerini karşılamak, bunun için mücadele etmek kolay değildi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aynı doktorluk mesleğindeki gibi mesai kavramı yoktu. Gece, gündüz kavramı yoktu. Bir mekanda koltuğa oturup orada pineklemek yoktu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu şehir neler görmemişti ki.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depremin ilk gününden itibaren tüm yalancılar, ahlaksızlar, deprem turistleri kenti ddoldurmuş, gelemeyenler ise klavyelerinin başında algı operasyonlarına girişmişlerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanların alınlarında partileri yazıyormuş gibi “Enkazdan sadece Ak Partililer kurtarılıyor” yalanını ortaya atıp samimiyetle kurtarma çalışmalarına girenleri itibarsızlaştırmaya uğraşanlar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Radyosunun başında “Tahtakale barajı patladı” yalanıyla halkı paniğe sevkedenler mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gelen yardımları iç edip kendi deposunu dolduran vicdansızlar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlara telefonla ulaşıp, alay edip kahkaha atan alçaklar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sayabileceğim onlarca ahlaksızlığı bu şehir insanları görmüş ve yaşamışlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama en güzel tarafı ilk günden itibaren bütün ülkenin iyi ve güzel insanları seferber olmuş, yapabileceklerinin fazlasını gönderebilmenin ve yardım edebilmenin derdine düşmüşlerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depremden sağ kurtulabilenlerin en büyük tesellisi ilk günlerde bunlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıkılmış ve yok olmuş şehirler, moralleri bozuk binlerce insan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mustafa Erdoğan bu şartları ve zorlukları görerek teklifi kabul etmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Önce bir hayalim var” diyerek yollara çıktı. Cıvıl cıvıl bir Atatürk caddesi, yeniden canlanmış modern bir Antakya hayal ediyor ve bunun için çalışmalarına başlıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara’ya gittiğinde Hatay milletvekillerini de yanına alarak çalmadık bakanlık kapısı bırakmıyordu. Hatay için isteklerini ve taleplerini hem sözlü olarakaktarıyor, hem de masalarına talep dosyasını bırakıyordu. Cumhur ittifakı vekilleriyle adeta tek yumruk, tek ses olarak hareket ediyor, büyük bir uyum içerisinde hareket ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğer mevzu Hatay’ın yeniden ayağa kalkmasıysa gerisi teferruattı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendi kendine bir sözü vardı. Gerek rakip parti başkanları ve vekilleriyle, gerekse de oturdukları klavye başlarında kendisine parmak sallayan basın mensuplarıyla hiçbir zaman polemiğe girişmeyecekti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depremden sonra yapılan derme çatma birkaç konteynerden oluşan il merkezi kendisine yetmediği zamanlarda çalışmalarını işyerinde sürdürmeye gayret gösteriyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her ay ilimizi ziyaret eden bakanlara hemen brifingler hazırlıyor, Hatay’ı gezdiriyor, taleplerini bildiriyor, verilen sözleri not ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çevre ve Şehircilik bakanı adeta kankası olmuştu. Her geldiğinde ,işlerin hangi aşamaya geldiğini kendisi bizzat gösteriyor, gelişmeleri bakanın defterine kaydetmesini sağlıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hatay’ın sadece binalardan ibaret olmadığını, bu kadim şehrin bir ruhunun olduğunu çok iyi idrak etmişti. Çoğu zaman vekillerle kafa kafaya veriyor yeni projeleri planlıyorlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir taraftan tarihi binalar ve ibadet yerleri, diğer taraftan Asi projesi, Roma köprüsü, raylı sistemler, Belen tünelleri ve çevre yolu projeleri, Turunçlu’nun lağım kokularından kurtulması için yapılan 18 km. lik tünel, İskenderun sahil cam terası hep bu uyumun eserleri olarak kendini gösteriyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mustafa Erdoğan garip bir insan. Kendini göstermeyi pek sevmiyor. Elijah Muhammed’in Malcolm X’e tavsiyesi gibi kirlilerle teker teker uğraşmıyor. O temiz işlerin peşinde ve takibinde.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sakin bir güç (Soft Power).</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu özellikleri ilede benim kahramanım. Kendisinden beklentilerim halen çok yüksek. 02.07.2026</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:45:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUŞAKLAR ARASI UÇURUM DERİNLEŞİYOR MU?</title>
                <category>İlker Bebe</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kusaklar-arasi-ucurum-derinlesiyor-mu-7879</link>
                <author>ilkerbebe3@gmail.com (İlker Bebe)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kusaklar-arasi-ucurum-derinlesiyor-mu-7879</guid>
                <description><![CDATA[KUŞAKLAR ARASI UÇURUM DERİNLEŞİYOR MU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KUŞAKLAR ARASI UÇURUM DERİNLEŞİYOR MU?</span></strong></h3>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp;Günümüzde büyük küçüğünü, küçük de büyüğünü bilmiyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zamanımızın en büyük handikaplarından biri bu olsa gerek. Büyükler ve küçükler arasındaki o ince sevgi-saygı çizgisi yok olmuş gibi. Maalesef küçükler büyüklere, büyükler de küçüklere acımaz olmuş. İnsanlık kötüye mi gidiyor?<br />
&nbsp; &nbsp;Örneğin evvelden toplu taşımada büyüklere yer verilirdi çoğunlukta. Verilmediği taktirde ayıplanırdı bu durum. Şimdilerde küçükler oturmakta büyükler bakmakta. Ve de hiç kimse ses çıkarmamakta buna. Belki de kendi çocuklarına da aynısını öğütlemekteler onlar. Herkes ortamı kanıksamış.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Şimdiki nesil gerçekten farklı. Önceleri bizim gençliğimizde de asilik vardı. Asiydik belki kurallar bizi sıkardı. Fakat bu kuşakta bir başkalık var sanki onlarla aramızda bir kopukluk mevcut. Kuşak farklı gerçeklere ayrı tarzlara ve çokça aykırılıklara sahip.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Farklar en başta inançlarımız ile kendini göstermekte. Kendi parçamız olan neslin önemli bir kısmı uç inanışları benimsemekte. Deizm ve agnostisizm gibi modern(!) inançlar onları cezbediyor. Cinsel yönelimlerinde de tuhaflık olanlar çok. Kendileri bizimkilerden çok daha öte arayış içindeler. Belki de kafaları karışık. Belki de onları yönlendiren başka unsurlar var.<br />
&nbsp; &nbsp;Bizler bu devrin orta yaştakileri olarak yeni neslin ilk dalgasıyla çalışma hayatında buluştuk bile. Çalışma hayatının disiplininden kaynaklansa gerek büyük sorunlarla karşılaşmadık. Ancak dışarıda durum daha farklı görünüyor. Toplumsal bozulmalar almış başını gitmekte. İnsanlar arası çözünme fazlalaşmış.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Aslında bu kuşak belirsizliklerin, pandeminin ve krizlerin kuşağı. Nesil bir türlü gözünü açamadı sorunlardan. Mutlu oldukları izlenimi de vermiyorlar. Çok da iyi bir dünya bırakılmıyor onlara. Büyüklerine olan hitaplarında bile bir tuhaflık var. Mesela dayı kelimesini çok kullanıyorlar ve niyetleri yarı dalga geçme yarı da aradaki mesafenin altını çizme gayesiyle olmalı.<br />
&nbsp; &nbsp;Bir de onlar hakkında kendisinden önceki kuşaktan daha az zeki ilk kuşak oldukları iddiası var. Bu tespit gerçekten düşündürücü. Bilimselliği tartışılabilir ama bu süreçte üretilen en aykırı görüşlerden. Galiba onları bu hale biz getirdik. Ana babalığımızı başkalarına devrettik. Bir bakıma teknolojinin esiri oldular. Onların asıl velisi sanal dünya muhtemelen. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvah bize ki tedbirli davranamadık!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:43:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/ilker-bebe-1644285930.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL  HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-iddialarini-kabul-eden-israil-hukumetine-tarihi-cagri-7878</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-iddialarini-kabul-eden-israil-hukumetine-tarihi-cagri-7878</guid>
                <description><![CDATA[ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL  HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL&nbsp; HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın “1915- 1916 Yılları Arasında Yaşanan Olayları Ermeni&nbsp; Soykırımı Olarak Tanıma” tasarısını 28 Haziran 2026&nbsp; günü Bakanlar Kurulu’nda oybirliği ile almış olduğu&nbsp; kararla kabul etti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alınan karar siyasi olmasının ötesinde&nbsp; haksız, hukuksuz ve tarihi gerçeklerle uyuşmayan bir&nbsp; karardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu karar İsrail parlamentosunda da kabul edilirse asılsız&nbsp; Ermeni iddialarını kabul eden bir ülke olacak ve&nbsp; kurulduğu günden itibaren savunduğu tarihî&nbsp; gerçeklerden vazgeçmesi anlamına gelecektir. Çünkü&nbsp; İsrail devleti ve Musevî lobisi on yıllardır doğrudan yana&nbsp; tavrını koymuş, Türk milletinin asılsız Ermeni iddialarına&nbsp; karşı verdiği haklı mücadeleyi desteklemiş ve başta ABD&nbsp; olmak üzere birçok ülke parlamentosunda bu iftiranın&nbsp; kabul edilmesinin önüne geçmiştir. Tüm bunlara rağmen;&nbsp; Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı Paşinyan bile asılsız&nbsp; soykırım iddialarını sorgulamaya açmışken, İsrail&nbsp; Hükümeti’nin “Türk milletini soykırımla suçlaması” nasıl&nbsp; açıklanabilir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öncelikle belirtmek gerekir ki; 1915 olaylarına ilişkin&nbsp; iddiaların tarihî ve hukuki olarak hiçbir karşılığı yoktur ve&nbsp; bu iddialar Türk milletine atılmak istenen bir iftiradan&nbsp; ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti tüm arşivlerini tahditsiz&nbsp; şekilde bilim insanlarına açmış, ortak bilimsel çalışma&nbsp; için çağrıda bulunmuş ve her türlü imkanı sağlamıştır.&nbsp; Ortaya çıkan sonuç, mezalimin Türk milletine yapıldığı&nbsp; yönündedir. Hukukî açıdan da Türk milletinin soykırım 2 suçunu işlediği iddia edilemez. Çünkü iddia edilen&nbsp; olayların üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen tek&nbsp; bir mahkeme tarafından ne bir yargılama yapılmış ne de&nbsp; bu yönde bir hüküm kurulmuştur. Kurulması da mümkün&nbsp; değildir, çünkü soykırım suçu 1948 yılında</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soykırımı&nbsp; Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile tanımlanmıştır.&nbsp; "Kanunların Geriye Yürümezliği" ilkesi bir yana tarihî&nbsp; gerçekler ve hukukî mesnetsizlik bu iddiaların asılsız&nbsp; olduğunu, asıl mezalimin Türk milletine yapıldığını ispatlamaktadır. Bu konuda verilen tek mahkeme kararı&nbsp; “Perinçek v. İsviçre” kararıdır. Bu karar gerekçesinde;&nbsp; 1915 olaylarının Holokost’a benzemediği için soykırım&nbsp; olarak nitelendirilemeyeceği ve yetkili mahkemeler&nbsp; dışında, başta parlamentolar olmak üzere kurum ve&nbsp; kuruluşların soykırım tespiti yapamayacağı yer almıştır.&nbsp; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu kararına&nbsp; rağmen; bu iddiaları Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı siyasi&nbsp; şantaj olarak kullanmak isteyen ülkeler vardır. İyi niyetli&nbsp; olmayan bu girişimin sahibi olan İsrail hükümetinin de&nbsp; amacının aynı olduğu anlaşılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk milletinin haklı mücadelesine yıllardır destek veren&nbsp; İsrail devletinin asılsız Ermeni iddialarını soykırım olarak&nbsp; nitelendiren tasarıyı Bakanlar Kurulu’nda kabul etmesi&nbsp; talihsiz bir durumdur, İsrail hükümetinin ne kadar çaresiz&nbsp; duruma düştüğünün de göstergesidir. İsrail Hükümeti&nbsp; şunu çok iyi bilmelidir ki; Filistin halkına yapılan katliam&nbsp; ve soykırımların Türk milletine iftira atarak üstü&nbsp; kapatılamaz. Bu nedenle, İsrail hükümeti bu büyük&nbsp; yanlıştan derhal dönmeli, Musevî cemaatine tarih&nbsp; boyunca kucak açmış Türk milletinden özür dilemelidir. &nbsp; &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TEKAR Vakfı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Türk-Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:49:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DİL BİLMEK, KIRMAK MI, EZMEK Mİ?</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bilimsel-calismalarda-dil-bilmek-kirmak-mi-ezmek-mi-7877</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bilimsel-calismalarda-dil-bilmek-kirmak-mi-ezmek-mi-7877</guid>
                <description><![CDATA[BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DİL BİLMEK, KIRMAK MI, EZMEK Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DİL BİLMEK, KIRMAK MI, EZMEK Mİ?</span></span></span></span></span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Dırahta ger ziyan etse karınca</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Günâhı var mıdır ânı kırınca?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yarın Hakk’ın divanına varınca </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’dan hakkın alır karınca”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Dıraht: Ağaç</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu dörtlüğün ilk iki dizesi, Kanunî Sultan Süleyman Han’ın, Şeyhülislâm Ebu Suud Efendi’ye sorduğu fetva olup son iki dizesi de Ebu Suud Efendi’nin fetvasıdır. Karşılıklı mısralar hep hoşuma gitmiştir çünkü söyleyiş ustalığı 1. sebep, Kanunî’nin Şeyhülislam ile yarenliğini açığa çıkması 2. Sebep.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu hoşnutluk, hoş da Kanunî’nin “karıncanın öldürülmesi veya itlaf edilmesi” tabirlerinin yerine “kırılması” tabirini kullanmasının sebebi ne ola ki? Sorusunun cevabının tarafımdan bulunması gerektiği fikrîne sahip olmayayım mı? Bu sebepten bu makaleyi hazırlamak bir zaruret halini almıştı. Bundan mütevellit başladım işe. Kanunî’nin aşağıdaki gazeli de hoştur.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Gazeli</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1-Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2-Ko bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkibet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">3-Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4-Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Olmaya baht u saâdet dünyede vahdet gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5-Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fâriğ ol</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Var mıdur vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1.beyitte, Mahlukatın içinde en muteber, prestijli varlığın “devlet “olduğuna vurgu yapılırken bir nefes süresince sağlıklı yaşamanın devletten mühim olduğu vurgulanıyor. Bir devletliden ancak böyle sözler sadır olabilir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4. beyitteyse sultanlığın bir dünya kavgası olduğunu, asıl olanın ise “birlik olma” gerektiğini açıkça vurguluyor.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;Diğer beyitlerle ilgili değerlendirmeyi pek muhterem okuyucuların ıttılaına tevdi ediyorum.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Karıncanın “kırılma “konusuna geçmeden önce hem Hz. Süleyman ile ilgili hem de Kanunî Sultan Süleyman ile ilgili bilgi verelim.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman (Osmanlıca Türkçesinde: سلطان سليمان اول (Sultân Süleymân-ı Evvel) divan edebiyatındaki takma adıyla Muhibbî. 6 Kasım 1494’te Trabzon’da doğdu, 7 Eylül 1566’da Zigetvar’da bu cihandan göçtü. Tezviratçıların yaygarasına itimat edilirse Haremde hanımların sofrasında vakit geçirmiştir. Çok yazık. Zigetvar, Kanunî sultan Süleyman Han’ın 13. ve son seferiydi. Vefatından kimse haberdar edilmedi, iç organları orada defnedildi, iskeleti ise yurda getirildi. Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve Ümmed-i Muhammed’in 89. halifesi idi. Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da ise adaletli yönetimine atfen Kanûnî Sultan Süleyman (Osmanlıca Türkçesi قانونى سلطان سليمان) şeklinde bilinmekteydi. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, 46 yıl Osmanlı İmparatorluğu ile cihana hükmetti. Hükümdarlığı süresinin 10 yıl, 1 ayının seferî geçirildiği bilinmektedir. Osmanlı Saltanatını en uzun süre uhdesinde tuttuğu da bilinmektedir. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman, 30 Eylül 1520'de babası I. Selim'in (Yavuz sultan Selim) yerine Sultan oldu. Sultanlığına, Orta Avrupa ve Akdeniz'deki Hristiyan güçlerin saldırılarına karşı savunma düzenleyerek başladı. Belgrad'ı 1521'de, Rodos’u 1522-1523’te fethetti. 1526'nın Ağustos’unda, Mohaç Meydan Muharebesi’nde (Bu sefer 300000 askerle gerçekleşti. Bu sayıda askerin teçhizatı, iaşesi, sevki seyr ü seferinin maliyeti hesaplanırsa işin azâmeti kendiliğinden meydana çıkar. Günümüzde bile bu sayıda askerin o mesafede bir yere nakli pek zor bir iş olsa gerek. Bunu düşününce bile devletin kudreti anlaşılmaz mı?) Macaristan'ın askerî gücünü kırıp geçirerek topraklarının büyük bir kısmını Osmanlı toprağı yaptı. Kanunî Sultan Süleyman Han, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik, askerî ve siyasî gücünü zirveye çıkararak 16. yüzyıl Avrupası'nın önde gelen hükümdarlarının boy ölçüşemeyeceği bir Sultan haline geldi. Kanunî Sultan Süleyman Han, 1529'daki Viyana Kuşatmasında, fetihleri kontrol altına almadan önce, Hristiyanların kaleleri Belgrad ve Rodos'un yanı sıra Macaristan'ın büyük bölümünün fethinde Osmanlı ordularına bizatihi komuta etti. Burada hatırlanması gerekir ki babası Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri, Doğu bölgelerini hâkimiyetine dahil ederken Kanunî Sultan Süleyman, Batıya yönelmiştir. Safevilerle olan çatışmasında, Orta Doğu'nun büyük bir kısmını ve Cezayir'e kadar Afrika'nın Kuzeyindeki geniş alanları Osmanlı mülkü durumuna getirdi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman Han zamanında, Osmanlı donanması, Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ne &nbsp;&nbsp;hâkim oldu. Zigetvar kuşatmasının bitiminden bir gün önce, 7 Eylül 1566'da 71 yaşındayken vefat eti.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Genişleyen bir imparatorluğun başında bulunan Kanunî Sultan Süleyman Han, toplum, eğitim, vergi ve ceza hukuku ile ilgili önemli hukukî değişiklikleri bizzat başlattı. Kanunî’nin değişiklikleri, Ülkenin Şeyhülislamı Ebu Suud Efendi ile birlikte yürütülerek Osmanlı hukukunun iki şekli, sultanî ve İslamî hukuk arasındaki münasebeti uyumlu hale getirdi. Kanunî Sultan Süleyman Han, aynı zamanda, seçkin bir şair (Muhibbî müstear adını kullanıyordu.) ve kuyumcuydu; Osmanlı Saltanatının sanatsal, edebî ve mimarî gelişiminde "Altın Çağ’ını yöneten büyük bir kültür hamisi idi.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman Han, Osmanlı geleneğini bozarak hareminden bir kadının, Müslümanlığı seçmesi sonucu evlendi. Saçlarının kızıl renkli olmasından, Batı Avrupa'da Roxelana adıyla ünlü Rutenya (Ukrayna’da bir yer) kökenli bir Ortodoks Hristiyan Hürrem Sultan id evlendiği kadın. Kanunî Sultan Süleyman Han’ın 46 yıllık iktidarının ardından, 1566'da vefatını müteakip, yerine oğlu II. Selim geçti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Burada belirtilmesi gereken bir konu var. Kanunî Sultan Süleyman’ın, Osmanlı hakanlarından en çok sefere çıkan sultan olduğu öne sürülmesine rağmen, Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri, 25 sefer sayısı ile 1.dir.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">HAZRET-İ SÜLEYMAN’IN ZİKREDİLDİĞİ ORİJİNAL VE MEALLERİYLE KUR’AN -I KERİM ÂYETLERİ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazret-i Süleyman Aleyhisselam’ın, ismi Kur’an-ı Kerim’in 58 âyetinde yer almaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bakara / 102. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Onlar, Süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. Oysa Süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek: “Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!” demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Onlar, Allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. Fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi belliyorlardı. Elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi! </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nisâ / 163. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًاۚ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Rasûlüm! Biz, Nûh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyediyoruz. Nitekim İbrâhim’e, İsmâil’e, İshâk’a, Yâkub’a onun soyundan gelen peygamberlere, İsa’ya, Eyyûb’e, Yûnus’a Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">En'âm / 84. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ كُلًّا هَدَيْنَاۚ وَنُوحًا هَدَيْنَا مِنْ قَبْلُ وَمِنْ ذُرِّيَّتِه۪ دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ وَاَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسٰى وَهٰرُونَۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz ona İshâk’ı ve torunu Yâkub’u ihsân ettik. Her birini doğru yola erdirdik. Daha önce Nûh’u ve zürriyetinden Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da doğru yola erdirmiştik. Biz, iyilik ve ihsân sahiplerini böyle mükâfatlandırırız.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 78. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَدَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ اِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ اِذْ نَفَشَتْ ف۪يهِ غَنَمُ الْقَوْمِۚ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِد۪ينَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani onlar, bir grup insana ait koyun sürüsünün geceleyin girip ürünlerini telef ettiği bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Biz de onların verdikleri hükme şâhit idik.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 79. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمٰنَۚ وَكُلًّا اٰتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًاۘ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُ۫دَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَۜ وَكُنَّا فَاعِل۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz, sözkonusu dâvada en isabetli hükmü Süleyman’a bildirdik. Zâten biz, her birine hüküm ve ilim vermiştik. Dağları ve kuşları Dâvûd’un emrine râm ettik; onunla beraber Allah’ı tesbih ediyorlardı. Gerçekten biz, dilediğimiz her şeyi yapma kudretine sa¬hi¬biz.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 81. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ عَاصِفَةً تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ٓ اِلَى الْاَرْضِ الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَاۜ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِم۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’ın emrine de fırtına şeklinde esen rüzgârı boyun eğdirdik. Onun isteğine göre, insanlar için feyiz ve bereketlerle donattığımız topraklara doğru akıp giderdi. Her şeyin gerçek mâhiyetini biz bilmekteyiz. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 82. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَمِنَ الشَّيَاط۪ينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذٰلِكَۚ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظ۪ينَۙ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şeytanlar ve cinlerden bazıları da onun için dalgıçlık edip denizaltındaki cevherleri çıkarıyor ve daha başka işler de yapıyorlardı. Onları zapt edip gözetim altında tutan da bizdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 15. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًاۚ وَقَالَا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي فَضَّلَنَا عَلٰى كَث۪يرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِن۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğrusu biz Dâvûd’a ve Süleyman’a husûsî bir ilim verdik. İkisi de: “Bizi mümin kullarının birçoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun” dediler. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 16. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَوَرِثَ سُلَيْمٰنُ دَاوُ۫دَ وَقَالَ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَاُو۫ت۪ينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍۜ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُب۪ينُ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman Dâvûd’a mirasçı oldu. Şöyle dedi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her güzel şeyden bir nasip verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 17. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Günün birinde cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları emri üzere Süleyman’ın huzurunda toplandılar. Hepsi birlikte onun tarafından düzenli bir şekilde sevk ve idâre ediliyordu.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 18. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٓا اَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nihâyet karıncalar vâdisine geldiklerinde, bir karınca: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin; Süleyman ve orduları farkınıza varmadan sizi çiğneyip ezmesinler!” dedi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 19. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu sözleri işiten Süleyman masum bir mutluluk içinde tebessüm etti ve: “Rabbim! Bana, anama ve babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve râzı olacağın sâlih ameller işlemeye beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni sâlih kullarının arasına ilhâk eyle!” diye yalvardı. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 20. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَٓا اَرَى الْهُدْهُدَۘ اَمْ كَانَ مِنَ الْغَٓائِب۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu arada Süleyman ordusundaki kuşları teftiş etti. Şöyle dedi: “Bana ne oluyor ki Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 21. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">لَاُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَد۪يدًا اَوْ لَا۬اَذْبَحَنَّهُٓ اَوْ لَيَأْتِيَنّ۪ي بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Madem öyle, onu şiddetli bir şekilde cezalandıracağım, belki de kafasını koparacağım, ya da bana mazeretini gösteren apaçık bir delil getirir.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 22. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَمَكَثَ غَيْرَ بَع۪يدٍ فَقَالَ اَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِه۪ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَاٍ بِنَبَاٍ يَق۪ينٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Çok geçmeden Hüdhüd çıkageldi ve Süleyman’a dedi ki: “Ben, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’ kavminden çok mühim ve doğruluğu kesin bir haber getirdim.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 23. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِنّ۪ي وَجَدْتُ امْرَاَةً تَمْلِكُهُمْ وَاُو۫تِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظ۪يمٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Sebe’lilere hükümdarlık yapan bir kadın buldum ki kendisine her güzel şeyden bir nasip verilmiş; onun büyük bir tahtı ve pek güçlü bir yönetimi var.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 24. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Ne var ki onun ve kavminin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Anlaşılan, şeytan onlara amellerini süslü göstermiş, onları yoldan saptırmış, bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 25. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذ۪ي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Oysa göklerdeki ve yerdeki gizlilikleri açığa çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi bilen Allah’a secde etmeleri gerekmez mi?”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 26. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“O Allah ki ondan başka ilâh yoktur. O, büyük arşın Rabbi¬dir.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 27. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ سَنَنْظُرُ اَصَدَقْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman dedi ki: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancının biri misin, şimdi göreceğiz.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 28. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِذْهَبْ بِكِتَاب۪ي هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Şu mektubumu götürüp onların yanına bırak; sonra onlardan biraz öteye çekil de hangi neticeye varacaklarını gözle!” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 29. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اِنّ۪ٓي اُلْقِيَ اِلَيَّ كِتَابٌ كَر۪يمٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mektubu alan Sebe’ melikesi adamlarına şöyle dedi: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 30. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Mektup Süleyman’dan geliyor; «Rahmân Rahîm Allah’ın ismiyle» diye başlıyor.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 31. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“«Bana karşı büyüklük taslamayın; derhal müslüman olup huzuruma gelin» diyor.”</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 32. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَفْتُون۪ي ف۪ٓي اَمْر۪يۚ مَا كُنْتُ قَاطِعَةً اَمْرًا حَتّٰى تَشْهَدُونِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Melike şöyle devam etti: “Ey ileri gelenler! Bu mesele hakkındaki görüşlerinizi lutfen bana bildirin. Pekâlâ bilirsiniz ki siz yanımda olmadan ve size danışmadan hiçbir konuda kesin kararımı vermem.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 33. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالُوا نَحْنُ اُو۬لُوا قُوَّةٍ وَاُو۬لُوا بَأْسٍ شَد۪يدٍ وَالْاَمْرُ اِلَيْكِ فَانْظُر۪ي مَاذَا تَأْمُر۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Onlar da: “Biz güçlü, kuvvetli ve oldukça savaşçı bir milletiz. Fakat karar verme yetkisi senindir. Ne dilersen onu emret, biz uygulamaya hazırız” dediler. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 34. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَتْ اِنَّ الْمُلُوكَ اِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً اَفْسَدُوهَا وَجَعَلُٓوا اَعِزَّةَ اَهْلِهَٓا اَذِلَّةًۚ وَكَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Melike dedi ki: “Gerçek şu ki hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman oranın düzenini altüst ederler; halkının onurlu ve şerefli insanlarını zelil hâle getiriler. Herhalde bunlar da böyle yapacaklardır.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 35. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاِنّ۪ي مُرْسِلَةٌ اِلَيْهِمْ بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Şimdi ben onlara değerli bir hediye göndereceğim, elçilerimin ne tür bir cevapla döneceklerine bakıp ona göre kararımı vereceğim.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 36. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَيْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۘ فَمَٓا اٰتٰينِ‌يَ اللّٰهُ خَيْرٌ مِمَّٓا اٰتٰيكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Elçiler gelince Süleyman onlara şöyle dedi: “Siz bana mal ile yardım etmek, böylece beni etkilemek mi istiyorsunuz? Şunu bilin ki Allah’ın bana verdiği nimetler size verdiğinden çok daha hayırlıdır. Ancak siz, bu tür hediyelerinizle sevinir, böbürlenirsiniz.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 37. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِرْجِعْ اِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَٓا اَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Haydi hediyelerinizi de alıp geri dönün ve onlara şunu bildirin: Biz onların üzerine asla karşı koyamayacakları ordularla varacağız; elbette onları zelil ve küçük düşürülmüş bir halde ülkelerinden sürüp çıkaracağız.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 38. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَيُّكُمْ يَأْت۪ين۪ي بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ يَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Elçi döndükten sonra Süleyman dedi ki: “Ey ileri gelenler! Onlar müslüman olarak bana gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 39. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Cinlerden bir ifrit: “Ben, daha sen makâmından kalkmadan önce onu sana getiririm. Çünkü ben gerçekten bu konuda çok kuvvetli, güvenilir biriyim” dedi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 40. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kitaptan husûsî bir bilgiye sahip kişi ise: “Ben onu sana daha gözünü kırpmadan getiririm” dedi. Süleyman tahtı yanı başında hazır görünce: “Bu, Rabbimin lütfundandır; nimetine karşı şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Kim şükrederse kendi iyiliği için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, lütuf ve keremi pek boldur.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 41. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنْظُرْ اَتَهْتَد۪ٓي اَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذ۪ينَ لَا يَهْتَدُونَ</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman şöyle dedi: “Onun tahtını tanıyamayacağı hâle getirin; bakalım gerçeğin farkına varacak mı, yoksa varamayacak mı?” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 42. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَلَمَّا جَٓاءَتْ ق۪يلَ اَهٰكَذَا عَرْشُكِۜ قَالَتْ كَاَنَّهُ هُوَۚ وَاُو۫ت۪ينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِم۪ينَ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belkıs gelince “Bak bakalım, bu senin tahtın olmasın?” dendi. O da: “Evet, sanki o! Zâten bize daha önce bu mûcize hakkında bilgi ulaşmış, senin peygamber olduğunu anlamış ve biz Müslüman olmuştuk” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir hatırlatma. Çağdaş bilim, Rengi(manzara) ve sesi nakletti. Hâlâ cismi nakletmiş değil. Işınlanma kavramından bahsediliyor. Muhtemeldir ki Saba Melikesinin bu taht nakli olayı, buna işaret ediyor olmasın . </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 43. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَصَدَّهَا مَا كَانَتْ تَعْبُدُ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اِنَّهَا كَانَتْ مِنْ قَوْمٍ كَافِر۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Aslında onu, Allah’ı bırakıp taptığı şeyler hak dine girmekten alıkoymuştu. Çünkü o, inkârcı bir toplum içinde yetişmişti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 44. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ق۪يلَ لَهَا ادْخُلِي الصَّرْحَۚ فَلَمَّا رَاَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَنْ سَاقَيْهَاۜ قَالَ اِنَّهُ صَرْحٌ مُمَرَّدٌ مِنْ قَوَار۪يرَۜ قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي وَاَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمٰنَ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belkıs’a “Buyurun, saraya girin!” dendi. Sarayın eyvanını görünce, zemininde engin ve duru su olduğunu zannedip eteğini yukarı çekti. Süleyman “Bu, billurdan yapılmış şeffaf bir saraydır” dedi. Belkıs sonunda “Rabbim! Ben, senden başkasına taparak kendime zulmetmişim! Artık şimdi Süleyman’la beraber Âlemlerin Rabbine gönülden teslim oluyorum!” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 12. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِۜ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۜ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّع۪يرِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’ın emrine de rüzgârı verdik. Onunla sabah gidişte bir aylık, akşam dönüşte de bir aylık yol alırdı. Erimiş bakırı onun için kaynağından sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabb’ının izniyle onun maiyetinde çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden biraz sapsa ona hemen çok yakıcı ateş azabından tattırırdık. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 13. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَٓاءُ مِنْ مَحَار۪يبَ وَتَمَاث۪يلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍۜ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ۫دَ شُكْرًاۜ وَقَل۪يلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Cinler Süleyman’ın isteğine göre mâbetler, kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar, leğenler, yerinden sökülemez sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvûd ailesi! Allah’a şükür olacak ameller işleyin. Doğrusu kullarımdan gereği gibi şükredenler pek azdır. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 14. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 15. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ ف۪ي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌۚ جَنَّتَانِ عَنْ يَم۪ينٍ وَشِمَالٍۜ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُۜ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğrusu, Sebe’ kavmi için yaşadıkları diyarda çok önemli bir ibret dersi vardı. Oturdukları vâdi sağından solundan, iki taraflı uzayıp giden güzel bahçelerle çevrilmişti. Peygamberleri onlara: “Rabbinizin size bahşettiği nimetlerden yiyin ve Ona şükredin. İşte sizin için ne hoş bir memleket ne kadar da bağışlayıcı bir Rab!” demişti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 16. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَيْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَل۪يلٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Fakat onlar bu dâvetten hoşlanmayıp, şükürden yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine, barajlarını yıkan meşhur Arim selini gönderdik de onların o güzelim bahçelerini buruk meyveli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan virâne bahçelere çevirdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 17. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُواۜ وَهَلْ نُجَاز۪ٓي اِلَّا الْكَفُورَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nankörlükleri ve peygamberleri yalanlamaları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Biz zâten çokça nankörlük eden inkârcılardan başkasını cezalandırmayız. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 18. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا ف۪يهَا السَّيْرَۜ س۪يرُوا ف۪يهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِن۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Onların yurtlarıyla bereketlerle donattığımız Filistin-Şâm diyarı arasında âdeta sırt sırta vermiş ve biri diğerinden görünebilen nice beldeler meydana getirdik; bunlar arasında da düzenli ve sistemli ulaşım imkânları sağladık. Kendilerine: “Oralarda gece gündüz güven içinde gezip dolaşın!” buyurduk. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 19. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا وَظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Fakat onlar: “Rabbimiz! Seyahatlerimizde konaklama yerlerimiz arasındaki mesafeyi artır” dediler ve işledikleri günahlarla kendilerine yazık ettiler. Biz de onları nesilden nesle bir ibret levhası hâlinde aktarılacak efsânelere çevirdik ve tamâmen parçalayıp bölük bölük her tarafa dağıttık. Şüphesiz bunda zorluklara sabredip nimetlere çokça şükretmesini bilen herkes için nice ibretli dersler vardır. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 20. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْل۪يسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَر۪يقًا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gerçekten de İblîs’in insanlar hakkındaki zan ve temennîsi doğru çıktı. Çünkü bir kısım mü’minler dışında herkes ona uyup gitti.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 21. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَمَا كَانَ لَهُ عَلَيْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا ف۪ي شَكٍّۜ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَف۪يظٌ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Oysa İblîs’in onlar üzerinde bir şeyi yapmaya zorlayıcı hiçbir gücü yoktur. Ancak biz, âhirete inananlarla ondan şüphe edenleri birbirinden ayırıp ortaya çıkaralım diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi hakkıyla gözetlemekte ve kayda almaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 30. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz, Dâvûd’a Süleyman’ı lutfettik. O ne güzel bir kuldu. Gerçekten o, tam bir teslimiyet ve samimiyetle sürekli Allah’a yönelir dururdu. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 31. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir ikindi vakti ona, tek ayağını tırnağı üzere kaldırıp diğer üç ayağı üzerinde duran ve süratli koşan safkan atlar arz edilmişti.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 32. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman: “Benim bu atlara ve güzel şeylere olan sevgim, ancak bana Rabbimi hatırlattıkları ve onun adını yaymaya hizmet ettikleri içindir” dedi. Ve atlar koşup, tozdan perdelerin arkasında görünmez oluncaya kadar onları hayranlıkla seyretti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 33. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">رُدُّوهَا عَلَيَّۜ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ardından, “Onları bana geri getirin” diye emretti. Atlar gelince, onların bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 34. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz Süleyman’ı da imtihan ettik ve onu tahtı üzerinde âdeta ruhsuz bir ceset hâlinde bıraktık. Sonra o bize yöneldi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 35. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكًا لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şöyle yalvardı: “Rabbim beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat ihsân eyle! Şüphesiz bütün nimetleri bağışlayan, lutufları bol olan yalnız sensin!”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 36. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّ۪يحَ تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bunun üzerine biz de rüzgârı onun hizmetine verdik. Rüzgâr onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 37. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Binalar kuran, dalgıçlık yapan şeytanları da emrine boyun eğdirdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 38. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاٰخَر۪ينَ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ayrıca demir zincirlerle birbirlerine bağlanmış daha nice yaratıkları da… </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 39. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şöyle buyurduk: “Bu nimetler, sana bizim armağanımızdır. İstersen sen de bundan başkalarına verebilirsin, istersen elinde tutarsın; her iki durumda da sana hesap sorulmayacak!” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 40. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğrusu, onun yanımızda bir yakınlığı, değeri ve güzel bir geleceği vardır.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">17) SÜLEYMAN ALEYHİSSELÂM’A DAİR (Ömer Nasuhî, Bilmen’e göre)</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazret-i Süleyman, Davud Aleyhisselam’ın oğludur. Onun ölümünden sonra on üç yaşında yerine geçmiş. Sonra kendine peygamberlik de verilmiştir. Bu bakımdan, babası gibi peygamberlikle hükümet etme görevlerini bir arada toplamıştır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğudaki ve batıdaki hükümdarlar, Hazret-i Süleyman'a itaat ederek kıymetli hediyeler göndermişler. Yemen Melike’si, Belkıs dahi, kendi ile görüşmeye gelmişti. Kızıl denizinde hazırlattığı donanmayı Okyanus sahillerine yollamıştı. Tetmür ve Baalbek şehirlerini ve yedi senede de Mescid-i Aksa'yı yaptırıp tamamlamıştı.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kuşların dillerini ve maksatlarını anlamak, Süleyman Aleyhisselam’ın, mucizelerindendi. Hazret-i Süleyman Aleyhisselam’ın sözü, insanlara ve cinlere hatta rüzgârlara geçerdi. Ahlâk ve hikmete dair yazıları vardır. Kırk yıl pek muhteşem bir hüküm sürdükten sonra elli üç veya altmış yaşında vefat etmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazret-i Süleyman'dan sonra İsrail Oğulları iki devlete ayrıldı. Bunlardan biri "Yahuda" devletidir ki hükümet merkezi Kudüs idi. Bu devlet, insanlar arasında, daha çok itibar kazanmıştı. Diğeri de "İsrâil" devleti idi. İdare merkezi de Nablus ve daha sonra Samire şehri idi</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu devletler, sonraları doğru yoldan çıktılar. İsrail Devleti, Asûrî'ler tarafından yıkıldı. Yehuda Devleti de "Buhti Nassar'ın saldırısına uğradı. Yahudilerin birçoğu Babil esaretine düştü. Daha sonraları İsrâil Oğulları, İranlıların, Yunanlıların ve Romalıların hakimiyetleri altına düşerek kendi hakimiyetlerini elden çıkardılar.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Buhti Nassar, Kudüs'ü ele geçirdiği zaman Beyt-i Makdis'i yıkıp, Tevrat nüshalarını yakmıştı. Üzeyir Aleyhisselam ile Daniyel Aleyhisselam’ı da diğer İsrâil âlimleri ile Babil'e götürmüştü. Daha sonra, İran'daki Kiyaniyan Hükümeti Babil'i ele geçirip Geldaniye hükümetini yıkınca , İsrâil Oğulları esaretten kurtularak vatanlarına dönmüşler ve Beyt-i Makdis'i yeniden inşa etmişlerdi. Hazret-i Uzeyir de Tevrat'ı ezberden okuyup yeniden yazdırmış ve böylece çoktan beri unutulmuş olan Musa peygamberin şeriatı, yeniden meydana çıkmış idi.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kur'ân-ı Kerîm, Hazret-i Üzeyir'e dair bilgi vermektedir. Fakat peygamber olup olmadığını açıklamamaktadır. İslâm âlimlerinden bir kısmına göre, Hazret-i Üzeyir bir peygamber değildir, velilerden büyük bir zattır. Önceleri Yahudilerden bazıları Hazret-i Üzeyir için "Allah'ın oğludur" diyerek şirke saplanmışlardı.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kur'ân-ı Kerîm'de isimleri anılan Zülkarneyn ile Lokman'ın peygamberliğinde de ihtilâf vardır. Zülkarneyn'in adı, bir rivayete göre "Mus'ab"dır. İbrahim Aleyhisselam’ın zamanında yaşadığı rivayet edilir. Dünya’nın doğusuna ve batısına gitmiş, Ye'cüc ve Me'cüc denilen bir kabileye karşı bir sed (engel) yapmış, pek büyük başarılar elde etmiştir. Her halde Yunanlıların İskender'inden başkasıdır. Bunun hayatı bizce tamamen bilinmemektedir. Ömer Nasuhî Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınevi, Ofset 75</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hem Hz. Süleyman Aleyhisselam hem de Kanunî Sultan Süleyman Han’a dair bilgilendirme yaptıktan sonra, sorumuzun sebebi olan “Ezmek veya Kırmak “fiillerinin konu edildiği Neml Sûresinin 18. âyetinin muhtelif zevat tarafından gerçekleştirilen Türkçe meallerinin sınıflamasına geçebiliriz.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">NEML SURESİNİN 18. AYETİNİN ORİJİNALİ ve TÜRKÇE MEALLERİ</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٓا اَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml suresinin 18.âyeti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1.Ömer Çelik Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nihâyet karıncalar vâdisine geldiklerinde, bir karınca: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin; Süleyman ve orduları farkınıza varmadan sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">çiğneyip ezmesinler</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2.Diyanet Vakfı Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">3.Diyanet İşleri (Eski) Meali&nbsp; “Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi <em>ezmesin</em></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">" dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4.Diyanet İşleri (Yeni) Meali “Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi <em>ezmesinler</em></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5.Elmalılı Hamdi Yazır Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">ezmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">!</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">" dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">6.Elmalılı Meali (Orjinal) Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: Ey karıncalar, haydin meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu sizi fark etmeyerek </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırıp geçirmesin.</span></span></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">7.Hasan Basri Çantay Meali&nbsp;&nbsp; “Hattâ Karınca Vâdîsi üzerine geldikleri zaman (dişi) bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, </span></span></span><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi kırmasın</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#2e74b5">»!”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">8.Hayrat Neşriyat Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nihâyet neml (karınca) vâdisine geldiklerinde, (içlerinde reis olan) bir karınca: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleymân ve orduları farkında olmayarak </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi ezmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!” dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">9.Ali Fikri Yavuz Meali“Nihayet (Süleyman ve ordusu Şam'daki karıncası bol) Karınca Vadisine vardıkları zaman, (karıncaların beyi olan) bir karınca şöyle dedi: “- Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu sizi fark etmeyerek </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırıp ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#538135">.”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">10.Ömer Nasuhi Bilmen Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Vaktâ ki Karınca Vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz. Süleyman ve onun askerleri farkında olmaz oldukları halde sizi </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırmasınlar</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#538135">.»”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">11.Ümit Şimşek Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca “Yuvalarınıza girin, karıncalar,” dedi. “Tâ ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">çiğnemesin</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#388600">.”</span></span></span></em></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">12.</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml Sûresi 18.âyetin meali: “Hatta karınca vadisi üzerine geldikleri vakit, (dişi) bir karınca dedi ki “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu kendileri bilmeyerek sizi </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırmasın</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” Kur’ân-ı Hakîm ve meali kerîm, Hasan Basri Çantay, İkinci cilt, sahife 676, Ahmed Said Matbaası, İstanbul 1965.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">13</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.18. âyet: “Vaktaki Karınca Vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki “Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz, Süleyman ve onun askerleri, farkında olmaz oldukları halde sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırmasınlar</span></span></span></em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">.</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#538135">”</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ömer Nasuhî Bilmen, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe meal-i âlisi ve tefsiri 5.Cilt, Bilmen basım ve yayınevi, Ofset 75 İstanbul.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.” Nihayet karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu, farkına varmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi <em>ezmesin</em>.” </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">dedi.” En Kolay Okunan Hat ile Kur’an-ı Kerim ve Türkçe meali. Elmalılı M. Hamdi Yazır, Güncel Türkçe ile sadeleştirilmiştir. İSBN numarası:978-9944-29641-0, İstanbul, Ağustos 2010 </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">-</span></span></span><span style="color:black"> “</span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nihayet (Süleyman ve ordusu Şam'daki karıncası bol) karınca vadisine vardıkları zaman, (karıncaların beyi olan) bir karınca şöyle dedi: “Ey Karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu sizi fark etmeyerek </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırıp </span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezmesin.<em>”</em> </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazırlayan A. Fikri Yavuz, Sönmez Neşriyat, İstanbul, Kur’an-ı Kerim ve Meali Alisi s,379&nbsp; </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">16</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">- “Nihayet Karınca Vadisine geldikleri zaman, bir karınca, “Ey karıncalar! Meskenlerinize (evlerinize) girin; Süleyman ve orduları bilinçsizce</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#4472c4">, </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi<strong><em> </em></strong><em>kırıp geçirmesin</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” dedi.&nbsp; Hakkı Yılmaz, Nüzul sırasına göre Tebyînü’l -Kur’an İşte Kur’an 4. Cilt, İşaret yayınları Ağustos 2008 İstanbul. S,102. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">17.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Nihayet Karınca vadisi üzerine geldikleri zaman, beyleri olana bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi, aman ha </span></span></span><em><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip telef etmesin</span></span></span></u></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doç. Dr. Hasan Tahsin Feyizli, Tefsirli Kur’an-ı kerim meali, s,377, Server yayınları,2. Baski 2016, Avcılar-İstanbul. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">18-</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nitekim, karıncalarla dolu bir vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri,” Ey geldiklerinde, karıncalardan” diye bağırdı. “Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi </span></span></span><em><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip geçmesin</span></span></span></u></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!” Kur’an-ı Kerim ve Özlü tefsir, Hazırlayan Abdullah Parlıyan, Basım, Büşra Reklam, Üsküdar İstanbul.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">19.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Karıncalar vadisine gelince, bir karınca, “Ey karıncalar,yuvalarınıza giriniz.Süleyman ve ordusu farkına varmadan </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">.”</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">dedi.”Kur’an-ı kerim Türkçe meali,Mahmut Topbaş,İmpres baskı tesisleri, s,249. Anadolu Gençlik Derneği Sakarya Şubesi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">20</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.” Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi.” Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Aman Süleyman ve ordusu, farkına varmadan </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">!”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;TEFEKKÜR (2. Cilt, Kur’an-ı Kerim tercümesidir), Abdullah Bakır, Mart 2023, Baskı Göksu matbaası, Topkapı İstanbul S,73</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><a href="https://www.kuranvemeali.com/fihrist?harf=S"><span style="color:black">1.</span><span style="color:black">Ömer Çelik mealinde, çiğneyip</span> <em><span style="color:black">ezmesinler</span></em><em> </em><span style="color:black">2.</span><span style="color:black">Diyanet Vakfı Meali,</span> <em><span style="color:black">ezmesin</span></em> <span style="color:black">3</span><span style="color:black">.Diyanet İşleri (Eski) mealinde,</span> <em><span style="color:black">ezmesin</span></em> <span style="color:black">4</span><span style="color:black">.Diyanet İşleri (Yeni) mealinde,</span> <em><span style="color:black">ezmesinler </span></em><span style="color:black">5.</span><span style="color:black">Elmalılı Hamdi Yazır mealinde,</span> <em><span style="color:black">ezmesin</span></em><span style="color:black"> 6</span><span style="color:black">.Elmalılı Meali (Orijinal) Meali,</span> <em><span style="color:black">kırıp geçirmesin</span></em><span style="color:black">. </span><span style="color:black">7</span><span style="color:black">.Hasan Basri Çantay mealinde, </span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:black">kırmasın</span></span></span><span style="color:black">. </span>&nbsp;<span style="color:black">8</span><span style="color:black">.Hayrat Neşriyat mealinde,</span> <span style="color:black">ezmesin </span><span style="color:black">9</span><span style="color:black">.</span> <span style="color:black">Ali Fikri Yavuz mealinde, <em>kırıp ezmesin</em></span><em> </em><span style="color:black">10.</span><span style="color:black">Ömer Nasuhi Bilmen mealinde,</span> <em><span style="color:black">kırmasınlar</span></em> <span style="color:black">11.</span><span style="color:black">Ümit Şimşek mealinde <em>çiğnemesin</em> </span><span style="color:black">12. </span><span style="color:black">Hasan Basri Çantay, <em>kırmasın</em> &nbsp;</span><span style="color:black">13.</span> <span style="color:black">Ömer Nasuhî Bilmen mealinde</span> <em><span style="color:black">kırmasınlar</span></em><span style="color:black">. </span><span style="color:black">14</span><span style="color:black">.</span> <span style="color:black">Elmalılı M. Hamdi Yazır, Kur’an-ı Kerim ve Güncel Türkçe ile sadeleştirilmiş mealinde, <em>ezmesin.</em></span> <span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">15</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">..”&nbsp; A. </span></span><span style="color:black">Fikri Yavuz, meali, <em>kırıp ezmesin </em></span><span style="color:black">16.</span><span style="color:black">” Hakkı Yılmaz, mealinde</span> <span style="color:black">sizi <em>kırıp geçirmesin</em></span>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </a></span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><strong>17.</strong></span></span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doç. Dr. Hasan Tahsin Feyizli mealinde, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip telef etmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">18</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.</span></span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kur’an-ı Kerim ve Özlü tefsir, Hazırlayan Abdullah Parlıyan, mealinde </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip geçmesin</span></span></span></em> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">19.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Mahmut Topbaş mealinde,</span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000"> sizi ezmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">, &nbsp;</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">20.</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;TEFEKKÜR mealinde, </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi ezmesin!” </span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212121">şeklinde Türkçeye tercüme edildiği gözükmektedir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu tespite göre “çiğneyip ezmesinler” diyen bir, “Ezmesin veya ezmesinler” diyen sekiz, “Kırıp geçirmesin” diyen iki “Kırmasın “diyen dört, “kırıp ezmesin” diyen iki “çiğnemesin” diyen bir, ezip telef etmesin diyen bir, ezip geçmesin diyen de bir olmak üzere 20 adet tercüme var.</span></span></span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">18. âyetteki &nbsp;&nbsp;يَحْطِمَنَّكُمْ kelimesinin tercümesi böyle şekilleniyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman Han ile Şeyhülislam Ebu Suud Efendi arasında geçen yazışmada 16.Yüzyıl ortalarında bu (يَحْطِمَنَّكُمْ) kırmak fiili ile tercüme edilmişken son zamanlardaki tercümelerde bu çeşitliliğin sebebi ne ola ki? Tercüme gibi çok ciddi bir işin bu çeşitliliğinin sebebi dil bilmemek midir, İntihalcilik midir, kopyacılık mıdır? Ben cevap veremiyorum. Öğrendiğime göre karıncaların bünyesi diğer mahlûkattan farklı olup ezilme fiiliyle değil de kırılma fiiliyle açıklanabilen bir durum var. Karıncaların vücudunun iskeleti dışında, diğer bazı mahlukat gibi iskeleti içinde değil.&nbsp; Vücutlarındaki dokunun adı ve cinsi “Kitin “isimli bir nesne ile kaplı olup vücudun dışında bir kitin tabakası oluşturuyor. Bu tabakanın ana özelliği, ezilme fiilinin değil kırılma fiilinin konusu oluyor. Cam, yumurta kabuğu, porselen, kemik ve benzeri nesnelerin kırılgan özelliğe sahip olması gibi karıncaların da dış tabaka yapısı kırılgan bir kitin tabakasıyla kaplıdır. Bu yüzden, 15 asır evvelinden, âyette, karıncanın kırılacağı, ezilmeyeceği açıkça belirtilmiş. &nbsp;Bu da kul işi olamaz zira o zaman, bu maddî vasıfları kim bilebilirdi. Demek ki dil bilimine vakıf olmak, doğru kelime kullanmayı icap ettirdiği yerde kullanmak, Kanunî Sultan Süleyman Han ile Ebu Suud Efendi arasındaki konuşmada, ezilme yerine kırılma kelimesi kullanılmış olması bu zevâtın işi bildiğini gösteriyor. Kur’an’da başkaca böyle durumların varlığına dair bilgi sahibi değilim. Bildiğimi de açıklama hakkımı kullanıyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Karıncanın ezilmeyeceğini, kırılacağını bilmeden tercüme yapma teşebbüsü, bizim açıklama yapmamıza sebep oluyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Şakir Albayrak</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">28.06.2026, 16.53, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Çekmeköy-İstanbul </span></span></span></p>

<p style="margin-left:47px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:47px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:47px">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:09:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>21. YÜZYIL...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/21-yuzyil-7876</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/21-yuzyil-7876</guid>
                <description><![CDATA[21. YÜZYIL...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">21. YÜZYIL...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesleğe ilk başladığımda Türkiye'yi son koalisyon hükûmeti yönetiyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">28 Şubat'ın kurşuni havası toplumun üstüne kara bulut gibi çökmüştü. İnsanın içi kararıyordu. Siyasetçiler, iş düsyası, üniversiteler huzursuzdu. Çok geçmeden ülke inanılmaz bir ekonomik krizin içine girdi. İflasın eşiğinden dönüldü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son 20 yıldaki hükûmetler, inanılmaz reformlara imza attılar. Sağlıkta, ulaşımda, eğitimde, şehircilikte, dış politikada büyük işler yapıldı. Cuntacılara, rektör diktalarına, bürokrasiye, jüristokrasiye ve onları pohpohlayan medyaya rağmen bütün kronik problemlerin üzerine üzerine gidildi. Askerî vesayetin bitirilmesi, devletin sivilleşmesi, kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması, katsayı zulmünün sona erdirilmesi...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Savunma sanayinde destan yazılması, terörün kazınması, kalekolların yapılması, hudutlarımızın ötesinde üsler kurulması... Deniz filosunun güçlenmesi.... Karadeniz'den gaz, Gabar'dan petrol çıkarılması... Paçanın IMF tasalludundan kurtarılması, paradan altı sıfır atılması, ihracat rekorları kırılması... Boğazların köprülerle, şehirlerin yollarla, tünellerle, dev hastanelerle, organize sanayi bölgeleriyle donatılması... Ayasofya'nın ibadete açılması... O kadar çok ki...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat bâzı adımlar tersine tecelli etti. Buğday ekilen tarlalarda arpa bitti. Muhafazakârlar, refah düzeyi artarken çözüldü. Kentsel dönüşümle şehirler yenilenirken sosyolojisi değişti. Yerel yönetimler yasası ile kaynak israfı engellenirken köyler boşaldı, gıdada inisiyatif tekellerin eline geçti. Sosyal yardımlarla devletin şefkati fukaraya ulaşırken kırsalda atalet oluştu. Her şehre üniversite eğitim düzeyini artırırken iş gücü piyasasındaki dengeleri bozup genç işsizliği hortlattı. Kontrolsüz şekilde ülkeye yayılan Suriyeli sığınmacılar, eleman ihtiyacını karşılarken Batı tarzı kuru, seküler milliyetçiliği patlattı. Tek tip medya çabası, geleneksel medyayı silikleştirirken sosyal medyayı güçlendirip muhalifleri sivriltti...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumda inanılmaz bir çürümüşlük var. Bünyedeki yüksek ateşin sebebi çok. Teşhis de tedâvi de belli: Hukukun üstünlüğü, mutlak adâlet ve ifade özgürlüğü...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:17:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE – Öfke/Kızgınlık</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-ofkekizginlik-7875</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-ofkekizginlik-7875</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE – Öfke/Kızgınlık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE – Öfke ve Kızgınlık</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfke/ Kızgınlık; istenmeyen ve arzu edilmeyen bir durum karşısında gösterilen aşırı tepkidir. Öfke; fıtrî bir duygudur. Her insanda az veya çok öfke vardır. Öfkesiz insan olmaz. Ancak kontrol edilemeyen öfke/kızgınlık; insanı şiddete götürebilir ve pekçok zararı olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*** Kur’nda anlatılan Hz.Mûsa’nın kıssasını hatırlayın! Hz.Mûsa Allahın emri ve izniyle vahiy almak üzere Tûr dağına gittiğinde Rabbinden aldığı Tevrat levhalarıyla/sayfaları birlikte Tur dağından kavminin yanına geri geldiğinde onları altın bir Buzağı putuna/heykeline taparken buldu. Bu duruma çok kızan ve öfkelenen Hz.Musa, elindeki Tevrat levhalarını yere attı ve o öfkeyle önce kavmini azarladı. Sonra Tur dağına giderken onları emanet ettiği kardeşi Hâruna kızdı, onu azarladı, saçından sakalından tuttu, hırpaladı, Kardeşini üzdü. Ama gerçeği öğrenince yanlış yaptığını anladı ve kardeşi Harunun omuzunu sıvazlayarak özür diledi, gönlünü aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*** İslamın tebliğ edildiği ilk yıllarda putperest olan Hattaboğlu Ömer (Hz.Ömer) İslamın peygamberi peygamberimiz Hz.Muhammedin getirdiği yeni din için Ona çok öfkeliydi. Müşriklerin teşvikiyle Hz.Muhammedi öldürmeye giderken yolda karşılaştığı biri ona nereye gittiğini sordu. O da: “Atalarımızın dinini bırakıp da yeni bir din getiren Muhammedi öldürmeye gidiyorum!” dedi. O kişi Ömere şöyle dedi: ? Sen önce kendi ailene bak! Senin kız kardeşin Fatma ve enişten Sâd da müslüman olmuş... Sen önce onların hakkından gel.” dedi. Bu söz üzerine Ömerin öfkesi iyice kabardı ve yolunu değiştirip önce kız kardeşinin evine uğradı ve içerde Kur’an ayetlerinin okunduğunu işitti, içeri girdi ve o öfkeyle kız kardeşine şiddetli bir tokat vurdu, kız kardeşi ağzı burnu kan içinde yere düştü. Kardeşinin yere düştüğünü ve yüzünün kanlar içinde olduğunu görünce vicdanı sızladı ve kardeşine yaptığı kötülüğe pişman oldu. Ama olan olmuştu, yaptığı öfkeli davranışıyla hem kız kardeşine zarar vermişti, hem de onu üzmüştü. Ama o da gerçeği öğrenince ve okunan Kur’anın sözlerini dinleyince yaptığına pişman oldu ve kız kardeşinden özür diledi. Öfkesi dinen Ömer, onlara Kur’an okuyan Habbabı da yanına alarak peygamberimiz Hz.Muhammedin bulunduğu yere gitti ve şahadet getirerek islama girdi. Demek ki, sevgili dostlar, öfke ve kızgınlık duygsu; insanı kötü düşünceye ve kötülüklere iten çok tehlikeli ve sinsi bir düşmandır.. Sabır ve aklı selim ise insana daima doğru ve iyi yolu gösteren rahmani bir rehberdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her iki olayda da gördüğünüz gibi âni bir öfkeyle/kızgınlıkla yapılan bir yanlış insanı her zaman zor durumda bırakıyor. Öyle değil mi? Halbuki her iki olayda da öfkelenenler biraz sabırlı ve hoşgörülü olsalardı, yapılan o hatalar/yanlışlar yapılmayacaktı ve kimse zarar görmeyecekti. Öyle değil mi? Demek ki, öfke; çok tehlikeli ve çok sinsi bir duygudur. Öfke İblisin ve Şeytanın sinsi bir tuzağıdır. Şeytan ise insanın en büyük düşmanıdır. O, her zaman insana öfkeye yönlendirecek şeyler fısıldar, insana öfkelenecek şeyler yaptırır. Öfkelenen nefisler/insanlar türetir ve onları birbirleriyle kavga ettirir, günah kazandırır, böylece kendisine Cehennem yoldaşları edinir. Bu nedenle öfkeyle hareket eden kimse hep zararda olur. Bilge insanların dediği gibi “Öfkeyle kalkan zararla oturur!.” Çünkü, öfkede akıl ve mantık olmaz, sevgi ve merhamet de olmaz. Bu nedenle öfkesine hâkim olamayan insan kendine hâkim olamaz ve hoşlanmadığı pekçok şeye öfkelenir ve pek çok yanlışlar yapar, pek çok insanı üzer. Bu da o kimsenin aleyhine ve zararına olur. Bu nedenle mü’min; mümkün olduğunca öfkelenmemeli, öfkelendiği zaman ise; güçlü imanı ve güçlü sabrı ile öfkesini bastırmalı ve öfkesini yenmeli. Zira, öfkesini yenen daima kazanır, öfkesine yenilen ise hep zararda olur. İnsan, bir şeye öfkelendiği/kızdığı zaman hemen Rabbini anmalı ve güzel bir sabır ve duâ ile Allaha sığınmalı, öfkesini yutmalı, öfkesini yenmeli, kendisini ve başkalarını üzecek veya zarar verecek söz ve davranıştan kaçınmalı, yani şiddetten kaçınmalı, öfkeyi şiddete dönüştürmemeli. Buna gücü yetmiyorsa kendisini öfkelendiren şeyi ve kimseyi güzel bir söz ve duâ ile Allaha havale etmeli, oradan ayrılmalı. Öfkeyi yenmenin reçetesi; İman, Sabır, Bağışlama ve Hoşgörü’dür.. Peygamberimiz bu konuda şu tavsiyede bulunur: “Biriniz öfkendiği zaman ayakta ise hemen bir yere otursun veya uzansın!.” Peygamberimiz başka bir hadisinde şöyle buyurur: "Öfke şeytandandır, biriniz öfkelendiğinde hemen abdest alsın,! Başka bir kaynakta bu hadisin sonuna şu cümle ilave edilmiştir. “iki rekat namaz kılsın!” Böyle durumlarda el, yüz ve ayakarın yıkanması veya duş alınması da insanı ruhen rahatlatır. Ayrıca insan öfkelendiği zaman hemen Allahı anar ve; “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyül azîm.” der ve Allaha sığınırsa da öfkesi geçer. “Euzü Besmele” çekmek, “Felâk” ve “Nâs” sûrelerini duâ olarak okumak da insanın öfkesini dindirir. Unutmayın! Öfkesini yenen kazanır. öfkesine yenilen kaybeder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Siz öfkesini yenenlerden olun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026- </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 19:11:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadeniz’in Yeniden Küresel Rekabet Alanına Dönüşmesi ve Türk Dünyasına Jeopolitik Yansımaları</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizin-yeniden-kuresel-rekabet-alanina-donusmesi-ve-turk-dunyasina-jeopolitik-yansimalari-7874</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizin-yeniden-kuresel-rekabet-alanina-donusmesi-ve-turk-dunyasina-jeopolitik-yansimalari-7874</guid>
                <description><![CDATA[Karadeniz’in Yeniden Küresel Rekabet Alanına Dönüşmesi ve Türk Dünyasına Jeopolitik Yansımaları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz’in Yeniden Küresel Rekabet Alanına Dönüşmesi ve Türk Dünyasına Jeopolitik Yansımaları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, 2026 yılı itibarıyla yeni bir safhaya girmiş görünmektedir. Ukrayna'nın Rusya Federasyonu'nun iç bölgelerinde bulunan petrol rafinerilerini ve enerji altyapılarını hedef alması, savaşın coğrafi kapsamını genişletirken stratejik niteliğini de değiştirmektedir. Aynı dönemde İran-ABD geriliminde gözlenen göreli yumuşama ve Orta Doğu'daki diplomatik hareketlilik, uluslararası kamuoyunun dikkatinin yeniden Karadeniz havzasına yönelmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada Ukrayna'nın son saldırılarının nedenleri, ABD ve Avrupa'nın Ukrayna politikalarındaki değişimler, İsrail'in İran-ABD ilişkilerine yaklaşımı ve savaşın Türkiye, Azerbaycan ile Türk Devletleri Teşkilatı üyelerine muhtemel etkileri analiz edilmektedir. Bu çalışma, Karadeniz'in yeniden küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri hâline geldiğini ve bunun Türkiye ile Türk Devletleri Teşkilatı açısından yeni stratejik fırsatlar ve güvenlik riskleri doğurduğunu ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Rusya, Ukrayna, Karadeniz, ABD, Türkiye, Belarus. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna savaşı beşinci yılına girerken çatışmaların niteliğinde dikkat çekici değişiklikler yaşanmaktadır. Savaşın ilk dönemlerinde ağırlıklı olarak cephe hatlarında yürütülen askerî faaliyetler, zaman içerisinde stratejik altyapıların hedef alınmasına dönüşmüştür. Özellikle Ukrayna'nın Rusya içlerindeki enerji tesislerine yönelik saldırıları, savaşın yeni aşamasının en önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu dönüşüm yalnızca savaşın askerî boyutunu değil, Avrasya jeopolitiğinde enerji, ulaştırma ve güvenlik dengelerini de yeniden şekillendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler yaşanırken İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki gerilimde göreli bir düşüş gözlenmekte, Gazze merkezli kriz ise bölgesel düzeyde kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu durum uluslararası sistemde dikkatlerin yeniden Doğu Avrupa ve Karadeniz havzasına yönelmesine yol açmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ukrayna'nın Rusya İçlerindeki Enerji Tesislerini Hedef Almasının Nedenleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">18 Haziran 2026 günü Moskova çevresindeki enerji tesislerinin ve Moskova’da tüketilen benzinin yüzde 40’ını, dizelin ise yüzde 50’sini üreten Kapotnya Petrol Rafinerisi'nin hedef alınması[1], dünyanın üçüncü büyük petrol üreticisi ve önemli bir petrol ve yakıt ihracatçısı olan Rusya’nın bu saldırılar sonrasında belirli bölgelerde deniz yoluyla yakıt tedarik seçeneklerini değerlendirdiğine ilişkin haberler uluslararası basında yer almış; bu durum Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alan stratejisinin etkisini göstermesi bakımından dikkat çekmiştir.[2] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu stratejinin temel amacı Rusya'nın enerji gelirlerini azaltmak, lojistik kapasitesini zayıflatmak ve savaşın maliyetini Rus kamuoyuna daha görünür hale getirmektir. Ukrayna yönetimi, cephe hattında tam bir askerî üstünlük sağlayamasa da Rus ekonomisinin kritik damarlarını hedef alarak stratejik dengeleme arayışındadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca Ukrayna’nın, Batılı müttefiklerine savaşın hâlen devam ettiğini ve desteğin sürdürülmesi gerektiğini hatırlatma amacı da taşımaktadır; çünkü 2025’te ABD askeri yardımları yüzde 99 düştü. Buna karşılık Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin yardımları belirgin biçimde artırarak açığı büyük ölçüde telafi ettiği görülmektedir.[3] AB yardımlarında 2022-2024 ortalamalarına kıyasla mali ve insani yardımda yüzde 59, askeri yardımda ise yüzde 67 oranında artış[4] görülmektedir. Zira AB ülkeleri Rusya’nın Ukrayna savaşı ile oyalanarak gücünü zayıflatmak ve Avrupa’ya karşı tehdit olmasını engellemek istemektedirler. Dolayısıyla ekonomik olarak zor günler geçirdikleri bilinmesine rağmen Rus tehdidinin bertaraf edilmesi için Ukrayna’ya destek olmayı bir zorunluluk olarak gördükleri anlaşılmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD ve Avrupa'nın Ukrayna Politikalarında Değişim</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savaşın uzaması, Batı kamuoylarında "savaş yorgunluğu" olarak tanımlanan yeni bir olgunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. ABD yönetimi son dönemde İran, Gazze ve Hint-Pasifik bölgesine daha fazla dikkat ayırmak zorunda kalmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna rağmen AB, Ukrayna'ya yönelik desteğini sürdürmektedir. AB'nin 2026-2027 dönemi için yaklaşık 90 milyar avroluk kredi/destek paketi hazırlaması bunun göstergesidir.[5] Ancak Avrupa'nın sağladığı ekonomik ve mali destek, ABD'nin askerî ve stratejik kapasitesinin yerini tam olarak dolduramamaktadır. Bu nedenle Ukrayna yönetimi savaş alanındaki eksiklikleri uzun menzilli insansız sistemler ve stratejik altyapı saldırılarıyla telafi etmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD'de yönetimin dış politika önceliklerini yeniden tanımlaması ve Avrupa müttefiklerinden daha fazla yük paylaşımı talep etmesi, Ukrayna politikasında kısmi bir sorumluluk aktarımına yol açmıştır. Bu süreç Avrupa Birliği'nin güvenlik alanında daha fazla inisiyatif üstlenmesini zorunlu hâle getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Rusya - Belarus İlişkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Belarus ilişkilerinin derinliği bilinmektedir. Ancak temasların son zamanlarda yoğunluk kazanmasına bağlı olarak, Belarus’un, Rusya'nın Ukrayna savaşında daha büyük bir rol oynamaya hazırlandığı[6], iddialarıyla birlikte, Rusya’nın Belarus üzerinden Ukrayna’ya yeni bir cephe açabileceği ve böyle bir durumda savaşın daha genişleyebileceği hatta Avrupa ülkelerine sıçrayabileceği endişelerine sebep olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Rusya'nın Belarus yönetimiyle güvenlik ve askerî koordinasyon kapsamında yürüttüğü temaslar, Ukrayna Savaşı'nın geleceği açısından dikkatle izlenmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak her ne kadar Belarus, Rusya ile oluşturduğu Birlik Devleti (Union State) yapısı, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyeliği ve ortak hava savunma sistemi sayesinde Moskova'nın en yakın stratejik müttefiklerinden biri olsa da bugüne kadar doğrudan Ukrayna topraklarında kapsamlı kara harekâtına katılmaktan kaçınmıştır.[7] Bunun temel nedenleri arasında Belarus Silahlı Kuvvetleri'nin yaklaşık 45–50 bin aktif personelden oluşan sınırlı kapasitesi, geniş ölçekli taarruz operasyonlarında yeterli muharip derinliğe sahip olmaması, ülke kamuoyunda savaşa yönelik desteğin düşük seyretmesi ve böyle bir müdahalenin Belarus'un iç siyasi istikrarı ile Batı yaptırımlarını daha da ağırlaştırma riskini artırması yer almaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu arada Belarus'un coğrafi konumu, lojistik altyapısı, hava üsleri ve Rus kuvvetlerine sağladığı konuşlanma imkânları, Moskova açısından önemli bir stratejik çarpan olmaya devam etmektedir. Bu nedenle mevcut koşullarda Belarus'un bağımsız ve geniş çaplı bir cephe açmasından ziyade, Rusya'ya lojistik destek, hava savunması, eğitim, ikmal ve gerektiğinde sınırlı sınır güvenliği faaliyetleriyle katkı sunması daha olası bir senaryo olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, savaşın Rusya açısından kritik bir aşamaya ulaşması veya Belarus yönetiminin rejim güvenliğini doğrudan tehdit eden olağanüstü gelişmeler yaşanması hâlinde, Minsk'in daha aktif askerî angajmana yönelme ihtimali tamamen göz ardı edilemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Belarus faktörü, savaşın kaderini tek başına değiştirebilecek bağımsız bir askerî güç olmaktan ziyade, Rusya'nın kuzey cephesindeki stratejik manevra serbestisini artıran ve Ukrayna'yı kuvvet dağılımı konusunda sürekli tedbir almaya zorlayan bir jeopolitik baskı unsuru olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz Güvenliği ve Türk Dünyasına Muhtemel Etkiler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savaşın yeniden tırmanması Karadeniz güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Tahıl koridoru, enerji taşımacılığı ve deniz ticareti üzerindeki riskler yeniden artış gösterebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından süreç dört temel alanda etkili olacaktır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz güvenliği </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Montrö Sözleşmesi'nin uygulanması </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Enerji fiyatları </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tahıl ve lojistik ticareti</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye'nin NATO üyeliği ile Rusya ile yürüttüğü ekonomik ve diplomatik ilişkiler arasında sürdürdüğü denge politikası daha hassas hale gelebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Azerbaycan açısından ise Rusya'nın Ukrayna cephesine yoğunlaşması Güney Kafkasya'daki güç dengelerini etkileyebilir. Benzer şekilde Türkistan’da Türk Cumhuriyetleri de değişen jeopolitik şartlardan etkilenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte Türk Devletleri Teşkilatı'nın TANAP, Bakü-Tiflis-Kars, Zengezur Koridoru, Hazar Geçişli Orta Koridor, Türk Yatırım Fonu, Türk Devletleri Teşkilatı 2040 Vizyonu gibi stratejik projeleri her geçen gün daha da önem kazanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İran-ABD Temasları ve İsrail Faktörü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran ile ABD arasında son dönemde gözlenen diplomatik temaslar, Orta Doğu'daki gerilimin belirli ölçüde kontrol altına alınabileceğine işaret etmektedir. Ancak İsrail açısından bu durum farklı değerlendirilmektedir. İsrail yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasını ulusal güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak görmektedir. Bu nedenle İsrail'in İran-ABD ilişkilerindeki yumuşamayı ihtiyatla karşıladığı söylenebilir. İsrail’in, İran üzerindeki askerî, diplomatik ve istihbari baskının gevşemesinden rahatsızlık duyabileceği; bu nedenle gerilimi sınırlı krizler ve güvenlik hamleleri üzerinden canlı tutmaya çalışabileceği değerlendirilebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte İsrail'in ABD’yi doğrudan yeni bir savaşa sürüklemekten ziyade İran'a yönelik askerî, diplomatik ve istihbari baskıları sürdürmeye çalışacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca kısa vadede kapsamlı bir ABD-İran savaşı ihtimali düşük görünse de rekabet ve karşılıklı baskı politikalarının devam edeceği öngörülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 yılında Ukrayna'nın Rusya içlerindeki enerji tesislerine yönelik saldırıları ile savaşın yeni bir evreye geçtiğini göstermektedir. Bu yeni aşamada enerji altyapıları, ekonomik kapasite ve psikolojik üstünlük klasik cephe savaşları kadar önemli hale gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran-ABD hattında diplomatik temasların ivme kazanması, uluslararası gündemin yeniden Karadeniz ve Doğu Avrupa'ya yönelmesine neden olmaktadır. Ancak bu durum Orta Doğu'daki rekabetin sona erdiği anlamına gelmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Azerbaycan ve Türk Devletleri açısından ortaya çıkan yeni jeopolitik tablo hem riskler hem de fırsatlar içermektedir. Özellikle Karadeniz güvenliği, enerji koridorları ve Türk dünyasının ekonomik entegrasyonu önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri arasında yer alacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz'in kuzeyinde yaşanan gelişmeler yalnızca Rusya ve Ukrayna'nın geleceğini değil, Türkiye'nin güvenliğini, Türk dünyasının entegrasyonunu ve Avrasya jeopolitiğinin geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Ankara, Bakü ve diğer Türk başkentleri gelişmeleri yalnızca izleyen değil, yöneten aktörler olma hedefiyle hareket etmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak Karadeniz, XXI. yüzyılın ikinci çeyreğinde yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın değil; Avrasya enerji koridorlarının, NATO-Rusya rekabetinin ve Türk Dünyası'nın jeostratejik geleceğinin kesişim alanı hâline gelmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin önümüzdeki dönemde Karadeniz merkezli çok boyutlu bir güvenlik ve ulaştırma stratejisini daha da güçlendirmesi kaçınılmaz görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Yeni Şafak; “Ukrayna'nın Moskova'da Petrol Rafinerisine Saldırısının Yeni Görüntüleri Ortaya Çıktı”, 19.06.2026. </span><a href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/ukraynanin-moskovada-petrol-rafinerisine-saldirisinin-yeni-goruntuleri-ortaya-cikti-4833813" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/ukraynanin-moskovada-petrol-rafinerisine-saldirisinin-yeni-goruntuleri-ortaya-cikti-4833813</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Mark Trevelyan (Ed.Ros Russell), “Ukraine Brings The War To Moscow As Huge Blasts Shake Refinery”, Reuters, 18.06.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/europe/ukraine-brings-war-moscow-huge-blasts-shake-refinery-2026-06-18/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/europe/ukraine-brings-war-moscow-huge-blasts-shake-refinery-2026-06-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Euro News; “Araştırma: ABD’nin Çekilmesine Rağmen Avrupa’nın Ukrayna Yardımı Büyük Ölçüde İstikrarlı”, 11.02.2026. </span><a href="https://tr.euronews.com/2026/02/11/arastirma-abdnin-cekilmesine-ragmen-avrupanin-ukrayna-yardimi-buyuk-olcude-istikrarli" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://tr.euronews.com/2026/02/11/arastirma-abdnin-cekilmesine-ragmen-avrupanin-ukrayna-yardimi-buyuk-olcude-istikrarli</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Christoph Trebesch ve Taro Nishikawa; “Europe Steps Up: Ukraine Support After Four Years of War”, Kiel Policy Brief, February 2026. </span><a href="https://www.kielinstitut.de/fileadmin/Dateiverwaltung/IfW-Publications/fis-import/dd24a73f-4270-46c5-9c40-bcc9df4f1672-KPB2023_EN.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">dd24a73f-4270-46c5-9c40-bcc9df4f1672-KPB2023_EN.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Geopolıtıcs &amp; Defense Polıcy Paper No 320, </span><a href="https://institutdelors.eu/content/uploads/2026/02/PP320_EU_support_Ukraine_2026_Montoya_EN.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://institutdelors.eu/content/uploads/2026/02/PP320_EU_support_Ukraine_2026_Montoya_EN.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Hanna Liubakova, “Belarus is Quietly Preparing to Play a Larger Role in Russia’s Ukraine War”, Atlantic Council, 25.06.2026. </span><a href="https://www.atlanticcouncil.org/blogs/ukrainealert/belarus-is-quietly-preparing-to-play-a-larger-role-in-russias-ukraine-war/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.atlanticcouncil.org/blogs/ukrainealert/belarus-is-quietly-preparing-to-play-a-larger-role-in-russias-ukraine-war/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] understandingwar.org. “Russian Offensive Campaign Assessment, June 24, 2026”, </span><a href="https://understandingwar.org/research/russia-ukraine/russian-offensive-campaign-assessment-june-24-2026/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://understandingwar.org/research/russia-ukraine/russian-offensive-campaign-assessment-june-24-2026/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 19:09:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmed Emin Resulzâde (1884–1955)</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mehmed-emin-resulzade-1884-1955-7873</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mehmed-emin-resulzade-1884-1955-7873</guid>
                <description><![CDATA[Mehmed Emin Resulzâde (1884–1955)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Mehmed Emin Resulzâde (1884–1955)</strong></span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mehmed Emin Resulzâde,&nbsp;<strong>31 Ocak 1884'te</strong>&nbsp;Bakü yakınlarındaki&nbsp;<strong>Novhanı köyünde</strong>&nbsp;(Bakü Guberniyası, Rusya İmparatorluğu) dünyaya geldi. Babası&nbsp;<strong>Ahund Hacı Molla Alakber Rasulzade</strong>&nbsp;tanınmış bir din âlimi, annesi ise Zalkızı Ziynet’tir. Resulzade, dinî birikime sahip bir ailede yetiştiği için küçük yaşlarından itibaren Arapça ve Farsça öğrenmeye başladı. Eğitimine&nbsp;<strong>Rus-Müslüman Ortaokulu'nda</strong>&nbsp;başladı. Bu okullar, Çarlık döneminde Müslümanların hem Rusça hem de kendi dillerinde eğitim almalarını sağlayan yenilikçi bir yapıya sahipti. Ardından&nbsp;<strong>Bakü Teknik Koleji'nde</strong>&nbsp;eğitimine devam etti. Bu dönem, Resulzade’nin hem Rusya İmparatorluğu’nun modern eğitim sistemiyle tanışmasına hem de Azerbaycan’daki millî uyanış hareketlerinin etkisine girmesine neden oldu. Özellikle Kırım Tatarlığı’nın büyük düşünürü İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" düsturundan ve usûl-i cedîd (yeni usul) eğitim görüşlerinden derinden etkilendi. Bakü’nün o yıllarda Kafkasya’nın kültürel ve siyasi merkezi olması, petrol endüstrisinin yarattığı toplumsal hareketlilik ve Batı’daki sosyalist ve milliyetçi akımların bölgeye sızması, Resulzade’nin gençliğini şekillendiren temel faktörler oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Yüzyılın başlarında sosyal-siyasi ve edebî faaliyete başladı</strong>. Resulzade, henüz on yedi yaşındayken (1902'de)&nbsp;<strong>Azerbaycan’ın çağdaş tarihindeki ilk gizli örgüt olan "Müslüman Gençlik Örgütü Musavat"ı kurdu</strong>. Bu örgütün temel amacı, Azerbaycan halkının millî kimliğini canlandırmak ve Rus sömürge yönetimine karşı bir direniş zemini oluşturmaktı. Bu cemiyet, ilerleyen dönemde Müslüman Demokratik Müsâvat Cemiyeti adını aldı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade, 1903'ten itibaren çeşitli muhalif gazete ve dergilerde makaleler yazmaya başladı.&nbsp;<strong>1904 yılında ilk İslami sosyal demokrat örgüt olan Hummet'i (Hümmet) kurdu</strong>&nbsp;ve bu teşkilâtın kurucu kadroları arasında yer aldı. Hummet, İslamiyet’in etik değerlerini sosyal demokrasi idealleriyle birleştirmeyi amaçlayan özgün bir siyasi hareketti. O dönemde,&nbsp;<strong>monarşi karşıtı platformu ve Azerbaycan'ın ulusal özerkliği talepleri</strong>&nbsp;onu Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin (Bolşevikler) Bakü örgütündeki Sosyal Demokratlar ve geleceğin Komünistleriyle aynı çizgiye getirdi. Hummet teşkilâtının yayın organları olan Tekamül (1906-1907) ve Yoldash'ın (1907)&nbsp;<strong>genel yayın yönetmeni oldu</strong>. Resulzade ayrıca Bakü’de Rusça yayımlanan Kaspi gazetesinde mürettiplikten başlayarak, Hayat, İrshad ve Fuyuzat gibi&nbsp;<strong>tarafsız</strong>&nbsp;gazetelerde Azerbaycan halkının ve&nbsp;<strong>genellikle Türk dünyasının içinde bulunduğu durum ile ilgili çok sayıda makale yayınladı</strong>. İlk makalesi, 2 Mayıs 1903'te Tiflis’te çıkan Şark-ı Rus gazetesinde yayımlanan&nbsp;<strong>"Saadetlü Mehemmedağa Huzuruna"</strong>&nbsp;başlıklı yazısıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzâde,&nbsp;<strong>1905 Çar karşıtı Birinci Rus Devrimi'ne aktif olarak katıldı</strong>. Bu devrimci yıllarda Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Bakü örgütünün üyesiydi ve bu dönemde Prokopius Dzhaparidze ve Meşadi Azizbekov gibi daha sonra&nbsp;<strong>iç savaş sırasında vurulan 26 Bakü Komiserinden</strong>&nbsp;ikisi olarak ünlenen isimlerle yakın çalışma arkadaşlığı içindeydi. Sovyet arşivlerinde, Resulzade'yi bu komiserlerle gösteren bir fotoğraf mevcuttur. Bu döneme ait çarpıcı bir hikâyeye göre,&nbsp;<strong>1905'te Bakü'de genç Joseph Stalin'i, polis aktif bir isyan kışkırtıcısı olarak ararken kurtaran kişi Resulzade'ydi</strong>. Bu olay, Stalin'in yıllar sonra Resulzade'ye olan "borcu" nedeniyle onu idamdan kurtarmasına yol açacaktır. Resulzade, 1908’de&nbsp;<strong>millî duyguları uyandıran</strong>&nbsp;Karanlıktaki Işıklar adlı tiyatro oyunu Bakü'de sahnelendi.</span></p>

