<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>KUR’AN-I KERİM’İN İLK TÜRKÇE TEFSİRİNİ DAİR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kuran-i-kerimin-ilk-turkce-tefsirini-dair-7954</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kuran-i-kerimin-ilk-turkce-tefsirini-dair-7954</guid>
                <description><![CDATA[KUR’AN-I KERİM’İN İLK TÜRKÇE TEFSİRİNİ DAİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>KUR’AN-I KERİM’İN İLK TÜRKÇE TEFSİRİNİ DAİR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1-TİBYÂN TEFSİRİ&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müfessir Ayıntâbî Mehmed Efendi (d- ö.1699) tarafından gerçekleştirilen bu eser, Türk tarihinde basılı ilk Türkçe tefsir vasfını haizdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mehmed b. Hamza ed-Debbâğ adıyla maruf, Ayıntabî Mehmet Efendi, Ayıntab’da(Gazi Antep) doğdu. Bununla beraber Ayıntabî ve Sivasî nispetleriyle anılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âmid, (Diyarbakır)&nbsp; Trablusşam, Dımaşk ve Kahire gibi şehirlerde bulunmuş ancak Sivas’ta yerleşmye karar verdiğinde, yirmi yaşında idi. Kırk yıllık&nbsp;&nbsp; öğrenim süresini Sivas’ta ikmal etti.&nbsp;&nbsp; Aklî ilimlerin öğreniminde hocaları, Ali b. Muhammed el-Gûrânî ve Zeynelâbidîn b. Muhyiddin el-Gûrânî idi. Tefsir ve hadis ilmini ise Nûreddin eş-Şebrâmellisî ve benzer vasıflı hocalardan tahsil etti. Sivas’ta Müftülük vazifesini de icra ve ifa eden Ayıntabî’nin, Kazâbâdî, Saçaklızâde Mehmed Efendi, Tosyalı Mustafa b. Ali el-Hayrî ve Darendereli Hamza Efendi gibi isimler öğrencisi olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tefsirin önsözünde belirtildiğine göre Şeyhülislâm Minkārîzâde Yahyâ Efendi tarafından, huzur dersleri için İstanbul’a davet edilmiş, bu esnada, Osmanlı Sultanı 4. Mehmet Han ( IV. Mehmed (Osmanlıca: محمد رابع, romanize: Mehmed-i Râbi') veya Avcı Mehmed (2 Ocak 1642, İstanbul - 6 Ocak 1693, Edirne), divan edebiyatındaki mahlasıyla Vefâî[1][2], 19. Osmanlı padişahı ve 98. İslam halifesidir.) tarafından, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe ‘ye tercüme ve tefsir edilmesinin istendiği, Ayıntabî’ye, Sultan tarafından dört adet tefsir ile on adet sözlük hediye edildiği belirtilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayıntabî Mehmet Efendi, eserini vücuda getirirken dil konusuna özen göstermiş, halkın anlayacağı biçimde anlatmaya dikkat etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu Eserin (Tibyan Tefsiri)&nbsp; 1698- 1699 senelerinde Türkçe basıldığı bilinmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buraya özenli dikkat etmek gerekir ki önmelidir.” Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir ve Çankaya’da korunan kütüphanesindeki üç Kur’an çevirisinden birinin bu eserin 1317-1318 (1899-1900) tarihli baskısı olduğu belirtilmiştir. Eser günümüzde de okunmakta, son dönemlerde Latin harfleriyle yapılan neşirleri bu ilgiye işaret etmektedir. “</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gelelim asıl konuya. Elmalılı Hamdi Yazar’ın ilk Türkçe tercüme taptığı bilgisini öne çıkarmayan yok gibidir.&nbsp; Aşağıdaki bilgi de çok ilginç değil mi?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk Türkçe Kur’an tercümesinin tarihi ve mütercimi bilinmemekle beraber, bu çalışmanın IV-V. (X-XI.) yüzyıllarda gerçekleştiği tespit edilmiştir (İnan, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Tercemeleri, s. 4, 8). Eski Türkçe Kur’an tercümeleri satır arası ve tefsiri olmak üzere ikiye ayrılır. Satır arası kelime kelime Kur’an tercümesi geleneği Orta Asya’dan gelmiş, Horasanlı ve Hârizmli âlimler, İranlılardan öğrendikleri bu metodu Anadolu’ya nakl etmişlerdir. XIX. yüzyılda tamamlanmış ve yayımlanmış, Kur’ân’ın matbu Türkçe çevirileri dört tanedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu malumat ışında değerlendirilmesi gerekirse tezviratın sona ermesi lazımdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şakir Albayrak, </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">29.08.20206,14.24, </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çekmeköy, İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 16:40:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hz. MUHAMMEDİN (s.a.v) NURLU YOLU</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hz-muhammedin-sav-nurlu-yolu-7953</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hz-muhammedin-sav-nurlu-yolu-7953</guid>
                <description><![CDATA[Hz. MUHAMMEDİN (s.a.v) NURLU YOLU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hz. MUHAMMEDİN (s.a.v) NURLU YOLU</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhİsselamın doğduğu günlerde dünyada vahşi bir çağ yaşanıyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O dönemde yer yüzü zulmet ve cehalet içinde kıvranıp duruyordu. Zenginlik, itibar ve güç hırsı, bugün olduğu gibi o gün de insanların akıllarını ve gözlerini, karartmıştı!.. zulüm ve haksızlıklar insanları bezdirmiş, güçlüler zayıfları eziyor, insanlar acımasızca birbirini katlediyor ve öldürüyordu. Güç, itibar ve dünyaya hakim olma hırsı nedeniyle haksızlık, zulüm, yağmacılık, gasb, soygun gibi kötülükler acımasızca yayılmıştı. Can ve mal güvenliği kalmamıştı. Cehaletin getirdiği ahlaksızlıklar ve hayasızlıklar, insanları ve toplumları felaketten felakete sürüklüyordu. İnsanlar, bir olan Allah’a iman edip O’na ibadet edecekleri yerde, kendi elleriyle yaptıkları putlara, yıldızlara, güneşe, ateşe ve diğer varlıklara tapıyordu. Nefislerini ilah edinenler çoktu. Kız çocukları uğursuz sayılarak diri, diri toprağa gömülüyor, kadınlar zevk ve eğlence vasıtası olarak görülüyor, mal gibi alınıp satılıyordu. İnsanlar; ırklarına, soylarına, renklerine ve sosyal durumlarına göre sınıflandırılıyor ve ona göre muamele görüyordu. Zulüm ve haksızlıklar insanları canlarından bezdirmişti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte, sevgili dostlar! Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.av.) böyle bir dünyada ve böyle bir zamanda Miladi 571 yılında Mekke’de doğdu. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam, Hz.Adem aleyhisselam ile başlayan peygamberler zincirinin son halkasıdır. O, son peygamberdir, son Nebîdir. O, kendisinden sonra gelen binlerce evliyanın, esfiyanın, mürşidin, âlimin, ârifin ve tüm insanlığın rehberi ve Nebîsidir. Rabbimiz Allah Kur’anda: “Yâ Muhammed, muhakkak ki biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya-107) buyurduğu gibi O, tüm insanlığa ve âleme rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberdir. Ve Yüce Allah Kur’anda; “Ey Nebî! Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle insanları Allah’ın dinine davet eden bir davetçi ve nûruyla insanları aydınlatan (Doğru yolu gösteren) bir ışık/nûr olarak gönderdik.” (Ahzab-45,46) buyurduğu gibi O, doğduğu günden itibaren örnek yaşantısıyla ve örnek güzel ahlakıyla insanlığı aydınlatan bir nûr oldu.. Çok bozuk bir hayatın yaşandığı, hiç kimsenin hayatından ve geleceğinden emin olmadığı, karanlık bir çağda, karanlık bir dünyada insanların yolunu aydınlatan bir ışık oldu, bir nûr oldu. O, insanlar için güzel bir müjdeci, güzel bir uyarıcı ve güzel bir rehberdi, güzel bir dosttu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O güzel Nebi; “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurarak insanların kararmış gönüllerini ahlak ve fazilet nûruyla aydınlattı. İslama girmeden önce kendi öz kızını acımadan diri diri toprağa gömen Ömer b. Hattab, peygamberimizin güzel ahlakıyla ahlaklandıktan sonra; “Dicle kenarında bir kuzuyu bir kurt kapsa, onu Ömer’den sorar adli ilahî” diyecek kadar, kalbi Allah korkusu, merhamet ve adalet duygusuyla ürperen merhametli ve âdaletli bir Ömer oldu. “Komşusu açken kendisi tok sabahlayan bizden değildir” buyuran ve bir rahmet pınarı olan o büyük peygamber, merhameti ve cömertliğiyle kazancını ve kazanımlarını insanlarla paylaşan merhamet ve cömertlikte örnek bir Nebi idi. O, bir hadisinde: “Müslüman o kimsedir ki, diğer insanlar onun elinden ve dilinden emindirler.” buyurarak müslümanın; güven ve barış sığınağı olduğunu öğretti. İnsanların sosyal durumlarına ve renklerine göre sınıflara ayrıldığı, güçsüz insanların köle olarak kullanıldığı ve mal gibi alınıp satıldığı o karanlık çağda, peygamberimiz; “Arabın, arap olmayana, arap olmayanın da arap olana, siyahın beyaza, beyazın da siyaha bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, ancak takvâ iledir. ” buyurarak, insanlar arasında iman sorumluluğu içinde eşitliği, kardeşliği, liyakatı, adaleti ve üstün ahlakı getirdi. Allaha ve çevresine karşı sorumlu olan bir hayat modeli getirdi. “Sizler iman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız” buyuran sevgili peygamberimiz; tüm mü’minlerin ve dahi insanların birbirlerini sevmeleri ve kardeş olmaları gerektiğini öğretti. “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyi diğer din kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş olamaz” buyuran sevgili peygamberimiz, insanların kendi Hak ve Hukukunu koruduğu gibi diğer insanların da Hak ve Hukukunu korumaları gerektiğini öğretti ve şöyle buyurdu: “Bizi aldatan bizden değildir.” Yani mü’min değildir. İşte sevgili dostlar, Onun her sözü ve her davranışı insanların gönlünü ve ufkunu aydınlatan, hidayet ve saadet yolunu gösteren sonsuz bir hayat nûrudur. Çünkü O, kaynağı Kur’an olan bir hayatın Nebîsi idi. Kim ki, Onun güzel öğütlerine uyar, Onun güzel ahlakını ilke edinir ve Onun nurlu yolundan giderse, Ona dost olursa, barışın, kardeşliğin, huzurun, güvenin ve saadetin yolunu bulur. Dolayısıyla dünya ve ahiret saadetinin yolunu bulur. Öyleyse sevgili dostlar, sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın nurlu yolu bizim de saadet yolumuz olsun! Cumanız mübarek olsun! “Kim peygambere itaat ederse/uyarsa Allaha itaat etmiş olur...” (Nisa-80) </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:27:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rum Sındığı Savaşı-30 Ağustos 1922</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/rum-sindigi-savasi-30-agustos-1922-7952</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/rum-sindigi-savasi-30-agustos-1922-7952</guid>
                <description><![CDATA[Rum Sındığı Savaşı-30 Ağustos 1922]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Rum Sındığı Savaşı-30 Ağustos 1922</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong><em>&nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1364 yılında Sırplar Macarlar, Eflak ve Bosna prensleri Papa'nın teşviki ile bir araya gelen düşman ittifakına karşı&nbsp;kazanılan Sırpsındığı Savaşı Türk tarihinde büyük bir öneme sahiptir. Savaşın en büyük özelliği Osmanlı Devleti’ne karşı yapılan ilk Haçlı seferinin olmasıdır. Savaş ile birlikte başkent Edirne’ye taşınmış ve Makedonya kapıları Osmanlı Devleti’ne açılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rum Sındığı Savaşı ise, 30 Ağustos 1922 yılında, İngiliz, Fransız, İtalyan, Rus, Yunan ve daha nice düşman ordularına karşı kazanılan ise son büyük zaferdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1918 yılında başlayan düşman işgalleri ile Türkiye ve Türkler yok edilmek isteniyordu.&nbsp;30 Ağustos günü Gazi Mustafa Kemal’in ordusu, Türk ordusu, Türkler,&nbsp;Rum Sındığı&nbsp;Savaşı’nı kazanmasaydı,&nbsp;&nbsp;“<strong><em>Προ Χριστου, Έρχεστε στον 2ο αιώνα. Έκανες αυτή τη γη πατρίδα σου. Τώρα ήρθε η ώρα να φύγεις. Φύγετε από εδώ, βρώμικοι Τούρκοι</em></strong>-&nbsp;Milattan önce, 2. yüzyılda geldiniz. Bu toprağı kendinize vatan yaptınız. Şimdi gitme vakti geldi. Defolun buradan, kirli Türkler!...” sözleri altında, yalın ayak, baldırı çıplak bir şekilde, Orhun/Yenisey yollarını tutacaktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk Kurtuluş Savaşı, 1. Dünya Savaşı'nın devamıdır. Bu savaş başladığında bakir Anadolu'ya saldıran Yunan kuvvetleri yüzyıllarca besledikleri büyük bir kin birikimiyle hareket etti. Savaştaki temel gayeleri Anadolu'da bir tek Türk bırakmamak ve yerine Balkanlardaki Anadolu Rumlarını getirmekti. Anadolu hareketini başlatan Yunanlı Venizelos bunu bizzat İnönü'ye şöyle söylemiştir: "<strong><em>Eğer zaferi biz kazansaydık sizin bugün yaptığınız mübadeleyi, biz Anadolu'dan Türkleri sürüp atıp yerine Anadolu Rumlarını getirmek suretiyle yapacaktık</em></strong>."</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halide Edip, 30 Ağustos sonrası İzmir yollarında gördüklerini anlatmadan önce, “…<strong><em>ta Birinci Dünya Savaşından başlayarak tarih öncesi olaylar gözümde canlanıyordu. Milletler, ırklar daima öldürmek, yakmakla meşgul. Her insanın yüzünde, karşısındakini nasıl öldüreceğini düşünen bir maske var… Yüzleri insan, dilleri insan olabilir, fakat kendileri bambaşka cinsten idiler. İçimden bir ses, bu cinsten ayrılmak, kurtulmak istiyordu. İçimdeki gayz değil, kin değil, insanlıktan nefrett</em>i</strong>..<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn1" name="x__ftnref1" title="#x__ftn1">[1]</a>” diyordu…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Falih Rıfkı’da 29 Eylül tarihli “Salihli Harabelerinde” başlıklı yazısında, “…<strong><em>Salihli’ye kadar yolda aynı levhalar: işte yarısı fazlasından yanan urganlı köy… kararmış ortasından yarık kerpiç duvarlar, kenarında başımıza üşüşmüş köylüler, hikayelerini dinliyoruz</em></strong>…”, Çankaya adlı eserinde de, Manisa’nın yakılması karşısındaki izlenimlerini, “&nbsp;<em>…<strong>neredeyse henüz tüten yangınlar içinden geçiyorduk. Yakup, külleri savrulan Manisa’ya, cetlerinin şehrine iki eli böğründe bakakaldı. Yunanlılar çekilişlerinde, yokedici bir tahrip yapmışlardı. Yanmayanlar, vakit bulup da yakamadıkları, yaşayanlar fırsat bulupta öldüremedikleri idi. İki millet arasında yalnız birinin arta kalacağı bir boğazlaşma geçmiş olduğunu görüyorduk. Batı Anadolu’yu Türkler için oturulmaz bir çöle çevirmek isteyen Yunanlılar, gerçekte kendi ırklarının, mitoloji masallarından son tarih günlerine kadar, bu topraklardaki yaşayışlarına son vermişlerdi. Rum halkı köklerine kadar sökülüp atılmakta idi</strong>..<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn2" name="x__ftnref2" title="#x__ftn2"><strong>[2]</strong></a>”</em></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Rum Sındığı Savaşı ile, Doğuda Ermenilerce yapılan, “…<strong><em>halı, kilim, keçeye sararak yakma...Meme, kalça ve çeşitli yerlerde cep açarak tuz basarak, toprak, kum doldurarak...Kızgın şiş ile mahrem yerlerini dağlama...El ve ayaklardan çivi çakarak...Cinsel organları kesme, cinsel organlara soğan, şişe vb. sokma... Kadınları anadan üryan kendi askerleri arasında dolaştırma...Kazığa oturtma. Balta, kılıç gibi kesici aletlerle budama, parçalama...Müslüman halkın koşum hayvanlarını zorla almak.&nbsp; Kendilerini bu hayvanlarla top vs gibi şeyleri çektirerek çalıştırmak. Şehit düşen Türk askerleri üzerindeki silahları toplatıp kendilerine teslimini sağlamak.Manda gibi ağır ve azgın hayvanları yakarak kapalı yerde toplatılmış halkın içine salıverme...Ahır, merek, oda, cami gibi yerlere halkı doldurup buraları kundaklama...El ve ayakları bağlayarak kurşunlama...Yalan yere yemin ve kandırmacalar ile halkı toplayıp köy meydanında veya köy dışında kurşun ve süngü ile öldürme...Deriyi yüzme, saç, sakalı koparma...Irza tecavüz; oğlun gözü önünde babayı, babanın gözü önünde oğulu, erkeklerin yanında kadınları; kadınların önünde erkekleri öldürme. Bu vahşeti seyre zorlama....Göz oymak, kulak kesmek, dil koparmak...Kur'an, Kitap ve Din'e küfür. Bu şekilde taciz etmek, tahrik ve tahkir etmek...Öldürüp gömülmesine izin vermeyerek; kedi, köpek, kurt gibi hayvanlara yem etmek...Ateşe atma, suda boğma, Yakılan insanların etini yakınlarına yedirme...Gebe kadınlarının karınlarını deşme. Bebeklerini yere çalma</em></strong><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn3" name="x__ftnref3" title="#x__ftn3"><em><strong>[3]</strong></em></a>..” adıyla yapılan vahşiliklere, batıda yunanlıların ve onların ardındaki diğer işgalci güçlerin yaptıkları ile devam ediliyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">15 Mayıs 1919 günü 300 ila 400 Türk öldürülmüştü. Yunan ordusu Anadolu içlerine doğru ilerledikçe Türkler katliamlar, tecavüzler ve yıkımla karşı karşıya kalmıştı. Yunan ordusunun İzmir'den Anadolu içlerine doğru ilerlerken sivilleri katlederek, yakarak, yağmalayarak ve tecavüz ediyordu. İzmit, Yalova ve Gemlik bölgelerinde zulüm ve işkencelerin ardı arkası kesilmiyordu. Evler yağmalanıyor ve yakılıyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunan işgali altındaki İzmir'de 4000 Müslüman idam edilmişti. Menemen Katliamı'nda 200 Türk sivil öldürülmüştü. Bergama Baskını sonucu, 80.000-100.000 Türk zorla göç ettirildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunan, geri çekilme sırasında yakıp yıkma taktiği izledi ve öfkelerini savunmasız Türk köylülerinden bilinen her yolda çıkardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bölgedeki kasabaların çoğu harabeye çevrilmişti. Uşak'ın üçte biri artık yoktu. Alaşehir, yamaçları tahrif eden karanlık bir kavrulmuş boşluktan başka bir şey değildi. Manisa'daki 18,000 binadan sadece 500'ü ayakta kalmıştı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türklere yönelik en büyük katliam olan Yalova Katliamı'nda Ermenilerin, Rumların ve Çerkeslerin, Yunan ordusu ile işbirliği yaptığı görüldü. Orhangazi, Yenişehir ve Armutlu katliam sırasında yakıldı. Armutlu'da kadınlara tecavüz uğramıştı. Ölü sayısı 5,500-9,900 olarak kayıtlara geçmişti. Aydın, Karatepe köyünde, köy Yunanlar tarafından kuşatıldıktan sonra tüm sakinler camiye konuldu ve cami yakıldı. Ateşten kaçmayı başaran az sayıda kişi vuruldu. Toplam 385 kişi öldürüldü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunan ordusu, Bilecik kasabası geri çekilen yakıldı. 208 kişi öldürüldü. İzmit'te, çoğunlukla erkeklerden oluşan 300 kadar kadar sivil Yunan ordusu tarafından idam edildi. Salihli Yunan ordusu tarafından ateşe verildi. 100 kız tecavüz etmek için kaçırıldı. Turgutlu kasabası Yunanlar tarafından ateşe verildi 1.000 kadar kişi,öldürüldü.&nbsp; Uşak'ta 200, Alaşehir'de 3000 kişi yanarak öldü. 1922 Manisa yangını boyunca 3500 kişi yanarak ölürken, 855 kişi Yunan askerleri tarafından vurularak öldürüldü. 300 kız tecavüz edilmek için kaçırıldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk Bağımsızlık Savaşı boyunca 640,000 Türk sivilin Yunan ordusu tarafından öldürürülmüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabiki yıllar sonra içimizden (her milletin içinde bu tip insanlar ve onların taraftarları olacaktır) keşke yunan kazansaydı diyen acayip tipler çıktığı gibi, Rum Sındığı Savaşı’nı kazananlara, kutlu direnişi sürdürdükleri 3 yıl boyunca her fırsatta “<strong><em>kudurmuş haydutlar</em></strong>”, “<strong><em>Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat, Ankara’dadır</em></strong><em>”,Bunların “<strong>öldürülmesi caizdir, hatta dini vazifedir</strong>”&nbsp;</em>deyip, vatansever Denizli, Isparta, Uşak, Antalya, Sinop müftülerini görevden azleden<em>;&nbsp;</em>Ankara müftüsü için idam fermanı çıkaran, İzmir’deki Yunan Yüksek Komiserliği’ne,<em>&nbsp;“<strong>Mustafa Kemal’in pençesinden kurtarmak için Batı Anadolu’da özerk hükümet kuralım, yönetimin başında Hıristiyan vali bulunsun, ordusundan Yunan başkomutanı sorumlu olsun</strong>”&nbsp;</em>ve zafer sonrası yunana sığınıp, yunanistana kaçtıktan sonra<em>&nbsp;“..<strong>Ben de ayniyle red edip Türk’ü,&nbsp;Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme,&nbsp;Beni Türk milletinden ad etme</strong>…<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn4" name="x__ftnref4" title="#x__ftn4"><strong>[4]</strong></a></em>”, diyen Şeyhülislâmlar vardı bu ülkede.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün de bu tip ruhlar ve bedenler aramızda dolaşmakta. Ama ayrıca aramızda Allah’tan</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sultan I. Murat’ın, Hacı İlbey’in, Kazım Karabekir’in, Ali Fuat Cebesoy’un, Rıfat Börekçi’nin, Reşad Çiğiltepe’nin, Mustafa Kemal’in</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ruhu da dolaşmakta…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeter mi, yetmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kahraman ruhların hayat bulmuş evlatları da, namertlere karşı siper etmiş göğsünü beklemekte…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olurda gelirseniz, geldiğiniz gibi hempalarınızı da koltuğunuzun altına alıp gidersiniz…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref1" name="x__ftn1" title="#x__ftnref1">[1]</a>&nbsp;Türkün Ateşle İmtihanı,1998, s. 279-280.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref2" name="x__ftn2" title="#x__ftnref2">[2]</a>&nbsp;Atay, Falih Rıfkı, Çankaya. İstanbul, 1984,s.&nbsp;331.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref3" name="x__ftn3" title="#x__ftnref3">[3]</a>&nbsp;Gürsoy Solmaz, Yaşayanların Dilinden: Erzurum, Sarıkamış, Kars'ta Ermeni Zulmü, 1918-1920,Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 1995.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref4" name="x__ftn4" title="#x__ftnref4">[4]</a>&nbsp;İskeçe, 1 Temmuz 1927</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:24:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dunyayi-degistirmek-7951</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dunyayi-degistirmek-7951</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyayı değiştirmek için her zaman büyük işler yapmamız gerekmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen bir insanın kalbine dokunan güzel bir söz, umudunu kaybetmiş birine verilen destek ya da karşılık beklemeden yapılan küçük bir iyilik yeter.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl mesele, hayatın içinde iyi kalabilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimseyi incitmeden yaşamak, dürüst olmak, merhameti ve vicdanı kaybetmemek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar küçük gibi görünür ama insanlığın en büyük değerleridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü iyilik, bir insandan diğerine geçer. Bir gönülde başlayan güzellik, hiç ummadığımız kadar uzağa ulaşabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyayı değiştirmek istiyorsan önce kendinden başla.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi kal. Vicdanını koru. Bir insanın hayatına güzellik kat.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazen bir insanın dünyasını değiştirmek, dünyanın değişmesi demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde çevremizden başlayarak hayatlara dokunalım, kolaylaştıralım, müjdeleyelim, umut verelim&nbsp; &nbsp;ve en önemlisi sevelim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:53:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAK SİZİ HÜR YARATMIŞKEN, HIRS SİZİ KÖR ETMESİN...</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hak-sizi-hur-yaratmisken-hirs-sizi-kor-etmesin-7950</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hak-sizi-hur-yaratmisken-hirs-sizi-kor-etmesin-7950</guid>
                <description><![CDATA[HAK SİZİ HÜR YARATMIŞKEN, HIRS SİZİ KÖR ETMESİN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAK SİZİ HÜR YARATMIŞKEN, HIRS SİZİ KÖR ETMESİN...</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’a vaktini, servetini, ömrünü vakfetmiş olan Serdar Özyurt’a yakın olmamız neden bazılarını bu kadar rahatsız ediyor?</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu gerçekten anlamakta zorlanıyoruz.<br />
Biz, Serdar Özyurt’un bu kente, bu ülkeye ve bu millete bağlılığına inandığımız için kendisini kamuoyuna anlattık. Hatay’a yaptığı yatırımları, memleket için attığı adımları, istihdam oluşturan çalışmalarını ve kent adına ortaya koyduğu projeleri haberleştirdik. Bir iş insanının memleketine yaptığı katkıları kamuoyuna duyurmak gazetecilik değil midir?<br />
Serdar Özyurt’u tanıyoruz. Kendisiyle görüştük, aynı sofraya oturduk, çayını içtik, sohbet ettik. Yaptığı çalışmaları yerinde gördük ve haberleştirdik. Bundan da hiçbir zaman utanmadık, saklamadık.<br />
Peki şimdi soruyoruz:<br />
Bizim Serdar Özyurt’a yakın olmamız kimleri, neden bu kadar rahatsız etti?<br />
Bir insanın vatanına ve milletine bağlı olduğunu düşünmek, yaptığı hizmetleri takdir etmek, Hatay için attığı olumlu adımları haber yapmak neden birilerinin gözüne batıyor?<br />
Biz gazeteciyiz. İnsanlarla tanışırız, görüşürüz, dinleriz, takip ederiz ve kamuoyuna aktarırız. Bazen bir siyasetçinin, bazen bir bürokratın, bazen bir esnafın, bazen de bir iş insanının yanında oluruz. Bu, gazeteciliğin doğasında vardır.<br />
Serdar Özyurt’un yaptığı her işin doğru olduğunu söylemek başka bir şeydir, kendisinin Hatay için yaptığı çalışmaları haberleştirmek başka bir şeydir.<br />
Bugün hakkında bir soruşturma veya yakalama kararı bulunması, dün yaptığı ve kamuoyuna açık olan çalışmaların haberleştirilmesini suç haline getirmez.<br />
Kaldı ki biz hiç kimsenin mahkemesi değiliz.<br />
Bir insan hakkında suç isnadı varsa bunun muhatabı yargıdır. Suçluluğu kesinleşmeden hiç kimseyi suçlu ilan etmediğimiz gibi, onunla görüşen, haberini yapan veya kendisini destekleyen gazetecileri de töhmet altında bırakmanın doğru olmadığını düşünüyoruz.<br />
Biz ne yediysek, ne içtiysek, ne aldıysak açıkça söylüyoruz.<br />
Gizlimiz saklımız yok.<br />
Serdar Özyurt’un suçlu olduğuna inanmıyoruz. Ancak yarın yüce devletimiz tarafından yürütülen yargılama sonucunda kendisi hakkında kesinleşmiş bir suçluluk hükmü ortaya çıkarsa, elbette hukuk önünde herkes gibi bunun gereği yapılır.<br />
Hatta söylüyoruz:<br />
Serdar Özyurt Bey’le ne yediysek, ne içtiysek, ne aldıysak; suçluluğu hukuk önünde kesinleşirse, bunun hesabını vermeye de hazırız.<br />
Gerekirse Cumhuriyet Savcılığına gider, bildiğimiz ne varsa anlatırız. Kimle ne zaman görüştüğümüzü, hangi haberleri neden yaptığımızı, hangi çalışmalarını kamuoyuna duyurduğumuzu açıkça ortaya koyarız.<br />
Bizim korkumuz yok.<br />
Ama bizim de bir sorumuz var:<br />
Dün ekmeğini yediğiniz, çayını içtiğiniz, haberini yaptığınız bir insan bugün neden hedef haline geldi?<br />
Dün kapısını çalmak normaldi de bugün onunla görüşmüş olmak neden suçmuş gibi gösteriliyor?<br />
Yoksa mesele Serdar Özyurt değil de, onunla yakın olan gazeteciler mi?<br />
Eğer mesele buysa, kusura bakmayın.<br />
Biz kiminle görüşeceğimize, kimin haberini yapacağımıza ve Hatay için yapılan hangi çalışmayı kamuoyuna taşıyacağımıza kendimiz karar veririz.<br />
Kimsenin kuyruğuna basmadık. Kimsenin hakkına girmedik. Kimsenin kalemini kiralamadık.<br />
Hatay’a hizmet eden, bu ülkeye yatırım yapan ve vatanına bağlı olduğunu ifade eden bir insanın çalışmalarını kamuoyuna duyurduk.<br />
Bundan neden rahatsız olunduğunu hâlâ anlayabilmiş değiliz.<br />
Belli ki mesele bizim Serdar Özyurt’a yakın olmamız değil...<br />
Hak sizi hür yaratmışken, hırs sizi kör etmesin.<br />
Varsa söyleyeceğiniz bir söz, söyleyin.<br />
Varsa bir iddianız, ortaya koyun.<br />
Ama gazetecilik yapan insanları, sırf bir iş insanıyla görüştü veya onun çalışmalarını haberleştirdi diye hedef göstermekten vazgeçin.<br />
Çünkü biz buradayız.<br />
Ve yaptığımız haberlerin de, kurduğumuz ilişkilerin de, attığımız imzaların da arkasındayız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne demiş beyinsizin biri gazetecilerle çekilen fotoğraflar yeniden gündemde bu doğrudan doğruya yargıya müdahil olmak ve yönlendirmektir savcılığa suç duyurusunda bulundum bu konuyla alakalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ha birde dün yanında olanlar bugün neden susuyormuş muş bu yazım sana ve siz kasıntılara en iyi cevaptır saygılarımla...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ'lıcakla...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:16:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail, Türkiye&#039;ye Bulaşma İyi Düşün</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/israil-turkiyeye-bulasma-iyi-dusun-7949</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/israil-turkiyeye-bulasma-iyi-dusun-7949</guid>
                <description><![CDATA[İsrail, Türkiye'ye Bulaşma İyi Düşün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail, Türkiye'ye Bulaşma İyi Düşün</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail’in Suriye’de attığı son adımlar artık Türkiye açısından sıradan bir gelişme olarak görülemez. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ebu Zuhur saldırısının ardından Ankara’nın tepkisi net oldu; Türkiye, İsrail’in Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırılarını kınadı. Üstelik ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da İsrail’in hamlesinin Türkiye ile ciddi bir çatışma riskini beraberinde getirdiğine dikkat çekti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail’e buradan açık bir mesaj vermek gerekiyor: Türkiye senin üzerinde hesap yapabileceğin, istediğin zaman karşısına geçip tehdit edebileceğin bir ülke değildir. Türkiye savaş aramıyor, kimsenin toprağında gözü yok. Ama Türkiye’nin sabrını zayıflık olarak görmek büyük bir hata olur. Dünyanın farklı yerlerinden gelen değerlendirmelerde bile Türkiye ile doğrudan bir çatışmanın ne kadar tehlikeli olabileceği vurgulanıyor. Nitekim Barrack, Türkiye’nin güçlü bir ordu ve hava kuvvetlerine sahip olduğunu, yanlış hesaplamaların ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail şunu iyi anlamalı: Türkiye’ye kafa tutmak kolay değildir. Türkiye barıştan yana olabilir ama gerektiğinde kendi güvenliğini ve çıkarlarını koruyacak güce de sahiptir. Bize bulaşmadan önce iyi düşünün. Çünkü Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışmak, yalnızca yeni bir kriz değil, İsrail’in hiç istemeyeceği sonuçları da beraberinde getirebilir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim isteğimiz savaş değil; ama Türkiye’ye karşı atılacak her adımın bir karşılığı olduğunu herkes bilmelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:37:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOK DOĞRU BİR KARAR, KUTLUYORUM</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cok-dogru-bir-karar-kutluyorum-7948</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cok-dogru-bir-karar-kutluyorum-7948</guid>
                <description><![CDATA[ÇOK DOĞRU BİR KARAR, KUTLUYORUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="margin-left:142px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ÇOK DOĞRU BİR KARAR, KUTLUYORUM</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:142px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:142px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ŞEMSETTİN GÜNAY</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk değişik bir başkan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öncelikle en muhalifleri bile başkanın taraflı veya partizan hizmetler yaptığını söyleyemiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mevcut 15 belediye başkanı sorunları için başkanın kapısını çaldıklarında ilgiyle dinleniyor, dikkate alınıyor ve yapılabilecek ne varsa yapılmaya çalışılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkanların hangi partiden olduğuna bakılmaksızın hizmetler götürülüyor, çalışmalar başlatılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabi unutulmaması gereken en önemli şey Mehmet Öntürk’ün yüzde 85’i yıkılmış, alt yapısı çökmüş bir ile başkan olması. Gelirleri yok denecek kadar az ve kısıtlı. Hatsu su paralarını bile toplamaya başlayalı daha çok az bir zaman oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabela vergileri toplanamıyor, halkının büyük bir çoğunluğu halen konteynerlerde yaşayan insanlardan gelir elde edilemiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama her taraf alt yapıya muhtaç, tüm yollar yeniden yapılmaya muhtaç. İhtiyaçlar diğer illere nazaran birkaç kat daha fazla. Yollardan, alt yapılardan şikayetler kesilmiyor. Herşey adeta sıfırdan yapılması gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mehmet Öntürk zaman zaman halkın karşısına geçiyor tüm samimiyetiyle sorunları dinliyor, bürokratlarına hemen gerekli talimatları veriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şow yapma gereği duymuyor Öntürk. Sürekli olarak sahici, kendi gibi olan bir insanla karşı karşıya olduğunuzu görüyorsunuz, bu da insanlara güven telkin ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunları neden söyleme gereği duydum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mehmet Öntürk geçenlerde meclise bir teklifle geldi. Kardeş şehir ilan ettiği İdlip ve Lazkiye belediyelerine ikişer araç hibe etmeyi önerdi ve meclis oy çokluğuyla bu teklifi kabul etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hibe edilen araçlar 7-8 yaşlarında hizmet araçları. Bunların envanterden çıkarılması ne büyükşehir için bir zafiyet oluşturur ne de hizmetleri aksatır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ancak kardeş ülke Suriye’de bizlere karşı halkın sempatisini artırırken, kardeşlik bağlarını da güçlendirir. Bu araçlar makam aracı değil hizmet aracıdır ve o beldelerin halkına hizmet eder. Hayatlarını kolaylaştırır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıkılmış kentlerinin, yollarının yapılmasına yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama bir de bakıyoruz ki bir takım azınlık çığırtkanlar çığlık çığlığa bunu eleştirmek için birbirleriyle yarışıyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nasıl geçmişte terör listesinde olan Şara’ya bu yardım yapılırmış. Terörün merkezi İdlip’e bu vasıtalar nasıl verilirmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öncelikle beyler, bir şeyi yerli yerine oturtalım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Verilen araçlar yöneticilere makam aracı olarak değil halka hizmet aracı olarak hibe edilmiştir. Bu araçlar İdlip ve Lazkiye sakinlerinin hayatını kolaylaştırmak amacıyla hibe edilmiş, Oraların halkının hizmetine sunulmuştur. Siz neye karşı çıkıyorsunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kardeş şehir ilan edilen İdlip ve Lazkiye sakinlerine hizmet verilmemesini mi savunuyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincisi bir milyon insanın öldürüldüğü, varil bombalarıyla katledildiği, sydneya hapishanelerinde ve diğer hapishanelerde binlerce insanın işkenceden geçirildiği 7 milyon Suriyelinin ülkelerini terketmek zorunda kalıp mülteci durumuna düştüğü bir ülkede rejim terörist değil ama buna karşı çıkanlar terörist, öyle mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O zamanlar bu yaftayı kim yapıştırıyordu, rejim ve ABD…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aynı ABD bugün Ahmet Şara’yı beyaz sarayda ağırlıyor, Suriyeyi “teröre destek veren ülke” konumundan çıkarıyorsa, aynı Şara birçok Avrupa ülkesinde ve Rusya’da devlet başkanı sıfatıyla karşılanıyorsa “terörist” yaftasının ne kadar göreceli olduğunu varın siz düşünün.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama bizim çığırtkanlarımız halen tarihin çok geri planında kaldığını göstermekten çekinmiyorlar. Tarih geçmişte terörist damgası yemiş ancak daha sonraları devlet başkanı olmuş bir hayli insana tanıklık ediyor. Yaser Arafat’ta bunlardan biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Söyleyeceğim o ki Mehmet Öntürk çok doğru bir karar vermiş, kardeşliğimizi perçinlemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kutluyorum. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">25.08.2026</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:41:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turkiye-israil-geriliminde-yeni-esik-suriye-askeri-denge-ve-sicak-catisma-ihtimali-7947</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turkiye-israil-geriliminde-yeni-esik-suriye-askeri-denge-ve-sicak-catisma-ihtimali-7947</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Bilgi kesim tarihi: 25 Ağustos 2026</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-İsrail ilişkileri, Gazze savaşı sonrasında Suriye merkezli stratejik rekabetin belirginleşmesiyle yeni bir aşamaya girmiştir. İsrail’in Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik saldırısı, Türkiye’nin Suriye’de artan askerî ve siyasi etkisi ile İsrail’in güvenlik önceliklerinin doğrudan temas edebileceğini göstermiştir. Çalışmada iki ülkenin askerî kapasitesi; ABD ve NATO faktörü, Şuşa Beyannamesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail-Yunanistan-GKRY yakınlaşması, Mısır ve Körfez ülkeleri ile Rusya’nın muhtemel tutumu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Mevcut koşullarda planlanmış ve geniş çaplı bir Türkiye-İsrail savaşı düşük ihtimalli görünmekle birlikte, Suriye’de Türk personelinin hedef alınması veya yanlış hesaplamaya dayalı bir askerî olay karşılıklı misillemeleri tetikleyebilir. Bu nedenle asıl risk, tarafların bilinçli biçimde savaş aramasından çok, Suriye’de daralan stratejik mesafenin kontrol edilmesi güç bir tırmanmaya dönüşmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Türkiye-İsrail ilişkileri, Suriye, askerî denge, bölgesel güvenlik, sıcak çatışma.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Abstract</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Israel relations have entered a new phase as strategic rivalry centred on Syria has become increasingly pronounced following the Gaza war. Israel’s strike on the Abu al-Duhur Military Airbase demonstrated that Türkiye’s growing military and political influence in Syria and Israel’s security priorities may increasingly come into direct contact. This study examines the military capabilities of both countries together with the roles of the United States and NATO, the Shusha Declaration, the Mecca Joint Defence Agreement, Israel’s growing cooperation with Greece and the Greek Cypriot Administration, as well as the possible positions of Egypt, the Gulf states and Russia. Under current conditions, a planned and large-scale Türkiye-Israel war remains unlikely. However, an attack involving Turkish personnel in Syria or a military incident caused by miscalculation could trigger a cycle of retaliation. The principal risk, therefore, lies not in a deliberate decision by either side to seek war, but in the possibility that the narrowing strategic distance in Syria could evolve into an uncontrollable military escalation.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Keywords: Türkiye-Israel relations, Syria, military balance, regional security, armed conflict.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Giriş</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, Gazze savaşı sonrasında sertleşen siyasi söylemin ötesine geçerek Suriye, Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik mimarisi üzerinden stratejik rekabete dönüşmektedir. İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması bu gerilimin yeni bir eşiğe ulaştığını göstermiştir. İsrail, Suriye’nin üsse Türk askerî unsurlarının konuşlanmasına izin vermek üzere olduğunu ileri sürerken Türkiye bu iddiayı reddetmiş; Suriye yönetimi de bölgede kalıcı Türk üssü veya kuvvet konuşlandırılması planlanmadığını açıklamıştır.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Artık mesele yalnız Gazze ve Filistin üzerinden okunabilecek diplomatik bir ihtilaf değildir. Türkiye’nin Şam yönetimiyle geliştirdiği askerî eğitim ve savunma iş birliği ile İsrail’in Suriye’de kendi güvenlik alanını askerî tedbirlerle genişletme yaklaşımı, iki ülkenin stratejik etki alanlarını birbirine yaklaştırmaktadır. Bu nedenle “Türkiye ile İsrail arasında sıcak savaş çıkar mı?” sorusu; askerî kapasitenin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO (North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), Şuşa Beyannamesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail-Yunanistan- Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) yakınlaşması, Mısır ve Körfez ülkeleri ile Rusya faktörü birlikte değerlendirilerek cevaplandırılmalıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Suriye: Türkiye-İsrail Rekabetinin Yeni Temas Hattı</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur saldırısının önemi, üssün mevcut askerî kapasitesinden çok, hedef seçimine yüklenen anlamdan kaynaklanmaktadır. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in saldırı öncesinde Washington’u bilgilendirmediğini ve olayın Türkiye ile doğrudan askerî tırmanmaya yol açabilecek kadar tehlikeli olduğunu belirtmiş; saldırının Türkiye’yi askerî karşılığa çekme amacı taşıyabileceği ihtimalini de gündeme getirmiştir.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington bu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış hesaplamaları önleyecek daha kurumsal bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde çalışmaktadır.[3] 23 Ağustos 2026’da Ürdün’de ABD arabuluculuğunda yapılan Suriye-İsrail görüşmelerinde de İsrail saldırılarının durdurulması, Türkiye-İsrail geriliminin Suriye’ye yansımaması, İsrail’in 8 Aralık 2024 öncesi hatlara çekilmesi ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden uygulanması ele alınmıştır.[4] Ancak İsrail güçlerinin 23–24 Ağustos 2026 günlerinde Kuneytra ve Dera kırsalındaki hareketliliği, diplomatik arayışlara rağmen sahadaki gerilimin sürdüğünü göstermektedir.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından diğer önemli gelişme, Ankara’nın PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendirdiği PYD/YPG’nin ağırlığını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Şam yönetimiyle bütünleşme sürecidir. SDG lideri Mazlum Abdi, 20 Ağustos 2026’da askerî, güvenlik ve idarî kurumların Suriye devlet kurumlarıyla entegrasyonunun tamamlandığını açıklamıştır.[6] Bu sürecin fiilen tek devlet ve tek ordu yapısına dönüşmesi, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve sınır güvenliği bakımından uzun süredir savunduğu yaklaşımın önemli ölçüde karşılanması anlamına gelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık İsrail, Türkiye’nin yeni Suriye yönetimi üzerindeki artan nüfuzunu kendi güvenlik perspektifinden farklı okumaktadır. ABD Kongre Araştırma Servisi (CRS), Türkiye-İsrail rekabetinin en görünür olduğu alanın Suriye olduğunu ve İsrail’in Ankara’nın artan etkisini dengelemeye çalıştığını değerlendirmektedir.[7] Türkiye’nin Şam yönetimiyle askerî ilişkileri resmî iş birliği çerçevesinde yürütülürken Ankara, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Suriye, iki ülkenin savaş istememesine rağmen askerî unsurlarının giderek yaklaştığı bir yanlış hesaplama sahasına dönüşmektedir. Asıl tehlike planlanmış bir savaştan ziyade, bir İsrail saldırısında Türk personelin hayatını kaybetmesi ve bunun karşılıklı misillemeleri tetiklemesidir; zira böyle bir gelişme Ankara üzerindeki askerî ve siyasi karşılık verme baskısını önemli ölçüde artıracaktır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Askerî Denge: İki Farklı Güç Modeli</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İsrail’in askerî gücünü yalnız sayısal büyüklük üzerinden karşılaştırmak yanıltıcıdır. İsrail; ileri teknolojiye dayalı hava gücü, istihbarat, elektronik harp, hassas vuruş kabiliyeti ve çok katmanlı hava-füze savunmasında önemli üstünlüklere sahiptir. CRS’ye göre İsrail 50 F-35 işletmekte, 25 ilave uçağın teslimatını beklemektedir.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ise stratejik derinlik, nüfus, kuvvet hacmi ve savunma sanayii altyapısı bakımından farklı avantajlara sahiptir. CRS, Türkiye’yi NATO içindeki ikinci büyük askerî kuvvet olarak tanımlamakta ve Ankara’nın dış politika kapasitesinin büyüyen millî savunma sanayiiyle desteklendiğini belirtmektedir.[10] İnsansız sistemler, elektronik harp, füze-mühimmat, kara ve deniz platformlarındaki millî üretim kapasitesi özellikle uzun süreli krizlerde önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Stockholm International Peace Research Institute’e (SIPRI) göre İsrail’in 2025 askerî harcaması yaklaşık 48,3 milyar dolar ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’sının (GSYH) yüzde 7,8’i; Türkiye’nin harcaması ise yaklaşık 30 milyar dolar ve GSYH’sinin yüzde 1,9’udur. Türkiye’deki artışta yerli savunma sanayiine yapılan yatırımlar belirleyici unsurlardan biridir.[11]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla doğru soru “hangi ülke daha güçlü?” değil, “hangi ülke hangi çatışma türünde daha avantajlıdır?” olmalıdır. Kısa süreli ve hava gücü merkezli bir harekâtta İsrail’in niteliksel avantajları öne çıkarken, uzun süreli ve kaynak tüketen bir çatışmada Türkiye’nin stratejik derinliği ve üretim kapasitesi daha belirleyici hâle gelebilir. Her iki durumda da kolay ve düşük maliyetli bir zafer gerçekçi değildir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">ABD ve NATO: Denklemin En Kritik Unsuru</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Olası Türkiye-İsrail çatışmasının en karmaşık aktörü ABD’dir. Washington ile İsrail arasında uzun süredir güçlü askerî ilişkiler bulunmaktadır. 2016 tarihli mutabakat, 2019-2028 döneminde İsrail’e yıllık 3,3 milyar dolar dış askerî finansman ve 500 milyon dolar füze savunma desteği öngörmektedir.[12] İsrail’in niteliksel askerî üstünlüğünün korunması da Amerikan güvenlik politikasının yerleşik unsurlarından biridir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Türkiye 1952’den beri NATO üyesidir ve Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan geniş bir stratejik coğrafyada önemli askerî kapasiteye sahiptir. Bu nedenle Türkiye-İsrail savaşı Washington açısından yalnız iki ortak arasında tercih değil, daha geniş bir NATO ve bölgesel güvenlik krizi anlamına gelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO’nun 5. maddesi bir müttefike yönelik silahlı saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılmasını öngörür; ancak her devlet yardımın niteliğini gerekli gördüğü şekilde belirler.[14] Ayrıca 6. madde coğrafi kapsamı düzenlemektedir.[15] Dolayısıyla Suriye’deki bir Türk birliğinin vurulmasıyla Türkiye topraklarının doğrudan hedef alınması aynı hukuki ve siyasi sonucu doğurmayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington’un çatışmasızlık mekanizması arayışı da bu nedenle önemlidir. ABD’nin İsrail’in güvenliğine ilişkin taahhütleri devam ederken, NATO müttefiki Türkiye ile İsrail arasında kontrolsüz savaş çıkmasını önlemek için de güçlü nedenleri vardır. İlk tercihinin taraflardan birinin yanında savaşa girmekten çok çatışmayı önlemek olması beklenmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin 24 Ağustos 2026’da Suriye’yi 1979’dan beri bulunduğu “teröre destek veren devletler” listesinden çıkarması ve Nusra Cephesi/Heyet Tahrir eş-Şam’a ilişkin bazı yaptırım tanımlamalarını kaldırması da denklemi değiştirmektedir.[16] Washington’un yeni Suriye yönetiminin ekonomik ve kurumsal istikrarına verdiği önemin artması, Suriye sahasının Türkiye-İsrail çatışmasına dönüşmesini engellemeyi ABD açısından daha da önemli hâle getirmektedir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Şuşa Beyannamesi ve Mekke Anlaşması: Türkiye’nin Yeni Güvenlik Çevresi</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin dış güvenlik bağlantıları yalnız NATO’dan ibaret değildir. Türkiye ile Azerbaycan arasında 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine veya güvenliğine yönelik tehdit veya saldırı hâlinde derhâl istişareyi, gerekli yardımın kapsam ve biçiminin belirlenmesini ve askerî koordinasyonun sağlanmasını öngörmektedir.[17] Bu çerçevede Türkiye’ye yönelik açık bir devlet saldırısı, Azerbaycan bakımından yalnız diplomatik dayanışma gerektiren bir gelişme değil, müttefiklik ilişkisi kapsamında somut destek ve koordinasyonu gündeme getirecek ciddi bir güvenlik meselesi olacaktır. Yardımın yöntemi ve kapsamı tarafların ortak değerlendirmesiyle belirlenecek olmakla birlikte, Şuşa Beyannamesi Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine güçlü bir karşılıklı güvenlik ve dayanışma zemini kazandırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bölgesel denklemi değiştiren diğer gelişme, 7 Ağustos 2026’da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıdır. Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üçüne yapılmış sayılmasını öngörmekte ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkını teyit etmektedir.[18] Açıklanan uygulama çerçevesinde siyasi-askerî koordinasyon, ortak tatbikatlar, hava savunması, insansız sistemler, elektronik harp, yapay zekâ ve savunma sanayii iş birliği planlanmaktadır.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Mekke Anlaşması henüz NATO’nun onlarca yıllık entegre komuta yapısına sahip değildir; Pakistan’ın nükleer kapasitesi de Türkiye için ilan edilmiş otomatik bir “nükleer şemsiye” anlamına gelmemektedir. Asıl stratejik sonuç, Türkiye’nin güvenliğinin artık yalnız NATO üyeliği üzerinden okunamayacak çok katmanlı bir yapıya kavuşmasıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Mısır ve Körfez Ülkeleri</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara, Mekke Anlaşması’nın genişlemeye açık olduğunu belirtmiş ve Mısır’ı potansiyel üyeler arasında zikretmiştir.[20] Kahire ise hukuki, anayasal ve teknik boyutları değerlendirdiğini açıklamıştır.[21] Bununla birlikte Mısır’ın olası bir Türkiye-İsrail savaşında doğrudan askerî taraf olacağını ileri sürmek için yeterli dayanak bulunmamaktadır. Mısır ve diğer Körfez ülkelerinden siyasi, diplomatik, ekonomik ve lojistik destek görülmesi, doğrudan askerî katılımdan daha olasıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">İsrail’in Yunanistan ve GKRY Kartı</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile askerî yakınlaşması Ankara açısından dikkatle izlenmelidir. Üç taraf 2026 boyunca Doğu Akdeniz’de ortak tatbikatları ve askerî-istihbarî iş birliğini artırma kararı almış,[22] Yunanistan da Temmuz 2026’da yaklaşık 3,5 milyar avroluk İsrail yapımı hava savunma sistemi alımını onaylamıştır.[23]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler Doğu Akdeniz güvenlik mimarisinde İsrail-Yunanistan-GKRY yakınlaşmasının askerî boyut kazandığını göstermektedir. Ancak Yunanistan ve Türkiye’nin aynı zamanda NATO müttefiki olduğu unutulmamalıdır. İsrail’e diplomatik, istihbarî veya lojistik kolaylık sağlanmasıyla Türkiye’ye karşı doğrudan savaşa katılmak aynı şey değildir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Rusya Türkiye’nin Yanında Yer Alır mı?</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Rusya ilişkileri iş birliği ve rekabetin birlikte yürüdüğü karmaşık bir yapıya sahiptir. Rusya’nın 15 Ağustos 2026’da Türkiye’de bulunan bazı ABD menşeli mühimmatın Ukrayna’ya aktarılabileceği haberleri üzerine Ankara ve Washington’dan açıklama istemesi ve bunun ikili ilişkilere “ciddi zarar” vereceğini bildirmesi bu kırılganlığı göstermektedir.[24]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moskova, İsrail’in bölgesel askerî hareketliliğinden rahatsız olsa da Türkiye’nin Suriye, Kafkasya, Karadeniz ve Orta Asya’daki güç artışını da dikkatle izlemektedir. Bu nedenle olası bir Türkiye-İsrail krizinde doğrudan Ankara’nın yanında savaşa girmekten çok, diplomatik manevra alanını ve stratejik kazancını artırmaya çalışması daha muhtemeldir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sıcak Savaş Gerçekten Mümkün mü?</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugünkü şartlarda Türkiye ile İsrail arasında planlanmış ve uzun süreli savaş ana senaryo değildir. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar da 22 Ağustos 2026’da Türkiye ile gerilimi tırmandırmak istemediklerini ve diplomatik çözümü tercih ettiklerini açıklamış; buna karşılık Suriye’de Türk askerî üslerinin kurulmasını kabul etmeyeceklerini belirtmiştir.[25] İsrail böylece savaştan kaçınma iradesiyle birlikte kendi kırmızı çizgisini de ilan etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara’nın açıklamaları ise diplomasi ile caydırıcılığı birlikte yürütme eğilimini göstermektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos2026’da “Biz İsrail’in stratejilerini çok iyi biliyoruz” diyerek İsrail’in yeni provokasyon ve oyunbozanlık girişimlerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekmiştir.[26] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Mekke Anlaşması’nın amacını caydırıcılık ve bölgesel istikrar olarak açıklamış; 18 Ağustos 2026’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde bölgesel sorunlarda diplomasiye azami ölçüde başvurulması gerektiğini vurgulamıştır.[27]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna rağmen düşük ihtimal sıfır ihtimal değildir. Ebu Zuhur saldırısından sonra Washington’un Türkiye-İsrail askerî karşılaşması riskini açık biçimde gündeme getirmesi[28] ve çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışması[29] bu tehlikenin artık teorik olmadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">En riskli senaryo İsrail’in Suriye’de Türk personelinin bulunduğu bir tesisi vurması ve can kaybına yol açmasıdır. Ankara’nın vereceği karşılık İsrail misillemesini, bunun ardından daha kapsamlı bir Türk cevabını tetikleyebilir. Böylece tarafların başlangıçta planlamadığı sınırlı bir olay, kontrol edilmesi güç bir tırmanma sürecine dönüşebilir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sonuç</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-İsrail gerilimi, Gazze merkezli siyasi ayrışmanın ötesine geçerek Suriye’de stratejik çıkarların karşı karşıya geldiği yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü, merkezi otoritesi ve sınır güvenliğini esas alan yaklaşımı ile İsrail’in Türkiye’nin artan askerî ve siyasi etkisini sınırlandırma politikası arasındaki mesafe daralmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Geniş çaplı ve planlanmış savaş hâlen düşük ihtimallidir. Ancak Ebu Zuhur saldırısı, yanlış hesaplama veya Türk personelinin hedef olması hâlinde iki ülkenin istemedikleri bir tırmanma sürecine sürüklenebileceğini göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından öncelik; askerî caydırıcılığı diplomatik meşruiyet, savunma sanayii kapasitesi, Şam ile koordinasyon ve çok katmanlı güvenlik ilişkileriyle birlikte yönetmek olmalıdır. Suriye’de işleyen ve doğrudan iletişime imkân veren bir çatışmasızlık mekanizmasının oluşturulması da askerî caydırıcılığın zayıflaması değil, yanlış hesaplama riskinin azaltılması anlamına gelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son tahlilde Türkiye-İsrail gerilimindeki temel tehlike, tarafların bilinçli biçimde savaş aramasından çok, Suriye’de daralan stratejik mesafenin bir yanlış hesabı sıcak çatışmaya dönüştürme ihtimalidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ:</span></strong><span style="font-size:8.0pt"> Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Reuters, “<em>Israel and Turkey Step Up Warnings over Syria after Airbase Bombing</em>”, 20.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/2" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, “<em>Suriye’de Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Gerçekleştirilen Saldırı Hk.”, No: 160</em>, 18.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/3" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/no_-160_-suriye-de-ebu-zuhur-askeri-ussu-ne-gerceklestirilen-saldiri-hk.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Associated Press, “<em>A US Envoy Says Israel Did Not Give a Warning to the US Ahead of a Recent Syria Air Strike</em>”, 22.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/4" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/barrack-air-base-syria-turkey-israel-7c77c4dc90fd8aa1e87c85abc287b6fb</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Reuters, “<em>US Working on Deconfliction Mechanism among Turkey, Israel and Syria, US Envoy Says</em>”, 18.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/5" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Feras Dalatey, “Syria, Israel hold US-mediated talks to ease tensions, Syria news agency says”, Reuters, 24.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-israel-hold-us-mediated-talks-ease-tensions-syria-news-agency-says-2026-08-23/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-israel-hold-us-mediated-talks-ease-tensions-syria-news-agency-says-2026-08-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Lina Altawell, “Israeli forces raid southern Syria day after de-escalation meeting”, Anadolu Ajansı (AA), 24.08.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/en/middle-east/israeli-forces-raid-southern-syria-day-after-de-escalation-meeting/4035535" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/en/middle-east/israeli-forces-raid-southern-syria-day-after-de-escalation-meeting/4035535</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Arab News/AFP, “<em>Syrian Kurds Announce Completion of Civil, Military Integration with Damascus</em>”, 20.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/6" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.arabnews.com/node/2655360/middle-east</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Turkey-Israel Tensions and Rivalry” ve “Syria and Broader Region” bölümleri. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/7" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Syria and Broader Region” bölümü. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/8" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Suriye’de Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Gerçekleştirilen Saldırı Hk.”, No: 160, 18.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/9" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/no_-160_-suriye-de-ebu-zuhur-askeri-ussu-ne-gerceklestirilen-saldiri-hk.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Military Balance: Israel and Greece” bölümü. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/10" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “General Background” bölümü. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/11" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Xiao Liang vd., <em>Trends in World Military Expenditure, 2025</em>, Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), Nisan 2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/12" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/sites/default/files/2026-04/2604_milex_2025.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] U.S. Department of State, “U.S. Security Cooperation with Israel”, 2019-2028 dönemi güvenlik yardımı mutabakatına ilişkin resmî bilgi. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/13" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://2021-2025.state.gov/u-s-security-cooperation-with-israel/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] U.S. Department of State, “Ten-Year Memorandum of Understanding Between the United States and Israel”, 01.10.2018. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/14" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://2017-2021.state.gov/ten-year-memorandum-of-understanding-between-the-united-states-and-israel/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] NATO, <em>The North Atlantic Treaty</em>, Madde 5. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty (Erişim: 23.08.2026.) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] NATO, <em>The North Atlantic Treaty</em>, Madde 6. Bkz. Dipnot 14.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Reuters, “US Removes Syria from Terrorism Sponsor List, Lifting Major Investment Obstacle”, 24.08.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/us-removes-syrias-designation-state-sponsor-terrorism-2026-08-24 (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “<em>Şuşa Beyannamesi onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlandı</em>”, 23.03.2022. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/17" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/susa-beyannamesi-onaylanarak-resmi-gazetede-yayimlandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “<em>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı</em>”, 07.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/18" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. “<em>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ mesajı</em>”, 07.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/19" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogandan-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-mesaji</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Reuters, “<em>Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia</em>”, 13.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/20" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Reuters, “<em>Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia</em>”, 13.08.2026.&nbsp; Bkz. Dipnot 19.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] The National, “<em>Egypt Considering Legal Issues around Joining Latest Regional Defence Pact</em>”, 14.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/22" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.thenationalnews.com/news/mena/2026/08/14/egypt-considering-legal-issues-around-joining-latest-regional-defence-pact/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] Reuters, “<em>Greece, Israel and Cyprus to Step Up Joint Exercises in Eastern Mediterranean</em>”, 29.12.2025. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/23" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-israel-cyprus-step-up-joint-exercises-eastern-mediterranean-2025-12-29/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] Reuters, “<em>Greece to Buy $4 Billion Air Defence System from Israel</em>”, 23.07.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/24" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[24] Reuters, “<em>Russia Seeks Explanation from US and Turkey over Reports of Possible Arms Transfer</em>”, 15.08.2026; Reuters metni için bkz. <em>The Moscow Times</em>. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/25" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.themoscowtimes.com/2026/08/15/russia-seeks-explanation-from-us-and-turkey-over-reports-of-possible-arms-transfer-a93505</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[25] The Times of Israel, “FM Sa’ar: Israel Has No Interest in Escalation with Turkey, but We Won’t Accept Turkish Bases in Syria”, 22.08.2026. </span><a href="https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/fm-saar-we-have-no-interest-in-escalation-with-turkey-but-we-wont-accept-turkish-bases-in-syria/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/fm-saar-we-have-no-interest-in-escalation-with-turkey-but-we-wont-accept-turkish-bases-in-syria/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[26] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Anadolu Ajansı Editör Masası’na Verdiği Mülakat”, 08.08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-anadolu-ajansi-editor-masasi-na-verdigi-mulakat--8-agustos-2026.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-anadolu-ajansi-editor-masasi-na-verdigi-mulakat--8-agustos-2026.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[27] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Mekke Anlaşması caydırıcılığı güçlendiriyor ve hiçbir ülkeyi hedef almıyor” (El Şark el Evsat)”, 13.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/cumhurbaskani-erdogan-sarkul-avsata-konustu-mekke-anlasmasi-caydiriciligi-guclendiriyor-ve-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyor-el-sark-el-evsat" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/cumhurbaskani-erdogan-sarkul-avsata-konustu-mekke-anlasmasi-caydiriciligi-guclendiriyor-ve-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyor-el-sark-el-evsat</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile görüşmesine ilişkin açıklama”, 18.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-abd-baskani-trump-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama-18-08-26" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-abd-baskani-trump-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama-18-08-26</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[28] Associated Press, “<em>A US Envoy Says Israel Did Not Give a Warning to the US Ahead of a Recent Syria Air Strike</em>”, 22.08.2026. Bkz. Dipnot 2.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[29] Reuters, “<em>US Working on Deconfliction Mechanism among Turkey, Israel and Syria, US Envoy Says</em>”, 18.08.2026. Bkz. Dipnot 3.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:14:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HİÇLİK MAKAMINDA BULDUM BEN BENİ</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hiclik-makaminda-buldum-ben-beni-7946</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hiclik-makaminda-buldum-ben-beni-7946</guid>
                <description><![CDATA[HİÇLİK MAKAMINDA BULDUM BEN BENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HİÇLİK MAKAMINDA BULDUM BEN BENİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Göçmen kuşlarını rehber bilince<br />
Kelepir düşlerden aldım ben beni<br />
Anguttan, kumrudan ibret alınca<br />
Hüzünlü yıllardan çaldım ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beni benden etti aşkın cılgası<br />
Beni benden saymaz benden başkası<br />
Mutluluk nedenim beylik halkası<br />
Gönlümün sultanı kıldım ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevdası kalbime edince nüfuz<br />
Gülistan Beyi’ni bildim kılavuz<br />
Ondan gayrı yollar kötü düpedüz<br />
Aşkın diyarına saldım ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nurseli’yim uzak durdum varlıktan<br />
İsyan eylemedim türlü darlıktan<br />
Mutluyum kandığım bahtiyarlıktan<br />
Hiçlik makamında buldum ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:13:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TARİFSİZ BELGESELİ İZLEYİCİYLE BULUŞTU: AFRİKA’DAKİ SU MÜCADELESİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/tarifsiz-belgeseli-izleyiciyle-bulustu-afrikadaki-su-mucadelesini-dunyaya-anlatiyor-7945</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/tarifsiz-belgeseli-izleyiciyle-bulustu-afrikadaki-su-mucadelesini-dunyaya-anlatiyor-7945</guid>
                <description><![CDATA[TARİFSİZ BELGESELİ İZLEYİCİYLE BULUŞTU: AFRİKA’DAKİ SU MÜCADELESİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>TARİFSİZ BELGESELİ İZLEYİCİYLE BULUŞTU: AFRİKA’DAKİ SU MÜCADELESİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR</strong></h3>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<strong> &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aslıhan Toksoy</strong></p>

<p><br />
Vuslat Derneği’nin Afrika’da gerçekleştirdiği insani yardım ve temiz su çalışmalarından hareketle hazırlanan “TARİFSİZ: Bugün İki Hayat Kurtuldu” belgeseli, YouTube’da izleyiciyle buluştu.</p>

<p>Belgesel, temiz suya ulaşmanın hâlâ milyonlarca insan için hayati bir mücadele olduğu gerçeğini çarpıcı görüntülerle gözler önüne seriyor.</p>

<p>Vuslat Sanat tarafından hazırlanan “TARİFSİZ: Bugün İki Hayat Kurtuldu”, Afrika’nın Çad bölgesinde temiz suya erişmek için verilen yaşam mücadelesini konu alıyor.</p>

<p>Vuslat Derneği’nin bölgede yürüttüğü insani yardım ve temiz su çalışmalarından hareketle çekilen belgesel; bir yudum temiz suyun dünyanın bazı coğrafyalarında ne denli büyük bir anlam taşıdığını izleyiciye sahadan gerçek hayatlar üzerinden aktarıyor.</p>

<p>Bir Yudum Suyun Peşindeki Hayatlar</p>

<p>Belgeselde, insanların günlük yaşamlarını sürdürebilmek için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kaldığı, kimi zaman rengi ve kokusu değişmiş sağlıksız su kaynaklarına mecbur kaldığı şartlar gözler önüne seriliyor.</p>

<p>Ancak TARİFSİZ, yalnızca Afrika’daki susuzluğu anlatan bir yapım olmanın ötesine geçiyor. Belgesel, suya erişim meselesini insan onuru, yaşam hakkı ve gelecek üzerinden ele alırken dünyanın başka bir köşesinde yaşayan insanların bu tablo karşısındaki sorumluluğunu da sorguluyor.</p>

<p>Belgeselin merkezindeki soru ise izleyiciyi vicdanıyla baş başa bırakıyor:</p>

<p>“Bir başkasının hayatına dokunduğumuzda, önce kimin hayatı değişir? Suya kavuşanın mı, suyu ulaştıranın mı?”</p>

<p>“Bugün İki Hayat Kurtuldu”</p>

<p>Belgeselin taşıdığı mesaj, yapımın alt başlığında güçlü bir ifadeyle karşılık buluyor:</p>

<p>“Bugün iki hayat kurtuldu; biri suya kavuştu, diğeri vicdanına.”</p>

<p>Bu sözle TARİFSİZ, temiz suya ulaşan bir insanın hayatındaki değişimin yanı sıra yardım eli uzatan kişinin dünyasında başlayan vicdani dönüşüme de dikkat çekiyor.</p>

<p>Vuslat Sanat İmzasıyla Hazırlandı</p>

<p>Yapımını Vuslat Sanat’ın, saha çalışmalarını ise Vuslat Derneği’nin üstlendiği belgeselin yönetmen koltuğunda Abdullah Beyhan bulunuyor. Senaryo ve müzik çalışmaları Ayhan Özel tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p>Projenin Ana İş Birliği Ortağı BOLERO, belgeselin insani mesajının ve sosyal etkisinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağladı.</p>

<p>TARİFSİZ Artık YouTube’da</p>

<p>Afrika’da temiz suya ulaşmaya çalışan insanların hikâyesini rakamların ötesine taşıyarak insanın karşısına gerçek hayatlarla çıkaran TARİFSİZ, Vuslat Derneği’nin YouTube kanalı üzerinden izlenebiliyor.</p>

<p>Vuslat Derneği, belgeselle yalnızca izlenilecek bir hikâye anlatmayı değil; suyun olduğu bir dünyadan, suya ulaşamayan insanların dünyasına bakmayı ve izleyiciyi kendi vicdanında bir soruyla baş başa bırakmayı amaçlıyor:</p>