<h3>&nbsp;</h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Çarlık otoriterlerinin zulmü</strong>&nbsp;altında Resulzade, 1909'da Bakü'den&nbsp;<strong>kaçtı</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>1905-1911 İran Anayasa Devrimi'ne</strong>&nbsp;katılmak üzere İran'a gitti.&nbsp;<strong>Farsça'yı akıcı bir şekilde konuşuyordu</strong>. İran'dayken&nbsp;<strong>Tebriz’de Azerbaycan’ın millî kahramanı Settarhan’la görüştü</strong>, gazete ve kitaplar yayımladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran'daki siyasi faaliyetleri oldukça yoğundu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>İran Demokrat Partisi:</strong>&nbsp;<strong>1910’da İran Demokrat Partisi'nin kurucularından biri oldu</strong>&nbsp;ve partinin Tahran örgütlenmesinde yer aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>İran-e Now Gazetesi:</strong>&nbsp;<strong>"En büyük, en önemli ve en bilinen Fars gazetesi ve Avrupa'da yaygın olarak görülen büyük boy ilk gazete" olarak tanımlanan İran-e Now</strong>&nbsp;("Yeni İran") gazetesini yayınlamaya başladı. Resulzade, bu yayınıyla&nbsp;<strong>Modern Avrupa gazete formasını ilk defa İran’a getiren kişi olmuştur</strong>&nbsp;(Sühen dergisi, Tahran, 1955). Ayrıca İran-e Azad ("Bağımsız İran") gazetesinin editörlüğünü de yaptı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Saadet-e beşar:</strong>&nbsp;1911'de devrimi savunmak için&nbsp;<strong>"Saadet-e beşar" ("İnsanlığın Mutluluğu")</strong>&nbsp;adlı kitabını yayımladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Rus birlikleri 1911'de İran'a girdikten ve İngilizlerle işbirliği yaparak Kaçar Sarayı'nın İran Anayasa Devrimi'ne son vermesine yardım ettikten sonra</strong>, Resulzade siyasi baskılar nedeniyle Tahran’daki mücadele arkadaşı Seyit Hasan Tağızâde ile birlikte&nbsp;<strong>Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çar hükümetinin baskısı ile İran’dan Türkiye’ye göç ettiği dönemde siyasi ve edebî faaliyetini Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul’da devam ettirdi. Burada,&nbsp;<strong>Jön Türk Devrimi'nin ardından Resulzade, 1911’de Pantürkizm odaklı Türk Yurdu adlı bir dergi kurdu</strong>. 1911-1913 yılları arasında İstanbul’da&nbsp;<strong>Türk Ocağı’nda</strong>&nbsp;çalıştı ve o dönem Türkçülüğünün önde gelen isimleri Ziya Gökalp başta olmak üzere İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin ileri gelenleriyle tanıştı ve düşüncelerinden etkilendi. Türk Yurdu ve Sırât-ı Müstakîm dergilerinde İran ve İran Türkleri hakkında yazılar yazdı. Bu dönemde kaleme aldığı ünlü&nbsp;<strong>"İran Türkleri"</strong>&nbsp;makalesi, Türk dünyası arasındaki kültürel bağların önemine dikkat çekmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1913’te Romanovlar sülalesinin 300. yıldönümü dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak vatanına dönen</strong>&nbsp;Resulzade,&nbsp;<strong>Hummet örgütünden ayrılarak</strong>&nbsp;<strong>gizli Müsavat (Eşitlik) Partisinin liderliğini üstlendi</strong>. Parti, başlangıçta Pan-İslamist ve Sosyalist fikirleri savunsa da, Resulzade'nin liderliğinde&nbsp;<strong>Türk dünyasıyla daha büyük kültürel bağlara yakınlık duyan Pan-İslamizm'i</strong>&nbsp;savunarak, kısa sürede bir&nbsp;<strong>Azerbaycan milliyetçi partisi haline geldi</strong>.&nbsp;<strong>Ekim 1917 yılında Müsavat Partisinin başkanı seçildi</strong>.&nbsp;<strong>Şubat Devrimi gerçekleştiğinde, Müsavat hızla yasallaştı</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Nasib Yusufbeyli liderliğindeki Türk Federalistler Partisi ile birleşerek Kafkas Müslümanlarının önde gelen partisi haline geldi</strong>. 1915-1918 yılları arasında partinin 1918'e kadar yayın yapan gazetesi&nbsp;<strong>"Açık Söz"ü</strong>&nbsp;yayınlamaya başladı. Bu yayın organında&nbsp;<strong>“Türkleşmek, İslâmlaşmak, muasırlaşmak”</strong>&nbsp;ülküsü sistemli bir şekilde savunuldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1917 Ekim Devrimi</strong>, Transkafkasya'nın Rusya'dan ayrılmasına yol açtı ve Resulzade, Transkafkasya Federasyonu'nun parlamentosu Seym'de&nbsp;<strong>Müslüman grubun başkanı oldu</strong>. Transkafkasya Federasyonu'nun dağılmasının ardından Müslüman grubu,&nbsp;<strong>Azerbaycan Millî Şûrası’na</strong>&nbsp;dönüştü ve Resulzâde Mayıs 1918'de oybirliğiyle başkanı seçildi. Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası,&nbsp;<strong>28 Mayıs 1918'de Tiflis'te bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ilan etti</strong>. Resulzade,&nbsp;<strong>devletleşmesinin babası</strong>&nbsp;olarak kabul edildi. Böylece Türk ve Müslüman dünyasında kurulan ilk modern cumhuriyet olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (ADC) kurulmuş oldu.&nbsp;<strong>ADC, kadınlara oy hakkı veren ilk Müslüman ülkesi oldu</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ADC'nin kuruluşunda Osmanlı Devleti ile kurulan ilişki kritikti:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>4 Haziran 1918 Dostluk Anlaşması:</strong>&nbsp;Resulzâde,&nbsp;<strong>Azerbaycan ve Osmanlı devleti arasında imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasına Azerbaycan adına imza attı</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>15 Eylül 1918 Kurtuluşu:</strong>&nbsp;<strong>"Kafkas İslam Ordusu" ismi verilen Osmanlı ordusu, Bakü’yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden kurtardı ve bu haberi, Resulzade’ye dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa verdi</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bakü’ye dönen Resulzâde, hükümette yer almasa da Müsavat Partisi Genel Başkanı olarak parlamentoda aktif çalışmalar yürüttü, hükümetin faaliyetini yönlendirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade, devlet adamlığının yanı sıra eğitime verdiği önemi gösterdi.&nbsp;<strong>1919'da petrol baronu Hacı Zeynelabidin Tağıyev'in finansmanıyla</strong>&nbsp;Eğitim Bakanı Reşid Han Gaplanov ile birlikte&nbsp;<strong>Bakü Devlet Üniversitesi'nin kurulmasına öncülük etti</strong>. Bu üniversite, Azerbaycan'ın modern bilim ve kültür merkezi olmuştur. Resulzade, bizzat&nbsp;<strong>üniversitede Osmanlı edebiyatı dersleri verdi</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muhammed Emin Resulzade, siyasi ve devlet adamlığı kimliğinin yanında&nbsp;<strong>düşünür, yazar ve bilim adamı</strong>&nbsp;kimliğiyle de öne çıkmış;&nbsp;<strong>teorik, edebî, eleştirel ve bilimsel çalışmalarıyla büyük bir miras bırakmıştır</strong>. Resulzade,&nbsp;<strong>Azerbaycan edebî ve sosyo-politik düşüncesinin önemli isimlerinden biri</strong>&nbsp;olarak kabul edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade,&nbsp;<strong>edebiyatın yalnızca bir sanat eseri olmanın ötesinde, halkın mücadelesinin ruhunu, millî bilincini ve bağımsızlık fikrini yaşatmak adına önemli bir araç olduğunu vurgulamaktadır</strong>. Özellikle Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı, Asrımızın Siyavuşu, Azerbaycan Kültür Gelenekleri ve Azerbaycan Şairi Nizami gibi eserlerinde&nbsp;<strong>edebiyatın halkın özgürlük mücadelesi ve bağımsızlık ülküsüyle nasıl bağlantılı olduğunu vurgulamıştır</strong>. Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı başlıklı eserinde, Resulzade karşılaştırmalı bir yöntemle tarihî ve edebî olayları analiz etmiş, bağımsızlık düşüncesinin doğrudan ve metaforik yansımalarını ortaya koymuştur.&nbsp;<strong>Sovyet dönemi baskılarına rağmen bu yazarların bağımsızlık düşüncesini metaforik ifadelerle aktardığı görülmüştür</strong>. Eserinde ele aldığı yazarlar ve temalar şunlardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Hüseyn Cavid:</strong>&nbsp;Resulzade, Cavid’in&nbsp;<strong>Peygamber</strong>&nbsp;eserinde özgürlük düşüncesinin dinî ve millî motiflerle nasıl güçlendirildiğini incelemiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ahmed Cevad:</strong>&nbsp;Şiirlerinde millî kimlik ve bağımsızlık mücadelesi coşkuyla işlenmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>C. Cabbarlı:</strong>&nbsp;<strong>Od Gelini</strong>&nbsp;eserinde millî kimlik ve bağımsızlık mücadelesinin metaforik yansımalarını ortaya koymuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Samed Vurğun:</strong>&nbsp;Resulzade, onun eserlerinde de bağımsızlık fikrini yansıtan özellikleri kısa, net ve güçlü bir hassasiyetle vurgulamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade'nin bu yaklaşımı, onun edebiyat anlayışının yalnızca estetik değil, aynı zamanda ideolojik ve millî bir işlev taşıdığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisan 1920'de&nbsp;<strong>XI. Kızıl Ordu'nun Azerbaycan’a girmesiyle</strong>&nbsp;Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin yıkılmasından sonra Resulzade Bakü'yü terk etti ve&nbsp;<strong>Sovyetleşmeye karşı direnişi yönetmek için İsmailli'nin dağlık Lahıc köyünde saklandı</strong>. Ancak Ağustos 1920'de Sovyet Rus ordusunun Azerbaycan Milli Ordusu'nun eski subayları tarafından yönetilen Gence, Karabağ, Zagatala ve Lenkeran isyanlarını bastırmasının ardından Resulzade tutuklandı.&nbsp;<strong>Bayıl hapishanesinden Moskova’ya gönderilen</strong>&nbsp;Resulzade,&nbsp;<strong>Stalin'i polisten saklaması sayesinde daha önce kurtarılmış olması sayesinde serbest bırakıldı ve Azerbaycan'dan Rusya'ya transfer edildi</strong>. Sonraki iki yıl boyunca Resulzade,&nbsp;<strong>Moskova'daki Milletler Komiserliği'nde basın temsilcisi olarak çalıştı</strong>. Ancak Stalin'in ısrarlı işbirliği tekliflerini reddetti.&nbsp;<strong>1922'de Saint Petersburg'a geçici olarak atandı ve Müsavatçılar onu bir tekne ile Finlandiya’ya kaçırabildiler</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürgün hayatına Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de devam etti.&nbsp;<strong>1923 ve 1927 yılları arasında</strong>&nbsp;Türkiye'de yayımladığı&nbsp;<strong>Yeni Kafkasya</strong>&nbsp;dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Ancak&nbsp;<strong>Moskova'nın isteği üzerine Kemalist hükümet tarafından askıya alınan</strong>&nbsp;bu derginin ardından, Resulzade 1928'den 1931'e kadar Türkiye'de çeşitli makaleler yayınlamaya devam etti.&nbsp;<strong>1931'de göçmen yayınlarının bastırılması, Resulzade'nin Türkiye'den sınır dışı edilmesiyle aynı zamana denk geldi</strong>. Bazı kaynaklar, bunu Sovyet baskısına boyun eğmenin bir sonucu olarak görmüştür. Sürgünde yayımladığı O Pantiurkizme v sviazi s kavkazskoi problemoi (Kafkasya sorununa ilişkin Pan-Türkizm) broşüründe Resulzade,&nbsp;<strong>Pan-Türkizm'in siyasi bir programdan ziyade kültürel bir hareket olduğu</strong>&nbsp;görüşünü kesin bir dille dile getirdi.&nbsp;<strong>1938'de Polonya'ya gitti ve orada Polonyalı devlet adamı Józef Piłsudski'nin yeğeni olan eşi Wanda ile tanıştı</strong>. Ardından 1940'ta Romanya'ya geçti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1942'deki sürgünü sırasında Resulzade, Sovyetler Birliği halklarının temsilcilerinden ulusal lejyonlar oluştururken yetkili temsilcilere güvenen&nbsp;<strong>Nazi Almanyası'nın liderliğiyle temasa geçti</strong>. Hitler, Resulzade'yi Alman işgali altındaki Kafkasya'nın lideri olarak işe almaya çalıştı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mayıs 1942'de Alman liderliğiyle yapılan bir toplantı sırasında Resulzade,&nbsp;<strong>Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden tesis etmek için Nazi Almanyası ile stratejik bir ittifak kurmaya çalıştı</strong>. Resulzade, Nazi Almanyası'nın Transkafkasya devletlerinin yeniden tesisine mutlak bağlılığını ilan etmesini talep etti. Reich'ın konuşmadaki kaçamak tavrı nedeniyle Resulzade Berlin'den ayrıldı. Bazı kaynaklarda Resulzade'nin,&nbsp;<strong>Müsavat partisinin sosyal programının nasyonal sosyalist nitelikte olduğunu belirttiği ve Müsavatçılık ile Nazizm arasında yakın bağa ikna olduğu iddiaları mevcuttur</strong>. Ancak Resulzade'nin asıl amacı, Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden tesis etmek için dış güçleri kullanmaktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>II. Dünya Savaşı'ndan sonra, 1947'de Ankara, Türkiye'ye geri döndü</strong>&nbsp;ve burada&nbsp;<strong>Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu</strong>. Türkiye’ye yerleştikten sonra&nbsp;<strong>marjinal Pantürkist hareketin siyasetine katıldı</strong>.&nbsp;<strong>Türkiye veya İran'daki varlığının hassasiyeti ve sık sık sürgüne gönderilmesi nedeniyle, Resulzade "hem İran'ın hem de Türkiye'nin kötü anılarını besledi"</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığı ve Millî Kütüphane’de memur olarak çalıştı.&nbsp;<strong>1949'da Azerbaycan Kültür Derneğini kurdu</strong>&nbsp;ve dernek, 1952’de Azerbaycan adlı dergiyi çıkarmaya başladı. 1953'te Voice of America aracılığıyla Azerbaycan halkına yaptığı çağrıda, bir gün tekrar bağımsız olacakları umudunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Thomas Goltz'a göre, 1955'te kırık bir adam olarak öldü</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzâde,&nbsp;<strong>6 Mart 1955’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde şeker hastalığından vefat etti</strong>.&nbsp;<strong>Son nefesinde “Azerbaycan... Azerbaycan... Azerbaycan...” diyerek ebediyete kavuştu</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Ankara'daki Cebeci Asri mezarlığına</strong>&nbsp;defnedildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Seyid Hasan Tağizade, Resulzade hakkındaki değerlendirmesinde:&nbsp;<strong>"Resulzade bütün ömrü boyu, Şark dünyasında bir eşine rastlamadığım mübalağasız diyebileceğim fevkalade nadir insanlardan biriydi. Mehmet Emin bey terbiyeli, kuvvetli ve sağlam mantık sahibi, temiz kalpli, doğru sözlü, metanetli, tam manası ile dürüst, fikir ve yoluna derin bir iman besleyen fedakar, mücahit ve örnek bir insandı. Böyle insanlara zamanımızda hele hele bizim taraflarda rastlamak mümkün değildir."</strong>&nbsp;demiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ESERLERİ</span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşağıdaki liste, Resulzade’nin teorik, edebî, eleştirel ve bilimsel çalışmalarını kronolojik sırayla göstermektedir.&nbsp;Eserler, metin içinde belirtilen ek detaylarla birlikte sunulmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Karanlıkta Işıklar (1908). Bakü. (Tiyatro oyunu).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Etedaliyun Partisinin Eleştirmeni (1910). Tahran. (Farsça: Tanqid-e firqa-ye-Etedālīyūn va ya, Ejtemāīyūn-e etedāliyūn).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İnsanlığın Mutluluğu (1911). Ardebil. (Farsça: Saadet-e basher).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cemaat İdaresi (1917). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Demokrasi (1917). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hükümet Biçimine İlişkin İki Görüş (1917).&nbsp;Bakü. (Ahmet Salikov ile birlikte).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bize Hangi İdare Faydalıdır (1917). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Teşekkülünde Müsavat (1918). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Cumhuriyeti (1919).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">10.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan'ın Oluşumunda Müsavat'ın Rolü (1920). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">11.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Cumhuriyeti Keyfiyeti Teşekküli ve Şimdiki Vaziyeti (1922). İstanbul. (Osmanlı Türkçesi).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">12.&nbsp;&nbsp;Asrımızın Siyavuşu (1922). İstanbul. (İkinci basımı 1925).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">13.&nbsp;&nbsp;İstiklâl Mefkuresi ve Gençlik (1922). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">14.&nbsp;&nbsp;Rusya’da Siyasî Vaziyet (1922). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">15.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Misak-ı Millisi (1927).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">16.&nbsp;&nbsp;Milliyet ve Bolşevizm / Milliyetçilik ve Bolşevizm (1928). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">17.&nbsp;&nbsp;İhtilâlci Sosyalizmin İflâsı ve Demokrasinin Geleceği (1928). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">18.&nbsp;&nbsp;Kafkasya Türkleri (1928).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">19.&nbsp;&nbsp;O Pantiurkizme v sviazi s kavkazskoi problemoi (Kafkasya Sorununa İlişkin Pan-Türkizm) (1930). Paris. (Rusça).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">20.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan'ın Bağımsızlık Mücadelesi (1930). Paris. (Fransızca).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">21.&nbsp;&nbsp;Şefibeycilik (1934). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">22.&nbsp;&nbsp;Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı (1936). Berlin. (Türkçe ve Rusça baskıları).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">23.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Sorunu (1938). Berlin. (Almanca: Das Problem Aserbeidschan).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">24.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan'ın Bağımsızlık Mücadelesi (1938). Varşova. (Lehçe).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">25.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Kültür Gelenekleri (1949). Ankara.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">26.&nbsp;&nbsp;Çağdaş Azerbaycan Tarihi (1951). Ankara.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">27.&nbsp;&nbsp;Büyük Azerbaycan Şairi Nizami / Azerbaycan Şâiri Nizâmî (1951). Ankara.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">28.&nbsp;&nbsp;Milli Bilinç / Millî Tesanüd (1978). Ankara.&nbsp;(Vefatından sonra).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">29.&nbsp;&nbsp;Yüzyılımızın Siyavuş'u (1989). Ankara. (Vefatından sonra).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">30.&nbsp;&nbsp;Stalinle İhtilâl Hatireleri (1991). Bakü. (Vefatından sonra).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">31.&nbsp;&nbsp;İran Türkleri (1993). İstanbul. (Vefatından sonra).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAYNAKÇA</span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kitaplar</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aküzüm, Feyzi. M. Emin Resulzade’ye Göre Çeşitli Cepheleriyle Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi.&nbsp;Ankara, 1977.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Goltz, Thomas. Azerbaijan Diary: A Rogue Reporter's Adventures in an Oil-Rich, War-Torn, Post-Soviet Republic. New York: M.E. Sharpe, 1998.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Işık, İhsan. Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi. 2. bs. Ankara: Grafiker Yayınları, 2009.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimşir, Sebahattin. Mehmet Emin Resulzâde’nin Türkiye’deki Hayatı, Faaliyetleri ve Düşünceleri. Ankara, 1995.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakublu, Nesiman. Məhəmməd Əmin Rəsulzadə Ensiklopediyası. Bakı: Kitab Klubu MMC, 2013.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaman, Ertuğrul. Türkiye’deki Türk Dünyası. (A.K. Bolaç – A. Esatoğlu ile). Ankara, 1998.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Süreli Yayınlar / Ansiklopedi Maddeleri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Məhəmməd Əmin Rəsulzadə və İctimai-Siyasi İdeallar. Hazar Üniversitesi Yayınları. Bakı, 2005.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Seyid Hasan Tağizade. “Resulzade’nin Şahsiyeti Hakkında”. Sühen dergisi, S. 4 (Tahran, 1955).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tanrıöver, Hamdullah Suphi. “Resulzade Mehmet Emin”. Türk Yurdu dergisi, S. 243 (1955).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kurumsal Kaynaklar</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Azerbaycan Kültür Derneği Arşivleri. (Ankara).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 17:11:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖR</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gor-7872</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gor-7872</guid>
                <description><![CDATA[GÖR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÖR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aklıma gelince gamzeli yüzün<br />
Elime kalemi alışımı gör<br />
Birden kaplayınca yüzümü hüzün<br />
Sitemli sözlere dalışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tahmin edemezsin hâlimi o an<br />
Tarifi imkânsız mutlu olur can<br />
Tepeden tırnağa kaplar heyecan<br />
Yeter ki davet et gelişimi gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayale, düşlere aldırsak nefes<br />
Az gelir sevinci tanımda enfes<br />
Gıpta eder bize dünyada herkes<br />
Anımı seninle bölüşümü gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Demir alsa candan derdin dizisi<br />
Değişse sevdamın kara yazısı<br />
İnleyen yerimin dinse sızısı<br />
Hüzne paydos zili çalışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortak etsen beni alın yazına<br />
Koyardım noktayı hasret sızına<br />
Ellerinden tutup dalsam gözüne<br />
İçmeden sızarak kalışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nurseli gözüyle görürse seni<br />
Bağrına basarak sararsa seni<br />
Yâr eden ömürlük verirse seni<br />
Cemalimi sele salışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nursel SEÇER - NURSELİ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:13:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İpek Yolu&#039;nun Enerji Kanalı: Kerkük-Ceyhan Boru Hattı&#039;nda Tarihi Dönemeç</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ipek-yolunun-enerji-kanali-kerkuk-ceyhan-boru-hattinda-tarihi-donemec-7871</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ipek-yolunun-enerji-kanali-kerkuk-ceyhan-boru-hattinda-tarihi-donemec-7871</guid>
                <description><![CDATA[İpek Yolu'nun Enerji Kanalı: Kerkük-Ceyhan Boru Hattı'nda Tarihi Dönemeç]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İpek Yolu'nun Enerji Kanalı: Kerkük-Ceyhan Boru Hattı'nda Tarihi Dönemeç.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Musul ve Kerkük petrollerinin Türkiye üzerinden Akdeniz'e açılan kapısı olan Kerkük-Ceyhan boru hattı, bölgesel enerji jeopolitiğinin kalbinde yer alıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* 1973 yılından bu yana devrede olan bu stratejik hat, şu sıralar oldukça kritik bir dönemeçten geçiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Mevcut anlaşmanın 27 Temmuz 2026'da sona ermesi planlanıyor ve Türkiye, Yeniden uzun vadeli bir anlaşma bir istiyor. Ayrıca petrolün yanı sıra gaz, petrokimya ve elektrik gibi daha geniş enerji ürünlerini kapsayan yeni bir antlaşmanın hem Türkiye ye &nbsp;hemde Irak'ın istikrarina olumlu bir katkı sağlamasını istiyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​Irak tarafı, anlaşma için en azından bir yıl süreyle uzatma talebinde bulunuyor. Ancak Türkiye, mevcut şartlarla uzatmaya karşı çıkıyor ve daha kapsamlı yeni bir anlaşma taslağı üzerinde duruyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* &nbsp;Bu durum, bölgedeki petrol arzının geleceği ve küresel piyasalara yansıması açısından büyük önem taşıyor Musul ve Kerkük boru hattının kapanması Irak için ciddi bir gelir kaybı anlamına gelir; çünkü petrolü dünya pazarlarına ulaştırmak için en uygun ve geleneksel yol Ceyhan boru hattıdır&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Irak'ın &nbsp;Ceyhan boru hattına karşı alternatif yolları düşünmesi bile maliye ve nakliye açısından imkansız bir durumdur&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Örneğin Basra Körfezi'nden tankerlerle sevkiyat veya diğer komşu ülkeler üzerinden geçişler, hem nakliye maliyetlerini artırır hem de lojistik olarak daha uzun sürer. Türkiye ise bu boru hattı üzerinden sağlanan petrol miktarını dengelemek için farklı kaynaklara yönelebilir veya diğer transit projelerini hızlandırabilir, ancak bu durum kısa vadede enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Ceyhan Anlaşması'nın Türkiye'nin istediği gibi uzun vadeli ve olumlu bir şekilde yenilenmesi, bölgeye, Irak'a ve Türkiye'ye çok önemli katkılar sağlar. Öncelikle, Irak için uzun vadeli bir gelir güvencesi demek; bu da ülkenin ekonomik istikrarına ve kalkınma projelerine devam etmesine olanak tanır.Türkiye için ise, enerji arz güvenliğini artırır, transit gelirlerini güvenceye alır ve bölgedeki jeopolitik konumunu daha da güçlendirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Hattın açık olması, sadece Türkiye ve Irak için değil, aynı zamanda Orta Doğu'da enerji arzının dengelenmesine katkı sağladığı için bölge ülkeleri için bir istikrar unsurudur. Bu durum, ülkeler arasındaki ekonomik bağımlılığı ve siyasi iş birliğini güçlendirirken, küresel enerji piyasalarına da güven verici bir mesaj gönderir</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​Son olarak, tüm Orta Doğu için, bu durum ekonomik bağımlılığı ve iş birliğini artırarak yerel gerilimlerin azalmasına ve bölgede istikrarın sağlanmasına katkıda bulunur. Bu, küresel enerji piyasalarına da güven verici bir mesaj gönderir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 08:21:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HESAPLAR KİMDEN</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hesaplar-kimden-7870</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hesaplar-kimden-7870</guid>
                <description><![CDATA[HESAPLAR KİMDEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HESAPLAR KİMDEN</span></strong></h3>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kişilik Firuze at dumanı tütsün acıktı Gani<br />
Adana şarkısı eşliğinde olsun haydi Hasani<br />
Zarar gelmez Firuze’ye para ezenden<br />
Malum bu gece tüm hesaplar Sezen'den<br />
<br />
Sürçtü dilim, ah dilim<br />
Adana at, Firuze çalsın<br />
Bendeki de mayhoşluk gel ne yaparsın<br />
<br />
Hükümet konağının tam göbeğinde<br />
Her ağla denildiğinde dönmeyip duran saat kulesi<br />
Hangi söze küstün, durdun, bozuldun amma<br />
Sessizce kenarından geçerim sanma<br />
Yüzüne çalasım var ocağın son dolu çay bardağını<br />
İşte öyle bir o kadar da kırgınım sana<br />
<br />
Acele etmeden bir ayaküstü<br />
Neşeyle duran kulenin uzunca büstü<br />
Yüzüne her bakana küstükçe küstü<br />
<br />
Karşıda Hasani’nin sahnesi<br />
Neyzen neyini çalıyor, hane neyhane olmuş<br />
Neyin nesiler bilinmez, hane hınca hınç dolmuş<br />
Bu akşam hesaplar bahaneler gezenden<br />
Vakit bu gece tüm hesaplar Sezen'den<br />
<br />
Acılı bir bakış olsun bu da benden sana<br />
Daha da gelmeyecek gibisin<br />
Birikmiş yaşlar keski ile işlenmiş kirpiğinin ucuna<br />
Bir damla bir damla daha<br />
Ortalıktan geçilmiyor göz yaşını kadehlere süzenden<br />
Bu akşam tüm bardaklar Sezen’den<br />
<br />
Fısıltıyla devam geceye<br />
On iki Eylül yasakları korkusunda sessizce<br />
Bu gece fısıltıyla söylensin Firuze<br />
Bekçiler kimlik sora dursun yol boyunca gezenden<br />
Gür sesli sorgular eşliğinde son şarkı da Sezen'den<br />
<br />
Bir kişilik Adana at dumanı tütsün acıktı Gani<br />
Firuze şarkısı eşliğinde olsun haydi Hasani<br />
Kapat sacdan kapısını ses gelmesin mahzenden<br />
Bu akşam tüm şişeler tüm bardaklar Sezen'den</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:06:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SELAMLAŞMA ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/selamlasma-ve-fazileti-7869</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/selamlasma-ve-fazileti-7869</guid>
                <description><![CDATA[SELAMLAŞMA ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SELAMLAŞMA ve FAZİLETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her toplumda ve her millette selamlaşma vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim inancımızda ve kültürümüzde de Selamlaşma var. Çünkü, insanları birbirine yakın eden, dost kılan güzel davranışlardan biri de Selamlaşma’dır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selamlaşma güzel bir duâlaşmadır. Selam; insanların birbirine esenlik ve sağlık dilediği güzel bir duâ sözüdür. Mescidlerde/Camilerde Namaz kılarken her namazın sonunda sağımıza ve solumuza selam vererek orda bile birbirimizle selamlaşırız öyle değil mi! Allah katında en güzel selâmlaşma; ‘Allahın esenliği ve rahmeti senin üzerine olsun’ anlamını ifade eden “Selâmün aleyküm” sözcüğüdür. (Nahl-32) İâdesi de; “Aleykümüsselâm” sözcüğüdür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda: “Biri size iyi dilekte bulunduğu /sizi selamladığı zaman, siz ona daha güzeliyle karşılık verin. Veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını/değerini en iyi bilendir.” (Nisa-86 buyurur ve selâmın alınmasını ve daha güzeliyle iade edilmesini öğütler. Bu da bize gösteriyor ki, selâmlaşma çok güzel bir sünnetullahtır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel bir âdettir. Bunu hem Yüce Rabbimiz emretmekte, hem de peygamberimiz Hz.Muhammed öğütlemektedir. Peygamberimiz bir gün ashabıyla otururken şöyle dedi: “Yaptığınız zaman birbirinizi sevmenizi sağlayan bir şeyi size söyliyeyim mi? Selâmlaşın!” Mü’minlerin birbirleri üzerindeki haklardan biri de birbirlerini selâmlamaları ve verilen selâmı almalarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selâmlaşma samimi ve dostane olmalı., sevgi ve dostluk içermeli. Büyüklenerek, kibirlenerek veya iş olsun kabilinden verilen selâmın bir değeri ve kıymeti olmaz, feyzi ve bereketi de olmaz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mü’min sadece diliyle değil, hem diliyle hem de kalbiyle ve tebessümüyle selâmlamalı. Hatta karşılaşan iki mü’min sadece sözlü selamlaşmayla yetinmemeli, peygamberimizin sünnetini örnek alarak; mümkünse müsafahalaşmalı, yani tokalaşmalı/kucaklaşmalı ve birbirinin hâl ve hatırını sormalı ve iyi dilekte bulunmalı. Bu en güzelidir. Burada bir hususu belirtmek isterim: Toplumumuzda selamlaşma esnasında bir gelenek olan ‘kafa tokuşturma’ eylemi hiç de hoş olmayan bir davranış, bunu terketmek lâzım, bunun yerine selamlaşırken en güzeli yukarda da ifade ettiğimiz gibi peygamberimizin sünneti olan ‘müsafaha’ yapılmalı. Peygamberimiz karşılaştığı herkese, tanısın tanımasın selâm verirdi, çocuklara dahi selâm verirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu bilen ve her gördüğü kişiyle selâmlaşmayı âdet edinen ihlaslı bir zât bir gün yolda giderken çamur içinde oynayan bir çocuğa rastladı. Onun o çamurlu halini görünce vereceği selâmı almayacağını düşünerek selâm vermeden geçip gitti. Biraz gittikten sonra yaptığı işin yanlış olduğunu düşündü ve geri döndü, o çocuğa selam verdi. O çocuk o selama öyle güzel bir karşılık verdi ki, adam hayretler içinde kaldı. Selâmlaşmanın en yaygın olanı; “Selâmün Aleyküm” ve “Alaykümüsselam” dır. Halkımız arasında; “Selâm!”-“Merhaba!”-“Hayırlı sabahlar!”-“Hayırlı günler!”-Hayırlı akşamlar!”-“Hayırlı geceler!”-“İyi geceler!”- “Günün aydınlık olsun!- “İyi Günler!” gibi selamlama sözcükleri de bulunmakatdır. Bunların hepsi birer selamlaşma sözcükleridir. Selâmı ilk verenin ecir ve mükafatı daha çok olduğundan selâmlaşmada peygamberimiz daima selâmı ilk veren olurdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genelde ayakta olan oturana, binitte olan yaya, küçükler büyüğe, az olan çoğunluğu selâm verir. Bizde gelenek böyle. Hanımlar erkeklerle, erkekler de hanımlarla selamlaşmalı/iyi dileklerde bulunmalı. Çünkü selamlaşma medenî ve iyi insan olmanın bir göstergesidir. Selâm verildiğinde alamayacak durumda olanlara selam verilmez. Meselâ; Kur’an okuyana, kitap okuyana, namaz kılana.. v.s. Ama el işaretiyle selamlaşarak içinizden iyi bir dilek duâsında bulunabilirsiniz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birçok arkadaşlıkların, dostlukların; küçük bir Selamlaşmayla başladığını unutmayın ve karşılaştığınız herkesle selâmlaşın ki, hem aranızda dostluklar ve sevgiler artsın, hem de Allahın rahmeti ve bereketi sizlerin üzerine olsun. Zira peygamberimiz Hz.Muhammed bir hadisinde: “Her güzel söz bir sadakadır.” buyurduğu gibi verilen ve alınan her selamın feyizli bir sadaka değerindedir. Yüce Allah Kur’anda: “Melekler onların (sâlih müminlerin) canlarını temiz olarak alırlar ve şöyle derler: “Selam size! Yapmış olduğunuz iyi işlere/sâlih amellere karşılık girin Cennete!” (Nahl-32) buyurduğu gibi Melekler dahi sâlih müminlerin canlarını alırken ve onları cennette karşılarken onlara “Selam” sözüyle karşılarlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rabbimizin ve peygamberimizin öğütlerinden de anlaşıldığı üzere Selâmlaşma; güzel bir söz, güzel bir duâ ve feyizli bir davranıştır. Güzel bir âdettir. Medenî insanların geleneğidir. Öyleyse sevgili dostlar, karşılaştığımız herkesle selamlaşalım. Böylece hem Rabbimizin rızasını ve mükafatını hem de selamlaştıklarımızın sevgisini, duâsını ve dostluğunu kazanalım. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgimizi ve dostluğumuzu selamlaşmayla paylaşalım ve güçlendirelim. İmanınız kavi, ameliniz sâlih, selamınız güzel olsun, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, feyizli ve bereketli olsun!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026 (muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:59:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİLLÎ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/milli-mucadelede-kadin-kahramanlar-7868</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/milli-mucadelede-kadin-kahramanlar-7868</guid>
                <description><![CDATA[MİLLÎ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">MİLLÎ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR </span></span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışmayı hazırlama esnasında, sadece Millî mücadelede kadın kahramanlarımızı anlatma düşüncesindeydim. Çalışmalarım sırasında, konunun Nene Hatun’a kadar geçmişe gitmesi gerektiğini fark ettim. Buna sebep, Çanakkale zaferinde de Kahraman kadınlarımız olduğunu keşfettim. İlgilenince Nene Hatun’u da dahil etmek gerektiği kanaatine sahip oldum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma esnasında, İlk kadın millet vekilleri ve bu kahramanlar arasında bil alaka var mı şeklinde düşüncelere daldığımdan ilk kadın millet vekillerine dair de bu metne ekledim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gördüğüm şu ki kahraman olmak, vatanı savunmak ve korumak evsafı millet vekili olmanın şartları dışındaymış başkaca şartları da varmış. Hafız Salman İzbeli’in şu ifadesini “Cumhuriyetin ilanından sonra da “Ben Cumhuriyetçiyim” diyebildi. İzbeli, millet vekili olmasının istenmesine rağmen, “Ben hafızım, tesettürümden vaz geçemem.” diyerek reddetti. &nbsp;“Yorumlamaya bile gerek yok olduğunu gördüm, okuyucuların ıttılasına bırakıyorum.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NENE HATUN (1857-1955)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1857'de Erzurum'un Çeperli köyünde dünyaya gelen NENE HATUN’un babası Hüseyin, annesi Zeliha'dır. Kabri, Aziziye şehitliğindedir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1877-1878 Osmanlı Rus harbi (1293 senesinde olmasından mütevellit “93 Habi”) esnasında, Rusların, 8 Kasım 1877 gecesinde, Aziziye tabyasını ele geçirdiği haberinin sabah ezanında minarelerden duyulmasının akabinde, savunmaya katılıp Moskof işgaline karşı, halk direnişinin sembolü, kahraman Türk kadını.1955 yılında “Türk Kadınlar birliği ”tarafından ‘ yılın annesi’ seçilmesi, (Ölümüne yakın da olsa hatırlanması güzel.) TSK’nin bünyesindeki 3. Ordu tarafından da 1952 yılının 30 Ağustos Zaferi kutlamalarında kendine Ordunun Nenesi unvanının verilmesi, Nene Hatun unvanıyla tanınmasın ve anılmasının vesilesidir.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aziziye savunması esnasında, 20 yaşındaki Nene Hatun Köydeşi Mehmet Efendi ile evliydi. Rusların Pasinleri işgali esnasında, Erzurum’un tahliyesinde Erzurum’dan geçici ayrıldılar. Rus işgaline karşı direniş esnasında, üç aylık çocuğunu evde bırakıp direnişe katılmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savaş sonrasında Erzurum’a yerleşti. İkamet adresi ise Emirkurbu mahallesi, Kına Sokağı 35. Numaralı ev.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1934 senesi soy isim uygulamaları esnasında Kırkgöz soyadını almıştır. Nene Hatun’un, dördü erkek (Yusuf, Nazım, Abdurrahman ve Musa) ikisi kız, (Asime ve Nevriye) 6 çocuğu oldu. Oğullarından ikisi, 1. Cihan Harbinde vefat etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nene Hatun, muhtemelen, İbrahim Habip Sevük’ün 1937’de 93 harbi gazileriyle yaptığı Röportaj çalışmasına kadar kimse tarafından tanınmadı. Bu röportaj ile Türkiye tarafından tanınmış oldu. Geçim derdine derman bulamayan Nene Hatun ve Millî Kadın Kahramanlardan Name Hanım, 1943’te Cumhurbaşkanlığı makamına müracaat etmişlerdir. Belediyenin verdiği 4 lira aylıkla geçinemediklerinden hatta bunun &nbsp;ekmek almaya bile yetmediğinden bahisle cumhurbaşkanlığına bir dilekçe yazarak yardım istemişlerdir. (Name Hanım, bu birliktelikten başka bir kayıtta gözükmüyormuş, her neden se…) </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu müracaat bilinmekle beraber, makes bulduğuna dair de bir kayıt yoktur. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ERZURUMLU KARA FATMA (Fatma Seher Erden) 1888 Erzurum-2 Temmuz 1955)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mustafa Kemal Paşa tarafından bizzat görevlendirilen KARA FATMA, 300’den çok milis kuvvetine komuta eden, İzmit ve Bursa cephelerinde savaşan, üsteğmenlik rütbesine terfi ettirilen, ilk savaşına balkan harbinde katılan kahraman. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Balkan savaşına, eşi derviş Ahmet Bey’le katılan Fatma Seher Hanım, 1. Cihan harbinde, Kafkas cephesine ailesinden 10 kadar kadınla katılıp yararlıklar gösterdi, Eşi Binbaşı Ahmet Bey’in Sarıkamış’ta şehit olduğu haberinden sonra memleketi Erzurum’a döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulunmak için İstanbul’a gönderildi. İzmir’in işgali üzerine İzmir’de de muharebe vazifesine katıldı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Onbaşı olduğu sırada, kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenleyen Fatma Seher Hanım,bir Yunan subayı dahil, 25 askeri esir ederek geri döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Millî mücadelenin bitiminden sonra, İstanbul’da ikamete başlayan Fatma seher hanım, tahsis ve tayin edilen maaşına el sürmeden Kızılay’a bağışladı.1955 senesinin temmuz ayının 2.günü darülacezede hayata gözlerini kapadığında 67 yaşındaydı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TARSUSLU KARA FATMA (ADİLE ONBAŞI) (Tarsus 1870- 1948) </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gerçek te adı Adile olup Adile Hala, Adile Onbaşı diye bilinen, kahraman silah arkadaşlarınca “Kara Fatma” lakabıyla anılan, 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşına katılıp Tarsus’un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar gösteren kahraman kadın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Adile Onbaşı, Milis kıyafetini ölünceye kadar giydi, törenlere de o kıyafetiyle katıldı.1948’de vefat ettiğinde 78 yaşındaydı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ÇETE EMİR AYŞE</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunan askerinin Aydın iline doğru yaklaştığı vakitlerde iki arkadaşıyla beraber Menderes’in diğer yanına geçmek isterken arkadaşlarının düşüp boğulması üzerine buradan geri dönmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Emire Ayşe Aliyye, Çanakkale’de şehit düşmüş kocasından kalma tek anısı elmas küpelerini bozup parası ile bir tüfek satın alarak dağa çıkmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Yörük Ali Efe’nin milisine katılan Çete Emir Ayşe Aydın’ın kurtuluşuna kadar geçen zamanda, Yunanlıları geri püskürtmek için mücadele vermiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kendine başarılarından dolayı İstiklal Madalyası takdim edilmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KILAVUZ HATİCE</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu unvanını, Pozantı’da, Fransız müstevlilerini kandırıp onlara kılavuzluk ederek Türk millî kuvvetlerinin pususuna çekmesinden almıştır. (8 Mayıs 1920) Bu marifetiyle Fransızların esir edilmesini sağlamıştır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">SELANİKLİ AYŞE HANIM</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Selânikli Binbaşı Ayşe, Kafkas cephesinde şehit düşen kocasının öcünü almak için yemin etmiş, Yunan’ın 15 Mayıs 1915’te İzmir’i işgaline silahıyla karşı koyan ilklerdendir. Yunan zulmü İzmir’de hâkim olunca Aydın’a geçip çetesini kurup Köpekçi Nuri’nin çetesiyle birleşip muharebeden sonra Koçarlı’ya çekilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha sonra Millî mücadelede de görev alıp orduya rütbeli katılan ilk kadın olma vasfını haizdir. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ANTEPLİ YİRİK FATMA</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fransız müstevlilerine karşı, Gaziantep direnişinde (1 Nisan 1920-8 Şubat 1921) çete teşkilatına katılmak isteyen Yirik Fatma, gelmesini istemeyenlere karşı «Benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir?» cevabını vererek inatlarını kırmış, imkân verme istemeyen çeteyle yola çıkmıştı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NEZAHAT ONBAŞI (-24 Eylül 1994) </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">70. Alay Komutanı'nın kızı Nezahat Onbaşı,9-12 yaşlarında babasıyla cephede üniformalı savaşan, <strong><em>ÇANAKKALE VE MİLLÎ MÜCADELEDE KAHRAMANI,</em></strong> ümitsizliğin oluştuğu esnada” Ben babamla ölmeye giderken siz nereye gidiyorsunuz?” sözleriyle adından söz ettiren, 30 Ocak 1921’de, TBMM tarafından istiklal madalyası ile taltif edilmesi istenen lâkin madalyası takdim ve teslim edilememiş, buna rağmen TBMM’den talepte bulunmamış, bu arada Madalyasının teslim ve&nbsp; takdimi unutulmuş, 65 yıl sonra (1986) ninemiz Nezahat Onbaşı’ya takdim edilen Şükran belgesini aldığında duygu dolu ruh haliyle gözyaşlarına boğulan, hakkında “70. Alayda şehit olan bir erin cebinden çıkan, annesine yazdığı mektubunda “Biz Mehmetçik Nezahat’a, Türklerin ‘Jean d’Arc’ı’ diyoruz.” ifadesi yer alan simge bir şahsiyettir. Burada hemen hatırlatmalıyız ki o yıllarda da Batı tesirinin hududunu bu “Jean d’Arc” benzetmesi yeterince ispatlamıyor mu? Çanakkale’den önceki savaşlarda Türk kadını hiç mi yararlıklarda bulunmadı? Neden hâlâ bunlardan haberimiz yok? Kahraman doğuran analar, kendileri de kahraman olamadılar mıydı? </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ŞERİFE BACI (- Aralık 1921)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kağnı arabasıyla cepheye cephane taşırken donarak vefat eden Şerife Bacı da destansı bir şahsiyettir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şerife Bacı’nın donarak ölmüş olma halini ilk görenler da dona kalmışlardır. Arabasındaki cephanenin ıslanmamasını sağlamak için örten, Cephanesine kundaktaki çocuğundan daha fazla önem veren Şerife Bacı, Cephaneyi Kastamonu kışlası önüne kadar nakletmeyi başarmış ancak bu esnada şiddetli kış soğuğunda donarak şehit olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kağnıya koşulu öküzlerin geviş getirdiğini görenler, arabayı tetkik ettiklerinde, Şerife Bacı’nın taşıdığı önemli yükü korumak için yükün üzerine, yorganını örttüğü, bir elinde övendiresi ile kollarını gererek yükün üzerine abanarak yükü korur durumda öldüğü anlaşılmıştır. Bu arada Şerife Bacı’nın naaşının arabadan alındığı sırada çığlıkla ağlayan bir bebeğin olduğu anlaşılmış, yavruya süt anası ve şehideye de&nbsp; belediyece kefen vesaire masrafı temin edilmiş, kimlik tespiti için&nbsp; muhiti iyi bilen Cemil Çavuş görevlendirilmiş, Cemil Çavuş, şehidenin kıyafetinden, köyünü keşfederek hanları dolaşmış ve “Seydiler” köyünden olduğunu tespit etmiş, Naaşın teşhisinden sonra, köydeşleri, ağlaşarak şehit ana ile kundaktaki kızını bağırlarına basarak köylerine götürmüşlerdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bebeğin adının Sıdıka olduğu, bir subay tarafından evlat edinildiği, çocuksuz öldüğü de bilinmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şerife Bacı’nın öküzlerin yorgunluğu ve zayıf düşmeleri yüzünden arabadan salınıp Çavuşların arabaya koşulup çektikleri de kayıtlar arasındadır. Bu şiddetli, dondurucu soğukta, öküz arabasına öküzlerin yerine koşulan kahramanların varlığının yanı sıra, Sirkeci’de, Faytonla sefarethaneye gitmesi mümkün ve mutat olan bir yerde, kendilerini “Jön Türk “Unvanıyla “ananlar, andıranlar, faytonda koşulu atları salıp atların yerine kendilerini koşup İngiliz sefirini sefarethaneye kadar taşıyanların da hatırlanmasında fayda var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şerife Bacı’nın hatırası, şu şekilde Osmanlıca ders kitabında aşağıdaki metin de de anlatılmıştır. Kitabın Adı” CUMHURİYET ÇOCUKLARINA SEVİMLİ KIRÂET”TİR.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">“194. Sahife </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MİLLET MALIDIR (*)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk ve karlı bir hava. Tepeleri ve vadileri örten karın göz</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">kamaştırıcı beyaz rengini, önümüzde giden bir karaltı ihlâl </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ediyordu. Bu kağnılarla cepheye cephâne taşıyan bir kadın kâfilesi idi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kâfileye yaklaştık ve selâmlaştık biz soğuktan yamçı altında</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;bile titrerken tek yorganını arabaya örten ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce içimde takdîrle karışık bir merhamet sızladı. Arkasına sardığı beyaz peştamâl içinde ara sıra hıçkıran bir çocuğun üzerine bile örtmeden yorganını niçin arabaya serdiğini sormak fikrini duydum: Üşümez misin sen nine! ?.. Bak çocuk donacak, Yorganı örtsene! </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sevimli kırâet &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 195.sahife &nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;diye arabanın üstüne işâret ettim. Bu sözü garîb bir tarzda karşıladı. Sormağa değer bir şey addetmiyordu gâliba!.. Benim cevab beklediğimi anlayınca, mukaddes bir şeye tövbe eder gibi kağnısına doğru koştu:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Kar sepeliyor, millet malıdır, nem kapmasın evlâdım, dedi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ve yorganın uçlarını iyice serdi. Kar sepelemeğe başlamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;O zaman anladım ki, cephâneleri ıslatmamak için bu fedakârlığı yapıyor: O vakit deminki merhametimden utandım bile… Aman ya Rabbi! Fedakârlığı bildirmek bile istemiyor. Bu âlicenablık karşısında secde etmemek kabil mi? &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">(*)Mustafa Necati Bek Efendinin İstiklâl mücadelesi hatıralarından ihtisar edilmiştir.”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">HALİME ÇAVUŞ (1898, Duruçay, Kastamonu- 20 Şubat 1976, Duruçay, Kastamonu)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebeveyninin istememesine rağmen Millî Mücadeleye (1919-1922) katılmak isteyen Halime Çavuş, (Kocabıyık soy adını kanun gereği aldı.) Milis kuvvetlerine, erkek görünüşüyle katıldı. Uzun süre Halim adıyla tanındı. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnebolu limanından Ankara’ya kağnı arabasıyla mühimmat taşıyan Halime Çavuş, yağışlı ve soğuk bir havada Dış kıyafetini çıkarıp mühimmat üstüne örttü. Bu durumu gören üstleri” Üşümüyor musun?” deyince, bu cephane, yüzlerce belki de binlerce askeri koruyacak, benim üşümem önemli mi, ben ölsem ne olur? “karşılığını verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1921 senesinin 9 Haziran günü, Yunan savaş gemilerinin (Georgios Averof ve Kilkis) İnebolu'yu bombaladığı sırada ayağına gelen şarapnel parçası ile ağır yaralanarak ordudan ayrıldı. Savaş sonrası Ankara’ya davet edilen Halime Çavuş, çavuş rütbesine terfi ettirildi ve İstiklal madalyasıyla taltif edilerek maaş bağlandı. M Kemal Paşa’nın “Bizim kızımız ol deyip Ankara’dan ayrılmamasını istemesine rağmen,” Annem, babam beni bekler.” diyerek kabul etmeyince hediyeler verilerek ebeveyninin yanına gönderildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Evlenmeden yaşayan Halime Çavuş, Kardeşi Hasan Kocabıyık'ın 13 yaşındaki oğlu Sadık Kocabıyık'ı evlat edinip büyüttü, yetiştirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazı kurumlarımız, Halime Çavuş’un adıyla adlandırılmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş Anaokulu (Söğütlü, Sakarya)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş Özel Eğitim Anaokulu (Kastamonu)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş Kapalı Yüzme Havuzu (Merkez/Kastamonu)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş İşitme Engelliler Okulu &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">HAFIZ SELMAN İZBELİ (- 1933</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Milli Mücadele yıllarında kadınların teşkilatlanmasında faal rol oynayan HAFIZ SELMAN İzbeli, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolunun kurucuları arasında yer aldı. Aynı zamanda Kastamonu’nun ilk kadın meclis üyesi vasfını haizdi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Varlıklı bir ailenin çocuğu olan İzbeli, sahip olduğu imkânları, cephe gerisindeki mücadeleye kullandı. Kastamonulu kadınları birleştirerek muharipler için kıyafet temin edilmesini organize etti. Seferî askerleri karşılayıp ağırlaması ise devrin zihninde yer eden özveri örneklerinden biri oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın Kastamonu’daki İzbeli malikânesini ziyaret edip İzbeli ile kahve içtikleri de bilinenler arasındadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İzbeli, Latin harflerinden mülhem alfabeyi de kıza zamanda öğrenip okuma yazma becerisini geliştirmesinin yanında, Cumhuriyetin ilanından sonra da “Ben Cumhuriyetçiyim” diyebildi. <em>İzbeli, millet vekili olmasının istenmesine rağmen, “Ben hafızım, tesettürümden vaz geçemem.” diyerek reddetti.</em> Bu reddedişle inancına bağlılığını ve de duruşunu belirtmiş idi. Millet vekili olmak için tesettürsüz olma şartına dikkat. Bu sorun 21. Yüzyılın başında bertaraf edildi. Muharebeye mâni olmayan baş örtüsü, her nedense millet vekili olmaya mâni. Bu engel, takriben yüz yıl sonra, yok edildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">GÖRDESLİ MAKBULE (1902-24 Mart 1922, Kocayayla/Akhisar)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Gördesli Makbule Hanım, Gördesli Ali Usta zade Abdullah Efendi‘nin kızıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Gördesli Makbule Hanım, daha evliliğinin ilk yılında, kocasıyla Millî Mücadele'ye katılmıştır. Yunan’ın 15 Mayıs 1919’da İzmir'i işgalinden sonra, Batı Anadolu bölgesini işgale başlaması neticesi, 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe’nin yanında, Türk çeteleri ile birleşti. Yunan kuvvetleriyle çatıştı. Yunan, Sakarya Muharebesini kaybedip Afyon mevzilerine çekilirken diğer yandan da Halil Efe'nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyordu. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarını cesaretlendirmek maksadıyla hızla öne atılınca, başından vurularak şehit oldu.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">TAYYAR RAHMİYE</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">9. Tümenin 1920 yılında, Fransızlar ile Hasanbeyli civarında yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılan, Osmaniye’nin Kaziyeler Köyü halkından Rahmiye Hanım’ın başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Bu görevlerini birçok kahramanlıklarla gerçekleştirmiştir. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmış, bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. Temmuz 1920’de Osmaniye’deki Fransız karargâhına karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraklama olunca, kükreyerek “Ben kadın olduğum halde, ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz” demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için uçarcasına ileriye atıldığında şehit olmuş, bundan dolayı “Tayyar Rahmiye” lakabını almıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SAİME HANIM</span> <span style="color:black">(? Edirne –1 Haziran 1951, İstanbul).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî Mücadele dönemi,15 Mayıs 1919’da Kadıköy’de düzenlenen mitinge katılmış mitingden sonra tutuklandıysa da kaçıp mücadeleye katılmış, yaralanmış ve İstiklal Madalyası almıştı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî mücadelenin kadın kahramanlarından Saime Hanım’ın tam adı,</span> <span style="color:black">Münevver Saime’dir. Asker Saime ünvanlıyla da anılırdı. İzmir’in Yunanlılarca, İstanbul’un İngilizlerce işgal edildiği senelerde öğrenciydi. Bu menfur ve makus ortamda, arkadaşlarıyla Millî mücadeleye katılmaya karar verdi. Mezuniyetinden sonra da yedek subay Münir Bey’le hayatını birleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Mondros mütareke namesinden sonra, İstanbul’da tesis edilen gizli bir teşkilata katıldılar. Askerî bir vazifeyle Ankara’ya gönderildiler. Yozgat isyanını bastırmak için yollanan askerî birlikte, Münir Bey’in yanında Saime Hanım da yer aldı. İsyanın bastırılmasından sonra ise Ankara’ya döndü. İstanbul ile Ankara arsında istihbarî bir vazifeyle İstanbul’a gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Buradan Ankara’yı bilgilendirmeye devam eden Saime Hanım, İstiklal madalyasıyla taltif edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Muharebe sonrası, Münir Bey ile İstanbul’a dönen Saime Hanım, Beyoğlu Kız Lisesinde çalışmak üzere öğretmenliğe tayin edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Saime Hanım İçin “ “Asker Saime'nin kalbi yalnız vatan için değil, bütün mustarip insanlar için ayrı ayrı çarpardı. En akla gelmez fedakârlıklarla her mustaribin yardımına koşmayı mukaddes bir vazife bilmişti. O, yalnız kendini, kendi rahatını, sa’âdetini düşünmezdi. Yıllardan beri meslek hayatında, talebelerine yurt, millet aşkı, heyecanı aşıladı. Edebiyat dersi, denilebilir ki onun için yalnız ve yalnız bu konulardan bahsetmeye yarar bir dersti. Sevmediği, dost olmadığı insan yoktu. Herkeste bir başka kıymet bulur, hepimizin en küçük değerini göklere çıkarır, fakat kendi kimseden bir takdir, bir övme beklemezdi.” değerlendirmesi meşhurdur. (Şükûfe Nihal Başar, 1896, İstanbul- 24 Eylül 1973, İstanbul, Türk şair, öğretmen, eylemci ve aktivist.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">NACİYE HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Üsküdar’da 20 Mayıs 1919’da düzenlenen mitingde konuşan Naciye Hanım, Millî Mücadelede kadınların erkeklere yardımcı olmaları gerektiğini bildirerek garanti vermiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">FAİKA HAKKI</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1919’un kasım ayında Muradiye camiinde toplanan halka yaptığı konuşmada halkın etkin protestolarda bulunması gerektiğini,</span> <span style="color:black">Erzurum’da (Temmuz- Ağustos, 1919) toplanan “Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden güç alarak söylemiştir.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SULTAN HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesinin geçici kaydıyla Toros Dağlarından geri çekilmesi esnasında Sultan Hanım, güttüğü inekleriyle onlara katılmış, çetenin dağda kaldığı süre zarfında, ineklerinin sütüyle onları doyurmuş, bu yüzden müfrezedekiler, onu sevgiyle “anne” diye çağırmayı adet edinmişlerdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">NAZİFE KADIN</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nazife Kadın, Yunanlılara karşı mücadelede, Yunanlıların kendinden bilgi almak istemesine şiddetle direndiğinden Kavakönü Köyü’nde işkence yapılarak öldürülmüş ve müteakiben naaşı fırında yakılarak şehide edilmiştir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">DOMANİÇLİ HABİBE </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî mücadele esnasında, cahil veya hain evladının düşmana yol gösterdiğini duyunca, İnegöl’e inmiş, bir kurşunla oğlunu yere serip ardına bakmadan geldiği dağlara geri dönmüştür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SATI ÇIRPAN </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım’ın kahramanlığı dışında göze çarpan özelliği, Millî mücadelede cepheye sırtında mermi taşımasının yanında, 1934 yılındaki seçim kanununda yapılan değişiklikle &nbsp;&nbsp;kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi neticesinde Millet vekili yapılan biri olmasıdır, o sırada 17 kadın daha millet vekili seçtirilmişti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">BİNBAŞI AYŞE </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî Mücadelenin kadın kahramanları arasında yer alan Binbaşı Ayşe’nin ağzından öğrenelim kendine dair bilgileri. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">“…Büyük harpte (1. Cihan harbi) Kafkas Cephesi’nde yaralanarak ölen kocamın ve tüm vatan evlatlarının intikamını almaya ant içmiştim. Allah, bu fırsatı 15 Mayıs 1335-(1919)’da bana verdi. İzmir’i Yunanlılar işgal ettiği sırada ilk mukâvemetimiz sona erip şehre Yunanlılar hâkim olunca Aydın’a gittim. Orada faaliyete geçerek bir Kuva-yı Milliye birliği teşkil edip, bilâhare Nuri Çetesi’ne katıldım. Aydın muharebelerini yaptıktan sonra Koçarlı’ya çekildik. Bu sûretle, bilfiil atıldığım İstiklal Mücadelesi’ne başından sonuna kadar iştirak ettim. İlk defa Sakarya’da sol kasığımdan piyâde mermisi ile yaralandım. Seyyar hastanede tedaviden sonra tekrar müfrezeme iltihak ettim. Büyük Taarruz’da Mürsel Paşa Fırkası’na iltihak ettik. Ve Ahır Dağları’ndan düşman gerilerine akmağa memur edildik. İzmir’e ilk giden birlikler arasında ben de vardım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak bu arada atılan bir misketle sol bacağım kırıldı.” Ayşe, kocasının en kıymetli birer yâdigârı olarak sakladığı ziynetlerini satarak at, mavzer, elbise ve çizme tedarik etmiş ve bu mücadelede, derece derece terfi ederek Binbaşılığa kadar yükselmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SÜREYYA SÜLÜN HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Doğu cephesinde, Ermeni çetelere karşı mücadele etmiş kadın kahramanımızdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">MÜCAHİDE HATİCE HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk kadınının Çanakkale Savaşı'nda da cephedeki faaliyetlerine açıklık getiren Türk arşiv ve kaynaklarında herhangi bir bilgi yer almamakla beraber; Çanakkale Savaşları ile ilgili son dönemde yapılan bazı çalışmalarda; kadınların cephede savaştığı bilgisine katkı sağlayabilecek anı ve aktarım düzeyinde örnekler yer almaktadır. Bunlardan biri, Mücahide Hatice Hanım tarafından 20 Mart 1926 tarihli Zafer-i Milli gazetesine verilen beyanattır. “İzmir'in Kemalpaşa (Nif) kazasının Ahmetli köyünden Hacı Halilzâdeler'denim. Babam merhum Mehmet Efendi'dir. Çanakkale Anafartalar'da 56. fırkada silahımla muharebelere iştirak ettim. Adım Ahmet idi. Benim kadın olduğumu kimse bilmiyordu. Şarapnel ve kurşunlarla dokuz yerimden yaralandım. Milli muharebelerimize de gönüllü olarak iştirak ettim..." diyen Mücahide Hatice Hanım’ın söyledikleri ışığında kadın- erkek ayrımına yer vermeden Türk insanının vatan, din, namus konularında hiç tavizkâr olmayıp direniş, karşı koyuş aktivitesinin ve vatan aşkının membaının Türk erkeği kadar Türk kadınında da var olduğunu söylemek gerekir. &nbsp;Bu hasletlerimiz (kadın-erkek müşterekliği) olmasaydı bu günlere ulaşmamız elbette mümkün olmazdı. Millî bekamızın temelleri, bu fedaî kadınlar sayesinde oluşmuştur. Tarih boyunca vatan müdafaasında Türklerde kadın erkek ayrımına yer verilmeyip omuz omuza mücadele etme ruhu öncelenmiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SEÇİLEN 18 KADIN MİLLETVEKİLİ VE ÖZGEÇMİŞLERİ</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1-MEBRURE GÖNENÇ (Afyon) - Tahsilini 1919'da Arnavutköy Koleji'ni bitirerek tamamladı. Bir süre Çamlıca Kız Lisesi ve Üsküdar Amerikan Koleji'nde dil hocalığı yaptı. Üsküdar'ın ilk kadın meclis azasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2-SATI KADIN (Satı Karamehmet) (Ankara) - Ankara'nın Bitik nahiyesinin Kazan köyündendi. Milli mücadelede malul olmuş bir askerin karısıydı. Beş çocuğu vardı ve çiftçilik yaparak ailesini geçindiriyordu. Aynı zamanda köyünün muhtarıydı</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">3-TÜRKÂN BAŞBUĞ (Antalya) - İstanbul Darülfünunu Felsefe bölümünden mezundu. Muallimlik yaptıktan sonra Boğaziçi Lisesi Kız Kısmı Müdürü olarak görev yaptı. 34 yaşındaydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">4-SABİHA (SUPHİYE GÖKÇÜL) (Balıkesir) - 1900 yılında Bergama'da doğdu. İstanbul Kız Muallim Mektebi ve Yüksek Muallim Mektebi ihtisas kısımlarında okudu. 12 yıldır İzmir Kız Muallim Mektebi'nde hocalık yapıyordu ve beş yıldır mektep müdürüydü.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">5-ŞEKİBE ŞEKİP İŞEL (Bursa) - İnegöl Isaviranda çiftçilik yapan ve yabancı diller bilen bir bayandı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">6-Huriye Baha Iz (Diyarbakır) - 41 yaşındaydı. Londra Üniversitesi Kadın Kısmı Bet-Ford Koleji'nde pedagoji üzerine tahsilini tamamladı. Kız Muallim Mektebi'nde pedagoji ve tatbikat hocalığı yaptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">7-DOKTOR FATMA ŞAKİR (Edirne) - 1903'te Safranbolu Akveren köyünde doğdu. İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi'ni 1929'da bitirdi. 6 yıldır Gureba Hastanesi'nde hekimlik yapıyordu ve bir buçuk yıl önce iç hastalıkları ihtisasını tamamlamıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">8-NAKİYE ELGÜN (Erzurum) - 30 yıl maarif hayatına hizmet etmiş, sayısız mekteplerde muallimlik ve müdürlük yapmıştı. En son İstanbul Kız Lisesi Müdürü iken dört yıl önce İstanbul Şehir Meclisi'ne aza seçilmişti. Aynı zamanda belediye daimi encümeninde çok başarılı çalışmalar yapmıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">9-FAKİHA ÖYNEN (İstanbul) - İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Tarih ve Coğrafya bölümünden mezundu. 12 yıldır Bursa'da hocalık yapıyordu. Bursa Kız Lisesi'nin müdürü ve tarih-coğrafya hocasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">10-BENAL NEVZAT (İzmir) - İzmirliydi. İlk ve orta tahsilini İzmir'de yaptı. 1920-1921'de Paris Darülfünunu'nda edebiyat tahsil etti. Döndükten sonra Hilal-i Ahmer ve Himaye-i Etfal'de çalıştı. C.H.F. Vilâyet İdare ve Belediye üyesiydi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">11-FERRUH GÜPGÜZ (Kayseri) - 1891'de Kayseri'de doğdu. Kayseri mahalli işlerinde yetişti. Belediye ve fırka azalığında bulunmuştu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">12-BEDİZ AYDİLEK (Konya) - Bolu Orta Mektebi'nden mezundu. Bolu Kız Sanat Mektebi'nde hocalık yaptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">13-MİHRİ HÜSEYİN PEKTAŞ (Malatya) - 1895'te doğdu. Kız Koleji'nden mezundu. 10 yıldır Türk Kız İdadisi'nde ve kolejde hocalık ediyordu. Fransızca ve İngilizce okur, yazar, konuşurdu. Kadıköy Fukaraperver Cemiyeti'nde, Hilal-i Ahmer'de ve Himaye-i Etfal'de çalışmıştı. Vıliam Ramzesi'nin "Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası" eserini Türkçe'ye çevirmişti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">14-MELİHA ULAŞ (Samsun) - İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi mezunuydu. Kandilli Lisesi edebiyat muallimliği yaptı. 7 yıldır Erzurum Kız Muallim Mektebi'nde edebiyat hocalığı ve başmuallimlik yapıyordu. Şimdi Samsun Lisesi edebiyat hocasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">15-ESMA ZİHNİ NAYMAN (Seyhan/Adana) - 1900'de doğdu. Bezmiâlem Kız Lisesi'nin son sınıflarında 11 yıl Fransızca muallimliği etti. Fransızca, İngilizce konuşur, okur, yazardı. 8 yıldır Adana'daydı ve geçen dönemden beri Adana Belediye azasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">16-SABİHA (Sivas) - 29 yıldır muallimdi. 1904'te Üsküdar'da kız sanayi mektebinde ilk tahsilini yaptı. 1905'te Darülmuallimat'ı, 1916'da İnas Darülfünunu Riyaziye bölümünü bitirdi. Nakış hocalıkları, kız muallim mektebi muallim ve müdür muavinliklerinde bulundu. Şimdi Tokat'ta orta mektebin riyaziye hocasıydı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">17-SENİHA HIZAL (Trabzon) - 1898'de Adapazarı'nda doğdu. İlk tahsilini İstanbul Fatih Rüştiyesi'nde, orta tahsilini Kız Muallim Mektebi'nde, yüksek tahsilini Darülfünun Fen Fakültesi'nde yaptı ve 1918'de mezun oldu. Darülmuallimat Umum Müfettişi olmuştu. Sonra İstanbul Kız Muallim Mektebi Müdür Muavinliği'nde, Bursa Kız Muallim Mektebi Müdürlüğü'nde, iki yıl Maarif Vekâleti Umum Müfettişliği'nde bulundu. Selçuk Kız Sanat ve Feyziâti Lisesi müdürlüklerini yaptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">18-HATI ÇIRPAN (Sonradan eklendi) - Köy kadınlarından olup tarımla uğraşıyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Kadınların seçime katılmaları konusunu, dönemin gazetelerinin şaşaalı bir biçimde haber verdiğine sadece bir örnek vermek yeterlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Milliyet Gazetesinin &nbsp;6 Şubat 1935 tarihli nüshasından:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Birinci sayfasında "Saylavlarımız(millet vekili) bugün seçiliyor - Bugün bütün yurt şenlik yapacak ve yeni saylavlarını seçecektir" başlığıyla haberi verdi. Gazetenin aynı sayfasında kadın adayların fotoğrafları ve kısa biyografileri yayımlandı. Haberde, "Türk ulusu yekpareliğini, Büyük Öndere bağlılığını bugünkü seçimle bütün dünya uluslarına bir daha gösterecektir" ifadeleri yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Kadın Milletvekillerinin(Saylav) Meslekî durumları</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Maarifçi 12 kişi</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hekim: 1 kişi, (Dr. Fatma Şakir)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çiftçi/Muhtar: 2 kişi (Satı Kadın, Şekibe Şekip İşel)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Belediye/Parti Yöneticisi: 3 kişi&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Seçildikleri seçildikleri iller: </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millet vekili İsimi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seçildiği İl&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Mebrure Gönenç&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Afyon</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Satı Kadın&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkân Başbuğ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antalya</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Sabiha (Suphiye Gökçül)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Balıkesir</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Şekibe Şekip İşel&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bursa</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Huriye Baha Iz&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diyarbakır</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dr. Fatma Şakir&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edirne</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nakiye Elgün&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Erzurum</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Fakiha Öynen&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İstanbul</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Benal Nevzat&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İzmir</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ferruh Güpgüz&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kayseri</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bediz Aydilek&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Konya</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Mihri Hüseyin Pektaş&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Malatya</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Meliha Ulaş&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Samsun</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Esma Zihni Nayman&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seyhan (Adana)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Sabiha&nbsp; Sivas &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Tokat)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Seniha Hızal&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Trabzon</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hatı Çırpan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaynaklar :</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1-https://www.google.com/search?q=milli+mucadelede+kadin+kahramanlar+ile+ilgili+bilgiler&amp;sca_esv=54f2dfe3db26537b&amp;sxsrf=ANbL-n74E1qNeRRlHOe0M8P-IO1DdIW3Qw%3A1781094954345&amp;source=hp&amp;ei=KlopaqSqEqKC9u8P_v7ukA4&amp;iflsig=AFdpzrgAAAAAailoOs9l0UgMtC_77dnuWs_Fy3MHyL-v&amp;oq=Milli+m%C3%BCcadelede+kad%C4%B1n+kahramanlar&amp;gs_lp=Egdnd3Mtd2l6IiRNaWxsaSBtw7xjYWRlbGVkZSBrYWTEsW4ga2FocmFtYW5sYXIqAggBMgUQABiABDIGEAAYFhgeMgYQABgWGB4yBhAAGBYYHjIGEAAYFhgeMgYQABgWGB4yBhAAGBYYHjIGEAAYFhgeMgYQABgWGB4yBRAAGO8FSK6yAlDNkgFYq-cBcAF4AJABAJgBfqABrhyqAQQ4LjI2uAEByAEA-AEBmAIjoALmHagCCsICBxAjGOoCGCfCAgcQLhjqAhgnwgILEAAYgAQYsQMYgwHCAg4QLhiABBjHARivARiOBcICDhAuGIAEGIoFGLEDGIMBwgIEECMYJ8ICDhAuGIAEGLEDGMcBGNEDwgIIEC4YgAQYsQPCAgsQLhiABBixAxiDAcICCBAAGIAEGLEDwgIOEAAYgAQYigUYsQMYgwHCAgsQLhiDARixAxiABMICBRAuGIAEwgIIEAAYgAQYogSYAwnxBS-f5RF2P3G4kgcEMi4zM6AH3JwCsgcEMS4zM7gH3B3CBwgwLjEuMzMuMcgHlgGACAE&amp;sclient=gws-wiz</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2-https://www.muharipgaziler.org.tr/kadin-kahramanlar</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3-https://gunesyoluyayinlari.com/kurtulus-savasi-kadin-kahramanlari/?srsltid=AfmBOoqZzOzy8zLVwfDftbtjPGGDaocT53Oyp92D44JfB6auPRFUoTme</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4-https://www.tarihistan.org/milli-mucadelede-kadin-kahramanlar-muhtesem-direnisin-kadinlari/11870</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5-https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/592/tur</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">6-https://www.duzen.com.tr/tr/takvimdetay/2018/Kurtulus</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">7-https://www.neoskola.com/blog/turkiyeyi-degistiren-kadinlar-ilham-veren-basari-oykuleri?gad_source=1&amp;gad_campaignid=20781876167&amp;gbraid=0AAAAACnp2Mo6YXRPcf09YRrMzEfQ_CoDx&amp;gclid=Cj0KCQjwlqTRBhCBARIsANrkrxi7rC-0UXp9B39E7smDPoYhCqQPlDHlEAtsv5Tql2uI8dLtOZ2EjicaAkx_EALw_wcB</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">8-https://www.reddit.com/r/TarihiSeyler/comments/1mezmuq/kurtulu%C5%9F_sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n_unutulan_kad%C4%B1n_kahramanlar%C4%B1/</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">9-https://www.aa.com.tr/tr/yasam/milli-mucadelenin-kadin-kahramani-kara-fatma-/1571715</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">10-https://tarih.ikcu.edu.tr/Haber/16098/milli-mucadele-basininda-kadin-kahramanlar</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">11-https://www.neoskola.com/blog/turkiyeyi-degistiren-kadinlar-ilham-veren-basari-oykuleri?gad_source=1&amp;gad_campaignid=20781876167&amp;gbraid=0AAAAACnp2Mo6YXRPcf09YRrMzEfQ_CoDx&amp;gclid=Cj0KCQjwlqTRBhCBARIsANrkrxjigwdwQwKtk1WariLucNj1sfsL4pjhqPTQpIciemK7pLAPBDru9OcaApOrEALw_wcB</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">12-https://www.avis.com.tr/etkinlik-ozel-gun-onerileri/canakkale-zaferinin-kadin-kahramanlari?gad_source=1&amp;gad_campaignid=16707622996&amp;gbraid=0AAAAAD30qKL2IATVEg0O4kHhnHbljMO8E&amp;gclid=Cj0KCQjwlqTRBhCBARIsANrkrxhPu6P_j9bsyI-MQmvHoKSwTs_l3koGUAWrKRuYyBbKJjNNlp7trz8aAn3qEALw_wcB</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">13-https://www.academia.edu/110799227/Milli_M%C3%BCcadelede_kahraman_T%C3%BCrk_kad%C4%B1nlar%C4%B1</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14-https://onedio.com/haber/kurtulus-savasinda-vatani-icin-mucadele-eden-kadinlarimiz-359269</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">15- <a href="https://www.google.com/search?q=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;rlz=1C1PNBB_enTR1073TR1075&amp;oq=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTILCAEQLhgKGAsYgAQyCwgCEC4YChgLGIAEMgsIAxAuGAoYCxiABDILCAQQLhgKGAsYgAQyCwgFEC4YChgLGIAEMgsIBhAAGAoYCxiABDILCAcQABgKGAsYgAQyCwgIEAAYChgLGIAE0gEIMjUyOWowajeoAgiwAgHxBV5UwD4UWKP0&amp;sourceid=chrome&amp;ie=UTF-8" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.google.com/search?q=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;rlz=1C1PNBB_enTR1073TR1075&amp;oq=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTILCAEQLhgKGAsYgAQyCwgCEC4YChgLGIAEMgsIAxAuGAoYCxiABDILCAQQLhgKGAsYgAQyCwgFEC4YChgLGIAEMgsIBhAAGAoYCxiABDILCAcQABgKGAsYgAQyCwgIEAAYChgLGIAE0gEIMjUyOWowajeoAgiwAgHxBV5UwD4UWKP0&amp;sourceid=chrome&amp;ie=UTF-8</a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">16- <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Halime_%C3%87avu%C5%9F" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://tr.wikipedia.org/wiki/Halime_%C3%87avu%C5%9F</a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">17- <a href="https://www.gastearsivi.com/arastirma/1935-ilk-kadin-milletvekilleri" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.gastearsivi.com/arastirma/1935-ilk-kadin-milletvekilleri</a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">18-1https://tr.wikipedia.org/wiki/Nene_Hatun#Ya%C5%9Fam%C4%B1</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">19-https://www.google.com/search?q=Kahraman+kad%C4%B1nlar%C4%B1m%C4%B1zdan+Name+Han%C4%B1m&amp;sca_esv=504d30511203df3e&amp;rlz=1C1PNBB_enTR1073TR1075&amp;ei=ib03ap-xCfW6xc8Pj5CA0Qg&amp;biw=1280&amp;bih=630&amp;ved=0ahUKEwjfmdi-kJiVAxV1XfEDHQ8IIIoQ4dUDCBE&amp;uact=5&amp;oq=Kahraman+kad%C4%B1nlar%C4%B1m%C4%B1zdan+Name+Han%C4%B1m&amp;gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiJ0thaHJhbWFuIGthZMSxbmxhcsSxbcSxemRhbiBOYW1lIEhhbsSxbTIFEAAY7wUyCBAAGIAEGKIEMggQABiABBiiBDIFEAAY7wVI0pIBUIwpWPt0cAJ4AZABAJgBc6ABjhKqAQQxNy44uAEDyAEA-AEBmAIboALyEsICChAAGEcY1gQYsAPCAggQIRigARjDBMICChAhGAoYoAEYwwSYAwCIBgGQBgiSBwQxOC45oAfsObIHBDE2Ljm4B-YSwgcGMC4yMC43yAc9gAgB&amp;sclient=gws-wiz-serp</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çekmeköy, Şakir Albayrak, Türk Dili ve Edebiyatı Emekli öğretmeni, 21.06.2026, 16.28, </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:43:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;nin Doğu Akdeniz Gateway Yasası: Türkiye&#039;nin Jeostratejik Gerçekliğini Yok Sayan Stratejik Hata</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abdnin-dogu-akdeniz-gateway-yasasi-turkiyenin-jeostratejik-gercekligini-yok-sayan-stratejik-hata-7867</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abdnin-dogu-akdeniz-gateway-yasasi-turkiyenin-jeostratejik-gercekligini-yok-sayan-stratejik-hata-7867</guid>
                <description><![CDATA[ABD'nin Doğu Akdeniz Gateway Yasası: Türkiye'nin Jeostratejik Gerçekliğini Yok Sayan Stratejik Hata]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD'nin Doğu Akdeniz Gateway Yasası: Türkiye'nin Jeostratejik Gerçekliğini Yok Sayan Stratejik Hata</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz, son yıllarda enerji kaynakları, ulaştırma koridorları ve büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet nedeniyle uluslararası siyasetin en önemli stratejik bölgelerinden biri hâline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi'nde gündeme gelen Eastern Mediterranean Gateway Act (Doğu Akdeniz Geçit Yasası), bölgeyi Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik arasında enerji ve lojistik bağlantı merkezi olarak yeniden tanımlamayı amaçlamaktadır. Ancak söz konusu girişimde Türkiye'nin yer almaması dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Washington’un bu girişimiyle Doğu Akdeniz enerji ve ulaştırma mimarisini yeniden şekillendirirken Türkiye’nin yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının jeoekonomik potansiyelini de göz ardı ettiği anlaşılmaktadır. Ancak Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Orta Koridor ekseninde geliştireceği ekonomik ve stratejik iş birliğinin hem bölgesel istikrar hem de Avrasya bağlantısallığının geleceği açısından önemli fırsatlar sunarak Türkiye aleyhine planlanan hamleleri dengeleme imkânına sahip olduğu muhakkaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Doğu Akdeniz Geçit Yasası, Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">XXI. yüzyılın ilk çeyreğinde enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve kritik altyapılar uluslararası rekabetin temel unsurları hâline gelmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa'nın enerji arz güvenliği arayışları Doğu Akdeniz'in stratejik önemini daha da artırmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede ABD Kongresi'nde gündeme gelen Doğu Akdeniz Geçit Yasası, Doğu Akdeniz'i Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik bölgeleri arasında stratejik bir bağlantı merkezi olarak yeniden tanımlamaktadır.[1] Ancak yasa tasarısında Türkiye'nin yer almaması dikkat çekmektedir. Bu durum yalnızca Türkiye'nin bölgesel rolü açısından değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Orta Koridor ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Doğu Akdeniz'de Yeni Jeopolitik Mimari</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz'de son yıllarda oluşan yeni enerji ve güvenlik mimarisi büyük ölçüde Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır ekseninde şekillenmektedir. Doğu Akdeniz Geçit Yasası ile ABD’nin, gözlemci ülke olarak yer aldığı East Mediterranean Gas Forum (EMGF) [2] üzerinden bölgesel enerji iş birliğini kurumsallaştırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD tarafından desteklenen yeni yaklaşım, enerji güvenliği ile ulaştırma koridorlarını bir arada ele almakta ve Avrupa'nın enerji arz çeşitliliğini artırmayı hedeflemektedir.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye'nin Dışlanmasının Jeopolitik Arka Planı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasında uzun yıllardır devam eden deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinin siyasi niteliğini artırmıştır.[4] Bu nedenle bölgedeki enerji ve ulaştırma girişimleri çoğu zaman jeopolitik rekabetin bir uzantısı olarak şekillenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Türkiye'nin mevcut enerji altyapısı ve coğrafi konumu dikkate alındığında, Avrupa ile Orta Doğu ve Asya arasındaki enerji taşımacılığında önemli bir transit ülke olma yönünde ciddi mesafe kat ettiği görülmektedir.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD'nin Türkiye'yi dışlayan yaklaşımının arka planında yalnızca enerji projeleri değil, aynı zamanda Washington-Ankara ilişkilerinde son yıllarda yaşanan stratejik güven bunalımı da bulunmaktadır. S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma süreci, Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik politikalarına ilişkin görüş ayrılıkları ve Türkiye'nin son dönemde daha özerk dış politika izleme eğilimi, ABD karar vericilerinin bölgesel projelerde Türkiye yerine alternatif ortaklıklar geliştirmesine zemin hazırlamıştır. Ancak bu yaklaşım, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantajları ortadan kaldırmadığı gibi, bölgesel projelerin ekonomik verimliliğini de azaltabilecek sonuçlar doğurabilecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD'nin Doğu Akdeniz Stratejisi ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz Geçit Yasası yalnızca bölgesel bir enerji projesi değildir. Bu girişim aynı zamanda Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif ulaştırma ağları oluşturma çabasının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Çin tarafından 2013 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol Girişimi; Asya, Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlayan altyapı, ticaret ve lojistik ağlarının geliştirilmesini hedeflemektedir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington tarafından desteklenen Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru IMEC ve Doğu Akdeniz Geçit Yasası projeleri ise Avrupa ile Asya arasındaki bağlantılarda Çin merkezli ağlara alternatif güzergâhlar oluşturmayı amaçlamaktadır.[7] Ancak Çin'i çevreleme hedefiyle Asya-Pasifik planları kapsamında zaman zaman geleneksel müttefikleriyle dahi görüş ayrılıkları yaşayabilen Washington, Çin'in Avrupa'ya açılan en kritik alternatif güzergâhı olan Orta Koridor'un merkezindeki Türkiye'yi neden dışlamaktadır? Dolayısıyla Avrupa'nın enerji güvenliğini Türkiye üzerinden güçlendiren altyapıyı destekleyen Washington'un, aynı Türkiye'yi yeni enerji mimarisinin dışında bırakmaya çalışması stratejik bir paradokstur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Paradoksal biçimde Türkiye'nin dışlandığı her jeopolitik proje, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi için ilave fırsatlar üretmektedir. Çünkü Türkiye'nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor, Çin ile Avrupa arasında Rusya dışındaki en kısa ve güvenli kara bağlantısı niteliğindedir. Bu nedenle Türkiye'nin sistematik biçimde dışlandığı bir Avrasya mimarisi, Washington'un Çin'i çevreleme stratejisinin etkinliğini azaltabilecek sonuçlar doğurabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Devletleri Teşkilatı ve Orta Koridorun Stratejik Önemi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı son yıllarda ekonomik, ulaştırma ve enerji alanlarında kurumsal iş birliğini geliştirmeyi hedefleyen önemli bir bölgesel aktör hâline gelmiştir.[8] Özellikle Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru (Orta Koridor), Çin ile Avrupa arasındaki taşımacılıkta alternatif ve güvenli bir güzergâh olarak öne çıkmaktadır.[9] Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu da bu koridorun en önemli bileşenlerinden biri hâline gelmiş ve Türk dünyasının Avrupa ile bağlantısını güçlendirmiştir.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının sahip olduğu enerji kaynakları, ulaştırma ağları ve genç nüfus dikkate alındığında, Avrasya'nın gelecekteki ekonomik yapılanmalarında daha önemli bir rol üstlenmesi beklenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye'nin ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Dışlanmasının Stratejik Sonuçları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz Geçit Yasası kapsamında şekillenen yeni jeopolitik yaklaşım, ilk bakışta Doğu Akdeniz'deki enerji ve ulaştırma iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen bölgesel bir girişim olarak görünmektedir. Ancak Türkiye'nin ve dolaylı olarak Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının bu stratejik denklem dışında bırakılması, uzun vadede ABD'nin küresel jeostratejik hedefleri açısından da çeşitli çelişkiler doğurabilecek niteliktedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkeler yaklaşık 175 milyonluk nüfusa, 4,5 milyon kilometrekareyi aşan bir coğrafya, 1,5 trilyon doların üzerinde ekonomik büyüklüğe sahip Türk dünyası coğrafyasının enerji kaynaklarına erişim imkânına sahiptir.[11] Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan'ın sahip olduğu hidrokarbon kaynakları Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından stratejik önem taşımaktadır.[12]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünya Bankası'nın 2024 yılında yayımladığı Middle Corridor Transport and Trade Connectivity raporuna göre gerekli yatırımların tamamlanması hâlinde Orta Koridor üzerindeki yük hacminin 2030 yılına kadar üç katına çıkması beklenmektedir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında geliştirdiği kara ulaştırma ağlarının önemli bölümü Türk dünyası coğrafyasından geçmektedir. Dünya Bankası verilerine göre Orta Koridor'un tam kapasiteyle işletilmesi hâlinde Avrupa-Asya ticaretinde taşıma sürelerinin ve maliyetleri ciddi oranlarda azaltacağı hesaplanmaktadır.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Türkiye'nin dışlandığı bir Doğu Akdeniz enerji ve ulaştırma mimarisi yalnızca Ankara'nın değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı'nın oluşturduğu Avrasya bağlantısallığının da göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha da önemlisi, Türkiye'nin sistematik biçimde dışlandığı jeopolitik projeler Ankara'yı alternatif ortaklık arayışlarına yönlendirecektir ve bu durum, ABD'nin Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ni sınırlandırma ve Rusya'nın Avrasya üzerindeki etkisini azaltma hedefleriyle çelişen sonuçlar doğuracaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz Geçit Yasası, görünürde Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği ve ulaştırma bağlantısallığını geliştirmeyi amaçlayan bir girişim gibi görünse de gerçekte XXI. yüzyılın küresel jeopolitik rekabetinin yeni cephelerinden birini temsil etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye'nin söz konusu jeopolitik tasarımın dışında bırakılması coğrafi gerçekliklerle örtüşmemektedir; çünkü Türkiye; Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'in kesişim noktasında yer alan benzersiz konumuyla yalnızca bölgesel bir aktör değil, aynı zamanda Avrasya'nın en önemli enerji, ulaştırma ve lojistik merkezlerinden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde Türk Devletleri Teşkilatı da artık yalnızca kültürel bir iş birliği platformu olmaktan çıkmış; enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, ticaret ağları ve bölgesel entegrasyon alanlarında giderek daha fazla ağırlık kazanan stratejik bir yapıya dönüşmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Türkiye’nin geliştirmesi gereken stratejik karşılıklar şu başlıklarda toplanabilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye; </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mersin Limanı, Filyos Limanı, Irak Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, BTK Demiryolu projelerini tek bir entegre Avrasya stratejisi altında birleştirmelidir. Aynı zamanda Türkiye; KKTC, Azerbaycan merkezli olarak Türk Devletleri ile birlikte Doğu Akdeniz'de yeni enerji ve ulaştırma platformları geliştirmelidir. Ayrıca TDT bünyesinde Ortak Enerji Konseyi, Ortak Lojistik Konseyi ve Orta Koridor Koordinasyon Merkezi kurulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak; Doğu Akdeniz'in geleceği yalnızca deniz yetki alanları veya enerji rezervleri üzerinden değil; Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor ve Hazar Havzası'nı kapsayan devasa Avrasya jeopolitiği perspektifinden değerlendirilmelidir. Aksi hâlde kurulmaya çalışılan yeni jeoekonomik mimari eksik kalacak ve küresel güç rekabetinin gerçek dinamiklerini yansıtamayacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın jeostratejik ağırlığının göz ardı edildiği bir Doğu Akdeniz mimarisinin uzun vadede sürdürülebilir olması güç görünmektedir. Bu nedenle Gateway Yasası'nın öngördüğü bölgesel düzenin uygulamada önemli jeopolitik ve jeoekonomik sınırlamalarla karşılaşması muhtemeldir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Eastern Mediterranean Gateway Act, April 29, 2026, https://www.govinfo.gov/content/pkg/BILLS-119s4443is/pdf/BILLS-119s4443is.pdf (Erişim Tarihi: 19.06.2026)<br />
[2] East Mediterranean Gas Forum (EMGF), </span><a href="https://emgf.org/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://emgf.org/</span></a><br />
<span style="font-size:8.0pt">[3]</span><span style="font-size:8.0pt"> Osman Gazi Kandemir, “<em>Doğu Akdeniz'de Yeni Denklem: ABD Destekli Enerji ve Güvenlik Mimarisi Şekilleniyor</em>”, Independent Türkçe, 19.06.2026. </span><a href="https://www.indyturk.com/node/778763/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/do%C4%9Fu-akdenizde-yeni-denklem-abd-destekli-enerji-ve-g%C3%BCvenlik-mimarisi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.indyturk.com/node/778763/türki̇yeden-sesler/doğu-akdenizde-yeni-denklem-abd-destekli-enerji-ve-güvenlik-mimarisi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.06.2026)<br />
[4] Fatih Turan, Doğu Akdeniz'de Deniz Yetki Alanları Mücadelesi, Dergi Park, Alınteri Sosyal Bilimler Dergisi (2022) 6(1): 47-66. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2291386 (Erişim Tarihi: 19.06.2026)<br />
[5] Yusuf Yazar, Enerji İlişkileri Bağlamında Türkiye ve Orta Asya Ülkeleri – Rapor- Ahmet Yesevi Üniversitesi, Haziran 2011, https://www.ayu.edu.tr/mypanel/_app/upload/yayin/dosya/9dfcd5e558dfa04aaf37f137a1d9d3e5.pdf (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[6] National Development and Reform Commission (NDRC), Asia Society Policy Institute, </span><a href="https://asiasociety.org/policy-institute/navigating-belt-road-initiative-toolkit/stakeholders/chinese-government/national-development-and-reform-commission-ndrc" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://asiasociety.org/policy-institute/navigating-belt-road-initiative-toolkit/stakeholders/chinese-government/national-development-and-reform-commission-ndrc</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[7] Mehmet Uğur Ekinci, IMEC, Doğu Akdeniz ve Türkiye, Sabah Gazetesi, 11.04.2026. </span><a href="https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/mekinci/2026/04/11/imec-dogu-akdeniz-ve-turkiye" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/mekinci/2026/04/11/imec-dogu-akdeniz-ve-turkiye</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[8] Nur Çetin ve Özlem Yurdugüzel, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kuruluş ve Gelişmesinde Türkiye’nin Rolü, Dergi Park, Avrasya Etüdleri, Yıl: 31, S.: 64, ss.: 121-160. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5041312 (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[9] Paksoy, Avrasya Bağlantısında Bir Dönüm Noktası: Orta Koridor’un Stratejik Yükselişi ve Türkiye’nin Jeopolitik Rolü, 03.09.2025. </span><a href="https://paksoy.av.tr/2025/09/avrasya-baglantisinda-bir-donum-noktasi-orta-koridorun-stratejik-yukselisi-ve-turkiyenin-jeopolitik-rolu/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://paksoy.av.tr/2025/09/avrasya-baglantisinda-bir-donum-noktasi-orta-koridorun-stratejik-yukselisi-ve-turkiyenin-jeopolitik-rolu/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[10] Bora Odabaşı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, AVİM, Analiz No: 2026/26. 12.06.2026. </span><a href="https://avim.org.tr/tr/Analiz/BAKU-TIFLIS-KARS-DEMIRYOLU-HATTI" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://avim.org.tr/tr/Analiz/BAKU-TIFLIS-KARS-DEMIRYOLU-HATTI</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[11] Ömer Kocaman, Türk Devletleri Teşkilatı: Stratejik Bir Bakış, Kriter Dergisi, 01.11.2022, Kasım 2022, Y.: 7, S.: 73. </span><a href="https://kriterdergi.com/dosya-turk-devletleri-teskilati/turk-devletleri-teskilati-stratejik-bir-bakis" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://kriterdergi.com/dosya-turk-devletleri-teskilati/turk-devletleri-teskilati-stratejik-bir-bakis</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[12] Yavuz Özdemir, “Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları”, T.C. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007. (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[13] Dünya Bankası “Orta Koridorda 2030 2030 Yılına Kadar Ticareti Üç Katına Çıkarabilecek 10 Öncelikli Eylem”, (t.y). </span><a href="https://www.worldbank.org/tr/region/eca/brief/10-priority-actions-that-can-triple-trade-in-the-middle-corridor-by-2030" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.worldbank.org/tr/region/eca/brief/10-priority-actions-that-can-triple-trade-in-the-middle-corridor-by-2030</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[14] Şerafettin Aras, Avrupa-Asya Ticaretine Soluk Aldıracak Lojistik Koridorların Odağındaki Türkiye, Uluslararası Nakliyeciler Derneği, 13.08.2024. </span><a href="https://www.und.org.tr/medya-detay/undden-haberler/avrupa-asya-ticaretine-soluk-aldiracak-lojistik-koridorlarin-odagindaki-turkiye" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.und.org.tr/medya-detay/undden-haberler/avrupa-asya-ticaretine-soluk-aldiracak-lojistik-koridorlarin-odagindaki-turkiye</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:32:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BABAMIN YÜREĞİ YETER</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/babamin-yuregi-yeter-7866</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/babamin-yuregi-yeter-7866</guid>
                <description><![CDATA[BABAMIN YÜREĞİ YETER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BABAMIN YÜREĞİ YETER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babalar Günü.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefonlar susmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Babam” diye kaydettiklerin çalar. Kimi arar, kimi mesaj atar. Kimi de sadece bakar ekrana. Arayamaz. Çünkü numara yoktur artık. Sadece hatıra vardır. O hatıra, boğazda düğüm olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden bu günler sessizdi. Takvime bakmazsan bilmezdin. Şimdi ekranlar dolu. Televizyonlar, reklamlar, sosyal medya bas bas hatırlatıyor. “Bugün Babalar Günü, bir şey al” diyor. Sanki babanı hatırlamak için vitrine bakman lazım. Kalbe giden yol, cüzdandan geçmez. Geçerse, o yol yanlıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine de evlerde bir telaş başlar sabahtan. Kardeşler fısıldaşır. Uzakta olan, internetten sipariş verir. Çocuk evde yok, hediyesi ondan önce varır. Kapı çalar. Baba açar. Şaşırır. “Benim çocuk göndermiş” der. O kutuda mesafe yoktur. Hasret vardır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi bekler. Telefon çalmadı. Kapı da çalmadı. “Unutmuştur” der. Kendini avutur. Ama yüreği avunmaz. Bir “babalar günün kutlu olsun” cümlesi, bir kargo poşetinden ağırdır. Gelmeyince, insanın içine çöker. Baba “önemli değil” der. Ama önemlidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba dediğin tek tip değildir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi sabah erkenden çıkar, akşam geç gelir. Çocuğu uyurken sever. Maaşı yetmez ama eve girerken gülümser. “Baba geldi” cümlesi yorgunluğunu alır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi işsizdir. Çocuğu harçlık isteyince gözünü kaçırır. O kaçış, en ağır yenilgidir. Yine de sofraya “doyun siz” diye oturur. Karnı doymaz, yüreği tok durur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi öğrencidir. Hem okur, hem bebeğine bakar. Uykusuzdur. Kucağında uyuyan evladıyla ders çalışır. Diploması gecikir ama babalığı tamdır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi kız babasıdır. “Kızım” deyince içi titrer. Okutmak ister, gücü yetmez. Ama saçını okşarken dünyayı unutur. O saç telinde servetini görür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi uzaktadır. Gurbetten görüntülü arar. “İyiyim” der. İyi değildir. Özlemiş. Her fotoğrafta biraz daha yaşlanır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi artık yoktur. En sessiz “babalar günü” oradadır. Bir kere daha “baba” diyebilmek için dünyaları verirdin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomi bozuktur. Pazar arabası boş döner. Babanın sırtında görünmez bir dağ vardır. Yine de “baba” deyince sırtı düzelir. O kelime, bütün borçları siler.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü baba dediğin, kriz dinlemez.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cebinde yoksa, yüreğinden verir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Marka alamaz, vakit verir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tatile götüremez, masal anlatır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Harçlık veremez, harç olur. Çocuğunun yoluna serilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve evlatlar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi sarılır. “İyi ki varsın” der. O kokuyu ömür boyu unutmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi kırıktır. Babası olmamıştır. Yine de bugün boğazı düğümlenir. “Keşke” der.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi öğrenci, “baba yorma kendini” der. Baba gizlice cebine para sıkıştırır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi artık babasına bakar. Roller değişir. Ama elini tutunca 5 yaşına döner. O el, dünyanın en güvenli yeridir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi aramaz. Unutur. Oysa bir arama, babanın o gün kurduğu hayaldir. Hayal kırılırsa sesi çıkmaz. Ama içerde bir şey eksilir. O eksik, hiçbir hediyeyle dolmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*Mesele ne biliyor musun?*&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba, unvan değil. Hesaptır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğunun gözündeki ışıktır. “Babam gelmiş” sevincidir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen yoksan, evin duvarı eksiktir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen varsan, fırtına vız gelir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün hediye alabilen alır. Alamayan sarılır. Bir sarılma, bütün mağazalara bedeldir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzakta olan arar. Arayamayan dua eder. Bir dua, kilometreleri siler.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kırgın olan bir adım atar. Atamayan içine atar. O içine attığın, seni her gece uyutmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unuttuysan, şimdi hatırla. Akşam olmadan bir “alo” de. O “alo”, babanın bütün yılını kurtarır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babanın zenginliği cüzdanda değil, evladının “güvendeyim” deyişindedir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evladın zenginliği banka hesabında değil, “babam var” diyebilmesindedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomi düzelir. Borç biter.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama babanın dizine yattığın o 5 dakika geri gelmez.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evladının sana koşarak “baba” dediği o an, satın alınmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yüzden bugün.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Reklamlar hatırlatmadan sen hatırla.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varsa ara. Sarıl.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yoksa bir Fatiha oku. Adını an.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve babalar, siz de dik durun.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cebiniz dolu da olsa, boş da olsa.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapınız çalınsa da, çalınmasa da.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuk için dağsınız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağ yıkılmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babalar Gününüz kutlu olsun.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varlığınız, yokluğunuz, hatıranız…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepiniz bir evladın duasında yaşıyorsunuz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bazı babalar, öldükten sonra bile evladını Hatırasıyla büyütmeye devam eder.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:29:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AİLENİN KIYMETİ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ailenin-kiymeti-7865</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ailenin-kiymeti-7865</guid>
                <description><![CDATA[AİLENİN KIYMETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AİLENİN KIYMETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile; sevginin, huzurun, güvenin, merhametin ve mutluluğun gözle görünen hâlidir. Hayat yolculuğumuzda bazı değerler vardır ki tarif edilmesi zordur. Sevgi, şefkat, aidiyet ve huzur gibi. İşte aile, bu güzel duyguların hayat bulduğu en kıymetli yerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan hayatı boyunca birçok güzel şeye sahip olabilir. İyi bir eğitim alabilir, yüksek makamlara gelebilir, büyük servetler kazanabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak günün sonunda kapısını çalacağı sıcak bir yuvası, kendisini seven bir ailesi yoksa, bütün bu kazanımlar anlamını büyük ölçüde yitirir. Çünkü insanın gerçek zenginliği banka hesabında ya da kasalarda değil, gönül hesabındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne yazık ki günümüz insanı hayatın telaşı içinde ailesine ayırması gereken zamanı çoğu zaman başka şeylere ayırıyor. Daha çok kazanmak için daha çok çalışıyor, daha iyi yaşamak için daha çok koşuyor; fakat farkında olmadan en değerli hazinesini, yani ailesiyle geçireceği zamanı kaybediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa çocuklar büyüyor, anne babalar yaşlanıyor, eşlerin birlikte geçirecekleri günler azalıyor. Bugün ertelenen bir sohbet, yarın özleme dönüşebiliyor. Bugün ihmal edilen bir kucaklaşma, yarın pişmanlık olarak geri dönebiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın sonunda insanlar genellikle kazanamadıkları paraları değil, yaşayamadıkları güzel anları hatırlarlar. Bu yüzden ailemize zaman ayıralım. Birlikte sofraya oturalım, birbirimizi dinleyelim, sevgimizi ifade etmekten çekinmeyelim. Çünkü aile, insanın dünyadaki en güvenli limanı, en sağlam sığınağı ve en büyük nimetidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki huzurlu bir aileye sahip olmak, çoğu zaman farkında olmadan sahip olduğumuz en büyük zenginliktir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu zenginliğin kıymetini bilmek ve onu korumak hepimizin &nbsp; sorumluluğudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:27:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSLÂMI SEÇMENİN NEDENİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islami-secmenin-nedeni-7864</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islami-secmenin-nedeni-7864</guid>
                <description><![CDATA[İSLÂMI SEÇMENİN NEDENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSLÂMI SEÇMENİN NEDENİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alman Muhammed Emin Hobohn, Müslüman oluşunu ve İslâmiyet hakkındaki görüşlerini şöyle anlatmaktadır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Avrupalıların dinlerini terk ederek Müslüman olmalarının birçok sebepleri vardır. Bunların başında Hak gelmektedir. İslâm dîninin esas kâideleri o kadar mantıki, o kadar doğru ve dürüsttür ki, dinde hakkı, hakîkati arayan aklı başında, okumuş bir insanın bunları kabul etmemesi imkânsızdır. İslâm dini, bir tek mâbûd bulunduğunu bildirir. İnsanların sağduyusuna hitap ederek, onları birçok hurafelere inandırmaya tenezzül etmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm dini, dünyadaki bütün insanların, hangi ırktan gelirse gelsin, hepsinin Allahü teâlânın kulu olarak birbirlerine müsavî, birbirinin benzeri olduğunu bildirir. Biz Almanlar, esasen Allahü teâlânın bize kuvvet ve kudret veren, rûhumuzu kemale erdiren büyük bir Hâlık, Yaratıcı olduğuna inanırız. Allah mefhumu bizim içimize emniyet ve huzur getirir. Fakat Hıristiyan dini, bu huzuru verememektedir. Yalnız İslâm dini Allahü teâlânın büyüklüğünü bize öğretmekte, aynı zamanda öldükten sonra insan rûhunun nereye gideceği hakkında bize rehber olmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm dini, yalnız dünyada değil, âhırette de bize yol göstermektedir. Âhırette rahat etmek için dünyada ne yapmak lâzım olduğunu, çok açık ve mantıki bir tarzda öğretmektedir. Allahü teâlânın, âhırette, insanlardan dünyada yaptıkları işler hakkında adilâne hesap soracağını bilmek, onları dünyada doğru ve dürüst hareket etmeye sevk eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun için hakîki Müslümanlar, dünyada iyice düşünmeden ve yapacakları işin hakikaten hayırlı olduğuna inanmadan hiçbir iş yapmazlar. Böylece, bu büyük din, hiçbir dünyevi polis teşkilatının yapamayacağı bir şekilde, insanları teftiş, kontrol etmekte ve onların dâimâ doğru yolda kalmalarını temin etmektedir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:25:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE - Sorumluluk</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-sorumluluk-7863</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-sorumluluk-7863</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE - Sorumluluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE - Sorumluluk</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hz.Abbas’tan ve M.Akif Ersoyun Safahat adlı eserinden aktarılan bir rivayette Hz.Ömer Halife/hükümdar iken bir kış gecesi tebdili kıyafetle / resmi olmayan sıradan bir kıyafetle mahalle arasında dolaşırken yolu ihtiyar bir kadının evinin önünden geçer. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçerde ağlaşan çocuklar ve onları sakinleştirmeye çalışan ihtiyar bir kadın sesi gelir. Merak eden Hz.Ömer izin ister ve içeri girer. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ocakta bir tencerede su kaynamaktadır, ama tencerenin içi boş, sadece birkaç tane çakıl taşı ve su var. Etrafında “Açız”, “Açız” diye ağlaşan çocuklar.. “şimdi pişecek, şimdi pişecek” diyerek çocukları avutan yaşlı bir kadın. Hz.Ömer çocukların niye ağlaştıklarını sorar, kadın; çocukların iki gündür aç olduklarını evde pişirecek bir yiyecek olmadığını söyler. Hz.Ömer der ki: “Niye gidip durumu Halifeye/hükümdara anlatmaaadın?” deyince kadın şöyle der: “İsterim ki Ömer bu dünyada belâsını bulsun.” Hz.Ömer şöyle der: “Anacığım, Ömere niçin beddua edersin, Ömer ne yaptı size?” Kadın şöyle der: “Daha ne yapacak, ben yetim yavrularımı avuturken O mışıl mışıl uykusunda. Gelip de bir arayıp sormak yok mu bizleri?” Ömer: “Haklısın, ama onun işi çok, zaman bulup gelemez ki!” deyince Kadın şöyle der: “ O zaman ne diye halifeliği/hükümdarlığı kabul etti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen Medine halkını aç ve sefil bırak, git Mısırlarda savaş yap dünyayı paylaş. Bu mu halifelik/hükümdarlık. Ölür de su dökmem sizin halifenize..” Bu sözleri dinleyen Halife Ömer âdeta yıkılır. Ne diyeceğini bilemez. Ve; “Haklısın Anacığım.” der, izin isteyip çıkar gider. Ve o gecenin soğuğunda Beytülmâle (Hazine) gider biraz yiyecek biraz un bir çuvalı yüklenir sırtına, tutar o kadının evinin yolunu, varır o eve. Tekrar izin ister girer içeri, indirir sırtından bir çuval unu. Hemen ocağın yanına gider, çıkarır tencereden çakıl taşlarını sonra o undan pişirirler bir “Un çorbası” sıcak sıcak üfleyerek içirirler zavallı çocuklara. Çocuklar sevinçli, kadın mutlu, Ömer huzurlu.. İzin ister Ömer kadından ve çıkar dışarı. Giderken kadına bir adres verir ve sabah olunca o adrese gitmesini ister. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğleye doğru kadın verilen adrese gider, karşısında gece evine gelen adamı görünce şaşırır kadın.. Hz.Ömer bu defa kadına kendisini tanıtır veHalife olduğunu söyler. O kadına bir aylık geçinecek parası verir ve bundan böyle her ay gelip kendisine bağlanan Nafaka parasını almasını söyler. Kadın Ömerden razıdır, Ömer kadından. Ömer huzurlu ve mutlu, kadın huzurlu ve mutlu. İşte, sorumlu bir yöneticinin bir gece ziyaretinin sonucu böyle güzel bitmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi niyet ve ahlakî sorumluluk içinde yapılan ziyaretler her zaman feyizlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:23:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump&#039;ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/trumpin-iran-paradoksu-reddedilen-anlasmadan-daha-esnek-bir-mutabakata-dogru-7862</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/trumpin-iran-paradoksu-reddedilen-anlasmadan-daha-esnek-bir-mutabakata-dogru-7862</guid>
                <description><![CDATA[Trump'ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Trump'ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump Doktrininin Sınırları ve İran Dosyasında Diplomasiye Dönüş</span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail Cingöz</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında Haziran 2026'da üzerinde uzlaşı sağlandığı açıklanan ön mutabakat, yalnızca iki ülke arasındaki gerilimin azaltılması bakımından değil, aynı zamanda ABD dış politikasındaki süreklilik ve değişim tartışmaları açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde sert şekilde eleştirdiği ve ABD tarihinin "en kötü anlaşması" olarak nitelendirdiği 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) çekilmiş olması, bugün ortaya çıkan yeni mutabakatın içerdiği hükümlerle birlikte yeniden değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Bu çalışma, Obama döneminde imzalanan JCPOA ile 2026 ön mutabakatını karşılaştırmakta ve Trump yönetiminin geçmişte eleştirdiği bazı ilkeleri fiilen yeniden kabul edip etmediğini incelemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: ABD, İran, Donald Trump, JCPOA, Nükleer Diplomasi, Yaptırımlar, Ortadoğu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası siyasette liderler çoğu zaman seleflerinin politikalarını eleştirerek iktidara gelirler; ancak devletlerin jeostratejik çıkarları siyasi söylemlerden daha kalıcıdır. Bu nedenle dış politika tarihinde en dikkat çekici paradokslardan biri, sert biçimde reddedilen politikaların değişen koşullar altında yeniden benimsenmesidir. ABD'nin İran politikası bu durumun en çarpıcı örneklerinden birini oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Donald Trump'ın "ABD tarihinin en kötü anlaşması" olarak nitelendirerek terk ettiği nükleer diplomasi yaklaşımının bazı temel unsurları, bugün yeniden Washington'ın müzakere masasına taşıdığı araçlar arasında görünmektedir. Bu çerçevede, Barack Obama yönetimi tarafından yürütülen diplomatik süreç sonucunda 14 Temmuz 2015 tarihinde İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimî üyesi ve Almanya arasında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) imzalanmıştır.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası ilişkiler literatüründe devlet davranışlarının açıklanmasında realizm, dış politika söylemlerinden ziyade güç dengeleri ve ulusal çıkarların belirleyici olduğunu ileri sürmektedir. Bu yaklaşım, liderlerin ideolojik söylemleri ile uygulanan politikalar arasındaki farklılıkların anlaşılmasında önemli bir teorik zemin sunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump yönetimi ise göreve geldikten sonra anlaşmayı ağır şekilde eleştirmiş, İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlamadığını ve nükleer programı tamamen ortadan kaldırmadığını savunmuştur. Bunun sonucunda ABD, 8 Mayıs 2018 tarihinde anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve İran'a yönelik "maksimum baskı" stratejisini uygulamaya koymuştur.[2] Ancak 2026 yılında taraflar arasında ortaya çıkan yeni mutabakat taslağı, Trump'ın geçmişte reddettiği diplomatik yaklaşımın bazı unsurlarına geri dönüldüğü yönünde yorumlara neden olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>JCPOA'nın Temel Mantığı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">JCPOA'nın temel amacı İran'ın nükleer faaliyetlerini uluslararası denetime açmak ve nükleer silah geliştirme ihtimalini sınırlandırmaktı. Bu çerçevede İran;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırmayı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Santrifüj sayısını azaltmayı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zenginleştirilmiş uranyum stoklarını düşürmeyi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) kapsamlı denetimlerini kabul etmeyi</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">taahhüt etmişti.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan ekonomik yaptırımların önemli bir bölümü kaldırılmıştır. Obama yönetiminin yaklaşımı, İran'ın tamamen teslim alınmasından ziyade, nükleer programının kontrol altına alınması ve uluslararası sisteme kısmen entegre edilmesi esasına dayanıyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Trump'ın İtirazları ve Maksimum Baskı Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Donald Trump, JCPOA'nın üç temel eksiklik taşıdığını savunmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birincisi, anlaşma İran'ın nükleer altyapısını tamamen ortadan kaldırmamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, balistik füze programı kapsam dışında bırakılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü ise İran'ın bölgesel nüfuz faaliyetleri ve vekil güçleri konusunda herhangi bir sınırlama öngörülmemektedir.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Trump yönetimi, ekonomik yaptırımların artırılması yoluyla İran'ı daha kapsamlı bir anlaşmaya zorlamayı hedeflemiştir. Ancak uygulamada bu strateji İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak yerine hızlandırmıştır. IAEA raporları, ABD'nin çekilmesinden sonra İran'ın uranyum zenginleştirme oranını ve stoklarını önemli ölçüde artırdığını göstermiştir.[5] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla maksimum baskı politikası İran ekonomisini zayıflatmış olsa da nükleer programı durdurma hedefinde beklenen sonucu üretememiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2026 Ön Mutabakatının Ortaya Çıkışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 yılında yaşanan ABD-İran askeri gerilimi ve bunu takip eden sınırlı askeri çatışmalar, tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya zorlamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Basına yansıyan bilgilere göre ön mutabakat;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karşılıklı saldırıların durdurulmasını,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasını,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceğine ilişkin taahhüdünü,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaların gevşetilmesini,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran'a ait bazı mali varlıkların serbest bırakılmasını,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nihai anlaşma için belirli süreli bir müzakere takvimi oluşturulmasını</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">öngörmektedir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum, tarafların askeri çatışma riskini azaltmaya öncelik verdiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Trump Gerçekten Daha Tavizkâr mı?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni mutabakata yönelik en dikkat çekici tartışma budur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk bakışta Trump'ın geçmişte sert şekilde eleştirdiği bazı uygulamaların bugün yeniden gündeme geldiği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Örneğin JCPOA'da yaptırımların kaldırılması belirli teknik yükümlülüklere bağlanmıştı. Buna karşılık 2026 ön mutabakatında ekonomik rahatlama unsurlarının daha erken aşamada gündeme gelmesi dikkat çekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde JCPOA son derece ayrıntılı teknik hükümler içerirken yeni metin daha genel siyasi prensipler üzerinden ilerlemektedir. Bu nedenle bazı uzmanlar yeni mutabakatın İran açısından daha avantajlı bir başlangıç noktası sunduğunu ileri sürmektedir. Ancak bu noktada farklı bir değerlendirme yapmak da mümkündür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump yönetimi açısından öncelikli hedef artık İran'ın nükleer altyapısını tamamen ortadan kaldırmak değil, bölgesel savaşı engellemek olabilir. Bu durumda anlaşmanın ölçütü nükleer programı sonlandırmak değil, çatışmayı kontrol altında tutmak hâline gelmektedir. Dolayısıyla taviz görüntüsü veren unsurlar aslında değişen stratejik önceliklerin sonucu olarak da değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Asıl dikkat çekici husus, Trump yönetiminin 2018 yılında "İran'a ekonomik rahatlama sağlamak stratejik bir hata olacaktır" tezini savunurken, 2026 itibarıyla benzer ekonomik teşvikleri müzakere sürecinin temel araçlarından biri olarak kullanmaya başlamasıdır. Bu durum yalnızca taktik bir değişiklik değil, aynı zamanda maksimum baskı stratejisinin sınırlarının fiilen kabul edilmesi olarak da yorumlanabilir. Başka bir ifadeyle ABD, İran'ın davranışlarını yalnızca yaptırımlarla değiştiremeyeceğini kabul ederek yeniden diplomasiye yönelmiş görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>JCPOA (2015) ile ABD-İran Ön Mutabakatı (2026) Karşılaştırma Tablosu</strong></span></span></p>

<table cellspacing="0" class="MsoTableGrid" style="border-collapse:collapse; border:none">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Konu</strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>JCPOA (2015)</strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ön Mutabakat (2026)</strong></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Nükleer faaliyetler</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Ayrıntılı teknik sınırlamalar</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Genel siyasi taahhütler</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Denetim mekanizması</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">IAEA kapsamlı denetimleri</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Henüz net değil</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Yaptırımlar</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Kademeli kaldırma</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Kısmi gevşeme</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">İran varlıkları</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Aşamalı erişim</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Erken erişim</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:21px; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Temel amaç</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:21px; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Nükleer programı sınırlandırmak</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:21px; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Çatışmayı önlemek</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç olarak;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 ABD-İran ön mutabakatı yalnızca iki ülke arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik bir girişim değil, aynı zamanda son on yılın Amerikan dış politikasının yeniden değerlendirilmesini gerektiren stratejik bir gelişmedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Obama döneminde imzalanan JCPOA ile yeni mutabakat arasında önemli farklılıklar bulunsa da her iki girişim de yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması mantığına dayanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum, Donald Trump'ın yıllarca eleştirdiği diplomatik yaklaşımın bazı temel unsurlarının fiilen yeniden gündeme geldiğini göstermektedir. Dolayısıyla İran dosyası, uluslararası ilişkilerde ideolojik söylemlerden çok stratejik gerçeklerin belirleyici olduğunu ortaya koyan güncel bir örnek niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Eğer nihai anlaşma İran'a yönelik yaptırımların önemli ölçüde gevşetilmesi karşılığında nükleer faaliyetlerin sınırlandırılmasını öngörürse, Trump yönetiminin zamanında reddettiği diplomatik çerçeveye önemli ölçüde yaklaşmış olduğu yönündeki değerlendirmeler daha güçlü bir akademik zemine kavuşacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazen devletler savaşarak ulaşamadıkları hedeflere, müzakere ederek geri dönmek zorunda kalırlar. İran dosyasında yaşanan gelişmeler, Washington açısından tam da böyle bir stratejik paradoksa işaret etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte, 2026 ön mutabakatının nihai bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belirsizdir. Taraflar arasındaki derin güvensizlik, bölgesel rekabet ve iç siyasi dinamikler sürecin önündeki temel engeller olmaya devam etmektedir. Bu nedenle mevcut mutabakat, kalıcı bir çözümden ziyade kontrollü bir gerilim yönetimi mekanizması olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Joint Comprehensive Plan of Action, Vienna, 14 July 2015. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/cmsdata/122460/full-text-of-the-iran-nuclear-deal.pdf (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Remarks by President Trump on the Joint Comprehensive Plan of Action, May 8, 2018, </span><a href="https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/remarks-president-trump-joint-comprehensive-plan-action/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/remarks-president-trump-joint-comprehensive-plan-action/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Verification and monitoring in the Islamic Republic of Iran in light of United Nations Security Council resolution 2231 (2015), IAEA Atoms for Peace and Development, Board of Governors, 31 May 2025. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.iaea.org/sites/default/files/25/06/gov2025-24.pdf (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] President Donald J. Trump is Ending United States Participation in an Unacceptable Iran Deal, May 8, 2018. </span><a href="https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/president-donald-j-trump-ending-united-states-participation-unacceptable-iran-deal/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/president-donald-j-trump-ending-united-states-participation-unacceptable-iran-deal/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Fact Sheet: The Iran Deal, Then and Now, March 10 2021. </span><a href="https://armscontrolcenter.org/the-iran-deal-then-and-now/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://armscontrolcenter.org/the-iran-deal-then-and-now/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Hakan Çopur, ABD'li Yetkili, ABD İle İran Arasında Varılan 14 Maddelik Mutabakatı İlk Kez Paylaştı, 18.06.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdli-yetkili-abd-ile-iran-arasinda-varilan-14-maddelik-mutabakati-ilk-kez-paylasti/3970173" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdli-yetkili-abd-ile-iran-arasinda-varilan-14-maddelik-mutabakati-ilk-kez-paylasti/3970173</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:17:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suskunluk Sarmalı: Hakkımızı Savunmak Neden Canımızı Yakıyor?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/suskunluk-sarmali-hakkimizi-savunmak-neden-canimizi-yakiyor-7861</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/suskunluk-sarmali-hakkimizi-savunmak-neden-canimizi-yakiyor-7861</guid>
                <description><![CDATA[Suskunluk Sarmalı: Hakkımızı Savunmak Neden Canımızı Yakıyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suskunluk Sarmalı: Hakkımızı Savunmak Neden Canımızı Yakıyor?</p>

<p>Haydi gelin bu konunun derinine inelim..</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Her şeyin temeli çocukluğumuz... Çocukken bize en çok hangi kelime öğretildi, hatırlıyor musunuz? 'SUS.' 'Haklı olsan da sus çocuğum, sesini çıkartma, kavga çıkmasın, huzursuzluk olmasın...'</p>

<p>Saygısızlık elbette yapmayacağız; ama bu kelimeler erişkin yaşlarımıza geldiğimizde bize nasıl karşılık verdi, hiç düşündük mü? Bizler; hakkını savunmayı bir 'özgürlük' değil; ucu cezaya, dışlanmaya ve korkutulmaya çıkan bir 'tehlike' olarak kodlayan ailelerin ve bir kültürün gölgesinde büyüdük. Hatta sesimiz biraz çıkacak olsa taşlandığımızı; hak ve özgürlük temelinde savunulan düşüncelerin toplum tarafından 'agresiflik' olarak yorumlandığını gördük. Adaletini sevdiğim dünyada, ne çok adaletsizliğe maruz kaldık…"</p>

<p>Bugün yetişkin birer birey olduğumuzda bile, en doğal hakkımızı talep ederken kalbimizin hızla çarpması, boğazımızın düğümlenmesi ve içimizi kaplayan o tarifsiz suçluluk duygusu işte bu yüzden. Biz daha çocukken 'uslu' olmak adına kendi sınırlarını feda eden kurbanlar olarak yetiştirildik. 'Uslu olursan daha çok sevilirsin, aklı başında olmalısın, hatta iyi bir tahsilin olmalı...'</p>

<p>Bize hakkımızı savunmayı öğretmediler; bizlere mücadele etmeyi değil izlemeyi, sessiz kalmayı bellettiler. Hakkımızı ararken korkmayı öğrettiler. Ve ne yazık ki, çocukken ruhumuza ekilen o korku tohumları, yetişkinlikte hayatımızı kuşatan devasa&nbsp;sömürü mekanizmalarına dönüştü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Evden İş Hayatına: Manipülasyonun Sinsi Yüzü</p>

<p>Çocukken babasının veya annesinin bağırmasını&nbsp;duymamak için Anne-Baba’nın gözde çocuğu kategorisinden çıkmamak için ‘’hakkından vazgeçen’’ o çocuk, büyüğünde iş hayatında müdürünün gözünden düşmemek için fazla mesaisinin,&nbsp;emeğinin,hakkının&nbsp;yenmesine göz yuman bir yetişkine dönüşüyor. İş&nbsp;dünyası,tam&nbsp;da bu çocukluk travmalarımızdan besleniyor. Sınır çizmek istediğinizde veyahut uyarıda bulunma istediğinizde&nbsp;adınız&nbsp;‘’Uyumsuz,agresif,anlaşamayan’’a&nbsp;çıkıyor.</p>

<p>Emeğinizi talep&nbsp;ettiğinizde,sanki&nbsp;şirkete ihanet ediyormuşsunuz büyük&nbsp;ayıpyapmış&nbsp;gibi bir suçluluk psikolojisi üzerinize boca ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu, profesyonellik maskesi takmış açık bir&nbsp;manipülasyondur.</p>

<p>Aynı sinsi döngü ikili ilişkilerde de yakamızı bırakmıyor.&nbsp;Güzel,başarılı&nbsp;bir kadın&nbsp;egosal&nbsp;duyguları güçlü olan bey ile beraberliğinde ‘’Eğer beni sevseydin bunu yapmazdın’’ daha kötüsü cinsiyet ayrımı üzerinden duygu&nbsp;istismarları,partnerinizin&nbsp;kendi hatalarını size yükleyerek sizi kendi aklından şüphe ederek &nbsp;getirdiği o karanlık odalara (gaslighting) çıkıyor. Hakkını arayan insanı ‘’bencil’’,sınırçizen insanı ‘’vefasız’’ haksızlığa ses çıkaranı ise ‘’huzur bozan’’ ilan eden o görünmez&nbsp;el,toplumsal&nbsp;hafızamıza işledi. Birinin bize kendini suçlu hissettirerek kendi isteğini yaptırması&nbsp;emeğimizi,duygusal&nbsp;zayıflıklarımızı sömürmesi bunu da ‘’fedakarlık’’ adı altında gizlemesi….&nbsp;Bunlar sadece ‘’ilişki veya iş problemleri’’ değildir. Bunları, bir insanın ruhsal&nbsp;bütünlüğüne,özsaygısına&nbsp;ve varoluşu a yapılmış açık birer saldırıdır.</p>

<p>Görünmez Şiddet: Duygusal İstismarı Suç Olmalı!</p>

<p>Fiziksel bir darbe aldığımızda morluğu&nbsp;görür,polise&nbsp;gider gerekli mecralarda haklarımızı savunur somut bilgiler elde eder &nbsp;yasaya sığınırız. Ancak ruhumuz&nbsp;manipülasyonla,psikolojik&nbsp;şiddetle parça parça edilirken&nbsp;sığınaca&nbsp;bir&nbsp;yasamız,bizi&nbsp;koruyan bir kalkanımız yok. Bir insanın duygularını istismar&nbsp;etmek,onun&nbsp;gerçeklik algısıyla&nbsp;oynamak,korkutmak,kendi&nbsp;lehine&nbsp;çekmek,mevcut&nbsp;durumunu şüphe içerisine almak&nbsp;bireyin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan bir müdahaledir. Çünkü bu sinsi süreçte asıl zarar&nbsp;gören ; insanın&nbsp;özgüveni,yaşama&nbsp;sevinci ve kendi haklarını savunma iradesidir.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden; manipülasyon ve duygu&nbsp;istismarı,bireyin&nbsp;ruhsal bütünlüğünü tehdit eden nitelikli bir ihlal olarak ele alınmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İçimizdeki Mahkeme ve&nbsp;Gerçek &nbsp;Adalet</p>

<p>Toplumca girdiğimiz bu sinik duygu&nbsp;durumundan,butoplumsal ve bireysel sıkışık &nbsp;halden çıkmanım yolu, önce kendi içimizdeki mahkemede beraat etmekten geçiyor. Hakkımızı savunurken hissettiğimiz o korku ve suçluluk bize ait değil. Çocukluktan kalan mirastır.</p>

<p>Sınır çizmek bir kabahat&nbsp;değil,hakkınızı&nbsp;aramak kabahat değil ruhsal bir hayatta kalma zorunluluğudur. Sesimizi yükseltmek saygısızlık&nbsp;değil,kendimize&nbsp;olan saygımızın en büyük nişanesidir.&nbsp;Manipülatörlerin,duygu&nbsp;hırsızlarının ve emek sömürücülerinin cezasız&nbsp;kalmadığı,insanların&nbsp;haklarını ararken korkmadığı bir dünya hayal&nbsp;değil,en&nbsp;temel hakkımızdır. Ve bu hak, biz susmayı&nbsp;bıraktığımız,içimizdeki&nbsp;o korkmuş çocuğun elinden tutup ‘’Artık güvendesin ve haklısın’’ dediğimiz gün teslim alınacaktır.&nbsp;</p>

<p>Not: Bu yazı; manipülasyona uğramış, o manipülasyon karşısında ne yapacağını&nbsp;bilememiş,’’Neden&nbsp;sürekli bunu yaşıyorum?’’ sorusunun cevabını arayan ve en doğal hakkını savunurken bile kendini kötü&nbsp;hisseden,Tek&nbsp;başına kendini savunmak zorunda kalan yolculuğunda haksızlığa maruz kalmış tüm ruhu güzel kardeşlerime… Önce benden&nbsp;bana,benden&nbsp;de size gelsin.</p>

<p>Yeryüzünde birer öğretmenim olarak hayatıma&nbsp;giren,benibüyüten tüm o kötü tecrübelerime de çokça sevgiler…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gamze Arslan</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:31:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İran Geriliminde İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abd-iran-geriliminde-islamabad-esigi-baris-mi-taktik-mola-mi-7860</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abd-iran-geriliminde-islamabad-esigi-baris-mi-taktik-mola-mi-7860</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İran Geriliminde İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD-İran Geriliminde&nbsp;İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?</p>

<p>İsmail CİNGÖZ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>28 Şubat 2026’dan bu yana&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri (ABD)&nbsp;-&nbsp;İran hattında yaşanan çatışmalar, klasik bir askerî kriz olmaktan çıkarak çok katmanlı bir diplomatik pazarlığa dönüşmüştür. Bugün gelinen aşamada Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler, “barışa hiç bu kadar yakın olunmadığı” yönündeki açıklamalarla yeni bir safhaya girmiş görünmektedir. Ancak Washington, Tahran,&nbsp;İslamabatve bölgesel aktörlerden gelen çelişkili beyanlar, sürecin henüz nihai bir barıştan ziyade kontrollü bir ateşkes ve çerçeve mutabakat arayışı olduğunu göstermektedir.[1]</p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ABD ile İran arasında nihai metin üzerinde uzlaşıldığını açıklaması,&nbsp;İslamabad’ın yalnızca kolaylaştırıcı değil, diplomatik mimar rolüne soyunduğunu göstermektedir. İran Dışişleri Bakanı Abbas&nbsp;Arakçi’nın&nbsp;mutabakat zaptına “hiç bu kadar yakın olunmadığı” yönündeki ifadesi de Tahran’ın mevcut şartlarda çatışmayı sınırlama arayışında olduğunu düşündürmektedir.[2]Bununla birlikte&nbsp;ABD&nbsp;Başkanı&nbsp;Donald Trump’ın İran kaynaklı sızıntıların “bahse konu&nbsp;metinle ilgisi olmadığı” açıklaması, tarafların kamuoylarına farklı metinler anlattığını ortaya koymaktadır.[3]</p>

<p>Bu noktada temel sorun, tarafların barışı aynı şekilde tanımlamamasıdır. ABD açısından öncelik; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum kapasitesinin sınırlandırılması ve bölgesel&nbsp;vekil kuvvet&nbsp;ağlarının kontrol altına alınmasıdır. İran açısından ise öncelik; liman ablukasının kaldırılması, dondurulmuş varlıklara erişim, yaptırımların kademeli hafifletilmesi ve Hürmüz’de savaş öncesi statükoya&nbsp;dönülmemesi[4]&nbsp;ve Hürmüz’de egemenliğin Umman ile paylaşılmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle gündemdeki metin bir “kapsamlı barış anlaşması” olmaktan çok, çatışmayı durduracak bir ön mutabakat niteliğindedir. Nükleer dosyanın daha sonraki teknik görüşmelere bırakılması, tarafların en zor başlığı şimdilik ertelediğini göstermektedir. Bu, diplomatik açıdan rasyonel; stratejik açıdan ise kırılgan bir&nbsp;tercihtir;&nbsp;çünkü nükleer mesele çözülmeden ABD-İran hattında kalıcı güven üretmek zordur.</p>

<p>Krizin merkezinde&nbsp;Hürmüz Boğazı’nın&nbsp;bulunduğu açıktır.&nbsp;Dünya enerji güvenliğinin en hassas geçiş noktalarından biri olan bu hat, yalnızca İran ile ABD arasında değil; Hindistan, Çin, Körfez ülkeleri, Avrupa ve küresel piyasa aktörleri açısından da hayati önemdedir. ABD’nin İran bağlantılı olduğu gerekçesiyle bazı ticari gemilere müdahalesi ve bu saldırılarda Hindistanlı denizcilerin ölmesi, krizin üçüncü ülkeleri de içine çekme potansiyelini açıkça göstermiştir.[5]</p>

<p>Hindistan’ın Washington’a yönelik diplomatik protestosu, ABD açısından dikkatle okunması gereken bir uyarıdır; çünkü Yeni Delhi, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisinde önemli bir ortak olmakla birlikte, enerji güvenliği ve stratejik özerklik konularında Washington’ın her adımını desteklemek zorunda&nbsp;olduğu anlamı taşımadığı unutulmamalıdır. Zira bu olay, ABD’nin İran’a baskı uygularken dost ve&nbsp;müttefik&nbsp;ülkelerin kamuoylarını da karşısına alma riski taşıdığını göstermiştir.</p>

<p>İsrail’in sürece dışarıdan bakışı ise ayrı bir kırılganlık üretmektedir. Tel Aviv, İran’ın nükleer ve bölgesel kapasitesinin yeterince sınırlandırılmadığı bir anlaşmayı güvenlik tehdidi olarak görecektir. Bu nedenle&nbsp;Washington'daki Kongre çevreleri, savunma lobileri ve İsrail'in güvenlik kaygılarını önceleyen politika ağlarının anlaşmaya yönelik itirazlarının artması halinde, sürecin uygulanabilirliği ciddi şekilde zorlaşabilir.</p>

<p>Sonuç olarak;</p>

<p>İslamabad süreci, ABD-İran krizinde diplomatik bir fırsat penceresi açmıştır. Ancak bu pencere dar, kırılgan ve sabotajlara açıktır. Taraflar aynı metni imzalasa bile aynı anlamı yüklemeyebileceği görülmektedir.&nbsp;Bu nedenle asıl mesele, anlaşmanın imzalanması değil; uygulanabilir, denetlenebilir ve bölgesel aktörlerce kabul edilebilir hâle getirilmesidir.</p>

<p>Önümüzdeki&nbsp;yaklaşık&nbsp;90 günlük&nbsp;sürecin&nbsp;anlaşmanın kaderini belirleyeceği söylenebilir. Eğer taraflar Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve yaptırımların kademeli kaldırılması konusunda teknik mekanizmalar oluşturabilirse, süreç kalıcı müzakerelere evrilebilir. Aksi halde mevcut mutabakatın yalnızca çatışmaları geçici olarak donduran bir ara formül olarak kalması kuvvetle muhtemel&nbsp;görülmektedir.</p>

<p>Türkiye&nbsp;açısından bakıldığında ise&nbsp;hem NATO üyesi kimliği hem de İran ile sahip olduğu tarihsel komşuluk ilişkileri nedeniyle bu süreçte yalnızca gözlemci değil, gerektiğinde kolaylaştırıcı diplomatik rol üstlenebilecek az sayıdaki aktörden biridir.&nbsp;Hürmüz&nbsp;Boğazı’nın&nbsp;açılması enerji piyasalarında rahatlama sağlayabilir; ancak İran’ın zayıflatılması ya da İsrail-İran geriliminin yeniden tırmanması bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Ankara’nın çıkarları, çatışmanın genişlemediği, deniz ticaretinin güvence altına alındığı, nükleer dosyanın diplomasiyle yönetildiği ve bölgesel güçlerin dışlanmadığı bir güvenlik mimarisinin kurulmasında&nbsp;olduğu muhakkaktır.</p>

<p>Bu bağlamda&nbsp;İslamabad&nbsp;Mutabakatı, eğer doğru yönetilebilirse yalnızca ABD ile İran arasında değil, Orta Doğu’da yeni bir güvenlik denklemi için de başlangıç olabilir; fakat yanlış yönetilirse, bu süreç barışın değil, daha büyük bir savaş öncesi taktik molanın adı olarak tarihe geçebileceği de unutulmamalıdır.</p>

<p>Son söz olarak; bugün tartışılan mesele yalnızca ABD ile İran arasında bir ateşkes anlaşması değildir. Asıl mesele, Soğuk Savaş sonrası dönemde çözülen&nbsp;küresel ve&nbsp;bölgesel güvenlik mimarilerinin yerine neyin konulacağıdır. Eğer&nbsp;İslamabad süreci başarıya ulaşırsa Orta Doğu'da yeni bir güvenlik düzeninin temelleri atılabilir.&nbsp;Başarısız olması halinde ise bölge, yalnızca yeni bir ABD-İran krizine değil; enerji güvenliğini, deniz ticaretini ve bölgesel güç dengelerini sarsabilecek çok aktörlü bir istikrarsızlık dönemine sürüklenecektir. Bu nedenle İslamabad sürecinin kaderi, yalnızca Washington-Tahran ilişkilerini&nbsp;değil, Orta Doğu'nun önümüzdeki on yılını şekillendirecek güvenlik mimarisinin de belirleyicilerinden biri olmaya adaydır.</p>

<p>​​:</p>

<p>İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı.&nbsp;<a href="mailto:cingozismail01@gmail.com">cingozismail01@gmail.com</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>[1]&nbsp;Michelle L.&nbsp;Price,&nbsp;US&nbsp;And&nbsp;Iran&nbsp;Have&nbsp;Agreed&nbsp;To&nbsp;Wording&nbsp;Of A&nbsp;Deal&nbsp;To&nbsp;EndTheir&nbsp;War,&nbsp;Pakistan’s&nbsp;Prime&nbsp;Minister&nbsp;Says,&nbsp;apnews.com,&nbsp;13.06.2026. https://apnews.com/article/iran-us-ceasefire-hezbollah-israel-12-june-2026-7085e386e1c40ee6cfe634210970143f</p>

<p>[2]&nbsp;Al&nbsp;Jazera&nbsp;Staff,&nbsp;Iran’s&nbsp;Foreign&nbsp;Minister&nbsp;Says&nbsp;Ceasefire&nbsp;Deal&nbsp;With&nbsp;US Has ‘Never&nbsp;Been&nbsp;Closer’, 12.06.2026.https://www.aljazeera.com/news/2026/6/12/pakistan-says-final-agreed-upon-text-of-iran-war-ceasefire-deal-reached</p>

<p>[3]&nbsp;bloomberght.com,&nbsp;Trump: İran'ın Sızdırdığı Maddeler Anlaştıklarımızla Aynı Değil,&nbsp;12.06.2026. https://www.bloomberght.com/trump-iran-in-sizdirdigi-maddeler-anlastiklarimizla-ayni-degil-3779919</p>

<p>[4]&nbsp;Shabnam&nbsp;von&nbsp;Hein,&nbsp;Iran-Us&nbsp;Deal:&nbsp;What&nbsp;Are&nbsp;The&nbsp;Main&nbsp;Sticking&nbsp;Points?,dw.com, 12.06.2026.&nbsp;https://www.dw.com/en/iran-us-deal-what-are-the-main-sticking-points/a-77526613</p>