<p>Bir insanın hayatını değiştirmek için bazen gerçekten sadece bir damla yeter mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:57:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebülfez Elçibey - Bir Şairin Yaptıkları</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ebulfez-elcibey-bir-sairin-yaptiklari-7944</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ebulfez-elcibey-bir-sairin-yaptiklari-7944</guid>
                <description><![CDATA[Ebülfez Elçibey - Bir Şairin Yaptıkları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ebülfez Elçibey -&nbsp;</strong><strong>Bir Şairin Yaptıkları</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“Çok işkence gördüm, çok çektirdiler, hiçbirine yanmam da, Atatürk rozeti vardı yakamda, onu aldılar elimden, ona yanarım”.</strong>&nbsp;Ebülfez Elçibey</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saki, getür, getür yine dünki şarabumı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söylet dile getür yine çeng ü rebabumı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben var iken gerek bana, bu zevk ü bu safa</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün gele kim görmeye kimse türabumı (II. Murad)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nice kâfir kal'asın almak nasîb itdi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hudâ Adli dilber gönlini almak kime makdûr olur (Sultan II. Bayezid)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi (Kanuni Sultan Süleyman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Leylî zülfün sihr-i gamzen akl-u cânum aldılar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyleyüp Mecnûn beni sahrâ-yı 'aşka saldılar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Göreli hüsn ile sen Yûsuf-cemâli gözlerüm</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Akl-u dil çâh-ı zenehdâna düşüben kaldılar (<a href="http://siirinsultanlari.blogspot.com/p/2_4.html" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://siirinsultanlari.blogspot.com/p/2_4.html">II.Selim)</a></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yukarıda bazı şiirlerin bölümlerini okudunuz. Bir çoğunuz bu mısraları hemen tanıdı bir çoğunuz ise bir yerlerde duymuş/okumuştum dediniz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiir ve şair, çoğu zaman zevk-ü sefayı çağrıştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiir, duygudur, aşktır, şaraptır, ızdıraptır, hasrettir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şair sadece gönle hükmeder derler. O, dem mekânlarının adamıdır. Şairin ciddi konularla işi olmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairlerin aklı Leyla’dadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çöllerde Leyla’sını arayan bir mecnundur, şair.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiiri sadece şairler yazabilir derler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiirin, şairin DEVLETİN gri alanlarında yeri yoktur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiir zafiyet, şair zaafı olandır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erkek adam işi değildir şairlik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnce ruhlu olmayı, hassas olmayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki,&nbsp; Avnî, Muhibbî, Farisî, Selimî, Muradî, Adlî kimdir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kılıç savuran, yay gerip ok atanlar kimdir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://www.haberler.com/namik-kemal/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.haberler.com/namik-kemal/">Namık Kemal</a>'ler Şinasi'ler, Tevfik Fikret'ler, Mehmet Akif Ersoy'lar&nbsp;ciddi insanlar değiller miydi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?” (&nbsp;<a href="https://www.haberler.com/namik-kemal/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.haberler.com/namik-kemal/">Namık Kemal</a>) diyen</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">…….</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk) şeklinde ona cevap verenler Devlet adamı değil miydi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sevgim-millete!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Vurgunluğum-azatlığa ve adalete!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İtaatim-öğretmenlerime!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Nefretim-yalancılara ve yüzsüzlere!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Borcum-dostlarıma ve meslektaşlarıma!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">diyen bir büyük ŞAİRİ (!) ve bu ŞAİRİN eserlerinden bazı bölümler paylaşacağım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairin yaptıkları uyak kurallarına uymasa da sizler üzerinde bir miktar da olsa etki bırakacağını düşünüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairin iktidarı devrinde yaptıklarından bazıları;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:27.05.1992/Kanun Numarası:138,&nbsp;</strong>“Askeri Üsler Hakkında Kanun” adlı eserini, Atatürk’ün özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur…….düşüncesiyle yapar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:27.05.1992/Kanun Numarası: 142,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet Marşı” kanunu adlı eserini, Azerbaycan Cumhuriyeti, 28 Mayıs 1918’den 28 Nisan 1920’e dek mevcut olmuş Azerbaycan Cumhuriyetinin mirasçısıdır anlayışla, Mehmed Emin Resulzade zamanında kabul edilmiş prensipleri yeniden hayata geçirmek için yapmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:07.08.1992/Kanun Numarası: 261,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Bankası Hakkında Kanun” adlı eseriyle Milli bir banka tesis etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:25.08.1992/Kanun Numarası: 284, “</strong>Engellilerin Sosyal Güvenliği Kanunu” adlı eseriyle, bir ülkede hiçbir vatandaş arasında engeller olmayacağını göstermiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:29.09.1992/Kanun Numarası: 311, “</strong>Kaçkınların ve Mecburi Göçmenlerin Statüsü Kanunu” adlı eseriyle, Karabağ’ın Ermenilerce işgali sonrasında kaçgın göçkün olanların haklarını devlet güvencesi altına almıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:27.10.1992/Kanun Numarası: 354,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyetinin Bayramları Hakkında” adlı eseriyle,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8 Mart, Kadınlar Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nevruz Bayramı, İki Gün;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">28 Mayıs, Cumhuriyet Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9 Ekim, Silahlı Kuvvetler Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">18 Ekim, Devlet Bağımsızlığı Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">17 Kasım, Milli Uyanış Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">31 Aralık, Dünya Azerbaycanlılarının Birlik Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban Bayramı;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan Bayramlarını milletine armağan etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:22.12.1992/Kanun Numarası: 413,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyeti’nde Devlet Dili Hakkında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” adlı eserinde, “Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet dili Türk dilidir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bütün Devlet organlarında çalışmalar Türk dilinde yapılır. Türk dili, cumhuriyetin Devlet dili gibi siyasi, iktisadi, sosyal, ilmi ve medeni hayatın bütün sahalarında kullanılır ve cumhuriyet topraklarında milletlerarası iletişim vasıtası vazifesini yerine getirir. Başka milletlerin temsilcilerinin Türk dilini öğrenmesi takdir edilir ve bu konuda onlara yardım gösterilir.” diyerek, Türk Dili’nin Azerbaycan Devleti sınırlarında resmi dil olmasını sağlamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:23.02.1993/Kanun Numarası: 471,&nbsp;</strong>“Azerbaycanlılara Karşı Yapılmış Katliamların Açıklanması ve Ermeni Terör Kurbanlarının Hatırasının Ebedileştirilmesi Hakkındaki Kanun” adlı eseri ile ermenilerin yaptıkları soykırımlar gündemde tutularak dünya kamuoyuna anlatılmış ve yapılanlar yasallaştırılmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:02.02.1993/Kanun Numarası: 495,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyeti Vatandaşlarının Soyadlarının Devlet Diline Uygunlaştırılması Hakkında&nbsp;Kanun” adlı eseri ile Azerbaycan Cumhuriyetinin Milli Meclisi Vatandaşların yoğun isteği ve müracaatlarını dikkate alarak, &nbsp;Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Vatandaşlarının "-ov", "-yev" sonlu soyadlarını "-lı" (sözünün köküne bağlı olarak "-li", "-lu", "-lü"), "-zade", "-oğlu", "-kızı" ekli veya eksiz ifade şekilleri ile yerine getirilmesini sağlamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşamı mücadelelerle geçen şairin, bugün tüm dünyanın dilinde olan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Karabağ Sorunu’nda Azerbaycan’ın haklı olduğunu kanıtı olarak gösterilen şiirlerinin önemli kısımlarını sizlerle paylaşıyorum:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_822_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_822_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>822</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,</strong>&nbsp;“3 Nisan 1993'teki işgalinin ardından Ermeni birliklerinin&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kelbecer" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kelbecer">Kelbecer</a>&nbsp;ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin son işgal altındaki diğer bölgelerindeki saldırısının durdurulması ve geri çekilmesi çağrısı”nı Birleşmiş Milletlere yaptırdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_853_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_853_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>853</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,&nbsp;</strong>“Tüm düşmanlıkların derhal durdurulmasını talep etmiş, Ermeni birliklerinin&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/A%C4%9Fdam" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/A%C4%9Fdam">Ağdam'dan</a>&nbsp;ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin yakın zamanda işgal edilmiş olduğu diğer bölgelerinden çekilmesi çağrısını Birleşmiş Milletlere yaptırıyor ve BM’ Karar 822 numaralı kararı”nı aldırıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_874_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_874_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>874</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,</strong>&nbsp;“Ateşkesin korunması, çatışmanın durdurulması ve Ermeni birliklerinin yakın zamanda işgal edilen Azerbaycan'ın&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCzuli_Rayonu" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCzuli_Rayonu">Füzuli</a>&nbsp;ilçelerinden (23 Ağustos 1993),&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Cebray%C4%B1l" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Cebray%C4%B1l">Cebrayıl</a>&nbsp;(26 Ağustos 1993),&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kubadl%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kubadl%C4%B1">Kubadlı</a>&nbsp;(31 Eylül 1993) ve yakın zamanda işgal edilen diğer bölgelerden çekilmesi çağrısında bulunur ve BM Kararları 822 ve 853'ü yeniden tasdik” edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_884_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_884_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>884</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,</strong>&nbsp;“Taraflar arasında kurulan ve çatışmaların yeniden başlamasına neden olan ateşkesin son ihlallerini kınanır; Ermenistan Hükümeti'ni, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesi Ermenileri tarafından 822, 853 ve 874 sayılı kararlarla uyum sağlamak için tesir etmeye çağırır; taraflardan silahlı saldırıların derhal durdurulması; Ermenistan'ın Azerbaycan'ın&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zengilan" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zengilan">Zengilan</a>&nbsp;ilçesinden çekilmesi çağrısında bulunulur ve BM Kararları 822, 853, 874'ü yeniden onaylanır”.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Peki bu şair kimdi?</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sovyet yönetimine karşı faaliyete 1970'lerde başlayan, öğrencileriyle "Azerbaycan'ın bağımsızlığı" konulu toplantılar yapan, 'SSCB benim vatanım değil' diyen ve 1975’te tutuklanan Elçibey'le onu sorguya yapan KGB görevlisi arasında şöyle bir konuşma da geçer,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>KGB görevlisi:</strong>&nbsp;Komünist Parti, devletimiz ve hükümetimiz hakkında suçlayıcı konuşmalar yapıyorsunuz. Sovyetler Birliği'ni kötülemenin sonuçlarını biliyor olmalısınız...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Elçibey:</strong>&nbsp;SSCB sizin için vatan olabilir. Benim vatanım, ikiye bölünmüş Azerbaycan. Hayatımın amacı bu yarayı iyileştirmek. Kendini Türk gören herkesle birlikte Azerbaycan'ı özgürlüğe götürmek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KGB sorgusunda söyledikleri tam da hayalini özetiydi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bağımsız, özgür ve birleşik yani İran'daki Azerbaycan Türklerini de çatısı altında toplayan bir Azerbaycan.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“Çok işkence gördüm, çok çektirdiler, hiçbirine yanmam da, Atatürk rozeti vardı yakamda, onu aldılar elimden, ona yanarım”&nbsp;demesi tarihe not olarak düştü.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sırada ise&nbsp;<strong>Azerbaycan Komünist Partisi'nin 1. Sekreteri Haydar Aliyev'di</strong>.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı şair kendisi ile ilgili olarak da;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;......″<strong>Benim hakkımdaki iftiraları bir tek bizim halkın arasında değil, dünya ölçeğinde yaymışlar. Avrupalılara şöyle demişler, Ebülfez (Elçibey) islam fundamentalistidir-dinden bahsediyor/dincidir, mescidler açtırıyor vb.</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İran’da ise diyorlar ki, Ebülfez, Avrupa’nın ajanı ve dinsizdir</strong>.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim İsrail’den, Yahudi’den hoşlanmıyorsa diyor ki, Ebülfez Yahudilerin ajanıdır, siyonisttir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görüyorsunuz ki, her damgayı vuruyorlar. Hareket (Halk Cephesi) başlamadan önce benim adımı "milliyetçi", "başka milletlere karşı nefret tohumu sepen", "egoist", "Hitler’i taklit eden, onun yolundan gitmek isteyen" vb. koymuştular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zaman geçti, Halk harekatı başladı. İlk başlangıçta benim adım "ekstremistler (Bölücü, gerici, ayrılıkçı, fundamentalist vb.)" listesine alındı. 20 Ocak 1990 hadisesinden (20 Yanvar Katliamı olayları) sonra rus askeri karargahı büyük bir şema yapmıştı. Bu şemayı öyle yapmışlar ki, güya, bu "ekstremistler"in merkezinde ben duruyordum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güya aynı "ekstremistler"in sol kanadı, sağ kanadı, merkezi kanadı, uyumlu kanadı var, biz ise milliyetçileriz, bizi de buna göre hapsetmişlerdi.” diyen Ebülfez Elçibey bugünde yukarıda bahsettiğimiz yanlış tanımlama sorunuyla karşı karşıyadır. Devlet yönetme sanatından ve vatandaşa bakışından haberi olmadığı iddiasını ortaya atanlara ise kendisi şöyle cevap veriyordu: ″…Biz kapitalizmi değil, başka şekil düşünüyorduk. Biz düşünüyorduk ki, gelecekte imkanımız olursa, Mehmed Emin Resulzade’nin ileri sürdüğü demokratik toplumu kuralım. Yani sosyal servet öyle paylaşılmalıdır ki, halkın yoksul tabakalarını yoksulluktan tamamen kurtarsın. Kapitalizmdeyse böyle değildir-orada sanayi gelişiyor, gelişmeyi de kendisiyle beraber sürüklüyor. Biz ise genel olarak mülkiyeti de koruyarak gelişmek istiyorduk.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">….Keleki’de olduğu dönem de ise.... “<strong>Bana dışarı gitmem teklif olduğunda dedim ki, köyden hiç bir yere gitmiyorum. Dedim ki, yaşadığım evle mezarlığın arası toplam 200-300 metredir; en kötü durumda buradan oraya gideceğim-son yol budur, bir de Bakü’ye hapishaneye giderim. Yalnız bu ikisine razıyım: ölüme ve Bakü’ye hapishaneye</strong>” diyen, Elçibey, ülkesinde kalarak başına gelebilecek her türlü felakette milletiyle olmayı tercih etmiştir diyerek, ne kadar büyük bir şair olduğunu bir kez daha hepimize göstermiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yukarıda yazdıklarımı okuduktan sonra nasıl olurda bir şair, çok duygusaldı denilen, hayalperestti denilen bir ADAM bunları yapabilmişti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Keşke bütün şairlerimiz senin gibi olsa, Şair….</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KEMALOĞLU, Şeyda-KEMALOĞLU, Muhammet, Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti,&nbsp; Berikan Yayınevi, Ankara, 2007.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112</a></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:45:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/egede-turkiyenin-stratejik-karsi-hamlesi-7943</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/egede-turkiyenin-stratejik-karsi-hamlesi-7943</guid>
                <description><![CDATA[Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege Denizi’nde Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan son gelişmeler, yalnızca deniz millî parkları veya çevre düzenlemeleri üzerinden değil; karasuları, kıta sahanlığı, adaların gayriaskerî statüsü, deniz yetki alanları ve bölgesel askerî dengeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlaması ve deniz millî parkı kararları, Ankara’nın Ege’deki hukuki tezlerini yalnızca diplomatik itirazlarla değil, somut devlet uygulamalarıyla da görünür hâle getirdiğini göstermektedir. Yunanistan’ın Fransa, İsrail ve ABD ile geliştirdiği savunma ilişkileri askerî dengeyi etkilerken, Türkiye’nin gelişen savunma sanayii, bölgesel diplomatik ağı ve yeni güvenlik ortaklıkları Ankara’nın stratejik hareket alanını genişletmektedir. Ege’de geleceğin statükosu; askerî caydırıcılık, uluslararası hukuk, diplomatik süreklilik ve sahadaki devlet pratiğinin birlikte yürütülmesiyle şekillenecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Ege Denizi, Türkiye, Deniz Yetki Alanları, Gayriaskerî Statü, Stratejik Denge</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege Denizi’nde son dönemde yeniden yükselen Türkiye-Yunanistan gerilimini yalnızca deniz millî parkları, turizm alanları veya yenilenebilir enerji projeleri üzerinden okumak eksik kalacaktır. Esasında yaşanan gelişmeler; karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırması, bazı ada, adacık ve kayalıkların hukuki statüsü, Doğu Ege Adalarının gayriaskerî statüsü, hava sahası ve tarafların giderek artan askerî kapasitesi gibi onlarca yıldır çözülemeyen sorunların yeni bir safhasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin 16 Ağustos 2026 tarihinde Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de ülkenin ilk iki deniz millî parkını ilan etmesi bu bakımdan önemlidir. Burada teknik bir düzeltmenin yapılması gerekir: söz konusu düzenleme bir ‘kanun hükmünde kararname’ değil, 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla gerçekleştirilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Fethiye-Kaş’ta 2 milyon 170 bin 603 hektar, Kuzey Ege’de ise 174 bin 214 hektarlık alan koruma statüsüne alınmıştır.[1] Bu alanlar daha önce Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlaması kapsamında oluşturulan haritaya da işlenmişti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla karşı karşıya olduğumuz mesele çevre korumadan çok daha geniştir. Ege’de asıl mücadele, hangi tarafın kendi hukuki tezlerini devlet uygulamasına dönüştürebildiği ve karşı tarafın tek taraflı uygulamalarına sessiz kalarak zımnen kabullenme görüntüsü vermediği üzerinde şekillenmektedir. Türkiye’nin son hamlelerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de 6 Mil Meselesi: Kıta Sahanlığı Değil Karasuları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege tartışmalarında kavramların doğru kullanılması büyük önem taşımaktadır. Yunanistan 1936 yılında karasularını 3 deniz milinden 6 deniz miline çıkarmış, Türkiye ise 1964 yılında Ege’de 6 deniz mili uygulamasına geçmiştir. Burada söz konusu olan kıta sahanlığının değil, karasularının genişliğidir. Türkiye ve Yunanistan bugün Ege’de 6 deniz mili karasuyu uygulamaktadır. Buna karşılık 6 deniz milinin ötesindeki kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda taraflar arasında karşılıklı olarak kabul edilmiş kapsamlı bir deniz sınırı bulunmamaktadır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu ayrım Türkiye’nin tezleri açısından son derece önemlidir; çünkü Ankara’nın temel itirazı, Ege’nin coğrafi özellikleri dikkate alınmaksızın Yunanistan’ın adalara dayanarak deniz alanlarını tek taraflı biçimde genişletmesinin Türkiye’yi kendi kıyılarına sıkıştıracak sonuçlar doğurmasıdır. Türk Dışişleri Bakanlığı hesaplamalarına göre mevcut 6 mil uygulamasında Yunan karasuları Ege’nin yaklaşık %40’ını oluştururken, 12 mile çıkılması hâlinde bu oran %70’e yükselebilecek; açık deniz alanı ise %51’den yaklaşık %19’a gerileyebilecektir.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye açısından 12 mil meselesi yalnızca teknik bir deniz hukuku tartışması değildir. Ege’de ulaşım, güvenlik, askerî hareketlilik ve açık denizlere erişim bakımından köklü jeostratejik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Ankara’nın mevcut 6 mil statüsünü koruma yaklaşımı bu nedenle bir genişleme arayışından ziyade, Türkiye bakımından Ege’de mevcut dengenin tek taraflı şekilde değiştirilmesini önleme politikasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Lozan Dengesi ve Adaların Silahlandırılması</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye; 1923 Lozan Barış Antlaşması ve aynı yıl imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile Doğu Ege adalarına, 1947 Paris Barış Antlaşması ile de Oniki Ada’ya getirilen gayriaskerî statünün Yunanistan tarafından ihlal edildiğini savunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçmiş olmakla birlikte, Ankara’nın resmî tezine göre Limni ve Semadirek’in gayriaskerî statüsünü ortadan kaldırmamıştır. Atina ise Montrö ile önceki Boğazlar rejiminin değiştiğini savunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın gayriaskerî statüdeki adaları silahlandırmasının antlaşmalardan doğan yükümlülüklerle bağdaşmadığını belirtmektedir. Ankara 5 Mart 2026 tarihinde de Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların gayriaskerî statüsünün, ilgili uluslararası antlaşmalarla tesis edilmiş ve tarafların tek taraflı iradesiyle değiştirilemeyecek “objektif hukuki statü” niteliğinde olduğu görüşünü yeniden açıklamıştır.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Atina ise aynı gün verdiği cevapta Türk tezini reddetmiş; adaların statüsünün 1923 Lozan Barış Antlaşması, 1936 Montrö Sözleşmesi ve 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca Yunanistan’ın savunma tertibinin müzakere konusu olmadığını ifade etmiştir.[5] Dolayısıyla iki ülke arasındaki anlaşmazlık yalnızca askerî uygulamalardan değil, ilgili antlaşmaların hukuki sonuçlarının farklı yorumlanmasından da kaynaklanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından temel mesele, antlaşmalarla oluşturulduğu savunulan askerî dengenin tek taraflı uygulamalarla aşındırılmasıdır. Üstelik günümüzde adalara ve Ege çevresine yerleştirilebilen modern silah sistemlerinin menzili ve ateş gücü, 20. yüzyılın ortasındaki klasik savunma anlayışının çok ötesindedir. Yunanistan Parlamentosunun 5 Aralık 2025 tarihinde İsrail yapımı 36 PULS roket topçu sisteminin alınmasını onaylaması ve bu sistemlerin Türkiye sınırı ile Ege adaları çevresindeki savunmayı güçlendirmeyi amaçlaması, Ankara açısından güvenlik boyutunu daha görünür hâle getirmiştir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Türkiye’nin hukuki tezini en güçlü biçimde kurabilmek için önemli bir ayrım yapılmalıdır: Bir antlaşmanın ihlal edilmesi, egemenliğin kendiliğinden ve otomatik olarak başka bir devlete geçtiği anlamına gelmez. Türkiye açısından daha savunulabilir hukuki hat; adaların egemenliğine ilişkin otomatik bir sonuç üretmek yerine, antlaşmalarla tesis edildiği savunulan gayriaskerî statünün ihlal edildiğini, bunun Ege’deki güvenlik dengesini bozduğunu ve Türkiye açısından hukuki itiraz hakkı doğurduğunu ortaya koymaktır. Böyle bir yaklaşım Türk tezinin uluslararası hukuk zeminindeki ağırlığını artıracaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Deniz Millî Parkları: Çevre Politikası mı, Hukuki Karşı Hamle mi?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin 2025 yılında Deniz Mekânsal Planlaması’nı açıklaması ve 2026 yılında iki deniz millî parkı ilan etmesi, Ege ve Doğu Akdeniz’de yürüttüğü deniz politikasında yeni bir safhaya işaret etmektedir. Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlama Haritası 16 Nisan 2025 tarihinde ilan edilmiş ve 12 Haziran 2025 tarihinde UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu nezdinde kayıt altına alınmıştır. Kuzey Ege ile Fethiye-Kaş bölgelerindeki alanlar da daha sonra deniz koruma alanları olarak bu planlama çerçevesine dâhil edilmiştir.[7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan 16 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında Türk deniz millî parklarının bir kısmının Türkiye’nin karasularının ötesine uzandığını, bu nedenle açık denizler ve Yunanistan’ın hak iddia ettiği kıta sahanlığı bakımından hukuki sonuç doğuramayacağını savunmuştur.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tam da burada Türk tezinin önemli bir karşı argümanı ortaya çıkmaktadır. Bir devletin iç hukuk düzenlemesi veya mekânsal planlaması, uyuşmazlığa konu bir deniz alanında diğer kıyıdaş devletin haklarını kendiliğinden ortadan kaldıramaz. Ancak aynı ilkenin Yunanistan açısından da geçerli olması gerekir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Atina’nın Ege’yi kapsayan yenilenebilir enerji mekânsal planlamasına Ankara 19 Ağustos 2026 tarihinde açıkça itiraz etmiş; aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dâhil olmak üzere bu tür tek taraflı düzenlemelerin Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğuramayacağını açıklamıştır.[9] Yunanistan ise 20 Ağustos 2026’da bu görüşü reddederek iki ülke arasındaki tek uyuşmazlığın kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması olduğu yönündeki tezini tekrarlamıştır.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu karşılıklı açıklamalar, Ege’deki yeni mücadelenin mahiyetini açık biçimde ortaya koymaktadır. Atina çeşitli çevre, enerji ve mekânsal planlama düzenlemeleriyle kendi hukuki tezlerini devlet pratiğine dönüştürürken, Ankara da artık bunlara yalnızca diplomatik nota vermekle yetinmeyip kendi haritalarını, planlarını ve idari uygulamalarını üretmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan Türkiye’nin deniz millî parkları bir “ilhak” veya yeni bir deniz sınırlandırma işlemi olarak değil, Ankara’nın hak iddialarından vazgeçmediğini gösteren hukuki ve kurumsal bir devlet pratiği olarak okunmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Basına yansıyan “Mavi Vatan Kanunu” hazırlığı da bu sürecin ilerleyen aşamalarından biri olabilir. TRT Haber, 13 Mayıs 2026 tarihinde müstakil bir kanun teklifi üzerinde çalışıldığını bildirmiştir.[11] Ancak doğrulanabilir mevcut kaynaklarda mesele henüz bir kanun teklifi hazırlığı olarak yer aldığından, yürürlükte bir “Mavi Vatan Kanunu” varmış gibi ifade edilmemesi daha doğru olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Yunanistan’ın Fransa, İsrail ve ABD ile Savunma İlişkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege’deki askerî dengeyi değerlendirirken Yunanistan’ın son yıllarda oluşturduğu dış savunma ağını göz ardı etmek mümkün değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan ve Fransa’nın 2021’de imzaladığı stratejik savunma ortaklığı, iki ülke arasındaki ilişkiyi sıradan bir silah tedarikinin ötesine taşımıştır. Nisan 2026’da yenilenen stratejik ilişki çerçevesinde karşılıklı yardım taahhüdü yeniden vurgulanmış; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan’a güvence verdiği Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından açıkça ifade edilmiştir.[12][13] Yunanistan aynı süreçte 24 Rafale savaş uçağı ile Fransız yapımı fırkateynler üzerinden kuvvet yapısını güçlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail ile askerî ilişkiler de benzer biçimde derinleşmektedir. Yunanistan ve İsrail ortak askerî tatbikatlar yürütmekte, Yunanistan’da ortak hava eğitim merkezi işletmekte ve insansız hava araçlarına karşı savunma ile siber güvenlik alanlarında iş birliği yapmaktadır.[14] Temmuz 2026’da Yunanistan yönetimi İsrail yapımı radar ve füze sistemlerini kapsayan yaklaşık 3,5 milyar avroluk “Achilles Shield” hava savunma projesini onaylamıştır. Bu sistem, Yunanistan’ın 2036’ya kadar öngördüğü yaklaşık 28 milyar avroluk askerî modernizasyon programının bir parçasıdır.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin Yunanistan’daki askerî varlığını değerlendirirken ise yalnızca kalıcı personel sayısına değil, Washington’un ülkede oluşturduğu erişim, rotasyon ve lojistik kapasitesine bakmak gerekmektedir. ABD Kongre Araştırma Servisi verilerine göre Girit’teki Souda Bay kalıcı Amerikan askerî tesisi niteliğindedir; Larissa ve Stefanovikeio rotasyonel kullanımlarda yer almakta, Dedeağaç ve Selanik limanları ise Amerikan askerî lojistiğinin Güneydoğu Avrupa’ya uzanan önemli merkezleri arasında bulunmaktadır. Mart 2024 itibarıyla Yunanistan’da sürekli görevlendirilmiş yaklaşık 402 aktif Amerikan askerî personeli bulunduğu belirtilmektedir.[16]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak bu rakam geçici ve rotasyonel askerî hareketliliği yansıtmamaktadır. Dedeağaç’ın büyük ölçekli askerî sevkiyatlar bakımından kazandığı önem, bölgedeki Amerikan varlığına ilişkin Türk kamuoyunda ve stratejik çevrelerde uzun süredir tartışılmaktadır.[17] Doğu Ege adalarının silahlandırılması ile Amerikan askerî ve lojistik varlığının Türk-Yunan ilişkilerine etkisi akademik çalışmalarda da ele alınmaktadır.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD kaynakları, Yunanistan’daki erişim ve lojistik kapasitesini NATO faaliyetleri ile Güneydoğu Avrupa’daki askerî hareketlilik çerçevesinde değerlendirirken; özellikle Selanik ve Dedeağaç limanlarının Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımı dâhil bölgesel lojistik faaliyetlerde kullanıldığını belirtmektedir. Dolayısıyla bu yapılanmanın doğrudan “Türkiye’ye karşı kurulmuş” olduğunu kesin bir olgu şeklinde ileri sürmek mümkün değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Dedeağaç’ın Türkiye sınırına yakınlığı, Larissa ve Stefanovikeio’daki Amerikan askerî faaliyetleri, Souda Bay’in Doğu Akdeniz operasyonlarındaki merkezi konumu, Fransa’yla karşılıklı savunma ilişkisi ve İsrail’le giderek artan askerî-teknolojik iş birliği, olası bir Türk-Yunan krizinde Ankara’nın hesaba katmak zorunda olduğu yeni bir stratejik çevre oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zira askerî caydırıcılık açısından belirleyici olan yalnızca bugün bir ülkede kaç yabancı askerin bulunduğu değil, kriz anında ne kadar kuvvetin ne kadar kısa sürede bölgeye aktarılabileceğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye’ye Yaptırım Uygulanabilir mi?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın Ege’deki gelişmeleri Avrupa Birliği (AB) gündemine taşıması ve Türkiye üzerinde siyasi baskı oluşturmaya çalışması beklenebilir. Nitekim AB’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj faaliyetleri nedeniyle oluşturduğu kısıtlayıcı tedbirler çerçevesi 30 Kasım 2026’ya kadar uzatılmıştır. Ancak mevcut yaptırım listesinin boş olduğu da AB Konseyi belgelerinde açıkça belirtilmektedir.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla “Avrupa Türkiye’ye hiçbir şekilde yaptırım uygulayamaz” demek kadar, geniş kapsamlı bir Avrupa ambargosunun kolaylıkla hayata geçirilebileceğini düşünmek de gerçekçi değildir. AB dış politika yaptırımlarında Konsey kararları kural olarak oybirliğiyle alınmaktadır.[20]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca ekonomik karşılıklı bağımlılığın ulaştığı seviye oldukça yüksektir. Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye-AB mal ticareti 2025 yılında 217,6 milyar avroyu aşarak rekor seviyeye çıkmış; Türkiye AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı konumunu korurken, Türkiye’nin mal ihracatının %42,7’si AB pazarına yönelmiştir.[21]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu tablo geniş kapsamlı ekonomik ambargoların hem Türkiye hem Avrupa açısından yüksek maliyet üreteceğini göstermektedir. Buna karşılık Fransa, Yunanistan veya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin siyasi baskıyı artırması; belirli savunma ürünlerinde kısıtlama, diplomatik girişim veya hedefli yaptırım arayışlarının gündeme gelmesi ihtimal dışı değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden Türkiye’ye geniş kapsamlı bir yaptırım kararı çıkarılması ise yapısal olarak daha zordur. Güvenlik Konseyi’nin esas konulardaki kararlarında dokuz olumlu oyun yanı sıra daimî üyelerin veto etmemesi gerekmektedir.[22] Türkiye’nin Rusya ve Çin’le geliştirdiği ilişkiler Ankara açısından diplomatik hareket alanı sağlayabilir; ancak Moskova veya Pekin’in Türkiye lehine mutlaka veto kullanacağını önceden garanti kabul etmek de doğru değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye’nin Yeni Stratejik Dayanakları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugünkü Türkiye’nin Ege’deki konumu, 1980’lerin veya 1990’ların Türkiye’sinden önemli ölçüde farklıdır. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) verileri savunma sanayiindeki yerlilik oranının %80 seviyesinin üzerine çıktığını göstermektedir.[23] SSB Başkanı Haluk Görgün de Mart 2026’da Türkiye’nin savunma ve havacılık ekosisteminin 4 binden fazla şirketi, 100 binin üzerinde doğrudan istihdamı ve 2025 yılında 10 milyar doları aşan ihracatı kapsadığını açıklamıştır.[24]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapasite Türkiye’nin dış baskılara tamamen bağışık olduğu anlamına gelmez; ancak askerî tedarik, teknoloji geliştirme ve kriz dönemlerinde sürdürülebilirlik bakımından geçmiş dönemlere göre daha yüksek hareket serbestisi sağlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin 2019 yılında Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat da Doğu Akdeniz denkleminde önemli bir hukuki-stratejik dayanak oluşturmaktadır. Anlaşmanın metni Birleşmiş Milletler sisteminde kayıt altına alınmıştır.[25] Yunanistan anlaşmayı tanımamakla birlikte, Türkiye-Libya hattı Ankara’nın Doğu Akdeniz’de dışlanmasına dayanan deniz yetki alanı tasarımlarına karşı önemli bir diplomatik ve hukuki karşı tez oluşturmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna Türkiye’nin son dönemde bölgesel ilişkilerindeki genişleme de eklenmiştir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, kolektif caydırıcılığı ve savunma iş birliğini esas almaktadır. Anlaşmaya göre üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, diğerlerine de yapılmış saldırı olarak değerlendirilecektir.[26]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı ile Suudi Arabistan ve Pakistan’la geliştirilen yeni savunma iş birliği birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin Ege veya Doğu Akdeniz konusunda kolaylıkla bölgesel yalnızlığa itilmesinin geçmiş dönemlere göre daha zor olduğu söylenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege’de 2026 yazında yaşanan gelişmeler sıradan bir Türk-Yunan diplomatik atışması olarak görülmemelidir. Taraflar artık yalnızca klasik karasuları ve kıta sahanlığı tezlerini tekrarlamamakta; çevre koruma alanlarından enerji planlamasına, askerî ittifaklardan savunma sanayii yatırımlarına kadar genişleyen bir alanda geleceğin Ege statükosunu şekillendirmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın temel stratejisi, Ege’de kendi tezlerini Avrupa Birliği ve uluslararası platformlarla bütünleştirerek zaman içerisinde tartışılmaz bir fiilî ve hukuki gerçeklik görüntüsüne dönüştürmek olarak okunabilir. Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlaması, deniz koruma alanları ve son deniz millî parkı kararları ise Ankara’nın artık bu süreci yalnızca protesto eden değil, kendi hukuki pozisyonunu harita, kayıt ve idari uygulamalarla görünür kılan bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından esas mesele yeni bir çatışma üretmek değil, tek taraflı Yunan uygulamalarının zaman içerisinde yerleşmiş bir devlet pratiği veya tartışmasız bir hukuki durum görüntüsü kazanmasına izin vermemektir. Bu nedenle Ege’de askerî caydırıcılıkla hukuki sürekliliğin, diplomasiyle devlet pratiğinin birlikte yürütülmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın Fransa, İsrail ve ABD ile geliştirdiği askerî ilişkiler Ankara tarafından kuşkusuz yakından takip edilmelidir. Ancak Türkiye’nin gelişen savunma sanayii kapasitesi, Libya’dan Körfez’e uzanan diplomatik ağı ve yeni bölgesel güvenlik ortaklıkları da güç dengesinin tek yönlü biçimde Atina lehine değişmesini sınırlayan önemli unsurlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak Ege’de Türkiye’nin en güçlü aracı yalnızca askerî kapasitesi değildir. Asıl güç; hukuki haklarından vazgeçmeyen, tek taraflı oldubittilere zamanında itiraz eden, iddialarını uluslararası kayda geçiren, caydırıcılığını korurken diplomasiyi açık tutan tutarlı bir devlet politikasındadır; çünkü Ege’de geleceğin statükosunu en yüksek sesle konuşan değil; hukukunu, diplomasisini ve sahadaki gücünü en uzun soluklu ve tutarlı biçimde birlikte kullanabilen taraf belirleyecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, “Ülkemizin İlk Deniz Milli Parkları Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege Oldu”, 17.08.2026. </span><a href="https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Başlıca Ege Denizi Sorunları”, “Karasuları” ve “Kıta Sahanlığı” bölümleri. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Başlıca Ege Denizi Sorunları”, Ege’de karasularının 6 ve 12 deniz mili olması hâlinde ortaya çıkacak oranlara ilişkin bölüm. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne İlişkin Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler Hakkındaki Soruya Cevabı”, SC-4, 05.03.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/sc_-4_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-ege-adalarinin-silahsizlandirilmis-statusune-iliskin-son-donemde-yasanan-gelismeler-hk-sc.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/sc_-4_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-ege-adalarinin-silahsizlandirilmis-statusune-iliskin-son-donemde-yasanan-gelismeler-hk-sc.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Statement of the Spokesperson of the Ministry of Foreign Affairs, Lana Zochiou, in response to a journalist's question regarding today’s statement by the Spokesperson of the Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Türkiye”, 05.03.2026. https://www.mfa.gr/en/statement-of-the-spokesperson-of-the-ministry-of-foreign-affairs-lana-zochiou-in-response-to-a-journalists-question-regarding-todays-statement-by-the-spokesperson-of-the-ministry-of-forei-2/ (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Reuters, “Greek parliament approves purchase of rocket systems from Israel”, 5 December 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greek-parliament-approves-purchase-rocket-systems-israel-2025-12-05/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greek-parliament-approves-purchase-rocket-systems-israel-2025-12-05/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, “Ülkemizin İlk Deniz Milli Parkları Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege Oldu”, Türkiye Deniz Mekânsal Planlama Haritasının 16 Nisan 2025’te ilanı ve 12 Haziran 2025’te UNESCO-IOC nezdinde kayıt altına alınmasına ilişkin bölüm, 17.08.2026. </span><a href="https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Announcement by the Ministry of Foreign Affairs regarding the Turkish Presidential Decrees of 15 August on the establishment of two ‘national marine parks’”, 16.08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-the-turkish-presidential-decrees-of-15-august-on-the-establishment-of-two-national-marine-parks-16-08-2026/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-the-turkish-presidential-decrees-of-15-august-on-the-establishment-of-two-national-marine-parks-16-08-2026/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Yunanistan Tarafından İlan Edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi Hakkındaki Soruya Cevabı”, SC-13, 19.08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/sc_-13_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-yunanistan-tarafindan-ilan-edilen-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ozel-mekansal-cercevesi-hk-sc.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/sc_-13_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-yunanistan-tarafindan-ilan-edilen-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ozel-mekansal-cercevesi-hk-sc.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Announcement by the Ministry of Foreign Affairs regarding yesterday’s statement by the Spokesperson of the Ministry of Foreign Affairs of Türkiye”, 20 .08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-yesterdays-statement-by-the-spokesperson-of-the-ministry-of-foreign-affairs-of-turkiye-20-08-2026/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-yesterdays-statement-by-the-spokesperson-of-the-ministry-of-foreign-affairs-of-turkiye-20-08-2026/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] TRT Haber, “Denizlerde Yeni Dönem: Mavi Vatan Kanunu Geliyor”, 13.05.2026. </span><a href="https://www.trthaber.com/haber/gundem/denizlerde-yeni-donem-mavi-vatan-kanunu-geliyor-944955.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.trthaber.com/haber/gundem/denizlerde-yeni-donem-mavi-vatan-kanunu-geliyor-944955.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Reuters, “France and Greece to renew defence pact for another five years”, 19.04.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/france-greece-renew-defence-pact-another-five-years-2026-04-19/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/france-greece-renew-defence-pact-another-five-years-2026-04-19/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Prime Minister of the Hellenic Republic, “Prime Minister Kyriakos Mitsotakis’ Statements following his meeting with the President of France Emmanuel Macron and the signing of agreements between Greece and France, at Maximos Mansion”, 25.04.2026. </span><a href="https://www.primeminister.gr/en/2026/04/25/38380" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.primeminister.gr/en/2026/04/25/38380</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Reuters, “Greece will cooperate with Israel on anti-drone systems, cybersecurity, Greek minister says”, 20.01.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/greece-will-cooperate-with-israel-on-anti-drone-systems-cybersecurity-greek-2026-01-20/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/greece-will-cooperate-with-israel-on-anti-drone-systems-cybersecurity-greek-2026-01-20/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “Greece to buy $4 billion air defence system from Israel”, 23.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Luke A. Nicastro ve Andrew Tilghman, U.S. Overseas Basing: Background and Issues for Congress, Congressional Research Service, Report R48123, 10.07.2024, Yunanistan bölümü. </span><a href="https://www.congress.gov/crs-product/R48123" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.congress.gov/crs-product/R48123</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Gönül Gülgezen ve Ali Hüseyinoğlu, “Türk-Yunan İlişkileri Bağlamında Gayri Askeri Statüdeki Doğu Ege Adalarının Silahlandırılması ve Güncel Meseleler”, Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi, C. 7, S. 14, 2024, ss. 173-174, 178, DOI: 10.32953/abad.1527556. </span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Gönül Gülgezen ve Ali Hüseyinoğlu, “Türk-Yunan İlişkileri Bağlamında Gayri Askeri Statüdeki Doğu Ege Adalarının Silahlandırılması ve Güncel Meseleler”, Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi, C. 7, S. 14, 2024, ss. 159-185, DOI: 10.32953/abad.1527556. </span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Council of the European Union, “Statement by the High Representative on behalf of the EU on the alignment of certain countries concerning restrictive measures in view of Türkiye’s unauthorised drilling activities in the Eastern Mediterranean”, 8 December 2025; Council Decision (CFSP) 2025/2395. </span><a href="https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/08/statement-by-the-high-representative-on-behalf-of-the-eu-on-the-alignment-of-certain-countries-concerning-restrictive-measures-in-view-of-turkiye-s-unauthorised-drilling-activities-in-the-eastern-mediterranean/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/08/statement-by-the-high-representative-on-behalf-of-the-eu-on-the-alignment-of-certain-countries-concerning-restrictive-measures-in-view-of-turkiye-s-unauthorised-drilling-activities-in-the-eastern-mediterranean/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Council of the European Union, “How the EU adopts and reviews sanctions”. </span><a href="https://www.consilium.europa.eu/en/policies/sanctions-adoption-review-procedure/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.consilium.europa.eu/en/policies/sanctions-adoption-review-procedure/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] European Commission, Directorate-General for Trade and Economic Security, “EU trade relations with Türkiye”, 2025 ticaret verileri. </span><a href="https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/turkiye_en" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/turkiye_en</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] United Nations Security Council, “Voting System”, Birleşmiş Milletler Şartı Madde 27 çerçevesinde Güvenlik Konseyi oylama sistemi. </span><a href="https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2025 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara, 2026, “P.G. 2.4.1 Savunma Sanayii Yerlilik Oranı” bölümü, s. 41. </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/storage/img/2025-yili-faaliyet-raporu.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/storage/img/2025-yili-faaliyet-raporu.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[24] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Savunma Sanayii Başkanı Görgün, STRATCOM 2026’da konuştu”, 28.03.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/savunma-sanayii-baskani-gorgun-stratcom-2026da-konustu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/savunma-sanayii-baskani-gorgun-stratcom-2026da-konustu</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[25] United Nations, Memorandum of Understanding between the Government of the Republic of Turkey and the Government of National Accord-State of Libya on Delimitation of the Maritime Jurisdiction Areas in the Mediterranean, İstanbul, 27 November 2019; entry into force 08.12.2019; registration with the Secretariat of the United Nations 11 December 2019, Treaty No. 56119. </span><a href="https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/No%20Volume/56119/Part/I-56119-080000028056605a.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/No%20Volume/56119/Part/I-56119-080000028056605a.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[26] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, 07.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 14:15:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEVLİD KANDİLİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mevlid-kandili-7942</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mevlid-kandili-7942</guid>
                <description><![CDATA[MEVLİD KANDİLİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MEVLİD KANDİLİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyadaki bütün insanlara peygamber olarak gönderilen, peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed aleyhisselâm, 571 yılı Nisan ayının 20’sine rastlayan, Rebi’ul-evvel ayının 12. Pazartesi gecesi, sabaha karşı Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelmiştir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştır. Bugün de, Müslümanların bayramıdır. Neşe ve sevinç günüdür. Bütün Müslümanlar tarafından, her sene, bu gece Mevlid Kandili olarak kutlanmakta, her yerde Mevlid kasideleri okunarak Resûlullah efendimiz hatırlanmaktadır. Mevlid, doğum zamanı demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resûlullah, mevlid gecelerinde Eshâb-ı kirâma ziyâfet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hazret-i Ebû Bekir de, halîfe iken, Eshâb-ı kirâmı toplar, Resûlullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece, Resûlullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mûcizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevâptır. Mevlid-i şerîf okumak, Resûlullahın dünyaya gelişini, mirâcını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Mevlid Gecesi, Kadir Gecesi’nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gece Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz doğduğu için sevinenler affolur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece de, diğer kandillerde olduğu gibi; tatlı şeyler yedirip içirmeli, hayrat ve hasenat yapmalı, Kur’ân-ı kerîm ve ilmihâl okumalı, kazâ namazı kılmalı, sadaka vermeli, duâ etmeli, Cenâb-ı Haktan af ve mağfiret dilemelidir. Mevlid Kandiliniz mübarek olsun. Daha nice kandillerde buluşmak üzere sağlık ve afiyetler diliyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah cümlemizi afatından korusun.Diyelim hep birlikte Amin...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 14:13:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN SÖYLEDİĞİ SÖZE DİKKAT ETMELİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-soyledigi-soze-dikkat-etmeli-7941</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-soyledigi-soze-dikkat-etmeli-7941</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN SÖYLEDİĞİ SÖZE DİKKAT ETMELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNSAN SÖYLEDİĞİ SÖZE DİKKAT ETMELİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan konuşan bir varlıktır. Bu nedenle insan; duygu ve düşüncelerini, istek ve arzularını, dilek ve temennilerini çoğu kez konuşarak ifade eder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak insan, konuşmalarında çoğu kez, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek hata ve yanlış yapar, kötü sözler sarfeder, kötülük yapar ve günaha girer. Bu nedenle insan, konuştuğu sözlere dikkat etmeli. Çünkü, Konuşulan her söz, konuşan kimsenin lehine veya aleyhine olarak kendisine geri döner. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buna bir misal verecek olursak; Bir insan karşılaştığı bir arkadaşına “Selâmün aleyküm” veya “Hayırlı Günler!” dese, arkadaşı da ona aynı şekilde iyi dileklerle karşılık verse, bu güzel sözlerden dolayı bu iki kişi arasında bir sevgi bağı oluşur. birbirinin sevgisini ve hayır duasını kazanır. Ve Peygamberimiz bir hadisinde: “Her güzel söz bir sadakadır.” buyurduğu gibi o iki kişi Yüce Allah katında birer sadaka sevabı kazanırlar. Bu da kendilerine Allah’ın rahmeti ve mükafatı olarak geri döner!. Bir de bunun tersini düşünelim. Eğer bir kimse karşısındaki birine her hangi bir nedenle küfredecek olsa, veya hakaret edecek olsa o da aynı veya benzeri bir küfürle veya köt sözle o sözü ona geri iade eder. İş bununla da kalmaz. Bu iki kişi arasında bir hoşnutsuzluk oluşur. Bununla da kalmaz, küfreden kişi Allah’ın haram kıldığı ve günah saydığı bir fiili işlediği için günah kazanır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayrıca karşısındaki de eğer kendisine küfürle cevap vermişse onu da günaha teşvik ettiği için bir de oradan günah kazanır. Ayrıca karşısındaki insan da sabretmeyip o da küfürle veya hakaretle cevap verdiği için o da günaha girer. Ve bütün bunların karşılığı yarın kıyamet günü karşılarına günah olarak ve azab olarak geri döner ve bu iki kişi cehennem azabına müstehak olur. Bu da o iki kişinin aleyhine olur. Çünkü her kötü söz bir kötülüktür, Kul Hakkına, insan onuruna tecavüzdür ve büyük günahtır. Onun için insan, söylediği sözlere dikkat etmeli. Ne söylediğine bakmalı.Yani ağzından çıkanı kulağı duymalı. Yapılan konuşmalar kırıcı, tahrik ve tahkir edici değil, yapıcı ve iyi dilekli olmalı, ahlaka ve âdâba uygun olmalı. Peygamberimiz bu konuda bizlere şu öğüdü verir: “Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse ya hayır/iyi söz söylesin, ya da sussun.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söz konusunda dikkatimizi çeken diğer husus da şudur: Bazı insanların çok konuştuğunu görürsünüz. Din adına konuşurlar, dünya adına konuşurlar, toplum adına konuşurlar, bu konuşmalar esnasında yalan ve hurâfe sözlerle konuşurlar bilerek veya bilmeyerek gıybet ederler, dedikodu yaparlar, müstehcen konuşurlar, hayasız konuşurlar, küfürle konuşurlar, yüksek sesle bağırarak konuşurlar, hakaret ederek konuşurlar, alay ederek konuşurlar.. v.s. İşte bunlar konuşurken sözlerine dikkat etmeyenlerdir. Konuşmalarda ölçümüz şu olmalı: ‘Söylenen bir söz; ya bir faydayı celbetmeye/ fayda sağlamalı veya bir kötülüğü defetmeli / yok etmeli.’ Biliniz ki, bu iki amacın dışında söylenen her söz; insana zarar vermekten ve günah kazandırmaktan ve zaman israfından başka bir şeye yaramaz. İnsan, sırf konuşmak için konuşursa yukarda ifade ettiğimiz gibi pek çok hata ve yanlış yapar, kalb kırar, kötülük yapar ve günah kazanır. Onun için büyükler ne demiş: “Mecliste ârif ol! Kelamı dinle, el iki söylerse sen bir söyle!” - “Kırk kere düşün bir kere söyle!.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın kalb/düşünce hazinelerden biri de söz hazinesidir. Dudaklar bu hazinenin kilidi, Dil de anahtarıdır. İnsanın görevi; o kilidi ve anahtarı ölçülü ve dikkatli kullanmaktır. Zîra, kalblerde öyle kötü ve zararlı sözler vardır ki; bunlar zehirli birer ok gibidir, muhatabını öldürür veya yaralar, söyleyeni günaha ve cehennem ateşine sürükler. İşte insan, bu tür sözleri konuşmaktan şiddetle kaçınmalıdır. Kalblerde; öyle iyi ve güzel sözler vardır ki; onlar bal gibi tatlı, zemzem gibi şifalı, mis gibi güzel kokuludur. İşte insan, böyle güzel ve şifalı, hayırlı sözleri söylemeli ki, hem insanlara faydalı olsun, hem insanlar nezdinde hem de Allah katında değerli ve faziletli olsun, ahiretteki mükafatı da güzel ve şifalı, tatlı olsun. Her şeyin iyisi ve kötüsü, faydalısı ve zararlısı olduğu gibi sözlerin de iyisi ve kötüsü, faydalısı ve zararlısı vardır. Akıllı insan; aklından geçen her şeyi söylemez. Ama her söylediğini düşünerek, tartarak ve seçerek, iyi, faydalı ve doğru olanları konuşur. Yoksa susar!. Atalarımız ne demiş; “Söz gümüşse sükût altındır.” Yukarda da ifade ettiğimiz gibi bu konuda sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın şu öğüdü rehberimiz olsun: “Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse ya hayır/iyi söz söylesin, ya da sussun.” Niyetiniz güzel, düşünceniz güzel, sözleriniz güzel, sohbetiniz güzel, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, güzel, feyizli ve bereketli olsun!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:11:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/suriyede-yeni-esik-turkiye-israil-gerilimi-ve-yeni-guvenlik-dengesi-7940</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/suriyede-yeni-esik-turkiye-israil-gerilimi-ve-yeni-guvenlik-dengesi-7940</guid>
                <description><![CDATA[Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></h1>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması, Türkiye-İsrail ilişkilerinde Suriye merkezli yeni ve daha riskli bir döneme girildiğini göstermektedir. Türkiye’nin Suriye’de artan askerî ve siyasi etkisi, İsrail açısından hareket serbestisini sınırlayabilecek stratejik bir unsur hâline gelirken, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Şuşa Beyannamesi ve NATO gibi farklı güvenlik mekanizmaları ile Türk Devletleri Teşkilatı, Türkiye’nin caydırıcılık kapasitesini çok katmanlı hâle getirmektedir. ABD ise İsrail’in güvenliğine desteğini sürdürürken, bölgesel güvenliğin maliyetini müttefikleriyle daha fazla paylaşmak istemektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönemin temel meselesi doğrudan savaş ihtimalinden çok, yanlış hesaplama riskinin yönetilmesi, çatışmasızlık mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Türkiye–İsrail Gerilimi, Suriye Güvenliği, Mekke Anlaşması, Bölgesel Caydırıcılık, ABD Güvenlik Doktrini.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in 18 Ağustos 2026 tarihinde Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması, Suriye sahasındaki rutin İsrail operasyonlarından daha farklı sonuçlar doğurabilecek yeni bir eşiğe işaret etmektedir. Associated Press’in Suriyeli yetkililere dayandırdığı bilgilere göre Türk askerî heyeti saldırıdan saatler önce üste yürütülen rehabilitasyon çalışmalarını incelemiştir. İsrail Başbakanlık Ofisi ise saldırıyı, Suriye’nin Türk askerlerinin üsse konuşlanmasına izin vererek İsrail’in ‘güvenlik alanında mutabık kalınmış statüko’ olarak tanımladığı düzeni ihlal etmeye hazırlandığı iddiasıyla gerekçelendirmiştir.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara, 19 Ağustos’ta bu iddiaları reddederek İsrail’in açıklamalarının Suriye’nin egemenliğini ihlal eden saldırıları meşrulaştırma amacı taşıdığını belirtmiş; Suriye Hükûmeti ile meşru zemindeki iş birliğinin sürdürüleceğini açıklamıştır.[2] Daha dikkat çekici olan ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarıdır. Barrack, Türkiye’nin saldırıdan önceden haberdar edilmediğini, İsrail uçaklarının kuzeye ve Türkiye istikametine yöneldiğinin görülmesi üzerine Ankara’nın askerî karşılık için hazırlık yapmasının anlaşılabilir olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca tarafların soğukkanlı davranması sayesinde durumun daha fazla tırmanmasının önlendiğine dikkat çekmiştir.[3] Bu açıklamalar, Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askerî çatışma ihtimalinin artık yalnızca teorik bir senaryo olmadığını; yanlış hesaplama, yetersiz çatışmasızlık mekanizması veya kontrolsüz bir askerî hareketliliğin iki ülkeyi istemeden karşı karşıya getirebilecek somut bir güvenlik riski oluşturduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in bilinçli biçimde Türkiye ile topyekûn savaş başlatmak istediğini söylemek için yeterli veri bulunmamaktadır. Ancak Ebu Zuhur saldırısı, Tel Aviv’in en azından bu üs özelinde Türkiye’nin Suriye’de askerî kapasitesini artırma ihtimalini kendi hareket serbestisi açısından kabul edilebilir görmediğini ortaya koymuştur.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. İsrail’in Temel Kaygısı: Suriye’de Türk Stratejik Derinliği</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Esad rejiminin 2024’te devrilmesinin ardından Türkiye, yeni Suriye yönetiminin en önemli dış destekçilerinden biri hâline gelmiştir. Ankara, Suriye ordusunun eğitimine katkıda bulunmakta, devlet kurumlarının ve altyapının yeniden oluşturulmasını desteklemektedir.[4] İsrail ise uzun yıllardır Suriye hava sahasında İran ve Hizbullah bağlantılı olduğunu iddia ettiği hedeflere karşı geniş operasyon serbestisine sahip olmuştur. Türkiye destekli radar, hava savunma sistemleri veya askerî üslerin Suriye’de yaygınlaşması hâlinde bu serbestinin zamanla sınırlandırılabileceği düşüncesi Tel Aviv açısından stratejik bir kaygıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al-Shaibani, 20 Ağustos’ta Reuters tarafından aktarılan açıklamasında Ebu Zuhur’da kalıcı bir Türk askerî üssü veya Türk kuvvetlerinin konuşlandırılmasının planlanmadığını ve bu hususun saldırıdan önce İsrail’e iletildiğini belirtmiştir. Buna karşılık saldırıdan dört gün önce Mossad Başkanı ile Suriye Dışişleri Bakanı arasında gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığının ayrıntılı biçimde ele alınmış olması, İsrail’in kaygısının yalnızca Ebu Zuhur’daki muhtemel bir konuşlanmadan değil, Türkiye’nin Suriye’de giderek genişleyen askerî ve stratejik etkisinden kaynaklandığını düşündürmektedir.[5][6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Ebu Zuhur saldırısının mesajını yalnızca “Türkiye Suriye’de bulunamaz” şeklinde okumak eksik kalacaktır. Daha doğru okuma, “Türkiye’nin Suriye’de İsrail’in mevcut operasyon düzenini değiştirecek askerî kapasite oluşturmasına karşı çıkılacağı” yönündedir; fakat burada İsrail açısından önemli bir ikilem ortaya çıkmaktadır. Türkiye’yi Suriye’de sınırlandırmaya çalışmak kısa vadede İsrail’in askerî hareket serbestisini koruyabilir; buna karşılık Türkiye’yi doğrudan güvenlik tehdidi algısına itmek, uzun vadede İsrail’in karşısında çok daha güçlü ve kalıcı bir bölgesel denge oluşturabilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. Mekke Anlaşması Yeni Denklemin Neresinde?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur saldırısının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’ndan yalnızca on bir gün sonra gerçekleşmesi ayrıca dikkat çekicidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anlaşma, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış sayılmasını hükme bağlamakta; kolektif caydırıcılığın, askerî açıdan birlikte çalışabilirliğin ve savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesini öngörmektedir.[7] İsrail’in Ebu Zuhur’u özellikle “Mekke Anlaşması’nı test etmek” amacıyla vurduğuna ilişkin doğrulanmış bir veri yoktur. Ancak saldırının yeni güvenlik yapılanmasının siyasi dayanışma ve caydırıcılık kapasitesini fiilen sınayan ilk ciddi bölgesel hadiselerden biri olduğu söylenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığına yönelik baskının siyasi sonuçları artık yalnızca Ankara-Tel Aviv hattıyla sınırlı değerlendirilemez; Riyad ve İslamabad’ın tutumu da denklemin bir parçası hâline gelmiştir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. ABD İsrail’i Terk Etmiyor; Güvenliğin Maliyetini Paylaştırıyor</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington cephesindeki gelişmeleri “ABD İsrail’den vazgeçiyor” şeklinde okumak doğru değildir. Değişen unsur İsrail’e verilen desteğin varlığı değil, ABD’nin bölgesel güvenliğin bütün maliyetini tek başına üstlenmek istememesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pentagon’un Ocak 2026’da yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin ana askerî önceliklerini Amerikan ana kıtasının korunması ve Hint-Pasifik’te Çin’in caydırılması olarak belirlerken Avrupa, Orta Doğu ve Kore Yarımadası’ndaki müttefiklerin kendi savunmalarında “birincil sorumluluk” üstlenmesini istemektedir. Aynı belge, Amerikan kuvvetlerinin daha sınırlı destek sağlayacağını belirtmekte; fakat Orta Doğu bölümünde İsrail’in kendisini savunma çabalarının güçlü biçimde destekleneceğini de açıkça kaydetmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Mekke Anlaşması’nı Washington’un doğrudan tasarladığı bir “güvenlik şemsiyesi devri” olarak nitelendirmek yerine, ABD’nin resmî yük paylaşımı doktriniyle uyumlu bir bölgesel yapılanma olarak değerlendirmek daha isabetli olacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nokta Washington açısından yeni bir stratejik çelişki de üretmektedir: ABD bir taraftan bölgesel ortaklarının daha fazla güvenlik sorumluluğu üstlenmesini isterken diğer taraftan İsrail’in bu ortaklardan biri olan Türkiye ile doğrudan askerî gerilime girmesini önlemek zorundadır. Ebu Zuhur hadisesi bu çelişkiyi görünür hâle getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üstelik küresel angajmanın maliyeti artmaktadır. Kongre Bütçe Ofisi, 2026 federal bütçe açığını 1,9 trilyon dolar; kamu tarafından tutulan federal borcun GSYH’ye oranını ise %101 olarak öngörmektedir.[9] ABD Sayıştayı (Government Accountability Office/GAO) da askerî hazırlığın son yirmi yılda çeşitli nedenlerle aşındığını; mevcut platformların kullanıma hazır tutulması ile yeni kabiliyetlerin edinilmesi arasında denge kurulmasında önemli güçlükler yaşandığını bildirmektedir.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu veriler ABD’nin askerî gücünü kaybettiği anlamına gelmez. Ancak Hint-Pasifik, Avrupa, Orta Doğu ve Kore’de yüksek yoğunluklu yükümlülükleri aynı anda sürdürmenin stratejik fırsat maliyetinin yükseldiğini göstermektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Amerikan Desteğinin Siyasi Sınırları</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in Washington’daki en büyük avantajlarından biri uzun yıllardır sahip olduğu güçlü siyasi destektir; fakat Amerikan kamuoyunda ve Kongre’de bu desteğin niteliği değişmeye başlamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pew Research Center’ın Mart 2026 araştırmasında Amerikalıların %60’ı İsrail hakkında olumsuz görüş bildirmiştir. Genç yaş gruplarında eleştirel yaklaşım daha da belirgindir.[11] Temmuz 2026’da Temsilciler Meclisi’nde, İsrail’e sağlanması öngörülen 3,3 milyar dolarlık askerî yardımın kaldırılmasını amaçlayan ve Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie tarafından sunulan değişiklik, 104 “evet” oyuna karşı 314 “hayır” oyuyla reddedilmiştir. Ancak değişikliğe destek veren 104 temsilcinin 103’ünün Demokratlardan oluşması, İsrail’e askerî yardım konusunda Demokrat Parti içindeki ayrışmanın ulaştığı boyutu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.[12][13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla kısa vadede Amerikan desteğinin kesilmesi beklenmemelidir. Nitekim mevcut ABD-İsrail güvenlik yardımı mutabakatı Eylül 2028’e kadar devam etmektedir.[14] Ancak gelecekte bu desteğin Amerikan iç siyaseti, bütçe dengeleri ve Washington’un küresel öncelikleriyle daha fazla ilişkilendirilmesi ihtimali güçlenmektedir. İsrail açısından gerçek risk, Amerikan desteğinin bir sabah aniden ortadan kalkması değil; bu desteğin giderek daha pahalı, daha tartışmalı ve daha şartlı bir siyasi tercih hâline gelmesidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. Türkiye-İsrail Savaşı mı, Kontrollü Gerilim mi?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İsrail arasında topyekûn savaş mevcut şartlarda her iki devlet açısından da yüksek maliyetli ve rasyonelliği düşük bir seçenektir. Daha olası senaryo; Suriye merkezli nüfuz mücadelesi, sert caydırıcılık ve kontrollü askerî-siyasi gerilimdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Ebu Zuhur’un ortaya çıkardığı temel tehlike farklıdır: Savaş her zaman bilinçli siyasi kararla başlamayabilir. Yanlış hedef değerlendirmesi, yetersiz haberleşme veya sahadaki kontrolsüz askerî temas kısa sürede tırmanabilir. Barrack’ın açıklamaları bu ihtimalin küçümsenmemesi gerektiğini göstermektedir.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Washington’un Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha güçlü bir çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışması, yalnızca teknik bir tedbir değil bölgesel savaş riskini azaltabilecek stratejik bir zorunluluktur.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">7. Mekke, Şuşa, TDT ve NATO: Caydırıcılığın Hukuki Sınırları</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin sahip olduğu ittifak ve ortaklık ağlarının tamamını otomatik askerî müdahale mekanizmaları olarak görmek doğru değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mekke Ortak Savunma Anlaşması, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı üç ülkeye yönelik saldırı kabul etmektedir; fakat kamuoyuna açıklanan metin, Türkiye’nin üçüncü ülkelerde bulunan askerî birliklerine yönelik bir saldırının hangi şartlarda kolektif savunmayı harekete geçireceğini ayrıntılı biçimde ortaya koymamaktadır.[16]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şuşa Beyannamesi ise Türkiye veya Azerbaycan’ın bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve uluslararası kabul edilmiş sınırlarının güvenliğine yönelik tehdit veya saldırı durumunda istişare ve gerekli yardımı öngörmekte; yardımın biçiminin acil görüşmeler sonucunda belirlenmesini esas almaktadır.[17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), NATO tipi bir kolektif savunma ittifakı değildir. Bununla birlikte 2025 Gabala Zirvesi’nin “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temasıyla gerçekleştirilmesi ve güvenlik alanındaki iş birliğinin teşkilat gündeminde giderek daha belirgin hâle gelmesi, olası bir Türkiye-İsrail krizinde TDT’nin siyasi ve diplomatik dayanışma kapasitesinin önem kazanacağını göstermektedir.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO açısından da benzer bir hukuki dikkat gereklidir. Washington Antlaşması’nın 5 ve 6. maddeleri Türkiye topraklarına yönelik silahlı saldırı bakımından çok daha açık bir çerçeve oluştururken, Suriye’de konuşlu Türk birliklerine yapılabilecek her saldırının otomatik biçimde 5. madde kapsamına gireceğini söylemek mümkün değildir.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye açısından bu mekanizmaların asıl değeri yalnızca savaş başladıktan sonra kimin yardım edeceği sorusunda değil, savaşı başlamadan önleyecek siyasi ve askerî caydırıcılığın oluşturulmasındadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">8. Avrupa, Rusya ve Çin</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Avrupa’nın önceliğinin Türkiye ile İsrail arasında doğrudan çatışmayı önlemek olacağı değerlendirilebilir. Avrupa Birliği, Suriye’nin birliği, bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini açık biçimde savunmaktadır.[20] Bu nedenle Avrupa’dan doğrudan askerî taraf olmaktan ziyade diplomasi ve çatışmasızlık mekanizmalarını destekleyen bir tutum beklenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya açısından Türkiye-İsrail çatışması arzu edilir bir bölgesel istikrarsızlık yaratacak olsa da Washington ve NATO’nun Orta Doğu’daki hareket alanını zorlaştırabilecek jeopolitik sonuçlar doğuracaktır. Moskova’nın doğrudan askerî taraf olmaktan çok krizin diplomatik sonuçlarından yararlanmaya çalışması daha olasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ise Suriye konusundaki tutumunu daha açık ifade etmektedir. Pekin, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasını istemekte ve İsrail’e Suriye topraklarındaki askerî operasyonlarını sonlandırma çağrısı yapmaktadır.[21] Bu nedenle Çin’in askerî taraf olmaktan ziyade uluslararası hukuk ve devlet egemenliği ekseninde pozisyon alması beklenebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">9. Karar Alıcılar Açısından Üç Stratejik Öncelik</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur hadisesinden Türkiye açısından çıkarılabilecek ilk sonuç, çatışmasızlık mekanizmasının zafiyet değil caydırıcılığın tamamlayıcı unsuru olduğudur. Ankara, askerî karşılık kapasitesini muhafaza ederken Washington üzerinden Türkiye-İsrail-Suriye haberleşme kanalının kurumsallaştırılmasını desteklemelidir; çünkü caydırıcılık yalnızca ateş gücü değil, karşı tarafın hangi eylemin hangi sonucu doğuracağını önceden bilmesini sağlamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci olarak Türkiye’nin Suriye ile askerî iş birliğinin hukuki ve siyasi meşruiyeti uluslararası kamuoyuna daha sistematik biçimde anlatılmalıdır. İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki varlığını kendi güvenliği açısından bir tehdit olarak tanımlamasına karşı Ankara, faaliyetlerinin Suriye Hükûmeti ile iş birliğine, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve bölgesel istikrara dayandığını sürekli görünür kılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü olarak Mekke Anlaşması, Şuşa Beyannamesi ve TDT bünyesindeki siyasi istişare kanalları kriz ortaya çıktıktan sonra değil, kriz öncesinde de çalıştırılmalıdır. Caydırıcılığın gerçek değeri müttefiklerin savaş başladıktan sonra ne yapacağının belirsiz bırakılmasında değil, saldırı gerçekleşmeden önce karşı tarafa hangi siyasi maliyetlerle karşılaşacağını gösterebilmesindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington açısından da temel soru açıktır: ABD, Orta Doğu’daki güvenlik yükünün daha büyük bölümünü bölgesel ortaklara bırakmak istiyorsa, bu ortakların birbirleriyle askerî çatışmaya sürüklenmesini önleyecek bir güvenlik mimarisi oluşturmak zorundadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">10. Sonuç</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur saldırısı Türkiye ile İsrail arasında savaşın başladığını göstermemektedir. Ancak iki ülkenin güvenlik çıkarlarının artık aynı coğrafyada, aynı hava sahasında ve giderek aynı askerî denklem içerisinde birbirine temas ettiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail açısından Türkiye yalnızca Suriye’de etkin bir devlet değildir. Türkiye; Mekke Anlaşması üzerinden Körfez ve Güney Asya’ya, Şuşa Beyannamesi üzerinden Kafkasya’ya ve Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Orta Asya’ya uzanan çok katmanlı bir stratejik ağın merkezinde bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD ise bir taraftan İsrail’in savunmasını desteklerken diğer taraftan müttefiklerinden kendi bölgelerinin güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istemektedir. Ebu Zuhur olayı, bu iki politikanın birbiriyle çatışabileceği noktayı gözler önüne sermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından ihtiyaç duyulan politika, gerilimi savaşa dönüştürmek değil; stratejik sabır ile inandırıcı caydırıcılığı aynı anda yürütmektir. İsrail açısından da Türkiye’nin Suriye’deki etkisini sürekli askerî güç kullanarak sınırlandırmaya çalışmanın uzun vadede daha büyük bir bölgesel karşı denge yaratabileceği dikkate alınmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Ebu Zuhur yalnızca bir hava üssünün bombalanması değildir. Asıl mesele, Orta Doğu’da kimin hava üssüne sahip olacağı değil; bundan sonra bölgesel güvenliğin kurallarını kimin ve hangi ittifaklarla belirleyeceğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Associated Press, “Israeli strikes hit an air base hours after a Turkish delegation visit, Syrian officials say”, 19.08.2026. </span><a href="https://apnews.com/article/syria-turkey-israel-air-base-abu-duhur-strikes-turkish-delegation-60a2747ff4dcdd6ebc498807912cce46" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/syria-turkey-israel-air-base-abu-duhur-strikes-turkish-delegation-60a2747ff4dcdd6ebc498807912cce46</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklama”, 19.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/israilin-suriyeye-yonelik-saldirilarina-iliskin-aciklama" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/israilin-suriyeye-yonelik-saldirilarina-iliskin-aciklama</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Reuters, “US working on deconfliction mechanism among Turkey, Israel and Syria, US envoy says”, 18.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Reuters, “US working on deconfliction mechanism among Turkey, Israel and Syria, US envoy says”, a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Reuters, “Syria says no Turkish military build-up planned at airbase struck by Israel”, 20.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Reuters, “Mossad chief, Syrian foreign minister discussed Turkish military deployments before strikes, sources say”, 19.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/mossad-director-syria-foreign-minister-discussed-turkish-military-deployments-2026-08-19/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/mossad-director-syria-foreign-minister-discussed-turkish-military-deployments-2026-08-19/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, 07.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] U.S. Department of War, 2026 National Defense Strategy, Ocak 2026, özellikle s. 18-20. </span><a href="https://media.defense.gov/2026/Jan/23/2003864773/-1/-1/0/2026-NATIONAL-DEFENSE-STRATEGY.PDF" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://media.defense.gov/2026/Jan/23/2003864773/-1/-1/0/2026-NATIONAL-DEFENSE-STRATEGY.PDF</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Congressional Budget Office, <em>The Budget and Economic Outlook: 2026 to 2036</em>, Şubat 2026. </span><a href="https://www.cbo.gov/publication/62105" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cbo.gov/publication/62105</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] U.S. Government Accountability Office, <em>Military Readiness: DOD Should Take Further Actions to Address Challenges Across the Air, Sea, Ground, and Space Domains</em>, 04.03.2026. </span><a href="https://files.gao.gov/reports/GAO-26-108888/index.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://files.gao.gov/reports/GAO-26-108888/index.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Pew Research Center, “Negative views of Israel, Netanyahu continue to rise among Americans – especially young people”, 07.04.2026. </span><a href="https://www.pewresearch.org/short-reads/2026/04/07/negative-views-of-israel-netanyahu-continue-to-rise-among-americans-especially-young-people/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.pewresearch.org/short-reads/2026/04/07/negative-views-of-israel-netanyahu-continue-to-rise-among-americans-especially-young-people/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Reuters, “US House defeats bid to cut off Israel aid in vote dividing Democrats”, 15.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/us/us-house-defeats-bid-cut-off-israel-aid-vote-dividing-democrats-2026-07-15/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/us/us-house-defeats-bid-cut-off-israel-aid-vote-dividing-democrats-2026-07-15/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Office of the Clerk, U.S. House of Representatives, “Roll Call 243, H.R. 8595, Massie of Kentucky Part A Amendment No. 8”, 15.07.2026. </span><a href="https://clerk.house.gov/Votes/2026243" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://clerk.house.gov/Votes/2026243</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Reuters, “Israel to seek new security deal with the US, FT reports”, 27.01.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/israel-seek-new-security-deal-with-us-ft-reports-2026-01-27/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/israel-seek-new-security-deal-with-us-ft-reports-2026-01-27/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “US working on deconfliction mechanism among Turkey, Israel and Syria, US envoy says”, a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Presidency of the Republic of Azerbaijan, <em>Shusha Declaration on Allied Relations between the Republic of Azerbaijan and the Republic of Turkey</em>, 15.07.2021 (resmî metin 16 Haziran 2021 tarihinde yayımlanmıştır). </span><a href="https://president.az/en/articles/view/52122" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://president.az/en/articles/view/52122</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Organization of Turkic States, “The 12th Summit of the Organization of Turkic States Convened in Gabala, Azerbaijan”, 07.10.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] NATO, <em>The North Atlantic Treaty</em>, Madde 5 ve 6. </span><a href="https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] European Council, <em>European Council conclusions on the Middle East</em>, 18.12.2025, Suriye bölümü. </span><a href="https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/18/european-council-conclusions-on-the-middle-east-european-defence-and-security-next-mff-enlargement-and-reforms-migration-and-other-items/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/18/european-council-conclusions-on-the-middle-east-european-defence-and-security-next-mff-enlargement-and-reforms-migration-and-other-items/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Remarks on Syria by China’s Permanent Representative to the UN Ambassador Fu Cong at the UN Security Council Briefing”, 15.05.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/zwbd/202605/t20260519_11913172.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/zwbd/202605/t20260519_11913172.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:02:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kore-yarimadasindan-orta-doguya-abdnin-askeri-yeniden-dengelenmesi-kapasite-asinmasi-ve-turkiyenin-yukselen-stratejik-onemi-7939</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kore-yarimadasindan-orta-doguya-abdnin-askeri-yeniden-dengelenmesi-kapasite-asinmasi-ve-turkiyenin-yukselen-stratejik-onemi-7939</guid>
                <description><![CDATA[Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma, ABD’nin Güney Kore ile ortak askerî tatbikatları azaltma kararı üzerinden Washington’un küresel askerî önceliklerinde yaşanan yeniden dengelenmeyi incelemektedir. ABD’nin aynı anda Hint-Pasifik, Avrupa ve Orta Doğu’da yüksek yoğunluklu askerî angajman sürdürmesinin; personel, bakım, lojistik, mühimmat ve platform kullanılabilirliği üzerinde artan baskı oluşturduğu ortaya konulmaktadır. İran merkezli krizler nedeniyle Amerikan askerî kaynaklarının yeniden Orta Doğu’ya yönelmesi, Washington’un müttefiklerinden daha fazla güvenlik yükü paylaşımı talep ettiğini göstermektedir. Bu dönüşüm, Türkiye’nin jeopolitik konumu, NATO üyeliği, gelişen savunma sanayii ve bölgesel güvenlik üretme kapasitesi nedeniyle stratejik önemini artırmaktadır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde gelişen savunma ve güvenlik iş birliği de bölgesel aktörlerin daha fazla sorumluluk üstlendiği yeni güvenlik mimarisinin örnekleri olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, ABD’nin dünyadan çekilmediğini; ancak küresel güvenlik sorumluluklarının giderek daha fazla bölgesel ortaklar arasında paylaştırıldığı bir döneme girildiğini savunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: ABD Askerî Stratejisi, Türkiye, Orta Doğu, Güvenlik Mimarisi, Türk Dünyası.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Pentagon’a Güney Kore ile gerçekleştirilen ortak askerî tatbikatların önemli ölçüde azaltılması yönünde talimat vermesi, ilk bakışta Kore Yarımadası’na özgü taktik bir karar olarak görülebilir. Ancak karar, Trump yönetiminin bölgesel güvenlik yükünün müttefikler ve bölge ülkeleri tarafından daha fazla paylaşılması yönündeki yaklaşımıyla doğrudan örtüşmektedir. Nitekim karar, 17 Ağustos 2026’da başlayan ve başlangıçta 27 Ağustos’a kadar sürmesi planlanan, yaklaşık 18 bin Güney Kore askerinin katıldığı Ulchi Freedom Shield tatbikatına doğrudan yansımıştır. ABD ve Güney Kore, 19 Ağustos itibarıyla tatbikatın süresini 11 günden 5 güne indirerek 21 Ağustos’ta sona erdirilmesi konusunda anlaşmış; bazı müşterek saha eğitimlerinin azaltılması, iptal edilmesi veya simülasyona dönüştürülmesi kararlaştırılmıştır. Trump, tatbikatların yüksek maliyetine dikkat çekerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ilişkilerini vurgulamış ve Güney Kore’nin İran konusunda Washington’un beklentilerine yeterli karşılık vermemesini de eleştirmiştir.[1][2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeyi yalnızca ABD-Kuzey Kore ilişkileri veya Güney Kore ile tatbikatların azaltılması üzerinden değerlendirmek eksik kalacaktır. Daha temel mesele, Washington’un giderek karmaşıklaşan güvenlik ortamında sınırlı askerî kaynaklarını hangi coğrafyalara ve tehditlere öncelik vererek tahsis edeceğidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. ABD Dünyadan Çekilmiyor; Önceliklerini Yeniden Dağıtıyor</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk Savaş sonrasında ABD; Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik’te aynı anda yüksek seviyede askerî varlık sürdürebilen başat küresel güç olarak öne çıkmıştır. Bugün ise Washington, Çin’in Hint-Pasifik’te yükselen askerî kapasitesini dengelemeye çalışırken Rusya’nın Avrupa güvenliğine oluşturduğu baskı, Kuzey Kore’nin nükleer ve balistik füze programı ve İran merkezli Orta Doğu krizleriyle eş zamanlı olarak karşı karşıyadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çok cepheli baskının dikkat çekici örneklerinden biri USS George Washington uçak gemisinin Orta Doğu’ya yönlendirilmesidir. İran savaşı kapsamında uzun süredir bölgede bulunan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Pasifik’ten ayrılması, Batı Pasifik’in geçici olarak Amerikan uçak gemisi varlığından yoksun kalmasına yol açmıştır.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">USS Abraham Lincoln’ün uzayan görevi de operasyonel yükün boyutunu göstermektedir. Yaklaşık 5 bin denizci ve deniz piyadesi taşıyan geminin 200 günü aşkın süre liman ziyareti yapmadan denizde kalması; personel yorgunluğu, yaşam koşulları, lojistik ve psikolojik etkiler konusunda tartışmalara neden olmuştur.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortaya çıkan tablo, ABD askerî gücünün ani veya mutlak bir gerilemesinden çok, küresel taahhütlerle kullanılabilir operasyonel kapasite arasındaki makasın genişlediğine işaret etmektedir. ABD hâlâ dünyanın en güçlü askerî aktörlerinden biridir; ancak aynı anda farklı coğrafyalarda uzun süreli ve yüksek yoğunluklu askerî angajmanı sürdürmenin maliyeti giderek artmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. Amerikan Askerî Kapasitesinde Aşınma İşaretleri</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu değerlendirmeyi Amerikan resmî kurumlarının verileri de desteklemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi’nin (U.S. Government Accountability Office/GAO) Haziran 2026 tarihli raporuna göre F-35 filosunun herhangi bir görevi yerine getirebilir durumda bulunduğu zamanı ifade eden “mission capable rate”, 2021 mali yılında %67 iken 2025’te %44’e gerilemiştir. Uçağın bütün görevlerini yerine getirebilirliğini gösteren “full mission capable rate” ise aynı dönemde %38’den %25’e düşmüştür.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer sorunlar ABD Hava Kuvvetlerinde de görülmektedir. GAO’nun Mayıs 2026 tarihli raporu, bakım merkezlerindeki gecikmelerin 2019’dan itibaren belirgin biçimde arttığını ve bu durumun uçakların eğitim ve operasyonlarda kullanılabilirliğini azalttığını ortaya koymaktadır.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Donanmasındaki sorun ise daha yapısal bir görünüm arz etmektedir. GAO’nun Şubat 2025 tarihli çalışmasına göre gemi inşa bütçesi 2004’ten itibaren reel olarak yaklaşık iki katına çıkmasına rağmen, 2026 itibarıyla donanmadaki gemi sayısının 2003 seviyesinin anlamlı ölçüde üzerine çıkması beklenmemektedir. Ağustos 2022 itibarıyla yüzey gemilerindeki ertelenmiş bakım işlerinin 2,3 milyar dolara ulaşması da dikkat çekicidir.[7] Kongre Bütçe Ofisi’nin Aralık 2025 değerlendirmesinde ise destroyerler ve amfibi savaş gemilerinin büyük bakım faaliyetlerinin planlanandan sıklıkla %20 ila %100 daha uzun sürdüğü ve gecikmelerin operasyonel hazırlığı sınırladığı belirtilmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla sorun yalnızca bütçe büyüklüğü değildir. Gemi üretim kapasitesi, bakım altyapısı, mühimmat üretim hızı, personel üzerindeki operasyonel yük ve farklı stratejik bölgelerde eş zamanlı kuvvet bulundurma zorunluluğu birbirini besleyen baskılar yaratmaktadır. Günümüz savaş ortamında askerî gücün büyüklüğü kadar bu gücün ne ölçüde göreve hazır ve sürdürülebilir olduğu da belirleyicidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Amerikan askerî gücündeki mevcut durumu “çöküş” kavramıyla değil, kullanılabilir kapasite üzerindeki artan baskı üzerinden tanımlamak daha isabetlidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. Orta Doğu Yeniden Amerikan Stratejisinin Merkezinde</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uzun süredir Amerikan stratejisinin ağırlık merkezinin Hint-Pasifik’e kayacağı ve Orta Doğu’daki askerî angajmanın azaltılacağı öngörülmekteydi. Ancak 2026’daki gelişmeler bu beklentinin en azından kısa ve orta vadede bütünüyle gerçekleşmediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran merkezli askerî kriz, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, Kızıldeniz-Babülmendep hattındaki istikrarsızlık, enerji arzı ve İsrail-Körfez güvenlik denklemi Washington’u yeniden önemli ölçüde Orta Doğu’ya yöneltmiştir. USS Abraham Lincoln’ün ardından USS George Washington’ın da bölgeye kaydırılması bu yönelimin en görünür göstergelerinden biridir.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buradaki stratejik ikilem açıktır: ABD, Çin’i uzun vadeli temel rakibi olarak değerlendirirken kısa ve orta vadeli krizler nedeniyle Hint-Pasifik’te ihtiyaç duyduğu askerî kaynakların bir bölümünü Orta Doğu’ya aktarmak zorunda kalmaktadır. Bu durum Çin açısından belirli ölçüde hareket alanı yaratırken Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi Amerikan ortaklarında güvenlik yükünün gelecekte nasıl paylaşılacağı sorusunu da gündeme getirebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump’ın Güney Kore’yi İran konusunda yeterli destek sağlamamakla eleştirmesi bu bakımdan önemlidir.[10] Washington’un beklentisi artık müttefiklerinin yalnızca kendi bölgelerinin savunmasına katkı sunmasıyla sınırlı değildir. Amerikan küresel stratejisinin gerektiğinde başka coğrafyalardaki maliyetlerine de ortak olmaları istenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni Amerikan ittifak yaklaşımının giderek belirginleşen yönü, güvenlik garantisi ile askerî, ekonomik ve siyasi yük paylaşımı arasındaki bağın güçlenmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte<strong> </strong>ABD’nin Orta Doğu’daki askerî varlığını ve güvenlik politikasını değerlendirirken İsrail faktörünü ayrı tutmak mümkün değildir. Washington bölgedeki askerî yükünü azaltmak veya daha fazla sorumluluğu müttefiklerine devretmek istese dahi, İsrail’in güvenliğini ciddi biçimde riske atabilecek bir güç boşluğunu kabullenmesi beklenmemelidir. Bu nedenle İran’ın askerî kapasitesi, füze ve insansız hava aracı tehdidi ile bölgedeki silahlı aktörlerin faaliyetleri, Amerikan stratejisinin Orta Doğu’dan bütünüyle uzaklaşmasını sınırlayan başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Başka bir ifadeyle ABD’nin yeni güvenlik yaklaşımı bölgeden çekilmekten çok, İsrail’in güvenliğini koruyacak askerî caydırıcılığı muhafaza ederken güvenlik yükünün daha büyük bölümünü bölgesel ortaklarla paylaşmaya yönelmektedir.[11]</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Türkiye’nin Stratejik Değeri Neden Artıyor?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Küresel askerî kaynakların yeniden dağıtıldığı bu ortam Türkiye’nin stratejik önemini artırmaktadır. Türkiye; Balkanlar, Karadeniz, Kafkasya, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Türkistan/Orta Asya güvenlik kuşaklarına aynı anda temas edebilen ender NATO ülkelerinden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO da Türkiye’nin 1952’den itibaren İttifak’ın güneydoğu kanadındaki stratejik rolünü açık biçimde vurgulamaktadır. 2026 NATO Zirvesi’nin Ankara’da gerçekleştirilmesi de Türkiye’nin İttifak içerisindeki jeopolitik ağırlığının görünür örneklerinden biri olmuştur.[12][13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Türkiye’nin yeni dönemdeki değerini yalnızca coğrafyası veya NATO üyeliği üzerinden açıklamak yetersizdir. Son yıllarda insansız sistemlerden füzelere, elektronik harpten deniz platformlarına kadar genişleyen millî savunma sanayii kapasitesi, Ankara’ya yalnızca askerî değil, dış politikada da yeni hareket alanları kazandırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD gibi küresel güçlerin dahi kuvvet üretme ve çok sayıda bölgede sürekli askerî varlık bulundurma konusunda baskıyla karşılaştığı bir dönemde bu kapasite ayrı bir önem taşımaktadır. Yeni güvenlik ortamında stratejik değer yalnızca önemli bir coğrafyada bulunmakla değil, o coğrafyada güvenlik üretebilmekle ölçülecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin önündeki fırsat da burada ortaya çıkmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. Mekke Anlaşması ve Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, küresel güvenlik yükünün yeniden paylaşılması bağlamında özel bir önem taşımaktadır. Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış kabul edilmesi prensibine dayanan anlaşmanın kolektif savunma niteliği dikkat çekmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bu yönüyle düzenlemenin teknik açıdan NATO’nun 5. maddesine benzediğini ifade etmiştir.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Açıklanan ayrıntılara göre üç ülke arasında savunma ve dışişleri bakanları ile askerî komuta kademelerini kapsayan siyasi ve askerî mekanizmaların kurulması; kara, deniz ve hava kuvvetlerinin yanı sıra hava savunması ve insansız sistemleri içeren ortak tatbikatların geliştirilmesi; savunma sanayiinde ortak üretim ve teknoloji iş birliğinin artırılması öngörülmektedir.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Güney Kore’deki gelişmeler ile Mekke Anlaşması birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilim görünür hâle gelmektedir. ABD’nin her bölgedeki güvenlik yükünü tek başına taşımak istemediği ve küresel taahhütlerinin operasyonel kapasite üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu bir ortamda bölgesel aktörler kendi güvenlik mekanizmalarını geliştirmeye yönelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan Mekke Anlaşması yalnızca üç ülke arasındaki askerî iş birliği belgesi değildir. Aynı zamanda ABD merkezli güvenlik sisteminin bütünüyle ortadan kalkmadığı, ancak bölgesel güçlerin daha fazla sorumluluk üstlendiği çok katmanlı bir güvenlik mimarisine doğru evrildiğinin işaretlerinden biri olarak görülebilir. </span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">7. Türk Dünyası Bu Dönüşümün Neresinde?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Küresel güvenlik mimarisindeki değişim Türk dünyasını da doğrudan ilgilendirmektedir. Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan başta olmak üzere Türk devletleri; Rusya, Çin, İran, Afganistan ve Güney Asya’nın kesiştiği geniş Avrasya coğrafyasında yer almaktadır. Bu nedenle Hint-Pasifik veya Orta Doğu’da gerçekleşen bir Amerikan askerî kayması dahi Kafkasya ve Türkistan/Orta Asya’daki güç dengelerine dolaylı biçimde yansıyabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) ekonomik ve kültürel iş birliğinin yanında güvenlik ve savunma sanayii konularına daha fazla yer vermeye başlaması bu açıdan önemlidir. 23 Temmuz 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilen TDT Savunma Sanayii Kurum Başkanları Birinci Toplantısı’nda savunma sanayiinde çok taraflı iş birliği için yeni bir platform oluşturulmasının Türk devletlerinin güvenliğine katkı sağlayacağı vurgulanmıştır.[16]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2025 Gebele Zirvesi’nin temasının “Bölgesel Barış ve Güvenlik” olarak belirlenmesi de güvenlik boyutunun TDT gündemindeki ağırlığının arttığını göstermektedir.[17] Bununla birlikte TDT’nin kısa vadede NATO benzeri askerî bir ittifaka dönüşeceğini öngörmek gerçekçi değildir. Üye devletlerin Rusya, Çin, Batı ve diğer bölgesel aktörlerle farklı güvenlik ve ekonomik ilişkileri bulunmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha uygulanabilir seçenek; savunma sanayii, siber güvenlik, sınır güvenliği, askerî eğitim, insansız sistemler, istihbarat paylaşımı ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda aşamalı stratejik koordinasyon geliştirilmesidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu yaklaşımın ekonomik ve lojistik ayağını Orta Koridor oluşturmaktadır. TDT’nin 12-15 Ocak 2026’da Viyana’da düzenlediği Türk Haftası kapsamında gerçekleştirilen üst düzey yuvarlak masa toplantısında da Orta Koridor’un Asya ile Avrupa arasındaki bağlantı, ticaret ve altyapı bütünleşmesi bakımından artan önemi vurgulanmıştır.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk dünyasının geleceğinde ulaştırma ve güvenlik koridorlarını birbirinden ayrı değerlendirmek giderek zorlaşacaktır. Enerji hatları, demiryolları, limanlar ve ticaret güzergâhları geliştikçe bunların güvenliğini sağlayacak siyasi ve stratejik iş birliği ihtiyacı da artacaktır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">8. Amerikan Hegemonyasından Bölgesel Sorumluluğa</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump’ın Güney Kore ile ortak askerî tatbikatların azaltılmasına ilişkin kararı, tek başına Amerikan küresel stratejisinde köklü bir dönüşüm yaşandığını kanıtlamaz. Ancak bu karar; Pasifik’teki uçak gemilerinin Orta Doğu’ya kaydırılması, uzun konuşlandırmaların personel üzerindeki etkileri, F-35 filosunun hazırlık oranlarındaki gerileme, Hava Kuvvetlerindeki bakım gecikmeleri ve donanmanın üretim-bakım sorunlarıyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilimin parçası hâline gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD dünyadan çekilmemekte ve askerî üstünlüğünü bir anda kaybetmemektedir. Buna karşılık Washington’un her coğrafyada aynı anda aynı yoğunlukta askerî güç üretmesi giderek daha maliyetli ve zor hâle gelmektedir. Bunun doğal sonucu, müttefiklerden daha fazla sorumluluk üstlenmelerinin istenmesidir. Avrupa açısından bu, daha yüksek savunma harcamaları; Japonya ve Güney Kore açısından daha fazla askerî sorumluluk; Körfez ülkeleri açısından bölgesel güvenlik mekanizmaları; Türkiye açısından ise daha geniş bir stratejik hareket alanı anlamına gelmektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">9. Sonuç</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kore Yarımadası’ndaki bir askerî tatbikat tartışmasının Orta Doğu ve Türk dünyasıyla ilişkilendirilebilmesi, 21. yüzyıl güvenlik sisteminin bölgeler arasında giderek daha güçlü bağlar kurduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pasifik’ten Orta Doğu’ya kaydırılan bir Amerikan uçak gemisi yalnızca iki bölge arasındaki askerî dengeyi değil, müttefiklerin Washington’dan beklentilerini de etkileyebilmektedir. İran konusunda Güney Kore’nin tutumunun ABD-Seul ilişkilerine yansıması veya Amerikan askerî kaynaklarının Orta Doğu’ya yönelmesinin bölgesel güvenlik arayışlarını hızlandırması aynı stratejik tablonun parçalarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu dönüşüm içerisinde NATO üyeliği, jeopolitik konumu, gelişen savunma sanayii, Orta Doğu’daki ilişkileri ve Türk dünyasıyla kurduğu bağlar sayesinde özel bir konuma sahiptir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara açısından izlenmesi gereken yol Batı’dan kopmak ya da tek yönlü biçimde Doğu’ya yönelmek değildir. NATO içerisindeki konum, millî askerî kapasite, savunma sanayii, Orta Doğu’daki bölgesel ilişkiler ve Türk dünyasıyla stratejik bütünleşme birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak değerlendirilmelidir; çünkü yeni uluslararası sistemde belirleyici unsur yalnızca devletlerin sahip oldukları askerî güç miktarı değildir. Asıl mesele, bu gücün kaç farklı coğrafyada, ne kadar süreyle ve ne ölçüde sürdürülebilir biçimde kullanılabildiğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorun da askerî gücünü kaybetmesinden ziyade, küresel sorumluluklarının kullanılabilir askerî kapasitesi üzerinde giderek artan bir baskı oluşturmasıdır. Türkiye ve Türk dünyası açısından ortaya çıkan stratejik alan tam da burada genişlemektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünya yeniden paylaşılmıyor; güvenlik sorumlulukları yeniden dağıtılıyor. Türkiye için asıl fırsat, bu yeniden dağılımın yalnızca takipçisi değil, kurucu aktörlerinden biri olabilmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:9.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Reuters, “Trump orders Pentagon to cut back military exercises with South Korea”, 16.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/china/trump-instructs-pentagon-reduce-military-exercises-with-south-korea-2026-08-16/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/china/trump-instructs-pentagon-reduce-military-exercises-with-south-korea-2026-08-16/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Reuters, “US, South Korea to cut length, scope of military drills after Trump order”, 18.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/3fec1b0a85a0/world/asia-pacific/north-korea-denounces-us-south-korea-joint-military-drills-kcna-says-2026-08-18/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/3fec1b0a85a0/world/asia-pacific/north-korea-denounces-us-south-korea-joint-military-drills-kcna-says-2026-08-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Associated Press, “US pulls last aircraft carrier in Asia as Trump focuses on Iran and the Western Hemisphere”, 15.08.2026. </span><a href="https://apnews.com/article/87cfb838de8c13464fa3cab1840ad87d" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/87cfb838de8c13464fa3cab1840ad87d</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Reuters, “Trump says USS Abraham Lincoln deployment ‘not nearly long enough’”, 14.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/us/trump-says-uss-abraham-lincoln-deployment-not-nearly-long-enough-2026-08-14/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/us/trump-says-uss-abraham-lincoln-deployment-not-nearly-long-enough-2026-08-14/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] U.S. Government Accountability Office (GAO), F-35 Sustainment: Actions Needed to Ensure Updated Strategy Improves Persistent Readiness Challenges, GAO-26-108113, 11.06.2026. </span><a href="https://www.gao.gov/products/gao-26-108113" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.gao.gov/products/gao-26-108113</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] U.S. Government Accountability Office (GAO), Air Force Readiness: Actions Needed to Address Depot Maintenance Delays and Staffing Challenges, GAO-26-107890, 14.05.2026. </span><a href="https://www.gao.gov/products/gao-26-107890" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.gao.gov/products/gao-26-107890</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] U.S. Government Accountability Office (GAO), Shipbuilding and Repair: Navy Needs a Strategic Approach for Private Sector Industrial Base Investments, GAO-25-106286, 27.02.2025. </span><a href="https://files.gao.gov/reports/GAO-25-106286/index.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://files.gao.gov/reports/GAO-25-106286/index.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Congressional Budget Office (CBO), Maintenance Delays for Conventional Navy Ships, 10.12.2025. </span><a href="https://www.cbo.gov/publication/61940" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cbo.gov/publication/61940</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Associated Press, “US pulls last aircraft carrier in Asia as Trump focuses on Iran and the Western Hemisphere”, 15.08.2026. a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Reuters, “Trump orders Pentagon to cut back military exercises with South Korea”, 16.08.2026. a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] The White House, Report on the Legal and Policy Frameworks for the United States’ Use of Military Force and Related National Security Operations, 2026. </span><a href="https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2026/02/Use-of-Military-Force-and-Related-National-Security-Operations.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2026/02/Use-of-Military-Force-and-Related-National-Security-Operations.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] NATO, “Notes on the host: Türkiye and NATO over the years”, 07.07.2026. </span><a href="https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/nato-stories/2026/07/01/notes-on-the-host-turkiye-and-nato-over-the-years" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/nato-stories/2026/07/01/notes-on-the-host-turkiye-and-nato-over-the-years</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] NATO, “Secretary General on the Ankara Summit: NATO delivers”, 08.07.2026. https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2026/07/08/secretary-general-on-the-ankara-summit-nato-delivers (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Reuters, “Turkey, Pakistan, Saudi Arabia defence pact technically same as NATO’s Article 5, Turkish minister says,” 08.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-defence-pact-technically-same-natos-article-5-2026-08-08/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-defence-pact-technically-same-natos-article-5-2026-08-08/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “Turkey lays out plans for defence pact with Pakistan and Saudi Arabia”, 13.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Organization of Turkic States (OTS), “The 1st Meeting of the Heads of Defense Industry Institutions of the OTS was held in Istanbul”, 23.07.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/the-1st-meeting-of-the-heads-of-defense-industry-institutions-of-the-ots-was-held-in-istanbul" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/the-1st-meeting-of-the-heads-of-defense-industry-institutions-of-the-ots-was-held-in-istanbul</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Organization of Turkic States (OTS), “The 12th Summit of the Organization of Turkic States Convened in Gabala, Azerbaijan”, 07.10.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Organization of Turkic States (OTS), “Turkic Week in Vienna Strengthens the Turkic World's Global Visibility and Multilateral Engagement”, 19.01.2026. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/turkic-week-in-vienna-strengthens-the-turkic-worlds-global-visibility-and-multilateral-engagement" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/turkic-week-in-vienna-strengthens-the-turkic-worlds-global-visibility-and-multilateral-engagement</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:01:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ortadoguda-yeni-guvenlik-mimarisi-turkiyenin-bolgesel-gucten-stratejik-merkez-ulkeye-evrilisi-7938</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ortadoguda-yeni-guvenlik-mimarisi-turkiyenin-bolgesel-gucten-stratejik-merkez-ulkeye-evrilisi-7938</guid>
                <description><![CDATA[Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu güvenlik mimarisi, 2026 yılında yaşanan bölgesel çatışmaların ardından önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. ABD merkezli geleneksel güvenlik modelinin krizler karşısındaki kırılganlığının daha görünür hâle gelmesi, bölge ülkelerini kendi askerî, siyasi ve ekonomik kapasitelerine dayanan daha özerk güvenlik mekanizmaları geliştirmeye yöneltmektedir. Bu süreçte Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında oluşturulan R4 mekanizması ile Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenliğin yeniden şekillenmesinde dikkat çeken iki önemli gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte ortaya çıkan yapıların mevcut aşamada bir “Ortadoğu NATO’su” veya “İslam NATO’su” olarak değerlendirilmesi için henüz erkendir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından yaşanan dönüşüm, yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değildir. Ankara’nın Suriye, Libya, Gazze, Sudan, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu politikaları; Pakistan ile stratejik ilişkileri, Azerbaycan ile Şuşa Beyannamesi temelindeki ittifakı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde gelişen güvenlik koordinasyonuyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir jeopolitik yaklaşım ortaya çıkmaktadır. Türkiye, güvenliğini yalnızca millî sınırlarında değil, kendisine yönelik tehdit ve baskıların oluşabileceği uzak coğrafyalardan itibaren sağlamaya çalışan çok katmanlı bir stratejik anlayış geliştirmektedir. İsrail, İran, terör tehditleri ve büyük güç rekabeti ise bu güvenlik mimarisini şekillendiren başlıca jeopolitik değişkenlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma, Türkiye’nin bölgesel güç olmanın ötesine geçerek Körfez, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Afrika, Kafkasya, Pakistan ve Türkistan arasında bağlantı kurabilen bir stratejik merkez ülkeye dönüşme potansiyelini incelemektedir. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilirliği; askerî kapasitenin yanı sıra ekonomik güç, diplomatik denge, stratejik ölçülülük ve aşırı yayılma riskinin etkin biçimde yönetilebilmesine bağlıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Türkiye, Ortadoğu Güvenlik Mimarisi, R4, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Stratejik Merkez Ülke.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu, uzun yıllar boyunca güvenliğini büyük ölçüde bölge dışı güçlerin askerî varlığı ve güvenlik garantileri üzerinden şekillendirdi. Özellikle Körfez ülkelerinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli savunma anlayışı; askerî üsler, ileri teknoloji silah sistemleri ve Batılı güvenlik garantileri üzerine kuruldu. Ancak 2026 yılında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî harekâtının ardından ortaya çıkan bölgesel savaş ortamı, bu modelin sınırlarını görünür hâle getirdi.<span style="background-color:yellow">[1]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran’ın Körfez’deki hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, gelişmiş silah sistemlerine sahip olmanın tek başına stratejik güvenlik üretmeye yetmediğini gösterdi. ABD askerî üslerinin dahi İran’ın füze kapasitesinin menzilinde bulunması, Washington merkezli güvenlik sisteminin kırılganlıklarının yeniden tartışılmasına yol açtı.<span style="background-color:yellow">[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu şartlarda Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında gelişen diplomatik koordinasyon dikkat çekmektedir. 2026 yılında şekillenen R4 (Regional Four/Bölgesel Dörtlü) mekanizması ile Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Ortadoğu güvenliğinde bölgesel aktörlerin kendi kapasitelerine daha fazla dayanacağı yeni bir dönemin işaretleri olarak okunabilir.<span style="background-color:yellow">[3]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak dönüşümü yalnızca Ortadoğu ile sınırlamak eksik olacaktır. Türkiye’nin Libya, Sudan, Suriye, Gazze ve Kızıldeniz politikaları; Pakistan ile stratejik ilişkileri ve Azerbaycan üzerinden Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile derinleşen güvenlik bağları birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir jeopolitik resim ortaya çıkmaktadır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, güvenliğini giderek yalnızca sınırlarında değil, kendisine yönelik risk ve baskıların üretilebileceği uzak coğrafyalardan itibaren sağlamaya çalışan bir stratejik anlayış geliştirmektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. Körfez Güvenlik Modelinin Sorgulanması</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Körfez ülkelerinin güvenlik stratejisinin temelinde uzun süredir ABD’nin bölgedeki askerî varlığı bulunmaktadır. Katar, Bahreyn ve Kuveyt başta olmak üzere bölgedeki Amerikan askerî altyapısı bu sistemin önemli unsurlarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak 2026 savaşı, bölge dışından sağlanan güvenliğin kriz anında mutlak güvenlik anlamına gelmediğini ortaya koymuştur. Council on Foreign Relations tarafından yayımlanan bir değerlendirmede de Körfez’deki ABD üslerinin İran’ın füze kapasitesi karşısındaki kırılganlığına dikkat çekilmiş ve mevcut üs yapılanmasının yeniden değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur.<span style="background-color:yellow">[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Körfez başkentlerinde artık yalnızca “ABD bizi korur mu?” sorusu değil, “Kendi bölgesel güvenlik sistemimizi nasıl kurabiliriz?” sorusu da önem kazanmaktadır. Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan yakınlaşmasının ve R4 mekanizmasının stratejik değeri burada ortaya çıkmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. R4: Yeni Bir Bölgesel Denge Arayışı</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanlarının oluşturduğu R4 mekanizmasının ilk toplantısı 19 Mart 2026’da Riyad’da gerçekleştirilmiş, ardından istişareler devam etmiştir.<span style="background-color:yellow">[5]</span> 21 Haziran 2026’da Kahire’de yapılan dördüncü toplantının ortak açıklamasında dört ülke, Ortadoğu ve daha geniş bölgede barış, güvenlik, istikrar ve refah için koordinasyonu sürdürme iradesini ortaya koymuştur.<span style="background-color:yellow">[6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">R4’ün önemi yalnızca dört ülkeyi bir araya getirmesinden kaynaklanmamaktadır. Türkiye NATO tecrübesi, güçlü ordusu ve gelişen savunma sanayisiyle; Pakistan askerî kapasitesi ve nükleer caydırıcılığıyla; Suudi Arabistan ekonomik ve enerji gücüyle; Mısır ise Süveyş Kanalı, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Afrika bağlantısıyla birbirini tamamlayabilecek stratejik özelliklere sahiptir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Lakin R4’ü şimdiden bir “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlamak doğru değildir. Henüz kurumsallaşmış bir askerî ittifak olmayan mekanizma, koordinasyonun kalıcılaşması hâlinde bölgesel krizlerin yönetiminde stratejik istişare ve güçler uyumu platformuna dönüşebilir.<span style="background-color:yellow">[7]</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. Mekke Anlaşması: Güvenlik İş Birliğinde Yeni Eşik</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">R4 sürecinden daha ileri nitelikteki gelişme, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıdır. Anlaşma, taraflardan birine yönelik saldırının diğerlerine yönelik saldırı olarak değerlendirilmesi esasına dayanmaktadır.<span style="background-color:yellow">[8]</span> Anlaşmanın önemi kolektif savunma taahhüdüyle sınırlı değildir. Planlanan siyasi ve askerî koordinasyon; ortak tatbikatlardan savunma sanayii iş birliğine, insansız sistemlerden elektronik harbe, siber kapasiteden teknoloji transferine kadar genişleyebilecek bir alan oluşturmaktadır.<span style="background-color:yellow">[9]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu noktada Türkiye-Pakistan ilişkileri özel önem taşımaktadır. Nisan 2026’da gerçekleştirilen 20. Türkiye-Pakistan Yüksek Düzeyli Askerî Diyalog Grubu toplantısında bölgesel güvenlik, askerî iş birliği, savunma sanayii, eğitim ve kapasite geliştirme başlıkları ele alınmıştır.<span style="background-color:yellow">[10]</span> Pakistan ayrıca dünyadaki dokuz nükleer silah sahibi devletten biridir. Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) verileri de Pakistan’ı bu ülkeler arasında göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[11]</span> Dolayısıyla Pakistan’ın yeni güvenlik yapılanmalarındaki varlığı caydırıcılık algısını artırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Pakistan’ın nükleer kapasitesinin otomatik biçimde diğer ülkelere bir “nükleer şemsiye” sağladığını söylemek için henüz yeterli hukuki veya resmî dayanak bulunmamaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Türkiye’nin Değişen Güvenlik Doktrini: Sınırların Ötesinde Savunma</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yıllardaki dış politika ve güvenlik yaklaşımında belirgin bir zihniyet dönüşümü görülmektedir. Suriye, Irak, Libya, Doğu Akdeniz, Somali, Sudan ve Kızıldeniz gibi farklı sahalar giderek aynı stratejik yaklaşımın parçaları hâline gelmektedir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, tehditleri sınırlarına ulaştıktan sonra karşılamak yerine bunların oluşabileceği veya Türkiye’ye yönlendirilebileceği coğrafyalarda denge üretmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Libya bunun önemli örneklerinden biridir. Ankara uzun süre Trablus merkezli yönetimin temel dış destekçilerinden biri olurken, son dönemde doğu Libya’daki aktörlerle de askerî ve siyasi ilişkilerini geliştirmektedir. Bu temasların teknik ve askerî iş birliğine doğru genişlemesi, Türkiye’nin Libya politikasının “bir tarafı desteklemekten” ülkenin tamamıyla ilişki kurmaya doğru evrildiğini göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu yaklaşım Türkiye-Mısır normalleşmesini de destekleyebilir. Libya’daki rekabetin yönetilebilir hâle gelmesi, Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanan daha geniş bir stratejik iş birliği alanı yaratabilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. İsrail Faktörü: Türkiye’nin Güvenlik Çevresindeki Yeni Stratejik Baskı</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin geliştirmeye çalıştığı yeni bölgesel güvenlik mimarisinde İsrail faktörü göz ardı edilemez. Gazze savaşı sonrasında ilişkilerin sertleşmesi, Suriye’nin geleceğine ilişkin farklılaşan güvenlik yaklaşımları ve Doğu Akdeniz’de kesişen çıkarlar, Türkiye-İsrail ilişkilerini giderek daha belirgin bir jeopolitik rekabet alanına taşımaktadır.<span style="background-color:yellow">[13]</span> Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Nisan 2025’te İsrailli bakanların Türkiye’yi hedef alan açıklamalarını “provokatif” olarak nitelendirmiş,<span style="background-color:yellow">[14]</span> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Haziran 2026’da İsrail’in Suriye ve Lübnan’daki askerî faaliyetlerini Türkiye’nin güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirmiştir.<span style="background-color:yellow">[15]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Suriye bu rekabetin en hassas sahalarından biridir. Türkiye, ülkenin toprak bütünlüğünü sağlayabilecek ve terör örgütleriyle mücadele edebilecek güçlü bir merkezî yapıdan yana olurken, İsrail’in askerî operasyonlarını bu kapasiteyi zayıflatan bir unsur olarak değerlendirmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Türkiye’nin İsrail ile Suriye’de çatışmak istemediğini, ancak İsrail saldırılarının yeni Suriye yönetiminin güvenlik kapasitesini olumsuz etkilediğini belirtmiştir.<span style="background-color:yellow">[16]</span> Buna karşılık iki ülkenin Azerbaycan’ın ev sahipliğinde istenmeyen askerî karşılaşmaları önlemeye yönelik teknik görüşmelere başlaması,<span style="background-color:yellow">[17]</span> Ankara’nın rekabeti doğrudan çatışmaya dönüştürmeden yönetmeye çalıştığını göstermektedir. Fidan’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki açıklamaları da çatışmasızlık mekanizmalarının bu amaçla geliştirildiğini ortaya koymaktadır.<span style="background-color:yellow">[18]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail faktörü, Türkiye’nin Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan, Libya ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkilerin stratejik değerini de artırmaktadır. Ancak bu yakınlaşmaları yalnızca İsrail üzerinden açıklamak doğru değildir. 2026’daki İsrail-İran ve ABD-İran çatışmaları, bölge ülkeleri açısından İran’ın dengelenmesinin ötesinde, dış güçlere bağımlılığı azaltabilecek daha özerk bir güvenlik düzenine duyulan ihtiyacı da görünür hâle getirmiştir. İran’ın Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan güvenlik yapılanmasına karşı olmadığını ve bölgesel güvenlik iş birliğini olumlu değerlendirebileceğini açıklaması da yeni mekanizmanın yalnızca İran karşıtı bir blok olarak okunamayacağını göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[19]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-İsrail rekabetinin askerî-teknolojik boyutu da giderek belirginleşmektedir. İsrail’in Türkiye’nin yeniden F-35 programına dönmesi veya F-35 tedarik etmesi ihtimaline yönelik itirazları, rekabetin bölgesel askerî güç dengesi alanına da taşındığını göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[20]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye’nin geliştirdiği yeni güvenlik yaklaşımını doğrudan bir “İsrail karşıtı ittifak” şeklinde tanımlamak mevcut verileri aşar. Daha doğru olan, Ankara’nın İsrail, İran, terör tehdidi, büyük güç rekabeti ve bölgesel istikrarsızlık gibi farklı riskleri aynı anda yönetebilecek çok katmanlı bir güvenlik ve dengeleme mimarisi oluşturmaya çalıştığını söylemektir. İsrail bu dönüşümün tek nedeni değil, süreci hızlandıran önemli jeopolitik faktörlerden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Türkiye açısından temel stratejik yaklaşım şöyle özetlenebilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin amacı yeni cepheler oluşturmak değil, kendisine karşı oluşturulabilecek cephelerin stratejik alanını daraltmak olmalıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">7. Kızıldeniz-Gazze-Sudan-Libya Hattı</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu’nun yeni jeopolitiğinde Kızıldeniz giderek merkezi bir konuma yükselmektedir. Süveyş Kanalı-Babülmendep-Hint Okyanusu hattı dünya ticaretinin ve enerji taşımacılığının kritik arterlerinden biridir. Bu nedenle Gazze, Sudan, Yemen ve Somali’deki gelişmeleri birbirinden tamamen bağımsız krizler olarak değerlendirmek güçleşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin Somali’deki varlığı, Sudan ile ilişkileri, Gazze politikası ve Kızıldeniz güvenliğine verdiği önem birlikte okunduğunda Ankara’nın Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Afrika Boynuzu-Hint Okyanusu ekseninde stratejik derinlik oluşturmaya çalıştığı görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pakistan’ın denkleme katılması hattı Güney Asya’ya kadar genişletmektedir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pakistan → Körfez → Kızıldeniz → Türkiye → Kafkasya → Türkistan</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu jeopolitik zincirin güçlenmesi, Türkiye’nin yalnızca bir Ortadoğu aktörü değil, farklı jeopolitik havzaları birbirine bağlayan stratejik merkez ülke niteliğini pekiştirebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">8. Azerbaycan ve Türk Devletleri Teşkilatı Boyutu</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün önemli fakat henüz yeterince tartışılmayan boyutlarından biri Türk dünyasıdır. Türkiye ile Azerbaycan arasında 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya sınır güvenliğine tehdit yönelmesi hâlinde ortak istişare ve gerekli yardım mekanizmalarının geliştirilmesini öngörmektedir.<span style="background-color:yellow">[21]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mart 2026’da Türkiye ve Nahçıvan’a yönelik saldırılar sonrasında TDT dışişleri bakanları Türkiye ve Azerbaycan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve güvenliğine desteklerini açıklamıştır.<span style="background-color:yellow">[22]</span> TDT’nin stratejik belgelerinde de ortak siyasi ve güvenlik istişarelerinin geliştirilmesine giderek daha fazla önem verilmektedir.<span style="background-color:yellow">[23]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle gelecekte Türkiye merkezli Ortadoğu güvenlik yapılanmaları ile TDT arasında çeşitli düzeylerde bağlantılar kurulması ihtimali göz ardı edilmemelidir. Ancak bugün itibarıyla TDT’nin Mekke Anlaşması’na katılacağı yönünde resmî bir karar bulunmamaktadır. Buna karşılık Türkiye-Azerbaycan ittifakı, TDT içindeki güvenlik koordinasyonunun gelişmesi ve Orta Koridor’un stratejik öneminin artması, Ortadoğu ile Türk dünyası arasındaki güvenlik bağlantısını güçlendirebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">9. Türkiye İçin Fırsatlar ve Riskler</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni güvenlik mimarisi Türkiye açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Savunma sanayii kapasitesi, askerî eğitim tecrübesi, İHA/SİHA teknolojileri, elektronik harp sistemleri ve farklı harekât alanlarında kazanılan tecrübe, Türkiye’yi bölgesel güvenliğin önemli sağlayıcılarından biri hâline getirebilir. Ancak genişleyen jeopolitik etki alanı aynı zamanda stratejik aşırı yayılma riski taşımaktadır. Suriye’den Libya’ya, Kafkasya’dan Kızıldeniz’e, Körfez’den Afrika Boynuzu’na kadar genişleyen sorumlulukların ekonomik, askerî ve diplomatik maliyetleri bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin yeni yapılanmaları İran’a karşı kurulmuş bir cephe görüntüsüne dönüştürmemesi de önemlidir. Ankara’nın avantajı blok siyasetine sıkışmak değil, farklı güç merkezleri arasında denge kurabilme kapasitesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aynı şekilde bölgesel güvenlik mekanizmaları NATO’nun alternatifi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin stratejik kazancı Batı’dan kopmaktan değil; NATO, Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Pakistan ve Türk dünyasıyla ilişkilerini aynı anda yönetebilen çok katmanlı bir dış politika mimarisi kurabilmesinden doğacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Ankara açısından öncelik, yeni güvenlik ağlarını katı ittifaklara dönüştürmekten ziyade esnek ve birbirini tamamlayan mekanizmalar hâlinde geliştirmek olmalıdır. R4’ün diplomatik istişare kapasitesi, Mekke Anlaşması’nın savunma boyutu, Türkiye-Azerbaycan ittifakı ve TDT’nin gelişen güvenlik koordinasyonu birbirinin alternatifi değil, farklı jeopolitik havzalarda birbirini tamamlayan halkalar olarak ele alınmalıdır. Böyle bir yaklaşım Türkiye’nin stratejik aşırı yayılma riskini sınırlandırırken bölgesel denge kurucu kapasitesini artırabilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sonuç: Türkiye’siz Denklemden Türkiye Merkezli Denkleme mi?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu’daki son gelişmeler önemli bir jeopolitik gerçeği yeniden görünür hâle getirmektedir: Türkiye’nin dışlandığı bölgesel denklemler kurulabilir; ancak Türkiye’nin coğrafi, askerî, ekonomik ve siyasi ağırlığı hesaba katılmadan bunların uzun vadeli sürdürülebilirliği giderek zorlaşmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 savaşı Körfez ülkelerine dışarıdan satın alınan askerî kapasite ile gerçek stratejik güvenlik arasındaki farkı göstermiş; bölge ülkelerinin kendi güvenlik mekanizmalarını geliştirme arayışlarını hızlandırmıştır. R4 bu arayışın diplomatik, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ise askerî-stratejik boyutunu temsil etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından ise mesele daha geniştir. Libya, Suriye, Gazze, Sudan, Kızıldeniz ve Körfez politikaları; Pakistan ile stratejik ortaklık ve Azerbaycan-Türk dünyası ekseniyle birlikte değerlendirildiğinde Ankara’nın güvenlik alanını giderek millî sınırlarının ötesinde tanımladığı görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni yapılanmanın klasik anlamda bir “İslam NATO’suna” dönüşüp dönüşmeyeceği henüz bilinmemektedir; hatta mevcut aşamada böyle bir tanımlama erken ve yanıltıcıdır. Buna karşılık daha temel bir dönüşüm belirginleşmektedir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu güvenliği yalnızca Washington veya diğer bölge dışı başkentlerde tasarlanan bir sistem olmaktan çıkarak Ankara, Riyad, Kahire ve İslamabad’ın da kurucu aktörleri olduğu daha bölgesel bir mimariye doğru ilerlemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu dönüşümü dengeli biçimde yönetebilirse yalnızca güvenliğini sınırlarının ötesinden tahkim eden bir ülke olmayacak; Körfez ile Akdeniz’i, Afrika ile Kafkasya’yı ve Pakistan ile Türkistan’ı birbirine bağlayan daha geniş bir jeopolitik alanın dengeleyici ve bağlantı kurucu merkezlerinden biri hâline gelebilecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak bunun sürdürülebilirliği askerî kapasite kadar diplomatik ihtiyat, ekonomik güç ve stratejik ölçülülüğe bağlıdır; çünkü küresel güç olmanın ölçüsü yalnızca uzak coğrafyalarda varlık göstermek değil, o coğrafyalardaki gelişmeleri millî çıkarlar doğrultusunda yönetebilmek ve bu etkiyi sürdürülebilir bir düzene dönüştürebilmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:9.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] İsmail Numan Telci, “The Emergence of a Regional Security Framework: Türkiye, Pakistan, Saudi Arabia and Egypt”, <em>Al Jazeera Centre for Studies</em>, 14.05.2026. </span><a href="https://studies.aljazeera.net/en/analyses/emergence-regional-security-framework-t%C3%BCrkiye-pakistan-saudi-arabia-and-egypt" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://studies.aljazeera.net/en/analyses/emergence-regional-security-framework-t%C3%BCrkiye-pakistan-saudi-arabia-and-egypt</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Elliott Abrams, “Rising U.S. Casualties in the Iran War Should Force a Rethink of Middle East Basing”, <em>Council on Foreign Relations (CFR)</em>, 21.07.2026. </span><a href="https://www.cfr.org/articles/rising-u-s-casualties-in-the-iran-war-should-force-a-rethink-of-middle-east-bases" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cfr.org/articles/rising-u-s-casualties-in-the-iran-war-should-force-a-rethink-of-middle-east-bases</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Joint Statement of the R4 Following the Fourth Consultative Meeting of the Foreign Ministers of the Republic of Türkiye, the Arab Republic of Egypt, the Islamic Republic of Pakistan, and the Kingdom of Saudi Arabia”, Kahire, 21.06.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-r4-following-the-fourth-consultative-meeting-of-the-foreign-ministers-21-june-2026.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-r4-following-the-fourth-consultative-meeting-of-the-foreign-ministers-21-june-2026.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Elliott Abrams, “Rising U.S. Casualties in the Iran War Should Force a Rethink of Middle East Basing”, <em>Council on Foreign Relations (CFR)</em>, 21.07.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] İsmail Numan Telci, “The Emergence of a Regional Security Framework: Türkiye, Pakistan, Saudi Arabia and Egypt”, 14.05.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Joint Statement of the R4 Following the Fourth Consultative Meeting of the Foreign Ministers”, Kahire, 21.06.2026. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Hasan Alhasan, “A New Middle Eastern Quadrilateral Is Taking Shape”, <em>International Institute for Strategic Studies (IISS)</em>, 06.05.2026. </span><a href="https://www.iiss.org/online-analysis/online-analysis/2026/05/a-new-middle-eastern-quadrilateral-is-taking-shape/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iiss.org/online-analysis/online-analysis/2026/05/a-new-middle-eastern-quadrilateral-is-taking-shape/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Associated Press, “Saudi Arabia, Turkey and Pakistan Have Signed a Key Defense Agreement”, 7 Ağustos 2026. </span><a href="https://apnews.com/article/saudi-arabia-turkey-pakistan-defense-agreement-58048d4a100befd4d2c18e0cbae58b7c" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/saudi-arabia-turkey-pakistan-defense-agreement-58048d4a100befd4d2c18e0cbae58b7c</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Reuters, “Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia”, 13.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Government of Pakistan, Press Information Department, “20th Round of Pakistan–Türkiye High Level Military Dialogue Group”, Press Release No. 52, Rawalpindi, 07.04.2026. </span><a href="https://pid.gov.pk/site/press_detail/32331" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://pid.gov.pk/site/press_detail/32331</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), “World Nuclear Forces”, <em>SIPRI Yearbook 2026</em>. </span><a href="https://www.sipri.org/visualizations/2026/world-nuclear-forces-january-2026" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/visualizations/2026/world-nuclear-forces-january-2026</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Al Jazeera, “Turkiye and Libya's Haftar Are Boosting Military Ties. Is Egypt Worried?”, 20.07.2026. </span><a href="https://www.aljazeera.com/news/2026/7/20/turkiye-and-libyas-haftar-are-boosting-military-ties-is-egypt-worried" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aljazeera.com/news/2026/7/20/turkiye-and-libyas-haftar-are-boosting-military-ties-is-egypt-worried</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Reuters, “Israel Hit Syrian Bases Scoped by Turkey, Hinting at Regional Showdown, Sources Say”, 04.04.2025, güncelleme 7 Nisan 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/israel-hit-syrian-bases-scoped-by-turkey-hinting-regional-showdown-sources-say-2025-04-04/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/israel-hit-syrian-bases-scoped-by-turkey-hinting-regional-showdown-sources-say-2025-04-04/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “İsrailli Bakanların Ülkemizi Hedef Alan Açıklamaları Hk.”, No: 75, 03.04.2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-75_-israilli-bakanlarin-ulkemizi-hedef-alan-aciklamalari-hk.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/no_-75_-israilli-bakanlarin-ulkemizi-hedef-alan-aciklamalari-hk.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “Erdogan Says Israel's Attacks on Syria, Lebanon Threaten Turkey Too”, 10.06.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/erdogan-says-israels-attacks-syria-lebanon-threaten-turkey-too-2026-06-10/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/erdogan-says-israels-attacks-syria-lebanon-threaten-turkey-too-2026-06-10/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Interview of H.E. Hakan Fidan, Minister of Foreign Affairs, Reuters”, 04.04.2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/interview-of-he-hakan-fidan--minister-of-foreign-affairs--reuters--4-april-2025.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/interview-of-he-hakan-fidan--minister-of-foreign-affairs--reuters--4-april-2025.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Reuters, “Turkey, Israel Have Begun Talks to Avoid Clashes in Syria, Turkish Sources Say”, 10.04.2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/turkey-israel-have-begun-talks-avoid-clashes-syria-turkish-sources-say-2025-04-10/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/turkey-israel-have-begun-talks-avoid-clashes-syria-turkish-sources-say-2025-04-10/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Dördüncü Antalya Diplomasi Forumu'nda Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı”, Antalya, 13.04.2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-dorduncu-antalya-diplomasi-forumu-nda-gerceklestirdigi-basin-toplantisi--13-nisan-2025--antalya.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-dorduncu-antalya-diplomasi-forumu-nda-gerceklestirdigi-basin-toplantisi--13-nisan-2025--antalya.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Reuters, “Iran Says No Reason to Fear Pakistan-Turkey-Saudi Security Pact”, 10.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-says-no-reason-fear-pakistan-turkey-saudi-security-pact-2026-08-10/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-says-no-reason-fear-pakistan-turkey-saudi-security-pact-2026-08-10/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Reuters, “Hegseth Cancels Meeting with Netanyahu over Possible Sale of F-35s to Turkey, Source Tells Reuters”, 08.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/hegseth-meet-netanyahu-over-possible-sale-f-35s-turkey-source-tells-reuters-2026-07-08/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/hegseth-meet-netanyahu-over-possible-sale-f-35s-turkey-source-tells-reuters-2026-07-08/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] Presidency of the Republic of Azerbaijan, “Shusha Declaration on Allied Relations between the Republic of Azerbaijan and the Republic of Turkey”, 15.06.2021. </span><a href="https://president.az/en/articles/view/52122" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://president.az/en/articles/view/52122</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Joint Statement of the Council of Foreign Ministers of the Organization of Turkic States on Recent Developments in the Middle East”, İstanbul, 07.03.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-council-of-foreign-ministers-of-the-organization-of-turkic-states-on-recent-developments-in-the-middle-east-istanbul-7-3-2026.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-council-of-foreign-ministers-of-the-organization-of-turkic-states-on-recent-developments-in-the-middle-east-istanbul-7-3-2026.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] Organization of Turkic States, “Budapest Declaration of the Informal Summit of the Organization of Turkic States”, Budapeşte, 21.05.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/u/f/budapest-declaration.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/u/f/budapest-declaration.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:47:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÎMÂNI GÜÇLENDİRMEK İÇİN</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/imani-guclendirmek-icin-7937</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/imani-guclendirmek-icin-7937</guid>
                <description><![CDATA[ÎMÂNI GÜÇLENDİRMEK İÇİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÎMÂNI GÜÇLENDİRMEK İÇİN</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Îmânı kuvvetlendiren, çok şey vardır. Bâzıları şunlardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Güzel ahlâklı olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2- Hep Allahü teâlâyı hatırlamak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3- İhlâslı olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4- Cömert olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5- Elinde olmadan, büyük belâlara maruz kalmak (Salih kimse için),</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6- Haramlardan kaçmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7- Küfre düşmekten çok korkmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8- Sevdiğini Allah için sevmek, sevmediğini Allah için sevmemek,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9- Salih olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">10- Namaza çok önem vermek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konudaki hadîs-i şerîflerden bâzıları şöyledir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Îmânı en kuvvetli mü’min, güzel ahlâklı olandır. Yanına herkes kolayca yaklaşır, geleni gideni çok olur. Herkesle iyi geçinir. Çevresi ile iyi geçinemeyende hayır yoktur.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Taberani]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Nerede olursa olsun, Allahü teâlâyı unutmayanın îmânı kuvvetlidir.” [Beyheki]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allah için yaptığı işlerde kınanmaktan korkmayan, ameli ihlâslı olan, iki işten biri âhırete, diğeri dünyaya faydalı olsa, âhırete faydalı olanı tercih edenin îmânı kuvvetlidir.” [Deylemi]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Kur’ân-ı kerîm okumak ve Allahı zikir îmânı kuvvetlendirir.” [Deylemi]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“En şiddetli belâ, enbiya, evliyâ ve benzerlerine gelir. Kişi îmânının sağlamlığı nispetinde belâya maruz kalır. Îmânı sağlam ise belâsı şiddetli, îmânı zayıf ise hafif olur.” [Tirmizi]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Müslüman cömerdin îmânı kuvvetlidir.” [Deylemi]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allah korkusundan dolayı harama bakmayan îmânının tadını alır.” [Taberani, Hâkim]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahı ve Resûlünü her şeyden çok seven, yalnız Allahın sevdiklerini seven ve küfre düşme korkusu, ateşte yanma korkusundan çok olan kimse îmânın tadını bulur.” [Buhari]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Üç şey îmânın tadını artırır: Allah ve Resûlünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızâsı için sevmek ve Allahın düşmanlarını sevmemek.” [Taberani]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İyilik edince sevinen, günah işleyince üzülen îmânlıdır.”&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Taberani]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu duâyı okuyan şirkten kurtulur ve îmânı kuvvetlenir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahümme innî eûzü bike min en üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estağfirü-ke li-mâ lâ-a’lemü inneke ente allâmül-guyûb.” [İ. Ahmed]</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:45:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-bir-dikis-bir-yasanmisliktir-7936</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-bir-dikis-bir-yasanmisliktir-7936</guid>
                <description><![CDATA[HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden bir elbise yırtılırdı. Anne oturur, iğneyi ipliğe takar, yırtığın etrafını ilmek ilmek dikerdi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O dikişin her birinde bir yaşanmışlık vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yokluk vardı, sabır vardı, "idare et oğlum, babana lazım olacak" vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O elbise 3 kardeş giyerdi. Dize kadar gelirdi, sonra paça eklenirdi. Utanç değil, gurur olurdu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ne oluyor?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yırtılmadan sıkılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eski denilen an değiştiriliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Leke değil, can sıkıldı diye atılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Har vurup harman savuran kadınlar var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her sene perde değiştiren, her sezon koltuk kılıfı yenileyen, "bu renk artık demode" diye dolabı boşaltan...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşuda görüleni eve taşıyan, ekranda beğenileni sepete atan...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kullanılmayan fincan takımı için yer açmak adına çalışan takımı kenara iten.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Har vurup harman savuran erkekler var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arabası 2 yaşında ama "yeni model çıktı" diye krediye giren.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Garajdaki duruyor, bir de "yedek" diye ikinciyi alan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefonu daha faturası bitmeden değiştiren.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha önceki telefon sapasağlam, tek suçu "yeni kamera" çıkmış olması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Har vurup harman savuran çocuklar var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elinde oyuncağı varken yenisini isteyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha eskisi eskimeden "bu çocukça" diyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doğum gününde 3 hediye alan, bir hafta sonra "sıkıldım" diyen.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mutfakta da aynı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karpuzda küçük bir leke var diye bütün karpuz çöpe atılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yumurtanın biri bozuk diye kolinin tamamı gidiyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayatladı diye ekmeğin yarısı, "dün aldıydık" diye yoğurt...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa eskiden karpuzun iyisi yenir, bayat ekmek kızartılır, yoğurt çorbaya katılırdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oyuncaklarda da aynı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köşeye bırakılsa bir çocuk daha oynayacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çöpün yanına konulsa bir el uzanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama direkt poşete, direkt çöpe atılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kırılmadı, bozulmadı. Sadece "modası geçti".</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genç, yaşlı, büyük, küçük...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eldeki değerin kıymeti unutuldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yeni telefon çıktığında cebdeki hala çalışan telefon değiştiriliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yeni trend geldiğinde evdeki sağlam hurdaya çıkartılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"İndirim var" diye ihtiyaç olmayan 3 şey birden alınıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra "yer yok" diye depoya atılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nereye gidiliyor?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kadar har vurup harman savuran bir millet olundu mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada en çok tüketen, en çok değiştiren, en çok "yetinmeyen"ler arasına girildi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Uçuluyor" dersek yeridir. Ama nereye? Borca mı, yorgunluğa mı, mutsuzluğa mı?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden tencerenin kulpu kırılırdı, kaynak yaptırılırdı. "Anamdan kalma" denirdi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi rengi uymadı diye set değiştiriliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden ayakkabı tabanı aşınırdı, tamirci "daha gider" derdi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi 3 ay giyildi diye "eski" denip atılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden radyo 20 sene giderdi. Şimdiki telefon 2 senede "yavaşladı".&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bozulduğu için değil. Öyle hissettirildiği için.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir dikiş bir yaşanmışlıktı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir yama bir hikayeydi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yamalı dizde top oynanan günler vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ne dikiş kaldı ne yama.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece fiş, fatura ve "sonraki model" kaldı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki ne kazanıldı?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evin içi yenilendi ama gönül eskidi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolap doldu ama bereket kaçtı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefon 16 oldu ama konuşan kalmadı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes ekrana bakıyor, kimse birbirine bakmıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alınıyor, alınıyor... Ama içteki boşluk dolmuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durup düşünmek lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eldekine bakmak lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışıyorsa bozulmamalı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskimeden eskitilmemeli.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey değiştirilmeden önce sorulmalı: "Buna gerçekten ihtiyaç var mı?"</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü emanet bunlar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Verilen rızık, edilen dua.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsraf, bereketi kaçırır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tüketmek kolay. Asıl marifet idare etmektir, kıymet bilmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın öbür gün anlatılacak bir hikaye kalmazsa,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gösterecek bir yamalı pantolon, bir tamir görmüş saat olmazsa...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geriye sadece ödenmemiş borçlar ve dolmuş çöpler kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O çöplerin içinde ise;&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Atılmayan bir karpuz, atılmayan bir oyuncak, atılmayan bir sabır vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar çöpe atılırken, aslında bir şeyler daha atıldı farkında olmadan.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir dikiş bir yaşanmışlıktır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir eşya bir emanettir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Emanete ihanet eden değil, sahip çıkan olalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:41:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/14-agustos-1974-ayse-tatile-ciksin-ve-kibris-turkunun-varolus-mucadelesi-7935</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/14-agustos-1974-ayse-tatile-ciksin-ve-kibris-turkunun-varolus-mucadelesi-7935</guid>
                <description><![CDATA[14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14 Ağustos 1974, Kıbrıs Türk halkının varlığının ve güvenliğinin teminat altına alınması bakımından Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarih, 20 Temmuz 1974’te başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ikinci safhasının başladığı gündür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs meselesini yalnızca 1974 yılının şartları içerisinde değerlendirmek eksik olacaktır. Kıbrıs Türkleri, özellikle 1963’te başlayan ve tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen saldırılardan itibaren uzun yıllar boyunca baskı, şiddet, zorunlu göç ve kuşatma şartları altında yaşamıştır. Ada’nın Yunanistan’a bağlanmasını amaçlayan Enosis düşüncesi ve bu hedef doğrultusunda faaliyet gösteren silahlı yapılanmalar, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini ve Ada’daki anayasal statüsünü ciddi biçimde tehdit etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askerî cuntanın desteğiyle gerçekleştirilen darbe ve Nikos Sampson’un yönetime getirilmesi, Enosis’in fiilen hayata geçirilmesi tehlikesini ortaya çıkarmıştır. Bunun üzerine Türkiye, diplomatik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine 1960 Garanti Antlaşması’nın kendisine tanıdığı hak ve sorumluluklardan hareketle 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlatmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesiyle Kıbrıs Türk halkının güvenliği açısından hayati bir adım atılmış, aynı zamanda Ada’nın bütünüyle Yunanistan’a bağlanmasının önüne geçilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birleşmiş Milletlerin girişimleri sonucunda 22 Temmuz’da ateşkes ilan edilmiş ve ardından Cenevre görüşmeleri başlamıştır. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katıldığı görüşmelerde Ada’da yeni bir düzen kurulması ve Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğinin sağlanması amaçlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak görüşmeler devam ederken Kıbrıs Türklerine yönelik tehditlerin tamamen ortadan kalkmaması, Türk yerleşim bölgelerinin kuşatma altında bulunması ve sahadaki güvenlik şartlarının kalıcı bir çözüme imkân vermemesi nedeniyle Cenevre süreci çıkmaza girmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İşte bu şartlar altında Türk siyasi tarihinin hafızalara kazınan parolası devreye girmiştir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>“Ayşe tatile çıksın.”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Güneş’in isminden hareketle kullanılan bu parola, diplomatik görüşmelerden sonuç alınamadığını ve ikinci askerî harekâtın başlayacağını ifade ediyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14 Ağustos 1974 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri ikinci harekâtı başlattı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk birliklerinin ilerleyişi sonucunda Lefkoşa–Magosa ve Lefkoşa–Lefke istikametlerinde Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlayabilecek coğrafi bütünlük büyük ölçüde oluşturuldu. 16 Ağustos’ta ateşkesin yürürlüğe girmesiyle bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sınırlarını büyük ölçüde şekillendiren askerî durum ortaya çıktı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs Barış Harekâtı Türkiye açısından bir toprak kazanma savaşı değil; Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini ve siyasi geleceğini koruma müdahalesiydi. Aynı zamanda Enosis projesinin önüne geçilmiş ve Ada’nın tamamının Yunanistan’a bağlanması engellenmiştir. Bu nedenle 1974 müdahalesini değerlendirirken önemli bir hususun altını çizmek gerekir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye Kıbrıs’a müdahale etmeseydi, bugün Kıbrıs Türk halkının Ada’daki siyasi ve coğrafi varlığından söz edebilmek çok daha güç olabilirdi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, harekât sırasında çok sayıda şehit vermiş; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yanı sıra Kıbrıs Türk mücahitleri ve siviller de hayatlarını kaybetmiştir. Bu nedenle 20 Temmuz ve 14 Ağustos yalnızca askerî harekât tarihleri değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin sembol tarihleridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1974 sonrasında Kıbrıs Türkleri kendi siyasi geleceklerini kurumsallaştırma yolunda ilerlemiş; 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti, 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Kıbrıs meselesine bakarken yarım asrı aşkın müzakere sürecinin ortaya koyduğu gerçek de göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs Türk halkı, Ada’nın asli ve eşit unsurlarından biridir. Güvenliği, siyasi eşitliği ve kendi geleceğini belirleme iradesi hiçbir çözüm arayışının dışında bırakılamaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin garantörlüğü ise tarihî tecrübenin de gösterdiği üzere Kıbrıs Türkleri açısından yalnızca hukuki bir statü değil, hayati bir güvenlik teminatıdır. Bu nedenle Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesine dayanan iki devletli çözüm yaklaşımı, bugün Türk tarafının Kıbrıs politikasının temelini oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14 Ağustos 1974’te verilen “Ayşe tatile çıksın” mesajı, sadece bir askerî harekât parolası değildir. O parola; Kıbrıs Türkünün yalnız olmadığının, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğundan vazgeçmeyeceğinin ve Türk milletinin Kıbrıs Türklerinin varlığına yönelik tehditler karşısında sessiz kalmayacağının tarihe düşülen kaydıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1571’den bugüne Kıbrıs uğruna şehit düşen bütün kahramanlarımızı ve Türk milletinin bekası uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hayatta olan kahraman gazilerimize sağlık ve uzun ömürler diliyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs Türkü yalnız değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs Türk Devleti ilelebet var olsun.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail Cingöz</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası Siyaset Uzmanı</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:54:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YALANSA YALAN DE</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yalansa-yalan-de-7934</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yalansa-yalan-de-7934</guid>
                <description><![CDATA[YALANSA YALAN DE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YALANSA YALAN DE</span></strong></h3>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Döner döner durur naçar kirmenim<br />
&nbsp;Eğirdikçe yünü biter dermanım<br />
Atımın nal vurup nal toplattığı<br />
&nbsp;Ele kalır er geç yiğit harmanım<br />
<br />
Kalanın geride elinde yaba<br />
Savurur şanını boşuna çaba<br />
&nbsp;Dünyada inkarı ganimet bildik<br />
Sıkıysa ahrette şerh düş hesaba<br />
<br />
Böyle geldik böyle gideriz ancak<br />
&nbsp;Teslimden sonraya bekler salacak<br />
Elinde maşrapa birkaç ölümlü<br />
Ölü yıkar iken durulayacak<br />
<br />
Ağıtlar yakılır gün, beden taze<br />
Sen yokken dönerler az sonra size<br />
Bir hisse bir kıssa beklenen kuldan<br />
Kul, kısa vakitte hisse derdinde<br />
<br />
Faniden sonrası bu dünya yalan<br />
Kümes ile birmiş sarayda kalan<br />
&nbsp;Ne hancıdır baki ne de yolcusu<br />
&nbsp;En baki kalanı dünya denen han</span></p>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:36:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BOŞANMADAN ÖNCE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bosanmadan-once-7933</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bosanmadan-once-7933</guid>
                <description><![CDATA[BOŞANMADAN ÖNCE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BOŞANMADAN ÖNCE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evliliğinizi bitirmeye karar vermeden önce, kendinize ve evliliğinize bir kez daha şans verin. Ama bu kez aynı şeyleri yaparak değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Önce Durun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkeliyken, kırgınken, büyük bir tartışmanın hemen ardından hayatınızı değiştirecek bir karar vermeyin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biraz zaman verin. Sakinleşin. Sonra konuşun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;2. Kendinize Sorun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Ben gerçekten eşimden mi vazgeçiyorum, yoksa yaşadığımız sorunlardan mı?"</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazen bitirmek istediğimiz şey evlilik değil, yaşadığımız acıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Sadece Eşinizi Suçlamayın</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Bana ne yaptı?" sorusu kadar, **"Ben bu evlilikte neyi daha iyi yapabilirdim?"** sorusunu da sorun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişim, suçlu aramakla değil, sorumluluk almakla başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Birbirinizi Gerçekten Dinleyin</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sen zaten hep böylesin..." demek yerine, **"Bunu yaşadığında ne hissettin?"** diye sorun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;5. Beklentilerinizi Konuşun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşinizin ne istediğini tahmin etmeyin. Sorun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, ilgi, saygı, yakınlık, sorumluluk, para, aileler, çocuklar... Konuşulmayan beklentiler zamanla kırgınlığa dönüşebilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Profesyonel Destek Alın</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sorunlar yıllardır birikmişse, aynı tartışmalar tekrar tekrar yaşanıyorsa, **"Biz bunu kendi başımıza çözemiyoruz"** diyebilmek bir zayıflık değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çift/evlilik danışmanlığından destek almak, ilişkiye verilen değerin bir göstergesi olabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7. Şunları Kendinize Sorun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Hâlâ birbirimize karşı saygımız var mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Güven yeniden kurulabilir mi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Birbirimizi anlamaya isteğimiz var mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Ve en önemlisi: İkimiz de bu evliliği onarmak mı istiyoruz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;8. Son Bir Soru...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün eşinizle ilk kez tanışıyor olsaydınız, **onu yeniden seçer miydiniz?**</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevabınız "evet" veya "belki" ise... Belki de henüz vazgeçmek için değil, yeniden denemek için konuşmanın zamanı vardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9. Unutmayın...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazı evlilikler sevgisizlikten değil, iletişimsizlikten ve biriken kırgınlıklardan yorulur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat şiddet, tehdit, ağır istismar veya güvenliği tehlikeye atan durumlarda öncelik evliliği sürdürmek değil, güvenliği sağlamaktır.**</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evliliği kurtarmak her zaman mümkün olmayabilir. Ama karar vermeden önce doğru soruları sormak mümkündür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hidayet Şişkin</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:24:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİNİ ve AHLAKI ÖĞRENMEDE AİLENİN ÖNEMİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dini-ve-ahlaki-ogrenmede-ailenin-onemi-7932</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dini-ve-ahlaki-ogrenmede-ailenin-onemi-7932</guid>
                <description><![CDATA[DİNİ ve AHLAKI ÖĞRENMEDE AİLENİN ÖNEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DİNİ ve AHLAKI ÖĞRENMEDE AİLENİN ÖNEMİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın doğru yolu bulmasında, hidayete ulaşmasında, dinini öğrenmesinde ailenin önemi çok büyüktür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslamı tebliğde ve dini öğrenmede her aile, bir terbiye okuludur Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam İslamı tebliğe önce ailesinden başladı ve İslama ilk giren de eşi Hz. Hatice oldu.. Daha sonra akraba ve yakınlarından başlayarak diğer insanlara tebliğ etti ve İslam toplumu ve İslam Medeniyeti böyle oluştu. Bizler Allahın adını ilkönce ailemizden öğrendik. Abdest almayı, Namaz kılmayı, Oruç tutmayı ilkönce ailemizden öğrendik. Teravih ve Bayram namazlarına babamız veya annemizle birlikte gittik. İftar ve sahurları, tâ küçük yaştan itibaren ailemizle birlikte yapıp o anların manevi hazzını birlikte tattık. Bayramlaşmayı, yardımlaşmayı ve paylaşmayı onlardan görerek öğrendik. Ahlakı ve terbiyeyi, okumayı ve çalışmayı ilkönce onlardan öğrendik. Hangimizin dilinde aile büyüklerinden öğrendiği bir duâ yok ki! Hangimizin davranışlarında ailesinin güzel davranışlarından esintiler yok ki!.. Zira bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Anne ve babası onu ya İslam olarak yetiştirir, ya da Hrıstiyan, Yahudi veya mecusî olarak yetiştirir”.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun şuurunda olan pek çok müslüman aile, çocuklarını İslam ahlakı üzere yetiştirmeye çalışırken bu konuda çok ihmalkar davranan aileleri de görmekteyiz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, bu sorumluluğu devlete veya hocalara yükleyerek kendileri sorumluluktan kaçmaya çalışırlar. Bir olumsuzluk olduğunda da suçu devlete veya çevrenin kötü gidişatına yüklerler.. Halbuki Yüce Allah bu sorumluluğu ilk önce aileye yüklemiş ve bu konuda müminleri şöyle uyarmıştır:“Ey iman edenler! Yakıtı taş ve insanlar olan Cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun”.(Tahrim-6) Çünkü ailede din eğitimi ihmal edilirse ahlak ve terbiyeden milli ve manevi değerlerden mahrum yetişen çocukların akıbeti pek de iyi olmaz. Ahlak ve terbiyeden mahrum yetişen çocuklar her türlü kötülüğü ve günahı işlemekten haya duymaz, sıfatı müslüman dahi olsa! Bu nedenle her aile, çocuklarını güzel bir terbiye ile yetiştirmeli. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Anne ve babaların çocuklarına bırakacakları en değerli miras; onlara verecekleri güzel bir terbiyedir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer ailede islam inancı ve islam ahlakı yaşanmıyorsa, insanımızı ve toplumumuzu güzel ahlak sahibi yapmak mümkün olmaz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Siz istediğiniz kadar topluma vaazı nasihatte bulunun, yazın, çizin, eğer aileye inemiyorsanız, Din ve Ahlaki eğitimin temelini öncelikle ailede veremiyorsanız, toplumda huzuru ve barışı sağlamada başarıya ulaşamazsınız. Bu nedenle din eğitimine önce ailede başlanmalıdır. Çünkü, toplumların sağlamlığı ve karakteristik özelliği o toplumdaki ailelerin ahlak yapısına ve ahlaki yaşantısına bağlıdır. İnsanlığın ve medeniyetin temeli ailedir. İnsanlar ailelerinden aldıkları terbiye ve eğitim oranında medeni ve ahlaklı olurlar. Bugün asrîlik, entellektüellik ve moda esintilerine kendini kaptırıp bir takım sapıklıklar ve ahlaksızlıklar içinde yaşayan, inancından ve kültüründen uzaklaşan insanlar varsa; bunun temelinde aile eğitimsizliği vardır. Bunu; toplumda artan sapıklıklardan ve ahlaksızlıklardan, terör, gasp, cinayet, intihar, tecavüz, esrarkeşlik ve alkolizm gibi olaylara bakarak çok açık bir şekilde görebilir ve anlayabilirsiniz. Ülkemizde aile eğitiminin zayıflaması nedeniyledir ki, çocuklarımız ve gençlerimiz çevrenin içinde bulunduğu kötü alışkanlıkların tuzağına kolayca düşmektedir. Kendi aile hanesinde inancını ve islam ahlakını tam olarak öğrenemeyen, göremeyen ve yaşayamayan gençlerimiz, davranışlarını televizyon, internet veya gazete kültürüyle şekillendirmektedir. Çocukların kişiliği de bu yönde gelişmektedir. Bu da İslam ahlakından yoksun insan sayısını artırmakta ve toplumda ahlaki ve dini erozyonlar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu erozyon nedeniyledir ki; günümüzde dinin yerini hurafeler alırken, ahlakın yerini de moda özentileri sınırsız ve ölçüsüz zevk ve eğlence düşkünlüğü almakta, böyle olunca da; adı müslüman veya ailesi Müslüman, fakat kendisi ve davranışları başka, başka olan insanlar çoğalmaktadır. Şunu iyi bilmeliyiz ki; nasıl ki her peygamber, Allahın dinini insanlara tebliğ etmekle bir risalet görevi taşıdıysa, her Müslüman aile reisleri (anne-baba) de İslam ahlakını ve İslam terbiyesini çocuklarına öğretmek ve yaşatmakla görevli bir risalet görevi taşımalıdır. Bu nedenledir ki her Müslüman aile, İslam inancının ve islam ahlakının öğretildiği bir ahlak ve terbiye okulu olmalıdır. Çocuklarımız ve gençlerimiz islamın sunduğu Hak ve adalet ölçülerini, sevgiyi ve saygıyı, merhameti ve iyiliği, kardeşliği ve dostluğu, doğruluğu vedürüstlüğü ve her türlü güzel gelenekleri önce kendi ailesinde görmeli, öğrenmeli ve yaşamalı ki, hem kendisi için hem de yaşadığı toplumdaki diğer insanlar için örnek bir karaktere, sağlam bir inanca, güzel bir ahlaka ve güzel bir edebe sahip olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:05:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mekke Antlaşması: Ortadoğu Enerji Yollarına Tarihi Güvenlik Kalkanı – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Küresel Dengeleri Altüst Ediyor</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mekke-antlasmasi-ortadogu-enerji-yollarina-tarihi-guvenlik-kalkani-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-kuresel-dengeleri-altust-ediyor-7931</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mekke-antlasmasi-ortadogu-enerji-yollarina-tarihi-guvenlik-kalkani-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-kuresel-dengeleri-altust-ediyor-7931</guid>
                <description><![CDATA[Mekke Antlaşması: Ortadoğu Enerji Yollarına Tarihi Güvenlik Kalkanı – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Küresel Dengeleri Altüst Ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekke Antlaşması: Ortadoğu Enerji Yollarına Tarihi Güvenlik Kalkanı – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Küresel Dengeleri Altüst Ediyor&nbsp;</span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Ortadoğu’nun jeopolitik haritasını ve küresel güvenlik mimarisini kökünden sarsan tarihi bir dönüm noktasıdır. NATO’nun 5. maddesine benzer şekilde, taraflardan birine yapılacak olası bir silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı ilkesine dayanan bu pakt, sadece üç ülkenin askeri kapasitelerini birleştirmiyor; aynı zamanda bölge ülkelerinin kendi krizlerini yönetme iradesini gösteren “bölgesel sahiplenme” vizyonunu da fiiliyata döküyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bölgesel Dengelerin Yeniden Şekillenmesi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekke Antlaşması, ABD’nin Ortadoğu’daki caydırıcılığının sorgulandığı bir atmosferde şekillenmiştir. Özellikle Şubat 2026’da patlak veren ABD-İran gerilimleri sürecinde Washington’un Körfez ülkelerine yönelik güvenlik taahhütlerinde yetersiz kalması, Suudi Arabistan’ı alternatif güvenlik arayışlarına itmiştir. Ankara, Riyad ve İslamabad’ın oluşturduğu bu yeni blok, bölge güvenliğinin artık tamamen küresel güçlerin (ABD, Rusya veya Çin) inisiyatifine bırakılmayacağı mesajını vermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşmanın arka planında dikkat çeken en önemli diplomatik manevralardan biri Mısır’ın durumudur. Ankara’nın iki yıllık diplomatik çabalarına rağmen Kahire; İsrail’in baskıları ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile olan askeri dengeleri gözeterek son anda masadan kalkmayı tercih etmiştir. Mısır’ın yokluğuna rağmen üç ülkenin kararlılıkla yola devam etmesi, Türkiye’nin bölgedeki kurucu gücünü pekiştirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeni ittifakın İsrail cephesinde ciddi bir paniğe yol açması ve İsrailli yetkililerin karşı bir blok kurulması yönünde çağrılar yapması, paktın dengeleri nasıl hızla değiştirdiğinin en net kanıtıdır. Buna karşılık İran, antlaşmanın kendisine yönelik olmadığını belirterek bu gelişmeden endişe duymadığını açıklamıştır. Çin ve Rusya ise şimdilik temkinli bir izleme politikası benimsemiş, Hindistan ise Pakistan’ın nükleer kapasitesinin bu pakta dahil olmasından duyduğu rahatsızlığı diplomatik kanallardan dile getirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enerji Yolları ve Deniz Ticaretinin Güvenliği</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İttifakın küresel ekonomiyi doğrudan etkileyecek en kritik ayağı, enerji yollarına ve deniz ticaretine sağlayacağı kalkan işlevidir. Füze, seyir füzesi ve İHA teknolojilerinin ucuzlayıp yaygınlaşması, Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini ve Körfez’deki dar boğazları (Hürmüz, Bab el-Mendeb) asimetrik tehditlere karşı son derece savunmasız hale getirmişti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekke Anlaşması; deniz ticaret yollarının çatışma tehdidi altında tıkandığı bir dönemde petrol ve doğalgaz arzının güvenliğini garanti altına almayı hedeflemektedir. Suudi Arabistan’ın küresel enerji piyasasındaki ağırlığı ve finansal gücü, Türkiye’nin ileri askeri teknolojisi (özellikle İHA/SİHA sistemleri, deniz kuvvetleri ve elektronik harp kabiliyetleri) ile Pakistan’ın Hint Okyanusu’ndan Orta Asya’ya uzanan stratejik konumu bir araya geldiğinde, küresel ticaret için hayati öneme sahip ulaştırma koridorları üçlü bir güvenlik şemsiyesi altına alınmış olmaktadır. Bu durum, enerji piyasalarında uzun vadeli istikrar beklentisini güçlendirirken, asimetrik tehditlerin maliyetini önemli ölçüde yükseltmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küresel Etkiler ve Pakistan’ın Nükleer Caydırıcılığı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küresel eksende Mekke Anlaşması, orta ölçekli güçlerin birleşerek nasıl stratejik bir caydırıcılık ekseni yaratabildiğinin en güncel örneğidir. Pakistan’ın nükleer bir güç olması, bu paktı sıradan bir konvansiyonel ittifak olmaktan çıkarıp, stratejik derinliği ve nükleer iması olan devasa bir caydırıcılık gücüne dönüştürmüştür. Anlaşma, Türkiye veya Suudi Arabistan’a otomatik bir nükleer şemsiye sağlamasa da dış müdahalenin veya geniş çaplı savaşların maliyetini hesaplanamaz boyutlara taşımaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İttifakın bir diğer kritik boyutu ise ortak komuta yapısı ve düzenli müşterek tatbikatların planlanmasıdır. Bu adımlar, paktın sadece kâğıt üzerinde kalmayıp operasyonel bir derinliğe kavuşmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda ekonomik işbirliği mekanizmalarının (ortak savunma sanayii projeleri, enerji yatırımları ve liman güvenliği) güçlendirilmesi de gündemdedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak Mekke Anlaşması; saldırgan bir savaş bloku değil, savaşın maliyetini yükselterek çatışmayı önlemeyi amaçlayan kolektif bir savunma kalkanıdır. Enerji yollarının güvence altına alındığı, dış müdahalelerin sınırlandığı ve İslam dünyasının üç büyük gücünün inisiyatif aldığı bu yeni denklem, Ortadoğu’nun kendi kaderini bizzat tayin ettiği çok kutuplu yeni bir dönemin başlangıcını müjdelemektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:05:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNANMAYANLAR VE İNANANLAR</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/inanmayanlar-ve-inananlar-7930</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/inanmayanlar-ve-inananlar-7930</guid>
                <description><![CDATA[İNANMAYANLAR VE İNANANLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNANMAYANLAR VE İNANANLAR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sohbet imkânı bulduğum ünlü bir profesörle konuşurken; “İnançsız insanların en yakınlarını kaybetmenin acısını nasıl telafi ettikleri’nden açıldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öyle ya… Cennet umudu olmayan, âhırette buluşma ümidi taşımayan insanlar nasıl söndürüyordu içindeki ateşi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dahası, kendilerinin de bir gün öleceğini bile bile âhıret inancının boşluğunu neyle dolduruyorlar?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Alkole vuruyorlar kendilerini.” dedi hoca…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün başlarına gelecek mutlak hakîkati unutmak, hatırlarına getirmemek için bu yola başvurduklarını anlattı. Neşeyi bozan, ağızların tadını kaçıran ölüme karşı beynin ve nefsin bu yöntemi geliştirdiğini ilk kez işittim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dahası var… Düşünsenize, her şey dünyada kalacak gibi yaşamışlar, istediklerini yapmışlar…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de yüce kitabımız Kur’ân-ı kerimde ve daha önce insanlığa yollanan bütün kutsal kitaplarda bahsedildiği şekilde, yaptıklarının hesabını verecekler(!)se!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle bir ihtimal, inançsız bir fânîyi nasıl çıldırtmasın?..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Devletimizin mücadelesine doğru bulduğumuz her adımında destek olmayı hem milletimize, hem vicdanımıza görev addediyoruz. Yapamadıklarımız için hayıflanıyor, kendi iç dünyamızda mahcubiyet duyuyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalanın, küfrün oluk gibi aktığı günümüz şartlarında, neyimiz var, neyimiz yoksa Hak yolunda sonuna kadar kullanmakla mükellefiz. Yaptıklarımızı, yazdıklarımızı beğenen olur, beğenmeyen olur… Biz, bize öğretilenlerin ışığında, elimizden gelen gayreti ortaya koymakla memuruz. Gerisi Cenab-ı Hakkın bileceği iş…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın “Elinde bu imkânlar vardı, ne yaptın?” sorusuna vereceğimiz cevaba hazırlanabiliyor muyuz, aslolan bu? Eğer mahşerde bunun cevabını verebileceksek, işte asıl ödül o olacak, biz buna inanıyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 17:16:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?</title>
                <category>Muammer Gezer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dugunumuz-var-peki-ya-yuvamiz-7929</link>
                <author>mgezer178@gmail.com (Muammer Gezer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dugunumuz-var-peki-ya-yuvamiz-7929</guid>
                <description><![CDATA[Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir düğün sezonunun daha içerisindeyiz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salonlar tutuluyor, davetiyeler hazırlanıyor, gelinlikler, damatlıklar seçiliyor, altınlar hesaplanıyor… </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aileler aylar öncesinde hazırlıklara başlıyor. Birkaç saat düğün için bazen yıllarca ödenecek borçlar altına giriliyor. Herkes düğün nasıl olacak diye konuşuyor. Unutulan şey ise; evlilik bir gün, aile bir ömürdür. Gençlerimizi düğün yapmaya değil, yuva kurmaya hazırlamalıyız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam, evliliği sadece iki insanın hayatlarını birleştirmesi olarak görmez. Evlilik; sevginin, merhametin, sadakatin ve sorumluluğun aynı çatı altında buluşmasıdır. Toplumu oluşturan temel taştır. Bu hakikatlerden git gide uzaklaşıyoruz. Daha yolun başında edinilen borçlar, yola devam ederken sözde eşlerin birbirine üstünlük çabası, ‘’ben çektim kızım/oğlum çekmesin’’ düşüncesinin getirdiği adeta akıl tutulması durumlar bu muazzam müesseseye ciddi zararlar vermektedir. Daha yılı dolmadan gençler ayrılık yollarına düşüyor, rahmet kapısı birden yerini cefaya, yıllar boyu sürecek bedduaya bırakıyor. Oysa bizim irfanımızda Allah, ‘’evlenen ile ev yapana yardım eder’’ desturu vardır. Bu yardımı ziyadeleştirmek ise gençlerin ailelerine düşün mecburi bir görevdir. Bazen öne sürülen özel şartlar, gösteriş delisi istekler evlenmeye niyeti olan gençleri dahi evlilikten soğutuyor. Hayata yeni başlayan, hayatlarını birleştiren gençlere yapılan en büyük kötülük bu olsa gerek. En güzel düğün hazırlığı; sevgi, merhamet, sabır, sorumluktur. Eşyalar zamanla alınır, altın, araba zamanla alınır, para bin olur bazen de bir olur. Allah kerim, her şey yoluna geçer. Sadece İslam ile yoğrulmuş, ilk günden takva tohumları atılmış bir yuvaya niyet edilsin yeter. Elbette insan düğününde sevinecek. Elbette ailesini, dostlarını, akrabalarını davet edecek. Elbette güzel bir merasim yapacak. Fakat mutluluk ile gösteriş arasındaki çizgiyi kaybetmemek gerekiyor. Düğün, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Yeni hayatın ilk adımı borçla, israfla ve insanların ne diyeceği endişesiyle atılmamalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada özellikle üzerine durmamız gereken bir diğer husus ise: İmam nikahıdır. Toplumumuzda ‘’imam nikahı’’ olarak tarif edilen nikah akdi, İslam açısından ciddi bir akittir. Nikah; tarafların rızasını, belirli şartları ve sorumlulukları beraberinde getirir. Şakası dahi akdin bozulmasına sebebiyet verebilir. İmam Nikahı isminin almasının sebebi, ecdat bu ulvi görevi imamlara vermesinden dolayıdır. İmamın kıydığı nikah akdi mahalle kadı sicillerine de hemen işlenir ve evlilik resmiyet kazanmış olurdu. Kadı sicillerine işlenmeyen bir evlilik de geçersiz sayılırdı. Bu durum özellikle hanımefendilerin haklarının muhafaza edilmesi için elzem bir durumdur. Tıpkı şu an Diyanet İşleri Başkanlığının personeline, resmi nikah olarak nitelendirdiğimiz medeni nikah akdini görmeden imam nikahı akdini gerçekleştirmemelerini talimat vermesi gibi bir durumdur. Ülkemizde sadece resmi, sadece imam ve her ikisini de yapan üç farklı toplum yapısı vardır. Kıyılan nikah akdi hangi türde olursa olsun unutulmaması gereken en önemli şey; tarafların haklarının muhafaza edilmesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘’Düğün nasıl olacak?” sorusundan önce: “Evlilik nasıl olacak?” Bunu konuşmalıyız. Eşler birbirleriyle nasıl konuşacak? Bir tartışma çıktığında ne yapacak? İki tarafın ailesi evliliğe ne kadar müdahil olacak? Ekonomik sıkıntılar nasıl aşılacak? Çocuk yetiştirirken hangi değerler esas alınacak? Eşlerden biri hastalandığında diğeri ne yapacak? Birbirlerinin hatalarına karşı nasıl davranacaklar? İşte evlilik bunlardır. Çünkü insanın gerçek karakteri düğün salonunda değil, evinin içerisinde ortaya çıkar. Kalabalığın önünde herkes güler. Asıl mesele, kimsenin görmediği zamanlarda birbirimize nasıl davrandığımızdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile sadece iki insanın özel hayatı değildir. Aile, toplumun temelidir. Bir çocuk ilk sevgiyi ailesinden öğrenir. İlk merhameti ailesinden görür. İlk saygıyı ailesinde öğrenir. İlk kez “hak” ve “sorumluluk” kavramlarıyla ailesinde tanışır. Bu nedenle aileyi korumak, aslında toplumun geleceğini korumaktır. Bugün aile kurumunu güçlendirmek istiyorsak gençlerin evlenmesini kolaylaştırmalıyız. Anne babalar olarak çocuklarımızdan imkânlarının üzerinde beklentiler istememeliyiz. Gençlerimizi birbirleriyle yarıştırmamalıyız. “Bizim kızımızın düğünü şöyle olacak.” “Bizim oğlanın düğünü bundan aşağı olmaz.” gibi sözlerle gençlerin hayatının ilk adımını ağır bir ekonomik yük hâline getirmemeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazılan hiçbir yazı bu ulvi hareketi anlatmaya yeterli değildir. Ama kulaklara küpe olmasını istediğim öz cümle ise şudur; zaten aile üzerine amansız bir saldırı var. TV programlarından, LGBT propagandalarına kadar her fırsatta aileyi yıkmak üzere hesaplar yapılıyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gelin bu hesapları kolaylaştırmayın, ailenin kurulması için nefislerinizi bir kenara bırakın ve İslam ile Anadolu irfanına kulak verin…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:10:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2023/01/muammer-gezer-1673725403.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EKRAN AÇIK, GÖNÜL KAPALI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ekran-acik-gonul-kapali-7928</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ekran-acik-gonul-kapali-7928</guid>
                <description><![CDATA[EKRAN AÇIK, GÖNÜL KAPALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EKRAN AÇIK, GÖNÜL KAPALI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde herkesin elinde bir telefon, gönülde bir kırgınlık.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran açık. Gönül kapalı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde rollerimiz var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba rızık peşinde, anne evin direğinde.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlat okur, büyür, hayata hazırlanır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kardeş yoldaş, amca hatır, eş yoldaştır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi birer sıfat. Hepsi birer görev.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba, eşine evladına şefkatle davranması gereken.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ekran araya giriyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medyada kahraman, evde yabancı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir beğeni, bir mesaj, bir "görünmez"lik...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En çok eşleri yaralayan da babanın yalanları oluyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Toplantıdayım" deyip kaybolmak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evladın "baba bakar mısın" demesine "sonra" demek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran parlıyor, evin içi kararıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne hor görülmeden.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İster evde, ister işte...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev ile yuva arasında mekik dokuyan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tüm gün yorulmuş.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yandan iş, bir yandan çocuk.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yandan da ekrandaki kıyas: "Falancanın eşi böyle, evi şöyle"&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medyanın olumlusu: Uzakta ki anneyi görmek, dua istemek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olumsuzu: Yetmemek hissi, suçluluk, yorgunluğa bir de kalp kırgınlığı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapsa da baba tarafından hoş görülen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü insan. Robot değil.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran yorgunluğunu görmez, hoşgörü görmezse o mekik düşer.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O da ekranda.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba telefonda, anne telefonda.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Benimle oyna" dediğinde cevap: bir baş sallama.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En çok çocuk öğreniyor: Sevginin ekrandan, ilginin bildirimden geldiğini.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra o da kapanıyor. Gönlü kapanıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hor görüldüğü zaman ne olacağı belli.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba ekrana kaçar. Anne ekrana sığınır. Çocuk ekrana gömülür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde 4 kişi, 4 ayrı dünya.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofrada sessizlik. Odada ışık değil, ekran parıltısı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesele telefon değil. Mesele ne yaptığımız.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sıfat büyük olabilir. Takipçi çok olabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama altında insan yoksa hepsi boş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz önce insan olalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekrana değil, göze bakalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bildirime değil, "nasılsın"a cevap verelim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalana değil, doğruya sarılalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce anlayalım, önce affedelim, önce sarılalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerisi sıfat. Gelir geçer.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat bize hep sıfatlar verir, kimilerimiz anne kimilerimiz baba, eş, kardeş, amca…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bu hayatta bizlere verilen en önemli sıfat insan olmaktır. Kim olursak olalım…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan olmanın erdemi yoksa, diğer sıfatlarında hiçbir önemi yoktur...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:16:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kaandan-kizilelmaya-turk-savunma-sanayiinin-yeni-jeopolitigi-ve-cok-kutuplu-dunyada-turkiye-7927</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kaandan-kizilelmaya-turk-savunma-sanayiinin-yeni-jeopolitigi-ve-cok-kutuplu-dunyada-turkiye-7927</guid>
                <description><![CDATA[KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></h1>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk Savaş sonrasında uzun yıllar tek kutuplu bir görünüm sergileyen uluslararası sistem, son dönemde Çin’in yükselişi, Rusya’nın yeniden güç projeksiyonu geliştirmesi, bölgesel güçlerin etkinliğinin artması ve teknolojik rekabetin hız kazanmasıyla giderek çok kutuplu bir yapıya evrilmektedir.[¹] Bu dönüşüm, devletlerin uluslararası konumunu yalnızca askerî güçleriyle değil; kritik teknolojileri geliştirme kapasiteleri, savunma sanayii altyapıları ve stratejik özerklik düzeyleriyle de doğrudan ilişkilendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede savunma sanayii, klasik anlamda askerî ihtiyaçları karşılayan bir üretim alanı olmanın ötesine geçmiş; teknoloji üretimi, ekonomik rekabet, dış politika ve diplomasiyle doğrudan bağlantılı stratejik bir güç unsuruna dönüşmüştür. Kritik savunma teknolojilerini geliştirebilen devletler, kriz dönemlerinde daha bağımsız hareket edebilmekte, uluslararası ortaklıklarını güçlendirebilmekte ve savunma diplomasisini etkin biçimde kullanabilmektedir.[²]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, özellikle 2000’li yıllardan itibaren uyguladığı yerli ve millî savunma sanayii politikaları sayesinde bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri hâline gelmiştir. Lisans altında üretim yapan bir yapıdan özgün platformlar geliştiren, kritik alt sistemleri tasarlayan ve savunma ürünlerini uluslararası pazarlara ihraç edebilen bir teknoloji ekosistemine geçiş, Türkiye’nin askerî kapasitesi kadar dış politika seçeneklerini de genişletmiştir.[³]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün en görünür örnekleri olan KAAN ve KIZILELMA, yalnızca ileri teknoloji platformları değil; Türkiye’nin stratejik özerkliğini güçlendiren, savunma diplomasisini destekleyen ve uluslararası görünürlüğünü artıran jeopolitik araçlardır.[⁴] Dolayısıyla bu projelerin yalnızca teknik özellikleriyle değerlendirilmesi, uluslararası ilişkiler bağlamındaki stratejik etkilerini açıklamak açısından yeterli değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu makale, Türk savunma sanayiinin dönüşümünü uluslararası ilişkiler perspektifinden ele almakta ve “Savunma Jeopolitiği” kavramını analitik bir çerçeve olarak önermektedir. Bu kavram, savunma teknolojilerinin askerî kapasitenin ötesinde; stratejik özerklik, savunma diplomasisi, dış politika ve jeopolitik etki üretme işlevlerini birlikte açıklamayı amaçlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu doğrultuda çalışma üç temel soruya cevap aramaktadır:</span></span></p>

<ol>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk savunma sanayiinin dönüşümü Türkiye’nin stratejik özerkliğini nasıl etkilemiştir?</span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KAAN ve KIZILELMA projeleri Türkiye’nin jeopolitik konumuna hangi açılardan katkı sağlamaktadır?</span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">“Savunma Jeopolitiği” kavramı, savunma teknolojileri ile dış politika arasındaki ilişkiyi açıklamak için nasıl bir analitik çerçeve sunmaktadır?</span></span></li>
</ol>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. Türk Savunma Sanayiinin Dönüşümü: Tedarikçi Devletten Stratejik Teknoloji Üreten Güce</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayii, günümüzde devletlerin teknolojik kapasitesini, ekonomik rekabet gücünü ve jeopolitik etkinliğini şekillendiren temel stratejik alanlardan biri hâline gelmiştir. Yapay zekâ, otonom sistemler, elektronik harp, siber güvenlik ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler, savunma sanayiinin ulusal güç unsurları içerisindeki ağırlığını artırmıştır. Bu çerçevede devletlerin uluslararası sistemdeki konumu, yalnızca sahip oldukları askerî platformlarla değil; bu platformları geliştirebilecek araştırma-geliştirme, mühendislik ve sanayi altyapısıyla da değerlendirilmektedir.[⁵]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından bu dönüşümün en önemli kırılma noktalarından biri, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan silah ambargolarıdır. Ambargo süreci, dışa bağımlı savunma anlayışının ulusal güvenlik açısından doğurduğu riskleri açık biçimde ortaya koymuş; bunun sonucunda ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi kurumların oluşturduğu millî savunma sanayii altyapısı geliştirilmiştir.[⁶] Bu kurumsal birikim, zamanla yüksek teknoloji odaklı ve özgün platformlar üretebilen bir ekosisteme dönüşmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2000’li yıllardan itibaren uygulanan savunma politikaları ise bu yapıyı niteliksel olarak yeni bir aşamaya taşımıştır. Lisans altında üretime dayalı modelden özgün platform geliştiren, kritik alt sistemleri yerli imkânlarla tasarlayan ve savunma ürünlerini uluslararası pazarlara ihraç edebilen bir sanayi yapısına geçiş sağlanmıştır. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen projeler, yerlilik oranının yükselmesine ve savunma ihracatının istikrarlı biçimde artmasına önemli katkı sağlamıştır.[⁷]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün stratejik sonucu, Türkiye’nin savunma alanında dışa bağımlılığını azaltarak karar alma süreçlerinde daha geniş hareket alanı kazanmasıdır. Yerli savunma teknolojileri, yalnızca askerî modernizasyonu desteklememiş; aynı zamanda kriz dönemlerinde tedarik risklerini azaltmış ve Türkiye’nin stratejik özerklik kapasitesini güçlendirmiştir. Böylece savunma sanayii, ulusal güvenlik politikalarının yanı sıra dış politika ve diplomasiyle de doğrudan ilişkili bir stratejik sektör hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiinin uluslararası etkisi yalnızca teknoloji üretimiyle sınırlı değildir. Savunma ihracatı, ortak üretim projeleri, askerî eğitim faaliyetleri ve teknoloji paylaşımı, devletler arasında uzun vadeli güvenlik ortaklıklarının oluşmasına katkı sağlamaktadır. Bu durum, savunma teknolojilerini ekonomik bir ürün olmanın ötesine taşıyarak dış politikanın tamamlayıcı araçlarından biri hâline getirmektedir.[⁸] Nitekim Amerika Birleşik Devletleri’nin F-35 programı, Fransa’nın Rafale savaş uçağı, Rusya’nın S-400 sistemi ve Çin’in insansız hava aracı ihracatı, savunma teknolojilerinin jeopolitik etki üretme kapasitesini ortaya koyan güncel örneklerdir.[⁹]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde Türkiye’nin geliştirdiği AKINCI, HÜRJET, MİLGEM, ATMACA, KAAN ve KIZILELMA projeleri de yalnızca savunma ihtiyaçlarını karşılayan platformlar değil; teknoloji üretim kapasitesini artıran, uluslararası görünürlüğü güçlendiren ve savunma diplomasisini destekleyen stratejik araçlar olarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede Türk savunma sanayiinin dönüşümü, sanayi politikalarının ötesinde, Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası sistemde daha etkin bir aktör olma hedefini destekleyen uzun vadeli bir devlet stratejisini yansıtmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. KAAN ve KIZILELMA: Türkiye’nin Yeni Jeopolitik Güç Çarpanları</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası güvenlik ortamında yaşanan teknolojik dönüşüm, devletlerin askerî güç anlayışını yeniden şekillendirmektedir. Beşinci nesil savaş uçakları, yapay zekâ destekli insansız sistemler, ağ merkezli harekât, elektronik harp ve otonom teknolojiler, yalnızca operasyonel üstünlük sağlayan unsurlar değil; aynı zamanda stratejik caydırıcılık ve uluslararası rekabetin belirleyici bileşenleri hâline gelmiştir.[¹⁰] Bu bağlamda Türkiye’nin geliştirdiği <strong>KAAN</strong> ve <strong>KIZILELMA</strong> projeleri, savunma sanayiindeki teknolojik dönüşümün yanı sıra ülkenin jeopolitik konumunu güçlendiren stratejik platformlar olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3.1. KAAN: Stratejik Özerkliğin Hava Gücü Boyutu</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KAAN, Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı geliştirme hedefinin somut ürünü olmasının ötesinde, yüksek teknolojiye dayalı savunma ekosisteminin ulaştığı seviyeyi göstermektedir. Düşük görünürlük (stealth), sensör füzyonu, ağ merkezli harekât ve gelişmiş aviyonik sistemler, modern hava muharebesinin temel gereklilikleri arasında yer almaktadır.[¹¹]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte KAAN’ın stratejik değeri yalnızca teknik özelliklerinden kaynaklanmamaktadır. Proje; motor teknolojileri, aviyonik sistemler, radar, elektronik harp, kompozit malzemeler ve yazılım alanlarında millî bilgi birikiminin geliştirilmesini teşvik ederek Türkiye’nin savunma alanındaki dışa bağımlılığını azaltmaktadır. Bu yönüyle KAAN, yalnızca yeni nesil bir savaş uçağı değil; uzun vadeli stratejik özerkliği destekleyen kapsamlı bir teknoloji programıdır.[¹²]</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3.2. KIZILELMA: Geleceğin Hava Muharebe Konseptine Uyum</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma teknolojilerindeki en önemli dönüşümlerden biri, insanlı ve insansız platformların birlikte görev yaptığı hibrit harekât anlayışının gelişmesidir. Türkiye’nin bu alandaki en dikkat çekici projelerinden biri olan KIZILELMA; yüksek hız, düşük radar görünürlüğü, yapay zekâ destekli görev yönetimi ve kısa pistli platformlardan operasyon yapabilme kabiliyetiyle klasik silahlı insansız hava araçlarından ayrılmaktadır.[¹³]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası güvenlik literatürü, geleceğin hava muharebelerinin insanlı ve insansız sistemlerin birlikte görev yaptığı ağ merkezli operasyon konseptleri etrafında şekilleneceğini ortaya koymaktadır.[¹⁴] Bu çerçevede KIZILELMA, yalnızca yeni bir platform değil; Türkiye’nin geleceğin savaş teknolojilerine uyum sağlayabilen ve bu teknolojileri geliştirebilen ülkeler arasında yer alma hedefinin önemli bir göstergesidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3.3. Savunma Teknolojilerinden Jeopolitik Etkiye</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KAAN ve KIZILELMA birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşümünün yalnızca askerî modernizasyonla açıklanamayacağı görülmektedir. Her iki proje de teknoloji üretme kapasitesi ile dış politika arasında doğrudan ilişki kuran stratejik araçlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma teknolojileri geliştirebilen devletler, ortak üretim projeleri, savunma iş birlikleri, müşterek eğitim faaliyetleri ve uzun vadeli güvenlik ortaklıkları aracılığıyla uluslararası ilişkilerde daha geniş bir hareket alanı elde edebilmektedir. Bu süreç, savunma sanayiini yalnızca ulusal güvenliği destekleyen bir sektör olmaktan çıkararak, savunma diplomasisi ve jeopolitik etki üretiminin önemli araçlarından biri hâline getirmektedir.[¹⁵]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapsamda KAAN ve KIZILELMA, Türkiye’nin teknoloji üreten, stratejik ortaklıklar geliştiren ve savunma diplomasisini etkin biçimde kullanabilen bir aktör olarak uluslararası görünürlüğünü güçlendirmektedir. Dolayısıyla bu platformlar, yalnızca yeni nesil savunma sistemleri değil; Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası sistemde bölgesel ve küresel etkinliğini destekleyen jeopolitik güç çarpanlarıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. Çok Kutuplu Dünyada Savunma Diplomasisi ve Savunma Jeopolitiği</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası güvenlik ortamında yaşanan teknolojik dönüşüm, devletlerin savunma anlayışını ve dış politika araçlarını yeniden şekillendirmektedir. Dijital teknolojiler, yapay zekâ, ağ merkezli harekât, veri yönetimi ve gelişmiş savunma sistemleri, yalnızca askerî kapasiteyi artıran unsurlar değil; aynı zamanda devletlerin stratejik özerkliğini, uluslararası hareket alanını ve savunma diplomasisi kapasitesini etkileyen temel güç bileşenleri hâline gelmiştir. Bu çerçevede savunma sanayii, çok kutuplu uluslararası sistemde yalnızca askerî modernizasyonun değil; jeopolitik etkinliğin ve savunma diplomasisinin de temel araçlarından biri olarak öne çıkmaktadır.[¹⁶] Bu yeni güvenlik ortamı, savunma sanayiini klasik askerî modernizasyon anlayışının ötesine taşıyarak dış politika ve jeopolitik rekabetin temel unsurlarından biri hâline getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yirmi yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği dönüşüm de bu küresel değişimden bağımsız değildir. Yerli ve millî platformların geliştirilmesi, yalnızca Silahlı Kuvvetlerin operasyonel ihtiyaçlarını karşılamamış; aynı zamanda Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesine katkı sağlamıştır. Savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın azalması, kriz dönemlerinde karar alma süreçlerini kolaylaştırmış ve stratejik özerkliği güçlendiren önemli bir unsur hâline gelmiştir.[¹⁷]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiindeki bu gelişim, Türkiye’nin savunma diplomasisi kapasitesini de önemli ölçüde artırmıştır. Son yıllarda insansız hava araçları, zırhlı kara araçları, deniz platformları ve elektronik harp sistemleri alanında gerçekleştirilen ihracatlar, birçok ülkeyle uzun vadeli askerî eğitim, ortak üretim, bakım-idame ve teknoloji paylaşımını içeren güvenlik ortaklıklarının gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu süreç, savunma ürünlerinin yalnızca ekonomik değer taşıyan mallar olmadığını; aynı zamanda dış politika hedeflerini destekleyen stratejik araçlar olduğunu göstermektedir.[¹⁸]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin Afrika, Balkanlar, Türkistan, Kafkasya ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği savunma sanayii iş birlikleri de bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer almaktadır. Savunma alanındaki ortaklıklar çoğu zaman enerji, ulaştırma, eğitim ve sanayi yatırımlarıyla birlikte ilerlemekte; böylece güvenlik iş birliği daha kapsamlı diplomatik ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, Türkiye’nin dış politikasında sert güç unsurları ile yumuşak güç araçlarının birlikte kullanımının daha görünür hâle geldiğini göstermektedir.[¹⁹]</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Savunma Jeopolitiği: Analitik Bir Yaklaşım</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası sistemde savunma teknolojilerinin stratejik öneminin artması, bu teknolojilerin yalnızca askerî kapasite üretimi çerçevesinde değerlendirilmesini yetersiz hâle getirmiştir. Günümüzde savunma sanayii; dış politika, stratejik özerklik, savunma diplomasisi, teknoloji transferi ve uluslararası güç projeksiyonu ile doğrudan ilişkilenen çok boyutlu bir alan niteliği kazanmıştır. Buna rağmen uluslararası ilişkiler literatüründe bu ilişkinin bütüncül biçimde ele alınmasının görece sınırlı kaldığı değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışmanın temel iddiası, savunma teknolojilerinin yalnızca askerî üstünlük sağlayan sistemler olmadığı; aynı zamanda devletlerin dış politika tercihlerini etkileyen, stratejik özerkliklerini güçlendiren ve uluslararası güç dağılımındaki konumlarını yeniden şekillendiren jeopolitik araçlar hâline geldiğidir. Bu nedenle çalışmada önerilen “Savunma Jeopolitiği” kavramsallaştırması, savunma teknolojileri ile jeopolitik güç üretimi arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik analitik bir yaklaşım olarak geliştirilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu makale kapsamında Savunma Jeopolitiği, bir devletin geliştirdiği savunma teknolojilerini yalnızca ulusal güvenliğini sağlamaya yönelik askerî araçlar olarak değil; stratejik özerkliğini güçlendiren, savunma diplomasisini destekleyen, dış politika hedeflerini kolaylaştıran ve bölgesel ile küresel ölçekte jeopolitik etki üreten stratejik güç unsurları olarak değerlendirme kapasitesini ifade etmektedir. Bu yaklaşım, savunma teknolojilerini yalnızca güvenlik politikalarının bir bileşeni olarak değil; aynı zamanda uluslararası sistemde güç projeksiyonu ve jeopolitik nüfuz üretiminin temel araçlarından biri olarak ele almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Savunma Jeopolitiği yaklaşımı, teknolojik bağımsızlık ile stratejik özerklik arasında kurulan ilişkinin savunma diplomasisi aracılığıyla jeopolitik etkiye dönüştüğünü; bu sürecin ise devletlerin uluslararası sistemdeki hareket alanını ve güç projeksiyonu kapasitesini doğrudan etkilediğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla savunma teknolojileri, yalnızca askerî kabiliyet geliştiren platformlar değil; devletlerin uluslararası rekabet gücünü ve jeopolitik etkinliğini artıran stratejik güç çarpanları olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. Sonuç ve Değerlendirme</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası sistemin giderek çok kutuplu bir yapıya evrildiği günümüzde, savunma teknolojileri yalnızca askerî kapasitenin değil; dış politika etkinliğinin, stratejik özerkliğin ve jeopolitik nüfuzun da temel belirleyicileri hâline gelmektedir. Bu dönüşüm, savunma sanayiini ulusal güvenlik politikalarının ötesine taşıyarak devletlerin uluslararası sistemdeki konumunu etkileyen stratejik güç unsurlarından biri hâline getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yirmi yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği dönüşüm, bu küresel değişimin dikkat çekici örneklerinden birini oluşturmaktadır. Yerli ve millî platformların geliştirilmesi, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve savunma ihracatındaki artış, Türkiye’nin yalnızca askerî kapasitesini güçlendirmemiş; aynı zamanda dış politika araçlarını çeşitlendirmiş, stratejik hareket alanını genişletmiş ve uluslararası sistemde daha etkin bir aktör olarak konumunu güçlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışmada KAAN ve KIZILELMA projeleri, teknik özelliklerinden ziyade uluslararası ilişkiler perspektifiyle değerlendirilmiştir. Yapılan analiz, söz konusu platformların yalnızca yeni nesil savunma sistemleri olmadığını; Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesini geliştiren, savunma diplomasisini destekleyen ve jeopolitik etki alanını genişleten stratejik araçlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda önerilen “Savunma Jeopolitiği” kavramsallaştırması, savunma teknolojileri ile dış politika arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik özgün bir analitik çerçeve sunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma Jeopolitiği yaklaşımı; teknolojik bağımsızlık, stratejik özerklik, savunma diplomasisi, jeopolitik etki ve güç projeksiyonu arasında karşılıklı etkileşime dayanan bütüncül bir ilişki bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede savunma teknolojileri, yalnızca askerî üstünlük sağlayan sistemler değil; devletlerin uluslararası sistemdeki konumunu güçlendiren, dış politika kapasitesini genişleten ve jeopolitik etkinliğini artıran stratejik güç çarpanları olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin ulaştığı savunma sanayii kapasitesi, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde geliştirilebilecek ortak üretim, teknoloji paylaşımı, askerî eğitim ve savunma sanayii alanındaki iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu süreç, teşkilatın güvenlik boyutunun kurumsallaşmasına katkı sağlayabilecek, Türk Dünyası’nda savunma temelli stratejik iş birliğini güçlendirebilecek ve bölgesel istikrarın desteklenmesine zemin hazırlayabilecek önemli bir potansiyel taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak, KAAN’dan KIZILELMA’ya uzanan teknolojik dönüşüm yalnızca Türk savunma sanayiinin gelişimini değil; Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası sistemde stratejik özerkliğini güçlendiren, savunma diplomasisini etkinleştiren ve jeopolitik konumunu pekiştiren uzun vadeli bir devlet vizyonunun somut yansımasını ifade etmektedir. Bu yönüyle Türk savunma sanayiinin gelişimi, uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca askerî modernizasyon perspektifiyle değil; jeopolitik, savunma diplomasisi, stratejik özerklik ve Türk Dünyası’nın değişen güvenlik mimarisi bağlamında da değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir dönüşüm süreci olarak ele alınmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹ Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), SIPRI Yearbook 2026, Bölüm 1: “Reflections on the Challenges of Systemic Disruption and the Future of Peace Research”. </span><a href="https://www.sipri.org/yearbook/2026/01" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/yearbook/2026/01</span></a><span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">² Hans Binnendijk, Daniel S. Hamilton and Alexander Yershbow; “Strategic Responsibility: Rebalancing European and Trans-Atlantic Defense” Brookings Institution June 24, 2022. https://www.brookings.edu/articles/strategic-responsibility-rebalancing-european-and-trans-atlantic-defense/ (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">³ T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2024–2028 Stratejik Planı (Ankara: SSB, 2024). </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).⁠</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁴ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), KAAN Millî Muharip Uçak Programı. </span><a href="https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026). TUSAŞ⁠; Baykar Teknoloji, KIZILELMA Millî İnsansız Savaş Uçağı. </span><a href="https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁵ Lawrence Freedman, The Future of War: A History (New York: PublicAffairs, 2017), 15–42. Dijital nüsha: </span><a href="https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁶ Haluk Görgün, “Türk Savunma Sanayii, Ambargolar, Millîleştirme Çalışmaları ve ASELSAN,” Millî Teknoloji Hamlesi, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), DOI: 10.53478/TUBA.978-625-8352-16-0.ch23. h ttps://www.tuba.gov.tr/tr/yayinlar/suresiz-yayinlar/bilim-ve-dusunce/mill-teknoloji-hamlesi/turk-savunma-sanayii-ambargolar-millilestirme-calismalari-ve-aselsan (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁷ T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2024–2028 Stratejik Planı (Ankara: SSB, 2024). </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁸ Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), SIPRI Yearbook 2025: Armaments, Disarmament and International Security (Oxford: Oxford University Press, 2025). </span><a href="https://www.sipri.org/yearbook" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/yearbook</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁹ Benjamin Jensen, Yasir Atalan, Can Mutlu ve Jose M. Macias III, “Competition in the Shadow of Technology”, Center for Strategic and International Studies (CSIS), 16 December 2024. https://www.csis.org/analysis/competition-shadow-technology (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁰ Lawrence Freedman, The Future of War: A History (New York: PublicAffairs, 2017), 171–228. Dijital nüsha: </span><a href="https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹¹ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), KAAN Millî Muharip Uçak Programı. </span><a href="https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan</span></a> <span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹² Daniel Fiott, Strategic Autonomy: Towards European Sovereignty in Defence, European Union Institute for Security Studies (EUISS), 2018. EUISS – Strategic Autonomy⁠. https://op.europa.eu/en/publication-detail/-/publication/88f37741-237a-11e9-8d04-01aa75ed71a1 (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹³ Baykar Teknoloji, KIZILELMA Millî İnsansız Savaş Uçağı. </span><a href="https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁴ Kateryna Bonder and Matt Mande, “Defining Autonomy: Why Software, Not Drones, Will Decide the Next War”, 10.06.2026. https://www.csis.org/analysis/defining-autonomy-why-software-not-drones-will-decide-next-war (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁵ Rachel Ellehuus, “NATO Futures: Three Trajectories”, 21.07.2021. </span><a href="https://www.csis.org/analysis/nato-futures-three-trajectories" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.csis.org/analysis/nato-futures-three-trajectories</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁶ Judith Huismans, Rebecca Lucas, Ondrej Palicka, Sarah Winder, Erik Silfversten; “Conceptualising Digital Capability”, </span><a href="https://www.rand.org/pubs/research_reports/RRA3831-1.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.rand.org/pubs/research_reports/RRA3831-1.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁷ T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2024–2028 Stratejik Planı (Ankara: SSB, 2024). </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).⁠</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁸ NATO/OTAN, “Defence investment and NATO’s 5% commitment” Updated: 29 June 2026 </span><a href="https://www.nato.int/en/what-we-do/introduction-to-nato/defence-expenditures-and-natos-5-commitment" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.nato.int/en/what-we-do/introduction-to-nato/defence-expenditures-and-natos-5-commitment</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁹ Daniel F. Runde, “Soft Power and Security”, Center for Strategic and International Studies (CSIS), 16 November 2015. </span><a href="https://www.csis.org/analysis/soft-power-and-security" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.csis.org/analysis/soft-power-and-security</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:48:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAHI HER DÂİM İHLASLA ANIN Kİ, ALLAH DA SİZİ ANSIN!</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahi-her-daim-ihlasla-anin-ki-allah-da-sizi-ansin-7926</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahi-her-daim-ihlasla-anin-ki-allah-da-sizi-ansin-7926</guid>
                <description><![CDATA[ALLAHI HER DÂİM İHLASLA ANIN Kİ, ALLAH DA SİZİ ANSIN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAHI HER DÂİM İHLASLA ANIN Kİ, ALLAH DA SİZİ ANSIN!</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Göklerde olanlar da yer de olanlar da azîz olan Allahı tesbih ederler.” (Haşr-1) Bu bağlamda; tüm varlıkların Allahı tesbih ettiği, andığı bir dünyada insanların Allahın adını anmaktan ve O’nu tefekkür etmekten uzak durması doğru olur mu?.. Elbette olmaz!.. İşte, bu nedenledir ki, Allaha inanan her insan, kendisini yaratan, yaşatan ve rızıklandıran Yüce Allahı her daim tefekkür etmeli, O’nu tâzimle anmalı ve tesbih etmelidir. Çünkü, insanı Allah’a yakınlaştıran, Ona dost kılan, O’nun sevgisine ve rızasına ulaştıran amellerin başında Allahı tefekkür etmek, O’nu hamd ve şükürle anmak gelir!. Kim ihlasla Allahı tefekkür ederek anarsa, Allah da o kimseyi rahmetiyle anar ve rahmetiyle nimetlendirir ve mükafatlandırır. Mağfiretiyle o kimsenin hatalarını ve küçük günahlarını örter, bağışlar!... Yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur: “Öyleyse beni anın ki, ben de sizi anayım… ” (Bakara-152)- “Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile!. Çünkü O, tevbeleri kabul edendir.” (Nasr-3)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Temiz bir kalb ile ve tefekkürle Allahı anmak, O’nu tesbih etmek; insanın imanını güçlendirdiği gibi, huyunu ve ahlakını da güzelleştirir!... İnsanın imanı ve ahlakı güzelleştikçe; Allaha olan dostlğu da güzelleşir. Yani biri olursa diğeri de olur! Bakınız, Yüce Allah Kur’anda ne buyurur: "Bilesiniz ki, Allaha dost olanlara korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar Allaha iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.” (Yunus:62-63) Zira, kalbi Allah zikriyle nurlanan insan; daima Allah’ın rızasına uygun sâlih ameller işler.. İnsan, Allahı tefekkür ettikçe, O’nu andıkça O’na olan sevgisi ve muhabbeti de o derece artar, Allahı daha çok hatırlar ve O’na daha çok itaat eder.. Kötülüklerden ve haramlardan daha çok sakınır. İyiliklere ve sâlih amellere daha çok yönelir. Bu da O insanı daha mükemmel hale getirir!... Ama bütün bunlar; Allahı tefekkür ve tesbihatta samimi ve dâim olmakla mümkün olur!.. Kur’anı okuyarak Allahı anmak ve Onu tefekkür etmek Allahı anmanın en güzel ve en feyizli şeklidir.Bunu unutmayın! Zira Kur’an; akıl sahipleri Onu okusunlar, tefekkür etsinler ve ders alsınlar diye indirilmiştir.(Bak Sâd-29)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslüman, dünyada kavuştuğu her nimetin ardından mutlaka Allaha şükrederek ve O’nu güzel isimleriyle tesbih ederek anmalı. Zira; yaşarken aldığımız her nefes, soluduğumuz her temiz hava zerresi ve içtiğimiz her temiz su damlası bile Allahı şükürle anmamızı gerektiren binlerce nimetten sadece bir kaçıdır. Ama çok önemlidir!.. Bir düşünün bakalım!.. İçtiğimiz temiz suyun bir bardağını dahi bulamasak, solduğumuz temiz havanın zerreciklerini bulamasak acaba hâlimiz nice olur? Bunu hiç düşündünüz mü?.. Nasıl ki, bu nimetlere her an muhtaç isek, Yüce Rabbimizi anmaya, O’na sığınmaya da her zaman muhtacız!.. Eğer nankörlerden değilsek!.. Bakınız yüce Allah Kur’anda ne buyurur: “Söyleyin bakalım, ektiğinizi şeyleri yerden siz mi bitiriyorsunuz, Yoksa bitiren bizmiyiz? Dilersek biz o ektiklerinizi çer çöp yaparız da sizler bocalayıp kalırsınız ve şöyle dersiniz: “Kesinlikle bizler mahvolduk, çok ziyandayız!” Söyleyin! İçtiğiniz suyu bulutlardan indiren sizmisiniz, yoksa onu indiren biz miyiz? Dileseydik o suyu acılaştırırdık. Öyleyse siz hâlâ şükretmezmisiniz?” (Vâkıa-63-70) Bütün bunları bilip de Allahı anmayanlar, O’na şükür ifadesinde bulunmayanlar, O’nu tesbih etmeyenler, ancak ve ancak nankörlerdir!.. İman ve takvadan nasibi olmayanlardır!.. Rabbimiz Allah başka bir ayette mü’minleri şöyle uyarır: "Ey iman edenler! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi, Allahı anmaktan alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.” (Münafıgun-9)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahı tefekkür ve tesbih etmek, anmak; mü’minin kalbini ve ruhunu kötü duygulardan temizler ve yumuşatır. Onu sıkıntılardan ve üzüntülerden de korur… Ona güç ve sabır verir!.. Metanet verir!.. İnsan, en sıkıntılı ve en üzüntülü anlarında bazen sığınacak hiçbir kimseyi bulamaz da hemen Rabbine, Allah’a yönelir ve O’na sığınır, O’nun adını anarak O’ndan yardım ister.. Zira Allah’a inanan her mü’min bilir ki; Yüce Allah merhametlilerin en merhametlisidir!... O, kullarına en çok acıyandır, ençok yardım edendir!.. O, kendisine sığınanları koruyandır. “Allah en iyi koruyandır. O, merhametlilerin en merhametlisidir.." (Yusuf-64) Bütün bu ifadeler göstermektedir ki; Allahı tefekkür etmek ve anmak, Onu güzel isimleriyle tesbih etmek ve O’nu şükranla anmak, zikretmek her mü’minin ana görevidir!. Allah’a inanan her Müslüman eğer yüce Allah’ın rızasını, sevgisini, rahmetini ve mağfiretini kazanmak istiyorsa, huyunun ve ahlakının güzel olmasını istiyorsa, Allah’ın yardımını ve rahmetini, hidayetini arzu ediyorsa, O’nun iman kalesine sığınarak, O’nu her dâim ihlasla ve samimi bir duyguyla anmalı. ve bunda da dâim olmalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız kavi, tesbihatınız güzel, ameliniz sâlih, ömrünüz sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:21:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MAHALLİ HEMŞERİCİK YERİNE HATAY  HEMŞERİCİLİĞİ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mahalli-hemsericik-yerine-hatay-hemsericiligi-7925</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mahalli-hemsericik-yerine-hatay-hemsericiligi-7925</guid>
                <description><![CDATA[MAHALLİ HEMŞERİCİK YERİNE HATAY  HEMŞERİCİLİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MAHALLİ HEMŞERİCİK YERİNE HATAY&nbsp; HEMŞERİCİLİĞİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay.. Sadece bir şehir değil; binlerce yıllık medeniyetlerin, kardeşliğin ve ortak yaşam kültürünün adıdır. Bu kadim coğrafyayı güçlü kılan, farklılıklarımız değil; o farklılıkları aynı çatı altında buluşturabilme irademizdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün üzerinde en çok düşünmemiz gereken kavramlardan biri, Hatay hemşericiliği olmalıdır. Çünkü şehirleri büyüten; dar bölgesel bakış açıları değil, ortak aidiyet duygusudur. Bir ilçenin başarısını diğerine rakip görmek yerine, Hatay'ın ortak başarısı olarak değerlendirebildiğimiz gün, gerçek anlamda kalkınmayı da başarmış olacağız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından bir kez daha gördük ki acımız da birdi, umudumuz da… Hiç kimse hangi ilçeden olduğuna bakmadı; herkes Hataylı olmanın sorumluluğuyla birbirine omuz verdi. İşte bize yol gösterecek ruh da budur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu anlayışın, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk'nın hizmet anlayışına da yansıdığını görmek memnuniyet vericidir. Şehrin her noktasına eşit hizmet ulaştırma gayreti, ilçeler arasında ayrım yapmadan hareket etmesi ve "önce Hatay" anlayışını önceleyen yaklaşımı, ortak aidiyet bilincinin güçlenmesine önemli katkı sunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yerel ve mahallî hemşericilik elbette kültürel bir zenginliktir. Ancak bu zenginlik, ayrışmanın değil, bütünleşmenin vesilesi olmalıdır. Artık "önce benim bölgem" anlayışını geride bırakıp, "Önce Hatay" diyebilmeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın bir noktasına yapılan yatırım, aslında bütün Hatay'a yapılan yatırımdır. Bir mahallede yakılan umut ışığı, tüm şehrin geleceğini aydınlatır. Bu nedenle hizmetin de sevginin de adaletin de adresi, Hatay'ın tamamı olmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın geleceği; ortak akılda, ortak vicdanda ve güçlü bir Hatay hemşericiliği bilincinde saklıdır. Çünkü biz aynı toprağın insanları, aynı tarihin mirasçıları ve aynı geleceğin yolcularıyız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay bir bütündür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bütünün en büyük gücü birlik, beraberlik ve ortak aidiyet ruhudur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce Hatay&nbsp; daima Hatay...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:47:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/duygusal-zeka-basarinin-mutlulugun-anahtari-ve-kanaat-onderligi-7924</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/duygusal-zeka-basarinin-mutlulugun-anahtari-ve-kanaat-onderligi-7924</guid>
                <description><![CDATA[DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu makaleyi insan ilişkilerinde iddialı olan, liderlik görevi üstlenen, işinde başarılı olmak isteyen, anneler, babalar ve eğitimciler mutlaka okumalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sorunları ve çözüm yollarını çabuk fark edip çözümleme kabiliyetine zeka denir. Ancak zekanın bu süreçte etkisi %20’dir. Yüzde seksenini ise duygusal zeka sağlar. Bir kere şunu bilmeliyiz ki hem IQ dediğimiz zeka ve hem de EQ dediğimiz duygusal zeka geliştirilebilir. Aksi takdirde hayatın dizayn şekli sorgulanırdı. Başarıda duygusal zekanın önemi uzun yıllardır gündemde olduğu halde bizde hala önemine vakıf olunmadığını mevcut çatışma ortamından, birbirine tahammülü olmayan vatandaşlar topluluğunu oluşturmamızdan anlayabiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beyin sağ ve sol olmak üzere iki lobdan meydana gelir. Sağ lobu etkin kullananlar yani sol ellerini kullananlarda görsel beceriler baskındır, sol lobu etkin yani sağ elini kullananlarda, ise mantık ve sayısal beceriler etkindir. Ancak burada ayrım kesin değildir, bazılarında görsel ve sayısal zeka da gelişmiş olabilir. Bu, zamanla kazanılmış olabilir, mesela sağ ayağını kullanan bir futbolcunun sol ayağını kullanma çalışmaları yapması gibi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Buraya kadar anlattıklarımız beynin iki lobu ile ilgiliydi ve hayvanlar için de geçerlidir. Burada kararlar 6 saniye içinde verilir bir süzgeçten geçmez, çoğu zaman sonunda başarısızlık ve pişmanlık ta olabilir. Buradan sonra devreye sadece insanlara verilmiş olan beynin ön lobu devreye girer. Anahtarı doğuştan insana verilmiş olan bu akıl süzgecini aktif hale getirmek bir vicdan ve sorumluluk meselesidir. Buna hidayet de diyebiliriz. İnsan bunu devreye sokarken bir huzur ve mutluluk esintisini, yani tatmin duygusunu yaşar. İnsanlar çoğu zaman bunu aktifleştirme ortamı bulamazlar ve hem kendileri ve hem de çevrelerine kabus yaşatırlar. Aklın mekanı beynin ön lobudur. Hayvanlarla insanlar arasındaki fark akıldır. Ve onları sorumlu yapan da budur. O zaman, on yıllardır duyduğumuz duygusal zekanın bir bakıma aklı ve pozitif duyguları kullanma sanatı olduğunu söyleyebiliriz. Burada hem kendimizin ve hem de çevremizdeki kişi ve nesnelerin yansıttığımız pozitif duygularımızla pozitif yönde etkilenmesi duygusal zekanın konusunu oluşturur. Giderek negatifleşen duygularımız ise duygusal zekamızın giderek düştüğü anlamına gelir. Burada önemli olan duygu halimizin negatif olması durumunda karar ve tepki vermemizin yanlış olduğudur. En az 6 saniye tepki verilmemesi ve karar ve tepki akıl süzgecinden geçtikten sonra verilmesi hatta gereken zaman ne kadar artırılmasını gerektiriyorsa o kadar beklenmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu konuda gelişmeye en büyük katkıyı sağlayacak olan şey empatinin ne olduğunu bilmektir. Empati karşıdaki kişinin yaşadıklarını kendi yaşamış gibi algılamaktır. Bir film izlediğimizde kendimizi filmin kahramanının yerine koymak empatiye iyi bir örnektir. Empati yapmanın sonucu akıl verme olarak sonuçlanmamalıdır. Başarıda teknik ve mesleki bilgi paylaşımlarından ziyade kişisel bağlar kurmak başarı için daha önemlidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal zekası yüksek olan insanların ortak özellikleri bilgi birikimlerinin yüksek olmasıdır. İkisi bir arada bilge kişiliği oluşturur. Onun için insan daima bilgiye aç olmalıdır. İnsanların çatışmasından nemalananlar cehaleti, ve nefreti savunur. Onun için insan daima bilgiye aç olmalıdır. İki arka lob yani amigdala öfkenin, stresin kaynağı ve adrenalin ve benzeri hormonların ve dış algıların yönettiği alandır. Buna nefsi emare de denir,&nbsp; hayatta kalmayı, &nbsp;çoğalmayı, türlerin geleceğini garanti altına almaya programlanmıştır. Ön frontal lob ise aklın merkezi olarak amigdalayı kontrol altına alır. Yani biz duygusal zekaya, gerçek insan olmaya geçiş olarak ta bakabiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çatışmayı yönetmenin başlangıcında fiziksel başvuru araçlarımızdan biri nefes tekniğidir, diyaframdan yavaşça nefes almak, kısa bir süre nefesi bekletmek ve yavaşça nefesi bırakmak ve bunu birkaç defa yapmak öfkeyi kontrolde önemli katkı sağladığı gibi birçok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkları da kontrol altına almada önemli bir araçtır, bir de karar vermeden önce pozitif etki yapacak bir ritüel benzeri bir davranışa şartlanmak, mesele belli bir duayı yapmayı adet edinmek önemli bir katkı sağlar. Pozitif davranışı başkalarının başlatmasını beklemeden direksiyonun başına geçmek tüm çevrenize bir güven ve rahatlama sağlayacaktır. Ancak bu, bir lider olma egosunu, manevi tatmin görüntüsünü yansıtmamalıdır. İlk pozitif cümle sizden gelmeli. Aynı zamanda yüzünüz ve mimikleriniz, cümlelerinize başlamadan rahatlama mesajını vermelidir. Aslında duruş çoğu zaman cümlelerden çok etkilidir. Bu misyonu yüklendiğinizde şunu bilmelisiniz ki, siz bu mesajı alanlar açısından artık bir dayanaksınız ve asla öfkenizi bu insanlar görmemeli, zira bu insanlar üzerinde bir kıyamet etkisi yapar, hatta suratınızı asmanız bile… Onların doğru bildiği her şey değişmiş olur. Araba devrilmiştir. Yada böyle bir görevi başlangıçtan yüklenmeyin karşınızdaki insanların dünyasını yıkmayın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkaları için yapmanız gereken şeyi önce kendiniz için yapın, kendi yolunu bulamamış kişi başkasına kılavuzluk yapamaz. İlk yardımı çocuğunuzdan önce kendinize yapmalısınız, yoksa bilinciniz kaybolduğunda ona da yardımcı olamazsınız. Bir de bazen kötü niyetli kişiler sizin geçimsiz olarak algılanmanızı isteyebilir. Bu tip provokasyonlara da düşmemek gerekir. Öfkeyi kontrole geçiş yeniden duygusal zekayı ön plana çıkarmak, yani yeniden insan olmaya geçiştir. İnsan bazen hayvansal yaşar, bazen insan olduğunu hatırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok kararlı ve vakar içinde duruş en üretken olunan haldir. Bu anda başarının tadı içinizde huzur esintileri estirir. İçinizden dahi başkaları hakkında kötü düşünceler geçirmek motivasyonunuzu bozar. Onlar için dua edin, bir gün onları da size dua ederken bulabilirsiniz. Buna ayna nöron da denir. Kötü duygu ve davranışlardan ( mesela kendini asabi olarak nitelemek gibi) vazgeçmemek öğrenilmiş çaresizlik olarak algılanır. Ve bu kişinin kendine kurduğu bir tuzaktır. Mucitler deneme tekrarından vazgeçmedikleri için mucit olmuşlardır. Bizim için de kötü özelliklerden vazgeçme deneyimimizin tekrar sınırı olmamalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen çatışma ortamında kendinizi bulmanız kader olur ancak bunu yönetmek sonunda büyük başarılara kapı açar. Çatışmanın oluşması iyi yönetimine vesile olmuştur. Burada sabrın sonu selamete çıkmıştır. Yani öncelikle 6 saniyelik öfke süreci sakin kalınarak aşılmış ve sonra da başarı meyvesi olgunlaşmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlar hayata başlarken bir başlatıcı dokunuşa muhtaç olarak yaratılmıştır. Çoğu zaman birinin, mesela bir öğretmeninin pozitif dokunuşu onun hayatını değiştirmiştir. Burada en önemli unsur ona ayrıcalık tanımak değil, herkes gibi kabul edildiğini hissettirmektir. Yapılan en önemli yanlışlardan biri engellilere ayrıcalık tanınmasının onları incitmesidir. Bir ülkede yaşayan herkesin beklediği şey her vatandaş gibi tanınmaktır, etnik yada inanç kimliği ile tanınmak değildir. Bunlar telafi edilemez yaralar açar. Burada aranan şey kişinin kendi istediği gibi kendini tanımlama özgürlüğüdür. Bunun başkalarınca tanınması ihsanına ihtiyacı yoktur. Başarıda en büyük etken güven inşa etmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çalışanlar tatmin olmalıdır. Bu, her zaman ücretle ilgili olmaz; çalışma ortamı, arkadaşlık ortamı, takımdan sayılmak, onur kırıcı davranışlar zaten söz konusu bile olamaz, çalışma sürecinde aklını meşgul edecek bir esinti bile hissetmemelidir. Bir denizin fırtınadan sonra sakinleşmesi, her insanın yaşadığı fırtınalı süreçlerin tatmin olup sakinleşmesi gibidir. Bunlar kararlıdır. Halinden tatmin olmuştur, razıdır ve kendisinden de razı olunmuştur. Saflıktadır, yani içinde ve davranışında bir iki yüzlülük yoktur. Karşı tarafın ikiyüzlülüğünü bile yok ve önemsiz sayar. Bu insanları ahmak sanmamalıdır. Bu sürecin yolunda gitmesi için devletin de vergi açlığından tatmin olup, ekonomik zenginleşmeye fırsat tanımasının önemi büyüktür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal zekayı duygularla hareket etmemek olarak algılamamalıyız. Duygusal zeka, pozitif duygulara sahip olup bu duyguların yönlendirmesiyle pozitif davranışların çevremize pozitif etki yapma kabiliyetidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Unutmayalım İnsan değişirse dünya değişir. Kendi dünyamızı kuralım. Bu başkalarına rakip olmak değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:right"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:45:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜZEL İNSAN ŞARTI BU, HAZ OLMAZ DAR’A KARŞI</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/guzel-insan-sarti-bu-haz-olmaz-dara-karsi-7923</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/guzel-insan-sarti-bu-haz-olmaz-dara-karsi-7923</guid>
                <description><![CDATA[GÜZEL İNSAN ŞARTI BU, HAZ OLMAZ DAR’A KARŞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>GÜZEL İNSAN ŞARTI BU, HAZ OLMAZ DAR’A KARŞI</p>

<p>Rakamla anlaşılmaz, altının beşten farkı<br />
Başlangıcın sonudur, toprağın taştan farkı<br />
Düşünce düşte olur, gerçeğin düşten farkı<br />
Dengenin hükmü kalkar, poz olmaz kura karşı<br />
Gönül yükünü yıkar, naz olmaz yâre karşı</p>

<p>Akıllı olanların, sermayesi yok değil<br />
Olmayınca darası, can bedene yük değil<br />
Varlığın hikmetini, düşünenler çok değil<br />
Hiçlik olsa hiç yoktan, az olmaz kâra karşı<br />
Nereden bilsin şeytan, biz olmaz bire karşı</p>

<p>Yakışan budur ele, el olur ele eller<br />
Yangınların dilini, hâlinden bilir küller<br />
Aldığımız her nefes, ömrümüze el sallar<br />
Ayazdan pay misali, buz olmaz kar’a karşı<br />
Görünen köy misali, giz olmaz sırra karşı</p>

<p>Hayra alamet değil, boşa hayal kuruşlar<br />
Yolumuza yük olur, akla ziyan görüşler<br />
Hallacı Mansur gibi, olmayınca duruşlar&nbsp;<br />
Boşuna efeleniş, söz olmaz nura karşı<br />
Avamdaki direniş, tez olmaz zora karşı</p>

<p>Nefsin emrindeki ben, depremlerle yarışır<br />
Onu ıslah etmeye canlar boşa uğraşır<br />
Caddeler ve sokaklar, birbirine karışır<br />
Temelden sallanınca, iz olmaz yere karşı<br />
Sonunda küllenince, köz olmaz nâra karşı</p>

<p>Hoşgörü boyasıyla, boyanınca Nurseli<br />
Yolun sustuğu yere, dayanınca Nurseli<br />
Erenlerin sesiyle, uyanınca Nurseli&nbsp;<br />
Hoşgörüde artı bu, göz olmaz köre karşı<br />
Güzel insan şartı bu, haz olmaz dar’a karşı</p>

<p>NURSELİ – Nursel SEÇER</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:15:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-basimizi-kaldirip-yapilan-anlasmalari-gorebilsek-7922</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-basimizi-kaldirip-yapilan-anlasmalari-gorebilsek-7922</guid>
                <description><![CDATA[BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">ŞEMSETTİN GÜNAY</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birkaç gün önce tüm Türkiye’nin ve gelecek nesillerimizin kaderini etkileyecek, belki de ülkemizi süper lige taşıyacak 4 adet anlaşma imzalandı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmzalanan bu anlaşmalar kamuoyunda ya yeterince anlaşılmadı veya değeri takdir edilmedi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hatta Ak Parti teşkilatlarında bile yeterince gündem olamadı. Bu kadar önemli ve değerli anlaşmaların yeterince gündem olamaması doğrusunu isterseniz beni bir hayli şaşırttı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunlardan üçü Irak başbakanı ülkemizi ziyaret ettiğinde kamuoyuna açık bir şekilde imzalandı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birincisi, daha önce Misakı Milli sınırları içerisinde bulunan ve Lozan anlaşmaları sonrasında adeta petrol gelirlerinden %10 hisse karşılığı devredilen Musul ve Kerkük konusunda yapılan anlaşmaydı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bilindiği gibi Musul ve Kerkük İngilizlere petrol gelirlerinin %10 hissesi karşılığında devredilip, sonra bir katakulli ile bu hisseler 500 bin sterlin karşılığında verilmişti. Neredeyse bir yıllık geliri karşılığı satılan bu hisseler Ülkemizi büyük bir gelirden mahrum etmişti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeni yapılan anlaşmayla Musul Petrollerinin %15 hissesi yeniden satın alınmış, gelecek nesillerimize güzel bir hediye sunulmuştur. Bu petrol geliri ülkemize sürekli akan bir döviz fırsatı yakalatmış, dışa bağımlı enerji açığımızın bir kısmını karşılamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincisi ve yine en önemli maddelerden birisi günlük ihtiyacımız olan 1 milyon varil alım anlaşmasının yapılmasıdır. Bugün dünyada Hürmüz Boğazı krizinden kaynaklanan büyük bir petrol açığı oluşmuştur. Petrolün fiyatından daha önemlisi petrol tedarik sorunu olmuştur. Birçok ülke akaryakıt satışlarına kısıtlamalar getirmiş, Avrupa ve Asya ülkeleri yeni tedarik kaynakları arayarak ne yapacaklarını şaşırmışlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kimi akaryakıt satışlarını kısıtlamış, kimi de karneyle satışa başlar duruma gelmişlerdir. Fiyatların fırlaması bir yana petrol tedariğinde ciddi sıkıntılar baş göstermiş, petrol stoklarının sonlarına gelmişlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’nin bu aşamada tüm günlük ihtiyacı kadar petrol tedarik anlaşması yapması muazzaam bir olaydır. Pazartesinden beri günlük 750 varil ülkemize akmaya başlamıştır. Ülke insanımız Şubat ayından beridir devam eden Hürmüz Boğazı krizinden şimdiye kadar alınan tedbirlerle fiyat artışları dışında etkilenmemiş, yakıt tedariğinde sorun yaşamamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu anlaşmayla bundan böyle de yaşamayacağının garantisi oluşturulmuştur. Enerjimiz kesintisiz süregelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üçüncü anlaşma Kalkınma Yolu projesidir. Uzun zamandır gündemde olan ve bir çok görüşmeler yapılan bu önemli proje Irak’lı bir bakanın provake etme girişimine rağmen imzalanmıştır. Bu proje adeta yeni bir ipek yolu projesidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gerçekleştiğinde Ülkemiz Ortadoğu ve Avrupa için bir ticaret merkezi olacak, Ortadoğunun petrol dahil tüm ticaret malları bu yol üzerinden Avrupa’ya ulaşırken, Avrupa aynı yol üzerinden kendi ticaret mallarını Ortadoğuya akıtabilecektir. Ülkemiz neredeyse yeni bir Dubai olmaya aday olacaktır. Kişi başına düşen milli gelirimiz hızla artacak, bu coğrafyadan yoksulluk tamamen kalkacaktır. Ülkemiz açısından çok büyük bir potansiyel çıkarlar olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer bir dördüncüsü ise Bulgaristan ile yapılan petrol arama anlaşmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye Bulgaristan deniz sahasında petrol arayacak, bulunan petrolün %33’üne kendisi sahip olacaktır. Böyle bir anlaşma ilk defa yapılmakta ve kendi yerli sondaj gemilerimiz ile gerçekleşecektir. Gel de bu sondaj gemilerimizin fikir ve icra sahibi Berat Albayrak’ı minnet ile anma.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkemizin tüm geleceğini etkileyecek olan bu anlaşmalardan sonsuz mutluluk duyuyorum. Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Keşke muhalefetimiz de kendi iç kavgalarını sonlandırıp bizimle birlikte sevinçlerini izhar etseler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">04.08.2026</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:03:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH SEVGİSİ OLAN YERDE İYİLİK ve FAZİLET OLUR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allah-sevgisi-olan-yerde-iyilik-ve-fazilet-olur-7921</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allah-sevgisi-olan-yerde-iyilik-ve-fazilet-olur-7921</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH SEVGİSİ OLAN YERDE İYİLİK ve FAZİLET OLUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH SEVGİSİ OLAN YERDE İYİLİK ve FAZİLET OLUR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam dininde, Allahı sevmek çok önemlidir. O’na karşı kusur ve günah işlemekten sakınmak ve hayâ etmek de çok önemlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah’a gerçekten inanan ve O’nu seven bir insan, O’na isyan etmekten, O’nun yasak ve haram kıldığı, günah saydığı çirkin şeyleri, kötülükleri ve haramları işlemekten de korkar ve sakınır. Yüreği Allah sevgisi ve Allaha hesap verme korkusuyla çarpan bir kalbte, asla kötülük duygusu bulunmaz. Çünkü; Allah sevgisi ve Allah korkusu, insanı her türlü kötülükten, ve günahtan korur. İnsanı haya ve fazilet sahibi yapar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan nasıl ki, sevdiklerine karşı bir hata ve kusur işlemekten sakınıyorsa, kendisini yaratan, yaşatan ve nimetlendiren Rabbine karşı da hata ve kusur işlemekten sakınmalı ve korkarmalı. Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na dost olmak için bir vesile/sebep arayın ve O’nun yolunda mücadele edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Mâide-35) Ayrıca Rabbimiz Yüce Allah, haramlar ve kötülükler konusunda kullarını uyarırken de şöyle buyurur: “Kim Rabbine suçlu/günahkar olarak gelirse, bilsin ki, Cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne de yaşar.(devamlı azab içinde olur)” (Tâha-74)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah, kullarına mükafatını ve cennetini müjdelerken de bunu ümit vererek müjdeler ve şöyle buyurur: “Allah kendisine inananları ve sâlih amel (iyi işler) işleyenleri, imanlarına karşılık, altlından ırmaklar akan Cennetlerinde nimetlendirir.” (Yunus-9) Bu bağlamda insan; Bu dünyada yapacağı ibadetlerle ve sâlih amellerle, faydalı güzel işlerle Allah’ın rızasını, sevgisini, rahmetini ve mükafatını kazanma ümidini taşır. Böyle toplumlarda daima iyilikler ve faziletler olur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şunu iyi biliniz ki, Allah, Cennetini ancak, kendisine inanan ve kendisinin razı olduğu şeyleri (Sâlih amel) yapan kullarına ihsan edecektir. Sakın ha insan, yaptığı onca ibadetlere ve tesbihatlara bakarak kibirlenip, böbürlenerek Cenneti hak ettiği gafletine kapılıp, da günahları işleme hususunda Allah’tan korkmazlık etmesin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah’a karşı hayasızlıkta bulunmasın!.... Eğer insan, Allah sevgisi ile Allah korksunu yüreğinde aynı anda taşıyarak yaşarsa, Allah, o kimseyi korktuklarından emin eyler ve ümit ettiği güzel şeyleri de nasibeder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün peygamberimiz, hasta ve ölmek üzere olan bir genci ziyareti esnasında ona sordu: “Kendini nasıl hissediyorsun?” O genç şöyle dedi: “Yâ Rasûlüllah! Allah’tan ümidim var ama, günahlarımdan dolayı korkuyorum” dedi. Bunun üzerine peygamberimiz ona şöyle buyurdu: “Bir kulun kalbinde “korku” ve “ümit” bir arada bulunursa Allah, o kimseye ümit ettiği şeyi nasibeder ve korktuğu şeyden de emin eyler.” Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bile kalbi hep korku ve ümitle çarparak yaşamıştır. Hz.Âişe, çok bulutlu bir havada peygamberimizi hüzünlü bir hâl üzere görünce; “Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanlar bir bulut görse yağmur yağacak diye sevinir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen niçin böyle hüzünlü görünüyorsun?” dedi. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Yâ Âişe! O bulutlarda ilahi bir azâb olmadığını bana kim garanti edebilir? Geçmişte pekçok kavim rüzgar ve bulutla gelen ilahi azabla helâk edilmedi mi?” Kalbinde Allah sevgisi ve Allah korkusu olmayanların yüreğinde insan sevgisi, merhamet ve hoşgörü duygusu da olmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle insanlar Rablerine karşı saygısız ve hayâsız oldukları gibi insanlara ve diğer varlıklara karşı da saygısız ve merhametsiz olurlar. Bu nedenle ecdadımız; “Kork, Allah’tan korkmayandan.” demiştir. Bu konuda Milli şâirimiz M.Âkif Ersoy şöyle der: “Ne irfandır ahlâka veren yükseklik, ne vicdandır.-Fâzilet hissi insanda Allah korkusundandır.-</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreklerden çekilmiş farzedilsin Havfi Yezdân’ın- Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın.” Peygamberiimizin ifadesiyle; “Kalbinde Allah sevgisi ve Allah korkusu olan bir mü’minin sevgisi ve merhameti; arz ile sema arasını kuşatacak kadar geniş olur.” Çünkü, böyle insanların yüreğinde Allah’a karşı hesap verme korkusu ile Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma ümidi vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bırakın insanları incitmeyi ve üzmeyi Hz.Süleyman gibi bir karıncayı dahi incitmezler. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü Allah sevgisi ve Allah korkusu, insanı merhametli ve faziletli kılar.Yemeleri için Hz.Âişenin ikram ettiği üç hurmayı, kendisi de aç olduğu hald üçünü de aç olan iki çocuğuna bölüştürüp yediren ve kendisi yine aç olaarak yoluna devam eden annenin merhameti gibi. (Bu durumu gören Hz.Âişe onlara üç hurma daha vermiştir) Bir Şam yolculuğunda devesine kölesiyle sırayla binen Hz.Ömer’in bu davranışı da onun kalbindeki Allaha hesap verme korkusu ile Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma arzusu idi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreğinizde feyizli bir iman ile birlikte Allah sevginiz de her zaman dâim olsun inşaallah! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman )</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:24:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zaferler Ayı Ağustos</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zaferler-ayi-agustos-7920</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zaferler-ayi-agustos-7920</guid>
                <description><![CDATA[Zaferler Ayı Ağustos]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>Zaferler Ayı&nbsp;Ağustos</strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ağustos ayı, Anadolu’nun kapılarını barışa ve adalete açan şanlı milletimizin, hakkı hâkim kılma yolunda kazandığı nice zafere şahittir.</p>

<p>İmanımız ve istiklâlimiz, vatanımız ve istikbalimiz için nice zor zamanları göğüsledik. Sabrettik, canla başla mücadele ettik ama hiçbir zaman yılmadık, yıkılmadık, ümitsizliğe kapılmadık. Allah’a güvendik ve O’nun yardımıyla Malazgirt’ten Mohaç’a, Sakarya’dan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne kadar şan ve şerefle dolu nice sayfayı tarihimize ekledik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Vatan, Cenâb-ı Hakk’ın insana bahşettiği en değerli nimetlerden biridir. Çünkü vatan, güvendir, huzurdur, umuttur, namustur. Bu aziz vatan, Allah’a verdiği ahdi tutup canından vazgeçen şehitlerimizin, cepheden cepheye koşan gazilerimizin mukaddes emanetidir. İstiklal Marşımız, bu gerçeği şöyle anlatır:&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Bastığın yerleri “Toprak!” diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; O halde, her akşam bağrında güvenle uyuduğumuz, her sabah seherinde özgürlüğe uyandığımız bu cennet vatanın kıymetini bilelim. Vatan sevgimizden aldığımız güçle, gece gündüz demeden milletimizin iyiliği, mutluluğu, refahı için çalışalım. Birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her türlü menfaatin üstünde tutarak koruyalım.</p>