<p>[5]&nbsp;Priyanshu&nbsp;Singh ve&nbsp;Saurabh&nbsp;Sharma,&nbsp;Indians&nbsp;Grieve&nbsp;And&nbsp;Call&nbsp;For&nbsp;Action&nbsp;AfterUS Strike&nbsp;Kills&nbsp;Sailors,&nbsp;Reuters, 12.06.2026. https://www.reuters.com/world/india/india-summons-top-us-diplomat-second-time-protest-strikes-ships-off-oman-source-2026-06-12/</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 20:14:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATI YENİLE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayati-yenile-7859</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayati-yenile-7859</guid>
                <description><![CDATA[HAYATI YENİLE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATI YENİLE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatta bazen istemeden de olsa yanlış kararlar alabilir, hatalar yapabilir veya insanları incitebiliriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tür durumlar sonucunda pişmanlık duyar ve hayatımızı etkileyen bazı şeyleri silmek, geride bırakmak isteriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak geçmişteki hataları silmek mümkün olmasa da, onlardan ders çıkararak gelecekte daha güzel bir hayat kurabiliriz. Bu yazıda, hayatından silmek istediğin şeyleri geride bırakmanın önemine ve bunu nasıl yapabileceğimize odaklanacağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Geçmişi Kabul Etmek</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk adım, geçmişteki hataları kabul etmek ve kendini suçlamaktan vazgeçmektir. Herkes hata yapabilir. Önemli olan, bu hatalardan ders çıkararak büyümektir. Kendine karşı dürüst olmak ve olanı kabul etmek, olumsuz duyguları azaltmanın ilk adımıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. Yaşadıklarından Ders Almak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmişteki hataları tekrarlamamak için yaşananlardan ders çıkarmak önemlidir. Her deneyim, öğrenmek ve büyümek için bir fırsattır. İçinde bulunduğun durumu analiz et ve gelecekte farklı bir yaklaşım benimse. Geçmişte yaşadığın deneyimler bugününü etkileyebilir; ancak sen bu deneyimlerden daha güçlü çıkabilirsin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Bağışlamak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatından silmek istediğin şeyler genellikle insanlarla ilgili olabilir. Kendine ve başkalarına affetme, yani bağışlama fırsatı vermek önemlidir. Affetmek, iç huzurunu korumanın bir yoludur. Geçmişte yapılan hataları bağışlamak, özgürlüğünü ve mutluluğunu yeniden kazanabilmek için gereklidir. Aslında bağışlamak, yüklerinden kurtulmaktır. Bu gerçeği bilmeyenler, taşıdıkları ağırlıkların altında ezilmeye mahkûm olurlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Hedeflerini Yenilemek</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmişteki hataları geride bırakmak, geleceğe odaklanmak için önemli bir fırsattır. Kendine yeni hedefler belirle ve bu hedeflere ulaşmak için adımlar at. Yeni bir kariyer, sağlıklı bir yaşam tarzı veya kişisel gelişim gibi alanlarda belirleyeceğin hedefler, hayatında olumlu değişiklikler oluşturabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5. Olumlu Bir Çevre Oluşturmak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatından silmek istediğin şeylerin birçoğu, olumsuz bir ortamdan veya negatif insanlarla kurulan ilişkilerden kaynaklanabilir. Daha iyi bir yaşam için pozitif insanlara ve destekleyici bir çevreye ihtiyaç vardır. Bunu yapın demiyorum; yapmak zorundasınız. Tabii ki her zaman olduğu gibi karar sizin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Unutmaya Zorlamamak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatından silmek istediğin her neyse, onu unutmak için kendini zorlarsan maalesef başarılı olamazsın. Bunun yerine hayatın akışında kalmayı ve şimdinin tadını çıkarmayı dene.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mevlânâ'nın da dediği gibi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım."</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam olsun kendini ve hayatını yenileyecek gelişme gayretinde olanlara. Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:45:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖLÜMDEN ÖTEYE YOL YOKMUŞ USTA</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/olumden-oteye-yol-yokmus-usta-7858</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/olumden-oteye-yol-yokmus-usta-7858</guid>
                <description><![CDATA[ÖLÜMDEN ÖTEYE YOL YOKMUŞ USTA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÖLÜMDEN ÖTEYE YOL YOKMUŞ USTA</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sarmıyor ruhumu örümcek ağı<br />
Halimden anlayan kul yokmuş usta<br />
Sönmek bilmeyince aşkın ocağı<br />
Yürek yangınında kül yokmuş usta</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerinde gördüklerim yalanmış<br />
Dostum sandıklarım birer yılanmış<br />
Gönül sarayıma giren kullanmış<br />
Elimden tutacak el yokmuş usta</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşkın eşiğine kafayı yordum<br />
Benden öte beni bilene sordum<br />
Aynaya bakınca gerçeği gördüm<br />
Gönül peteğimde bal yokmuş usta</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşka hudut çizemezken Nurseli<br />
Sevmesek de böyle dünyanın hâli<br />
İstersen paşa ol, istersen vali<br />
Ölümden öteye yol yokmuş usta</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:48:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kişi, Hesap Gününe İnanmıyorsa Dilediğini Yapsın! (1)</title>
                <category>Nizamettin DURAN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kisi-hesap-gunune-inanmiyorsa-diledigini-yapsin-1-7857</link>
                <author>nizamettinfacebook@facebook.com (Nizamettin DURAN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kisi-hesap-gunune-inanmiyorsa-diledigini-yapsin-1-7857</guid>
                <description><![CDATA[Kişi, Hesap Gününe İnanmıyorsa Dilediğini Yapsın! (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Kişi, Hesap Gününe İnanmıyorsa Dilediğini Yapsın! (1)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir yazımızda şunu ifade etmiştik: "Anlaşılmanın yolu, anlamaktan geçer. Anlamaya çaba göstermeyen de anlaşılmayı beklemesin."</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bu milletin kahir ekseriyetinin değerlerine saygı göstermeyenin, bakışını hakaretlerle onların gözüne sokacak, sonra bir tepki geldi mi feryadı figan edecek. Peki, bu adil mi, kabul edilebilir mi? Yapılan bu nahoş davranış, eğer bir tezgâh, bir oyun değilse şüphesiz bu düpedüz cahilliktir. Eğer kasıtlı ise mensubu olduğu millete ihanettir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir insanın ruhunu ve zihnini yalan dolan itham ve iftira istila etmişse, artık ondan, insan ve insanlık için bir hayır, bir güzel söz beklemek beyhudedir. Kim güzel bir söz söylemeye, bir uyarıda bulunmaya kalkışırsa, artık onu da düşman beller ve ona karşı her tür iftira teçhizatıyla saldırmaya başlar. Tıpkı, kibir abidesi melun şeytanın/iblisin yaptığı gibi, insana (Hz. Adem) olan düşmanlığını Allah'a bile meydan okuyarak yapar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bu zihniyetteki birine göre düşünce ve yaşama özgürlüğü hak getire. Ne denli insanî duruş, güzel söz ortaya konursa konsun, bunun hiçbir kıymeti yoktur, onun yanında. Aksine amacına yönelik bir tehdit olarak görür ve kuşandığı yalan dolan, iftira, itham ve gammazlama vs. silahlarını devreye sokar. Gayesi hoşuna gitmeyen bir düşünceyi ortaya koyanı linç etmektir. Bunun için de hiçbir değeri tanımaz; çünkü bütün değerleri hercümerç ederek kullanmaya çalışır. Cenabı Allah'ın; "Hakkı batıl ile örtmeyiniz, bilip durduğunuz hâlde gerçeği gizlemeyiniz." (Bakara:42) emrine rağmen.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Kalp ve niyet okumak onun işi. Önemli kişilerin şahsiyetini kullanarak menfaat devşirmek onun işi. Söylenenleri ve yazılanları çarpıtmak onun işi... İnsanları yalan dolan, iftira ve ithamlarla bir yere konumlandırmak onun işi. Belki akıl eder diye bir iki cümle yazarsın, onu bile anlamaz veyahut da bozuk niyetine şaşı bakışına alet etmeye çalışır. Cemil Meriç dersin, bir cümlesini yazarsın, onu anlamadığı gibi zihniyetine alet eder. Bununla da kalsa iyi, hesabına gelmeyen söz ve yazıyı ne görür ne duyar. Söylenmeyenlerin üzerinden söylenmiş addeder ve "Sen şunun bunun düşmanısın" diye zırvalar. Kimdir bu zat-ı şahaneleri? “Kiramen Katibin”in görevini üstlenmiş de haberimiz mi yok. Ama bilsin ki zaten “Kiramen Katibin”, 7/24 her şeyi yazıyor. Ve herkes yazılanlara kendini hazırlasın. Çünkü orada iltimas yok; hak hukuk var. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Müslümanlar hakkında bu denli su-i zanda bulunmanın ve pervasızca iftira etmenin, indi ilahide karşılıksız kalacağı mı sanılıyor?&nbsp; Müslüman’ın yüklendiği görev bu mudur? Bu yapılanlar, Allah’tan korkmayan, hesaba kitaba inanmayanın ve tek silahı, dünyevî bir gaye için birliği ve dirliği bozmaya yönelik iftira ve ithamlarla insanları bir yerlere konumlandırmaya ve itibarsızlaştırmaya matuf girişimlerdir. Peygamberimizin, zihnimizden çıkarmamız gereken davranışla ilgili sözü çok manidardır: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” diye buyurmuş. Müslüman olmanın ne demek olduğunu da kişilerin yorumuna bırakmadan tanımını yapmıştır: “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu (zarar görmediği) kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4; Müslim, Îmân)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Yanlış saatin bazen doğruları gösterdiği gibi malum şahsiyetin de doğru ifadeleri vardır. Ali Şeriati örneğindeki gibi. Biz de ona katıldığımızı ve katkı sağlamak açısından Sütçü İmam örneğini verdiğimizi okuyanlar bilir. Ne hikmetse bundan hiç söz edilmez. Çünkü işine; çıkarına ve amacına uygun düşmez. Bizim ifade ettiğimiz doğrularla yan yana gelmek ister mi hiç? Böyle olursa önüne geleni Atatürk düşmanlığı ile nasıl itham edecek?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ey mümin, kibrine ve nefsine uyarak şeytanın yoluna yoldaş olmak yakışıyor mu? Bu nasıl bir duruş, bu nasıl bir zihniyet ki "abi" dediğin şahsa, rahatça bu ithamlarda bulunabiliyorsun. Biz örnek olsun için 15 Temmuz’daki baş aktörün Amerika'daki durumunu hatırlatmak istemiştik de, yazılanların ve konumlarının sadece ona benzediğini hatırlatmak bağlamında dile getirmiş iken, sanki kendisine söylenmiş gibi algılanması bir önyargının ve kendini ele vermenin delili olmaz mı? Ama bu hususta haklı; insan telaştan ne okuduğunu biliyor mu ki?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bilinsin ki hiçbir mümin, takdirin dışında kalan hiçbir şeyden korkmaz. İftiralarla, Atatürk düşmanlığı yaratmanın da sahibinden başka kimseye zarar vermez. Çünkü sormazlar mı adama sen bunları söylüyorsun da delinin ne ola ki nereden çıkardın bunu?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir ses de diyor ki sorsunlar, adam bilir, kâhin değil mi? Şaşı gözleri, böyle görüyor. İnsana düşman olan zihniyeti böyle değerlendiriyor. Benzer bir şeyi biz de söylememiş miydik; ne söyleyeceği ağzını büzüşünden belli oluyor diye.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Yazımızda dikkat çektiğimiz ve sorduğumuz soruların hiçbirini görmemiş, belki de oraya çalışmamış yahut o derste yokmuş(!) Dedik ya sermayesi yalan dolan için her yol mübah. "Atatürk düşmanı olma" silahını önüne gelene karşı kullanmak da marifet, kişiye özel bir yetenek! Bir bakarsın Atatürk'ün, silah arkadaşı olan ve yazdığı İstiklal Marşı'nı mecliste ayakta alkışladığı Mehmet Akif'e de aynı çamuru atabilir. Sadece ona mı? Yazısının yayınlandığı platformda Bakanımız Mustafa Çiftçi, genel manada; milletvekilimiz Mehmet Sılay da hem genelde hem de ilgili yazı hakkında görüşlerini ve eleştirilerini yapmışlardır. Yazılanları görmedi mi? Yoksa ıskaladı mı? Yoksa yoksa… Anlaşılmıştır denmek istenen. Bir de Atatürk, laiklik, ilke ve inkılaplar diye diye deveyi hörgücüyle yuttular, ama bütün bunlara karşın, bilgin yazarımızın, gıgı çıkmıyor. Niye çıksın ki, onun derdi, daha doğrusu görevi, Müslümanlara yer biçmektir! </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Madem vatanperverlik kimseye bırakılmıyor ve bu çerçevede olaylar analiz edilerek yorumlar sunuluyor. Sonunda da ithamlar ve iftiralar gırla gidiyor, peki ülkemizin hükümeti İngilizlere şikâyet edilerek onlara, “yardım etmediniz” diye sitem edilirken neredeydiniz diye sorulsa. Bununla ilgili niye hiçbir tepki gösterilmedi. <strong>İngiliz muhibbi</strong>nin kim olduğu bir söylenseydi, bir açıklansaydı… ne dersiniz? </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;Ne demişler? Kişi 7'sinde ne ise 70'inde de odur. 1990'lı yıllardaki savruluşu gibi şimdiki iftira savrulmalarına karşılık, karşısına yeni bir Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel çıkar ve yeniden ona bir yol görünür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İnşallah diyelim. Diyelim, çünkü elimizden başka bir şey gelmiyor. Biz ne söylesek, ne kadar yazsak yazalım anlaşılmıyor. Yahut da muhatabınızın anladığı kadar oluyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Özetle ifade edelim ki,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Sadece bu fakirin değil, şeytanın aksine, yüreği insan sevgisi ile dolu, aklı başında olan herkesin, değil vefat etmiş kimseye, hayatta olanlara karşı bile bir husumeti olmaz, olamaz! Hatırlanacağı üzere yazımızda ifade etmiştik; “ölülerinizi hayırla anın” diyen bir inanca sahibiz. Hatalarıyla sevaplarıyla bizden ayrılıp darı bekaya irtihal etmiş olan insanlara borcumuz, sadece ve sadece rahmet dilemektir. Arkalarından kötü söz söylemek değil.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hiç aklımızdan çıkarmamamız gereken husus şudur:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Dün doğru gördüğümüzü, bugün yanlış görüyorsak; bugün doğru gördüğümüzü de yarın yanlış görebiliriz. Çünkü bu insanın tekâmülüyle ilgili olan bir konudur. “Ben gerçeği gördüm, her şeyi bitirdim” anlayışı doğru bir anlayış olamaz. Şu halde bize düşen, “sırat-ı müstakîm”den ayrılmamak ve o yolda yürümek için de dualarımızı eksik etmemektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hepimiz için, olabilme ihtimali olan yanlışlarımızın düzeltilmesi konusundaki kardeşlerimizin uyarılarına, nasihatlarına kulak vermemiz, hepimizin faydasına olacağı açıktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Selam, sevgi ve saygılarımla. Allah’a emanet olun. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 08:01:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/fbd0622ed1f9e044d6730f0fd2440b53.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH ADALETİ EMREDER</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allah-adaleti-emreder-7856</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allah-adaleti-emreder-7856</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH ADALETİ EMREDER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH ADALETİ EMREDER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ferdi ve ictimai hayatta huzurun ve güvenin temeli “Adalet” tir. Ahiret saadetini yakalamanın yolu da adâlettir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun içindir ki, Rabbimiz Allah her işte adâleti emreder. Yüce Allah Kur’anda bu konuda şöyle buyurur: “Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder. Fenalığı, kötülüğü ve hayasızlığı da men eder, tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl-90) Adâlet; merhametin, şefkatin, dürüstlüğün, doğruluğun barışın ve huzurun kapısıdır. Adâletin olduğu yerde barış, huzur ve güven bulursunuz. Adaletin olmadığı yerde ise haksızlık, zulüm ve kötülükler görürsünüz, düşmanlıklar ve kavgalar görürsünüz. Onun için adâlet herkes için önemli bir değerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pekî Adalet nedir? Adalet; Hakkı olana, hak edene hakkının tam olarak verilmesidir. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa, karşılığını mutlaka mükâfat olarak görecektir.Her kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa o da karşılığınını mutlaka azab/ceza olarak görecektir.” (Zilzal-7,8) Adalette ölçü nedir?. Yüce Allah Kur’anda: “Ey iman edenler! Allah için Hak’kı ayakta tutan ve Allah için adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir kavme karşı olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın, âdil olun! Çünkü o, takvaya en yakın olan bir davranıştır.” (Maide-8) buyurduğu gibi adalette ölçü; “Hak” kın gözetilmesidir. Hak nasıl gözetilir? Hüküm verirken doğru ve dürüst olmakla gözetilir. Hüküm verilirken doğru ve âdil olunmazsa mutlaka bir tarafa haksızlık ve zulmedilmiş olur. Bizler adâleti genelde insanlar arasındaki haksızlıkların giderilmesinde ararız. Halbuki adalet; hayatın her alanında uygulanması gereken bir ilkedir. İnsan, adaleti ilkönce kendi nefsinde uygulamalıdır. Meselâ insan, sağlığı için gününün bir bölümünü mutlaka dinlenerek veya uyuyarak geçirmelidir. Bu, o kimsenin vücudunun bir hakkıdır. Allah’ın emri de böyledir. Zîra Yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur: “Biz uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de örtü kıldık.” (Nebe-9-10) İman, ibadet ve duâ da insan ruhunun bir hakkıdır. Bunu yapmayanlar nefislerine zulmetmiş olurlar.. İnsanın midesini helal ve temiz yiyecek ve içeceklerle doyurması midenin bir hakkıdır. Midenin hakkı; Helâl ve temiz lokmadır. Ölçülü yemektir. Allah, Kuranda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz nimetlerin helalinden ve temizinden yiyin.” (Bakara-172) “Yiyin, için ve israf etmeyin. Muhakkak ki Allah, israf edenleri sevmez.” (Âraf-31) Vücudumuza karşı âdil olmanın bir yolu da vücudumuzu ve azalarımızı Allah’ın razı olduğu meşru işlerde kullanmaktır. Adâletin nefislerden sonra ikinci uygulama alanı ise, ailedir. İnsanın kendi rızkını ve ailesinin rızkını elde etmek için çalışması, helal ve temiz bir rızık kazanması, ailesinin o kişi üzerindeki hakkıdır. Bunu yerine getirenler ailelerine karşı âdil olmuş olurlar. Anne ve babalar aile içinde çocuklarına karşı söz ve davranışlarında müşfik ve merhametli olmaları çocukların; anne ve babaları üzerinde haklarıdır. Çocuklara karşı sadece sevgi ve merhamette değil, söz ve davranışta, yardım ve iyilikte, mal ve eşya hediyelerinde ve miras bağışında da onların haklarını gözeterek âdil olmalıdırlar..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adaletin en büyük alanı ise toplumdur. Rabbimiz Allah Hakkın gözetilmesinde ve adaletin uygulanmasında kişinin soyuna, sopuna, nesebine veya rütbesine ve makamına göre kimseye ayrıcalık tanımaz. O, ancak Hak’kın gözetilmesini ve yerini bulmasını ve adâletin sağlanmasını emreder. Allah, şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlik ederken âdil olun. Velev ki onlar zengin olsun veya fakir olsun.. Adâletinizde nefislerinize uymayın. Eğer (adaleti) eğritirseniz veya haksızlık yaparsanız, biliniz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa-135) Peygamberimiz Hz.Muhammedin Sa’doğullarından birine bir sepet hurma borcu vardı. Adam bir gün peygamberimizden alacağını istemeye geldi. Peygamberimiz de yakınlarından birine bu borcu ödemesini istedi. O da ödedi. Fakat ödenen hurma alacaklının verdiği hurmanın aynı cinsinden değildi. adam itiraz etti. Sahabeden orada bulunanlar adamın bu nezaketsizliğinden dolayı o adama kızdılar. Adam ise onlara şöyle söyledi: “Şu dünyada peygamberden daha âdil kim olabilir?” Biraz ötede bulunan peygamberimiz bu sözü işitince gözleri yaşardıve o kişinin bu hassasiyeti üzerine Alaha şükretti ve adamın istediği hurmanın bulunarak kendisine verilmesini istedi. Bir gün Mısırlı bir adam Hz.Ömer’e gelerek: “Ey mü’minlerin emîri! Zulümden ve zâlimden Allaha ve sana sığınırım” dedi. Hz.Ömer, ne olduğunu sordu. Adam başından geçen olayı şöyle anlatır: Mısır valisinin oğlu ile yaptığı At yarışında onu geçtiği için Valinin oğlu tarafından kırbaçlandığını ve haksızlığa uğradığını ve "Adalet” istediğini söyledi. Hz.Ömer, Mısır Valisi Amr’a bir mektup yazarak oğlunu alıp gelmesini istedi. Hz.Ömer olayın doğruluğunu öğrendikten sonra, aynı şekilde Valinin oğlunu da aynı şekilde kırbaçlattı. ve Amr’a dönerek: “Bu insanlar analarından hür doğmuşken siz onları ne hakla köleleştirirsiniz. Halk arasında adaleti sağlayamayan bir kimse o halkın nasıl valisi olabilir?” dedi ve Amr’ı Valilikten azletti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Şüphesiz Allah, size emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Nisâ-58) 2026)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 07:27:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleş</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermenistanda-2026-parlamento-secimleri-ve-guney-kafkasyanin-jeopolitik-gelecegi-pasinyanin-guclenen-mesruiyeti-bolgesel-guc-rekabeti-ve-normalles-7855</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermenistanda-2026-parlamento-secimleri-ve-guney-kafkasyanin-jeopolitik-gelecegi-pasinyanin-guclenen-mesruiyeti-bolgesel-guc-rekabeti-ve-normalles-7855</guid>
                <description><![CDATA[Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleşme Süreçleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail Cingöz</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ermenistan’da 7 Haziran 2026 günü gerçekleştirilen Parlamento Seçimleri, yalnızca ülke iç siyasetinin değil, Güney Kafkasya’nın jeopolitik geleceğinin şekillenmesi bakımından da kritik bir dönüm noktası olmuştur. Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi’nin seçimlerden birinci çıkması, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümünün savaş sonrası dönemde çatışma merkezli politikalardan ziyade ekonomik istikrar, bölgesel entegrasyon ve çok yönlü dış politika arayışını desteklediğini göstermektedir. Bu çalışma, seçim sonuçlarını Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Güney Kafkasya politikaları bağlamında incelemekte; seçimlerin Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan barış süreci ve bölgesel güç dengelerine muhtemel etkilerini değerlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Ermenistan, Nikol Paşinyan, Güney Kafkasya, Türkiye-Ermenistan Normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan Barışı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>1. Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">7 Haziran 2026 Ermenistan Parlamento Seçimleri, 2020 İkinci Karabağ Savaşı ve 2023 sonrasında oluşan yeni bölgesel gerçekliklerin Ermeni iç siyasetine nasıl yansıdığını göstermesi bakımından önemlidir. Paşinyan yönetimi son yıllarda Azerbaycan ile barış görüşmeleri, Türkiye ile normalleşme süreci, Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşma ve Rusya’ya güvenlik bağımlılığını azaltma yönünde politikalar izlemiştir.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık Rusya yanlısı siyasi çevreler, diaspora örgütleri ve Ermeni Apostolik Kilisesi, Paşinyan yönetimine karşı sert bir muhalefet yürütmüştür. Ancak seçim sonuçları, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümünün mevcut dış politika yönelimine destek verdiğini ve savaş sonrası dönemde yeni bir siyasal gerçekçiliğin güç kazandığını ortaya koymuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2. Seçim Sonuçları ve Siyasal Anlamı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ermenistan Merkez Seçim Komisyonu’nun ilk verilerine göre Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi seçimleri birinci sırada tamamlamıştır. İlk sandık verilerinde Sivil Sözleşme Partisi’nin oy oranı yüzde 49,81 olarak açıklanmış; muhalefetteki Güçlü Ermenistan İttifakı ise ikinci sırada yer almıştır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tablo 1. 2026 Ermenistan Parlamento Seçimleri İlk Sonuçları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sıra&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Parti / İttifak&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Lider / Temsil&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Oy Oranı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sandalye</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sivil Sözleşme Partisi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nikol Paşinyan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %49,81&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 61</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Güçlü Ermenistan İttifakı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muhalefet Bloğu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %23,29&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 28</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ermenistan İttifakı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muhalefet Bloğu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %9,94&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Müreffeh Ermenistan Partisi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gagik Tsarukyan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4,00&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer Partiler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çeşitli&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %13.0 (Baraj altı kalanlar)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Seçime katılım oranının yaklaşık yüzde 59 seviyesinde gerçekleşmesi, önceki seçimlere kıyasla siyasal mobilizasyonun arttığını göstermektedir.[3][4] Bu tablo, Paşinyan’ın yalnızca seçim kazandığını değil, aynı zamanda savaş sonrası dönemde toplumsal meşruiyetini güçlendirdiğini de ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>3. Paşinyan Neden Seçim Kazanmaya Devam Ediyor?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Ermenistan’ın ağır bir askeri yenilgi yaşamasına rağmen Nikol Paşinyan’ın seçim kazanmaya devam etmesi ilk bakışta siyasi bir paradoks gibi görülebilir. Ancak seçmen davranışı incelendiğinde bu sonucun arkasında çok boyutlu nedenler bulunduğu anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk olarak, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümü savaşın sorumluluğunu yalnızca Paşinyan’a yüklememektedir. Karabağ meselesi, Ermeni kamuoyunda onlarca yıldır çözülemeyen yapısal bir sorun olarak görülmektedir. Bu nedenle yenilginin; önceki yönetimlerin hataları, Ermeni ordusunun modernizasyon eksikliği, Azerbaycan’ın askeri ve ekonomik üstünlüğü, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek ve Rusya’nın beklenen güvenlik desteğini sağlamaması gibi faktörlerin ortak sonucu olduğu düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci olarak, muhalefet güven veren bir alternatif oluşturamamıştır. Muhalefetin önemli bir bölümü eski Karabağ elitleri, eski yönetim çevreleri ve Rusya yanlısı siyasi yapılarla ilişkilendirilmektedir. Bu durum özellikle genç seçmenler ve şehirli kesimler açısından “eski düzene dönüş” endişesi yaratmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü olarak, Paşinyan’ın barış ve normalleşme söylemi toplumda karşılık bulmuştur. Savaş yorgunluğu yaşayan Ermeni toplumunda ekonomik kalkınma, istihdam, Avrupa ile entegrasyon, bölgesel ticaret ve sınırların açılması gibi beklentiler ön plana çıkmıştır. Bu nedenle seçmenlerin önemli bir bölümü Karabağ’ın geri alınmasını gerçekçi bir hedef olarak değil, Ermenistan’ın geleceğini zayıflatan eski bir siyasal yük olarak değerlendirmeye başlamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dördüncü olarak, Rusya’ya duyulan güven azalmıştır. Karabağ sürecinde Moskova’nın tutumu, Ermeni kamuoyunda ciddi bir hayal kırıklığı doğurmuştur. Bu nedenle Rusya yanlısı muhalefetin “Moskova ile daha yakın ilişki” söylemi beklenen toplumsal karşılığı üretememiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son olarak Paşinyan, yeni bir Ermeni devlet kimliği inşa etmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım; tarihsel mağduriyet söyleminden uzaklaşmayı, diasporanın iç siyasetteki belirleyici etkisini sınırlandırmayı, gerçekçi dış politika yürütmeyi ve Ermenistan merkezli bir devlet aklı oluşturmayı hedeflemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>4. Seçim Sürecinde Öne Çıkan Kritik Başlıklar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Seçim kampanyası boyunca üç temel eksen öne çıkmıştır. Birincisi, Karabağ sonrası siyasi hesaplaşmadır. Muhalefet, Karabağ’ın kaybedilmesini Paşinyan’ın en büyük siyasi zafiyeti olarak sunmuştur. Ancak seçmen davranışı, yeni bir çatışma yerine ekonomik toparlanma ve uluslararası entegrasyon arayışının daha güçlü olduğunu göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, kilise ve diaspora etkisidir. Ermeni Apostolik Kilisesi’nin hükümete yönelik eleştirileri ve diaspora çevrelerinin Paşinyan karşıtı söylemleri seçim sürecinde yoğunlaşmıştır. Buna rağmen bu aktörlerin seçim sonuçlarını belirleyici düzeyde etkileyemediği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü ise Rusya faktörüdür. Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ)[5] tartışmaları, Rus barış gücünün Karabağ’daki rolü ve Ukrayna Savaşı’nın bölgesel etkileri, Moskova-Erivan ilişkilerinde ciddi kırılmalar yaratmıştır. Seçim sonuçları, Rusya yanlısı muhalefetin toplumda beklenen desteği alamadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>5. Seçim Sonrası Mesajlar: Denge Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Paşinyan’ın seçim sonrası mesajlarında üç unsur öne çıkmaktadır. Birincisi, Rusya ile ilişkilerin tamamen koparılmayacağıdır. Paşinyan’ın Moskova ile ilişkilerin sona erdiği yönündeki değerlendirmeleri reddetmesi, Erivan’ın Rusya’dan tamamen kopmak yerine kontrollü bir denge politikası izlemek istediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, AB ile yakınlaşma sürecinin devam edeceğidir. Ermenistan’ın Brüksel ile ilişkilerini sürdürme iradesi, ülkenin Batı kurumlarıyla daha yakın temas arayışının devam ettiğini ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü, Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme sürecidir. Paşinyan’ın Türkiye ile normalleşmeye ve Azerbaycan ile kalıcı barışa vurgu yapması, Güney Kafkasya’da yeni bir dönemin işareti olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>6. Rusya’nın Güney Kafkasya Stratejisi ve Seçim Sonuçları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya açısından Ermenistan, Güney Kafkasya’daki son stratejik dayanak noktalarından biri olarak görülmektedir. Ancak KGAÖ tartışmaları, Ukrayna Savaşı, Karabağ süreci ve AB gözlem misyonu gibi gelişmeler Rusya’nın Ermenistan üzerindeki geleneksel etkisini zayıflatmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Paşinyan’ın seçimleri kazanması Moskova açısından tam anlamıyla bir stratejik yenilgi olmasa da Rusya’nın Ermenistan üzerindeki nüfuzunun artık eskisi kadar belirleyici olmadığını göstermektedir. Bu nedenle Moskova’nın önümüzdeki dönemde Ermenistan üzerindeki siyasi, ekonomik ve güvenlik baskılarını artırma ihtimali göz ardı edilmemelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>7. ABD ve Avrupa Birliği’nin Bölgesel Yaklaşımı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin Güney Kafkasya politikasında üç temel hedef öne çıkmaktadır: Rus nüfuzunun sınırlandırılması, enerji ve ulaştırma koridorlarının güvenliği, Azerbaycan-Ermenistan barışının sağlanması. Bu bağlamda Paşinyan’ın zaferi, Washington açısından Batı ile iş birliğinin devamı bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">AB açısından ise Güney Kafkasya, enerji güvenliği, ulaştırma hatları ve Orta Koridor bakımından giderek daha stratejik bir bölge hâline gelmektedir. Güney Gaz Koridoru, Hazar bağlantıları ve Avrupa’nın Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltma arayışı, AB’nin bölgeye ilgisini artırmaktadır.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>8. Türkiye ve Azerbaycan Açısından Sonuçlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından seçim sonuçları genel olarak olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Paşinyan’ın güçlü bir meşruiyetle yeniden iktidara gelmesi; Türkiye-Ermenistan sınırının açılması, diplomatik ilişkilerin tam olarak kurulması, ticaret hacminin artırılması, ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesi ve Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinin ilerlemesi bakımından fırsat yaratmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Azerbaycan açısından ise seçimlerin en önemli sonucu, barış görüşmelerini sürdürecek siyasi muhatabın yeniden güçlü yetki almasıdır. Bu durum barış anlaşması, sınır belirleme süreci ve ulaşım hatlarının açılması bakımından yeni bir diplomatik zemin oluşturabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte sürecin önünde ciddi engeller de bulunmaktadır. Ermeni diasporasının etkisi, Ermeni Apostolik Kilisesi’nin muhalefeti, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki nüfuzunu koruma çabaları ve sınır-koridor başlıklarındaki anlaşmazlıklar, normalleşme sürecini zorlaştırabilecek temel faktörlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>9. Güney Kafkasya’da Yeni Jeopolitik Denge</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 seçimleri, Güney Kafkasya’nın artık yalnızca Rusya’nın nüfuz alanı olmadığını göstermektedir. Bölge; Türkiye, Azerbaycan, Rusya, ABD, AB ve Çin arasında çok katmanlı bir rekabet alanına dönüşmektedir. Ermenistan seçmeni bu seçimle birlikte ülkenin dış politikasında daha dengeli, çok yönlü ve pragmatik bir yaklaşımı desteklediğini göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Paşinyan’ın zaferi, yalnızca iç siyasette bir iktidar devamlılığı değil, aynı zamanda Ermenistan’ın dış politika yönelimi, devlet kimliği ve bölgesel entegrasyon stratejisinin halk tarafından yeniden onaylanması anlamına gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>10. Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 Parlamento Seçimleri, Nikol Paşinyan’ın yalnızca siyasi iktidarını koruduğunu değil, aynı zamanda savaş sonrası dönemde izlediği dış politika çizgisinin Ermeni seçmeni tarafından büyük ölçüde onaylandığını ortaya koymuştur. Seçim sonuçları; Rusya yanlısı muhalefetin, diaspora çevrelerinin ve kilisenin beklentilerinin aksine Ermeni toplumunun istikrar, ekonomik kalkınma ve bölgesel normalleşme taleplerini öncelediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 seçimleri göstermiştir ki Ermeni seçmeni, savaşın kaybedilmesini geçmişin bir muhasebesi olarak değerlendirmekte; oy tercihlerini ise geleceğe ilişkin ekonomik istikrar, güvenlik ve bölgesel normalleşme beklentileri doğrultusunda şekillendirmektedir. Bu durum Paşinyan’ın zaferini yalnızca siyasi bir başarı değil, aynı zamanda Ermenistan toplumunda yaşanan zihinsel ve stratejik dönüşümün de göstergesi hâline getirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Başka bir ifadeyle, 2026 Ermenistan seçimleri yalnızca bir hükümetin yeniden seçilmesi değil; Ermeni seçmeninin Rusya merkezli güvenlik paradigmasından çok yönlü dış politika anlayışına, çatışma merkezli yaklaşımdan bölgesel entegrasyon arayışına yöneldiğini gösteren önemli bir siyasal dönüm noktasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte aşırı iyimser bir değerlendirmeden kaçınmak gerekir. Paşinyan’ın zaferi Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin ve Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşmasının önünü açabilecek nitelikte olsa da diaspora baskısı, kilise muhalefeti, Rusya’nın bölgesel nüfuzunu koruma çabaları ve ulaştırma hatlarına ilişkin anlaşmazlıklar önümüzdeki dönemde süreci zorlaştırmaya devam edecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak 2026 seçimleri, Ermenistan’ın Karabağ sonrası dönemde yeni bir devlet aklı arayışına yöneldiğini; Güney Kafkasya’nın ise kalıcı barış, bölgesel entegrasyon ve çok kutuplu rekabet ekseninde yeniden şekillendiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Anna Caprile, Armenia's Choice: High Stakes Ahead Of The 7 June 2026 Parliamentary Elections, EPRS | Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi, Members' Research Service, June 2026, Document number: PE 789.318. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2026/789318/EPRS_BRI(2026)789318_EN.pdf (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] AGOS, Ermenistan Seçimleri 2026<strong> </strong>Tüm Oylar Sayıldı: Paşinyan'ın Üçüncü Zaferi, 08.06.2026. </span><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/tum-oylar-sayildi-pasinyan-in-ucuncu-zaferi-40743" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.agos.com.tr/tr/haber/tum-oylar-sayildi-pasinyan-in-ucuncu-zaferi-40743</span></a> </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Bedirhan Demirel, Ermenistan'daki parlamento seçimleri sonucu, A.A. 08.08.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/52250" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/52250</span></a><strong> </strong><span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 08.06.2026</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] AGOS, Ermenistan Seçimleri 2026 Sandıklar Kapandı, Sayım Başladı, Seçime Katılım Yüzde 59, </span><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sandiklar-kapandi-sayim-basladi-secime-katilim-yuzde-59-40738" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.agos.com.tr/tr/haber/sandiklar-kapandi-sayim-basladi-secime-katilim-yuzde-59-40738</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Aslan Yavuz Şir, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ve Acil Tepki Gücü Kurulması Kararı, ORSAM, 09.02.2009. ttps://orsam.org.tr/yayinlar/kolektif-guvenlik-anlasmasi-orgutu-ve-acil-tepki-gucu-kurulmasi-karari/ (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] The European Union's Relations With Armenia And Azerbaijan European Implementation Assessment, European Parliament, November 2022. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/STUD/2022/734676/EPRS_STU(2022)734676_EN.pdf (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">-----</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">Poster/Afiş: İsmail Cingöz</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:23:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Şehidin Arkasından Konuşmak, Hangi İnanca Sığar?</title>
                <category>Nizamettin DURAN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-sehidin-arkasindan-konusmak-hangi-inanca-sigar-7854</link>
                <author>nizamettinfacebook@facebook.com (Nizamettin DURAN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-sehidin-arkasindan-konusmak-hangi-inanca-sigar-7854</guid>
                <description><![CDATA[Bir Şehidin Arkasından Konuşmak, Hangi İnanca Sığar?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:14.0pt">Bir Şehidin Arkasından Konuşmak, Hangi İnanca Sığar?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hikmetli düşüncede şöyle bir söz vardır: “Kişinin nazarı ne ise manzarası da odur.” Yine darb-ı mesel bir ifadeyle, adamın ne söyleyeceği ağzını büzüşünden belli oluyor.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İslâm, İslâmî şahsiyetler ve değerler üzerinden söz edecek bir adamın öncelikle onlara ait ölçütleri göz önünde bulundurması gerekmez mi? Bir din ve onun müntesibi hakkında konuşurken ve yazarken, başka bir dinin ve müntesiplerinin üzerinden yargılamaya çalışmak, kompleksini aşamamış ezik insanların karakteri olsa gerektir. </span>Gordon Allport’un kendi felsefesiyle orantılı görüşleri, ne zamandan beri Müslümanlara ışık olmuştur?&nbsp; Onun ortaya koyduğu anlayışı ifade eden kendi kavramlarımız, neden dile getirilmez? İçsel dindarlığın İslâm inancındaki karşılığı, daha doğrusu ifadesi, ihlas ve samimiyet değil midir? <span style="font-size:12.0pt">Dışsal dindarlığın açılımı münafıklık ve hatta şirk kavramlarıyla izah edilemez mi? Ama Batı düşüncesi karşısında kompleksli olanlar için daha eksantrik, daha fosforlu deyişleri kullanmanın havası bir başka oluyor. Burada dindarlık olgusunu, Batılı bir müsteşrike dayandıracak kadar kendi değerlerine yabancılaşan bir zihniyet, açıkça görülmektedir. Bu tip aydınları, Cemil Meriç, "Batı’nın her hastalığını ithale memur bir anonim şirket" olarak değerlendirmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Pek çok şey bildiğini sanan birisi, intibalarını sıraladıktan ve kabul edildiğine/edileceğine kendince inandıktan sonra, oturduğu zemini hak ettiğini göstermek için hiçbir ölçü tanımadan, artık esas amacını ifade eden zırvalarını kusmaya başlayabiliyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bakıyorsunuz kalkmış, mazlum ve şehit olmuş bir insana pervasızca dil uzatmak ve tek gayesi bir yerlere mesaj vermek ve yaranmak için, aslı astarı olmayan bir takım dedikodulara yaslanarak iftira yolunu tercih etmektedir. Meselenin en esaslı tarafı da iddialarının hiç birisine sağlam bir delil getirmeyişidir. Bu düpedüz iftiradır ve kul hakkıdır. Bu, kendisinin dayandırdığı dışsal dindarlığın kendisinde tahakkuk etme halinin dışa vurumudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İddialarının hangi birini konuşalım, hangi birinin iler tutar tarafı vardır? Cahil, cesur olur kabilinden, sosyolojiden, dinden girmiş, tatmin olmamış, tarihe dalmış… tutana aşk olsun! Ne demişler “Baban öldüyse, yalanları da ölmedi ya!” Güzel bir miras; devam… Hemen soralım, çokbilmiş tarihçimize: topraklarımızda 31 Mart denen bir vakıa yaşanmış, bu konuda okuyucuyu aydınlatmak gerekmez mi? Yoksa unutuldu mu? Her şeyi bilen siz varken(!) bu konuda İsmail Hami Danişmend de kim oluyor ki ona kulak verelim. Selim Sırrı Tarçan’ın bu olayda rolü var mıdır? Onu da bilmek ister okuyucu. Başka? Dersim olayı bu zatı şahaneleri ilgilendirmiyor mu? Sahi neydi bu olay? Tarihten ve tarihi şahsiyetlerden söz eden bu çokbilmiş yazarımız değil miydi? Başka? Said Nursi’den, Mehmet Akif Ersoy’dan neden söz edilmemiş? Milli mücadelede bizzat M. Kemal’ın isteği üzerine Akif, Sebilürreşad’ın takım taklavatı ve çocuğu ile birlikte behemehâl Ankara’ya intikal etmedi mi? Şehir şehir dolaşarak milleti bu mücadele konusunda bilinçlendirmedi mi? Sebilürreşad’da çıkan makaleleri, cephedeki askerlerin maneviyatını güçlendirmek için okunmadı mı? Bunları merak ediyor okuyucu! Ahlaki yapıyı anlatmak ve anlamak için </span>Allport’a mı ihtiyacı var?<span style="font-size:12.0pt"> Kendi bilge şahsiyetleri varken. Madem tarihten ahkâm kesiliyor, şu sorunun özellikle cevaplandırılması okuyucunun hakkı olduğunu düşünüyorum. Tabi, bağlı olunan yerler açısından bir endişesi yoksa! M. Kemal’ın Milli Mücadele için yanına çağırıp mücadele etmesini istediği Mehmet Akif, neden Mısır’a gitti ve on küsur yıl orada kaldı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Gelelim İskilipli Atıf Hoca meselesine. Evvel emirde şunu ifade edelim ki bir müminin bir mümin hakkında yegâne düşüncesinin hün-ü zan üzere olmasıdır. Onun hakkında verilen/getirilen haber için C. Allah’ın emri son derece açıktır: <span style="color:#1d1b11">“</span></span><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, <strong>yoldan çıkmışın biri</strong>, size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” (Hucurât Suresi 6. Ayet)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Bir haberle ilgili olarak bu kadar titizlenmeyi emreden İslam, bir mümini, işkembe-i kübrasına dayandırarak onu dinin dışında tutmaya kalkışırsa, biline ki iki kişiden biri mutlaka dinin dışında olacaktır. Bu dinin elçisi buyuruyor ki; “"Herhangi bir Müslüman, diğer bir Müslümanı tekfir ettiğinde o kâfirse kâfirdir, değilse kendisi kâfir olur." (Ebu Dâvûd).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Bu ölçüleri göz önünde bulundurarak şu durumu anlayabiliriz: Eğer Atıf Hoca, gerçekten bu vatanın ve bu milletin aleyhine düşmanla iş birlikteliği yapmışsa, onun hükmü bellidir. Ama kendi heva ve heveslerimize uyarak kıytırık/zırva bilgilere veyahut dedikodulara dayanarak hiçbir araştırma yapmadan Müslüman biri tekfir ediliyorsa bilinsin ki tekfir edenin hesabı zordur ve ahiretteki yerine şimdiden hazırlansın. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Hatasını anlamak yerine, “</span></span>tarihsel perspektif, <strong>bir kişinin sadece bir risale yazmış olmasından ziyade</strong>, <strong>ülkenin varoluş mücadelesi verdiği bir dönemde hangi safta yer aldığına ve toplumsal birliği bozucu faaliyetlerde bulunup bulunmadığına bakmayı gerektirir</strong>” dediği konuda ifade etmeye çalıştığımız gibi pek çok tarihçinin yazdığını göz ardı ederek böyle bir isnatta, daha doğrusu bir itham ve iftirada bulunmanın yegane açıklaması, “Dış güdümlü dindarlık anlayışının en çarpıcı tezahürlerinden biri” kendisinin olduğunu, kendi ifadesiyle ortaya koymuş olmaktadır</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Diğer taraftan İskilipli ’ye yapılan itham ve iftira kesmemiş olacak ki, tarihi gerçeklik olarak bu konuda araştıran ve yazanları da aynı kefede değerlendirdiği görülmektedir. Hem de “<strong>Ali Şeriati’</strong>nin; ‘Eğer bir yerde yangın varken birisi sizi namaza çağırıyorsa, o hainin davetidir’ şeklindeki ifadesi, bu çarpık dindarlık algısını deşifre eden en net eleştirilerden biri” olduğunu söyler. Devamında; “Memleket işgal altındayken, bağımsızlık için canını ortaya koyanlara <strong>karşı fetva verenleri</strong> <strong>veya işgal güçleriyle iş birliği yapanları</strong> destanlaştırmak, dini değerlerin ahlaki özünden koparılarak siyasi bir kalkan olarak kullanıldığını göstermektedir” diye pervasızca ve bağlamından kopararak bu cümleleri kurabilmektedir. Bilmez ki merhum Sütçü İmamının da, kurtuluş mücadelesinde Ali Şeriati gibi davrandığını. Hangi Müslüman, yurdu istila edilirken namazı veya başka bir nüsuku öncelemiştir. Bu yapılan ve söylenenin, işine geldiği gibi meseleyi çarpıtmanın adı olsa gerektir. &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Maalesef, Amerika’da Conilerin kucağına oturmuş, bu milletin ve ülkenin düşmanı Feto’nun fiiliyat ve söylem tarzını içselleştirmiş bir zihniyetin yansımalarını burada da görmekteyiz.&nbsp; Kendisi de, Amerika’dan olay ve olguları böyle görüyor, daha dorusu görmek istiyor ve öylece değerlendirip yorumluyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak şunu diyebiliriz: Bir kimsede, eğer ilim/bilim haysiyeti ve onuru varsa, itham ve iftira etmeden her söylediğini ve yazdığını belgelere dayandırarak ortaya koyması,&nbsp; insani, vicani ve ahlâkî bir gerekliliktir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mademki Âşık Yunus’un bir söylemi dayanak alınmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">O zaman bize düşen de onun dörtlüğüyle yazımızı noktalamaktır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">“Derviş Yunus bu sözü</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp; Eğri büğrü söyleme</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp; Seni sıgaya çeken</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp; Bir Molla Kasım gelir”</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:37:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/fbd0622ed1f9e044d6730f0fd2440b53.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HİCRİ YILBAŞI GECESİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hicri-yilbasi-gecesi-7853</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hicri-yilbasi-gecesi-7853</guid>
                <description><![CDATA[HİCRİ YILBAŞI GECESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HİCRİ YILBAŞI GECESİ</span></strong></h3>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">15 Haziran Pazartesiyi 16 Haziran Salıya bağlayan gece 1448 Hicrî kamerî senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 1. gecesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yânî, Hicrî kamerî yılbaşıdır. Muharrem ayı Kur’ân-ı kerîm'de kıymet verilen 4 aydan biridir. Hicrî Kamerî Takvimde; Muhammed aleyhisselâmın, Mekke’den Medine’ye hicret ettiği sene, başlangıç kabul edilir. Hicretten 70 gün önce, Muharrem ayının 1’i olan ilk Kamerî senebaşı, mîlâdî 622 yılının Temmuz ayının, 16’sına rastlayan Cuma günü idi.<br />
Müslümanlar yılbaşı gecelerinde ve günlerinde müsâfaha ederek, telefonla, mesajla veya mektup yazarak tebrikleşirler. Birbirlerini ziyâret eder ve hediye verirler. Yılbaşını dergi ve gazete ilânlarıyla kutlarlar. Yeni yılın, birbirlerine ve bütün Müslümanlara hayırlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabayı, âlimleri evinde ziyâret edip duâlarını alırlar. Bugün de bayram gibi temiz giyinip, fakirlere sadaka verirler. Muharrem ayının ilk 10 gün ve gecesi, mübârek gün ve gecelerdendir.<br />
Muharrem ayının 10. günü olan 25 Haziran Perşembe günü Âşûrâ Günüdür.<br />
Âşürâ günü okunacak duâ:<br />
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme ente’l-ebediyyü’l-kadîm, el-hayyü’l-kerîm, el-hannân-ül mennân. Hâzihî senetün cedîdetün. Es’elüke fîhe’l-ısmete mineşşeytânirracîm vel avne alâ hâzihinnefsi’l-emmâreti bissûi ve’l-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ ze’lcelâli ve’l-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve sallallâhü ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:21:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İçimizdeki Mahkeme: Hangisi Vicdan, Hangisi Ego?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/icimizdeki-mahkeme-hangisi-vicdan-hangisi-ego-7852</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/icimizdeki-mahkeme-hangisi-vicdan-hangisi-ego-7852</guid>
                <description><![CDATA[İçimizdeki Mahkeme: Hangisi Vicdan, Hangisi Ego?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">İçimizdeki Mahkeme: Hangisi Vicdan, Hangisi Ego?</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Geçen gün bir karar aşamasındayken içimde iki farklı sesin kavga ettiğini fark ettim. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Biri fısıldayarak, "Boş ver, sen haklısın, kendini ezdirme" diyordu; diğeri ise çok daha derinden, adeta sessiz bir çığlıkla "Adil ol, karşı tarafı da anla" diye sesleniyordu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;Muhtemelen bu satırları okurken siz de hayatınızın bir döneminde, belki de daha bu sabah, benzer bir iç savaşın ortasında kaldınız. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Kendimize itiraf etmekte zorlansak da her gün içimizde devasa bir mahkeme kuruluyor. Peki, kürsüde oturan o seslerden hangisi gerçekten bizim saf doğamız, hangisi sadece maskeli egomuz?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bunu ayırt etmek aslında sandığımız kadar zor değilmiş, sadece durup dinlemeyi bilmek gerekiyormuş. Ego, doğası gereği sabırsızdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;İçinizdeki o ses aceleciyse, sizi hemen savunmaya geçmeye zorluyor, "Hemen cevap ver, altta kalma!" diye bağırıyorsa bilin ki o ego veya nefis sahnededir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ego gürültülüdür; haklı çıkmak, üstün gelmek ve kendini korumak için her türlü argümanı önünüze sürer. O an size kendinizi çok güçlü hissettirebilir ama o sesin peşinden gittiğinizde, akşam kafanızı yastığa koyduğunuzda içinizi kemiren o tuhaf huzursuzluktan kaçamazsınız. Çünkü ego anlık tatminler sunar ama ruhu aç bırakır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Vicdan ise tam tersine, adeta bir Osmanlı beyefendisi veya hanımefendisi gibi sakindir. Onun acelesi yoktur. Sizi hiçbir yere koşturmaz. Aksine, sizi yavaşlatır, derin bir nefes aldırır ve "Dur, bir de karşıdan bak" der. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Vicdanın sesi kibar ama bükülmez bir hakikattir. Çıkarınıza ters düşen bir şeyi yapmanızı söylerken bile size tarifsiz bir hafiflik verir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Onun sözünü dinlediğinizde belki somut bir şey kaybedersiniz, belki o an "yenilmiş" gibi görünürsünüz ama içinizde öyle derin bir huzur filizlenir ki dünyadaki hiçbir haklılık o duygunun yerini tutamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hayat, bu iki ses arasındaki dengeyi bulma sanatıdır. İçimizdeki o gürültülü savunma avukatını (egoyu) biraz susturup, bilge ve şefkatli hakimi (vicdanı) dinlemeye başladığımızda bağlarımız da kararlarımız da güzelleşir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir dahaki sefere içinizde bir tartışma başladığında hemen harekete geçmeyin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;Kendinize sorun: "Şu an beni yönlendiren ses beni yukarı mı taşımak istiyor, yoksa sadece haklı mı çıkarmaya çalışıyor?" Cevap, tam olarak nerede durmanız gerektiğini size fısıldayacaktır.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Gamze Arslan</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Yaşam ve Farkındalık Koçu</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Benden bana,bizden size</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 08:13:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Birleşmiş Milletler&#039;in Meşruiyet Krizi ve Çok Kutuplu Dünya Düzeninin Yükselişi: Küresel Yönetişimin Geleceği Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/birlesmis-milletlerin-mesruiyet-krizi-ve-cok-kutuplu-dunya-duzeninin-yukselisi-kuresel-yonetisimin-gelecegi-uzerine-stratejik-bir-degerlendirme-7851</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/birlesmis-milletlerin-mesruiyet-krizi-ve-cok-kutuplu-dunya-duzeninin-yukselisi-kuresel-yonetisimin-gelecegi-uzerine-stratejik-bir-degerlendirme-7851</guid>
                <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler'in Meşruiyet Krizi ve Çok Kutuplu Dünya Düzeninin Yükselişi: Küresel Yönetişimin Geleceği Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Birleşmiş Milletler'in Meşruiyet Krizi ve Çok Kutuplu Dünya Düzeninin Yükselişi: Küresel Yönetişimin Geleceği Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birleşmiş Milletler (BM), İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuş en kapsamlı küresel örgüttür. Ancak 21. yüzyılda değişen güç dengeleri, büyük güç rekabeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) yapısal tıkanıklığı ve örgütün mali bağımlılıkları BM’nin etkinliğini ciddi biçimde tartışmalı hâle getirmiştir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin gibi en büyük mali katkı sağlayıcılarının aidat ödemelerinde gecikmeye gitmesi veya ödemeleri siyasi baskı aracı olarak kullanması, BM’nin yalnızca mali değil, aynı zamanda kurumsal ve siyasi bir kriz içinde olduğunu göstermektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: BM, ABD, Çin, Reform, Küresel Yönetişim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>1. Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM, 1945 yılında uluslararası sistemde savaşları önlemek, devletler arası iş birliğini geliştirmek ve küresel barışı kurumsal güvence altına almak amacıyla kurulmuştur. Ancak örgütün kuruluş mantığı, dönemin güç dengelerine göre şekillenmiş; ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’ya Güvenlik Konseyi’nde daimî üyelik ve veto hakkı verilmiştir. Bu yapı, Soğuk Savaş döneminde dahi tartışmalı olmakla birlikte, 21. yüzyılda çok daha ciddi bir meşruiyet sorununa dönüşmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün BM’nin karşı karşıya olduğu kriz üç boyutludur: Birincisi, Güvenlik Konseyi’nin veto sistemi nedeniyle karar alma mekanizmasının kilitlenmesi; ikincisi, örgütün finansmanında birkaç büyük devlete aşırı bağımlı hâle gelmesi; üçüncüsü ise küresel krizlerde BM kararlarının yaptırım gücünün zayıflamasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun süredir dile getirdiği “Dünya Beşten Büyüktür” söylemi, bu yapısal soruna yöneltilmiş en dikkat çekici siyasi itirazlardan biri hâline gelmiştir.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2. BM’nin Mali Yapısı ve ABD-Çin Bağımlılığı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM’nin düzenli bütçesi üye devletlerin ekonomik büyüklüklerine göre belirlenen zorunlu katkı paylarıyla finanse edilmektedir. ABD, düzenli bütçede yüzde 22 ile en yüksek katkı oranına sahip ülkedir. Çin ise son yıllarda ekonomik yükselişine paralel olarak payını yüzde 20’ye yükselterek BM bütçesinde ikinci büyük katkı sağlayıcı konumuna gelmiştir.[2] [3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aidatların, ülkelerin ekonomik gücüne göre belirlendiğini Alman Kalkınma ve Sürdürülebilirlik Enstitüsünde (IDOS) BM Finansmanı Uzmanı Ronny Patz, en yüksek katkı payının yüzde 22 ile ABD'ye ait olduğunu, Çin'in ise son yıllarda payını yüzde 20'ye yükselttiğini belirtmiştir.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum ilk bakışta BM’nin küresel temsiliyetini güçlendiriyor gibi görünse de pratikte örgütü iki büyük gücün mali ve siyasi tercihlerine bağımlı hâle getirmektedir. ABD’nin aidatlarını geciktirmesi veya azaltması, BM’nin nakit akışını doğrudan zora sokmaktadır. Çin’in gecikmeli ödeme yapması ise Pekin’in BM içinde artan nüfuzunu mali kaldıraçla desteklediği yönünde değerlendirmelere yol açmaktadır.[5] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in, 193 üye devletten yalnızca 36'sının 2026 yılı aidatlarını zamanında ödediğini, ödenmemiş aidat miktarının 1,57 milyar dolara ulaştığını ve örgütün “yakın tarihte bir mali çöküş” riskiyle karşı karşıya bulunduğunu açıklaması dikkat çekicidir. BM verilerine göre ABD, yaklaşık 2 milyar 196 milyon dolarlık borçla en büyük borçlu ülke konumunda bulunurken, 38 milyon dolarlık borçla Venezuela ikinci sırada yer almaktadır. [6] Bu tablo, BM’nin mali sürdürülebilirliği konusunda ciddi bir kırılganlığa işaret etmektedir. Özellikle örgütün bütçesinin önemli bölümünün sınırlı sayıdaki büyük güçler tarafından finanse edilmesi, küresel operasyonların devamlılığını doğrudan etkileyebilecek bir risk oluşturmaktadır. Dolayısıyla BM'nin karşı karşıya bulunduğu sorun yalnızca teknik veya mali bir bütçe açığı meselesi olarak değerlendirilemez; aynı zamanda küresel yönetişim sisteminin büyük güçlerin siyasi tercihleri ve mali katkılarına ne ölçüde bağımlı hâle geldiğini ortaya koyan yapısal bir kriz niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>3. Mali Krizin Kurumsal Sonuçları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM’nin aidat krizleri; personel azaltımı, program kesintileri, barışı koruma operasyonlarının zayıflaması, insani yardım kapasitesinin düşmesi ve bazı ofislerin küçültülmesi gibi sonuçlar doğurmaktadır. Genel Sekreter Antonio Guterres’in son dönemde yaptığı reform çağrıları, BM’nin mevcut mali yapısının sürdürülemez olduğuna işaret etmektedir.[7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu tablo özellikle barışı koruma operasyonları açısından önemlidir. BM, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar birçok bölgede doğrudan askeri müdahale gücüne sahip olmamakla birlikte, barışı koruma misyonları üzerinden istikrar sağlayıcı rol üstlenmektedir. Ancak büyük ülkelerin ödemelerini geciktirmesi, bu operasyonlara asker gönderen ülkelerin geri ödemelerini de geciktirmekte ve sahadaki operasyonel kapasiteyi zayıflatmaktadır.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla ABD ve Çin’in aidat politikaları, yalnızca New York’taki BM merkez binasının bütçesini değil; Afrika’daki, Ortadoğu’daki ve kriz bölgelerindeki milyonlarca insanın güvenliğini de etkilemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>4. Güvenlik Konseyi Krizi ve “Dünya Beşten Büyüktür” Yaklaşımı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM sisteminin en temel açmazı Güvenlik Konseyi’nin yapısıdır.[9] Beş daimî üyenin veto hakkı, uluslararası hukukun evrenselliğini büyük güçlerin siyasi tercihine bağımlı hâle getirmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, İsrail-Filistin meselesi, Suriye krizi ve birçok bölgesel çatışmada BM’nin etkisiz kalması, bu yapısal sorunu daha görünür hâle getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin “Dünya Beşten Büyüktür” yaklaşımı, yalnızca bir siyasi slogan değil; küresel sistemin temsil, adalet ve meşruiyet krizine yönelik stratejik bir itirazdır. Bu yaklaşımın temel iddiası şudur: 1945’in güç dengeleriyle 21. yüzyılın dünyası yönetilemez. Afrika, Latin Amerika, İslam dünyası, Türk dünyası ve yükselen Asya güçleri BM karar mekanizmalarında daha adil temsil edilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle BM reformu tartışması yalnızca teknik bir konu değil; yeni dünya düzeninin nasıl kurulacağına ilişkin jeopolitik bir meseledir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>5. ABD ve Çin’in BM Üzerinden Güç Mücadelesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD, BM sisteminin kurucu gücü olarak uzun süre örgüt üzerinde belirleyici nüfuza sahip olmuştur. Ancak son yıllarda Washington’un çok taraflı kurumlara yönelik eleştirel yaklaşımı, BM’nin finansmanında ve siyasi işleyişinde ciddi dalgalanmalar yaratmıştır. ABD, mali katkılarını zaman zaman reform baskısı aracı olarak kullanmakta; BM’nin daha küçük, daha verimli ve Amerikan çıkarlarıyla daha uyumlu bir yapıya dönüşmesini istemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ise farklı bir strateji izlemektedir. Pekin, BM kurumlarında etkinliğini artırarak kendisini küresel yönetişimin sorumlu aktörü olarak sunmaya çalışmaktadır. Ancak Çin’in de aidat ödemelerinde gecikmeye gitmesi, onun da BM’yi yalnızca normatif bir kurum değil, jeopolitik rekabet alanı olarak gördüğünü göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan BM, ABD-Çin rekabetinin dışında kalan tarafsız bir platform olmaktan giderek uzaklaşmakta; tersine, bu rekabetin kurumsal sahalarından biri hâline gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>6. BM’nin Olası Gelecek Senaryoları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Önümüzdeki dönemde BM için dört temel senaryodan söz edilebilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Birinci senaryo: Kontrollü reform.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu senaryoda BM, Güvenlik Konseyi’nin temsil yapısını kısmen genişletir, mali disiplini artırır ve daha esnek bir bütçe modeli geliştirir. Bu en makul fakat siyasi olarak en zor senaryodur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İkinci senaryo: İşlevsel daralma.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM, varlığını sürdürür ancak daha sınırlı alanlarda faaliyet gösteren, krizlere müdahale kapasitesi zayıflamış bir kuruma dönüşür. İnsani yardım, kalkınma ve barışı koruma faaliyetleri ciddi biçimde azalabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Üçüncü senaryo: Büyük güçlerin vesayetinde devam.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD ve Çin gibi aktörler BM’yi tamamen terk etmez; ancak örgütü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam eder. Bu durumda BM resmî olarak varlığını korur fakat siyasi meşruiyeti daha da aşınır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dördüncü senaryo: Alternatif çok taraflılık.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM’nin etkisizleşmesi veya küresel krizlere cevap verme kapasitesinin daha da zayıflaması hâlinde G20, BRICS, Türk Devletleri Teşkilatı, Şanghay İşbirliği Örgütü ve Afrika Birliği gibi bölgesel ve tematik platformların uluslararası sistemdeki ağırlığı artabilir. Nitekim son yıllarda BRICS’in genişleme süreci, G20’nin küresel ekonomik yönetişimde üstlendiği rol ve bölgesel örgütlerin artan etkinliği, karar alma mekanizmalarının giderek BM merkezli yapıdan uzaklaşmaya başladığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle dünya nüfusunun yaklaşık yarısını temsil eden BRICS ülkeleri ile küresel ekonominin yaklaşık yüzde 85'ini oluşturan G20'nin yükselen etkisi, uluslararası sistemin giderek daha çok merkezli bir yapıya evrildiğini göstermektedir. Bu süreç, BM’nin yaşadığı meşruiyet ve etkinlik krizinin yalnızca kurumsal bir sorun olmadığını; aynı zamanda küresel güç dağılımındaki dönüşümün bir yansıması olduğunu ortaya koymaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla gelecekte uluslararası yönetişimin tek bir küresel kurum etrafında değil, farklı güç merkezleri ve bölgesel örgütler arasında paylaşılmış daha parçalı ve rekabetçi bir yapıda şekillenmesi ihtimali giderek güçlenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>7. Politika Önerileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM’nin geleceğine ilişkin ortaya konulan senaryolar dikkate alındığında, örgütün kuruluş amaçları doğrultusunda varlığını ve işlevselliğini sürdürebilmesi için bazı yapısal reformların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Güvenlik Konseyi'nin daha adil ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturulmasını sağlayacak bölgesel temsil esaslı reform modellerinin değerlendirilmesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM bütçesinin büyük güçlerin siyasi tercihlerine bağımlılığını azaltacak şekilde finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Küresel ekonomik yönetişimde giderek daha etkin hâle gelen G20 ile BM arasındaki kurumsal koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye gibi orta ölçekli ve bölgesel etkisi yüksek devletlerin arabuluculuk, kriz yönetimi ve barış diplomasisi alanlarındaki rollerinin desteklenmesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM’nin meşruiyetini, etkinliğini ve sürdürülebilirliğini artırabilecek başlıca reform alanları olarak öne çıkmaktadır. Dolayısı ile BM'nin karşı karşıya bulunduğu mali ve kurumsal sorunların aşılması yalnızca teknik reformlarla değil, aynı zamanda üye devletlerin çok taraflılığa olan siyasi bağlılıklarını yeniden güçlendirmeleriyle mümkün olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>8. Türkiye Açısından Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından BM’nin reformu doğrudan stratejik öneme sahiptir; çünkü Türkiye; Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Ortadoğu, Akdeniz ve Türk dünyası ekseninde çok sayıda kriz bölgesinin merkezinde yer almaktadır. BM’nin zayıflaması, Türkiye’nin diplomatik yükünü artırırken, aynı zamanda Ankara’ya daha aktif arabuluculuk ve bölgesel düzen kurucu rol üstlenme imkânı da verebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin BM reformu çağrısı,[10] yalnızca Güvenlik Konseyi’nde daha fazla temsil talebi değil; aynı zamanda adil, kapsayıcı ve çok kutuplu bir uluslararası düzen arayışıdır. Bu nedenle Türkiye, önümüzdeki dönemde BM reformu tartışmalarında hem normatif hem jeopolitik düzeyde daha görünür bir aktör olabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>9. Değerlendirme ve Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">BM, kuruluşundan bu yana karşılaştığı en ciddi meşruiyet ve finansman krizlerinden biriyle karşı karşıyadır. Özellikle ABD ve Çin başta olmak üzere büyük güçlerin aidat politikaları örgütün mali sürdürülebilirliğini zayıflatırken, Güvenlik Konseyi’nin veto mekanizması ise uluslararası krizler karşısında BM’nin etkinliğini ve karar alma kapasitesini sınırlandırmaktadır. Bu durum, BM’nin yalnızca mali veya kurumsal bir sorun yaşamadığını; aynı zamanda İkinci. Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen uluslararası düzenin değişen güç dengeleri karşısında ciddi bir uyum sorunu ile karşı karşıya bulunduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mevcut gelişmeler BM’nin kısa vadede ortadan kalkacağı anlamına gelmemektedir. Ancak örgütün 21. yüzyılın güvenlik, kalkınma, göç, iklim değişikliği ve insani krizlerine mevcut yapısıyla etkili çözümler üretmesi giderek zorlaşmaktadır. Kurumun geleceği; mali kaynaklarını çeşitlendirmesine, Güvenlik Konseyi’nin daha temsilî bir yapıya kavuşturulmasına, gelişmekte olan ülkelerin karar alma süreçlerine daha etkin katılım sağlamasına ve büyük güçlerin BM’yi yalnızca jeopolitik rekabetlerinin bir aracı olarak görmekten vazgeçmesine bağlıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte BRICS, G20 ve bölgesel örgütlerin artan etkinliği, küresel yönetişimin giderek daha çok merkezli ve çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Bu nedenle geleceğin uluslararası sisteminde BM’nin tek başına belirleyici bir aktör olmaktan ziyade, bölgesel ve küresel kurumlarla birlikte işleyen daha karmaşık bir yönetişim ağının parçası hâline gelmesi muhtemeldir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşüm sürecinde Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konum, çok yönlü dış politika kapasitesi ve farklı uluslararası platformlardaki üyelikleri sayesinde önemli fırsatlara sahiptir. NATO, G20, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi yapılarda aktif rol üstlenen Türkiye; diplomatik arabuluculuk, insani yardım, enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve bölgesel kriz yönetimi alanlarında daha etkin sorumluluklar üstlenebilir. Özellikle Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi stratejik projelerin geliştirilmesi, Türkiye’nin Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Türk dünyası arasında bağlantı sağlayan jeopolitik rolünü daha da güçlendirebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği BM’de reform çağrılarını yalnızca ulusal dış politika önceliklerinin bir yansıması değil, aynı zamanda daha adil, kapsayıcı ve temsil gücü yüksek bir küresel yönetişim sistemine yönelik talebin ifadesi olarak değerlendirilmelidir. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin temel stratejik hedefi; BM reformunu desteklerken aynı zamanda bölgesel ve çok taraflı platformlardaki etkinliğini artırmak, uluslararası krizlerde arabuluculuk kapasitesini geliştirmek ve çok kutuplu uluslararası sistemde dengeleyici bir aktör olarak konumunu güçlendirmek olmalıdır. Bu yaklaşım, Türkiye’nin küresel yönetişimde yaşanan dönüşümün pasif bir izleyicisi değil, yeni uluslararası düzenin şekillenmesine katkı sunan etkili aktörlerden biri olmasını sağlayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ, Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı açıklamalarında “Dünya Beşten Büyüktür” yaklaşımı, BMGK reformu ve daha adil küresel temsil talebiyle ilişkilendirilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] BM düzenli bütçesinde ABD ve Çin en yüksek katkı oranlarına sahip iki ülkedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Zeynep Katre Oran, BM, ABD'nin Ödenmeyen Aidatları Nedeniyle Mali Çöküş Riskiyle Karşı Karşıya, A.A., 13.02.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bm-abdnin-odenmeyen-aidatlari-nedeniyle-mali-cokus-riskiyle-karsi-karsiya/3828778" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bm-abdnin-odenmeyen-aidatlari-nedeniyle-mali-cokus-riskiyle-karsi-karsiya/3828778</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 03.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Bloomberght, BM Mali Çöküş Riskiyle Karşı Karşıya, 13.02.2026. </span><a href="https://www.bloomberght.com/bm-mali-cokus-riskiyle-karsi-karsiya-3769181?page=3" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.bloomberght.com/bm-mali-cokus-riskiyle-karsi-karsiya-3769181?page=3</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 04.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] ABD ve Çin’in gecikmiş ödemeleri, BM’nin 2025-2026 dönemindeki likidite krizinin en önemli nedenleri arasında değerlendirilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Perspektif, Aidatları Yatmayan Birleşmiş Milletler: “İflas Etmenin Eşiğindeyiz”, 03.02.2026.<strong> h</strong>ttps://perspektif.eu/2026/02/03/aidatlari-yatmayan-birlesmis-milletler-iflas-etmenin-esigindeyiz/ (Erişim Tarihi: 03.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2026 itibarıyla örgütte liderlik, personel ve bütçe kesintilerini içeren reform arayışlarını gündeme getirmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] BM barışı koruma bütçesindeki gecikmeler, asker gönderen ülkelerin geri ödemelerini ve sahadaki operasyonel kapasiteyi doğrudan etkilemektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] BBC News, Ukrayna Savaşı: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Nasıl Çalışıyor, Niçin Eleştiriliyor? 06.02.2022. </span><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-61009255" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-61009255</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 03.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Türkiye’nin BM Reformu Çağrısı, 2025 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2025. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.iletisim.gov.tr/images/uploads/yayin/bm-reformu.pdf (Erişim Tarihi: 03.06.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 08:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEZARDA ZİL ÇALMAZ</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mezarda-zil-calmaz-7850</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mezarda-zil-calmaz-7850</guid>
                <description><![CDATA[MEZARDA ZİL ÇALMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MEZARDA ZİL ÇALMAZ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geç kalmaktan korkan herkese.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, bir yere geç kalma korkusuyla doğar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha ilk nefeste ağlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetişemez çünkü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne karnının sıcaklığına, güvenine. Dışarısı soğuktur, ışıktır, gürültüdür. Koşar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sese koşar, kucağa koşar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varamazsa eksik kalır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O korku, iliğine işler.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra büyür. Adımlarını sayar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okulun bahçesine ilk girdiğinde kalbi ağzındadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zil çalar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes yerine oturmuştur, o ayaktadır. Bütün sınıfın gözü, onun geç kalışındadır. O an yemin eder:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir daha asla.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetişmek zorundadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Servise. Sınava. İlgiye. Sevgiye. Onaya.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sokakta koşan birini görürsün. Nereye gittiğini bilmezsin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O da bilmez belki.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama durursa kaybedeceğini bilir. Durmak, yenilmektir. Durmak, silinmektir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gece yatağa yattığında liste yapar. Yarın. Yarına yetişecekleri vardır. Arayacağı bir ses, soracağı bir hatır, ödeyeceği bir borç, tutacağı bir söz. Uyuyamaz. Ya uyanamazsa? Ya geç kalırsa? Telefonunu üç kere kurar. Yine de içi rahat etmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birini sever. Ona da geç kalmaktan korkar. “Seni ararım” der, arayamazsa. “Gelirim” der, gelemezse. Söz, insanın boynundaki en ağır saattir. Tiktakları vicdanda atar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşlanır. Bu sefer başka bir şeye geç kalmaktan korkar. Helalleşmeye. Söyleyemediklerine. “Kusura bakma” demeye. “Hakkını helal et” demeye. Çünkü bilir. Bazı randevuların telafisi yoktur. Giden gider. Varamazsın artık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve en sonunda, o büyük randevuya geç kalmaktan korkar. Kendine geç kalmaktan. Ömrü boyunca bir yerlere yetişeyim derken, kendinden geçmiş olmaktan. Aynaya baktığında tanımadığı bir yüz görürse? “Bu ben değildim, ben buraya varmayacaktım” derse?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün telaş, bütün koşuşturma, bütün uykusuz geceler bunun içindir. Bir yere varamama korkusu. O yerin ne olduğunu bilmeden. Sadece varmak gerektiğini bilerek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimse sormaz “nereye böyle?” diye. Çünkü herkes koşuyor. Çünkü herkes biliyor: Duran, kaybeder.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte asıl mesele bu. Bize “koş” dediler. “Yetiş” dediler. “Geç kalma” dediler. Ama nereye olduğunu söylemediler. Tabelayı biz uydurduk. Bazen makam yazdık oraya, bazen para, bazen alkış. Koştuk. Vardık sandık.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü mezarda zil çalmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Liste sorulmaz. CV’ne bakılmaz. Kaç yere yetiştiğin, kaç projeyi bitirdiğin, kaç kişinin önüne geçtiğin sorulmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tek bir soru sorulur. O sorunun cevabı, bütün koşunun özetidir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Koşarken kimi çiğnedin? Hızını almak için kimin omzuna bastın? Varmak için kimin yolunu kestin? “Ben” diyebilmek için kimin “biz”ini bozdun? Gözün tabeladayken, ayağının altındaki kimi görmedin?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durup kimin elini tuttun? Düşenin yanında diz çökmeye vaktin oldu mu? Ağlayanın gözyaşını silmek için randevunu erteledin mi? “Yetişmem lazım” derken “beklerim” diyebildin mi birine? Soluğun kesildiğinde, başkasına nefes oldun mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne biriktirdin? Cüzdanda değil, vicdanda. Bankada değil, insanların duasında. Alkışta değil, sessiz bir “iyi ki”de. Arkandan konuşulan unvanı mı bıraktın, yoksa anlatılan bir iyiliği mi?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varmak, bir yer değildir. Bir haldir. Ve o hale geç kalmanın telafisi yoktur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Randevu defteri hala açık. Kalem senin elinde.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nereye koştuğuna bir daha bak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazı varışlar, en büyük kaybediştir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bazı duruşlar, insanın tek zarafetidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Koşmayı bırak demiyorum. Ama kime, neye koştuğunu bil.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin duasına koş. Evladının “baba” deyişine koş. Dostunun dara düştüğünde ilk aklına gelen kişi olmaya koş.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakkını yediğin birinin helalliğine koş. Kırdığın bir kalbi tamir etmeye koş. Kimsenin görmediği bir iyiliğe koş.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Makamın alkışına değil, vicdanın sessiz onayına koş. Cüzdanın şişmesine değil, yüreğinin hafiflemesine koş.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabelaya değil, insana koş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü finalde tabela sökülür. Unvan silinir. Alkış susar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geriye sadece iki şey kalır: Bastığın iz ve tuttuğun el.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O iz, birinin yüreğindeyse, sen varmışsındır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değilse, bütün ömrün geç kalmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi sor kendine. Koşarken pusulan insan mı, hırs mı?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 08:00:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATIMIZDA VERME KURALI</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayatimizda-verme-kurali-7849</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayatimizda-verme-kurali-7849</guid>
                <description><![CDATA[HAYATIMIZDA VERME KURALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATIMIZDA VERME KURALI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, vermek ve almak üzerine kurulmuş büyük bir denge sistemidir. Kainatta her şey bir alışveriş akışı içinde denge halindedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nefes alır ve veririz, ekeriz ve biçeriz, sever ve seviliriz. Vermek ve almak, yaşam enerjisinin farklı yansımalarıdır.&nbsp; Aldığın nefesi vermediğini düşün; neler olur hayal et.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aradığımız şeyleri önce başkalarına vermeyi öğrenirsek, hayat da onları bize farklı yollarla daha çok&nbsp; getirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Coşku istiyorsak coşku verelim. Sevgi istiyorsak sevgi sunalım. Takdir görmek istiyorsak takdir etmeyi öğrenelim. Bereket istiyorsak insanların bereketlenmesine katkı sağlayalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Verme Kuralını Uygulamak İçin Niyet:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Nereye gidersem gideyim, kiminle karşılaşırsam karşılaşayım ona bir hediye vereceğim. Bu; içten bir tebessüm, sıcak bir selam, güzel bir söz, samimi bir dua veya küçük bir iyilik olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. Bugün hayatın bana sunduğu bütün hediyeleri şükürle kabul edeceğim. Allah'ın güneşte, yağmurda, rüzgârda, çiçeklerde ve karşıma çıkan güzelliklerde bana sunduğu nimetleri fark edeceğim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlardan gelen sevgiye, saygıya, duaya, ilgiye ve maddi-manevi bütün hediyelere açık olacağım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Karşılaştığım her insan için gönlümden güzel dilekler geçireceğim. Onlara başarı, huzur, sağlık, mutluluk ve bereket dileyeceğim. Çünkü biliriz ki gönülden verilen her güzel niyet, önce onu taşıyan kalbi güzelleştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın sırrı, sadece almakta değil; vermeyi bir yaşam biçimi haline getirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü veren el, aslında kendi bereket kapılarını da açmaktadır. Bereketiniz daim olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 07:58:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İRAN GERİLİMİNDE YENİ AŞAMA: HÜRMÜZ&#039;DEN BÖLGESEL SAVAŞA MI?</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abd-iran-geriliminde-yeni-asama-hurmuzden-bolgesel-savasa-mi-7848</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abd-iran-geriliminde-yeni-asama-hurmuzden-bolgesel-savasa-mi-7848</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İRAN GERİLİMİNDE YENİ AŞAMA: HÜRMÜZ'DEN BÖLGESEL SAVAŞA MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD-İRAN GERİLİMİNDE YENİ AŞAMA: HÜRMÜZ'DEN BÖLGESEL SAVAŞA MI?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD'nin 26 Haziran 2026 sabahı İran'a ait Keşm Adası'ndaki askeri hedeflere yönelik saldırısı ve İran'ın buna karşılık Bahreyn ile Kuveyt'teki Amerikan askeri varlıklarını hedef aldığını açıklaması, Ortadoğu'da uzun süredir devam eden gerilimin yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya geçtiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Keşm Adası, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü açısından İran'ın en önemli stratejik noktalarından biridir. Dünya enerji ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde bulunan bu ada, İran'ın deniz gözetleme, füze ve insansız hava aracı faaliyetlerinde kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ABD'nin buraya yönelik saldırısı yalnızca taktik bir operasyon değil, aynı zamanda İran'ın bölgesel caydırıcılığına yönelik bir mesaj niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran'ın Bahreyn'deki ABD 5. Filosu ile Kuveyt'teki Amerikan üslerini hedef aldığını açıklaması ise çatışmanın artık doğrudan ABD-İran ekseninde ilerlediğini göstermektedir. Ancak tarafların açıklamaları incelendiğinde, her iki tarafın da henüz topyekûn bir savaşa girmek istemediği görülmektedir. ABD saldırılarını "savunma amaçlı", İran ise misillemelerini "sınırlı cevap" olarak tanımlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte mevcut gelişmeler son derece tehlikelidir; çünkü Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'daki Amerikan üslerinin çatışmanın doğrudan hedefi hâline gelmesi, Körfez bölgesinin tamamını savaş alanına dönüştürebilir. Böyle bir senaryoda petrol fiyatlarında sert yükselişler yaşanması, enerji arzında aksaklıklar meydana gelmesi ve küresel ekonominin yeni bir krizle karşı karşıya kalması muhtemeldir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mevcut şartlarda en olası senaryo, tarafların kontrollü tırmandırma stratejisini sürdürmesidir. Ne Washington ne de Tahran şu aşamada geniş çaplı bir kara savaşına hazır görünmektedir. Ancak yanlış hesaplama, yanlış istihbarat veya ağır can kaybına yol açacak bir saldırı, sınırlı çatışmayı bölgesel savaşa dönüştürebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Keşm Adası saldırısı ve ardından gelen İran misillemeleri, Ortadoğu'da kırılgan olan ateşkes ve diplomatik girişimlerin ciddi biçimde zarar gördüğünü göstermektedir. Önümüzdeki günlerde tarafların vereceği askeri ve diplomatik kararlar yalnızca İran ve ABD'nin değil, tüm Körfez bölgesinin ve küresel enerji piyasalarının geleceğini belirleyecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler Türkiye açısından değerlendirildiğinde, ülkenin coğrafi konumu nedeniyle bölgesel güvenlik krizlerine kayıtsız kalmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Türkiye, gerek Türk dünyası ve çevre coğrafyasını kapsayan stratejik hinterlandı gerekse NATO üyeliği çerçevesinde dengeli ve çok boyutlu bir dış politika izlemek durumundadır. Bununla birlikte Türkiye, yalnızca NATO'nun güney kanadındaki bir müttefik değil; aynı zamanda çok kutuplu uluslararası sistemde kriz yönetimi, enerji güvenliği ve bölgesel diplomasi alanlarında kilit bir jeopolitik denge unsuru olarak öne çıkmaktadır. Bu çerçevede, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO Zirvesi'nde İsrail-ABD-İran ekseninde yaşanan gelişmelerin ve bunların bölgesel-küresel güvenlik mimarisine etkilerinin en önemli gündem maddeleri arasında yer alması beklenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ, Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 07:55:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbrahim Anlaşmaları ve Ortadoğu’nun Yeniden Yapılanması: Türkiye, İran ve Yeni Jeopolitik Düzenin İnşası</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ibrahim-anlasmalari-ve-ortadogunun-yeniden-yapilanmasi-turkiye-iran-ve-yeni-jeopolitik-duzenin-insasi-7847</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ibrahim-anlasmalari-ve-ortadogunun-yeniden-yapilanmasi-turkiye-iran-ve-yeni-jeopolitik-duzenin-insasi-7847</guid>
                <description><![CDATA[İbrahim Anlaşmaları ve Ortadoğu’nun Yeniden Yapılanması: Türkiye, İran ve Yeni Jeopolitik Düzenin İnşası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İbrahim Anlaşmaları ve Ortadoğu’nun Yeniden Yapılanması: Türkiye, İran ve Yeni Jeopolitik Düzenin İnşası</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Özet</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) İran'a yönelik baskı politikaları, yalnızca İran'ın nükleer programı ve bölgesel güvenlik endişeleri bağlamında değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun jeopolitik manzarasını yeniden yapılandırmayı amaçlayan daha geniş çabaların bir parçası olarak da değerlendirilmelidir. İsrail merkezli ve büyük ölçüde Donald Trump başkanlığı döneminde şekillenen "İbrahim Anlaşmaları" olarak bilinen normalleşme süreci, İran'ı çevrelemeyi ve bölgesel ittifakları yeniden tanımlamayı amaçlayan daha geniş bir jeopolitik stratejinin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Bu bağlamda, ABD yönetiminin İran ile olası bir anlaşmayı, Türkiye de dahil olmak üzere bazı bölgesel aktörlerin İbrahim Anlaşmalarına benzeyen bir güvenlik ve normalleşme çerçevesine yaklaşma istekliliğiyle ilişkilendirdiğine dair son göstergeler, yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturma girişimlerinin devam ettiğini göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black"><img alt="İbrahim Anlaşmaları ve Ortadoğu’nun Yeniden Yapılanması: Türkiye, İran ve Yeni Jeopolitik Düzenin İnşası" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2013_33_28.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Anahtar Kelimeler: ABD, Türkiye, İran, İbrahim Anlaşmaları, Orta Doğu Güvenlik Mimarisi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Giriş</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra uluslararası sistem uzun süre Amerika Birleşik Devletleri’nin liderliğinde tek kutuplu bir yapıya sahip olarak değerlendirilmiştir. Ancak son yıllarda Çin’in yükselişi, Rusya’nın yeniden güç projeksiyonu geliştirmesi, Hindistan’ın küresel aktör olarak öne çıkması, Körfez ülkelerinin stratejik özerklik arayışları ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin artan etkinliği, uluslararası sistemin giderek çok kutuplu bir karakter kazandığı yönündeki tartışmaları güçlendirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu dönüşüm yalnızca küresel güç dağılımını değil, bölgesel güvenlik mimarilerini de yeniden şekillendirmektedir. Özellikle Ortadoğu, küresel güç rekabetinin en yoğun hissedildiği alanlardan biri hâline gelmiştir. Enerji kaynakları, ticaret koridorları, deniz ulaşım hatları ve stratejik boğazlar üzerindeki rekabet, bölgesel güvenlik düzenlemelerini küresel jeopolitiğin ayrılmaz bir parçası durumuna getirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu bağlamda İbrahim Anlaşmaları yalnızca İsrail ile bazı Arap devletleri arasındaki diplomatik normalleşme süreci olarak değerlendirilmemelidir. Süreç aynı zamanda ABD'nin değişen uluslararası sistem koşullarında Ortadoğu’daki nüfuzunu koruma, İsrail merkezli güvenlik mimarisini kurumsallaştırma ve yükselen Avrasya eksenli güç merkezlerini dengeleme girişimlerinden biri olarak görülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dolayısıyla İbrahim Anlaşmaları, klasik anlamda bir barış projesinden ziyade, çok kutuplu dünya düzenine geçiş sürecinde şekillenen yeni bölgesel güvenlik mimarisinin kurucu unsurlarından biri olarak analiz edilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu süreçte Türkiye’nin olası bir bölgesel normalleşme mimarisi içerisine dâhil edilmesi yönündeki tartışmalar, yalnızca Türkiye–İsrail ilişkileriyle sınırlı değildir. Konu aynı zamanda NATO dengeleri, Türk Devletleri Teşkilatı, enerji güvenliği, İran’ın çevrelenmesi ve Avrasya jeopolitiğiyle doğrudan ilişkilidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">1. İbrahim Anlaşmaları ve Temel Maddeleri</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2020 yılında ABD öncülüğünde başlatılan İbrahim Anlaşmaları süreci, Ortadoğu’da uzun yıllardır devam eden Arap–İsrail çatışma paradigmasını dönüştürmeye yönelik önemli bir diplomatik girişim olarak ortaya çıkmıştır. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Fas ve Sudan arasında diplomatik ilişkilerin normalleşmesini sağlayan bu süreç,[1] klasik anlamda yalnızca bir “barış girişimi” olarak değerlendirilmemektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD açısından söz konusu anlaşmalar;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İran’ın bölgesel etkisinin sınırlandırılması,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İsrail’in güvenlik çevresinin genişletilmesi,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Körfez–Doğu Akdeniz enerji ekseninin oluşturulması,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin’in Kuşak-Yol girişimine alternatif koridorlar geliştirilmesi,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Rusya’nın Ortadoğu’daki stratejik nüfuzunun dengelenmesi amaçlarını içeren çok boyutlu jeopolitik projeler olarak değerlendirilmektedir.[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Genel hatları ile İbrahim Anlaşmalarının ana başlıkları:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1. Diplomatik normalleşme; barış, diplomatik ilişkiler ve tam normalleşme.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2. Egemenlik ve barış içinde yaşama ilkesi; BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde birbirlerinin egemenliğine, güvenliğine ve barış içinde yaşama hakkına saygı gösterme.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">3. Terörizm ve düşmanca faaliyetlerin engellenmesi; tarafların kendi topraklarından diğer tarafa karşı terörist veya düşmanca faaliyetlere izin vermemesi ve desteklememesi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">4. Ekonomi, ticaret ve yatırım iş birliği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">5. Sivil havacılık ve doğrudan uçuşlar; düzenli doğrudan uçuşlarının kurulması, hava koridorlarının açılması ve vize/konsolosluk kolaylıkları sağlanması.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">6. Turizm, kültür ve halklar arası temas.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">8. Bilim, teknoloji, sağlık ve uzay iş birliği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">9. Enerji, çevre, su ve gıda güvenliği.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">10. Denizcilik ve liman erişimi, denizcilik alanında düzenlemeler yapılması.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">11. Bölgesel stratejik gündem; ABD öncülüğünde Ortadoğu’da yeni bölgesel güvenlik, ticaret ve istikrar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">12. Filistin meselesi; taraflar, İsrail–Filistin çatışmasına “adil, kapsamlı, gerçekçi ve kalıcı” çözüm arayışı. Ancak Filistin meselesinden ziyade İsrail’in Arap dünyasıyla normalleşme.[3] [4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">2. İbrahim Anlaşmaları’nın Stratejik Arka Planı</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İbrahim Anlaşmaları, resmi olarak İsrail ile bazı Arap devletleri arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesini amaçlamıştır. Ancak stratejik düzlemde süreç, ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir güvenlik mimarisi oluşturma çabasının parçası olarak algılanmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İbrahim Anlaşmaları ile İsrail’in bölgesel yalnızlığını kırmak, Körfez merkezli Arap devletlerini İsrail’le ekonomik ve güvenlik temelli ilişkiye sokmak ve İran’a karşı dolaylı bir bölgesel denge hattı inşa edilmek istenildiği görülmektedir. Bu nedenle anlaşmalar İsrail’i yalnızca diplomatik tanıma belgeleri değil; ticaret, teknoloji, güvenlik, enerji ve bölgesel jeopolitik alanlarında yeni bir bloklaşma zemini üretmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Anlaşmaların temel stratejik boyutları şunlardır:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">2.1. İsrail’in Bölgesel Meşruiyetinin Güçlendirilmesi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İsrail, Gazze’ye başlattığı 7 Ekim saldırılarının ardından uluslararası alanda kademeli bir şekilde artış gösteren ciddi bir izolasyon sürecine girmiştir.[5] ABD İsrail’in neredeyse kurulduğu 1948’den itibaren yıllardır yaşadığı bölgesel izolasyonla birlikte artan bu durumun azaltmasını hedeflemektedir. Bu doğrultuda ABD’nin girişimleri ve öncülüğünde Körfez ülkeleriyle kurulan yeni ilişkiler ile İsrail’in yalnızca askeri değil ekonomik ve diplomatik entegrasyonunun hızlandırılması planlanmaktadır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İsrail'in bölgesel meşruiyet arayışında Türkiye özel bir yere sahiptir. NATO üyesi olması, Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, enerji ve ticaret koridorları üzerindeki etkisi ve İslam dünyasındaki diplomatik ağırlığı nedeniyle Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin niteliği, bölgesel güvenlik mimarisinin şekillenmesinde önemli değişkenlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle ABD ve İsrail açısından Türkiye ile ilişkilerin belirli ölçüde istikrarlı tutulması önem arz etmektedir ve İsrail'in bölgesel entegrasyon sürecini destekleyen unsurlar arasında görülmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">2.2. İran’ın Çevrelenmesi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD açısından İran;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hizbullah, Hamas, Husiler, Haşdi Şaabi ve Şii milis ağları gibi vekil güçler aracılığıyla bölgesel nüfuz oluşturan başlıca aktörlerden biri olarak değerlendirilmektedir.[6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Körfez ülkeleri ile İsrail arasında kurulan yakınlaşma, İran’ın bölgesel hareket alanını sınırlandırmayı hedefleyen bir güvenlik ekseni olarak görülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">2.3. Çin ve Rusya’nın Dengelenmesi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin’in Kuşak-Yol Projesi ve Rusya’nın Suriye merkezli Ortadoğu stratejisi, ABD açısından uzun vadeli jeopolitik tehdit olarak algılandığı görülmektedir. Bu nedenle:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hindistan–Ortadoğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC),</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Körfez–Doğu Akdeniz enerji hatları,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İsrail merkezli lojistik entegrasyon projeleri gibi alternatif planlar ile ABD, yeni küresel rekabet stratejileri ile[7] güçlü bir şekilde sahada etkisini sürdürmek istediği anlaşılmaktadır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">2.4. İran–ABD Gerilimleri </span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İran ile ABD arasındaki kriz yalnızca nükleer faaliyetler üzerinden okunmamaktadır. İran meselesi aynı zamanda bölgesel güç dengesi ve İsrail’in güvenliği bağlamında ele alınmaktadır.[8]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde ABD’nin İran’a yönelik maksimum baskı politikası, ekonomik yaptırımlar, Devrim Muhafızları’na yönelik terör örgütü tanımlaması, İran lider kadrolarına yönelik operasyonların[9][10] İran’ın bölgesel kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan hedefler olduğu muhakkaktır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu çerçeveden hareketle İbrahim Anlaşmaları’nın temel işlevlerinden biri de İran’a karşı dolaylı bölgesel denge oluşturulmasıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD’nin stratejik yaklaşımı özetle şu şekilde okunabilir:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">“İsrail’in güvenliği sağlanmadan İran’la kalıcı uzlaşı mümkün değildir.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dolayısıyla ABD tarafından 28 Şubat 2026 günü İsrail ile birlikte İran’a karşı başlatılan ve 8 Nisan 2026 gününe kadar devam eden savaşın ardından halen dolaylı/doğrudan İran’la yürütülen müzakerelerin odak noktası, kuşkusuz ki İsrail merkezli bölgesel normalleşme girişimleri ile birbirinden bağımsız süreçler değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">3. Türkiye’nin Sürece Dâhil Edilme Tartışmaları</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin konum ve kapasite itibariyle sıradan bir Ortadoğu ülkesi olmadığı muhakkaktır. Birçok küresel etkinliği olan ülkeler gibi ABD açısından da çok katmanlı jeopolitik bölgesel bir güç olarak değerlendirildiği bilinmektedir.[11] </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin öneminin temel nedenleri şunlardır:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">NATO üyeliği,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Karadeniz–Kafkasya–Ortadoğu güzergahında geçiş merkezi olması,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Enerji koridorları üzerindeki konumu,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı üzerindeki etkisi,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Askeri sanayi kapasitesi,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Doğu Akdeniz’deki stratejik rolü.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">3.1. İran’ın Kuzeyden Dengelenmesi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin İran’la uzun kara sınırına sahip olması ve Güney Kafkasya üzerindeki etkisi, Türkiye’yi ABD açısından kritik aktör hâline getirmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İran’ın ABD ile gerilimli bir süreç yaşadığı günümüz şartlarında Hürmüz Boğazı’nın hemen karşısında ABD donanmaları konuşlanmış durumdayken küresel pazarlara ve temel ihtiyaçlarına erişiminde kara yollarının artık “hayatta kalma” stratejisinin bir parçası olduğun muhakkaktır. Afganistan ve Pakistan rotalarının yanı sıra, Türkiye üzerinden geçen ticaret yolları da İran ekonomisinin nefes alması için çok önemlidir.[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye-İran sınır hattının Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri açısından yeni bir test sahasına dönüşebileceği kuvvetle muhtemel görülmektedir. İran’ın “kara üzerinden dünyaya açılan kapı” stratejisi, sınır komşusu olduğu ülkelerinde de dahil olduğu sahaları güç mücadelesinin sessiz ama en kritik hatları durumuna getirmiştir ki ilerleyen zamanda bölgesel diplomasi trafiğini yoğunlaşması beklenmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">3.2. Enerji ve Ticaret Koridorları</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye ve Irak Kalkınma Yolu,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD ve Hindistan destekli IMEC, </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin-İran Demiryolu,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin'in Batı'ya açılan kapısı Orta Koridor (Kuşak Yol Projeleri),</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Doğu Akdeniz enerji taşımacılığı (Eastmed Boru Hattı),</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Basra Körfezi merkezli lojistik ağlar ve projeler</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Gibi birçok enerji ve lojistik rotaları görülmektedir. Her bir proje, sadece bir lojistik rota değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve askeri bir vizyonu temsil etmektedir ve dünyanın rekabet dengesini değiştirmektedir.[13] En önemlisi de kuşkusuz bir şekilde bu projelerde Türkiye, doğal transit merkezi olarak görülmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak bu süreçte Çin'in Kuşak-Yol Projesi ile IMEC arasında büyük bir rekabetin yaşandığı ve bu konunun bugün ABD, AB, Çin ve Hindistan arasında yoğun şekilde tartışılmakta olduğu da unutulmamalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">3.3. Türk Devletleri Teşkilatı Boyutu</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı üzerindeki etkisi, Türkistan/Orta Asya enerji yolları ve Hazar geçişli ticaret ağları nedeniyle ABD açısından stratejik önem taşımaktadır; çünkü Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Türkistan/Orta Asya ile kurduğu bağlantı, yalnızca kültürel bir entegrasyon girişimi değil; aynı zamanda Avrasya enerji ve ticaret yollarının geleceğini etkileyebilecek jeopolitik kapasite üretmektedir. Bu durum ABD başta olmak üzer küresel güç merkezleri açısından Türkiye, vazgeçilemez, gözden çıkartılamaz ülke konumunu korumaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Buradan hareketle ABD, İran’ın Türkistan/Orta Asya–Kafkasya hattındaki etkisini sınırlandırmak için Türkiye merkezli alternatif jeopolitik eksenleri destekleme eğilimindedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">4. Türkiye Açısından Stratejik Riskler</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye açısından İbrahim Anlaşmaları, oldukça hassas sonuçlar doğurabilecek potansiyele sahiptir:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Gazze savaşları sonrası Türkiye kamuoyunda İsrail karşıtlığı ciddi ölçüde yükselmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin açık biçimde İsrail merkezli güvenlik eksenine dâhil olması iç politikada ciddi tartışmalara yol açabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye ile İran arasında enerji iş birliği, sınır güvenliği, Irak ve Suriye dengeleri, ticari ilişkiler ağı ve İran’daki yoğun Türk nüfusuna bağlı olarak gönül bağı bulunmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin doğrudan İran karşıtı blok görüntüsü vermesi, Türkiye’nin çok yönlü dış politika stratejisiyle çelişebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin Rusya ile enerji ilişkileri, Çin ile ticaret bağlantıları, Şanghay İşbirliği Örgütü çevresindeki diplomatik dengeleri dikkate alındığında, tamamen ABD merkezli güvenlik eksenine yönelmesi olası görünmemektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">5. Yeni Dünya Düzeni ve İbrahim Anlaşmaları</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2008 küresel mali krizi, ABD’nin neoliberal model içindeki yorgunluğunu ortaya çıkartmış ve çok kutuplu dünya arayışlarını hızlandırmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu eksende Ortadoğu’nun jeopolitik haritasının yeniden şekillendirilmesi maksadıyla uzun yıllardır <em>“düşman” </em>olarak görülen Arap-İsrail karşıtlığı yapısına köklü bir değişim ile son verilmesi maksadıyla, Trump-Netanyahu koordinasyonu projesinin devreye alındığı görülmektedir; çünkü yaşanan bütün Arap-İsrail savaşlarının ardından hiçbir kalıcı barış anlaşması imzalanmamışken[14] İbrahim Anlaşmaları ile İsrail lehine somut toprak, siyasi ve güvenlik kazanımlarının öne çıkartılmaya çalışıldığı görülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD'nin İbrahim Anlaşmalarını yalnızca Ortadoğu politikası değil, aynı zamanda yükselen çok kutuplu sisteme verdiği jeopolitik cevap olarak da değerlendirilmelidir ki tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçiş sürecinde İsrail’in güvenlik kaygılarının da giderilmek istenildiği anlaşılmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">6. Sonuç ve Genel Değerlendirme</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İbrahim Anlaşmaları etrafında şekillenen diplomatik süreçler, ilk bakışta İsrail ile bazı Arap devletleri arasındaki normalleşme girişimleri olarak görünmektedir. Ancak mevcut gelişmeler daha geniş bir perspektiften incelendiğinde, söz konusu sürecin çok kutuplu dünya düzenine geçiş döneminde ortaya çıkan yeni bölgesel güvenlik mimarisinin temel yapı taşlarından biri olduğu anlaşılmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD açısından mesele yalnızca İsrail’in güvenliğinin sağlanması veya İran’ın çevrelenmesi değildir. Aynı zamanda Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, Rusya’nın Ortadoğu ve Avrasya’daki etkisi, enerji ve ticaret koridorlarının kontrolü ile küresel güç dağılımındaki değişimin yönetilmesi söz konusudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu çerçevede Ortadoğu, artık yalnızca bölgesel aktörlerin mücadele alanı değil; ABD, Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye ve Körfez ülkeleri arasında şekillenen küresel jeopolitik rekabetin merkezlerinden biri hâline gelmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye ise sahip olduğu coğrafi konum, enerji geçiş hatları üzerindeki rolü, savunma sanayi kapasitesi, Türk Devletleri Teşkilatı içerisindeki liderlik potansiyeli ve NATO üyeliği sayesinde yeni güvenlik mimarisinin en kritik ülkelerinden biri olarak öne çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı temel stratejik mesele, herhangi bir blok içerisinde yer almak değil; çok kutuplu uluslararası sistemin sunduğu fırsatları değerlendirirken stratejik özerkliğini koruyabilmek olacaktır. Bu nedenle Ankara’nın dengeleyici, çok yönlü ve esnek diplomasi yaklaşımını sürdürmesi, yeni uluslararası sistemdeki konumunun belirlenmesinde temel unsur olmaya devam edecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Sonuç olarak İbrahim Anlaşmaları, yalnızca bir normalleşme süreci değil; 21. yüzyılın değişen güç dengeleri içerisinde şekillenen yeni bölgesel ve küresel düzen arayışlarının önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ, Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[1] U.S. Department of State, The Abraham Accords Declaration,15.0.2020 </span></span><a href="https://www.state.gov/the-abraham-accords" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.state.gov/the-abraham-accords</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[2] Hilmi Demir ve Emre Gürbüz, İbrahim Antlaşmaları Gerçekleşirse Ne Olur?, TEPAV, Temmuz 2025. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://tepav.s3.eu-west-1.amazonaws.com/upload/files/1753554513586-0.Ibrahim_Antlasmalar_Gerceklesirse_Ne_Olur.pdf (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[3] United Nations Treaty Collection, Abraham Accords Peace Agreement: Treaty of Peace, Diplomatic Relations and Full Normalization between the United Arab Emirates and the State of Israel, Washington, 15.09.2020. </span></span><a href="https://treaties.un.org/Pages/showDetails.aspx?objid=08000002805a7d1f&amp;clang=_en" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://treaties.un.org/Pages/showDetails.aspx?objid=08000002805a7d1f&amp;clang=_en</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[4]: U.S. Department of State, The Abraham Accords Declaration.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[5] Tuğçe Ersoy Ceylan, İsrail ve Uluslararası İzolasyon: Dışlanma Algısı Kamuoyunda Nasıl Karşılanıyor?, A.A. 01.10.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israil-ve-uluslararasi-izolasyon-dislanma-algisi-kamuoyunda-nasil-karsilaniyor/3704067" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israil-ve-uluslararasi-izolasyon-dislanma-algisi-kamuoyunda-nasil-karsilaniyor/3704067</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[6] Helin Sarı Ertem, ABD/İsrail-İran Çatışması Ekseninde Değişen Küresel Dengeler ve Amerikan Hegemonyasının Geleceği, ORSAM ABD/İsrail-İran Savaşı ve Bölgesel Yansımaları, at 2026, ss.11-14. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://orsam.org.tr/wp-content/uploads/2026/03/Dosya-No-12-ABDIsrail-Iran-Savasi-ve-Bolgesel-Yansimalari.pdf (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[7] Müslüm Basılgan, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi: Koridorlar Açısından Ekonomi Politik Bir Analiz, PEK, Dergi Park, C.: 9, S.: 3, ss. 1306–1337. 19.09.2025. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4538615 (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[8] Yeşim Demir, </span></span><a href="https://www.globalsavunma.com/kirilgan-denge-iran-israil-savasi-bolgesel-guc-mucadelesi-ve-kuresel-guvenlik" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">Kırılgan Denge: İran-İsrail Savaşı, Bölgesel Güç Mücadelesi ve Küresel Güvenlik</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">, Global Savunma, 22.02.2026. </span></span><a href="https://www.globalsavunma.com/kirilgan-denge-iran-israil-savasi-bolgesel-guc-mucadelesi-ve-kuresel-guvenlik" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.globalsavunma.com/kirilgan-denge-iran-israil-savasi-bolgesel-guc-mucadelesi-ve-kuresel-guvenlik</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 30.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[9] Feyzullah Tuna Aygün, ABD’nin Irak’taki Milis Stratejisinde Yeni Aşama: Lider Kadroların Hedef Alınması, ORSAM, 16.03.2026. </span></span><a href="https://orsam.org.tr/yayinlar/abdnin-iraktaki-milis-stratejisinde-yeni-asama-lider-kadrolarin-hedef-alinmasi/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://orsam.org.tr/yayinlar/abdnin-iraktaki-milis-stratejisinde-yeni-asama-lider-kadrolarin-hedef-alinmasi/</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 31.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[10] BBC News Türkçe, İran Devrim Muhafızları'nın 'Terör Örgütü' İlan Edilmesi Neden Gündemde?, 20.01.2023. </span></span><a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/cn0yp592p0go" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.bbc.com/turkce/articles/cn0yp592p0go</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 31.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[11] Mehmet Efe Biresselioğlu, NATO’nun Değişen Enerji Güvenliği Algısı: Türkiye’nin Olası Konumu, Uluslararası İlişkiler, C.: 9, S.: 34 (Yaz 2012), ss. 227-252. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.ir-journal.com/storage/media/3269/01HBS888XQ38JY6X7T15JR4HBS.pdf (Erişim Tarihi: 31.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[12] ABNA 24, İran İçin Kritik Stratejik Hat: Türkiye Kara Sınırında “Nefes Borusu” Rolünde, 20.05.2026.&nbsp; </span></span><a href="https://tr.abna24.com/news/1816908/İran-İçin-Kritik-Stratejik-Hat-Türkiye-Kara-Sınırında-Nefes" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://tr.abna24.com/news/1816908/İran-İçin-Kritik-Stratejik-Hat-Türkiye-Kara-Sınırında-Nefes</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 31.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[13] Baran, Küresel Ticaretin Yeni Savaş Alanı: Koridorlar Rekabeti Dünyanın Dengesini Değiştiriyor, 04.07.2025. </span></span><a href="https://www.barandergisi.net/kuresel-ticaretin-yeni-savas-alani-koridorlar-rekabeti-dunyanin-dengesini-degistiriyor" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.barandergisi.net/kuresel-ticaretin-yeni-savas-alani-koridorlar-rekabeti-dunyanin-dengesini-degistiriyor</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 31.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[14] Gürsel Tokmakoğlu, Ortadoğu'da Dönüşüm: Görünen ile Gerçek Arasındaki Fark, İndependent Türkçe, 28.05.2026. https://www.indyturk.com/node/777723/türki̇yeden-sesler/ortadoğuda-dönüşüm-görünen-ile-gerçek-arasındaki-fark (Erişim Tarihi: 31.05.2026)</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 16:45:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATINA YÖN VERECEK KÜÇÜK BİR ÇALIŞMA</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayatina-yon-verecek-kucuk-bir-calisma-7846</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayatina-yon-verecek-kucuk-bir-calisma-7846</guid>