<p>Vatanımızın her karış toprağını ve milletimizin her bir ferdini korumanın boynumuzun borcu olduğunu unutmayalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:21:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AYNI ENKAZIN TOZUNU YUTTUK...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ayni-enkazin-tozunu-yuttuk-7919</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ayni-enkazin-tozunu-yuttuk-7919</guid>
                <description><![CDATA[AYNI ENKAZIN TOZUNU YUTTUK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AYNI ENKAZIN TOZUNU YUTTUK...&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay ve çevresinde unutulmayacak büyük bir yıkım oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev yoktu, yurt yoktu, düzen yoktu. Zengin de fakir de aynı çadıra girdi. Aynı yağmurda ıslandı. Aynı soğukta titredi. O gün kimse kimin neyi var diye sormadı. Çünkü kiracı da ev sahibi de aynı enkazın tozunu yuttu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra devlet el uzattı. Önce çadır, sonra konteyner. Konteynerde elektrik de vardı, su da vardı. Gıdalar geldi, kapılar çalındı. "Yalnız değilsiniz" dendi. Sonra TOKİ’nin ihtişamlı 3+1’leri yükseldi. Tuğla tuğla umut örüldü. Evi olan evine çıktı. Köyde evi yıkılan köyde yaptı. Konteynerde bekleyen de bekledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve geldik bugüne.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konteyner kapıları kapanıyor. "Süre bitti" dendi. İnsanlar anahtarını aldığı TOKİ evine geçmek zorunda. Ama evin kirası bir ayda 7-8 binden 15-20 bine kadar çıktı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de bunun üstüne ne var?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aidatı var. Elektrik faturası var. Su faturası var. Doğalgaz faturası var. İnternet, çöp vergisi... Liste uzayıp gidiyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki bu vatandaş ne yapsın?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asgari ücret belli. Emeklinin maaşı belli. Maaş eline geçer geçmez bu faturalarla bu kirayla eriyip gidiyor. Konteynerden çıkan bir aile 15-20 bin kira + faturaları nasıl ödesin? Nereye gitsin? Kime dert yansın?&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu evler afetin yarasından çıktı. Bu duvarlar dayanışmayla örüldü. Şimdi aynı dayanışmayı sürdürme zamanı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fırsat bu değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem bizi eşitledi. Kiracıyı da ev sahibini de aynı hizaya getirdi. Şimdi sıra bizde. Yine aynı safta durmaya.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev sahibi kardeşim, kiracı kardeşim...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepimiz aynı memleketin insanıyız. Aynı acıdan geçtik. Herkesin kendince derdi, kendince hesabı var. Kimseyi suçlamadan, sadece hatırlatmak için söylüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ev sahibi kiracısına kapısını çaldığında bir kahve ikram edecek kadar hatır bilsin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kiracı da ev sahibinin mülküne gözü gibi bakacak kadar vefalı olsun.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7-8 binden 15-20 bine çıkarmak kolay. Ama o arada sıkışan bir annenin duası var. Bir babanın "yetişemiyorum" feryadı var. Elini uzatacak kimsesi olmayan bir ailenin çaresizliği var.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün gösterilen bir kolaylık, yarın bir ömürlük gönül borcu olur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü dünya dönüyor. Bugün veren, yarın alan olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım. Kiracı ve ev sahibi olarak aynı enkazın tozunu yuttuk. Aynı çadırda dua ettik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi aynı memlekette omuz omuza durmayı da sürdürelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zor günler dayanışmayla aşılır. Gelin bu zor günü de birlikte atlatalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yarim-kalan-stratejik-hayallerden-kuresel-savunma-gucune-turk-savunma-sanayiinin-tarihsel-yolculugu-7918</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yarim-kalan-stratejik-hayallerden-kuresel-savunma-gucune-turk-savunma-sanayiinin-tarihsel-yolculugu-7918</guid>
                <description><![CDATA[Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail Cingöz</strong></span></span></h1>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir devletin askerî gücü yalnızca sahip olduğu silahların sayısıyla değil, ihtiyaç duyduğu silah ve sistemleri ne ölçüde kendi imkânlarıyla tasarlayabildiği, geliştirebildiği, üretebildiği ve sürdürülebilir biçimde kullanabildiğiyle ölçülmektedir; çünkü başka ülkelerden satın alınan askerî kapasite, tedarikçi devletin siyasi iradesinden bütünüyle bağımsız değildir. Buna karşılık millî savunma sanayii; caydırıcılığın yanı sıra dış politika hareket serbestisi, teknolojik gelişmişlik, ekonomik katma değer ve stratejik özerklik üretmektedir. Dolayısıyla savunma sanayii, bir ülkenin jeopolitik gücünün temel unsurlarından biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin bu alandaki serüveni yeni değildir. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışı ekonomik ve teknolojik bağımsızlığı da kapsarken, havacılık ve savunma sanayii bu düşüncenin stratejik alanlarından biri olarak görülmüştür.[1] 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti kurulmuş; aynı dönemde askerî fabrikalar, mühimmat tesisleri ve havacılık yatırımları geliştirilmiştir.[2] Devlet yatırımlarının yanı sıra Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre ve Nuri Killigil gibi girişimciler de Türkiye’nin kendi uçak, silah ve mühimmatını üretebilmesi için önemli teşebbüslerde bulunmuşlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk döneminde başlayan yerli savunma girişimleri, sonraki yıllarda değişen güvenlik anlayışı ve tedarik politikaları nedeniyle sürdürülebilir bir yapıya dönüşememiştir. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasındaki güvenlik ortamı, Türkiye’nin Batı ittifak sistemine yönelmesi, 1947’den itibaren başlayan Amerikan askerî yardımları ve 1952’de NATO üyeliğiyle birlikte değişen tedarik modeli, savunma ihtiyaçlarının karşılanmasında dış kaynakların ağırlığını artırmıştır.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada üzerinde durulması gereken mesele, yalnızca bazı fabrikaların kapanması veya bazı girişimcilerin desteklenmemesinden ibaret değildir. Asıl mesele; yetişmiş insan gücü, mühendislik tecrübesi, üretim kültürü, yan sanayi ve teknolojik bilgi birikiminin nesilden nesile aktarılmasını sağlayacak savunma sanayii sürekliliğinin yeterince kurumsallaştırılamamış olmasıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Vecihi Hürkuş: Uçmak Yetmedi, Uçağı da Yapmak Gerekiyordu</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk havacılık tarihinin sembol isimlerinden Vecihi Hürkuş, yalnızca savaş pilotu değil, aynı zamanda uçak tasarımcısı ve girişimciydi. Osmanlı Ordusu’nda askerî kariyerine astsubay olarak başlamış, daha sonra tayyareci olarak görev yapmış; Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’de görev alan Hürkuş, savaş sonrasında Türkiye’nin kendi uçağını üretmesi gerektiği düşüncesine yönelmiş ve 1924 yılında Vecihi K-VI’yı tasarlayıp üretmiştir.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Türkiye’de henüz üretilen bir uçağın uçuşa elverişliliğini değerlendirecek yeterli teknik ve hukuki altyapının bulunmaması önemli bir sorun oluşturmuştur. Vecihi K-VI için uçuş izni talep edildiğinde, uçağı değerlendirebilecek teknik personelin bulunmadığı gerekçesiyle süreç uzamış; Hürkuş 28 Ocak 1925’te uçağıyla izinsiz uçmuş ve bunun sonucunda cezalandırılmıştır.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu hadise Türk savunma ve havacılık tarihindeki temel sorunlardan birini göstermesi açısından önemlidir: Hiçbir teknolojik girişim, onu destekleyen hukuk sistemi, devlet politikaları ve kurumsal yapının sağladığı imkânların ötesinde gelişemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş daha sonraki yıllarda da çalışmalarından vazgeçmemiş, yeni uçaklar tasarlamış, havacılık okulu kurmuş ve Türkiye’de sivil havacılığın gelişmesi için çaba göstermiştir. Fakat şahsi gayret ve girişimcilikle başlayan bu tecrübe, sürdürülebilir büyük ölçekli bir uçak üretim sanayiine dönüşememiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak Vecihi Hürkuş örneğinde mesele yalnızca bir öncünün karşılaştığı bürokratik güçlükler değildir. Daha geniş açıdan bakıldığında sorun; yenilikçi girişimci, devlet, üniversite, finansman, kullanıcı makam ve sanayi arasında uzun vadeli bir teknoloji ekosisteminin henüz oluşmamış olmasıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Nuri Demirağ: Uçak Fabrikasından Gök Okulu’na</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ’ın girişimi ise Türk havacılık tarihinde çok daha geniş kapsamlı bir sanayileşme modeli ortaya koymuştur. Demiryolu yatırımları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine “Demirağ” soyadı verilen Nuri Bey, Türkiye’nin havacılık ihtiyacının bağışlarla yabancı uçak satın alınarak karşılanmasını yeterli görmemiş; uçakların Türkiye’de üretilmesi gerektiğini savunmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu düşünce doğrultusunda 1936’da İstanbul Beşiktaş’ta uçak üretim tesisini kurmuş, Yeşilköy’de ise uçuş sahası ve Gök Okulu oluşturmuştur. Türk Hava Kurumu (THK) tarafından 65 planör ve 10 uçak sipariş edilmiş; planörler teslim edilmiş ancak uçak siparişleri konusunda yaşanan anlaşmazlık Demirağ’ın havacılık girişiminin geleceğini önemli ölçüde etkilemiştir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Demirağ’ın tesislerinde geliştirilen Nu.D.36 eğitim uçağının yanı sıra Nu.D.38 çift motorlu yolcu uçağı, dönemin Türkiye’si açısından ileri bir teknolojik girişimdi. Fakat THK ile yaşanan sipariş anlaşmazlığı, test ve kabul süreçlerindeki problemler, Nu.D.36 uçağının kabul test uçuşunun ardından iniş yaparken pilot ve mühendis Selahattin Alan’ın yaşadığı ölümcül kaza ve kamu kurumlarından beklenen yeni siparişlerin gelmemesi girişimin ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmıştır.[7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ örneği savunma sanayii açısından son derece öğreticidir; çünkü savunma ve havacılık sektöründe yalnızca fabrika kurmak yeterli değildir. Üretilen platformun yaşaması için devletin uzun vadeli sipariş politikası, Ar-Ge finansmanı, test ve sertifikasyon sistemi, yetişmiş mühendis kadrosu ve ihracat kanallarının birlikte çalışması gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Böylece Demirağ’ın yaşadığı tecrübe, Türkiye’nin uçak yapamadığını değil; uçak üretme kabiliyetini sürekli bir sanayi politikasına dönüştüremediğini göstermektedir. </span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Şakir Zümre ve Yerli Mühimmat Sanayiinin Kaderi</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk dönem savunma sanayii öncülerinden Şakir Zümre de özel sektör eliyle silah ve mühimmat üretiminin önemli temsilcilerindendir. 1925 yılında faaliyete başlayan fabrikasında çeşitli mühimmat, bomba ve patlayıcıların üretilmesi, henüz sanayileşme sürecinin başındaki Türkiye açısından önemli bir gelişmeydi.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Erken Cumhuriyet döneminde devlet eliyle Ankara, Kırıkkale ve diğer merkezlerde savunma sanayii tesisleri kurulurken, Şakir Zümre gibi özel girişimcilerin faaliyet göstermesi, savunma sanayiinin yalnızca kamu fabrikalarına dayalı olmayan daha geniş bir üretim modeline dönüşme ihtimalini ortaya çıkarmıştı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası sistem değişmiş, Türkiye’nin güvenlik politikası giderek Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Batı güvenlik mimarisiyle bütünleşmiştir. Özellikle 1947’den itibaren Amerikan askerî yardımlarının başlaması, Türk ordusunun kısa sürede modernizasyonuna katkı sağlarken, uzun vadede yerli üretim açısından farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Müttefik ülkelerden yardım veya uygun koşullarla sağlanan silah ve mühimmat karşısında henüz ölçek ekonomisine ulaşamamış yerli özel üreticilerin rekabet edebilmesi oldukça güçtü. Şakir Zümre’nin fabrikasının zaman içerisinde savunma üretiminden uzaklaşarak farklı sivil ürünlere yönelmesi, dönemin savunma sanayii politikasındaki dönüşümün sembolik örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Amerikan yardımını tek başına “yerli savunma sanayiini ortadan kaldırmak için hazırlanmış bir politika” şeklinde yorumlamak tarihsel süreci fazlasıyla basitleştirecektir. Zira Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği kaynaklı ciddi güvenlik kaygıları yaşamış ve ordusunu hızla modernize etme ihtiyacı duymuştur. Ancak kısa vadeli askerî gerekliliklerle uzun vadeli teknolojik bağımsızlık arasında kurulması gereken denge sağlanamadığında, dış tedarik yerli sanayinin gelişmesini sınırlandırabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Sorun tam da burada ortaya çıkmıştır.</em></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Nuri Killigil: Silah Üreten Girişimci ve 1949 Faciası</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Killigil, askerî kimliğinin yanı sıra Türkiye’nin ilk özel savunma sanayii girişimcilerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Kütahya, Karaburun, Pendik, Zeytinburnu ve Sütlüce’de farklı sanayi faaliyetlerinde bulunan Killigil, özellikle 1938’de kurduğu Sütlüce Silah Fabrikası ile silah ve mühimmat üretimine yönelmiştir.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kendi tasarımı olan 9 mm Nuri Killigil tabancası[11] başta olmak üzere çeşitli silah ve mühimmatların üretildiği tesis, özel sektör eliyle savunma sanayii geliştirilmesi açısından önemli bir örnektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak 2 Mart 1949 tarihinde Sütlüce’deki fabrikada meydana gelen büyük patlama, Nuri Killigil’in hayatını kaybetmesine ve tesisin yok olmasına yol açmıştır. Dönemin TBMM tutanaklarında olayın ardından fabrikanın kuruluş yeri, çalışma şartları, güvenlik tedbirleri ve patlamanın sebepleri hakkında adli ve idari soruşturma yürütüldüğü görülmektedir.[12]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Killigil’in özellikle Orta Doğu ülkelerine yönelik silah ve mühimmat faaliyetleri nedeniyle fabrikanın sabotaj sonucu ortadan kaldırıldığına ilişkin çeşitli iddialar yıllardır gündeme getirilmektedir. Ancak mevcut tarihsel veriler, bu iddiaları kesin bir hükme dönüştürmeye yeterli değildir. Bu nedenle akademik açıdan doğru yaklaşım, sabotaj ihtimalini tarih yazımındaki tartışmalardan biri olarak kaydetmek; kanıtlanmış bir gerçek şeklinde sunmamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık tartışmasız olan husus şudur: Nuri Killigil’in ölümü ve fabrikanın ortadan kalkması, Türkiye’nin özel savunma sanayii tecrübesinin önemli bir üretim merkezini kaybetmesine yol açmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk çeyrek yüzyılında gelişmeye başlayan yerli havacılık ve savunma sanayii girişimlerinin süreklilik kazanamaması, Türk savunma sanayii tarihindeki ilk büyük süreklilik kırılmasını oluşturmuştur. Dış askerî yardımlar ve değişen tedarik politikalarıyla derinleşen bu süreçten sonra, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından uygulanan silah ambargosu ise dışa bağımlılığın sakıncalarını ortaya çıkaran ikinci büyük tarihsel dönüm noktası olmuştur.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1947 Sonrası Dönüşüm: Dış Yardımdan Dışa Bağımlılığa</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye çok farklı bir jeopolitik ortamla karşı karşıya kalmıştır. Sovyetler Birliği’nin Türkiye üzerindeki baskıları, Boğazlar meselesi ve güvenlik kaygıları Ankara’yı hızla Batı ittifakına yaklaştırmıştır. 1947 Truman Doktrini kapsamında başlayan Amerikan askerî yardımı, Türk ordusunun modernizasyonunda önemli rol oynamış; 1952’de NATO üyeliğiyle Türkiye’nin güvenlik mimarisi Batı sistemi içerisinde kurumsallaşmıştır.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu tercih dönemin şartları içerisinde stratejik gerekçelere sahipti. Ancak askerî yardım mekanizmasının yapısal sonuçlarından biri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının önemli bölümünün dış tedarikle karşılanabilir hâle gelmesiydi. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hazır sistemlerin düşük maliyetle veya yardım kapsamında temin edilmesi, yeni gelişmekte olan yerli sanayinin ekonomik rekabet gücünü azaltmıştır. Daha da önemlisi, savunma ihtiyacının “üretilecek bir teknoloji” yerine “tedarik edilecek bir ürün” olarak görülmesi riski ortaya çıkmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim 1920’lerden 1940’lara uzanan dönemde gelişen bazı özel girişimler uzun ömürlü sanayi kuruluşlarına dönüşemezken, savunma teknolojilerinde dışa bağımlılık giderek yapısal bir sorun hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu durumun stratejik maliyetini en açık biçimde yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra görecektir. </span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1974 Kıbrıs Barış Harekâtı: Bağımlılığın Bedeli</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve sonrasında Türkiye’ye uygulanan ABD silah ambargosu, savunma sanayii tarihinde ikinci büyük kırılmayı oluşturmuştur. Türkiye, müttefiklerinden aldığı silah ve sistemleri kendi ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda kullanmasının siyasi kısıtlamalara tabi olabileceğini tecrübe etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma Sanayii Başkanlığının “Biz Kimiz” başlıklı kurumsal tarihçe bölümünde de 1974 Kıbrıs bunalımı sırasında müttefik ülkelerden alınan savunma teçhizatının kullanılmasında karşılaşılan engellerin, diğer ülkelere mutlak bağımlılığın sakıncalarını açık biçimde ortaya koyduğu ifade edilmektedir.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ambargo sonrasında Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıflarının faaliyetleri hız kazanmış; ASELSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN gibi kuruluşların ortaya çıkmasıyla yeni bir savunma sanayii yapılanması başlamıştır. 1985 yılında çıkarılan 3238 sayılı Kanun ise savunma sanayiinin geliştirilmesini daha sistematik bir kurumsal yapıya kavuşturmuştur.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan bakıldığında 1974 ambargosu yalnızca Türkiye’ye uygulanan bir yaptırım değildir. Aynı zamanda Ankara’nın savunma sanayii politikasında stratejik bağımsızlık düşüncesinin yeniden keşfedildiği tarihsel bir dönüm noktasıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Vecihi K-VI’dan KAAN’a: Kaybedilen Sürekliliğin Yeniden Kurulması</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde ulaştığı kapasite, tarihsel perspektifle değerlendirildiğinde çok daha anlamlı hâle gelmektedir. İnsansız hava araçları, füze sistemleri, elektronik harp teknolojileri, radarlar, savaş gemileri, zırhlı araçlar, mühimmatlar ve hava savunma sistemleriyle Türkiye artık yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bir ülke değil, uluslararası savunma pazarında önemli bir tedarikçi hâline gelmiştir. Nitekim 2025 yılında İstanbul’da düzenlenen 17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF 2025) kapsamında gerçekleştirilen 270 imza töreninin yaklaşık %65’i ihracat odaklı olmuş; fuarda imzalanan ihracat anlaşmalarının toplam değeri 5,85 milyar ABD dolarını aşmıştır. Ayrıca Türk savunma sanayii ürünlerinin ihraç edildiği ülke sayısı 185’e ulaşmıştır.[16][17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün en sembolik örneklerinden biri KAAN Millî Muharip Uçak projesidir. Türkiye’nin millî savaş uçağı KAAN, 21 Şubat 2024 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirerek Türk havacılık tarihinde yeni bir döneme işaret etmiştir.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha da dikkat çekici olan gelişme, Türkiye’nin yalnızca kendi ihtiyaçları için üretim yapmaktan çıkıp yüksek teknoloji içeren havacılık platformlarını NATO ülkelerine ihraç edebilecek seviyeye ilerlemesidir. Nitekim HÜRJET’in İspanya’ya ihracatına yönelik 2025 sonunda açıklanan yaklaşık 2,6 milyar avroluk program, bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri olmuştur.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 itibarıyla savunma sanayii ekosisteminde 4.000’i aşkın şirket ile yaklaşık 100 bin mühendis ve teknisyenin bulunduğunun açıklanması, meselenin artık birkaç büyük şirketten ibaret olmadığını; genişleyen bir teknoloji ve üretim ekosisteminin oluştuğunu göstermektedir.[20]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tam da bu noktada Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre ve Nuri Killigil’in hikâyeleri günümüz açısından yeniden anlam kazanmaktadır; çünkü onların hedeflediği şey esasen bugünkü savunma sanayii vizyonundan çok farklı değildi: Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu stratejik sistemleri kendi insanı, kendi mühendisliği ve kendi sanayi altyapısıyla üretebilmesi.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Savunma Sanayii Jeopolitik Gücü Nasıl Üretir?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiinin jeopolitik güce dönüşmesi birkaç farklı mekanizma üzerinden gerçekleşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk olarak yerli üretim, devletin dış politika hareket serbestisini artırmaktadır. Bir askerî operasyonun gerçekleştirilmesi için başka bir ülkenin mühimmat, yedek parça, bakım veya siyasi onayına bağımlı olmak, teorik olarak güçlü görünen askerî kapasitenin gerçek kullanım değerini sınırlayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında savunma ihracatı diplomatik ilişki üretmektedir. Bir ülkeye satılan savaş uçağı, gemi, insansız hava aracı veya hava savunma sistemi tek seferlik ticari mal değildir. Eğitim, mühimmat, modernizasyon, bakım, yazılım ve lojistik destek nedeniyle onlarca yıl sürebilecek stratejik ilişki yaratır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha da önemlisi savunma sanayii teknolojik çarpan etkisine sahiptir. Havacılık, uzay, elektronik, yapay zekâ, malzeme bilimi, motor teknolojileri, haberleşme ve yazılım gibi alanlarda savunma projeleri için geliştirilen kabiliyetler zamanla sivil sektörlere aktarılabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son olarak kendi silahını üreten devlet, yalnızca askerî güç sahibi değil, güç üreten devlet hâline gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle savunma sanayii yatırımları salt ekonomik veya askerî faaliyetler olarak değerlendirilmemelidir. Bunlar aynı zamanda dış politikanın ve jeopolitiğin teknolojik altyapısını oluşturmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Peki Engellenmeselerdi Türkiye Bugün Nerede Olurdu?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın, Şakir Zümre’nin veya Nuri Killigil’in girişimleri kesintisiz devam etmiş olsaydı Türkiye’nin bugün hangi teknolojik seviyede bulunacağını kesin biçimde söylemek mümkün değildir. Tarih, gerçekleşmeyen ihtimaller üzerinden bilimsel kesinlikle yeniden kurulamaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak başka bir değerlendirme yapılabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma ve havacılık sanayiinde teknolojik bilgi kümülatiftir. Bir uçak üreten nesil, ikinci uçağı sıfırdan üretmez; önceki tecrübenin üzerine yenisini koyar. Fabrikalar kadar tasarım kültürü, mühendislik okulları, tedarikçiler, test altyapısı ve üretim tecrübesi de kuşaktan kuşağa aktarılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bakımdan, 1930’larda oluşmaya başlayan özel havacılık ve savunma girişimleri kesintisiz biçimde desteklenmiş ve kurumsallaştırılmış olsaydı, Türkiye’nin 1950’lerden itibaren daha güçlü bir yerli teknoloji altyapısıyla yoluna devam etmesi ihtimal dâhilindeydi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Belki de asıl kayıp birkaç uçak fabrikası veya mühimmat tesisinin kapanması değildi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Asıl kayıp zamandı</em>.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir ülkenin sanayileşme tarihinde kaybedilen birkaç on yıl, yalnızca üretim miktarı kaybı değildir; mühendislik nesillerinin, tasarım kültürünün, teknoloji birikiminin ve küresel pazar tecrübesinin kaybıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılım bu nedenle yalnızca yeni bir başarı hikâyesi olarak değil, aynı zamanda yaklaşık bir asır önce başlayan fakat çeşitli sebeplerle sürekliliği sağlanamayan bir stratejik arayışın yeniden güç kazanması şeklinde okunmalıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sonuç</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk yıllarında Vecihi Hürkuş’un uçakları, Nuri Demirağ’ın fabrikası ve Gök Okulu, Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi ve Nuri Killigil’in silah fabrikası birbirinden bağımsız şahsi girişimler gibi görünse de ortak bir stratejik düşüncenin parçalarıdır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Türkiye’nin güvenliği başka ülkelerin üretim kapasitesine bütünüyle bağımlı olmamalıdır.</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu girişimlerin tamamının bilinçli ve tek merkezden yürütülen bir politika ile “engellendiğini” ileri sürmek, mevcut tarihsel verilerin sınırlarını aşacaktır. Ancak özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında değişen güvenlik politikaları, dış askerî yardımlar, kamu tedarik tercihleri, yetersiz kurumsal ve finansal destek ile teknoloji ekosisteminin henüz olgunlaşmamış olması, erken dönem özel savunma girişimlerinin süreklilik kazanmasını zorlaştırmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında yaşanan silah ambargosu ise dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik değil, doğrudan jeopolitik bir kırılganlık olduğunu göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin bugün KAAN’dan HÜRJET’e, İHA ve SİHA’lardan millî gemilere, füze ve hava savunma sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar genişleyen savunma sanayii kapasitesi, bu tarihsel tecrübenin stratejik önemini yeniden ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş’un K-VI’sı ile KAAN arasında yaklaşık bir asır vardır. Ancak bu iki uçağı birbirine bağlayan düşünce aynıdır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Göklerini korumak isteyen bir millet, yalnızca uçmayı değil, kendi uçağını yapmayı da bilmek zorundadır.</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiinde bağımsızlık mutlak bir dışa kapalılık anlamına gelmez. Günümüzün karmaşık teknoloji dünyasında hiçbir devlet bütün sistemlerini tek başına üretmemektedir. Stratejik özerklik; kritik teknolojilerde karar verme, üretme, sürdürebilme ve gerektiğinde alternatif geliştirme kabiliyetine sahip olmaktır; çünkü savunma sanayii askerî güç üretir, askerî güç caydırıcılık sağlar, caydırıcılık dış politika hareket alanını genişletir ve genişleyen hareket alanı jeopolitik güce dönüşür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası ilişkiler açısından değerlendirildiğinde ise savunma sanayiindeki yerli üretim kapasitesi, devletlerin yalnızca güvenlik politikalarını değil, dış politika tercihlerini ve diplomatik hareket alanlarını da doğrudan etkilemektedir. Kendi kritik savunma sistemlerini geliştirebilen ülkeler, uluslararası krizlerde daha bağımsız karar alabilmekte; savunma ihracatı yoluyla kurdukları uzun vadeli iş birlikleri sayesinde bölgesel ve küresel ölçekte siyasi etkilerini artırabilmektedir. Bu nedenle savunma sanayiinde elde edilen teknolojik kazanımlar, yalnızca askerî değil, aynı zamanda jeopolitik ve diplomatik güç unsurları olarak da değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş’un K-VI’sından KAAN’a uzanan yaklaşık bir asırlık yolculuk, yalnızca Türk savunma sanayiinin gelişim hikâyesi değildir. Aynı zamanda bir milletin teknolojiyle bağımsızlık arayışının, zaman zaman kesintiye uğrasa da hiçbir zaman tamamen sona ermeyen stratejik yürüyüşünün tarihidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı, BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. E Posta: </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Dipnotlar</span></strong></span></span></span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Tuğrul Oğuzhan Yılmaz, “Türk Savunma Sanayii ve Afrika”, <em>Türk Dünyası Araştırmaları</em>, C. 120, S. 237, Kasım-Aralık 2018, s. 41-66.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Türk Hava Kurumu, “Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.)”, Türk Hava Kurumu Resmî İnternet Sitesi, </span><a href="https://www.thk.org.tr/turk_tayyare_cemiyeti" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.thk.org.tr/turk_tayyare_cemiyeti</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Muhammet Faruk Çakır, “Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’nun Savunulması ve Türkiye: 1946-1952”, <em>Liberal Düşünce Dergisi</em>, S. 113, 2024.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Türk Hava Kurumu, “Vecihi Hürkuş”, Türk Hava Kurumu Resmî İnternet Sitesi, </span><a href="https://www.thk.org.tr/vecihi_hurkus" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.thk.org.tr/vecihi_hurkus</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Cumhurbaşkanlığı Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Ansiklopedisi, “Vecihi Hürkuş”, </span><a href="https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/141/Vecihi-H%C3%BCrku%C5%9F-%281895--1969%29" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/141/Vecihi-H%C3%BCrku%C5%9F-%281895--1969%29</span></a><span style="font-size:8.0pt">? (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Osman Yalçın, “Mühürdarzade Nuri Bey’in (Demirağ) Hayatı ve Çalışmaları (1886-1957)”, <em>Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi</em>, S. 44, Güz 2009, s. 743-769.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Osman Yalçın, a.g.m., s. 759 vd. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Enes Kurt ve Yasin Şehitoğlu, “Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Savunma Sanayi Fabrikaları (1923-1950)”, Yıldız Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 7, S. 1, Ağustos 2023, s. 39-48, DOI: 10.14744/ysbed.2023.00030, </span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ysbed/article/408707" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/tr/pub/ysbed/article/408707</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Muhammet Faruk Çakır, a.g.m.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Nejdet Karaköse, Askerî, Siyasi ve Silah Sanayicisi Kişiliği ile Nuri Paşa (Killigil), (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, İzmir, 2010, s. 145-152.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Dünyası Ansiklopedisi, “Nuri Killigil”, 30 Aralık 2023, </span><a href="https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/819/Nuri-Killigil" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/819/Nuri-Killigil</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] TBMM, <em>Tutanak Dergisi</em>, Dönem VIII, C. 17, 1949, Sütlüce’deki Nuri Killigil Fabrikası patlamasına ilişkin görüşmeler. Dönemin Meclis görüşmelerinde patlamanın sebepleri hakkında adli ve idari tahkikat yürütüldüğü, tesisin kuruluş yeri ve güvenlik şartlarının da tartışıldığı görülmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Muhammet Faruk Çakır, a.g.m.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Biz Kimiz”, Savunma Sanayii Başkanlığı Resmî İnternet Sitesi (Tarihçe Bölümü), </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/biz-kimiz" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/biz-kimiz</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Mevzuat”, 3238 Sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, Kanun No: 3238, Kabul Tarihi: 07.11.1985, Resmî Gazete, 13.11.1985, Sayı: 18927, </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/mevzuat" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/mevzuat</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16]</span> <span style="font-size:8.0pt">T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Savaş uçağı, SİHA ve gemilerle Türkiye, IDEF’te 5,85 milyar dolarlık savunma ihracat anlaşmaları imzaladı (ABD)”, 29.07.2025, </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/savas-ucagi-siha-ve-gemilerle-turkiye-idefte-585-milyar-dolarlik-savunma-ihracat-anlasmalari-imzaladi-abd" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/savas-ucagi-siha-ve-gemilerle-turkiye-idefte-585-milyar-dolarlik-savunma-ihracat-anlasmalari-imzaladi-abd</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] IDEF 2025 Resmî İnternet Sitesi, “Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı’nın IDEF 2025 Mesajı”, </span><a href="https://idef.com.tr/index.php/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskaninin-idef-2025-mesaji" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://idef.com.tr/index.php/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskaninin-idef-2025-mesaji</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), “Millî Muharip Uçak KAAN İlk Uçuşunu Gerçekleştirdi”, 21 Şubat 2024, </span><a href="https://www.tusas.com/medya-merkezi/haberler/milli-muharip-ucak-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tusas.com/medya-merkezi/haberler/milli-muharip-ucak-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Türk Savunma Sanayiimizde Tarihi HÜRJET İhracat Başarısı”, 31 Aralık 2025, </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiimizde-tarihi-hurjet-ihracat-basarisi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiimizde-tarihi-hurjet-ihracat-basarisi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Türk Savunma Sanayiinde Bu Hafta Neler Oldu?”, 13.07.2026, </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiinde-bu-hafta-neler-oldu-2026-07-13" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiinde-bu-hafta-neler-oldu-2026-07-13</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:53:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/enerji-jeopolitiginde-yeni-bir-donem-kerkukten-ceyhana-stratejik-birlesme-7917</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/enerji-jeopolitiginde-yeni-bir-donem-kerkukten-ceyhana-stratejik-birlesme-7917</guid>
                <description><![CDATA[Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; ​Enerji, sadece bir meta değil; devletlerin bekasını, stratejik hamlelerini ve bölgesel nüfuzunu belirleyen en güçlü jeopolitik araçtır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/1000488237.jpg" style="height:347px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bugün Türkiye ve Irak arasında atılan adımlar, sadece ekonomik bir ticaret hacmi artışından ibaret değil; Ortadoğu’nun merkezinde, tarihsel kökleri derin bir iş birliğinin küresel dengeleri yeniden şekillendiren yeni bir mimari girişimidir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), İngiliz enerji devi BP’nin operatörlüğünü yaptığı Kerkük petrol sahalarına ortak olması ve gündeme gelen günlük 1 milyon varil kapasiteli iş birliği, bu yeni dönemin en somut ve iddialı nişanesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;​Üretim Eksenli Yeni Bir Vizyon</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">​Yıllardır süregelen klasik boru hattı işletmeciliği modelinin yerini, artık üretim ortaklığı alıyor. TPAO’nun %15’lik hisseyle konsorsiyuma dahil olması, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde alıcı konumundan üretici konumuna geçişini simgeliyor. Kerkük gibi zengin hidrokarbon havzalarında doğrudan söz sahibi olmak, Ankara’nın enerji oyununda elini güçlendirirken, Irak’ın da altyapısını modernize etmesine olanak tanıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu anlaşma ile birlikte ​ Ortadoğu’da dengeler değişecek &nbsp;​Bu ortaklık, Ortadoğu’daki statükoyu sarsacak potansiyele sahip. Irak, Türkiye ile kurduğu bu güçlü enerji köprüsü sayesinde Batı pazarlarına daha güvenli ve doğrudan erişim sağlarken, bölgesel aktörler üzerindeki bağımlılığını optimize ediyor. Türkiye’nin bu sahada varlık göstermesi, bölgede istikrarı destekleyen bir gücün daha aktif rol alması demektir. Bu durum, Kerkük-Ceyhan hattını sadece bir petrol yolu değil, bölgenin enerji güvenlik koridoru haline getirerek, farklı bölgesel güç odaklarının rekabetini yeni bir zemine taşıyacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu anlaşma &nbsp;​Avrupa için Türkiye-Irak hattı, Rusya ve diğer tedarikçilere olan bağımlılığın kırılabileceği hayati bir alternatif enerji kapısıdır. Enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek isteyen Avrupa başkentleri için, Türkiye’nin garantörlüğünde gerçekleşen böyle bir akış, sürdürülebilir bir nefes borusu demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">​</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Küresel petrol piyasasında hatırı sayılır paya sahip olan Rusya, Irak’ın Türkiye üzerinden dünyaya açılan bu yeni kapasitesini yakından izleyecektir. Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılama ve bölgedeki üretimde aktif rol alma hedefi, Rusya’nın Türkiye pazarındaki ağırlığını dengeleyecek bir unsur olarak görülebilir. Ancak bu, bölgeyi bir çatışma alanına değil, daha rekabetçi bir enerji piyasasına dönüştürme potansiyeli taşıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;​Bu anlaşma Tarihi bir adımdır&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sadece petrol sevkiyatı değil; Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlık vizyonunun en somut göstergesidir. Kerkük’ün petrolü, Türkiye’nin stratejik vizyonu ile birleştiğinde; oyunun kuralları yeniden yazılıyor. Ankara ve Bağdat bu denklemi kurarken, biz de bu değişimleri enerji editörü refleksiyle takip etmeye devam edeceğiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:12:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yunan-isgalleri-ve-lozanin-59-maddesi-7916</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yunan-isgalleri-ve-lozanin-59-maddesi-7916</guid>
                <description><![CDATA[Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İsmail Cingöz</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Giriş</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tarih, milletlerin yalnızca zaferlerini, kahramanlıklarını ve uğradıkları haksızlıkları kaydeden bir hafıza alanı değildir. Aynı zamanda devletlerin ve toplumların kendi geçmişleriyle ne ölçüde yüzleşebildiğini gösteren önemli bir zemindir. Ancak Türk-Yunan ilişkileri söz konusu olduğunda tarihî hadiselerin zaman zaman güncel siyasetin ihtiyaçları doğrultusunda seçici biçimde ele alındığı; bir tarafın yaşadığı acılar sürekli gündemde tutulurken diğer tarafın maruz kaldığı hadiselerin aynı ölçüde hatırlanmadığı görülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nitekim Yunanistan, Pontus ve Küçük Asya Rumlarına ilişkin “soykırım” iddialarını uzun yıllardır resmî hafıza politikasının bir parçası hâline getirirken, Balkan Savaşları sırasında Türk ve Müslümanların maruz kaldığı şiddet ile 1919-1922 yılları arasında Yunan ordusunun Anadolu’da gerçekleştirdiği savaş hukuku ihlalleri Yunan resmî söyleminde aynı yoğunlukta yer almamaktadır.[1]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Temmuz 2026’da bir Yunan akademisyenin kendi devlet televizyonundan yaptığı dikkat çekici çıkış ise bu tek taraflı tarih anlatısının Yunanistan içerisinde de sorgulanabileceğini göstermiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Yunan Akademisyenden Tarihle Yüzleşme Çağrısı</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Panteion Üniversitesi akademisyenlerinden siyaset bilimci Prof. Dr. Thanasis Diamantopoulos, Fransa’nın 14 Temmuz Millî Günü dolayısıyla gerçekleştirilen askerî geçit töreninin Yunan devlet televizyonu ERT’deki yayını sırasında toplumların kendi tarihlerindeki suçlarla yüzleşebilmesi gerektiğini ifade etmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Fransa’nın Cezayir’deki uygulamaları ve Vichy yönetiminin Yahudilerin sürgünündeki rolüyle yüzleşmesini, Sovyetler Birliği’nin ise Gorbaçov döneminde Katyn suçunu kabul etmesini örnek gösteren Diamantopoulos, ardından şu soruyu yöneltmiştir:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">“Yunan devleti, Yunan ordusunun Küçük Asya’da işlediği suçları ne zaman resmen tanıyacaktır?”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Diamantopoulos, Müslüman kadınlarına yönelik kitlesel tecavüzlerden, öldürmelerden ve askerlerin subayların hoşgörüsü altında gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü ağır uygulamalardan söz etmiş; değerlendirmesini Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesine dayandırmıştır.[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Burada kavramsal bir ayrım yapmak gerekir. Diamantopoulos’un açıklamasını “Yunan akademisyen Anadolu’da soykırım yaptık dedi” şeklinde aktarmak akademik açıdan doğru değildir. Zira “soykırım” kelimesini kullanmamış; Yunan ordusunun Anadolu’da işlediği suçlardan ve bunlarla yüzleşilmesi gerektiğinden bahsetmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Açıklamayı dikkat çekici kılan temel husus da budur. Yunan resmî hafızasının ağırlıklı olarak kendi mağduriyetini merkeze aldığı bir ortamda, Yunan bir akademisyen kendi devlet televizyonunda Yunan ordusunun Anadolu’daki eylemlerini tartışmaya açmış ve kendi devletini yüzleşmeye davet etmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Peki yüzleşilmesi istenen tarihî arka plan nedir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Balkan Savaşları: Anadolu’ya Taşınan Acı Hafıza</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk-Yunan tarihindeki şiddet sarmalını yalnızca 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan Yunan askerleriyle başlatmak tarihsel arka planı eksik bırakacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1821 Yunan İsyanı sonrasında şekillenen ve zaman içerisinde “Megali İdea” olarak siyasi bir hedefe dönüşen Yunan yayılmacılığı, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte Girit’ten Makedonya’ya, Mora’dan Epir’e, Ege adalarına ve nihayet Anadolu’ya uzanan bir çizgide etkili olmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1912-1913 Balkan Savaşları bu bakımdan önemli bir kırılma noktasıdır. Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarının büyük bölümünü kaybetmesi yalnızca siyasi sınırların değişmesi anlamına gelmemiş; Türk ve Müslüman nüfus açısından katliam, yağma, zorla yerinden edilme ve kitlesel göçlerle sonuçlanan büyük bir insani felaketi de beraberinde getirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1914 yılında yayımlanan Carnegie Uluslararası Komisyonu Raporu, Balkan Savaşları sırasında Makedonya’daki Türk ve Müslüman nüfusun Yunan, Bulgar ve Sırp orduları ile yeni yönetimler altında maruz kaldığı şiddet ve kötü muamele vakalarını kayda geçirmiştir.[3]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Raporda farklı tarafların işlediği suçların yer alması önemlidir. Bu nedenle 1912’den 1922’ye uzanan dönemi değişmeyen tek bir politikanın kesintisiz uygulanması şeklinde değil; Megali İdea, toprak genişlemesi, milliyetçilik, demografik mücadele ve giderek sertleşen karşılıklı şiddetin tarihsel sürekliliği içerisinde değerlendirmek daha doğru olacaktır.[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Birinci Dünya Savaşı sonrasında Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos’un Batı Anadolu talepleri Paris Barış Konferansı’nın gündemine taşınmış ve Balkanlarda genişleyen Megali İdea bu defa Anadolu’ya yönelmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">15 Mayıs 1919: İzmir’de İşgal ve Şiddetin Başlangıcı</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunan birlikleri, İtilaf Devletleri kararları doğrultusunda 15 Mayıs 1919 sabahı İzmir’e çıkmıştır.[5] İşgali inceleyen İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikan temsilcilerden oluşan Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu, Aydın Vilayeti ve özellikle İzmir’deki iç güvenlik durumunun Yunan askerî çıkarmasını gerektirmediği sonucuna ulaşmış; çıkarmadan önce Hristiyanlara yönelik beklenen bir katliam tehdidinin doğrulanmadığını belirtmiştir.[6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk millî hafızasında gazeteci Hasan Tahsin’in Yunan askerlerine ilk kurşunu sıkarak öldürülmesi, işgale karşı silahlı direnişin sembolü hâline gelmiştir. Bununla birlikte 1919 Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu, Konak Meydanı civarında ilk ateşin kim tarafından açıldığını kesin biçimde belirleyememiştir.[7] Türk kaynakları da ilk kurşunu atan hakkında benzer ifadeler yer vermektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nitekim 15 Mayıs 1919 tarihinde gerçekleşen İzmir’in Yunan birliklerince işgali, Türk Ulusal Mücadelesi’nin simgesel eşiklerinden birini oluştursa da işgalin ilk anlarında atılan ve direnişin sembolü hâline gelen "ilk kurşun" eyleminin faili, biçimi ve mekânsal detayları hususunda tarihî literatürde tam bir mutabakat sağlandığını söylemek güçtür. Millî hafızada ve yaygın tarih anlatısında söz konusu eylemin faili olarak <em>Hukuk-ı Beşer</em> gazetesi başyazarı Hasan Tahsin (Gerçek ismi Osman Nevres) ismi öne çıksa da döneme ait belge, tanıklık ve raporlar farklı olasılıklara işaret etmektedir. Nitekim dönemin resmî kayıtlarında ve tanık beyanlarında ilk ateşin Saatçi Aziz Efendi, Germencikli İbrahim, Arap Rasim, Türk subayları, hatta provokasyon amaçlı bir Rum kışkırtıcı ya da Vali İzzet Bey'in raporunda belirtildiği üzere doğrudan bir Yunan askeri tarafından açılmış olabileceği iddia edilmektedir. Mıntıka Müfettişi Yüzbaşı Ziya Bey’in raporunda Hasan Tahsin’in Kordon’da şehit edildiği doğrulanmakla birlikte, ilk kurşunu onun sıktığına dair kesin bir veri sunulmamaktadır. İşgal öncesinde halkın bir kısmının askerî mühimmat depolarını basarak silahlanması şehirde kontrolsüz direniş odakları oluşturmuş, Pasaport Mevkiinden başlatılan işgal yürüyüşü sırasında yaşanan kaos ortamı da olayın kesin tespitini zorlaştırmıştır. Öte yandan, literatürde yer alan ve ilk kurşunun Kemeraltı girişindeki Askerî Otel’den atıldığını veya eylemcilerin yere çökerek nişan aldığını öne süren anlatılar, olayın cereyan ettiği Konak bölgesinin coğrafi gerçekliği ve yaşanan anlık panik ortamı göz önüne alındığında tarihsel açıdan temelsiz kalmaktadır. Sonuç olarak, İzmir’in işgali esnasında atılan ilk kurşun simgesel olarak Hasan Tahsin ismiyle özdeşleşmiş olsa da tarihsel belgeler, olayın faili ve mekânsal detayları hususunda kesinleşmemiş noktaların varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.[8][9][10]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu’nun, ilk ateşin ardından yaşananlara ilişkin tespitleri ise oldukça açıktır. Rapora göre Yunan askerleri Konak Meydanı çevresinden kışla ve hükûmet konağına yoğun ateş açmış; esir alınan Osmanlı subayları, askerleri ve devlet görevlileri Patris adlı gemiye götürülürken kötü muameleye uğramış, soyulmuş ve bazıları katledilmiştir.[11]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Komisyon, 15 Mayıs ve takip eden günlerde yaklaşık 2.500 kişinin keyfî şekilde tutuklandığını, bunların arasında 14 yaşından küçük çocukların da bulunduğunu; çok sayıda tutuklunun kötü muamele gördüğünü ve soyulduğunu tespit etmiştir.[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Raporda ayrıca Türk halkına ve evlerine yönelik yaygın şiddet ve yağma olayları, kadınlara yönelik cinsel saldırılar ve cinayetler kayda geçirilmiş; Yunan askerlerinin de eylemlere katıldığı ve askerî makamların müdahalede geciktiği belirtilmiştir.[13] Aynı raporda 15 Mayıs günü Türkler arasında ölü ve yaralı toplamının yaklaşık 300-400 kişi olduğu tahmin edilmiştir.[14]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bunlar yalnızca Türk tarih yazımında ve millî hafızasında yer alan anlatılar değildir; ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcilerinin katıldığı uluslararası bir soruşturmanın da tespitleridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İşgal Anadolu’ya Yayılıyor</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İzmir’in işgalinden sonra Yunan kuvvetleri Batı Anadolu’nun iç kesimlerine doğru ilerlemiştir. Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu, Yunan Yüksek Komiserliği’nin kendisine tanınan sınırların dışına çıkarak Aydın’ın işgaline ve Manisa-Turgutlu istikametindeki askerî müdahalelere izin verdiğini kaydetmiştir.[15]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Komisyon ayrıca silahlı Rum sivillerin Yunan birliklerine yardım bahanesiyle yağma ve çeşitli aşırılıklara girişmelerine Yunan komutanlığının müsamaha göstermesini hata olarak değerlendirmiştir.[16] Böylece mesele yalnızca İzmir’in işgali olmaktan çıkmış, Anadolu’nun iç kesimlerine doğru genişleyen askerî harekâtın sivil nüfus üzerindeki sonuçları hâline gelmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Yalova-Gemlik: Uluslararası Komisyonun “Sistematik Plan” Tespiti</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunan işgal döneminin en önemli belgelerinden biri, 1921 yılında Yalova ve Gemlik bölgesinde incelemeler yapan Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu’nun raporudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İngiliz Parlamentosuna sunulan Reports on Atrocities in the Districts of Yalova and Guemlek and in the Ismid Peninsula başlıklı belge, hadiseleri yerinde inceleyen uluslararası bir heyetin tespitlerini içermektedir.[17]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Raporda ziyaret edilen Türk köylerinin büyük bölümünün terk edilmiş olduğu; çoğunun yağmalanıp yakıldığı ve halkın dağlara veya başka bölgelere dağıldığı belirtilmiştir. Kapaklı ve Karacaali gibi köylerde savunmasız yaşlıların ve kadınların öldürüldüğü doğrudan tespit edilmiştir.[18]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Komisyon, Türk makamlarınca bildirilen bazı aşırı vahşet iddialarının tamamını doğrulayamadığını da açıkça kaydetmiştir.[19] Buna karşılık Türk köylerinin yakılması ve yağmalanmasının sistematik bir nitelik gösterdiği, Yunan ve Ermeni silahlı grupların eylemlerine Yunan düzenli birliklerinin de katıldığı belirtilmiştir.[20]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Daha önemlisi, Komisyon Yunan ordusunun işgalindeki Yalova-Gemlik bölgesinde Türk köylerinin yok edilmesine ve Türk nüfusunun ortadan kaldırılmasına yönelik sistematik bir plan bulunduğu kanaatine varmıştır.[21]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Aynı rapor Kemalist kuvvetler ve grupların bazı Hristiyan yerleşimlerine yönelik ağır suç ithamlarını da kaydetmiştir.[22] Bu ayrıntı, raporun yalnızca tek bir tarafın suçlarını kayda geçiren siyasi bir metin değil, karşılaştığı farklı ihlalleri belgeleyen bir inceleme olduğunu göstermesi açısından önemlidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">1922: Askerî Yenilgi ve Geri Çekilirken Bırakılan Anadolu</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos’taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Yunan Anadolu harekâtının askerî sonunu hazırlamıştır. Yunan ordusunun İzmir istikametindeki geri çekilişi sırasında Batı Anadolu’da çok sayıda yerleşim yeri ağır tahribata uğramıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu konuda dikkat çekici belgelerden biri ABD Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın raporudur. Park, Yunan ordusunun çekilmesinden sonra Menemen, Manisa, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir hattında incelemeler yapmış; gözlemlerini 11 Nisan 1923 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığına göndermiştir.[23]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Park’ın raporu üzerinde yapılan akademik inceleme, söz konusu bölgelerdeki yıkımı Türk makamlarının verdiği bilgiler ve yerel tanıklıklarla karşılaştırarak kayda geçirmektedir.[24] Manisa, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir’deki tahribat, askerî yenilginin yalnızca cephede kalmadığını; geri çekilme güzergâhındaki sivil yerleşimlerin de ağır bedel ödediğini göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İzmir yangını gibi faili ve gelişimi tarih yazımında tartışmalı olan hadiseleri, Batı Anadolu’nun iç kesimlerindeki belgelenmiş tahribatla birbirine karıştırmamak gerekir. Tarihî tezlerin gücü, tartışmalı hadiseleri kesin hüküm hâline getirmekten değil, doğrulanabilir belgeleri öne çıkarmaktan gelmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Lozan’ın 59. Maddesi: Hukuki Bir Kayıt</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesi, tartışmanın en önemli hukuki dayanaklarından biridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">59. maddede Yunanistan, Yunan ordusu veya yönetiminin Anadolu’da savaş hukukuna aykırı eylemlerinden kaynaklanan zararları tazmin etme yükümlülüğünü kabul etmektedir. Türkiye ise Yunanistan’ın savaş sonrasındaki mali durumunu dikkate alarak tazminat taleplerinden vazgeçmiştir.[25]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu hüküm son derece önemlidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunan ordusunun Anadolu’da savaş hukukuna aykırı eylemler gerçekleştirdiği hususu yalnızca Türk tarih yazımında ileri sürülen bir iddia değildir; 1923 yılında tarafların imzaladığı uluslararası bir barış antlaşmasına girmiş hukuki bir kayıttır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Prof. Dr. &nbsp;Diamantopoulos’un 2026 yılında ERT ekranlarından 59. maddeyi hatırlatması da bu nedenle dikkat çekicidir. Belge yüz yılı aşkın süredir oradadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tartışılması gereken, belgenin varlığı değil; Yunan kolektif hafızasında neden yeterince görünür olmadığıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Tek Taraflı Hafıza Barış Üretebilir mi?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunanistan 1994 yılında kabul ettiği mevzuatla 19 Mayıs’ı Pontus Rumlarına ilişkin anma günü hâline getirmiş ve bu yöndeki iddiaları resmî söylemin bir parçası yapmıştır.[26]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ise 19 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında bu iddiaları reddetmiş; Yunan ordusunun Batı Anadolu’daki savaş suçlarının Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporlarında belgelendiğini ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alındığını hatırlatmıştır.[27]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk-Yunan tarih tartışmasının temel sorunlarından biri burada ortaya çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hiç şüphesiz Balkan Savaşlarından Millî Mücadele’nin sonuna kadar geçen uzun savaş döneminde farklı topluluklardan çok sayıda sivil ağır acılar yaşamıştır. Bu acılardan birini diğerini inkâr etmek için kullanmak tarih biliminin amacı olamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak bir devlet kendi toplumunun yaşadığı acıları uluslararası siyasetin sürekli gündemine taşırken, kendi ordusunun başka bir toplum üzerinde gerçekleştirdiği ve uluslararası soruşturma raporları ile Lozan Antlaşması’nda karşılığı bulunan eylemlerini kamusal hafızasının dışında bırakıyorsa burada ciddi bir tarihsel asimetri ortaya çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Prof. Diamantopoulos’un çıkışını önemli kılan husus da budur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Sonuç: Yüzleşme Geçmişi Değil, Geleceği İlgilendirir</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1912-1913 Balkan Savaşlarından 15 Mayıs 1919 İzmir işgaline, Yalova-Gemlik hadiselerinden 1922’de Batı Anadolu’daki geri çekilme tahribatına ve nihayet Lozan’ın 59. maddesine kadar uzanan süreç; Türk-Yunan ilişkilerinin yalnızca Yunan mağduriyetini merkeze alan tek yönlü bir tarih anlatısıyla açıklanamayacağını göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Üstelik elimizde yalnızca Türk belgeleri bulunmamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1914 tarihli Carnegie Uluslararası Komisyonu Raporu vardır. Rapor Carnegie Endowment for International Peace tarafından Publication No. 4 olarak yayımlanmış; Library of Congress’te DR46.I6, LCCN sisteminde 14013317, Open Library’de OL7075009M, Internet Archive’da reportofinternat00inteiala tanımlayıcısıyla kayıt altına alınmıştır.[28]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1919 tarihli Müttefiklerarası İzmir Tahkik Komisyonu Raporu vardır. Belge, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Foreign Relations of the United States, The Paris Peace Conference, 1919, Volume IX serisi içerisinde “Appendix A to HD–878” başlığıyla yayımlanmıştır.[29]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1921 tarihli Yalova-Gemlik ve İzmit Yarımadası Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu Raporu vardır. Resmî belge kimliği Turkey No. 1 (1921), Cmd. 1478’dir. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nde B.I/6114, Open Library’de OL14038449M, Internet Archive’da reportsonatrocit00interich, Project Gutenberg’de eBook No. 73839 numarasıyla kayıtlıdır.[30]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Arnold J. Toynbee’nin Anadolu’daki gözlem ve incelemeleri vardır.[31]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın 11 Nisan 1923 tarihli raporu vardır. Rapora ilişkin akademik çalışmada arşiv numarası NARA 767.68116/34 olarak gösterilmektedir.[32]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ve nihayet Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesi vardır.[33]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dolayısıyla bugün sorulması gereken mesele, “Yunan ordusu Anadolu’da savaş hukukuna aykırı eylemlerde bulundu mu?” sorusunun ötesine geçmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Asıl soru şudur:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunanistan, kendi toplumunun tarihî acılarını dünyaya anlatırken Türk ve Müslüman halkın yaşadığı acıları da aynı tarihsel vicdan ve cesaretle değerlendirebilecek midir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tarihle yüzleşmek bir milleti küçültmez. Aksine bir toplumun kendi tarihindeki karanlık sayfaları konuşabilmesi, tarihsel ve demokratik olgunluğunun göstergesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Prof. Thanasis Diamantopoulos’un Yunan devlet televizyonundan yükselen sözleri, yalnızca geçmişe yönelik bir tartışma olarak görülmemelidir. Bu çıkış, gelecekte ortak bir tarih dili kurulabilmesi için değerlendirilmesi gereken bir çağrıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Zira kalıcı Türk-Yunan barışı; taraflardan birinin sürekli suçlandığı, diğerinin ise yalnızca mağduriyetlerinin hatırlandığı seçici bir tarih anlayışı üzerine kurulamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tarih unutularak değil, bütün yönleriyle anlaşılabildiğinde barışın hizmetine girebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTURK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span></span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">cingozismail01@gmail.com</span></span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Dipnotlar</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[1] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Greeks of Minor Asia and Pontus”, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, </span></span><a href="https://www.mfa.gr/en/foreign-policy/foreign-policy-issues/issues-of-greek-turkish-relations/the-greek-minority-and-its-foundations-in-istanbul-gokceada-imvros-and-bozcaada-tenedos/greeks-of-minor-asia-and-pontus/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gr/en/foreign-policy/foreign-policy-issues/issues-of-greek-turkish-relations/the-greek-minority-and-its-foundations-in-istanbul-gokceada-imvros-and-bozcaada-tenedos/greeks-of-minor-asia-and-pontus/</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[2] Panagiotis Liakos, “Στην ΕΡΤ τα ‘εγκλήματα’ του Ελληνικού Στρατού!”, Dimokratia, 15.07.2026, </span></span><a href="https://www.dimokratia.gr/apopseis/720801/stin-ert-ta-egklimata-toy-ellinikoy-stratoy/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.dimokratia.gr/apopseis/720801/stin-ert-ta-egklimata-toy-ellinikoy-stratoy/</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[3] Carnegie Endowment for International Peace, Report of the International Commission to Inquire into the Causes and Conduct of the Balkan Wars, Washington D.C., 1914, Division of Intercourse and Education, Publication No. 4; Library of Congress Sınıflaması: DR46 .I6; LCCN: 14013317; Open Library: OL7075009M; Internet Archive: reportofinternat00inteiala, </span></span><a href="https://archive.org/details/reportofinternat00inteiala" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://archive.org/details/reportofinternat00inteiala</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[4] Carnegie Endowment for International Peace, a.g.e.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[5] Inter-Allied Commission of Inquiry, “Report of the Inter-Allied Commission of Inquiry on the Greek Occupation of Smyrna and Adjacent Territories”, Constantinople, 07.10.1919, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, The Paris Peace Conference, 1919, Vol. IX, Appendix A to HD–878, Office of the Historian, U.S. Department of State, </span></span><a href="https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1919Parisv09/d3" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1919Parisv09/d3</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[6] Inter-Allied Commission of Inquiry, “Statement of Facts Which Have Arisen Since the Occupation and Which Have Been Established During the Inquiry Between August 12 and October 6, 1919”, 07.10.1919, a.g.r.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[7] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 11.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[8] Mithat Kadri Vural, “Hasan Tahsin ve “İlk Kurşun Üzerine Bir Literatür Analizi”, <em>Tarih İncelemeleri Dergisi</em>, C 34, S 1, 2019, s. 281-310. https://dergipark.org.tr/tr/pub/egetid/article/596151⁠ (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[9] Çınar Atay, “İzmir İşgalinin Başlangıcı ve Sonu 2-15 Mayıs 1919 ve 9-13 Eylül 1922”, <em>Mora Katliamı ve Anadolu'da Yunan Mezalimi Sempozyumu 15-16 Kasım 2021 Bildiriler Kitabı</em>, ed. Neşe Özden, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2024, s. 478-480.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[10] Hüseyin Alpaslan, <em>Millî Mücadele Döneminin Mihenk Taşları</em>, Gece Kitaplığı, 2021, s. 25-30.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[11] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 12-13.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[12] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 14.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[13] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 15.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[14] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 16.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[15] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 20.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[16] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 22.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[17] Inter-Allied Commission of Enquiry, Reports on Atrocities in the Districts of Yalova and Guemlek and in the Ismid Peninsula, London, His Majesty’s Stationery Office, 1921, Turkey No. 1 (1921), Cmd. 1478; Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Yer No: B.I/6114; Open Library: OL14038449M; Internet Archive: reportsonatrocit00interich; Project Gutenberg eBook No: 73839, </span></span><a href="https://www.gutenberg.org/files/73839/73839-h/73839-h.htm" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.gutenberg.org/files/73839/73839-h/73839-h.htm</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[18] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., 23.05.1921, Bölüm 6 (a)-(c).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[19] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 6(c).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[20] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 6(j).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[21] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 7.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[22] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 6(g)-(i).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[23] Elçin Yılmaz, “İzmir Amerikan Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın Yunanların Gerçekleştirdiği Tahribata İlişkin Raporu”, Journal of History School/Tarih Okulu Dergisi, S. 62, 2023, s. 29-50. Çalışmada James Loder Park’ın 11.04.1923 tarihli raporunun arşiv numarası NARA 767.68116/34 olarak gösterilmektedir, </span></span><a href="https://www.researchgate.net/publication/369645179_IZMIR_AMERIKAN_KONSOLOS_YARDIMCISI_JAMES_LODER_PARK%27IN_YUNANLARIN_GERCEKLESTIRDIGI_TAHRIBATA_ILISKIN_RAPORU" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.researchgate.net/publication/369645179_IZMIR_AMERIKAN_KONSOLOS_YARDIMCISI_JAMES_LODER_PARK%27IN_YUNANLARIN_GERCEKLESTIRDIGI_TAHRIBATA_ILISKIN_RAPORU</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[24] Elçin Yılmaz, a.g.m., s. 29-50.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[25] Treaty of Peace with Turkey Signed at Lausanne, 24 July 1923, Article 59, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, </span></span><a href="https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-part-ii_-financial-clauses.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-part-ii_-financial-clauses.en.mfa</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[26] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Greeks of Minor Asia and Pontus”, a.g.k.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[27] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “No: 95, 19 Mayıs 2026, Yunanistan’da 19 Mayıs 2026 Tarihinde Düzenlenen Bazı Etkinlikler ve Yapılan Açıklamalar Hk.”, 19.05.2026, </span></span><a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-95_-yunanistan-da-19-mayis-2026-tarihinde-duzenlenen-bazi-etkinlikler-ve-yapilan-aciklamalar-hk.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gov.tr/no_-95_-yunanistan-da-19-mayis-2026-tarihinde-duzenlenen-bazi-etkinlikler-ve-yapilan-aciklamalar-hk.tr.mfa</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[28] Carnegie Endowment for International Peace, Report of the International Commission to Inquire into the Causes and Conduct of the Balkan Wars, Division of Intercourse and Education, Publication No. 4, Washington D.C., 1914; Library of Congress Sınıflaması: DR46 .I6; LCCN: 14013317; Open Library: OL7075009M; Internet Archive: reportofinternat00inteiala, https://archive.org/details/reportofinternat00inteiala (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[29] Inter-Allied Commission of Inquiry, “Report of the Inter-Allied Commission of Inquiry on the Greek Occupation of Smyrna and Adjacent Territories”, Constantinople, 07.10.1919, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, The Paris Peace Conference, 1919, Vol. IX, Appendix A to HD–878, Office of the Historian, U.S. Department of State, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1919Parisv09/d3 (Erişim Tarihi: 29.07.2026). </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[30] Inter-Allied Commission of Enquiry, Reports on Atrocities in the Districts of Yalova and Guemlek and in the Ismid Peninsula, Turkey No. 1 (1921), Cmd. 1478, His Majesty's Stationery Office, London, 1921; Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Yer No: B.I/6114; Open Library: OL14038449M; Internet Archive: reportsonatrocit00interich; Project Gutenberg eBook No. 73839, https://www.gutenberg.org/files/73839/73839-h/73839-h.htm (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[31] Arnold J. Toynbee, The Western Question in Greece and Turkey: A Study in the Contact of Civilisations, Constable and Company Ltd., London, 1922; Open Library: OL23359265M; Internet Archive: westernquestioni00toynrich; LCCN: 22017606, https://archive.org/details/westernquestioni00toynrich⁠ (Erişim Tarihi: 29.07.2026). Ayrıca bkz. mevcut Wikimedia Commons bağlantısı. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[32] Elçin Yılmaz, “İzmir Amerikan Konsolos Yardımcısı James Loder Park'ın Yunanların Gerçekleştirdiği Tahribata İlişkin Raporu”, Tarih Okulu Dergisi (Journal of History School), S. 62, 2023, s. 29-50. Yılmaz'ın çalışmasında James Loder Park'ın 11.04.1923 tarihli raporu NARA 767.68116/34 arşiv numarasıyla gösterilmektedir, https://www.researchgate.net/publication/369645179_IZMIR_AMERIKAN_KONSOLOS_YARDIMCISI_JAMES_LODER_PARK%27IN_YUNANLARIN_GERCEKLESTIRDIGI_TAHRIBATA_ILISKIN_RAPORU (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[33] Treaty of Peace with Turkey Signed at Lausanne, 24 July 1923, Part II, Financial Clauses, Article 59, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-part-ii_-financial-clauses.en.mfa (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:10:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİZ ŞIMARTTIK HAK EDİYOR MUYUZ ?</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/biz-simarttik-hak-ediyor-muyuz-7915</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/biz-simarttik-hak-ediyor-muyuz-7915</guid>
                <description><![CDATA[BİZ ŞIMARTTIK HAK EDİYOR MUYUZ ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>BİZ ŞIMARTTIK.&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;HAK EDİYOR MUYUZ ?</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çok imkan verince evlatlar iyice azıyor. Evdeki yemeğe burun kıvırıyor, tencere yemeğini beğenmiyor. Gece yarısı canı çekiyor diye hazır yemek kapıda, hazır içecek buzdolabında. Giydiği kıyafeti bir kere giyip kenara atıyor. Doyduğu halde daha fazlasını istiyor, aldığı halde daha yenisini. Çünkü elinin altında hep var. Yokluğu görmediği için varlığın kıymetini bilmiyor. Ne versek az geliyor, ne yapsak yetmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakın zamanda iş böyle değildi. Öğretmenin çocuğu da, doktorun çocuğu da, mühendisin çocuğu da, memurun çocuğu da aynı sofraya otururdu. Tarlada çalışan da vardı, bahçede babanın yanında domates toplayan da. Hayvancılık yapan da vardı, kamu dairesinde babasına dosya taşıyan da. Balığa giden babasının yanında oltasını tutan, ağını çeken çocuk da vardı. Okuldan gelince çantasını bırakır, ödevini yapar, sonra evin işine el atardı. Hem okurdu hem üretirdi. Hem başarılı olurdu hem de terin ne demek olduğunu bilirdi. Elmayı kendisi soyardı, parasını kendi biriktirirdi. Bir lokmanın, bir kalemin, bir ayakkabının arkasında emek olduğunu bilirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ise hiçbir şeye dokunmadan büyüyen bir nesil var. Aman oğlum üşümesin diye her istediği alınıyor. Aman kızım yorulmasın diye elması soyulup dilimlenip önüne gidiyor. Hiçbir iş yapmadan, hiçbir şeye el sürmeden, sadece isteyerek büyüyorlar. Sonra da aynı el daha fazlasını istiyor. Çünkü zorlanmadı, beklemedi, kaybetmedi. Hazır gelenin kıymeti olmuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kötülük olsun diye değil. Sevdiğimizden, kıyamadığımızdan böyle oldu. Ama sevgiyi şımartmakla karıştırınca ölçü kaçıyor. Yakın zamanın emeğiyle bugünün imkânını dengelemek lazım. Çocuğa her şeyi vermek değil, bazı şeyleri kendi kazanmayı öğretmek lazım. Yoksa sofradakiyle yetinmeyen, elindekiyle yetinmeyen, hayattakiyle yetinmeyen bir kuşak çıkar ortaya.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz verdikçe azdılar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz kolaylaştırdıkça zorlaştılar. Biz düşmesinler diye önlerini açtıkça, yürümeyi unuttular.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Artık soru şu değil, ne istiyorlar. Soru şu, neyi hak ediyorlar.&nbsp;<br />
Çok katkı koyarsan özü bozulur. Az ama öz olunca hem kıymetli olur hem kalıcı olur. Hem evlatta hem işte hem hayatta.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 07:07:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EVLİLİK ÜZERİNE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/evlilik-uzerine-7914</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/evlilik-uzerine-7914</guid>
                <description><![CDATA[EVLİLİK ÜZERİNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EVLİLİK ÜZERİNE</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilik, birbirinden farklı iki insanın aynı hayatı paylaşmaya karar vermesidir. Ancak bu yolculukta bazı sorunlarla karşılaşılması da doğaldır. Bu sorunların en önemlilerinden biri, kişilik çatışmalarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilikte karşınıza çıkabilecek en önemli zorluklardan biri, eşlerin kişilik farklılıklarıdır. Bu farklılıklar doğru yönetilemediğinde, zamanla birçok problemin temelini oluşturabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepimiz hayat boyunca edindiğimiz deneyimler, eğitimimiz ve yaşadıklarımızla kişiliğimizi şekillendiririz. Kendimize bir yön, yaşamımıza bir yol çizeriz. Eğer kendimizi; hatalarımızı, eksiklerimizi, güçlü ve zayıf yönlerimizi kabul edebiliyor ve iç dünyamızda sürekli bir çatışma yaşamıyorsak, ruhsal açıdan dengeli olduğumuzu söyleyebiliriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi kusurlarımızı ve farklılıklarımızı kabul ettiğimiz gibi, evleneceğimiz kişiyi de olduğu hâliyle kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu başaramadığımızda, sürekli eşimizi değiştirmeye çalışırız. Oysa değiştirme çabası, zamanla evliliğin en yıpratıcı sorunlarından birine dönüşebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşinizden sizin gibi düşünmesini, sizin gibi davranmasını ya da sizin gibi hissetmesini bekleyemezsiniz. Çünkü o, farklı bir ailede, farklı bir kültürde ve farklı yaşam deneyimleri içinde yetişmiştir. Tıpkı sizin gibi onun da kendine özgü değerleri, inançları ve alışkanlıkları vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirinizi ne kadar severseniz sevin, evliliğin içinde uygulanan değişim baskısı çoğu zaman ters etki oluşturur. Eğer evlenmeyi düşündüğünüz kişiyi olduğu gibi kabul etmezseniz, zamanla hem eşiniz hem de siz yıpranır, ilişkiniz huzurunu kaybeder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kişilik çatışmasının hâkim olduğu ilişkiler, çoğu zaman iki tarafın da kaybettiği bir mücadeleye dönüşür. Oysa evlilik; kazanmak değil, birlikte yürümeyi öğrenmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmamalıdır ki sağlıklı ve uzun ömürlü evlilikler; sevgi kadar, karşılıklı anlayış, saygı ve kabullenme üzerine inşa edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun. Eyvallah.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hidayet ŞİŞKİN/ Kişisel Gelişim Danışmanı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">hidayetsiskin@hotmail.com&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:08:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/saraykentte-siir-soleni-7913</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/saraykentte-siir-soleni-7913</guid>
                <description><![CDATA[SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hani derler ya; “Ekmeğini ekmekçiye ver, bir ekmekte üste ver” diye.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/756959385_10238222178086218_7903179044976687930_n.jpg" style="height:584px; width:796px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu cümleden hareketle söylemem gerekirse, Yozgat’ın şirin ilçesi Saraykent’te yapılan “Saraykent 1. Ulusal Şiir Şöleni” fevkalade muhteşemdi. Haricen bir emek ve yürek mahsulü olduğu belliydi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönül insanı ve aynı zamanda şairlik yönü ağır basan Belediye Başkanı Ahmet Köroğlu ile Gazeteci- şair Ahmet Süreyya DURNA’nın organizatörlüğünde icra edilen bu muhteşem şölen, yöre halkının unutamayacağı türden bir anıya dönüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Misafirperverlik noktasında her türlü sosyal imkanların özveriyle sunulduğu centilmenlik tablosu, şairlerin dikkatinden kaçmadı. İlçeye bir gün önce teşrif eden şairler, kendilerine ayrılan konaklama mekânında dinlendikten sonra, sabahleyin “Saraykent Gölü” etrafında bulunan Millet Bahçesine ait sosyal tesislerde kahvaltıya katıldılar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/758600135_10238222249007991_7654753501976443927_n.jpg" style="height:530px; width:727px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genellikle Avrupa ülkelerinde çalışıp da temmuz ayında izne çıkan Saraykentlilerin gelenek hale getirdikleri göl kıyısı kahvaltısına, şairlerinde katılması kayda değer bir estantaneydi. Kendilerine mikrofon tutulan gurbetçilerimiz, ilçelerinde böyle bir etkinliğin tezahüründen memnuniyet duyduklarını beyanla üzerlerine düşen vazifeyi yerine getireceklerini söylediler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairler, daha sonra topluca, tahsis edilen araçla şehrin odak noktalarını gezdiler. Termal tesislerinde havuza girdiler. Hüseyin Atak isminde dost canlı bir vatandaşın daveti üzerine çiftliğinde semaver çayı içtiler, elleriyle salatalık topladılar, dallardan şeftali koparttılar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başlangıçta göl kenarında yapılması düşünülen etkinliğin, soğuk ve yağmur ihtimaline karşı ilçe meydanlığına alınması halkın katılımını daha da artırdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/754758126_10238222256728184_3591392076202724949_n.jpg" style="height:537px; width:790px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saat 20.00’de start verilen oluşumun açılış konuşmasını organizatör, Gazeteci-şair Ahmet Süreyya Durna yaptı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durna konuşmasında yalın bir ifadeyle; “Yıllardan beri yaptığı bu tür organizasyonlarda, Saraykent’i ayrı konumlandırdığını belirterek, her şeyiyle mükemmel bir organizasyondu” şeklinde memnuiyetini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saraykent Belediye Başkanı ve halk adamı Ahmet Köroğlu ise “Ülkenin her tarafından ilçesine teşrif eden şairleri ağırlamaktan dolayı son derece mutluluk duyduğunu ve bundan sonra da ilçe halkına aynı heyecanı yaşatacağını…” söyleyerek, bugünün önemini vurguladı. Ayrıca kendilerine ait okuduğu enfes şiirlerle kamuoyunda ve şairlerin nezdinde derin intibalar bıraktı. Ahmet Köroğlu; hakikaten de iyi bir şair olmanın ötesinde, mütevazi kişiliğiyle de öne çıkan bir pozisyon sergiledi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/758854734_10238221813437102_321891473526513373_n.jpg" style="height:589px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Listede yer alan şairlerden sırasıyla; Şevki Kayaturan, Veysel Çakır, Şükrü Ünal, Hüseyin Uzel, Suzan Aydemir, Veli (Meşgul) İmir, Tayyar Yıldırım, Salih Sedat Ersöz, Ayşe Paslanmaz, Reşit</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bahtiyar, Hülya Çapar, Ahmet Süreyya Durna, Ömer Gündoğan, Mehmet Ali Karagöz ve İsa Kurt şiirlerini okudular.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın ortasında ve bitimine doğru Yozgatlı mahalli sanatçı Kelâmi Akdemir’in kendisine ait eserleri seslendirmesi de etkinliğe farklı bir boyut kazandırdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ertesi günün sabahına ve yine aynı yerde yapılan kahvaltının ardından şairlere birer çıta balın yanında, çeşitli hediyeler verildi. Karşılıklı taltif ve temennilerden sonra şairler, geride, “hoş bir sada” bırakmanın hazzı ile memleketlerine uğurlandılar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 08:08:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-hastaya-ogut-7912</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-hastaya-ogut-7912</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Lokman aleyhisselam hikmetli ve güzel sözleriyle insanlara şifa dağıttığı gibi şifalı bitkilerden ilaç yaparak da insanlara şifa dağıtırdı.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu özelliğinden dolayı insanlar Ona ‘Lokman Hekim’ de derlerdi. Rivayete göre birgün Hz.Lokmana tedavi etmesi için devamlı ‘Bal’ yiyen ve Baldan başka bir şey yemeyen bir çocuk getirirler. Lokman aleyhisselam onların derdini dinledikten sonra şöyle dedi: “Şimdi siz gidin, kırk gün sonra gelin!” Çocuğun ailesi çocuklarını alırlar giderler ve kırk gün sonra tekrar gelirler. Lokman Hekim, çocuğa şöyle der: “Bak evladım, insan; Bal yemeden de yaşar. Balın azı faydalı, çoğu ise zararlıdır. Günde bir küçük kaşıktan fazla yeme. Bu söylediklerimi dene, bak göreceksin daha sağlıklı olacaksın!” Bu sözlerden sonra çocuğun ailesi biraz öfkeli, biraz da kızgın olarak Lokman Hekime şöyle derler; “Şimdi sen, kırk gün önce geldiğimizde sadece bu sözleri söylemek için mi bize; “Şimdi gidin kırk gün sonra gelin!” dedin? Bu sözleri o zaman söylesen olmaz mıydı? Hz. Lokman aileye döner ve yine şöyle der: “Şimdi siz gidin, bu dediklerimi uygulayın ve kırk gün sonra tekrar gelin!” Çocuğun ailesi biraz öfkeli, biraz da kızgın, Lokman Hekime şöyle der: “Şimdi sen bize yine diyorsun ki; “Şimdi gidin, kırk gün sonra yine gelin. Sen başka bir şey bilmezmisin. Bu nasıl hekimlik böyle?. Lokman aleyhisselam der ki; “Bunun cevabını inşaallah kırk gün sonra geldiğinizde vereceğim. Siz şimdi gidin dediklerimi uygulayın!” Onlar giderler, Lokman Hekimin dediklerini uygularlar ve kırk gün sonra tekrar gelirler. Lokman aleyhisselam, onlara sorar; “Nasıl, çocukta bir düzelme oldu mu?” Onlar; “Evet çocuğumuz devamlı Bal yemeyi terk etti.. Bu nasıl oldu? Biz anlayamadık.” Lokman aleyhisselam aileyi ayrı bir kenara çekti ve şöyle dedi: “Siz ilk geldiğinizde çocuğunuza bir tedavi tavsiyesinde bulunamadım. Çünkü, ben de her gün fazlaca Bal yiyordum. Bu nedenle ilk gelişinizde size kırk gün süre verdim ve o kırk gün içinde o tavsiyeyi ilk önce ben kendimde uyguladım ve anladım ki; “İnsan, az bal yiyerek daha sağlıklı oluyor. Ve tavsiyemi ona göre yaptım. Bak, tavsiyem işe yaramış ve çocuğunuz şifa bulmuş! Öyle değil mi! İnsan vereceği öğüdü, yapacağı tavsiyeyi önce kendi yaşamalı!” Bu kıssadan alınması gereken ders budur işte.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir insan, ister hekim/doktor, ister âlim, ister başka ünvanlı biri olsun; Eğer bir insan, birine herhangi bir konuda bir tavsiyede, öğütte bulunacaksa o şeyi önce kendisi yapmış, yaşamış ve faydasını görmüş olmalı ki, söylediği sözün ve yaptığı tavsiyenin faydası olsun. Yukardaki olayda Hz.Lokmanın, hasta olan o çocuğa verdiği öğüdü önce bizzat kendisi denemiş, yaşamış ve faydasını gördükten sonra tavsiyesini yapmış.. Burdan şunu anlıyoruz; insan birine öğüt verecekse, o öğüdü önce kendi nefsinde yaşamış ve faydasını görmüş olmalı ki, verdiği öğüt faydalı olsun... Yoksa yaşanmayan yalın öğütlerin bir faydası olmaz. Allah bu konuda insanları şöyle uyarır: “Ey iman edenler! siz kendiniz yapmadığınız şeyleri başkalarına ne diye söylüyorsunuz/öğütlüyorsunuz? Kendiniz yapmadığınız şeyleri başkasından istemeniz Allah katında büyük azab gerektiren bir iştir.” (Saf-2,3) Biliniz ki, her Anne-Baba veya her mü’min başkasına vereceği öğüdü veya tavsiyeyi önce kendi nefsinde yaşamış olmalı.. Günümüzde pekçok insan görürsünüz ki, onlar, başkalarına kulaktan duyma bol bol güzel öğütler verir, güzel mesajlar gönderir, ama kendisi o öğütlerin çoğunu nefsinde uygulamaz. Yani verdiği öğütleri kendisi yapmaz, Öyle olunca da verilen öğütlerin ve vaazların pek faydası olmuyor. Bu konuda Rabbimiz Allah bizleri şöyle uyarmaktadır: “Siz Kitabı (Kur’anı) okuduğunuz hâlde, insanlara iyiyi/iyiliği öğütleyip de kendinizi unuturmusunuz. Yoksa siz, bunun yanlış olduğunu bilmiyormusunuz? (Bakara-44) Bu bağlamda başkasına öğüt verip de verdiği öğütlere kendisi uymayanlar bilsinler ki, öyle öğütler insanlara fayda vermez. Bununla ilgili güzel bir atasözü var: “Ele verir talkını (öğüdü) kendi yutar salkımı. (haram lokmayı)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer insanlar/müslümanlar yaşadıkları toplumda huzur ve barış istiyorlarsa, dostluk ve kardeşlik istiyorlarsa, iyilik ve şifa görmek istiyorlarsa, Fazilet ve Takvâ arıyorlarsa; Lokman aleyhisselam gibi öğütleri önce kendisi yaşamalı. Lokman aleyhisselamın, oğluna ve diğer insanlara verdiği öğütlerin tamamı Lokman aleyhisselamın hayatında bizzat yaşadığı ilahi ahlak ilkeleriydi... Bu nedenle onun verdiği öğütler şifa oluyordu. Sevgili dostlar, verdiğimiz öğütlerin ve tavsiyelerin tesirli ve etkili olmasını istiyorsak, o öğütleri önce kendi nefsimizde yaşayalım. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra öğüt verelim. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biliniz ki, eylemli öğütler, yani uygulamalı öğütler, sözlü öğütlerden daha etkili, daha tesirli ve daha feyizli olur. Unutmaayın! Kır Atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan. Üzüm üzüme baka baka kararır, tatlanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 08:04:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/calisip-kazanmak-ibadet-olur-7911</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/calisip-kazanmak-ibadet-olur-7911</guid>
                <description><![CDATA[ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbâdetler on kısımdır. Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz&nbsp; bütün ibâdetlerdir. O hâlde helâl kazanmaya çalışmalıdır. İbâdetlerin kabul olması, helâl lokmaya bağlıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ güzeldir. Yalnız güzel yapılan ibâdetleri kabul eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Cenab-ı Hakk; ‘Helâl yiyiniz ve sâlih, iyi işler yapınız! buyurmaktadır.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Uzak yoldan gelmiş, saçı sakalı dağılmış, yüzü gözü toz içinde bir kimse, ellerini uzatıp duâ ediyor. ‘Ya Rabbi!’ diye yalvarıyor. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, gıdası hep haram. Bunun duâsı nasıl kabul olur?)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yani haram yiyenin duâsı kabul olmaz. İşte haramı, helâlı bilmeyen, bunları birbirinden ayıramayan, haramdan kurtulamaz, ibâdetleri boşuna gider.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Helal kazanmak her Müslümana farzdır.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.)&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bâzı âlimler, bu ikinci hadîs-i şerîfteki ilimden murat da; “Helâl ve haram ilmidir.” demişlerdir. Helâl kazanmak için, helâli ve haramı öğrenmek lâzımdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmam-ı a’zam Ebû Hanife hazretlerine, birisi gelerek;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Vakitlerimi ibâdetle geçirmek istiyorum. Bana bir şey yaz da hep onu yapayım.” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmâm-ı a’zam hazretleri, birkaç gün içinde alışveriş bilgilerini yazıp o adama verince;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bu bilgiler tüccarlara lâzım olur. Ben evimde oturup ibâdetle meşgul olacağım.” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmâm-ı â’zam cevabında;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Yiyecek ve giyecek lâzım olmayan kimse var mı? Dinin alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibâdetlerin sevabını bulamaz. Zahmetleri boşa gider ve azaba yakalanır ve çok pişman olur.” buyurdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbrahim Edhem hazretlerine;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Falanca yerde bir genç var. Gece gündüz ibâdet ediyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vecde gelip kendinden geçiyor.” dediler. Gencin yanına gidip 3 gün misâfir kaldı. Dikkat etti, söylediklerinden daha çok şeyler gördü. Kendinin soğuk, hâlsiz, habersiz; gencin ise, böyle uykusuz ve gayretli hâline şaşıp kaldı. Gençteki bu hâllerin şeytandan olup olmadığını anlamak istiyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yediğine dikkat etti; lokması helâlden değildi. “Allahü ekber! Bu hâlleri hep şeytandandır.” dedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:37:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege’de Yumuşama mı, Silahlı Denge Arayışı mı?  Miçotakis: “Füze Haritalarından Yoruldum”</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/egede-yumusama-mi-silahli-denge-arayisi-mi-micotakis-fuze-haritalarindan-yoruldum-7910</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/egede-yumusama-mi-silahli-denge-arayisi-mi-micotakis-fuze-haritalarindan-yoruldum-7910</guid>
                <description><![CDATA[Ege’de Yumuşama mı, Silahlı Denge Arayışı mı?  Miçotakis: “Füze Haritalarından Yoruldum”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de Yumuşama mı, Silahlı Denge Arayışı mı?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Miçotakis: “Füze Haritalarından Yoruldum”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail Cingöz</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Yunanistan ilişkileri, tarihsel sorunların yanı sıra Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de egemenlik, deniz yetki alanları, hava sahası ve güvenlik meselelerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapı arz etmektedir. İki NATO müttefiki arasında zaman zaman yükselen gerilim, son yıllarda karşılıklı diyaloğun sürdürülmesi yönündeki siyasi iradeyle kontrol altında tutulmaya çalışılsa da temel ihtilafların önemli bir kısmının varlığını koruduğu görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu ortamda Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 25 Temmuz 2026’da kamuoyuna yansıyan açıklamaları dikkat çekicidir. OPEN TV’ye verdiği röportajda Türkiye ve Yunanistan medyasında üretilen savaş ve füze senaryolarından rahatsızlığını dile getiren Miçotakis, “füzelerin nereye ulaşabileceğinin çembere alınarak gösterildiği haritalardan” yorulduğunu ifade etmiş; coğrafyanın gerçekliğine işaret ederek Türkiye ve Yunanistan’ın yan yana yaşamaya mecbur olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca iki ülke arasında çözülemeyen meselelerin bulunmasının sürekli tansiyon yükseltilmesini gerektirmediğini belirtmiştir.<span style="background-color:lime">[1]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk bakışta Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni bir yumuşama arayışı olarak değerlendirilebilecek bu sözlerin, açıklamanın yapıldığı dönem ve Yunanistan’ın eş zamanlı askerî politikalarıyla birlikte okunması gerekmektedir. Zira Atina’nın söylem düzeyinde gerilimin azaltılmasını savunurken savunma kapasitesini önemli ölçüde artırması ve özellikle İsrail ile geliştirdiği askerî-teknolojik işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkarmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sorunları Çözmekten Çok Yönetmek</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile Yunanistan arasında 2023 sonrasında başlayan kontrollü normalleşme süreci, esasen temel sorunların çözümünden ziyade anlaşmazlıkların krize dönüşmesinin önlenmesine dayanmaktadır. 7 Aralık 2023 tarihli Atina Bildirgesi ile belirginleşen bu yaklaşım, 11 Şubat 2026’da Ankara’da gerçekleştirilen 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısında yeniden teyit edilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Miçotakis, dostane ilişkilerin, iyi komşuluğun, karşılıklı saygının ve barış içinde birlikte yaşama anlayışının geliştirilmesi yönündeki iradelerini açıklamışlardır.<span style="background-color:lime">[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak siyasi diyaloğun sürdürülmesi, Ege’deki temel görüş ayrılıklarının ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Türkiye açısından Ege’de kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, karasuları, hava sahası, aidiyeti tartışmalı coğrafi oluşumlar ve Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsü gibi birbirleriyle bağlantılı sorunlar bulunmaktadır.<span style="background-color:lime">[3]</span> Yunanistan ise iki ülke arasındaki hukuki uyuşmazlığı esas olarak kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması çerçevesinde ele almakta; Türkiye’nin diğer başlıklardaki tezlerini kabul etmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla tarafların “sorunun ne olduğu” konusunda dahi bütünüyle aynı noktada bulunmadığı bir ortamda Miçotakis’in açıklamalarını ihtilafların çözülmeye başladığının göstergesi olarak değerlendirmek için henüz erkendir. Daha gerçekçi değerlendirme, Ankara ve Atina’nın mevcut ihtilafları ortadan kaldırmaktan önce bunların kontrol dışına çıkarak askerî ve siyasi krize dönüşmesini engellemeye çalıştıklarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Miçotakis’in açıklaması, stratejik rekabetin devam ettiği fakat bu rekabetin sürekli kriz üretmesinin istenmediği yeni bir dönemin işareti olarak okunabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Yumuşama Söylemi ile Silahlanma Arasındaki Çelişki</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Miçotakis’in açıklamasını Türkiye açısından önemli kılan temel husus zamanlamasıdır; çünkü Yunanistan, Türkiye ile iyi komşuluk ve gerilimi azaltma mesajları verirken tarihinin en kapsamlı savunma modernizasyonlarından birini gerçekleştirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">23 Temmuz 2026’da Yunanistan’ın ulusal güvenlik mekanizmasının onayladığı yaklaşık 3,5 milyar avroluk yeni hava savunma sistemi bunun en önemli örneklerinden biridir. “Achilles Shield” olarak adlandırılan çok katmanlı yapı; İsrail yapımı radarların yanı sıra Rafael ve Israel Aerospace Industries tarafından üretilen füze sistemlerini içerecek ve yaklaşık 35 ay içerisinde tam operasyonel hâle getirilecektir. Proje, Yunanistan’ın 2036’ya kadar silahlı kuvvetlerinin modernizasyonu için öngördüğü yaklaşık 28 milyar avroluk daha geniş savunma programının parçasıdır.<span style="background-color:lime">[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın F-35 savaş uçakları, yeni fırkateynler, insansız hava araçları, elektronik harp ve hava savunma sistemleri üzerinden gerçekleştirdiği modernizasyon kendi başına bir devletin savunma kapasitesini geliştirme tercihi olarak görülebilir. Ancak mesele Türkiye açısından değerlendirildiğinde iki unsur önem kazanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birincisi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mevcut askerî ve siyasi sorunların büyük ölçüde Ege coğrafyasında yoğunlaşmasıdır. İkincisi ise yeni savunma mimarisinin Yunanistan-İsrail stratejik ve askerî işbirliğinin derinleştiği bir dönemde kurulmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Türkiye açısından asıl mesele Yunanistan’ın modern silah sistemleri edinmesinden ziyade, bu sistemlerin hangi stratejik konsept içerisinde ve hangi coğrafyalarda konuşlandırılacağıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Adaların Statüsü ve Türkiye’nin Güvenlik Kaygısı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin uzun yıllardır üzerinde durduğu temel konulardan biri Doğu Ege adalarının gayriaskerî statüsüdür. Ankara’ya göre ilgili uluslararası düzenlemeler, Yunanistan’a bırakılan bazı adalar bakımından askerî sınırlamalar getirmiştir. Türkiye, başta 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması olmak üzere ilgili uluslararası düzenlemelerin Yunanistan açısından bağlayıcı hükümler içerdiğini savunmaktadır.<span style="background-color:fuchsia">[5]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Ege adalarının gayriaskerî statüsü, Türkiye’nin Ege politikasında yalnızca hukuki bir uyuşmazlık değil, aynı zamanda kıyı güvenliği ve bölgesel stratejik denge meselesi olarak değerlendirilmektedir. Ankara’nın yaklaşımının temelinde, bazı adalara ilişkin egemenlik düzenlemeleriyle bunlara getirilen askerî sınırlamaların birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği ve söz konusu yükümlülüklerin hukuki geçerliliğini koruduğu görüşü bulunmaktadır. Türkiye, 1914 Altı Büyük Devlet Kararı, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile farklı ada grupları bakımından oluşturulan gayriaskerî rejimin Ege’deki güvenlik dengesinin temel unsurlarından biri olduğunu savunmaktadır.<span style="background-color:fuchsia">[6][7]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu hukuki çerçeve içerisinde ada gruplarının tamamı aynı rejime tabi değildir. Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesi, 1914 Altı Büyük Devlet Kararı’nı teyit ederken; 13. maddesi Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya’da deniz üssü ve tahkimat kurulmasına ilişkin yasaklar getirmiş, bu adalardaki askerî kuvvetlerin niteliği ve miktarı bakımından sınırlamalar öngörmüştür. Lozan Antlaşması ayrıca Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları üzerindeki Türk egemenliğini teyit etmiş; aksi yönde hüküm bulunmadıkça Anadolu kıyısına üç milden az uzaklıktaki ada ve adacıkların Türkiye’nin egemenliği altında kalmasını öngörmüştür. Limni ve Semadirek’in askerî statüsü ise 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde düzenlenmiştir. On İki Ada bakımından gayriaskerî statü ise 1947 Paris Barış Antlaşması’nın 14. maddesinde hükme bağlanmıştır.<span style="background-color:fuchsia">[8]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu düzenlemelerin günümüzde nasıl yorumlanacağı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki hukuki görüş ayrılığının önemli boyutlarından birini oluşturmaktadır. Türkiye, gayriaskerî statünün Ege’de oluşturulan güvenlik düzeninin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Yunanistan’ın adalardaki askerî varlığının ilgili antlaşmalardan doğan yükümlülüklerle bağdaşmadığını savunmaktadır. Ankara ayrıca, antlaşmalarla açık biçimde devredilmemiş bazı ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik haklarından feragat etmediğini belirtmektedir.<span style="background-color:fuchsia">[9]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan ise imzalanan antlaşmalar hilafına hareket etmekte ve Türkiye’nin bu yaklaşımını kabul etmemekte ve Ege’deki egemenlik meselelerinin uluslararası antlaşmalarla çözüldüğünü savunmaktadır. Atina, gayriaskerî statü tartışmasında da ada gruplarının tabi olduğu hukuki rejimlerin birbirinden farklı olduğu görüşündedir. Özellikle Limni ve Semadirek bakımından 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önceki rejimi değiştirdiğini ileri sürmekte; diğer adalardaki askerî varlığı konusunda ise Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkına ve Türkiye’den kaynaklandığını ileri sürdüğü güvenlik kaygılarına dayanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu gerekçeleri kabul etmemekte; antlaşmalarla tesis edilen gayriaskerî statünün tek taraflı güvenlik değerlendirmeleriyle ortadan kaldırılamayacağını savunmaktadır. Ankara açısından mesele yalnızca adalardaki askerî varlığın büyüklüğü değildir. Asıl sorun, Ege’de antlaşmalarla oluşturulduğu kabul edilen güvenlik dengesinin tek taraflı uygulamalarla değiştirilmesi ve bunun Türkiye’nin kıyı güvenliği üzerinde doğurabileceği stratejik sonuçlardır.<span style="background-color:fuchsia">[10][11]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim T.C. Dışişleri Bakanlığı Mart 2026’da yaptığı açıklamada, Doğu Ege Adaları ile On İki Ada’nın gayriaskerî statüsüne ilişkin Türkiye’nin tutumunun değişmediğini ve bu statünün uluslararası antlaşmalardan kaynaklandığını bir kez daha belirtmiştir.<span style="background-color:fuchsia">[12]</span> Yunanistan ise Türkiye’nin bu yorumunu reddetmekte; Türkiye’nin Ege kıyılarındaki askerî kapasitesini, 1974 Kıbrıs gelişmelerini ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 deniz miline çıkarması ihtimaline ilişkin 1995 tarihli kararını kendi güvenlik yaklaşımının gerekçeleri arasında göstermektedir.<span style="background-color:fuchsia">[13]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle mesele yalnızca askerî değil, aynı zamanda iki ülkenin uluslararası antlaşmaları ve güvenlik ihtiyaçlarını farklı biçimde yorumladığı hukuki ve siyasi bir anlaşmazlıktır. Bununla birlikte İsrail teknolojisine dayalı yeni radar, hava savunma, füze veya insansız sistemlerin Türkiye kıyılarına yakın ve gayriaskerî statüsü konusunda iki ülke arasında görüş ayrılığı bulunan adalara konuşlandırılması hâlinde tartışma yeni bir boyut kazanacaktır. Böyle bir gelişme Ankara tarafından yalnızca Yunanistan’ın savunma modernizasyonu olarak değil, Ege’deki askerî dengenin üçüncü bir ülkenin teknolojik kapasitesiyle yeniden şekillendirilmesi olarak da değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu ihtimal, Miçotakis’in “füze haritalarından yoruldum” açıklamasıyla Yunanistan’ın mevcut askerî politikaları arasındaki en dikkat çekici çelişkilerden birini oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Yunanistan-İsrail Yakınlaşması Nasıl Okunmalı?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan ile İsrail arasındaki ilişkiler son yıllarda savunma, askerî teknoloji ve güvenlik alanlarında giderek derinleşmektedir. Achilles Shield projesinin İsrail yapımı radar ve füze sistemlerine dayanması, bu ilişkinin artık Yunanistan’ın ulusal savunma mimarisinin önemli unsurlarından biri hâline geldiğini göstermektedir.<span style="background-color:lime">[14]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından Yunanistan-İsrail askerî yakınlaşması, iki ülke arasındaki sıradan bir savunma işbirliğinin ötesinde, Ege ve Doğu Akdeniz’de oluşmakta olan yeni güvenlik mimarisi bağlamında değerlendirilmelidir. Bu işbirliğinin bütün unsurlarının doğrudan Türkiye’ye karşı geliştirildiğini ileri sürmek mümkün olmasa da Yunanistan’ın Türkiye ile yaşadığı köklü ihtilaflar devam ederken İsrail menşeli ileri teknoloji radar, hava ve füze savunma sistemleriyle askerî kapasitesini güçlendirmesi Ankara açısından göz ardı edilebilecek bir gelişme değildir. Dolayısıyla burada belirleyici olan, tarafların işbirliğine hangi siyasi tanımı verdiklerinden ziyade, ortaya çıkan askerî kapasitenin Türkiye’nin güvenlik çevresinde meydana getireceği stratejik sonuçlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Yunanistan’ın Türkiye ile devam eden Ege ihtilafları çerçevesinde geliştirdiği caydırıcılık kapasitesinin İsrail teknolojisiyle güçlendirilmesi, Ankara’nın güvenlik hesaplamalarından bağımsız düşünülemez. Özellikle bu kapasitenin Türkiye kıyılarına yakın ve hukuki statüsü tartışma konusu olan Ege adalarına konuşlandırılması hâlinde, Türkiye açısından İsrail’in rolünün yalnızca bir “silah tedarikçisi” sınırları içerisinde kalıp kalmadığı sorusu daha fazla önem kazanacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Ankara açısından esas alınması gereken, Atina’nın diplomatik söyleminden ziyade yeni askerî sistemlerin niteliği, menzili, konuşlandırılacağı coğrafya ve Türkiye’nin askerî-stratejik hareket alanı üzerinde oluşturabileceği etkidir. Özellikle Türkiye kıyılarına yakın Ege adalarında gerçekleştirilebilecek yeni konuşlandırmalar, yalnızca Yunanistan’ın savunma tercihi olarak değil, Ege’deki mevcut askerî dengenin ve güvenlik ortamının değiştirilmesi bakımından da değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de “Silahlı Yumuşama” Dönemi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortaya çıkan tablo, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin klasik anlamda bir normalleşmeden farklı bir sürece girdiğini düşündürmektedir. İki taraf arasında siyasi diyalog sürmekte, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi hedeflenmekte ve askerî gerilimin kontrolden çıkmaması yönünde karşılıklı bir irade görülmektedir. Buna karşılık taraflar kendi stratejik tezlerinden vazgeçmemekte ve özellikle Yunanistan kapsamlı bir askerî modernizasyon gerçekleştirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum “silahlı yumuşama” olarak tanımlanabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Başka bir ifadeyle Atina, Ankara ile savaş veya sürekli kriz istememekte; fakat Türkiye karşısında askerî caydırıcılığını mümkün olduğunca yükseltmeye çalışmaktadır. Miçotakis’in açıklamasındaki “Türkiye’nin tüm olası hamlelerine karşı cevabımız var” yaklaşımı ile “yan yana yaşamaya mahkumuz” mesajının aynı siyasi çerçevede bulunması bu stratejinin özetidir.<span style="background-color:lime">[15]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından bu süreç, iyi komşuluk ve diyalog söyleminin sağladığı olumlu siyasi atmosfer korunmakla birlikte, sahadaki askerî gelişmelerin stratejik sonuçlarını göz ardı etmeyen ihtiyatlı bir yaklaşımla yönetilmelidir. Atina’nın gerilimi azaltmaya yönelik açıklamaları diplomatik açıdan önemlidir; ancak bu söylemler Yunanistan’ın hızlanan silahlanma programı, İsrail ile derinleşen savunma işbirliği ve Ege’de ortaya çıkabilecek yeni askerî konuşlandırmalardan bağımsız değerlendirilmemelidir. Türkiye açısından kalıcı güvenin ölçüsü söylemlerden çok, bu söylemlerin sahadaki uygulamalarla ne ölçüde desteklendiği olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Yunanistan ile diyalog ve işbirliği kanallarını açık tutarken Ege’de kendi hak ve menfaatlerini koruyacak diplomatik, hukuki ve askerî kapasitesini muhafaza etmek durumundadır. Özellikle adaların statüsüne ilişkin Türk tezlerinin uluslararası platformlarda hukuki temelleriyle anlatılması; Yunanistan’ın yeni savunma sistemlerinin konuşlandırılmasının yakından takip edilmesi ve İsrail-Yunanistan askerî işbirliğinin Türkiye’nin güvenlik ortamına etkilerinin bütüncül biçimde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Miçotakis’in “füze haritalarından yoruldum” ve Türkiye ile Yunanistan’ın “yan yana yaşamaya mahkûm” olduğu yönündeki açıklamaları, iki ülke ilişkileri açısından olumlu ve gerçekçi bir mesajdır. Coğrafya değiştirilemeyeceğine göre Ankara ve Atina’nın sürekli kriz üreten bir ilişki yerine sorunlarını diplomasi yoluyla yönetmesi her iki ülkenin de çıkarınadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak diplomaside kullanılan yumuşak dil, sahadaki askerî ve stratejik gelişmelerden bağımsız değerlendirilemez. Yunanistan’ın kapsamlı silahlanma ve modernizasyon programı, İsrail ile geliştirdiği savunma işbirliği ve Ege adalarının statüsüne ilişkin devam eden görüş ayrılıkları Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken konulardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Miçotakis’in açıklamasını Yunanistan’ın Türkiye politikasında köklü bir değişimden ziyade çatışmayı önlerken caydırıcılığı artırmayı amaçlayan kontrollü rekabet stratejisinin siyasi ifadesi olarak değerlendirmek daha gerçekçi görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından esas mesele, Yunanistan’ın ne söylediğinden çok söylemi ile sahadaki uygulamalarının ne ölçüde örtüştüğüdür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Eğer Atina iyi komşuluk söylemini Ege’de yeni askerî oldubittiler oluşturmadan sürdürebilirse mevcut süreç iki ülke arasında kalıcı istikrarın başlangıcına dönüşebilir. Buna karşılık siyasi yumuşama ortamı, Ege’de askerî statükoyu tek taraflı değiştirmek veya Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini göz ardı eden yeni konuşlandırmalar yapmak için kullanılacak olursa bugün “füze haritalarından yorulduğunu” söyleyen siyasetçiler yarın yeni füze haritalarının ortaya çıkmasını engelleyemeyebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Ege’nin geleceğini belirleyecek olan yalnızca Ankara ile Atina arasındaki söylemin tonu değil; diplomasi ile caydırıcılık arasındaki dengenin nasıl kurulacağıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Anadolu Ajansı kaynaklı, “Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Füze haritalarından yoruldum, Türkiye ile yan yana yaşamaya mahkumuz”, <em>Gazete Oksijen</em>, 25.07.2026. </span><a href="https://share.google/x9R4j6CYAfykHi4JW" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://share.google/x9R4j6CYAfykHi4JW</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Prime Minister of the Hellenic Republic, “Joint Declaration Between the Government of the Republic of Türkiye and the Government of the Hellenic Republic”, 11.02.2026. </span><a href="https://www.primeminister.gr/en/2026/02/11/37873" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.primeminister.gr/en/2026/02/11/37873</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “The Outstanding Aegean Issues”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affair”, (Erişim Tarihi: 26.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Reuters, “Greece to buy $4 billion air defence system from Israel”, 23.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Militarization of Eastern Aegean Islands Contrary to the Provisions of International Agreements”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs” </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/militarization-of-eastern-aegean-islands-contrary-tp-the-provisions-of-international-agreements.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/militarization-of-eastern-aegean-islands-contrary-tp-the-provisions-of-international-agreements.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Militarization of Eastern Aegean Islands Contrary to the Provisions of International Agreements”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Hüseyin Alpaslan, <em>Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk</em>, Liman Yayınevi, Ankara, 2022, s. 149-166</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Harry N. Howard <em>Türkiye’nin Taksimi Bir Diplomasi tarihi 1913-1923</em> (Çev. Salih Sabit Togay), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2018, s. 370; </span><span style="font-size:8.0pt">İsmail Soysal, <em>Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları<strong> </strong></em>1920-1945, Cilt:<strong><em> </em></strong>I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2000, s.</span> <span style="font-size:8.0pt">148-218; Hüseyin Alpaslan, <em>Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk</em>, Liman Yayınevi, Ankara, 2022, s. 154-157</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Hüseyin Alpaslan, Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk, Liman Yayınevi, Ankara, 2022, s. 157-158.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Militarization of Eastern Aegean Islands Contrary to the Provisions of International Agreements”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Hüseyin Alpaslan, <em>Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk.</em> s. 154-157.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “SC-4, 5 Mart 2026, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne İlişkin Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler Hakkındaki Soruya Cevabı”, 05.03.2026. https://www.mfa.gov.tr/sc_-4_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-ege-adalarinin-silahsizlandirilmis-statusune-iliskin-son-donemde-yasanan-gelismeler-hk-sc.tr.mfa? (Erişim Tarihi: 26.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Hellenic Republic Ministry of Foreign Affairs, “Turkish Claims Regarding the Demilitarization of Islands in the Aegean Sea”, 08.05.2024. https://www.mfa.gr/en/foreign-policy/foreign-policy-issues/issues-of-greek-turkish-relations/turkish-claims-regarding-the-demilitarization-of-islands-in-the-aegean-sea/ (Erişim Tarihi: 26.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Hellenic Republic Ministry of National Defence, “Minister of National Defence N. Dendias Briefed on Ministry of National Defence Armament Programmes Approved by KYSEA”, 23.07.2026. </span><a href="https://www.mod.mil.gr/en/minister-of-national-defence-n-dendias-briefed-on-ministry-of/?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">Minister of National Defence N. Dendias briefed on Ministry of National Defence Programmes activated by Government Council for National Security - Hellenic Republic Ministry of National Defence</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Anadolu Ajansı, “Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Füze haritalarından yoruldum, Türkiye ile yan yana yaşamaya mahkumuz”, Gazete Oksijen, 25.07.2026. https://gazeteoksijen.com/dunya/yunanistan-basbakani-micotakis-fuze-haritalarindan-yoruldum-turkiye-ile-yan-yana-yasamaya-mahkumuz-283621 (Erişim Tarihi: 26.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:20:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANADOLU</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anadolu-7909</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/anadolu-7909</guid>
                <description><![CDATA[ANADOLU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ANADOLU</strong><br />
<br />
<br />
Bozkırın yalınayak yolcusu<br />
Kayından direği örtüsü de kıl<br />
Yürü demeye başladı hep birden akıl<br />
<br />
Güneşin battığı yönde istikbali aramak<br />
Güneşin doğduğu yerden istiklale yol almak<br />
Bir göç ki bu ebediyen, olmak ya da olmamak<br />
<br />
Geçit vermez derin sularla hazar<br />
Hazar! Ucunda vatan var<br />
Hazar! Derin olsan kaç yazar<br />
<br />
Horasan tepesinden bakmak dönüpte<br />
Hüzünlüyüm gitmeliyim ancak, hüznü gömümte<br />
Anadolu toprakları burnumda tüte tüte<br />
<br />
En son bir tek kapı kaldı, üzeri tunçtan kilit<br />
Demirden bir yumruk ile açılıyor Malazgirt<br />
O kapıyı kırıp geçti Alparslan denen yiğit<br />
<br />
Gayrı bize emanetsin serin sularla vatan<br />
Üstünde gezenden kat kat, altında şehit yatan<br />
Gayrı bize emanetsin gazi de denen vatan<br />
<br />
Sen tut bir de, bir obayla bir ovaya göç eyle<br />
Hatta neden, nasıl, niçin, bir de düşünün neyle...<br />
Ayaklar yakan toprağı işler oldu su ile<br />
Yiyip, içip, giyinse de çile üstünde çile<br />
<br />
Şimdi feza devri denen, Türk'üm erken uyandı<br />
Beyaz ne varsa ülkümde kırmızıyla boyandı<br />
Ses hızından da ileri Türk zekası teyyare<br />
Neslin aklı bir üstünde hedefinde seyyare<br />
<br />
İkinci bir altı asır başladı başlayacak<br />
Vatanın son evladı da uyandığında ancak<br />
Mabedimdir Anadolu hep mabedim kalacak<br />
Çelikten o kubbe ile bana siper duracak<br />
<br />
Şeref yazdık onur yazdık o delinmez kubbeye<br />
Ne eğilir başlarımız ne diz çöker darbeye! Daha azını gör<br />
<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd<br />
(2026 Milletler Ligi&nbsp; Şampiyonu, A Milli Kadın Voleybol Takımımıza İthafen)</span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:18:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUK TERBİYESİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuk-terbiyesi-7907</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuk-terbiyesi-7907</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK TERBİYESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUK TERBİYESİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlât, ana baba elinde bir emânettir. Çocukların temiz kalbleri kıymetli bir cevher gibidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mum gibi, her şekli alabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi hâsıl olur. Çocuklara îmân, Kur’ân ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Bu saadette anaları, babaları ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Yapacakları her fenalığın günâhı, ana, baba ve hocalarına da verilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Çok Müslüman evlâdı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gideceklerdir. Çünkü, bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evlâtlarına Müslümanlığı ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da, benden uzaktır. Çocuklarına dinlerini öğretmeyenler, Cehenneme gideceklerdir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur’ân-ı kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’ânın her harfi için, 10 kere Kâbe-i muazzama ziyâreti sevâbı verilir ve kıyâmet günü, başına devlet tâcı konur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün insanlar görüp imrenir.” Tam İlmihål - Seâdet-i Ebediyye</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:41:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turk-devletleri-teskilatinin-sessiz-donusumu-kulturel-is-birliginden-jeostratejik-guc-birligine-7906</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turk-devletleri-teskilatinin-sessiz-donusumu-kulturel-is-birliginden-jeostratejik-guc-birligine-7906</guid>
                <description><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine</span></span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ</span></strong></span></span></h1>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Öz</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:9.0pt"><span style="color:black">Bu çalışma, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kültürel iş birliği merkezli bir yapıdan jeoekonomik ve jeostratejik kapasite geliştiren çok boyutlu bir bölgesel örgüte dönüşümünü incelemektedir. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan Türk devletleri arasındaki ilişkiler, ilk aşamada ortak tarih, dil, kültür ve eğitim ekseninde şekillenmiştir. Ancak 2009 Nahçıvan Anlaşması, 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adının benimsenmesi ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun kabul edilmesiyle birlikte kurumsallaşma süreci stratejik bir nitelik kazanmıştır. Çalışmada 2020 Karabağ Zaferi’nin Türk dünyasında oluşturduğu jeopolitik özgüven, Zengezur bağlantısının Türk devletleri arasındaki coğrafi bütünleşmeye muhtemel katkısı ve Orta Koridor’un küresel ticaret yolları bakımından artan önemi değerlendirilmektedir. Ayrıca enerji güvenliği, yenilenebilir enerji, yapay zekâ, dijital entegrasyon, siber güvenlik, Türk Yatırım Fonu ve savunma sanayii alanlarında gelişen iş birliği mekanizmaları ele alınmaktadır. NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na yönelik yaklaşımları da değişen Avrasya jeopolitiği bağlamında analiz edilmektedir. Çalışmada, Teşkilatın yakın dönemde kolektif savunma örgütüne dönüşmesinin gerçekçi olmadığı görülüyor olsa da imkânsız olmadığı; buna karşılık ekonomik bağlantısallık, teknoloji, enerji, ulaştırma ve stratejik dayanıklılık alanlarında ortak kapasite geliştirebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kalıcı bir güç merkezine dönüşebilmesi, ortak kültürel mirasın somut projeler, etkili kurumsal mekanizmalar, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve ortak stratejik iradeyle desteklenmesine bağlıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:9.0pt"><span style="color:black">Anahtar Kelimeler:</span></span></strong><span style="font-size:9.0pt"><span style="color:black"> Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya Jeopolitiği, Orta Koridor, Jeoekonomik Entegrasyon, Stratejik Özerklik.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Giriş</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılması, Avrasya jeopolitiğinde köklü değişimlere yol açmıştır. Bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan, uluslararası sistemde egemen devletler olarak yerlerini alırken, Türkiye Cumhuriyeti bu beş Türk devletini tanıyan ilk ülke olmuştur. Bu diplomatik tercih, yalnızca yeni devletlerin uluslararası meşruiyetine verilen erken desteği değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarihî, kültürel ve stratejik bağlara dayanan Türk dünyası vizyonunun da somut bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.[1][2][3]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak 1990’lı yılların iyimser atmosferine rağmen Türk dünyasında beklenen ölçüde kurumsal bütünleşme sağlanamamıştır. Bunun temel nedenleri arasında yeni bağımsız devletlerin egemenliklerini pekiştirme çabaları, Rusya Federasyonu’nun bölgedeki devam eden nüfuzu, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yükselen ekonomik etkisi ile birlikte Batılı aktörlerin Türkistan olarak da adlandırılan Orta Asya politikaları ve Türk devletlerinin birbirinden farklı dış politika öncelikleri yer almıştır.[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle yaklaşık yirmi yıl boyunca Türk dünyasında gerçekleştirilen zirveler büyük ölçüde ortak tarih, kültür, eğitim ve dil ekseninde ilerlemiş; ekonomik ve güvenlik alanındaki iş birliği ise sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte 3 Ekim 2009 tarihinde imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin kurulması, kurumsallaşma sürecinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.[5][6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Konseyi, kuruluşundan itibaren yalnızca kültürel iş birliğini değil; ulaştırma, ekonomi, gümrük, turizm, eğitim ve dış politika alanlarında da ortak mekanizmalar geliştirmeye başlamıştır. Özellikle 2021 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen VIII. Zirve’de teşkilatın adının “Türk Devletleri Teşkilatı” (TDT) olarak değiştirilmesi, bu dönüşümün sembolik olduğu kadar stratejik bir anlam taşıdığını göstermektedir. Aynı zirvede kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, teşkilatın uzun vadeli hedeflerini ilk kez kapsamlı biçimde ortaya koymuştur.[7]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bugün TDT, kültürel dayanışma eksenini aşarak Avrasya’nın yeni jeoekonomik ve jeostratejik güç merkezlerinden biri olma yönünde sessiz fakat dikkat çekici bir dönüşüm yaşamaktadır. Enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, dijital dönüşüm, yatırım fonları, yapay zekâ, savunma sanayii, afet yönetimi, siber güvenlik ve bölgesel diplomasi gibi alanlarda ortak politikalar geliştirmeye çalışan çok boyutlu bir bölgesel iş birliği mekanizmasına dönüşmektedir.[8]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu dönüşümün en önemli hızlandırıcılarından biri hiç kuşkusuz 2020 Karabağ Zaferi olmuştur. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bölümünü kurtarması yalnızca Güney Kafkasya’daki askerî dengeyi değiştirmemiş; aynı zamanda Türk dünyasının jeopolitik özgüvenini artırmış, Zengezur bağlantısı ve Orta Koridor gibi projeleri yeniden uluslararası gündemin merkezine taşımıştır.[9]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Diğer taraftan Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında küresel ticaret yollarının yeniden şekillenmesi, Avrupa’nın enerji güvenliği arayışları, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi ve Orta Koridor’un önem kazanması, TDT’nin yalnızca bölgesel değil, küresel güç rekabetinin de önemli aktörlerinden biri hâline getirmektedir.[10][11]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu çalışma, TDT’nin kültürel dayanışma ekseninden jeoekonomik ve jeostratejik bir iş birliği modeline dönüşümünü analiz etmektedir. Çalışmada öncelikle Soğuk Savaş sonrası Türk dünyasının kurumsallaşma süreci incelenecek; ardından Karabağ Zaferi’nin etkileri, Zengezur bağlantısı, Orta Koridor, enerji diplomasisi, yapay zekâ, dijital entegrasyon, ortak finans mekanizmaları ve güvenlik boyutu değerlendirilecektir. Son bölümde ise NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği açısından ortaya çıkan yeni jeopolitik denklemler analiz edilerek TDT’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunulacaktır.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş Sonrası Türk Dünyasında Kurumsallaşma Arayışı</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş sonrasında Türk dünyası fikri, başlangıçta daha çok dil, kültür, eğitim ve tarih üzerinden şekillenmiştir. TÜRKSOY, Türk Akademisi, parlamentolar arası iş birliği mekanizmaları ve öğrenci değişim programları bu dönemin öne çıkan araçları olmuştur. Bununla birlikte devletlerin farklı dış politika öncelikleri, Moskova ile ilişkileri ve ekonomik bağımlılıkları, siyasal bütünleşmenin sınırlı kalmasına neden olmuştur.[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2009’da oluşturulan Türk Konseyi, dağınık ilişkilerin düzenli zirveler, bakanlar toplantıları ve uzman çalışma grupları vasıtasıyla kurumsallaşmasını sağlamıştır. 2021’de kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu” ise Teşkilata uzun vadeli bir stratejik yön kazandırmıştır. Belge; siyasal dayanışma, ekonomik bütünleşme, ulaştırma bağlantıları, enerji iş birliği, dijital dönüşüm ve uluslararası alanda eş güdümlü hareket edilmesini Türk dünyasının gelecek hedefleri arasında tanımlamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dolayısıyla Teşkilatın dönüşümünü yalnızca isim değişikliğiyle açıklamak mümkün değildir. Asıl dönüşüm, ortak kültürel kimliğin giderek ortak ekonomik çıkarlar, ulaştırma ağları, enerji hatları, teknoloji politikaları ve güvenlik kaygılarıyla desteklenmesidir. Böylece Türk dünyası düşüncesi, romantik ve tarih merkezli bir söylem olmaktan çıkarak somut projeler üzerinden ilerleyen jeopolitik bir tasavvura dönüşmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin Türk dünyasına yönelik yaklaşımındaki değişim yalnızca diplomatik ve ekonomik kurumlaşmayla sınırlı değildir. Bu dönüşüm, coğrafyanın adlandırılmasına ve ortak tarih bilincinin yeniden inşasına da yansımaktadır.[13] Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde,[14] tarih öğretiminde uzun yıllardır kullanılan “Orta Asya” kavramı yerine tarihî “Türkistan” adının benimsenmesi[15] bu bakımdan dikkat çekicidir. Bakanlık, söz konusu değişikliği anakronik veya tarihsel gerçekliği yeterince yansıtmayan kavramların ayıklanması çerçevesinde açıklarken, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tercihin Türk dünyasını ayrıştıran kavramsallaştırmalara karşı bilinçli bir yaklaşım olduğunu belirtmiştir.[16] Bu terminolojik değişim, tek başına kapsamlı bir dış politika doktrini anlamına gelmemekle birlikte, Türkiye’nin Türk dünyasını yalnızca günümüzün siyasi sınırları üzerinden değil; ortak tarih, kültür ve medeniyet coğrafyası temelinde değerlendirmeye yöneldiğini göstermektedir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">2020 Karabağ Zaferi Sonrası Değişen Jeopolitik Ortam</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Azerbaycan’ın 27 Eylül-10 Kasım 2020 tarihleri arasında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı’nda elde ettiği zafer, Türk dünyası açısından askerî sonuçlarının ötesinde psikolojik ve jeopolitik bir kırılma oluşturmuştur. Bu gelişme, Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bölümünü geri almasını sağlarken Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığının bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkisini de görünür hâle getirmiştir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Azerbaycan’ın 19 Eylül 2023 tarihinde Karabağ’da başlattığı antiterör operasyonu sonucunda Hankendi, Hocalı, Hocavend ve Ağdere’nin de aralarında bulunduğu bölgeler kısa süre içerisinde yeniden kontrol altına alınmıştır. Böylece Azerbaycan, Karabağ üzerindeki egemenliğini bütünüyle tesis etmiştir. Bu gelişme Türk dünyasında büyük bir memnuniyetle karşılanırken, Karabağ Zaferi sonrasında Türk devletleri arasındaki dayanışma söyleminin güvenlik, savunma sanayii, ulaştırma ve stratejik bağlantısallık alanlarına doğru genişlediği görülmüştür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye-Azerbaycan askerî iş birliğinin Azerbaycan’ın zaferine sağladığı katkının sahada görülmesi, Türk savunma sanayiinin ulaştığı teknolojik düzeyi de daha görünür hâle getirmiştir. Türkiye’nin askerî tecrübesinden, savunma teknolojilerinden ve eğitim kapasitesinden yararlanma eğilimi, diğer Türk devletlerini de Türkiye ile daha yakın askerî ve güvenlik ilişkileri kurmaya yöneltmiştir. Bu gelişmeye bağlı olarak Türk devletlerinin yalnızca Türkiye ile değil, kendi aralarında yürüttükleri askerî, güvenlik ve savunma temelli ilişkilerde de ilerleme kaydedildiği görülmektedir.[17] </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu gelişmelerin etkisiyle TDT zirvelerinde bölgesel barış ve güvenlik meseleleri daha belirgin biçimde gündeme gelmeye başlamıştır. Nitekim Teşkilatın 7 Ekim 2025 tarihinde Gebele’de düzenlenen 12. Zirvesi doğrudan “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temasıyla gerçekleştirilmiştir.[18]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Karabağ Zaferi aynı zamanda Türk dünyasının coğrafi bağlantısına ilişkin tartışmaları da güçlendirmiştir. Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasında kurulması planlanan ulaşım hattı, yalnızca Azerbaycan açısından değil, Türkiye’nin Hazar Denizi ve Türkistan’a doğrudan erişimi bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Bu nedenle savaş sonrasında ortaya çıkan yeni durum, TDT’nin iş birliği gündemini kültürel yakınlıktan jeopolitik bağlantısallığa taşımıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Karabağ Zaferi, yalnızca Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi bakımından değil; Türk dünyasında ortak hareket edebilme iradesinin somut bir başarı örneği olarak da değerlendirilmiştir. Bu gelişme, Türk devletleri arasında stratejik güven duygusunu artırmış ve Teşkilatın güvenlik ile savunma alanındaki iş birliği perspektifini güçlendirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bununla birlikte İran, Zengezur bağlantısının oluşturacağı yeni jeopolitik ve jeoekonomik dengeyi kendi çıkarları açısından olumsuz değerlendirmekte ve güzergâhın açılmasına güçlü biçimde karşı çıkmaktadır.[19] Azerbaycan’ın Nahçıvan’a, Türkiye’nin ise Azerbaycan ve diğer Türk devletlerine daha doğrudan karasal erişim sağlayacak olması, bölgedeki ulaşım ve ticaret dengelerini değiştirebilecek niteliktedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İran’ın kaygıları yalnızca siyasi ve stratejik nedenlerden kaynaklanmamaktadır. Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki kara ulaşımının ve enerji aktarımının hâlen kısmen İran üzerinden gerçekleştirilmesi, Tahran’a transit gelir ve bölgesel nüfuz sağlamaktadır. Alternatif bir bağlantının kurulması, İran’ın söz konusu ekonomik ve stratejik avantajlarının azalmasına yol açabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak İran açısından daha önemli kaygı; Türkiye ile Azerbaycan’ın İran güzergâhına bağımlılığının azalması, İran’ın Güney Kafkasya’daki nüfuzunun zayıflaması ve Türk devletleri arasındaki coğrafi bağlantının güçlenmesidir. Tahran yönetimi, Türk dünyasının bağlantısallığındaki bu muhtemel artışı bölgesel güç dengelerini kendi aleyhine değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendirmektedir.[20]</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Zengezur Bağlantısı ve Türk Dünyasının Coğrafi Bütünlüğü</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Zengezur güzergâhı, Türk dünyasının geleceği bakımından en fazla tartışılan projelerden biridir. Söz konusu güzergâhın açılması hâlinde Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kara ve demir yolu bağlantısı kurulacak; Türkiye de Azerbaycan üzerinden Hazar Havzası ve Türkistan’a daha kısa bir hatla ulaşabilecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu yönüyle Zengezur, yalnızca bölgesel bir ulaşım projesi değildir. Güzergâh; Türkiye, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya arasında kesintisiz bağlantı kurulması düşüncesinin önemli bir unsurudur. Bununla birlikte projenin gerçekleşmesi, Ermenistan’ın egemenlik endişeleri, sınır ve gümrük rejimine ilişkin anlaşmazlıklar, İran’ın jeopolitik kaygıları ve Rusya’nın bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle karmaşık bir süreçtir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Türkiye ve Azerbaycan’ın Zengezur konusunu yalnızca “koridor” kavramıyla değil; bölgesel barış, karşılıklı ekonomik fayda ve egemenlik haklarına saygı ilkeleri çerçevesinde ele alması önem taşımaktadır. Aksi takdirde bölgesel bütünleşme projesi, yeni bir rekabet ve gerilim alanına dönüşebilir. Başarılı şekilde hayata geçirilmesi durumunda ise Zengezur bağlantısı, Türk dünyasının fiziki bütünleşmesini hızlandırabilecek ve Orta Koridor’un kapasitesini artırabilecek stratejik bir kaldıraç olacaktır.[21][22]</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Orta Koridor ve Türk Dünyasının Jeoekonomik Yükselişi</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin’den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı, diğer adıyla Orta Koridor, Türk Devletleri Teşkilatı’nın jeoekonomik dönüşümünün merkezinde yer almaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında kuzey güzergâhındaki siyasi ve güvenlik risklerinin artması,[23] Kızıldeniz ve çevresindeki krizlerin deniz ticaretini olumsuz etkilemesi, alternatif doğu-batı hatlarının önemini artırmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dünya Bankası’na göre gerekli altyapı yatırımları, lojistik reformlar ve sınır geçişlerinde koordinasyon sağlanması hâlinde Orta Koridor’daki yük hacmi 2030 yılına kadar üç katına çıkarılabilir ve taşıma süresi yarıya indirilebilir.[24] Bu öngörü, güzergâhın yalnızca transit taşımacılık değil, bölgesel üretim ve ticaret bakımından da önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak Orta Koridor’un gerçek bir ekonomik kuşağa dönüşebilmesi için liman, demir yolu ve gümrük altyapılarının uyumlaştırılması; Hazar geçişlerindeki kapasitenin artırılması, ortak tarifelerin geliştirilmesi ve bürokratik işlemlerin dijitalleştirilmesi gerekmektedir. Dünya Bankası raporlarında Gürcistan’ın demir yolu ve kara yolu kapasitesinin geliştirilmesinin Orta Koridor’un etkinliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekilmektedir.[25] Bu çerçevede 2026 yılında Dünya Bankası desteğiyle başlatılan ve Gürcistan’ın ulaştırma altyapısını da kapsayan yeni çalışmalar, koridor üzerindeki darboğazların giderilmesine yönelik güncel girişimlerden biri olarak değerlendirilebilir.[26]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı bu süreçte siyasi eş güdüm sağlayabilecek en uygun kurumlardan biridir. Teşkilatın Orta Koridor üzerindeki devletleri ortak standartlar etrafında bir araya getirmesi,[27] Türk dünyasını yalnızca enerji ve hammadde sağlayıcısı olmaktan çıkararak küresel tedarik zincirlerinin etkin bir aktörü hâline getirebilir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Enerji, Yapay Zekâ ve Dijital Entegrasyon</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk devletlerinin önemli petrol, doğal gaz, uranyum ve yenilenebilir enerji potansiyeline sahip olması,[28] enerji iş birliğini Teşkilatın temel stratejik alanlarından biri hâline getirmiştir. Türk Dünyası 2040 Vizyonu ve Teşkilatın diğer temel belgeleri, enerji güvenliğini ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğini öncelikli hedefler arasında göstermektedir.[29]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Azerbaycan ve Türkistan enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılması, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi ile Türk devletlerinin ihracat güzergâhlarını çeşitlendirme arayışını buluşturmaktadır.[30] Ancak bu iş birliğinin yalnızca petrol ve doğal gazla sınırlandırılmaması gerekir. Hazar Havzası’ndaki rüzgâr ve güneş enerjisi potansiyeli, yeşil hidrojen, elektrik iletim hatları ve kritik mineraller gelecekteki iş birliğinin yeni alanları olabilir.[31]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Teşkilatın dönüşümünün en dikkat çekici yönlerinden biri de yapay zekâ ve dijitalleşmenin ortak gündeme girmesidir. Ekim 2024’te Bişkek’te düzenlenen Türk Devletleri Yapay Zekâ Forumu’na iki yüzden fazla uzman, yetkili ve karar vericinin katılması,[32] bu alandaki kurumsallaşmanın ilk işaretlerinden biri olmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">15 Mayıs 2026’da Türkistan’da yapılan gayri resmî zirvenin “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenmesi[33] ise teknoloji konusunun artık tali bir çalışma alanı değil, Teşkilatın stratejik önceliklerinden biri olduğunu göstermiştir. Zirvede dijital dönüşüm, yenilikçilik, yapay zekâ, bağlantısallık ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ortak dijital ekonomi anlaşmaları, elektronik izin sistemi, gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi, siber güvenlik koordinasyonu ve Türk dilleri için ortak büyük dil modeli geliştirilmesi gibi projeler; gelecekte Türk dünyasının dijital egemenliği açısından önem taşıyacaktır. Özellikle yapay zekâ alanında ortak veri havuzları, Türk dilleriyle eğitilmiş modeller, siber tehditlere karşı ortak müdahale mekanizmaları ve teknoloji şirketlerini destekleyecek yatırım fonları kurulması, Teşkilatın küresel rekabet kapasitesini artırabilir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Ortak Finans ve Güvenlik Boyutu</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Yatırım Fonu’nun kurulması, Teşkilatın kültürel iş birliğinden ekonomik kurumsallaşmaya geçtiğinin en somut göstergelerinden biridir.[34] Fonun kuruluş anlaşması 16 Mart 2023’te Ankara’da imzalanmış ve anlaşma 12 Aralık 2023’te onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.[35] Fon, Türk devletleri arasındaki ilk ortak finans kuruluşu olarak bölgesel altyapı, ticaret, yatırım ve özel sektör projelerinin desteklenmesini amaçlamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Fonun başarılı olması, yalnızca ayıracağı mali kaynağa değil, şeffaf yönetim, profesyonel proje değerlendirmesi ve siyasi müdahalelerden uzak kurumsal bir yapıya sahip olmasına bağlıdır. Türk Yatırım Fonu, Orta Koridor, dijital altyapı, enerji dönüşümü, tarım, su güvenliği ve savunma sanayii gibi alanlarda ortak projeleri finanse edebilirse, Türk dünyası bütünleşmesinin ekonomik temelini güçlendirebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye-Azerbaycan arasında 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi, müttefiklik ilişkilerinin yanı sıra savunma ve güvenlik alanlarında kapsamlı iş birliği öngörmüş olsa da[36] Teşkilatın NATO benzeri bir kolektif savunma örgütüne dönüşmesi yakın dönemde gerçekçi görünmemekle birlikte imkânsız değildir. Üye devletlerin Rusya, Çin, NATO ve diğer bölgesel aktörlerle farklı ilişkileri bulunmaktadır. Buna karşılık terörizm, aşırıcılık, sınır aşan suçlar, düzensiz göç, siber saldırılar, enerji ve ulaştırma hatlarının güvenliği ile doğal afetler konusunda iş birliği yapılması mümkündür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2025 Budapeşte Bildirisi’nde[37] savunma sanayii alanındaki çok taraflı iş birliğinin geliştirilmesinin vurgulanması, güvenlik başlığının giderek daha açık biçimde Teşkilat gündemine girdiğini göstermektedir. Ancak bu iş birliği, başka devletlere veya örgütlere karşı kurulmuş askerî blok görüntüsü vermek yerine, üyelerin savunma kapasitelerini ve stratejik dayanıklılıklarını geliştiren esnek bir model olarak şekillenmelidir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği Açısından Değerlendirme</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi NATO açısından hem fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye’nin Türk dünyasıyla geliştirdiği ulaştırma, enerji ve güvenlik ilişkileri; NATO’nun Karadeniz, Kafkasya ve Orta Asya’ya ilişkin stratejik farkındalığını artırabilir. Türkiye’nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapması da ülkenin İttifak içerisindeki jeostratejik konumunun önemini göstermektedir. Bu durum, Türkiye’nin aynı anda hem Atlantik güvenlik mimarisinin merkez üyelerinden biri hem de Türk dünyasının kurumsallaşmasında öncü aktör olabilme kapasitesini ortaya koymaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bununla birlikte Türk Devletleri Teşkilatı’nın NATO’nun Orta Asya’ya uzanan bir aracı olarak algılanması, Rusya ve Çin’in tepki göstermesine neden olabilir.[38] Bu nedenle Türkiye’nin Teşkilat politikası, NATO üyeliği ile Türk dünyasındaki bağımsız iş birliği arayışını dengeli biçimde yürütmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin açısından Orta Koridor, Kuşak ve Yol Girişimi’ni destekleyen alternatif bir bağlantı hattı olduğu ölçüde faydalıdır. Ancak Türk devletlerinin ekonomik ve siyasi koordinasyonunun artması, Çin’in Orta Asya’daki ikili ilişkiler üzerinden kurduğu etkinliği sınırlayabilir. Özellikle kritik mineraller, dijital altyapı, telekomünikasyon, veri güvenliği ve finansman alanlarında Türk devletlerinin ortak hareket etmesi, Pekin karşısındaki pazarlık güçlerini artıracaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Teşkilatın ne bütünüyle Batı yanlısı bir blok ne de Çin ve Rusya’nın bölgesel projelerine eklemlenen pasif bir yapı olması gerekir. En rasyonel seçenek üyelerin çok yönlü dış politika anlayışlarını koruyan, fakat ortak çıkar alanlarında kolektif pazarlık gücü üreten stratejik özerklik modelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Rusya açısından Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi, iş birliği imkânları barındıran; ancak bölgesel nüfuz dengeleri bakımından dikkatle izlenen bir gelişmedir. Moskova’nın, Türk devletleriyle tarihsel, ekonomik ve güvenlik ilişkilerini sürdürmeye önem verdiği; bununla birlikte Teşkilatın ulaştırma, enerji ve bölgesel koordinasyon kapasitesindeki artışın Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki geleneksel Rus nüfuzunu etkileyebileceğini değerlendirdiği söylenebilir. Bununla birlikte Rusya, TDT’yi doğrudan kendisine karşı oluşturulmuş bir blok olarak değerlendirmekten ziyade, çok kutuplu uluslararası sistem içerisinde iş birliği yapılabilecek yeni bir bölgesel aktör olarak takip etmektedir.[39]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Avrupa Birliği açısından ise Türk Devletleri Teşkilatı’nın yükselen rolü özellikle enerji arz güvenliği, kritik ulaştırma koridorları ve Orta Koridor’un geliştirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa’nın alternatif enerji ve ticaret güzergâhlarına yönelmesi, Türk devletleriyle ekonomik ilişkilerin stratejik değerini artırmıştır. Bu çerçevede Avrupa Birliği, TDT’nin bölgesel istikrarı destekleyen, bağlantısallığı güçlendiren ve küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayan girişimlerini dikkatle takip etmektedir.[40][41]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu tablo, Türk Devletleri Teşkilatı’nın yalnızca Türk dünyasının iç dinamikleriyle açıklanabilecek bir yapı olmaktan çıktığını; Avrasya jeopolitiğinde büyük güçlerin stratejik hesaplarını etkileyen bölgesel bir aktöre dönüştüğünü göstermektedir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Sonuç</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı, kuruluşundan bugüne önemli bir dönüşüm geçirmiştir. İlk dönemde ortak tarih, dil ve kültür üzerinden şekillenen iş birliği, günümüzde ulaştırma koridorları, enerji güvenliği, yatırım fonları, dijital ekonomi, yapay zekâ, siber güvenlik ve savunma sanayii gibi stratejik alanlara yayılmıştır. Bu dönüşüm henüz tamamlanmış değildir; ancak Teşkilatın jeoekonomik ve jeopolitik bir aktör olma yönünde ilerlediği açıktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Teşkilatın geleceği, yüksek düzeyli zirvelerde verilen siyasi mesajlardan çok, alınan kararların uygulanmasına bağlı olacaktır. Orta Koridor’daki lojistik engellerin kaldırılması, Türk Yatırım Fonu’nun etkin işletilmesi, enerji ve dijital altyapıların birbirine bağlanması, ortak teknoloji politikalarının geliştirilmesi ve güvenlik alanında kurumsal mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı’nın temel gücü, ortak kültürel mirasından kaynaklanmaktadır; fakat yalnızca kültürel yakınlık kalıcı bir bölgesel güç üretmeye yetmez. Kültürel kardeşliğin ekonomik karşılıklı bağımlılık, teknolojik kapasite, kurumsal dayanışma ve stratejik çıkar birlikteliğiyle desteklenmesi gerekmektedir. Bu başarıldığı takdirde Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya’daki güç mücadelesinin nesnesi değil, bölgesel düzenin şekillenmesine katkı sunan bağımsız bir aktör hâline gelebilecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">21. yüzyıl Avrasya jeopolitiğinde güç kavramı, klasik askerî kapasitenin çok ötesine geçmiş durumdadır. Günümüzün uluslararası rekabetinde ulaştırma ve lojistik koridorlarını yönetebilen, enerji arz ve dağıtım hatlarını yönlendirebilen, dijital teknolojilerde üretim ve yenilik kapasitesi geliştirebilen ve bölgesel iş birliğini güçlü kurumsal mekanizmalarla sürdürülebilir hâle getirebilen aktörler belirleyici olacaktır. Bu çerçevede Türk Devletleri Teşkilatı, ortak stratejik vizyonunu derinleştirip ekonomik, siyasi, teknolojik ve güvenlik alanlarındaki bütünleşmesini güçlendirebildiği ölçüde yalnızca Türk dünyasının değil, Avrasya jeopolitiğinin geleceğini şekillendiren başlıca güç merkezlerinden biri hâline gelebilecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu hedefe ulaşılması ise yalnızca ortak tarih ve kültür mirasının korunmasına değil; alınan kararların etkin biçimde uygulanmasına, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ve üye devletlerin ortak stratejik iradeyi somut iş birliği projelerine dönüştürebilmesine bağlı olacaktır. Bu doğrultuda Türk Devletleri Teşkilatı’nın önümüzdeki dönemde ortaya koyacağı performans, Avrasya’daki yeni jeopolitik dengelerin şekillenmesinde belirleyici unsurlardan biri olmaya adaydır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu bakımdan Türk Devletleri Teşkilatı’nın gelecekteki başarısı, yalnızca kurumsal yapısının büyüklüğüyle değil; ortak iradeyi kalıcı politikalara, ortak vizyonu somut projelere ve bölgesel iş birliğini sürdürülebilir stratejik kazanımlara dönüştürebilme kapasitesiyle belirlenecektir. Bu süreçte Teşkilatın ortaya koyacağı performans, yalnızca Türk dünyasının değil, Avrasya’nın gelecekteki jeopolitik mimarisini de etkileyebilecek önemli unsurlardan biri olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi ve TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span></span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">cingozismail01@gmail.com</span></span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">Dipnotlar</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[1] Erkinbek Turgunov, “Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri Arasındaki Diplomatik İlişkilerin 30. Yılı”, Avrasya Araştırma Enstitüsü, 28.03.2022-03.04.2022 No 348, Kazakistan. </span></span><a href="https://www.eurasian-research.org/wp-content/uploads/2022/05/Haftalik-e-bulten-28.03.2022-03.04.2022-No-348.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.eurasian-research.org/wp-content/uploads/2022/05/Haftalik-e-bulten-28.03.2022-03.04.2022-No-348.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 15.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[2] İhsan Bakar, “Jeopolitik Yaklaşımlar Çerçevesinde, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Rus Yönelişleri”, T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul, 2006. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı Politikası”, https://www.mfa.gov.tr/turk-devletleri-teskilati.tr.mfa⁠ (Erişim Tarihi: 15.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[4] M. Seyfettin Erol ve Mehmet Şahin, “Bağımsızlıklarının 20. Yılında Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk Cumhuriyetlerinin Entegrasyon Süreci (1991 – 2011)”, Karadeniz Araştırmaları, Bahar 2013, S.: 37, ss.: 111-136. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/105791" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/105791</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 15.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[5] “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşması”, </span></span><a href="https://turkicstates.org/u/d/basic-documents-tr/Nahcivan_Anlasmasi_Turkce_20140417_193951.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/u/d/basic-documents-tr/Nahcivan_Anlasmasi_Turkce_20140417_193951.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[6] Hasan Kanbolat, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Zirvesi”, ORSAM, 19.10.2011. http://orsam.org.tr/yayinlar/turk-dili-konusan-ulkeler-isbirligi-konseyi-zirvesi/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[7] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, </span></span><a href="https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[8] Ömer Faruk Karaman, “Türk Dünyasında Dijital Entegrasyon Arayışı: TDT Zirvesi Ne Vadediyor?”, AA, 15.05.2026. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turk-dunyasinda-dijital-entegrasyon-arayisi-tdt-zirvesi-ne-vadediyor/3938363" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turk-dunyasinda-dijital-entegrasyon-arayisi-tdt-zirvesi-ne-vadediyor/3938363</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[9] Official Website of the President of the Republic of Azerbaijan, “Ilham Aliyev Addressed The Nation”, 10 November 2020. </span></span><a href="https://president.az/en/articles/view/45924/print" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://president.az/en/articles/view/45924/print</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[10] UTİKAD, “Çin Avrupa Ticaretinde Türkiye Merkezli Orta Koridor Seçeneğini Güçlendiriyor”, 29.06.2026. </span></span><a href="https://www.utikad.org.tr/Detay/Sektor-Haberleri/41851/cin-avrupa-ticaretinde-turkiye-merkezli-orta-koridor-secenegini-guclendiriyor" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.utikad.org.tr/Detay/Sektor-Haberleri/41851/cin-avrupa-ticaretinde-turkiye-merkezli-orta-koridor-secenegini-guclendiriyor</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026) </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[11] Güray Alpar, “Hint-Pasifik Bölgesi ve ABD’nin Hint-Pasifik Strateji Belgesinin Şifreleri”, 17.04.2022. </span></span><a href="https://www.sde.org.tr/hint-pasifik-bolgesi-ve-abdnin-hint-pasifik-strateji-belgesinin-sifreleri-konu-325" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.sde.org.tr/hint-pasifik-bolgesi-ve-abdnin-hint-pasifik-strateji-belgesinin-sifreleri-konu-325</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026) </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[12] Selçuk Kılınç, “Türk Dünyası Dayanışmasının Tarihsel Sürekliliği: 1920’lerden Türk Devletleri Teşkilatı’na”, Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Y.: 2026, C.-S.: 9(1) ss: 105-124. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5356483" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5356483</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[13] Özge Emine Özçelik, “Türk Devletleri Teşkilatı: Türk Dünyasının Kurumsallaşması Yorum No : 2026 / 65”, AVİM, 12.06.2026. </span></span><a href="https://avim.org.tr/tr/Yorum/TURK-DEVLETLERI-TESKILATI-TURK-DUNYASININ-KURUMSALLASMASI" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://avim.org.tr/tr/Yorum/TURK-DEVLETLERI-TESKILATI-TURK-DUNYASININ-KURUMSALLASMASI</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">. (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[14] T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortak Metni Öğretim Programları Ortak Metni 2025”, </span></span><a href="https://tymm.meb.gov.tr/ortak-metin" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://tymm.meb.gov.tr/ortak-metin</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[15] BİA Net Haber Merkezi, “MEB, Müfredatta Orta Asya’yı Neden “Türkistan” Olarak Değiştiriyor?”, 15.10.2024. </span></span><a href="https://bianet.org/haber/meb-mufredatta-orta-asya-yi-neden-turkistan-olarak-degistiriyor-300726" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://bianet.org/haber/meb-mufredatta-orta-asya-yi-neden-turkistan-olarak-degistiriyor-300726</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[16] Alper Şaşmaz, “Bakan Tekin: Orta Asya Kavramı Yerine ‘Türkistan’ Kavramını Müfredata Ekledik”, AA, 18.11.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/egitim/bakan-tekin-orta-asya-kavrami-yerine-turkistan-kavramini-mufredata-ekledik/3746939" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/egitim/bakan-tekin-orta-asya-kavrami-yerine-turkistan-kavramini-mufredata-ekledik/3746939</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[17] Esma Özdaşlı, “İkinci Karabağ Savaşı’nın Türk Dünyasının Bütünleşme (Entegrasyon) Sürecine Etkileri”, Vizyoner Dergisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, Y.: 2025, C.: 16, S.: 48, ss. 1142-1155. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4677801" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4677801</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 21.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[18] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Devletleri Teşkilatı’nın 12. Zirvesi Gebele’de Gerçekleştirildi”, 07.10.2025. </span></span><a href="https://turkicstates.org/tr/haber/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/tr/haber/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 21.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[19] Mehmet Koç, “GÖRÜŞ - İran Zengezur Koridoru’na Neden Karşı?”, AA, 27.09.2023. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezur-koridoruna-neden-karsi/3001011" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezur-koridoruna-neden-karsi/3001011</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 21.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[20] Pınar Demir, “Zengezur’un Doğu-Batı Ekonomik Koridorundaki Önemi”, XII. Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, 21-23 Mayıs 2025 / Niğde. </span></span><a href="https://www.utudas.org/Makaleler/981278040_XII.%202.%2047.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.utudas.org/Makaleler/981278040_XII.%202.%2047.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 22.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[21] Emirhan Yılmaz, “Türkiye, Zengezur Koridoru’nun Açılmasıyla Küresel Tedarik Zincirlerinde Merkez Olabilir”, AA, 15.08.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-zengezur-koridorunun-acilmasiyla-kuresel-tedarik-zincirlerinde-merkez-olabilir/3660256" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-zengezur-koridorunun-acilmasiyla-kuresel-tedarik-zincirlerinde-merkez-olabilir/3660256</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[22] BBC News Türkçe, “Zengezur Koridoru Hakkında Neler Biliniyor?”, 08.08.2025. </span></span><a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yp2kw3142o" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yp2kw3142o</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[23] Sibel Morrow, “Orta Koridor Türkiye’yi Avrasya Ticaretinin Merkezine Taşıyor”, AA, 11.12.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-koridor-turkiyeyi-avrasya-ticaretinin-merkezine-tasiyor/3768157" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-koridor-turkiyeyi-avrasya-ticaretinin-merkezine-tasiyor/3768157</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026) </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[24] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru 2030’a Kadar Hacmi Üçe Katlamak ve Seyahat Süresini Yarıya İndirmek İçin Politikalar ve Yatırımlar”, Kasım 2023. </span></span><a href="https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/fbf984be-fa85-4adb-9f62-0f9169d2078b/content" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/fbf984be-fa85-4adb-9f62-0f9169d2078b/content</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[25] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru…” </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[26] CNN Türk, “Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Rekor Proje Desteği”, 15.04.2026. </span></span><a href="https://www.cnnturk.com/ekonomi/dunya-bankasindan-turkiyeye-rekor-proje-destegi-2417073" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.cnnturk.com/ekonomi/dunya-bankasindan-turkiyeye-rekor-proje-destegi-2417073</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[27] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Bağlantısallığı ve Çok Taraflı Ulaştırma Politikası”, t.y. </span></span><a href="https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-cok-tarafli-ulastirma-politikasi.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-cok-tarafli-ulastirma-politikasi.tr.mfa</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[28] Ramazan Aslan, “Türk Devletleri Teşkilatı’nın Avrasya’da Artan Önemi: Ekonomi Politik Açıdan Bir Değerlendirme”, Türk Devletleri Teşkilatı (Dünü, Bugünü, Yarını) Özel Sayısı: e96–120, 2025. http://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4451713 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[29] turkicstates.org, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, t.y. </span></span><a href="https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[30] Doğanay Yılmaz, “Türkiye’nin Enerji Politikası ve Altyapısı Bağlamında Enerji Hub Potansiyeli”, Ulusal Strateji Araştırmaları Merkezi ULUSAM, Türkiye Politik Çalışmalar Dergisi, C.:1, S.:1, ss.33-48, Y.: 2021. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2286078" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2286078</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[31] Çiğdem Şahin, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu Öncesi ve Sonrasında TDT Enerji İş Birliği”, XII. Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, 21-23 Mayıs 2025 / Niğde. </span></span><a href="https://www.utudas.org/Makaleler/211945134_XII.%202.%2089.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.utudas.org/Makaleler/211945134_XII.%202.%2089.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[32] Kırım Haber Ajansı QHA, “Kırgızistan’da Türk Devletleri Teşkilatı Yapay Zekâ Forumu Gerçekleştirildi”, 11.10.2024. </span></span><a href="https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/kirgizistan-da-turk-devletleri-teskilati-yapay-zeka-forumu-gerceklestirildi-496146" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/kirgizistan-da-turk-devletleri-teskilati-yapay-zeka-forumu-gerceklestirildi-496146</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[33] TÜRKSOY, “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi Türkistan’da Düzenlendi”, 16.05.2026. </span></span><a href="https://www.turksoy.org/haberler/turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirvesi-turkistanda-duzenlendi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.turksoy.org/haberler/turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirvesi-turkistanda-duzenlendi</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[34] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Yatırım Fonu”, t.y. </span></span><a href="https://turkicstates.org/tr/partner-detay/turk-yatirim-fonu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/tr/partner-detay/turk-yatirim-fonu</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[35] 13.12.2023 tarih ve 32398 Resmî Gazete. </span></span><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231213-2.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231213-2.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[36] Ferhat Pirinççi, “Şuşa Beyannamesi’nin Anlamı”, SETA, 19.06.2021. </span></span><a href="https://www.setav.org/Susa-Beyannamesinin-Anlami" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.setav.org/Susa-Beyannamesinin-Anlami</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">, (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[37] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi Budapeşte Bildirisi”, 21.05.2025. </span></span><a href="https://turkicstates.org/tr/haber/budapest-declaration-of-the-informal-summit-of-the-organization-of-turkic-states" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/tr/haber/budapest-declaration-of-the-informal-summit-of-the-organization-of-turkic-states</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[38] Aleksandr Sotniçenko, “Türk Devletleri Teşkilatı Rusya, Çin ve İran’ı da Kapsamalı”, (Röportajı yapan Işıkgün Akfırat). BRIQ Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi, C.: 5, S.: 4, ss. 398-403. </span></span><a href="https://briqjournal.com/turk-devletleri-teskilati-rusya-cin-ve-irani-da-kapsamali" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://briqjournal.com/turk-devletleri-teskilati-rusya-cin-ve-irani-da-kapsamali</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[39] Sotniçenko, “Türk Devletleri Teşkilatı Rusya, Çin ve İran’ı da Kapsamalı”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[40] UTİKAD, “Çin Avrupa Ticaretinde Türkiye Merkezli Orta Koridor Seçeneğini Güçlendiriyor”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[41] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru…”</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:31:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖZLERİM İŞKENCEYE SOKULURKEN GÖR BENİ</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gozlerim-iskenceye-sokulurken-gor-beni-7905</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gozlerim-iskenceye-sokulurken-gor-beni-7905</guid>
                <description><![CDATA[GÖZLERİM İŞKENCEYE SOKULURKEN GÖR BENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÖZLERİM İŞKENCEYE SOKULURKEN GÖR BENİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yürürken adım adım, sevdamın hedefine<br />
Düşlerin önüne set, çekilirken gör beni<br />
Umutlarım kalınca, bahtımın insafına<br />
Çaresiz, başım öne, bükülürken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karşılık görmeyince, ellerimle imdadım<br />
Yerle yeksan olunca, akla ziyan heybetim<br />
Gücüm aciz kalınca, kesilince süratim<br />
Engeller yollarıma, dikilirken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Felek galip gelse de, kaşlarımı gerişte<br />
Zerrece ödün vermem, aşka layık duruşta<br />
Değiştirmem imkansız, elimde değil işte<br />
Gariplikten yüreğim, burkulurken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bağlarken yollarımı verdiğim şeref sözü<br />
Hüzne nokta koymada, yetmiyor aklın izi<br />
Beşik kertmesi gibi, gamların gülen yüzü<br />
Peşime gölge gibi, takılırken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Talihsizlik canımı, peşinden sürüyünce<br />
Umutlar birer birer, meçhule yürüyünce<br />
Bulutlar cemalimi lebalep bürüyünce<br />
Gözlerim işkenceye sokulurken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayallerim biterken, yürüdüğüm her izde<br />
Kesilince takatim, kalmayınca güç dizde<br />
Alabora olunca, aşk gemisi denizde<br />
Umudum temelinden, sökülürken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsafa gelmeyince, malum gönül hırsızı<br />
Canıma yüklenmede, bitmeyince arzusu<br />
Ne yapsam dinmeyince, sol yanımın sızısı<br />
Gözyaşlarım yanağa, dökülürken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişmeyince durum, ha bugün, ha yarında<br />
Umutlar tükenirken, ikindi sularında<br />
Gönlümün tadı, tuzu olmayınca yerinde<br />
Taşıdığım emanet, sıkılırken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dostları anmayınca, unutunca adını<br />
Mahşere bırakınca, düşünce muradını<br />
Duymayınca hiç kimse, Nurseli feryadını<br />
Yalan dünya üstüme, yıkılırken gör beni</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:58:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>100 KİŞİLİK DÜĞÜN...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/100-kisilik-dugun-7904</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/100-kisilik-dugun-7904</guid>
                <description><![CDATA[100 KİŞİLİK DÜĞÜN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">100 KİŞİLİK DÜĞÜN...&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 MİLYON İZLENEBİLİR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Davetiye basılır. Kartvizitle davet gönderilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Yakınlar gelsin" denir. Salonun kapısı kapatılır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama en büyük kapı açık unutulabilir: Telefon ekranı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düğün başlar. Birileri canlı yayın açabilir. Birileri story paylaşabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birileri sahneden video çekebilir. Birileri şarkı söylerken kendini kaydedebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar haktır. Emeği göstermektir. Yeter ki kadraj sadece kendine tutulsun.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arka planda eğlenen, oynayan, oturan kimse görüntüye girmesin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Masalar çekilebilir. Çiçekler, kıyafetler, ayakkabılar kaydedilebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğlenirken arka planda oynayan çocuklar, kadınların kıyafetleri kadraja girebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefonu eline alan herkes yayıncı olabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">100 kişilik bir düğün, internette 1 milyon kişi tarafından izlenebilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki sonra ne olabilir?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O 10 saniyelik görüntü alınabilir. Sesi kısılabilir. Üstüne başka müzik eklenebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğun yüzü yakınlaştırılabilir. Bir kadının kıyafeti kırpılabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alay konusu yapılabilir. Ticari amaçla kullanılabilir. Kötü niyetle paylaşılabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tehdit için saklanabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O an bir geceliktir. Ama internete düşen görüntü yıllarca kalabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Silinmeyebilir. Geri alınamayabilir. "Keşke" demeye yer kalmayabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmasın. Yapılan her paylaşım, o davetiyeyi tüm dünyaya göndermektir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğlenmek, hatıra biriktirmek güzeldir. Ama paylaşmadan önce iki saniye durup düşünmek gerekir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi arkadaşını çekerken arka planda bir çocuğun yüzü var mı?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir hanımın özel kıyafeti görünüyor mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ailenin mahrem anı kayda giriyor mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Giriyorsa paylaşmamak, izin istemek, ya da sadece kendine saklamak en doğrusudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocukların yüzü, kadınların kıyafeti, ailenin özel günü sosyal medya malzemesi değildir. Emanettir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düğünler düğünde güzeldir. Alkışlar salonda yankılandığında kıymetlidir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatıralar gözde kaldığında berekettir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En büyük davetiye, farkında olmadan kendi elimizle gönderilebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden dikkat etmek lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Paylaşmadan önce düşünmek lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir iki saniyelik kareler, yıllarca süren pişmanlığa sebep olabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mahremiyete sahip çıkmak, o geceye verilen en büyük değerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 13:56:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSANIN “HAYIR” ve “ŞER” İLE İMTİHANI</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insanin-hayir-ve-ser-ile-imtihani-7903</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insanin-hayir-ve-ser-ile-imtihani-7903</guid>
                <description><![CDATA[İNSANIN “HAYIR” ve “ŞER” İLE İMTİHANI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNSANIN “HAYIR” ve “ŞER” İLE İMTİHANI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahın sevdiği razı olduğu, hoşnut olduğu iyi, güzel. temiz, faydalı ve helal olan şeylere “Hayır” denir. Allahın sevmediği, razı olmadığı kötü, çirkin, zararlı ve haram olan şeylere de “Şer ” denir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayrı da Şerri de yaratan Allah’tır. Ancak, Allah hayrı, yani iyi ve güzel olan şeyleri razı olarak yaratır. Şerri, yani kötülükleri ve haramları ise insanlar ona yöneldiği için ve onu işledikleri için yaratır. Rabbimizin hayra/iyiye rızası vardır, ama Şerre/kötülüğe rızası yoktur. Allah Kur’anda: “O Allah, hanginizin daha güzel şeyler/işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk-2) buyurduğu gibi Hayır ve Şer insanlar için bir imtihandır. Bu bağlamda kişinin Hayır ve Şer olarak yaptığı her şey onun lehine veya aleyhine olarak kendisine mükafat ve ceza/azab olarak geri döner. Bunu unutmayın! Ya bu dünyada döner, ya da âhirette. Veya tamamı ahirete ertelenebilir. Bu, Rabbimiz Allahın takdirindedir. Ve Rabbimiz Allah bu konuda Kur’anda: şöyle buyurur: “Kim iyi bir iş yaparsa bu kendi lehinedir. Kim de kötü/şer bir iş yaparsa o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin kullarına asla zulmedici değildir.” (Fussılet-46) Ve Rabbimiz Allah, insanlar hayrı ve şerri birbirinden ayırt etsinler ve daima hayra, iyiye yönelsinler diye onlara akıl, ilim ve irade vermiştir, Kitap ve peygamber göndermiştir. Durum böyleyken, insanların pekçoğu her türlü kötülüğü ve haram olan şeyleri yapmaktan çekinmezler. Biliniz ki, geçmişte de günümüzde insanların başına gelen her türlü belâ ve musîbetler; insanların kendi elleriyle yaptıkları yanlışlar ve kötülükler nedeniyledir. İşte, arz ve semada meydana gelen yangınlar, sel felaketleri, kıtlıklar, açlıklar, kuraklıklar, ekonomik sıkıntılar, kavgalar, zorbalıklar, zulümler, cinayetler, tacizler, tecavüzler psikolojik bunalımlar, bulaşıcı hastalıklar gibi kötülükler; insanların Şerre, kötülüklere Haramlara yönelmelerinin sonucudur. Zîra Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Başınıza gelen her türlü felaket, kendi ellerinizle yaptıklarınız (yanlışlar) yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder” (Şura-30) “İnsanların kendi elleriyle işledikleri kötülükler yüzünden Kara’da ve Deniz’de düzen bozulur. Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırır ki, belki yaptıkları yanlıştan dönerler.” (Rum-41)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Yüce Allah Kur’anda: “Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa karşılığını mutlaka (mükafat) olarak görür, kim de zerre kadar bir kötülük yapmışsı o da karşılığını mutlaka (azab) olarak görür.” (zilzal -7,8) buyurduğu gibi Hayır ve Şer konusunda insan; kendi iradesiyle yaptıklarından veya sebep olduklarından sorumludur. İşlenen hayır ve Şer bazen sözle olur, bazen fiille, eylemle, davranışla olur. Karşılığını da mükafat veya azab olarak görür. Mesela, sahibinden izinsiz olarak her hangi bir şeyi alan kimse hırsızlık yapmıştır. Hırsızlık Allahın hoş görmediği ve haram kıldığı bir şerdir, yani kötülüktür. O eylemi yapan kişi ondan sorumludur ve karşılığını da ceza ve azab olarak görür. Veya bir kimse aç olan bir insanı doyurursa, bu da Allah katında bir hayır’dır, iyiliktir ve Allah katında karşılığı da rahmet ve mükafattır.. Meselâ; sözle küçük bir selamlaşma bile bir hayırdır, iyiliktir. Veya sözle incitici bir hakaret de şerdir, kötülük.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayır ve Şer konusunda insanların yanıldıkları bir husus da şudur: İnsanlar kendilerine isabet eden iyilikler konusunda çoğu kez şükretmeyi pek düşünmezler. Ama, başlarına kötü bir şey geldiği zaman da haddi aşarlar ve; “Şerler, kötülükler ve dertler hep beni buluyor,” derler, Allaha bühtanda bulunurlar, Allahın takdirine rıza göstermezler, şükrü, tevekkelü ve sabrı unuturlar. İlahi imtihanı unuturlar! İnsanların başına gelen bir çok kötülük ve felakette o felaketin fiziki olarak meydana gelmesinde o kişinin açık bir iradesi olmayabilir, ama insanların haddi aşarak yöneldikleri haramlar buna sebep olmuş olabilir. Mü’min buna da çok dikkat etmeli. Rabbimiz Allah Kur’anda: “Andolsun ki, biraz korku ve açlıkla, bir de mallardan, canlardan ve ürünlerden eksilterek sizi deneriz. Sen sabredenleri müjdele.” (Bakara-155) buyurduğu gibi Rabbimiz Allah bazen de kullarının Allaha karşı iman ve takvasını sınamak ve insanlara ders vermek için bazı olumsuzlukarı kullarına tattırır.. Ve yine Rabbimiz Allah başka bir ayette: “.... Bazen sizin “Şer/kötü” olarak gördüğünüz şey, sizin için “Hayır” dır. Ve bazen de “Hayır/iyi” gibi gördüğünüz şey sizin için bir “Şer” dir. Allah onu bilir ama siz bilemezsiniz.” (Bakara-216) buyurduğu gibi başımıza gelen bazı iyi ve kötü olaylarda mutlaka bizler için ders alacak bir hayır yönü vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle başımıza gelen her kötü olay için karamsar ve isyankar olmamalıyız ve Rabbimizin yarattığı her şeyde bizim için bir hayır/iyilik olabileceğini ve ondan alınması gereken bir ders olduğunu bilmeliyiz ve onlardan ders alarak, Rabbimiz Allaha karşı iman ve takvamızı bozmadan, her zaman şerden/haramlardan uzak durmalıyız ve her zaman hayra, iyiye ve salih amellere yönelmeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, en güzel davranıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:00:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARŞI DELEN BİR ÇIĞLIK: UMUT</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/arsi-delen-bir-ciglik-umut-7902</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/arsi-delen-bir-ciglik-umut-7902</guid>
                <description><![CDATA[ARŞI DELEN BİR ÇIĞLIK: UMUT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ARŞI DELEN BİR ÇIĞLIK: UMUT</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konteynerdi evleri.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biri eski, biri yeni.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müddet doldu diye yeni bir hayata taşınacaklardı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kutular toplandı, eşyalar sarıldı. Adres değişti ama çocukluk değişmedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut'un değişmeyen tek şeyi vardı: arkadaşları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eski konteyner kentte bıraktığı gülüşleri.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneciğim ne olur, dedi. Son defa göreyim onları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annesi elinden tuttu. "Tamam oğlum" dedi. "Gidelim."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yola çıkarken annesine baktı. Küçük elleriyle eteğini tuttu ve fısıldadı:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Ömrüm gelince ben sana yardım ederim anne."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gittiler. Toprak kokan avluya.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Top oynadılar. Koştular. Adı gibi Umut saçtılar etrafa.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra top yola kaçtı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut peşinden gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anda oldu. Bir fren sesi. Bir sessizlik.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra... sonra çığlıklar koptu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öyle bir çığlık ki arşı deldi, gökyüzüne kadar ulaştı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin çığlığı, babanın çığlığı birbirine karıştı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Polis bile ayıramadı anneyi Umut'un üzerinden.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sarılmıştı. Bırakmadı. "Oğlum" dedi sadece. Bin kere "oğlum" dedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi iki konteyner kent arasında bir boşluk var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O boşlukta bir top yuvarlanıyor hala.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve o boşlukta bir isim yankılanıyor: Umut.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin son dileği kaldı geriye:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke ömrün yetseydi de bana yanımda olsaydın yavrum..."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler, babalar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dayılar, ablalar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra hepimiz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklar hepimizin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut bizim de evladımızdı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onun topu bizim sokağımıza da kaçabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onun "son defa"sı bizim kapımızı da çalabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yüzden lütfen.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle yerleşim alanlarında arabalar yavaşlasın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha dikkatli gidelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerimiz yolda, gönlümüz çocukta olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sonra bakarım" demeden önce bir kez daha sarılalım.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazı "son defa"lar bir daha gelmiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut ömrü yetmedi annesine yardım etmeye.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama Umut bize bir şey bıraktı:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dikkat etmeyi, yavaşlamayı, sarılmayı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekânın cennet olsun Umut yavrum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen şimdi bir meleksin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cennette yerin en güzel köşede olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin duası kanat olsun sana.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim duamız da yol olsun sana.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adın gibi umut oldun bize.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ömrü yetmeyen çocuklar, kalanların ömrüne ömür katsın artık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Rabbim, hiçbir anneyi evladıyla sınama.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün çocuklarımızı görünür görünmez kazalardan, kötülüklerden koru.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onların gülüşlerini sol yanımıza emanet et.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizleri de onlara layık anne, baba, insan eyle.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:39:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meloni Dönemi İtalya’sı, Roma Mirası ve Türkiye Merkezli Jeopolitik Tartışmalar</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/meloni-donemi-italyasi-roma-mirasi-ve-turkiye-merkezli-jeopolitik-tartismalar-7901</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/meloni-donemi-italyasi-roma-mirasi-ve-turkiye-merkezli-jeopolitik-tartismalar-7901</guid>
                <description><![CDATA[Meloni Dönemi İtalya’sı, Roma Mirası ve Türkiye Merkezli Jeopolitik Tartışmalar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:16.0pt">Meloni Dönemi İtalya’sı, Roma Mirası ve Türkiye Merkezli Jeopolitik Tartışmalar</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">İsmail CİNGÖZ</span></strong></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Özet</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma, Giorgia Meloni döneminde İtalya’nın Akdeniz ve Afrika merkezli dış politika anlayışını, Roma mirası ekseninde gelişen tarihsel ve jeopolitik tartışmalar çerçevesinde incelemektedir. Araştırmada, Meloni hükümetinin uygulamaya koyduğu Mattei Planı, enerji güvenliği, göç yönetimi ve Akdeniz stratejisi değerlendirilirken, bu politikaların klasik anlamda bir “Yeni Roma İmparatorluğu” projesi olarak nitelendirilemeyeceği; daha çok tarihsel hafıza ile güncel güç ve nüfuz arayışları arasında kurulan sembolik ve jeopolitik bir yaklaşımı yansıttığı ortaya konulmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çalışmada Roma mirasının Roma ve Konstantinopolis üzerinden gelişen tarihsel sürekliliği ele alınmakta; 325 İznik Konsili, 1054 Büyük Ayrılık, 1204 Latin İşgali ve 1453 İstanbul’un fethi gibi kritik dönüm noktalarının günümüz dinî ve jeopolitik tartışmalarına etkileri değerlendirilmektedir. Ayrıca Moskova’nın “Üçüncü Roma” söylemi, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin otosefali süreci, Fener Rum Patrikhanesi ile Rus Ortodoks Kilisesi arasındaki rekabet ve Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları, dinî kurumların uluslararası siyaset ve yumuşak güç politikalarıyla kesişen yönleri bakımından analiz edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Makale, Fatih Sultan Mehmet’in “Kayser-i Rûm” unvanını kullanmasının Osmanlı Devleti’nin evrensel hükümdarlık anlayışı içerisindeki yerini değerlendirmekte; İstanbul’un tarihsel mirası ile Ankara’nın modern devlet aklını birlikte ele alarak Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Afrika’daki çok boyutlu jeopolitik konumunu analiz etmektedir. Sonuç olarak çalışma, günümüzde temel rekabetin yeni bir imparatorluk inşasından ziyade tarihsel hafıza, enerji güvenliği, dinî merkezler, ulaşım koridorları ve bölgesel güç dengeleri üzerinden şekillendiğini ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Giorgia Meloni, Roma mirası, Konstantinopolis, Mattei Planı, Akdeniz jeopolitiği, Fatih Sultan Mehmet, Kayser-i Rûm, Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Heybeliada Ruhban Okulu, Türkiye.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Giriş</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Giorgia Meloni’nin Ekim 2022’de İtalya Başbakanlığı görevini üstlenmesi, İtalyan iç siyasetinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB), NATO, Akdeniz ve Afrika politikaları açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Millî kimlik, egemenlik, muhafazakârlık ve Avrupa medeniyeti kavramlarını siyasal söyleminin merkezine yerleştiren Meloni yönetimi, İtalya’nın Avrupa içindeki ağırlığını artırmaya ve ülkeyi Akdeniz ile Afrika arasında önemli bir enerji, ticaret ve güvenlik merkezi hâline getirmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İtalya’nın Akdeniz ve Afrika açılımı, bazı siyasi ve entelektüel yorumlarda ülkenin tarihsel Akdeniz kimliğini yeniden öne çıkaran bir güç arayışı şeklinde değerlendirilmektedir.[1] Ancak Meloni hükümetinin resmî belgelerinde klasik anlamda yeni bir Roma İmparatorluğu kurma hedefi bulunmamaktadır. Bu çalışmada “Yeni Roma” kavramı, somut bir imparatorluk projesini değil; İtalya’nın tarihsel hafızası, millî kimlik anlayışı ve güncel Akdeniz stratejisi arasında kurulan sembolik ve jeopolitik ilişkiyi ifade etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirası Türkiye açısından ayrıca önemlidir. Konstantinopolis, bugünkü adıyla İstanbul, Roma İmparatorluğu’nun doğudaki başkenti olarak yaklaşık bin yıl boyunca bu siyasi geleneğin merkezinde yer almıştır. İstanbul’un 1453’te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesi ve Osmanlı yönetiminin şehir üzerinden geliştirdiği evrensel hükümdarlık anlayışı, Roma mirasının yeni bir siyasi düzen içinde yorumlanmasına imkân vermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma ile Konstantinopolis arasındaki tarihsel rekabet, Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki ayrışmayı da şekillendirmiş; Moskova’nın daha sonraki yüzyıllarda kendisini “Üçüncü Roma” olarak konumlandırmasıyla miras tartışması yeni bir boyut kazanmıştır. Ukrayna Kilisesi’nin otosefali (bir Ortodoks kilisesinin başka bir kiliseye bağlı olmaksızın kendi kendini yönetmesi; kilise bağımsızlığı) süreci, Moskova ile Fener Rum Patrikhanesi arasındaki gerilim ve Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları, dinî merkezlerin güncel jeopolitik rekabetlerden bütünüyle bağımsız olmadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma; Meloni döneminde İtalya’nın Akdeniz ve Afrika politikalarını, Roma mirasının Roma ve İstanbul merkezli tarihsel boyutlarını, Katolik-Ortodoks ayrışmasını, Ukrayna Kilisesi ve Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarını, Fatih Sultan Mehmet’in “Kayser-i Rûm” unvanını ve Türkiye’nin güncel jeopolitik konumunu ortak bir çerçevede değerlendirmeyi amaçlamaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Roma Mirasının İki Tarihsel Merkezi: Roma ve Konstantinopolis</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma İmparatorluğu yalnızca bugünkü İtalya’nın başkenti Roma’dan yönetilen bir siyasi yapı olarak kalmamıştır. İmparator I. Konstantin’in Konstantinopolis’i 330 yılında imparatorluğun yeni merkezi hâline getirmesiyle Roma siyasal geleneğinin ağırlık merkezi doğuya kaymıştır.[2] İmparatorluğun 395 yılında doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasının ardından Roma, Batı Roma’nın; Konstantinopolis ise Doğu Roma’nın merkezi olmuştur.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Batı Roma İmparatorluğu’nun 476 yılında sona ermesinden sonra Roma’nın evrensellik iddiası büyük ölçüde Papalık ve Katolik Kilisesi üzerinden sürmüştür. Konstantinopolis merkezli Doğu Roma İmparatorluğu ise 1453 yılına kadar varlığını korumuştur.[4] Bu süreç, Roma mirasının iki temel merkez üzerinden şekillendiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Batı tarih yazımında “Bizans İmparatorluğu” olarak adlandırılan devlet, kendi döneminde bu isimle anılmamıştır. İmparatorluğun vatandaşları devletlerini Roma İmparatorluğu olarak görmüş; kendilerini “Romalılar” anlamına gelen Rhomaioi kavramıyla tanımlamıştır. “Bizans” adı, imparatorluğun yıkılışından sonraki dönemlerde Batılı tarihçiler tarafından yaygınlaştırılmıştır.[5][6][7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle İstanbul, yalnızca Doğu Roma’nın başkenti değil; bin yılı aşan siyasi, dinî ve kültürel merkezliğiyle Roma medeniyet geleneğinin başlıca tarihsel taşıyıcılarından biridir. Bununla birlikte Roma ve Konstantinopolis’in temsil ettiği miraslar bütünüyle aynı değildir. Roma, Batı Roma geleneği, Papalık ve Katolik dünyası üzerinden süreklilik kazanırken Konstantinopolis, Doğu Roma devlet geleneğinin, Ortodoks Hristiyanlığın ve daha sonra Osmanlı imparatorluk düzeninin merkezi olmuştur. Roma mirası bu bakımdan tek bir şehrin tekelinde değil, farklı dönemlerde farklı aktörler tarafından yeniden yorumlanan çok katmanlı bir tarihsel birikimdir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Katolik-Ortodoks Ayrışması ve Roma Mirası Üzerindeki Rekabet</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hristiyanlığın kurumsal yapısının şekillenmesindeki önemli dönüm noktalarından biri, İmparator I. Konstantin’in çağrısıyla 325 yılında İznik’te toplanan Birinci Ekümenik Konsil olmuştur. Konsilde İznik İnanç Bildirgesi’nin temel esasları kabul edilmiş, Ariusçuluk reddedilmiş ve İsa’nın Baba ile aynı özden olduğu anlamına gelen homoousios öğretisi benimsenmiştir. Ayrıca kilise teşkilatına ilişkin bazı düzenlemeler yapılmış ve Paskalya tarihinin ortak esaslara göre belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Konsil kararları, Roma imparatorluk otoritesi ile kilise arasındaki ilişkinin kurumsallaşmasında önemli bir aşama oluşturmuştur.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma ile Konstantinopolis arasındaki siyasi ve dinî rekabet, 1054 yılında yaşanan “Büyük Ayrılık” ile kurumsal bir bölünmeye dönüşmüştür.[9] Roma ile Konstantinopolis arasındaki güvensizlik yalnızca teolojik tartışmalarla sınırlı kalmamıştır. Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Haçlı ordularının 1204 yılında Konstantinopolis’i işgal etmesi, şehirde büyük bir yıkıma ve kültürel yağmaya yol açmıştır. Kiliseler, saraylar ve çeşitli kültür varlıkları yağmalanmış; çok sayıda dinî eser Batı Avrupa’ya taşınmıştır. İşgalin ardından Latin İmparatorluğu’nun kurulması, 1054’te kurumsal hâle gelen Katolik-Ortodoks ayrılığını daha da derinleştirmiş ve iki Hristiyan dünyası arasındaki güvensizliğin kalıcılaşmasına neden olmuştur.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Büyük Ayrılık yalnızca teolojik anlaşmazlıkların sonucu değildir. Papalığın bütün Hristiyan dünyası üzerindeki üstünlük iddiası, Fener Rum Patrikhanesi’nin konumu, kilise yönetimi, imparatorluk otoritesi ve Doğu-Batı rekabeti de bölünmenin temel nedenleri arasındadır.[11] Bu yönüyle 1054 ayrılığı dinî olduğu kadar siyasi bir gelişmedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fener Rum Patrikhanesi, Doğu Roma’nın başkentinde bulunmasının sağladığı tarihsel öncelik nedeniyle Ortodoks dünyasında özel bir konum kazanmıştır. Ancak Ortodoks kilise düzeni, Katolik dünyasındaki gibi tek merkezden yönetilmez. Otosefal kiliseler kendi idari bağımsızlıklarına sahip olmakla birlikte Fener Rum Patriği geleneksel olarak “eşitler arasında birinci” kabul edilmektedir.[12][13][14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Konstantinopolis’in 1453’te Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra Moskova’daki dinî ve siyasi çevreler Rusya’yı Ortodoks Hristiyanlığın yeni koruyucu merkezi olarak görmeye başlamış; “Üçüncü Roma” düşüncesi Rus siyasi ve dinî geleneğinde etkili bir meşruiyet söylemine dönüşmüştür. Böylece Roma mirası üzerindeki sembolik rekabet üç merkezli bir nitelik kazanmıştır: Roma Katolik dünyasını ve Papalığı, İstanbul Doğu Roma mirasını ve tarihsel Ortodoks önceliğini, Moskova ise Rusya’nın Ortodoks dünyadaki liderlik iddiasını temsil etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzde Vatikan, Fener Rum Patrikhanesi, Rus Ortodoks Kilisesi ve diğer Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkiler yalnızca dinî meselelerle sınırlı değildir. Kiliselerin millî kimliklerin oluşumundaki rolleri ve devletlerle kurdukları ilişkiler, dinî rekabete jeopolitik bir boyut kazandırmaktadır.[15][16] Her dinî faaliyeti devletlerin sınırlarını değiştirmeye yönelik sistematik bir plan olarak görmek de isabetli değildir. Daha doğru yaklaşım, dinî kurumların tarihsel ve sembolik etkilerinin devletlerin yumuşak güç politikalarıyla zaman zaman kesiştiğini kabul etmektir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Ortodoks Dünyasında Yeni Ayrışma: Ukrayna Kilisesi ve Moskova-Fener Rekabeti</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortodoks dünyasındaki güncel ayrışmanın en önemli kırılma noktalarından biri, Ukrayna’da Moskova Patrikhanesi’nden bağımsız yeni bir kilise yapılanmasının oluşturulması ve tanınmasıdır. Fener Rum Patrikhanesi Kutsal Sinodu (yüksek rütbeli piskoposlar meclisi), 11 Ekim 2018 tarihli toplantısında Ukrayna Kilisesi’ne otosefali verilmesi sürecini sürdürme kararını teyit etmiş; Kiev Metropolitliği üzerinde Moskova Patrikhanesi’ne yetki tanıyan 1686 tarihli düzenlemenin hükümlerini kaldırdığını ve bazı aforoz kararlarını geçersiz saydığını açıklamıştır.[17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rus Ortodoks Kilisesi bu kararın ardından Fener Rum Patrikhanesi ile dinî ilişkilerini kesmiş; Moskova’ya yakın çevreler süreci Rusya’nın tarihsel ve dinî nüfuzuna yönelik bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Bazı din adamları ve yorumcular, Ukrayna’daki kilise bağımsızlığının Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer Batılı güçler tarafından desteklendiğini, hatta Ortodoks dünyasını zayıflatmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu ileri sürmüştür.[18] Ancak bu görüşler doğrulanmış resmî politikalar değil, bazı siyasi ve dinî çevrelerin jeopolitik yorumlarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kiev Patrikhanesi ile Ukrayna Otosefal Ortodoks Kilisesi’nin temsilcileri, 15 Aralık 2018’de Kiev’de düzenlenen Birleşme Konsili’nde bir araya gelerek Epifaniy’i yeni kilisenin başına seçmiştir. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un imzaladığı Tomos’un 6 Ocak 2019’da teslim edilmesiyle Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne resmen otosefali statüsü verilmiştir.[19][20]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte otosefali statüsü tanınan Ukrayna Ortodoks Kilisesi (Orthodox Church of Ukraine–OCU) ile tarihsel olarak Moskova Patrikhanesi’yle bağlantılı Ukrayna Ortodoks Kilisesi (Ukrainian Orthodox Church–UOC), ayrı kurumsal yapılar olarak varlıklarını sürdürmektedir. Dolayısıyla Ukrayna meselesi, tek bir kilisenin Moskova Patrikhanesi’nden ayrılmasından ziyade, aynı ülke sınırları içerisinde tarihsel meşruiyet iddiaları farklı iki büyük Ortodoks yapılanmasının eş zamanlı varlığını sürdürmesi şeklinde ortaya çıkmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ukrayna’ya otosefali verilmesi, Makedonya, Karadağ ve Baltık ülkelerindeki çözülmemiş kilise meselelerini de yeniden gündeme taşımıştır.[21] Ocak 2026’da Rusya Dış İstihbarat Servisi, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Baltık ülkelerindeki Moskova bağlantılı yapıları Rus Ortodoks Kilisesi’nden uzaklaştırmaya ve Karadağ Kilisesi’ne otosefali verilmesine hazırlık yapmaya çalıştığını ileri sürmüştür.[22] Patrikhane ise bu iddiaları reddetmiştir. Söz konusu gelişmeler kesinleşmiş bir kilise politikası olarak değil, Moskova-Fener nüfuz mücadelesi kapsamında karşılıklı ileri sürülen iddialar şeklinde değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ukrayna Kilisesi meselesi artık yalnızca kanonik yetki tartışması değildir. Fener ile Moskova arasındaki tarihsel öncelik mücadelesi; Rusya-Ukrayna Savaşı, Batı-Rusya rekabeti, millî kimlik inşası ve yumuşak güç politikalarıyla iç içe geçmiştir. Bu bölünme, Roma, İstanbul ve Moskova merkezli tarihsel meşruiyet rekabetinin günümüzdeki yansımalarından biridir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Heybeliada Ruhban Okulu Tartışmasının Hukuki ve Jeopolitik Boyutları</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması meselesi; Türkiye’nin egemenlik hakları, din ve vicdan özgürlüğü, azınlıkların din adamı yetiştirme ihtiyacı, Fener Rum Patrikhanesi’nin statüsü ve Türkiye-ABD ilişkileri çerçevesinde tartışılmaktadır.[23]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Okulun yüksek teoloji bölümünün faaliyetlerinin sona ermesi, 1971 yılında özel yükseköğretim kurumlarının hukuki statüsünü etkileyen gelişmelerle bağlantılıdır. Anayasa Mahkemesinin 12 Ocak 1971 tarihli kararı, özel yükseköğretim kurumlarının mevcut hukuki statüsünü ortadan kaldırmış; karar sonrasında ortaya çıkan mevzuat ve statü sorunu Heybeliada Ruhban Okulu’nun yüksek teoloji bölümünün faaliyetlerini de etkilemiştir.[24] Okulun bir Türk üniversitesine bağlanması veya farklı bir statü altında faaliyet göstermesi seçenekleri gündeme gelmiş, ancak üzerinde uzlaşılmış bir model oluşturulamamıştır. Bu nedenle süreci yalnızca Patrikhane’nin tercihiyle veya tek bir devlet kararıyla açıklamak yetersizdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fener Rum Patrikhanesi ve bazı Batılı devletler, okulun yeniden açılmasını din özgürlüğü ve din adamı yetiştirme hakkı kapsamında değerlendirmektedir. ABD yönetimleri ve çeşitli Amerikan kurumları, uzun süredir okulun yeniden açılmasını din özgürlüğü ve din adamı yetiştirme hakkı çerçevesinde desteklemektedir.[25]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazı Türk araştırmacılar, ABD’nin bu desteğini Moskova Patrikhanesi’nin Ortodoks dünyasındaki nüfuzunu dengeleme arayışıyla ilişkilendirmektedir.[26] Bu yorum, Fener Rum Patrikhanesi’nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesini, Rus Ortodoks Kilisesi’nin etkisini sınırlamaya yönelik daha geniş bir stratejinin unsuru olarak görmektedir. Dolayısıyla bazı araştırmacılar, ABD’nin Fener Rum Patrikhanesi’ne verdiği desteği Ortodoks dünyasındaki güç dengeleri bağlamında değerlendirmektedir. Ancak ABD’nin Ortodoks dünyasını Fener üzerinden “kontrol etmeyi” amaçladığını kesin bir devlet politikası şeklinde ileri sürmek için yeterli resmî kanıt bulunmamaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bakımından temel mesele, okulun hangi hukuki statüyle faaliyet göstereceğidir. Eğitim sistemi içindeki konumu, Millî Eğitim Bakanlığı veya Yükseköğretim Kurulu ile ilişkisi, yabancı öğretmen ve öğrenci kabulü, denetim mekanizmaları ve Patrikhane’nin uluslararası statü talepleri, konunun egemenlik boyutunu oluşturmaktadır.[27]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Okulun 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde yeniden açılabileceğine ilişkin açıklamalar yapılmış olmakla birlikte,[28] açılış takvimi ile hukuki ve idari statü birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Patrikhane tarafından açıklanan hedef, Türk makamlarının bütün düzenlemeleri tamamladığı anlamına gelmez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Lozan Barış Antlaşması’nın 37-45. maddeleri gayrimüslim azınlıkların dinî ve eğitim haklarına ilişkin genel bir çerçeve sunmaktadır.[29] Ancak Antlaşma’da Heybeliada Ruhban Okulu’nun yükseköğretim statüsü, yabancı öğrenci kabulü veya uluslararası hukuk kişiliği konusunda özel bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla yeniden açılma modeli, Lozan hükümlerinin yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, eğitim mevzuatı ve egemenlik ilkeleri dikkate alınarak belirlenmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazı akademik çalışmalarda uluslararası veya istisnai bir statü talebinin yabancı öğretmen ve öğrencilere giriş-çıkış, ikamet ve çalışma izinleri bakımından ayrıcalık doğurabileceği tartışılmaktadır.[30] Türkiye’nin hukuk düzeni dışında özel bir alan oluşturabilecek düzenlemeler, eşitlik ve hukuk devleti ilkeleri açısından dikkatle incelenmelidir. Rum azınlığın din adamı ihtiyacının karşılanması meşru bir ihtiyaç olmakla birlikte, okulun Türkiye’nin eğitim ve denetim sisteminden bağımsız uluslararası bir kuruma dönüşmemesi gerekir. Statü, eğitim seviyesi, kabul şartları ve denetim mekanizmalarının açık biçimde kamuoyuyla paylaşılması, olası manipülasyonları da sınırlandıracaktır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Fatih Sultan Mehmet ve Roma Mirasının Osmanlı Yorumu</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İstanbul’un 1453 yılında fethedilmesi, Doğu Roma İmparatorluğu’nun siyasi varlığını sona erdirirken Roma mirasının yeni bir devlet düzeni içinde yorumlanmasının da önünü açmıştır. Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra “Kayser-i Rûm”, yani “Roma’nın Sezarı” unvanını kullanarak kendisini İstanbul merkezli imparatorluk geleneğinin meşru hükümdarı olarak konumlandırmıştır.[31][32]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu unvan yalnızca sembolik bir tercih değildir. Fatih’in İstanbul’u payitaht hâline getirmesi, şehri yeniden imar etmesi ve farklı dinî ve etnik toplulukları buraya yerleştirmesi, evrensel bir imparatorluk merkezi kurma amacını yansıtmaktadır. Fetihten sonra saraylar, külliyeler, askerî ve ticari yapılar inşa edilmiş; şehrin nüfusu ve ekonomik kapasitesi artırılmıştır.[33] Ortodoks Patrikhanesi’nin varlığının korunması, Ermeni Patrikliği’nin teşkilatlandırılması ve Yahudi cemaatinin şehir hayatına dâhil edilmesi de Osmanlı’nın çok dinli ve çok toplumlu yönetim anlayışının göstergeleridir.[34]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Osmanlı Devleti, bu süreçte Türk devlet geleneğini, İslam siyaset anlayışını, İran ve Balkan yönetim tecrübelerini ve Doğu Roma’dan devralınan bazı idari ve sembolik unsurları bir araya getirmiştir. Bu nedenle Osmanlı’yı doğrudan ve kesintisiz biçimde Roma İmparatorluğu’nun devamı saymak yerine, farklı siyasi gelenekleri bünyesinde birleştiren çok katmanlı bir imparatorluk olarak değerlendirmek daha isabetlidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fatih, “Kayser-i Rûm” unvanının yanı sıra “Sultânü’l-Berreyn” ve “Hâkânü’l-Bahreyn” unvanlarını da kullanmıştır. Bu unvanlar Anadolu ve Rumeli üzerindeki hâkimiyetini, Akdeniz ve Karadeniz’e yönelik iddiasını ve İstanbul merkezli evrensel hükümdarlık anlayışını yansıtmaktadır.[35][36] Çağdaş İtalyan kaynaklarında da Fatih’in İstanbul’u fethedip payitaht ilan ettikten sonra kendisini Doğu Roma imparatorlarının halefi olarak gördüğüne ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır. Anadolu ve Balkanlar’daki merkezîleşme siyaseti ile Güney Kırım ve Güney İtalya’ya yönelik girişimler bu çerçevede okunabilir.[37] Ayrıca “Kayser-i Rûm” unvanı, Osmanlı’nın Roma mirasını bütünüyle ve tartışmasız biçimde devraldığı anlamına gelmez; İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı yönetiminin evrensel hükümdarlık iddiasını güçlendiren önemli bir meşruiyet aracıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">İstanbul’dan Ankara’ya: Tarihsel Miras ve Millî Devlet</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin 13 Ekim 1923’te Ankara’yı başkent ilan etmesi, İstanbul’un tarihsel ve medeniyet merkezliği ile Ankara’nın modern siyasal merkezliği arasında yeni bir görev paylaşımı ortaya çıkarmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İstanbul; Roma, Doğu Roma ve Osmanlı imparatorluklarının başkenti olarak çok katmanlı bir imparatorluk düzenini ve evrensel siyasi geleneği temsil etmektedir.[38] Ankara ise Millî Mücadele’nin karargâhı, millî egemenliğin sembolü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin karar merkezi olmuştur.[39] Başkentin Ankara’ya taşınması, Osmanlı ve daha geniş anlamda Roma-Doğu Roma üzerinden devralınan tarihsel mirasın bütünüyle reddedildiği anlamına gelmez. Güvenlik, coğrafi merkezîlik, Millî Mücadele’nin yönetildiği şehir olması ve yeni devletin millî egemenlik anlayışı Ankara tercihinde belirleyici olmuştur.[40][41]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet, İstanbul’un temsil ettiği imparatorluk sistemini sürdürmemiş; ancak şehirde biriken devlet, diplomasi, ticaret ve medeniyet tecrübesini de ortadan kaldırmamıştır. Günümüz Türkiye’sinin jeopolitik kimliği bu nedenle İstanbul ve Ankara’nın birbirini tamamlayan birikimleri üzerinden okunabilir. İstanbul tarih, kültür, ticaret ve jeostratejik geçişlerin merkezlerinden biri olmayı sürdürürken Ankara devlet aklının, millî egemenliğin ve siyasi iradenin merkezidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Meloni’nin Akdeniz ve Afrika Stratejisi</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Meloni döneminde İtalya dış politikasının en önemli unsurlarından biri Akdeniz ve Afrika’ya yönelik açılımdır. İtalyan hükümetinin uygulamaya koyduğu Mattei Planı; enerji, altyapı, eğitim, sağlık, tarım, su kaynakları ve ekonomik kalkınma alanlarında Afrika ülkeleriyle yeni bir iş birliği modeli oluşturmayı amaçlamaktadır.[42]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Adını ENI’nin kurucusu Enrico Mattei’den alan plan, resmî söylemde Afrika ülkeleriyle tek taraflı ve hiyerarşik bir ilişki yerine eşit ortaklık kurulmasını öngörmektedir. Aynı zamanda İtalya’nın enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, düzensiz göçü kaynak ve transit ülkelerde sınırlamak, Afrika’daki ekonomik nüfuzunu artırmak ve Avrupa ile Afrika arasında enerji ve ticaret kavşağı olmak gibi somut hedefleri bulunmaktadır.[43]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltma arayışı, İtalya’ya yeni bir hareket alanı açmıştır. Cezayir başta olmak üzere Libya, Mısır ve diğer Akdeniz ve Afrika ülkeleriyle geliştirilen enerji ilişkileri, İtalya’nın Avrupa’nın güney enerji kapısı olma hedefini desteklemektedir.[44] Limanlar, enerji bağlantıları ve ulaştırma koridorları üzerinden Avrupa-Afrika bağlantısında daha etkili bir konum elde etme çabası da bu stratejinin parçasıdır.[45] Mattei Planı’nın Avrupa Birliği’nin Global Gateway girişimiyle ilişkilendirilmesi, İtalya’nın ulusal hedeflerini Avrupa ölçeğinde desteklemeye çalıştığını göstermektedir.[46]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Planın başarısı ise mali kaynaklara, Afrika ülkelerinin beklentilerine, Libya’daki siyasi parçalanmışlığa ve Fransa, Çin ve Rusya gibi aktörlerle rekabete bağlıdır. Bu nedenle Meloni’nin politikası klasik anlamda bir “Yeni Roma” projesinden çok; enerji, diplomasi, ticaret, göç yönetimi ve Avrupa siyaseti üzerinden nüfuz artırma stratejisidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İtalya, Akdeniz’in iki önemli NATO ülkesidir. Enerji güvenliği, deniz ticareti, göç, savunma sanayii, Libya, Balkanlar ve Kuzey Afrika’da hem ortak çıkarlara hem de dönemsel rekabet alanlarına sahiptir. İtalya’nın Mattei Planı ile Türkiye’nin Afrika açılımı bazı bölgelerde kesişmekte; Libya ve Doğu Akdeniz iki ülke için hem rekabet hem iş birliği imkânı üretmektedir. Bu tablo, İtalya’nın politikasını Türkiye’ye karşı geliştirilmiş bir kuşatma olarak görmekten ziyade, Ankara’nın diplomatik ve ekonomik kapasitesini güçlendirmesini ve ortak çıkar alanlarını değerlendirmesini gerektirmektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">ABD, İtalya ve Türkiye Üçgeni</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD açısından İtalya ve Türkiye, NATO’nun güney kanadında farklı fakat tamamlayıcı işlevlere sahip iki stratejik ülkedir. İtalya, Orta Akdeniz’deki konumu, NATO üsleri ve AB üyeliği nedeniyle Washington’ın Avrupa güvenlik mimarisindeki temel ortaklarındandır. NATO da İtalya’nın Akdeniz’deki konumunu güney kanadının savunulması açısından önemli görmektedir.[47]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ise Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’in kesişiminde bulunmaktadır. İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerindeki yetkileri, Türkiye’ye Karadeniz ile Akdeniz arasındaki askerî ve ticari geçişlerde belirleyici bir konum kazandırmaktadır. NATO belgeleri, Türkiye’nin İttifak’a katılımının sorumluluk alanını Karadeniz ve Akdeniz’e doğru genişlettiğini vurgulamaktadır.[48][49]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington’ın Roma ve Ankara ile ilişkilerini tek bir “Roma projesi” üzerinden açıklamak yeterli değildir. ABD’nin öncelikleri arasında NATO’nun güney ve güneydoğu kanadının güvenliği, Rusya’nın etkisinin sınırlandırılması, Çin’in artan nüfuzunun dengelenmesi, enerji ve ticaret güzergâhlarının korunması ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika kaynaklı risklerin yönetilmesi bulunmaktadır.[50][51]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-ABD ilişkilerinde S-400, F-35, Suriye ve terör örgütlerine verilen destek gibi başlıklarda ciddi krizler yaşanmış olsa da stratejik bağlar ortadan kalkmamıştır. Türkiye’nin askerî kapasitesi, boğazlar üzerindeki yetkileri, Rusya ve Ukrayna ile aynı anda ilişki kurabilmesi, Kafkasya’daki etkisi ve enerji koridorlarındaki merkezi konumu Washington açısından önemini korumaktadır.[52] Türkiye-ABD yakınlaşması bu nedenle tek taraflı bağımlılık değil, karşılıklı stratejik ihtiyaçların dönemsel olarak yeniden öne çıkması şeklinde değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İtalya da ABD açısından Türkiye’nin alternatifi değildir. Roma, Orta Akdeniz ve Kuzey Afrika’ya; Ankara ise Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’ya açılan iki ayrı stratejik merkezdir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Roma-İstanbul-Ankara Ekseni</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirasına ve Akdeniz jeopolitiğine ilişkin tartışmalar sembolik olarak üç şehir üzerinden okunabilir. Roma; Batı Roma geleneğini, Katolik dünyasını, Papalığı ve çağdaş İtalyan devletini temsil etmektedir. İstanbul; Doğu Roma İmparatorluğu’nu, Osmanlı Devleti’ni, boğazları ve çok katmanlı medeniyet mirasını taşımaktadır. Ankara ise Türkiye Cumhuriyeti’ni, millî egemenliği ve modern Türk devletinin siyasi iradesini temsil etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzde Roma ile İstanbul arasında doğrudan bir imparatorluk rekabetinden söz etmek mümkün değildir.[53] Bununla birlikte her iki şehir de Akdeniz ve Avrupa tarihinin en güçlü siyasal ve kültürel sembollerinden biri olmayı sürdürmektedir. Ankara ise Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tarihsel mirası çağdaş devlet politikalarına dönüştüren karar merkezi konumundadır. Türkiye’nin tarihsel etki alanı, Osmanlı coğrafyasının uzandığı Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da farklı toplumlarla kurulan uzun süreli ilişkileri kapsamaktadır. Ancak bu miras, günümüzde egemenlik veya toprak talebinin değil; diplomasi, ekonomik iş birliği, kültürel etkileşim, savunma sanayii, enerji ve ulaştırma ağları üzerinden geliştirilen çok boyutlu dış politikanın tarihsel zeminini oluşturmaktadır. Bu çerçevede Türkiye açısından tarihsel mirasın anlamı, eski imparatorluk sınırlarını yeniden kurmak değil; tarihsel bağların sağladığı stratejik imkânları modern devlet kapasitesiyle bütünleştirmektir. İstanbul’un temsil ettiği medeniyet birikimi ile Ankara’nın temsil ettiği siyasi iradenin uyumu, Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte etkin, dengeli ve çok boyutlu bir dış politika geliştirebilmesinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Sonuç</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Meloni döneminde İtalya’nın daha etkili ve Akdeniz merkezli bir dış politika izleme arayışı, Roma mirasına ilişkin tartışmaları yeniden görünür hâle getirmiştir. Mattei Planı, enerji diplomasisi, Afrika açılımı ve göçün kaynak ülkelerde sınırlandırılması hedefi, İtalya’nın Avrupa’nın güneyinde daha güçlü bir aktör olma çabasının somut göstergeleridir. Ancak Meloni yönetiminin bu politikalarını klasik anlamda bir “Yeni Roma İmparatorluğu” projesi olarak nitelendirmek için yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bu bağlamda “Yeni Roma” söylemi, somut bir imparatorluk projesinden ziyade İtalya’nın tarihsel hafızası ile güncel güç ve nüfuz arayışları arasında kurulan sembolik ve jeopolitik bir yorum olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirasına ilişkin güncel jeopolitik tartışmaların sağlıklı değerlendirilebilmesi için 325 İznik Konsili, 1054 Büyük Ayrılık, 1204 Latin İşgali ve 1453 İstanbul’un fethi gibi tarihsel dönüm noktalarının birlikte okunması gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirası yalnızca İtalya’ya ait değildir. Konstantinopolis’in yaklaşık bin yıllık Roma başkentliği, Doğu Roma halkının Roma kimliği, Fatih Sultan Mehmet’in “Kayser-i Rûm” unvanı ve Osmanlı’nın İstanbul merkezli evrensel hükümdarlık anlayışı, Türkiye’yi de bu tarihsel tartışmanın önemli aktörlerinden biri hâline getirmektedir. Moskova’nın “Üçüncü Roma” iddiası, Ukrayna Kilisesi’nin otosefali süreci ve Fener-Moskova gerilimi ise Roma mirasının dinî ve siyasi meşruiyet alanında farklı merkezler tarafından sahiplenildiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzün temel mücadelesi Roma veya İstanbul merkezli yeni bir imparatorluk kurulması değil; İtalya, Türkiye, ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve diğer aktörlerin Akdeniz, Karadeniz, Afrika ve Avrasya üzerindeki enerji, güvenlik, ulaşım ve nüfuz rekabetidir. Dolayısıyla mesele, “Yeni Roma kuruluyor” şeklindeki kanıtlanması güç bir iddia üzerinden değil; tarihsel hafıza, medeniyet söylemi, enerji güvenliği, dinî merkezler, NATO dengeleri ve Akdeniz jeopolitiği çerçevesinde değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından asıl hedef, imparatorluk mirasından yeni hâkimiyet alanları üretmek değil; İstanbul’un tarihsel derinliği ile Ankara’nın modern devlet aklını birleştirerek Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Orta Doğu, Afrika ve Akdeniz’de dengeli, bağımsız ve çok boyutlu bir strateji geliştirmektir. Türkiye, tarihsel mirasını diplomasi, ekonomi, savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kültürel etkileşim alanlarında stratejik bir güce dönüştürebildiği ölçüde Roma-İstanbul-Ankara eksenindeki tartışmaların edilgen değil, belirleyici aktörlerinden biri olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi ve TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91"><span style="font-size:8.0pt">Dipnotlar</span></span></span></span></h1>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Alissa Pavia, “Italy’s Mediterranean Pivot: What’s Driving Meloni’s Ambitious Plan With Africa”, Atlantic Council, 5 Şubat 2024. https://www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/italys-mediterranean-pivot-whats-driving-melonis-ambitious-plan-with-africa/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Aişe Hümeyra Akgün, “Üç İmparatorluğa Başkent Olan İstanbul 11 Mayıs 330 Yılında Konstantinopolis İsmiyle Kuruldu”, Anadolu Ajansı, 11.05.2024. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/uc-imparatorluga-baskent-olan-istanbul-11-mayis-330-yilinda-konstantinopolis-ismiyle-kuruldu/3216508 (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] “Roma İmparatorluğu Neden İkiye Bölündü?”, Arkeofili, 25.09.2022. https://arkeofili.com/roma-imparatorlugu-neden-ikiye-bolundu/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] “Roma İmparatorluğu Neden İkiye Bölündü?”, Arkeofili.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Anthony Kaldellis, Romanland: Ethnicity and Empire in Byzantium, Harvard University Press, 2019.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Judith Herrin, Byzantium: The Surprising Life of a Medieval Empire, Princeton University Press, 2007.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Ayrıntılı bilgi için bakınız; Hüseyin Alpaslan “Ermeni İddialarına Tarihi Reddiye”, Nebel Bilimsel Eserler, Ankara, 2026. Sayfa:4.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Hürriyet, “İznik Konsili Nedir, Nerede? İznik Konsili Hristiyanlar İçin Neden Önemli?</span><span style="font-size:8.0pt">”, 27.11.2025. </span><a href="https://www.hurriyet.com.tr/bilgi/galeri/iznik-konsili-nedir-nerede-iznik-konsili-hristiyanlar-icin-neden-onemli-43033946/1" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.hurriyet.com.tr/bilgi/galeri/iznik-konsili-nedir-nerede-iznik-konsili-hristiyanlar-icin-neden-onemli-43033946/1</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] “The Great Schism of 1054”, Western Civilization, Chapter 7: The Byzantine Empire, t.y. https://courses.lumenlearning.com/atd-herkimer-westerncivilization/chapter/the-great-schism-of-1054/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Süleyman Onur Geyik, “İstanbul Latin İmparatorluğu Tarihi Kuruluş Devri (1204-1216)”, T. C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Ortaçağ Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul-2021.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Ahmet Hikmet Eroğlu, “Doğu Batı Kiliselerinin Ayrılış Sebepleri”, Dinî Araştırmalar, C. 2, S. 5, Eylül-Aralık 1999, ss. 387-413. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/51610 (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Hikmet Yavuz Ercan, “Fener ve Türk Ortodoks Patrikhanesi”, C. 5, S. 8, 01.05.1967, ss. 411-438. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/782758 (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Füsun Kavrakoğlu, “Bizans İmparatorluğu 122: Patrikhane 1”, t.y. https://kavrakoglu.com/bizans-imparatorlugu-122-patrikhane-1/amp/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Mehmet Katar, “Ortodoks Kilisesi”, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığı, Popüler Bilim Yayınları, t.y. https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/ortodoks_kilisesi (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Gürsel Tokmakoğlu, “Papa Ziyareti ve Ekümeniklik Konusunun Jeopolitik Etkisi”, Independent Türkçe, 18.12.2025. </span><a href="https://www.indyturk.com/node/769886/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/papa-ziyareti-ve-ek%C3%BCmeniklik-konusunun-jeopolitik-etkisi" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.indyturk.com/node/769886/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/papa-ziyareti-ve-ek%C3%BCmeniklik-konusunun-jeopolitik-etkisi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Sonat Kerem, “İstanbul’da İmza Atıldı: Ukrayna’da Bağımsız Kilise Kurulması Neden Önemli?”, BBC Türkçe, 16.12.2018. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46583594 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Ecumenical Patriarchate, “Announcement of the Holy and Sacred Synod”, 11.10.2018. https://ec-patr.org/en/11/10/00/00/announcement-of-the-holy-and-sacred-synod-11th/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Bojana Stojanovic vd., “Ortodoks Dünyasındaki Bölünme Tehlikesi”, Anadolu Ajansı, 23.10.2018. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/ortodoks-dunyasindaki-bolunme-tehlikesi/1290116" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/ortodoks-dunyasindaki-bolunme-tehlikesi/1290116</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Ecumenical Patriarchate, “Patriarchal and Synodal Tomos for the Bestowal of the Ecclesiastical Status of Autocephaly to the Orthodox Church in Ukraine”, 06.01.2019. https://ec-patr.org/en/category/resources-docs/autocephaly-orthodox-church-ukraine/tomos-of-autocephaly/ (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Ayşe Kayan, “Ukrayna-Rusya Çıkmazında Kilise Savaşları”, Tercüman, 27.07.2025. https://www.tercuman.com/yorum/ukrayna-rusya-cikmazinda-kilise-savaslari-970 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] Stojanovic vd., “Ortodoks Dünyasındaki Bölünme Tehlikesi”.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] Yorgo Kırbaki, “Fener ile Moskova Savaşı Yeniden Kızıştı”, Hürriyet, 14.01.2026. https://www.hurriyet.com.tr/dunya/fener-ile-moskova-savasi-yeniden-kizisti-43083979 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] “Patrikhane’nin Çift Cepheli Krizi: Moskova’yla Husumet, Ankara’yla İhtilaf”, Cumhuriyet, 26.06.2026. https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/patrikhane-nin-cift-cepheli-krizi-moskova-yla-husumet-ankara-yla-ihtilaf-2515617 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[24] Münir Yıldırım, “Dünden Bugüne Heybeliada Ruhban Okulu Sorunu ve Etrafındaki Tartışmalar”, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 15, S. 2, ss. 383-400, 2006, </span><a href="https://dergipark.org.tr/en/pub/cusosbil/article/59912" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/en/pub/cusosbil/article/59912?utm_source=chatgpt.com</span></a><u> </u><span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[25] Emruhan Yalçın, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun Yeniden Açılması”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S. 41, Mayıs 2008, ss. 125-158. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ankuayd/article/22532 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[26] Yalçın, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun Yeniden Açılması”.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[27] Tayfur Yumuşak, “Açılması Planlanan Heybeliada Ruhban Okulu Bakımından Talep Edilen Uluslararası Hukuki Statünün Tartışılması”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C. 28, S. 1, ss. 288-306, Haziran 2026. https://dergipark.org.tr/en/pub/iibfdkastamonu/article/1856097 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[28] İHA, “Heybeliada Ruhban Okulu Eylülde Açılıyor: Patrik Bartholomeos’tan Atina’da Açıklama”, 11.05.2026. https://www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/heybeliada-ruhban-okulu-eylulde-aciliyor-patrik-bartholomeostan-atinada-aciklama-421689777 (Erişim Tarihi: 18.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[29] Lozan Barış Antlaşması, Lozan, 24.07.1923, md. 37-45. https://www.ismetinonu.org.tr/lozan-baris-antlasmasi-tam-metni/ (Erişim Tarihi: 17.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[30] Yumuşak, “Açılması Planlanan Heybeliada Ruhban Okulu Bakımından Talep Edilen Uluslararası Hukuki Statünün Tartışılması”. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[31] Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2014, ss. 17-29.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[32] Anthony Kaldellis, The New Roman Empire: A History of Byzantium, Oxford University Press, New York, 2024, ss. 885-896. </span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[33] Samet Şahin, “İmparatorluklar Başkenti: Fetih’ten Sonra İstanbul’un İmarı”, Tarih-i Kadim, 31.03.2018. https://www.tarihikadim.com/imparatorluklar-baskenti-fetihten-sonra-istanbulun-imari/ (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[34] Öznur Özdemir, “Fatih Döneminde İstanbul’un İslâmlaşma Süreci: İskân, İdare ve İmar Açısından”, Marmara Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2012.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[35] “İki Karanın Sultanı, İki Denizin Hakanı, Kayser-i Rûm: Fatih Sultan Mehemmed Han”, Dünya Bizim, 29.05.2022. https://www.dunyabizim.com/iki-karanin-sultani-iki-denizin-hakani-kayser-i-rum-fatih-sultan-mehemmed-han (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[36] Özdemir, “Fatih Döneminde İstanbul’un İslâmlaşma Süreci”. </span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[37] Özdemir, “Fatih Döneminde İstanbul’un İslâmlaşma Süreci”.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[38] T.C. İstanbul Valiliği, “Üç İmparatorluğa Başkentlik Yapan Şehir: İstanbul”. https://www.istanbul.gov.tr/uc-imparatorluga-baskentlik-yapan-sehir-istanbul (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[39] Cihan Kalem, “Başkentin İstanbul’dan Ankara’ya Taşınması Süreci: İç ve Dış Tepkiler, 1919-1930”, İstanbul Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2015.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[40] Bilâl N. Şimşir, “Ankara’nın Başkent Oluşu”, <em>Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi</em>, C. 7, S. 20, ss. 189-222, 01.03.1991.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[41] Oğuz Aytepe, “Ankara’nın Merkez ve Başkent Olması”, DergiPark C. 9, S. 33, 01.03.2004. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ankuayd/article/22575 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[42] Presidency of the Council of Ministers, “Mattei Plan for Africa: Objectives and Focus Areas”, Governo Italiano. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[43] Fuat Emir Şefkatli, “Meloni’nin Türkiye Ziyareti ve İtalya’nın Afrika’daki Mattei Planı”, SavunmaTR, 02.03.2024. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[44] Giulia Daga ve Pier Paolo Raimondi, “Mediterranean Transitions: From the Gulf to the Sahel, the Role of Italy and the EU”, 2024. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[45] Italian Ministry of Foreign Affairs and International Cooperation, Mediterranean Connectivity: New Opportunities for Trans-Mediterranean Cooperation, 2025. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[46] Presidency of the Council of Ministers, “President Meloni’s Press Statement at ‘The Mattei Plan for Africa and Global Gateway: A Common Effort with the African Continent’”, 20.06.2025. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[47] NATO, “Italy and NATO”, NATO History. https://www.nato.int/en/about-us/nato-history/history-by-theme/my-country-and-nato/italy-and-nato⁠� (Erişim Tarihi: 17.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[48] NATO, “Welcome to Türkiye”, 14.05.2025. https://www.nato.int/en/multimedia/multimedia/videos/2025/05/14/welcome-to-turkiye (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[49] NATO, “Türkiye and NATO”, NATO History. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[50] NATO, NATO 2022 Strategic Concept. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/strategic-concepts/nato-2022-strategic-concept (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[51] NATO, “Strategic Concepts”, güncelleme tarihi 18.07.2022. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[52] NATO, “Welcome to Türkiye”</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[53] Italian Ministry of Foreign Affairs and International Cooperation, Mediterranean Connectivity: New Opportunities for Trans-Mediterranean Cooperation, 2025. </span><a href="https://www.researchgate.net/publication/396357673_Mediterranean_Connectivity_New_Opportunities_for_Trans-Mediterranean_Cooperation_and_the_Role_of_Italy_and_Egypt" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.researchgate.net/publication/396357673_Mediterranean_Connectivity_New_Opportunities_for_Trans-Mediterranean_Cooperation_and_the_Role_of_Italy_and_Egypt</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:23px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:23px">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:31:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eğitimde ana, baba ve öğretmen...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/egitimde-ana-baba-ve-ogretmen-7900</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/egitimde-ana-baba-ve-ogretmen-7900</guid>
                <description><![CDATA[Eğitimde ana, baba ve öğretmen...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğitimde ana, baba ve öğretmen...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Eğitim” kelimesinin, eski literatürümüzdeki adı “Terbiye”dir. “Terbiye” ise: “Kişiyi, yavaş yavaş, rûhen ve bedenen yetiştirmek, olgunlaştırmak” şeklinde tarif edilmektedir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bir insan, “edebli bir insan” hâline getirilebilirse, eğitimde istenilen hedefe kavuşulmuş demektir.<br />
Son Peygamber olan sevgili Peygamberimiz, kendisini bir muallim (eğitimci) olarak tanıtmış, eğitimcilik vasfını, gönderiliş sebepleri arasında zikretmiş, hayatı boyunca bunu tatbik etmiş ve muvaffakiyeti târihen sâbit, başarısı dost-düşman herkes tarafından kabûl edilmiş bir eğitimcidir. Eğitimde, onun bu başarılarından istifâde etmek lâzımdır.<br />
O, 23 senede, 150 bin mübârek insan, güzîde sahâbe meydâna getirmiştir. Onlar da, kırk-elli sene gibi çok kısa zaman zarfında, gâyet mahdût imkânlarla, Endülüs'ten Çin'e kadar olan geniş coğrafî bölgeleri fethedip oralara ilim, irfân, ahlâk, fazîlet, medeniyet, adâlet, hakkâniyet, insanlık, insan hakları, nûr ve hidâyeti, tek kelimeyle söylemek gerekirse, Allahü teâlânın mukaddes dîni olan İslâmiyyet’i götürmüşlerdir.<br />
Dost-düşman herkesçe bilindiği gibi, Peygamberimizin ve O’nun izinden giden âlim ve velîlerin, nasıl kâmil cemiyetler meydâna getirdikleri açıkça ortadadır.<br />
İşte bütün bunlardan anlaşılıyor ki, eğitimde işin esâsı, hem kendisine faydalı, hem de âilesine, milletine, vatanına ve devletine faydalı unsurlar meydâna getirmektir. İşte millî eğitimimizdeki ana hedef de bu olmalıdır...<br />
Geleceğimizin temînâtı olan gençlerimizi, millî, mânevî ve kültürel değerlere uygun yetiştirmek, anne-baba, dede-nene, eğitimci, resmî ve sivil kuruluşlar ve topyekûn cemiyet/toplum olarak hepimizin görevidir...<br />
Esefle görüyoruz ki, gençlerin dînî ve ahlâkî değerlerden uzaklaşmaları, örf ve âdetlerimize uymayan davranışları benimsemelerine, zararlı akım ve alışkanlıkların tuzaklarına düşmelerine yol açmaktadır... Bizim millî kültürümüz, yüce dînimizle âdetâ bütünleşmiş ve yine güzel dînimizin prensipleriyle yoğrulmuştur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, saygı ve fedâkârlığın geliştirilmesinde, cemiyet/toplum hayâtımızın âhenkli ve sağlam bir şekilde devâm ettirilmesinde, gençlerimizin ve çocuklarımızın yetiştirilmesinde, mânevî değerlerimizin ve millî kültürümüzün katkısı çok büyüktür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 07:29:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya’dan Notlar: Müslümanlar</title>
                <category>Muammer Gezer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/almanyadan-notlar-muslumanlar-7899</link>
                <author>mgezer178@gmail.com (Muammer Gezer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/almanyadan-notlar-muslumanlar-7899</guid>
                <description><![CDATA[Almanya’dan Notlar: Müslümanlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Almanya’dan Notlar: Müslümanlar</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaklaşık üç aydır Almanya’dayım. Burada bulunduğum günler boyunca sadece eğitim almadım; şehirleri dolaştım, camileri, sokakları, gençleri ve insanların hayatlarını da okumaya çalıştım. Her yolculuk insana yeni yeni şeyler kazandırır; fakat bazı yolculuklar bakış açılarını değiştirir. Zannedersem Almanya tecrübem de tam olarak böyle oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dışarıdan bakıldığında Almanya; düzeni, disiplini ve güçlü ekonomisiyle öne çıkan bir Avrupa ülkesi olarak görülüyor. Bu düzenin içerisinde milyonlarca Müslümanın sessiz ama dikkat çekici bir varlığı da bulunuyor. Yaklaşık yetmiş yıllık göç hikayesi, bugün artık misafir işçilikten kalıcı bir toplumsal yapıya dönüşmüş durumda. Değişen dünya şartları her iki toplumu da yeni konumlar edinmelerine sebep olmuştur. Özellikle Almanya’daki Müslümanların konumları hakkında camiler en çok dikkatimi çeken yerler olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Almanya’da camiler sadece namaz kılınan mekanlar değil; toplumun kalbinin attığı bir mekandır. Çocukların Kur’an öğrendiği sınıflar, gençlerin sosyalleştiği gençlik merkezleri, çeşitli gençlik sosyal tesisleri, yaşlıların yalnızlıklarını unuttukları buluşma noktaları, kişisel ihtiyaçların giderildiği; berber salonundan, kasabına kadar hayatı oluşturan her türlü mekanizmayı içerisinde bulunduran modern bir külliye formatındadır. Her cami yönetimi içerisinde bulunduğu imkanlar doğrultusunda hareket etmektedir. Bazen bunlardan daha az imkanlar olurken, bazen de bunlardan çok daha fazla imkanlara sahip olmaktadırlar. Özellikle DİTİB camilerinde gördüğüm çalışmalar, Avrupa’da din hizmetlerinin ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını bana yeniden gösterdi. Din görevlileri yalnızca vakit namazlarını kıldırmıyor; aynı zamanda bir öğretmen, bir rehber, bir ağabey ve çoğu zaman bir aile danışmanı gibi toplumun her kesimine dokunmaya çalışıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlara rağmen beni en çok düşündüren ise gençlerdi. Burada yetişen hali hazırda ki dördüncü kuşak olan bir genç, aslında iki dünyanın tam da ortasında büyüyor. Evinde farklı, okulunda farklı bir kültürle karşılaşıyor. Ailesinden aldığı değerlerle içinde yaşadığı toplumun beklentileri arasında denge kurmaya çalışıyor. Bu kolay bir imtihan değil. Tam da bu yüzden camilerin gençlere yönelik faaliyetlerini son derece kıymetli buluyorum. Türkiye’de de bu durumun böyle mühim olması gerekir. Basit bir gençlik kampı dahi bir bakmışsınız cami kapısını aralamıştır. Vaaz dilinin geride bırakıldığı, kalpten çıkan her cümlenin kalbe girdiğini fark edildiği bir konuşma dili çok gencin kalbinde yer eder. Ama unutulmaması gerekir ki kalp soğuduğunda gençler uzaklaşır. Bu yüzden aynı zamanda akla da hitap etmek gerekir. Silinen her soru işareti daha güçlü bir iradenin tecellisi olarak ortaya çıkar. Gençlerin yetişmesi, yetiştirmesi irşat faaliyetlerinin ta kendisidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmaması gereken bir diğer husus ise; İber Yarımadasında Müslümanlar yaklaşık 800 yıl hüküm sürdü. Eşsiz bir medeniyet kurdular. Kurulan bu düzen bütün Avrupa’nın şekillenmesine vesile oldu ve bugünkü ferah düzen ortaya çıktı. İber Yarımadasında ki nüfusumuzun yok olmasına sebep olan şeyleri iyi bellemeli ve dönemimizde bu hususlardan uzak kalmayız. 8 asır karşısında 70 yıl çok az bir dönemdir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbn Haldun hazretlerinin de dediği gibi; geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden daha çok benzer…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:50:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2023/01/muammer-gezer-1673725403.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EMROLUNDUĞUN GİBİ DOĞRU OL!.</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/emrolundugun-gibi-dogru-ol-7898</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/emrolundugun-gibi-dogru-ol-7898</guid>
                <description><![CDATA[EMROLUNDUĞUN GİBİ DOĞRU OL!.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EMROLUNDUĞUN GİBİ DOĞRU OL!.</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RabbimizYüce Allah Kuranda: “(Yâ Muhammed!) Öyle ise; Emrolunduğun gibi doğru ol! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tevbe edip senin yanında olanlar da doğru olsunlar. Doğruluktan ayrılmayın! Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görmektedir.” (Hûd-112) buyurduğu gibi “Doğru olmak.” Allahın emridir. Pekî doğruluk nedir? İnsanın; düşüncesinde, inancında, söz ve davranışlarında, iş ve işlemlerinde samimi, dürüst, ölçülü ve âdil olmasına ‘Doğruluk’ denir. Doğruluğun ölçüsü Kuran ve Sünnettir. Yani, Allahın emirleri yasakları ve peygamberimizin öğütleridir. Bu bağlamda insan; Allahın emrettiği gibi düşüncesinde, imanında, ibadetlerinde, söz ve davranışlarında iş ve işlemlerinde daima samimi, dürüst, ölçülü ve edepli olmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte; Doğruluk budur. Biliniz ki; gerçek huzurun ve gerçek saadetin anahtarı; Doğruluk’tur. Bir gün bir adam peygamberimize geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana öyle bir öğüt ver ki, ben başka bir öğüde ihtiyaç duymayayım.” Peygamberimiz bu kişiye: “Allaha inandım, de! Sonra da doğru ol! Bu sana yeter.” buyurdu. Peygamberimiz başka bir hadisinde ise şöyle buyurur: “Doğruluktan ayrılmayın! Ççünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de insanı Cennete götürür. İnsan doğru olmaya devam ederse, Muhakkak ki o kimse Allah katında “Doğrular” arasına yazılır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doğruluğun zıddı ise yalancılık, hilebazlık, sahtekarlık, riyâkarlık, iki yüzlülük ve düzenbazlıktır. Nasıl ki, Doğruluk insanı feyizli ve faziletli kılarsa, Yalan da insanı sahtekar, riyâkar, ikiyüzlü, kötü ve günahkar kılar. “Bizi aldatan bizden değildir” diyen Peygamberimiz şöyle buyurur: “Yalandan sakının! Çünkü yalan kötülüğe, kötülük ise insanı Cehenneme götürür. İnsan yalan söylemeye devam ederse, Şüphesiz ki, o kimse, Allah katında yalancılar arasına yazılır.” Yukarda da ifade ettiğimiz gibi Doğruluk insanı iyiliğe ve Cennete götürür, yalan da insanı kötülüğe ve cehenneme götürür. Şunu iyi biliniz ki; Dünyada ve ahirette faziletin ve erdemin ölçüsü “Doğruluk” tur. İnsan imanında, ibadetlerinde ahlakında ve işinde, söz ve davranışlarında daima samimi, dürüst, âdil, ölçülü ve edepli olursa, yani doğru olursa; O kimse doğrulardan olur. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da doğru olanlara korku yoktur. Onlar üzülmeyecekler de..” (Ahkaf-13) buyurduğu gibi doğruluğun Allah katında her zaman güzel bir değeri, güzel bir karşılığı ve güzel bir mükafatı vardır. Bu nedenle emrolunduğumuz gibi doğru olalım inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız kavi, sözünüz ve davranışlarınız doğru, ameliniz/işiniz doğru, ömrünüz doğru, huzurlu feyizli ve bereketli olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âhiret makamınız Cennet olsun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:23:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutulan İnsanlık, Dinmeyen Acı:  Soykırımı ve Uluslararası Toplumun Vicdan Sınavı</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutulan-insanlik-dinmeyen-aci-soykirimi-ve-uluslararasi-toplumun-vicdan-sinavi-7897</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutulan-insanlik-dinmeyen-aci-soykirimi-ve-uluslararasi-toplumun-vicdan-sinavi-7897</guid>
                <description><![CDATA[Unutulan İnsanlık, Dinmeyen Acı:  Soykırımı ve Uluslararası Toplumun Vicdan Sınavı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulan İnsanlık, Dinmeyen Acı:&nbsp; Soykırımı ve Uluslararası Toplumun Vicdan Sınavı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​11 Temmuz 1995 tarihi, modern insanlık tarihinin en karanlık, en utanç verici sayfalarından birinin yazılmaya başladığı gündür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Avrupa’nın ortasında, Birleşmiş Milletler’in (BM) gözü önünde ve "güvenli bölge" ilan edilen bir sığınakta, 8 binden fazla Bosnalı Müslüman (Boşnak) erkek ve çocuk, General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri tarafından sistemli bir şekilde katledildi. Srebrenitsa’da yaşananlar, sadece yerel bir savaş suçu değil; II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa topraklarında gerçekleşen en büyük toplu katliam ve uluslararası mahkemelerce tescillenmiş bir soykırımdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Bu trajediyi kınamak, yalnızca geçmişe dair bir muhasebe değil, insanlığın ortak onurunu koruma görevidir. ​Srebrenitsa, insanlığın barbarlığa karşı direnişinin kırıldığı yerdir. Sırp ayrılıkçıların kasabayı kuşatmasının ardından, silahlardan arındırılmış ve uluslararası korumaya güvenmiş binlerce sivil, BM barış gücü askerlerinin üssüne sığınmıştı. Ancak ne uluslararası hukuk ne de insan hakları beyannameleri, o savunmasız insanları korumaya yetti. Hollandalı barış gücü askerlerinin sığınmacıları Sırp güçlerine teslim etmesi, uluslararası toplumun ve küresel güvenlik mekanizmalarının iflas ettiğinin en somut kanıtı oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Srebrenitsa, adaletin sustuğu, vicdanların karardığı ve barbarlığın kurumsallaştığı bir nefret organizasyonuna dönüştü. ​Bu katliamı lanetlemek, sadece canice katledilen 8.372 ruhun hatırasına duyulan saygının bir gereği değildir; aynı zamanda bu nefreti doğuran ideolojiyi reddetmektir. Srebrenitsa’da hedeflenen şey, yalnızca bir grubun fiziksel varlığı değil, bir halkın kültürel, dini ve tarihi kimliğiydi. Yıllar boyunca toplu mezarlardan çıkarılan, kimlikleri ancak DNA testleriyle tespit edilebilen ve her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda toprağa verilen her bir kurban, insanlığın ortak hafızasında kapanmayacak bir yara olarak kalacaktır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Bu vahşeti planlayanlar, uygulayanlar ve sessiz kalarak ortak olanlar, insanlık vicdanında sonsuza dek mahkûm edilmiştir.<br />
​Bugün Srebrenitsa’yı anmak ve bu soykırımı en güçlü ifadelerle kınamak, nefret söylemlerine ve aşırılıkçılığa karşı koruyucu bir kalkan oluşturmak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Dünyanın neresinde olursa olsun, etnik veya dini kimliği nedeniyle bir topluluğu hedef alan her türlü politikanın karşısında durmak zorundayız. Srebrenitsa, ders alınmadığı takdirde tarihin ne kadar hızlı tekerrür edebileceğini gösteren acı bir anıttır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​Sonuç olarak, Srebrenitsa Soykırımı’nı unutmamak, unutturmamak ve bu vahşeti lanetlemek medeni bir dünyanın en asli görevidir.&nbsp; sorumluluktur. Srebrenitsa’da hayatını kaybeden tüm masumları saygı ve rahmetle anıyor; bu insanlık dışı soykırımı nefretle kınıyoruz. İnsanlığın bir daha böyle bir karanlığa gömülmemesi için Srebrenitsa’nın çığlığı kulaklarımızdan asla silinmemelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:20:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 TEMMUZ, 10. YIL</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/15-temmuz-10-yil-7896</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/15-temmuz-10-yil-7896</guid>
                <description><![CDATA[15 TEMMUZ, 10. YIL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>15 TEMMUZ, 10. YIL</p>

<p>​​​​​ŞEMSETTİN GÜNAY</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>​15 Temmuz gecesi 3 değişik insan tipine şahit oldum.</p>

<p>​Bunlardan birincisi Cesurlardı.</p>

<p>​Televizyonlardan darbe sözcüğünü duyar duymaz sokaklara fırlayan, Cumhurbaşkanının “meydanlara çıkın” mesajını aldığında sel olup caddeleri ve meydanları ellerinde Türk Bayrakları dışında herhangi bir silahı olmadan dolduran insanlar.</p>

<p>​Onları&nbsp;gâh&nbsp;bir tankın önüne yatarken,&nbsp;gah&nbsp;kendilerini hain kurşunlara siper ederken, gah eline aldığı taşı uçağa fırlatırken, gah tankın üzerini battaniye ile kapatırken gördük ve bu çılgın insanlara şahit olduk.</p>

<p>​Onlara sizler ister vatansever deyin, ister yurtsever deyin, isterseniz çılgın Türkler deyin&nbsp;farketmez. Ben onların tümüne Cesurlar adını veriyorum. Bir başka güzeldi O insanlar bu gecede. Gözlerinde korku yoktu, başları dik göğüsleri siperdi ve meydanlar Onlarla doluydu. Kimi ailesiyle birlikteydi, kimi de ailesini evinde bırakıp&nbsp;herşeyi&nbsp;göze alarak meydanlardaydı.</p>

<p>​Onlar Cesurlar, Onlar kahramanlardı…</p>

<p>​Onlar kimi şehadetleriyle, kimi yaralanarak gazilik&nbsp;ünvanlarıyla, kimi de meydanları doldurarak gelecek&nbsp;nesile&nbsp;bir vatan bıraktılar.</p>

<p>​İkici sınıf insanlar ise korkaklardı.</p>

<p>​Bunlar darbeyi tasvip etsin veya etmesin evlerinden çıkmayı, rahatlarını bozmayı göze alamayanlardı. Kimi televizyonlarının başında gelişmeleri izliyor, kimi koltuklarında kahvelerini yudumluyor, kimi çıktığı tatil köşelerinde elinde içeceğiyle daha kaç gün tatil yapabileceğini hesaplıyordu.</p>

<p>​Sabahı kimin kazanacağı önemli değildi. Kendileri sabah kim kazanmışsa onun yanında hizalanmakta beis görmemekteydi. Bunlar kazanana göre darbeciden daha darbeci olabilir veya vatanseverden çok daha vatansever olarak yerini alabilirdi.&nbsp;Yeterki&nbsp;rahatı bozulmasın,&nbsp;yeterkibulunduğu makama halel gelmesin,&nbsp;yeterki&nbsp;kazananlar kendisini yanlarında görsünler. Her zaman ben merkezli bir dünyaları olmuştur.&nbsp;Kendilerine dokunmayan yılanın kaç yıl yaşadığı çok umurlarında değildir.</p>

<p>​Bunlar tankların arasından sıyrılarak geçmesini çok iyi bilirler. Konuştuklarında ise mangalda kül bırakmazlar.</p>

<p>​Bir üçüncü sınıf ise&nbsp;Hainlerdi.</p>

<p>​Bunlar darbe sözcüğünü duyar duymaz sosyal medyayı kaplamışlardı.</p>

<p>​Kimisi “Oh ya! Nihayet televizyonda Atatürk’ün adını doyasıya duymaya başladım” diyerek darbeyi alkışlayan mesajlar atıyor, kimi sokaklara ve meydanlara inen halkı korkutmak için “evlerinizden çıkmayın, başınız belaya girer” diyor, kimisi bulunduğu düğünde darbe haberini alınca “Koyun bir&nbsp;mezdeke, doyasıya oynayalım” diye haykırıyordu.</p>

<p>​Ferit&nbsp;Lif’in&nbsp;de yazısında konu ettiği gibi bir muhtara albay elbisesi giydirilip 300 kişi bulması öğütleniyor, verilecek silahlarla Hatay’da bir katliama başlaması söyleniyordu.</p>

<p>​Bir hafta öncesinden askerden arındırılmış sınırlardan kime yol verileceği halen bilinmezliğini koruyor.&nbsp;İşid&nbsp;ve&nbsp;PKK/PYD’ye&nbsp;yol açık görülüyordu.</p>

<p>​Bu hainler için hiçbir şeyin önemi yoktu. İsrail&nbsp;dahil&nbsp;her türlü güçle işbirliği yapılabilir, vatan&nbsp;satlığa&nbsp;çıkartılabilirdi. Kimi Tayyip karşıtlığını vatan hainliğine kadar indirgeyebilmişti.</p>

<p>​İşte böyle bir geceydi O gece…</p>

<p>​Sabah Cesurların zaferiyle sonuçlandı. Ne mi oldu daha sonrası;</p>

<p>​Devam eden demokrasi toplantılarında bu ikinci ve üçüncü kategoride yer alanları protokol bölümlerinde en ön sıralarda gördük. Kurulan platformlara çıkıp en ateşli konuşmaları yaparken seyrettik. Kahramanlık&nbsp;hikayeleriniyüksek sesle bağırarak anlatırken dinledik.</p>

<p>​Peki Cesurlar… Onlar kalabalığın en arkasında bu şarlatanları acı gözleriyle izliyorlardı. Yine sessiz, yine durgun…</p>

<p>​Bugün 10. Yılını anıyoruz. Değişen bir şey oldu mu? Bilmiyorum.</p>

<p>​Ancak benim aklımda kalanlar bunlardı…​​​15.07.2026</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:42:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Spiritüel Dünyanın Büyük Sırrı: Biz Gerçekten &quot;Hasta&quot; mıyız ki İyileşmeye Çalışıyoruz?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/spirituel-dunyanin-buyuk-sirri-biz-gercekten-hasta-miyiz-ki-iyilesmeye-calisiyoruz-7895</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/spirituel-dunyanin-buyuk-sirri-biz-gercekten-hasta-miyiz-ki-iyilesmeye-calisiyoruz-7895</guid>
                <description><![CDATA[Spiritüel Dünyanın Büyük Sırrı: Biz Gerçekten "Hasta" mıyız ki İyileşmeye Çalışıyoruz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Spiritüel&nbsp;Dünyanın Büyük Sırrı: Biz Gerçekten "Hasta" mıyız ki İyileşmeye Çalışıyoruz?</p>

<p>Nereye baksak, hangi sosyal medya sayfasına dokunsak karşımıza hep aynı kelime çıkıyor: "İyileşmek."</p>

<p>Spiritüel&nbsp;yaşam koçları, kitaplar ve videolar sürekli bir şeyleri&nbsp;şifalandırmamız, dönüştürmemiz gerektiğini söylüyor.&nbsp;Peki&nbsp;dürüst olalım; bu kelimeyi her duyduğunuzda içinizde hafif bir yorgunluk, hatta gizli bir direnç beliriyor mu? "Ben gerçekten hasta mıyım ki sürekli iyileşmeye çalışıyorum? Birileri beni sürekli bozuk ya da eksik mi ilan ediyor?" diye sormak geçiyor mu içinizden?</p>

<p>Çok haklısınız. Çünkü modern dünya bize iyileşmeyi pazarlarken, farkında olmadan önce "hasarlı" olduğumuza inanmamızı istiyor. Oysa gerçek bambaşka...</p>

<p>Fark Etmek, Özgürleşmenin İlk Adımıdır</p>

<p>Her sabah&nbsp;Instagram&nbsp;hesabımda zihinsel farkındalık egzersizleri paylaşıyorum. Çünkü fark etmek; hayatımızı nasıl inşa edeceğimizin ilk adımıdır. Bugün sabah bana bir haller geldi ve kendimle derin bir istişare yaptım. Sosyal medyadaki&nbsp;reelsakışlarını sorguladım: Neden insanlara sürekli "hasta" veya "eksik" algısı verilerek iyileşmekten bahsediliyor?</p>

<p>Ben&nbsp;Instagram&nbsp;hesabımda kendi sorgulayışlarımı, kendi hatalarımı ve toplumda gördüğüm eksik durumların kişide bıraktığı izleri nasıl hafifletebileceğimizi konuşuyorum. Aslında benim bu mesleğe adım atmamdaki en büyük sebep de tam olarak budur. Şimdi gelin, gerçek manada fark edip birlikte özgürleşelim.</p>

<p>Sen Bozuk Bir Robot Değilsin</p>

<p>Spiritüel&nbsp;alanda iyileşmek, bozuk bir robotu tamir etmek değildir; akordu kaçmış değerli bir&nbsp;enstrümanı&nbsp;yeniden hizalamaktır. Siz bozuk değilsiniz, biz bozuk değiliz. Sadece üzerimizde başkalarına ait yükler var.</p>

<p>Bugün yaptığım anket sonuçlarına göre değerlendirecek olursam; aile baskısı ve toplumsal beklentiler nedeniyle birçok insan, kendi hayatını yaşadığı için suçluluk hissediyor ya da kendi hayatını yaşayamamanın verdiği prangalarla boğuşuyor. İşte o yüklerden özgürleşmek = İyileşmek ve&nbsp;şifalanmaktır.</p>

<p>Sevgili okuyucu,</p>

<p>Şimdi arkana yaslan ve derin bir nefes al. Kendini sürekli tamir etmeye çalışmaktan, her gün yeni bir "eksiğini" bulup onu düzeltmek için hırpalanmaktan yorulmadın mı?</p>

<p>Lütfen hatırla: Sen tamir edilmesi gereken bozuk bir robot değilsin. Sen sadece bu hayat yolculuğunda, üzerine bazen başkalarının yükleri binmiş, bazen&nbsp;rüzgardan&nbsp;akordu kaçmış çok değerli bir enstrümansın.</p>

<p>Bugün kendine bir şefkat borcun var: Kendine "hasarlı" muamelesi yapmayı bırak. İyileşmek; yeni bir "sen" inşa etmek değil, zaten hep orada olan, o pırıl&nbsp;pırıl&nbsp;ve tam olan özüne şefkatle geri dönmektir.</p>

<p>Akorunu&nbsp;yap, yüklerini sevgiyle&nbsp;bırak ve kendi eşsiz melodini çalmaya devam et. Sen zaten bu halinle çok güzelsin.</p>

<p>Gamze Arslan&nbsp;</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu&nbsp;</p>

<p>(Benden&nbsp;bana,Bizden&nbsp;size gelsin)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 17:38:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2026/07/gamze-arslan-1784274055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebeveynlerin Hakkı Olmayan Tek Şey: Çocuğa Küsmek</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ebeveynlerin-hakki-olmayan-tek-sey-cocuga-kusmek-7894</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ebeveynlerin-hakki-olmayan-tek-sey-cocuga-kusmek-7894</guid>
                <description><![CDATA[Ebeveynlerin Hakkı Olmayan Tek Şey: Çocuğa Küsmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ebeveynlerin Hakkı Olmayan Tek Şey: Çocuğa Küsmek</p>

<p>Sizin Çocuklarınıza Küsme Hakkınız Yok</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir yetişkin kırıldığında kabuğuna çekilebilir, kapıyı çarpıp gidebilir ya da sessizlikle cezalandırmayı seçebilir.&nbsp;</p>

<p>Yetişkinlerin dünyasında "küsmek", bir savunma mekanizması veya bir tepki biçimidir.&nbsp;</p>

<p>Ancak söz konusu kendi çocuğunuz olduğunda, böyle bir hakkınız yoktur.</p>

<p>Çünkü ebeveynin küsmesi, bir çocuk için sadece bir dargınlık değil; güvenli limanın yok olması, sevginin geri çekilmesi ve varoluşsal bir tehdittir.</p>

<p>Sessizlik En Ağır Cezadır</p>

<p>Bir çocuğa bağırmak ebeveynlik eksiğidir, ancak onunla iletişimi tamamen kesmek ve ona yokmuş gibi davranmak duygusal bir cezalandırmadır. Yetişkinler sessizliği bir "ders verme" yöntemi olarak görebilir. Çocuklar ise bunu "Ben değersizim, sevilmiyorum ve eğer hata yaparsam tamamen yalnız kalırım" şeklinde tercüme eder. Sizin birkaç saatlik sessizliğiniz, onun küçücük dünyasında koca bir depreme dönüşür.</p>

<p>Koşulsuz Sevgi Şarta Bağlanamaz</p>

<p>Çocuklar, anne ve babalarının sevgisinin kalıcı olduğunu bilerek büyümek zorundadır. Onlara küstüğünüzde, sevginizi ve ilginizi bir ödül mekanizması haline getirirsiniz. "Uslu olursan seninim, hata yaparsan seni yalnız bırakırım" mesajı, kalıcı kaygılara yol açar. Oysa ebeveynlik, çocuk hata yaptığında bile elini tutabilmeyi gerektirir.</p>

<p>Rehber Rolünüzü Terk Etmeyin</p>

<p>Siz onun arkadaşı değilsiniz; siz onun rehberisiniz. İki arkadaş küsebilir çünkü aralarında eşit bir ilişki vardır. Ebeveyn ve çocuk arasında ise güç dengesi eşit değildir. Çocuk, duygularını nasıl yöneteceğini henüz bilmeyen bir çıraktır. Usta küserse, çırak yönünü kaybeder.&nbsp;</p>

<p>Siz küstüğünüzde, ona problem çözmeyi değil, sorunlardan kaçmayı ve duvarlar örmeyi öğretirsiniz.</p>

<p>Kırılabilirsiniz Ama Uzaklaşamazsınız</p>

<p>Elbette ebeveynler de insandır; kırılabilir, yorulabilir ve öfkelenebilirler. Ancak bunu ifade etmenin yolu sessiz bir duvar örmek değildir. "Şu an çok öfkeliyim, biraz sakinleşmeye ihtiyacım var, sonra konuşacağız" demek bir yetişkin davranışıdır. Küsmek ise çocuksu bir tepkidir. Çocuktan olgunluk beklerken, ebeveynin çocuklaşması kabul edilemez.</p>

<p>Unutmayın, çocukların sığınacağı başka bir anne-baba yok. Siz ona sırtınızı döndüğünüzde, onun bakabileceği başka hiçbir yön kalmaz. Çocuklarınıza kızın, onları eğitin, sınır koyun ama asla onlara küsmeyin. Çünkü sizin sevginiz, onların bu hayattaki tek mutlak güvenliğidir.</p>

<p>Son&nbsp;Söz:Bu&nbsp;yazım; kırılan çocuk yanıma, benim gibi erken yaşta olgunlaşmak zorunda kalan Güzel Ruhlu Kadınlara ve tüm Ebeveynlere gelsin...</p>

<p>Gamze Arslan</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu&nbsp;</p>

<p>Benden&nbsp;bana,Bizden&nbsp;size gelsin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 07:10:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2026/07/gamze-arslan-1784274055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/15-temmuz-darbe-girisimi-7893</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/15-temmuz-darbe-girisimi-7893</guid>
                <description><![CDATA[15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ</p>

<p><br />
15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından Türkiye'de yaşanan askerî darbe girişimi yapıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesi ve TRT'de yayınlanan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek ülkede sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilân edildiği açıklandı. İstanbul'daki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri, kapatıldı. Muğla'nın Marmaris ilçesinde bir otelde bulunan Cumhurbaşkanına &nbsp;karşı suikast girişiminde bulunuldu. Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Havap Kuvvetlerip Komutanı, Jandarma Genel Komutanı, Genelkurmay II. Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve bâzı üst düzey komutanlar; darbeye kalkışan askerler tarafından rehin alındı.<br />
Bu darbe girişimiylep karşı karşıya kalan Türkiye, milleti ve devletiyle omuz omuza verdiği direniş ve mücadeleyle bütünp dünyaya örnek teşkil etmiştir. Türk demokrasisini hedef alan bu hain girişim, Türk halkının demokrasiyi ve seçilmiş iradeyi korumak için direnişle geri püskürtülmüştür. O gün bilinen 252 kişi şehid ve 2193 kişi gâzi oldu. Darbe girişiminde 50.000 kişi tutuklandı ve 152.000 kamu personeli görevlerinden ihraç edildi. 289 dâvâ açıldı, 1.634’ü müebbet, 4.891 suçlu hüküm giydi. Cezaevine 30.000 kişi girdi. 8.000 kişi yurtdışına kaçtı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 17:07:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>IRAHAN KOKULU ANALARIMIZ</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/irahan-kokulu-analarimiz-7892</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/irahan-kokulu-analarimiz-7892</guid>
                <description><![CDATA[IRAHAN KOKULU ANALARIMIZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>IRAHAN KOKULU ANALARIMIZ</p>

<p>"Irahan" (reyhan) derlerdi, toprak gönüllü güngörmüş eski doğurgan analarımız.<br />
(Aslında bu ıtırlı bitkinin botanik ve biyolojik tanımla genel adı fesleğendir.)&nbsp;<br />
Her Anadolu anasının mutlaka kapısının önünde veya çitle çevrili arka bahçesinde bir karık (maşala) ekili maydanozu, ırahanı olurdu.<br />
Öğleyin, Kahramanmaraş yöre ağzıyla dibineyakma (salçalı pilav)ın ya da tereyağlı bulgur pilavının yanında salataya doğramak için önlüğünü kuşanarak bir tutam biçip gelmeleri adettendi.<br />
Yerli ve pembe tonda domatesle onun salataya verdiği lezzet, elbette ki damağın kontrolünden kaçmazdı. Ayrıca kış için kurutulup yemeklere katılması, çeşni-i garnitürden sayılırdı.</p>

<p>Irahan kokardı eli nasırlı çilekeş analarımız. Toprak kokardı mütemadiyen gün yanığı kavruk tenleri... Bazen de fesiyle hicabından göstermediği kâkülünün arasına takarlardı buruşup kuruyuncaya dek.</p>

<p>Akşama kaynatılan Toyganın içineyse reyhangillerden nane (dağ reyhanı) katarlardı. Haricen “yarpuz”da denilirdi söz konusu ıtırlı bitkiye</p>

<p>Hülasa işi zordu Anadolu analarının. Bağ/bostan arası, tarla/takım arası, tandır/ekmek arası mekik dokurlardı gün boyu. Bîtap düşerlerdi yorgunluktan.</p>

<p>Onlar, ala şafakta kalkar gümbür gümbür yayık yayarlardı. inek sağar, ahır süpürürlerdi. Tezek yaparlardı mal gübresinden. Azık taşırlardı bağ belleyen, harman hasatla uğraşan heriflerine ve aile bireylerine. Yolma yolarlardı sarı sıcağın altında, dilleri ve damakları kuruyarak... Sadakat ve şefkat timsaliydi yavrularına, yuvalarına ve yastık arkadaşlarına karşı.</p>

<p>Anişe'ydi, Haççe'ydi, Fadime'ydi, Iraz'dı, Döndü'ydü, Döne'ydi Ummuhan'dı, Ismıkan'dı adları... Çeşme başlarının sülün gibi kızları ve tay gibi taze geliniydiler vaktiyle…</p>

<p>Ancak, düğünlerde ve bayramlarda giyerlerdi sandıklarında sakladıkları çiçek motifli mor fistanlarını. Kına yakarlardı nasırlı ellerine ve bir telini dahi göstermekten hicap duydukları mısır püskülü misüllü mor saçlarına.</p>

<p>Eşkin kısrak gibiydiler buğulu gözlerle sabaha uyandıklarında... Dünyanın tonlarca ağır yükü omuzlarındaydı.<br />
Folluktan yumurta toplamayı, gurk bastırmayı, civciv saymayı ihmal etmezlerdi yaşamlarında.&nbsp;<br />
Bereketin sembolü ve doğurganlığın mücessem haliydiler analarımız. Hele de bir dulda da için için ağlarken, bir damla gözyaşları cehennemi söndürmeye muktedir, volkanik duygularla mündemiç analarımız.<br />
Ahiret yurduna göçen kavruk renkli gün yanığı görsel kesafetinde teni toprak kokan, ırahan kokan analarımıza ve ninelerimize gani rahmetle...</p>

<p>Öpüyorum yosunlu mezar taşlarından... Ara ki bulasın onları…</p>

<p>Tarla cömertliğinden, balkonda saksıya sığdırmaya çalıştığım bir kök reyhana bakarak, maziye dalmamın zaruret saati ve hicran günüymüş, bugünkü içsel yaşadıklarım.</p>

<p>Mor reyhandan mülhem, “Mor Elif“ diye latifeyle taçlandırdığım ve uzaktan görünce bu şekilde ünlediğim canım anam ne kadar da özledim seni ne kadar da…</p>

<p>Saksıya akıttım gözyaşlarımı…</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ahmet Süreyya DURNA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 16:33:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER GÜN SADECE BİR İYİLİK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-gun-sadece-bir-iyilik-7891</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-gun-sadece-bir-iyilik-7891</guid>
                <description><![CDATA[HER GÜN SADECE BİR İYİLİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HER GÜN SADECE BİR İYİLİK</p>

<p><br />
Herkes her gün sadece bir iyilik yapsa, dünya daha güzel, insanlar daha mutlu olurdu. Belki savaşlar bir anda bitmez, yoksulluk tamamen ortadan kalkmaz; ama insanların kalbindeki umut yeniden filizlenir. Çünkü iyilik, en güçlü bulaşıcılığa sahip davranıştır. Bir tebessüm başka bir tebessümü, bir yardım başka bir yardımı, bir güzel söz başka bir güzel sözü doğurur.</p>

<p>Oysa çoğu zaman iyiliği büyük fedakârlıklar gerektiriyormuş gibi düşünüyoruz. Hâlbuki bir gönül almak, bir yaşlıyı dinlemek, bir çocuğu sevindirmek, bir ihtiyaç sahibine destek olmak, bir kırgınlığı bitirmek ya da tanımadığımız birine samimiyetle selam vermek de iyiliktir. Bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, sadece zamanında söylenmiş güzel bir cümledir.</p>

<p>Yaradan da bizden bunu istemiyor mu? Yeryüzünde iyiliği yaymayı, adaletle davranmayı, merhameti çoğaltmayı ve birbirimize faydalı olmayı.</p>

<p>İnsan, yalnız kendisi için yaşadığında eksik ve huzursuzdur; başkalarına dokunduğunda ise tamamlanarak mutlu olur. Çünkü iyilik, sadece karşı tarafı değil, onu yapanın da kalbini doyurarak hayatını güzelleştirir.<br />
Bugün kendimize şu soruyu soralım:</p>

<p>"Ben bugün kimin hayatına küçük de olsa bir güzellik kattım/katabilirim?"<br />
Belki de dünyayı değiştirecek büyük adım, her sabah evden çıkarken vereceğimiz şu kararla başlayacaktır:</p>

<p>"Bugün en az bir iyilik yapacağım inşallah."</p>

<p>Çünkü daha güzel bir dünya, başkalarının değişmesini beklemekle değil; bizim attığımız küçük ama samimi adımlarla kurulacaktır.</p>

<p>Her şey bütünün hayrına olsun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 16:32:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR NESLİN BULUŞMA NOKTASI KÖPRÜBAŞI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-neslin-bulusma-noktasi-koprubasi-7890</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-neslin-bulusma-noktasi-koprubasi-7890</guid>
                <description><![CDATA[BİR NESLİN BULUŞMA NOKTASI KÖPRÜBAŞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BİR NESLİN BULUŞMA&nbsp;NOKTASI KÖPRÜBAŞI</p>

<p><br />
Antakya’da bir yer vardı. &nbsp;<br />
Adını duyan herkesin aklına ilk künefe kokusu, sonra da kalabalık&nbsp;<br />
50 küsür yıl boyunca şehrin kalbi orada attı.</p>

<p>Köprübaşı...</p>

<p>Tam karşısında Ulu Cami vardı. &nbsp;<br />
Yılların camisi. Dimdik ayakta. Sanki bize "unutmayın" der gibi her gün oradaydı. &nbsp;<br />
Köprüden geçmeden önce şadırvanında yüzünü yıkamadan olmazdı. Bir avuç su, bir "Bismillah". Ondan sonra adım atılırdı o köprüye.</p>

<p>Sonrası hep Köprübaşı’ydı.</p>

<p>Sağ tarafta kocaman PTT, tam karşısında belediye. &nbsp;<br />
Sol tarafta ise Antakya’nın, Hatay’ın en ünlü künefecileri. &nbsp;<br />
Sıcak tepsiden dumanı tüten künefe. Üstüne dökülen şerbetin sesi. Yanında Maraş dondurması. &nbsp;<br />
Künefe yemeden Köprübaşı’ndan geçmek olmazdı. "Bir dilim daha" diyenler, "sonra rejime başlarım" diyenler... hepsi oradaydı. Orası künefenin, dondurmanın, tatlı sohbetin merkeziydi.</p>

<p>Hemen yanında oyuncakçılar. Vitrinlerde uçan helikopterler, pilli arabalar. Bayram öncesi çocukların gözleri orada kalırdı. &nbsp;<br />
Biraz ileride yeraltı çarşısı. Antakya’nın ilk yeraltı çarşısı oradaydı. Züccaciye dükkanları, çeyizlikler, ışıldayan tabaklar. Gelinlik telaşı, çeyiz telaşı hep oradan geçerdi.</p>

<p>Köşede Milli Piyango bayileri. "Şansımıza yaver giderse" diye bilet alanlar. Künefeden çıkar çıkmaz "bir tane de şans bileti alalım" diyenler. &nbsp;<br />
Jetonlu telefon kulübeleri. "Anne geldim" diyen asker sesleri. Askerler yemin töreninden sonra hep oradaydı. Aileler kucaklaşır, fotoğraf çeker, bir bardak su içerdi.</p>

<p>Gençler orada buluştu. "Köprübaşı’nda bekliyorum" cümlesi 50 yıl boyunca hiç değişmedi. &nbsp;<br />
Büyüklerimiz oraya oturdu. Elinde tesbih, yüzünde güneş. &nbsp;<br />
Emekliler dinlendi. Arabalar geçti. Otobüsler durdu. Çocuklar koştu.</p>

<p>Bir kuşak değil, bir nesil geçti oradan. &nbsp;<br />
Anne geçti, baba geçti, evlat geçti. &nbsp;<br />
Amca geçti, dayı geçti, teyze geçti. &nbsp;<br />
Nişanlısıyla el ele geçen de oldu, torunuyla yürüyen de. &nbsp;<br />
Kimi okula, kimi askere, kimi işe... kimi de sadece künefe kokusuna ve hatıraya.</p>

<p>Deprem geldi. Şehir yıkıldı. &nbsp;<br />
Ama Köprübaşı dimdik ayakta kaldı. Enkazın ortasında bize "ben buradayım" dedi. &nbsp;<br />
Şimdi ise kepçeler giriyor. Beton düşüyor. &nbsp;<br />
Demek ki zamanı gelmiş. Demek ki yıkmak değil, onarmak için.</p>

<p>Çünkü Hatay yeniden ayağa kalkıyor. &nbsp;<br />
Hayaller kuruldu, umutlar yeşerdi. &nbsp;<br />
Depremde yıkılmayan bu köprü, şimdi geçmişle birlikte sökülüyor. &nbsp;<br />
Daha güzel günlere, daha güzel bir köprüye yer açmak için.</p>

<p>Köprübaşı gidiyor ama içimizde kalıyor. &nbsp;<br />
Ulu Cami’nin gölgesinde, şadırvanın suyunda, künefenin şerbetinde kalıyor. &nbsp;<br />
Dondurmanın soğukluğunda, piyango biletinin umudunda kalıyor. &nbsp;<br />
Bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde, bugünümüzde kalıyor.</p>

<p>Güle güle Köprübaşı. &nbsp;<br />
Sen Antakya’nın en çok ayak izi olan yerin. &nbsp;<br />
Yıkıldın belki, ama hatıran yıkılmadı. &nbsp;<br />
Ve biliyoruz ki; senin yerine gelen köprü, senin taşıdığın umutları da taşıyacak.</p>

<p>Daha güzel günlere... Daha güzel köprülere...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 16:29:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gagavuzya&#039;nın Özerk Statüsünün Daraltılması Tartışmaları: Tarihsel Süreç, Uluslararası Hukuk ve Türk Dünyasının Diplomatik İhtiyatı</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gagavuzyanin-ozerk-statusunun-daraltilmasi-tartismalari-tarihsel-surec-uluslararasi-hukuk-ve-turk-dunyasinin-diplomatik-ihtiyati-7889</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gagavuzyanin-ozerk-statusunun-daraltilmasi-tartismalari-tarihsel-surec-uluslararasi-hukuk-ve-turk-dunyasinin-diplomatik-ihtiyati-7889</guid>
                <description><![CDATA[Gagavuzya'nın Özerk Statüsünün Daraltılması Tartışmaları: Tarihsel Süreç, Uluslararası Hukuk ve Türk Dünyasının Diplomatik İhtiyatı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gagavuzya'nın&nbsp;Özerk Statüsünün Daraltılması Tartışmaları: Tarihsel Süreç, Uluslararası Hukuk ve Türk Dünyasının Diplomatik İhtiyatı</p>

<p>İsmail CİNGÖZ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Giriş</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Doğu Avrupa ve Avrasya'da etnik kimlik, özerklik ve devlet egemenliği tartışmaları yeni bir siyasal dönemin temel meseleleri hâline gelmiştir.&nbsp;Moldova Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan Gagavuz Türklerinin statüsü ise silahlı çatışmaya dönüşme ihtimali bulunan bir uyuşmazlığın müzakereyle çözülmesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturmuştur.</p>

<p>23 Aralık 1994 tarihinde Moldova Parlamentosu tarafından kabul edilen “Gagavuzya’nın&nbsp;Özel Hukuki Statüsü Hakkında Kanun”, Gagavuz halkına idarî, kültürel ve siyasî yetkiler tanımış; Moldova’nın toprak bütünlüğü ile Gagavuz kimliğinin korunması arasında denge kurmuştur.[1]&nbsp;Türkiye’nin Kişinev Büyükelçiliği de bu modeli, etnik bir meselenin barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturulmasının başarılı örneklerinden biri olarak değerlendirmiştir.[2]</p>

<p>Buna rağmen&nbsp;Moldova Anayasa Mahkemesinin 9 Temmuz 2026 tarihinde&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;seçim ve idarî yetkilerine ilişkin bazı hükümleri iptal etmesi, özerkliğin geleceğini yeniden tartışmaya açmıştır.[3]&nbsp;Karar,&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;anayasal statüsünü ortadan kaldırmamakla birlikte seçim yönetimi, kamu düzeni ve bazı kamu görevlilerinin atanmasına ilişkin yetkileri merkezî kurumlara bırakarak Kişinev ile&nbsp;Komratarasındaki gerilimi artırmıştır.[4]</p>

<p>Bu çalışma,&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;tarihsel gelişimini, 1994 özerklik modelini ve 2026 Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında ortaya çıkan hukukî ve siyasî tabloyu; uluslararası hukuk, Avrupa Birliği&nbsp;(AB)&nbsp;süreci, Rusya faktörü ve Türk dünyasının yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir.&nbsp;Çalışma&nbsp;yapılırkentarihsel analiz, karşılaştırmalı hukuk incelemesi ve belge analizi yöntemi kullanılmıştır.</p>

<p>Gagavuz Türklerinin Tarihsel Gelişimi</p>

<p>Gagavuzlar, Türkçe konuşan ve büyük çoğunluğu Ortodoks Hristiyan inancına mensup bir Türk topluluğudur. Kökenleri konusunda farklı görüşler&nbsp;olsa da&nbsp;Oğuz-Türk bağlantısı literatürde yaygın biçimde kabul edilmektedir.[5][6][7]Balkanlar’daki Gagavuz topluluklarının önemli bir bölümü, 19. yüzyılın başlarında Rus İmparatorluğu’nun&nbsp;Besarabya’yayönelik iskân politikaları sonucunda bugünkü Moldova’nın güneyine yerleşmiştir.[8]</p>

<p>Sovyet döneminde Gagavuz kimliği varlığını korumuş&nbsp;olsa da&nbsp;dil, kültür ve siyasal temsil alanlarında çeşitli sınırlamalarla karşılaşmıştır. 1980’lerin sonundaki Glasnost ve Perestroyka reformları, Gagavuz millî hareketinin örgütlenmesine imkân sağlamıştır. Moldova’da&nbsp;Romencenin&nbsp;resmî dil hâline getirilmesi ve Romanya ile birleşme ihtimalinin gündeme gelmesi ise Gagavuz toplumundaki kimlik ve güvenlik kaygılarını güçlendirmiştir.[9][10]</p>

<p>Bu ortamda 19 Ağustos 1990 tarihinde “Gagavuz Halkının Moldova Cumhuriyeti’nden Bağımsızlığı ve Özgürlüğü Bildirgesi” kabul edilerek Gagavuzya Cumhuriyeti’nin Sovyetler Birliği içerisinde yer aldığı ilan edilmiştir. Uluslararası toplum tarafından tanınmayan bu yapı, Moldova yönetimi ile Gagavuz temsilcileri arasında yürütülen görüşmeler sonucunda silahlı çatışmaya başvurulmadan çözüme kavuşturulmuştur.[11]&nbsp;Uzlaşma, 23 Aralık 1994 tarihli özel statü kanunuyla hukukî zemine oturtulmuştur.</p>

<p>1994 Gagavuz Özerklik Modeli</p>

<p>Moldova Parlamentosunun kabul ettiği 344-XIII sayılı Kanun,&nbsp;Gagavuzya’yı&nbsp;Moldova Cumhuriyeti içerisinde “özel hukukî statüye sahip özerk bölgesel birim” olarak tanımlamıştır.[12]Kanun ile&nbsp;Gagavuzya’ya&nbsp;Halk Meclisini oluşturma, başkanını doğrudan halk oyuyla seçme, eğitim, kültür ve yerel ekonomi alanlarında düzenleme yapma,&nbsp;Gagavuzca,&nbsp;Moldovaca&nbsp;ve Rusçayı resmî dil olarak kullanma, yerel bütçeyi hazırlama ve uygulama yetkileri tanınmıştır.</p>

<p>Kanun’un kendi kaderini tayin tartışmaları bakımından en dikkat çekici hükmü 1. maddede yer almaktadır:</p>

<p>“Moldova Cumhuriyeti bağımsız devlet statüsünü kaybetmesi hâlinde Gagavuz halkı kendi kaderini tayin hakkını kullanabilir.”[13]</p>

<p>Bu hüküm, Moldova’nın Romanya ile birleşmesi ihtimaline karşı Gagavuz toplumuna güvence sağlamak amacıyla kabul edilmiştir. Dolayısıyla&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;özerkliği yalnızca idarî bir düzenleme değil, Moldova’nın toprak bütünlüğünü koruyan tarihî bir uzlaşma niteliğindedir.</p>

<p>Özerklik Modelinin Uluslararası Hukuktaki Yeri</p>

<p>Uluslararası hukuk, devletlerin bünyesindeki topluluklara doğrudan ve genel bir “özerklik hakkı” tanımamaktadır. Buna karşılık&nbsp;azınlık hakları, demokratik temsil, kültürel kimliğin korunması, yerel yönetim ve kendi kaderini tayin ilkeleri çerçevesinde farklı özerklik modelleri geliştirilmiştir.[14]</p>

<p>Özerklik, ayrılma hakkından farklı olarak bir topluluğun mevcut devlet sınırları içerisinde belirli idarî, kültürel veya yasama yetkilerine sahip olmasını ifade eder. Bu modeller, devletlerin toprak bütünlüğü ile etnik, dilsel veya bölgesel toplulukların kimlik ve temsil talepleri arasında denge kurmayı amaçlamaktadır.</p>

<p>Gagavuzya, Moldova’nın üniter devlet yapısı içerisinde organik kanunla kurulmuş ve anayasal güvenceye bağlanmış özel statülü bir özerk bölgesel birimdir.&nbsp;Anayasal güvence, özerkliğin varlığını korumakta;&nbsp;fakat&nbsp;bütün yetkilerin değiştirilemez olduğu anlamına gelmemektedir.</p>

<p>Gagavuzya’nın&nbsp;yetkileri&nbsp;ise&nbsp;Güney&nbsp;Tirol&nbsp;ve&nbsp;Aland&nbsp;Adaları gibi geniş yasama ve mali yetkilere sahip ileri özerklik örneklerinden daha sınırlıdır. Katalonya geniş fakat tartışmalı bir anayasal statüye, Nahçıvan ise kendi Ali Meclisi ve Bakanlar Kurulu bulunan anayasal özerk cumhuriyet statüsüne sahiptir. Bu örnekler aynı hukukî yapıya sahip olmamakla birlikte&nbsp;Gagavuzya, yasama ve mali özerklik bakımından sınırlı; idarî, kültürel ve sembolik temsil bakımından ise belirgin yetkilere sahip bir modeldir.</p>