                <description><![CDATA[HAYATINA YÖN VERECEK KÜÇÜK BİR ÇALIŞMA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATINA YÖN VERECEK KÜÇÜK BİR ÇALIŞMA&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgili okuyucularım,</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2011 yılından bu yana sürdürdüğüm Yaşam ve Eğitim Koçluğu yolculuğunda, danışanlarımla zaman zaman kullandığım küçük ama etkili bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu form; insanın kendisini tanımasına, hedeflerini netleştirmesine, değerlerini fark etmesine ve hayatına yön vermesine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendinize karşı dürüst olun, düşünün, yazın ve saklayın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şifaya, farkındalığa ve güzel başlangıçlara vesile olması dileğiyle...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATINI PLANLAMA FORMU</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Kendine dürüst ol, yaz ve sakla)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BEN KİMİM?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Kendimi 3 kelimeyle anlatıyorum:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• En çok ne yaparken mutlu oluyorum?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Gücümün farkında olduğum bir an:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NE İSTİYORUM?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Hayalimdeki meslek ya da hayat tarzı:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Bu hayalime ulaştığımda nasıl bir insan olmak istiyorum?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NASIL ULAŞABİLİRİM?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Bu yıl öğrenmek veya geliştirmek istediğim 3 şey:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Bu hafta bu hayalim için atacağım küçük bir adım:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Kendime sık sık hatırlatmam gereken cümle:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KİMLERLE YÜRÜYORUM?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Beni olumlu etkileyen 3 kişi (arkadaş, aile, öğretmen vb.):</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Uzak durmam gereken bir alışkanlık ya da ortam:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MANEVİ DAYANAĞIM NE?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Beni sakinleştiren ve güç veren 3 şey:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">• Sabah uyandığımda veya gece yatarken içimden geçirdiğim dua/niyet:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BENİ YÖNLENDİREN 3 DEĞERİM</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Örn: dürüstlük, saygı, cesaret, sadakat, merhamet, özgürlük...)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Not: Bu form sadece senin içindir. Kimseye göstermek zorunda değilsin. Ancak her ay bir kez dönüp yeniden gözden geçirmen, nereden nereye geldiğini fark etmene ve hayatının akışındaki yolunu daha bilinçli çizmeye &nbsp;yardımcı olacaktır inşallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hidayet ŞİŞKİN</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşam ve Eğitim&nbsp; Koçu</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 08:01:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY&#039;DA ATAN TEK YÜREK !   ĞADİR HUM BAYRAMI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayda-atan-tek-yurek-gadir-hum-bayrami-7845</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayda-atan-tek-yurek-gadir-hum-bayrami-7845</guid>
                <description><![CDATA[HATAY'DA ATAN TEK YÜREK !   ĞADİR HUM BAYRAMI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY'DA ATAN TEK YÜREK !&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ĞADİR HUM BAYRAMI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ğadir Hum, hakikatin, adaletin, eşitliğin ve kardeşliğin simgesidir. “Ben kimin mevlasıysam, Ali de onun mevlasıdır” sözüyle, hakkın ve liyakatin her türlü ayrımdan üstün olduğu ilan edilmiştir. Bu, vicdanın, dostluğun ve emanete sahip çıkmanın bayramıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu ışık, gereken yere çoktan ulaşmıştır. Ğadir Hum’un ışığı, halklar arasında barışı ve dayanışmayı büyütmüştür. Biz bugün o ışığın etkisinde, onun büyüsündeyiz. Ve bu birliktelik en güçlü şekilde Hatay’da hayat bulur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’da bu bayram, birliğin en sahici halidir. Bayram günü geldiğinde esnaf “bugün komşunun günü” diyerek kepenk indirir. Ocaklarda geleneksel *hırisi* kazanları kaynar, *aşure* kazanları birlik için karılır. Alevi ocaklarında pişen lokmalar, Sünni komşuların eliyle dağıtılır. Kiliselerin kapıları ardına kadar açılır, camilerle cemevleriyle birlikte kutlamalara ev sahipliği yapılır. Hristiyan komşularımızdan “bayramınız mübarek olsun” temennileri yükselir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bayramda makam, mevki fark etmez. Valisinden belediye başkanına, esnafından öğrencisine kadar herkes sokaktadır. Her insan birbirini kutlar, hal hatır sorar. Çünkü Hatay’da bu bayram, sadece bir inancın değil, topyekûn bir dayanışmanın adıdır. İbadethaneler bir araya gelir, dualar barış için birleşir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesele yalnızca bir günü idrak etmek değildir. Mesele, komşusu darda olanın elinden tutmaktır. Sevinci bölüşerek çoğaltmak, kederi paylaşarak azaltmaktır. Hatay bu kültürü yüzyıllardır yaşatmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ğadir Hum’da verilen söz, tüm insanlığa verilmiştir: Haksızlık karşısında susmamak, mazlumun yanında durmak, adaletin ve hakkın hatırını gözetmek. O gün uzatılan el, bugün de birbirimizi ayakta tutmak için vardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bayram vesilesiyle ortak sorumluluğumuzu hatırlayalım. Gönül kapılarımızı ve sofralarımızı açık tutalım. Valisinden vatandaşına kadar tek yürek olan Hatay’daki bu kardeşlik iklimi, tüm ülkeye örnek teşkil etsin. Çünkü biz, birbirimize emanetiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp;Ğadir Hum Bayramımız mübarek olsun. Hanelerimize bereket, yüreklerimize birlik, yarınlarımıza kardeşlik hâkim olsun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam ve Dua ile</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 07:57:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇEVRE TEMİZLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞI</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cevre-temizligi-ve-insan-sagligi-7844</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cevre-temizligi-ve-insan-sagligi-7844</guid>
                <description><![CDATA[ÇEVRE TEMİZLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇEVRE TEMİZLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda: “Biz yeryüzünü bir döşek yaptık. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağları denge için birer direk kıldık. Sizleri birbirinize eş olarak yarattık. Uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de bir örtü kıldık. Gündüzü bir geçim vakti kıldık. Üstünüze yedi kat Semayı inşâ ettik. Oraya ışık saçan bir kandil (Güneş) astık. Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl su indirdik. Onunla taneler, otlar ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler bitirelim diye)” (Nebe suresi: 6-16) buyurduğu gibi insanların da içinde bulunduğu Arz ve Sema ile ikisi arasında yer alan bütün canlı ve cansız varlıklar çevreyi oluşturur. Bu bağlamda Allahın yarattığı ve insanın ilişkili olan herşey; teneffüs ettiği hava, içtiği ve kullandığı su, üzerinde yaşadığı ve her türlü ürünü yetiştirdiği yeryüzü, Uzay, Güneş, Ay ve Yıldızlar, bitkiler, hayvanlar ve diğer canlı ve cansız varlıklar… Hepsi Çevre’dir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarihe bakarsanız insanlar hep havası temiz, suyu temiz, toprağı temiz, yeşili ve ağaçları bol olan temiz ve bereketli yerlere yerleşmişler ve oralarda medeniyet kurmuşlar. Neden? Çünkü, havanın, suyun ve toprağın ve çevrenin temiz olması insan sağlığı, insan huzuru açısından çok önemli de ondan. Ama ne yazık ki, insanlar Allahın tertemiz olarak yarattığı ve bizlere emanet ettiği Arz ve Semayı, Suyu ve Havayı, Toprağı ve diger nimetleri zamanla kirleterek hem tabii güzelliğini bozdular hem de bize olan faydalarını yok ettiler. Daha kötüsü; zararlı hale getirdiler. Birçok yerde hava kirli ve zehirli, toprak kirli ve zehirli, sular kirli, mikroplu ve zehirli!... Bu olumsuzluklardan dolayı birçok felaket yaşayan insanlar rahatsız, huzursuz ve endişeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz insanlar doyumsuz istek ve arzularımızın peşinde giderek gösterişli ve görkemli, çılgın bir hayat uğruna çevremizi ve çevremizdeki varlıkları ve nimetleri hem kirlettik, hem de israfça, hor ve ölçüsüz kullandık.. Gösterişli ve görkemli yaşantıları elde ettikçe medeni olduğumuzu zannettik, sevindik. gururlandık ve övündük. Ama çevreye yaptığımız tahribatlar nedeniyle başımıza gelen çeşitli felaketleri,hastalıkları, acıları umursamadık veya görmezden geldik. Tıpkı sigara içenlerin ve uyuşturucu kullananların keyiflenirken kendilerini bekleyen Akciğer kanseri hastalığı tehlikesini umursamadıkları veya görmezden geldikleri gibi.. “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları kötülükler nedeniyle karada ve denizde kötülükler/felaketler meydana gelir. Belki hatalarından dönerler diye Allah, onların bir ksımını onlara tattırır/yaşatır.” (Rum:41)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bugüne gelindiğinde gördük ki, yaşadığımız ölçüsüz hayat ile yaptığımız çevresel tahribat ve çevresel kirlilik en başta bizlerin sağlığını bozdu ve birçok felaketi de beraberinde getirdi. Tıpkı, bu günlerde tüm dünya insanlarının yaşadığı ve kurtulmak için mücadele ettiği Kanser, Coronavirüs ve diğer salgın hastalıklar gibi. Öyle değil mi?.. İşte bütün bu olumsuzluklar göstermektedir ki; çevreyle olan ilişkilerimizde Allahın koyduğu ölçüyü ve sınırı aşıyoruz. Bu da başta ağır salgın hastalıklar olmak üzere sayısız felaketler olarak bizlere geri dönüyor. Uğradığımız felaketleri geçici tedbirlerle ve geçici tedavilerle bertaraf etmeye çalışıyoruz. Yani günü kurtarmaya çalışıyoruz. Ve bunun için haddinden fazla paralar ve servetler ödüyoruz, canlar kaybediyoruz. Ama Rabbimizi dinleyip aklımızı, imanımızı ve bilgiyi kullanıp hiç kendimizi sorgulayıp, nefis muhasebesi yapıp, yaptığımız hatalardan ve ölçüsüzlüklerden, aşırılıklardan vazgeçmiyoruz. Temiz ve ölçülü yaşamıyoruz. Çevremizi ve çevremizdeki nimetleri temiz ve ölçülü kullanmıyoruz. Her yıl Haziran ayının ilk haftasını (5 Haziran) “Dünya Çevre Günü” olarak ilan ediyoruz ve çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. Çevrenin önemini anlatıyoruz. Küresel ısınmanın, Çevre ve Hava kirliliğinin, Su kirliliğinin getireceği zararları ve felaketleri anlatıyoruz. Ama bütün bunları bir kutlamadan öteye geçiremiyoruz. Ve yine çvreyi ve havayı kirletmeye ve ölçüyü bozmaya devam ediyoruz. Çevre kirliliği ve çevre tahribatı nedeniyle yaşanan sıkıntıları ve felaketleri yaşamaya yine devam ediyoruz. Öyle değil mi?.. Sevgili dostlar, şunu iyi bilelim ki; Eğer çevre kirli ise, sular kirli ise, hava kirli ise, toplum kirli ise insan istediği kadar: “Ben temizim.” desin. Aslında o da kirlidir, ama bunun farkında değildir. O kişi bilmelidir ki; içinde yaşadığı o kirli çevre, o kirli toplum bir gün onu da kirletir ve sağlığını bozar, hasta eder ve yok eder. Tarihe bakarsanız geçmişte pek çok toplum ve kavim böyle helâk olmuştur, yok olmuştur. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Yiyin için, fakat israf etmeyin.Muhakkak Allah israf edenleri sevmez.” (Âraf 31) buyurduğu gibi Allah israf edenleri ve haddi aşanları sevmez. Peygamberimiz Hz.Muhammed de bir hadisinde şöyle buyurur: “Bir dere kenarında abdest alıyor olsanız dahi suyu israf etmeyin!” Bu nedenle sevgili dostlar! Rabbimiz Allahın bizlere tertemiz olarak emanet ettiği bu evreni, bu dünyayı, arz ve semayı ve diğer nimetleri </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rabbimizin emri doğrultusunda aşırıya ve gösterişe gitmeden ölçülü ve temiz kullanmalıyız ki, hayatımız/ ömrümüz temiz, sağlıklı, huzurlu ve feyizli bir hayat olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:58:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YASÎN-İ ŞERÎF OKUMAK</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yasin-i-serif-okumak-7843</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yasin-i-serif-okumak-7843</guid>
                <description><![CDATA[YASÎN-İ ŞERÎF OKUMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YASÎN-İ ŞERÎF OKUMAK</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Yanında Yasîn-i şerîf okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder ve doymuş olarak kabre girer). Yâni, cân vermenin hâsıl edeceği susuzluğu duymaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yasîn sûre-i şerîfesi, kıyâmette olan şeyleri, dünyanın geçici olduğunu, Cennet nîmetlerini ve Cehennemdeki azapları bildirdiğinden, hasta yanında okununca, îmân ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. (Ra’d) sûresini okumak, rûhun çıkmasını kolaylaştırır. İnsan ölü̈nce, Hanefîde necs olur. Kur’ân-ı kerîm, yanında değil, karşısında ve sessiz okunabilir. Diğer üç mezhebe göre necs olmaz. Kur’ân-ı kerîmi, ölülerde işitir ve faydalanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cenâze taşıyanların, kabir ziyâret edenlerin, maddî bir karşılık dü̈şünmeyerek, Kur’ân-ı kerîmden bir parçayı, Allah rızâsı için okuyarak, sevâbını meyyitin rûhuna hediyye etmeleri sü̈nnetdir. Ölü̈m hâlinde su içirmek sünnetdir. İhtiyâcı görülürse vâcib olur. İçince ferahladığı görülürse vâcibliği artar. O anda şeytan, sâf su gösterip, senden başka mâbûdum yoktur dersen, sana içiririm dediği, hadîs-i şerîflerde bildirilmişdir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yasîn sûre-i şerîfesini okumanın on fâidesi vardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Aç olan, tok olur. Ya’nî, ummadığı yerden rızk gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2- Susuz olan, kanıncıya kadar su bulur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3- Elbisesi olmayan, elbise bulur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4- Eceli gelmeyen hasta şifâ bulur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5- Eceli gelen hasta ölüm acısı duymaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6- Ölürken, Cennet melekleri gelip, görünür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7- İnsan korktuğundan emîn olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8- Mïsâfir ve garip yardımcı bulur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9- Bekârların evlenmesi kolay olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">10- Kaybolan şey bulunur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat bunlara niyet ederek ve inanarak okumak lâzımdır. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Ölüm hastası yanında, bir sûre okununca, her harfi için bir melek gelip, rûhun kolay çıkmasına duâ eder. Yıkanırken yanında bulunurlar. Cenâzesi ile birlikte giderler. Namazında bulunurlar. Gömülürken bulunurlar. Hep duâ ederler.)&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Müslüman bir hasta yanında Yasîn-i şerîf okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. Suya doymuş olarak rûh teslîm eder. Doymuş olarak kabre girer. Suya ihtiyâcı olmaz.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tam İlmihâl</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Seâdet-i Ebediyye&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(S: 990-991)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:56:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FRENİ PATLAYAN ÖFKE</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/freni-patlayan-ofke-7842</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/freni-patlayan-ofke-7842</guid>
                <description><![CDATA[FRENİ PATLAYAN ÖFKE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">FRENİ PATLAYAN ÖFKE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoğu kişi sanıyor ki bu hayatta en zor şey affetmek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birini, bir hatayı, bir ihaneti affetmek… Hayır. Asıl mesele o değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl mesele kendini affetmek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfke içinde kendi kontrol edilemez, dizginlenemez duygularla yaşamak insanı içten içe bitirir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yumruk sıkılır, dişler kenetlenir, kalp göğüs kafesine sığmaz olur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Patlayacak yer ararız. Bağırsak, kırsak, döksek rahatlarız sanırız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama öfke öyle bir at ki, dizgini bıraktın mı dosdoğru kayalara çeker.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her gün trafikte şahit oluyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurallar belli, cezalar yüklü, kameralar her yerde.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine de kırmızı ışık dinleyen yok. Sinyal vermeden makas atan, korna çalınca arabadan inip kavga eden dolu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ceza kesiliyor, ehliyet gidiyor, umurlarında değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü mesele kural değil, mesele öfkenin dizginini tutamamak. Sabrı zorlayan bir selektör, bir sıkışma, bir anda kavgaya dönüşüyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Direksiyondaki o öfke, eve de taşınıyor, işe de, hayata da.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü öfkenin en çok yaktığı yer karşı taraf değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın ta kendisi. Gece yastığa baş koyulunca kavga bitmez.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabaha kadar içerde mahkeme kurulur. Suçlu da aynı, hâkim de aynı, cellat da aynı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elinde tuttuğun kor parçası o. Fırlatacağım diye sıktıkça avucun yanar. Bırakmadığın sürece o kor seni tüketir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dizginleyemediğin her duygu, içeride bir yere çivi gibi çakılır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra o çivilerin üstüne basa basa yürümeye kalkarsın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her adım kanar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her adım yorar. Dışarıya gülersin ama içerde yangın büyür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Trafikte birine yol vermemek için gaza basan adam, aslında kendi içindeki yangına benzin döküyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O an kazandı sanıyor ama kaybettiği kendi huzuru.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki nasıl bırakılır bu yük?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bağırarak değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dövüşerek değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En büyük kavga bazen susup kendini dinlemek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendine zarar verip duran o benliğe dönüp “Yeter” demek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıllardır kafese kapatılmış o parçanı serbest bırakmayı öğrenmek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zinciri kır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü o benlik özgür kalmadan, kimse özgür kalamaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkeyi dizginlemek zayıflık değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl güç, fırtınanın tam ortasında durup “Ben seçiyorum” diyebilmek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kontrolü başkasının eline vermemek. Atılan her taşa karşılık vermek zorunda değilsin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen en sert tokat, arkanı dönüp yürümek. Trafikte de öyle.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sana yol vermeyene inatla tampona yapışmak değil, bir frene basıp nefes almak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cezalar caydırmıyor çünkü öfke cezadan büyük sanılıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa en büyük ceza, insanın kendi içinde yandığı ateş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini affet. O geçmişteki hatanla, o söylediğin sözle, o yapamadığın şeyle barış.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini kemiren insan, etrafa da zehir saçar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce içerdeki yangını söndür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak o zaman dışarıya nefes olursun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dizgin senin elinde.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bırakırsan seni parçalar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sıkı tutarsan seni menzile taşır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En zor savaş başkalarıyla olan değil. Kendine zarar verip duran o benliği serbest bırakmayı öğrendiğin gün kazanılır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O gün zincir kırılır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O gün gerçekten özgürsün.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE KANUN</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hukukun-ustunlugu-ve-kanun-7841</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hukukun-ustunlugu-ve-kanun-7841</guid>
                <description><![CDATA[HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE KANUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE KANUN</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanları bir arada ve tek idealde toplamak; onları adalet, hakkaniyet ve eşitlik konusunda tatmin olmuş duygusuna sahip olmalarını sağlamakla mümkündür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Adalet duygusu canlılarla birlikte var olmuş, hatta ezeli ve ebedidir. Evrensel hukuk kuralları, sonradan yapılan ve belli bir zaman sınırında geçerli olan kanunlardan, evrensel ve evvelden ezele kadar geçerli olmasıyla ayrılı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adalet, hukuk kurallarını kabul görmüş bir idarenin yani yargının uygulaması ve haklının lehine sonuçlandırılmasıdır. Bu aksiyon aynı zamanda haksızı da iyiye yönlendirmeyi başarma ideali de taşımalıdır. Bu, bebeklikten itibaren her bireye farkında olunduğunu sağlayan dokunuşu gerektirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir devlette adaleti sağlayacak kurum, yani yargı, kuvvetler ayrılığı prensibiyle bağımsızdır. Karar verirken millet adına karar verir. Zira hukuk kurallarının kaynağı halkın örf, adet, inanç ve toplumca kabul görmüş pozitif hayat tarzıdır. Yasama, zaten var olan toplumun içinde yaşayan hukuk kurallarını daha anlaşır ve uygulanabilir hale getirir. Yani idarenin talep ettiği, ülkeye zarar vereceği şüphesi olan ve kaynağını milletten, devlet ve millet arasındaki sözleşmelerden, uluslararası hukuk kurallarından almayan kanunlar ülke istikbalini tehlikeye düşürür ve hukuka uygun değildir. Bu durumda hukuk adamları karar verirken ayrıca kanunların hukuka uygunluğunu araştırma külfetine de katlanmak zorunda kalmaktadırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mahkemelerin karar vereceği hukuk kuralları; uluslararası hukuk kuralları, anayasalar,&nbsp; kanunlar, mahkeme içtihatları, (Daha önce verilmiş ve hukukçuların birleştiği mahkeme kararları) örf adet, inançlardır. Bunların tümünün geçerli olmadığı ve geçirgen olmadığı, üstünlük sırasının geçerli olmadığı hukuk kuralları adalete ve ülke birliğine hizmet etmez. Mesela senet, İslam hukuku kapsamında, Kuran’da şekli çizilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İngilizcede hem kanun ve hem de hukuk ‘law’ kelimesiyle tercüme edilse de law bizdeki kanunun karşılığıdır. “Jurisprudance” hukuk ilmi olarak kullanılır. Burada iki terim ön plana çıkmaktadır, ‘juristical’ ve ‘juristic’ bizdeki hukukun karşılığıdır. Legal kelimesi de, hem kanuna uygun ve hem de hukuka uygun anlamında kullanılır. ‘Juristic’ kelimesine baktığımızda ‘juri’ kelimesinden türediği ve çoğunluk görüşü anlamına da geldiği görülür. Bizdeki kanun, yada yasa kelimesi örf ve adet ve benzeri hukuk kurallarının kabul görmüş, anlaşılır metne dönüşmesi anlamına gelir. Hukuki, hiyerarşide uluslararası hukuk kuralları ve anayasadan sonra gelir. Mutlaka halkın içinde yaşayan hukuk kurallarından türemesi ve çoğunlukça kabul edilmiş olması onu ancak hukuk kuralı yapar. Yani çoğu kanun, hukuk ilkelerine aykırı olabilir ve bu durumda hakimler, diğer hukuk ilkelerine göre karar vermeyi benimserler ve kişisellik ilkesi gibi hukuk ilkeleri anayasalarda anılarak yargı adamlarına ufuk açarlar. Böylece yasama da kanun yaparken anayasaya ve dolayısıyla hukuk ilkelerine ters düşen kanun yapılmasının önünü kapatabilir. Kişisellik ilkesi anayasalarda geçmese bile kesin ve geçerli, hatta anayasadan daha üstün bir hukuk ilkesidir. Kimsenin, başka birinin fiilinden sorumlu utulamayacağı anlamına gelir. Halbuki bizim vergi kanunlarımız önemli ölçüde bu ilkeyi göz ardı etmiştir. Herkes birbirinin vergisinin casusu ve bekçisi gibidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ABD’de suçluluğun kararı, kanaat önderi vatandaşlardan oluşan jüriye aittir. Hakim, sadece suçun kanundaki cezai şartını açıklar. ABD’de kilise hukuku döneminde verilmiş kararlar dahi emsal olabilmektedir, yani kararlar ileri doğru kesintisiz uygulanır. Bizde, şehirlerde jüri oluşturacak kanaat önderlerini bulmak bir hayli zor. Bunun sebebi, hukuk ve zabıta kurumlarımız insanları suçlarla eşleştirip arşivleme üzerine programlanmış gibi…&nbsp; Jüriyi nasıl kuracağız? Jürinin satın alınamayacağından emin olabilir miyiz? İslam’a göre evlilik kararını yuvayı kuran iki kişi verir. Bizde ise kanunun verdiği yetkiyle belediye başkanının yetki verdiği evlendirme memuru, evlilik kararını verir ve ilan eder! İlan etmesi doğru, karar vermesi hukuka aykırıdır. Biz hukuk mantığından ne kadar uzaklaşmışız? Acaba toplum alt yapımızın eğitim yetersizliği ve bağımlılıktan ve geçim sıkıntısından kaynaklanan özgür karar verme yeteneğini toplumun kaybetmesi mi, bu sonucu doğurdu? Geçim sıkıntısı ve maddi kaygılar insanı köleleştirir. Doğruyu söyleme cesareti kölelerden çıkmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zam yapılacağında birçok ülkede referandum yapılır, bizde Anayasa yapmak ve değiştirmek sıradan olmuştur. &nbsp;Demek ki daha önce anayasa yapanlar hiçbir şey bilmiyorlarmış. Kendi kanaatini toplumun insanlık ömrü kadar uzun sürede oluşmuş ve hayat tercihleriyle oluşan hukuk kurallarından üstün tutmak ne ile izah edilebilir? Hukuka yakınlık kriterine başlangıçtan uyulsaydı, aynı kanunda değişiklik yapmaya veya yeni kanun yapmaya gerek kalmazdı. Bir ülkede çok sık kanun değişikliği ve kanun yapımı varsa o ülkenin hukuk ülkesi olduğundan şüphe duyulur. Halbuki gerçek hukuk ülkelerinde çok az kanun vardır ve çok az yeni kanun yapılır. Tarihin derinliğinde yapılmış olan anayasalar hala geçerlidir. Hatta bu, çoğu zaman, sadece yapılmış tarihi bir sözleşmeden ibarettir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Magna Karta veya Veda Hutbesi gibi… </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sağlık ve esenlikler. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">MEHMET HAŞMET KOLAĞASI&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 May 2026 16:54:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD’nin İran Krizi, İç Siyasal Kırılganlıklar ve Federal Birlik Tartışmaları Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abdnin-iran-krizi-ic-siyasal-kirilganliklar-ve-federal-birlik-tartismalari-uzerine-stratejik-bir-degerlendirme-7840</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abdnin-iran-krizi-ic-siyasal-kirilganliklar-ve-federal-birlik-tartismalari-uzerine-stratejik-bir-degerlendirme-7840</guid>
                <description><![CDATA[ABD’nin İran Krizi, İç Siyasal Kırılganlıklar ve Federal Birlik Tartışmaları Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD’nin İran Krizi, İç Siyasal Kırılganlıklar ve Federal Birlik Tartışmaları Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’ın nükleer programına yönelik baskı politikaları yalnızca Ortadoğu’daki güvenlik mimarisini değil, aynı zamanda Amerikan iç siyasetini, ekonomik sürdürülebilirliğini ve federal yapının dayanıklılığını da doğrudan etkilemektedir. Özellikle Donald Trump yönetiminin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının denetim altına alınmasına ilişkin talepleri ve İran’a yönelik askeri baskı politikaları, ABD içerisinde savaş yetkileri, ekonomik maliyetler, federal merkez–eyalet ilişkileri ve toplumsal kutuplaşma tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Amerika Birleşik Devletleri, İran, Federal Sistem, Çin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="ABD’nin İran Krizi, İç Siyasal Kırılganlıklar ve Federal Birlik Tartışmaları Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-29%20at%2013_24_51.jpeg" style="height:456px; width:582px" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>1. Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD dış politikasında İran meselesi uzun yıllardır ulusal güvenlik stratejisinin temel başlıklarından biri olmuştur. Washington yönetimi; İran’ın nükleer faaliyetlerini, Çin–Rusya–Kuzey Kore ekseninde gelişebilecek olası stratejik yakınlaşmalarla birlikte değerlendirerek bölgesel ve küresel güvenlik riski olarak görmektedir.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son dönemde Trump yönetiminin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması veya uluslararası denetim mekanizmaları yoluyla etkisiz hale getirilmesine yönelik talepleri, yalnızca uluslararası hukuk bağlamında değil; Amerikan iç siyasetinde de ciddi tartışmalar doğurmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu tartışmaların merkezinde;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kongre–Başkanlık ilişkileri,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">savaş yetkilerinin sınırları,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ekonomik maliyetler,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">toplumsal kutuplaşma,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">federal birlik tartışmaları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD açısından İran krizi artık yalnızca dış politika meselesi değil; aynı zamanda Amerikan siyasal sisteminin dayanıklılığını test eden çok katmanlı bir stratejik stres alanına dönüşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2. İran Krizi ve Başkanlık Yetkileri Tartışması</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Anayasası uyarınca savaş ilan etme yetkisi Kongre’ye ait olmakla birlikte, Amerikan başkanları tarihsel süreç içerisinde askeri operasyonlar konusunda geniş fiili yetkiler kullanmıştır. Özellikle 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı (War Powers Resolution) kapsamında başkana 60 güne kadar tanınan sınırlı askeri müdahale yetkisi, sonraki dönemlerde geniş yorumlanmıştır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri baskı politikaları sonrasında Senato’da bazı üyeler, yürütmenin savaş yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini savunmuştur.[3] Bu gelişme, Amerikan siyasal sistemindeki temel gerilim alanlarından biri olan yürütme–yasama dengesi tartışmasını yeniden gündeme taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran’a yönelik olası uzun süreli askeri operasyonların Amerikan kamuoyunda yeni bir “Irak Savaşı sendromu” oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler de dikkat çekmektedir.[4] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum yalnızca dış politika tartışması değil; aynı zamanda Amerikan siyasal meşruiyet krizinin derinleşmesi riski olarak değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>3. Ekonomik Kırılganlıklar, Kamu Borcu ve Dolar Tartışmaları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD ekonomisi küresel ölçekte hâlen dünyanın en büyük ekonomik gücü konumunda bulunmakla birlikte, son yıllarda federal kamu borcu, bütçe açıkları ve faiz yükleri önemli stratejik risk alanlarına dönüşmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kongre Bütçe Ofisi (Congressional Budget Office - CBO) verilerine göre federal kamu borcunun Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının önümüzdeki yıllarda yükselmeye devam edeceği öngörülmektedir.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran merkezli geniş çaplı bir bölgesel çatışma senaryosunda;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">savunma harcamalarının artması,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">enerji fiyatlarının yükselmesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">faiz yüklerinin büyümesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">küresel piyasalarda dalgalanmaların artması</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">yalnızca ABD’yi değil; Avrupa ekonomilerini ve küresel finans sistemini de baskı altına alabilecektir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında son yıllarda “de-dollarization” (dolarsızlaşma) (ABD dolarının küresel rezerv para olmaktan çıkabileceği) tartışmalarının hız kazandığı görülmektedir.[7] Çin ve Rusya’nın yerel para birimleriyle ticaret hacmini artırmaya yönelik girişimleri ve BRICS ülkeleri içerisindeki alternatif finansal mekanizma arayışları, dolar merkezli uluslararası ekonomik sistem açısından uzun vadeli stratejik meydan okuma olarak değerlendirilmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar birçok ekonomist Çin yuanının kısa vadede doların yerini almasını düşük ihtimal olarak değerlendirse de,[9] doların küresel rezerv para statüsünde yaşanabilecek aşınma, ABD’nin küresel liderlik kapasitesini doğrudan etkileyebilecek stratejik bir kırılma potansiyeli taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>4. Toplumsal Kutuplaşma ve Federal Sistemde Gerilim</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son yıllarda Amerikan toplumunda siyasal kutuplaşmanın ciddi biçimde arttığı görülmektedir. Pew Research Center tarafından yayımlanan araştırmalar, Amerikalıların önemli bir bölümünün siyasi şiddet riskinin arttığını düşündüğünü ortaya koymaktadır.[10][11]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">göç politikaları,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ekonomik eşitsizlik,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">federal hükümetin rolü,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">kültürel kimlik tartışmaları,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">dış politika tercihleri</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">üzerindeki görüş ayrılıkları toplumsal fay hatlarını derinleştirmektedir. İran krizi gibi büyük dış politika meseleleri ise bu ayrışmayı daha da hızlandırabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum, Soğuk Savaş sonrası dönemde “liberal demokratik istikrar modeli” olarak sunulan Amerikan siyasal sisteminin kendi içerisinde ciddi bir meşruiyet ve temsil krizine sürüklendiği yönündeki tartışmaları güçlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>5. Federal Birlik Tartışmaları ve Ayrılıkçı Söylemler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaliforniya merkezli “Calexit” ve Teksas merkezli “Texit” hareketleri zaman zaman Amerikan kamuoyunda tartışma yaratmaktadır.[12][13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar ABD Yüksek Mahkemesi’nin Texas v. White (1869) kararında Birlik’in “daimî” olduğu vurgulanmış ve tek taraflı ayrılmanın anayasal zeminde mümkün olmadığı belirtilmiş olsa da,[14] farklı eyaletlerde federal sisteme yönelik hoşnutsuzlukların arttığı gözlemlenmektedir.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaliforniya’nın ayrılması,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Teksas merkezli bağımsızlık tartışmaları,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">bazı kuzey eyaletlerinin Kanada ile bütünleşme fikirleri</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">günümüz koşullarında daha çok siyasal protesto söylemleri niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak bu söylemlerin varlığı dahi Amerikan federal sistemi içerisindeki toplumsal gerilimlerin ulaştığı boyut açısından dikkat çekicidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>6. ABD’nin Küresel Liderlik Krizi ve Yeni Güç Dengeleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yakın dönemde ABD açısından öne çıkan temel riskler şu şekilde sıralanabilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Başkanlık–Kongre yetki çatışmaları,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">kamu borcu ve mali sürdürülebilirlik sorunları,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">federal merkez–eyalet ilişkilerinde gerilim,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">küresel liderlik kapasitesinde aşınma.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte Çin’in yükselişi, Rusya’nın revizyonist politikaları ve BRICS eksenli alternatif ekonomik arayışlar, ABD merkezli küresel düzen üzerinde baskı oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan İngiltere’nin özellikle finans, diplomasi, istihbarat ve Atlantik güvenlik mimarisi içerisindeki etkisini koruyarak yeni küresel güç dengelerinde yeniden konumlanmaya çalıştığı da dikkat çekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Anglo-Sakson jeopolitik ekseni içerisinde ABD–İngiltere ilişkilerinin geleceği ve Çin’in kontrolsüz yükselişine karşı geliştirilecek stratejik dengeleme politikaları, yeni küresel düzen tartışmalarında belirleyici olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin İran politikası yalnızca dış politika eksenli değerlendirilmemelidir. İran krizi aynı zamanda Amerikan siyasal sisteminin kurumsal kapasitesini, ekonomik sürdürülebilirliğini ve toplumsal bütünlüğünü test eden çok boyutlu bir stratejik kriz alanına dönüşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugünkü veriler ışığında ABD açısından temel risk kısa vadede fiziksel bölünme değil; ekonomik baskıların, siyasal kutuplaşmanın ve kurumsal gerilimlerin eş zamanlı biçimde derinleşmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Kaliforniya, Teksas, New York ve Florida gibi ekonomik güç merkezi olan eyaletlerde yaşanacak demografik gelişmeler ve siyasi çerçeve koşullarına bağlı olarak herhangi bir eyalette yaşanabilecek ciddi bir ayrılıkçı kırılmanın domino etkisi yaratma ihtimali, Washington açısından stratejik kaygı alanı olmaya devam etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle ABD açısından temel mesele yalnızca dış tehdit yönetimi değil; aynı zamanda federal sistemin iç dayanıklılığının korunmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">21. yüzyılın ikinci çeyreğine girilirken, Amerikan gücünün geleceği yalnızca askeri kapasitesiyle değil; ekonomik sürdürülebilirliği, toplumsal bütünlüğü ve kurumsal meşruiyetini koruyabilme yeteneğiyle belirlenecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ, Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] İndependent Türkçe, Washington'un Tehdit Algısında Dört Ülke Öne Çıktı, 19.03.2026, https://www.indyturk.com/node/774492/dünya/washingtonun-tehdit-algısında-dört-ülke-öne-çıktı. (Erişim Tarihi: 20.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] sana.sy, Trump, Kongre’den Savaş Yetkisi Talebini Reddetti: “İran’daki Düşmanlıklar Sona Erdi”, 02.05.2026. </span><a href="https://sana.sy/tr/international/2294867/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://sana.sy/tr/international/2294867/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Patricia Zengerle, US Senate Advances Measure Curbing Trump's Iran War Powers, 20.05.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/us-senate-advances-measure-curbing-trumps-iran-war-powers-2026-05-19/ (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Tayfun Günaydın, Savaşta Kritik Eşik! ABD'yi Yeni Irak Mı Bekliyor? İranlı Akademisyen Hürriyet'e Değerlendirdi: Vurması Çok Daha Kolay, Hürriyet, 12.03.2026. </span><a href="https://www.hurriyet.com.tr/dunya/savasta-kritik-esik-abdyi-yeni-irak-mi-bekliyor-iranli-akademisyen-hurriyete-degerlendirdi-vurmasi-cok-daha-kolay-43126850" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.hurriyet.com.tr/dunya/savasta-kritik-esik-abdyi-yeni-irak-mi-bekliyor-iranli-akademisyen-hurriyete-degerlendirdi-vurmasi-cok-daha-kolay-43126850</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Congressional Budget Office, The Budget and Economic Outlook: 2026 to 2036, Şubat 2026. </span><a href="https://www.cbo.gov/publication/62105" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cbo.gov/publication/62105</span></a><span style="font-size:8.0pt">. (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] İndependent Türkçe, Dünya Ekonomisi, İran Savaşının Etkilerinin “Ön Faturasını” Bekliyor, 22.03.2026. https://www.indyturk.com/node/774593/dünya/dünya-ekonomisi-i̇ran-savaşının-etkilerinin (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] bloomberght, Fitch: Dolar Küresel Rezerv Para Statüsünü Kaybedebilir, 10.06.2019. </span><a href="https://www.bloomberght.com/fitch-dolar-kuresel-rezerv-para-statusunu-kaybedebilir-2224075" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.bloomberght.com/fitch-dolar-kuresel-rezerv-para-statusunu-kaybedebilir-2224075</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Politics Today, Russia and China Settle 99% of Trade in National Currencies, 06.11.2025. </span><a href="https://politicstoday.org/russia-and-china-settle-99-of-trade-in-national-currencies/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://politicstoday.org/russia-and-china-settle-99-of-trade-in-national-currencies/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Wayne Duggan ve Jordan Schultz, De-Dollarization: What Would Happen if the Dollar Lost Reserve Currency Status?, U.S.News, </span><a href="https://money.usnews.com/investing/articles/de-dollarization-what-happens-if-the-dollar-loses-reserve-status" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://money.usnews.com/investing/articles/de-dollarization-what-happens-if-the-dollar-loses-reserve-status</span></a><span style="font-size:8.0pt">, 02.04.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Pew Research Center (Pew Araştırma Merkezi); Dünyayı ve ABD’yi şekillendiren sosyal eğilimleri, kamuoyunu ve demografik yapıları inceleyen, Washington D.C. merkezli tarafsız bir düşünce kuruluşudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Joseph Copeland ve Jocelyn Kiley, Americans Say Politically Motivated Violence İs İncreasing, And They See Many Reasons Why, Pew Research Center, 23.10.2025. </span><a href="https://www.pewresearch.org/short-reads/2025/10/23/americans-say-politically-motivated-violence-is-increasing-and-they-see-many-reasons-why/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.pewresearch.org/short-reads/2025/10/23/americans-say-politically-motivated-violence-is-increasing-and-they-see-many-reasons-why/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Justin Rochlich, Kaliforniya, ABD'den Ayrılmak İçin İlk Adımı Attı, 26.03.2025, İndependent Türkçe, </span><a href="https://www.indyturk.com/node/752838/dünya/kaliforniya-abdden-ayrılmak-için-ilk-adımı-attı" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.indyturk.com/node/752838/dünya/kaliforniya-abdden-ayrılmak-için-ilk-adımı-attı</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Çeviri: Çağatay Koparal<em>)</em> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] İndependent Türkçe, Teksas'ın ABD'den Bağımsızlığını Talep Eden Halk Hareketi: Texit, 22.02.2024. </span><a href="https://www.indyturk.com/node/703666/dünya/teksasın-abdden-bağımsızlığını-talep-eden-halk-hareketi-texit" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.indyturk.com/node/703666/dünya/teksasın-abdden-bağımsızlığını-talep-eden-halk-hareketi-texit</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Çeviri: Sema Kar Erdeğer) (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[141] James Bickerton, “Bağımsız Teksas!”: Amerika’da Eyaletler Ayrılıyor mu?, Dünya Siyaseti, 09.02.2024. </span><a href="https://dunyasiyaseti.com/icerik/bagimsiz-teksas-amerikada-eyaletler-ayriliyor-mu.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dunyasiyaseti.com/icerik/bagimsiz-teksas-amerikada-eyaletler-ayriliyor-mu.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] EBSCO, American Secessionist Movements: Overview, 2015. </span><a href="https://www.ebsco.com/research-starters/history/american-secessionist-movements-overview" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ebsco.com/research-starters/history/american-secessionist-movements-overview</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.05.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 May 2026 13:37:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAYRAM BİTMEDİ</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayram-bitmedi-7839</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayram-bitmedi-7839</guid>
                <description><![CDATA[BAYRAM BİTMEDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BAYRAM BİTMEDİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram geçti sanıyoruz ama aslında bayram hâlâ devam ediyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapılar hâlâ açık, misafirler hâlâ geliyor, etler hâlâ pay ediliyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofralar kuruluyor, çocuklar şeker topluyor, büyükler hâlâ hal hatır soruyor. Bayramın bereketi bitmediğine göre, bizim dikkatimiz de bitmemeli.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kesim yapıldıktan sonra geriye kalan atıklar var. İşkembe, bağırsak, kanlı poşetler, kemik parçaları…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunları apar topar bir poşete koyup sokak köşesine bırakmak kolay geliyor insana.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zaten belediye alır, bu hizmet için varlar. Ama belediyenin alana kadar geçen 12 saatte neler oluyor biliyor musun?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güneş vuruyor, poşetler sızdırıyor, koku bütün sokağa yayılıyor...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sinekler üşüşüyor. Karasinek sadece rahatsızlık vermez Asi mavi, mikrop taşır. Dün elini o poşete değdiren kedi bugün çocuğunun oyuncağına sürtünüyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz bayram diye seviniyoruz, farkında olmadan komşumuzun sağlığına dokunmuş oluyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramın sevabı artsın...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram devam ederken çevreyi de bayram gibi temiz tutalım.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sokaklarımız bayram sabahı gibi mis gibi kokmalı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklar okula giderken çöp yığınlarının yanından burnunu kapatarak geçmemeli. Yaşlı teyze o kokudan öksürmemeli. Çevremiz bayramlık kıyafetini kirletmemeli.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belediye alacak diye bırakıyorsak bile, bari poşeti kalın bağlayalım, sızdırmayalım, konteynerin yanına düzgünce bırakalım.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küçük dikkat, büyük rahatlık olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutma, paylaştığımız etin bereketi kadar, bıraktığımız sokağın hali de yazılır. Bayram sabahı kurbanı keserken niyet ettiğimiz o temiz kalp, iş bitince poşeti bağlayıp düzgün yere bırakırken de görünür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sıcaklar bastırınca o atıklar karasinek yuvası olur, hastalık kapıya dayanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim beş dakikalık ihmalsizliğimiz, bir çevrenin günlerce rahatsız olmasına sebep olabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yüzden elimizdeki son poşeti de bayramın ruhuna yakışır şekilde kaldırdığımızda bayram gerçekten tamamlanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bayram sadece et dağıtmak değil. Bayram, komşunun huzurunu korumak. Bayram, çocuğun sokakta rahat oynaması. Bayram, çevrenin temiz kalması. Kurban kesmek ibadetin bir parçasıysa, çevreyi temiz tutmak da o ibadetin tamamlayıcısı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramın ruhu paylaşmak, temiz kalmak, kimseyi incitmemek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kesilen kurbanın sevabı,&nbsp; bıraktığımız dağınıklıkla eksilmesin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Etin hayrını yaparken çevremizi de temiz tutalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü temiz çevre de kurban kadar ibadet sayılır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah temiz gönüllü insanlarla karşılaştırsın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramınız mübarek olsun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 May 2026 12:34:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAYRAM COŞKUSU</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayram-coskusu-7838</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayram-coskusu-7838</guid>
                <description><![CDATA[BAYRAM COŞKUSU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BAYRAM COŞKUSU</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hicri Kameri aylardan Şevval ayının birinci günü Ramazan Bayramı, Zilhicce ayının onuncu günü de Kurban Bayramıdır. Bu yıl Kurban Bayramı 27 Mayıstan itibaren 4 gündür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslümanlar bayram günlerine ayrı bir önem verirler. Zira bu günler, günahların affedildiği, birlik ve beraberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların sevindirildiği günler olması bakımından sevinç ve neşe kaynağıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için câmilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, (Ey meleklerim, işini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?) diye sorar. Melekler de, (Ücretini vermektir.) derler. Allahü teâlâ da, (Ey meleklerim! Şâhit olun ki, ben âlemlerin Rabbi Allahım, oruç tutanları affettim!) buyurur.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram günleri; ana, baba, hoca, akraba, arkadaş ve komşu ziyâretleri yapılır. Salih olan akrabayı ziyâret lâzımdır. Salih arkadaşları ziyâret de çok sevaptır. Bayram öncesi, yiyecek, giyecek ve temizlik gibi hazırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir, öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin, akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâ edilir, sadakalar verilir ve kurban kesilir. Daha sonra da, aile büyükleri, dost, akraba, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Çocuklar babalarının ve aile büyüklerinin; gençler de yaşlıların ellerini öperler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayrıca İslâm büyükleri, bir Müslümanın Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından sakınarak, günah işlemeden, haram lokma yemeden geçirdiği günleri de bayram kabul etmişlerdir. Hazret-i Ali bir kalabalığı eğlence içinde görüp, böyle eğlenip neşelenmelerinin sebebini sorduğunda onlar; “Bugün bayramımızdır.” dediler. Bunun üzerine Hazret-i Ali de; “Günah işlemediğimiz günler de bizim bayramımızdır.” buyurdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine Müslümanın rûhunu teslim (vefât) edeceği zaman rahmet meleklerini, Cennetteki nîmetleri görüp, onları görmenin zevkiyle can verme vakti de, Müslümanın bayramı olduğu bildirilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ, necip milletimize ve bütün Müslümanlara sıhhat ve âfiyet içerisinde nice bayramlar nasip eylesin!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 May 2026 13:33:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Sadece Et Değildir: Nefsi, İsrafı ve Bedeni Terbiye Etme Bayramı</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kurban-sadece-et-degildir-nefsi-israfi-ve-bedeni-terbiye-etme-bayrami-7837</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kurban-sadece-et-degildir-nefsi-israfi-ve-bedeni-terbiye-etme-bayrami-7837</guid>
                <description><![CDATA[Kurban Sadece Et Değildir: Nefsi, İsrafı ve Bedeni Terbiye Etme Bayramı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kurban Sadece Et Değildir: Nefsi, İsrafı ve Bedeni Terbiye Etme Bayramı</strong> </span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramlar bazen sofralarda başlar ama aslında insanın içinde biter. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban Bayramı da sadece etin paylaşıldığı değil, vicdanın, sabrın, şükrün ve farkındalığın sınandığı özel zamanlardan biridir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün birçok insan Kurban Bayramı’nı sadece “et tüketilen birkaç gün” gibi görüyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa geçmişin büyükleri bayramı sofranın gösterişiyle değil, kalbin temizliğiyle yaşardı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü kurban; sadece kesmek değil, insanın içindeki taşkınlığı da terbiye etmesidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Modern çağın en büyük problemi açlık değil; ölçüsüzlük. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doyduğumuz halde yemeye devam ediyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yorulduğumuz halde durmuyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Üzüldüğümüzde yemeğe sarılıyor, mutlu olduğumuzda yine sofraya koşuyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram sofraları da bazen bu kontrolsüzlüğün sahnesine dönüşebiliyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa beden emanettir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram sabahı aç karnına aşırı yağlı kavurma tüketmek, gün boyu hareketsiz kalmak, tatlı ve gazlı içecekleri peş peşe tüketmek hem sindirim sistemini hem de enerjimizi zorlayabilir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle tansiyon, mide, safra ve kalp problemi yaşayan kişiler için bu süreç daha dikkatli geçirilmelidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki ne yapabiliriz? </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öncelikle kurban etini hemen tüketmek yerine birkaç saat dinlendirmek sindirim açısından daha sağlıklıdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Etin yanında sadece pilav ve ekmek yerine bol yeşillik, limonlu salata ve ayran tercih etmek bedeni rahatlatır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün içinde su tüketimini artırmak da oldukça önemlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bayramda çoğu kişi çay içiyor ama su içmeyi unutuyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir diğer önemli konu ise porsiyon kontrolü. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram bereket demektir ama bereket, taşana kadar yemek değildir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek bereket; paylaşabilmekte, ölçüyü koruyabilmekte ve nimetin kıymetini bilmektedir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban Bayramı aynı zamanda ruhsal bir arınma fırsatıdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kırgın olunan insanları aramak, yalnızları ziyaret etmek, büyüklerin duasını almak, ihtiyaç sahibini gözetmek… </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte bayramın asıl ruhu burada gizlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün bedenimizi nasıl beslediğimiz kadar zihnimizi neyle doldurduğumuz da önemlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürekli tüketen değil, fark eden bir insan olabilmek gerekiyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü insan bazen fazla yemekten değil, eksik hissetmekten yorulur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de bu bayram kendimize şu soruyu sormalıyız:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Sadece midemi mi doyuruyorum, yoksa ruhumu da besliyor muyum?” </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkese sağlıkla, huzurla ve farkındalıkla geçirilen bir Kurban Bayramı diliyorum. &nbsp; &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gamze Arslan &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beslenme Yaşam Farkındalık Koçu&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 19:25:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY’DAKİ O KURUM AK PARTİ’YE VE HÜKÜMETE ZARAR VERİYOR</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hataydaki-o-kurum-ak-partiye-ve-hukumete-zarar-veriyor-7836</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hataydaki-o-kurum-ak-partiye-ve-hukumete-zarar-veriyor-7836</guid>
                <description><![CDATA[HATAY’DAKİ O KURUM AK PARTİ’YE VE HÜKÜMETE ZARAR VERİYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY’DAKİ O KURUM AK PARTİ’YE VE HÜKÜMETE ZARAR VERİYOR</span></strong></h3>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da yürütülen yeniden inşa süreci, vatandaşın umutla takip ettiği en önemli süreçlerin başında geliyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hükümetin Hatay’a yönelik ortaya koyduğu irade, bakanlıkların sahadaki yoğun çalışmaları ve şehrin ayağa kaldırılması için ayrılan devasa bütçeler vatandaş tarafından da görülüyor. Ancak sahadaki bazı kurumların plansızlığı ve beceriksizliği, yapılan büyük hizmetlerin önüne geçmeye başladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun en somut örneklerinden biri ise Antakya çevre yolu üzerindeki alt ve üst geçit çalışmalarıdır.<br />
Depremin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen halen tamamlanamayan kavşaklar, eksik bırakılan bağlantı yolları ve bitirilemeyen geçişler artık vatandaşın günlük hayatını çekilmez hale getirmiş durumda. Şehir trafiği zaten ağır yara almışken, yapılan işlerin koordinasyonsuz ilerlemesi Antakya’daki ulaşımı tam anlamıyla keşmekeşe çevirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vatandaşın en büyük tepkisi ise “erken dönüş” diye tabir edilen bağlantıların yapılmamasına yönelik. Özellikle alt geçitlerin bulunduğu bölgelerde kilometrelerce ilerleyip geri dönmek zorunda kalan sürücüler, hem zaman kaybediyor hem de ciddi trafik yoğunluğu oluşturuyor. Üstelik bu durum sadece trafik sorununa değil, yakıt israfına ve sürücü stresine de neden oluyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahada bakıldığında eksiklikler gözle görülür halde. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:<br />
Bu projeler planlanırken vatandaşın günlük yaşamı hiç mi düşünülmedi?<br />
Çünkü mesele sadece yol yapmak değildir. Mesele, yapılan yolun hayatı kolaylaştırmasıdır. Eğer yapılan çalışma vatandaşın işini zorlaştırıyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hataylı vatandaş bugün hükümete değil, işi beceremeyen kurumlara tepki gösteriyor. Ancak sahadaki başarısızlıkların siyasi faturası doğrudan AK Parti’ye ve hükümete çıkıyor. Ankara’nın ortaya koyduğu güçlü irade, yereldeki kötü uygulamalar yüzünden gölgeleniyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karayolları’nın Hatay’daki çalışmalarına yönelik eleştiriler artık kulaktan kulağa yayılan şikayetler olmaktan çıktı; sokakta açık açık konuşulan bir memnuniyetsizliğe dönüştü. Vatandaşın beklentisi çok net:<br />
Ya bu çalışmalar hızla tamamlanmalı ya da şehir trafiğini rahatlatacak geçici çözümler acilen devreye alınmalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü Hatay halkı depremden sonra zaten yeterince sabır gösterdi. İnsanlar artık yarım bırakılmış yollar, bitmeyen geçitler ve plansız trafik düzenlemeleri görmek istemiyor.<br />
Bu şehir hizmetin en iyisini hak ediyor. Yapılan büyük yatırımları değersiz hale getiren ihmallerin ise kimseye faydası yok.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla..!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 19:06:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nuri-demirag-ve-turk-havacilik-sanayisinin-ilk-milli-hamlesi-7835</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nuri-demirag-ve-turk-havacilik-sanayisinin-ilk-milli-hamlesi-7835</guid>
                <description><![CDATA[Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin erken sanayileşme döneminde özel sektör girişimcilerinin rolü, ekonomik bağımsızlık hedefleri bakımından önemli bir yer tutmaktadır. Bu süreçte Nuri Demirağ, demiryolu inşaatları, havacılık yatırımları ve sanayi girişimleriyle öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Özellikle Türkiye’nin ilk özel yerli uçak üretim girişimini başlatması, Türk havacılık tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirilmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki dönemde Türkiye’nin temel öncelikleri arasında ekonomik kalkınma ve sanayileşme yer almıştır. Özellikle ulaşım, altyapı ve savunma sanayisi alanlarında gerçekleştirilen yatırımlar, devletin ekonomik bağımsızlık hedeflerinin önemli bileşenleri olmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><img alt="Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-25%20at%2010_57_18.jpeg" style="height:537px; width:800px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte özel girişimcilerin katkıları da dikkat çekmiştir. Nuri Demirağ, erken Cumhuriyet döneminin ekonomik kalkınma sürecine önemli katkılar sağlayan iş insanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Demirağ yalnızca demiryolu projelerinde değil, aynı zamanda yerli sanayi ve havacılık yatırımlarında da öncü rol üstlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Nuri Demirağ’ın Ekonomik ve Sanayi Faaliyetleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ 1886 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde doğmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında demiryolu müteahhitliği alanında faaliyet göstermiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları projelerinde önemli görevler üstlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’de inşa edilen yaklaşık 10.000 kilometrelik demiryolu ağının yaklaşık 1.250 kilometrelik kısmının yapımında rol almıştır. Bu katkıları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine 1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu sonrasında “Demirağ” soyadı verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Demirağ, yalnızca ulaştırma yatırımlarıyla sınırlı kalmamış; sigara kâğıdı üretimi, yerli paraşüt üretimi ve havacılık sanayisi gibi alanlarda da girişimlerde bulunmuştur. Ayrıca İstanbul Boğazı’na köprü yapılması ve Keban bölgesinde büyük bir baraj kurulması gibi dönemin ötesinde görülen fikirleri kamuoyu gündeme getiren ilk isimler arasında yer almıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1945 yılında kurduğu Millî Kalkınma Partisi, Türkiye’de çok partili hayata geçiş sürecindeki ilk muhalefet hareketlerinden biri olarak kabul edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Havacılık Sanayisine Yönelişi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1930’lu yıllarda Türkiye’de havacılık faaliyetleri gelişmeye başlamış; özellikle Türk Hava Kurumu öncülüğünde millî havacılık girişimleri teşvik edilmiştir. 1932 yılında Nuri Demirağ, Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözlerini kendine hedef kabul etmiştir. Zira Türk Hava Kurumu tarafından uçak almak için talep edilen yardıma cevap olarak, “Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz öyle ise, ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim”[¹] demiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu yaklaşım doğrultusunda Demirağ, 1936 yılında yerli uçak üretimi amacıyla çalışmalar başlatmıştır. İstanbul Beşiktaş’ta üretim tesisleri kurulmuş; Yeşilköy’de ise uçuş eğitim ve test alanları oluşturulmuştur. Bu çalışmalar dönemin en önemli özel havacılık yatırımları arasında yer almıştır. Demirağ tesislerinde geliştirilen Nu.D-36 eğitim uçağı ile Nu.D-38 yolcu uçağı, Türk havacılık tarihinin önemli girişimleri arasında yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">25 Mayıs 1944 tarihinde Nu.D-38 tipi yolcu uçağının İstanbul–Ankara uçuşunu gerçekleştirmesi, Türkiye’de sivil havacılık tarihi açısından önemli gelişmelerden biri kabul edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Fabrikanın Gerileme Süreci ve Kapanışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Hava Kurumu tarafından verilen siparişler kapsamında üretilen uçaklar için test süreçleri yürütülmüştür. Eskişehir’de gerçekleştirilen test uçuşlarından biri sırasında meydana gelen kazada pilot Selahattin Alan hayatını kaybetmiştir[²]. Kazanın ardından siparişler durdurulmuş ve Nuri Demirağ ile Türk Hava Kurumu arasında hukuki süreç başlamıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Literatürde fabrikanın kapanmasına ilişkin farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bazı araştırmacıların teknik ve kurumsal nedenleri öne çıkarırken, bazı çalışmaların ise devlet politikaları ve dönemin ekonomik tercihlerinin etkili olduğunu savundukları görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1950’li yıllara gelindiğinde ekonomik sürdürülebilirlik sorunları nedeniyle Demirağ fabrikalarında üretim faaliyetleri sona ermiştir. Yeşilköy tesisleri ilerleyen süreçte kamulaştırılmış ve bölge Türkiye’nin ana hava ulaşım merkezlerinden biri hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ’ın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin sanayileşme döneminin en önemli öncülerinden biri olduğu muhakkaktır. Zira özellikle demiryolları, havacılık, sanayi yatırımları ve siyasi faaliyetleriyle Cumhuriyet’in yerli üretim ve teknolojik bağımsızlıkla birlikte ekonomik bağımsızlık hedeflerine de katkı sunmuştur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde ulaştığı seviyeler değerlendirildiğinde, Demirağ’ın vizyonu, uzun vadeli stratejik düşüncenin öncü örneklerinden biri olarak ve tarihsel süreklilik açısından da anlam kazanmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca Türkiye’de özel sektör öncülüğünde gerçekleştirilen yüksek teknoloji yatırımlarının ve devlet-özel sanayi ilişkileri açısından Nuri Demirağ örneğinin hâlâ önemli bir inceleme alanı olmaya devam ettiği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[¹] UTED, Uçak Teknisyenleri Derneği, Nuri Demirağ Tayyare Fabrikası 1936-1943 (1), 28.06.2019. </span><a href="https://www.uted.org/nur%C4%B1-dem%C4%B1ra%C4%9F-tayyare-fabr%C4%B1kas%C4%B1-1936%E2%80%931943-1-" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.uted.org/nur%C4%B1-dem%C4%B1ra%C4%9F-tayyare-fabr%C4%B1kas%C4%B1-1936%E2%80%931943-1-</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 25.05.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[²] Selahattin Alan kazası hakkında literatürde teknik nedenler ve pist güvenliği konularında farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 12:04:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZİHNİMİZDE NELER VAR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zihnimizde-neler-var-7834</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zihnimizde-neler-var-7834</guid>
                <description><![CDATA[ZİHNİMİZDE NELER VAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ZİHNİMİZDE NELER VAR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbn-i Sina’nın anlattığı ibretlik bir deney vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı yaşta, aynı kiloda iki kuzu kafese konulur. İkisi de aynı yemle beslenir, aynı şartlarda yaşar. Fakat kafesin yanına bir kurt yerleştirilir. Kuzulardan sadece biri kurdu görebilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aylar geçer.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurdu gören kuzu sürekli korku ve stres içinde yaşadığı için zayıflar, güçten düşer ve sonunda ölür. Diğer kuzu ise huzurlu olduğu için sağlıklı, güçlü ve besili kalır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında kurt kuzuyu parçalamamıştır. Kuzuyu öldüren şey; korku, kaygı ve zihninde büyüttüğü tehdittir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanların büyük çoğunluğu da görünmeyen kurtlarla yaşamaktadır. Kiminin kurdu geçim korkusu, kiminin yalnızlık endişesi, kiminin gelecek kaygısıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller, zihinde büyütüldükçe insanın huzurunu kemirmeye başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüz insanın en büyük yorgunluğu bedeninde değil, zihnindedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürekli olumsuzu düşünmek, her ihtimali felaket gibi görmek, insanın ruhunu sessizce tüketir. Çünkü beden, zihnin taşıdığı yükten etkilenir. Kaygı arttıkça huzur azalır, huzur azaldıkça insan hayattan tat alamaz hale gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette hayatın içinde zorluklar olacaktır. Ancak insanı ayakta tutan şey; korkularına teslim olması değil, umudunu korumasıdır. Her olumsuz düşünceye kapı açmak yerine, biraz tevekkül, biraz sabır ve en önemlisi rlimizden geleni yaparak; anı yaşamak gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın ihtiyacı olan şey; zihnindeki kurda değil, elindeki nimete odaklanmaktır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Lütfen güzel gör, güzel düşün ve mutlu ol.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:51:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI: “CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-internet-tv-bombayi-patlatti-chp-hatayda-mutlak-butlan-hareketliligi-7833</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-internet-tv-bombayi-patlatti-chp-hatayda-mutlak-butlan-hareketliligi-7833</guid>
                <description><![CDATA[HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI: “CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI:<br />
“CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”</strong><br />
<br />
Ankara kulisleri kaynıyor, Hatay siyaseti ise adeta diken üstünde…<br />
<br />
Cumhuriyet Halk Partisi’nde olası bir “mutlak butlan” kararının yankıları daha şimdiden Hatay’da yeni bir siyasi denklemi harekete geçirmiş durumda. Ve bu süreçte perde arkasında yürütülen kritik temaslara ilişkin ilk bilgiler Hatay İnternet TV’ye ulaştı.<br />
<br />
Edindiğim kulis bilgilerine göre; CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin Hatay’da yoğun bir çalışma yürüttüğü konuşuluyor. Özellikle eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş öncülüğünde şekillendiği iddia edilen ekibin, olası bir yargı kararına karşı şimdiden hazırlık yaptığı belirtiliyor.</span></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="HATAY İNTERNET TV BOMBAYI PATLATTI:  “CHP HATAY’DA “MUTLAK BUTLAN” HAREKETLİLİĞİ”  Ankara kulisleri kaynıyor, Hatay siyaseti ise adeta diken üstünde…  Cumhuriyet Halk Partisi’nde olası bir “mutlak butlan” kararının yankıları daha şimdiden Hatay’da yeni bir siyasi denklemi harekete geçirmiş durumda. Ve bu süreçte perde arkasında yürütülen kritik temaslara ilişkin ilk bilgiler Hatay İnternet TV’ye ulaştı.  Edindiğim kulis bilgilerine göre; CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin Hatay’da yoğun bir çalışma yürüttüğü konuşuluyor. Özellikle eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş öncülüğünde şekillendiği iddia edilen ekibin, olası bir yargı kararına karşı şimdiden hazırlık yaptığı belirtiliyor." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/5798482622047522675.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kulislerde adı geçen isimler arasında Necdet Sahil, Hikmet Mengüllüoğlu, Mithat Nehir, Ramiz Parlar, Hikmet Hatunoğlu, Mehmet Kamacı, Murat Kudret, Yılmaz Öztürk, Hüseyin Derin, Ali Mutlu, Hasan Yıldırım ve İbrahim Yaman yer alıyor. Ayrıca CHP içerisinde uzun yıllardır etkili olduğu ifade edilen ve kamuoyunda çok bilinmeyen bazı “gizli oyun kurucuların” da sürece dahil olduğu ileri sürülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Kulislerde adı geçen isimler arasında Necdet Sahil, Hikmet Mengüllüoğlu, Süleyman Çekmece, Mithat Nehir, Ramiz Parlar, Hikmet Hatunoğlu, Mehmet Kamacı, Murat Kudret, Yılmaz Öztürk, Hüseyin Derin, Ali Mutlu, Hasan Yıldırım ve İbrahim Yaman yer alıyor. Ayrıca CHP içerisinde uzun yıllardır etkili olduğu ifade edilen ve kamuoyunda çok bilinmeyen bazı “gizli oyun kurucuların” da sürece dahil olduğu ileri sürülüyor.  Siyasi kulislerde en çok konuşulan konu ise şu: Eğer beklenen “mutlak butlan” kararı çıkarsa, CHP Hatay’da mevcut dengeler tamamen değişebilir mi? Ankara’dan gelen bilgilere göre bazı isimlerin yeni il yönetimi için şimdiden temaslara başladığı iddia ediliyor. Parti içerisinde farklı grupların pozisyon almaya başladığı, bazı eski ve mevcut yöneticilerin de süreci yakından takip ettiği belirtiliyor. İl başkanlığı için kulislerde öne çıkan isimler arasında Derya Altunay, Murat Hayzaran ve Ayhan Mirioğlu’nun bulunduğu konuşuluyor. Özellikle tabanda karşılığı olan ve örgüt dengelerini bilen isimlerin ön plana çıkarılmasının planlandığı ifade ediliyor.  Hatay siyaset kulislerini hareketlendiren bir başka iddia ise Ankara ayağında yaşanıyor. Hatay İnternet TV’nin ulaştığı bilgilere göre CHP’li iki ilçe belediye başkanı ile iki milletvekilinin, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için randevu talebinde bulunduğu öne sürülüyor. Henüz resmi bir doğrulama bulunmasa da bu girişimlerin, olası siyasi senaryolara karşı pozisyon alma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.  Siyasi kulislerde konuşulanlara göre Defne Belediyesi’nde görev yapan 6-7 meclis üyesinin de Lütfü Savaş ile temas kurduğu iddia ediliyor. Söz konusu isimlerin, “mutlak butlan” kararı çıkması halinde oluşacak yeni siyasi yapılanmada görev almak istediklerini ilettikleri öne sürülüyor. Hatay siyasetinde taşların yerinden oynayabileceği bir döneme girilirken, gözler şimdi Ankara’dan çıkacak olası kararlar ve CHP içerisindeki yeni dengelere çevrilmiş durumda.  Şimdilik kulisler bunu konuşuyor…  Hatay İnternet TV gelişmeleri aktarmaya devam edecek." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-22%20at%2009_57_48.jpeg" style="height:313px; width:600px" /><br />
<br />
Siyasi kulislerde en çok konuşulan konu ise şu:<br />
Eğer beklenen “mutlak butlan” kararı çıkarsa, CHP Hatay’da mevcut dengeler tamamen değişebilir mi?<br />
Ankara’dan gelen bilgilere göre bazı isimlerin yeni il yönetimi için şimdiden temaslara başladığı iddia ediliyor. Parti içerisinde farklı grupların pozisyon almaya başladığı, bazı eski ve mevcut yöneticilerin de süreci yakından takip ettiği belirtiliyor.<br />
İl başkanlığı için kulislerde öne çıkan isimler arasında Derya Altunay, Murat Hayzaran ve Ayhan Mirioğlu’nun bulunduğu konuşuluyor. Özellikle tabanda karşılığı olan ve örgüt dengelerini bilen isimlerin ön plana çıkarılmasının planlandığı ifade ediliyor.<br />
<br />
Hatay siyaset kulislerini hareketlendiren bir başka iddia ise Ankara ayağında yaşanıyor.<br />
Hatay İnternet TV’nin ulaştığı bilgilere göre CHP’li iki ilçe belediye başkanı ile iki milletvekilinin, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için randevu talebinde bulunduğu öne sürülüyor.<br />
Henüz resmi bir doğrulama bulunmasa da bu girişimlerin, olası siyasi senaryolara karşı pozisyon alma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.<br />
<br />
Siyasi kulislerde konuşulanlara göre Defne Belediyesi’nde görev yapan 6-7 meclis üyesinin de Lütfü Savaş ile temas kurduğu iddia ediliyor. Söz konusu isimlerin, “mutlak butlan” kararı çıkması halinde oluşacak yeni siyasi yapılanmada görev almak istediklerini ilettikleri öne sürülüyor.<br />
Hatay siyasetinde taşların yerinden oynayabileceği bir döneme girilirken, gözler şimdi Ankara’dan çıkacak olası kararlar ve CHP içerisindeki yeni dengelere çevrilmiş durumda.<br />
<br />
Şimdilik kulisler bunu konuşuyor…<br />
<br />
Hatay İnternet TV gelişmeleri aktarmaya devam edecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ'lıcakla...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:32:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURBAN İBADETİ ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kurban-ibadeti-ve-fazileti-7832</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kurban-ibadeti-ve-fazileti-7832</guid>
                <description><![CDATA[KURBAN İBADETİ ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KURBAN İBADETİ ve FAZİLETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban Lügatte; “bağışlamak” “adamak”, “yakınlaşmak” gibi anlamlara gelir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dini literatürde ise Kurban: Allahın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak niyetiyle dinen belirli şartları taşıyan bir hayvanın Allahın ismi anılarak usulüne göre kesilmesidir.. İslam Dininde Kurban; Hicretin ikinci yılında (Miladi-624) sevgili peygamberimiz Hz.Muhammede vahyedilen şu ayetle emredilmiştir; "Ey Rasûlüm! Biz sana Kevseri verdik. (Cennette bir Havuz veya ırmak) O halde Rabbin için Namaz kıl, Kurban kes!" (Kevser 1-2) Peygamberimiz Hz.Muhammed bu ayetin nazil olmasından sonra her sene Kurban Bayramında Kurban kesmiş ve bunu ashabına da öğütlemiştir. Kurban; Allahın sevgisini ve rızasını kazanmak amacıyla ve ibadet niyetiyle dinen uygun nitelikteki bir hayvanın belirlenen vakitlerde usulüne göre kesilmesidir. Allahın ibadet olarak kesilmesini emrettiği Kurban; Kurban Bayramında ve Bayramın ilk üç gününde kesilir. (Zilhicce ayı 10,11,12.günleri) Bazı fıkıh âlimleri; “Allah Kurban kesmeyi yalnızca peygambere emretmiştir, bu nedenle Kurban ibadeti Ona farz, diğer müminlere Sünnettir.” demişlerdir. Bu bağlamda Şâfî, Mâlikî ve Hambelî mezhebine göre Kurban ibadeti “Sünnet” tir. Hanefî mezhebine göre ise; Peygambere emredilen bir şey aynı zamanda mü’minlere de emredilmiş sayılır ve Kurban ibadeti “Vâcip”tir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam fıkhına göre; Akıl bâliğ, hür, mukim ve dinen zengin sayılan, yani Zekat verecek nitelikte zengin olan mü’minler Kurban kesmekle mükelleftir. Buna rağmen pekçok müslüman Kurbanın sevabından hissedar olabilmek için sorumlu olmadığı halde geçimi dışında Kurbanlık hayvan alacak kadar artı parası varsa, Rabbine bir şükür ifadesi olarak Kurban kesmektedir. Ama borcu olan veya maddi sıkıntıda olan bir müslümanın sıkıntıya girerek, borç yaparak veya bankalardan kredi alarak Kurban kesmesi doğru değildir. İslam dininde Kurban; sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve cinsi hayvandan kesilebilir. Bunların dışındaki hayvanlardan Kurban olmaz. Bir koyun ve keçi ancak bir kişi tarafından Kurban edilebilir. Bazı fakihlere göre bir evde bir Kurban kesilmesi o hane halkı için yeterlidir. Sığır, manda ve deve bir kişi tarafından Kurban edilebileceği gibi hayvanın büyüklüğüne göre birden yedi kişiye kadar ortaklaşa Kurban edilebilir. Kurban ibadeti; Allah için yapılan çok feyizli mâli bir ibadettir. Kurban; bir müslümanın canını, malını ve servetini Allah için tereddütsüz fedâ edebileceğinin bir göstergesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban; Allah'ın vermiş olduğu nimetler için yapılan bir şükür ibadetidir. Kurban sayesinde insan; öncelikle Allah’ın bir emrini yerine getirmiş olduğu için Allahın sevgisini, rızasını ve mükafatını kazanmış olur. Kurban kesen bir mü’minin kestiği kurbanın etinden kendisi ve ailesi yediği gibi onun etinden konu komşusuna, misafirlerine ikram etmesiyle, fakir ve yoksullara da pay olarak dağıtmasıyla Allahın verdiği nimetleri Allah rızası için infak ederek, yakınlarıyla, fakir ve yoksullarla ve diğer müslüman kardeşleriyle paylaştığı için ayrı bir sevap daha kazanır. Bu nedenle Kurban kesenlerin kurbanlarını mutlaka ikamet ettikleri mahalde kesmeleri ve o mahaldeki (Şehir, kasaba, köy) fakir ve yoksul mü’min kardeşlerine infak etmeleri ve diğer mü’min kardeşleriyle ikramlaaşarak paylaşması çok daha faziletlidir. Allah katındaki ecir ve mükafatı da daha feyizlidir. Peygamberimiz sünneti böyledir. Bu konuda bazı müslüman kardeşlerimizin vekalet yoluyla Kurban paralarını başka yerlere para olarak göndermeleri doğru değildir. Kurbandan maksat; onun etini yukarda ifade ettiğimiz gibi Allah rızası için (Bakara-177) kurban mahallinde infak ederek, insanlarla paylaşarak Allahın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmaktır. Yoksa Rabbimiz Allahın bizim Kurbanımıza ihtiyacı yoktur. Bu konuda Rabbimiz Allah şöyle buyurur: "Elbette Kurbanların ne etleri ne kanları Allaha ulaşmaz. Fakat Allah'a ancak sizin takvanız ulaşır." (Hac -37) Yani Allaha ulaşacak olan; samimi bir niyetle yapılan güzel amellerdir..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hergün beslenme ve gıda ihtiyaçları için binlerce hayvan kesilir. Ama bu hayvanların etini sadece zengin olanlar ve maddi imkanı yerinde olanlar satın alır yer. Halbuki Kurban Bayramında kesilen Kurbanların etinden; başta Kurbanın sahibi olmak üzere, ev halkı, misafirler, fakirler, yoksullar ve ikram edilen herkes yer. Belki bir yıl boyunca evine et alamayanlar, Kurban sayesinde birkaç gün et yeme imkanı bulurlar. Bundan dolayı Kurban, Allah için yapılan bir ibadet olmanın yanında aynı zamanda imani ve insani yardımlaşmayı ve dayanışmayı, paylaşmayı, bölüşmeyi ve kardeşliği geliştiren, güçlendiren ve feyizlendiren rahmani ve faziletli bir ibadettir. Onun içindir ki Kurbanı ikamet mahallinde kesmek daha doğru ve daha feyizlidir. Kurbanın eti genel olarak üç kısma ayrılır, bir bölümü ev halkı için ayrılır, bir bölümü misafirlere ikram için ayrılır ve ikram edilir, bir bölümü de yakın akraba ve yakın komşulardan başlayarak yoksullara ve Kurban kesemeyenlere pay olarak dağıtılır. Böylece müslümanlar Kurbanın ve Bayramın feyiz ve bereketinden sevap ve mükafatından birlikte hissedar olurlar. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramınız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:41:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARA KARİYERDEN ÖNCE   MERHAMET AŞILANMALI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklara-kariyerden-once-merhamet-asilanmali-7831</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklara-kariyerden-once-merhamet-asilanmali-7831</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLARA KARİYERDEN ÖNCE   MERHAMET AŞILANMALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUKLARA KARİYERDEN ÖNCE</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;MERHAMET AŞILANMALI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sene sonu yaklaştı. Evlerde sesler yükseldi, masalar doldu, geceler kısaldı. Sınav zamanı bu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklar koşturuyor, veliler koşturuyor, öğretmenler koşturuyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkesin dilinde tek şey var: karne nasıl gelecek, diploma için kaç puan gerekli, hangi okul olacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haklısınız. Emek veren çocuğun karşılığını görmesini istersiniz. Sınav bir eşik, karne bir ayna, diploma bir kapı. Bunları küçümseyemeyiz. Ama şu sıralar en çok unuttuğumuz şey şu:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bu koşturmacanın içinde çocuğun vicdanını bir kenara bırakmamak lazım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuk sınava girerken yanında taşıdığı şey sadece formüller, tarihler, kelimeler olmamalı. Yanında “karşısındakini kırma”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">hissini de taşımalı. Arkadaşı düşük alınca “olsun, sen çalıştın” diyebilmeli. Başarılı olunca böbürlenmemeli, başarısız olunca kendini değersiz görmemeli.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü karne bir sayfadır, insan ömrü değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Diploma bir kağıttır, vicdanın yerine geçmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz çocuklara çoğu zaman “en iyi ol, geç, kazan” diyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Oysa önce “anla, dinle, acıyan gözle bak” demeyi öğretmek lazım. Sınav stresiyle birbirini ezen bir sınıf, ileride makam kavgası yapan bir toplum olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Karnesi zayıf diye dışlanan çocuk, ilerde başkasının zayıflığını fırsat bilir. Diploma alıp da merhameti unutmuş insan, unvanını başkalarını küçümsemek için kullanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden sınav haftasında asıl sorumluluk velide.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne-baba, çocuğunu sınava hazırlarken merhameti unutturma.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Notu yüksek olsun diye kalbini küçültme. En iyi okula girsin diye arkadaşını rakip görmesine izin verme.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Diploma eline geçsin diye vicdanını feda ettirme. Çünkü merhamet olmadan kazanılan her şey, sonunda çocuğu yalnız bırakır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuçta sınav biter, karne verilir, diploma alınır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi bir gün rafta kalır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama merhametle büyüyen çocuk, nereye giderse gitsin iz bırakır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kariyer sonradan gelir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce vicdanını korumak lazım.&nbsp; Vesselam.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:40:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/moldova-romanya-birlesme-planlari-ve-gagauzya-uzerinden-turkiyeye-olasi-etkileri-7830</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/moldova-romanya-birlesme-planlari-ve-gagauzya-uzerinden-turkiyeye-olasi-etkileri-7830</guid>
                <description><![CDATA[Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moldova–Romanya birleşmesi teorik olarak Moldova’yı Romanya üzerinden NATO ve Avrupa Birliği (AB) güvenlik mimarisine yaklaştırabilir; ancak bu süreç otomatik, sorunsuz ve kısa vadeli değildir. Moldova Anayasası ülkenin “daimî tarafsızlığını” ve yabancı askerî birliklerin ülkede bulunamayacağını belirtmektedir[1]. Buna rağmen Transdinyester’de yaklaşık 1.500 Rus askeri bulunmaktadır[2]. Bu durum, Moskova’ya Moldova üzerinde sürekli baskı üretme imkânı vermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><img alt="Moldova–Romanya Birleşme Planları ve Gagauzya Üzerinden Türkiye’ye Olası Etkileri" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-20%20at%2009_07_26.jpeg" style="height:500px; width:800px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gagauzya ise Moldova içinde özerk statüye sahip[3], Hristiyan Ortodoks Gagauz Türkleri'nin yaşadığı hassas bir bölgedir. Bölgenin Türkiye ile kültürel bağı güçlüdür; ancak siyasi eğilimleri uzun süredir Rusya’ya daha yakın görünmektedir. Bu nedenle Moldova–Romanya–Rusya hattında bir kriz çıkarsa, Gagauzya Türkiye için hem soydaş diplomasisi, hem Karadeniz güvenliği, hem de NATO–Rusya gerilimi açısından kritik bir konuya/soruna dönüşebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>1. Jeopolitik Arka Plan</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir süredir gündemde olan Moldova’nın Romanya ile birleşmesi planları, Rusya açısından yalnızca iki devletin birleşmesi olarak değil, NATO sınırının Transdinyester’e ve dolaylı olarak Ukrayna cephesinin batı kanadına yaklaşması olarak okunmalıdır. NATO üyeliği normal şartlarda oybirliğiyle genişleme usulüne bağlıdır; ancak Moldova’nın Romanya ile birleşmesi halinde mesele “yeni üye kabulü” değil, mevcut NATO üyesi Romanya’nın egemenlik alanının genişlemesi tartışmasına dönüşerek[4] konunun çok daha karmaşık bir hal alma olasılığı kuvvetle muhtemel görülmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu senaryo Moskova’nın güvenlik algısında çok sert tepki doğurabileceği unutulmamalıdır. Rusya, Transdinyester’deki Rus vatandaşlarını, Rusça konuşan nüfusu ve askerî varlığını “koruma gerekçesi” olarak öne sürebilir. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Moldova'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Transdinyester sakinlerinden Rus vatandaşlığına geçmek isteyeceklere kolaylık sağlanacağına dair kararname imzalaması[5], Moldova tarafından egemenliğe müdahale ve ilhak hazırlığı benzeri bir adım olarak değerlendirilmiş ve tepkiyle karşılanmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2. Gagauzya’nın Önemi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gagauzya, anayasanın 111/1 maddesi uyarınca Moldova’nın ayrılmaz parçası olduğu belirtilmiş[6] olsa da 23 Aralık 1994 tarihinde kabul edilen Gagauz Yeri’nin özel statüsü üzerine kanun tasarısı (No: 344-XIII) ile Gagauzlara bu kanunla self determinasyon hakkı tanındığına dair hüküm de bulunmaktadır[7]. Bu madde, Moldova–Romanya birleşmesi senaryosunda Gagauzya’yı hukuki ve siyasi açıdan kritik hale getirecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Gagauzya, olası bir birleşme sürecinde üç farklı aktör tarafından farklı şekilde kullanılabilirliği ortaya çıkacaktır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye için: soydaş ve kültürel diplomasi alanı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya için: Moldova’nın Batı’ya entegrasyonunu frenleme aracı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moldova için: iç istikrar ve toprak bütünlüğü meselesi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>3. Türkiye’ye Olası Etkiler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından en önemli risk, Gagauzya meselesinin Rusya–NATO geriliminin parçası haline gelmesi olacaktır. Türkiye hem NATO üyesidir hem Karadeniz’de Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelmemeye dikkat edecek şekilde dengeli bir politika izlemektedir. Bu nedenle Gagauzya üzerinden doğacak bir kriz Ankara’yı zor bir dengeye itecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birinci etki soydaş sorumluluğu alanındadır. Gagauzlar Türk kökenli ve Türkiye’ye kültürel yakınlığı olan bir topluluktur. Türkiye’nin olası bu senaryolar karşısında sessiz kalması yurt içi ve Türk dünyası kamuoyunda eleştiri doğurabilir; ancak aşırı müdahil görünmesi Moldova’nın iç işlerine karışmak veya Rusya ile vekâlet rekabetine girmek şeklinde yorumlanabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci etki Karadeniz güvenliği üzerinedir. Moldova’da savaş veya iç çatışma riski, Ukrayna savaşıyla birleşerek Karadeniz’in batı hattını daha kırılgan hale getirecektir. Bu durum Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi, deniz güvenliği, enerji yolları ve NATO içi yükümlülükleri bakımından daha dikkatli pozisyon almasını gerektirecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü etki ise Türkiye–Rusya ilişkileri üzerine olacaktır. Ankara, Suriye, Kafkasya, enerji ve turizm gibi başlıklarda Moskova ile çok katmanlı ilişkilere sahiptir. Gagauzya’da Rusya karşıtı açık bir pozisyon, bu konularda baskı üretebilir. Buna karşılık Türkiye’nin tamamen pasif kalması da Türk dünyası politikasında zafiyet görüntüsü verecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>4. Türkiye Nasıl Hazırlanmalıdır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin en rasyonel hazırlığı askerî değil, çok katmanlı diplomatik ve insani hazırlık şeklinde olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara öncelikle Moldova’nın toprak bütünlüğünü tanıyan, Gagauzya’nın özerk haklarını koruyan ve Romanya–Moldova birleşmesi ihtimalinde halk iradesi, uluslararası hukuk ve barışçıl müzakere şartını vurgulayan bir çizgi izlemelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci olarak Türkiye, Gagauzya’da eğitim, Türkçe, kültür, yerel kalkınma, sağlık ve altyapı projelerini artırmalıdır. Bu faaliyetler Rusya karşıtı değil, Gagauz halkının kimliğini ve refahını güçlendiren “yumuşak güç” araçları olarak tasarlanmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü olarak Ankara, Moldova merkezi hükümetiyle doğrudan ve düzenli temas mekanizması kurmalıdır. Gagauzya’ya destek, Moldova’yı dışlayan değil, Moldova’yla koordineli yürütülen bir formatta olmalıdır. Bu, Türkiye’nin hem soydaşlarına sahip çıktığını hem de Moldova’nın egemenliğine saygılı davrandığını gösterecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dördüncü olarak Türkiye, NATO içinde Moldova dosyasının askerîleştirilmesine karşı dikkatli olmalı; ancak istihbarat, siber güvenlik, kriz yönetimi ve insani tahliye senaryolarını da hazır tutmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moldova–Romanya birleşmesi olasılığı kısa vadede kesin olmamakla birlikte böyle bir ihtimalin tartışılması bile Rusya, Transdinyester ve Gagauzya üzerinden bölgesel gerilimi artırabilme potansiyeli vardır. Birleşme gerçekleşirse Gagauzya için genişletilmiş özerklik modelinin de tartışılabileceği söylenebilir. Gagauzya siyasi aktörleri birleşmeye karşı çıkarsa self determinasyon ile bağımsızlık tartışmaları da yaşanabilecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya’nın Kırım’da yaptığı gibi bir ilhak modelini teorik olarak gündeme almak isteyebileceği ancak mevcut coğrafya, hukuk ve askeri şartlar dikkate alındığında kuvvetli bir olasılık olarak görülmemektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte AB ve NATO’nun da çözüm önerileri adıyla konuya müdahil olabilecekleri muhtemel görülmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından ise Gagauzya dosyası “duygusal soydaşlık” ile “soğukkanlı jeopolitik denge” arasında yönetilmesi gereken hassas bir alandır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">En doğru strateji: Moldova’nın toprak bütünlüğüne saygı + Gagauz kimliğinin korunması + Rusya ile doğrudan çatışmadan kaçınma + Karadeniz güvenliğine hazırlıklı olma çizgisi olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Moldova Anayasası, madde 11: Moldova daimî tarafsızdır ve yabancı askerî birliklerin ülkede konuşlanmasını kabul etmez.<br />
https://web.archive.org/web/20131213013526/http://lex.justice.md/document_rom.php?id=44B9F30E:7AC17731 (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Elizabeth Place; Transnistria: Russia's Next Battlefront, 21.10.2024. </span><a href="https://hir.harvard.edu/transnistria-russias-next-battlefront/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://hir.harvard.edu/transnistria-russias-next-battlefront/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Moldova Anayasası, madde 111. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] NATO’nun genişleme usulü, Kuzey Atlantik Örgütü Antlaşmasının 10. Maddesi hükmü gereği oybirliği esasına dayanır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Dmitri Chirciu; Putin, Transdinyester Sakinlerine Rus Vatandaşlığı Verilmesini Kolaylaştıran Kararname İmzaladı, A.A., 1.05.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/putin-transdinyester-sakinlerine-rus-vatandasligi-verilmesini-kolaylastiran-kararname-imzaladi/3939893" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/dunya/putin-transdinyester-sakinlerine-rus-vatandasligi-verilmesini-kolaylastiran-kararname-imzaladi/3939893</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Moldova Anayasası, madde 111.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Remzi Bulut; Karadeniz’in Öteki Yakasındaki Türkler “Gagauz Türkleri”, Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi, ss. 58-65, Eylül 2016. </span><a href="https://www.researchgate.net/publication/389255997_Karadeniz'in_Oteki_Yakasindaki_Turkler_Gagavuz_Turkleri" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.researchgate.net/publication/389255997_Karadeniz'in_Oteki_Yakasindaki_Turkler_Gagauz_Turkleri</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.05.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:36:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UZAT ELİNİ...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/uzat-elini-7829</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/uzat-elini-7829</guid>
                <description><![CDATA[UZAT ELİNİ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">UZAT ELİNİ...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kış günü akşamı, Üftâde hazretleri talebelerini toplamış sohbet ediyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ara; “Dostlarım! Canımız tâze üzüm istedi. Acaba bulmak mümkün müdür?” buyurdu. Talebeler içlerinden; “Bu kış günü, bu karda tâze üzüm olur mu?” diye düşünürlerken, Azîz Mahmûd Hüdâyî de kendi kendine; “Mâdemki bu sözü hocam söyledi, mutlakâ bunda bir hikmet vardır.” diye düşünerek ayağa kalktı ve; “Efendim! Müsâade ederseniz bendeniz getireyim.” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müsâade edilince sepeti aldığı gibi Bursa'nın Çekirge mevkiindeki bağa gitti. Bağ, karlar altında idi. Bir asma çubuğunun üzerinden karları temizlediğinde, salkım salkım üzümler gördü. Bunun hocası Üftâde hazretlerinin bir kerâmeti olduğunu anlayıp, üzümleri sepete koymaya başladı. Asmadaki üzümler bittiğinde, sepet de ağzına kadar dolmuştu. Sepeti omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hızlıca yürürken, birden ayağı kayıp bir çukura düştü. Çukur derin olduğundan, çıkmak için çok uğraştıysa da başaramadı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çâresiz kalınca hocası Üftâde'den yardım istemek hatırına geldi ve içinden; “İmdât! Yâ mübârek hocam!” der demez, çukurun başından bir ses; “Ey Mahmûd! Uzat elini de yukarı çekeyim” dedi. Bu sesin sâhibine baktı, fakat tanıyamadı. Çukurun başındaki kimsenin kendisine gülümsediğini gördü. Utanarak elini uzattı. Yukarı çıktığında o kimseyi göremez oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine sepeti omuzuna alarak dergâha doğru süratle gitti. Hocasının huzûruna vardığında sohbet devam ediyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Omuzunda üzüm dolu sepeti gören talebeler şaşırıp kaldılar. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başından geçenleri anlatınca, Üftâde hazretleri, yardım edenin Hızır aleyhisselâm olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Talebeler hocaları hazreti Üftâde'nin, Allahü teâlânın katında yüksek bir velî olduğunu ve Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin hocalarına olan teslîmiyetini bir kere daha anladılar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 16:00:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 Eylül’ü Yaşayan Bir Asker: Alamettin TÜRKMEN</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/12-eylulu-yasayan-bir-asker-alamettin-turkmen-7828</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/12-eylulu-yasayan-bir-asker-alamettin-turkmen-7828</guid>
                <description><![CDATA[12 Eylül’ü Yaşayan Bir Asker: Alamettin TÜRKMEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">12 Eylül’ü Yaşayan Bir Asker: Alamettin TÜRKMEN</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alamettin Türkmen anlatırken yüzündeki yılların izi aslında o günlerin ağırlığını da taşıyordu. 1980 darbesi sırasında İstanbul’da askerdi. Beşiktaş, Kağıthane, Ortaköy ve Nişantaşı çevresinde görev yaptıklarını anlatırken bir anda o yıllara geri döndü. “Bir gece herkes panikle uyandı” dedi. Sokaklar boşaltılmış, yollar kesilmişti. İnsanlar evlerinden çıkamıyor, herkes korkuyla radyolardan gelecek haberleri bekliyordu. O günlerde “Abdi İpekçi vuruldu” haberinin büyük yankı uyandırdığını, ardından sıkıyönetimin sert şekilde hissedildiğini anlattı. Kabataş Lisesi’ne insanların toplandığını, kitapların kamyonlara doldurulup yakıldığını söylerken sesi ağırlaştı. “Binlerce kitap vardı evlat” dedi, “insanlar sadece konuşmaya bile korkuyordu.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O günlerin İstanbul’u sessiz ama tedirgindi. Alamettin amca, bazı mahallelerde perdelerin sıkıca kapandığını, ışıkların bile açılmadığını söyledi. “Kimse dışarı çıkmayacak deniyordu” diye anlattı. Dört ay boyunca kapalı bölgelerde kaldıklarını, askerlerin sürekli nöbette olduğunu söyledi. Ama ilginç olan bir başka detay da vardı; Nişantaşı ve Ortaköy’de yaşayan bazı aileler askerlere yemek taşıyordu. Bir tabak sıcak yemek bile o günlerde moral sayılıyordu. Fakat sokaklarda hâkim olan duygu korkuydu. İnsanlar ne olacağını bilmiyor, herkes birbirinden şüphe ediyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alamettin Türkmen’e göre darbenin gelişi kötü günlerin daha da büyümesini engelledi. “İyi oldu” derken sebebini şöyle anlattı: “O zaman sağcı solcuyu, solcu sağcıyı öldürüyordu. Mahalleler bölünmüştü. Kim olduğunun önemi yoktu, insanlar birbirine düşmandı.” Ona göre ülke iç savaşın eşiğine gelmişti. Bugün yıllar sonra o günleri anlatırken hâlâ aynı ciddiyetle konuşuyor. Çünkü bazı dönemler sadece tarihte kalmıyor; yaşayan insanların hafızasında da hiç silinmiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazar Mustafa ALDIÇ&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:59:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SENDE HÂLÂ</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sende-hala-7827</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sende-hala-7827</guid>
                <description><![CDATA[SENDE HÂLÂ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SENDE HÂLÂ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eserine sığındım, geceler sen kokarken<br />
Bilmesen de aklımın yarısı sende hâlâ<br />
Hayalinle yoğundum, heceler sen kokarken<br />
Gönül denen peteğin, arısı sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreğinin sesine, irade buyurmadın<br />
Çakallar sürüsünü, gölgenden ayırmadın<br />
Karşılıksız sevmeye, doymadım, doyurmadın<br />
Kandığım mutluluğun, gerisi sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hiçbir kula vermemiş, Yaradan hoşluğunu&nbsp;<br />
Senden başka hiç kimse, doldurmaz boşluğunu<br />
Başka şey unutturmaz, aşkın sarhoşluğunu<br />
Yaşanacak düşlerin serisi sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sensizken cemalime gülüşü yasaklarım<br />
Aklımdaki yerini, her nefeste yoklarım<br />
Geriye dönüşünü, ömür boyu beklerim<br />
Cana can katan şeyin, birisi sende hâlâ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalan dünyanın sonu, kapımı çaldığında<br />
Şaşıracak belki de, hanemi bulduğunda<br />
Eli bomboş dönecek, Azrail geldiğinde<br />
Nurseli’nin ölüsü, dirisi sende hâlâ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:22:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruh Açlığının Modern Hali</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ruh-acliginin-modern-hali-7826</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ruh-acliginin-modern-hali-7826</guid>
                <description><![CDATA[Ruh Açlığının Modern Hali]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Ruh Açlığının Modern Hali</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İnsan bazen aç değildir. Sadece duyulmamıştır.&nbsp; Ah benim uyanış sancılarım…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Karnımı mı yedin sen? Bir insan neden durmadan yer mesela? Gerçekten aç olduğu için mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Yoksa sesini işitmeyenlerin bıraktığı boşluğu susturmak için mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bazı geceler insanın midesi değil, ruhu kazınır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ve insan zihnindeki açlığı doyurmak uğruna bağırsaklarına kadar yüklenir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü beden konuşur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Kalbin sustuğu yerde mide bağırır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ben kahkahalarla gülen insanların içindeki kırıkları artık duyabiliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü bazen insan en yüksek kahkahayı, içindeki çığlık duyulsun diye atar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ne kadar neşeli görünürse o kadar az sorgulanacağını sanır. Kırgınlık da böyledir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Önce kalpte başlar, sonra dile vurur. İnsan aslında kaba değildir çoğu zaman; sadece uzun süre anlaşılmamıştır. Bir de “hayır” diyemeyenler vardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İçindeki küçük çocuğu hâlâ incinmesin diye herkese evet verenler… Nazlı değil o çocuk aslında.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Sadece sevgiyi kaybetmekten korkuyor. İnsan bazı şeyleri fark eder ama hemen değiştiremez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İşte en sancılı yer tam orasıdır. Bilmekle dönüşmek arasındaki uçurum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü uyanış bir anda gelen romantik bir aydınlanma değildir. Uyanış bazen bağırsak bozukluğudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bazen gece üçte gelen anlamsız ağlama hissi. Bazen kimseye tahammül edememek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bazen de herkesi bırakıp kendine ilk defa dönmektir. İnsan eski benliğinden çıkarken kriz geçirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Tıpkı kabuk değiştiren bir canlı gibi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü artık eski hayat dar gelir ama yeni hayatın içine de tam yerleşemez. Bu yüzden bazı insanlar</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">“çok değiştin” der.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Evet.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Çünkü aynı kalmak ruhuma artık dar geliyor. Belki de uyanış dediğimiz şey, kendine ilk defa dürüst olmaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ve dürüstlük… İnsanın içinde deprem etkisi yaratır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Gamze Arslan</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Yaşam ve Farkındalık Koçu</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Benden bana,bizden size</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:55:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cok-kutuplu-sistem-arayisi-ve-cin-rusya-stratejik-esgudumu-7825</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cok-kutuplu-sistem-arayisi-ve-cin-rusya-stratejik-esgudumu-7825</guid>
                <description><![CDATA[Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü</strong></span></span></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin’e gerçekleştireceği ziyaretin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Pekin temaslarının hemen ardından gündeme gelmesi, uluslararası sistemde yeniden şekillenen güç dengeleri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu ziyaret, yalnızca ikili ilişkiler bağlamında değil; aynı zamanda “çok kutuplu dünya sistemi”, “küresel güç rekabeti” ve “alternatif jeopolitik bloklaşma” tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><img alt="Çok Kutuplu Sistem Arayışı ve Çin-Rusya Stratejik Eşgüdümü" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-05-18%20at%2009_56_25.jpeg" style="height:519px; width:800px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle Ukrayna savaşı sonrasında hızlanan küresel kutuplaşma süreci, Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşmayı daha görünür hale getirmiştir. Bunun yanında Washington-Pekin hattındaki kontrollü rekabet ve ekonomik bağımlılık ilişkisi, Çin’in dış politika stratejisinde “dengeleyici büyük güç” kimliğini öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda Putin’in Pekin ziyareti, Çin’in hem ABD ile ilişkileri tamamen koparmadan sürdürme hem de Rusya’yı Batı’ya karşı stratejik denge unsuru olarak koruma çabasının önemli bir göstergesi olarak okunabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çin’in Küresel Mesajı: “Denge Kurucu Güç” İmajı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin’in aynı dönemde hem ABD hem de Rusya ile üst düzey diplomatik temaslar yürütmesi, Pekin’in kendisini yeni uluslararası sistemin merkez aktörlerinden biri olarak konumlandırma arzusunu daha da görünür hale getirmiştir. Çin yönetimi, özellikle son yıllarda “tek kutuplu Amerikan düzeninin sona erdiği” tezini dolaylı biçimde destekleyen söylemler geliştirdiği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Pekin’in temel stratejik mesajı, Çin’in yalnızca ekonomik bir güç değil; aynı zamanda küresel krizleri yönlendirebilen, denge kurabilen ve çok taraflı diplomasiyi şekillendirebilen bir aktör olduğudur. Çin’in hem Washington hem Moskova ile görüşebilmesi, Pekin’in “jeopolitik merkez ülke” pozisyonunu güçlendirme arayışıyla ilişkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında Çin, ABD ile yaşadığı rekabeti tam ölçekli bir kopuşa dönüştürmek istememektedir. Özellikle ticaret, teknoloji ve finans alanlarındaki karşılıklı bağımlılık nedeniyle Pekin, Washington ile kontrollü rekabet stratejisini sürdürmektedir[1]. Trump ile yürütülen temasların ekonomik tansiyonu azaltmaya yönelik olduğu değerlendirilirken, Putin’in ziyareti ise Çin’in Rusya’dan stratejik olarak vazgeçmeyeceğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çin-Rusya Yakınlaşması ve Alternatif Blok Arayışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın en önemli boyutlarından biri, Batı merkezli ekonomik ve finansal sisteme alternatif üretme çabasıdır. Özellikle ABD yaptırımları sonrasında Moskova’nın Çin’e ekonomik bağımlılığı artmış; enerji, ticaret ve teknoloji alanlarında yeni iş birlikleri gündeme gelmiştir[2].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte yerel para birimleriyle ticaretin artırılması, SWIFT[3] benzeri alternatif ödeme sistemleri ve dolar bağımlılığını azaltmaya yönelik girişimler dikkat çekmektedir. Çin açısından bu durum, yalnızca Rusya’yı desteklemek değil; aynı zamanda uzun vadede Batı merkezli küresel finans sistemine karşı alternatif bir ekonomik düzen oluşturma hedefiyle ilişkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya açısından Çin artık yalnızca bir ticaret ortağı değil; ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Avrupa enerji piyasasında yaşanan kayıplar nedeniyle Moskova’nın Asya’ya yönelmesi, Çin’i Rus enerji ihracatının merkez ülkesi konumuna taşımıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Enerji Diplomasisi ve “Sibirya Gücü-2” Projesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Putin’in Pekin ziyaretinde öne çıkması beklenen en önemli başlıklardan biri enerji iş birliğidir. Özellikle “Sibirya Gücü-2” doğal gaz hattı projesi, Rusya’nın Avrupa pazarına alternatif oluşturma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görülmektedir[4].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu proje sayesinde Rusya, Avrupa’ya yönlendirdiği enerji kapasitesinin önemli bir bölümünü Çin’e kaydırmayı hedeflemektedir. Çin ise artan enerji ihtiyacını daha güvenli ve uzun vadeli anlaşmalarla karşılamayı amaçlamaktadır. Böylece enerji alanındaki iş birliği, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir bağımlılık ilişkisi yaratmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Savunma, Teknoloji ve Ukrayna Savaşı Sonrası Düzen</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı teknolojisine erişiminin zorlaşması, Çin’i Moskova açısından daha kritik hale getirmiştir. Çin doğrudan silah desteği konusunda dikkatli davranmakla birlikte, çift kullanımlı teknolojiler, elektronik bileşenler ve sanayi altyapısı üzerinden Rusya’ya dolaylı destek sağladığı yönündeki değerlendirmeler Batılı çevrelerde sıkça dile getirilmektedir[5].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan Çin, Ukrayna savaşının tamamen Rusya’nın çöküşüyle sonuçlanmasını istememektedir; çünkü Moskova’nın zayıflaması, ABD’nin stratejik odağını yeniden Asya-Pasifik bölgesine yöneltmesini hızlandırabilir. Bu nedenle Pekin açısından Rusya’nın Batı’yı meşgul eden bir güç olarak sistem içerisinde varlığını sürdürmesi stratejik önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump sonrası dönemde ABD’nin Ukrayna dosyasındaki yükünü azaltma eğilimi ise Moskova tarafından fırsat olarak değerlendirilmektedir. Kremlin, Washington’un Avrupa güvenliği konusundaki angajmanının azalmasını kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkistan/Orta Asya ve Arktik Rekabeti: Görünmeyen Gerilim Alanları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar Çin ve Rusya “stratejik ortaklık” söylemini öne çıkarsa da iki ülke arasında örtülü rekabet alanları da bulunmaktadır. Bunların başında Türkistan/Orta Asya gelmektedir. Çin, “Kuşak ve Yol Projesi” aracılığıyla bölgedeki ekonomik etkisini artırırken, Rusya güvenlik ve askeri nüfuzunu korumaya çalışmaktadır[6].</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde Arktik bölgesi de iki ülke arasında dikkatle yönetilen bir rekabet alanı oluşturmaktadır. Rusya bölgedeki askeri ve jeopolitik üstünlüğünü koruma çabasındayken, Çin Arktik ticaret yollarına ve enerji kaynaklarına erişim sağlamak istemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Putin’in Pekin ziyareti yalnızca Batı’ya karşı ortak duruş değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki stratejik dengeyi yönetme çabası olarak da okunmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump sonrası Putin’in Pekin ziyareti, uluslararası sistemde şekillenen yeni güç dengelerinin sembolik ve stratejik bir göstergesi niteliğindedir. Çin, ABD ile ilişkilerini tamamen koparmadan sürdürmeye çalışırken, Rusya’yı Batı’ya karşı önemli bir jeopolitik denge unsuru olarak korumayı hedeflemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya ise uzun vadeli ekonomik ve stratejik dayanıklılığını sürdürebilmek için Çin desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Pekin-Moskova hattındaki yakınlaşma, klasik bir ikili ittifaktan ziyade çok kutuplu düzenin koordinasyonuna yönelik pragmatik bir stratejik ortaklık görünümü taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Trump: Çin ile Potansiyel Bir Savaşa Girmek İstemiyoruz, 19.03.2026. </span><br />
<a href="https://www.bloomberght.com/trump-cin-ile-potansiyel-bir-savasa-girmek-istemiyoruz-3744649" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.bloomberght.com/trump-cin-ile-potansiyel-bir-savasa-girmek-istemiyoruz-3744649</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Hüseyin Korkmaz, Yaptırımlar Altında Büyüyen Ortaklık Çin ve Rusya, 13.04.2024. </span><br />
<a href="https://tasam.org/tr-TR/Icerik/72569/yaptirimlar_altinda_buyuyen_ortaklik_cin_ve_rusya" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://tasam.org/tr-TR/Icerik/72569/yaptirimlar_altinda_buyuyen_ortaklik_cin_ve_rusya</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] SWIFT, dünya genelindeki banka ve finansal kuruluşların birbirleriyle güvenli ve hızlı bir şekilde iletişim kurmasını sağlayan uluslararası bir para transferi ağı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Hao Tan, Power of Siberia 2 reshapes China's energy security calculus, eastasiaforum.org, 31.10.2025.</span><br />
<a href="https://eastasiaforum.org/2025/10/31/power-of-siberia-2-reshapes-chinas-energy-security-calculus/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://eastasiaforum.org/2025/10/31/power-of-siberia-2-reshapes-chinas-energy-security-calculus/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Rusya Çin Teknoloji Bağımlılığı: Savaş Sürecinde Artan Riskler, 01.05.2026</span><br />
<a href="https://temizteknoloji.com/rusya-cin-teknoloji-bagimliligi-savas-surecinde-artan-riskler/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://temizteknoloji.com/rusya-cin-teknoloji-bagimliligi-savas-surecinde-artan-riskler/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.05.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Özlem Fındık, Çin’in Bölgesel Hegemonya Olma Yolunda İlerleyişi Bir Kuşak Bir Yol Girişimi: Orta Asya Örneği, T.C. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2025. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:59:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LAİKLİK VE SEKÜLARİZM NEDİR?</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/laiklik-ve-sekularizm-nedir-7824</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/laiklik-ve-sekularizm-nedir-7824</guid>
                <description><![CDATA[LAİKLİK VE SEKÜLARİZM NEDİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">LAİKLİK VE SEKÜLARİZM NEDİR?</span></span></span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dünya’da çeşitli zamanlarda değişik anlamlar taşıyan “laiklik” teriminin anlamı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yerine oturmuş olmasına rağmen seksen yıldır bizdeki kavram kargaşası hala devam etmektedir. Anlamına, vakıf olmanın yolu tarihsel sürecine inmektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bu iki kavramın Hıristiyanlığın tarihsel gelişimiyle yakından ilgisi vardır. Hz İsa’dan itibaren Hıristiyanlık; “Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya…” sözüyle din devlet ilişkilerini oluşturmuştur. Ancak o günkü anlamda Katolik Mezhebi’nin çıkışıyla devletin dinden ayrılamayacağı fikrinin yaygınlaşması dünyayı katı bir teokratik devlet yapısı ile tanıştırdı. Dini kendine alet eden hakim sınıf, rahipler dışındaki halkı basit insanlar olarak algılamış ve <strong>kendi fiillerinin denetlenmesine açık kapı bırakmamışlardır.</strong> Kendi inancı dışındaki bütün inançlara asla tahammülü olmayan bu sistem Orta Çağ boyunca insanlığın başına bir kabus gibi çökmüştü. Allah’a ulaştırıyoruz, diye kendi otoritelerini ve baskılarını ve hatta sömürü düzenlerini kuranlara her devirde rastlanmıştır ve ne yazık ki içinde bulunduğumuz çağda hala devam etmektedir. &nbsp;Bu ortamlar istihbarat sistemlerinin en çok sevdikleri ortamlardır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Ancak Orta Çağdaki bu istismar, İslam inancı taşıyan toplumların özgür ortamlarının da katkısıyla İslam ülkelerinin sığınılacak ülkeler olması, İslam toplumlarının gelişmesi ve büyümesi sonucunu da beraberinde getirmiştir. İslam inancında diğer inançlar kendi hukuki altyapılarında yargılanır ve yönetilir. İslam toplumuyla savaşmayanlarla savaşmak yasaktır. Savaşta kadınlar, çocuklar, yaşlılar yani sivil halk savaşın asla hedefi olamaz. Dinde zorlama yoktur. Sivil ve doğal altyapıya zarar verilmez. Dini temelli konular dışında ve zamanın getirdiği yenilikler için konunun uzmanlarının hukuka uygun kanun düzenlenmesi normal karşılanır. Hurma tarımı ile ilgili tanınan serbest hareket hakkı buna örnektir. İslamiyet ve bu özelliği taşıyan inançlara gereksiz yere cephe alınmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Doğunun özgür ortamlarıyla tanışan batı düşünürleri 1490’lı yıllardan itibaren kendi özlerini hatırlayarak din devlet ilişkilerini yeniden tanımlamışlardır. İngiltere’de Jean Calvin Yeniden İncil’e Dönüş hareketini başlatarak kilise ile devletin ayrılması gerektiğini ileri sürmüştür. Almanya’da da Martin Luther Yeniden İncil’e Dönüşü ve herkesin kendi rahibi olması gerektiğini savunmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bu iki hareket bugünkü sekülarizm fikrinin öncüleri olmuşlardır. Amerika Birleşik Devletleri’ni kuranlar da her inanca eşit mesafede olma anlamına gelen sekülarizmin savunucular olmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Hâlbuki aynı yıllarda Fransa’da Auguste Comte ve benzerleri aynı hareketi çok farklı bir kulvara çekmişlerdi. Onlara göre, insanlar aydınlandıkça tanrının alanı daralacaktı. <strong>Bu, Laikliğin o günkü tanımı idi</strong>. Bu inanç tıpkı Katolik din devletinde olduğu gibi kendi dışındaki inançlara asla tahammül göstermemiştir. Bu da Fransa’nın gelişimini İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar, yani Amerika’nın Fransa’yı Alman işgalinden kurtardığı, sekülarizm ile laikliğin anlam birliğine kavuştuğu, devletle inançların barıştığı yıllara kadar geciktirmiştir. Başlangıcında Fouche (Fuşe) gibi diktatör teşkilatçılar yıllarca Fransa halkına adeta kan kusturmuşlar, cadı kazanının ne anlama geldiğini halka öğretmişlerdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gerek halkla istişareye açık alimlerin dünya işlerindeki görüşlerini kanunlaştıran ve adaletle özdeşleşen İslam, gerekse Hıristiyanlığın diğer mezhepleri orta çağ deneyimi nedeniyle teokratik devlet suçlamasıyla haksız yere muhatap olmuşlardır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bugün batıda devletler kendilerini her inanca aynı mesafede olma ilkesiyle hareket etme mecburiyetinde hissederler. <strong>Kendileriyle birlik oluşturmak isteyen ülkelerde inanç ve teşebbüs özgürlüğü ve tam demokrasiyi ararlar.</strong> <strong>Egemenliğin kayıtsız şartsız kimde olduğuna bakarlar. </strong>Batılı Nato üyesi olan Türkiye’ye 2026’dan 40 yıl önce batının bakışı: “<strong>Tek demir perde ülkesi üyemiz.</strong>” nazarındaydı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu esnasında Fransa ile hiçbir siyasi bağlantısının olmadığı, halbuki sekülarizmin merkezi olan ABD, İngiltere ve Almanya ile siyasi bağlar dikkate alındığında önemli ip uçları verebilir. Cumhuriyetin kuruluşundaki laiklik anlayışı ilkel laiklikle bir tutulabilir mi? 1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması, İlk Kuran tefsirinin Atatürk tarafından yaptırılması her kesim tarafından kabul görmüş alimlere meal ve tefsir yaptırması bunun gayesi için bir ölçü olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kastının ilk dönem katı laiklik olmadığını ortaya koyar. Burada din istismarcılarının elinden masum halkı kurtarmanın hedeflendiği ve yabancı istihbarat örgütlerinin faaliyet alanlarının daraltılması kastı daha ağır basar. Ne de olsa Osmanlı’nın son dönemlerinde içler karartacak önemli yabancı istihbarat çalışmalarının örnekleri mevcuttu. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Beğenmediğimiz birçok özelliği olabilir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde bu gün 3000 inanç birbirine saygılı bir şekilde barış içinde, adalet önünde eşit haklardan yararlanarak yaşamaktadır. Amishler ve Mormonlar bunun en önemli örnekleridir. Teknolojiden uzak yetiştirdikleri tarım ürünlerini yol kenarına koyar ve fiyatını üstüne yazarlar, kimse başında durmaz. Bunların cinsel hayatla ilgili görüşleri dahil kendi bölgelerdeki trafik kanunlarını bile kendilerinin yapma hakkı vardır. İslam’da Caferi Sadık’ın Kaynağı Kuran olan Mecusilerin cinsel hayata bakış açısına verdiği tanıma fetvası bununla örtüşür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Bu, bana 600 yıl bulunduğumuz coğrafyayı huzur ve adalet içinde yöneten bir devleti hatırlattı. O zaman baskılardan kaçan tüccarlar uygulanan pazar ekonomisi nedeniyle zenginliği; mucitler ve alimler; fikri gelişmeyi ve teknolojiyi bu devletin nüfuz alanına taşıyordu. Osmanlı’nın son dönemlerinde Avrupa’ya olan göç, şimdi de aynı özelliği taşıyan Amerika’ya yönelmiş durumda. Daha önceki Türk Devletleri’nde durum bundan farklı değildi. Biz kaybettiğimizi maalesef bizi örnek alanlardan almak zorunda kaldık. Bari bunu başarabilelim. Kurtuluş Harbiyle üçüncü dünyaya örnek olmuş Türkiye’den yeni bir idol olma özelliği beklenmektedir. Dünyadaki gelişmeler karşısında zaten mevcudu korumak için artık demir değil, çelik perdeler dahi yetmeyeceğe benziyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">İnançlarla ve halkla devletin barıştırılması ve tek yürek atan bir millet olmak için herkes taşın altına elini koymalıdır. Bunun yolu adil olmak, herkese, her inanca eşit mesafede olmak, kişi hak ve özgürlüklerini el üstünde tutmak, hukukun üstünlüğüne zarar verecek davranışlardan uzaklaşmak, halkın demokrasiye katkısıyla fikri gelişmeyi, hür teşebbüsü sağlamaktan geçer. Aidiyet duygusunu geliştirmek ve huzur ve ekonomik refah içinde yaşamak için bugün başka bir yol bulunmamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-size:11.0pt">Başarıya giden yola çıkmak, ayrışmalardan ve aşiret düşmanlığı tarzındaki gizli ajandalardan arınmakla mümkündür. Komünizm’in, August Compte (Ogüst Comt) Laikliği’nin ve Orta Çağ Katolik Devleti’nin bakış açısı aynıdır. Kendilerinin dışındaki hiçbir fikre tahammülleri olmadığı gibi farklı düşünenleri dünyadan yok etmek için savaşmayı, ulaşılacak barış olarak görürler. Her üçü de tarih sahnesinden silinmişlerdir. Bize düşen bu, devrini tamamlamış düşünce sistemlerinden, düşünce tarzımızdaki kalan son kırıntıları da temizlemektir</span>.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sağlık ve Esenlikler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 07:45:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSLAMDA TEVEKKÜL</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islamda-tevekkul-7823</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islamda-tevekkul-7823</guid>
                <description><![CDATA[İSLAMDA TEVEKKÜL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSLAMDA TEVEKKÜL</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanların rızkını veren; âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah, hiç ayırım yapmadan, çalışan ve gayret eden her kuluna çalıştığının karşılığını vermektedir. Kur’an ifadesiyle: “İnsan için kendi gayretiyle/çalışmasıyla elde ettiğinden başkası yoktur.” (Necm-39) Ancak. mü’min; dünyevi ve uhrevi hayatı için yaptığı tüm çalışmaların ve işlerin neticesinin hayırlı ve feyizli olması için Allah’a tevekkül etmesi gerekir. Çünkü, Mukaddes kitabımız Kur’anda Allah şöyle buyurur: “Eğer mü’min iseniz Allah’a tevekkül edin!” (Maide-23)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki “Tevekkül” nedir? Tevekkül; Hayırlı bir işte feyizli ve bereketli bir amaca ulaşmak için gereken çalışmayı ve gayreti gösterip gerekli tedbirleri aldıktan sonra neticeyi Allahın takdirine bırakmaktır. Tevekkülün ön şartı ise; Hâlis/temiz bir iman, gayretli bir çalışma, güzel bir tedbir, güzel bir duâ ve güzel bir sabırdır. Hiçbir şeye tevessül etmeden, hiçbir çalışma ve gayret göstermeden “Ârmut piş ağzıma düş” mantığıyla her şeyi hazır beklemek akıllı insan işi değildir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle bir düşünce ahmaklıktan başka bir şey değildir. Bu nedenle insan/müslüman hem dünya hayatı, hem de ahiret hayatı için hayırlı ve faydalı şeyler elde etmek istiyorsa mutlaka çalışmalı, yapılması gerekenleri yapmalı, alınması gereken tedbirleri almalı ve sonucun hayırlı olması için güzel bir duâ ile Allaha duâ edip Allah’a sığınmalı ve Neticeyi O’nun takdirine bırakmalıdır. O’na tevekkül etmelidir. Kim Allah’a inanır, O’na güvenir ve işlerinde O’nu vekil kılarsa bilsin ki, Allah o kimseye yeter. Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Sen her zaman diri ve canlı olan Allah’a tevekkül et! Zira Allah sana yeter...” (Furkan-58)) Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde şöyle buyurur: “Bir kimse samimiyetle Allah’a sığınırsa, Allah onun her işine yetişir. Hiç ummadığı yerden onun rızkını verir.” Bir gün bir adam peygamberimize gelerek bir türlü fakirlikten kurtulamadığından şikayet etti. Peygamberimiz ona: “Demek ki sen Allah’a tam tevekkül etmedin. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer Allah’a tam tevekkül etmiş olsaydın Allah kuşlara rızkını verdiği gibi sana da verirdi. Bak, onlar her gün sabah erkenden mideleri aç olarak yuvalarından çıkarlar, akşam karınları tok olarak yuvalarına dönerler.” buyurdu. Bir defasında Peygamberimiz, Mescide gelen bir adamın devesini başı boş bırakarak Mescide girdiğini gördü. Onu çağırdı ve “Niçin deveni bağlamadın?” dedi. O da: “Allah vekil.” dedi. Peygamberimiz o kimseye: şöyle dedi: “Önce deveni bağla sonra Allah’a tevekkül et!” İbrahim aleyhisselam, zâlim Nemrudun adamları tarafından mancınıkla ateşe atılacağı sırada Allah’ın emriyle Cebrail, Hz.İbrahim’e (a.s) geldi ve “Yâ İbrahim! Benden bir isteğin var mı?” dedi. Her işinde Rabbine sığınan ve güzel bir tevekkül sahibi olan İbrahim aleyhisselam ona şöyle dedi: “Hayır Yâ Cebrâil. Allah benim bu halimi görüyor. Ben Allaha sığındım, O’na tevekkül ettim . Allah bana yeter. O en güzel vekildir.” dedi. Nemrudun adamları Hz.İbrahim’i(a.s) ateşe attığı anda Yüce Allah ateşe: “Ey ateş kulum İbrahim için serin ve esenlik ol!” (Enbiya-69) buyurdu ve ateş, İbrahim aleyhisselam için serin oldu. Atıldığı ateşin bulunduğu yer ise; içi çiçeklerle ve ağaçlarla bezenmiş serin bir bahçeye dönüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazı insanlar çalışıp, çabaladıkları halde istedikleri sonucu alamadıklarından veya fakirlikten kurtulamadıklarından yakınırlar. Bu ise tevekküle razı olmamaktır. Allah’ın takdirine isyandır. Halbuki insan, yaptığı işlerin sonucunun takdirini mutlaka Allah’a bırakmalıdır, yani her konuda Allahı vekil kılmalıdır. Yani mü’min her işinde tevekkül sahibi olmalıdır. Yaptığımız bir iş istediğimiz şekilde sonuçlanmamışsa, bilmeliyiz ki; ya o konuda gereken gayreti yeteri kadar göstermemişizdir veya henüz onun olma vakti gelmemiştir. Ya da; o işin, nefsimizin arzu ettiği şekilde sonuçlanması bizim hayrımıza değildir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: “İhtimal ki, sizin hoşlandığınız ve hemen arzu ettiğiniz birşey; sizin için şerdir/kötüdür. Hoşlanmadığınız bir şey de sizin iyiliğinizedir. Allah onu bilir ama siz bilemezsiniz.” (Bakara-216) Bu hususta bize düşen görev; her hayırlı iş için gereken çalışmayı ve gayreti gösterip güzel bir dua ile sonucu, neticeyi Allah’ın takdirine bırakmaktır. Ama şunu bir kez daha ifade edelim ki, Hâlis bir iman, güzel bir tedbir, gayretli bir çalışma ve azim, güzel bir duâ ve güzel bir sabır olmadan Tevekkül olmaz. Biliniz ki; “Allah bize yeter, O en güzel vekil, en güzel mevlâ ve en güzel yardın edendir.” (Ali imran-173) İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız kabul, işiniz güzel, ameliniz sâlih, Tevekkülünüz güzel, ömrünüz huzurlu, feyizli ve bereketli olsun!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026 (muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 07:41:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eskiden-dizler-yaralanirdi-7822</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eskiden-dizler-yaralanirdi-7822</guid>
                <description><![CDATA[ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir eğitimci olarak yıllardır gençleri gözlemliyorum mesleğim gereği.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden çocuklar sokakta büyürdü; şimdi ekranların içinde büyüyorlar maalesef.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden dizler yaralanırdı, bugün ise ruhlar yaralanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü çağ değişti. Bununla beraber &nbsp;insanın anlaşılma ihtiyacı hiç değişmedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünün ergeni; elinde akıllı telefon, zihninde gelecek kaygısı ve kalbinde yalnızlık duygusuyla yaşamaya çalışıyor. Gün boyu yüzlerce görüntü görüyor, onlarca mesaja cevap veriyor; ama çoğu zaman gerçekten dinlenmiyor, gerçekten anlaşılmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dijitalleşen sosyal hayat gençleri birbirine yaklaştırıyor gibi görünse de, aslında iç dünyalarını birbirinden uzaklaştırabiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Aynı evin içinde herkes birbirine birkaç metre uzaklıkta ama bazen kalpler kilometrelerce ayrı düşmüş durumda.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de çocuklarımızın üzerine sürekli bırakılan kaygı yükü var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomik sıkıntılar, savaş haberleri, gelecek korkuları, başarı baskısı, uyaranlar genellikle olumsuz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Henüz hayatın başındaki bir gencin omzuna bu kadar ağır yükler bırakıldığında, iç dünyasında fırtınalar kopması kaçınılmaz oluyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Üstelik çocukların sıkıntı yaşamalrına asla izin verilmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşmesinler, üzülmesinler, zorlanmasınlar diye onları fazlasıyla koruyoruz. Hepsi kral ya da kraliçe olduğunu düşünüyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa hayat; sadece konforla değil, sorumlulukla da öğrenilir. Mücadele etmeyen, sorumluluk almayan ve kendi kararlarını veremeyen bir genç, hayatta sorunlar &nbsp;karşısında güçlü durmakta zorlanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne babaların sevgisi çok kıymetlidir. Ancak bazen aşırı koruma, çocuğun kendi gücünü keşfetmesine engel olabilir. Çünkü çocuk dediğimiz varlık; biraz güvenle, biraz tecrübeyle, biraz da hayatın içinden geçerek olgunlaşmak gelişecektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gençlerin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; sürekli eleştirilmek değil, anlaşılmaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlara sadece nasihat değil; güven, ilgi, sorumluluk ve örnek bir duruş da verilmelidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey; kusursuz bir hayat değil, yanında güvenle duran &nbsp;ailesi &nbsp;ve kendini değerli hissedebileceği bir yuvadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Çünkü gençler; sevildiğini hissederek, güven duyarak, sorumluluk alarak; bazen düşüp yeniden ayağa kalkarak inançla &nbsp;büyürler. Ve hayata bu şekilde &nbsp;hazırlanan çocuklar, sadece başarılı değil, vicdanlı, güçlü, empati yeteneğine sahip; &nbsp;değerleri olan &nbsp;sağlam insanlar olurlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:50:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü  2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turk-devletleri-teskilatinin-jeopolitik-donusumu-2026-turkistan-gayriresmi-liderler-zirvesi-uzerine-akademik-bir-degerlendirme-7821</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turk-devletleri-teskilatinin-jeopolitik-donusumu-2026-turkistan-gayriresmi-liderler-zirvesi-uzerine-akademik-bir-degerlendirme-7821</guid>
                <description><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü  2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">15 Mayıs 2026 tarihinde Kazakistan’ın Türkistan şehrinde başlayan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Liderler Zirvesi, Türk dünyasının yalnızca kültürel dayanışma temelinde değil; aynı zamanda siyasi, ekonomik, teknolojik ve jeostratejik eksende yeniden yapılanma arayışının önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkmıştır. Zirvenin ana temasının “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” olarak belirlenmesi, TDT’nin yeni dönemde teknoloji merkezli bölgesel entegrasyon vizyonuna yöneldiğini göstermektedir. Bu çalışmada zirvede ele alınan dijital entegrasyon, enerji güvenliği, Orta Koridor, savunma iş birliği ve ortak ekonomik alan oluşturma hedefleri analiz edilmekte; ayrıca TDT’nin küresel sistem içerisindeki yükselen jeopolitik konumu değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Türk Devletleri Teşkilatı’nın Jeopolitik Dönüşümü  2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi Üzerine Akademik Bir Değerlendirme" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/2026%20T%C3%BCrkistan%20Gayriresm%C3%AE%20Liderler%20Zirvesi%20.jpg.jpeg" style="height:671px; width:800px" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkistan/Orta Asya ve Kafkasya coğrafyasında ortaya çıkan yeni devlet yapıları, zaman içerisinde ortak tarih, dil ve kültür temelinde çeşitli iş birliği modelleri geliştirmiştir. Bu bağlamda TDT, Türk dünyası arasında kurumsal entegrasyonu artırmayı amaçlayan en kapsamlı platform haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda küresel güç dengelerinde yaşanan değişimler, enerji ve lojistik koridorlarının öneminin artması ve dijital dönüşüm süreçleri, TDT’nin stratejik önemini daha görünür hale getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 Türkistan Zirvesi, bu dönüşüm sürecinin yeni aşamalarından biri olarak değerlendirilmelidir. Zirve, sadece diplomatik bir toplantı değil; aynı zamanda Türk dünyasının ortak jeopolitik merkez oluşturma arayışının somut göstergelerinden biri niteliğindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvenin Temel Gündem Maddeleri</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1. Dijital Entegrasyon ve Yapay Zekâ Politikaları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvenin ana temasını oluşturan yapay zekâ ve dijital kalkınma konusu, TDT’nin geleceğe dönük stratejik yönelimini ortaya koymaktadır. Liderler, Türk devletleri arasında ortak dijital altyapı kurulması, veri güvenliği mekanizmalarının geliştirilmesi ve yapay zekâ tabanlı kamu hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi başlıkları değerlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle ortak teknoloji fonu ve bölgesel dijital ağ oluşturulması fikri dikkat çekmektedir. Bu girişimler, Türk devletlerinin Batı ve Çin merkezli dijital sistemlere bağımlılığı azaltma arayışının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda siber güvenlik alanında ortak kapasite geliştirilmesi hedefi, dijital egemenlik kavramının Türk dünyası açısından önem kazandığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2. Orta Koridor ve Lojistik Jeopolitiği</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvenin en stratejik başlıklarından biri “Orta Koridor” projesi olmuştur. Çin-Türkistan/Orta Asya-Hazar Denizi-Türkiye-Avrupa hattını kapsayan bu koridor, küresel ticaret yolları açısından kritik önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında kuzey ticaret güzergâhlarının riskli hale gelmesi, alternatif transit hatlara olan ihtiyacı artırmıştır. Bu durum, Türk dünyasının Avrasya ticaretinde merkezî bir konuma yükselme potansiyelini güçlendirmiştir. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapı işlevi görmesi, Kazakistan’ın enerji ve hammadde kapasitesi ile Azerbaycan’ın Hazar geçişindeki stratejik rolü, söz konusu hattın temel omurgasını oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Orta Koridor, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir güç projeksiyonu olarak da değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3. Enerji Güvenliği ve Bölgesel Enerji Koridorları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvede ele alınan bir diğer önemli konu enerji güvenliği olmuştur. Kazak petrolü, Hazar enerji taşımacılığı, doğal gaz hatları ve elektrik bağlantıları gibi meseleler, Türk devletleri arasında enerji temelli entegrasyon arayışını ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin enerji koridoru rolü, bu süreçte daha görünür hale gelmektedir. Özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliği konusunda alternatif kaynak arayışında olduğu bir dönemde, Türk dünyasının enerji transit merkezi olarak ön plana çıkması mümkündür. Bu durum, TDT’nin ekonomik iş birliği platformu olmanın ötesinde stratejik enerji mimarisinin parçası haline gelmesini sağlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4. Savunma Sanayi ve Güvenlik İş Birliği</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kapalı oturumlarda ele alınan savunma ve güvenlik meseleleri, zirvenin en kritik boyutlarından birini oluşturmaktadır. İHA/SİHA teknolojileri, savunma üretimi, sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi konular üzerinde durulmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle Şuşa Beyannamesi ile güçlenen Türkiye-Azerbaycan savunma koordinasyonu, diğer Türk devletleri açısından model niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda elde ettiği teknolojik kapasite, TDT içerisinde askeri iş birliği perspektifini güçlendiren önemli unsurlardan biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte mevcut yapının henüz NATO veya Avrupa Birliği benzeri kolektif güvenlik sistemine dönüşmediği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5. Ortak Ekonomik Alan Arayışı</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zirvede ekonomik entegrasyon konusu da öncelikli başlıklardan biri olmuştur. Ticaret hacminin artırılması, ortak yatırım bankası kurulması, gümrük kolaylıkları ve yerel para birimleriyle ticaret yapılması gibi öneriler gündeme gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu girişimler, Türk devletlerinin küresel ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir ekonomik yapı oluşturma isteğini göstermektedir. Özellikle yerel para birimleriyle ticaret önerisi, dolar merkezli küresel finans sistemine alternatif geliştirme arayışının bölgesel düzeydeki yansıması olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TDT’nin Küresel Sistem İçindeki Yükselen Rolü</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzde Türk dünyası, Çin ile Avrupa arasındaki kara ticaret yollarının merkezinde yer almakta; aynı zamanda enerji taşımacılığı açısından kritik bir coğrafi konum taşımaktadır. Bunun yanında Rusya, Çin, Batı ve Orta Doğu arasında jeopolitik denge alanı oluşturması, TDT’nin stratejik önemini daha da artırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda TDT’nin giderek:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Ekonomik blok,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Ulaştırma ağı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Enerji koridoru,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Teknoloji platformu,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Diplomatik koordinasyon merkezi</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">haline dönüşmeye çalıştığı gözlemlenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Özellikle Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan hattı, Türk dünyasının stratejik omurgası olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’nin “Türk Dünyası Yüzyılı” söylemi de bu kapsamda yeni bir bölgesel vizyon inşa etmeyi amaçlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TDT’nin Önündeki Temel Engeller</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar TDT önemli bir yükseliş sürecinde olsa da örgütün önünde çeşitli yapısal sorunlar bulunmaktadır. Bunlar arasında;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Rusya’nın Türkistan/Orta Asya üzerindeki tarihsel etkisi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Çin’in bölgedeki ekonomik ağırlığı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Üye ülkelerin farklı dış politika öncelikleri,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Askeri entegrasyonun sınırlı kalması,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Ekonomik bütünleşmenin Avrupa Birliği seviyesine ulaşamamış olması</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">başlıca engeller olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca üye devletlerin siyasi sistemleri, ekonomik kapasiteleri ve dış politika yönelimleri arasındaki farklılıklar, derin entegrasyon sürecini zorlaştırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 Türkistan Gayriresmî Liderler Zirvesi, Türk dünyasının geleceğe yönelik stratejik yönelimlerini açık biçimde ortaya koyan önemli bir diplomatik gelişme olarak değerlendirilebilir. Zirvede ele alınan dijital dönüşüm, enerji güvenliği, lojistik koridorları ve savunma iş birliği gibi başlıklar, TDT’nin kültürel dayanışma ekseninden çıkarak çok boyutlu bir jeopolitik aktöre dönüşme arayışında olduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Her ne kadar örgütün önünde önemli siyasi ve ekonomik engeller bulunsa da Türk dünyasının ortak hareket kapasitesinin artması, Avrasya jeopolitiğinde yeni güç dengelerinin oluşmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle Türkistan Zirvesi, TDT’nin kurumsal dönüşüm sürecinde tarihî bir eşik olarak değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail Cingöz<br />
Uluslararası Siyaset Uzmanı<br />
BULTÜRK Ankara Temsilcisi<br />
TDPB Basın Kulübü Başkanı<br />
cingozismail01@gmil.com</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 16:49:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>19 BİR ZAMANLAR İSKENDERUN’DA KIŞ TURİZMİ</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/19-bir-zamanlar-iskenderunda-kis-turizmi-7820</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/19-bir-zamanlar-iskenderunda-kis-turizmi-7820</guid>
                <description><![CDATA[19 BİR ZAMANLAR İSKENDERUN’DA KIŞ TURİZMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">19 BİR ZAMANLAR İSKENDERUN’DA KIŞ TURİZMİ</span></span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1971 yılı sömestr tatili idi. Günlerden Pazar, sabah saat sekizde kapı çalındı ve Yaşları 16 civarında on arkadaş kapının önünde belirdi. <em>Bir arkadaşım ve Adana’dan gelmiş dokuz arkadaşı hayatlarında hiç kar görmediklerini, İskenderun radar mevkiinde yoğun kar tabakasını görünce hasretlerini benim kılavuzluğumla giderebileceklerini söylediler.</em> Benim için sürpriz olmuştu, ancak kendimi çabuk toparladım ve üzerimi giyinerek yola koyuldum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Savaş Mahallesi 49. Sokak civarından başlayarak henüz yerleşime tam olarak açılmamış Muradiye Mahallesi’ni takiben kanal boyunun güneyinden Modern Evler Mahallesi’ne doğru ilerledik. <em>Yol boyunca bahçelerde hurma, incir ve benzeri ağaçların yanında Akçay Portakal’ı denilen bir portakal cinsi dikkat çekiyordu. </em>Çok tatlı olmayan, tadı kıvamında ve diğer şeker portakallarından daha iri bir portakal cinsiydi. Bu gün hemen hemen kalmadı diyebiliriz. <em>Kanal’ın en üst noktasında büyükçe bir sulama havuzu vardı. Çocukların yazın yüzme mekanlarından biriydi.</em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sürekli bizim aksi istikametimize doğru akan bir akarsuyun kenarında uzanan, gittikçe dikleşen yol, bizi Aşkarbeyli’ye doğru götürüyordu. <em>Yol kenarındaki bir bakkalda sabah kahvaltımızı yapıp yolumuza devam ettik</em>. Köyü geçtikten sonra çok dik ve küçük parçalar halindeki tarlaların kenarından tırmanırken sol tarafımızda çağlayanlar gibi akan suyun sesi ve dansı bizi hiç yalnız bırakmadı. <em>Bu akarsu uzun süre İskenderun’un içme suyu problemine çözüm olmuştu. </em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Arkamıza dönüp baktıkça İskenderun ve körfezinin manzarasının sürekli değiştiğini görüyorduk. Ayağımızın altında kalan gemiler oldukça küçülmüştü. <em>Bir süre sonra iki dağın arasına varmış olduk, artık deniz ve İskenderun kaybolmuştu. Soğuk dağ havası ve dağ manzaralarından başka hiçbir şey kalmamıştı. </em>Yaprakları dökülmüş, yaklaşık iki metre boyunda, siyah renkli, garip ağaçlardan oluşan koruluktan geçerken bize sis de eşlik ediyordu. <em>Radar’a doğru yükselen bir patikanın eşiğine gelmiştik. DSİ ile ilgili izler ve yazılar burada su çalışmaları olduğunu gösteriyordu. Artık kesif kar yığınlarının üzerinde idik.</em> Bir süre kış turizmi heyecanı yaşayan arkadaşlar kartopu ve kardan adam gibi aktivitelerle oyalandılar. Geldiğimiz yoldan geri döndük. İskenderun manzaralarını seyretmek için arkamızı dönmemize gerek yoktu. <em>Batmak üzere olan güneşin pırıltıları çok farklı ritimlerle bize ulaşıyordu.</em>&nbsp; Eve ulaştığımızda çoktan akşam olmuştu. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kış turizmi denilince akla hep kar ve soğuk gelir. Halbuki insanlar kışın en çok ılıman bir hava ararlar. <em>Türkiye’nin yüksekliğinin sadece yüzde 15’inin yüz metrenin altında olduğunu kabul edersek, şiddetli kış yaşayan İç Anadolu insanının kış aylarında aslında ılıman bir hava aradığını anlayabiliriz.</em> Yükseklerde yapılan antrenmanların hemoglobin miktarını ve oksijen taşıma kapasitesini artırdığı bilinciyle Soğukoluk ve benzeri yerlerdeki düzlüklere uluslar arası spor tesisleri kurulmalıdır. <em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün biz on bin kişilik bir planla kurulan şehrimizin sıkıntılarını yaşadığımız gibi yarın da İskenderun’un hep böyle kalacağını sanmamızın sıkıntılarını çekeceğiz.</span></em><span style="font-size:12.0pt"> İskenderun’a getirilen fakültelerin sosyal ihtiyacını dahi karşılayamazken bir de komşu ülkelerden gelen turistlerin yükü şehrin sırtına binmiş durumda… </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İskenderun halkıyla birlikte turistik katılımları da düşünürsek sahildeki iki adet belediye çay bahçesi yetersiz kalacaktır.</span></em> Üstelik 2 NOLU ÇAY BAHÇESİ’NİN mevsim nedeniyle kapatılacağı endişesi birçok kişiyi şimdiden almış durumdadır. Acaba özel sektöre ait olsa kapatılır mıydı? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bence bu çay bahçesinin çay ocağı kısmına yakın bir bölümüne kapalı bir alan yapılmalı ve yağışlı havalarda bu bölümden hizmet verilmelidir.</span></em><span style="font-size:12.0pt"> Gene yağışlı havalarda, şu anda olduğu gibi sandalyeler masaya doğru meyilli olarak bırakılarak kirlenmeleri önlenmeli, yağış geçtikten sonra bu alanı kullanmak isteyenlerin hizmetine gene bırakılmalıdır. <em>Satılacak olan birkaç bardak çay buranın masrafını fazlasıyla çıkarır. Hiç olmasa birkaç kişi buradan ekmek yemeğe devam eder.</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeşil sandalyelerle ilgili bir sorun yok, ancak yeşil masaların pürüzlü yüzeyleri ne kadar temizlense kirli görünüyor. <em>Güneş ışığı masa üzerinde çok kötü korozyon yapmış.</em> Ya yüzeyi kaplanmalı, ya da ayakları toprağa gömülmeyecek metal masalarla değiştirilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üstünün açık olması, bilhassa güneş etkisini kaybettikten sonra mekanı çok cazip kılıyor.</span></em><span style="font-size:12.0pt"> Yabancılar, çim üstünde çay içmenin doyumsuz olduğunu ve böyle bir çay bahçesini hiçbir yerde görmediklerini söyleyerek memnuniyetlerini belirtmekteler, ancak müzik programlarından sonra uzun süre orada kalan tahta sanduka(!) sahne çimlerin kurumasına yol açmaktadır. <em>Buna hassasiyet gösterilmelidir, ayrıca yerdeki izmarit ve sigara jelatinleri gibi çöpler konusunda uyarıcı levhalar konmalı ya da önlemler alınmalıdır.</em></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamu kurumlarının kar amacı gütmeyeceği bilinir. Biz zarar edilsin demiyoruz, ama bütçeye daha uygun fiyat araştırmaları yapılabilir. <em>Çay ve benzeri sıcak içecekler için belirlenen 50 kuruş fiyat oldukça normal, ( YIL 2008) ancak istemedikçe fincanda çay getirilmemelidir.</em> Soda için belirlenen 75 kuruş fiyat da makuldür. Bakkallarda 75 kuruşa satılan ve geriye 25 kuruş depozito iadesi yapılan kola dikkate alınırsa 1 liraya satılacak şişe kola bulunabilir. Zira 1,75 liraya satılan kutu kola ailelerin ve talebelerin ödeyeceği bir fiyat değildir. <em>Suriyeli bir turist bu fiyata Suriye’de 28 şişe kola alabileceğini söylerken (Henüz Suriye’de çatışmaların başlamadığı ve (çok nezih Suriyeli turistlerin geldiği yıllardı.) bizim turizm kenti olmamız için bazı şeyleri gözden geçirmemizi bize hatırlatmış oldu.</em> 30–40 Kuruşa halk ekmek satılmaya devam ederken ve bazı fırınlar fiyat artışına karşı çıkarken Ankara ve İstanbul’da 85 kuruşa ekmek satma gayreti nasıl bir ruh hali içinde olduğumuzu gösteriyor. <em>Gelir artışıyla aile bütçesini iyileştirmeyi düşünürüz, ancak bunun diğer bir yolunun maliyetleri düşürmek olduğunu da bilmeliyiz.</em> Burada kurumlara önemli görevler düşmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çimler üzerinde serin bir havada ve loş bir ışıkta çay içildiği, çocukların ebeveynlerinin yanında oyun oynadığı İskenderun halkının 2 Nolu Çay Bahçesi’nin kapatılmaması konusunda hassasiyetinin dikkate alınacağını ümit ediyorum. <em>Maalesef sadece bu çay bahçesi kapanmadı zihniyette değişti.</em> Dünyada çimlere basmanın yasak olduğu belirtir uyarıların bulunduğu tek şehirdir İskenderun. <em>Ne yazık ki, Çay Bahçemiz hizmet sevgisinin kurbanı oldu. </em>Down sendromlu insanlar için bir kafe yapmaya çalışırken, endüstriyel bir hangara dönüştü, cazibesini kaybetti ve sonunda yıkıldı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Sağlık ve esenlikler</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:52:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/topragin-ve-hayatin-sessiz-kahramanlari-7819</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/topragin-ve-hayatin-sessiz-kahramanlari-7819</guid>
                <description><![CDATA[TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her sabah güneş doğmadan uyanan birileri var bu memlekette.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Horozdan önce kalkar, toprağın nabzını yoklar, kümesin kapısını açar, ahırın kokusunu içine çeker.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="TOPRAĞIN VE HAYATIN SESSİZ KAHRAMANLARI" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/1000081307.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son zamanlarda emeklerine başarı katan, hikayeleriyle artık televizyon, gazete ve sosyal medyada adından söz ettiren çiftçiler, besiciler bunlar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Emeği görünmez sananlar yanıldı. Üretimleri kadar alın terlerinin öyküsü de konuşuluyor artık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne düşün:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğunun elinden tutup tarlaya giden, bir elinde çapayı bir elinde kalemi tutan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nasır bağlamış elleriyle hem ekmek yoğurup hem geleceği yoğuran.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğu okusun diye bahçede koşturan, “Ben yorulsam da o rahat etsin” diyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hemen yanında baba var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Traktörün başına geçen, teri alnına yapışsa da şikayet etmeyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğun okul masrafı için gecesini gündüzüne katan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;“Siz okuyun, ben toprağa bakarım” diyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evin direği, tarlanın yoldaşı o.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi var ailesi için Emek veren&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çifçi var tüm aile fertleriyle koşuşturan&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amca, dede, çocuk… herkes kendi emeğiyle destek için koşturuyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprağa alın terini düşürüp rızkı yeşerten, güneşle kalkıp yıldızlarla dertleşen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elleri nasır tutsa da yüreği hiç yorulmayan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köşede dede oturur. Tecrübesiyle “Toprak ihanet etmez” diyen çınar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tavukla, koyunla, inekle konuşan; kediyi okşayıp köpeğe selam veren besici.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her canlının derdini dert edinen.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuk hep birlikte koşturur bu işte. Biri kümesi besler, biri suyu taşır, biri tohumu serper.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçilik sadece toprak demek değil ki. Tarla var, bahçe var, bağ var. Kümes var, ahır var, ağılda bekleyen kuzu var.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O üretmezse fabrika çalışmaz, aşçı yemek pişiremez, çocuk okulda tok oturamaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi sadece bugünü değil, yarını da eker.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprağa bıraktığı her tohum, bıraktığı her yem, aslında bir milletin yarınlarına umut dikmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karşılık beklemez.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yağmur yağmazsa gökyüzüne bakar, “Sen bilirsin Allah’ım” der.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ürün olmazsa borçlanır, yine de seneye aynı toprağa döner.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü onun işi para değil, vefadır. Toprağa, vatana, insana, hayvana vefa.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Çiftçiler Günü.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir günlüğüne hatırlamak değil, her lokmada hatırlamak gerekir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofrandaki ekmeği yiyorsan, bir ana o gece uyumamıştır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suyunu içiyorsan, bir baba traktörden inmemiştir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sütün içiliyorsa, bir dede sabaha kadar hayvanına bakmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi ki varsınız. Ana, baba, amca, dede, çocuk… hepiniz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi ki toprağın nefesi, vatanın bereketi oldunuz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Siz varsanız hayat var. Siz susarsanız, dünya aç kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birlikte güzel yarınlara.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:50:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE  Cennet komşusu olmanın iki sırrı</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-cennet-komsusu-olmanin-iki-sirri-7818</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-cennet-komsusu-olmanin-iki-sirri-7818</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE  Cennet komşusu olmanın iki sırrı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cennet komşusu olmanın iki sırrı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rivayete göre Hz.Mûsa bir yolculuk esnasında tanımadığı bir kimseye misafir oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O kişi şehirde bir kasaptı. O kişi, gelenin Hz.Mûsa olduğunu bilmiyordu ve onu tanımıyordu. Ama o kişi, kendisine gelen her misafiri kabul edip Allah rızası için onu ağırladığı gibi Hz.Mûsa’yı da misafir etti. Çünkü O, misafiri severdi, O, her misâfiri Allahın misafiri, evin rahmeti ve bereketi olarak görürdü. Burada peygamberimizin şu hadisini nakledelim: “Allaha ve ahiret gününe inanan ve rızkının bereketlenmesini isteyen kimse misafirine ikram etsin!” O kişi, Hz.Mûsa’yı misafir etti ve evine götürdü. Zaman akşam vaktiydi. Eve vardıklarında, o kişi hemen ocağı yaktı ve çömlekteki et haşlamasını ısıttı, o haşlamadan iki tabağa koydu, o tabaklardan birini Hz.Mûsa’nın sofrasına koydu ve: “Sen yemeğini ye! Yoldan geldin acıkmış olmalısın. Seninle sofraya oturamadığım için kusuruma bakma, benim âcil yapmam gereken bir işim var, onu bitirince ben de sofraya geleceğim.” dedi ve diğer tabağı alarak içerdeki bir odaya gitti. Hz.Mûsa, adamın yapacağı işi merak etti. Yemeği yemek yerine o adamı izledi. Adam o odada tavana salıncak gibi asılı olan büyük bir zembil indirdi. (Zembil; hasırdan-kamıştan-deriden yapılmış bir çeşit büyük sepete denir.) İçinde; beli bükülmüş, zayıf ve yaşlı bir kadın yatıyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam o kadını zembilden çıkardı, yemeğini yedirdi ve tekrar zembildeki yatağına yatırdı.. Sonra Hz.Mûsâ’nın bulunduğu odaya geri döndü. Adam, Hz.Mûsa’nın yanına geri geldiğinde baktı ki, misafiri yemeği yememiş. Adam, o tabağı alarak ocağa götürdü ve yeniden sıcak etten hem kendisi için hem de Mûsa aleyhisselam için iki tabak koydu ve tekrar sofraya getirerek Hz.Mûsa’yı buyur etti. Kendisi de sofraya oturdu. Ama Hz.Mûsâ yemeğe başlamadan önce ona şöyle dedi: “Sen bana, önce o zembildeki kadının durumunu anlat!.. Sen onu bana anlatmadıkça bir lokma dahi yemem.” Adam, olup bitenleri ona şöyle anlattı; “ O zembilin içindeki yaşlı kadın; benim Anamdır, çok yaşlı olduğu için kendine bakacak takati, gücü yoktur, kalkamaz, yürüyeemez. Evde ona bakacak kimsem yok. Ona, yırtıcı hayvan, yılan, akrep gibi haşerât zarar vermesin diye ona zembilden bir yatak yaptım. Her gün sabahleyin onu tavanda asılı olan o zembile korum işime giderim. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün içinde aralıklarla gelir kontrol ederim. Akşamleyin eve geldiğimde de ilk önce onun yemeğini yediririm, sonra kendi istirahatime ve işime bakarım.” dedi. Hz.Mûsa tekrar sordu; “Bir şeyi daha merak ettim. Sen ona yemek yedirdikten sonra, o sana dudaklarıyla bir şeyler mırıldandı. Sen de: “İnşaallah!” dedin. O sana ne dedi?” Adam: “Anam her defasında bana: ‘Allah, seni Cennette Mûsâ Peygambere komşu kılsın!’ diye duâ eder. Ben de; “İnşaallah!” derim.” dedi ve arkasından da ekledi: “İşte anam böyledir, benim için her gün böyle güzel duâlar eder. Ama o büyük peygambere Cennette komşu olmak o kadar kolay mı? Nerde bizde ona komşu olacak sâlih amel!” O zamana kadar, kim olduğunu söylemeyen Hz.Mûsa şöyle dedi: “Annenin sana Cennette komşu olmasını istedği kişi benim. Ben, Allah’ın Rasûlü Mûsa’yım. İnşaallah hep birlikte Cennette birbirimize komşu oluruz.” dedi. Bu sözleri dinleyen adam sevincinden ne yapacağını şaşırdı ve; “Sen gerçekten Mûsa peygamber misin?” dedi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O da: “Evet ben Allahın rasûlü Mûsa’yım.” dedi. Adam şöyle duâ etti: “Beni, peygamberi Mûsa ile tanıştıran, Onu bana misafir gönderen, Onu bana dost kılan Rabbime şükürler olsun!” Adam öyle duygulanmıştı ki, gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Adam Hz.Mûsa’yı hemen Anasının yanına götürdü ve; “Ey Sevgili anacığım! Bak, bu akşam bize misafir olan kişi, senin her gün duâ ederek bana Cennette komşu olmasını istediğin Allah’ın Rasûlü Mûsa aleyhisselam imiş.” dedi peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurur: “İnsanı Cennete ulaştıracak en güzel amel; Ana-babaya iyilik etmektir.” Bu kıssadan alacağımız ders şudur: Demek ki, Cennete girmenin ve Cennette peygamberlere ve sâlih mü’minlere komşu olmanın sırlarından ikisi şudur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biri: Allah rızası için bir misafiri ağırlamak ve misafire ikramda bulunmak. Diğeri de; Anneyi sevmek ve ona iyilikte ve hizmette bulunmak ve onun hayır duâsını almak. İmanınz kavi, ameliniz sâlih, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun! âhiret yurdunuz Cennet olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberler ve sâlih mü’minler dünya ve âhirette Cennet komşunuz olsun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman) </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Not: Bu yazı; Kuranda Peygamber Kıssaları -(C:2,S:299) Osman ONBAŞIGİL isimli eserden alınmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:02:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şampiyonluk Sebahattin Şirin’e yazar</title>
                <category>Yusuf Polat</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sampiyonluk-sebahattin-sirine-yazar-7817</link>
                <author>yusufpolat7536@gmail.com (Yusuf Polat)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sampiyonluk-sebahattin-sirine-yazar-7817</guid>
                <description><![CDATA[Şampiyonluk Sebahattin Şirin’e yazar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Şampiyonluk Sebahattin Şirin’e yazar&nbsp;</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sular duruldu, gemi karaya yanaştı…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sancılı bir sezon geride kaldı ve Galatasaray üst üste 4, toplamda 26. şampiyonluğuna ulaştı. Tebrik ederim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes bu şampiyonluk futbolculara yazar desede ben öyle düşünmüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu şampiyonluk başta ultrAslan tribün lideri Sebahattin Şirin olmak üzere taraftara yazar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebahattin Şirin’in her maç öncesi sosyal medyadan “<strong>kenetlenme</strong>” çağrısı yapması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son oynanan Fenerbahçe maçında adeta 12. adam olup tribünlerin rakibe baskı yapmasını sağlaması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Kemerburgaz’a gidip futbolcularla bir araya gelmesi. Adeta bir yönetici gibi davranması hatta takıma bazı yöneticilerden&nbsp;&nbsp;daha faydalı olması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Takımın deplasmanda zorlanması fakat iç sahada coşması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebahattin Şirin’in Galatasaray’a sağladığı destek bunlarla bitmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tribünleri yönetmek kolay iş değil. Organizasyon ve ful&nbsp;<strong>konsantrasyon</strong>&nbsp;gerekir. Binlerce insanı “<strong>tek ses</strong>” haline getirmek herkesin de harcı değil, bunlar emek ister.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:36:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/10/yusuf-polat-1761282572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANNEYE HİZMET...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anneye-hizmet-7816</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anneye-hizmet-7816</guid>
                <description><![CDATA[ANNEYE HİZMET...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANNEYE HİZMET...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakim-i Tirmizi hazretleri, büyük hadîs imâmıdır. Gençliğinde kalbi “ilim öğrenmek” için yanıyor, buna kavuşmanın yollarını arıyordu. İki de arkadaşı vardı. Bir gün üçü uzun uzun konuştuktan sonra “Dînî ilimleri öğrenmek için sefere çıkmalıyız.” diye karar verdiler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakîm, koşarak geldi annesine:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneciğim! Biz sefere çıkıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne seferi oğlum? İlim öğrenmeye gidiyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi de, ben hastayım, beni kime bırakıp gidiyorsun?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annesi üzülünce vazgeçti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki arkadaşı gittiler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O ise tenhâlarda için için ağlayıp gözyaşı dökerdi!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün kendi kendine; "Onlar gitti. Yakında âlim olarak dönecekler, ben ise câhil kaldım. Yâ Rabbî! Din ilmini bana da nasîb et!" diye ağlıyordu...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O anda biri geldi yanına. Nûr yüzlü ve sevimliydi. Şefkatli bir sesle sordu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlâdım, Niçin ağlıyorsun?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaşlarım ilim öğrenmeye gittiler, ben gidemedim. Onun için ağlıyorum efendim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Niçin gidemedin oğlum?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hasta annemi yalnız bırakamadım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâdemki, annene hizmet ediyorsun. Allah seni mahrum etmez. İster misin her gün gelip dini bilgileri sana ben öğreteyim?.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakîm çok sevindi... Ve derse başladılar. Üç sene devam etti bu dersler. Üç yılın sonunda Hızır aleyhisselâm olduğunu öğrendi bu zâtın.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soranlara; “Anneme hizmetimin mükâfatı olarak bu büyük nimete kavuştum” buyururdu.Ne mutlu annesine sahip çıkanlara...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:42:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“ANNE”  DÜNYADAKİ BÜTÜN UNVANLARIN KAYNAĞI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-dunyadaki-butun-unvanlarin-kaynagi-7815</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-dunyadaki-butun-unvanlarin-kaynagi-7815</guid>
                <description><![CDATA[“ANNE”  DÜNYADAKİ BÜTÜN UNVANLARIN KAYNAĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“ANNE”&nbsp; DÜNYADAKİ BÜTÜN UNVANLARIN KAYNAĞI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada kaç unvan varsa...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi var. Sabahın köründe toprağa düşer, rızkı büyütür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşçi var. Fabrikanın çarkı onun bileğiyle döner.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Memur var. Evrakın üstüne mühür basar, düzen tutar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doktor var. Gece gündüz nöbet tutar, cana can katar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hemşire var. Acıyı avuçlarına alır, şefkatle sarar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mühendis var. Köprü kurar, yol açar, göğe uzanır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmen var. Bir harfle nesil değiştirir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sanatçı var. Bir fırça darbesiyle yüreğe dokunur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada hangi unvan varsa… Hepsinin ardında bir Anne durur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçiyi yetiştiren annedir. Çocuğunun yüreğine sevgi tohumu eker, sabırla sular.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşçiyi yetiştiren annedir. Gecenin üçünde uykusuz nöbet tutar, evin çarkını döndür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Memuru yetiştiren annedir. Zamanı yönetir, düzeni kurar, evin idari işlerini tek başına yürütür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doktoru, hemşireyi yetiştiren annedir. Dizimiz kanadığında ilk pansumanı o yapar, ateşimizi alnımızdan öperek düşür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mühendisi yetiştiren annedir. Hayatımıza köprü kurar, düştüğümüzde altımızdan geçecek yolu örer.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmeni yetiştiren annedir. İlk kelimeyi o öğretir, ilk adımı o tutar, ilk cesareti o verir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sanatçıyı yetiştiren annedir. Mutfağındaki çorba tenceresinden bile bir tablo çıkarır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cefakardır anne. Kendi uykusunu böler, çocuğunun uykusuna nöbetçi olur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vefakardır anne. Sen unutsan da, o senin ilk adımını, ilk kelimeni, ilk sınavını hiç unutmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışkandır anne. 24 saat, 7 gün, 365 gün… Dinlenmesi yoktur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evin içinde yaptığı işler görünmezdir. Çamaşır makinesine atılan her yükte, tencerede pişen her yemekte, okula hazırlanan çantada, düzeltilen yorgan ucunda… Bir emeğin sesi vardır. Maaşı yok, sigortası yok, alkışı yok. Ama karşılığı cennet olan bir güç var orada.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün unvanları kaldırsak, anne kalır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneliği kaldırsak, unvanların hiçbiri doğmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne olmadan çiftçi yetişmez. Bir anne olmadan doktor, mühendis, işçi yetişmez.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her hayatın ilk okulu, ilk eğitimi, ilk şefkati anne kucağındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler sadece doğuran değil, inşa edendir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler sadece evlat büyüten değil, millet büyüten insandır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada ne kadar unvan varsa, hepsi bir gün devredilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir tek annelik var, devredilmez. Kalpten kalbe yürür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün anneniz yanınızdaysa elini öpün.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzaklardaysa sesini duyun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahirete göçmüşse duanızı eksik etmeyin.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarih, kralları ve komutanları yazar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama dünyayı değiştirenleri anneler yetiştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler Günü kutlu olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi ki varsınız.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve son sözü artık kimse söyleyemez… Sadece hissedilir:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Anne”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şefkatle eğilen bel, saygıyla yükselen baş, hürmetle anılan isim, sevgiden örülmüş duadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyadaki bütün unvanların kaynağı, ilk harfi, son duası…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen olmadan insan eksik kalır, dünya susar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen varsan, şefkat var. Sen varsan, saygı var. Sen varsan, hürmet var. Sen varsan, sevgi var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen varsan, hayat var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyadaki bütün ünvanların kaynağı ilk harfi ve son duası ANNE.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:44:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANNE SEVGİSİ ve ANNE DUÂSI</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-sevgisi-ve-anne-duasi-7814</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anne-sevgisi-ve-anne-duasi-7814</guid>
                <description><![CDATA[ANNE SEVGİSİ ve ANNE DUÂSI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANNE SEVGİSİ ve ANNE DUÂSI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Tüm Annelerin “Anneler Günü” kutlu ve mutlu olsun!)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed'e (s.a.v) bir genç geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasûlü! İyiliğe önce kimden başlayayım?” Peygamberimiz; "Annen" dedi. Genç tekrar sordu; "Sonra kim?" Peygamberimiz yine; "Annen." dedi. Genç tekrar sordu; "Sonra kim?" Peygamberimiz yine; "Annen." dedi. O kişi tekrar sordu "Sonra kim?" Peygamberimiz bu defa; "Baban." dedi. İşte, Annelerin değeri ve kıymeti bu kadar yücedir. İnsan için şu kainatta Arz ile Semâ arasında Allah'ın yarattığı ne kadar güzel ve değerli şey varsa, Annelerin değeri onların hepsinin üstündedir. Peygamberimiz bir hadisinde: "Cennet Annelerin ayakları altındadır." buyurduğu gibi Cennet; Anne’nin sevgisini ve hayır duâsını almakla elde edilir. Çünkü Allah katında ençok kabul olan duâ; annelerin hayır dualarıdır. Bu itibarla Annelerinizi sevin, onların gönlünü ve hayır dualarını alın ki, Allah da sizi sevsin ve size rahmetiyle muamele etsin!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne; ailenin merkezidir, evin ana direğidir! O, evin kutup yıldızdır! O, karanlıkların aydınlığı, evin güneşidir. O, tüm tehlikelere karşı ailesini koruyan bir kalkandır, bir şemsiyedir! O, evin bereket ve huzur meleğidir. Onların yüzleri ay gibi nurlu, güneş gibi parlaktır. Sevgileri güneş kadar sıcak ve müşfiktir. Duyguları melekler kadar ulvi ve kutsaldır, duâları; zemzem gibi temiz ve şifalı, toprak gibi bereketlidir, sözleri bal gibi tatlı ve feyizlidir. Kim bilir kaçımız çocukluğunda, onların şefkatli kollarına kendimizi atmışızdır. Kaç geceler ve gündüzler onların ninnileriyle ve ağıtlarıyla uyumuşuzdur!... Kim bilir, kaç defa onlardan ayrı kalmışızdır ve hüzünler yaşamışızdır. Çok defa "Ana gibi yâr, vatan gibi diyar olmaz" diyerek onların sevgisini, sıcaklığını ve şefkatini özlemişizdir!.. Bu nedenle Rabbimiz Yüce Allah Kur’anda bize şöyle buyurur: "Biz insana annesine karşı iyi davranmasını öğütledik. Zira annesi onu karnında zorluklara katlanarak taşıdı ve onu güçlükle doğurdu…." (Ahkaf-15) - “Rabbiniz, yalnızca kendisine kulluk etmenizi, ana-babaya iyilik etmenizi emreder. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında (sen hayatta iken) yaşlanırlarsa, onlara karşı ‘Öf’ bile deme! Onları azarlama! Onlara daima güzel söz söyle ve o ikisini himayen altına al ve şöyle de: ‘Ey Rabbim, o ikisi beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi Sen de onlara rahmetinle muamele et!” (İsra-23,24)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler, sıkıntılı ve zor günlerinde dahi hep çocuklarını düşünen, onlara asla gönül koymayan, küsmeyen ve kendileri için hiçbir gelecek beklentisi düşünmeyen ve sadece ailesinin ve çocuklarının mutluluğunu ve çocuklarının geleceğini düşünen bir vefa ve gönül âbidesidirler!... Hz.Âişe bir gün yanında iki çocuğu olan bir kadını görünce onlara yemeleri için üç tane hurma verdi. Kadın bu üç hurmadan ikisini çocuklarına birercik verdi ve diğer hurmayı da kendisi yemek üzere tam ağzına götürmüştü ki, çocuklar onu da istediler. Kadın aç olduğu halde o hurmayı yemeyerek ikiye böldü ve iki çocuğuna paylaştırdı verdi. Hz.Âişe, gördüğü bu manzarayı peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselama anlatınca peygamberimiz şöyle buyurdu: “Yâ Âişe! Sen biliyormusun ki, Allah, o bir hurma sebebiyle o anneye Cenneti vâcip kıldı.” İşte, anneler Allah katında böyle değerlidir. Onlar, kadınların en değerlisidir. Bütün bunlara karşılık onlar; eşlerinden ve çocuklarından sadece temiz bir sevgi, güler bir yüz, tatlı bir söz, güzel bir davranış ve güzel bir teşekkürden başka bir şey istemezler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam, ashabıyla otururlarken, kendi kendine şöyle söyleyip duruyordu; “Burnu sürtülsün!.. Burnu sürtülsün!..” Orada bulunanlardan biri dayanamayıp sordu: “Kimin burnu sürtülsün Ey Allah’ın Rasûlü?” Peygamberimiz şöyle buyurdular: “Anne ve babasından her ikisi veya biri yanında ihtiyarlığa ulaştığı halde, onlara merhamet göstermeyip Cennete giremeyenlerin.” İşte, sevgili dostlar, sevgi ve hürmetlerin en değerlisi anne ve babaya gösterilen sevgi ve hürmettir. yapılan iyileklerin en değerlisi de onlara yapılanlardır. Annelere sevgi ve hürmetin en güzeli gösterilmeli, Anneler maddi ve manevi değerlerin en güzeliyle ödüllendirilmeli. Onlar kimseye muhtaç edilmemeli. mümkünse her fırsatta ziyaret edilmeli, hal ve hatırları sorulmalı, ihtiyaçları giderilmeli, gönülleri hoş edilmeli ve hayır duâları alınmalı. Özellikle bayramlarda ve mübarek gün ve gecelerde mutlaka ziyaret edimeli. Mümkünse her gün! Çünkü, yukarda da ifade ettiğimiz gibi Allahın rızasını, sevgisini, rahmetini ve Cenneti kazanmanın, hayırlı bir evlat ve hayırlı bir insan olmanın yolu budur. Öyleyse sevgili dostlar, Annelerinizi sevin ve onlara gereken sevgiyi, iyiliği ve hürmeti gösterin ki, Allah da sizi sevsin ve size merhamet etsin!. İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız makbul, ameliniz sâlih, ömrünüz sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun! Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026-(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:53:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cumhuriyet-demokrasi-monarsi-mesrutiyet-7813</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cumhuriyet-demokrasi-monarsi-mesrutiyet-7813</guid>
                <description><![CDATA[CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet, bir devletin egemenlik şekli, demokrasi ise bir yönetim şeklidir. Bu konuyu iyi anlamak için tarihi sürecini takip etmek gerekir. Her beldede öne çıkan kanaat önderleri ve onları temsilen de bağlı oldukları bir liderleri olmuştur. Yakınlık duygusu, genetik veya kültürel yakınlık duygusu olarak toplumun tamamını bir arada tutar, zamanla aralarında empati gelişir. Bunda birbirlerinin üretimlerine ihtiyaç duymaları etkili olur. Toplumu bir arada tutan şey, bilgiden ziyade sağduyudur. Bilgi öğretimin, sağduyu eğitimin ürünüdür. Bu nedenle halkın olduğu kadar lider ve kanaat önderlerinin de bilgiden ziyade sağduyu ve vizyon sahibi olmaları ön plana çıkar. Her ne kadar bilginin önemi inkar edilmese de… Almanya ve Japonya gibi büyük mağlubiyetler alan ülkelerde sağduyunun gelişmesi daha güçlü olmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Toplum geliştikçe egemenliği temsil ve yönetim şekline ulaşma araç ve yolları da değişiklikler göstermiştir. Bu arada üretim ve ihtiyaç mallarının kıtlığı iç ve dış güvenliği sağlama güçlüğünü artırmıştır. Çoğu zaman içerden birini tehdit etmek yada satın almak büyük yıkımlara yol açmıştır. Burada birlikte başarının getirdiği tatmin duygusu yerini pişmanlık ve mutsuzluğa bırakmıştır. Herkesi bilgiyle teçhiz edemezsini, ama herkesi milli birlik ve takım olma ve etik olarak sağduyu sahibi yapabilirsiniz. Bu, toplumun tamamının kucaklandığı duygusu vererek sağlanabilir. Çatışmadan nemalanmak, sonunda mutlaka olumsuz bir sonuca götürecektir. Bazen istemesek de büyük dış tehditler milli birliği sağlamayı kolaylaştırıcı rol oynamaktadır.</span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tarihte başkanın yetki alması toplumdaki kanat önderlerinin meyli veya tercihi doğrultusunda olurdu. Bu kanat önderleri, zamanımızda meclis dediğimiz kurumun üyeleridir. Kanat önderlerinin seçiminde başkanın etkisi fazlaydı. Başkanın alacağı kararlarda kanat önderlerinin tercihi söz konusudur. Başkan da olsa idaresini ve yönetimini bu kanaat önderlerinin millet adına, halk adına daha önceden belirlediği kararların sınırlarını aşamaz. Bu, bir işletmenin fiyat etiketi asması gibidir; bu, size uygulayacağım fiyat daha önceden bellidir, size göre yeniden oluşacak kanaatim fiyatı belirlemede etkili olmayacaktır, anlamına gelir. Tarihte ilk kanun koyucu olarak Hamurabi kabul edilir. Anayasalar da halkla yöneticiler arasında yapılan sözleşmelerdir. Magna Karta, Büyük Şart (Büyük Ferman) 1215 yılında İngiltere Kralı John’un Baronların talebiyle yaptığı sözleşme olup, halk ile kral arasındaki sözleşme sayılır, tarihte ilk anayasa olarak kabul edilir. Magna Karta ile kişi hakları, vergide ölçü gibi haklar güvence alına alınmıştır. Daha sonra ABD’de<strong> b<strong>ağımsızlık Bildirgesi 1776 ve Haklar Bildirgesi 1791, Fransa’da 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ne örnek oluşturmuştur. </strong></strong>&nbsp;Anayasa, halkla yöneticiler arasında yapılan sözleşmedir. Bu nedenle İngiltere’de bir anayasa yoktur, Magna Karta vardır. İslam’da ilk anayasa olarak Medine sözleşmesi kabul edilir. Ayrıca kanat önderleri olarak şura vardır ve her karar istişare edilir. Bunun yanında yönetim yada idare alanı içinde bulunan diğer inanç ve topluluklar kendi örfleriyle ve inançlarıyla idare edilirlerdi. Dört halife döneminde soy bağı ile egemenliği belirleme benimsenmemiş, ancak onu takiben hem Şii ve hem de Sünnilerce soy bağı aranmıştır. </span></span></li>
	<li style="text-align:justify">&nbsp;</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kralın anlaşmaya zorlanmasında toplumun yetişmiş insan sayısındaki artış ve zenginliğin çok kişinin eline geçmesinin önemi vardır. Tabi her gelişmede, nüfus sayısının artması ile yeni maddi ve sosyal bazı oluşumlara ihtiyaç duyulmuş olması da etkili olmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Feodalitelerin birleşmesi ile krallık ve hatta imparatorluklar ortaya çıkmış, Artan nüfusla birlikte bilgi birikimi ve özgür düşünce gelişme göstermiştir. Daha nitelikli geniş halk kitlelerinin kontrolü zorlaşmış ve onların fikirlerinin alınması ve yönetime katılmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Toplumun egemenliği bazen toplumu temsil eden bir ailenin ve o aileyi temsil eden bir kişinin egemenliği olarak algılanmıştır. Ancak bu egemenliğin kazanılması ve devamı geniş halk kitlelerinin canını feda etme rızası taşıyan desteğini de gerektirmekteydi, yani baştan beri egemenlik hakkı elde etmek, halk kitlelerinin desteği ile mümkündü. Bu, toplumun karnını doyurması ve hayatta kalmasıyla aynı anlama gelmekteydi. Kanaat önderleri daha sonra halkın tercihiyle belli olmuş ve ülkeyi yönetme iradesi bazı kurallara bağlanmıştır. Kanaat önderlerinin oluşturduğu topluluğa bizim tabirimizle meclis denilmiştir. Bu durumda egemenlik halen devlet şekli olarak tek kişiye dayanmıştı. Buna krallık veya büyüklüğüne göre imparatorluk denmiştir. D<strong>emokrasi halkın iradesine, eşitliğe, gerçek anlamda hukuki alt yapıya ve özgürlüklere dayalı yönetim biçimidir.</strong> Krallık ve İmparatorluklar halk tarafından seçilen ve onların verdiği yetkiyle yöneten bir meclis taşıyorsa burada demokrasi vardır, ancak ismi meşruti monarşi olmuştur. Daha önce, yetkinin tamamının bir kişinin yada kraliyet ailesinin elinde olduğu ve egemenliğin soydan geçtiği bir yönetim sistemiydi, Bir meclisle denetlenmiyordu bunun adı mutlak monarşiydi. Demokraside ve meşruti monarşide hukuk kurallarının toplumun içinde yaşadığı geleneklerden ve inançlardan aldığı ve toplumun artan ihtiyaçlarına göre gene toplumun görüş ve onayı alınarak düzenlenen hukuk kuralları vardır. Meşrutiyet “hukuken geçerli yönetim” anlamına gelir. 1876 yılından sonraki Osmanlı Rus savaşlarının sebebi, meşrutiyetin Rusya’yı etkileyeceği endişesi olup, bu nedenle ve Rusya’nın tehdidi ile Birinci Meşrutiyet kaldırılmıştır. Avrupa’da var olan İngiltere, Belçika, Hollanda monarşilerinin hala meşruti monarşi olarak yaşıyor olmasının sebebi dünya küresel güçleriyle uyumlu hareket etmeleri ve onların istedikleri şekilde devam etmeleridir. Bunun dışındaki monarşiler geleceğin şekillenmesi doğrultusunda ortadan kalkmışlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhur; halk, kamu ve devletin kendisi demektir ve cumhuriyet halkın egemen olduğu devlet yönetim sistemini belirler. Cumhurbaşkanının bugünkü teknoloji ve imkanlarla doğrudan halk yani cumhur veya kamu tarafından seçilmesi imkanı vardır. Cumhurbaşkanı öncelikle kamu anlamındaki devletin en yetkili kişisi yani süresi sınırlı olan hükümetin, diğer bir anlatımla yönetimin başıdır. Ve sonra da administrator yani idare kurumlarının toplamı ve organize olmuş şekli olan state anlamındaki devlet teşkilatının başıdır. State İngilizcede ayrıca mevcut durum (halihazır) ve beyan anlamına da gelir. Başkanın her halükarda yetkisi belli bir zamanla sınırlıdır. State halk tarafından seçilmişlerin atadığı, zamanla sınırlı olmayan veya zamanı belli olamayacak şekilde atananlardan oluşur. Yani gücünü gene halkın egemenliğinden alır. Bunun ikisi birlikte başkanlık sistemini oluşturur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Meşruti monarşilerden kralı çıkarır ve yerine halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı koyarsanız meclisin yönettiği parlamenter sisteme ulaşmış olursunuz.</strong> Uygulamada kuvvetler ayrılığı nedeniyle birbirinden bağımsızdırlar. Ancak, Başkanlık sisteminde sadece meclis ve başkanın yetki dağılımı kuvvetler ayrılığını oluşturmaktadır, bu bilhassa birbirlerini fesih konusunda olmakta ve burada belirli büyüklükteki kararların meclisten çıkma mecburiyeti ön plana çıkmaktadır. Yönetimde hızlılığı öncelemektedir. Ayrıca yargının bağımsızlığı esastır. Burada idarenin önemli bir bölümü cumhurbaşkanının atamasına tabidir. Parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı daha belirgindir. Hükümet yürütmeyi, meclis yasamayı, bağımsız yargı da adaleti temsil eder. <strong>Her iki sistemde de hukuk kurallarının halkın içinden çıkması yerine idarenin halkı kıskaca almak için yasamadan talep ettiği kanunların çıkması bir garabet olarak devam etmektedir.</strong> Ayrıca yasamanın hükümeti denetlemesi çoğunlukla sözde kalmaktadır. Bu, ancak bilinçli ve sağduyulu vatandaşlara sahip olmak ve kendilerini özgür hissetmeleri ile mümkün olabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Cumhuriyet egemenliği, Demokrasi ise, bilhassa seçilmişlerin hükümet yönetimini belirtir, şekline dönüşmüştür. Parlamenter sistem aynı zamanda egemenlik dışında yönetim şeklidir. Cumhuriyet ise bir egemenlik şeklidir. Cumhuriyetle yönetilen, ancak demokratik olmayan devletler de vardır. Sadece cumhurbaşkanı soya bağlı olarak yani miras kaynaklı seçilmemiştir. Bazen bu da sözde kalır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 18:50:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAFIZA-İ BEŞER</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hafiza-i-beser-7812</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hafiza-i-beser-7812</guid>
                <description><![CDATA[HAFIZA-İ BEŞER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAFIZA-İ BEŞER</span></strong></h3>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi yolladıysan meçhul Fizan'a<br />
Gelmiş midir acep kendi hizana<br />
<br />
Ziya'ya sandılar Malta yaftaydı<br />
Asırlık bu sürgün bir kaç haftaydı<br />
<br />
Kubbeler ki miğfer minare süngü<br />
Kader böyle bir şey, yolunda döngü<br />
<br />
İlaç gibi nesir devadır nazım<br />
Onca yazılandan sana ne lazım;<br />
<br />
Peygamberden hadis, Kitaptan ayet<br />
Bir buçuk bin yıldır apaçık gayet<br />
<br />
Yunus, Akif derken nice müellif<br />
Cümlesine ilham o ilk harf elif<br />
<br />
Senin derdin ne ki ey en son alem<br />
Mürekkep, hokka yok ışından kalem<br />
<br />
Gök tavanı sonsuz, dikine kuyu<br />
Uçarsan yaşarsın, unut uykuyu<br />
<br />
Rehavet batılın beklediği an<br />
Bıçak sırtı denen çizgidedir can<br />
<br />
ARTIK, İŞTE, ŞİMDİ, HAYDİ O ZAMAN!<br />
Vatan! Hamurunu imanla yoğur<br />
Vatan! Toprağıma imanlı doğur<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:38:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ETKİLENDİKLERİMİZ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/etkilendiklerimiz-7811</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/etkilendiklerimiz-7811</guid>
                <description><![CDATA[ETKİLENDİKLERİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ETKİLENDİKLERİMİZ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın ruh hâlini ve yaşam kalitesini etkileyen 7 önemli unsur</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilimsel olarak her şeyin “titreşim” olduğu söylemi bu şekilde basitçe açıklanamaz; ancak şunu biliyoruz: Düşüncelerimiz, duygularımız ve alışkanlıklarımız hayat kalitemizi doğrudan etkiler. İşte bu etkiyi belirleyen bazı temel unsurlar:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Düşünceler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her düşünce zihnimizde bir etki oluşturur. Sürekli olumsuz düşünmek; korku, öfke ve kaygıyı besler. Daha dengeli ve olumlu düşünmeyi öğrenmek, ruh hâlimizi güçlendirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. Çevrenizdeki İnsanlar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, içinde bulunduğu çevreden etkilenir. Sürekli şikâyet eden ve olumsuz düşünen kişilerle olmak motivasyonu düşürür; yapıcı ve umutlu insanlarla olmak ise güç verir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Müzik</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dinlediğimiz müzikler duygularımızı etkiler. Sürekli hüzün ve karamsarlık içeren içerikler, ruh hâlimizi aşağı çekebilir. Bu yüzden bilinçli seçim yapmak önemlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Maruz Kaldıklarımız</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İzlediğimiz programlar, gördüğümüz içerikler zihnimizi besler. Sürekli olumsuzluklara maruz kalmak, dünyayı daha karanlık algılamamıza neden olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5. Yaşadığınız Ortam</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düzenli ve temiz bir ortam, zihinsel ferahlık sağlar. Dağınık ve karmaşık ortamlar ise içsel huzuru zorlaştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Söz ve İfade Biçimi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürekli şikâyet etmek, kötü konuşmak ve suçlamak hem ilişkileri hem de iç dünyayı yıpratır. Daha yapıcı ve sorumluluk alan bir dil, insanı güçlendirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7. Şükür ve Farkındalık</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahip olduklarını fark etmek ve şükretmek, insanın bakış açısını değiştirir. Bu da daha huzurlu ve dengeli bir yaşamın kapısını aralar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel görüp düzel düşünüp, hep olumlu tarafta olmak dileğiyle, Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:02:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kus-olanlari-baristirmak-7810</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kus-olanlari-baristirmak-7810</guid>
                <description><![CDATA[KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KÜS OLANLARI BARIŞTIRMAK...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslümanların birbirine karşı olan haklarından birisi de iki kişinin arasını bulmak, küsleri barıştırmaktır. Peygamber Efendimiz buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Nafile namaz, oruç ve sadakadan daha faziletli ameli söyleyeyim mi?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eshâb-ı kirâm, (Evet yâ Resûlallah.) deyince, buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İki kişi arasını bulmak ve düzeltmektir. Çünkü ara bozukluğu dini kökünden yıkar.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birgün Peygamber Efendimiz gülümsediği zaman, Hazret-i Ömer sebebini suâl edince, buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ümmetimden iki kişi Allahü teâlânın huzuruna çıkar. Birisi der ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-Yâ Rabbi! Bu adamdan hakkımı al!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ buyurur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Bu adamın hakkını ver!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-Yâ Rabbi! Bir iyiliğim kalmadı ki nasıl vereyim?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ hak sahibine buyurur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Bu adamın iyiliği kalmadı. Ne yapacaksın?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Günahlarımı alsın!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu arada Peygamber aleyhisselâm ağlayarak buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“O gün öyle dehşetli bir gündür ki, o gün başkalarının günahlarını yüklenmek şöyle dursun insan kendi günâhının yükünü çekemez.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ, hak sahibine buyurur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Başını kaldırıp Cennetin şu muhteşem köşklerine bak!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hak sahibi baktıktan sonra der ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Evet görüyorum. Bu muhteşem köşkler, hangi şehîd, hangi sıddık veya hangi peygamberindir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- İşte o gördüğün göz kamaştırıcı köşkler, bedellerini ödeyenler içindir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-Yâ Rabbi! Bunların bedellerini kim ödeyebilir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Sen ödeyebilirsin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Nasıl ödeyebilirim, neyim var ki?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Hakkını bu kardeşine bağışlamakla bu köşke sahip olursun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Bağışladım yâ Rabbi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Haydi kardeşinin elinden tutup Cennete girin!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamber aleyhisselâm devamla buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahtan korkun ve aralarınızı düzeltmeye çalışın! Zira Allahü teâlâ, kıyâmet gününde sizin aralarınızı düzeltir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:28:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Petro Doların Çöküşü Başladı</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/petro-dolarin-cokusu-basladi-7809</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/petro-dolarin-cokusu-basladi-7809</guid>
                <description><![CDATA[Petro Doların Çöküşü Başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Petro Doların Çöküşü Başladı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Petro dolar düzeni, modern dünya ekonomisinin en stratejik ve en az anlaşılan unsurlarından biridir. &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu köşe yazısında, petro doların doğuşundan günümüzdeki erozyonuna kadar uzanan süreci ele alacağım.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Bretton Woods sistemi, doları altına endeksleyerek Amerikan para biriminin küresel rezerv para statüsünü güvence altına almıştı. 1944’te kurulan bu düzen, doların ons başına 35 dolardan altına çevrilebilir olmasını öngörüyordu. Ancak 1960’ların sonunda ABD’nin Vietnam Savaşı ve sosyal harcamalar nedeniyle yaşadığı ekonomik &nbsp;kiriz nedeniyle altın rezervlerini eritti. 1971’de Başkan Richard Nixon’ın “altın penceresini” kapatmasıyla sistem fiilen çöktü.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Dolar artık “fiat” para, yani karşılıksız bir para birimi haline gelmişti. Bu durum, doların değer kaybı riskini beraberinde getiriyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;ABD’nin çözümü, dünyanın en kritik emtiası olan petrolü devreye sokmak oldu. 1973-1974 Arap-İsrail Savaşı sonrası yaşanan petrol krizi, OPEC’in gücünü göstermişti. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Suudi Arabistan’la kritik bir anlaşma yaptı. 1974’te şekillenen bu mutabakata göre Suudi Arabistan, petrolünü yalnızca dolar cinsinden satacak ve elde ettiği “petro dolar” fazlasını ABD Hazine tahvillerine yatıracaktı. Karşılığında ABD, Suudi kraliyet ailesine askeri koruma ve silah satışı garantisi verecekti. Diğer OPEC üyeleri de kısa sürede bu pratiğe uydu. Böylece petro dolar sistemi doğmuş oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu anlaşma resmi bir antlaşma değil, stratejik bir mutabakattı. Ancak etkisi muazzamdı. Dünya petrol ticareti dolar üzerinden yapılınca, her ülke petrol ithal etmek için dolar biriktirmek zorunda kaldı. Çin’den Japonya’ya, Avrupa’dan gelişmekte olan ülkelere kadar herkes dolar rezervi tutmaya başladı. Bu, dolar talebini yapay olarak şişirdi ve ABD’nin faizleri düşük tutarak borçlanmasını kolaylaştırdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Ukrayna Savaşı’yla SWIFT’ten çıkarılan Rusya, yuan ve ruble ticaretini artırdı.2023-2024 dönüm noktası oldu. BRICS+ genişledi; Suudi Arabistan, İran, BAE katıldı. Haziran 2024’te Suudi Arabistan’ın 50 yıllık mutabakatı yenilemedi. &nbsp; Çin’le yuan bazlı petrol anlaşmaları arttı. Hindistan, Rus petrolünü rupiyle aldı. Doların küresel rezerv payı %71’lerden %56-58’lere geriledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;2026, petro dolar için dönüm yılı oldu. Şubat-Mart aylarında ABD-İsrail ile İran arasında patlak veren çatışma, Hürmüz Boğazı merkezine aldı. Dünyanın petrol ticaretinin %20’sinin geçtiği bu dar boğazın kapanması veya “Tehran toll” (yuan, stablecoin veya rialle geçiş ücreti) uygulaması, petrol akışını vurdu.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İran, tankerden geçiş için yuan talep etmeye başladı. Bu, sembolik ama güçlü bir adımdı: Petro doların kalbine doğrudan darbe. Asya ülkeleri Çin ve Hindistan'da alternatif rotalar ve ödeme mekanizmaları test etti. BRICS, kendi ödeme sistemlerini (Bridge gibi) devreye soktu. Çin, petroyuan’ı güçlendirdi.Bu kriz, ABD’nin 39 trilyon dolarlık ulusal borcunu da spot ışığına çıkardı. Petrodoların zayıflaması, faizleri yükseltebilir ve borç servisini zorlaştırabilirdi. Trump yönetimi, ültimatomlar ve koalisyon arayışlarıyla yanıt verdi ama Hürmüz’un tam kontrolü zorlaştı. Kriz, doların “güvenli liman” statüsünü test etti:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; BRICS ülkeleri bu fırsatı değerlendirdi. Rusya ve İran yaptırımlardan kaçmak için yuan’ı tercih etti. Suudi Arabistan, Vision 2030 ile çeşitlenirken Çin’le derinleşti. Yeşil enerji ucuzlarken, petrol talebi yapısal baskı altına girdi. petro doların “petro” kısmı bile zayıfladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Petro doların çöküşü sadece bir para biriminin hikâyesi değildir. Küresel gücün yeniden dağılımıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:26:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-anarsist-edward-joris-ve-1905-yildiz-suikasti-7808</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-anarsist-edward-joris-ve-1905-yildiz-suikasti-7808</guid>
                <description><![CDATA[Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>An Anarchist: Edward Joris and the 1905 Yıldız Assassination</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Giriş-Introduction</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ondokuzuncuyüzyılın son çeyreği, dünya tarihine "anarşist dalga" olarak geçen ve devlet liderlerini hedef alan küresel bir şiddet sarmalıyla damga vurmuştur. Bu dönemde Belçika’nın Antwerpen şehri, sadece ticari bir liman değil, aynı zamanda radikal fikirlerin ve anarşist doktrinlerin kuluçka merkezi konumundadır. 11 Şubat 1876’da bu liman şehrinde doğan Edward Joris, işte bu huzursuz atmosferin bir ürünüdür (Simons 1614). Joris’in hayatı, sıradan bir memurluktan uluslararası bir suikast şebekesinin operasyonel liderliğine evrilen, kıtalar arası bir radikalleşme öyküsüdür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alloul’un editörlüğünü yaptığı çalışmada Joris; "1905 Yıldız bombalanmasına yakından karışan Antwerpen doğumlu Edward Joris, bir Osmanlı çağdaşının daha sonra hatırlayacağı üzere 'Scheldt'in o istenmeyen çocuğu' idi" (Alloul 6). Joris, Brüksel’deki anarşist çevrelerden edindiği ideolojik donanımı, İstanbul’daki Singer fabrikasına uzanan profesyonel kariyeriyle birleştirerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun en korunaklı mekanı olan Yıldız Sarayı’na sızmayı başarmıştır (Simons 1614). Joris'in bu sızma operasyonu sadece bir kişisel tercih değil, Osmanlı Devleti’nin kalbine yönelik küresel bir anarşist kuşatmanın stratejik bir parçasıdır (SATEMER). Bu biyografik çalışma, Joris’in Ermeni komitacılarıyla kurduğu stratejik işbirliğini, suikastın teknik detaylarını ve bu eylemin ardından yaşanan uluslararası hukuk krizini, bir anarşistin hayat hikayesi üzerinden analiz etmektedir. Joris’in İstanbul’a gelişi ve burada kurduğu ağları anlamak için, onun payitahta ayak basmadan önceki radikal köklerine ve Ermeni komitelerinin 1896’da gerçekleştirdiği büyük provaya bakmak elzemdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1896 Osmanlı Bankası Baskını ve Anarşist-Komitacı İşbirliğinin Temelleri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1896 Ottoman Bank Raid and the Foundations of Anarchist-Committee Collaboration</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">26 Ağustos 1896 tarihinde gerçekleşen Osmanlı Bankası baskını, Ermeni komitacıların Avrupalı anarşist tekniklerini kendi davalarına nasıl eklemlediklerini gösteren ilk büyük örnektir. Bu baskın, İstanbul’un kalbi Galata’da 150 kadar militanın katılımıyla gerçekleşmiş ve uluslararası bir infial yaratmıştır (Yavuz 391). Armen Garo’nun anılarında belirttiği üzere, bu eylem bir yardım çığlığı olarak kurgulanmıştır: "Adı Osmanlı olsa bile bankanın gerçekte bir Avrupa işletmesi olduğunu iyi biliyorduk; bu yüzden bankayı hedef almak Avrupa’yı müdahaleye zorlayacaktı" (Garo 45).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu eylemde dikkati çeken en önemli unsur, bombaların ve patlayıcıların kullanımındaki maharettir. Garo, "Edward ve ABD dört dava arkadaşımız, Galata köprüsünde bekleyecek ve Sadrazamın arabası geçerken üzerine sekiz bomba atacaklardı" diyerek, anarşist figürlerin teknik destek rolünü açıkça ifade eder (Garo 48). Buradaki "Edward" figürü, 1905’teki Joris’in bir öncülü veya o dönemki anarşist ağların bir parçası olarak karşımıza çıkar (Garo 50). Baskın sonrası eylemcilerin bir Fransız gemisiyle Marsilya’ya kaçırılması, Batılı devletlerin bu terör eylemlerine karşı "siyasi suçlu" muamelesi yaparak sunduğu korumanın ilk somut örneğidir (Garo 55). Yavuz’un belirttiği gibi, bu olay Osmanlı Devleti’nin dış politikasında Ermeni sorununun bir "güvenlik krizinden" çok "egemenlik krizine" dönüştüğünü kanıtlamıştır (Yavuz 393). 1896'daki bu cezasızlık ve Avrupa'nın himayesi, Edward Joris gibi genç anarşistler için İstanbul’u hem bir hedef hem de bir operasyon sahası haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’in İstanbul’a Gelişi ve Singer Fabrikası Yılları</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’s Arrival in Istanbul and the Singer Factory Years</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris, 1901 yılında İstanbul’a geldiğinde, arkasında Antwerpen’deki&nbsp;<em>Ontwaking</em>&nbsp;dergisinde "Edward Greene" takma adıyla yazdığı radikal makaleleri bırakmıştı (Simons 1614). İstanbul’da dikiş makinesi devi Singer fabrikasında çalışmaya başlaması, ona imparatorluğun her sokağına ve her evine girebilme imkanı tanıyan mükemmel bir paravan sağlamıştır (Simons 1614). Joris, burada sadece makineleri tamir etmekle kalmamış, aynı zamanda Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak) üyeleriyle derin bağlar kurmuştur (Van Ginderachter 67). Joris, bu süreçte sadece ideolojik bir yandaş değil, aynı zamanda komitacıların teknik danışmanı ve lojistik sorumlusu olarak aktif görev almıştır (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Simons’un biyografisinde belirttiği üzere: "1901'de Joris, bir Alman nakliye şirketinin çalışanı olarak İstanbul’a göç etti; kısa bir süre sonra Singer fabrikasına katıldı" (Simons 1614). Joris’in maaşı 12 altın lira gibi oldukça yüksek bir seviyede olmasına rağmen, o ideolojik olarak Sultan II. Abdülhamid rejimini devirmeyi kafasına koymuştu (Birecikli ve Maden 407). Galata’daki Moravic apartmanındaki dairesi, kısa sürede suikast planlarının yapıldığı, patlayıcıların saklandığı bir cephaneliğe dönüşmüştür (Birecikli ve Maden 407). Simons, Joris’in bu yıllarını "kıtalar ve ideolojiler arasında sıkışmış bir adamın en aktif dönemi" olarak tanımlar (Simons 1615). Marnix Beyen’in aktardığına göre, Joris’in Belçika’daki yakınları onu "sessiz, hayalperest, hatta darda kalmış bir köpeğe yardım edecek kadar yufka yürekli" biri olarak tanımlıyordu (Beyen 5). Belçika medyasında Joris'in bu "zararsız" ve "mavi gözlü" profili, onun bir cani olamayacağına dair kurgulanan söylemin merkezine yerleştirilmiştir (Beyen 11). Ancak gerçekte Joris, İstanbul'daki Alman Postanesi'nde "Jacobs ve Cie" gibi takma isimler kullanarak, Batum'a gönderilecek binlerce tüfeğin sevkiyatı gibi ağır lojistik görevleri yürüten profesyonel bir devrimciydi (Beyen 7).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bombalı Dikiş Makinesi: Saraya İlk Sızma Girişimi</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>The Booby-Trapped Sewing Machine: The First Infiltration into the Palace</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edward Joris’in Yıldız Sarayı’na nüfuz etmesi, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrasındaki yardım faaliyetleri sırasında gerçekleşmiştir (Erdoğan 45). Saray hareminin yaralı askerler için dikimevine dönüştürülmesi, Joris için eşsiz bir fırsat yaratmıştır. Büşra Erdoğan’ın tezinde detaylandırıldığı üzere: "Belçikalı Edward Joris aracılığıyla Almanya’dan çok sayıda dikiş makinası alınmıştır" (Erdoğan 45). Joris, makinelerin kurulumu ve bakımı için saraya sık sık gidip gelmeye başlamış, bu süreçte saray personeliyle dostluklar kurmuş ve Sultan’ın güvenini kazanmıştır (Erdoğan 46). Ancak Joris’in asıl niyeti başkadır; Sultan’a hediye ettiği özel süslemeli dikiş makinesinin içine sofistike bir bomba düzeneği yerleştirmiştir (Erdoğan 49). Joris'in bu ilk girişimi, saray güvenliğindeki boşlukları test etmek için yapılan profesyonel bir prova niteliği taşımaktadır (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erdoğan’a göre, "Sultan Abdülhamid biraz düşündükten sonra bu bombayı buraya dikiş makinasını kendisine hediye eden Belçikalı Edward Joris’in yerleştirdiğini anlar" (Erdoğan 49). Joris’in bu girişimi, saraydaki bir yangın sonrası yapılan incelemelerle ortaya çıkmış ancak o dönemde Joris’e karşı kesin bir kanıt bulunanamamıştır (Erdoğan 49). Joris, bu süreçte saray kalfalarıyla kurduğu rüşvet ağı sayesinde güvenliği aşmayı başarmış ve "içeriden sızma" yönteminde uzmanlaşmıştır (Erdoğan 49).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Operation Nejuik" ve Cehennem Makinesi'nin Hazırlanışı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Operation Nejuik" and the Preparation of the Infernal Machine</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dikiş makinesi komplosundan sonra, Taşnak komitesi lideri Kristapor Mikaelyan ile Joris, "Operation Nejuik" kod adlı büyük suikast planını hazırlamaya başladılar (Minassian 53). Mikaelyan’ın Bulgaristan’daki bomba denemesi sırasında ölmesi, Joris’i operasyonun teknik lideri konumuna getirmiştir (Birecikli ve Maden 407). Joris, Cuma selamlığı sırasında Sultan’ın camiden çıkıp arabasına binme süresini kronometreyle bizzat ölçmüştür: "Padişahın camiden çıkıp arabasına gelene kadar geçen süre tam 1 dakika 42 saniyedir" (Birecikli ve Maden 407). Suikastın matematiksel temelini oluşturan bu ölçümle, bombanın patlayacağı an saniyelik bir hesaplama üzerine bina edilmiştir (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suikast için Viyana’daki Nesseldorfer fabrikasında özel olarak imal edilen ve içinde 100 kilodan fazla melinit tipi patlayıcı bulunan bir araba kullanılmıştır (Deliorman 45). Bu devasa bomba düzeneğine, Avrupa anarşist literatüründe "Machine Infernale" (Cehennem Makinesi) denilmiştir (Birecikli ve Maden 407). Eylemin finansmanı için Siyonist çevrelerden gelen destek de kaynaklarda vurgulanmaktadır; Eroğlu, Sultan’ın Filistin politikasından rahatsız olan çevrelerin Ermeni komitacılarına para yardımı yaptığını belirtir (Eroğlu 88). Deliorman ise bu işbirliğini "Türklere karşı kurulan küresel bir konsorsiyum" olarak nitelendirir (Deliorman 49). Beyen, suikast hazırlığı sırasında Joris’in sadece teknik değil, aynı zamanda operasyonel gizliliği de titizlikle yürüttüğünü belirtir. Karısı Anna Nellens ile birlikte İstanbul'daki evlerinde patlayıcıları saklamışlar; hatta daha sonra el konulan mektuplardan anlaşıldığı üzere, bombayı bizzat ateşleyen Rebina Faïn gibi Rus devrimcilerle koordinasyonu sağlamışlardır (Beyen 7). Belçika’nın Katolik yayın organı&nbsp;<em>Het Nieuws van den Dag</em>, komplocuların sadece Sultan’ı değil, Avrupalı diplomatların toplandığı Cercle d’Orient binasını da havaya uçurarak büyük bir Avrupa müdahalesini tetiklemeyi planladıklarını aktarmıştır (Beyen 6).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>21 Temmuz 1905: "Bir Lahza-i Teahhur" ve Patlama</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>July 21, 1905: "A Moment of Delay" and the Explosion</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olay günü her şey planlandığı gibi işlemiş, ancak tarihsel bir rastlantı eylemin seyrini değiştirmiştir. Sultan Abdülhamid, camiden çıktıktan sonra Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile birkaç dakika süren rutin dışı bir sohbete dalmıştır (Tahsin Paşa 113). Tevfik Fikret’in "Bir Lahza-i Teahhur" (Bir Anlık Gecikme) olarak adlandırdığı bu kısa duraksama, bombanın Sultan henüz hedef alanına girmeden infilak etmesine neden olmuştur (Öztuna 189).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Patlamanın şiddeti öylesine büyüktür ki, Beşiktaş ve Nişantaşı semtlerini sarsmış, Fatih'ten bile duyulmuştur (Birecikli ve Maden 408). Patlamanın şiddetiyle Yıldız Camii çevresi tanınmayacak derecede bir yıkım ve toz bulutuyla kaplanmıştır (SATEMER). Tahsin Paşa hatıralarında, patlamanın çıkardığı dehşetli sesi ve ardından gelen toz bulutunu "mahşer günü" gibi tanımlar (Tahsin Paşa 114). Patlama sonucunda 26 kişi can vermiş, 58 kişi yaralanmış ve 20 kadar at telef olmuştur (Birecikli ve Maden 408). Günal, patlamanın ardından Sultan Abdülhamid’in gösterdiği metaneti; "Korkmayınız, askerlerim yerinizden ayrılmayınız!" diyerek dağılmak üzere olan orduyu yatıştırdığını aktarır (Günal 1). Sultan, parçalanmış cesetler arasından kendi kullandığı saltanat arabasıyla soğukkanlı bir şekilde sarayına dönmüştür (Günal 1). Suikastın hemen ertesi günü, Joris inanılmaz bir soğukkanlılıkla Belçika Elçiliği'nin ulusal bayram (jubileum) banketine katılmıştır. Elçi, Padişah’ın kurtuluşuna dair tebrik telgrafını okuduğunda, Joris de en önde "Vive le Sultan!" (Padişahım Çok Yaşa!) diye bağırmış, hatta bankette şarkılar söyleyerek şüpheleri üzerinden atmaya çalışmıştır (Beyen 7).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Joris’in Yakalanması ve Yıldız Mahkemesi Süreci</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>The Capture of Joris and the Yıldız Court Process</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suikastın hemen ardından kurulan tahkikat komisyonu, patlayan arabanın tekerlek parçalarından ve Avrupa’daki fabrikalarla yapılan yazışmalardan yola çıkarak failleri tespit etmiştir. Edward Joris, Galata’daki evinde yakalanmış ve yapılan sorgusunda suçunu, Ermeni davasına olan sempatisini ve anarşist fikirlerini itiraf etmiştir (Akın 1). 19 Aralık 1905’te sona eren "Yıldız Mahkemesi" sonucunda Joris idama mahkûm edilmiştir (Akın 1). Ancak bu karar, Osmanlı Devleti ile Belçika arasında tarihe geçen bir diplomatik krizi tetiklemiştir. Belçika hükümetinin bu tutumu, hukuki bir savunmadan ziyade, Osmanlı egemenliğini hiçe sayan siyasi bir meydan okuma niteliğindedir (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beyen’in analizine göre, Belçika basını ve kamuoyu davayı partiler üstü bir "milli haysiyet" meselesi haline getirmiştir. 26 Aralık 1905'te Antwerpen Valisi'ne sunulan ve binlerce imza içeren dilekçede, Joris'in "barbarca bir infazla" karşı karşıya olduğu ve Belçika’nın egemenlik haklarının (Kapitülasyonlar) savunulması gerektiği vurgulanmıştır (Beyen 11). Belçika elçiliği, 1838 tarihli ticaret anlaşmasının Fransızca ve Türkçe metinleri arasındaki çeviri farklılıklarını (yargılama yetkisi mi yoksa sadece infaz yetkisi mi?) bir hukuk kılıfı olarak kullanmıştır (Beyen 7-8). Belçika hükümeti, adli kapitülasyonları öne sürerek inanılmaz bir talepte bulunmuştur: "Osmanlı topraklarında, Osmanlı mülkünün sultanına suikastın sorumlusu olarak yakalanan kişi Belçika hükümetine göre Osmanlı mahkemesinde yargılanamazdı" (Akın 1). Uzunçarşılı, bu durumun Osmanlı yargı bağımsızlığına indirilmiş ağır bir darbe olduğunu belirtir (Uzunçarşılı 329). Mahkemede Rum, Ermeni ve Yahudi yargıçların da bulunmasına rağmen, Avrupa kamuoyu yargılamayı "barbarca bir infaz girişimi" olarak yaftalamıştır (Tahsin Paşa 116). Akın, kapitülasyonların yarattığı bu hukuksuzluğun, "emperyalizmin hukuk kılıfına bürünmüş hali" olduğunu savunur (Akın 1).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Saray Hafiyeliği" İddiası ve Belçika’ya Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>The "Palace Informant" Claim and Return to Belgium</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris’in 1907 yılında serbest bırakılması, Osmanlı siyasi tarihinde çeşitli efsanelere konu olmuştur. Padişah’ın başkâtibi Tahsin Paşa’nın hatıralarında geçen anlatıya göre; Sultan, Joris’i öldürmek yerine onu 500 altın ihsan ederek serbest bırakmış ve Avrupa’daki komiteler hakkında bilgi toplaması için bir "saray hafiyesi" olarak görevlendirmiştir (Tahsin Paşa 111). Tahsin Paşa, bu durumu Sultan’ın bir zekâ manevrası olarak sunar: "Padişah, katili serbest bırakarak hem Avrupa’nın baskısından kurtulmuş hem de düşman saflarına bir ajan sızdırmıştır" (Tahsin Paşa 113).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak tarihçi Rıdvan Akın bu durumu farklı bir perspektifle, "Rahip Brunson" olayına benzeterek açıklar: "Joris sultanın ajanı olarak hangi hizmetleri görmüş olabilir Avrupa’da? Bu sadece bir diplomatik teslimiyet manevrasıdır" (Akın 2). Akın’a göre bu serbest bırakma, hukuk önünde tam bir mağlubiyettir ve Joris Avrupa'ya döndüğünde asla Padişah için çalışmamıştır (Akın 2). Beyen, Joris’in serbest kalmasını sağlayan duygusal bir unsuru daha gün yüzüne çıkarır: Joris’in 80 yaşındaki kalp hastası annesi ("Moederken Joris"). Belçika basını, annenin oğlunun idam edilmesi durumunda öleceğini ve "Kızıl Sultan'ın ilk kurbanı" olacağını işleyerek halkta büyük bir sempati dalgası yaratmıştır (Beyen 3-4, 12). Joris sonunda serbest bırakıldığında, bu durum Avrupa'da "oryantal keyfiyete karşı Batılı hukukun zaferi" olarak kutlanmıştır (Beyen 13).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Belçika Ermenofilleri ve Aristokratik Himaye</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Belgian Armenophiles and Aristocratic Patronage</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris’in serbest kalması tesadüf değildir; Belçika’da o yıllarda çok güçlü bir "Ermenofil" (Ermeni dostluğu) hareketi bulunmaktadır (Armencom 1). Bu hareketin arkasında ise sadece sosyalistler değil, Belçika aristokrasisinin en tepesindeki isimler yer almaktadır. Örneğin, Boghos Noubar Paşa’nın kızı Eva Zaruhi, 1907 yılında Kont Guillaume d'Arschot Schoonhoven ile evlenerek Belçika sarayına akraba olmuştur (Armencom 5). Armencom sitesine göre, bu aristokratik bağlar Joris’in davasında Belçika hükümetinin takındığı sert tutumun ana nedenlerinden biridir (Armencom 5).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayrıca, daha sonra Milletler Cemiyeti temsilcisi olacak Paul Hymans gibi isimler de Joris lehine kampanyalar yürütmüştür (Armencom 6). Deliorman, Avrupa’nın bu desteğini "Hıristiyan dayanışması ve Türk düşmanlığı" olarak yorumlar (Deliorman 45). Artuner ise Beşiktaş Zabıtası raporlarına dayanarak, bombanın tahrip gücünün Avrupalı uzmanlarca bile hayranlıkla(!) karşılandığını ve bunun transnasyonal bir terör projesi olduğunu aktarır (Artuner 1). Joris, bu güçlü lobinin desteğiyle Belçika’da dokunulmazlık kazanmıştır. Beyen, bu dönemdeki Avrupa desteğinin altında yatan "Sarı Tehlike" (Yellow Peril) korkusuna da dikkat çeker. Rus-Japon Savaşı’ndaki Japon zaferiyle sarsılan Batılı özgüveni, Osmanlı gibi "Doğulu" bir güce karşı Joris gibi "Beyaz/Hıristiyan" bir figürü koruyarak psikolojik bir üstünlük kurmaya çalışmıştır (Beyen 9). Joris'in arkasındaki bu güç birliği, Osmanlı'nın toprak bütünlüğüne karşı yürütülen transnasyonal bir terör projesinin diplomatik kalkanıdır (SATEMER).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’in Yayıncılık Yılları: Radiopost ve De Nieuwe Tijd</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Edward Joris’s Publishing Years: Radiopost and De Nieuwe Tijd</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1907’de Belçika’ya dönen Joris, kısa sürede anarşist ve sosyalist yayıncılığın merkezine oturmuştur. 1910’da Victor Resseler’den&nbsp;<em>'t Kersouwken</em>&nbsp;adlı radikal kitapçıyı devralmış ve burayı anarşistlerin buluşma noktası yapmıştır (Simons 1614). I. Dünya Savaşı sırasında (23 Haziran 1917 – 8 Kasım 1918) Antwerpen'deki azınlık sosyalistlerinin (<em>minderheidssocialisten</em>) yayın organı olan&nbsp;<em>"De Nieuwe Tijd"</em>&nbsp;(Yeni Zaman) dergisinde aktif bir rol üstlenmiştir (Encyclopedie Vlaamse Beweging).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edward Joris; Jef van Extergem, Jules de Kinder, A. Borgers, J. Rams, W. Dever ve G. Capelle gibi isimlerle birlikte derginin editör kadrosunda yer almıştır (Encyclopedie Vlaamse Beweging).&nbsp;<em>"De Nieuwe Tijd"</em>, Flaman sosyalistleri arasında pasifist bir akım yaratarak onları Belçika hükümetinden ve Belçika İşçi Partisi (<em>Belgische Werkliedenpartij</em>) yönetiminden koparmak amacıyla, Alman sosyal demokratları ve askeri işgal yönetiminin (<em>militair bezettingsbestuur</em>) desteğiyle kurulmuştur (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Stockholm'deki uluslararası barış konferansı hazırlıkları etrafındaki siyasi hareketlilik, bu çevrenin Alman yanlısı ajanlar tarafından sızılmasına zemin hazırlamıştır (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Dergi, Flanders için özerklik (<em>zelfbestuur</em>) talebini resmen savunurken, bu çizgiyi pasifizm ve devrimci Marksizm ideolojileriyle birleştirmiştir (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Simons’un belirttiği üzere, Joris savaş sonrası Hollanda’ya sürgüne gitmiş ancak 1929 affıyla Antwerpen’e geri dönmüştür (Simons 1614). Geri döndüğünde, 20.000 nüsha basılan haftalık&nbsp;<em>Radiopost</em>&nbsp;(1927-1936) dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştir (Simons 1614). Bu dergi, Joris’in anarşist köklerinden gelen "alternatif medya" anlayışının bir ürünüdür. Van Campenhout ve Simons'un ortak çalışması, Joris'in Flaman hareketi içindeki sosyalist kanatta hayatının sonuna kadar saygın bir yer edindiğini vurgular (Van Campenhout ve Simons 1). Joris, 20 Aralık 1957’deki ölümüne kadar bir suikastçı olarak değil, bir gazeteci ve entelektüel olarak tanınmıştır (Simons 1615).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Tarihsel Analiz: III. Selim’den II. Abdülhamid’e Egemenlik Kaybı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Historical Analysis: Loss of Sovereignty from Selim III to Abdulhamid II</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rıdvan Akın’ın yaptığı tarihsel karşılaştırma, Osmanlı Devleti’nin son yüzyılındaki güç kaybını en net şekilde ortaya koymaktadır (Akın 1). 1792 yılında III. Selim’e Ayasofya’da suikast girişiminde bulunan Mağripli saldırgan, kapitülasyonların henüz devleti bu kadar bağlamadığı bir dönemde derhal yakalanmış ve "Babı Hümayun kapısında idam edilmişti" (Akın 1).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak 1905 yılına gelindiğinde, bizzat Padişah’ı öldürmeye teşebbüs eden ve suçunu itiraf eden Belçikalı bir anarşist, Batılı devletlerin baskısıyla serbest bırakılabilmiştir (Akın 1). Osmanlı devlet otoritesi, bu dönemde içeriden bombalanırken dışarıdan hukuki bir mengene ile sıkıştırılmaktadır (SATEMER). Akın bu durumu, Osmanlı’nın "hasta adam" olarak nitelendirildiği dönemde, kendi katilini bile cezalandıramayacak kadar hukuki bir abluka altında olduğunun kanıtı olarak sunar (Akın 1). Jensen, bu durumu küresel anarşist terörizmle mücadelede Batı’nın uyguladığı "çifte standart" olarak nitelendirir (Jensen 1). Uzunçarşılı ise Yıldız Mahkemesi tutanaklarının, devletin aczini belgeleyen tarihi vesikalar olduğunu belirtir (Uzunçarşılı 329). Akın’ın analizi, Joris’in serbest bırakılmasının saray tarafından bir "strateji" olarak sunulmasının, aslında bu büyük mağlubiyeti gizleme çabası olduğunu savunur (Akın 2).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sonuç: Edward Joris’in Tarihteki Yeri ve Terörün Mirası</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Conclusion: Edward Joris’s Place in History and the Legacy of Terror</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak, Edward Joris’in hayatı; 20. yüzyılın başında terörün, ideolojinin ve diplomasinin nasıl iç içe geçtiğini gösteren en çarpıcı biyografilerden biridir. Joris, sıradan bir dikiş makinesi memuru kılığında girdiği İstanbul’dan, imparatorluğun kaderini değiştirebilecek bir "Cehennem Makinesi"nin mimarı olarak çıkmıştır (Alloul 215). Joris’in Ermeni komitacılarıyla olan işbirliği, terörün uluslararasılaşmış doğasının bir kanıtıdır (Birecikli ve Maden 399). Simons’un Joris biyografisi, bir anarşistin hayatı boyunca nasıl bir "dava" peşinde koştuğunu, kıtalar arası bir sabotajcıdan saygın bir Flaman editörüne nasıl evrildiğini tüm çıplaklığıyla sergilemektedir (Simons 1614). Uzunçarşılı'nın not ettiği üzere, bu vaka Osmanlı hukuk tarihinin en karanlık sayfalarından biridir (Uzunçarşılı 329).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Joris'in hikayesi aynı zamanda terörün jeopolitik amaçlarla nasıl kullanılabileceğini de göstermektedir. Edward Joris vakası, emperyalist odakların terörü bir diplomasi aracı olarak nasıl kullandığının en somut laboratuvarıdır (SATEMER). Siyonistlerin ve Avrupalı aristokratların bu eyleme sağladığı destek, II. Abdülhamid'in denge siyasetine karşı kurulan geniş bir cephenin varlığını teyit eder (Eroğlu 88). Edward Joris'in idam sehpasından kurtulup Belçika'da&nbsp;<em>Radiopost</em>&nbsp;dergisinin genel yayın yönetmeni olarak huzur içinde ölmesi, tarihsel adaletin uluslararası reel politik çıkarlar karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Bu eylem, Padişah'ın Şeyhülislam ile yaptığı o kısa sohbetle ("1 dakika 42 saniyedir") boşa çıkmış olsa da, imparatorluğun yıkılış sürecindeki dış müdahalelerin ve terör kuşatmasının en somut kanıtı olarak tarih arşivlerindeki yerini korumaktadır. Son kertede, Edward Joris biyografisi, bugünün terör ve diplomasi ilişkilerini anlamak için elzem bir ders niteliğindedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward">https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><em></em></span></p>