<p>Gagavuzya modeli, uluslararası hukukla bağdaşan anayasal bir özerklik örneğidir.&nbsp;Lakin&nbsp;yetki alanının merkezî düzenlemelerle sürekli daraltılması, Moldova’nın iç hukuku yanında hukukî güvenlik, azınlık hakları ve Avrupa Konseyi standartları bakımından tartışma doğurmaktadır.[15]</p>

<p>9 Temmuz 2026 Kararının Hukukî, Siyasî ve Jeopolitik Sonuçları</p>

<p>Moldova Anayasa Mahkemesi, 9 Temmuz 2026 tarihli kararıyla&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;seçim ve idarî yetkilerine ilişkin bazı düzenlemeleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Kararda seçimlerin yönetimi, kamu düzeni, devlet güvenliği ve bazı üst düzey kamu görevlilerinin atanmasına ilişkin yetkilerin merkezî anayasal kurumlara ait olduğu belirtilmiştir.[16]</p>

<p>Mahkeme,&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;özerk statüsünün devam ettiğini ve anayasal güvence altında bulunduğunu da teyit etmiştir. Buna karşılık Gagavuzya Halk Meclisi, kararın 1994 tarihli uzlaşmayı ve özerkliğin kurumsal temellerini zayıflattığını savunmuştur.[17]&nbsp;Dolayısıyla kamuoyunda kullanılan “Gagavuzya’nın&nbsp;özerkliği kaldırıldı” ifadesi hukukî bakımdan isabetli değildir. Daha doğru tanımlama, özerk yönetimin bazı seçim ve idarî yetkilerinin merkezî devlet organlarına devredilmiş olmasıdır. Bununla birlikte kararın siyasî etkisi hukukî kapsamından daha geniştir.</p>

<p>Moldova yönetimi kararın seçim güvenliği, kamu düzeni, yasa dışı siyasî finansman ve dış müdahaleyle mücadele amacı taşıdığını savunmaktadır. Gagavuz yönetimi ise merkezîleşme yönündeki düzenlemeleri 1994 uzlaşmasının tek taraflı biçimde aşındırılması olarak değerlendirmektedir.</p>

<p>Devletler, anayasal düzenleri çerçevesinde idarî yapılanmalarını değiştirme yetkisine sahiptir. Bu nedenle Moldova’nın özerk yetkileri daraltması, uluslararası hukukun doğrudan yasakladığı bir fiil olarak nitelendirilemez.&nbsp;Bu yetki sınırsız değildir; hukukî güvenlik, ölçülülük, demokratik temsil, anayasal sadakat ve tarihî uzlaşmaya saygı ilkeleri gözetilmelidir.[18]</p>

<p>Gagavuzya’nın&nbsp;statüsü sıradan bir yerel yönetim düzenlemesi değildir.&nbsp;Kapsamlı değişikliklerin yalnızca merkezî organların tek taraflı kararlarıyla değil, Kişinev ile&nbsp;Komrat&nbsp;arasında kurumsal müzakere yoluyla gerçekleştirilmesi daha meşru, anlaşılabilir&nbsp;ve sürdürülebilir olacaktır.</p>

<p>Kararın siyasî sonuçları Moldova’nın iç dengelerini de etkileyebilir. Gagavuz toplumunun tamamını güvenlik tehdidi veya Rusya yanlısı bir kitle olarak gören yaklaşımlar, merkezî yönetime duyulan güveni zayıflatabilir. Özerk kurumların etkisizleştirildiği algısı ise merkez karşıtı ve kimlik temelli söylemleri&nbsp;güçlendirebilir.&nbsp;Gagavuz toplumunun bütünü Rusya yanlısı kabul edilemez;&nbsp;lakin&nbsp;bazı siyasî çevrelerin Moskova ile yakın ilişkileri Rusya’ya nüfuz imkânı sağlamaktadır.</p>

<p>Rusya açısından Kişinev-Komrat&nbsp;gerilimi önemli bir propaganda ve nüfuz alanıdır. Moldova yönetiminin özerk kurumlara yönelik müdahaleleri, Moskova tarafından “Batı yanlısı hükûmetin Gagavuzları baskı altına aldığı” söylemiyle kullanılabilir. Rusya, Gagavuz kimliğini ortaya çıkaran aktör değildir; ama&nbsp;mevcut kimlik ve temsil sorunlarını Moldova’nın AB&nbsp;yönelimini zayıflatmak amacıyla araçsallaştırabilir.</p>

<p>Gagavuzya’da Rusçanın yaygın kullanılması, Rus medyasının takip edilmesi ve Rusya ile tarihî, toplumsal ve ekonomik bağların bulunması Moskova’ya önemli bir nüfuz&nbsp;etki&nbsp;alanı sağlamaktadır. Geçmişte bölgede Rusya, Belarus ve Kazakistan’ın oluşturduğu Gümrük Birliği’ne yakınlaşma taleplerinin ve bağımsızlık tartışmalarının gündeme gelmesi de bu yönelimi beslemiştir.[19]</p>

<p>AB&nbsp;ise meseleyi yalnızca azınlık hakları çerçevesinde ele almamaktadır. Avrupa Komisyonunun 2024 Moldova Raporu,&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;özerk statüsü ve kültürel haklarının genel olarak korunduğunu belirtmekle birlikte bölgedeki başkanlık seçimlerine ilişkin usulsüzlük iddialarına dikkat çekmiştir.[20]Komisyonun 2025 değerlendirmesinde ise Gagavuzya Başkanı’nın merkezî hükûmet üyeliğine alınmaması, yasa dışı siyasî finansman davası, bölgesel yayın kuruluşları üzerindeki siyasî etkiler ve Moldova-Gagavuzya çalışma grubunun faaliyetlerinin durması gibi sorunlar kaydedilmiştir.[21]</p>

<p>Bu değerlendirmeler, AB’nin Gagavuzya meselesine seçim güvenliği, dış müdahale, dezenformasyon ve hukukun üstünlüğü perspektifinden de yaklaştığını göstermektedir. Bununla birlikte güvenlik kaygıları, bölgesel kimlik ve demokratik temsil taleplerini bütünüyle ikinci plana itmemelidir. Moldova yönetimi, Rusya yanlısı siyasî ağlarla mücadele ederken Gagavuz kimliği ve özerkliği arasında açık bir ayrım yapmalıdır.</p>

<p>Türkiye ve Türk Dünyasının Tutumu: Diplomatik İhtiyat mı, Stratejik Sessizlik mi?</p>

<p>Gagavuzların Türk kökenli bir topluluk olması, meseleyi Türkiye ve Türk dünyası bakımından yalnızca Moldova’nın iç hukukuna ilişkin bir konu olmaktan çıkarmaktadır. Buna rağmen Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı&nbsp;(TDT)&nbsp;tarafından 9 Temmuz 2026 tarihli karara karşı sert veya ortak bir siyasî tepki verilmemiştir.</p>

<p>Bu tutum, Gagavuz halkına yönelik ilgisizlikten çok devlet egemenliği, toprak bütünlüğü ve iç işlerine karışmama ilkelerinin öncelenmesiyle açıklanabilir.&nbsp;TDT’nin&nbsp;kurucu belgelerinde egemen eşitlik, uluslararası sınırların dokunulmazlığı ve devletlerin toprak bütünlüğüne saygı temel ilkeler arasındadır.[22]</p>

<p>Gagavuzya bağımsız bir devlet veya TDT bünyesinde temsil edilen özerk bir yapı değildir. Moldova da Teşkilatın üyesi ya da gözlemcisi değildir. Dolayısıyla&nbsp;TDT’nin&nbsp;doğrudan siyasî taraf hâline gelmesi, Moldova’nın iç işlerine müdahale şeklinde yorumlanabileceği gibi başka ülkelerde yaşayan Türk toplulukları bakımından emsal oluşturabilir.[23]</p>

<p>Gagavuzya’nın&nbsp;Türk dünyasıyla kurumsal ilişkileri daha çok kültür, dil, eğitim ve kalkınma alanlarında gelişmiştir. Gagavuz temsilciler TÜRKSOY faaliyetlerine katılmış; Gagavuz kültürü ve dilinin korunmasına yönelik çalışmalar yürütülmüştür.[24][25]</p>

<p>Türkiye ise Moldova ile ilişkilerinde iki amacı dengelemektedir: Moldova’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü desteklemek, Gagavuz Türklerinin kültürel kimliği ile ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunmak. Türkiye-Moldova ilişkilerinin stratejik ortaklık düzeyine taşınması ve Ankara’nın Moldova’nın toprak bütünlüğünü açıkça desteklemesi bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır.[26][27]</p>

<p>Türkiye’nin Gagavuzya politikasında eğitim, sağlık, altyapı, içme suyu, yerel yönetim kapasitesi ve kültürel miras projeleri öne çıkmaktadır.[28]&nbsp;Bu politikanın amacı&nbsp;Gagavuzya’yıMoldova’dan koparmak değil, Gagavuz toplumunun Moldova sınırları içerisinde kimliğini koruyarak refah ve güvenlik içinde yaşamasını desteklemektir.</p>

<p>Dolayısyla&nbsp;Türkiye’nin gelişmeleri doğrudan “özerkliğin kaldırılması” olarak tanımlaması hukukî bakımdan güçtür.&nbsp;Ne var ki&nbsp;özerkliğin kâğıt üzerinde korunurken idarî ve siyasî içeriğinin aşamalı biçimde zayıflatılması ihtimali Ankara tarafından yakından&nbsp;takip edilmelidir.</p>

<p>Türkiye ve TDT; Moldova’nın egemenliğine açıkça saygı gösterirken Gagavuzların dil, eğitim, kültür ve yerel temsil haklarını desteklemeli, Kişinev-Komrat&nbsp;diyaloğuna katkı sunmalı, Gagavuz Türkçesinin korunmasına yönelik projeleri, bursları, öğrenci değişimlerini ve yerel kalkınma programlarını artırmalıdır. Bu destek&nbsp;programlarıMoldova’nın anayasal düzenine müdahale şeklinde değil; kültürel hakların korunması ve taraflar arası diyaloğun teşviki biçiminde yürütülmelidir.</p>

<p>Türk dünyasının ihtiyatlı tutumu anlaşılabilir olsa da öte yandan&nbsp;uzun süreli sessizlik, Gagavuz toplumunda terk edilmişlik duygusu oluşturabilir. Türkiye, taraflardan birinin sözcüsü olmak yerine tarihî bağları ve Moldova ile geliştirdiği ilişkiler sayesinde kolaylaştırıcı diplomasi yürütebilir.</p>

<p>Olası Gelecek Senaryoları</p>

<p>1. Diyalog ve Avrupa standartları temelinde yeni uzlaşma</p>

<p>En olumlu senaryo, Moldova-Gagavuzya ortak çalışma mekanizmalarının yeniden işletilmesi ve Anayasa Mahkemesi kararının sınırlarının açık kanunlarla belirlenmesidir. Merkezî devletin güvenlik ve ulusal seçim yetkileri korunurken&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;kültür, eğitim, yerel temsil ve idarî özerklik alanları güvence altına alınabilir.</p>

<p>Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı,&nbsp;Gagavuzya’nınetnik-bölgesel statüsünü doğrudan düzenlememekle birlikte seçilmiş yerel organlar, yeterli mali kaynaklar ve merkezî müdahaleye karşı yargısal korunma bakımından tamamlayıcı ilkeler sunmaktadır.[29]&nbsp;Moldova bu&nbsp;Şart’a&nbsp;taraf olduğundan yerel özerklik ilkelerini uygulamakla yükümlüdür.[30]&nbsp;AB üyelik süreci yalnızca merkezî kurumları güçlendiren değil, yerinden yönetimi ve demokratik temsili sağlamlaştıran bir imkân olarak kullanılabilir.</p>

<p>2. Özerkliğin fiilen işlevsizleştirilmesi</p>

<p>Bu senaryoda&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;adı ve kurumları varlığını sürdürür; ama&nbsp;karar alma, bütçe kullanma ve yerel yöneticilerin belirlenmesine katılma yetkileri aşamalı biçimde azaltılır. Böyle bir gelişme, özerkliğin hukukî olarak korunmasına rağmen siyasî ve idarî içeriğinin boşaltılması anlamına gelir.</p>

<p>3. Gerilimin Rusya-Batı rekabetine dönüşmesi</p>

<p>Kimlik sorunları, ekonomik sıkıntılar ve siyasî temsil taleplerinin dış aktörlerin müdahalesine daha açık hâle gelmesi, Moldova’nın AB üyelik sürecini zorlaştırabilir.&nbsp;Transdinyester&nbsp;meselesi nedeniyle zaten kırılgan olan ülkenin istikrarı daha fazla tehdit edilebilir.[31]&nbsp;Bu durumda Gagavuzya, yerel bir özerklik meselesi olmaktan çıkarak Rusya-Batı rekabetinin yeni cephelerinden birine dönüşebilir.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Gagavuzya’nın&nbsp;özerkliği, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan kimlik ve egemenlik sorunlarının silahlı çatışmaya dönüşmeden çözülebilmesinin önemli örneklerinden biridir. 1994 tarihli Özel Hukukî Statü Kanunu, Moldova’nın toprak bütünlüğünü korurken Gagavuz halkına kimliğini, dilini ve yerel kurumlarını yaşatabileceği bir alan sağlamıştır. Bu yönüyle Gagavuzya modeli, sıradan bir yerel yönetim düzenlemesinden çok karşılıklı tavizlere dayanan tarihî bir uzlaşmadır.</p>

<p>Moldova Anayasa Mahkemesinin 9 Temmuz 2026 tarihli kararı&nbsp;Gagavuzya’nın&nbsp;özerk statüsünü kaldırmamış; ancak bazı seçim ve idarî yetkileri merkezî devlet organlarına devrederek özerkliğin geleceğine ilişkin kaygıları artırmıştır. Moldova’nın seçim güvenliği, yasa dışı siyasî finansman ve dış müdahaleyle mücadele kaygıları&nbsp;anlaşılabilir ve iç hukuk açısından&nbsp;meşru&nbsp;kabul edilebilir&nbsp;olmakla&nbsp;birlikte&nbsp;bu gerekçeler özerk kurumların sürekli biçimde etkisizleştirilmesine dönüşmemelidir. Gagavuz siyasî aktörler de özerkliği dış güçlerin Moldova üzerindeki nüfuz mücadelesinin aracına dönüştürecek politikalardan kaçınmalıdır.</p>

<p>Türkiye ve Türk dünyasının hedefi Moldova’nın toprak bütünlüğünü tartışmaya açmak değil; 1994 uzlaşmasının ruhunu korumak, Gagavuzların kültürel ve idarî haklarını desteklemek ve Kişinev-Komrat&nbsp;diyaloğuna katkı sunmak olmalıdır. Gagavuzya meselesinin kalıcı çözümü ne katı merkezîleştirmede ne de ayrılıkçı siyasette bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Kalıcı çözüm, Moldova'nın egemenliği ile&nbsp;Gagavuzya'nınözerkliğini karşı karşıya getirmekten değil; 1994 uzlaşmasının ruhunu koruyarak günümüz şartlarına uyarlanacak yeni bir Kişinev-Komrat&nbsp;mutabakatı oluşturabilmekten geçmektedir.Bu nedenle Gagavuzya örneği, yalnızca Moldova'nın iç hukukunu ilgilendiren bir idarî mesele değil; çok katmanlı güvenlik, azınlık hakları ve Avrupa bütünleşmesi arasındaki hassas dengeyi yansıtan güncel bir uluslararası yönetişim sorunu olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>​​:</p>

<p>İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı.&nbsp;<a href="mailto:cingozismail01@gmail.com">cingozismail01@gmail.com</a></p>

<p>Dipnotlar</p>

<p>[1]&nbsp;Law&nbsp;No. 344-XIII on&nbsp;the&nbsp;Special Legal&nbsp;Status&nbsp;of&nbsp;Gagauzia&nbsp;(Gagauz-Yeri),&nbsp;Parliament&nbsp;of&nbsp;the&nbsp;Republic&nbsp;of Moldova, 23&nbsp;December&nbsp;1994,&nbsp;<a href="https://www.mskgagauzia.md/wp-content/uploads/2020/02/Zakon-344-angl.pdf">https://www.mskgagauzia.md/wp-content/uploads/2020/02/Zakon-344-angl.pdf</a>(Erişim Tarihi: 12.07.2026).<br />
[2]&nbsp;“Büyükelçimiz Sayın Gürol&nbsp;Sökmensüer’in&nbsp;Gagauzya’ya Özel Hukuki Statü Tanıyan Kanun’un 23 Aralık 1994 Tarihinde Moldova Parlamentosunda Kabul Edilmesi Münasebetiyle Yayınlanan Mesajı”, Türkiye Cumhuriyeti Kişinev Büyükelçiliği, 23.12.2019,&nbsp;<a href="https://kisinev-be.mfa.gov.tr/Mission/ShowAnnouncement/366753">https://kisinev-be.mfa.gov.tr/Mission/ShowAnnouncement/366753</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[3]&nbsp;Moldova Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı, “The&nbsp;Constitutional&nbsp;Court&nbsp;Admittedthe&nbsp;Complaint&nbsp;Filed&nbsp;by&nbsp;the&nbsp;Minister&nbsp;of&nbsp;Justice”, 9&nbsp;July&nbsp;2026,&nbsp;<a href="https://www.justice.gov.md/en/content/constitutional-court-admitted-complaint-filed-minister-justice">https://www.justice.gov.md/en/content/constitutional-court-admitted-complaint-filed-minister-justice</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[4]&nbsp;QHA, “Moldova Anayasa Mahkemesi: Gagauzya, Seçimleri Bağımsız Olarak Düzenleyemez!”, 10.07.2026,&nbsp;<a href="https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/moldova-anayasa-mahkemesi-gagauzya-secimleri-bagimsiz-olarak-duzenleyemez-528482">https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/moldova-anayasa-mahkemesi-gagauzya-secimleri-bagimsiz-olarak-duzenleyemez-528482</a>(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[5]&nbsp;Pavel&nbsp;Vintilă, “The&nbsp;Ethnopolitical&nbsp;Identity of&nbsp;the&nbsp;Gagauz:&nbsp;Between&nbsp;the&nbsp;Russian World&nbsp;and&nbsp;European&nbsp;Integration”,&nbsp;Inclusivity, 1, 2025,&nbsp;ss. 141-158,&nbsp;<a href="https://doi.org/10.58603/RXBQ3649">https://doi.org/10.58603/RXBQ3649</a>;&nbsp;<a href="https://inclusivity.uoradea.ro/storage/issues/2025/1/2025-issue_1-pavel-vintila.pdf">https://inclusivity.uoradea.ro/storage/issues/2025/1/2025-issue_1-pavel-vintila.pdf</a>(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[6]&nbsp;Ahmet Uslu, “Gagavuzların Tarihsel Gelişimi, Kültürel Dinamikleri ve Modern Toplum Yapısının Çok Boyutlu Analizi”, Çanakkale&nbsp;Onsekiz&nbsp;Mart Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Çanakkale, 2025.<br />
[7]&nbsp;Selcen&nbsp;Özyurt Ulutaş, “Gagauz Türkleri: Tuna ile&nbsp;Dinyester&nbsp;Arasında Kalan Coğrafyada Varlıklarını Sürdürebilmiş Nadir Türk Topluluklarından Biri”, Türk Dünyası Ansiklopedisi, 15.07.2025,&nbsp;<a href="https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/8082/Gagauz-T%C3%BCrkleri">https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/8082/Gagauz-T%C3%BCrkleri</a>(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[8]&nbsp;Ahmet Uslu, a.g.t.<br />
[9]&nbsp;Ali Servet Öncü, “1991-1995 Yılları Arası Türkiye-Moldova İlişkileri ve&nbsp;Gagauzlar”, Gazi Türkiyat, Güz 2014/15,&nbsp;ss. 87-104,&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/76867">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/76867</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[10]&nbsp;Erdem Yılmaz, “23 Aralık Gagavuz Türklerinin Bağımsızlığı”, TUDPAM, 26.12.2023,&nbsp;<a href="https://tudpam.org/23-aralik-gagavuz-turklerinin-bagimsizligi/">https://tudpam.org/23-aralik-gagavuz-turklerinin-bagimsizligi/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[11]&nbsp;Erkin&nbsp;Öncan, “35 Yıl Önce Bugün, Avrupa’da Bir Türk Cumhuriyeti Kuruldu: Moldova Değil, Sovyet Vatandaşıyız”,&nbsp;Independent&nbsp;Türkçe, 19.08.2025,&nbsp;<a href="https://www.indyturk.com/node/763562/haber/35-y%C4%B1l-%C3%B6nce-bug%C3%BCn-avrupada-bir-t%C3%BCrk-cumhuriyeti-kuruldu-moldova-de%C4%9Fil-sovyet">https://www.indyturk.com/node/763562/haber/35-y%C4%B1l-%C3%B6nce-bug%C3%BCn-avrupada-bir-t%C3%BCrk-cumhuriyeti-kuruldu-moldova-de%C4%9Fil-sovyet</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026)<br />
[12]&nbsp;Law&nbsp;No. 344-XIII,&nbsp;md.&nbsp;1-15<br />
[13]&nbsp;Law&nbsp;No. 344-XIII,&nbsp;md.&nbsp;1/4<br />
[14]&nbsp;Dilan Mızrak, “Özerkliğin Uluslararası Hukukun Kaynakları Bakımından Değerlendirilmesi ve Bölgesel Özerk Yapıların Uluslararası Yargı Mekanizmaları Karşısındaki Konumu”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 24, S. 40, 2019,&nbsp;ss. 73-108,&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/832121">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/832121</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[15]&nbsp;News.by, “Moldova&nbsp;Restricts&nbsp;Gagauzia&nbsp;from&nbsp;Holding&nbsp;Elections&nbsp;Through&nbsp;ItsOwn&nbsp;Central&nbsp;Electoral&nbsp;Commission”, 09.07.2026,&nbsp;<a href="https://news.by/eng/news/v_mire/moldova-restricts-gagauzia-from-holding-elections-through-its-own-central-electoral-commission">https://news.by/eng/news/v_mire/moldova-restricts-gagauzia-from-holding-elections-through-its-own-central-electoral-commission</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[16]&nbsp;Tribuna, “Several&nbsp;Provisions&nbsp;on&nbsp;Gagauzia’s&nbsp;Electoral&nbsp;and&nbsp;AdministrativePowers&nbsp;Struck&nbsp;Down&nbsp;by&nbsp;Court”, 9&nbsp;July&nbsp;2026,&nbsp;<a href="https://tribuna.md/en/2026/07/09/ministerul-justitiei-hotararea-cc-ofera-o-clarificare-necesara-pentru-aplicarea-coerenta-a-constitutiei-si-pentru-un-cadru-juridic-previzibil/">https://tribuna.md/en/2026/07/09/ministerul-justitiei-hotararea-cc-ofera-o-clarificare-necesara-pentru-aplicarea-coerenta-a-constitutiei-si-pentru-un-cadru-juridic-previzibil/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[17]&nbsp;Dmitry Kalak, “The&nbsp;Gagauzia&nbsp;People’s&nbsp;Assembly’s&nbsp;Response&nbsp;to&nbsp;the&nbsp;Decisionof&nbsp;the&nbsp;Constitutional&nbsp;Court of Moldova”, Logos&nbsp;Press, 10&nbsp;July&nbsp;2026,&nbsp;<a href="https://logos-pres.md/en/news/the-gagauzia-peoples-assemblys-response-to-the-decision-of-the-constitutional-court-of-moldova/">https://logos-pres.md/en/news/the-gagauzia-peoples-assemblys-response-to-the-decision-of-the-constitutional-court-of-moldova/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[18]&nbsp;İbrahim&nbsp;Nanecioğlu, “Moldova’dan Gagavuz Türklerinin Özerklik Haklarını Tartışmaya Açan Karar”, NNC Haber, 12.07.2026,&nbsp;<a href="https://www.nnchaber.com/moldova-dan-gagavuz-turklerinin-ozerklik-haklarini-tartismaya-acan-karar">https://www.nnchaber.com/moldova-dan-gagavuz-turklerinin-ozerklik-haklarini-tartismaya-acan-karar</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[19]&nbsp;İlyas Kemaloğlu, “Gagavuzya Özerk Bölgesi ve Bölgedeki Bazı Sorunlar”, ORSAM, 09.10.2013,&nbsp;<a href="https://orsam.org.tr/yayinlar/gagavuzya-ozerk-bolgesi-ve-bolgedeki-bazi-sorunlar/">https://orsam.org.tr/yayinlar/gagavuzya-ozerk-bolgesi-ve-bolgedeki-bazi-sorunlar/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[20]&nbsp;European&nbsp;Commission,&nbsp;Commission&nbsp;Staff&nbsp;Working&nbsp;Document,&nbsp;Republic&nbsp;of Moldova 2024 Report,&nbsp;Brussels, 30.10.2024, SWD (2024) 698 final,&nbsp;ss. 40-41,&nbsp;<a href="https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/858717b3-f8ef-4514-89fe-54a6aa15ef69_en?filename=Moldova%20Report%202024.pdf">https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/858717b3-f8ef-4514-89fe-54a6aa15ef69_en?filename=Moldova%20Report%202024.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[21]&nbsp;European&nbsp;Commission,&nbsp;Commission&nbsp;Staff&nbsp;Working&nbsp;Document,&nbsp;Republic&nbsp;of Moldova 2025 Report,&nbsp;Brussels, 04.11.2025, SWD (2025) 758 final,&nbsp;<a href="https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/23fa6af0-89b3-4532-a3d9-d1638727d14c_en?filename=moldova-report-2025.pdf">https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/23fa6af0-89b3-4532-a3d9-d1638727d14c_en?filename=moldova-report-2025.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[22]&nbsp;Elmar&nbsp;Mammadyarov, “The&nbsp;Turkic&nbsp;Council: A&nbsp;Rising&nbsp;Actor&nbsp;in&nbsp;RegionalCooperation&nbsp;in&nbsp;Eurasia”,&nbsp;Fifth&nbsp;Summit&nbsp;of&nbsp;the&nbsp;Turkic&nbsp;Council: A&nbsp;Rising&nbsp;Actor&nbsp;in&nbsp;Regional&nbsp;Cooperation&nbsp;in&nbsp;Eurasia,&nbsp;ss. 5-8,&nbsp;<a href="https://turkicstates.org/u/d/publications/5-zirvesinde-turk-konseyi-ingilizce-ozel-yayin-3-en.pdf">https://turkicstates.org/u/d/publications/5-zirvesinde-turk-konseyi-ingilizce-ozel-yayin-3-en.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[23]&nbsp;Michael&nbsp;Wood, “Non-Intervention:&nbsp;Non-Interference&nbsp;in&nbsp;Domestic&nbsp;Affairs”, Princeton&nbsp;University,&nbsp;<a href="https://pesd.princeton.edu/node/551">https://pesd.princeton.edu/node/551</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[24]&nbsp;TÜRKSOY, “Tarihçe”,&nbsp;<a href="https://www.turksoy.org/tarihce">https://www.turksoy.org/tarihce</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[25]&nbsp;“Gagavuz Yeri (Moldova) Başkanı&nbsp;İrina&nbsp;Vlah&nbsp;TÜRKSOY’u&nbsp;Ziyaret Etti”, TÜRKSOY, 27.07.2022,&nbsp;<a href="https://www.turksoy.org/haberler/gagavuz-yeri-moldova-baskani-irina-vlah-turksoyu-ziyaret-etti">https://www.turksoy.org/haberler/gagavuz-yeri-moldova-baskani-irina-vlah-turksoyu-ziyaret-etti</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[26]&nbsp;Zuhal Demirci, “Türkiye-Moldova İlişkileri Stratejik Ortaklık Düzeyine Taşındı”, Anadolu Ajansı, 20.10.2018,&nbsp;<a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiye-moldova-iliskileri-stratejik-ortaklik-duzeyine-tasindi/1287600">https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiye-moldova-iliskileri-stratejik-ortaklik-duzeyine-tasindi/1287600</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[27]&nbsp;“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moldova Cumhurbaşkanı&nbsp;Sandu&nbsp;ile Görüşmesine İlişkin Açıklama”, Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı, 17.04.2026,&nbsp;<a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-moldova-cumhurbaskani-sandu-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-moldova-cumhurbaskani-sandu-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[28]&nbsp;Ahmet Uslu, a.g.t.<br />
[29]&nbsp;“Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”, Türkiye Belediyeler Birliği,&nbsp;<a href="https://www.tbb.gov.tr/tr/avrupa-yerel-yonetimler-ozerklik-sarti">https://www.tbb.gov.tr/tr/avrupa-yerel-yonetimler-ozerklik-sarti</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[30]&nbsp;Elnur&nbsp;İsmayıl, “Bölgesel Güç Rekabetinde Moldova’nın Güvenliği ve Ayrılıkçı Bölgeler Sorunu”, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 19, Kasım 2024,&nbsp;ss. 1-26,&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4063036">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4063036</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).<br />
[31]&nbsp;Dmitri&nbsp;Chirciu, “Rusya:&nbsp;Transdinyester&nbsp;Sorununu Güçle Çözme Girişimleri, Moldova İçin Olumsuz Sonuçlar Doğuracak”, Anadolu Ajansı, 21.04.2026,&nbsp;<a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rusya-transdinyester-sorununu-guccle-cozme-girisimleri-moldova-icin-olumsuz-sonuclar-doguracak/3913920">https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rusya-transdinyester-sorununu-guccle-cozme-girisimleri-moldova-icin-olumsuz-sonuclar-doguracak/3913920</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 13.07.2026).</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:40:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NATO Zirvesinde Türkiye Konuşuldu</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nato-zirvesinde-turkiye-konusuldu-7888</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nato-zirvesinde-turkiye-konusuldu-7888</guid>
                <description><![CDATA[NATO Zirvesinde Türkiye Konuşuldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>NATO Zirvesinde Türkiye Konuşuldu</p>

<p><br />
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi, yalnızca alınan kararlarla değil, Türkiye'nin uluslararası alandaki ağırlığıyla da dikkat çekti. Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri aynı masada buluşurken, Türkiye'nin stratejik konumu ve üstlendiği rol bir kez daha öne çıktı.<br />
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türkiye'nin NATO'nun en büyük ordularından birine sahip olduğunu, savunma sanayisinde son yıllarda büyük ilerleme kaydettiğini ve "Türkiye'nin NATO'daki liderliğinin önemli olduğunu" ifade etti. Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasının da bunun açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.</p>

<p><br />
ABD Başkanı Donald Trump ise zirvenin ardından yaptığı değerlendirmede Ankara'daki organizasyonu "çok başarılı" olarak nitelendirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ev sahipliği için teşekkür etti. Erdoğan için "güçlü bir lider" ifadelerini kullanan Trump, Türkiye'nin önemli bir ülke olduğunu dile getirdi. Bu açıklamalar gösteriyor ki Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafya nedeniyle değil; savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve bölgesel etkisiyle de uluslararası karar mekanizmalarında dikkatle takip edilen bir ülke konumundadır.</p>

<p><br />
Türkiye'nin güçlü olduğu her platform, milletimizin gururudur. Dileğimiz, bu etkinin barışa, güvenliğe ve ülkemizin menfaatlerine katkı sağlayarak daha da güçlenmesidir.</p>

<p>Yazar Mustafa ALDIÇ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:45:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hatay NATO Zirvesi’nin Mutfağına Neden Giremedi?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-nato-zirvesinin-mutfagina-neden-giremedi-7887</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatay-nato-zirvesinin-mutfagina-neden-giremedi-7887</guid>
                <description><![CDATA[Hatay NATO Zirvesi’nin Mutfağına Neden Giremedi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay NATO Zirvesi’nin Mutfağına Neden Giremedi?</p>

<p>Ali CEREN yazdı..</p>

<p>Ankara'da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi, yalnızca diplomasi açısından değil, Türkiye'nin kültürel ve gastronomik zenginliğinin dünyaya tanıtılması bakımından da tarihi bir fırsattı. Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri aynı masada buluşurken, Türkiye de mutfağını uluslararası vitrine çıkardı. Ancak o sofralarda dikkat çeken büyük bir eksiklik vardı: Hatay.<br />
Evet, masada Türkiye'nin dört bir yanından seçilmiş lezzetler vardı.<br />
Hizan Karakovan Balı, Maraş Dondurması, Tokat Yaprağı, Urla Sakız Enginarı, Ezine Peyniri, İzmir Tulumu, Kars Gravyeri, Antep usulü kuru dolma ve nakış dolma, Antalya hibeşi, Anadolu aşı, Ezogelin çorbası, Uşak tarhanası, keşkek, İzmir köfte, tantuni, kıymalı pide…<br />
Peki ya Hatay?<br />
Sadece Hatay Kırma Zeytini…<br />
UNESCO Gastronomi Şehri unvanına sahip, yüzlerce yıllık mutfak kültürüyle dünyanın sayılı gastronomi merkezlerinden biri kabul edilen Hatay'ın; künefesi, tepsi kebabı, kağıt kebabı, oruğu, humusu, zahteri, biberli ekmeği, kaytaz böreği, sürkü, küflü sürkü, tuzlu yoğurdu ve daha onlarca eşsiz lezzeti neden o sofralarda yer bulamadı?<br />
İşte asıl sorgulanması gereken konu budur.<br />
Bu organizasyon başka bir ülkede yapılmadı.<br />
Türkiye'nin ev sahipliğinde, Ankara'da gerçekleştirildi.<br />
Dünyanın gözü Türkiye'nin üzerindeydi.<br />
Peki Türkiye'nin gastronomi başkentlerinden biri olan Hatay neden kendi ülkesinin ev sahipliği yaptığı bu dev organizasyonda hak ettiği şekilde temsil edilmedi?<br />
Daha da önemlisi…<br />
Hataylı ustalar neden o mutfakta yoktu?<br />
Bugün Hatay, Avrupa Birliği coğrafi işaret tescilleri konusunda Türkiye'nin en hızlı yükselen şehirlerinden biri.<br />
Hatay Künefesi, Hatay Kaytaz Böreği, Hatay Sürk Peyniri, Antakya Küflü Sürkü derken yeni tesciller de yolda.<br />
Avrupa Hatay mutfağını tescillerken, Türkiye'nin en önemli uluslararası organizasyonlarından birinde Hatay'ın yalnızca kırma zeytinle temsil edilmesi gerçekten düşündürücüdür.<br />
Bu sadece bir yemek meselesi değildir.<br />
Bu bir temsiliyet meselesidir.<br />
Bu bir tanıtım meselesidir.<br />
Bu, Hatay'ın hak ettiği değeri görüp görmediğinin göstergesidir.<br />
Depremin ardından ayağa kalkmaya çalışan Hatay'ın en güçlü markalarından biri mutfağıdır. Sanayisini yeniden kurabilirsiniz, yollarını yeniden yapabilirsiniz, binalarını yeniden inşa edebilirsiniz. Ama Hatay'ın yüzyılların birikimiyle oluşmuş mutfak kültürü zaten hazır bir dünya markasıdır.<br />
İşte tam da bu nedenle NATO Zirvesi gibi organizasyonlar Hatay için eşsiz fırsatlardır.<br />
Ne yazık ki bu fırsat değerlendirilememiştir.<br />
Şimdi herkesin sorması gereken soru şudur:<br />
Bu tablonun sorumlusu kim?<br />
Hatay mutfağını ulusal ve uluslararası platformlarda temsil etmekle görevli kurumlar mı?<br />
Gastronomi dernekleri mi?<br />
Yerel yöneticiler mi?<br />
Turizm paydaşları mı?<br />
Yoksa Hatay'ın mutfağını doğru platformlara taşıyacak organizasyonları oluşturamayanlar mı?<br />
Yıllardır "UNESCO Gastronomi Kenti" unvanıyla övünüyoruz.<br />
Her yıl gastronomi festivalleri düzenliyoruz.<br />
Paneller yapıyoruz.<br />
Lezzet günleri organize ediyoruz.<br />
Fuar fuar geziyoruz.<br />
Sosyal medyada binlerce paylaşım yapıyoruz.<br />
Peki sonuç nerede?<br />
Dünyanın en önemli diplomasi organizasyonlarından biri Türkiye'de yapılıyor.<br />
Onlarca devlet başkanı aynı sofraya oturuyor.<br />
Ve Hatay mutfağı o sofrada neredeyse hiç yok.<br />
O halde şu soruyu sormak herkesin hakkıdır:<br />
Biz gerçekten Hatay mutfağını tanıtıyor muyuz, yoksa sadece gastronomi günleri düzenleyerek kendi kendimizi mi alkışlıyoruz?<br />
Festival yapmak elbette önemlidir.<br />
Ancak asıl başarı; dünyanın izlediği sofralarda yer alabilmektir.<br />
Hatay'ın tanıtımı yalnızca şehir içinde düzenlenen etkinliklerle olmaz.<br />
Gerçek tanıtım, uluslararası organizasyonlarda görünür olabilmektir.<br />
Hatay'ın lezzetlerini dünyaya taşıdığımızı söylüyoruz.<br />
Peki dünyanın gözünün çevrildiği organizasyonlarda neden görünmüyoruz?<br />
Neden bir künefe ustası NATO mutfağında değildi?<br />
Neden bir kaytaz böreği ustası o sofraya davet edilmedi?<br />
Neden tepsi kebabı, humus, biberli ekmek ya da kağıt kebabı dünyanın liderlerine sunulmadı?<br />
Bu sorular cevapsız bırakılmamalıdır.<br />
Çünkü tanıtım; afiş bastırmakla, festival yapmakla, birkaç gün süren etkinliklerle olmaz.<br />
Tanıtım; dünyanın en prestijli sofralarında yer alabilmektir.<br />
Bugün NATO Zirvesi'nde yer alamayan bir mutfak için yarın "Dünya bizi tanımıyor." diye yakınmanın da hiçbir anlamı kalmaz.<br />
Hatay mutfağı geri planda bırakılacak kadar sıradan değildir.<br />
Tam tersine, Türkiye'nin dünyaya gururla sunabileceği en güçlü gastronomi markalarından biridir.<br />
Sorun mutfakta değildir.<br />
Sorun, Hatay mutfağını hak ettiği yere taşıyamayan temsil anlayışındadır.<br />
Artık ilgili kurumların, gastronomi temsilcilerinin, meslek odalarının, turizm paydaşlarının ve karar vericilerin bu tabloyu ciddiyetle değerlendirmesi gerekiyor.<br />
Çünkü Hatay artık mazeret değil, sonuç görmek istiyor.<br />
Hatay'ın mutfağı yalnızca gastronomi festivallerinin afişlerinde değil, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı en prestijli uluslararası organizasyonların başköşesinde yer almalıdır.<br />
Bunu sağlayamayanlar da çıkıp kamuoyuna şu sorunun cevabını vermelidir:<br />
Hatay'ın eşsiz mutfağı NATO Zirvesi'nin sofrasına neden giremedi?<br />
Kalın SAĞ’lıcakla…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:07:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EVE DÖNMEK EN GÜZEL KUTLAMADIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eve-donmek-en-guzel-kutlamadir-7886</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/eve-donmek-en-guzel-kutlamadir-7886</guid>
                <description><![CDATA[EVE DÖNMEK EN GÜZEL KUTLAMADIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EVE DÖNMEK EN GÜZEL KUTLAMADIR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son günlerde haberler çok aynı: “Motosiklet kazası… Hayatını kaybetti.”&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son bir ayda çok duyduk. Çok gençti, çok tecrübeliydi… Fark etmiyor. Bir anda bitiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Motosiklet affetmiyor. Koruyan kaporta yok, airbag yok. Bir saniyelik dalgınlık, bir gaz fazlası, bir virajın yanlış hesabı… Her şey değişiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Motor kullanmak özgürlük. Rüzgar, yol, kendi başına gitmek… Bu hissi hepimiz biliyoruz. Çok doğal.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama aynı özgürlük sorumluluk da istiyor. “Bana bir şey olmaz” dediğimiz an, tehlike orada başlıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki biz ne yapacağız?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyükler olarak: Anahtarı verirken sadece “dikkat et” demek yetmiyor. İlk motorun gücü, gece sürüşü, ekipman, kask… Bunlar aceleye gelmez. Yanında bilen biriyle başlamak, eğitim almak sevginin başka halidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaş olarak: “Yavaşla” denildiğinde dalga geçilmemeli. Alkış hız için değil, sağ salim dönüş için olmalı. Birbirimizi gaza değil, frene çağırmalıyız. Gerçek cesaret eve varmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Motor kullananlar olarak: Trafik kuralları ceza için değil. Hayat için. Hız değil, dönüş kutlanmalı. Ekipman takmak mahcubiyet değil, akıllılıktır. Mesaj atıp “geldim” demek, birilerinin duasını rahatlatmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rakamlar artıyor. Kazalar can yakıyor. Belki ehliyet sürecini, eğitimleri, denetimleri konuşmanın zamanıdır. Ama önce biz kendi aramızda konuşalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın sabah işe giderken, okula giderken, bir çay içmeye çıkarken… Motorun anahtarına elini atarken bir saniye dur. Aynaya bak. Kaskını tak. Telefonuna “çıktım” yaz. Giderken değil, dönerken kutla.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bu yazıyı okuyan herkesin evde bekleyeni var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne, bir baba, bir eş, arkadaş bir çocuk… Ya da sadece seni merak eden bir dost.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yolda hepimiz birbirimize emanetiz. Arabasıyla, yayasıyla, motorcusuyla…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir fotoğraf, bir alkış, bir heves için bir ömürden vazgeçmeye değmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En büyük kaza, “keşke” demektir. O “keşke”yi yaşamamak için bugün karar verelim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yavaşlayalım. Konuşalım. Kollayalım birbirimizi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü en güzel kutlama, eve dönüp kapıdan içeri girmektir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eve dönen her motor sesi bir duaya denk gelsin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:14:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rus Stratejik Söyleminde Türkiye&#039;nin Yükselen Bölgesel Rolü: 2025 Analizinin Bir Yıl Sonra Değerlendirilmesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/rus-stratejik-soyleminde-turkiyenin-yukselen-bolgesel-rolu-2025-analizinin-bir-yil-sonra-degerlendirilmesi-7885</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/rus-stratejik-soyleminde-turkiyenin-yukselen-bolgesel-rolu-2025-analizinin-bir-yil-sonra-degerlendirilmesi-7885</guid>
                <description><![CDATA[Rus Stratejik Söyleminde Türkiye'nin Yükselen Bölgesel Rolü: 2025 Analizinin Bir Yıl Sonra Değerlendirilmesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rus Stratejik Söyleminde Türkiye'nin Yükselen Bölgesel Rolü: 2025 Analizinin Bir Yıl Sonra Değerlendirilmesi</p>

<p>İsmail CİNGÖZ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özet</p>

<p>2025 yılı ortalarında&nbsp;Rus medya organlarında Türkiye'nin güvenlik politikalarının&nbsp;“büyük bir savaşa hazırlık”&nbsp;şeklinde yorumlanması dikkat çekmişti. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreçte İsrail-İran çatışmaları, Suriye'deki güç dengelerindeki değişim, Karadeniz güvenliği, Türkiye'nin savunma sanayiinde kaydettiği ilerlemeler ve bölgesel diplomatik gelişmeler, söz konusu Rus analizinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Bu gelişmeler, 2025 yılında ortaya konulan değerlendirmelerin ne ölçüde askerî, diplomatik ve jeopolitik gerçekliklerle örtüştüğünün analiz edilmesine imkân sağlamaktadır.&nbsp;Çalışmanın ulaştığı temel sonuç, Rus medyasında dile getirilen “Türkiye büyük bir savaşa hazırlanıyor” söyleminin doğrudan askerî gerçekliği&nbsp;değil;&nbsp;Rusya'nın değişen güvenlik algısını ve bölgesel güç rekabetine ilişkin stratejik söylem üretimini yansıttığını ortaya koymaktadır.</p>

<p>Anahtar Kelimeler: Türkiye, Rusya, caydırıcılık, savaş, güvenlik, savunma.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Giriş</p>

<p>Uluslararası ilişkilerde devletlerin askerî hazırlıkları, çoğu zaman yalnızca savaş niyetinin değil, aynı zamanda caydırıcılık stratejisinin ve değişen güvenlik ortamına uyum arayışının da bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.[1]&nbsp;Güç dengelerinin hızla değiştiği jeopolitik dönemlerde&nbsp;rakip aktörün geliştirdiği yeni nesil hava savunma sistemleri, balistik füzeler veya insansız hava araçları gibi askerî teknolojiler salt savunma amaçlı olsa dahi&nbsp;büyük güçlerin medya organları ve stratejik analiz merkezleri, rakip veya bölgesel aktörlerin askerî modernizasyon süreçlerini kendi güvenlik algıları doğrultusunda&nbsp;“saldırgan/revizyonist niyetlerin göstergesi” gibi&nbsp;yorumlayabilmektedir.[2]</p>

<p>Bu bağlamda, 9 Temmuz 2025 tarihinde Rus devlet haber ajansı RIA Novosti'de Mihail Katkov imzasıyla yayımlanan&nbsp;“Erdoğan&nbsp;Yatağanı&nbsp;Çekti: Türkiye Büyük Bir Savaşa Hazırlanıyor”&nbsp;başlıklı analiz,[3][4]&nbsp;yalnızca Türkiye'nin askerî kapasitesine ilişkin bir değerlendirme olarak değil; Rusya'nın Karadeniz, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de değişen bölgesel güç dengelerini nasıl algıladığını yansıtan dikkat çekici bir stratejik söylem örneği olarak öne çıkmıştır. Söz konusu analiz, Türkiye'nin savunma sanayiindeki ilerlemesi, askerî modernizasyonu ve bölgesel etkinliğinin Rus güvenlik perspektifinde nasıl anlamlandırıldığını göstermesi bakımından da önem taşımaktadır.</p>

<p>Bu çalışma şu soruya cevap aramaktadır: 9 Temmuz 2025 tarihinde Rus medyasında ortaya konulan "Türkiye büyük bir savaşa hazırlanıyor" söylemi, 2025–2026 dönemindeki askerî ve jeopolitik gelişmeler ışığında ne ölçüde doğrulanmış veya geçerliliğini korumuştur?</p>

<p>Yöntem</p>

<p>Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın temel veri setini RIA Novosti'de yayımlanan analiz oluştururken, Reuters, BBC, RAND Corporation, International Institute for Strategic Studies (IISS) ve çeşitli akademik yayınlarda yer alan açık kaynak verileri karşılaştırmalı analiz yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular uluslararası güvenlik, caydırıcılık teorisi ve stratejik iletişim literatürü çerçevesinde yorumlanmıştır.</p>

<p>Çalışmada kullanılan kaynaklar açık kaynak niteliğinde olup elde edilen bulguların doğrulanabilirliği karşılaştırmalı veri analizi ile test edilmiştir.</p>

<p>Türkiye'nin Güvenlik Paradigmasındaki Değişim</p>

<p>Türkiye, 2016 sonrası hayata geçirmeyi başardığı proaktif güvenlik konsepti kapsamında&nbsp;klasik sınır savunması anlayışından uzaklaşarak&nbsp;“ileri savunma”&nbsp;(forward defence) doktrinini benimsemiştir.[5]&nbsp;Bu kapsamda;&nbsp;Suriye,&nbsp;Irak,&nbsp;Libya,Karadeniz,&nbsp;Doğu Akdeniz&nbsp;ve&nbsp;Kafkasya&nbsp;aynı güvenlik denkleminde&nbsp;değerlendirilmektedir.&nbsp;Bu yaklaşımın temel amacı saldırganlık değil, tehditlerin Türkiye sınırlarına ulaşmadan bertaraf edilmesidir.</p>

<p>Rus Medyasının Söylemi Neden Sertleşiyor?</p>

<p>Rusya açısından Türkiye artık yalnızca NATO üyesi bir ülke olarak değil; Karadeniz’de etkin deniz gücüne sahip[6][7], insansız hava araçları teknolojisinde öne çıkan[8], Azerbaycan’ın stratejik ortağı olarak Güney Kafkasya’da belirleyici rol oynayan, Orta Asya/Türkistan coğrafyasında diplomatik ve ekonomik etkisini artıran ve savunma sanayiinde dışa bağımlılığını azaltan&nbsp;birçok alanda&nbsp;etkili bölgesel aktör&nbsp;olarak algılanmaktadır. Bu nedenle Rus analizlerinde kullanılan “büyük savaşa hazırlık” söylemi, Türkiye’nin doğrudan saldırı&nbsp;maksatlı olmasa da&nbsp;artan kapasitesinin Rus güvenlik perspektifinde oluşturduğu&nbsp;güvenlik kaygısının sonucu&nbsp;olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Rus stratejik söylemlerinin yalnızca iç kamuoyuna değil, aynı zamanda NATO, Türkiye ve bölgesel aktörlere yönelik çok katmanlı mesajlar içerdiği değerlendirilebilir. Bu tür söylemler, Türkiye'nin artan askerî kapasitesini tehdit olarak çerçeveleyerek Rusya'nın kendi güvenlik politikalarını meşrulaştırma ve bölgesel nüfuz alanlarını koruma amacına da hizmet etmektedir.</p>

<p>Kurumların ve devletlerin belirledikleri siyasal hedeflere ulaşabilmek amacıyla tüm iletişim faaliyetlerini planlı ve koordineli biçimde kullanmaları&nbsp;stratejik iletişimdir.[9]NATO’da benzer şekilde,&nbsp;stratejik iletişimini (StratCom)&nbsp;“İttifak politikalarını, operasyonlarını ve faaliyetlerini desteklemek ve NATO'nun amaçlarını ilerletmek için uygun şekilde NATO iletişim faaliyetlerinin ve yeteneklerinin - Kamu Diplomasisi, Halkla İlişkiler, Askeri Halkla İlişkiler, Bilgi Operasyonları (IO) ve Psikolojik Operasyonlar - koordineli ve uygun kullanımı”&nbsp;olarak&nbsp;tanımlamaktadır.[10]&nbsp;Bu çerçevede Rus medyasında Türkiye'nin askerî modernizasyonunu “büyük savaşa hazırlık” söylemi üzerinden sunan haber ve analizler, yalnızca gazetecilik faaliyeti olarak değil; uluslararası kamuoyu ile karar alıcıların güvenlik algılarını etkilemeye yönelik stratejik iletişim faaliyetleri kapsamında da değerlendirilebilir.</p>

<p>İsrail-İran Savaşı Sonrası Yeni Güvenlik Mimarisi</p>

<p>2025-2026 döneminde İsrail ile İran arasında yaşanan doğrudan çatışmalar, Orta Doğu'daki güç dağılımını yeniden şekillendirmiştir.[11][12]</p>

<p>Haziran 2025 İsrail-İran savaşı, İran'ın konvansiyonel askerî kapasitesinde önemli kayıplara yol açmış, ekonomik yaptırımların da ağırlaşmasına neden olmuştur. Ancak bu operasyonlar İran’ın nükleer programını tamamen durduramamış; rejim iç istikrarını koruyarak yeni gelişmelere uyum sağlamayı başarmıştır.[13]</p>

<p>Savaş sonrasında İran'ın özellikle Suriye eksenindeki nüfuzunun ciddi biçimde zayıfladığı ve bunun Orta Doğu'da yeni bir jeopolitik güç boşluğu oluşturduğu değerlendirilmektedir. Reuters'ın İran'ın Şam Büyükelçiliğinden elde ettiği resmî belgelere dayanan araştırması, İran'ın bölgeden çekilmesiyle oluşan boşluğu Türkiye ve İsrail gibi bölgesel aktörlerin hızla doldurmaya yöneldiğini ortaya koymaktadır.[14]&nbsp;Benzer şekilde Rus stratejik düşünce çevrelerinde yayımlanan analizlerde de söz konusu savaşın yalnızca İran'a yönelik askerî bir operasyon değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun güç haritasını yeniden şekillendirme süreci olduğu vurgulanmaktadır.[15]&nbsp;Bu çerçevede Türkiye; düzenli ordusu, gelişmiş savunma sanayii, sınır ötesi harekât tecrübesi ve Suriye-Irak sahasındaki fiilî askerî varlığıyla oluşan jeopolitik boşluğu doldurma kapasitesine sahip başlıca bölgesel aktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p>Bu kırılgan güvenlik ortamında İsrail ve ABD, 28 Şubat 2026'da İran'ın Tahran, İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah şehirlerine “Aslanın Kükremesi” ve “Destansı Öfke” kod adlarıyla hava saldırıları düzenleyerek[16]&nbsp;füze altyapısını, askerî ve nükleer tesisleri hedef almış; başkent Tahran başta olmak üzere ülke liderliğine yönelik operasyonlarda Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ile İslam Devrim Muhafızları Birliği'nin (IRGC) çok sayıda üst düzey yetkilisinin öldürüldüğü açıklanmıştır.[17]&nbsp;Yaklaşık kırk gün süren yoğun çatışmaların ardından 8 Nisan 2026'da şartlı ateşkes ilan edilmiş, ancak taraflar arasında kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle çatışmanın sona ermesinden ziyade diplomatik müzakere ve kontrollü gerilim aşamasına geçtiğini söylemek daha isabetlidir. Bununla birlikte İran, üretim tesisleri ile kritik stoklarını yer altı altyapılarında koruyabilmesi sayesinde, aldığı ağır darbeye rağmen operasyonel kapasitesini önemli ölçüde muhafaza etmiştir.[18]</p>

<p>Dolayısıyla İran'ın zayıflamasıyla oluşan jeopolitik boşluk, Rus analizlerinde Türkiye'nin yükselen askerî kapasitesinin daha fazla dikkat çekmesine neden olmuş; bu durum 2025 yılında dile getirilen “Türkiye büyük savaşa hazırlanıyor” söylemini Rus güvenlik perspektifinde yeniden anlamlandırmıştır.</p>

<p>Caydırıcılık mı, Saldırı Hazırlığı mı?</p>

<p>Uluslararası güvenlik literatürüne göre caydırıcılık ile saldırı hazırlığı aynı kavram değildir.[19][20][21]</p>

<p>Türkiye'nin Altay ana muharebe tankı, KAAN millî muharip uçağı, KIZILELMA ve AKINCI insansız savaş platformları, HİSAR ve SİPER hava savunma sistemleri, MİLDEN denizaltısı, TF-2000 hava savunma muhribi ve Millî Uçak Gemisi gibi projeleri, kısa vadeli askerî krizlere tepki olarak başlatılmış girişimler değil; 2000'li yılların başından itibaren uygulanan uzun vadeli kuvvet modernizasyonu ve savunma sanayiinde stratejik özerklik politikalarının ürünüdür. Söz konusu projelerin önemli bir bölümü on yılı aşkın süredir planlanmakta ve geliştirilmektedir. Bu nedenle bu yatırımlar, ani bir savaş hazırlığından ziyade Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını ve bölgesel caydırıcılık kapasitesini güçlendirmeye yönelik uzun soluklu bir savunma planlamasının yansıması olarak değerlendirilmelidir[22][23].</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Türkiye'nin&nbsp;yürüttüğü&nbsp;mevcut güvenlik politikası incelendiğinde temel hedefin saldırgan genişleme değil;&nbsp;olası&nbsp;çok cepheli tehdit&nbsp;ihtimalleri üzerinden&nbsp;ulusal caydırıcılığı artırmak,&nbsp;yerli üretim eksenli olarak&nbsp;savunma sanayiinde bağımsızlığı güçlendirmek ve çevresinde ve hinterlandında&nbsp;oluşabilecek krizlerin Türkiye'ye sirayet etmesini önlemek olduğu görülmektedir.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu haberler, jeopolitik&nbsp;ve jeostratejik&nbsp;rekabet dönemlerinde&nbsp;stratejik iletişim faaliyetlerinin bir unsuru&nbsp;olarak değerlendirilebilir.&nbsp;Türkiye'nin askerî modernizasyon süreci, yalnızca Rusya açısından değil, NATO, Avrupa Birliği,&nbsp;Orta Doğu ülkeleri&nbsp;hatta&nbsp;Asya-Pasifik&nbsp;ülkeleri tarafından&nbsp;da dikkatle izlenen stratejik bir dönüşüm sürecidir.</p>

<p>Sonuç olarak, 2025 yılında Rus medyasında dile getirilen “Türkiye büyük bir savaşa hazırlanıyor” söylemi, aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreçte yaşanan askerî ve jeopolitik gelişmeler ışığında değerlendirildiğinde, doğrudan bir savaş hazırlığının göstergesi olmaktan ziyade Rusya'nın değişen bölgesel güç dengelerine ilişkin güvenlik algısını ve stratejik önceliklerini yansıtan bir söylem olarak öne çıkmaktadır.&nbsp;Bu nedenle söz konusu söylem, yalnızca bir medya değerlendirmesi olarak değil; Rusya’nın bölgesel rekabet ortamında Türkiye’ye yönelik güvenlik algısını yönlendirme çabasının bir parçası olarak okunmalıdır.</p>

<p>​​​:</p>

<p>İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dipnotlar</p>

<p>[1]&nbsp;Ayrıntılı bilgi için bakınız:&nbsp;Hakan Mehmetçik, “21. Yüzyıl için Caydırıcılık: Teori ve Pratikte Neler Değişti?”, Güvenlik Stratejileri, Y.: 11, S.: 22, ss.: 30-46.&nbsp;<a href="https://www.researchgate.net/publication/329702922_21_Yuzyil_icin_Caydiricilik_Teori_ve_Pratikte_Neler_Degisti_Deterrence_for_21st_Century_Changes_in_Theory_and_Practice">https://www.researchgate.net/publication/329702922_21_Yuzyil_icin_Caydiricilik_Teori_ve_Pratikte_Neler_Degisti_Deterrence_for_21st_Century_Changes_in_Theory_and_Practice</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[2]&nbsp;Duhan KALKAN, “Savunma Sanayisinde Milli Teknoloji Hamlesi: Ankara İli Örneği”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sosyal Bilimler Dergisi, 86, 582-596; 2025.&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5168469">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5168469</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[3]&nbsp;Mihail Katkov, “Эрдоган достал ятаган. Турция готовится к большой войне”, ria.ru, 09.07.2025.&nbsp;<a href="https://ria.ru/20250709/turtsiya-2027947400.html">https://ria.ru/20250709/turtsiya-2027947400.html</a>(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[4]&nbsp;Cumhuriyet, “Rus Basını: Erdoğan 'Yatağanı' Çekti, Türkiye Büyük Bir Savaşa Hazırlanıyor”, 11.07.2025.&nbsp;<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/rus-basini-erdogan-yatagani-cekti-turkiye-buyuk-bir-savasa-hazirlaniyor-2417260">https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/rus-basini-erdogan-yatagani-cekti-turkiye-buyuk-bir-savasa-hazirlaniyor-2417260</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[5]&nbsp;Ahmet Özkan, “Türkiye’nin Terörle Mücadelede Değişen Güvenlik Konsepti: Sınırların Ötesinde Güvenlik”, Uluslararası Afro-Avrasya Araştırmaları Dergisi, / C.: 10, S.: 20, Haziran 2025.&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4886657">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4886657</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 03.07.2026)<br />
[6]&nbsp;Alper Coşkun, “The&nbsp;Shifting Balance Of Power&nbsp;in&nbsp;the&nbsp;Black Sea”, GİS Report, February 14, 2024.&nbsp;<a href="https://www.gisreportsonline.com/r/turkey-black-sea/?utm_source=chatgpt.com">Balance of power in the Black Sea shifts to Turkey</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[7]&nbsp;Sinem Cengiz,&nbsp;“Turkiye’s Delicate Balancing Act&nbsp;in&nbsp;the Black Sea”. Arab News, April 04, 2025.&nbsp;<a href="https://www.arabnews.com/node/2595926/%7B%7B?utm_source=chatgpt.com">Turkiye’s delicate balancing act in the Black Sea | Arab News</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[8]&nbsp;Karen Kaya, “Turkey as a Drone Superpower: A Case Study of a Mid-Size Power Driving the Operational Environment”,&nbsp;t2.com, Foreign Military Studies Office (FMSO), March 2023.&nbsp;<a href="https://oe.t2com.army.mil/site-content/OEE/Foreign%20Perspective%20Breif/TRADOC_FMSO_2023MAR28_Turkey_Drone_Superpower_Kaya.pdf?utm_source=chatgpt.com">TRADOC_FMSO_2023MAR28_Turkey_Drone_Superpower_Kaya.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[9]&nbsp;Stratejik İletişim ve Stratejik Yönetim, 2023 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2023.&nbsp;<a href="https://yayinlar.iletisim.gov.tr/uploads/STRATEJI%CC%87K_I%CC%87LETI%CC%87S%CC%A7I%CC%87M_ve_STRATEJI%CC%87K_YO%CC%88NETI%CC%87M.pdf">https://yayinlar.iletisim.gov.tr/uploads/STRATEJI%CC%87K_I%CC%87LETI%CC%87S%CC%A7I%CC%87M_ve_STRATEJI%CC%87K_YO%CC%88NETI%CC%87M.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[10]&nbsp;Naja Bentzen, “NATO Strategic Communications–Anevolvingbattleof Narratives”, EPRS | European Parliamentary Research Service, Members' Research Service, Briefing July2016.&nbsp;<a href="https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2016/586600/EPRS_BRI(2016)586600_EN.pdf">https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2016/586600/EPRS_BRI(2016)586600_EN.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[11]&nbsp;Ahmet Emin Dağ, “Jeopolitik Kırılma: İran-İsrail Savaşı Ardından Ortadoğu’daki Yeni Güç Dinamikleri”, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacılar Derneği ORDAF, 30.06.2025.&nbsp;<a href="https://ordaf.org/jeopolitik-kirilma-iran-israil-savasi-ardindan-ortadogudaki-yeni-guc-dinamikleri/">https://ordaf.org/jeopolitik-kirilma-iran-israil-savasi-ardindan-ortadogudaki-yeni-guc-dinamikleri/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[12]&nbsp;Orta Doğu Haber, “ABD&nbsp;ve&nbsp;İran&nbsp;Anlaştı:&nbsp;Ortadoğu’da&nbsp;Yeni Dönem Başlıyor”, 15.06.2026.&nbsp;<a href="https://www.ortadoguhaber.com/abd-ve-iran-anlasti-ortadoguda-yeni-donem-basliyor/">https://www.ortadoguhaber.com/abd-ve-iran-anlasti-ortadoguda-yeni-donem-basliyor/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[13]&nbsp;Krzysztof Strachota, “Iran in Crisis: the Landscape After the Twelve-Day War”, OSW, 2025-12-18.&nbsp;<a href="https://www.osw.waw.pl/en/publikacje/osw-commentary/2025-12-18/iran-crisis-landscape-after-twelve-day-war">https://www.osw.waw.pl/en/publikacje/osw-commentary/2025-12-18/iran-crisis-landscape-after-twelve-day-war</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[14]&nbsp;John Davidson, Allison Martel ve Reade Levinson, “Iran had imperial ambitions in Syria. Secret embassy papers show why it failed”, Reuters, May 1, 2025.&nbsp;<a href="https://www.reuters.com/investigations/iran-had-imperial-ambitions-syria-secret-embassy-papers-show-why-it-failed-2025-05-01/?utm_source=chatgpt.com">Iran had imperial ambitions in Syria. Secret embassy papers show why it failed | Reuters</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[15]&nbsp;Alireza Noori, “Israel’s War Against Iran: The Dangerous Ambition for Remapping the Middle East”, Russia in Global Affairs, 16.07.2025.&nbsp;<a href="https://eng.globalaffairs.ru/articles/remapping-mideast-noori/?utm_source=chatgpt.com">Israel’s War Against Iran: The Dangerous Ambition for Remapping the Middle East — Russia in Global Affairs</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[16]&nbsp;Abdulwajid Soroush, “Three Narratives of Victory in One War”, RealClear Defense, April 28, 2026.&nbsp;<a href="https://www.realcleardefense.com/articles/2026/04/28/three_narratives_of_victory_in_one_war_1179264.html">https://www.realcleardefense.com/articles/2026/04/28/three_narratives_of_victory_in_one_war_1179264.html</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[17]&nbsp;BBC, “Why did US and Israel attack Iran and how long could the war last?”, 23 April 2026.&nbsp;<a href="https://www.bbc.com/news/articles/cx2dyz6p3weo">https://www.bbc.com/news/articles/cx2dyz6p3weo</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[18]&nbsp;Merve Kornik, “Hava Operasyonları Sonrası İran’ın Füze Gücü Ne Durumda?”, Ekonomim, 09.05.2026.&nbsp;<a href="https://www.ekonomim.com/dunya/hava-operasyonlari-sonrasi-iranin-fuze-gucu-ne-durumda-haberi-893102">https://www.ekonomim.com/dunya/hava-operasyonlari-sonrasi-iranin-fuze-gucu-ne-durumda-haberi-893102</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 04.07.2026)<br />
[19]&nbsp;Michael J. Mazarr, “Understanding Deterrence”, Rand, Apr 19, 2018.&nbsp;<a href="https://www.rand.org/pubs/perspectives/PE295.html">https://www.rand.org/pubs/perspectives/PE295.html</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[20]&nbsp;James B. Steinberg, Michael E. O’hanlon ve Susan E. Rice, “The New National Security Strategy and Preemption”, Brookings, December 21, 2002. https://www.brookings.edu/articles/the-new-national-security-strategy-and-preemption/ (Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[21]&nbsp;Christof Heyns, “The Definition of an “Attack” under the Law of Armed Conflict”, Lieber&nbsp;Institute, Nov 3, 2020.&nbsp;<a href="https://lieber.westpoint.edu/definition-attack-law-of-armed-conflict-protection/">https://lieber.westpoint.edu/definition-attack-law-of-armed-conflict-protection/</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[22]&nbsp;Tom Waldwyn, “Turkiye’s Defence-industrial Relationships with Other European States”, iiss.org, September 2024.&nbsp;<a href="https://www.iiss.org/globalassets/media-library---content--migration/files/research-papers/2024/09/trk4/iiss__turkiyes-defence-industrial-relationships-with-other-european-states_11092024.pdf?utm_source=chatgpt.com">iiss__turkiyes-defence-industrial-relationships-with-other-european-states_11092024.pdf</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)<br />
[23]&nbsp;Tom Waldwyn, “Turkiye’s defence industry charts a course for European growth”, iiss.org, 20th January 2025.&nbsp;<a href="https://www.iiss.org/online-analysis/military-balance/2025/01/turkiyes-defence-industry-charts-a-course-for-european-growth/?utm_source=chatgpt.com">Turkiye’s defence industry charts a course for European growth</a>&nbsp;(Erişim Tarihi: 05.07.2026)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 20:23:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Hatay...</title>
                <category>Hüseyin Mert Turan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yeni-hatay-7884</link>
                <author>huseyinmertturan0@gmail.com (Hüseyin Mert Turan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yeni-hatay-7884</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Hatay...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Hatay...</p>

<p>Uzun zamandır Hatay’a gelmemiştim, bu yüzden Hatay hakkında yazma haddimi kendimde bulmuyordum. Buradaki yaşamı, daha&nbsp;doğrusu yaşam mücadelesini, görmeden anlatmaya çalışmak imkânsızdı&nbsp;ve bu kadar kısa sürede bu yetkinliği kazanmış olmam hâlâ&nbsp;imkânsız. Bu yüzden yazdığım yazı sadece bir gözlem, rica&nbsp;ve tavsiye niteliğindedir.&nbsp;Bu yazıyı, Hatay’da doğmuş, büyümüş ve şehrine bağlı olan bir genç olarak yazıyorum.</p>

<p>Depremin&nbsp;ne olduğunu sorguladığımızda genelde kafamızda yapısal&nbsp;taslaklar&nbsp;oluşur.&nbsp;Ancak Hatay’daki sorunlar birkaç bina yıkıntısından çok daha ileride. Şehrin meydanlarında, kamusal alan olmaya çalışan parklarında veya otobüs duraklarında bile fark edebileceğiniz sorunlar,&nbsp;ufak gibi görünse de akşam Hataylının evine, sofrasına ve uykularına taşınıyor.&nbsp;</p>

<p>Gözle görülebilir toz yığınları insanların bedenlerini&nbsp;sararken, Hatay halkıyla özdeşleşmiş; hoşgörü, yardımseverlik, güven gibi birçok değerin de üstünü kaplamaya çalışıyor ve buradaki insanların asıl mücadelesi burada başlıyor.&nbsp;</p>

<p>Şu an bunları yazarken amacım Hatay halkını karalamak veya yaşayanları zan altında bırakmak değil ancak benim hatırladığım Hatay hiçbir zaman böyle olmamıştı.&nbsp;</p>

<p>Dün fotoğraf çekmek ve durumlardan haberdar olmak için dolaştığım Antakya’da sorunlar otobüse binerken başladı, herkes havadaki toz kütlesi&nbsp;gibi sinirli, ağır ve hırçındı. Kimse kimseye selam&nbsp;bile&nbsp;vermiyordu&nbsp;veya herhangi biri yol soran birini kolayca aşağılayabiliyordu.&nbsp;</p>

<p>Buradaki sorun evlerin, hastanelerin veya kurum binalarının eksikliğinin ilerisinde.&nbsp;Psikolojik ve sosyal bir yapıyı insanlar kendi içlerinde ve kendi aralarında onarmaya çalışıyor. Buluşma, kahve içme veya iki lafın belini kırma mekanları bile bu yeni yapılanma süreciyle kendine yer bulmaya çalışıyor.&nbsp;</p>

<p>Bir tarafta tamamen kabullenmiş ve sosyal hayatı en alt seviyede tutarak depremin etkisini tolere etmeye çalışanlar, bir tarafta ise farkında olmadan yeni kamusal düzeni oluşturan insanlar var ancak en önemlisi azınlık olmalarına rağmen şehri ayağa kaldırmak için çabalayan&nbsp;ve Hatay kimliğinden vazgeçmeyenler.</p>

<p>Hatay’ın ne olduğunu ve dayatılan Hatay kimliğinin gerçeğin yanından bile geçmediğini bilen bu azınlığa çok büyük bir sorumluluk düşüyor.&nbsp;Bir şehri yeniden inşa etmenin&nbsp;sadece binaları, yolları yaparak veya bunları yaparken siyasi şemayı şekillendirmeye çalışarak olmayacağını onlar da biliyor&nbsp;–ki bunların&nbsp;da yapılıp yapılmadığı tartışılır.</p>

<p>Bu konuyu&nbsp;David Harvey&nbsp;"Şehir hakkı, şehir kaynaklarına erişim hakkından çok daha fazlasıdır; şehri değiştirerek kendimizi değiştirme hakkıdır. Şehrin nasıl yeniden inşa&nbsp;edileceği, toplumsal bağlarımızın nasıl yeniden kurulacağıyla doğrudan ilgilidir"&nbsp;şeklinde&nbsp;açıklar&nbsp;(Harvey, 2013, s. 1).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hatay’ın yeniden doğmasının önündeki en büyük sınav inşaat firmalarının değil bu kültür ve şehir içinde büyümüş bizlerindir.&nbsp;Ancak gözlemlediğim kadarıyla bu yapı büyük bir manipülasyon aracına dönüşerek halkın zaten temel ihtiyacı olan şeyler birer&nbsp;lütufçasına&nbsp;sunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Şehrin yeniden oluşumu için çaba sarf eden azınlıktan ve bu azınlığa katılmaya çalışanlardan&nbsp;en büyük ricam, Hatay’ın kimliğindeki zedelenmenin onarımı üzerine çalışmaktır, buçalışma dışarıdan bakıldığında&nbsp;zor&nbsp;gibi görülse de aslında bazı örnekleri basit bir konserde bir araya gelen insanlarla bile ortaya çıkabilmektedir.</p>

<p>Bizlere düşen şehir veya yurt dışında Hatay’ı tanıtmak için yaptığımız bazı faaliyetleri Hatay içinde de bu kimliğe sahip çıkarak yinelemek&nbsp;ve bu toprakların, bu köklerin ne olduğunu unutmamaktır. Hatay hiçbir zaman yıkıntılar şehri değildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hüseyin Mert&nbsp;Turan</p>

<p>Antakya – 08.07.2026</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 20:20:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2026/07/huseyin-mert-turan-1784274022.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Ben Şaka Yapmıştım, Sen Çok Alıngansın!&quot; | İlişkileri Bitiren O Gizli Cümle</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-saka-yapmistim-sen-cok-alingansin-iliskileri-bitiren-o-gizli-cumle-7883</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-saka-yapmistim-sen-cok-alingansin-iliskileri-bitiren-o-gizli-cumle-7883</guid>
                <description><![CDATA["Ben Şaka Yapmıştım, Sen Çok Alıngansın!" | İlişkileri Bitiren O Gizli Cümle]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Ben Şaka Yapmıştım, Sen Çok Alıngansın!" | İlişkileri Bitiren O Gizli Cümle</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Günlük hayatta, arkadaş ortamlarında ya da ikili ilişkilerde en sık duyduğumuz, duyduğumuzda da insanın içini kemiren, kendinde sorun varmış algısı yaratan o meşhur savunma cümlesi: "Ben sadece şaka yapmıştım, sen de çok hassassın!"</p>

<p>Peki, bu olayın aslı gerçekten öyle mi? Bir taraf istediğini özgürce ifade ediyorken diğer taraf gereksiz bir hassasiyet mi gösteriyor sizce? Yoksa göremediğimiz başka dinamikler mi var?</p>

<p>Bir Yaşam ve Farkındalık Koçu olarak analizlerime göre, ilişkilerdeki en büyük kör noktalardan biri tam olarak budur. Aynı gökyüzünün altında bambaşka hayatlar yaşarız; hatta aynı evde büyüyen, aynı annenin çocukları arasında bile bu durum böyledir.</p>

<p>Neden Her İnsanın Farklı Bir Bakış Açısı Vardır?</p>

<p>Gerçek şu ki, hiç kimse dünyaya çıplak gözle bakmaz. Her birimizin gözünde geçmiş deneyimlerimizden, çocukluk kırgınlıklarımızdan, aile kültürümüzden ve mizaç özelliklerimizden yapılmış filtreli birer gözlük vardır.</p>

<p>Sizin için sadece "zararsız bir espri" olan bir kelime, karşınızdaki insanın çocukken yetersizlik hissettiği bir yaraya dokunuyor olabilir. Sizin "Ne var bunda gülecek?" dediğiniz bir durum, başkası için açık bir saygı sınırı ihlali anlamına gelebilir. İnsanları farklı kılan şey olayların kendisi değil, o olaylara zihinlerinde verdikleri anlamlardır. İşte bu yüzden, birinin "şaka" dediği şey, diğerinin "Sınırlarıma basıyorsun!" çığlığı olabilir.</p>

<p>Bu Kadar Farklıyken Nasıl Bir Arada Yaşayacağız?</p>

<p>Herkesin bu kadar farklı düşündüğü, hissettiği ve algıladığı bir dünyada&nbsp;kaos&nbsp;kaçınılmaz gibi görünebilir. Ancak bir arada huzurla yaşamanın anahtarı herkesin aynı düşünmesini sağlamak değil, farkındalığı devreye sokmaktır.</p>

<p>Peki, bu köprüyü nasıl kuracağız?</p>

<p>1. Haklı Olma Arzunu Bırak, Anlama Arzusunu Seç:Bir tartışmada amacınız "Ben haklıyım, o alıngan" diyerek kendinizi temize çıkarmak olduğunda, ilişkiyi kaybedersiniz. Farkındalık koçluğunun temel prensiplerinden biri şudur: "Karşımdaki insan neden şu an incindi?" sorusunu sorabilmek. Niyete değil, sonuca bakmak köprü kurmanın ilk adımıdır.</p>

<p>2. "Benim Doğrum" Evrensel Doğru Değildir:&nbsp;Sizin sınırlarınız esnek olabilir ancak başkasının sınırları daha nettir. Bir arada yaşama sanatı; kendi özgürlük alanımızı korurken, başkasının&nbsp;kırmızı çizgilerine&nbsp;park etmemeyi öğrenmektir.</p>

<p>3. Suçlamak Yerine İfade Et:&nbsp;"Sen çok alıngansın" demek bir etikettir ve karşı tarafı doğrudan savunmaya iter. Bunun yerine, "Bu şakanın seni inciteceğini öngöremedim, niyetim kesinlikle bu değildi" diyebilmek, olgunluğun ve yüksek farkındalığın göstergesidir.</p>

<p>Farklılıklar Tehdit Değil, Zenginliktir</p>

<p>Eğer herkes her şeye aynı tepkiyi verseydi, dünya oldukça sıkıcı ve mekanik bir yer olurdu. Bizi insan yapan, aynı manzaraya bakıp bambaşka şiirler yazabilme yeteneğimizdir.</p>

<p>Bir dahaki sefere birisi yaptığınız bir şeye kırıldığında, ona "alıngan" damgası vurmadan önce durun ve sorun: "Acaba onun gözlüğünden bu durum nasıl görünüyor?"</p>

<p>Unutmayın; ilişkileri yıkan şey insanların farklı bakış açılarına sahip olması değil, birbirlerinin bakış açılarına kör kalmasıdır. Birbirimizin sınırlarına saygı duyarak da bağ kurabilir, şakalar yapıp birlikte gülebiliriz.</p>

<p>Birbirimizin sınırlarına saygı duymak, hep birlikte anlaşarak gelişmek ve&nbsp;şifalanmak&nbsp;niyetiyle...</p>