<table cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İstanbul’daki Hamidiye Camii’nde, selamlık töreni sırasında Sultan Abdülhamid’e suikast girişimi</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html">https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><em></em></span></p>

<table cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sultan Abdülhamid'e düzenlenen suikaste karışan Belçikalı Edvar Joris</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BOA. FTG_1989_001_001.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><em></em></span></p>

<table align="left" cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anna Nellens ve Edward Joris'in fotoğrafı (1896)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674">https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kaynakça/Bibliography</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Akın, Rıdvan.</strong>&nbsp;"Sultan Abdülhamit'in Cuma Selamlığı."&nbsp;<a href="https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr">https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr</a>, 2025.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Alloul, Houssine, Edhem Eldem ve Henk De Smaele, editörler.</strong>&nbsp;<em>To Kill a Sultan: A Transnational History of the Attempt on Abdülhamid II (1905).</em>&nbsp;Palgrave Macmillan, 2018.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Artuner, Burak.</strong>&nbsp;"Ermeniler, Avrupalılar'ın Kışkırtmalarıyla..."&nbsp;<a href="http://patronlardunyasi.com/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://patronlardunyasi.com">patronlardunyasi.com</a>, 2026.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Beyen, Marnix.</strong>&nbsp;<em>De taal van de geschiedenis.</em>&nbsp;Universitaire Pers Leuven, 2019.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Birecikli, İhsan Burak ve Fahri Maden.</strong>&nbsp;"Yıldız Suikasti: Ermeni Komitacıların Sultan Abdülhamid’e Karşı Düzenlemiş Oldukları Bombalı Saldırı."&nbsp;<em>Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi</em>, cilt 23, sayı 67-69, 2007, ss. 399-424.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Comité des Arméniens de Belgique.</strong>&nbsp;"Historique de la Communauté."&nbsp;<a href="http://armencom.be/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://armencom.be">armencom.be</a>, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Deliorman, Altan.</strong>&nbsp;<em>Türklere Karşı Ermeni Komiteciler.</em>&nbsp;4. Basım, Bayrak Basım, 2011.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Encyclopedie van de Vlaamse Beweging.</strong>&nbsp;"De Nieuwe Tijd (1917-1918)."&nbsp;<a href="http://encyclopedievlaamsebeweging.be/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://encyclopedievlaamsebeweging.be">encyclopedievlaamsebeweging.be</a>, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Erdoğan, Büşra.</strong>&nbsp;<em>Abdulilâh B. Arafe ve Yâ Sîn Kalbu’l-Hilâfe Adlı Romanının Tahlili.</em>&nbsp;Yüksek Lisans Tezi, Bursa Uludağ Üniversitesi, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Eroğlu, Hamza.</strong>&nbsp;<em>Ermeni Meselesi.</em>&nbsp;Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1986.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Garo, Armen.</strong>&nbsp;<em>Osmanlı Bankası Baskını: Armen Garo’nun Anıları.</em>&nbsp;2. Baskı, Belge Yayınları, 2015.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Günal, Bülent.</strong>&nbsp;"Sultan'a Suikast."&nbsp;<em>HT Gazete</em>, 31 Ocak 2014.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Jensen, Richard Bach.</strong>&nbsp;<em>The Battle against Anarchist Terrorism: An International History, 1878–1934.</em>&nbsp;Cambridge University Press, 2014.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kısakürek, Necip Fazıl.</strong>&nbsp;<em>Ulu Hakan II. Abdülhamid Han.</em>&nbsp;Ötüken Neşriyat, 1975.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Meydan, Sinan.</strong>&nbsp;"Edward Joris'ten Rahip Brunson'a Abdülhamid Siyaseti."&nbsp;<em>Sözcü</em>, 2018.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Minassian, Gaïdz.</strong>&nbsp;"The Armenian Revolutionary Federation and Operation 'Nejuik'."&nbsp;<em>To Kill a Sultan</em>, Palgrave Macmillan, 2018, ss. 53-65.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Nacikaptan.</strong>&nbsp;"Abdülhamit'e Bombalı Suikast."&nbsp;<a href="http://nacikaptan.com/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://nacikaptan.com">nacikaptan.com</a>, 2021.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Öztuna, Yılmaz.</strong>&nbsp;<em>Başlangıcından Zamanımıza Kadar Büyük Türkiye Tarihi.</em>&nbsp;Cilt 7, İstanbul: Ötüken Yayınevi, 1983.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>SATEMER.</strong>&nbsp;"Yıldız Suikastı." Sakarya Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi,&nbsp;<a href="http://satemer.sakarya.edu.tr/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://satemer.sakarya.edu.tr">satemer.sakarya.edu.tr</a>, 2024.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Simons, Ludo.</strong>&nbsp;"Joris, Edward."&nbsp;<em>Nieuwe Encyclopedie van de Vlaamse Beweging</em>, 1998, ss. 1614-1615.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Tahsin Paşa.</strong>&nbsp;<em>Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları.</em>&nbsp;İstanbul: Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, 1931.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Uzunçarşılı, İsmail Hakkı.</strong>&nbsp;<em>Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi.</em>&nbsp;Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2000.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Van Campenhout, Nico ve Ludo Simons.</strong>&nbsp;"Joris, Edward."&nbsp;<em>Encyclopedie van de Vlaamse Beweging</em>, 2023.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Van Ginderachter, Maarten.</strong>&nbsp;“Edward Joris: Caught between Continents and Ideologies?”.&nbsp;<em>To Kill a Sultan</em>, Palgrave Macmillan, 2018, ss. 67-98.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Yavuz, Fikrettin.</strong>&nbsp;"Osmanlı Devleti Dış Politikasında Ermeni Sorunu: 1896 Osmanlı Bankası Baskını Örneği."&nbsp;<em>SUTAD</em>, sayı 30, 2011, ss. 391-412.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Görsel ve Arşiv Notu / Visual and Archive Notes</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1904'te (Gaidz Minassian arşivi; Sophie Areshian, Edward Joris, Anna Nellens).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BOA. FTG_1989_001_001.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Arşiv Belgeleri:</strong>&nbsp;<a href="http://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674">collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sanatsal Tasvir:</strong>&nbsp;Achille Beltrame, "Attempt Against Sultan Abdul Hamid" (Meisterdrucke).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:21:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇALIŞMAK İBADETTİR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/calismak-ibadettir-7807</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/calismak-ibadettir-7807</guid>
                <description><![CDATA[ÇALIŞMAK İBADETTİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇALIŞMAK İBADETTİR</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(1 Mayıs İşçi Bayramı tüm çalışan kardeşlerimize kutlu olsun!)</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel ve faydalı bir şey yapmak ve helal bir kazanç elde etmek için yapılan her türlü temiz ve meşrû iş için harcanan emek ve çabaya “Çalışma” denir. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “İnsan için ancak çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm-39) buyurduğu gibi insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Bu, dünya hayatı için de böyledir, âhiret hayatı için de böyledir. Yani insan ancak çalışmasının karşılığını bulur ve görür. Başka bir ifadeyle insan ektiğini biçer!. İnsan ettiğini bulur! İyi şeyler yapmışsa iyilik bulur, kötü şeyler yapmışsa kötülük bulur!. Bu nedenle insan daima temiz, helal ve faydalı işler yapmalı ve bu amaçla emek ve çaba sarfetmeli ki, yaptığı çalışmalar birer ibadet olsun ve çalışmalarının sonucu güzel, bereketli ve feyizli olsun. Mesela; insanın kendisinin ve ailesinin rızkını elde etmesi için yaptığı meşru çalışmalar bir ibadettir. ilim elde etmek için okumak bir çalışmadır. Tarlaya buğday ekmek, bahçeye fidan dikmek, Çevreye ağaç dikmek güzel ve feyizli bir çalışmadır. Fabrikada, tamirhanede yapılan işler bir çalışmadır. Bu bağlamda yapılan her türlü temiz, helal, güzel ve faydalı şeyler güzel bir çalışmadır ve her güzel çalışma ibadettir, sâlih ameldir. Ve Allah katında her güzel çalışmanın ecir ve mükafatı var. Allah Kur’anda şöyle vaad eder: “Her kim, zerre kadar bir iyilik yaparsa, karşılığını mutlaka (mükafat olarak) görür.” (Zilzâl-7) Dünya var olduğu günden bu yana insanlar devamlı çalışmışlar, üretmişler, hem geçimlerini sağlamışlar hem de dünyayı imar ederek çeşitli medeniyetler kurmuşlar. Bu bağlamda çalışma dediğimiz eylem; insanoğlu var olduğu müddetçe devam edecektir. Tâ ki, kıyamete kadar. Bu, fıtrî ve ilahi bir olgudur. Başka bir ifadeyle “Sünnetullah”tır. Rabbimiz Allah Kur’anda:”Uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de bir örtü kıldık, Gündüzü ise geçiminizi sağlama (çalışma) vakti kıldık.” (Nebe 9-11) buyurduğu gibi Rabbimiz Allah gündüzü çalışma vakti, geceyi de dinlenme vakti kılmıştır. Bu evrende her şeyin bir ölçüsü ve sınırı olduğu gibi çalışmanın da bir ölçüsü ve sınırı vardır. Öyle sanıyorum ki, insanlar yukardaki bu ayeti ölçü alsa; sadece gündüzleri çalışsa ve geceleri dinlense, dünya düzenlerini bu ölçüye göre kursalar dünyanın huzuru ve refahı sanırım daha güzel olurdu. Ama insanlar; nefislerinin aşırı istek ve arzularına uyarak daha çok kazanma ve daha çok güç ve servet sahibi olma hırsıyla iş alanlarını ve çalışma zamanlarını artırarak ilahi ölçüyü bozmuşlar ve bu ölçüsüzlükleriyle birçok felaketi de birlikte inşa etmişler!. Kirlenen günümüz dünyasına ve yaşanan felaketlere bakarsanız bu acı tabloyu çok net görebilirsiniz. Ve şunu iyi biliniz ki; Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur:: “Her kim, zerre kadar bir kötülük yaparsa, karşılığını mutlaka -felaket ve azab olarak- görür.” (Zilzal-8) Eğer insan, zararlı şeyler yaparsa veya yaptığı işler, yaptığı çalışmalar harama, kötülüğe ve zulme yönelikse geçici olarak dünyevi bazı çıkarlar elde etse bile sonu mutlaka felaket, azab ve hüsran olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışmayla ilgili bir başka husus da şudur; Rabbimiz Allah Kur’anda: “Allah'ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu kazan. Dünyadaki nasibini de unutma. Allahın sana ihsân ettiği gibi sen de karşlıksız iyilik yap!...” (Kasas-77) buyurduğu gibi insanın çalışması iki yönlüdür; Biri dünyevidir, diğeri de uhrevidir. Yani insan çalışmasıyla bir yandan dünyalık nasibini kazanırken elde ettiği kazanımlarıyla insanlara iyilik ve infakta bulunarak veya faydalar sağlayarak âhireti için de kazançlar elde eder. Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde: “Dünya âhiretin tarlasıdır.” buyurduğu gibi insan; dünyasını da âhiretini de bu dünyada kazanır. İnsan çalışırken dünya ve ahiret dengesini iyi kurmalı. İnsan çalışarak ve faydalı işler yaparak hem dünyadaki nasibini kazanmalı hem de çalışmasından elde ettiği maddi ve manevi kazanımlarını çevresiyle ve insanlarla paylaşarak veya faydalar sağlayarak ebedi olarak yaşayacağı âhiretini kazanmalı. Eğer insan ahireti unutur da sırf dünya hayatı için dünyanın şan ve şöhreti için zevk ve eğlencesi için çalışırsa, bilsin ki o kişi zararda ve hüsranda olur. Çünkü Rabbimiz Allah bu konuda bizleri şöyle uyarır: “Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de sadece dünya kazancını isterse, ona da istediğini veririz, fakat onun ahirette bir payı olmaz.” (Şûra-20) Ve sonuç olarak deriz ki; Rabbimiz Allah Kur’anda: “O Allah, hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için hayatı ve ölümü yaratandır.” (Mülk-2) buyurduğu gibi insan hayatının amacı; güzel ve faydalı işler yapmaktır. Bu da ancak temiz, helal ve güzel bir çalışmayla elde edilir. Eğer insan yaratılış gayesine uygun olarak, helal, temiz ve faydalı işler yaparak çalışırsa ve güzel ve faydalı şeyler yaparsa, ilahi sınavı kazanır ve Allahın razı olduğu kulları arasına girer. Hem dünyasını kazanmış olur, hem de âhiretini!. İşte bu nedenle Allah katında çalışmak bir ibadettir. Bu bağlamda tüm çalışan kardeşlerimize selam olsun! İmanınız kavi çalışmalarınız güzel ve faydalı, ömrünüz sağlıklı huzurlu ve feyizli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026- </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:31:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR ENVER MASALI</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-enver-masali-7806</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-enver-masali-7806</guid>
                <description><![CDATA[BİR ENVER MASALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"BİR ENVER MASALI"</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şişirilmiş kahramanlardan biri de ihtiras zebunu Gagavuz Enver Paşa'dır. "İhtiras zebunu" diyorum, çünkü erişilmez ütopyacılığı uğruna çevirmediği entrika kalmamıştır. Öyle ki artık onun bu ütopyacılığı vücut kimyasını bozarak aklın ötesine geçmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yahudi Emanuel Karasu, Gagavuz Enver'in akıl hocası olup, onunla birlikte Anadolu'nun ve Anadolu halkının başına gaile açanlardandır. Hatta Ulu Hakan cennet mekân Abdulhamit Han'ın azledilmesi hususunda, Selanik'te başlatılan komitacılığın fitilini ateşleyenlerdendir. Haricen, Yunan eteği giyerek meşhur komitacılarla dağlarda gizli karargâh kurması ve maceraperestliğine ara vermeden devam etmesi tasvibi imkânsız tarihi vakalardandır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı zamanda taassup derecesindeki Alman hayranlığı da gözlerden kaçmamaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazımızın başlığında yer alan "BİR ENVER MASALI", bize ait sıradan bir tasvir değildir. Genç kalemlerden kıymetli gönül dostumuz, Onur Emrullah Şavlığ'ın piyasaya yeni sürdüğü kitabının adıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazarımız, haklı gerekçelerle ironik bir dil kullanarak, yere göğe sığdırılamayan kahramanımsı ve destanımsı Enverlant'ın hünerlerini (!) tüm çıplaklığı ile ortaya sermektedir. Yani ona atfedilen şişirilmiş kahramanlığın, hakikatten uzak masalımsı bir kahramanlık unvanına daha uygun bulunduğunu tarihî vesikalarla ispatlamıştır. İsterseniz eserden anekdotlar aktarma bölümüne geçelim:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1881’de doğan İsmail Enver, Babasının Manastır’a tayini neticesinde tahsilini orada tamamlamış. Manastır’da Askeri Rüştiyeyi, ardından Mekteb-i İdadiyi, Müteakiben İstanbul’a gelerek Mekteb-i Harbiyeyi bitirmiş.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komitacılık aşkıyla yanıp tutuşan Enver, Balkanlarda uzun süre mücadelesini hız kesmeden sürdürmüş. Abdulhamit’e karşı komitacılık ruhu o denli bedenini sarmış ki bu hususta İttihat ve Terakki Cemiyetinin gizli kadrosuyla bilfiil yakın temasa geçmekten çekinmemiştir. Keza Yahudi asıllı Emanuel Karasu’nun dahi hayretini mucip bir pozisyon sergilemiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha da vahimi, Osmanlının hükümranlığına yönelik; “Yunan’ın, Bulgar’ın çetesi olur da Türk’ün çetesi niçin olmasın?” diyerek, menhus düşüncesini ileriye taşımıştır. İşte bu menhus düşünce, onu Selanik’teki gizli yapılarla buluşturmakla kalmayıp, yalnız rota çizmenin ötesinde, belirgin Masonlardan müteşekkil kolektif bir mekanizmanın entegrasyonuyla kişiliğini bütünleştirmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Örneğin; caydırıcılık ve inandırıcılık babından sağ eline Kur’an tutuşturulurken, sol eline kama tutuşturulmuştur. Oysa kamanın figüratif anlamda ve masonluk mihverinde açılımı çok farklıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bahusus bir nice ritüeller eşliğinde, kendisini cemiyetin varlığına fedaya ant içtikten sonra, sıkıca bağlanan göz bağı çözülmüş ve böylece o karanlık dünyanın bir üyesi olduğunu ispatlamıştır. Hazin ki talihsiz bir ifadeyle söylemek gerekirse; şanlı bir ordunun zabitliğinden imtinayla art niyetli kolpacıların safında yer almıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bileylenen ve güven tazeleyen zabitan Enver’in niyeti, teşkilatlanma misyonuyla dağa çıkarak, bilahare cemiyeti Manastır’da yaymakmış. Esrarengiz ve disiplinize yapısından mülhem, en güvendiği arkadaşlarına bile tedbirle yaklaşmaktaymış.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nihayet, esrarengiz örgütlü yapılanma kısa sürede ivme kazanarak, Manastır mahreçli Balkanları ateş topu gibi sarmak suretiyle Anadolu’ya doğru uzanmıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözde hürriyet fikrinin olgunlaşması serkeşliği etrafında ve bir plan dahilindeki korkunç eylemler, artık aleniyete dökülerek gerek payitahta gerekse reayaya korku aşılanmaktaymış.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">………………….</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ezcümle Ulu Hakan Sultan Abdulhamit Han’ı, Ramazan’da Hırka-i Şerif ziyareti esnasında öldürmeyi tasarlayan ve kahramanlık histerisiyle gözünü kan bürüyen nev’i şahsına münhasır karakterin sunumudur “BİR ENVER MASALI” adlı ironik eser.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Filmin ötesi malũm…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ya saraya damat olma tutkusu… Ya aşırı ütopyacılığı… Ya gaddarlığı…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilinen rivayete göre doksan bin, iyimser rivayete göre altmış bin şehidin Sarıkamış’ta Allahuekber Dağlarında donarak can vermesine zemin hazırlayan kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada benzeri yaşanılmayan, dramatik duyguları alabora eden, ağıtların arşı titrettiği ve kelimelerin kifâyetsiz kaldığı mezkûr olay karşısında kılını kıpratmayan ve de nedamet duymayan bir kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hele de “Zaten ölmeyecekler miydi ki…” ifadesiyle akıllara durgunluk veren ve beyinleri zonklatan dominant (!) kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En makul tabirle taktik ve strateji (sevk-ül ceyş) de sınıfta kalan kahraman…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mükerreren kutluyorum yazarını ve derunî dost bildiğim Onur Emrullah Şavlığ’ı… Hakikaten okumaya şayeste bir eser. Kalemine kuvvet, gönlüne inşirah diliyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:29:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20 ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/20-sehircilik-ve-iskenderun-7805</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/20-sehircilik-ve-iskenderun-7805</guid>
                <description><![CDATA[20 ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>20&nbsp;ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN</p>