<p>Benden bana, bizden size gelsin.</p>

<p>Gamze ARSLAN</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu</p>

<p>Instagram: @gamzeilefarkindalik</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 22:09:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2026/07/gamze-arslan-1784274055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyiyi-ogutlemek-kotulukten-sakindirmak-7882</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyiyi-ogutlemek-kotulukten-sakindirmak-7882</guid>
                <description><![CDATA[İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Emri bil mâruf Nehyi anil Münker)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüzde mü’minlerin çoğunluğunun terkettiği, ama Rabbimiz Allah’ın Kur’anda mü’minlere farz olarak emrettiği görevlerden biri de: ‘Emri bil mâruf, Nehyi anil Münker’dir. Yani; “İnsanlara iyiyi öğütlemek, kötülükten sakındırmak.” İyi nedir, kötü nedir? derseniz. Kur’an ve Sünnet ölçeğinde Allah’ın rızasına uygun olan,olumlu ve faydalı olan Hakkı, adaleti, merhameti, sevgiyi ve güzel ahlakı içeren her türlü düşünce, söz ve davranış iyidir, iyiliktir. Her güzel söz ve her güzel davranış bir sadakadır. Kötü ise; Allahın rızasına ve insan fıtratına uygun olmayan, Allahın razı olmadığı, haram kıldığı; yalan, iftira, hırsızlık, gıybet, zulüm... gibi. çirkin ve zararlı olan her türlü düşünce, söz ve davranış kötüdür, kötülüktür. Rabbimiz Allah iyiyi öğütler kötüyü, kötülüğü de nehyeder, yasaklar. İyilikleri fazlasıyla mükafatlandırır. Kötülükleri de dengiyle ve azabıyla cezalandırır. Biliniz ki; İyinin ve iyiliğin, hakikatin ve doğrunun, güzelin ve faydanın, Hak ve adâletin ve güzel ahlakın yerleşmediği, kötülüklerin ve haramların terkedilmediği toplumlar asla huzurlu ve mutlu olamazlar. Kendileri huzursuz oldukları gibi başka toplumlara da huzur vermezler. Böyle insanların ve böyle toplumların geçmişte nasıl helâk edildiğini, Allah'ın azâbının onları nasıl kuşattığını ve birbirine kötülük yapan, zulmeden nice insanların ve kavimlerin geçmişte nasıl helak edildiklerini Rabbimiz Allah bize şöyle bildirir: “Biz birbirine zulmeden nice şehir/ülke halkını kırıp geçirdik ve onlardan sonra orada başka başka toplumlar meydana getirdik.” (Enbiya-11)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedene sevgili dostlar, başta anne ve babalar olmak üzere ilim ve irfan sahibi olan, edeb ve âdab sahibi olan âlimler ve tüm müminler ve özellikle büyükler ‘Emri bil mâruf ve Nehyi anil Münker’den sorumludurlar. Namazdan, Oruçtan ve diğer ibadetlerden sorumlu oldukları gibi!.. Bu görevi yapmayanlar Allahın emrini yapmamış olur ve günah kazanır ve hesabı da ağır olur. Bunu asla unutmayın! Çünkü islamda; insan kendi nefsinden sorumlu olduğu gibi ailesinden ve çevresindeki mü’min kardeşlerinden de sorumludur. Zira İslam dini toplum dinidir. Peygamberimiz Hz.Muhammed bir sözünde şöyle buyurur: “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyi diğer din kardeşleri için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş, olamaz.” Yani gerçek mü’min olamaz!” Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Siz, (ey müminler) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir toplumsunuz. iyiliği öğütler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız; Çünkü siz Allah'a inanıyorsunuz...”' (Ali İmrân-110). Allahın bu emri; bir mü’minin sadece kendisinden sorumlu olmadığını, içinde yaşadığı toplumun huzuru, saadeti ve güvenliği için çevresinden de sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda müminler; insanlığın ve dahi islamın en önemli ilkeleri olan iyiyi ve doğruyu, doğruluğu ve dürüstlüğü, güzel ahlakı, adaleti, merhameti ve sevgiyi öğütleyen, iyiye örnek olan, kötülükten sakınan ve sakındıran en güzel ahlâka sahip olan bir peygamberin vârisleri olarak; “Emri bil mâruf ve Nehyi anil münker” den sorumludurlar. Peygamberimiz Hz.Muhammed bir hadisinde şöyle buyurur: “Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin! Buna gücü yetmezse diliyle (öğütle) düzeltsin! Buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin/kınasın! Bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.'”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mü’minler iyiyi ve doğruları öğütlemeye ve uygulamaya, kötülükten sakınmaya ve sakındırmaya ve örnek olmaya önce kendisinden başlamalı. Zira, ne acıdır ki, günümüzde mü’minlerin çoğu başkalarına güzel güzel öğütler verirler, mesajlar gönderirler ama maalesef kendileri o öğütleri nefislerine uygulamazlar ve yaşamazlar. Yoksa günümüzde müslümanlar arasında kötülükler, zulümler ve hayasızlıklar bu kadar çoğalır mı? Müslümanlar bu konuya çok dikkat etmeli,. Zira Rabbimiz Allah bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır; “Siz Kitabı (Kur’anı) okuduğunuz hâlde, iyiliği başkalarına öğütleyip de kendinizi unuturmusunuz. Yoksa siz, bunun doğru olmadığını anlamıyormusunuz?” (Bakara-44) Mü’min, iyiliği öğütlemeye ve kötülükten sakınmaya ve sakındırmaya önce kendisinden ve ailesinden başlamalı. Eğer bir toplumda aileler edep ve âdab yönünden, iman ve ahlak yönünden iyi olursa, biliniz ki, o toplumun hepsi güzel ahlaklı, güzel edebli ve medenî bir toplum olur. Peygamberimizin Medinede inşâ ettiği “Asrı Saadet toplumu” böyle inşâ edilmiş bir toplumdu. O peygamberin düsturu şu idi: “Komşusu açken kendisi tok sabahlayan bizden değildir.” Hz. Lokman da bu öğluna şu öğüdü vermişti: "Yavrum, namazı gereği gibi (yaşayarak) dosdoğru kıl; insanlara iyiliği öğütle, kötülükten/fenâlıktan alıkoy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete de katlan. Çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdir." (Lokman-17). Sözümüzü Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim. “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidir/dostlarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar iyiliği öğütlerler, kötülükten sakındırırlar...” (Tevbe-71) Ömrünüz sağğlıklı, huzurlu ve feyizli olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:00:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadeniz&#039;de Jeopolitik Rekabet ve Türkiye: NATO&#039;nun Yeni Stratejik Yaklaşımı Çerçevesinde Güvenlik Riskleri ve Stratejik Denge Arayışı</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizde-jeopolitik-rekabet-ve-turkiye-natonun-yeni-stratejik-yaklasimi-cercevesinde-guvenlik-riskleri-ve-stratejik-denge-arayisi-7881</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizde-jeopolitik-rekabet-ve-turkiye-natonun-yeni-stratejik-yaklasimi-cercevesinde-guvenlik-riskleri-ve-stratejik-denge-arayisi-7881</guid>
                <description><![CDATA[Karadeniz'de Jeopolitik Rekabet ve Türkiye: NATO'nun Yeni Stratejik Yaklaşımı Çerçevesinde Güvenlik Riskleri ve Stratejik Denge Arayışı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz'de Jeopolitik Rekabet ve Türkiye: NATO'nun Yeni Stratejik Yaklaşımı Çerçevesinde Güvenlik Riskleri ve Stratejik Denge Arayışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, 2026 yılı itibarıyla yalnızca iki ülke arasındaki askerî mücadele olmaktan çıkmış; Karadeniz merkezli küresel güç rekabetinin yeni bir aşamasına dönüşmüştür. Ukrayna’nın Rusya Federasyonu’nun derinliklerine yönelik insansız hava aracı saldırılarının artması, NATO’nun doğu kanadını güçlendirme faaliyetleri, ABD’nin Yunanistan’daki askerî varlığını genişletmesi, Avrupa güvenlik mimarisindeki dönüşüm ve Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi gibi stratejik konular birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin jeostratejik öneminin daha da arttığı görülmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Karadeniz, NATO, Rusya, Ukrayna, Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Jeopolitik, Güvenlik.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna Savaşı dördüncü yılını geride bırakırken çatışmaların coğrafi kapsamı ve stratejik niteliği önemli ölçüde değişmiştir. Ukrayna’nın Rusya Federasyonu’nun iç bölgelerinde bulunan askerî tesisleri, enerji altyapısını ve lojistik merkezleri hedef alan uzun menzilli insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanması, savaşın klasik cephe hattının ötesine taşındığını göstermektedir.[1] Bu durum, Karadeniz havzasını yalnızca bölgesel bir çatışma alanı olmaktan çıkararak NATO, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği ve Avrasya merkezli küresel jeopolitik rekabetin başlıca odak alanlarından biri hâline getirmektedir. Bu gelişmeler, askerî dengelerin yanında enerji güvenliği ve ulaştırma koridorlarını da etkilemekte ve bölgesel güç dağılımını yeniden şekillendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna paralel olarak İran-ABD hattında dönemsel diplomatik yumuşama işaretlerinin görülmesi ve Orta Doğu’daki bazı kriz başlıklarının görece arka plana düşmesi, ABD ve NATO’nun stratejik dikkatini yeniden Karadeniz havzasına yöneltmektedir. Bu süreçte Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, yalnızca ittifakın kurumsal geleceği açısından değil, Karadeniz’deki güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceği bakımından da önem taşımaktadır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'nin de Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne davet edildiğini ve zirvede yer alacağını açıklaması dikkat çekici bir gelişme olmuştur.[3] Bununla birlikte Zelenskiy, zirveye NATO üyesi bir devlet başkanı sıfatıyla değil, davetli ortak ülke lideri olarak katılacaktır. Bu kapsamda Zelenskiy'nin, 32 NATO üyesinin katılacağı ana liderler oturumunda yer almaması; buna karşılık NATO Genel Sekreteri ile birçok müttefik ülke lideriyle ikili görüşmeler gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bu durum, Ukrayna meselesinin NATO gündemindeki önemini koruduğunu göstermekle birlikte, Ankara Zirvesi'nin yalnızca Ukrayna savaşı ekseninde şekillenmeyeceğine de işaret etmektedir. Bu çerçevede Ankara Zirvesi, yalnızca Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bir toplantı olmanın ötesinde; NATO'nun değişen güvenlik önceliklerinin, Karadeniz jeopolitiğinin ve Türkiye'nin stratejik rolünün yeniden öne çıktığı önemli bir platform niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz’de Değişen Güvenlik Dengesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2024-2025 yıllarında uluslararası kamuoyunun dikkatinin büyük ölçüde İran-İsrail gerilimi, Gazze krizi ve Orta Doğu merkezli gelişmelere yöneldiği görülmüştür. Ancak 2026 itibarıyla Karadeniz yeniden ABD, NATO ve Rusya arasındaki stratejik rekabetin öne çıkan sahalarından biri hâline gelmektedir. Ukrayna’nın Rusya’nın iç bölgelerine yönelik uzun menzilli saldırıları, NATO’nun doğu kanadındaki askerî hazırlıkları ve Rusya’nın Karadeniz’deki askerî varlığını yeniden yapılandırma çabaları bu dönüşümü daha görünür hâle getirmiştir.[4][5][6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ukrayna'nın son dönemde Rusya'nın iç bölgelerine yönelik geniş çaplı İHA saldırıları, Rus askerî kapasitesini sınırlamanın yanı sıra stratejik caydırıcılığı zayıflatmayı ve Rus iç kamuoyunda güvenlik algısını etkilemeyi amaçlayan hibrit savaş unsurları olarak değerlendirilebilir. [7] Bu nedenle söz konusu saldırılar, taktik askerî hamlelerin ötesinde Kremlin’in iç güvenlik algısını ve kamuoyu psikolojisini etkileyen stratejik baskı unsurları olarak değerlendirilebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler karşısında Moskova yönetimi hava savunma kapasitesini güçlendirirken Karadeniz’deki askerî konuşlanmasını da gözden geçirmektedir. NATO ise Romanya, Polonya ve Baltık ülkelerinde askerî hazırlık seviyesini artırmakta; doğu kanadını daha görünür bir caydırıcılık hattına dönüştürmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte 30 Haziran-14 Temmuz 2026 tarihleri arasında Bulgaristan’ın karasuları ve Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisinde, özellikle Varna ve Burgaz deniz üsleri çevresinde icra edilecek Breeze 2026 (BRİZ 2026) NATO Tatbikatı da dikkat çekici bir gelişmedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği ve Karadeniz’in stratejik öneminin arttığı bir dönemde gerçekleştirilecek bu tatbikat, askerî eğitim faaliyetinin ötesinde NATO’nun Karadeniz’deki varlığını, müttefikler arası uyumu ve bölgesel caydırıcılık iradesini göstermesi bakımından stratejik mesaj niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye’nin Stratejik Konumu</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Karadeniz'e kıyısı bulunan NATO üyeleri arasında Montrö rejimini uygulayan ve boğazlar üzerinde egemenlik yetkisine sahip tek ülkedir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumlulukları, gelişen savunma sanayii kapasitesi ve Balkanlar-Kafkasya-Orta Doğu hattındaki jeopolitik konumu nedeniyle Karadeniz, güvenlik yapılanmasının en kritik aktörlerinden biridir. En önemlisi de Montrö, Karadeniz'in askerîleştirilmesini sınırlayan en önemli uluslararası hukuk belgesidir. Bunun sonucu olarak savaşın başlangıcından itibaren titizlikle uygulanması, Karadeniz’de askerî dengenin belirli ölçüde korunmasına katkı sağlamıştır.[9] Türkiye bu yönüyle yalnızca NATO üyesi bir ülke değil, aynı zamanda Karadeniz’de kriz yönetimi ve askerî tırmanmayı sınırlama kapasitesine sahip dengeleyici bir aktördür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak NATO’nun doğu kanadındaki askerî varlığını artırması ve hava savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik girişimleri, Türkiye’nin ittifak içindeki rolünü daha da görünür hâle getirmektedir. Bu durum Ankara’nın caydırıcılığını artırabilecek bir gelişme olmakla birlikte, Rus güvenlik çevrelerinde Türkiye’nin NATO’nun ileri caydırıcılık mimarisindeki rolünün daha fazla tartışılmasına da neden olabilir. Bu çerçevede Türkiye açısından temel mesele, NATO üyeliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirirken Karadeniz’de doğrudan çatışma riskini artırmayacak dengeli bir stratejik hat izlemektir. Bu açıdan Ankara’nın son yıllarda sürdürdüğü denge politikası, yalnızca diplomatik bir tercih değil; ulusal güvenlik, enerji güvenliği, ticaret yollarının korunması ve bölgesel istikrar açısından stratejik bir zorunluluktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Stratejik Konumu ve Bölgesel Güvenlik Mimarisindeki Rolü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve diğer Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin ekonomik kalkınma ve dış ticaret stratejileri büyük ölçüde Hazar Havzası, Güney Kafkasya ve Karadeniz üzerinden Avrupa’ya uzanan enerji ve ulaştırma koridorlarının güvenliğine dayanmaktadır. Özellikle Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru, diğer adıyla Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında alternatif ve güvenilir bir lojistik güzergâh olarak giderek daha fazla önem kazanmaktadır.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Karadeniz’de yaşanabilecek güvenlik krizleri, yalnızca NATO-Rusya askerî dengesi açısından değil; TDT üyesi ülkelerin enerji ihracatı, dış ticaret hacmi, lojistik bağlantıları ve Avrupa pazarlarına erişimi bakımından da doğrudan sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.[11]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapsamda TDT’nin önümüzdeki dönemde güvenlik istişare mekanizmalarını geliştirmesi, enerji ve ulaştırma altyapılarının korunmasına yönelik ortak yaklaşımlar oluşturması, siber güvenlik, afet yönetimi, kriz yönetimi ve savunma sanayii alanlarında kurumsal iş birliğini derinleştirmesi önem taşımaktadır. Türkiye’nin Karadeniz’e açılan jeostratejik konumu ile Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’daki merkezi rolü, Teşkilatın Avrasya ulaştırma ve enerji ağlarının güvenliğinde üstlenebileceği işlevi güçlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte mevcut jeopolitik şartlar dikkate alındığında, TDT’nin kısa ve orta vadede Karadeniz’de askerî bir ittifaka dönüşmesini beklemek gerçekçi değildir. Daha uygulanabilir yaklaşım; enerji güvenliği, Orta Koridor’un sürdürülebilirliği, ekonomik entegrasyon, savunma sanayii iş birliği ve kriz yönetimi alanlarında kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesidir. Böyle bir model, üye devletlerin farklı dış politika önceliklerini gözeten dengeli bir güvenlik anlayışı sunarken, TDT’nin Avrasya’da istikrar ve bölgesel iş birliğine katkı sağlayan önemli bir aktör olarak konumunu da güçlendirecektir.[12] Ayrıca ASELSAN, BAYKAR ve TUSAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin savunma sanayii kuruluşlarının geliştirdiği projeler ile ortak üretim ve teknoloji paylaşımına dayalı girişimler de TDT bünyesindeki savunma iş birliği potansiyelini güçlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İngiliz Stratejik Düşüncesi ve Karadeniz</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İngiltere, Brexit sonrasında benimsediği “Global Britain” vizyonu doğrultusunda Avrupa güvenliğini yalnızca NATO’nun geleneksel savunma alanlarıyla sınırlı görmemekte; Hint-Pasifik’ten Karadeniz’e uzanan geniş bir jeostratejik perspektif geliştirmektedir. AUKUS güvenlik ortaklığı ile Londra, deniz gücü, ileri teknoloji ve caydırıcılık kapasitesini küresel ölçekte artırmayı hedeflerken; Doğu Avrupa’da Ukrayna’ya sağladığı askerî destek, NATO’nun doğu kanadına verdiği katkılar ve Polonya ile Baltık ülkeleriyle geliştirdiği savunma iş birlikleri aracılığıyla Rusya’ya karşı Batı stratejisinin önemli aktörlerinden biri hâline gelmiştir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İngiltere açısından Karadeniz, yalnızca Rusya'nın çevrelenmesi stratejisinin bir parçası değil; aynı zamanda Avrupa'nın enerji arz güvenliği, kritik deniz ulaştırma hatlarının korunması ve NATO'nun kuzey ile güney kanatları arasındaki stratejik bağlantının sürdürülebilirliği bakımından da önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden kaynaklanan yetkileri, güçlü deniz kuvvetleri ve Karadeniz'e erişimi kontrol eden jeostratejik konumuyla Londra'nın bölgesel güvenlik hesaplamalarında vazgeçilmez ortaklardan biri olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında savunma sanayii, deniz güvenliği ve stratejik istişare alanlarında gelişen iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşebileceğine işaret etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu stratejik yaklaşımın Karadeniz’e yansıması, bölgenin yalnızca Rusya-Ukrayna Savaşı’nın operasyon sahası olarak değil; Avrupa’nın enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve NATO’nun doğu kanadının savunulması açısından kritik bir merkez olarak görülmesidir. İngiliz güvenlik belgelerinde Karadeniz’in Avrupa-Atlantik güvenlik mekanizmasının ayrılmaz parçası olarak değerlendirilmesi, Londra’nın önümüzdeki dönemde Ukrayna’ya yönelik askerî desteğini, NATO çerçevesindeki deniz güvenliği faaliyetlerini ve Romanya ile Bulgaristan başta olmak üzere Karadeniz’e kıyısı bulunan müttefiklerle savunma iş birliğini sürdüreceğine işaret etmektedir.[14] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Fransa’nın Doğu Akdeniz merkezli güvenlik ve nüfuz politikalarında daha görünür bir rol üstlenmesine karşılık, İngiltere’nin Karadeniz ve Doğu Avrupa güvenliği ekseninde daha aktif bir stratejik çizgi izlediği görülmektedir. Bununla birlikte İngiltere’nin Karadeniz politikası, doğrudan ve kalıcı askerî varlık oluşturmaktan ziyade NATO çerçevesindeki caydırıcılığı güçlendirme, Ukrayna’nın savunma kapasitesini destekleme ve bölgesel ortaklarla güvenlik iş birliğini geliştirme yaklaşımına dayanmaktadır. Bu yönüyle Londra, Karadeniz’de tek başına hareket eden bir güç olmaktan çok, transatlantik güvenlik mimarisinin etkinleştirici aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD, Avrupa ve Yeni Güvenlik Mimarisi Tartışmaları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD açısından Avrupa güvenliği, artık yalnızca Almanya merkezli geleneksel üs sistemi üzerinden değil; Baltık-Karadeniz-Doğu Akdeniz hattını kapsayan daha geniş bir jeostratejik çerçevede yeniden şekillenmektedir. Romanya, Polonya ve Yunanistan’daki askerî varlığın güçlendirilmesi bu dönüşümün somut göstergeleri arasında yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte bazı stratejik çevrelerde, ABD’nin Yunanistan, GKRY ve İsrail eksenli yeni bir Doğu Akdeniz güvenlik ağı oluşturarak bölgesel güvenlik mimarisini yeniden yapılandırmaya çalıştığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Dedeağaç’taki askerî yığınak ile GKRY ve İsrail’le geliştirilen savunma iş birlikleri bu tartışmaları destekleyen gelişmeler olarak gösterilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Türkiye’nin NATO üyeliğinin askıya alınması veya ittifak dışına çıkarılması yönünde resmî bir NATO politikası bulunmamaktadır. Bu yöndeki açıklamalar, eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi bazı isimlerin bireysel değerlendirmeleriyle sınırlıdır.[15] Aksine Türkiye; Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki konumu, Karadeniz’e kıyısı, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olması ve Orta Doğu, Kafkasya ile Balkanlar arasındaki jeostratejik konumu nedeniyle ittifakın vazgeçilmez üyelerinden biri olmayı sürdürmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan Washington’un stratejik önceliklerini giderek Hint-Pasifik’e kaydırması, Avrupa ülkelerini savunma alanında daha fazla stratejik özerklik arayışına yöneltmektedir.[16] Sonuç olarak Avrupa güvenlik mimarisinde ortaya çıkabilecek yeni yapılanmaların, Türkiye tarafından yakından izlenmesi ve dış politika planlamasında dikkate alınması önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD’nin Yunanistan’daki Askerî Faaliyetleri ve Bölgesel Etkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin son yıllarda özellikle Dedeağaç başta olmak üzere Yunanistan’daki askerî altyapısını genişletmesi, Balkanlar-Karadeniz hattındaki lojistik hatların güçlendirilmesi bağlamında değerlendirilmektedir.[17] Resmî açıklamalarda bu faaliyetlerin NATO’nun doğu kanadının desteklenmesine yönelik olduğu belirtilmekle birlikte, Türkiye açısından yeni güvenlik hesaplamalarını da beraberinde getirdiği açıktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dedeağaç, ABD açısından yalnızca Ege Denizi’ne yönelik bir askerî nokta değildir. Aynı zamanda Balkanlar üzerinden Romanya, Bulgaristan, Moldova ve Ukrayna hattına uzanan alternatif askerî lojistik güzergâhının önemli merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Bu durum Ege, Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz güvenliğinin artık birbirinden bağımsız alanlar olarak değil, bütünleşik bir jeostratejik havza olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından bu gelişmenin önemi, yalnızca askerî yığınak meselesiyle sınırlı değildir. Dedeağaç-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)-İsrail-Yunanistan hattında oluşan güvenlik iş birlikleri, Ankara’da bazı stratejik çevrelerce jeostratejik çevreleme girişimi[18] olarak değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ankara’nın Diplomatik Denge Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin hem NATO üyesi olması hem de Rusya ile enerji, ticaret, turizm, Suriye, Kafkasya ve Karadeniz güvenliği gibi alanlarda ilişkilerini sürdürmesi, Ankara’yı mevcut krizin en önemli denge aktörlerinden biri hâline getirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Moskova temasları ile Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle yürüttüğü diplomatik görüşmelere bakıldığında, Ankara’nın çatışmayı derinleştirmekten ziyade diplomatik dengeyi korumaya çalışan bir strateji izlediği görülmektedir.[19][20] Bu strateji, Türkiye’nin tarafsız kaldığı anlamına gelmemektedir. Daha doğru ifade ile Ankara, NATO üyeliğini sürdürürken Rusya ile doğrudan kriz riskini azaltmaya çalışan kontrollü angajman politikası yürütmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye Açısından Muhtemel Riskler ve Fırsatlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz’de askerî hareketliliğin artması, NATO-Rusya ilişkilerinin daha sert rekabet ortamına dönüşmesi ve Avrupa’nın gelişen güvenlik düzeninin yeniden şekillenmesi, Türkiye açısından dikkatle yönetilmesi gereken yeni riskler doğurmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz'de istem dışı askerî temas ve tırmanma ihtimali, Montrö rejimi üzerindeki baskılar, enerji ve ticaret hatlarının zarar görmesi ile Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de eş zamanlı güvenlik baskısının artmasıdır. Dolayısıyla olası provokasyon ve yanlış hesaplama riskleri dikkatle yönetilmelidir.[21]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık mevcut jeopolitik dönüşüm Türkiye açısından önemli fırsatlar da sunmaktadır. Savunma sanayi ihracatının artırılması, enerji merkezi olma hedefinin güçlenmesi, Orta Koridor'un kilit ülkesi olarak lojistik üstünlük kazanılması ve diplomatik arabuluculuk kapasitesinin yükselmesi Türkiye'nin stratejik değerini daha da artırabilecek başlıca alanlar olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye Açısından Stratejik Öneriler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Böyle bir jeopolitik ortamda Türkiye’nin temel önceliği, NATO üyeliğini sürdürürken stratejik özerkliğini korumak ve Karadeniz’de cephe ülkesi konumuna sürüklenmeden, dengeleyici aktör rolünü güçlendirmek olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapsamda şu stratejik adımlar önem taşımaktadır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1. Montrö Boğazlar Sözleşmesi tavizsiz biçimde uygulanmalı; Karadeniz’de askerî tırmanmayı sınırlayan hukuki zemin korunmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2. Türkiye, NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirirken Karadeniz’de doğrudan NATO-Rusya çatışması riskini artıracak adımlardan kaçınmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3. Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan ile deniz güvenliği, mayın temizleme, lojistik hatların korunması ve kriz yönetimi alanlarında iş birliği artırılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4. TDT bünyesinde enerji güvenliği, ulaştırma güvenliği, siber güvenlik ve afet-kriz yönetimi odaklı düzenli istişare mekanizması kurulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5. Türkiye, Dedeağaç-GKRY-İsrail-Yunanistan hattındaki gelişmeleri yalnızca askerî açıdan değil; Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’i bütünleştiren jeoekonomik kuşatma ihtimali bakımından da değerlendirmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">6. Hava ve füze savunma sistemleri, deniz karakol kapasitesi, İHA/SİHA kabiliyeti, elektronik harp, siber savunma ve mayına karşı tedbir unsurları güçlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">7. Türkiye, Karadeniz’de yalnızca kriz yöneten değil; bölgesel güvenlik yapılanmasının kurucu aktörlerinden biri olduğunu gösteren diplomatik inisiyatifler geliştirmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz, 2026 yılı itibarıyla yeniden küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ulaştığı yeni aşama, Ukrayna’nın Rusya derinliklerine yönelik saldırıları, NATO’nun doğu kanadındaki askerî hazırlıkları, ABD’nin Yunanistan merkezli lojistik yapılanması ve Avrupa güvenlik yapısındaki dönüşümler incelendiğinde, Türkiye’nin jeostratejik önemi daha da artmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından temel hedef, herhangi bir büyük güç rekabetinin cephe ülkesi hâline gelmeden ulusal çıkarlarını esas alan çok boyutlu dış politikasını sürdürebilmektir. Ankara’nın hem NATO üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi hem de Rusya ile diyalog kanallarını açık tutması, yalnızca Türkiye’nin değil Karadeniz’in istikrarı açısından da belirleyici olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak; Karadeniz artık yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın deniz cephesi değildir. Bölge, Avrupa'nın güvenliği, Avrasya'nın enerji ve ulaştırma koridorları ile küresel güç rekabetinin kesiştiği stratejik merkez hâline gelmiştir. Bu yeni jeopolitik denklemde Türkiye'nin başarısı, NATO üyeliği ile stratejik özerklik arasında kuracağı dengeyi sürdürebilmesine bağlıdır. Montrö rejimi, güçlü savunma sanayii, çok yönlü diplomasisi ve Türk Devletleri Teşkilatı ile geliştirdiği iş birlikleri sayesinde Türkiye, Karadeniz güvenliğinin yalnızca korunmasına katkı sağlayan değil, gelecekteki bölgesel güvenlik mimarisini şekillendiren başlıca aktörlerden biri olma potansiyeline sahiptir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı, BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı, </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:8.0pt">Kaynakça</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Institute for the Study of War, “Russian Offensive Campaign Assessment”, 29.06.2026.<br />
[2] NATO, “2022 Strategic Concept”, 29.06.2022.<br />
[3] Shona Murray, “Rutte: Zelenskiy Ankara'daki NATO Zirvesine Katılacak”, Euro News, 23.05.2026.<br />
[4] NATO, “Vilnius Summit Communiqué”, 11.07.2023.<br />
[5] NATO, “Washington Summit Declaration”, 10.07.2024.<br />
[6] NATO, “NATO Summits”, 22.06.2026.<br />
[7] Ivana Kottasova, “‘Robots Don’t Bleed’: Ukraine Sends Machines Into The Battlefield In Place Of Human Soldiers”, CNN World, 20.04.2026.<br />
[8] Stockholm International Peace Research Institute, SIPRI Yearbook 2025 Summary.<br />
[9] Montreux Convention Regarding the Regime of the Straits, 20.07.1936.<br />
[10] Türk Dünyası 2040 Vizyonu, 13.11.2021.<br />
[11] “Changing Geopolitics and the OTS: A Strategic Analysis of the Gabala Summit”, Akhmet Yassawi University, E-bulletin, 10.10.2025.<br />
[12] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Bağlantısallığı ve Çok Taraflı Ulaştırma Politikası”.<br />
[13] HM Government, “Integrated Review Refresh 2023: Responding to a More Contested and Volatile World”, March 2023.<br />
[14] James Rogers ve George Scutaru, “The Case For A British Task Force İn The Black Sea”, Britain’s World, The Memorandum No: 21.2024, 28.11.2024.<br />
[15] Doğukan Yıldız, “NATO Dezenformasyonu: Türkiye NATO’dan Çıkarılabilir Mi?”, Daktilo1984, 28.01.2023.<br />
[16] Stratejik Düşünce Enstitüsü, “Avrupa’nın Güvenliğinin Sağlanması Sorumluluğunu Terk Eden ABD Kendi Sınırlarının Korunmasına Odaklanıyor”, 30.06.2026.<br />
[17] Turan Salcı, “ABD’nin Askeri Yığınak Yaptığı Dedeağaç Neden Önemli, Hedefte Rusya mı Türkiye mi Var?”, Sputnik Türkiye, 9.11.2022.<br />
[18] Nurşin A. Güney, “Yunanistan’daki ABD Üsleri: Yeni Çevreleme Stratejisinin Handikapları”, Kriter Dergisi, Nisan 2021.<br />
[19] Dmitri Chirciu, Tuğba Altun ve Sümeyye Dilara Dinçer, “Dışişleri Bakanı Fidan Moskova’da Temaslarda Bulundu”, Anadolu Ajansı, 17.06.2026.<br />
[20] TGRT Haber, “Hakan Fidan Üst Düzey AB Yetkilileriyle Ankara’da Görüştü”, 30.06.2026.<br />
[21] Günay Umarova, “Karadeniz’de Güç Mücadelesi: NATO-Rusya Rekabeti ve Türkiye’nin Stratejik Dengeleyici Rolü”, DergiPark, C. 12, S. 4, ss. 1120-1139.</span></span></span><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:50:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YUMUŞAK GÜÇ, DR. MUSTAFA ERDOĞAN</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yumusak-guc-dr-mustafa-erdogan-7880</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yumusak-guc-dr-mustafa-erdogan-7880</guid>
                <description><![CDATA[YUMUŞAK GÜÇ, DR. MUSTAFA ERDOĞAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:14.0pt">YUMUŞAK GÜÇ, DR. MUSTAFA ERDOĞAN</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ŞEMSETTİN GÜNAY</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antakya’nın tanınmış cerrahlarından biriydi. Yıllarca başhekimlik yapmış, binlerce insanı yaptığı ameliyatlarla sağlığına kavuşturmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendisine Hatay Ak Parti İl başkanlığı teklif edildiğinde çok düşünmeye ihtiyaç duymadı. Madem ki ucunda halka hizmet vardı, madem ki yapılabilen her işten vatandaştan dua alınacaktı bu teklife “hayır” diyemezdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evet, zor bir görev yüklenecekti. Yıkılmış, yok olmuş bir kentin sorunlarını yüklenmek, halkın beklentilerini karşılamak, bunun için mücadele etmek kolay değildi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aynı doktorluk mesleğindeki gibi mesai kavramı yoktu. Gece, gündüz kavramı yoktu. Bir mekanda koltuğa oturup orada pineklemek yoktu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu şehir neler görmemişti ki.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depremin ilk gününden itibaren tüm yalancılar, ahlaksızlar, deprem turistleri kenti ddoldurmuş, gelemeyenler ise klavyelerinin başında algı operasyonlarına girişmişlerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanların alınlarında partileri yazıyormuş gibi “Enkazdan sadece Ak Partililer kurtarılıyor” yalanını ortaya atıp samimiyetle kurtarma çalışmalarına girenleri itibarsızlaştırmaya uğraşanlar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Radyosunun başında “Tahtakale barajı patladı” yalanıyla halkı paniğe sevkedenler mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gelen yardımları iç edip kendi deposunu dolduran vicdansızlar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlara telefonla ulaşıp, alay edip kahkaha atan alçaklar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sayabileceğim onlarca ahlaksızlığı bu şehir insanları görmüş ve yaşamışlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama en güzel tarafı ilk günden itibaren bütün ülkenin iyi ve güzel insanları seferber olmuş, yapabileceklerinin fazlasını gönderebilmenin ve yardım edebilmenin derdine düşmüşlerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depremden sağ kurtulabilenlerin en büyük tesellisi ilk günlerde bunlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıkılmış ve yok olmuş şehirler, moralleri bozuk binlerce insan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mustafa Erdoğan bu şartları ve zorlukları görerek teklifi kabul etmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Önce bir hayalim var” diyerek yollara çıktı. Cıvıl cıvıl bir Atatürk caddesi, yeniden canlanmış modern bir Antakya hayal ediyor ve bunun için çalışmalarına başlıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara’ya gittiğinde Hatay milletvekillerini de yanına alarak çalmadık bakanlık kapısı bırakmıyordu. Hatay için isteklerini ve taleplerini hem sözlü olarakaktarıyor, hem de masalarına talep dosyasını bırakıyordu. Cumhur ittifakı vekilleriyle adeta tek yumruk, tek ses olarak hareket ediyor, büyük bir uyum içerisinde hareket ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğer mevzu Hatay’ın yeniden ayağa kalkmasıysa gerisi teferruattı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendi kendine bir sözü vardı. Gerek rakip parti başkanları ve vekilleriyle, gerekse de oturdukları klavye başlarında kendisine parmak sallayan basın mensuplarıyla hiçbir zaman polemiğe girişmeyecekti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depremden sonra yapılan derme çatma birkaç konteynerden oluşan il merkezi kendisine yetmediği zamanlarda çalışmalarını işyerinde sürdürmeye gayret gösteriyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her ay ilimizi ziyaret eden bakanlara hemen brifingler hazırlıyor, Hatay’ı gezdiriyor, taleplerini bildiriyor, verilen sözleri not ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çevre ve Şehircilik bakanı adeta kankası olmuştu. Her geldiğinde ,işlerin hangi aşamaya geldiğini kendisi bizzat gösteriyor, gelişmeleri bakanın defterine kaydetmesini sağlıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hatay’ın sadece binalardan ibaret olmadığını, bu kadim şehrin bir ruhunun olduğunu çok iyi idrak etmişti. Çoğu zaman vekillerle kafa kafaya veriyor yeni projeleri planlıyorlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir taraftan tarihi binalar ve ibadet yerleri, diğer taraftan Asi projesi, Roma köprüsü, raylı sistemler, Belen tünelleri ve çevre yolu projeleri, Turunçlu’nun lağım kokularından kurtulması için yapılan 18 km. lik tünel, İskenderun sahil cam terası hep bu uyumun eserleri olarak kendini gösteriyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mustafa Erdoğan garip bir insan. Kendini göstermeyi pek sevmiyor. Elijah Muhammed’in Malcolm X’e tavsiyesi gibi kirlilerle teker teker uğraşmıyor. O temiz işlerin peşinde ve takibinde.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sakin bir güç (Soft Power).</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu özellikleri ilede benim kahramanım. Kendisinden beklentilerim halen çok yüksek. 02.07.2026</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:45:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUŞAKLAR ARASI UÇURUM DERİNLEŞİYOR MU?</title>
                <category>İlker Bebe</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kusaklar-arasi-ucurum-derinlesiyor-mu-7879</link>
                <author>ilkerbebe3@gmail.com (İlker Bebe)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kusaklar-arasi-ucurum-derinlesiyor-mu-7879</guid>
                <description><![CDATA[KUŞAKLAR ARASI UÇURUM DERİNLEŞİYOR MU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KUŞAKLAR ARASI UÇURUM DERİNLEŞİYOR MU?</span></strong></h3>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp;Günümüzde büyük küçüğünü, küçük de büyüğünü bilmiyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zamanımızın en büyük handikaplarından biri bu olsa gerek. Büyükler ve küçükler arasındaki o ince sevgi-saygı çizgisi yok olmuş gibi. Maalesef küçükler büyüklere, büyükler de küçüklere acımaz olmuş. İnsanlık kötüye mi gidiyor?<br />
&nbsp; &nbsp;Örneğin evvelden toplu taşımada büyüklere yer verilirdi çoğunlukta. Verilmediği taktirde ayıplanırdı bu durum. Şimdilerde küçükler oturmakta büyükler bakmakta. Ve de hiç kimse ses çıkarmamakta buna. Belki de kendi çocuklarına da aynısını öğütlemekteler onlar. Herkes ortamı kanıksamış.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Şimdiki nesil gerçekten farklı. Önceleri bizim gençliğimizde de asilik vardı. Asiydik belki kurallar bizi sıkardı. Fakat bu kuşakta bir başkalık var sanki onlarla aramızda bir kopukluk mevcut. Kuşak farklı gerçeklere ayrı tarzlara ve çokça aykırılıklara sahip.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Farklar en başta inançlarımız ile kendini göstermekte. Kendi parçamız olan neslin önemli bir kısmı uç inanışları benimsemekte. Deizm ve agnostisizm gibi modern(!) inançlar onları cezbediyor. Cinsel yönelimlerinde de tuhaflık olanlar çok. Kendileri bizimkilerden çok daha öte arayış içindeler. Belki de kafaları karışık. Belki de onları yönlendiren başka unsurlar var.<br />
&nbsp; &nbsp;Bizler bu devrin orta yaştakileri olarak yeni neslin ilk dalgasıyla çalışma hayatında buluştuk bile. Çalışma hayatının disiplininden kaynaklansa gerek büyük sorunlarla karşılaşmadık. Ancak dışarıda durum daha farklı görünüyor. Toplumsal bozulmalar almış başını gitmekte. İnsanlar arası çözünme fazlalaşmış.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Aslında bu kuşak belirsizliklerin, pandeminin ve krizlerin kuşağı. Nesil bir türlü gözünü açamadı sorunlardan. Mutlu oldukları izlenimi de vermiyorlar. Çok da iyi bir dünya bırakılmıyor onlara. Büyüklerine olan hitaplarında bile bir tuhaflık var. Mesela dayı kelimesini çok kullanıyorlar ve niyetleri yarı dalga geçme yarı da aradaki mesafenin altını çizme gayesiyle olmalı.<br />
&nbsp; &nbsp;Bir de onlar hakkında kendisinden önceki kuşaktan daha az zeki ilk kuşak oldukları iddiası var. Bu tespit gerçekten düşündürücü. Bilimselliği tartışılabilir ama bu süreçte üretilen en aykırı görüşlerden. Galiba onları bu hale biz getirdik. Ana babalığımızı başkalarına devrettik. Bir bakıma teknolojinin esiri oldular. Onların asıl velisi sanal dünya muhtemelen. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvah bize ki tedbirli davranamadık!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:43:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/ilker-bebe-1644285930.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL  HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-iddialarini-kabul-eden-israil-hukumetine-tarihi-cagri-7878</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-iddialarini-kabul-eden-israil-hukumetine-tarihi-cagri-7878</guid>
                <description><![CDATA[ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL  HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL&nbsp; HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın “1915- 1916 Yılları Arasında Yaşanan Olayları Ermeni&nbsp; Soykırımı Olarak Tanıma” tasarısını 28 Haziran 2026&nbsp; günü Bakanlar Kurulu’nda oybirliği ile almış olduğu&nbsp; kararla kabul etti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alınan karar siyasi olmasının ötesinde&nbsp; haksız, hukuksuz ve tarihi gerçeklerle uyuşmayan bir&nbsp; karardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu karar İsrail parlamentosunda da kabul edilirse asılsız&nbsp; Ermeni iddialarını kabul eden bir ülke olacak ve&nbsp; kurulduğu günden itibaren savunduğu tarihî&nbsp; gerçeklerden vazgeçmesi anlamına gelecektir. Çünkü&nbsp; İsrail devleti ve Musevî lobisi on yıllardır doğrudan yana&nbsp; tavrını koymuş, Türk milletinin asılsız Ermeni iddialarına&nbsp; karşı verdiği haklı mücadeleyi desteklemiş ve başta ABD&nbsp; olmak üzere birçok ülke parlamentosunda bu iftiranın&nbsp; kabul edilmesinin önüne geçmiştir. Tüm bunlara rağmen;&nbsp; Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı Paşinyan bile asılsız&nbsp; soykırım iddialarını sorgulamaya açmışken, İsrail&nbsp; Hükümeti’nin “Türk milletini soykırımla suçlaması” nasıl&nbsp; açıklanabilir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öncelikle belirtmek gerekir ki; 1915 olaylarına ilişkin&nbsp; iddiaların tarihî ve hukuki olarak hiçbir karşılığı yoktur ve&nbsp; bu iddialar Türk milletine atılmak istenen bir iftiradan&nbsp; ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti tüm arşivlerini tahditsiz&nbsp; şekilde bilim insanlarına açmış, ortak bilimsel çalışma&nbsp; için çağrıda bulunmuş ve her türlü imkanı sağlamıştır.&nbsp; Ortaya çıkan sonuç, mezalimin Türk milletine yapıldığı&nbsp; yönündedir. Hukukî açıdan da Türk milletinin soykırım 2 suçunu işlediği iddia edilemez. Çünkü iddia edilen&nbsp; olayların üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen tek&nbsp; bir mahkeme tarafından ne bir yargılama yapılmış ne de&nbsp; bu yönde bir hüküm kurulmuştur. Kurulması da mümkün&nbsp; değildir, çünkü soykırım suçu 1948 yılında</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soykırımı&nbsp; Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile tanımlanmıştır.&nbsp; "Kanunların Geriye Yürümezliği" ilkesi bir yana tarihî&nbsp; gerçekler ve hukukî mesnetsizlik bu iddiaların asılsız&nbsp; olduğunu, asıl mezalimin Türk milletine yapıldığını ispatlamaktadır. Bu konuda verilen tek mahkeme kararı&nbsp; “Perinçek v. İsviçre” kararıdır. Bu karar gerekçesinde;&nbsp; 1915 olaylarının Holokost’a benzemediği için soykırım&nbsp; olarak nitelendirilemeyeceği ve yetkili mahkemeler&nbsp; dışında, başta parlamentolar olmak üzere kurum ve&nbsp; kuruluşların soykırım tespiti yapamayacağı yer almıştır.&nbsp; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu kararına&nbsp; rağmen; bu iddiaları Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı siyasi&nbsp; şantaj olarak kullanmak isteyen ülkeler vardır. İyi niyetli&nbsp; olmayan bu girişimin sahibi olan İsrail hükümetinin de&nbsp; amacının aynı olduğu anlaşılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk milletinin haklı mücadelesine yıllardır destek veren&nbsp; İsrail devletinin asılsız Ermeni iddialarını soykırım olarak&nbsp; nitelendiren tasarıyı Bakanlar Kurulu’nda kabul etmesi&nbsp; talihsiz bir durumdur, İsrail hükümetinin ne kadar çaresiz&nbsp; duruma düştüğünün de göstergesidir. İsrail Hükümeti&nbsp; şunu çok iyi bilmelidir ki; Filistin halkına yapılan katliam&nbsp; ve soykırımların Türk milletine iftira atarak üstü&nbsp; kapatılamaz. Bu nedenle, İsrail hükümeti bu büyük&nbsp; yanlıştan derhal dönmeli, Musevî cemaatine tarih&nbsp; boyunca kucak açmış Türk milletinden özür dilemelidir. &nbsp; &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TEKAR Vakfı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Türk-Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:49:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DİL BİLMEK, KIRMAK MI, EZMEK Mİ?</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bilimsel-calismalarda-dil-bilmek-kirmak-mi-ezmek-mi-7877</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bilimsel-calismalarda-dil-bilmek-kirmak-mi-ezmek-mi-7877</guid>
                <description><![CDATA[BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DİL BİLMEK, KIRMAK MI, EZMEK Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DİL BİLMEK, KIRMAK MI, EZMEK Mİ?</span></span></span></span></span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Dırahta ger ziyan etse karınca</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Günâhı var mıdır ânı kırınca?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yarın Hakk’ın divanına varınca </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’dan hakkın alır karınca”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Dıraht: Ağaç</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu dörtlüğün ilk iki dizesi, Kanunî Sultan Süleyman Han’ın, Şeyhülislâm Ebu Suud Efendi’ye sorduğu fetva olup son iki dizesi de Ebu Suud Efendi’nin fetvasıdır. Karşılıklı mısralar hep hoşuma gitmiştir çünkü söyleyiş ustalığı 1. sebep, Kanunî’nin Şeyhülislam ile yarenliğini açığa çıkması 2. Sebep.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu hoşnutluk, hoş da Kanunî’nin “karıncanın öldürülmesi veya itlaf edilmesi” tabirlerinin yerine “kırılması” tabirini kullanmasının sebebi ne ola ki? Sorusunun cevabının tarafımdan bulunması gerektiği fikrîne sahip olmayayım mı? Bu sebepten bu makaleyi hazırlamak bir zaruret halini almıştı. Bundan mütevellit başladım işe. Kanunî’nin aşağıdaki gazeli de hoştur.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Gazeli</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1-Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2-Ko bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkibet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">3-Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4-Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Olmaya baht u saâdet dünyede vahdet gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5-Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fâriğ ol</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Var mıdur vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1.beyitte, Mahlukatın içinde en muteber, prestijli varlığın “devlet “olduğuna vurgu yapılırken bir nefes süresince sağlıklı yaşamanın devletten mühim olduğu vurgulanıyor. Bir devletliden ancak böyle sözler sadır olabilir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4. beyitteyse sultanlığın bir dünya kavgası olduğunu, asıl olanın ise “birlik olma” gerektiğini açıkça vurguluyor.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;Diğer beyitlerle ilgili değerlendirmeyi pek muhterem okuyucuların ıttılaına tevdi ediyorum.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Karıncanın “kırılma “konusuna geçmeden önce hem Hz. Süleyman ile ilgili hem de Kanunî Sultan Süleyman ile ilgili bilgi verelim.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman (Osmanlıca Türkçesinde: سلطان سليمان اول (Sultân Süleymân-ı Evvel) divan edebiyatındaki takma adıyla Muhibbî. 6 Kasım 1494’te Trabzon’da doğdu, 7 Eylül 1566’da Zigetvar’da bu cihandan göçtü. Tezviratçıların yaygarasına itimat edilirse Haremde hanımların sofrasında vakit geçirmiştir. Çok yazık. Zigetvar, Kanunî sultan Süleyman Han’ın 13. ve son seferiydi. Vefatından kimse haberdar edilmedi, iç organları orada defnedildi, iskeleti ise yurda getirildi. Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve Ümmed-i Muhammed’in 89. halifesi idi. Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da ise adaletli yönetimine atfen Kanûnî Sultan Süleyman (Osmanlıca Türkçesi قانونى سلطان سليمان) şeklinde bilinmekteydi. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, 46 yıl Osmanlı İmparatorluğu ile cihana hükmetti. Hükümdarlığı süresinin 10 yıl, 1 ayının seferî geçirildiği bilinmektedir. Osmanlı Saltanatını en uzun süre uhdesinde tuttuğu da bilinmektedir. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman, 30 Eylül 1520'de babası I. Selim'in (Yavuz sultan Selim) yerine Sultan oldu. Sultanlığına, Orta Avrupa ve Akdeniz'deki Hristiyan güçlerin saldırılarına karşı savunma düzenleyerek başladı. Belgrad'ı 1521'de, Rodos’u 1522-1523’te fethetti. 1526'nın Ağustos’unda, Mohaç Meydan Muharebesi’nde (Bu sefer 300000 askerle gerçekleşti. Bu sayıda askerin teçhizatı, iaşesi, sevki seyr ü seferinin maliyeti hesaplanırsa işin azâmeti kendiliğinden meydana çıkar. Günümüzde bile bu sayıda askerin o mesafede bir yere nakli pek zor bir iş olsa gerek. Bunu düşününce bile devletin kudreti anlaşılmaz mı?) Macaristan'ın askerî gücünü kırıp geçirerek topraklarının büyük bir kısmını Osmanlı toprağı yaptı. Kanunî Sultan Süleyman Han, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik, askerî ve siyasî gücünü zirveye çıkararak 16. yüzyıl Avrupası'nın önde gelen hükümdarlarının boy ölçüşemeyeceği bir Sultan haline geldi. Kanunî Sultan Süleyman Han, 1529'daki Viyana Kuşatmasında, fetihleri kontrol altına almadan önce, Hristiyanların kaleleri Belgrad ve Rodos'un yanı sıra Macaristan'ın büyük bölümünün fethinde Osmanlı ordularına bizatihi komuta etti. Burada hatırlanması gerekir ki babası Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri, Doğu bölgelerini hâkimiyetine dahil ederken Kanunî Sultan Süleyman, Batıya yönelmiştir. Safevilerle olan çatışmasında, Orta Doğu'nun büyük bir kısmını ve Cezayir'e kadar Afrika'nın Kuzeyindeki geniş alanları Osmanlı mülkü durumuna getirdi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman Han zamanında, Osmanlı donanması, Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ne &nbsp;&nbsp;hâkim oldu. Zigetvar kuşatmasının bitiminden bir gün önce, 7 Eylül 1566'da 71 yaşındayken vefat eti.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Genişleyen bir imparatorluğun başında bulunan Kanunî Sultan Süleyman Han, toplum, eğitim, vergi ve ceza hukuku ile ilgili önemli hukukî değişiklikleri bizzat başlattı. Kanunî’nin değişiklikleri, Ülkenin Şeyhülislamı Ebu Suud Efendi ile birlikte yürütülerek Osmanlı hukukunun iki şekli, sultanî ve İslamî hukuk arasındaki münasebeti uyumlu hale getirdi. Kanunî Sultan Süleyman Han, aynı zamanda, seçkin bir şair (Muhibbî müstear adını kullanıyordu.) ve kuyumcuydu; Osmanlı Saltanatının sanatsal, edebî ve mimarî gelişiminde "Altın Çağ’ını yöneten büyük bir kültür hamisi idi.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman Han, Osmanlı geleneğini bozarak hareminden bir kadının, Müslümanlığı seçmesi sonucu evlendi. Saçlarının kızıl renkli olmasından, Batı Avrupa'da Roxelana adıyla ünlü Rutenya (Ukrayna’da bir yer) kökenli bir Ortodoks Hristiyan Hürrem Sultan id evlendiği kadın. Kanunî Sultan Süleyman Han’ın 46 yıllık iktidarının ardından, 1566'da vefatını müteakip, yerine oğlu II. Selim geçti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Burada belirtilmesi gereken bir konu var. Kanunî Sultan Süleyman’ın, Osmanlı hakanlarından en çok sefere çıkan sultan olduğu öne sürülmesine rağmen, Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri, 25 sefer sayısı ile 1.dir.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">HAZRET-İ SÜLEYMAN’IN ZİKREDİLDİĞİ ORİJİNAL VE MEALLERİYLE KUR’AN -I KERİM ÂYETLERİ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazret-i Süleyman Aleyhisselam’ın, ismi Kur’an-ı Kerim’in 58 âyetinde yer almaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bakara / 102. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Onlar, Süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. Oysa Süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek: “Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!” demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Onlar, Allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. Fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi belliyorlardı. Elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi! </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nisâ / 163. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًاۚ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Rasûlüm! Biz, Nûh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyediyoruz. Nitekim İbrâhim’e, İsmâil’e, İshâk’a, Yâkub’a onun soyundan gelen peygamberlere, İsa’ya, Eyyûb’e, Yûnus’a Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">En'âm / 84. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ كُلًّا هَدَيْنَاۚ وَنُوحًا هَدَيْنَا مِنْ قَبْلُ وَمِنْ ذُرِّيَّتِه۪ دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ وَاَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسٰى وَهٰرُونَۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz ona İshâk’ı ve torunu Yâkub’u ihsân ettik. Her birini doğru yola erdirdik. Daha önce Nûh’u ve zürriyetinden Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da doğru yola erdirmiştik. Biz, iyilik ve ihsân sahiplerini böyle mükâfatlandırırız.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 78. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَدَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ اِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ اِذْ نَفَشَتْ ف۪يهِ غَنَمُ الْقَوْمِۚ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِد۪ينَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani onlar, bir grup insana ait koyun sürüsünün geceleyin girip ürünlerini telef ettiği bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Biz de onların verdikleri hükme şâhit idik.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 79. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمٰنَۚ وَكُلًّا اٰتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًاۘ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُ۫دَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَۜ وَكُنَّا فَاعِل۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz, sözkonusu dâvada en isabetli hükmü Süleyman’a bildirdik. Zâten biz, her birine hüküm ve ilim vermiştik. Dağları ve kuşları Dâvûd’un emrine râm ettik; onunla beraber Allah’ı tesbih ediyorlardı. Gerçekten biz, dilediğimiz her şeyi yapma kudretine sa¬hi¬biz.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 81. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ عَاصِفَةً تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ٓ اِلَى الْاَرْضِ الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَاۜ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِم۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’ın emrine de fırtına şeklinde esen rüzgârı boyun eğdirdik. Onun isteğine göre, insanlar için feyiz ve bereketlerle donattığımız topraklara doğru akıp giderdi. Her şeyin gerçek mâhiyetini biz bilmekteyiz. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Enbiyâ / 82. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَمِنَ الشَّيَاط۪ينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذٰلِكَۚ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظ۪ينَۙ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şeytanlar ve cinlerden bazıları da onun için dalgıçlık edip denizaltındaki cevherleri çıkarıyor ve daha başka işler de yapıyorlardı. Onları zapt edip gözetim altında tutan da bizdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 15. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًاۚ وَقَالَا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي فَضَّلَنَا عَلٰى كَث۪يرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِن۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğrusu biz Dâvûd’a ve Süleyman’a husûsî bir ilim verdik. İkisi de: “Bizi mümin kullarının birçoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun” dediler. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 16. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَوَرِثَ سُلَيْمٰنُ دَاوُ۫دَ وَقَالَ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَاُو۫ت۪ينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍۜ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُب۪ينُ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman Dâvûd’a mirasçı oldu. Şöyle dedi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her güzel şeyden bir nasip verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 17. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Günün birinde cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları emri üzere Süleyman’ın huzurunda toplandılar. Hepsi birlikte onun tarafından düzenli bir şekilde sevk ve idâre ediliyordu.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 18. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٓا اَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nihâyet karıncalar vâdisine geldiklerinde, bir karınca: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin; Süleyman ve orduları farkınıza varmadan sizi çiğneyip ezmesinler!” dedi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 19. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu sözleri işiten Süleyman masum bir mutluluk içinde tebessüm etti ve: “Rabbim! Bana, anama ve babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve râzı olacağın sâlih ameller işlemeye beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni sâlih kullarının arasına ilhâk eyle!” diye yalvardı. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 20. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَٓا اَرَى الْهُدْهُدَۘ اَمْ كَانَ مِنَ الْغَٓائِب۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu arada Süleyman ordusundaki kuşları teftiş etti. Şöyle dedi: “Bana ne oluyor ki Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 21. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">لَاُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَد۪يدًا اَوْ لَا۬اَذْبَحَنَّهُٓ اَوْ لَيَأْتِيَنّ۪ي بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Madem öyle, onu şiddetli bir şekilde cezalandıracağım, belki de kafasını koparacağım, ya da bana mazeretini gösteren apaçık bir delil getirir.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 22. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَمَكَثَ غَيْرَ بَع۪يدٍ فَقَالَ اَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِه۪ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَاٍ بِنَبَاٍ يَق۪ينٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Çok geçmeden Hüdhüd çıkageldi ve Süleyman’a dedi ki: “Ben, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’ kavminden çok mühim ve doğruluğu kesin bir haber getirdim.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 23. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِنّ۪ي وَجَدْتُ امْرَاَةً تَمْلِكُهُمْ وَاُو۫تِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظ۪يمٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Sebe’lilere hükümdarlık yapan bir kadın buldum ki kendisine her güzel şeyden bir nasip verilmiş; onun büyük bir tahtı ve pek güçlü bir yönetimi var.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 24. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Ne var ki onun ve kavminin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Anlaşılan, şeytan onlara amellerini süslü göstermiş, onları yoldan saptırmış, bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 25. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذ۪ي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Oysa göklerdeki ve yerdeki gizlilikleri açığa çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi bilen Allah’a secde etmeleri gerekmez mi?”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 26. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“O Allah ki ondan başka ilâh yoktur. O, büyük arşın Rabbi¬dir.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 27. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ سَنَنْظُرُ اَصَدَقْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman dedi ki: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancının biri misin, şimdi göreceğiz.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 28. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِذْهَبْ بِكِتَاب۪ي هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Şu mektubumu götürüp onların yanına bırak; sonra onlardan biraz öteye çekil de hangi neticeye varacaklarını gözle!” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 29. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اِنّ۪ٓي اُلْقِيَ اِلَيَّ كِتَابٌ كَر۪يمٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mektubu alan Sebe’ melikesi adamlarına şöyle dedi: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 30. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Mektup Süleyman’dan geliyor; «Rahmân Rahîm Allah’ın ismiyle» diye başlıyor.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 31. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“«Bana karşı büyüklük taslamayın; derhal müslüman olup huzuruma gelin» diyor.”</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 32. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَفْتُون۪ي ف۪ٓي اَمْر۪يۚ مَا كُنْتُ قَاطِعَةً اَمْرًا حَتّٰى تَشْهَدُونِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Melike şöyle devam etti: “Ey ileri gelenler! Bu mesele hakkındaki görüşlerinizi lutfen bana bildirin. Pekâlâ bilirsiniz ki siz yanımda olmadan ve size danışmadan hiçbir konuda kesin kararımı vermem.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 33. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالُوا نَحْنُ اُو۬لُوا قُوَّةٍ وَاُو۬لُوا بَأْسٍ شَد۪يدٍ وَالْاَمْرُ اِلَيْكِ فَانْظُر۪ي مَاذَا تَأْمُر۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Onlar da: “Biz güçlü, kuvvetli ve oldukça savaşçı bir milletiz. Fakat karar verme yetkisi senindir. Ne dilersen onu emret, biz uygulamaya hazırız” dediler. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 34. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَتْ اِنَّ الْمُلُوكَ اِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً اَفْسَدُوهَا وَجَعَلُٓوا اَعِزَّةَ اَهْلِهَٓا اَذِلَّةًۚ وَكَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Melike dedi ki: “Gerçek şu ki hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman oranın düzenini altüst ederler; halkının onurlu ve şerefli insanlarını zelil hâle getiriler. Herhalde bunlar da böyle yapacaklardır.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 35. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاِنّ۪ي مُرْسِلَةٌ اِلَيْهِمْ بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Şimdi ben onlara değerli bir hediye göndereceğim, elçilerimin ne tür bir cevapla döneceklerine bakıp ona göre kararımı vereceğim.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 36. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَيْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۘ فَمَٓا اٰتٰينِ‌يَ اللّٰهُ خَيْرٌ مِمَّٓا اٰتٰيكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Elçiler gelince Süleyman onlara şöyle dedi: “Siz bana mal ile yardım etmek, böylece beni etkilemek mi istiyorsunuz? Şunu bilin ki Allah’ın bana verdiği nimetler size verdiğinden çok daha hayırlıdır. Ancak siz, bu tür hediyelerinizle sevinir, böbürlenirsiniz.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 37. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِرْجِعْ اِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَٓا اَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“Haydi hediyelerinizi de alıp geri dönün ve onlara şunu bildirin: Biz onların üzerine asla karşı koyamayacakları ordularla varacağız; elbette onları zelil ve küçük düşürülmüş bir halde ülkelerinden sürüp çıkaracağız.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 38. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَيُّكُمْ يَأْت۪ين۪ي بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ يَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Elçi döndükten sonra Süleyman dedi ki: “Ey ileri gelenler! Onlar müslüman olarak bana gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 39. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Cinlerden bir ifrit: “Ben, daha sen makâmından kalkmadan önce onu sana getiririm. Çünkü ben gerçekten bu konuda çok kuvvetli, güvenilir biriyim” dedi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 40. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kitaptan husûsî bir bilgiye sahip kişi ise: “Ben onu sana daha gözünü kırpmadan getiririm” dedi. Süleyman tahtı yanı başında hazır görünce: “Bu, Rabbimin lütfundandır; nimetine karşı şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Kim şükrederse kendi iyiliği için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, lütuf ve keremi pek boldur.” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 41. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنْظُرْ اَتَهْتَد۪ٓي اَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذ۪ينَ لَا يَهْتَدُونَ</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman şöyle dedi: “Onun tahtını tanıyamayacağı hâle getirin; bakalım gerçeğin farkına varacak mı, yoksa varamayacak mı?” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 42. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَلَمَّا جَٓاءَتْ ق۪يلَ اَهٰكَذَا عَرْشُكِۜ قَالَتْ كَاَنَّهُ هُوَۚ وَاُو۫ت۪ينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِم۪ينَ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belkıs gelince “Bak bakalım, bu senin tahtın olmasın?” dendi. O da: “Evet, sanki o! Zâten bize daha önce bu mûcize hakkında bilgi ulaşmış, senin peygamber olduğunu anlamış ve biz Müslüman olmuştuk” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir hatırlatma. Çağdaş bilim, Rengi(manzara) ve sesi nakletti. Hâlâ cismi nakletmiş değil. Işınlanma kavramından bahsediliyor. Muhtemeldir ki Saba Melikesinin bu taht nakli olayı, buna işaret ediyor olmasın . </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 43. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَصَدَّهَا مَا كَانَتْ تَعْبُدُ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اِنَّهَا كَانَتْ مِنْ قَوْمٍ كَافِر۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Aslında onu, Allah’ı bırakıp taptığı şeyler hak dine girmekten alıkoymuştu. Çünkü o, inkârcı bir toplum içinde yetişmişti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml / 44. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ق۪يلَ لَهَا ادْخُلِي الصَّرْحَۚ فَلَمَّا رَاَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَنْ سَاقَيْهَاۜ قَالَ اِنَّهُ صَرْحٌ مُمَرَّدٌ مِنْ قَوَار۪يرَۜ قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي وَاَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمٰنَ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belkıs’a “Buyurun, saraya girin!” dendi. Sarayın eyvanını görünce, zemininde engin ve duru su olduğunu zannedip eteğini yukarı çekti. Süleyman “Bu, billurdan yapılmış şeffaf bir saraydır” dedi. Belkıs sonunda “Rabbim! Ben, senden başkasına taparak kendime zulmetmişim! Artık şimdi Süleyman’la beraber Âlemlerin Rabbine gönülden teslim oluyorum!” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 12. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِۜ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۜ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّع۪يرِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’ın emrine de rüzgârı verdik. Onunla sabah gidişte bir aylık, akşam dönüşte de bir aylık yol alırdı. Erimiş bakırı onun için kaynağından sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabb’ının izniyle onun maiyetinde çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden biraz sapsa ona hemen çok yakıcı ateş azabından tattırırdık. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 13. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَٓاءُ مِنْ مَحَار۪يبَ وَتَمَاث۪يلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍۜ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ۫دَ شُكْرًاۜ وَقَل۪يلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Cinler Süleyman’ın isteğine göre mâbetler, kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar, leğenler, yerinden sökülemez sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvûd ailesi! Allah’a şükür olacak ameller işleyin. Doğrusu kullarımdan gereği gibi şükredenler pek azdır. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 14. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 15. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ ف۪ي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌۚ جَنَّتَانِ عَنْ يَم۪ينٍ وَشِمَالٍۜ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُۜ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğrusu, Sebe’ kavmi için yaşadıkları diyarda çok önemli bir ibret dersi vardı. Oturdukları vâdi sağından solundan, iki taraflı uzayıp giden güzel bahçelerle çevrilmişti. Peygamberleri onlara: “Rabbinizin size bahşettiği nimetlerden yiyin ve Ona şükredin. İşte sizin için ne hoş bir memleket ne kadar da bağışlayıcı bir Rab!” demişti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 16. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَيْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَل۪يلٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Fakat onlar bu dâvetten hoşlanmayıp, şükürden yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine, barajlarını yıkan meşhur Arim selini gönderdik de onların o güzelim bahçelerini buruk meyveli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan virâne bahçelere çevirdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 17. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُواۜ وَهَلْ نُجَاز۪ٓي اِلَّا الْكَفُورَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nankörlükleri ve peygamberleri yalanlamaları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Biz zâten çokça nankörlük eden inkârcılardan başkasını cezalandırmayız. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 18. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا ف۪يهَا السَّيْرَۜ س۪يرُوا ف۪يهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِن۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Onların yurtlarıyla bereketlerle donattığımız Filistin-Şâm diyarı arasında âdeta sırt sırta vermiş ve biri diğerinden görünebilen nice beldeler meydana getirdik; bunlar arasında da düzenli ve sistemli ulaşım imkânları sağladık. Kendilerine: “Oralarda gece gündüz güven içinde gezip dolaşın!” buyurduk. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 19. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا وَظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Fakat onlar: “Rabbimiz! Seyahatlerimizde konaklama yerlerimiz arasındaki mesafeyi artır” dediler ve işledikleri günahlarla kendilerine yazık ettiler. Biz de onları nesilden nesle bir ibret levhası hâlinde aktarılacak efsânelere çevirdik ve tamâmen parçalayıp bölük bölük her tarafa dağıttık. Şüphesiz bunda zorluklara sabredip nimetlere çokça şükretmesini bilen herkes için nice ibretli dersler vardır. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 20. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْل۪يسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَر۪يقًا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gerçekten de İblîs’in insanlar hakkındaki zan ve temennîsi doğru çıktı. Çünkü bir kısım mü’minler dışında herkes ona uyup gitti.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sebe' / 21. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَمَا كَانَ لَهُ عَلَيْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا ف۪ي شَكٍّۜ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَف۪يظٌ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Oysa İblîs’in onlar üzerinde bir şeyi yapmaya zorlayıcı hiçbir gücü yoktur. Ancak biz, âhirete inananlarla ondan şüphe edenleri birbirinden ayırıp ortaya çıkaralım diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi hakkıyla gözetlemekte ve kayda almaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 30. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz, Dâvûd’a Süleyman’ı lutfettik. O ne güzel bir kuldu. Gerçekten o, tam bir teslimiyet ve samimiyetle sürekli Allah’a yönelir dururdu. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 31. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir ikindi vakti ona, tek ayağını tırnağı üzere kaldırıp diğer üç ayağı üzerinde duran ve süratli koşan safkan atlar arz edilmişti.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 32. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Süleyman: “Benim bu atlara ve güzel şeylere olan sevgim, ancak bana Rabbimi hatırlattıkları ve onun adını yaymaya hizmet ettikleri içindir” dedi. Ve atlar koşup, tozdan perdelerin arkasında görünmez oluncaya kadar onları hayranlıkla seyretti. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 33. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">رُدُّوهَا عَلَيَّۜ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ardından, “Onları bana geri getirin” diye emretti. Atlar gelince, onların bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 34. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Biz Süleyman’ı da imtihan ettik ve onu tahtı üzerinde âdeta ruhsuz bir ceset hâlinde bıraktık. Sonra o bize yöneldi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 35. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكًا لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şöyle yalvardı: “Rabbim beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat ihsân eyle! Şüphesiz bütün nimetleri bağışlayan, lutufları bol olan yalnız sensin!”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 36. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّ۪يحَ تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bunun üzerine biz de rüzgârı onun hizmetine verdik. Rüzgâr onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 37. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Binalar kuran, dalgıçlık yapan şeytanları da emrine boyun eğdirdik. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 38. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاٰخَر۪ينَ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ayrıca demir zincirlerle birbirlerine bağlanmış daha nice yaratıkları da… </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 39. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şöyle buyurduk: “Bu nimetler, sana bizim armağanımızdır. İstersen sen de bundan başkalarına verebilirsin, istersen elinde tutarsın; her iki durumda da sana hesap sorulmayacak!” </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sâd / 40. Ayet</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ۟ </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğrusu, onun yanımızda bir yakınlığı, değeri ve güzel bir geleceği vardır.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">17) SÜLEYMAN ALEYHİSSELÂM’A DAİR (Ömer Nasuhî, Bilmen’e göre)</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazret-i Süleyman, Davud Aleyhisselam’ın oğludur. Onun ölümünden sonra on üç yaşında yerine geçmiş. Sonra kendine peygamberlik de verilmiştir. Bu bakımdan, babası gibi peygamberlikle hükümet etme görevlerini bir arada toplamıştır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğudaki ve batıdaki hükümdarlar, Hazret-i Süleyman'a itaat ederek kıymetli hediyeler göndermişler. Yemen Melike’si, Belkıs dahi, kendi ile görüşmeye gelmişti. Kızıl denizinde hazırlattığı donanmayı Okyanus sahillerine yollamıştı. Tetmür ve Baalbek şehirlerini ve yedi senede de Mescid-i Aksa'yı yaptırıp tamamlamıştı.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kuşların dillerini ve maksatlarını anlamak, Süleyman Aleyhisselam’ın, mucizelerindendi. Hazret-i Süleyman Aleyhisselam’ın sözü, insanlara ve cinlere hatta rüzgârlara geçerdi. Ahlâk ve hikmete dair yazıları vardır. Kırk yıl pek muhteşem bir hüküm sürdükten sonra elli üç veya altmış yaşında vefat etmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazret-i Süleyman'dan sonra İsrail Oğulları iki devlete ayrıldı. Bunlardan biri "Yahuda" devletidir ki hükümet merkezi Kudüs idi. Bu devlet, insanlar arasında, daha çok itibar kazanmıştı. Diğeri de "İsrâil" devleti idi. İdare merkezi de Nablus ve daha sonra Samire şehri idi</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu devletler, sonraları doğru yoldan çıktılar. İsrail Devleti, Asûrî'ler tarafından yıkıldı. Yehuda Devleti de "Buhti Nassar'ın saldırısına uğradı. Yahudilerin birçoğu Babil esaretine düştü. Daha sonraları İsrâil Oğulları, İranlıların, Yunanlıların ve Romalıların hakimiyetleri altına düşerek kendi hakimiyetlerini elden çıkardılar.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Buhti Nassar, Kudüs'ü ele geçirdiği zaman Beyt-i Makdis'i yıkıp, Tevrat nüshalarını yakmıştı. Üzeyir Aleyhisselam ile Daniyel Aleyhisselam’ı da diğer İsrâil âlimleri ile Babil'e götürmüştü. Daha sonra, İran'daki Kiyaniyan Hükümeti Babil'i ele geçirip Geldaniye hükümetini yıkınca , İsrâil Oğulları esaretten kurtularak vatanlarına dönmüşler ve Beyt-i Makdis'i yeniden inşa etmişlerdi. Hazret-i Uzeyir de Tevrat'ı ezberden okuyup yeniden yazdırmış ve böylece çoktan beri unutulmuş olan Musa peygamberin şeriatı, yeniden meydana çıkmış idi.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kur'ân-ı Kerîm, Hazret-i Üzeyir'e dair bilgi vermektedir. Fakat peygamber olup olmadığını açıklamamaktadır. İslâm âlimlerinden bir kısmına göre, Hazret-i Üzeyir bir peygamber değildir, velilerden büyük bir zattır. Önceleri Yahudilerden bazıları Hazret-i Üzeyir için "Allah'ın oğludur" diyerek şirke saplanmışlardı.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kur'ân-ı Kerîm'de isimleri anılan Zülkarneyn ile Lokman'ın peygamberliğinde de ihtilâf vardır. Zülkarneyn'in adı, bir rivayete göre "Mus'ab"dır. İbrahim Aleyhisselam’ın zamanında yaşadığı rivayet edilir. Dünya’nın doğusuna ve batısına gitmiş, Ye'cüc ve Me'cüc denilen bir kabileye karşı bir sed (engel) yapmış, pek büyük başarılar elde etmiştir. Her halde Yunanlıların İskender'inden başkasıdır. Bunun hayatı bizce tamamen bilinmemektedir. Ömer Nasuhî Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınevi, Ofset 75</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hem Hz. Süleyman Aleyhisselam hem de Kanunî Sultan Süleyman Han’a dair bilgilendirme yaptıktan sonra, sorumuzun sebebi olan “Ezmek veya Kırmak “fiillerinin konu edildiği Neml Sûresinin 18. âyetinin muhtelif zevat tarafından gerçekleştirilen Türkçe meallerinin sınıflamasına geçebiliriz.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">NEML SURESİNİN 18. AYETİNİN ORİJİNALİ ve TÜRKÇE MEALLERİ</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">“حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٓا اَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml suresinin 18.âyeti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1.Ömer Çelik Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nihâyet karıncalar vâdisine geldiklerinde, bir karınca: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin; Süleyman ve orduları farkınıza varmadan sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">çiğneyip ezmesinler</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2.Diyanet Vakfı Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">3.Diyanet İşleri (Eski) Meali&nbsp; “Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi <em>ezmesin</em></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">" dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4.Diyanet İşleri (Yeni) Meali “Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi <em>ezmesinler</em></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5.Elmalılı Hamdi Yazır Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">ezmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">!</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">" dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">6.Elmalılı Meali (Orjinal) Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: Ey karıncalar, haydin meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu sizi fark etmeyerek </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırıp geçirmesin.</span></span></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">7.Hasan Basri Çantay Meali&nbsp;&nbsp; “Hattâ Karınca Vâdîsi üzerine geldikleri zaman (dişi) bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, </span></span></span><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi kırmasın</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#2e74b5">»!”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">8.Hayrat Neşriyat Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nihâyet neml (karınca) vâdisine geldiklerinde, (içlerinde reis olan) bir karınca: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleymân ve orduları farkında olmayarak </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi ezmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!” dedi.”</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">9.Ali Fikri Yavuz Meali“Nihayet (Süleyman ve ordusu Şam'daki karıncası bol) Karınca Vadisine vardıkları zaman, (karıncaların beyi olan) bir karınca şöyle dedi: “- Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu sizi fark etmeyerek </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırıp ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#538135">.”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">10.Ömer Nasuhi Bilmen Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Vaktâ ki Karınca Vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz. Süleyman ve onun askerleri farkında olmaz oldukları halde sizi </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırmasınlar</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#538135">.»”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">11.Ümit Şimşek Meali&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca “Yuvalarınıza girin, karıncalar,” dedi. “Tâ ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">çiğnemesin</span></span></span></em><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#388600">.”</span></span></span></em></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">12.</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Neml Sûresi 18.âyetin meali: “Hatta karınca vadisi üzerine geldikleri vakit, (dişi) bir karınca dedi ki “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu kendileri bilmeyerek sizi </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırmasın</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” Kur’ân-ı Hakîm ve meali kerîm, Hasan Basri Çantay, İkinci cilt, sahife 676, Ahmed Said Matbaası, İstanbul 1965.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">13</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.18. âyet: “Vaktaki Karınca Vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki “Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz, Süleyman ve onun askerleri, farkında olmaz oldukları halde sizi </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırmasınlar</span></span></span></em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">.</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#538135">”</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ömer Nasuhî Bilmen, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe meal-i âlisi ve tefsiri 5.Cilt, Bilmen basım ve yayınevi, Ofset 75 İstanbul.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.” Nihayet karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu, farkına varmadan </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#c00000">sizi <em>ezmesin</em>.” </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">dedi.” En Kolay Okunan Hat ile Kur’an-ı Kerim ve Türkçe meali. Elmalılı M. Hamdi Yazır, Güncel Türkçe ile sadeleştirilmiştir. İSBN numarası:978-9944-29641-0, İstanbul, Ağustos 2010 </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">-</span></span></span><span style="color:black"> “</span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nihayet (Süleyman ve ordusu Şam'daki karıncası bol) karınca vadisine vardıkları zaman, (karıncaların beyi olan) bir karınca şöyle dedi: “Ey Karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu sizi fark etmeyerek </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">kırıp </span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezmesin.<em>”</em> </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hazırlayan A. Fikri Yavuz, Sönmez Neşriyat, İstanbul, Kur’an-ı Kerim ve Meali Alisi s,379&nbsp; </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">16</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">- “Nihayet Karınca Vadisine geldikleri zaman, bir karınca, “Ey karıncalar! Meskenlerinize (evlerinize) girin; Süleyman ve orduları bilinçsizce</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#4472c4">, </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi<strong><em> </em></strong><em>kırıp geçirmesin</em></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” dedi.&nbsp; Hakkı Yılmaz, Nüzul sırasına göre Tebyînü’l -Kur’an İşte Kur’an 4. Cilt, İşaret yayınları Ağustos 2008 İstanbul. S,102. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">17.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Nihayet Karınca vadisi üzerine geldikleri zaman, beyleri olana bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi, aman ha </span></span></span><em><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip telef etmesin</span></span></span></u></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doç. Dr. Hasan Tahsin Feyizli, Tefsirli Kur’an-ı kerim meali, s,377, Server yayınları,2. Baski 2016, Avcılar-İstanbul. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">18-</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Nitekim, karıncalarla dolu bir vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri,” Ey geldiklerinde, karıncalardan” diye bağırdı. “Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi </span></span></span><em><u><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip geçmesin</span></span></span></u></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">!” Kur’an-ı Kerim ve Özlü tefsir, Hazırlayan Abdullah Parlıyan, Basım, Büşra Reklam, Üsküdar İstanbul.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">19.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Karıncalar vadisine gelince, bir karınca, “Ey karıncalar,yuvalarınıza giriniz.Süleyman ve ordusu farkına varmadan </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">.”</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">dedi.”Kur’an-ı kerim Türkçe meali,Mahmut Topbaş,İmpres baskı tesisleri, s,249. Anadolu Gençlik Derneği Sakarya Şubesi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">20</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.” Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi.” Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Aman Süleyman ve ordusu, farkına varmadan </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi ezmesin</span></span></span></em></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">!”</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;TEFEKKÜR (2. Cilt, Kur’an-ı Kerim tercümesidir), Abdullah Bakır, Mart 2023, Baskı Göksu matbaası, Topkapı İstanbul S,73</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><a href="https://www.kuranvemeali.com/fihrist?harf=S"><span style="color:black">1.</span><span style="color:black">Ömer Çelik mealinde, çiğneyip</span> <em><span style="color:black">ezmesinler</span></em><em> </em><span style="color:black">2.</span><span style="color:black">Diyanet Vakfı Meali,</span> <em><span style="color:black">ezmesin</span></em> <span style="color:black">3</span><span style="color:black">.Diyanet İşleri (Eski) mealinde,</span> <em><span style="color:black">ezmesin</span></em> <span style="color:black">4</span><span style="color:black">.Diyanet İşleri (Yeni) mealinde,</span> <em><span style="color:black">ezmesinler </span></em><span style="color:black">5.</span><span style="color:black">Elmalılı Hamdi Yazır mealinde,</span> <em><span style="color:black">ezmesin</span></em><span style="color:black"> 6</span><span style="color:black">.Elmalılı Meali (Orijinal) Meali,</span> <em><span style="color:black">kırıp geçirmesin</span></em><span style="color:black">. </span><span style="color:black">7</span><span style="color:black">.Hasan Basri Çantay mealinde, </span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:black">kırmasın</span></span></span><span style="color:black">. </span>&nbsp;<span style="color:black">8</span><span style="color:black">.Hayrat Neşriyat mealinde,</span> <span style="color:black">ezmesin </span><span style="color:black">9</span><span style="color:black">.</span> <span style="color:black">Ali Fikri Yavuz mealinde, <em>kırıp ezmesin</em></span><em> </em><span style="color:black">10.</span><span style="color:black">Ömer Nasuhi Bilmen mealinde,</span> <em><span style="color:black">kırmasınlar</span></em> <span style="color:black">11.</span><span style="color:black">Ümit Şimşek mealinde <em>çiğnemesin</em> </span><span style="color:black">12. </span><span style="color:black">Hasan Basri Çantay, <em>kırmasın</em> &nbsp;</span><span style="color:black">13.</span> <span style="color:black">Ömer Nasuhî Bilmen mealinde</span> <em><span style="color:black">kırmasınlar</span></em><span style="color:black">. </span><span style="color:black">14</span><span style="color:black">.</span> <span style="color:black">Elmalılı M. Hamdi Yazır, Kur’an-ı Kerim ve Güncel Türkçe ile sadeleştirilmiş mealinde, <em>ezmesin.</em></span> <span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">15</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">..”&nbsp; A. </span></span><span style="color:black">Fikri Yavuz, meali, <em>kırıp ezmesin </em></span><span style="color:black">16.</span><span style="color:black">” Hakkı Yılmaz, mealinde</span> <span style="color:black">sizi <em>kırıp geçirmesin</em></span>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </a></span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><strong>17.</strong></span></span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doç. Dr. Hasan Tahsin Feyizli mealinde, </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip telef etmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">18</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.</span></span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kur’an-ı Kerim ve Özlü tefsir, Hazırlayan Abdullah Parlıyan, mealinde </span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">ezip geçmesin</span></span></span></em> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">19.</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Mahmut Topbaş mealinde,</span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000"> sizi ezmesin</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">, &nbsp;</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">20.</span></span></span></strong> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;TEFEKKÜR mealinde, </span></span></span><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#ee0000">sizi ezmesin!” </span></span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212121">şeklinde Türkçeye tercüme edildiği gözükmektedir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu tespite göre “çiğneyip ezmesinler” diyen bir, “Ezmesin veya ezmesinler” diyen sekiz, “Kırıp geçirmesin” diyen iki “Kırmasın “diyen dört, “kırıp ezmesin” diyen iki “çiğnemesin” diyen bir, ezip telef etmesin diyen bir, ezip geçmesin diyen de bir olmak üzere 20 adet tercüme var.</span></span></span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">18. âyetteki &nbsp;&nbsp;يَحْطِمَنَّكُمْ kelimesinin tercümesi böyle şekilleniyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Kanunî Sultan Süleyman Han ile Şeyhülislam Ebu Suud Efendi arasında geçen yazışmada 16.Yüzyıl ortalarında bu (يَحْطِمَنَّكُمْ) kırmak fiili ile tercüme edilmişken son zamanlardaki tercümelerde bu çeşitliliğin sebebi ne ola ki? Tercüme gibi çok ciddi bir işin bu çeşitliliğinin sebebi dil bilmemek midir, İntihalcilik midir, kopyacılık mıdır? Ben cevap veremiyorum. Öğrendiğime göre karıncaların bünyesi diğer mahlûkattan farklı olup ezilme fiiliyle değil de kırılma fiiliyle açıklanabilen bir durum var. Karıncaların vücudunun iskeleti dışında, diğer bazı mahlukat gibi iskeleti içinde değil.&nbsp; Vücutlarındaki dokunun adı ve cinsi “Kitin “isimli bir nesne ile kaplı olup vücudun dışında bir kitin tabakası oluşturuyor. Bu tabakanın ana özelliği, ezilme fiilinin değil kırılma fiilinin konusu oluyor. Cam, yumurta kabuğu, porselen, kemik ve benzeri nesnelerin kırılgan özelliğe sahip olması gibi karıncaların da dış tabaka yapısı kırılgan bir kitin tabakasıyla kaplıdır. Bu yüzden, 15 asır evvelinden, âyette, karıncanın kırılacağı, ezilmeyeceği açıkça belirtilmiş. &nbsp;Bu da kul işi olamaz zira o zaman, bu maddî vasıfları kim bilebilirdi. Demek ki dil bilimine vakıf olmak, doğru kelime kullanmayı icap ettirdiği yerde kullanmak, Kanunî Sultan Süleyman Han ile Ebu Suud Efendi arasındaki konuşmada, ezilme yerine kırılma kelimesi kullanılmış olması bu zevâtın işi bildiğini gösteriyor. Kur’an’da başkaca böyle durumların varlığına dair bilgi sahibi değilim. Bildiğimi de açıklama hakkımı kullanıyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Karıncanın ezilmeyeceğini, kırılacağını bilmeden tercüme yapma teşebbüsü, bizim açıklama yapmamıza sebep oluyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Şakir Albayrak</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">28.06.2026, 16.53, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Çekmeköy-İstanbul </span></span></span></p>

<p style="margin-left:47px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:47px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:47px">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:09:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>21. YÜZYIL...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/21-yuzyil-7876</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/21-yuzyil-7876</guid>
                <description><![CDATA[21. YÜZYIL...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">21. YÜZYIL...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesleğe ilk başladığımda Türkiye'yi son koalisyon hükûmeti yönetiyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">28 Şubat'ın kurşuni havası toplumun üstüne kara bulut gibi çökmüştü. İnsanın içi kararıyordu. Siyasetçiler, iş düsyası, üniversiteler huzursuzdu. Çok geçmeden ülke inanılmaz bir ekonomik krizin içine girdi. İflasın eşiğinden dönüldü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son 20 yıldaki hükûmetler, inanılmaz reformlara imza attılar. Sağlıkta, ulaşımda, eğitimde, şehircilikte, dış politikada büyük işler yapıldı. Cuntacılara, rektör diktalarına, bürokrasiye, jüristokrasiye ve onları pohpohlayan medyaya rağmen bütün kronik problemlerin üzerine üzerine gidildi. Askerî vesayetin bitirilmesi, devletin sivilleşmesi, kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması, katsayı zulmünün sona erdirilmesi...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Savunma sanayinde destan yazılması, terörün kazınması, kalekolların yapılması, hudutlarımızın ötesinde üsler kurulması... Deniz filosunun güçlenmesi.... Karadeniz'den gaz, Gabar'dan petrol çıkarılması... Paçanın IMF tasalludundan kurtarılması, paradan altı sıfır atılması, ihracat rekorları kırılması... Boğazların köprülerle, şehirlerin yollarla, tünellerle, dev hastanelerle, organize sanayi bölgeleriyle donatılması... Ayasofya'nın ibadete açılması... O kadar çok ki...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat bâzı adımlar tersine tecelli etti. Buğday ekilen tarlalarda arpa bitti. Muhafazakârlar, refah düzeyi artarken çözüldü. Kentsel dönüşümle şehirler yenilenirken sosyolojisi değişti. Yerel yönetimler yasası ile kaynak israfı engellenirken köyler boşaldı, gıdada inisiyatif tekellerin eline geçti. Sosyal yardımlarla devletin şefkati fukaraya ulaşırken kırsalda atalet oluştu. Her şehre üniversite eğitim düzeyini artırırken iş gücü piyasasındaki dengeleri bozup genç işsizliği hortlattı. Kontrolsüz şekilde ülkeye yayılan Suriyeli sığınmacılar, eleman ihtiyacını karşılarken Batı tarzı kuru, seküler milliyetçiliği patlattı. Tek tip medya çabası, geleneksel medyayı silikleştirirken sosyal medyayı güçlendirip muhalifleri sivriltti...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumda inanılmaz bir çürümüşlük var. Bünyedeki yüksek ateşin sebebi çok. Teşhis de tedâvi de belli: Hukukun üstünlüğü, mutlak adâlet ve ifade özgürlüğü...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:17:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE – Öfke/Kızgınlık</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-ofkekizginlik-7875</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-ofkekizginlik-7875</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE – Öfke/Kızgınlık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE – Öfke ve Kızgınlık</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfke/ Kızgınlık; istenmeyen ve arzu edilmeyen bir durum karşısında gösterilen aşırı tepkidir. Öfke; fıtrî bir duygudur. Her insanda az veya çok öfke vardır. Öfkesiz insan olmaz. Ancak kontrol edilemeyen öfke/kızgınlık; insanı şiddete götürebilir ve pekçok zararı olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*** Kur’nda anlatılan Hz.Mûsa’nın kıssasını hatırlayın! Hz.Mûsa Allahın emri ve izniyle vahiy almak üzere Tûr dağına gittiğinde Rabbinden aldığı Tevrat levhalarıyla/sayfaları birlikte Tur dağından kavminin yanına geri geldiğinde onları altın bir Buzağı putuna/heykeline taparken buldu. Bu duruma çok kızan ve öfkelenen Hz.Musa, elindeki Tevrat levhalarını yere attı ve o öfkeyle önce kavmini azarladı. Sonra Tur dağına giderken onları emanet ettiği kardeşi Hâruna kızdı, onu azarladı, saçından sakalından tuttu, hırpaladı, Kardeşini üzdü. Ama gerçeği öğrenince yanlış yaptığını anladı ve kardeşi Harunun omuzunu sıvazlayarak özür diledi, gönlünü aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*** İslamın tebliğ edildiği ilk yıllarda putperest olan Hattaboğlu Ömer (Hz.Ömer) İslamın peygamberi peygamberimiz Hz.Muhammedin getirdiği yeni din için Ona çok öfkeliydi. Müşriklerin teşvikiyle Hz.Muhammedi öldürmeye giderken yolda karşılaştığı biri ona nereye gittiğini sordu. O da: “Atalarımızın dinini bırakıp da yeni bir din getiren Muhammedi öldürmeye gidiyorum!” dedi. O kişi Ömere şöyle dedi: ? Sen önce kendi ailene bak! Senin kız kardeşin Fatma ve enişten Sâd da müslüman olmuş... Sen önce onların hakkından gel.” dedi. Bu söz üzerine Ömerin öfkesi iyice kabardı ve yolunu değiştirip önce kız kardeşinin evine uğradı ve içerde Kur’an ayetlerinin okunduğunu işitti, içeri girdi ve o öfkeyle kız kardeşine şiddetli bir tokat vurdu, kız kardeşi ağzı burnu kan içinde yere düştü. Kardeşinin yere düştüğünü ve yüzünün kanlar içinde olduğunu görünce vicdanı sızladı ve kardeşine yaptığı kötülüğe pişman oldu. Ama olan olmuştu, yaptığı öfkeli davranışıyla hem kız kardeşine zarar vermişti, hem de onu üzmüştü. Ama o da gerçeği öğrenince ve okunan Kur’anın sözlerini dinleyince yaptığına pişman oldu ve kız kardeşinden özür diledi. Öfkesi dinen Ömer, onlara Kur’an okuyan Habbabı da yanına alarak peygamberimiz Hz.Muhammedin bulunduğu yere gitti ve şahadet getirerek islama girdi. Demek ki, sevgili dostlar, öfke ve kızgınlık duygsu; insanı kötü düşünceye ve kötülüklere iten çok tehlikeli ve sinsi bir düşmandır.. Sabır ve aklı selim ise insana daima doğru ve iyi yolu gösteren rahmani bir rehberdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her iki olayda da gördüğünüz gibi âni bir öfkeyle/kızgınlıkla yapılan bir yanlış insanı her zaman zor durumda bırakıyor. Öyle değil mi? Halbuki her iki olayda da öfkelenenler biraz sabırlı ve hoşgörülü olsalardı, yapılan o hatalar/yanlışlar yapılmayacaktı ve kimse zarar görmeyecekti. Öyle değil mi? Demek ki, öfke; çok tehlikeli ve çok sinsi bir duygudur. Öfke İblisin ve Şeytanın sinsi bir tuzağıdır. Şeytan ise insanın en büyük düşmanıdır. O, her zaman insana öfkeye yönlendirecek şeyler fısıldar, insana öfkelenecek şeyler yaptırır. Öfkelenen nefisler/insanlar türetir ve onları birbirleriyle kavga ettirir, günah kazandırır, böylece kendisine Cehennem yoldaşları edinir. Bu nedenle öfkeyle hareket eden kimse hep zararda olur. Bilge insanların dediği gibi “Öfkeyle kalkan zararla oturur!.” Çünkü, öfkede akıl ve mantık olmaz, sevgi ve merhamet de olmaz. Bu nedenle öfkesine hâkim olamayan insan kendine hâkim olamaz ve hoşlanmadığı pekçok şeye öfkelenir ve pek çok yanlışlar yapar, pek çok insanı üzer. Bu da o kimsenin aleyhine ve zararına olur. Bu nedenle mü’min; mümkün olduğunca öfkelenmemeli, öfkelendiği zaman ise; güçlü imanı ve güçlü sabrı ile öfkesini bastırmalı ve öfkesini yenmeli. Zira, öfkesini yenen daima kazanır, öfkesine yenilen ise hep zararda olur. İnsan, bir şeye öfkelendiği/kızdığı zaman hemen Rabbini anmalı ve güzel bir sabır ve duâ ile Allaha sığınmalı, öfkesini yutmalı, öfkesini yenmeli, kendisini ve başkalarını üzecek veya zarar verecek söz ve davranıştan kaçınmalı, yani şiddetten kaçınmalı, öfkeyi şiddete dönüştürmemeli. Buna gücü yetmiyorsa kendisini öfkelendiren şeyi ve kimseyi güzel bir söz ve duâ ile Allaha havale etmeli, oradan ayrılmalı. Öfkeyi yenmenin reçetesi; İman, Sabır, Bağışlama ve Hoşgörü’dür.. Peygamberimiz bu konuda şu tavsiyede bulunur: “Biriniz öfkendiği zaman ayakta ise hemen bir yere otursun veya uzansın!.” Peygamberimiz başka bir hadisinde şöyle buyurur: "Öfke şeytandandır, biriniz öfkelendiğinde hemen abdest alsın,! Başka bir kaynakta bu hadisin sonuna şu cümle ilave edilmiştir. “iki rekat namaz kılsın!” Böyle durumlarda el, yüz ve ayakarın yıkanması veya duş alınması da insanı ruhen rahatlatır. Ayrıca insan öfkelendiği zaman hemen Allahı anar ve; “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyül azîm.” der ve Allaha sığınırsa da öfkesi geçer. “Euzü Besmele” çekmek, “Felâk” ve “Nâs” sûrelerini duâ olarak okumak da insanın öfkesini dindirir. Unutmayın! Öfkesini yenen kazanır. öfkesine yenilen kaybeder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Siz öfkesini yenenlerden olun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026- </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 19:11:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadeniz’in Yeniden Küresel Rekabet Alanına Dönüşmesi ve Türk Dünyasına Jeopolitik Yansımaları</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizin-yeniden-kuresel-rekabet-alanina-donusmesi-ve-turk-dunyasina-jeopolitik-yansimalari-7874</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karadenizin-yeniden-kuresel-rekabet-alanina-donusmesi-ve-turk-dunyasina-jeopolitik-yansimalari-7874</guid>
                <description><![CDATA[Karadeniz’in Yeniden Küresel Rekabet Alanına Dönüşmesi ve Türk Dünyasına Jeopolitik Yansımaları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz’in Yeniden Küresel Rekabet Alanına Dönüşmesi ve Türk Dünyasına Jeopolitik Yansımaları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, 2026 yılı itibarıyla yeni bir safhaya girmiş görünmektedir. Ukrayna'nın Rusya Federasyonu'nun iç bölgelerinde bulunan petrol rafinerilerini ve enerji altyapılarını hedef alması, savaşın coğrafi kapsamını genişletirken stratejik niteliğini de değiştirmektedir. Aynı dönemde İran-ABD geriliminde gözlenen göreli yumuşama ve Orta Doğu'daki diplomatik hareketlilik, uluslararası kamuoyunun dikkatinin yeniden Karadeniz havzasına yönelmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada Ukrayna'nın son saldırılarının nedenleri, ABD ve Avrupa'nın Ukrayna politikalarındaki değişimler, İsrail'in İran-ABD ilişkilerine yaklaşımı ve savaşın Türkiye, Azerbaycan ile Türk Devletleri Teşkilatı üyelerine muhtemel etkileri analiz edilmektedir. Bu çalışma, Karadeniz'in yeniden küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri hâline geldiğini ve bunun Türkiye ile Türk Devletleri Teşkilatı açısından yeni stratejik fırsatlar ve güvenlik riskleri doğurduğunu ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Rusya, Ukrayna, Karadeniz, ABD, Türkiye, Belarus. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna savaşı beşinci yılına girerken çatışmaların niteliğinde dikkat çekici değişiklikler yaşanmaktadır. Savaşın ilk dönemlerinde ağırlıklı olarak cephe hatlarında yürütülen askerî faaliyetler, zaman içerisinde stratejik altyapıların hedef alınmasına dönüşmüştür. Özellikle Ukrayna'nın Rusya içlerindeki enerji tesislerine yönelik saldırıları, savaşın yeni aşamasının en önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu dönüşüm yalnızca savaşın askerî boyutunu değil, Avrasya jeopolitiğinde enerji, ulaştırma ve güvenlik dengelerini de yeniden şekillendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler yaşanırken İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki gerilimde göreli bir düşüş gözlenmekte, Gazze merkezli kriz ise bölgesel düzeyde kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu durum uluslararası sistemde dikkatlerin yeniden Doğu Avrupa ve Karadeniz havzasına yönelmesine yol açmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ukrayna'nın Rusya İçlerindeki Enerji Tesislerini Hedef Almasının Nedenleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">18 Haziran 2026 günü Moskova çevresindeki enerji tesislerinin ve Moskova’da tüketilen benzinin yüzde 40’ını, dizelin ise yüzde 50’sini üreten Kapotnya Petrol Rafinerisi'nin hedef alınması[1], dünyanın üçüncü büyük petrol üreticisi ve önemli bir petrol ve yakıt ihracatçısı olan Rusya’nın bu saldırılar sonrasında belirli bölgelerde deniz yoluyla yakıt tedarik seçeneklerini değerlendirdiğine ilişkin haberler uluslararası basında yer almış; bu durum Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alan stratejisinin etkisini göstermesi bakımından dikkat çekmiştir.[2] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu stratejinin temel amacı Rusya'nın enerji gelirlerini azaltmak, lojistik kapasitesini zayıflatmak ve savaşın maliyetini Rus kamuoyuna daha görünür hale getirmektir. Ukrayna yönetimi, cephe hattında tam bir askerî üstünlük sağlayamasa da Rus ekonomisinin kritik damarlarını hedef alarak stratejik dengeleme arayışındadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca Ukrayna’nın, Batılı müttefiklerine savaşın hâlen devam ettiğini ve desteğin sürdürülmesi gerektiğini hatırlatma amacı da taşımaktadır; çünkü 2025’te ABD askeri yardımları yüzde 99 düştü. Buna karşılık Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin yardımları belirgin biçimde artırarak açığı büyük ölçüde telafi ettiği görülmektedir.[3] AB yardımlarında 2022-2024 ortalamalarına kıyasla mali ve insani yardımda yüzde 59, askeri yardımda ise yüzde 67 oranında artış[4] görülmektedir. Zira AB ülkeleri Rusya’nın Ukrayna savaşı ile oyalanarak gücünü zayıflatmak ve Avrupa’ya karşı tehdit olmasını engellemek istemektedirler. Dolayısıyla ekonomik olarak zor günler geçirdikleri bilinmesine rağmen Rus tehdidinin bertaraf edilmesi için Ukrayna’ya destek olmayı bir zorunluluk olarak gördükleri anlaşılmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD ve Avrupa'nın Ukrayna Politikalarında Değişim</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savaşın uzaması, Batı kamuoylarında "savaş yorgunluğu" olarak tanımlanan yeni bir olgunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. ABD yönetimi son dönemde İran, Gazze ve Hint-Pasifik bölgesine daha fazla dikkat ayırmak zorunda kalmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna rağmen AB, Ukrayna'ya yönelik desteğini sürdürmektedir. AB'nin 2026-2027 dönemi için yaklaşık 90 milyar avroluk kredi/destek paketi hazırlaması bunun göstergesidir.[5] Ancak Avrupa'nın sağladığı ekonomik ve mali destek, ABD'nin askerî ve stratejik kapasitesinin yerini tam olarak dolduramamaktadır. Bu nedenle Ukrayna yönetimi savaş alanındaki eksiklikleri uzun menzilli insansız sistemler ve stratejik altyapı saldırılarıyla telafi etmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD'de yönetimin dış politika önceliklerini yeniden tanımlaması ve Avrupa müttefiklerinden daha fazla yük paylaşımı talep etmesi, Ukrayna politikasında kısmi bir sorumluluk aktarımına yol açmıştır. Bu süreç Avrupa Birliği'nin güvenlik alanında daha fazla inisiyatif üstlenmesini zorunlu hâle getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Rusya - Belarus İlişkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Belarus ilişkilerinin derinliği bilinmektedir. Ancak temasların son zamanlarda yoğunluk kazanmasına bağlı olarak, Belarus’un, Rusya'nın Ukrayna savaşında daha büyük bir rol oynamaya hazırlandığı[6], iddialarıyla birlikte, Rusya’nın Belarus üzerinden Ukrayna’ya yeni bir cephe açabileceği ve böyle bir durumda savaşın daha genişleyebileceği hatta Avrupa ülkelerine sıçrayabileceği endişelerine sebep olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Rusya'nın Belarus yönetimiyle güvenlik ve askerî koordinasyon kapsamında yürüttüğü temaslar, Ukrayna Savaşı'nın geleceği açısından dikkatle izlenmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak her ne kadar Belarus, Rusya ile oluşturduğu Birlik Devleti (Union State) yapısı, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyeliği ve ortak hava savunma sistemi sayesinde Moskova'nın en yakın stratejik müttefiklerinden biri olsa da bugüne kadar doğrudan Ukrayna topraklarında kapsamlı kara harekâtına katılmaktan kaçınmıştır.[7] Bunun temel nedenleri arasında Belarus Silahlı Kuvvetleri'nin yaklaşık 45–50 bin aktif personelden oluşan sınırlı kapasitesi, geniş ölçekli taarruz operasyonlarında yeterli muharip derinliğe sahip olmaması, ülke kamuoyunda savaşa yönelik desteğin düşük seyretmesi ve böyle bir müdahalenin Belarus'un iç siyasi istikrarı ile Batı yaptırımlarını daha da ağırlaştırma riskini artırması yer almaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu arada Belarus'un coğrafi konumu, lojistik altyapısı, hava üsleri ve Rus kuvvetlerine sağladığı konuşlanma imkânları, Moskova açısından önemli bir stratejik çarpan olmaya devam etmektedir. Bu nedenle mevcut koşullarda Belarus'un bağımsız ve geniş çaplı bir cephe açmasından ziyade, Rusya'ya lojistik destek, hava savunması, eğitim, ikmal ve gerektiğinde sınırlı sınır güvenliği faaliyetleriyle katkı sunması daha olası bir senaryo olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, savaşın Rusya açısından kritik bir aşamaya ulaşması veya Belarus yönetiminin rejim güvenliğini doğrudan tehdit eden olağanüstü gelişmeler yaşanması hâlinde, Minsk'in daha aktif askerî angajmana yönelme ihtimali tamamen göz ardı edilemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Belarus faktörü, savaşın kaderini tek başına değiştirebilecek bağımsız bir askerî güç olmaktan ziyade, Rusya'nın kuzey cephesindeki stratejik manevra serbestisini artıran ve Ukrayna'yı kuvvet dağılımı konusunda sürekli tedbir almaya zorlayan bir jeopolitik baskı unsuru olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Karadeniz Güvenliği ve Türk Dünyasına Muhtemel Etkiler</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savaşın yeniden tırmanması Karadeniz güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Tahıl koridoru, enerji taşımacılığı ve deniz ticareti üzerindeki riskler yeniden artış gösterebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından süreç dört temel alanda etkili olacaktır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz güvenliği </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Montrö Sözleşmesi'nin uygulanması </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Enerji fiyatları </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tahıl ve lojistik ticareti</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye'nin NATO üyeliği ile Rusya ile yürüttüğü ekonomik ve diplomatik ilişkiler arasında sürdürdüğü denge politikası daha hassas hale gelebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Azerbaycan açısından ise Rusya'nın Ukrayna cephesine yoğunlaşması Güney Kafkasya'daki güç dengelerini etkileyebilir. Benzer şekilde Türkistan’da Türk Cumhuriyetleri de değişen jeopolitik şartlardan etkilenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu süreçte Türk Devletleri Teşkilatı'nın TANAP, Bakü-Tiflis-Kars, Zengezur Koridoru, Hazar Geçişli Orta Koridor, Türk Yatırım Fonu, Türk Devletleri Teşkilatı 2040 Vizyonu gibi stratejik projeleri her geçen gün daha da önem kazanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İran-ABD Temasları ve İsrail Faktörü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran ile ABD arasında son dönemde gözlenen diplomatik temaslar, Orta Doğu'daki gerilimin belirli ölçüde kontrol altına alınabileceğine işaret etmektedir. Ancak İsrail açısından bu durum farklı değerlendirilmektedir. İsrail yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasını ulusal güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak görmektedir. Bu nedenle İsrail'in İran-ABD ilişkilerindeki yumuşamayı ihtiyatla karşıladığı söylenebilir. İsrail’in, İran üzerindeki askerî, diplomatik ve istihbari baskının gevşemesinden rahatsızlık duyabileceği; bu nedenle gerilimi sınırlı krizler ve güvenlik hamleleri üzerinden canlı tutmaya çalışabileceği değerlendirilebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte İsrail'in ABD’yi doğrudan yeni bir savaşa sürüklemekten ziyade İran'a yönelik askerî, diplomatik ve istihbari baskıları sürdürmeye çalışacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca kısa vadede kapsamlı bir ABD-İran savaşı ihtimali düşük görünse de rekabet ve karşılıklı baskı politikalarının devam edeceği öngörülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 yılında Ukrayna'nın Rusya içlerindeki enerji tesislerine yönelik saldırıları ile savaşın yeni bir evreye geçtiğini göstermektedir. Bu yeni aşamada enerji altyapıları, ekonomik kapasite ve psikolojik üstünlük klasik cephe savaşları kadar önemli hale gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran-ABD hattında diplomatik temasların ivme kazanması, uluslararası gündemin yeniden Karadeniz ve Doğu Avrupa'ya yönelmesine neden olmaktadır. Ancak bu durum Orta Doğu'daki rekabetin sona erdiği anlamına gelmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Azerbaycan ve Türk Devletleri açısından ortaya çıkan yeni jeopolitik tablo hem riskler hem de fırsatlar içermektedir. Özellikle Karadeniz güvenliği, enerji koridorları ve Türk dünyasının ekonomik entegrasyonu önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri arasında yer alacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karadeniz'in kuzeyinde yaşanan gelişmeler yalnızca Rusya ve Ukrayna'nın geleceğini değil, Türkiye'nin güvenliğini, Türk dünyasının entegrasyonunu ve Avrasya jeopolitiğinin geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Ankara, Bakü ve diğer Türk başkentleri gelişmeleri yalnızca izleyen değil, yöneten aktörler olma hedefiyle hareket etmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak Karadeniz, XXI. yüzyılın ikinci çeyreğinde yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın değil; Avrasya enerji koridorlarının, NATO-Rusya rekabetinin ve Türk Dünyası'nın jeostratejik geleceğinin kesişim alanı hâline gelmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin önümüzdeki dönemde Karadeniz merkezli çok boyutlu bir güvenlik ve ulaştırma stratejisini daha da güçlendirmesi kaçınılmaz görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Yeni Şafak; “Ukrayna'nın Moskova'da Petrol Rafinerisine Saldırısının Yeni Görüntüleri Ortaya Çıktı”, 19.06.2026. </span><a href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/ukraynanin-moskovada-petrol-rafinerisine-saldirisinin-yeni-goruntuleri-ortaya-cikti-4833813" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/ukraynanin-moskovada-petrol-rafinerisine-saldirisinin-yeni-goruntuleri-ortaya-cikti-4833813</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Mark Trevelyan (Ed.Ros Russell), “Ukraine Brings The War To Moscow As Huge Blasts Shake Refinery”, Reuters, 18.06.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/europe/ukraine-brings-war-moscow-huge-blasts-shake-refinery-2026-06-18/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/europe/ukraine-brings-war-moscow-huge-blasts-shake-refinery-2026-06-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Euro News; “Araştırma: ABD’nin Çekilmesine Rağmen Avrupa’nın Ukrayna Yardımı Büyük Ölçüde İstikrarlı”, 11.02.2026. </span><a href="https://tr.euronews.com/2026/02/11/arastirma-abdnin-cekilmesine-ragmen-avrupanin-ukrayna-yardimi-buyuk-olcude-istikrarli" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://tr.euronews.com/2026/02/11/arastirma-abdnin-cekilmesine-ragmen-avrupanin-ukrayna-yardimi-buyuk-olcude-istikrarli</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Christoph Trebesch ve Taro Nishikawa; “Europe Steps Up: Ukraine Support After Four Years of War”, Kiel Policy Brief, February 2026. </span><a href="https://www.kielinstitut.de/fileadmin/Dateiverwaltung/IfW-Publications/fis-import/dd24a73f-4270-46c5-9c40-bcc9df4f1672-KPB2023_EN.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">dd24a73f-4270-46c5-9c40-bcc9df4f1672-KPB2023_EN.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Geopolıtıcs &amp; Defense Polıcy Paper No 320, </span><a href="https://institutdelors.eu/content/uploads/2026/02/PP320_EU_support_Ukraine_2026_Montoya_EN.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://institutdelors.eu/content/uploads/2026/02/PP320_EU_support_Ukraine_2026_Montoya_EN.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Hanna Liubakova, “Belarus is Quietly Preparing to Play a Larger Role in Russia’s Ukraine War”, Atlantic Council, 25.06.2026. </span><a href="https://www.atlanticcouncil.org/blogs/ukrainealert/belarus-is-quietly-preparing-to-play-a-larger-role-in-russias-ukraine-war/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.atlanticcouncil.org/blogs/ukrainealert/belarus-is-quietly-preparing-to-play-a-larger-role-in-russias-ukraine-war/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] understandingwar.org. “Russian Offensive Campaign Assessment, June 24, 2026”, </span><a href="https://understandingwar.org/research/russia-ukraine/russian-offensive-campaign-assessment-june-24-2026/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://understandingwar.org/research/russia-ukraine/russian-offensive-campaign-assessment-june-24-2026/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 28.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 19:09:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmed Emin Resulzâde (1884–1955)</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mehmed-emin-resulzade-1884-1955-7873</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mehmed-emin-resulzade-1884-1955-7873</guid>
                <description><![CDATA[Mehmed Emin Resulzâde (1884–1955)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Mehmed Emin Resulzâde (1884–1955)</strong></span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mehmed Emin Resulzâde,&nbsp;<strong>31 Ocak 1884'te</strong>&nbsp;Bakü yakınlarındaki&nbsp;<strong>Novhanı köyünde</strong>&nbsp;(Bakü Guberniyası, Rusya İmparatorluğu) dünyaya geldi. Babası&nbsp;<strong>Ahund Hacı Molla Alakber Rasulzade</strong>&nbsp;tanınmış bir din âlimi, annesi ise Zalkızı Ziynet’tir. Resulzade, dinî birikime sahip bir ailede yetiştiği için küçük yaşlarından itibaren Arapça ve Farsça öğrenmeye başladı. Eğitimine&nbsp;<strong>Rus-Müslüman Ortaokulu'nda</strong>&nbsp;başladı. Bu okullar, Çarlık döneminde Müslümanların hem Rusça hem de kendi dillerinde eğitim almalarını sağlayan yenilikçi bir yapıya sahipti. Ardından&nbsp;<strong>Bakü Teknik Koleji'nde</strong>&nbsp;eğitimine devam etti. Bu dönem, Resulzade’nin hem Rusya İmparatorluğu’nun modern eğitim sistemiyle tanışmasına hem de Azerbaycan’daki millî uyanış hareketlerinin etkisine girmesine neden oldu. Özellikle Kırım Tatarlığı’nın büyük düşünürü İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" düsturundan ve usûl-i cedîd (yeni usul) eğitim görüşlerinden derinden etkilendi. Bakü’nün o yıllarda Kafkasya’nın kültürel ve siyasi merkezi olması, petrol endüstrisinin yarattığı toplumsal hareketlilik ve Batı’daki sosyalist ve milliyetçi akımların bölgeye sızması, Resulzade’nin gençliğini şekillendiren temel faktörler oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Yüzyılın başlarında sosyal-siyasi ve edebî faaliyete başladı</strong>. Resulzade, henüz on yedi yaşındayken (1902'de)&nbsp;<strong>Azerbaycan’ın çağdaş tarihindeki ilk gizli örgüt olan "Müslüman Gençlik Örgütü Musavat"ı kurdu</strong>. Bu örgütün temel amacı, Azerbaycan halkının millî kimliğini canlandırmak ve Rus sömürge yönetimine karşı bir direniş zemini oluşturmaktı. Bu cemiyet, ilerleyen dönemde Müslüman Demokratik Müsâvat Cemiyeti adını aldı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade, 1903'ten itibaren çeşitli muhalif gazete ve dergilerde makaleler yazmaya başladı.&nbsp;<strong>1904 yılında ilk İslami sosyal demokrat örgüt olan Hummet'i (Hümmet) kurdu</strong>&nbsp;ve bu teşkilâtın kurucu kadroları arasında yer aldı. Hummet, İslamiyet’in etik değerlerini sosyal demokrasi idealleriyle birleştirmeyi amaçlayan özgün bir siyasi hareketti. O dönemde,&nbsp;<strong>monarşi karşıtı platformu ve Azerbaycan'ın ulusal özerkliği talepleri</strong>&nbsp;onu Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin (Bolşevikler) Bakü örgütündeki Sosyal Demokratlar ve geleceğin Komünistleriyle aynı çizgiye getirdi. Hummet teşkilâtının yayın organları olan Tekamül (1906-1907) ve Yoldash'ın (1907)&nbsp;<strong>genel yayın yönetmeni oldu</strong>. Resulzade ayrıca Bakü’de Rusça yayımlanan Kaspi gazetesinde mürettiplikten başlayarak, Hayat, İrshad ve Fuyuzat gibi&nbsp;<strong>tarafsız</strong>&nbsp;gazetelerde Azerbaycan halkının ve&nbsp;<strong>genellikle Türk dünyasının içinde bulunduğu durum ile ilgili çok sayıda makale yayınladı</strong>. İlk makalesi, 2 Mayıs 1903'te Tiflis’te çıkan Şark-ı Rus gazetesinde yayımlanan&nbsp;<strong>"Saadetlü Mehemmedağa Huzuruna"</strong>&nbsp;başlıklı yazısıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzâde,&nbsp;<strong>1905 Çar karşıtı Birinci Rus Devrimi'ne aktif olarak katıldı</strong>. Bu devrimci yıllarda Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Bakü örgütünün üyesiydi ve bu dönemde Prokopius Dzhaparidze ve Meşadi Azizbekov gibi daha sonra&nbsp;<strong>iç savaş sırasında vurulan 26 Bakü Komiserinden</strong>&nbsp;ikisi olarak ünlenen isimlerle yakın çalışma arkadaşlığı içindeydi. Sovyet arşivlerinde, Resulzade'yi bu komiserlerle gösteren bir fotoğraf mevcuttur. Bu döneme ait çarpıcı bir hikâyeye göre,&nbsp;<strong>1905'te Bakü'de genç Joseph Stalin'i, polis aktif bir isyan kışkırtıcısı olarak ararken kurtaran kişi Resulzade'ydi</strong>. Bu olay, Stalin'in yıllar sonra Resulzade'ye olan "borcu" nedeniyle onu idamdan kurtarmasına yol açacaktır. Resulzade, 1908’de&nbsp;<strong>millî duyguları uyandıran</strong>&nbsp;Karanlıktaki Işıklar adlı tiyatro oyunu Bakü'de sahnelendi.</span></p>