<p>Not:&nbsp;Hatayîn&nbsp;tamamıyla ilgili bilgiler mevcut olup,&nbsp;İskendrun&nbsp;nostaljisi&nbsp;kitabının yeni baskısından alınmıştır.İlk defa yayınlanmaktadır.</p>

<p>Bir yerleşim yerinde insan sayısı arttıkça insan ihtiyaçları ve ortak yaşama kültüründe gelişmelere ihtiyaç duyulur. Şehirleşme aynı zamanda medenileşme anlamına da gelir. Genellikle köy niteliğindeki yerleşim yerleri şehirleşmeye başlar. Ancak 1872 depremi ve&nbsp;tusinamisinden&nbsp;sonra İskenderun ve çevresinde önemli yatırımlar başladı,&nbsp;bu depremden&nbsp;Antakya ve Samandağ&nbsp;da etkilenmişti ve yatırımlardan pay aldı,&nbsp;bunun yanında demir yolu inşaatının Fransız taşeron firması&nbsp;henüz Osmanlı İmparatorluğu varken devletin izniyle bölgeye yatırımlar yapıyordu. Daha sonra 1918 yılında Fransız işgaliyle bu yatırımlar yeniden başlayarak devam etti.&nbsp;Bir şehirde olması gereken yol, asfalt, kanalizasyon, su tahliye kanalları, elektrik, içme suyu şebekesi hızla kuruldu. Önemli eğitim kurumları da tüm bölgeye hitap ediyordu.</p>

<p>Bu durumda İskenderun merkezinin şehirleşme süreci hızla gerçekleşmiş oldu. Doğu Akdeniz’in en önemli doğal korunaklı limanı ve kıtaları birbirine bağlayan su ve kara yollarının kavşağında olması her zaman stratejik bir bölge olarak&nbsp;elde tutulması gereken&nbsp;hedef haline gelmişti. Halep, Gaziantep ve Antakya&nbsp;önemli ölçüde&nbsp;İskenderun körfezi vasıtasıyla var olmuş ve önem kazanmıştır.&nbsp;Hindistan’ın çıkış Avrupa’nın giriş limanı olmuştu.&nbsp;Türkiye’ye bölgenin katılması ve keskin hatlarla bölge ülkelerinden soyutlanması atıl kalmasına sebep olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Her şeye rağmen&nbsp;bugün körfez, Orta Asya petrollerinin dahi çıkış noktası olmuştur ve eski önemini her türlü engellemelere ve&nbsp;sislemelere&nbsp;rağmen kazanmıştır.&nbsp;İngilizler,&nbsp;tarih boyunca İskenderiye ve Beyrut’u elde bulundurmak, İskenderun’u elde bulundurmakla mümkün olur, derlerdi, 1500’lü yıllara ait konşimento ve liman belgeleri dikkate alındığında İskenderun’un önemi anlaşılır. Singapur, Hong Kong şehirlerindeki ticaret dikkate alındığında İskenderun’un ticaret kapasitesinin Türkiye’nin ticaret kapasitesinin iki katı olduğu görülür.&nbsp;Bölgenin,&nbsp;artık dünyanın sayılı lojistik merkezlerinde biri olduğu uluslararası ve ulusal çevre ve şirketlerce vurgulanmaktadır. Bizi ilgilendiren kısmı ise şehirleşme, yani medenileşme sürecini hızla tamamlamış olması, şehirleşmede örnek olması ve ehliyetsiz ellerde nasıl bir medeniyetin çökertilmiş olduğudur. Sıcak iklime sahip İskenderun’u Soğuk Ankara’ya göre&nbsp;dizayn&nbsp;ederseniz binaları ve kütüphaneleri kış iklimine göre kapalı ve yeşil açık alansız yaparsınız. Dünyada, “Çimlere basmanın yasak olduğu tek şehirdir İskenderun.”&nbsp;Halbuki&nbsp;yakın bir geçmişe kadar çimler üzerinde çay içme kültürüyle çevre şehirlileri&nbsp;dahi cezbeden ve&nbsp;bu kültürü devam ettiren bir medeniyetti İskenderun.</p>

<p>Bisiklet yolları ve raylı sistem&nbsp;dahil&nbsp;toplu ulaşım araçları bir şehrin en önemli ve olmazsa olmaz alt yapılarıdır. Ancak bunun var olabilmesi ve devamlılığı için bu çağda otomatik, asansörlü, çok katlı otoparklar&nbsp;şarttır. Bugün artık çok katlı, asansörlü ve otomatik otoparkınız yoksa bir medeniyet, bir şehir olamazsınız. İskenderun’un gelişimi esnasında otopark gerektirecek kadar&nbsp;otomobil yoktu, ama raylı toplu taşıma aracı&nbsp;1872 yılından&nbsp;1930’lu yıllara&nbsp;kadar vardı. Dekovil adındaki buharlı lokomotif ve üstü açık vagonları bataklıkları kurutmak için kullanılıyordu. Ben,&nbsp;o vagonlarda oturarak seyahat eden insan resimlerini gördüğümü hatırlıyorum.Muhtemelen bataklıklar kurutulduktan sonra bir süre toplu taşıma için kullanılmıştır.</p>

<p>Çok katlı otomatik ve asansörlü otoparkları kurduğunuzda şehirde park eden bir tek otomobil kalmaz. Kaldırım kenarlarında bisiklet yolları olur. Bu yollar kavşaklarda asfaltlarla aynı hizaya gelerek karşı&nbsp;bisiklet yollarına bisikletlerin geçmesini sağlar. Hemen sonra raylı sistem ve toplu taşıma araçlarının durakları olur. Park eden otomobiller otoparklara gittiğinde bu alanların,&nbsp;bisiklet yolu ve toplu taşıma&nbsp;araçları için yeterli alanlara dönüşebileceği&nbsp;görülür.&nbsp;Bir yerde artık doğrudan başlanmalıdır.</p>

<p>Birkaç ay önce Cihat Yaycı, İskenderun Ticaret Odası’nda denizciliğin önemi ile ilgili bir konuşma yaptı. Burada deniz ürünleri üretim ve balık avcılığı verilerindeki düşüşlere dikkat çekti. Tabi Samandağ sahillerindeki üretim rakamları İskenderun istatistiklerine&nbsp;dahildir. Bunun nedeni bilhassa Antakya ve Samandağ ilçelerinin organik kanalizasyon atıklarının depremle birlikte denize akmaması sonucu deniz&nbsp;popülasyonunun&nbsp;gıda yetersizliğinden dolayı azalmasıdır. Buna İskenderun ilçesindeki kanalizasyon ve yağmur sularının denize ulaşmaması da&nbsp;dahildir.&nbsp;Halbuki&nbsp;alınan tedbirler bilakis suların denize ulaşmasını önleme şeklinde devam etmiştir. (Burada&nbsp;kıyı yüksekliğinin&nbsp;düşmesinde uygulanması gereken şey, tüm dünyada olduğu gibi PALPLANŞ sisteminin uygulanması idi. Sahili ve denizi doldurmak değil...) Bir de buna Antakya’da yapılmakta olan devasa arıtma sistemini ekleyin!&nbsp;Halbuki&nbsp;arıtılarak deşarj edilmesi gereken atıklar sanayi atıklarıdır. Ağır metal içeren&nbsp;partiküller&nbsp;tutulmalı ve PH dengesi&nbsp;sağlandıktan&nbsp;sonra deşarj edilmelidir. Organik evsel kanalizasyon atıkları Akdeniz için kıyıdan 400 metre ileri 20 metre derine arıtmadan bırakılması gerekir. Bu ağaçların dibine gübre bırakmakla aynı etkiyi yapar. Deniz tuzu denizde gıda üretilmesini önemli ölçüde engeller. Denizlerin gıdası,&nbsp;karada oluşur yağışlar sonucu bataklık benzeri yerlerden denize akar. Dünya bir ekosisteme sahiptir. Sonunda deniz dibindeki ekosistem karada yaşayanlar için dahi atıkları gıdaya çevirir. (Ayrıca suların karadan sel olarak denizlere akmasının&nbsp;dahi oksijen karbondioksit ve&nbsp;küresel ısınmaya kadar birçok&nbsp;olumlu&nbsp;etkisi vardır.) Karadeniz’deki balık bolluğunu biz, Tuna nehrinin Avrupa’dan getirdiği atıklara ve Doğu Avrupa ve Ukrayna’dan akan&nbsp;Dinyeper&nbsp;ve&nbsp;Dinyester&nbsp;nehirlerine borçluyuz. Önemli olan doğaya kaldıracağından fazla yüklenmemektir. Bir an önce yanlıştan dönülmelidir. Bir önemli konu da kıyıda toplu olarak deşarj etmek değil, yerleşim yerlerinden aralıklı olarak bırakılmasıdır. Diğer bir konu da yağmur sularının yeniden kullanılmak üzere toplanmasıdır. Kanalizasyon sularını arıtıp kullanmak dünyada uygulanan bir metot değildir. Evsel kanalizasyon sularını deşarj edilmek üzere ayrıca toplamak bir metottur.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 21:58:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HARAMLARDAN UZAK DURMAK...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/haramlardan-uzak-durmak-7804</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/haramlardan-uzak-durmak-7804</guid>
                <description><![CDATA[HARAMLARDAN UZAK DURMAK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HARAMLARDAN UZAK DURMAK...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haramlardan</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sakınmak için iki türlü yol vardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birinci kısmı; yalnız Allahü teâlânın hakkı olan, O’nun emri olan günahlardan sakınmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci kısmı; insanların ve mahlûkların hakları da bulunan günahlardan sakınmaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci kısmı daha mühimdir. Allahü teâlâ, hiçbir şeye muhtaç değildir ve çok merhametlidir. Kullar ise, pek çok şeye muhtaç oldukları gibi, cimridirler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birgün Resûlullah, Eshab-ı kirama;&nbsp; “Müflis kime denir, biliyor musunuz?” diye buyurunca; “Parası ve malı kalmayan kimseye diyoruz.” dediler. Bunun üzerine buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ümmetimin arasında müflis, şu kimsedir ki; kıyâmet günü, defterinde çok namaz, oruç ve zekât sevâbı bulunur. Fakat, bâzılarına sövmüş, iftira etmiş, malını almış, kanını dökmüş, dövmüş. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilir. Sonra Cehenneme atılır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Üzerinde kul hakkı olan, insanların malına, ırzına dokunan, ölmeden önce helâllaşsın, ödesin! Zirâ âhıret günü altının, malın bir değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınacak, sevapları olmazsa, hak sahiplerinin günahları, buna yüklenecektir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Haramdan sakının! Midesine haram lokma giren kimsenin 40 gün duâsı kabul olmaz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bir kimsenin üzerindeki elbisesinde, haramdan bir tel iplik olsa, o elbise ile kılınan namaz ve yapılan duâlar kabul olmaz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri Peygamber Efendimize dedi ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Yâ Resûlallah, duâ buyur da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabul etsin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevabında buyurdular ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Duânızın kabul olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle duâ nasıl kabul olunur?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:22:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE – (Helalleşme)</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-helallesme-7803</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-helallesme-7803</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE – (Helalleşme)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE – (Helalleşme)</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam ömrünün son günlerinde hasta idi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Diğer eşlerinden izin alarak, ömrünün son günlerini eşi Hz.Âişenin odasında geçirdi. Peygamberimizin hastalığı gün geçtikçe arttı. Mescide yakınlarının yardımıyla gidebiliyordu. Hastalığı iyice artınca vefatından üç gün önce Ebû Bekiri yanına çağırdı ve artık Namazları onun kıldırmasını buyurdu. O günden sonra Namazları Ebu Bekir kıldırdı. Peygamberimiz de Namazlarını evinde kıldı. Vefat ettiği günün sabahında peyamberimiz kendisini iyi hissediyordu. Sabah Namazını Mescidde kılmak istedi. Onu Mescide kadar götürdüler. O sırada içerde sahabe Namaza başlamak üzereydi. Peygamberimiz ilk safa kadar geldi ve Ebu Bekirin sağ tarafında Namaza durdu. Peygamberimizin geldiğinin farkına varan Ebu Bekir, geri geri çekilerek imameti Ona bırakmak istedi, ancak Peygamberimiz işaretle imamete devam etmesini buyurdu. Peygamberimiz Namazdan sonra minbere oturdu ve ashabına bir konuşma yaptı, konuşmasının bir bölümünde şöyle dedi: "Ey ashabım!. Sizden ayrılma vaktiminin geldiğini biliyorum. Nihayet ben de bir insanım. Bazılarınızın hakkı bana geçmiş olabilir. Sizden birinize vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun. Birinden birşey almışsam, gelsin hakkını istesin, alsın. Bilmelisiniz ki, benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa, gelip benden onu isteyen ve benimle helalleşendir. Ben Rabbimin huzuruna ancak üzerimde Kul hakkı olmadan çıkabilirim.” Peygamberimizin bu konuşmasından sonra orada bulunan bir sahabi ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü, benim sende üç dirhem alacağım var, onu isterim.” Peygamberimiz, o üç dirhem borcun nereden olduğunu bilmek için adama o borcun nereden olduğunu sordu Adam şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü. Bir defasında yanınıza bir fakir gelmişti. Bana fakire üç dirhem vermemi istemiştiniz, ben de sizin adınıza o adama üç dirhem vermiştim. İşte, istediğim o üç dirhemdir.” Peygamberimiz yeğeni Fadıl’a seslenerek o adamın alacağını ödemesini istedi. Fadıl da o adama üç dirhemi orada verdi. Fadıl peygamberimizin yeğeni idi. Amcası Abbasın oğluydu ve son günlerinde onunla ilgilenirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O gün Ukkaşe adındaki bir sahabe de ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü! Tebuk seferinden dönerken yanınızdaydım. Devenize kırbaç vururken kırbacınız benim sırtıma da isabet etmişti ve sırtımı acıtmıştı. Eğer bu Hak ise, o hakkımı isterim.” Ukkaşe, ashabın ileri gelenlerinden fazilet sahibi biriydi. Medineye hicret ederek, Bedir savaşına katılanardandı. O hayatı boyunca peygamberimize ençok hizmet edenlerdendi.. Peygamberimiz Hz.Muhammed hemen evinden bir kırbaç getirilmesini istedi. Duruma şahit olan sahabeler hiddetlendiler ve Ukkaşe’ye: “Ya Ukkaşe! Sen ne yapıyorsun? Aklını mı kaybettin? Kendine gel! Böyle bir hâl oldu ise helal etmen lazımdır. Eğer istediğn Hak ise icimizden istediğine istediğin kadar kırbaç vur.” dediler. Hz. Ömer daha da ilerisini söyledi: “Ya Ukkaşe! İşte sırtım istersen kırk kırbaç vurmana razıyım. Fakat Peygambere bir kırbaç vurmana dahi razı değilim. O hastadır; bu işten vazgeç.” dedi. Bu sözleri işiten Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Kimse, kimsenin günahını yüklenemez. Adalet gelir mutlaka yerini bulur.” buyurdu ve kırbacı Ukkaşeye verdi, sırtını da Ukkaşe’ye döndü ve şöyle dedi: “Vur Ukkaşe, sana nasıl vurduysam sen de bana bir misliyle vur!.” Sahabe çok üzgün, kızgın ve şaşkındı fakat artık müdahale hakları kalmamıştı. Ukkaşe: “Ya Resulallah, benim sırtım çıplaktı.” dedi. Bunun üzerine Resulallah sırtını açtı. “Haydi vur yâ Ukkaşe!” dedi. Ukkaşe elindeki kırbaçı yere attı, Peygamberimizin sırtını öptü. Sonra gözü yaşlı olarak şöyle dedi: “Ya Resûlallah, sayenizde bugün iki dileğim yerine geldi, biri sizin adaletinizi insanlığa göstermekti, diğeri de mübarek sırtınızı öpmekti, yoksa size eziyet vermek değildi. Hata ettiysem hakkını helal et!.” Bu sözden sonra peygamberimiz Ukkaşeye tebessüm ederek Ukkaşe hakkında daha önce onun cennetlikler arasında olması için Allaha ettiği duânın aynısını bir kez daha tekrarladı ve Allaha şöyle duâ etti: “Yâ Rabbî! Ukkaşeyi Cennetliklerden kıl!” Peygamberimiz bu hadiseden sonra ashabına şöyle buyurdu: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı veya malıyla ilgili bir hakkı varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı o gün gelmeden önce onunla helalleşsin!” Peygamberimizin yaşadığı bu hadiseden sonra bir kez daha anlıyoruz ki, “Kul Hakkı” gerçekten çok önemli. Allah, mü’minlerin işlediği pek çok günahını imanına, ihlasına ve takvasına bakarak affediyor, ama Kul hakkına ait günahları kişiler helalleşmedikçe veya cezasını çekmedikçe affetmiyor. Bu nedenle mü’min, ölmeden önce özellikle bu hususa çok dikkat etmeli ve helalleşmesi gereken insanlarla mutlaka helalleşmeli ve varsa borcu ödemeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız kabul, ameliniz sâlih, ömrünüz huzurlu, feyizli ve bereketli olsun! 2026- </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:20:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH’IM</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahim-7802</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahim-7802</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH’IM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH’IM</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gelmedikçe senden ışık<br />
İflah olmam zor Allah’ım<br />
İşlerim karmakarışık<br />
Sevdiceğim kör Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amelime demem keşke<br />
Umutlarım başka başka<br />
Hudut çizilmeyen aşka<br />
Yalan dünya dar Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek eyle rüyasını<br />
Çektirme zor gün yasını<br />
Mutluluğun en hasını<br />
Emanete ver Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Reva görme gam yüküne<br />
Gönderme canı sürgüne<br />
Göreceğim her bir güne<br />
Hayallerim var Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşkım cana münhasıran<br />
Can içinde saklı canan<br />
Lazım değil kimse inan&nbsp;<br />
Sensin bana yâr Allah’ım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gül deyince güldürensin<br />
Ol deyince olduransın<br />
Bul deyince bulduransın<br />
Nurseli’ni gör Allah’ım</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel &nbsp;CENGİZ SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:17:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEVLET DEVLETÇİLİK VE EKONOMİ</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/devlet-devletcilik-ve-ekonomi-7801</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/devlet-devletcilik-ve-ekonomi-7801</guid>
                <description><![CDATA[DEVLET DEVLETÇİLİK VE EKONOMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">DEVLET DEVLETÇİLİK VE EKONOMİ</span></span></strong></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu üç terimin, insan ve toplum hayatındaki yeri netleşince, bilgisizlikten kaynaklanan birçok kavram kargaşası ve dolayısıyla toplumsal kargaşa ortadan kalkacaktır. Böylece insanları yanlışa yöneltip çatıştıran ve çatışma ortamından nemalananların ipliği de pazara çıkacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İngilizcede ‘public’ kamu, yani devletin aslı demektir. Aynı zamanda halk anlamına da gelir. Yani devletin aslı halktır, insandır. İngilizcede yetkili ve idare anlamına gelen ‘administrator’ kelimesi atanan yetkililerin oluşturduğu çeşitli büyüklükteki idari üniteleri belirtir. State, ise bu idari ünitelerinin tamamının organize olmuş şeklini ifade eder. Ve seçilmişlerin yetkilendirmesi ile atanmış olurlar. Seçilmiş kişilere belli bir süre için yetki veren de halktır, yani publictir. Bu devletin yönetim şekline de republic yani cumhuriyet denir. Yani halkın, insanın egemen olduğu yönetim şeklidir. Burada state demek ki devletin görevle teçhiz ettiği bir sınıfı tanımlar. Halk ise, sivilizasyonu yani medeniyeti temsil eder. ‘State’ sınıfındaki bir görevli görev elbisesini çıkardığında idareci, medeni kişiliğine döner. Hedef ise, toptan medenileşmektir. Yani insanın ulaşabileceği en üst makam sivil elbiseyi giymektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kavramların yerine oturması için geçen süreçler, ekonomik hayatın evreleridir. İnsanlar avcı-toplayıcı döneminden başlayarak; üretip ticaret yaparak ve hatta ticaret alanını genişleterek ekonomide refahın istikrarlı artışını sağlamışlardır. Bu arada ortaya çıkan anti sosyal sınıflar, yol keserek toplam üretimden pay alıyorlardı. Bunun yanında, üretime katkı verme seviyesine gelememiş ve yardıma muhtaç bir sınıf vardı. Bu durumda bilge kişiler toplumun bir kısmından çalışmayıp, belli bir ücret karşılığında kamu düzenini ve güvenliği sağlamaları aynı zamanda yardıma muhtaç olanlara da sosyal güvenlikten pay vermelerini istediler. Böylece İngilizce ‘state’ anlamındaki devlet ortaya çıktı. Ancak, anti sosyal insanların bir kısmı ‘state’ anlamındaki devletin içinde yer alarak, hakkaniyet ilkesini istismar ederek, abartılı bir şekilde nemalanmaya devam etmişlerdir. Bunlara da en çok istikrarsız ve kavram kargaşasının ve çatışmaların olduğu ortam gerekiyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnsanlığın var olduğu ilk dönemlerden insanlığın sonuna kadar var olacak olan Pazar Ekonomisi, her alanda insanlığın gelişmesine rehberlik etmiş ve edecektir. Değeri belirsiz ve istikrarsız para birimleri ekonomi ve maliye politikalarına ihtiyaç doğurmuştur. Bu politikalarla hedeflenen fiyat istikrarı sayesinde ekonomik istikrarı sağlamaktır. Ekonomi politikası; kısa dönemde etki eden, merkez bankası araçlarıyla ekonomiye, para akımlarını düzenleyerek istikrar sağlar. Para istikrarına daha büyük müdahaleler gerektiğinde, orta ve uzun vadede etki eden maliye politikaları, ekonomi politikalarına yardım etmesi için uygulamaya alındı. Bunun araçları ise devlet bütçesi araçlarıyla; harcamaları genişletip kısmaktır. Burada maliye politikası araçları, ekonomi politikası araçları üzerine hakimiyet sağlayarak, maliye politikasının, devlete finans sağlama görevine dönüşmesine yol açarak, idarenin kamu, yani halk üzerine (Republic üzerine) egemenlik kurmasıyla, <span style="font-size:10.0pt">insanlığın gelişmesi sürecinin hilafına yetkisini hukuktan almayan devletçilik akımına dönüşmesiyle sonuçlanmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu farkındalık ışığında,&nbsp; Adminisratorun yani State’in Republic üzerindeki baskısına son vermesi ve hukuk kurallarının halkın içinden ve içinde barındırdığı bilge kişilerden çıkacağının anlaşılmasını dilemekten başka çaremiz yoktur. Bunu başaracak olan sivil yani medeni halkın, medeni mücadelesi olacaktır. Burada eğitimcilere, medeniyeti hak eden insanlar yetiştirme görevi düşmektedir. Düşmanlıklardan nemalanmayı önünde hazır bulan bazı kanaat önderlerine düşen görev ise, eski ve düşmanlıklardan kaynaklanan, insanları ayrıştıran fikirleri gözden geçirmeleridir. Bunun dışındaki mücadeleler ancak çatışma ortamının yaygınlaşması ve state (tikonun) gerçek görevi dışında zamanını harcaması ile sonuçlanır. Sağlık ve Esenlikler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mehmet Haşmet Kolağası</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 15:42:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN BİR YOLCUDUR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-bir-yolcudur-7800</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-bir-yolcudur-7800</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN BİR YOLCUDUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İNSAN BİR YOLCUDUR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, bir yolcudur esasında. Yolculuğu doğumla başlamaz; anne rahminden de önce, ruhlar âleminde başlar. Dünyaya gelişi başlangıç değil, uzun bir seyrin görünür ilk durağıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne rahmi ilk menzil, bebeklik ilk konaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklukta yürümeyi, gençlikte koşmayı öğrenir insan. Olgunlukta yük taşırken, ihtiyarlıkta yolun pişmanlığını ya da huzurunu hissetmeye başlar. Her yaş, bu büyük yolculuğun ayrı bir mevsimidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa çoğumuz, geçici dünyayı bâki yurt sanıyoruz. Halbuki dünya kalınacak yer değil, hızla geçilecek bir istasyondur. İnsan burada misafirdir; eşyaya emanetçi, zamana yolcudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra bir başka durak gelir: Ölüm… Bir bitiş değil, menzil değişimidir. Kabir bir bekleyiş yeri, kıyamet büyük diriliş, hesap ise yolculuğun muhasebesidir. Ardından ebedî âleme açılan sonsuz kapı gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşünün; ruhlar âleminden başlayan bu sefer, anne rahminden dünyaya, dünyadan mezara, mezardan mahşere ve oradan sonsuzluğa uzanıyor. Böyle bakınca insanın kibri küçülüyor, öfkesi sönüyor, hırsı anlamını yitiriyor. Çünkü yolcu, yükünü hafifletmek ister.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de asıl mesele ne kadar yaşadığımız değil; bu yolculukta nasıl yürüdüğümüzdür. Kimi iz bırakarak yürür, kimi izleri silerek… Kimi gönül yapar, kimi gönül yıkar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve insanın en büyük görevi şudur: Gideceği menzili unutmadan yaşamak, bu fâni konakta ebedî yurdun hazırlığını yapmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Çünkü bu yolculukta yanımıza mal değil amel, unvan değil ahlak, gösteriş değil iyilik alınır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün gelir herkes vardığı yere, bu dünyada nasıl yaşadığının &nbsp;hesabıyla ulaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İnsan dünyaya yerleşmeye değil; kalbini olgunlaştırıp ebediyete hazırlanmak için gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 11:49:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki Annenin Evlad Sevgisi –Kıssadan Hisse</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iki-annenin-evlad-sevgisi-kissadan-hisse-7799</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iki-annenin-evlad-sevgisi-kissadan-hisse-7799</guid>
                <description><![CDATA[İki Annenin Evlad Sevgisi –Kıssadan Hisse]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki Annenin Evlad Sevgisi –Kıssadan Hisse</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yâkub aleyhisselam Hz.İshakın oğlu ve Hz.İbrahimin torunudur. Yâkubun ailesi rivayete göre Şam bölgesinde yaşıyordu. Yâkub’un Ays isminde bir erkek kardeşi vardı. Yâkub; huyu ve ahlakı güzel, Ana babasına saygılı ve itaatkâr bir çocuktu. Kardeşi Ays ise biraz haylazdı ve kardeşi Yakubu devamlı kıskanırdı. Bu durumu sezinleyen anneleri; hased ve kıskançlık nedeniyle çocuklarının birbirine zarar vermesinden korkuyordu. Belki de Hz.Âdemin çocukarından Kâbil’in, kıskançlık nedeniyle kardeşi Hâbili öldürme olayını biliyordu. Aynı olayı kendilerinin de yaşamaması ve olabilecek böyle bir olayı önlemek için anneleri, Yâkubu bir süreliğine Harrana dayısının yanına göndermeye karar verdi. Yâkubun annesi bir gün oğlu Yâkubu yanına çağırdı ve ona nasihatte bulundu, huzuru ve güvenliği için dayısının yanına Harran’a gitmesini ve bir müddet orada dayısının yanında kalmasını istedi. Yâkub, annesinin sözünü dinledi ve günlerden birgün annesiyle vedalaşarak Harran’a dayısının yanına gitti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ays ise o günlerde dağlarda avlanıyordu. Hayvancılık ve avcılık o dönemlerin geçim ve meşguliyet kaynaklarından biriydi. Ays, avdan eve döndüğünde kardeşi Yâkubun evde olmadığını gördü. Yâkub’un Harrana gittiğini öğrendi. Ays, onun kendilerini terk ettiğini ve evden kaçtığını düşündü. Onu yakalayıp cezalandırmaya and içti. Aslında onun asıl niyeti; kalbindeki hased ve kıskançlık intikamını almaktı. Annesi onu durdurmak için nasihat ettiyse de O, annesini dinlemedi ve kardeşi Yâkubun peşine düştü. Yâkub ise Harran yolculuğuna devam ediyordu. O, annesinin uyarısını ve tavsiyesini dinleyerek çoğu kez gündüzleri mağaralarda saklanıyor, geceleri iz sürerek gidiyordu. Ays ise gündüzleri yürüyor, Yâkubun izini sürüyordu, geceleri uyuyup dinleniyordu. Bu nedenle Ays, kardeşi Yâkubla hiç karşılaşmadı, onu bulamadı ve ona zarar veremedi. Yâkub uzun bir yolculuktan sonra sağ sâlim Harran’a dayısının yanına ulaştı. Ays ise birkaç gün kardeşi Yâkubu dağlarda, vâdilerde aradı. Onu bulamayacağını anladı ve eve geri döndü. Yâkubun Harrana gitmesi, aslında bir nevi Hicretti. Kıssalarını anlattığımız ve anlatacağımız pek çok peygamber, hayatının bir bölümünde buna benzer Hicret yapmışlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında hiçbir anne ve baba çocuğunu gurbete göndermek istemez. Ama, sorumlu olan anne ve babalar çocuklarının sağlığını, güvenliğini, huzurunu, eğitimini ve geleceğini düşünerek onların eğitimi, huzuru, güveni ve geleceği için bu tür ayrılıklara katlanırlar. Yâkubun annesi de öyle yaptı. Günümüzde de birçok anne ve baba çocuklarının eğitimi ve öğretimi için gurbete gönderirler. Uzak şehirlerdeki okullara gönderirler, hatta yurt dışına eğitime gönderirler. Bu kapsamda insanlar da bazen çalışmak ve helal rızık elde etmek için uzak diyarlara hicret ederler. Bazı insanlar da uğradıkları zulümler ve kötülükler nedeniyle kötülerden ve kötülüklerden uzak durmak için evlerini ve yurtlarını terk ederek gurbete hicret ederler.. Öyle değil mi?.. İşte, Yâkubun annesi de Yâkubu bir süreliğine dayısının yanına bu niyetle gönderdi. Aysı da yanlarında tuttular. Böylece kıskançlık yüzünden kardeşlerin birbirine zarar vermeleri önlenmiş oldu. Ayrıca Yâkub, dayısından aldığı güzel bir terbiye ile daha da mükemmelleşti. Ays da gün geçtikçe yaptığı hataları ve kardeşinin kıymetini anladı ve bir zaman sonra o eski kıskançlığı kalmadı o da olgunlaştı. Bütün bunlarda, düşünen akıl sahipleri için alınacak ibretler ve dersler var. Demek ki, çocuğu sevmek demek, onun her istediğini yapmak veya onun yaptığı her şeyi hoş görmek değildir. Çocuğu sevmek; onun güven içinde sağlıklı, huzurlu ve hidayet üzere yaşamasını sağlamaktır. Bunun için gereken tedbirleri almaktır. Çocuğu her türlü zararlı tehlikelere karşı korumaktır. Gerekirse Yâkubun ailesinin (annesinin) yaptığı gibi onu Hicret ettirmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün bir TV kanalında bir haber izlemiştim. Zengin bir aileye mensup genç bir kız, daha özgür yaşamak hevesiyle evden ayrılmış, tek başına ailesinin yazlığında yaşıyormuş.. Bir gün acı haber şöyle gelmiş: “Gece, alkol komasına giren genç kız kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.” Annesi feryat ediyor ve şöyle diyordu: “ Ben, onun hiçbir şeyini eksik etmedim, ne istediyse aldım, ne dediyse yaptım. Hiçbir ihtiyacı yoktu, neden böyle yaptı?..” Demek ki, sadece maddi ihtiyaçları karşılamak bir çocuk için, bir insan için yeterli olmuyor. Ona güzel bir terbiye ve güzel bir ahlakî eğitim vermek de gerekiyor. Kötülüklerden ve kötü alışkanlıklardan, kötü insanlardan korumak gerekiyor. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapmak gerekiyor. Gerektiğinde onları uyarmak gerekiyor, Gerekirse, büyüklerinin yanına eğitime göndermek gerekiyor. Yani ahlaki ve sosyal yönden de onlarıa iyi bir eğitim vermek ve onlara sosyal davranışlar yönünden de destek olmak gerekiyor! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman) </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Not: Bu yazı “Kur’anda Peygamber Kıssaları Cild 2” adlı eserimizden (Hz.Yâkubun Kıssası) alıntıdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu eser henüz yayınlanmadı)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:25:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vuslat-dernegi-2026-vacip-kurban-hazirliklarini-tamamladi-7798</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vuslat-dernegi-2026-vacip-kurban-hazirliklarini-tamamladi-7798</guid>
                <description><![CDATA[Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği, 2026 yılı vacip kurban organizasyonu için hazırlıklarını tamamladı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yıl kampanya, “Bu Bayram Senin Kurbanın Ne?” sorusuyla başladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-20%20at%2013_36_20%20(1).jpeg" style="height:533px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dernekten yapılan açıklamada, kurban ibadetinin sadece maddi bir paylaşım olmadığına dikkat çekilerek, asıl meselenin Allah için vazgeçebilmek ve teslimiyet olduğu vurgulandı. Kampanyanın da bu bakışla hazırlandığı, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in (a.s) teslimiyetinden ilham aldığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yılki çalışmada, insanlara sadece bağış çağrısı yapmak değil; aynı zamanda kendi hayatlarına dönüp bakmalarını sağlamak hedefleniyor. “Bu Bayram Senin Kurbanın Ne?” sorusuyla herkesin, Allah için neyi feda edebileceğini düşünmesi isteniyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Vuslat Derneği 2026 Vacip Kurban Hazırlıklarını Tamamladı" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-20%20at%2013_36_20.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Taştan da sürece ilişkin yaptığı açıklamada, hazırlıkların tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
“Her yıl olduğu gibi bu yıl da organizasyonumuzu titizlikle hazırladık. Biz kurbanı sadece bir ibadet olarak değil, aynı zamanda bir bilinç meselesi olarak görüyoruz. Bu soruyla insanların kendi hayatına dönüp bakmasını istedik. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in (a.s) teslimiyeti bizlere önemli bir örnek sunuyor. Bu ruhu yaşatmak ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026 yılı kurban organizasyonu kapsamında, bağışçıların emanetlerinin yurt içinde ve yurt dışında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması planlanıyor. Sürecin şeffaf ve güvenilir bir şekilde yürütüleceği ifade ediliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Afrika büyükbaş kurban hisse bedeli ise bu yıl 5.000 TL olarak açıklandı. Bağış yapmak isteyenler, derneğin iletişim hattı üzerinden ya da resmi internet sitesi aracılığıyla sürece dahil olabiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NEDEN YAPMAKTAN VAZGEÇTİNİZ?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/neden-yapmaktan-vazgectiniz-7797</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/neden-yapmaktan-vazgectiniz-7797</guid>
                <description><![CDATA[NEDEN YAPMAKTAN VAZGEÇTİNİZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>NEDEN YAPMAKTAN VAZGEÇTİNİZ?</p>

<p>Hatay’da özellikle Antakya Yeni Çevre Yolu üzerinde yapılan üst geçitler, ilk bakışta şehir trafiğini rahatlatmayı amaçlayan önemli yatırımlar olarak görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak sahaya indiğinizde, projelerin bazı kritik detaylarında ciddi soru işaretleriyle karşılaşıyorsunuz. Kamuoyunun da giderek daha yüksek sesle sormaya başladığı temel soru şu: Üst geçitlerin altında planlanan erken geri dönüş manevra alanlarından neden vazgeçildi?</p>

<p>Antakya ilçesi Gülderen Kavşağı’nda yapılan üst geçidin altında erken geri dönüş alanı bulunuyor. Bu uygulama, sürücüler açısından hem güvenli hem de pratik bir çözüm sunuyor. Ancak aynı mantığın, aynı yol üzerinde yer alan diğer üst geçitlerde neden uygulanmadığı anlaşılamıyor. Kuzeytepe mevkiinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün geçici hizmet binasının bulunduğu noktada ve daha önce Hatay Valiliği’nin geçici hizmet binası olarak kullanılan alanın önündeki üst geçidin altında erken geri dönüş alanı yapılmadığı görülüyor.</p>

<p>Bu tablo ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Gülderen Kavşağı istisna mı? Yoksa üst geçitlerin altına yapılması planlanan tüm erken geri dönüş manevraları genel olarak iptal mi edildi? Eğer böyle bir karar alındıysa, bunun teknik, güvenlik ya da mali gerekçeleri nelerdir? Kamuoyu bu konuda açık ve net bir açıklama bekliyor.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olan ise yolun bazı bölümlerindeki ani plan değişiklikleri. Emek Mahallesi’nde, eski HATSU hizmet binasının — daha da eskiden YSE olarak bilinen kurumun — bulunduğu noktadan Cumhuriyet Caddesi’ne ya da Asi Nehri istikametine doğru ilerlediğinizde, yolun bir süre gidiş-geliş şeklinde ve ortasında refüjlü olarak devam ettiğini görüyorsunuz. Ancak eski TEDAŞ hizmet binasına gelmeden hemen önce, bu orta refüjün aniden iptal edildiği ve yolun sadece dar bir gidiş-geliş hattına dönüştürüldüğü dikkat çekiyor. Yolun neden daraltıldığı, bu daralmanın hangi ihtiyaca göre planlandığı ise belirsiz.</p>

<p>Öte yandan Fatih Caddesi’nden Emek Mahallesi’ne, yani eski Antakya Kaymakamlığı ve Vakıflar Müdürlüğü’nün bulunduğu bölgeden mahalle içine doğru yöneldiğinizde, bu kez oldukça sıra dışı ve alışılmışın dışında bir dönüş alanıyla karşılaşıyorsunuz. Sürücüler açısından hem kafa karıştırıcı hem de trafik güvenliği bakımından risk oluşturabilecek bu düzenleme, “Bu planlama hangi teknik rapora dayanıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.</p>

<p>Elbette her projenin arkasında bir mühendislik hesabı, bir teknik gerekçe vardır. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak sahada görülen tutarsızlıklar ve uygulama farklılıkları, vatandaşın kafasını karıştırıyor. Aynı yol üzerinde bir noktada yapılan uygulamanın birkaç yüz metre ileride tamamen terk edilmesi, “neden” sorusunu kaçınılmaz kılıyor.</p>

<p>Hatay gibi deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinden geçen bir şehirde, ulaşım projelerinin hem güvenli hem de tutarlı olması hayati önemdedir. Bu nedenle yetkili kurumların, özellikle Antakya Yeni Çevre Yolu üzerindeki üst geçit altı düzenlemeleri ve erken geri dönüş alanlarıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.&nbsp;</p>

<p>Sorular ortada duruyor ve cevap bekliyor:</p>

<p>Neden yapmaktan vazgeçtiniz?</p>

<p><br />
Kalın SAĞ'lıcakla...</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 20:52:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SORUMSUZ EBEVEYNLER</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sorumsuz-ebeveynler-7796</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sorumsuz-ebeveynler-7796</guid>
                <description><![CDATA[SORUMSUZ EBEVEYNLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SORUMSUZ EBEVEYNLER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Biz yaşamadık/yaşayamadık, bize o ortamı sağlayan olmadı" diyerek, fütursuzca çocuklarının sevgi cıvatalarını iyice gevşeten anne ve babalar vardır toplum hayatımızda. Sayıları da gün be gün çoğalmaktadır maalesef!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar, pek farkına varamadıkları bu menhus düşünceleriyle sadece kendilerine ve çocuklarına zarar vermekle kalmıyorlar, başkalarının canını yakmaya ve hayatını karartmaya da sebep teşkil ediyorlar aynı zamanda.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa her şeyin mutlaka bir sınırı ve bir ölçüsü vardır. Haddini aşan davranışların zıddına inkılap edeceği aşikârdır. İnancımızda ve geleneğimizde ifrat ve tefrit olayı, tasvibin ötesinde anormal davranışlardan sayılmıştır daima. Onun için vasat çizgi (orta yol), Peygamberî bir tavsiye hükmündedir bizlere.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakın çevremizde ziyadesiyle görmek mümkündür, söz konusu aileleri. Ne dostluklarından ne akrabalıklarından ne de komşuluklarından emin bulunmadığımız aileler...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Hu komşu, akşam oturmaya geleceğiz" şeklinde telefon açan böylesi hüviyete haiz ailelere, sırf çocuklarının şımarıklığı ve haşarılığı yüzünden sıcak bakmayan insanlara şahidim defalarca.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke gelmeseler" diyenlere de, "Yahu o çocukla oturmaya mı gidilir" tepkilenmesiyle rahatsızlık belirtenlere de çok rastlamışımdır. Hatta; "Çocuklu bir aile geleceğine, çocuksuz on aile gelsin arkadaş!" ifadesiyle gönülsüzlük şerhi koyanlara da...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yanlış anlaşılmasın buradaki reaksiyon, bizatihi çocuğun mevcudiyetine yönelik değil, ebeveynlerin aşırı oranda takipsizliğine ve ilgisizliğinedir tabii.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim tecrübelerime ve gözlemlerime göre de haklılık payları fevkalade yüksektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü çoğu aileler, oturmaya gittikleri yerde çocuklarını kapıp koyuruyorlar. Kırıyor mu, döküyor mu, etrafı kirletiyor mu bakmıyorlar ve ilgilenmiyorlar. Katiyetle mübalağa yapmıyorum, dahası; annenin elinde bir örgü mili, babanın elinde ya bir tespih ya da bir telefon; kaygısızca izliyorlar öylece.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Neymiş gerekçe?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk fazla sıkıştırmaya gelmezmiş. Kalıtsal sapmalar olurmuş ileride. Müdahale vukuunda hareket kabiliyeti, manevra kabiliyeti sınırlanırmış. İma yoluyla dahi, sert şekilde bakılmazmış; aksi takdir de zihinsel hasara kapı aralarmış.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tam da “Ört ki ölem” deyimine münhasır bir absürtlük.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi şu aymazlığa, şu görgüsüzlüğe ve şu vurdumduymazlığa ne dersiniz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yöresel ağızla konuşmamı bağışlayınız da; “Ulan anca sizde mi var iki sümüklü velet!” diyesi tutuyor insanın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayniyle vakîdir aktardıklarım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şımarık velet, tedirginlik yaşayan hâne sahibinin halısına yağlı yiyecek mi dökmüş, tertemiz kırlentlere çikolata mı sürtmüş, eşyalara sair aksesuarlara zarar mı vermiş umurlarında değil; bizim sofistike (!) ailenin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Keza ortaya konan ikramı kendileri yedirse içirse... O da yok. Zinhar nedenini niçinini sormayınız. Cevabı: “Çocuk rüştünü ispatlayamaz”mış efendim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hani böyleleri için Anadolu'da alay misillü; "Sanki yedi kurbanla büyütmüş", "Sanki damızlık ....n doğurduğu" derler ya...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Serpilip gelişme raddesindeyken bile, ev ortamında kılına ve teline kendileri dokunmuyorlar. Okul ortamında öğretmenlerin tatlı sert dokunmasına "zonta"lık yapıyorlar. Mahalledeyse komşuların ve büyüklerin uyarısına kulak tıkayıp, surat asıyorlar. Ayrıca bilgisayarda ne haltlar karıştırdığına dair, yakın takibe almaları üzerlerine vazifeyken göz yumuyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra da o çocuğun monoton/monolog azadeliğine, sergerdeliğine, asosyal yapısıyla "tecrit" edilmişliğine hayıflanıyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Maazallah, en vahim olanıysa; onun vandallığına, uyuşturucu bağımlılığına, başkalaşmasına savrulmalarına ve seri katilliğine zemin hazırlıyorlar. Tıpkı şekil A'da görüldüğü gibi...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlayanlar, anlamayan derisi kalınlara anlatsınlar bizahmet!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Derkenarımdır: Benim çocuklarımın ve birincil derecede yakınlarımın, okulda öğretmenleri lüzumu halinde kulağını çekebilirler. Mahallede büyükler, gerekiyorsa müşfik eda ve iyelik modunda azarlayabilirler, uyarabilirler. Ezcümle ilgilenmelerinden dolayı şükran duyarız zat-ı alilerine.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:57:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOST BİLDİKLERİM</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dost-bildiklerim-7795</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dost-bildiklerim-7795</guid>
                <description><![CDATA[DOST BİLDİKLERİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DOST BİLDİKLERİM</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahvalimi duyan, davranmaz gafil<br />
Bana benden yakın, dost bildiklerim<br />
Başım dara düşse, bırakmaz sefil<br />
Hep yanımda bakın, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elekten geçirdim kulları tek tek<br />
Kimi kamil, kimi eşekten eşek<br />
Kimi ağzı sıkı, kimisi gevşek<br />
Üç, beş tane yekûn, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karanlığa ışık katacak olsam<br />
Ticaret yaparken, batacak olsam<br />
Hasta yatağında, yatacak olsam<br />
Duysa eder akın, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dert yükünden sayar elem, sızını<br />
Mutlu eylemeye diker gözünü<br />
Duymadım birinden hayır sözünü<br />
Düşmanıdır yokun, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olmadı düşlerde ipe un seren<br />
Handan medet ummaz, sırrına eren<br />
Çıkmak istemiyor kalbine giren<br />
Nurseli’ne çekin, dost bildiklerim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:01:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-tso-secimleri-oncesi-akliselim-sart-7794</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-tso-secimleri-oncesi-akliselim-sart-7794</guid>
                <description><![CDATA[HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Ticaret ve Sanayi Odası (HTSO) seçimlerine aylar kala şehirde yeniden hareketli bir süreç yaşanıyor. Kasım ayında yapılması öngörülen seçimler öncesinde kulisler ısınırken, adaylık hesapları da giderek belirginleşiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak Hatay gibi büyük bir felaketin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehirde, bu sürecin yalnızca bir güç mücadelesi olarak görülmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün HTSO’da aidat borcu bulunan yaklaşık 9 bin üyenin askıda olduğu biliniyor. Bu tablo, seçim dinamiklerini doğrudan etkileyen önemli bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu üyelerin tamamının aktif şekilde seçim sürecine dahil olması mümkün görünmezken, katılımın 3 bin ile 3 bin 500 kişi bandında kalabileceği konuşuluyor. Bu durum, seçimlerin temsil gücü açısından da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay gibi deprem sonrası ekonomik olarak ciddi bir yeniden yapılanma sürecinde olan bir şehirde, ticaret ve sanayi odasının rolü sadece temsil değil, aynı zamanda yön gösterici olmalıdır. Tam da bu noktada seçimlerin bir çekişme alanına dönüşmesi yerine, uzlaşı ve ortak akıl zemini üzerinden şekillenmesi büyük önem taşıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kamuoyunda birçok adayın isminin konuşulduğu bu süreçte, asıl mesele sayının çokluğu değil, ortaya konulacak vizyonun şehrin geleceğine ne kadar katkı sağlayacağıdır. Zira Hatay’ın bugün ihtiyacı olan şey parçalanmış bir yapı değil, güçlü ve bütüncül bir iradedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada mevcut Başkan Hikmet Çinçin’e de önemli bir sorumluluk düşmektedir. Uzun yıllardır oda yönetiminde bulunan ve tecrübesiyle süreci yakından bilen Çinçin’in, görev süresinin son döneminde daha birleştirici bir rol üstlenmesi gerektiği yönünde güçlü bir beklenti oluşmaktadır. Kamuoyunda dile getirilen görüşlere göre, tüm adayları bir araya getiren, herkesin gücünü ve temsil kabiliyetini masaya yatıran bir istişare zemini oluşturulması oldukça kıymetli olacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehrin yaşadığı büyük yıkımın ardından Hatay’ın yeniden ekonomik ve sosyal olarak toparlanma sürecinde, gereksiz kutuplaşmaların ve güç mücadelelerinin kimseye fayda sağlamayacağı açıktır. Bu nedenle, “herkes şapkasını önüne koymalı” yaklaşımı sadece bir temenni değil, aynı zamanda bir zorunluluk haline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Ticaret ve Sanayi Odası gibi stratejik bir yapının, kişisel rekabetlerin değil, ortak aklın ve uzlaşının adresi olması gerekmektedir. Seçim sürecinin tek liste ya da geniş tabanlı bir uzlaşıyla yürütülmesi fikri, bu anlamda ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken bir model olarak öne çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">25 yıldır oda yönetiminde bulunan Hikmet Çinçin için de en çok konuşulacak başlık, belki de bu son dönemde bırakacağı iz olacaktır. Eğer süreç, kavgasız ve şehrin yaralarını sarmaya odaklı bir şekilde yönetilirse, bu sadece bir seçim başarısı değil, Hatay adına önemli bir kurumsal kazanım olarak tarihe geçecektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, yeniden ayağa kalkma mücadelesi verirken yeni bir çekişme alanına değil, ortak akla ve birlikte üretme iradesine ihtiyaç duymaktadır. HTSO seçimleri de bu iradenin en önemli sınavlarından biri olacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bendeniz, tüm tarafları ortak masa etrafında buluşmaya ve aklıselime davet ediyorum..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:55:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayin-topraginda-inat-var-7793</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayin-topraginda-inat-var-7793</guid>
                <description><![CDATA[HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabah ezanıyla tarlaya düştü yolum,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çapayı vurmadan önce göğe baktım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bulut kara, rüzgar ters, toprak yorgun,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ım gene bir şeye gebe, anladım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her karışında bir afetin izi var:&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yağmur vurdu, dolu dövdü,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fırtına biçti, sel götürdü.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kasırga geçti, orman yandı,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem geldi, yer yarıldı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben çiftçiyim, ekinle konuşurum.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buğday boynunu büktü doludan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zeytin dalı kırıldı fırtınadan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pamuk çürüdü selden,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Portakal is oldu yangından,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erik dalı kırıldı ayazdan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mandalina döküldü fırtınadan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Limon sarardı susuzluktan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapya biberi yandı güneşten,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salatalık kavruldu sıcaktan,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Domates çürüdü sel suyundan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprak küstü depremden.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her karışında bir Hatay var:&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya’nın taşı, Defne’nin suyu,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Samandağ’ın rüzgarı, Kırıkhan’ın ovası.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi yaralı, hepsi inatçı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ben çiftçiyim, vazgeçmem.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem vurdu, tohum ektim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sel aldı, kanal açtım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolu dövdü, yeniden serptim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yandı orman, fidan diktim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü çiftçi dediğin beklemez,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ağıdı bitirir, işe başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir inat sığdırdım en derine:&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu toprak yeşerecek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu pamuk tarlada kozalanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu zeytin dalda yağlanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu buğday başakta sallanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erik çiçek açacak, mandalina kokacak,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Limon dalda sararacak, kapya kızaracak,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salatalık uzayacak, domates canlanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu Hatay ayağa kalkacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yağmur bir gün sadece ıslatacak, dövmeyecek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rüzgar bir gün sadece serinletecek, yıkmayacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve ben o gün tarlanın ortasında durup,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ellerimi semaya açıp şükredeceğim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi tevekkül eder, tevekkül edip yoluma devam edeceğim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam ve dua ile.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:36:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UNUTTURULAN ZAFERİMİZ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutturulan-zaferimiz-7792</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutturulan-zaferimiz-7792</guid>
                <description><![CDATA[UNUTTURULAN ZAFERİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">UNUTTURULAN ZAFERİMİZ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İngilizler, Çanakkale Savaşının acısını çıkarmak için, daha evvel gözünü diktikleri Bağdat’ı almak isterler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İngiliz Kuvvetleri Basra’dan girip Irak’ın içlerine8 doğru ilerlerler. Osmanlı’nın orada sadece 8.000 kişilik bir tümeni vardır. Komutan Nurettin Bey, işgalcileri sıkıştırmaya başlar.<br />
General Townshend kayaya çarptığını anlar. İlk hamlede kuvvetlerinin üçte birini, 4.567 askerini kaybeder. Apar topar Kut-ül-Amare’ye çekilir. Ancak Osmanlılar burayı kuşatırlar. İki taraf da karşılıklı siper kazıp hazırlanırlar. General her kalktığı hücumda büyük kayıplar verir.<br />
İngiliz ordusu, yardımdan ümidini keser. Halkın yiyeceklerine el koyar. O kadar kötü duruma düşerler ki, Osmanlılar Townshend’e; “Teslim ol!” teklifi yapar. Townshend; “Elimizdeki silahları verelim, üzerine de bir milyon sterlin ödeyelim. Basra’ya dönelim.” der. Bu arada bir milyon sterlini iki milyona çıkarır ve rüşvet teklif eder, fakat kabul edilmez. Artık yaralılara bakamaz olmuşlardır, bulaşıcı hastalık ve zâfiyetten ölmeye başlarlar, çâresizdirler.&nbsp;<br />
29 Nisan 1916’da beyaz bayrağı çekip, teslim olurlar. İngilizler bu savaşta, 30 bin asker kaybeder. 13’ü general, 478 subay ve 13.300 erle teslim olurlar.<br />
Nedense resmi tarihçilerimiz bu zaferi görmezden gelir. Kut Zaferi ders kitaplarında da okutulacak kadar önemlidir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kut'ül Amâre Zaferi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.Ðünya Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi'nde 29 Nisan 1916'da Osmanlı Ordusu'nun İngiliz birliklerini Kut şehrinde kuşatarak teslim aldığı, Çanakkale'den sonraki en büyük destansı başarılardan biridir. Halil Paşa komutasındaki Türk ordusu, 13 binden fazla İngiliz askerini ve üst düzey komutanlarını esir alarak İngilizlere büyük bir hezimet yaşatmıştır.&nbsp;<br />
29 Nisan 1916, Dicle Nehri kıyısındaki Kut'ül Amâre şehri (Irak).<br />
Taraflar: Osmanlı Devleti ile Britanya İmparatorluğu (İngilizler).<br />
Sonuç: Yaklaşık 5 ay süren kuşatma sonucu 5 general, 481 subay ve 13.300 İngiliz eri esir alınmıştır.<br />
Kilit İsim: Halil Paşa (Kut), bu zaferden sonra "Kut fatihi" unvanını almıştır.<br />
Etkisi: Çanakkale'den sonra Türk tarihinin en büyük zaferlerinden biri olarak moral kaynağı olmuş, İngilizlerin Bağdat planlarını ertelemiştir.&nbsp;<br />
Kut'ül-Amâre Kuşatması<br />
Birinci Kut Muharebesi<br />
Kut'ül Amâre Zaferi&nbsp;<br />
"Halil Paşa'nın komutasındaki ordu, Kut Zaferi ile İngiliz inadını kırmıştır."<br />
"29 Nisan, Kut'ül Amâre Zaferi'nin yıl dönümü olarak anılmaktadır."<br />
"Tarih kitaplarında Kut'ül Amâre, unutulmaya yüz tutmuş bir zafer olarak geçer."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:05:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TERBİYEDEN YOKSUN BIRAKILAN ÇOCUKLARIIMIZ ŞİDDETİN VE KÖTÜLÜĞÜN TUZAĞINA DÜŞÜYOR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/terbiyeden-yoksun-birakilan-cocuklariimiz-siddetin-ve-kotulugun-tuzagina-dusuyor-7791</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/terbiyeden-yoksun-birakilan-cocuklariimiz-siddetin-ve-kotulugun-tuzagina-dusuyor-7791</guid>
                <description><![CDATA[TERBİYEDEN YOKSUN BIRAKILAN ÇOCUKLARIIMIZ ŞİDDETİN VE KÖTÜLÜĞÜN TUZAĞINA DÜŞÜYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TERBİYEDEN YOKSUN BIRAKILAN ÇOCUKLARIIMIZ</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ŞİDDETİN VE KÖTÜLÜĞÜN TUZAĞINA DÜŞÜYOR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son zamanlarda toplumda çocuklar ve gençler arasında şiddete, zorbalığa ve teröre dayalı olayların gittikçe artttığını görmekteyiz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her gün, gazete ve televizyonlarda bu tür haberlerle karşılaşmaktayız ve üzülmekteyiz. Öyle değil mi? “Trende bir genç, başka bir gencin cep telefonunu zorla gasp ediyor ve direndiği için onu trenden aşağı atıyor, ölmesini izliyor, ama kılı bile kıpırdamıyor. Stada maç izlemeye giden 15 yaşındaki bir çocuk, bir tartışma sonucu diğer bir genç tarafından bıçaklanarak acımasızca öldürülüyor, onun da hiç kılı kıpırdamıyor, pişmanlık bile duymuyor. Yolda taksi içinde seyir halinde olan gençler, kaldırımda yürüyen bir bayanın çantasını zorla çekip almak isterken kadını metrelerce sürüklüyorlar, tâ ki çantanın sapı kopuncaya kadar. Çantanın sapı kopuyor, kadın ölümden kıl payı kurtuluyor. Ama çantayı gasp eden bu gençlerin de kılı kıpırdamıyor, pişmanlık bile duymuyor. Sınıfa geç gelen öğrenciden geç kağıdı isteyen bayan öğretmen, 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi tarafından bıçaklanarak acımasızca öldürülüyor, çocuk pişmanlık duymuyor. Bir lise öğrencisi okulu basıyor elindeki tüfekle rastgele ateş açıyor ve birçok öğrenciyi, öğretmeni yaralıyor kılı kıpırdamıyor, şehit olan öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz oluyor. Ve yıllardır süregelen bu gibi üzücü ve dehşet verici yüzlerce olay!.. İşte; bunların hepsi çocuklarımız ve gençlerimiz tarafından işleniyor. Pekçok kötülüklerin müsebbibi olan uyuşturucu, sigara, içki, şans ve bahis oyunu gibi zararlı alışkanlıkların çocuklarımız ve gençlerimiz arasında hızla yayılması onları bu tür şidddete ve kötülüklere itmektedir. Bu tür zararlı alışkanlıklar artık ilköğretim çağındaki çocuklara kadar yayılmış durumda. Son zamanlarda küçük yaştaki (ilköğretim çağı) çocukların Spor Toto, Spor Loto, Piyango, Sayısal Loto gibi şans oyunları bayileri önünde uzun kuyruklar oluşturmalarıyla ilgili haberlere de sık sık rastlıyoruz.. Cep telefonlarıyla oynanan Sanal bahis ve sanal kumar oyunları da dahil olmak üzere şans oyunlarının oynandığı mekanlarda bulunanların çoğunun çocuklar ve gençler olması da elbette düşündürücüdür!.. Bu tür kötü ve zararlı alışkanlıkların çocuklar ve geneçler arasında yaygınlaşması devlet yetkililerini, eğitim câmiasını ve aileleri çok tedirgin ettiğini de biliyoruz. Ama, bütün bu olumsuz olaylar karşısında, yetkililerimiz; olayların üzerine gidildiğini, gereken tedbirlerin alındığını, suçlulara ve ihmali olan sorumlulara gereken cezaların verileceğini söylüyorlar ve konuyu hep polisiye ve cezai tedbirlerle çözmeye çalışıyorlar.. Halbuki bütün bu olumsuzlukların asıl nedeni; ‘Çocuklarımızın ve gençlerimizin edep ve terbiyeden, milli ve manevi değerlerden, insani ve ahlakî değerlerden yoksun bırakılmalarıdır.’ Onlara neyin iyi neyin kötü olduğu, neyin doğru neyin yanlış olduğu, neyin zararlı neyin faydalı olduğu öğretilmemiştir. İyi bir ahlâki eğitim verilememiştir. Bu ihmaller yetmiyormuş gibi bir de birçok televizyon kanalında her gün, gece ve gündüz yirmi dört saat çocuklarımızı olumsuz yönde etkileyen, şiddeti, yalanı, iki yüzlülüğü, çıkarcılığı, kıskançlığı, kin ve nefreti, ihaneti ve cinayeti, mafyacılığı, kavgayı, saygısızlığı, küfrü ve hakareti, isyanı ve şiddeti özendiren diziler ve filmler izletilerek çocuklarımız ve gençlerimiz şiddete ve zorbalığa özendirilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi büyüklere ve yetkililere sormak lâzım; çocuklarımıza iyi bir ahlaki eğitim verebildik mi?. Onlara sevmeyi ve sevilmeyi, küçükleri sevmeyi büyüklere saygılı olmayı öğretebildik mi? Onlara Peygamberimizin: “Müslüman o kimsedir ki, onun elinden ve dilinden diğer insanlar emindirler.” “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, ona ihanet etmez, ona yalan söylemez, onu terk etmez.” şeklindeki, insanî ve ahlaki öğütlerini öğretebildik mi?.. Kalblerine Allah sevgisi ile insan ve varlık sevgisini nakşedebildik mi?.. Yüce Allah’ın : “Kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa karşılığını (mükafat olarak) görecektir. Kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa o da karşılığını (ceza ve azab olarak) görecektir.”(Zilzal-7,8) uyarısını onlara anlatabildik mi?.. Her iyiliğin karşılığının mutlaka iyilik olacağını, her kötülüğün karşılığının da mutlaka kötülük ve ceza olacağını onlara iyice anlatabildik mi?.. Peygamberimizin: “İnsanlar iman etmedikçe Cennete giremezler. Birbirlerini sevmedikçe de iman etmiş olamazlar.” ilkesini onlara anlatabildik mi? Daha da önemlisi toplumun her kademesinde yer alan biz büyükler; Söz ve davranışlarımızla onlara iyi bir örrnek olabildik mi? İşte, asıl sorgulanması gerekenler bunlardır! Eğer, başta anne ve babalar olmak üzere biz büyükler ve yetkililer, çocuklarımıza güzel bir ahlaki eğitim/ güzel bir terbiye verebilirsek, onlara iyi ve örnek bir model olabilirsek, biliniz ki onlar, kötülüğün ve zorbalığın değil, iyiliğin ve sevginin öncüsü olacaklardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Huzur dolu günler dileğiyle hoşça kalın! 2026-</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:49:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OKUL EVDE BAŞLAR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/okul-evde-baslar-7790</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/okul-evde-baslar-7790</guid>
                <description><![CDATA[OKUL EVDE BAŞLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>OKUL EVDE BAŞLAR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her acı olay, arkasında bir ders bırakır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları da bize şunu düşündürmeli:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz nerede neyi eksik ya da yanlış yapıyoruz?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde mi okulda mı çevrede mi?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün çocuk yetiştirme anlayışımızda farkında olmadan bir kayma yaşanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk üzülmesin diye sınır koymuyor, zorlanmasın diye sorumluluk vermiyor, kırılmasın diye “hayır” demekten kaçınıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Niyetimiz sevgi olmakla birlikte eksik kalan şey denge.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü eğitim yalnızca okulda verilen hap bilgi değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Esasında eğitim; aile, okul ve çevrenin birlikte inşa ettiği bir insan yetiştirme sürecidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile, çocuğun ilk okuludur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk hayata dair ilk duyguları, ilk değerleri, ilk sınırları evde kazanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saygıyı görürse saygıyı, sevgiyi görürse sevgiyi yaşatır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer evde her istediği yapılan, sınır tanımayan bir ortam varsa; çocuk hayatın gerçekleriyle karşılaştığında zorlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkesini yönetemez, beklemeyi bilmez, başkasının hakkını fark etmekte güçlük çeker.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okul ise bu temelin üzerine inşa edilen ikinci büyük alandır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece ders anlatılan bir yer değil; birlikte yaşamanın, kurallara uymanın, farklılıkları kabul etmenin öğrenildiği bir hayattır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmenin rehberliği, çocuğun karakter gelişiminde belirleyici bir rol oynar elbette.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak ailede verilmeyen değerleri okulun tek başına tamamlaması &nbsp;mümkün olmaz. Buna birde velilerin okula ve &nbsp;öğretmenlere baskıcı yaklaşımı eklendiğinde sonuç daha da karmaşıklaşmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de çevre faktörü var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaş grubu, sosyal medya, sokak kültürü gibi unsurlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk bazen evde öğrendiğini dışarıda sorgular, bazen de dışarıdan aldığı etkiyle tamamen farklı bir yöne savrulabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu savrulmanın olmaması için ailede verilen değerlerin koruyucu gücü ortaya çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer çevre sağlıklı değilse, çocuk doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte tam da bu üç alan—aile, okul ve çevre—birlikte uyum içinde çalışmadığında; çocuk zihinsel olarak gelişse de duygusal ve ahlaki olarak eksik kalabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün yaşanan şiddet olaylarını sadece bireysel bir öfke olarak görmek yeterli değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu olaylar aynı zamanda;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sınır görmemiş, duygularını yönetmeyi öğrenmemiş, empati kurma becerisi gelişmemiş bireylerin bir sonucu olarak da karşımıza çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette hiçbir sebep şiddeti haklı çıkarmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama sebepleri görmeden çözüm üretmek de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada bize düşen görev açıktır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ailede; sevgiyle birlikte sınır koymak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okulda; bilgiyle birlikte değer kazandırmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çevrede; doğru örneklikler sunmak…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğa sadece başarılı olmayı değil,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">insan olmayı öğretmek…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beklemeyi, paylaşmayı, kaybetmeyi, özür dilemeyi öğretmek…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Milli ve manevi değerler dediğimiz şey de tam burada anlam kazanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kul hakkını bilmek, merhametli olmak, sabretmek, sorumluluk almak…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar bir ders konusu değil, bir yaşam biçimidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmamak gerekir ki;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">çocuklar söyleneni değil, yaşananı öğrenir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz çocuklarımıza güçlü bir karakter mi kazandırıyoruz,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">yoksa sadece kırılgan bir konfor alanı mı sunuyoruz?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bu toplumun ihtiyacı;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">kral ya da kraliçe gibi yetişmiş bireyler değil,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">vicdanı olan, sınır bilen, empati kurabilen insanlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve eğitim dediğimiz şey;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ancak aile, okul ve çevre el ele verdiğinde gerçek anlamına ulaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Milletimize başsağlığı diliyor, bu gibi olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:45:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARIMIZI !!   EKRAN MI YÖNETİYOR?</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklarimizi-ekran-mi-yonetiyor-7789</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklarimizi-ekran-mi-yonetiyor-7789</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZI !!   EKRAN MI YÖNETİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUKLARIMIZI !!&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EKRAN MI YÖNETİYOR?&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son iki üç gündür haberler aynı yerden vuruyor. Geçen yazıda “Okullara güvenlik şart” demiştik, “vurdum kırdın mı” diye sormuştuk. Cevabı ekran verdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hem de avaz avaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Televizyonu açıyorsun, yemek programı. Sözüm ona yemek yapılıyor ama tencereden çok terbiye kaynıyor. Bağırmalar, aşağılamalar, masaya vurmalar… Usta öğretici olması gereken şef, yarışmacıya hakaretin kitabını yazıyor. Çocuk da karşısında. “Ustalık buysa ben de bağırırım” diyor içinden. Ekran terbiye vermesi gerekirken, terbiye sınırını siliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kanal değiştiriyorsun, bir yarışma. Ödül için insanlar birbirini küçük düşürüyor. Reyting uğruna mahrem kalmıyor, saygı kalmıyor. Orada hadsizliğin tanımı yapılıyor her akşam. Hem de prime time’da. Çocuk odasından duyuyor, salondan görüyor. Sonra biz “çocuğum neden böyle konuşuyor” diye şaşırıyoruz. Şaşırma. Ekran öğretiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sokağa çıkıyorsun, başka dert. Küçük çocukların elinde silah. Oyuncak deyip geçme. Belinde, cebinde, parka getiriyor. Oyun kurarken “seni vurdum” diye başlıyor cümle. Nereden öğreniyor? Diziden, yarışmadan, o yemek programındaki kavgadan. Ekran önce normalleştiriyor, sokak sonra oyuna çeviriyor. Oyuncak da olsa, bir çocuğun eline silah yakışmıyor. Etik değil. Pedagojik değil. Doğru değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz ne yapıyoruz peki? Çocuğu ekranın kucağına bırakıyoruz. “Ağlamasın da ne izlerse izlesin” diyoruz. “Yemek yaparken dursun da, kavga etsinler” diyoruz. Sonra o çocuk okulda arkadaşını yaralıyor. Yine şaşırıyoruz. Şaşırma. Tohumunu ekran ekti, biz suladık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve okul… Hepimizin kalbi orada atıyor. Çünkü bu hafta okulda çocuklarımız öldürüldü. Çocuklarımız öldü. Öğretmenlerimiz öldürüldü. Sırada oturan, teneffüse çıkan, tahtaya bakan çocuklarımız vefat etti. Ders anlatan, nöbet tutan öğretmenlerimiz vefat etti.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O çocuklar hepimizin çocukları. O öğretmenler hepimizin öğretmenleri. Sadece bir ailenin değil, bu milletin evlatları toprağa düştü. Sadece bir okulun değil, hepimizin öğretmeni sustu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu anda hastanelerde yaralı çocuklarımız var. Yoğun bakımda bekleyen evlatlarımız var. Yaralı öğretmenlerimiz var. Hepsine Allah’tan acil şifalar diliyorum. Dualarımız onlar için. Yatak başında bekleyen annelere, babalara sabır diliyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran bağırdı, sokak oynadı, okul ağladı. Zincir burada kırılmalı. Okulda kırılmalı. Çünkü okul son kaleydi. O kale düştüyse, hepimiz düştük.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kumanda sende. Tercih sende. Vebal de sende.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızı ekranlara teslim etmeyelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü ekranın öğrettiğini, okulun bahçesinde kanla ödüyoruz. Çocuklarımız öldü. Öldürüldü. Öğretmenlerimiz öldürüldü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Uyuyamıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yazı nokta ile bitmeyecek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yazı bir yeminle bitecek:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir daha okuldan tabut çıkmayacak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çıkarsa hepimizden hesap sorulacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O kapıya güvenlik gelmeli, o sınıfa huzur gelecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Gelecek ki çocuklarımız sadece dersle, öğretmenlerimiz sadece zil ile uğraşsın.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okullar yaşatmak için var. Öldürmek için değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu unutanın kalemi de, ekranı da kırılsın.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızı yaşatacağız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekrandan uzak evde&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:40:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