<h3>&nbsp;</h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Çarlık otoriterlerinin zulmü</strong>&nbsp;altında Resulzade, 1909'da Bakü'den&nbsp;<strong>kaçtı</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>1905-1911 İran Anayasa Devrimi'ne</strong>&nbsp;katılmak üzere İran'a gitti.&nbsp;<strong>Farsça'yı akıcı bir şekilde konuşuyordu</strong>. İran'dayken&nbsp;<strong>Tebriz’de Azerbaycan’ın millî kahramanı Settarhan’la görüştü</strong>, gazete ve kitaplar yayımladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran'daki siyasi faaliyetleri oldukça yoğundu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>İran Demokrat Partisi:</strong>&nbsp;<strong>1910’da İran Demokrat Partisi'nin kurucularından biri oldu</strong>&nbsp;ve partinin Tahran örgütlenmesinde yer aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>İran-e Now Gazetesi:</strong>&nbsp;<strong>"En büyük, en önemli ve en bilinen Fars gazetesi ve Avrupa'da yaygın olarak görülen büyük boy ilk gazete" olarak tanımlanan İran-e Now</strong>&nbsp;("Yeni İran") gazetesini yayınlamaya başladı. Resulzade, bu yayınıyla&nbsp;<strong>Modern Avrupa gazete formasını ilk defa İran’a getiren kişi olmuştur</strong>&nbsp;(Sühen dergisi, Tahran, 1955). Ayrıca İran-e Azad ("Bağımsız İran") gazetesinin editörlüğünü de yaptı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Saadet-e beşar:</strong>&nbsp;1911'de devrimi savunmak için&nbsp;<strong>"Saadet-e beşar" ("İnsanlığın Mutluluğu")</strong>&nbsp;adlı kitabını yayımladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Rus birlikleri 1911'de İran'a girdikten ve İngilizlerle işbirliği yaparak Kaçar Sarayı'nın İran Anayasa Devrimi'ne son vermesine yardım ettikten sonra</strong>, Resulzade siyasi baskılar nedeniyle Tahran’daki mücadele arkadaşı Seyit Hasan Tağızâde ile birlikte&nbsp;<strong>Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çar hükümetinin baskısı ile İran’dan Türkiye’ye göç ettiği dönemde siyasi ve edebî faaliyetini Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul’da devam ettirdi. Burada,&nbsp;<strong>Jön Türk Devrimi'nin ardından Resulzade, 1911’de Pantürkizm odaklı Türk Yurdu adlı bir dergi kurdu</strong>. 1911-1913 yılları arasında İstanbul’da&nbsp;<strong>Türk Ocağı’nda</strong>&nbsp;çalıştı ve o dönem Türkçülüğünün önde gelen isimleri Ziya Gökalp başta olmak üzere İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin ileri gelenleriyle tanıştı ve düşüncelerinden etkilendi. Türk Yurdu ve Sırât-ı Müstakîm dergilerinde İran ve İran Türkleri hakkında yazılar yazdı. Bu dönemde kaleme aldığı ünlü&nbsp;<strong>"İran Türkleri"</strong>&nbsp;makalesi, Türk dünyası arasındaki kültürel bağların önemine dikkat çekmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1913’te Romanovlar sülalesinin 300. yıldönümü dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak vatanına dönen</strong>&nbsp;Resulzade,&nbsp;<strong>Hummet örgütünden ayrılarak</strong>&nbsp;<strong>gizli Müsavat (Eşitlik) Partisinin liderliğini üstlendi</strong>. Parti, başlangıçta Pan-İslamist ve Sosyalist fikirleri savunsa da, Resulzade'nin liderliğinde&nbsp;<strong>Türk dünyasıyla daha büyük kültürel bağlara yakınlık duyan Pan-İslamizm'i</strong>&nbsp;savunarak, kısa sürede bir&nbsp;<strong>Azerbaycan milliyetçi partisi haline geldi</strong>.&nbsp;<strong>Ekim 1917 yılında Müsavat Partisinin başkanı seçildi</strong>.&nbsp;<strong>Şubat Devrimi gerçekleştiğinde, Müsavat hızla yasallaştı</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Nasib Yusufbeyli liderliğindeki Türk Federalistler Partisi ile birleşerek Kafkas Müslümanlarının önde gelen partisi haline geldi</strong>. 1915-1918 yılları arasında partinin 1918'e kadar yayın yapan gazetesi&nbsp;<strong>"Açık Söz"ü</strong>&nbsp;yayınlamaya başladı. Bu yayın organında&nbsp;<strong>“Türkleşmek, İslâmlaşmak, muasırlaşmak”</strong>&nbsp;ülküsü sistemli bir şekilde savunuldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>1917 Ekim Devrimi</strong>, Transkafkasya'nın Rusya'dan ayrılmasına yol açtı ve Resulzade, Transkafkasya Federasyonu'nun parlamentosu Seym'de&nbsp;<strong>Müslüman grubun başkanı oldu</strong>. Transkafkasya Federasyonu'nun dağılmasının ardından Müslüman grubu,&nbsp;<strong>Azerbaycan Millî Şûrası’na</strong>&nbsp;dönüştü ve Resulzâde Mayıs 1918'de oybirliğiyle başkanı seçildi. Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası,&nbsp;<strong>28 Mayıs 1918'de Tiflis'te bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ilan etti</strong>. Resulzade,&nbsp;<strong>devletleşmesinin babası</strong>&nbsp;olarak kabul edildi. Böylece Türk ve Müslüman dünyasında kurulan ilk modern cumhuriyet olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (ADC) kurulmuş oldu.&nbsp;<strong>ADC, kadınlara oy hakkı veren ilk Müslüman ülkesi oldu</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ADC'nin kuruluşunda Osmanlı Devleti ile kurulan ilişki kritikti:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>4 Haziran 1918 Dostluk Anlaşması:</strong>&nbsp;Resulzâde,&nbsp;<strong>Azerbaycan ve Osmanlı devleti arasında imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasına Azerbaycan adına imza attı</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>15 Eylül 1918 Kurtuluşu:</strong>&nbsp;<strong>"Kafkas İslam Ordusu" ismi verilen Osmanlı ordusu, Bakü’yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden kurtardı ve bu haberi, Resulzade’ye dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa verdi</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bakü’ye dönen Resulzâde, hükümette yer almasa da Müsavat Partisi Genel Başkanı olarak parlamentoda aktif çalışmalar yürüttü, hükümetin faaliyetini yönlendirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade, devlet adamlığının yanı sıra eğitime verdiği önemi gösterdi.&nbsp;<strong>1919'da petrol baronu Hacı Zeynelabidin Tağıyev'in finansmanıyla</strong>&nbsp;Eğitim Bakanı Reşid Han Gaplanov ile birlikte&nbsp;<strong>Bakü Devlet Üniversitesi'nin kurulmasına öncülük etti</strong>. Bu üniversite, Azerbaycan'ın modern bilim ve kültür merkezi olmuştur. Resulzade, bizzat&nbsp;<strong>üniversitede Osmanlı edebiyatı dersleri verdi</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muhammed Emin Resulzade, siyasi ve devlet adamlığı kimliğinin yanında&nbsp;<strong>düşünür, yazar ve bilim adamı</strong>&nbsp;kimliğiyle de öne çıkmış;&nbsp;<strong>teorik, edebî, eleştirel ve bilimsel çalışmalarıyla büyük bir miras bırakmıştır</strong>. Resulzade,&nbsp;<strong>Azerbaycan edebî ve sosyo-politik düşüncesinin önemli isimlerinden biri</strong>&nbsp;olarak kabul edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade,&nbsp;<strong>edebiyatın yalnızca bir sanat eseri olmanın ötesinde, halkın mücadelesinin ruhunu, millî bilincini ve bağımsızlık fikrini yaşatmak adına önemli bir araç olduğunu vurgulamaktadır</strong>. Özellikle Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı, Asrımızın Siyavuşu, Azerbaycan Kültür Gelenekleri ve Azerbaycan Şairi Nizami gibi eserlerinde&nbsp;<strong>edebiyatın halkın özgürlük mücadelesi ve bağımsızlık ülküsüyle nasıl bağlantılı olduğunu vurgulamıştır</strong>. Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı başlıklı eserinde, Resulzade karşılaştırmalı bir yöntemle tarihî ve edebî olayları analiz etmiş, bağımsızlık düşüncesinin doğrudan ve metaforik yansımalarını ortaya koymuştur.&nbsp;<strong>Sovyet dönemi baskılarına rağmen bu yazarların bağımsızlık düşüncesini metaforik ifadelerle aktardığı görülmüştür</strong>. Eserinde ele aldığı yazarlar ve temalar şunlardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Hüseyn Cavid:</strong>&nbsp;Resulzade, Cavid’in&nbsp;<strong>Peygamber</strong>&nbsp;eserinde özgürlük düşüncesinin dinî ve millî motiflerle nasıl güçlendirildiğini incelemiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ahmed Cevad:</strong>&nbsp;Şiirlerinde millî kimlik ve bağımsızlık mücadelesi coşkuyla işlenmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>C. Cabbarlı:</strong>&nbsp;<strong>Od Gelini</strong>&nbsp;eserinde millî kimlik ve bağımsızlık mücadelesinin metaforik yansımalarını ortaya koymuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Samed Vurğun:</strong>&nbsp;Resulzade, onun eserlerinde de bağımsızlık fikrini yansıtan özellikleri kısa, net ve güçlü bir hassasiyetle vurgulamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzade'nin bu yaklaşımı, onun edebiyat anlayışının yalnızca estetik değil, aynı zamanda ideolojik ve millî bir işlev taşıdığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisan 1920'de&nbsp;<strong>XI. Kızıl Ordu'nun Azerbaycan’a girmesiyle</strong>&nbsp;Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin yıkılmasından sonra Resulzade Bakü'yü terk etti ve&nbsp;<strong>Sovyetleşmeye karşı direnişi yönetmek için İsmailli'nin dağlık Lahıc köyünde saklandı</strong>. Ancak Ağustos 1920'de Sovyet Rus ordusunun Azerbaycan Milli Ordusu'nun eski subayları tarafından yönetilen Gence, Karabağ, Zagatala ve Lenkeran isyanlarını bastırmasının ardından Resulzade tutuklandı.&nbsp;<strong>Bayıl hapishanesinden Moskova’ya gönderilen</strong>&nbsp;Resulzade,&nbsp;<strong>Stalin'i polisten saklaması sayesinde daha önce kurtarılmış olması sayesinde serbest bırakıldı ve Azerbaycan'dan Rusya'ya transfer edildi</strong>. Sonraki iki yıl boyunca Resulzade,&nbsp;<strong>Moskova'daki Milletler Komiserliği'nde basın temsilcisi olarak çalıştı</strong>. Ancak Stalin'in ısrarlı işbirliği tekliflerini reddetti.&nbsp;<strong>1922'de Saint Petersburg'a geçici olarak atandı ve Müsavatçılar onu bir tekne ile Finlandiya’ya kaçırabildiler</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürgün hayatına Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de devam etti.&nbsp;<strong>1923 ve 1927 yılları arasında</strong>&nbsp;Türkiye'de yayımladığı&nbsp;<strong>Yeni Kafkasya</strong>&nbsp;dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Ancak&nbsp;<strong>Moskova'nın isteği üzerine Kemalist hükümet tarafından askıya alınan</strong>&nbsp;bu derginin ardından, Resulzade 1928'den 1931'e kadar Türkiye'de çeşitli makaleler yayınlamaya devam etti.&nbsp;<strong>1931'de göçmen yayınlarının bastırılması, Resulzade'nin Türkiye'den sınır dışı edilmesiyle aynı zamana denk geldi</strong>. Bazı kaynaklar, bunu Sovyet baskısına boyun eğmenin bir sonucu olarak görmüştür. Sürgünde yayımladığı O Pantiurkizme v sviazi s kavkazskoi problemoi (Kafkasya sorununa ilişkin Pan-Türkizm) broşüründe Resulzade,&nbsp;<strong>Pan-Türkizm'in siyasi bir programdan ziyade kültürel bir hareket olduğu</strong>&nbsp;görüşünü kesin bir dille dile getirdi.&nbsp;<strong>1938'de Polonya'ya gitti ve orada Polonyalı devlet adamı Józef Piłsudski'nin yeğeni olan eşi Wanda ile tanıştı</strong>. Ardından 1940'ta Romanya'ya geçti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1942'deki sürgünü sırasında Resulzade, Sovyetler Birliği halklarının temsilcilerinden ulusal lejyonlar oluştururken yetkili temsilcilere güvenen&nbsp;<strong>Nazi Almanyası'nın liderliğiyle temasa geçti</strong>. Hitler, Resulzade'yi Alman işgali altındaki Kafkasya'nın lideri olarak işe almaya çalıştı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mayıs 1942'de Alman liderliğiyle yapılan bir toplantı sırasında Resulzade,&nbsp;<strong>Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden tesis etmek için Nazi Almanyası ile stratejik bir ittifak kurmaya çalıştı</strong>. Resulzade, Nazi Almanyası'nın Transkafkasya devletlerinin yeniden tesisine mutlak bağlılığını ilan etmesini talep etti. Reich'ın konuşmadaki kaçamak tavrı nedeniyle Resulzade Berlin'den ayrıldı. Bazı kaynaklarda Resulzade'nin,&nbsp;<strong>Müsavat partisinin sosyal programının nasyonal sosyalist nitelikte olduğunu belirttiği ve Müsavatçılık ile Nazizm arasında yakın bağa ikna olduğu iddiaları mevcuttur</strong>. Ancak Resulzade'nin asıl amacı, Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden tesis etmek için dış güçleri kullanmaktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>II. Dünya Savaşı'ndan sonra, 1947'de Ankara, Türkiye'ye geri döndü</strong>&nbsp;ve burada&nbsp;<strong>Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu</strong>. Türkiye’ye yerleştikten sonra&nbsp;<strong>marjinal Pantürkist hareketin siyasetine katıldı</strong>.&nbsp;<strong>Türkiye veya İran'daki varlığının hassasiyeti ve sık sık sürgüne gönderilmesi nedeniyle, Resulzade "hem İran'ın hem de Türkiye'nin kötü anılarını besledi"</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığı ve Millî Kütüphane’de memur olarak çalıştı.&nbsp;<strong>1949'da Azerbaycan Kültür Derneğini kurdu</strong>&nbsp;ve dernek, 1952’de Azerbaycan adlı dergiyi çıkarmaya başladı. 1953'te Voice of America aracılığıyla Azerbaycan halkına yaptığı çağrıda, bir gün tekrar bağımsız olacakları umudunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Thomas Goltz'a göre, 1955'te kırık bir adam olarak öldü</strong>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulzâde,&nbsp;<strong>6 Mart 1955’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde şeker hastalığından vefat etti</strong>.&nbsp;<strong>Son nefesinde “Azerbaycan... Azerbaycan... Azerbaycan...” diyerek ebediyete kavuştu</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Ankara'daki Cebeci Asri mezarlığına</strong>&nbsp;defnedildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Seyid Hasan Tağizade, Resulzade hakkındaki değerlendirmesinde:&nbsp;<strong>"Resulzade bütün ömrü boyu, Şark dünyasında bir eşine rastlamadığım mübalağasız diyebileceğim fevkalade nadir insanlardan biriydi. Mehmet Emin bey terbiyeli, kuvvetli ve sağlam mantık sahibi, temiz kalpli, doğru sözlü, metanetli, tam manası ile dürüst, fikir ve yoluna derin bir iman besleyen fedakar, mücahit ve örnek bir insandı. Böyle insanlara zamanımızda hele hele bizim taraflarda rastlamak mümkün değildir."</strong>&nbsp;demiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ESERLERİ</span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşağıdaki liste, Resulzade’nin teorik, edebî, eleştirel ve bilimsel çalışmalarını kronolojik sırayla göstermektedir.&nbsp;Eserler, metin içinde belirtilen ek detaylarla birlikte sunulmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Karanlıkta Işıklar (1908). Bakü. (Tiyatro oyunu).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Etedaliyun Partisinin Eleştirmeni (1910). Tahran. (Farsça: Tanqid-e firqa-ye-Etedālīyūn va ya, Ejtemāīyūn-e etedāliyūn).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İnsanlığın Mutluluğu (1911). Ardebil. (Farsça: Saadet-e basher).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cemaat İdaresi (1917). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Demokrasi (1917). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hükümet Biçimine İlişkin İki Görüş (1917).&nbsp;Bakü. (Ahmet Salikov ile birlikte).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bize Hangi İdare Faydalıdır (1917). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Teşekkülünde Müsavat (1918). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Cumhuriyeti (1919).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">10.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan'ın Oluşumunda Müsavat'ın Rolü (1920). Bakü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">11.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Cumhuriyeti Keyfiyeti Teşekküli ve Şimdiki Vaziyeti (1922). İstanbul. (Osmanlı Türkçesi).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">12.&nbsp;&nbsp;Asrımızın Siyavuşu (1922). İstanbul. (İkinci basımı 1925).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">13.&nbsp;&nbsp;İstiklâl Mefkuresi ve Gençlik (1922). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">14.&nbsp;&nbsp;Rusya’da Siyasî Vaziyet (1922). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">15.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Misak-ı Millisi (1927).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">16.&nbsp;&nbsp;Milliyet ve Bolşevizm / Milliyetçilik ve Bolşevizm (1928). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">17.&nbsp;&nbsp;İhtilâlci Sosyalizmin İflâsı ve Demokrasinin Geleceği (1928). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">18.&nbsp;&nbsp;Kafkasya Türkleri (1928).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">19.&nbsp;&nbsp;O Pantiurkizme v sviazi s kavkazskoi problemoi (Kafkasya Sorununa İlişkin Pan-Türkizm) (1930). Paris. (Rusça).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">20.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan'ın Bağımsızlık Mücadelesi (1930). Paris. (Fransızca).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">21.&nbsp;&nbsp;Şefibeycilik (1934). İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">22.&nbsp;&nbsp;Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı (1936). Berlin. (Türkçe ve Rusça baskıları).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">23.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Sorunu (1938). Berlin. (Almanca: Das Problem Aserbeidschan).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">24.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan'ın Bağımsızlık Mücadelesi (1938). Varşova. (Lehçe).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">25.&nbsp;&nbsp;Azerbaycan Kültür Gelenekleri (1949). Ankara.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">26.&nbsp;&nbsp;Çağdaş Azerbaycan Tarihi (1951). Ankara.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">27.&nbsp;&nbsp;Büyük Azerbaycan Şairi Nizami / Azerbaycan Şâiri Nizâmî (1951). Ankara.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">28.&nbsp;&nbsp;Milli Bilinç / Millî Tesanüd (1978). Ankara.&nbsp;(Vefatından sonra).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">29.&nbsp;&nbsp;Yüzyılımızın Siyavuş'u (1989). Ankara. (Vefatından sonra).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">30.&nbsp;&nbsp;Stalinle İhtilâl Hatireleri (1991). Bakü. (Vefatından sonra).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">31.&nbsp;&nbsp;İran Türkleri (1993). İstanbul. (Vefatından sonra).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAYNAKÇA</span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kitaplar</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aküzüm, Feyzi. M. Emin Resulzade’ye Göre Çeşitli Cepheleriyle Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi.&nbsp;Ankara, 1977.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Goltz, Thomas. Azerbaijan Diary: A Rogue Reporter's Adventures in an Oil-Rich, War-Torn, Post-Soviet Republic. New York: M.E. Sharpe, 1998.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Işık, İhsan. Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi. 2. bs. Ankara: Grafiker Yayınları, 2009.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimşir, Sebahattin. Mehmet Emin Resulzâde’nin Türkiye’deki Hayatı, Faaliyetleri ve Düşünceleri. Ankara, 1995.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakublu, Nesiman. Məhəmməd Əmin Rəsulzadə Ensiklopediyası. Bakı: Kitab Klubu MMC, 2013.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaman, Ertuğrul. Türkiye’deki Türk Dünyası. (A.K. Bolaç – A. Esatoğlu ile). Ankara, 1998.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Süreli Yayınlar / Ansiklopedi Maddeleri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Məhəmməd Əmin Rəsulzadə və İctimai-Siyasi İdeallar. Hazar Üniversitesi Yayınları. Bakı, 2005.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Seyid Hasan Tağizade. “Resulzade’nin Şahsiyeti Hakkında”. Sühen dergisi, S. 4 (Tahran, 1955).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tanrıöver, Hamdullah Suphi. “Resulzade Mehmet Emin”. Türk Yurdu dergisi, S. 243 (1955).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kurumsal Kaynaklar</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Azerbaycan Kültür Derneği Arşivleri. (Ankara).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 17:11:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖR</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gor-7872</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gor-7872</guid>
                <description><![CDATA[GÖR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÖR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aklıma gelince gamzeli yüzün<br />
Elime kalemi alışımı gör<br />
Birden kaplayınca yüzümü hüzün<br />
Sitemli sözlere dalışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tahmin edemezsin hâlimi o an<br />
Tarifi imkânsız mutlu olur can<br />
Tepeden tırnağa kaplar heyecan<br />
Yeter ki davet et gelişimi gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayale, düşlere aldırsak nefes<br />
Az gelir sevinci tanımda enfes<br />
Gıpta eder bize dünyada herkes<br />
Anımı seninle bölüşümü gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Demir alsa candan derdin dizisi<br />
Değişse sevdamın kara yazısı<br />
İnleyen yerimin dinse sızısı<br />
Hüzne paydos zili çalışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortak etsen beni alın yazına<br />
Koyardım noktayı hasret sızına<br />
Ellerinden tutup dalsam gözüne<br />
İçmeden sızarak kalışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nurseli gözüyle görürse seni<br />
Bağrına basarak sararsa seni<br />
Yâr eden ömürlük verirse seni<br />
Cemalimi sele salışımı gör</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nursel SEÇER - NURSELİ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:13:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İpek Yolu&#039;nun Enerji Kanalı: Kerkük-Ceyhan Boru Hattı&#039;nda Tarihi Dönemeç</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ipek-yolunun-enerji-kanali-kerkuk-ceyhan-boru-hattinda-tarihi-donemec-7871</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ipek-yolunun-enerji-kanali-kerkuk-ceyhan-boru-hattinda-tarihi-donemec-7871</guid>
                <description><![CDATA[İpek Yolu'nun Enerji Kanalı: Kerkük-Ceyhan Boru Hattı'nda Tarihi Dönemeç]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İpek Yolu'nun Enerji Kanalı: Kerkük-Ceyhan Boru Hattı'nda Tarihi Dönemeç.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Musul ve Kerkük petrollerinin Türkiye üzerinden Akdeniz'e açılan kapısı olan Kerkük-Ceyhan boru hattı, bölgesel enerji jeopolitiğinin kalbinde yer alıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* 1973 yılından bu yana devrede olan bu stratejik hat, şu sıralar oldukça kritik bir dönemeçten geçiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Mevcut anlaşmanın 27 Temmuz 2026'da sona ermesi planlanıyor ve Türkiye, Yeniden uzun vadeli bir anlaşma bir istiyor. Ayrıca petrolün yanı sıra gaz, petrokimya ve elektrik gibi daha geniş enerji ürünlerini kapsayan yeni bir antlaşmanın hem Türkiye ye &nbsp;hemde Irak'ın istikrarina olumlu bir katkı sağlamasını istiyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​Irak tarafı, anlaşma için en azından bir yıl süreyle uzatma talebinde bulunuyor. Ancak Türkiye, mevcut şartlarla uzatmaya karşı çıkıyor ve daha kapsamlı yeni bir anlaşma taslağı üzerinde duruyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* &nbsp;Bu durum, bölgedeki petrol arzının geleceği ve küresel piyasalara yansıması açısından büyük önem taşıyor Musul ve Kerkük boru hattının kapanması Irak için ciddi bir gelir kaybı anlamına gelir; çünkü petrolü dünya pazarlarına ulaştırmak için en uygun ve geleneksel yol Ceyhan boru hattıdır&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Irak'ın &nbsp;Ceyhan boru hattına karşı alternatif yolları düşünmesi bile maliye ve nakliye açısından imkansız bir durumdur&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Örneğin Basra Körfezi'nden tankerlerle sevkiyat veya diğer komşu ülkeler üzerinden geçişler, hem nakliye maliyetlerini artırır hem de lojistik olarak daha uzun sürer. Türkiye ise bu boru hattı üzerinden sağlanan petrol miktarını dengelemek için farklı kaynaklara yönelebilir veya diğer transit projelerini hızlandırabilir, ancak bu durum kısa vadede enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Ceyhan Anlaşması'nın Türkiye'nin istediği gibi uzun vadeli ve olumlu bir şekilde yenilenmesi, bölgeye, Irak'a ve Türkiye'ye çok önemli katkılar sağlar. Öncelikle, Irak için uzun vadeli bir gelir güvencesi demek; bu da ülkenin ekonomik istikrarına ve kalkınma projelerine devam etmesine olanak tanır.Türkiye için ise, enerji arz güvenliğini artırır, transit gelirlerini güvenceye alır ve bölgedeki jeopolitik konumunu daha da güçlendirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Hattın açık olması, sadece Türkiye ve Irak için değil, aynı zamanda Orta Doğu'da enerji arzının dengelenmesine katkı sağladığı için bölge ülkeleri için bir istikrar unsurudur. Bu durum, ülkeler arasındaki ekonomik bağımlılığı ve siyasi iş birliğini güçlendirirken, küresel enerji piyasalarına da güven verici bir mesaj gönderir</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​Son olarak, tüm Orta Doğu için, bu durum ekonomik bağımlılığı ve iş birliğini artırarak yerel gerilimlerin azalmasına ve bölgede istikrarın sağlanmasına katkıda bulunur. Bu, küresel enerji piyasalarına da güven verici bir mesaj gönderir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 08:21:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HESAPLAR KİMDEN</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hesaplar-kimden-7870</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hesaplar-kimden-7870</guid>
                <description><![CDATA[HESAPLAR KİMDEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HESAPLAR KİMDEN</span></strong></h3>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kişilik Firuze at dumanı tütsün acıktı Gani<br />
Adana şarkısı eşliğinde olsun haydi Hasani<br />
Zarar gelmez Firuze’ye para ezenden<br />
Malum bu gece tüm hesaplar Sezen'den<br />
<br />
Sürçtü dilim, ah dilim<br />
Adana at, Firuze çalsın<br />
Bendeki de mayhoşluk gel ne yaparsın<br />
<br />
Hükümet konağının tam göbeğinde<br />
Her ağla denildiğinde dönmeyip duran saat kulesi<br />
Hangi söze küstün, durdun, bozuldun amma<br />
Sessizce kenarından geçerim sanma<br />
Yüzüne çalasım var ocağın son dolu çay bardağını<br />
İşte öyle bir o kadar da kırgınım sana<br />
<br />
Acele etmeden bir ayaküstü<br />
Neşeyle duran kulenin uzunca büstü<br />
Yüzüne her bakana küstükçe küstü<br />
<br />
Karşıda Hasani’nin sahnesi<br />
Neyzen neyini çalıyor, hane neyhane olmuş<br />
Neyin nesiler bilinmez, hane hınca hınç dolmuş<br />
Bu akşam hesaplar bahaneler gezenden<br />
Vakit bu gece tüm hesaplar Sezen'den<br />
<br />
Acılı bir bakış olsun bu da benden sana<br />
Daha da gelmeyecek gibisin<br />
Birikmiş yaşlar keski ile işlenmiş kirpiğinin ucuna<br />
Bir damla bir damla daha<br />
Ortalıktan geçilmiyor göz yaşını kadehlere süzenden<br />
Bu akşam tüm bardaklar Sezen’den<br />
<br />
Fısıltıyla devam geceye<br />
On iki Eylül yasakları korkusunda sessizce<br />
Bu gece fısıltıyla söylensin Firuze<br />
Bekçiler kimlik sora dursun yol boyunca gezenden<br />
Gür sesli sorgular eşliğinde son şarkı da Sezen'den<br />
<br />
Bir kişilik Adana at dumanı tütsün acıktı Gani<br />
Firuze şarkısı eşliğinde olsun haydi Hasani<br />
Kapat sacdan kapısını ses gelmesin mahzenden<br />
Bu akşam tüm şişeler tüm bardaklar Sezen'den</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:06:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SELAMLAŞMA ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/selamlasma-ve-fazileti-7869</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/selamlasma-ve-fazileti-7869</guid>
                <description><![CDATA[SELAMLAŞMA ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SELAMLAŞMA ve FAZİLETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her toplumda ve her millette selamlaşma vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim inancımızda ve kültürümüzde de Selamlaşma var. Çünkü, insanları birbirine yakın eden, dost kılan güzel davranışlardan biri de Selamlaşma’dır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selamlaşma güzel bir duâlaşmadır. Selam; insanların birbirine esenlik ve sağlık dilediği güzel bir duâ sözüdür. Mescidlerde/Camilerde Namaz kılarken her namazın sonunda sağımıza ve solumuza selam vererek orda bile birbirimizle selamlaşırız öyle değil mi! Allah katında en güzel selâmlaşma; ‘Allahın esenliği ve rahmeti senin üzerine olsun’ anlamını ifade eden “Selâmün aleyküm” sözcüğüdür. (Nahl-32) İâdesi de; “Aleykümüsselâm” sözcüğüdür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda: “Biri size iyi dilekte bulunduğu /sizi selamladığı zaman, siz ona daha güzeliyle karşılık verin. Veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını/değerini en iyi bilendir.” (Nisa-86 buyurur ve selâmın alınmasını ve daha güzeliyle iade edilmesini öğütler. Bu da bize gösteriyor ki, selâmlaşma çok güzel bir sünnetullahtır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel bir âdettir. Bunu hem Yüce Rabbimiz emretmekte, hem de peygamberimiz Hz.Muhammed öğütlemektedir. Peygamberimiz bir gün ashabıyla otururken şöyle dedi: “Yaptığınız zaman birbirinizi sevmenizi sağlayan bir şeyi size söyliyeyim mi? Selâmlaşın!” Mü’minlerin birbirleri üzerindeki haklardan biri de birbirlerini selâmlamaları ve verilen selâmı almalarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selâmlaşma samimi ve dostane olmalı., sevgi ve dostluk içermeli. Büyüklenerek, kibirlenerek veya iş olsun kabilinden verilen selâmın bir değeri ve kıymeti olmaz, feyzi ve bereketi de olmaz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mü’min sadece diliyle değil, hem diliyle hem de kalbiyle ve tebessümüyle selâmlamalı. Hatta karşılaşan iki mü’min sadece sözlü selamlaşmayla yetinmemeli, peygamberimizin sünnetini örnek alarak; mümkünse müsafahalaşmalı, yani tokalaşmalı/kucaklaşmalı ve birbirinin hâl ve hatırını sormalı ve iyi dilekte bulunmalı. Bu en güzelidir. Burada bir hususu belirtmek isterim: Toplumumuzda selamlaşma esnasında bir gelenek olan ‘kafa tokuşturma’ eylemi hiç de hoş olmayan bir davranış, bunu terketmek lâzım, bunun yerine selamlaşırken en güzeli yukarda da ifade ettiğimiz gibi peygamberimizin sünneti olan ‘müsafaha’ yapılmalı. Peygamberimiz karşılaştığı herkese, tanısın tanımasın selâm verirdi, çocuklara dahi selâm verirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu bilen ve her gördüğü kişiyle selâmlaşmayı âdet edinen ihlaslı bir zât bir gün yolda giderken çamur içinde oynayan bir çocuğa rastladı. Onun o çamurlu halini görünce vereceği selâmı almayacağını düşünerek selâm vermeden geçip gitti. Biraz gittikten sonra yaptığı işin yanlış olduğunu düşündü ve geri döndü, o çocuğa selam verdi. O çocuk o selama öyle güzel bir karşılık verdi ki, adam hayretler içinde kaldı. Selâmlaşmanın en yaygın olanı; “Selâmün Aleyküm” ve “Alaykümüsselam” dır. Halkımız arasında; “Selâm!”-“Merhaba!”-“Hayırlı sabahlar!”-“Hayırlı günler!”-Hayırlı akşamlar!”-“Hayırlı geceler!”-“İyi geceler!”- “Günün aydınlık olsun!- “İyi Günler!” gibi selamlama sözcükleri de bulunmakatdır. Bunların hepsi birer selamlaşma sözcükleridir. Selâmı ilk verenin ecir ve mükafatı daha çok olduğundan selâmlaşmada peygamberimiz daima selâmı ilk veren olurdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genelde ayakta olan oturana, binitte olan yaya, küçükler büyüğe, az olan çoğunluğu selâm verir. Bizde gelenek böyle. Hanımlar erkeklerle, erkekler de hanımlarla selamlaşmalı/iyi dileklerde bulunmalı. Çünkü selamlaşma medenî ve iyi insan olmanın bir göstergesidir. Selâm verildiğinde alamayacak durumda olanlara selam verilmez. Meselâ; Kur’an okuyana, kitap okuyana, namaz kılana.. v.s. Ama el işaretiyle selamlaşarak içinizden iyi bir dilek duâsında bulunabilirsiniz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birçok arkadaşlıkların, dostlukların; küçük bir Selamlaşmayla başladığını unutmayın ve karşılaştığınız herkesle selâmlaşın ki, hem aranızda dostluklar ve sevgiler artsın, hem de Allahın rahmeti ve bereketi sizlerin üzerine olsun. Zira peygamberimiz Hz.Muhammed bir hadisinde: “Her güzel söz bir sadakadır.” buyurduğu gibi verilen ve alınan her selamın feyizli bir sadaka değerindedir. Yüce Allah Kur’anda: “Melekler onların (sâlih müminlerin) canlarını temiz olarak alırlar ve şöyle derler: “Selam size! Yapmış olduğunuz iyi işlere/sâlih amellere karşılık girin Cennete!” (Nahl-32) buyurduğu gibi Melekler dahi sâlih müminlerin canlarını alırken ve onları cennette karşılarken onlara “Selam” sözüyle karşılarlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rabbimizin ve peygamberimizin öğütlerinden de anlaşıldığı üzere Selâmlaşma; güzel bir söz, güzel bir duâ ve feyizli bir davranıştır. Güzel bir âdettir. Medenî insanların geleneğidir. Öyleyse sevgili dostlar, karşılaştığımız herkesle selamlaşalım. Böylece hem Rabbimizin rızasını ve mükafatını hem de selamlaştıklarımızın sevgisini, duâsını ve dostluğunu kazanalım. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgimizi ve dostluğumuzu selamlaşmayla paylaşalım ve güçlendirelim. İmanınız kavi, ameliniz sâlih, selamınız güzel olsun, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, feyizli ve bereketli olsun!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026 (muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:59:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİLLÎ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/milli-mucadelede-kadin-kahramanlar-7868</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/milli-mucadelede-kadin-kahramanlar-7868</guid>
                <description><![CDATA[MİLLÎ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">MİLLÎ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR </span></span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışmayı hazırlama esnasında, sadece Millî mücadelede kadın kahramanlarımızı anlatma düşüncesindeydim. Çalışmalarım sırasında, konunun Nene Hatun’a kadar geçmişe gitmesi gerektiğini fark ettim. Buna sebep, Çanakkale zaferinde de Kahraman kadınlarımız olduğunu keşfettim. İlgilenince Nene Hatun’u da dahil etmek gerektiği kanaatine sahip oldum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma esnasında, İlk kadın millet vekilleri ve bu kahramanlar arasında bil alaka var mı şeklinde düşüncelere daldığımdan ilk kadın millet vekillerine dair de bu metne ekledim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gördüğüm şu ki kahraman olmak, vatanı savunmak ve korumak evsafı millet vekili olmanın şartları dışındaymış başkaca şartları da varmış. Hafız Salman İzbeli’in şu ifadesini “Cumhuriyetin ilanından sonra da “Ben Cumhuriyetçiyim” diyebildi. İzbeli, millet vekili olmasının istenmesine rağmen, “Ben hafızım, tesettürümden vaz geçemem.” diyerek reddetti. &nbsp;“Yorumlamaya bile gerek yok olduğunu gördüm, okuyucuların ıttılasına bırakıyorum.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NENE HATUN (1857-1955)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1857'de Erzurum'un Çeperli köyünde dünyaya gelen NENE HATUN’un babası Hüseyin, annesi Zeliha'dır. Kabri, Aziziye şehitliğindedir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1877-1878 Osmanlı Rus harbi (1293 senesinde olmasından mütevellit “93 Habi”) esnasında, Rusların, 8 Kasım 1877 gecesinde, Aziziye tabyasını ele geçirdiği haberinin sabah ezanında minarelerden duyulmasının akabinde, savunmaya katılıp Moskof işgaline karşı, halk direnişinin sembolü, kahraman Türk kadını.1955 yılında “Türk Kadınlar birliği ”tarafından ‘ yılın annesi’ seçilmesi, (Ölümüne yakın da olsa hatırlanması güzel.) TSK’nin bünyesindeki 3. Ordu tarafından da 1952 yılının 30 Ağustos Zaferi kutlamalarında kendine Ordunun Nenesi unvanının verilmesi, Nene Hatun unvanıyla tanınmasın ve anılmasının vesilesidir.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aziziye savunması esnasında, 20 yaşındaki Nene Hatun Köydeşi Mehmet Efendi ile evliydi. Rusların Pasinleri işgali esnasında, Erzurum’un tahliyesinde Erzurum’dan geçici ayrıldılar. Rus işgaline karşı direniş esnasında, üç aylık çocuğunu evde bırakıp direnişe katılmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savaş sonrasında Erzurum’a yerleşti. İkamet adresi ise Emirkurbu mahallesi, Kına Sokağı 35. Numaralı ev.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1934 senesi soy isim uygulamaları esnasında Kırkgöz soyadını almıştır. Nene Hatun’un, dördü erkek (Yusuf, Nazım, Abdurrahman ve Musa) ikisi kız, (Asime ve Nevriye) 6 çocuğu oldu. Oğullarından ikisi, 1. Cihan Harbinde vefat etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nene Hatun, muhtemelen, İbrahim Habip Sevük’ün 1937’de 93 harbi gazileriyle yaptığı Röportaj çalışmasına kadar kimse tarafından tanınmadı. Bu röportaj ile Türkiye tarafından tanınmış oldu. Geçim derdine derman bulamayan Nene Hatun ve Millî Kadın Kahramanlardan Name Hanım, 1943’te Cumhurbaşkanlığı makamına müracaat etmişlerdir. Belediyenin verdiği 4 lira aylıkla geçinemediklerinden hatta bunun &nbsp;ekmek almaya bile yetmediğinden bahisle cumhurbaşkanlığına bir dilekçe yazarak yardım istemişlerdir. (Name Hanım, bu birliktelikten başka bir kayıtta gözükmüyormuş, her neden se…) </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu müracaat bilinmekle beraber, makes bulduğuna dair de bir kayıt yoktur. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ERZURUMLU KARA FATMA (Fatma Seher Erden) 1888 Erzurum-2 Temmuz 1955)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mustafa Kemal Paşa tarafından bizzat görevlendirilen KARA FATMA, 300’den çok milis kuvvetine komuta eden, İzmit ve Bursa cephelerinde savaşan, üsteğmenlik rütbesine terfi ettirilen, ilk savaşına balkan harbinde katılan kahraman. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Balkan savaşına, eşi derviş Ahmet Bey’le katılan Fatma Seher Hanım, 1. Cihan harbinde, Kafkas cephesine ailesinden 10 kadar kadınla katılıp yararlıklar gösterdi, Eşi Binbaşı Ahmet Bey’in Sarıkamış’ta şehit olduğu haberinden sonra memleketi Erzurum’a döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulunmak için İstanbul’a gönderildi. İzmir’in işgali üzerine İzmir’de de muharebe vazifesine katıldı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Onbaşı olduğu sırada, kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenleyen Fatma Seher Hanım,bir Yunan subayı dahil, 25 askeri esir ederek geri döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Millî mücadelenin bitiminden sonra, İstanbul’da ikamete başlayan Fatma seher hanım, tahsis ve tayin edilen maaşına el sürmeden Kızılay’a bağışladı.1955 senesinin temmuz ayının 2.günü darülacezede hayata gözlerini kapadığında 67 yaşındaydı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">TARSUSLU KARA FATMA (ADİLE ONBAŞI) (Tarsus 1870- 1948) </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gerçek te adı Adile olup Adile Hala, Adile Onbaşı diye bilinen, kahraman silah arkadaşlarınca “Kara Fatma” lakabıyla anılan, 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşına katılıp Tarsus’un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar gösteren kahraman kadın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Adile Onbaşı, Milis kıyafetini ölünceye kadar giydi, törenlere de o kıyafetiyle katıldı.1948’de vefat ettiğinde 78 yaşındaydı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ÇETE EMİR AYŞE</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunan askerinin Aydın iline doğru yaklaştığı vakitlerde iki arkadaşıyla beraber Menderes’in diğer yanına geçmek isterken arkadaşlarının düşüp boğulması üzerine buradan geri dönmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Emire Ayşe Aliyye, Çanakkale’de şehit düşmüş kocasından kalma tek anısı elmas küpelerini bozup parası ile bir tüfek satın alarak dağa çıkmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Yörük Ali Efe’nin milisine katılan Çete Emir Ayşe Aydın’ın kurtuluşuna kadar geçen zamanda, Yunanlıları geri püskürtmek için mücadele vermiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kendine başarılarından dolayı İstiklal Madalyası takdim edilmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KILAVUZ HATİCE</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu unvanını, Pozantı’da, Fransız müstevlilerini kandırıp onlara kılavuzluk ederek Türk millî kuvvetlerinin pususuna çekmesinden almıştır. (8 Mayıs 1920) Bu marifetiyle Fransızların esir edilmesini sağlamıştır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">SELANİKLİ AYŞE HANIM</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Selânikli Binbaşı Ayşe, Kafkas cephesinde şehit düşen kocasının öcünü almak için yemin etmiş, Yunan’ın 15 Mayıs 1915’te İzmir’i işgaline silahıyla karşı koyan ilklerdendir. Yunan zulmü İzmir’de hâkim olunca Aydın’a geçip çetesini kurup Köpekçi Nuri’nin çetesiyle birleşip muharebeden sonra Koçarlı’ya çekilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha sonra Millî mücadelede de görev alıp orduya rütbeli katılan ilk kadın olma vasfını haizdir. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ANTEPLİ YİRİK FATMA</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fransız müstevlilerine karşı, Gaziantep direnişinde (1 Nisan 1920-8 Şubat 1921) çete teşkilatına katılmak isteyen Yirik Fatma, gelmesini istemeyenlere karşı «Benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir?» cevabını vererek inatlarını kırmış, imkân verme istemeyen çeteyle yola çıkmıştı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NEZAHAT ONBAŞI (-24 Eylül 1994) </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">70. Alay Komutanı'nın kızı Nezahat Onbaşı,9-12 yaşlarında babasıyla cephede üniformalı savaşan, <strong><em>ÇANAKKALE VE MİLLÎ MÜCADELEDE KAHRAMANI,</em></strong> ümitsizliğin oluştuğu esnada” Ben babamla ölmeye giderken siz nereye gidiyorsunuz?” sözleriyle adından söz ettiren, 30 Ocak 1921’de, TBMM tarafından istiklal madalyası ile taltif edilmesi istenen lâkin madalyası takdim ve teslim edilememiş, buna rağmen TBMM’den talepte bulunmamış, bu arada Madalyasının teslim ve&nbsp; takdimi unutulmuş, 65 yıl sonra (1986) ninemiz Nezahat Onbaşı’ya takdim edilen Şükran belgesini aldığında duygu dolu ruh haliyle gözyaşlarına boğulan, hakkında “70. Alayda şehit olan bir erin cebinden çıkan, annesine yazdığı mektubunda “Biz Mehmetçik Nezahat’a, Türklerin ‘Jean d’Arc’ı’ diyoruz.” ifadesi yer alan simge bir şahsiyettir. Burada hemen hatırlatmalıyız ki o yıllarda da Batı tesirinin hududunu bu “Jean d’Arc” benzetmesi yeterince ispatlamıyor mu? Çanakkale’den önceki savaşlarda Türk kadını hiç mi yararlıklarda bulunmadı? Neden hâlâ bunlardan haberimiz yok? Kahraman doğuran analar, kendileri de kahraman olamadılar mıydı? </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ŞERİFE BACI (- Aralık 1921)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kağnı arabasıyla cepheye cephane taşırken donarak vefat eden Şerife Bacı da destansı bir şahsiyettir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şerife Bacı’nın donarak ölmüş olma halini ilk görenler da dona kalmışlardır. Arabasındaki cephanenin ıslanmamasını sağlamak için örten, Cephanesine kundaktaki çocuğundan daha fazla önem veren Şerife Bacı, Cephaneyi Kastamonu kışlası önüne kadar nakletmeyi başarmış ancak bu esnada şiddetli kış soğuğunda donarak şehit olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kağnıya koşulu öküzlerin geviş getirdiğini görenler, arabayı tetkik ettiklerinde, Şerife Bacı’nın taşıdığı önemli yükü korumak için yükün üzerine, yorganını örttüğü, bir elinde övendiresi ile kollarını gererek yükün üzerine abanarak yükü korur durumda öldüğü anlaşılmıştır. Bu arada Şerife Bacı’nın naaşının arabadan alındığı sırada çığlıkla ağlayan bir bebeğin olduğu anlaşılmış, yavruya süt anası ve şehideye de&nbsp; belediyece kefen vesaire masrafı temin edilmiş, kimlik tespiti için&nbsp; muhiti iyi bilen Cemil Çavuş görevlendirilmiş, Cemil Çavuş, şehidenin kıyafetinden, köyünü keşfederek hanları dolaşmış ve “Seydiler” köyünden olduğunu tespit etmiş, Naaşın teşhisinden sonra, köydeşleri, ağlaşarak şehit ana ile kundaktaki kızını bağırlarına basarak köylerine götürmüşlerdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bebeğin adının Sıdıka olduğu, bir subay tarafından evlat edinildiği, çocuksuz öldüğü de bilinmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şerife Bacı’nın öküzlerin yorgunluğu ve zayıf düşmeleri yüzünden arabadan salınıp Çavuşların arabaya koşulup çektikleri de kayıtlar arasındadır. Bu şiddetli, dondurucu soğukta, öküz arabasına öküzlerin yerine koşulan kahramanların varlığının yanı sıra, Sirkeci’de, Faytonla sefarethaneye gitmesi mümkün ve mutat olan bir yerde, kendilerini “Jön Türk “Unvanıyla “ananlar, andıranlar, faytonda koşulu atları salıp atların yerine kendilerini koşup İngiliz sefirini sefarethaneye kadar taşıyanların da hatırlanmasında fayda var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şerife Bacı’nın hatırası, şu şekilde Osmanlıca ders kitabında aşağıdaki metin de de anlatılmıştır. Kitabın Adı” CUMHURİYET ÇOCUKLARINA SEVİMLİ KIRÂET”TİR.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">“194. Sahife </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MİLLET MALIDIR (*)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk ve karlı bir hava. Tepeleri ve vadileri örten karın göz</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">kamaştırıcı beyaz rengini, önümüzde giden bir karaltı ihlâl </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ediyordu. Bu kağnılarla cepheye cephâne taşıyan bir kadın kâfilesi idi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kâfileye yaklaştık ve selâmlaştık biz soğuktan yamçı altında</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;bile titrerken tek yorganını arabaya örten ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce içimde takdîrle karışık bir merhamet sızladı. Arkasına sardığı beyaz peştamâl içinde ara sıra hıçkıran bir çocuğun üzerine bile örtmeden yorganını niçin arabaya serdiğini sormak fikrini duydum: Üşümez misin sen nine! ?.. Bak çocuk donacak, Yorganı örtsene! </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sevimli kırâet &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 195.sahife &nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;diye arabanın üstüne işâret ettim. Bu sözü garîb bir tarzda karşıladı. Sormağa değer bir şey addetmiyordu gâliba!.. Benim cevab beklediğimi anlayınca, mukaddes bir şeye tövbe eder gibi kağnısına doğru koştu:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">-Kar sepeliyor, millet malıdır, nem kapmasın evlâdım, dedi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ve yorganın uçlarını iyice serdi. Kar sepelemeğe başlamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;O zaman anladım ki, cephâneleri ıslatmamak için bu fedakârlığı yapıyor: O vakit deminki merhametimden utandım bile… Aman ya Rabbi! Fedakârlığı bildirmek bile istemiyor. Bu âlicenablık karşısında secde etmemek kabil mi? &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">(*)Mustafa Necati Bek Efendinin İstiklâl mücadelesi hatıralarından ihtisar edilmiştir.”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">HALİME ÇAVUŞ (1898, Duruçay, Kastamonu- 20 Şubat 1976, Duruçay, Kastamonu)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebeveyninin istememesine rağmen Millî Mücadeleye (1919-1922) katılmak isteyen Halime Çavuş, (Kocabıyık soy adını kanun gereği aldı.) Milis kuvvetlerine, erkek görünüşüyle katıldı. Uzun süre Halim adıyla tanındı. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İnebolu limanından Ankara’ya kağnı arabasıyla mühimmat taşıyan Halime Çavuş, yağışlı ve soğuk bir havada Dış kıyafetini çıkarıp mühimmat üstüne örttü. Bu durumu gören üstleri” Üşümüyor musun?” deyince, bu cephane, yüzlerce belki de binlerce askeri koruyacak, benim üşümem önemli mi, ben ölsem ne olur? “karşılığını verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1921 senesinin 9 Haziran günü, Yunan savaş gemilerinin (Georgios Averof ve Kilkis) İnebolu'yu bombaladığı sırada ayağına gelen şarapnel parçası ile ağır yaralanarak ordudan ayrıldı. Savaş sonrası Ankara’ya davet edilen Halime Çavuş, çavuş rütbesine terfi ettirildi ve İstiklal madalyasıyla taltif edilerek maaş bağlandı. M Kemal Paşa’nın “Bizim kızımız ol deyip Ankara’dan ayrılmamasını istemesine rağmen,” Annem, babam beni bekler.” diyerek kabul etmeyince hediyeler verilerek ebeveyninin yanına gönderildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Evlenmeden yaşayan Halime Çavuş, Kardeşi Hasan Kocabıyık'ın 13 yaşındaki oğlu Sadık Kocabıyık'ı evlat edinip büyüttü, yetiştirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazı kurumlarımız, Halime Çavuş’un adıyla adlandırılmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş Anaokulu (Söğütlü, Sakarya)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş Özel Eğitim Anaokulu (Kastamonu)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş Kapalı Yüzme Havuzu (Merkez/Kastamonu)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Halime Çavuş İşitme Engelliler Okulu &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">HAFIZ SELMAN İZBELİ (- 1933</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Milli Mücadele yıllarında kadınların teşkilatlanmasında faal rol oynayan HAFIZ SELMAN İzbeli, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolunun kurucuları arasında yer aldı. Aynı zamanda Kastamonu’nun ilk kadın meclis üyesi vasfını haizdi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Varlıklı bir ailenin çocuğu olan İzbeli, sahip olduğu imkânları, cephe gerisindeki mücadeleye kullandı. Kastamonulu kadınları birleştirerek muharipler için kıyafet temin edilmesini organize etti. Seferî askerleri karşılayıp ağırlaması ise devrin zihninde yer eden özveri örneklerinden biri oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın Kastamonu’daki İzbeli malikânesini ziyaret edip İzbeli ile kahve içtikleri de bilinenler arasındadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İzbeli, Latin harflerinden mülhem alfabeyi de kıza zamanda öğrenip okuma yazma becerisini geliştirmesinin yanında, Cumhuriyetin ilanından sonra da “Ben Cumhuriyetçiyim” diyebildi. <em>İzbeli, millet vekili olmasının istenmesine rağmen, “Ben hafızım, tesettürümden vaz geçemem.” diyerek reddetti.</em> Bu reddedişle inancına bağlılığını ve de duruşunu belirtmiş idi. Millet vekili olmak için tesettürsüz olma şartına dikkat. Bu sorun 21. Yüzyılın başında bertaraf edildi. Muharebeye mâni olmayan baş örtüsü, her nedense millet vekili olmaya mâni. Bu engel, takriben yüz yıl sonra, yok edildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">GÖRDESLİ MAKBULE (1902-24 Mart 1922, Kocayayla/Akhisar)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Gördesli Makbule Hanım, Gördesli Ali Usta zade Abdullah Efendi‘nin kızıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Gördesli Makbule Hanım, daha evliliğinin ilk yılında, kocasıyla Millî Mücadele'ye katılmıştır. Yunan’ın 15 Mayıs 1919’da İzmir'i işgalinden sonra, Batı Anadolu bölgesini işgale başlaması neticesi, 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe’nin yanında, Türk çeteleri ile birleşti. Yunan kuvvetleriyle çatıştı. Yunan, Sakarya Muharebesini kaybedip Afyon mevzilerine çekilirken diğer yandan da Halil Efe'nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyordu. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarını cesaretlendirmek maksadıyla hızla öne atılınca, başından vurularak şehit oldu.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">TAYYAR RAHMİYE</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">9. Tümenin 1920 yılında, Fransızlar ile Hasanbeyli civarında yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılan, Osmaniye’nin Kaziyeler Köyü halkından Rahmiye Hanım’ın başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Bu görevlerini birçok kahramanlıklarla gerçekleştirmiştir. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmış, bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. Temmuz 1920’de Osmaniye’deki Fransız karargâhına karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraklama olunca, kükreyerek “Ben kadın olduğum halde, ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz” demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için uçarcasına ileriye atıldığında şehit olmuş, bundan dolayı “Tayyar Rahmiye” lakabını almıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SAİME HANIM</span> <span style="color:black">(? Edirne –1 Haziran 1951, İstanbul).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî Mücadele dönemi,15 Mayıs 1919’da Kadıköy’de düzenlenen mitinge katılmış mitingden sonra tutuklandıysa da kaçıp mücadeleye katılmış, yaralanmış ve İstiklal Madalyası almıştı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî mücadelenin kadın kahramanlarından Saime Hanım’ın tam adı,</span> <span style="color:black">Münevver Saime’dir. Asker Saime ünvanlıyla da anılırdı. İzmir’in Yunanlılarca, İstanbul’un İngilizlerce işgal edildiği senelerde öğrenciydi. Bu menfur ve makus ortamda, arkadaşlarıyla Millî mücadeleye katılmaya karar verdi. Mezuniyetinden sonra da yedek subay Münir Bey’le hayatını birleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Mondros mütareke namesinden sonra, İstanbul’da tesis edilen gizli bir teşkilata katıldılar. Askerî bir vazifeyle Ankara’ya gönderildiler. Yozgat isyanını bastırmak için yollanan askerî birlikte, Münir Bey’in yanında Saime Hanım da yer aldı. İsyanın bastırılmasından sonra ise Ankara’ya döndü. İstanbul ile Ankara arsında istihbarî bir vazifeyle İstanbul’a gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Buradan Ankara’yı bilgilendirmeye devam eden Saime Hanım, İstiklal madalyasıyla taltif edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Muharebe sonrası, Münir Bey ile İstanbul’a dönen Saime Hanım, Beyoğlu Kız Lisesinde çalışmak üzere öğretmenliğe tayin edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Saime Hanım İçin “ “Asker Saime'nin kalbi yalnız vatan için değil, bütün mustarip insanlar için ayrı ayrı çarpardı. En akla gelmez fedakârlıklarla her mustaribin yardımına koşmayı mukaddes bir vazife bilmişti. O, yalnız kendini, kendi rahatını, sa’âdetini düşünmezdi. Yıllardan beri meslek hayatında, talebelerine yurt, millet aşkı, heyecanı aşıladı. Edebiyat dersi, denilebilir ki onun için yalnız ve yalnız bu konulardan bahsetmeye yarar bir dersti. Sevmediği, dost olmadığı insan yoktu. Herkeste bir başka kıymet bulur, hepimizin en küçük değerini göklere çıkarır, fakat kendi kimseden bir takdir, bir övme beklemezdi.” değerlendirmesi meşhurdur. (Şükûfe Nihal Başar, 1896, İstanbul- 24 Eylül 1973, İstanbul, Türk şair, öğretmen, eylemci ve aktivist.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">NACİYE HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Üsküdar’da 20 Mayıs 1919’da düzenlenen mitingde konuşan Naciye Hanım, Millî Mücadelede kadınların erkeklere yardımcı olmaları gerektiğini bildirerek garanti vermiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">FAİKA HAKKI</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1919’un kasım ayında Muradiye camiinde toplanan halka yaptığı konuşmada halkın etkin protestolarda bulunması gerektiğini,</span> <span style="color:black">Erzurum’da (Temmuz- Ağustos, 1919) toplanan “Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden güç alarak söylemiştir.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SULTAN HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesinin geçici kaydıyla Toros Dağlarından geri çekilmesi esnasında Sultan Hanım, güttüğü inekleriyle onlara katılmış, çetenin dağda kaldığı süre zarfında, ineklerinin sütüyle onları doyurmuş, bu yüzden müfrezedekiler, onu sevgiyle “anne” diye çağırmayı adet edinmişlerdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">NAZİFE KADIN</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nazife Kadın, Yunanlılara karşı mücadelede, Yunanlıların kendinden bilgi almak istemesine şiddetle direndiğinden Kavakönü Köyü’nde işkence yapılarak öldürülmüş ve müteakiben naaşı fırında yakılarak şehide edilmiştir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">DOMANİÇLİ HABİBE </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî mücadele esnasında, cahil veya hain evladının düşmana yol gösterdiğini duyunca, İnegöl’e inmiş, bir kurşunla oğlunu yere serip ardına bakmadan geldiği dağlara geri dönmüştür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SATI ÇIRPAN </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım’ın kahramanlığı dışında göze çarpan özelliği, Millî mücadelede cepheye sırtında mermi taşımasının yanında, 1934 yılındaki seçim kanununda yapılan değişiklikle &nbsp;&nbsp;kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi neticesinde Millet vekili yapılan biri olmasıdır, o sırada 17 kadın daha millet vekili seçtirilmişti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">BİNBAŞI AYŞE </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millî Mücadelenin kadın kahramanları arasında yer alan Binbaşı Ayşe’nin ağzından öğrenelim kendine dair bilgileri. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">“…Büyük harpte (1. Cihan harbi) Kafkas Cephesi’nde yaralanarak ölen kocamın ve tüm vatan evlatlarının intikamını almaya ant içmiştim. Allah, bu fırsatı 15 Mayıs 1335-(1919)’da bana verdi. İzmir’i Yunanlılar işgal ettiği sırada ilk mukâvemetimiz sona erip şehre Yunanlılar hâkim olunca Aydın’a gittim. Orada faaliyete geçerek bir Kuva-yı Milliye birliği teşkil edip, bilâhare Nuri Çetesi’ne katıldım. Aydın muharebelerini yaptıktan sonra Koçarlı’ya çekildik. Bu sûretle, bilfiil atıldığım İstiklal Mücadelesi’ne başından sonuna kadar iştirak ettim. İlk defa Sakarya’da sol kasığımdan piyâde mermisi ile yaralandım. Seyyar hastanede tedaviden sonra tekrar müfrezeme iltihak ettim. Büyük Taarruz’da Mürsel Paşa Fırkası’na iltihak ettik. Ve Ahır Dağları’ndan düşman gerilerine akmağa memur edildik. İzmir’e ilk giden birlikler arasında ben de vardım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak bu arada atılan bir misketle sol bacağım kırıldı.” Ayşe, kocasının en kıymetli birer yâdigârı olarak sakladığı ziynetlerini satarak at, mavzer, elbise ve çizme tedarik etmiş ve bu mücadelede, derece derece terfi ederek Binbaşılığa kadar yükselmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SÜREYYA SÜLÜN HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Doğu cephesinde, Ermeni çetelere karşı mücadele etmiş kadın kahramanımızdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">MÜCAHİDE HATİCE HANIM</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk kadınının Çanakkale Savaşı'nda da cephedeki faaliyetlerine açıklık getiren Türk arşiv ve kaynaklarında herhangi bir bilgi yer almamakla beraber; Çanakkale Savaşları ile ilgili son dönemde yapılan bazı çalışmalarda; kadınların cephede savaştığı bilgisine katkı sağlayabilecek anı ve aktarım düzeyinde örnekler yer almaktadır. Bunlardan biri, Mücahide Hatice Hanım tarafından 20 Mart 1926 tarihli Zafer-i Milli gazetesine verilen beyanattır. “İzmir'in Kemalpaşa (Nif) kazasının Ahmetli köyünden Hacı Halilzâdeler'denim. Babam merhum Mehmet Efendi'dir. Çanakkale Anafartalar'da 56. fırkada silahımla muharebelere iştirak ettim. Adım Ahmet idi. Benim kadın olduğumu kimse bilmiyordu. Şarapnel ve kurşunlarla dokuz yerimden yaralandım. Milli muharebelerimize de gönüllü olarak iştirak ettim..." diyen Mücahide Hatice Hanım’ın söyledikleri ışığında kadın- erkek ayrımına yer vermeden Türk insanının vatan, din, namus konularında hiç tavizkâr olmayıp direniş, karşı koyuş aktivitesinin ve vatan aşkının membaının Türk erkeği kadar Türk kadınında da var olduğunu söylemek gerekir. &nbsp;Bu hasletlerimiz (kadın-erkek müşterekliği) olmasaydı bu günlere ulaşmamız elbette mümkün olmazdı. Millî bekamızın temelleri, bu fedaî kadınlar sayesinde oluşmuştur. Tarih boyunca vatan müdafaasında Türklerde kadın erkek ayrımına yer verilmeyip omuz omuza mücadele etme ruhu öncelenmiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">SEÇİLEN 18 KADIN MİLLETVEKİLİ VE ÖZGEÇMİŞLERİ</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1-MEBRURE GÖNENÇ (Afyon) - Tahsilini 1919'da Arnavutköy Koleji'ni bitirerek tamamladı. Bir süre Çamlıca Kız Lisesi ve Üsküdar Amerikan Koleji'nde dil hocalığı yaptı. Üsküdar'ın ilk kadın meclis azasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2-SATI KADIN (Satı Karamehmet) (Ankara) - Ankara'nın Bitik nahiyesinin Kazan köyündendi. Milli mücadelede malul olmuş bir askerin karısıydı. Beş çocuğu vardı ve çiftçilik yaparak ailesini geçindiriyordu. Aynı zamanda köyünün muhtarıydı</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">3-TÜRKÂN BAŞBUĞ (Antalya) - İstanbul Darülfünunu Felsefe bölümünden mezundu. Muallimlik yaptıktan sonra Boğaziçi Lisesi Kız Kısmı Müdürü olarak görev yaptı. 34 yaşındaydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">4-SABİHA (SUPHİYE GÖKÇÜL) (Balıkesir) - 1900 yılında Bergama'da doğdu. İstanbul Kız Muallim Mektebi ve Yüksek Muallim Mektebi ihtisas kısımlarında okudu. 12 yıldır İzmir Kız Muallim Mektebi'nde hocalık yapıyordu ve beş yıldır mektep müdürüydü.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">5-ŞEKİBE ŞEKİP İŞEL (Bursa) - İnegöl Isaviranda çiftçilik yapan ve yabancı diller bilen bir bayandı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">6-Huriye Baha Iz (Diyarbakır) - 41 yaşındaydı. Londra Üniversitesi Kadın Kısmı Bet-Ford Koleji'nde pedagoji üzerine tahsilini tamamladı. Kız Muallim Mektebi'nde pedagoji ve tatbikat hocalığı yaptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">7-DOKTOR FATMA ŞAKİR (Edirne) - 1903'te Safranbolu Akveren köyünde doğdu. İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi'ni 1929'da bitirdi. 6 yıldır Gureba Hastanesi'nde hekimlik yapıyordu ve bir buçuk yıl önce iç hastalıkları ihtisasını tamamlamıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">8-NAKİYE ELGÜN (Erzurum) - 30 yıl maarif hayatına hizmet etmiş, sayısız mekteplerde muallimlik ve müdürlük yapmıştı. En son İstanbul Kız Lisesi Müdürü iken dört yıl önce İstanbul Şehir Meclisi'ne aza seçilmişti. Aynı zamanda belediye daimi encümeninde çok başarılı çalışmalar yapmıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">9-FAKİHA ÖYNEN (İstanbul) - İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Tarih ve Coğrafya bölümünden mezundu. 12 yıldır Bursa'da hocalık yapıyordu. Bursa Kız Lisesi'nin müdürü ve tarih-coğrafya hocasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">10-BENAL NEVZAT (İzmir) - İzmirliydi. İlk ve orta tahsilini İzmir'de yaptı. 1920-1921'de Paris Darülfünunu'nda edebiyat tahsil etti. Döndükten sonra Hilal-i Ahmer ve Himaye-i Etfal'de çalıştı. C.H.F. Vilâyet İdare ve Belediye üyesiydi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">11-FERRUH GÜPGÜZ (Kayseri) - 1891'de Kayseri'de doğdu. Kayseri mahalli işlerinde yetişti. Belediye ve fırka azalığında bulunmuştu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">12-BEDİZ AYDİLEK (Konya) - Bolu Orta Mektebi'nden mezundu. Bolu Kız Sanat Mektebi'nde hocalık yaptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">13-MİHRİ HÜSEYİN PEKTAŞ (Malatya) - 1895'te doğdu. Kız Koleji'nden mezundu. 10 yıldır Türk Kız İdadisi'nde ve kolejde hocalık ediyordu. Fransızca ve İngilizce okur, yazar, konuşurdu. Kadıköy Fukaraperver Cemiyeti'nde, Hilal-i Ahmer'de ve Himaye-i Etfal'de çalışmıştı. Vıliam Ramzesi'nin "Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası" eserini Türkçe'ye çevirmişti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">14-MELİHA ULAŞ (Samsun) - İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi mezunuydu. Kandilli Lisesi edebiyat muallimliği yaptı. 7 yıldır Erzurum Kız Muallim Mektebi'nde edebiyat hocalığı ve başmuallimlik yapıyordu. Şimdi Samsun Lisesi edebiyat hocasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">15-ESMA ZİHNİ NAYMAN (Seyhan/Adana) - 1900'de doğdu. Bezmiâlem Kız Lisesi'nin son sınıflarında 11 yıl Fransızca muallimliği etti. Fransızca, İngilizce konuşur, okur, yazardı. 8 yıldır Adana'daydı ve geçen dönemden beri Adana Belediye azasıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">16-SABİHA (Sivas) - 29 yıldır muallimdi. 1904'te Üsküdar'da kız sanayi mektebinde ilk tahsilini yaptı. 1905'te Darülmuallimat'ı, 1916'da İnas Darülfünunu Riyaziye bölümünü bitirdi. Nakış hocalıkları, kız muallim mektebi muallim ve müdür muavinliklerinde bulundu. Şimdi Tokat'ta orta mektebin riyaziye hocasıydı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">17-SENİHA HIZAL (Trabzon) - 1898'de Adapazarı'nda doğdu. İlk tahsilini İstanbul Fatih Rüştiyesi'nde, orta tahsilini Kız Muallim Mektebi'nde, yüksek tahsilini Darülfünun Fen Fakültesi'nde yaptı ve 1918'de mezun oldu. Darülmuallimat Umum Müfettişi olmuştu. Sonra İstanbul Kız Muallim Mektebi Müdür Muavinliği'nde, Bursa Kız Muallim Mektebi Müdürlüğü'nde, iki yıl Maarif Vekâleti Umum Müfettişliği'nde bulundu. Selçuk Kız Sanat ve Feyziâti Lisesi müdürlüklerini yaptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">18-HATI ÇIRPAN (Sonradan eklendi) - Köy kadınlarından olup tarımla uğraşıyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Kadınların seçime katılmaları konusunu, dönemin gazetelerinin şaşaalı bir biçimde haber verdiğine sadece bir örnek vermek yeterlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Milliyet Gazetesinin &nbsp;6 Şubat 1935 tarihli nüshasından:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Birinci sayfasında "Saylavlarımız(millet vekili) bugün seçiliyor - Bugün bütün yurt şenlik yapacak ve yeni saylavlarını seçecektir" başlığıyla haberi verdi. Gazetenin aynı sayfasında kadın adayların fotoğrafları ve kısa biyografileri yayımlandı. Haberde, "Türk ulusu yekpareliğini, Büyük Öndere bağlılığını bugünkü seçimle bütün dünya uluslarına bir daha gösterecektir" ifadeleri yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Kadın Milletvekillerinin(Saylav) Meslekî durumları</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Maarifçi 12 kişi</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hekim: 1 kişi, (Dr. Fatma Şakir)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çiftçi/Muhtar: 2 kişi (Satı Kadın, Şekibe Şekip İşel)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Belediye/Parti Yöneticisi: 3 kişi&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Seçildikleri seçildikleri iller: </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Millet vekili İsimi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seçildiği İl&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Mebrure Gönenç&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Afyon</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Satı Kadın&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkân Başbuğ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antalya</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Sabiha (Suphiye Gökçül)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Balıkesir</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Şekibe Şekip İşel&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bursa</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Huriye Baha Iz&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diyarbakır</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dr. Fatma Şakir&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edirne</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nakiye Elgün&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Erzurum</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Fakiha Öynen&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İstanbul</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Benal Nevzat&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İzmir</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ferruh Güpgüz&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kayseri</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bediz Aydilek&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Konya</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Mihri Hüseyin Pektaş&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Malatya</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Meliha Ulaş&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Samsun</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Esma Zihni Nayman&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seyhan (Adana)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Sabiha&nbsp; Sivas &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Tokat)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Seniha Hızal&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Trabzon</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hatı Çırpan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaynaklar :</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1-https://www.google.com/search?q=milli+mucadelede+kadin+kahramanlar+ile+ilgili+bilgiler&amp;sca_esv=54f2dfe3db26537b&amp;sxsrf=ANbL-n74E1qNeRRlHOe0M8P-IO1DdIW3Qw%3A1781094954345&amp;source=hp&amp;ei=KlopaqSqEqKC9u8P_v7ukA4&amp;iflsig=AFdpzrgAAAAAailoOs9l0UgMtC_77dnuWs_Fy3MHyL-v&amp;oq=Milli+m%C3%BCcadelede+kad%C4%B1n+kahramanlar&amp;gs_lp=Egdnd3Mtd2l6IiRNaWxsaSBtw7xjYWRlbGVkZSBrYWTEsW4ga2FocmFtYW5sYXIqAggBMgUQABiABDIGEAAYFhgeMgYQABgWGB4yBhAAGBYYHjIGEAAYFhgeMgYQABgWGB4yBhAAGBYYHjIGEAAYFhgeMgYQABgWGB4yBRAAGO8FSK6yAlDNkgFYq-cBcAF4AJABAJgBfqABrhyqAQQ4LjI2uAEByAEA-AEBmAIjoALmHagCCsICBxAjGOoCGCfCAgcQLhjqAhgnwgILEAAYgAQYsQMYgwHCAg4QLhiABBjHARivARiOBcICDhAuGIAEGIoFGLEDGIMBwgIEECMYJ8ICDhAuGIAEGLEDGMcBGNEDwgIIEC4YgAQYsQPCAgsQLhiABBixAxiDAcICCBAAGIAEGLEDwgIOEAAYgAQYigUYsQMYgwHCAgsQLhiDARixAxiABMICBRAuGIAEwgIIEAAYgAQYogSYAwnxBS-f5RF2P3G4kgcEMi4zM6AH3JwCsgcEMS4zM7gH3B3CBwgwLjEuMzMuMcgHlgGACAE&amp;sclient=gws-wiz</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2-https://www.muharipgaziler.org.tr/kadin-kahramanlar</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3-https://gunesyoluyayinlari.com/kurtulus-savasi-kadin-kahramanlari/?srsltid=AfmBOoqZzOzy8zLVwfDftbtjPGGDaocT53Oyp92D44JfB6auPRFUoTme</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4-https://www.tarihistan.org/milli-mucadelede-kadin-kahramanlar-muhtesem-direnisin-kadinlari/11870</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5-https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/592/tur</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">6-https://www.duzen.com.tr/tr/takvimdetay/2018/Kurtulus</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">7-https://www.neoskola.com/blog/turkiyeyi-degistiren-kadinlar-ilham-veren-basari-oykuleri?gad_source=1&amp;gad_campaignid=20781876167&amp;gbraid=0AAAAACnp2Mo6YXRPcf09YRrMzEfQ_CoDx&amp;gclid=Cj0KCQjwlqTRBhCBARIsANrkrxi7rC-0UXp9B39E7smDPoYhCqQPlDHlEAtsv5Tql2uI8dLtOZ2EjicaAkx_EALw_wcB</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">8-https://www.reddit.com/r/TarihiSeyler/comments/1mezmuq/kurtulu%C5%9F_sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n_unutulan_kad%C4%B1n_kahramanlar%C4%B1/</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">9-https://www.aa.com.tr/tr/yasam/milli-mucadelenin-kadin-kahramani-kara-fatma-/1571715</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">10-https://tarih.ikcu.edu.tr/Haber/16098/milli-mucadele-basininda-kadin-kahramanlar</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">11-https://www.neoskola.com/blog/turkiyeyi-degistiren-kadinlar-ilham-veren-basari-oykuleri?gad_source=1&amp;gad_campaignid=20781876167&amp;gbraid=0AAAAACnp2Mo6YXRPcf09YRrMzEfQ_CoDx&amp;gclid=Cj0KCQjwlqTRBhCBARIsANrkrxjigwdwQwKtk1WariLucNj1sfsL4pjhqPTQpIciemK7pLAPBDru9OcaApOrEALw_wcB</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">12-https://www.avis.com.tr/etkinlik-ozel-gun-onerileri/canakkale-zaferinin-kadin-kahramanlari?gad_source=1&amp;gad_campaignid=16707622996&amp;gbraid=0AAAAAD30qKL2IATVEg0O4kHhnHbljMO8E&amp;gclid=Cj0KCQjwlqTRBhCBARIsANrkrxhPu6P_j9bsyI-MQmvHoKSwTs_l3koGUAWrKRuYyBbKJjNNlp7trz8aAn3qEALw_wcB</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">13-https://www.academia.edu/110799227/Milli_M%C3%BCcadelede_kahraman_T%C3%BCrk_kad%C4%B1nlar%C4%B1</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14-https://onedio.com/haber/kurtulus-savasinda-vatani-icin-mucadele-eden-kadinlarimiz-359269</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">15- <a href="https://www.google.com/search?q=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;rlz=1C1PNBB_enTR1073TR1075&amp;oq=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTILCAEQLhgKGAsYgAQyCwgCEC4YChgLGIAEMgsIAxAuGAoYCxiABDILCAQQLhgKGAsYgAQyCwgFEC4YChgLGIAEMgsIBhAAGAoYCxiABDILCAcQABgKGAsYgAQyCwgIEAAYChgLGIAE0gEIMjUyOWowajeoAgiwAgHxBV5UwD4UWKP0&amp;sourceid=chrome&amp;ie=UTF-8" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.google.com/search?q=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;rlz=1C1PNBB_enTR1073TR1075&amp;oq=Jean+d%E2%80%99Arc&amp;gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTILCAEQLhgKGAsYgAQyCwgCEC4YChgLGIAEMgsIAxAuGAoYCxiABDILCAQQLhgKGAsYgAQyCwgFEC4YChgLGIAEMgsIBhAAGAoYCxiABDILCAcQABgKGAsYgAQyCwgIEAAYChgLGIAE0gEIMjUyOWowajeoAgiwAgHxBV5UwD4UWKP0&amp;sourceid=chrome&amp;ie=UTF-8</a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">16- <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Halime_%C3%87avu%C5%9F" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://tr.wikipedia.org/wiki/Halime_%C3%87avu%C5%9F</a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">17- <a href="https://www.gastearsivi.com/arastirma/1935-ilk-kadin-milletvekilleri" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.gastearsivi.com/arastirma/1935-ilk-kadin-milletvekilleri</a></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">18-1https://tr.wikipedia.org/wiki/Nene_Hatun#Ya%C5%9Fam%C4%B1</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">19-https://www.google.com/search?q=Kahraman+kad%C4%B1nlar%C4%B1m%C4%B1zdan+Name+Han%C4%B1m&amp;sca_esv=504d30511203df3e&amp;rlz=1C1PNBB_enTR1073TR1075&amp;ei=ib03ap-xCfW6xc8Pj5CA0Qg&amp;biw=1280&amp;bih=630&amp;ved=0ahUKEwjfmdi-kJiVAxV1XfEDHQ8IIIoQ4dUDCBE&amp;uact=5&amp;oq=Kahraman+kad%C4%B1nlar%C4%B1m%C4%B1zdan+Name+Han%C4%B1m&amp;gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiJ0thaHJhbWFuIGthZMSxbmxhcsSxbcSxemRhbiBOYW1lIEhhbsSxbTIFEAAY7wUyCBAAGIAEGKIEMggQABiABBiiBDIFEAAY7wVI0pIBUIwpWPt0cAJ4AZABAJgBc6ABjhKqAQQxNy44uAEDyAEA-AEBmAIboALyEsICChAAGEcY1gQYsAPCAggQIRigARjDBMICChAhGAoYoAEYwwSYAwCIBgGQBgiSBwQxOC45oAfsObIHBDE2Ljm4B-YSwgcGMC4yMC43yAc9gAgB&amp;sclient=gws-wiz-serp</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çekmeköy, Şakir Albayrak, Türk Dili ve Edebiyatı Emekli öğretmeni, 21.06.2026, 16.28, </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:43:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;nin Doğu Akdeniz Gateway Yasası: Türkiye&#039;nin Jeostratejik Gerçekliğini Yok Sayan Stratejik Hata</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abdnin-dogu-akdeniz-gateway-yasasi-turkiyenin-jeostratejik-gercekligini-yok-sayan-stratejik-hata-7867</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abdnin-dogu-akdeniz-gateway-yasasi-turkiyenin-jeostratejik-gercekligini-yok-sayan-stratejik-hata-7867</guid>
                <description><![CDATA[ABD'nin Doğu Akdeniz Gateway Yasası: Türkiye'nin Jeostratejik Gerçekliğini Yok Sayan Stratejik Hata]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD'nin Doğu Akdeniz Gateway Yasası: Türkiye'nin Jeostratejik Gerçekliğini Yok Sayan Stratejik Hata</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz, son yıllarda enerji kaynakları, ulaştırma koridorları ve büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet nedeniyle uluslararası siyasetin en önemli stratejik bölgelerinden biri hâline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi'nde gündeme gelen Eastern Mediterranean Gateway Act (Doğu Akdeniz Geçit Yasası), bölgeyi Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik arasında enerji ve lojistik bağlantı merkezi olarak yeniden tanımlamayı amaçlamaktadır. Ancak söz konusu girişimde Türkiye'nin yer almaması dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Washington’un bu girişimiyle Doğu Akdeniz enerji ve ulaştırma mimarisini yeniden şekillendirirken Türkiye’nin yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının jeoekonomik potansiyelini de göz ardı ettiği anlaşılmaktadır. Ancak Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Orta Koridor ekseninde geliştireceği ekonomik ve stratejik iş birliğinin hem bölgesel istikrar hem de Avrasya bağlantısallığının geleceği açısından önemli fırsatlar sunarak Türkiye aleyhine planlanan hamleleri dengeleme imkânına sahip olduğu muhakkaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Doğu Akdeniz Geçit Yasası, Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">XXI. yüzyılın ilk çeyreğinde enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve kritik altyapılar uluslararası rekabetin temel unsurları hâline gelmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa'nın enerji arz güvenliği arayışları Doğu Akdeniz'in stratejik önemini daha da artırmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede ABD Kongresi'nde gündeme gelen Doğu Akdeniz Geçit Yasası, Doğu Akdeniz'i Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik bölgeleri arasında stratejik bir bağlantı merkezi olarak yeniden tanımlamaktadır.[1] Ancak yasa tasarısında Türkiye'nin yer almaması dikkat çekmektedir. Bu durum yalnızca Türkiye'nin bölgesel rolü açısından değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Orta Koridor ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Doğu Akdeniz'de Yeni Jeopolitik Mimari</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz'de son yıllarda oluşan yeni enerji ve güvenlik mimarisi büyük ölçüde Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır ekseninde şekillenmektedir. Doğu Akdeniz Geçit Yasası ile ABD’nin, gözlemci ülke olarak yer aldığı East Mediterranean Gas Forum (EMGF) [2] üzerinden bölgesel enerji iş birliğini kurumsallaştırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD tarafından desteklenen yeni yaklaşım, enerji güvenliği ile ulaştırma koridorlarını bir arada ele almakta ve Avrupa'nın enerji arz çeşitliliğini artırmayı hedeflemektedir.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye'nin Dışlanmasının Jeopolitik Arka Planı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasında uzun yıllardır devam eden deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinin siyasi niteliğini artırmıştır.[4] Bu nedenle bölgedeki enerji ve ulaştırma girişimleri çoğu zaman jeopolitik rekabetin bir uzantısı olarak şekillenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Türkiye'nin mevcut enerji altyapısı ve coğrafi konumu dikkate alındığında, Avrupa ile Orta Doğu ve Asya arasındaki enerji taşımacılığında önemli bir transit ülke olma yönünde ciddi mesafe kat ettiği görülmektedir.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD'nin Türkiye'yi dışlayan yaklaşımının arka planında yalnızca enerji projeleri değil, aynı zamanda Washington-Ankara ilişkilerinde son yıllarda yaşanan stratejik güven bunalımı da bulunmaktadır. S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma süreci, Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik politikalarına ilişkin görüş ayrılıkları ve Türkiye'nin son dönemde daha özerk dış politika izleme eğilimi, ABD karar vericilerinin bölgesel projelerde Türkiye yerine alternatif ortaklıklar geliştirmesine zemin hazırlamıştır. Ancak bu yaklaşım, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantajları ortadan kaldırmadığı gibi, bölgesel projelerin ekonomik verimliliğini de azaltabilecek sonuçlar doğurabilecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ABD'nin Doğu Akdeniz Stratejisi ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz Geçit Yasası yalnızca bölgesel bir enerji projesi değildir. Bu girişim aynı zamanda Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif ulaştırma ağları oluşturma çabasının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Çin tarafından 2013 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol Girişimi; Asya, Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlayan altyapı, ticaret ve lojistik ağlarının geliştirilmesini hedeflemektedir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington tarafından desteklenen Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru IMEC ve Doğu Akdeniz Geçit Yasası projeleri ise Avrupa ile Asya arasındaki bağlantılarda Çin merkezli ağlara alternatif güzergâhlar oluşturmayı amaçlamaktadır.[7] Ancak Çin'i çevreleme hedefiyle Asya-Pasifik planları kapsamında zaman zaman geleneksel müttefikleriyle dahi görüş ayrılıkları yaşayabilen Washington, Çin'in Avrupa'ya açılan en kritik alternatif güzergâhı olan Orta Koridor'un merkezindeki Türkiye'yi neden dışlamaktadır? Dolayısıyla Avrupa'nın enerji güvenliğini Türkiye üzerinden güçlendiren altyapıyı destekleyen Washington'un, aynı Türkiye'yi yeni enerji mimarisinin dışında bırakmaya çalışması stratejik bir paradokstur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Paradoksal biçimde Türkiye'nin dışlandığı her jeopolitik proje, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi için ilave fırsatlar üretmektedir. Çünkü Türkiye'nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor, Çin ile Avrupa arasında Rusya dışındaki en kısa ve güvenli kara bağlantısı niteliğindedir. Bu nedenle Türkiye'nin sistematik biçimde dışlandığı bir Avrasya mimarisi, Washington'un Çin'i çevreleme stratejisinin etkinliğini azaltabilecek sonuçlar doğurabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türk Devletleri Teşkilatı ve Orta Koridorun Stratejik Önemi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı son yıllarda ekonomik, ulaştırma ve enerji alanlarında kurumsal iş birliğini geliştirmeyi hedefleyen önemli bir bölgesel aktör hâline gelmiştir.[8] Özellikle Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru (Orta Koridor), Çin ile Avrupa arasındaki taşımacılıkta alternatif ve güvenli bir güzergâh olarak öne çıkmaktadır.[9] Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu da bu koridorun en önemli bileşenlerinden biri hâline gelmiş ve Türk dünyasının Avrupa ile bağlantısını güçlendirmiştir.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının sahip olduğu enerji kaynakları, ulaştırma ağları ve genç nüfus dikkate alındığında, Avrasya'nın gelecekteki ekonomik yapılanmalarında daha önemli bir rol üstlenmesi beklenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye'nin ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Dışlanmasının Stratejik Sonuçları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz Geçit Yasası kapsamında şekillenen yeni jeopolitik yaklaşım, ilk bakışta Doğu Akdeniz'deki enerji ve ulaştırma iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen bölgesel bir girişim olarak görünmektedir. Ancak Türkiye'nin ve dolaylı olarak Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının bu stratejik denklem dışında bırakılması, uzun vadede ABD'nin küresel jeostratejik hedefleri açısından da çeşitli çelişkiler doğurabilecek niteliktedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkeler yaklaşık 175 milyonluk nüfusa, 4,5 milyon kilometrekareyi aşan bir coğrafya, 1,5 trilyon doların üzerinde ekonomik büyüklüğe sahip Türk dünyası coğrafyasının enerji kaynaklarına erişim imkânına sahiptir.[11] Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan'ın sahip olduğu hidrokarbon kaynakları Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından stratejik önem taşımaktadır.[12]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünya Bankası'nın 2024 yılında yayımladığı Middle Corridor Transport and Trade Connectivity raporuna göre gerekli yatırımların tamamlanması hâlinde Orta Koridor üzerindeki yük hacminin 2030 yılına kadar üç katına çıkması beklenmektedir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Öte yandan Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında geliştirdiği kara ulaştırma ağlarının önemli bölümü Türk dünyası coğrafyasından geçmektedir. Dünya Bankası verilerine göre Orta Koridor'un tam kapasiteyle işletilmesi hâlinde Avrupa-Asya ticaretinde taşıma sürelerinin ve maliyetleri ciddi oranlarda azaltacağı hesaplanmaktadır.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Türkiye'nin dışlandığı bir Doğu Akdeniz enerji ve ulaştırma mimarisi yalnızca Ankara'nın değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı'nın oluşturduğu Avrasya bağlantısallığının da göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha da önemlisi, Türkiye'nin sistematik biçimde dışlandığı jeopolitik projeler Ankara'yı alternatif ortaklık arayışlarına yönlendirecektir ve bu durum, ABD'nin Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ni sınırlandırma ve Rusya'nın Avrasya üzerindeki etkisini azaltma hedefleriyle çelişen sonuçlar doğuracaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Akdeniz Geçit Yasası, görünürde Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği ve ulaştırma bağlantısallığını geliştirmeyi amaçlayan bir girişim gibi görünse de gerçekte XXI. yüzyılın küresel jeopolitik rekabetinin yeni cephelerinden birini temsil etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye'nin söz konusu jeopolitik tasarımın dışında bırakılması coğrafi gerçekliklerle örtüşmemektedir; çünkü Türkiye; Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'in kesişim noktasında yer alan benzersiz konumuyla yalnızca bölgesel bir aktör değil, aynı zamanda Avrasya'nın en önemli enerji, ulaştırma ve lojistik merkezlerinden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde Türk Devletleri Teşkilatı da artık yalnızca kültürel bir iş birliği platformu olmaktan çıkmış; enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, ticaret ağları ve bölgesel entegrasyon alanlarında giderek daha fazla ağırlık kazanan stratejik bir yapıya dönüşmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Türkiye’nin geliştirmesi gereken stratejik karşılıklar şu başlıklarda toplanabilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye; </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mersin Limanı, Filyos Limanı, Irak Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, BTK Demiryolu projelerini tek bir entegre Avrasya stratejisi altında birleştirmelidir. Aynı zamanda Türkiye; KKTC, Azerbaycan merkezli olarak Türk Devletleri ile birlikte Doğu Akdeniz'de yeni enerji ve ulaştırma platformları geliştirmelidir. Ayrıca TDT bünyesinde Ortak Enerji Konseyi, Ortak Lojistik Konseyi ve Orta Koridor Koordinasyon Merkezi kurulmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak; Doğu Akdeniz'in geleceği yalnızca deniz yetki alanları veya enerji rezervleri üzerinden değil; Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor ve Hazar Havzası'nı kapsayan devasa Avrasya jeopolitiği perspektifinden değerlendirilmelidir. Aksi hâlde kurulmaya çalışılan yeni jeoekonomik mimari eksik kalacak ve küresel güç rekabetinin gerçek dinamiklerini yansıtamayacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın jeostratejik ağırlığının göz ardı edildiği bir Doğu Akdeniz mimarisinin uzun vadede sürdürülebilir olması güç görünmektedir. Bu nedenle Gateway Yasası'nın öngördüğü bölgesel düzenin uygulamada önemli jeopolitik ve jeoekonomik sınırlamalarla karşılaşması muhtemeldir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Eastern Mediterranean Gateway Act, April 29, 2026, https://www.govinfo.gov/content/pkg/BILLS-119s4443is/pdf/BILLS-119s4443is.pdf (Erişim Tarihi: 19.06.2026)<br />
[2] East Mediterranean Gas Forum (EMGF), </span><a href="https://emgf.org/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://emgf.org/</span></a><br />
<span style="font-size:8.0pt">[3]</span><span style="font-size:8.0pt"> Osman Gazi Kandemir, “<em>Doğu Akdeniz'de Yeni Denklem: ABD Destekli Enerji ve Güvenlik Mimarisi Şekilleniyor</em>”, Independent Türkçe, 19.06.2026. </span><a href="https://www.indyturk.com/node/778763/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/do%C4%9Fu-akdenizde-yeni-denklem-abd-destekli-enerji-ve-g%C3%BCvenlik-mimarisi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.indyturk.com/node/778763/türki̇yeden-sesler/doğu-akdenizde-yeni-denklem-abd-destekli-enerji-ve-güvenlik-mimarisi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.06.2026)<br />
[4] Fatih Turan, Doğu Akdeniz'de Deniz Yetki Alanları Mücadelesi, Dergi Park, Alınteri Sosyal Bilimler Dergisi (2022) 6(1): 47-66. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2291386 (Erişim Tarihi: 19.06.2026)<br />
[5] Yusuf Yazar, Enerji İlişkileri Bağlamında Türkiye ve Orta Asya Ülkeleri – Rapor- Ahmet Yesevi Üniversitesi, Haziran 2011, https://www.ayu.edu.tr/mypanel/_app/upload/yayin/dosya/9dfcd5e558dfa04aaf37f137a1d9d3e5.pdf (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[6] National Development and Reform Commission (NDRC), Asia Society Policy Institute, </span><a href="https://asiasociety.org/policy-institute/navigating-belt-road-initiative-toolkit/stakeholders/chinese-government/national-development-and-reform-commission-ndrc" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://asiasociety.org/policy-institute/navigating-belt-road-initiative-toolkit/stakeholders/chinese-government/national-development-and-reform-commission-ndrc</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[7] Mehmet Uğur Ekinci, IMEC, Doğu Akdeniz ve Türkiye, Sabah Gazetesi, 11.04.2026. </span><a href="https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/mekinci/2026/04/11/imec-dogu-akdeniz-ve-turkiye" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/mekinci/2026/04/11/imec-dogu-akdeniz-ve-turkiye</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[8] Nur Çetin ve Özlem Yurdugüzel, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kuruluş ve Gelişmesinde Türkiye’nin Rolü, Dergi Park, Avrasya Etüdleri, Yıl: 31, S.: 64, ss.: 121-160. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5041312 (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[9] Paksoy, Avrasya Bağlantısında Bir Dönüm Noktası: Orta Koridor’un Stratejik Yükselişi ve Türkiye’nin Jeopolitik Rolü, 03.09.2025. </span><a href="https://paksoy.av.tr/2025/09/avrasya-baglantisinda-bir-donum-noktasi-orta-koridorun-stratejik-yukselisi-ve-turkiyenin-jeopolitik-rolu/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://paksoy.av.tr/2025/09/avrasya-baglantisinda-bir-donum-noktasi-orta-koridorun-stratejik-yukselisi-ve-turkiyenin-jeopolitik-rolu/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[10] Bora Odabaşı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, AVİM, Analiz No: 2026/26. 12.06.2026. </span><a href="https://avim.org.tr/tr/Analiz/BAKU-TIFLIS-KARS-DEMIRYOLU-HATTI" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://avim.org.tr/tr/Analiz/BAKU-TIFLIS-KARS-DEMIRYOLU-HATTI</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[11] Ömer Kocaman, Türk Devletleri Teşkilatı: Stratejik Bir Bakış, Kriter Dergisi, 01.11.2022, Kasım 2022, Y.: 7, S.: 73. </span><a href="https://kriterdergi.com/dosya-turk-devletleri-teskilati/turk-devletleri-teskilati-stratejik-bir-bakis" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://kriterdergi.com/dosya-turk-devletleri-teskilati/turk-devletleri-teskilati-stratejik-bir-bakis</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[12] Yavuz Özdemir, “Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları”, T.C. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007. (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[13] Dünya Bankası “Orta Koridorda 2030 2030 Yılına Kadar Ticareti Üç Katına Çıkarabilecek 10 Öncelikli Eylem”, (t.y). </span><a href="https://www.worldbank.org/tr/region/eca/brief/10-priority-actions-that-can-triple-trade-in-the-middle-corridor-by-2030" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.worldbank.org/tr/region/eca/brief/10-priority-actions-that-can-triple-trade-in-the-middle-corridor-by-2030</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)<br />
[14] Şerafettin Aras, Avrupa-Asya Ticaretine Soluk Aldıracak Lojistik Koridorların Odağındaki Türkiye, Uluslararası Nakliyeciler Derneği, 13.08.2024. </span><a href="https://www.und.org.tr/medya-detay/undden-haberler/avrupa-asya-ticaretine-soluk-aldiracak-lojistik-koridorlarin-odagindaki-turkiye" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.und.org.tr/medya-detay/undden-haberler/avrupa-asya-ticaretine-soluk-aldiracak-lojistik-koridorlarin-odagindaki-turkiye</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.06.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:32:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BABAMIN YÜREĞİ YETER</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/babamin-yuregi-yeter-7866</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/babamin-yuregi-yeter-7866</guid>
                <description><![CDATA[BABAMIN YÜREĞİ YETER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BABAMIN YÜREĞİ YETER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babalar Günü.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefonlar susmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Babam” diye kaydettiklerin çalar. Kimi arar, kimi mesaj atar. Kimi de sadece bakar ekrana. Arayamaz. Çünkü numara yoktur artık. Sadece hatıra vardır. O hatıra, boğazda düğüm olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden bu günler sessizdi. Takvime bakmazsan bilmezdin. Şimdi ekranlar dolu. Televizyonlar, reklamlar, sosyal medya bas bas hatırlatıyor. “Bugün Babalar Günü, bir şey al” diyor. Sanki babanı hatırlamak için vitrine bakman lazım. Kalbe giden yol, cüzdandan geçmez. Geçerse, o yol yanlıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine de evlerde bir telaş başlar sabahtan. Kardeşler fısıldaşır. Uzakta olan, internetten sipariş verir. Çocuk evde yok, hediyesi ondan önce varır. Kapı çalar. Baba açar. Şaşırır. “Benim çocuk göndermiş” der. O kutuda mesafe yoktur. Hasret vardır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi bekler. Telefon çalmadı. Kapı da çalmadı. “Unutmuştur” der. Kendini avutur. Ama yüreği avunmaz. Bir “babalar günün kutlu olsun” cümlesi, bir kargo poşetinden ağırdır. Gelmeyince, insanın içine çöker. Baba “önemli değil” der. Ama önemlidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba dediğin tek tip değildir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi sabah erkenden çıkar, akşam geç gelir. Çocuğu uyurken sever. Maaşı yetmez ama eve girerken gülümser. “Baba geldi” cümlesi yorgunluğunu alır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi işsizdir. Çocuğu harçlık isteyince gözünü kaçırır. O kaçış, en ağır yenilgidir. Yine de sofraya “doyun siz” diye oturur. Karnı doymaz, yüreği tok durur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi öğrencidir. Hem okur, hem bebeğine bakar. Uykusuzdur. Kucağında uyuyan evladıyla ders çalışır. Diploması gecikir ama babalığı tamdır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi kız babasıdır. “Kızım” deyince içi titrer. Okutmak ister, gücü yetmez. Ama saçını okşarken dünyayı unutur. O saç telinde servetini görür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi uzaktadır. Gurbetten görüntülü arar. “İyiyim” der. İyi değildir. Özlemiş. Her fotoğrafta biraz daha yaşlanır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi artık yoktur. En sessiz “babalar günü” oradadır. Bir kere daha “baba” diyebilmek için dünyaları verirdin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomi bozuktur. Pazar arabası boş döner. Babanın sırtında görünmez bir dağ vardır. Yine de “baba” deyince sırtı düzelir. O kelime, bütün borçları siler.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü baba dediğin, kriz dinlemez.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cebinde yoksa, yüreğinden verir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Marka alamaz, vakit verir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tatile götüremez, masal anlatır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Harçlık veremez, harç olur. Çocuğunun yoluna serilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve evlatlar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi sarılır. “İyi ki varsın” der. O kokuyu ömür boyu unutmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi kırıktır. Babası olmamıştır. Yine de bugün boğazı düğümlenir. “Keşke” der.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi öğrenci, “baba yorma kendini” der. Baba gizlice cebine para sıkıştırır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi artık babasına bakar. Roller değişir. Ama elini tutunca 5 yaşına döner. O el, dünyanın en güvenli yeridir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi aramaz. Unutur. Oysa bir arama, babanın o gün kurduğu hayaldir. Hayal kırılırsa sesi çıkmaz. Ama içerde bir şey eksilir. O eksik, hiçbir hediyeyle dolmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*Mesele ne biliyor musun?*&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba, unvan değil. Hesaptır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğunun gözündeki ışıktır. “Babam gelmiş” sevincidir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen yoksan, evin duvarı eksiktir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen varsan, fırtına vız gelir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün hediye alabilen alır. Alamayan sarılır. Bir sarılma, bütün mağazalara bedeldir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzakta olan arar. Arayamayan dua eder. Bir dua, kilometreleri siler.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kırgın olan bir adım atar. Atamayan içine atar. O içine attığın, seni her gece uyutmaz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unuttuysan, şimdi hatırla. Akşam olmadan bir “alo” de. O “alo”, babanın bütün yılını kurtarır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babanın zenginliği cüzdanda değil, evladının “güvendeyim” deyişindedir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evladın zenginliği banka hesabında değil, “babam var” diyebilmesindedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomi düzelir. Borç biter.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama babanın dizine yattığın o 5 dakika geri gelmez.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evladının sana koşarak “baba” dediği o an, satın alınmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yüzden bugün.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Reklamlar hatırlatmadan sen hatırla.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varsa ara. Sarıl.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yoksa bir Fatiha oku. Adını an.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve babalar, siz de dik durun.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cebiniz dolu da olsa, boş da olsa.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapınız çalınsa da, çalınmasa da.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuk için dağsınız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağ yıkılmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babalar Gününüz kutlu olsun.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varlığınız, yokluğunuz, hatıranız…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepiniz bir evladın duasında yaşıyorsunuz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bazı babalar, öldükten sonra bile evladını Hatırasıyla büyütmeye devam eder.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:29:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AİLENİN KIYMETİ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ailenin-kiymeti-7865</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ailenin-kiymeti-7865</guid>
                <description><![CDATA[AİLENİN KIYMETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AİLENİN KIYMETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile; sevginin, huzurun, güvenin, merhametin ve mutluluğun gözle görünen hâlidir. Hayat yolculuğumuzda bazı değerler vardır ki tarif edilmesi zordur. Sevgi, şefkat, aidiyet ve huzur gibi. İşte aile, bu güzel duyguların hayat bulduğu en kıymetli yerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan hayatı boyunca birçok güzel şeye sahip olabilir. İyi bir eğitim alabilir, yüksek makamlara gelebilir, büyük servetler kazanabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak günün sonunda kapısını çalacağı sıcak bir yuvası, kendisini seven bir ailesi yoksa, bütün bu kazanımlar anlamını büyük ölçüde yitirir. Çünkü insanın gerçek zenginliği banka hesabında ya da kasalarda değil, gönül hesabındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne yazık ki günümüz insanı hayatın telaşı içinde ailesine ayırması gereken zamanı çoğu zaman başka şeylere ayırıyor. Daha çok kazanmak için daha çok çalışıyor, daha iyi yaşamak için daha çok koşuyor; fakat farkında olmadan en değerli hazinesini, yani ailesiyle geçireceği zamanı kaybediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa çocuklar büyüyor, anne babalar yaşlanıyor, eşlerin birlikte geçirecekleri günler azalıyor. Bugün ertelenen bir sohbet, yarın özleme dönüşebiliyor. Bugün ihmal edilen bir kucaklaşma, yarın pişmanlık olarak geri dönebiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın sonunda insanlar genellikle kazanamadıkları paraları değil, yaşayamadıkları güzel anları hatırlarlar. Bu yüzden ailemize zaman ayıralım. Birlikte sofraya oturalım, birbirimizi dinleyelim, sevgimizi ifade etmekten çekinmeyelim. Çünkü aile, insanın dünyadaki en güvenli limanı, en sağlam sığınağı ve en büyük nimetidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki huzurlu bir aileye sahip olmak, çoğu zaman farkında olmadan sahip olduğumuz en büyük zenginliktir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu zenginliğin kıymetini bilmek ve onu korumak hepimizin &nbsp; sorumluluğudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:27:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSLÂMI SEÇMENİN NEDENİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islami-secmenin-nedeni-7864</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islami-secmenin-nedeni-7864</guid>
                <description><![CDATA[İSLÂMI SEÇMENİN NEDENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSLÂMI SEÇMENİN NEDENİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alman Muhammed Emin Hobohn, Müslüman oluşunu ve İslâmiyet hakkındaki görüşlerini şöyle anlatmaktadır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Avrupalıların dinlerini terk ederek Müslüman olmalarının birçok sebepleri vardır. Bunların başında Hak gelmektedir. İslâm dîninin esas kâideleri o kadar mantıki, o kadar doğru ve dürüsttür ki, dinde hakkı, hakîkati arayan aklı başında, okumuş bir insanın bunları kabul etmemesi imkânsızdır. İslâm dini, bir tek mâbûd bulunduğunu bildirir. İnsanların sağduyusuna hitap ederek, onları birçok hurafelere inandırmaya tenezzül etmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm dini, dünyadaki bütün insanların, hangi ırktan gelirse gelsin, hepsinin Allahü teâlânın kulu olarak birbirlerine müsavî, birbirinin benzeri olduğunu bildirir. Biz Almanlar, esasen Allahü teâlânın bize kuvvet ve kudret veren, rûhumuzu kemale erdiren büyük bir Hâlık, Yaratıcı olduğuna inanırız. Allah mefhumu bizim içimize emniyet ve huzur getirir. Fakat Hıristiyan dini, bu huzuru verememektedir. Yalnız İslâm dini Allahü teâlânın büyüklüğünü bize öğretmekte, aynı zamanda öldükten sonra insan rûhunun nereye gideceği hakkında bize rehber olmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm dini, yalnız dünyada değil, âhırette de bize yol göstermektedir. Âhırette rahat etmek için dünyada ne yapmak lâzım olduğunu, çok açık ve mantıki bir tarzda öğretmektedir. Allahü teâlânın, âhırette, insanlardan dünyada yaptıkları işler hakkında adilâne hesap soracağını bilmek, onları dünyada doğru ve dürüst hareket etmeye sevk eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun için hakîki Müslümanlar, dünyada iyice düşünmeden ve yapacakları işin hakikaten hayırlı olduğuna inanmadan hiçbir iş yapmazlar. Böylece, bu büyük din, hiçbir dünyevi polis teşkilatının yapamayacağı bir şekilde, insanları teftiş, kontrol etmekte ve onların dâimâ doğru yolda kalmalarını temin etmektedir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:25:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE - Sorumluluk</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-sorumluluk-7863</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kissadan-hisse-sorumluluk-7863</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE - Sorumluluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE - Sorumluluk</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hz.Abbas’tan ve M.Akif Ersoyun Safahat adlı eserinden aktarılan bir rivayette Hz.Ömer Halife/hükümdar iken bir kış gecesi tebdili kıyafetle / resmi olmayan sıradan bir kıyafetle mahalle arasında dolaşırken yolu ihtiyar bir kadının evinin önünden geçer. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçerde ağlaşan çocuklar ve onları sakinleştirmeye çalışan ihtiyar bir kadın sesi gelir. Merak eden Hz.Ömer izin ister ve içeri girer. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ocakta bir tencerede su kaynamaktadır, ama tencerenin içi boş, sadece birkaç tane çakıl taşı ve su var. Etrafında “Açız”, “Açız” diye ağlaşan çocuklar.. “şimdi pişecek, şimdi pişecek” diyerek çocukları avutan yaşlı bir kadın. Hz.Ömer çocukların niye ağlaştıklarını sorar, kadın; çocukların iki gündür aç olduklarını evde pişirecek bir yiyecek olmadığını söyler. Hz.Ömer der ki: “Niye gidip durumu Halifeye/hükümdara anlatmaaadın?” deyince kadın şöyle der: “İsterim ki Ömer bu dünyada belâsını bulsun.” Hz.Ömer şöyle der: “Anacığım, Ömere niçin beddua edersin, Ömer ne yaptı size?” Kadın şöyle der: “Daha ne yapacak, ben yetim yavrularımı avuturken O mışıl mışıl uykusunda. Gelip de bir arayıp sormak yok mu bizleri?” Ömer: “Haklısın, ama onun işi çok, zaman bulup gelemez ki!” deyince Kadın şöyle der: “ O zaman ne diye halifeliği/hükümdarlığı kabul etti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen Medine halkını aç ve sefil bırak, git Mısırlarda savaş yap dünyayı paylaş. Bu mu halifelik/hükümdarlık. Ölür de su dökmem sizin halifenize..” Bu sözleri dinleyen Halife Ömer âdeta yıkılır. Ne diyeceğini bilemez. Ve; “Haklısın Anacığım.” der, izin isteyip çıkar gider. Ve o gecenin soğuğunda Beytülmâle (Hazine) gider biraz yiyecek biraz un bir çuvalı yüklenir sırtına, tutar o kadının evinin yolunu, varır o eve. Tekrar izin ister girer içeri, indirir sırtından bir çuval unu. Hemen ocağın yanına gider, çıkarır tencereden çakıl taşlarını sonra o undan pişirirler bir “Un çorbası” sıcak sıcak üfleyerek içirirler zavallı çocuklara. Çocuklar sevinçli, kadın mutlu, Ömer huzurlu.. İzin ister Ömer kadından ve çıkar dışarı. Giderken kadına bir adres verir ve sabah olunca o adrese gitmesini ister. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğleye doğru kadın verilen adrese gider, karşısında gece evine gelen adamı görünce şaşırır kadın.. Hz.Ömer bu defa kadına kendisini tanıtır veHalife olduğunu söyler. O kadına bir aylık geçinecek parası verir ve bundan böyle her ay gelip kendisine bağlanan Nafaka parasını almasını söyler. Kadın Ömerden razıdır, Ömer kadından. Ömer huzurlu ve mutlu, kadın huzurlu ve mutlu. İşte, sorumlu bir yöneticinin bir gece ziyaretinin sonucu böyle güzel bitmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi niyet ve ahlakî sorumluluk içinde yapılan ziyaretler her zaman feyizlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:23:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump&#039;ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/trumpin-iran-paradoksu-reddedilen-anlasmadan-daha-esnek-bir-mutabakata-dogru-7862</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/trumpin-iran-paradoksu-reddedilen-anlasmadan-daha-esnek-bir-mutabakata-dogru-7862</guid>
                <description><![CDATA[Trump'ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Trump'ın İran Paradoksu: Reddedilen Anlaşmadan Daha Esnek Bir Mutabakata Doğru</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump Doktrininin Sınırları ve İran Dosyasında Diplomasiye Dönüş</span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail Cingöz</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında Haziran 2026'da üzerinde uzlaşı sağlandığı açıklanan ön mutabakat, yalnızca iki ülke arasındaki gerilimin azaltılması bakımından değil, aynı zamanda ABD dış politikasındaki süreklilik ve değişim tartışmaları açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde sert şekilde eleştirdiği ve ABD tarihinin "en kötü anlaşması" olarak nitelendirdiği 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) çekilmiş olması, bugün ortaya çıkan yeni mutabakatın içerdiği hükümlerle birlikte yeniden değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Bu çalışma, Obama döneminde imzalanan JCPOA ile 2026 ön mutabakatını karşılaştırmakta ve Trump yönetiminin geçmişte eleştirdiği bazı ilkeleri fiilen yeniden kabul edip etmediğini incelemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: ABD, İran, Donald Trump, JCPOA, Nükleer Diplomasi, Yaptırımlar, Ortadoğu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası siyasette liderler çoğu zaman seleflerinin politikalarını eleştirerek iktidara gelirler; ancak devletlerin jeostratejik çıkarları siyasi söylemlerden daha kalıcıdır. Bu nedenle dış politika tarihinde en dikkat çekici paradokslardan biri, sert biçimde reddedilen politikaların değişen koşullar altında yeniden benimsenmesidir. ABD'nin İran politikası bu durumun en çarpıcı örneklerinden birini oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Donald Trump'ın "ABD tarihinin en kötü anlaşması" olarak nitelendirerek terk ettiği nükleer diplomasi yaklaşımının bazı temel unsurları, bugün yeniden Washington'ın müzakere masasına taşıdığı araçlar arasında görünmektedir. Bu çerçevede, Barack Obama yönetimi tarafından yürütülen diplomatik süreç sonucunda 14 Temmuz 2015 tarihinde İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimî üyesi ve Almanya arasında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) imzalanmıştır.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası ilişkiler literatüründe devlet davranışlarının açıklanmasında realizm, dış politika söylemlerinden ziyade güç dengeleri ve ulusal çıkarların belirleyici olduğunu ileri sürmektedir. Bu yaklaşım, liderlerin ideolojik söylemleri ile uygulanan politikalar arasındaki farklılıkların anlaşılmasında önemli bir teorik zemin sunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump yönetimi ise göreve geldikten sonra anlaşmayı ağır şekilde eleştirmiş, İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlamadığını ve nükleer programı tamamen ortadan kaldırmadığını savunmuştur. Bunun sonucunda ABD, 8 Mayıs 2018 tarihinde anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve İran'a yönelik "maksimum baskı" stratejisini uygulamaya koymuştur.[2] Ancak 2026 yılında taraflar arasında ortaya çıkan yeni mutabakat taslağı, Trump'ın geçmişte reddettiği diplomatik yaklaşımın bazı unsurlarına geri dönüldüğü yönünde yorumlara neden olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>JCPOA'nın Temel Mantığı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">JCPOA'nın temel amacı İran'ın nükleer faaliyetlerini uluslararası denetime açmak ve nükleer silah geliştirme ihtimalini sınırlandırmaktı. Bu çerçevede İran;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırmayı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Santrifüj sayısını azaltmayı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zenginleştirilmiş uranyum stoklarını düşürmeyi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) kapsamlı denetimlerini kabul etmeyi</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">taahhüt etmişti.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan ekonomik yaptırımların önemli bir bölümü kaldırılmıştır. Obama yönetiminin yaklaşımı, İran'ın tamamen teslim alınmasından ziyade, nükleer programının kontrol altına alınması ve uluslararası sisteme kısmen entegre edilmesi esasına dayanıyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Trump'ın İtirazları ve Maksimum Baskı Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Donald Trump, JCPOA'nın üç temel eksiklik taşıdığını savunmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birincisi, anlaşma İran'ın nükleer altyapısını tamamen ortadan kaldırmamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, balistik füze programı kapsam dışında bırakılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü ise İran'ın bölgesel nüfuz faaliyetleri ve vekil güçleri konusunda herhangi bir sınırlama öngörülmemektedir.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Trump yönetimi, ekonomik yaptırımların artırılması yoluyla İran'ı daha kapsamlı bir anlaşmaya zorlamayı hedeflemiştir. Ancak uygulamada bu strateji İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak yerine hızlandırmıştır. IAEA raporları, ABD'nin çekilmesinden sonra İran'ın uranyum zenginleştirme oranını ve stoklarını önemli ölçüde artırdığını göstermiştir.[5] </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla maksimum baskı politikası İran ekonomisini zayıflatmış olsa da nükleer programı durdurma hedefinde beklenen sonucu üretememiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2026 Ön Mutabakatının Ortaya Çıkışı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 yılında yaşanan ABD-İran askeri gerilimi ve bunu takip eden sınırlı askeri çatışmalar, tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya zorlamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Basına yansıyan bilgilere göre ön mutabakat;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Karşılıklı saldırıların durdurulmasını,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasını,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceğine ilişkin taahhüdünü,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaların gevşetilmesini,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran'a ait bazı mali varlıkların serbest bırakılmasını,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nihai anlaşma için belirli süreli bir müzakere takvimi oluşturulmasını</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">öngörmektedir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum, tarafların askeri çatışma riskini azaltmaya öncelik verdiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Trump Gerçekten Daha Tavizkâr mı?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni mutabakata yönelik en dikkat çekici tartışma budur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk bakışta Trump'ın geçmişte sert şekilde eleştirdiği bazı uygulamaların bugün yeniden gündeme geldiği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Örneğin JCPOA'da yaptırımların kaldırılması belirli teknik yükümlülüklere bağlanmıştı. Buna karşılık 2026 ön mutabakatında ekonomik rahatlama unsurlarının daha erken aşamada gündeme gelmesi dikkat çekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde JCPOA son derece ayrıntılı teknik hükümler içerirken yeni metin daha genel siyasi prensipler üzerinden ilerlemektedir. Bu nedenle bazı uzmanlar yeni mutabakatın İran açısından daha avantajlı bir başlangıç noktası sunduğunu ileri sürmektedir. Ancak bu noktada farklı bir değerlendirme yapmak da mümkündür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump yönetimi açısından öncelikli hedef artık İran'ın nükleer altyapısını tamamen ortadan kaldırmak değil, bölgesel savaşı engellemek olabilir. Bu durumda anlaşmanın ölçütü nükleer programı sonlandırmak değil, çatışmayı kontrol altında tutmak hâline gelmektedir. Dolayısıyla taviz görüntüsü veren unsurlar aslında değişen stratejik önceliklerin sonucu olarak da değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Asıl dikkat çekici husus, Trump yönetiminin 2018 yılında "İran'a ekonomik rahatlama sağlamak stratejik bir hata olacaktır" tezini savunurken, 2026 itibarıyla benzer ekonomik teşvikleri müzakere sürecinin temel araçlarından biri olarak kullanmaya başlamasıdır. Bu durum yalnızca taktik bir değişiklik değil, aynı zamanda maksimum baskı stratejisinin sınırlarının fiilen kabul edilmesi olarak da yorumlanabilir. Başka bir ifadeyle ABD, İran'ın davranışlarını yalnızca yaptırımlarla değiştiremeyeceğini kabul ederek yeniden diplomasiye yönelmiş görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>JCPOA (2015) ile ABD-İran Ön Mutabakatı (2026) Karşılaştırma Tablosu</strong></span></span></p>

<table cellspacing="0" class="MsoTableGrid" style="border-collapse:collapse; border:none">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Konu</strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>JCPOA (2015)</strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ön Mutabakat (2026)</strong></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Nükleer faaliyetler</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Ayrıntılı teknik sınırlamalar</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Genel siyasi taahhütler</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Denetim mekanizması</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">IAEA kapsamlı denetimleri</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Henüz net değil</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Yaptırımlar</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Kademeli kaldırma</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Kısmi gevşeme</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">İran varlıkları</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Aşamalı erişim</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Erken erişim</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:21px; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Temel amaç</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:21px; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Nükleer programı sınırlandırmak</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:21px; vertical-align:top; width:201px">
			<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.0pt">Çatışmayı önlemek</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç olarak;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 ABD-İran ön mutabakatı yalnızca iki ülke arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik bir girişim değil, aynı zamanda son on yılın Amerikan dış politikasının yeniden değerlendirilmesini gerektiren stratejik bir gelişmedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Obama döneminde imzalanan JCPOA ile yeni mutabakat arasında önemli farklılıklar bulunsa da her iki girişim de yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması mantığına dayanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum, Donald Trump'ın yıllarca eleştirdiği diplomatik yaklaşımın bazı temel unsurlarının fiilen yeniden gündeme geldiğini göstermektedir. Dolayısıyla İran dosyası, uluslararası ilişkilerde ideolojik söylemlerden çok stratejik gerçeklerin belirleyici olduğunu ortaya koyan güncel bir örnek niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Eğer nihai anlaşma İran'a yönelik yaptırımların önemli ölçüde gevşetilmesi karşılığında nükleer faaliyetlerin sınırlandırılmasını öngörürse, Trump yönetiminin zamanında reddettiği diplomatik çerçeveye önemli ölçüde yaklaşmış olduğu yönündeki değerlendirmeler daha güçlü bir akademik zemine kavuşacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazen devletler savaşarak ulaşamadıkları hedeflere, müzakere ederek geri dönmek zorunda kalırlar. İran dosyasında yaşanan gelişmeler, Washington açısından tam da böyle bir stratejik paradoksa işaret etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte, 2026 ön mutabakatının nihai bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belirsizdir. Taraflar arasındaki derin güvensizlik, bölgesel rekabet ve iç siyasi dinamikler sürecin önündeki temel engeller olmaya devam etmektedir. Bu nedenle mevcut mutabakat, kalıcı bir çözümden ziyade kontrollü bir gerilim yönetimi mekanizması olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="font-size:8.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Joint Comprehensive Plan of Action, Vienna, 14 July 2015. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/cmsdata/122460/full-text-of-the-iran-nuclear-deal.pdf (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Remarks by President Trump on the Joint Comprehensive Plan of Action, May 8, 2018, </span><a href="https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/remarks-president-trump-joint-comprehensive-plan-action/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/remarks-president-trump-joint-comprehensive-plan-action/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Verification and monitoring in the Islamic Republic of Iran in light of United Nations Security Council resolution 2231 (2015), IAEA Atoms for Peace and Development, Board of Governors, 31 May 2025. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.iaea.org/sites/default/files/25/06/gov2025-24.pdf (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] President Donald J. Trump is Ending United States Participation in an Unacceptable Iran Deal, May 8, 2018. </span><a href="https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/president-donald-j-trump-ending-united-states-participation-unacceptable-iran-deal/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/president-donald-j-trump-ending-united-states-participation-unacceptable-iran-deal/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Fact Sheet: The Iran Deal, Then and Now, March 10 2021. </span><a href="https://armscontrolcenter.org/the-iran-deal-then-and-now/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://armscontrolcenter.org/the-iran-deal-then-and-now/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Hakan Çopur, ABD'li Yetkili, ABD İle İran Arasında Varılan 14 Maddelik Mutabakatı İlk Kez Paylaştı, 18.06.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdli-yetkili-abd-ile-iran-arasinda-varilan-14-maddelik-mutabakati-ilk-kez-paylasti/3970173" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdli-yetkili-abd-ile-iran-arasinda-varilan-14-maddelik-mutabakati-ilk-kez-paylasti/3970173</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 18.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:17:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suskunluk Sarmalı: Hakkımızı Savunmak Neden Canımızı Yakıyor?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/suskunluk-sarmali-hakkimizi-savunmak-neden-canimizi-yakiyor-7861</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/suskunluk-sarmali-hakkimizi-savunmak-neden-canimizi-yakiyor-7861</guid>
                <description><![CDATA[Suskunluk Sarmalı: Hakkımızı Savunmak Neden Canımızı Yakıyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suskunluk Sarmalı: Hakkımızı Savunmak Neden Canımızı Yakıyor?</p>

<p>Haydi gelin bu konunun derinine inelim..</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Her şeyin temeli çocukluğumuz... Çocukken bize en çok hangi kelime öğretildi, hatırlıyor musunuz? 'SUS.' 'Haklı olsan da sus çocuğum, sesini çıkartma, kavga çıkmasın, huzursuzluk olmasın...'</p>

<p>Saygısızlık elbette yapmayacağız; ama bu kelimeler erişkin yaşlarımıza geldiğimizde bize nasıl karşılık verdi, hiç düşündük mü? Bizler; hakkını savunmayı bir 'özgürlük' değil; ucu cezaya, dışlanmaya ve korkutulmaya çıkan bir 'tehlike' olarak kodlayan ailelerin ve bir kültürün gölgesinde büyüdük. Hatta sesimiz biraz çıkacak olsa taşlandığımızı; hak ve özgürlük temelinde savunulan düşüncelerin toplum tarafından 'agresiflik' olarak yorumlandığını gördük. Adaletini sevdiğim dünyada, ne çok adaletsizliğe maruz kaldık…"</p>

<p>Bugün yetişkin birer birey olduğumuzda bile, en doğal hakkımızı talep ederken kalbimizin hızla çarpması, boğazımızın düğümlenmesi ve içimizi kaplayan o tarifsiz suçluluk duygusu işte bu yüzden. Biz daha çocukken 'uslu' olmak adına kendi sınırlarını feda eden kurbanlar olarak yetiştirildik. 'Uslu olursan daha çok sevilirsin, aklı başında olmalısın, hatta iyi bir tahsilin olmalı...'</p>

<p>Bize hakkımızı savunmayı öğretmediler; bizlere mücadele etmeyi değil izlemeyi, sessiz kalmayı bellettiler. Hakkımızı ararken korkmayı öğrettiler. Ve ne yazık ki, çocukken ruhumuza ekilen o korku tohumları, yetişkinlikte hayatımızı kuşatan devasa&nbsp;sömürü mekanizmalarına dönüştü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Evden İş Hayatına: Manipülasyonun Sinsi Yüzü</p>

<p>Çocukken babasının veya annesinin bağırmasını&nbsp;duymamak için Anne-Baba’nın gözde çocuğu kategorisinden çıkmamak için ‘’hakkından vazgeçen’’ o çocuk, büyüğünde iş hayatında müdürünün gözünden düşmemek için fazla mesaisinin,&nbsp;emeğinin,hakkının&nbsp;yenmesine göz yuman bir yetişkine dönüşüyor. İş&nbsp;dünyası,tam&nbsp;da bu çocukluk travmalarımızdan besleniyor. Sınır çizmek istediğinizde veyahut uyarıda bulunma istediğinizde&nbsp;adınız&nbsp;‘’Uyumsuz,agresif,anlaşamayan’’a&nbsp;çıkıyor.</p>

<p>Emeğinizi talep&nbsp;ettiğinizde,sanki&nbsp;şirkete ihanet ediyormuşsunuz büyük&nbsp;ayıpyapmış&nbsp;gibi bir suçluluk psikolojisi üzerinize boca ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu, profesyonellik maskesi takmış açık bir&nbsp;manipülasyondur.</p>

<p>Aynı sinsi döngü ikili ilişkilerde de yakamızı bırakmıyor.&nbsp;Güzel,başarılı&nbsp;bir kadın&nbsp;egosal&nbsp;duyguları güçlü olan bey ile beraberliğinde ‘’Eğer beni sevseydin bunu yapmazdın’’ daha kötüsü cinsiyet ayrımı üzerinden duygu&nbsp;istismarları,partnerinizin&nbsp;kendi hatalarını size yükleyerek sizi kendi aklından şüphe ederek &nbsp;getirdiği o karanlık odalara (gaslighting) çıkıyor. Hakkını arayan insanı ‘’bencil’’,sınırçizen insanı ‘’vefasız’’ haksızlığa ses çıkaranı ise ‘’huzur bozan’’ ilan eden o görünmez&nbsp;el,toplumsal&nbsp;hafızamıza işledi. Birinin bize kendini suçlu hissettirerek kendi isteğini yaptırması&nbsp;emeğimizi,duygusal&nbsp;zayıflıklarımızı sömürmesi bunu da ‘’fedakarlık’’ adı altında gizlemesi….&nbsp;Bunlar sadece ‘’ilişki veya iş problemleri’’ değildir. Bunları, bir insanın ruhsal&nbsp;bütünlüğüne,özsaygısına&nbsp;ve varoluşu a yapılmış açık birer saldırıdır.</p>

<p>Görünmez Şiddet: Duygusal İstismarı Suç Olmalı!</p>

<p>Fiziksel bir darbe aldığımızda morluğu&nbsp;görür,polise&nbsp;gider gerekli mecralarda haklarımızı savunur somut bilgiler elde eder &nbsp;yasaya sığınırız. Ancak ruhumuz&nbsp;manipülasyonla,psikolojik&nbsp;şiddetle parça parça edilirken&nbsp;sığınaca&nbsp;bir&nbsp;yasamız,bizi&nbsp;koruyan bir kalkanımız yok. Bir insanın duygularını istismar&nbsp;etmek,onun&nbsp;gerçeklik algısıyla&nbsp;oynamak,korkutmak,kendi&nbsp;lehine&nbsp;çekmek,mevcut&nbsp;durumunu şüphe içerisine almak&nbsp;bireyin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan bir müdahaledir. Çünkü bu sinsi süreçte asıl zarar&nbsp;gören ; insanın&nbsp;özgüveni,yaşama&nbsp;sevinci ve kendi haklarını savunma iradesidir.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden; manipülasyon ve duygu&nbsp;istismarı,bireyin&nbsp;ruhsal bütünlüğünü tehdit eden nitelikli bir ihlal olarak ele alınmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İçimizdeki Mahkeme ve&nbsp;Gerçek &nbsp;Adalet</p>

<p>Toplumca girdiğimiz bu sinik duygu&nbsp;durumundan,butoplumsal ve bireysel sıkışık &nbsp;halden çıkmanım yolu, önce kendi içimizdeki mahkemede beraat etmekten geçiyor. Hakkımızı savunurken hissettiğimiz o korku ve suçluluk bize ait değil. Çocukluktan kalan mirastır.</p>

<p>Sınır çizmek bir kabahat&nbsp;değil,hakkınızı&nbsp;aramak kabahat değil ruhsal bir hayatta kalma zorunluluğudur. Sesimizi yükseltmek saygısızlık&nbsp;değil,kendimize&nbsp;olan saygımızın en büyük nişanesidir.&nbsp;Manipülatörlerin,duygu&nbsp;hırsızlarının ve emek sömürücülerinin cezasız&nbsp;kalmadığı,insanların&nbsp;haklarını ararken korkmadığı bir dünya hayal&nbsp;değil,en&nbsp;temel hakkımızdır. Ve bu hak, biz susmayı&nbsp;bıraktığımız,içimizdeki&nbsp;o korkmuş çocuğun elinden tutup ‘’Artık güvendesin ve haklısın’’ dediğimiz gün teslim alınacaktır.&nbsp;</p>

<p>Not: Bu yazı; manipülasyona uğramış, o manipülasyon karşısında ne yapacağını&nbsp;bilememiş,’’Neden&nbsp;sürekli bunu yaşıyorum?’’ sorusunun cevabını arayan ve en doğal hakkını savunurken bile kendini kötü&nbsp;hisseden,Tek&nbsp;başına kendini savunmak zorunda kalan yolculuğunda haksızlığa maruz kalmış tüm ruhu güzel kardeşlerime… Önce benden&nbsp;bana,benden&nbsp;de size gelsin.</p>

<p>Yeryüzünde birer öğretmenim olarak hayatıma&nbsp;giren,benibüyüten tüm o kötü tecrübelerime de çokça sevgiler…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gamze Arslan</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:31:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2026/07/gamze-arslan-1784274055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İran Geriliminde İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abd-iran-geriliminde-islamabad-esigi-baris-mi-taktik-mola-mi-7860</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/abd-iran-geriliminde-islamabad-esigi-baris-mi-taktik-mola-mi-7860</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İran Geriliminde İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD-İran Geriliminde&nbsp;İslamabad Eşiği: Barış mı, Taktik Mola mı?</p>

<p>İsmail CİNGÖZ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>28 Şubat 2026’dan bu yana&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri (ABD)&nbsp;-&nbsp;İran hattında yaşanan çatışmalar, klasik bir askerî kriz olmaktan çıkarak çok katmanlı bir diplomatik pazarlığa dönüşmüştür. Bugün gelinen aşamada Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler, “barışa hiç bu kadar yakın olunmadığı” yönündeki açıklamalarla yeni bir safhaya girmiş görünmektedir. Ancak Washington, Tahran,&nbsp;İslamabatve bölgesel aktörlerden gelen çelişkili beyanlar, sürecin henüz nihai bir barıştan ziyade kontrollü bir ateşkes ve çerçeve mutabakat arayışı olduğunu göstermektedir.[1]</p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ABD ile İran arasında nihai metin üzerinde uzlaşıldığını açıklaması,&nbsp;İslamabad’ın yalnızca kolaylaştırıcı değil, diplomatik mimar rolüne soyunduğunu göstermektedir. İran Dışişleri Bakanı Abbas&nbsp;Arakçi’nın&nbsp;mutabakat zaptına “hiç bu kadar yakın olunmadığı” yönündeki ifadesi de Tahran’ın mevcut şartlarda çatışmayı sınırlama arayışında olduğunu düşündürmektedir.[2]Bununla birlikte&nbsp;ABD&nbsp;Başkanı&nbsp;Donald Trump’ın İran kaynaklı sızıntıların “bahse konu&nbsp;metinle ilgisi olmadığı” açıklaması, tarafların kamuoylarına farklı metinler anlattığını ortaya koymaktadır.[3]</p>

<p>Bu noktada temel sorun, tarafların barışı aynı şekilde tanımlamamasıdır. ABD açısından öncelik; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum kapasitesinin sınırlandırılması ve bölgesel&nbsp;vekil kuvvet&nbsp;ağlarının kontrol altına alınmasıdır. İran açısından ise öncelik; liman ablukasının kaldırılması, dondurulmuş varlıklara erişim, yaptırımların kademeli hafifletilmesi ve Hürmüz’de savaş öncesi statükoya&nbsp;dönülmemesi[4]&nbsp;ve Hürmüz’de egemenliğin Umman ile paylaşılmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle gündemdeki metin bir “kapsamlı barış anlaşması” olmaktan çok, çatışmayı durduracak bir ön mutabakat niteliğindedir. Nükleer dosyanın daha sonraki teknik görüşmelere bırakılması, tarafların en zor başlığı şimdilik ertelediğini göstermektedir. Bu, diplomatik açıdan rasyonel; stratejik açıdan ise kırılgan bir&nbsp;tercihtir;&nbsp;çünkü nükleer mesele çözülmeden ABD-İran hattında kalıcı güven üretmek zordur.</p>

<p>Krizin merkezinde&nbsp;Hürmüz Boğazı’nın&nbsp;bulunduğu açıktır.&nbsp;Dünya enerji güvenliğinin en hassas geçiş noktalarından biri olan bu hat, yalnızca İran ile ABD arasında değil; Hindistan, Çin, Körfez ülkeleri, Avrupa ve küresel piyasa aktörleri açısından da hayati önemdedir. ABD’nin İran bağlantılı olduğu gerekçesiyle bazı ticari gemilere müdahalesi ve bu saldırılarda Hindistanlı denizcilerin ölmesi, krizin üçüncü ülkeleri de içine çekme potansiyelini açıkça göstermiştir.[5]</p>

<p>Hindistan’ın Washington’a yönelik diplomatik protestosu, ABD açısından dikkatle okunması gereken bir uyarıdır; çünkü Yeni Delhi, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisinde önemli bir ortak olmakla birlikte, enerji güvenliği ve stratejik özerklik konularında Washington’ın her adımını desteklemek zorunda&nbsp;olduğu anlamı taşımadığı unutulmamalıdır. Zira bu olay, ABD’nin İran’a baskı uygularken dost ve&nbsp;müttefik&nbsp;ülkelerin kamuoylarını da karşısına alma riski taşıdığını göstermiştir.</p>

<p>İsrail’in sürece dışarıdan bakışı ise ayrı bir kırılganlık üretmektedir. Tel Aviv, İran’ın nükleer ve bölgesel kapasitesinin yeterince sınırlandırılmadığı bir anlaşmayı güvenlik tehdidi olarak görecektir. Bu nedenle&nbsp;Washington'daki Kongre çevreleri, savunma lobileri ve İsrail'in güvenlik kaygılarını önceleyen politika ağlarının anlaşmaya yönelik itirazlarının artması halinde, sürecin uygulanabilirliği ciddi şekilde zorlaşabilir.</p>

<p>Sonuç olarak;</p>

<p>İslamabad süreci, ABD-İran krizinde diplomatik bir fırsat penceresi açmıştır. Ancak bu pencere dar, kırılgan ve sabotajlara açıktır. Taraflar aynı metni imzalasa bile aynı anlamı yüklemeyebileceği görülmektedir.&nbsp;Bu nedenle asıl mesele, anlaşmanın imzalanması değil; uygulanabilir, denetlenebilir ve bölgesel aktörlerce kabul edilebilir hâle getirilmesidir.</p>

<p>Önümüzdeki&nbsp;yaklaşık&nbsp;90 günlük&nbsp;sürecin&nbsp;anlaşmanın kaderini belirleyeceği söylenebilir. Eğer taraflar Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve yaptırımların kademeli kaldırılması konusunda teknik mekanizmalar oluşturabilirse, süreç kalıcı müzakerelere evrilebilir. Aksi halde mevcut mutabakatın yalnızca çatışmaları geçici olarak donduran bir ara formül olarak kalması kuvvetle muhtemel&nbsp;görülmektedir.</p>

<p>Türkiye&nbsp;açısından bakıldığında ise&nbsp;hem NATO üyesi kimliği hem de İran ile sahip olduğu tarihsel komşuluk ilişkileri nedeniyle bu süreçte yalnızca gözlemci değil, gerektiğinde kolaylaştırıcı diplomatik rol üstlenebilecek az sayıdaki aktörden biridir.&nbsp;Hürmüz&nbsp;Boğazı’nın&nbsp;açılması enerji piyasalarında rahatlama sağlayabilir; ancak İran’ın zayıflatılması ya da İsrail-İran geriliminin yeniden tırmanması bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Ankara’nın çıkarları, çatışmanın genişlemediği, deniz ticaretinin güvence altına alındığı, nükleer dosyanın diplomasiyle yönetildiği ve bölgesel güçlerin dışlanmadığı bir güvenlik mimarisinin kurulmasında&nbsp;olduğu muhakkaktır.</p>

<p>Bu bağlamda&nbsp;İslamabad&nbsp;Mutabakatı, eğer doğru yönetilebilirse yalnızca ABD ile İran arasında değil, Orta Doğu’da yeni bir güvenlik denklemi için de başlangıç olabilir; fakat yanlış yönetilirse, bu süreç barışın değil, daha büyük bir savaş öncesi taktik molanın adı olarak tarihe geçebileceği de unutulmamalıdır.</p>

<p>Son söz olarak; bugün tartışılan mesele yalnızca ABD ile İran arasında bir ateşkes anlaşması değildir. Asıl mesele, Soğuk Savaş sonrası dönemde çözülen&nbsp;küresel ve&nbsp;bölgesel güvenlik mimarilerinin yerine neyin konulacağıdır. Eğer&nbsp;İslamabad süreci başarıya ulaşırsa Orta Doğu'da yeni bir güvenlik düzeninin temelleri atılabilir.&nbsp;Başarısız olması halinde ise bölge, yalnızca yeni bir ABD-İran krizine değil; enerji güvenliğini, deniz ticaretini ve bölgesel güç dengelerini sarsabilecek çok aktörlü bir istikrarsızlık dönemine sürüklenecektir. Bu nedenle İslamabad sürecinin kaderi, yalnızca Washington-Tahran ilişkilerini&nbsp;değil, Orta Doğu'nun önümüzdeki on yılını şekillendirecek güvenlik mimarisinin de belirleyicilerinden biri olmaya adaydır.</p>

<p>​​:</p>

<p>İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı.&nbsp;<a href="mailto:cingozismail01@gmail.com">cingozismail01@gmail.com</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>[1]&nbsp;Michelle L.&nbsp;Price,&nbsp;US&nbsp;And&nbsp;Iran&nbsp;Have&nbsp;Agreed&nbsp;To&nbsp;Wording&nbsp;Of A&nbsp;Deal&nbsp;To&nbsp;EndTheir&nbsp;War,&nbsp;Pakistan’s&nbsp;Prime&nbsp;Minister&nbsp;Says,&nbsp;apnews.com,&nbsp;13.06.2026. https://apnews.com/article/iran-us-ceasefire-hezbollah-israel-12-june-2026-7085e386e1c40ee6cfe634210970143f</p>

<p>[2]&nbsp;Al&nbsp;Jazera&nbsp;Staff,&nbsp;Iran’s&nbsp;Foreign&nbsp;Minister&nbsp;Says&nbsp;Ceasefire&nbsp;Deal&nbsp;With&nbsp;US Has ‘Never&nbsp;Been&nbsp;Closer’, 12.06.2026.https://www.aljazeera.com/news/2026/6/12/pakistan-says-final-agreed-upon-text-of-iran-war-ceasefire-deal-reached</p>

<p>[3]&nbsp;bloomberght.com,&nbsp;Trump: İran'ın Sızdırdığı Maddeler Anlaştıklarımızla Aynı Değil,&nbsp;12.06.2026. https://www.bloomberght.com/trump-iran-in-sizdirdigi-maddeler-anlastiklarimizla-ayni-degil-3779919</p>

<p>[4]&nbsp;Shabnam&nbsp;von&nbsp;Hein,&nbsp;Iran-Us&nbsp;Deal:&nbsp;What&nbsp;Are&nbsp;The&nbsp;Main&nbsp;Sticking&nbsp;Points?,dw.com, 12.06.2026.&nbsp;https://www.dw.com/en/iran-us-deal-what-are-the-main-sticking-points/a-77526613</p>

<p>[5]&nbsp;Priyanshu&nbsp;Singh ve&nbsp;Saurabh&nbsp;Sharma,&nbsp;Indians&nbsp;Grieve&nbsp;And&nbsp;Call&nbsp;For&nbsp;Action&nbsp;AfterUS Strike&nbsp;Kills&nbsp;Sailors,&nbsp;Reuters, 12.06.2026. https://www.reuters.com/world/india/india-summons-top-us-diplomat-second-time-protest-strikes-ships-off-oman-source-2026-06-12/</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 20:14:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATI YENİLE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayati-yenile-7859</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayati-yenile-7859</guid>
                <description><![CDATA[HAYATI YENİLE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATI YENİLE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatta bazen istemeden de olsa yanlış kararlar alabilir, hatalar yapabilir veya insanları incitebiliriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tür durumlar sonucunda pişmanlık duyar ve hayatımızı etkileyen bazı şeyleri silmek, geride bırakmak isteriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak geçmişteki hataları silmek mümkün olmasa da, onlardan ders çıkararak gelecekte daha güzel bir hayat kurabiliriz. Bu yazıda, hayatından silmek istediğin şeyleri geride bırakmanın önemine ve bunu nasıl yapabileceğimize odaklanacağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Geçmişi Kabul Etmek</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk adım, geçmişteki hataları kabul etmek ve kendini suçlamaktan vazgeçmektir. Herkes hata yapabilir. Önemli olan, bu hatalardan ders çıkararak büyümektir. Kendine karşı dürüst olmak ve olanı kabul etmek, olumsuz duyguları azaltmanın ilk adımıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. Yaşadıklarından Ders Almak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmişteki hataları tekrarlamamak için yaşananlardan ders çıkarmak önemlidir. Her deneyim, öğrenmek ve büyümek için bir fırsattır. İçinde bulunduğun durumu analiz et ve gelecekte farklı bir yaklaşım benimse. Geçmişte yaşadığın deneyimler bugününü etkileyebilir; ancak sen bu deneyimlerden daha güçlü çıkabilirsin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Bağışlamak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatından silmek istediğin şeyler genellikle insanlarla ilgili olabilir. Kendine ve başkalarına affetme, yani bağışlama fırsatı vermek önemlidir. Affetmek, iç huzurunu korumanın bir yoludur. Geçmişte yapılan hataları bağışlamak, özgürlüğünü ve mutluluğunu yeniden kazanabilmek için gereklidir. Aslında bağışlamak, yüklerinden kurtulmaktır. Bu gerçeği bilmeyenler, taşıdıkları ağırlıkların altında ezilmeye mahkûm olurlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Hedeflerini Yenilemek</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmişteki hataları geride bırakmak, geleceğe odaklanmak için önemli bir fırsattır. Kendine yeni hedefler belirle ve bu hedeflere ulaşmak için adımlar at. Yeni bir kariyer, sağlıklı bir yaşam tarzı veya kişisel gelişim gibi alanlarda belirleyeceğin hedefler, hayatında olumlu değişiklikler oluşturabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5. Olumlu Bir Çevre Oluşturmak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatından silmek istediğin şeylerin birçoğu, olumsuz bir ortamdan veya negatif insanlarla kurulan ilişkilerden kaynaklanabilir. Daha iyi bir yaşam için pozitif insanlara ve destekleyici bir çevreye ihtiyaç vardır. Bunu yapın demiyorum; yapmak zorundasınız. Tabii ki her zaman olduğu gibi karar sizin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Unutmaya Zorlamamak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatından silmek istediğin her neyse, onu unutmak için kendini zorlarsan maalesef başarılı olamazsın. Bunun yerine hayatın akışında kalmayı ve şimdinin tadını çıkarmayı dene.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mevlânâ'nın da dediği gibi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım."</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam olsun kendini ve hayatını yenileyecek gelişme gayretinde olanlara. Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:45:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖLÜMDEN ÖTEYE YOL YOKMUŞ USTA</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/olumden-oteye-yol-yokmus-usta-7858</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/olumden-oteye-yol-yokmus-usta-7858</guid>
                <description><![CDATA[ÖLÜMDEN ÖTEYE YOL YOKMUŞ USTA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÖLÜMDEN ÖTEYE YOL YOKMUŞ USTA</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sarmıyor ruhumu örümcek ağı<br />
Halimden anlayan kul yokmuş usta<br />
Sönmek bilmeyince aşkın ocağı<br />
Yürek yangınında kül yokmuş usta</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerinde gördüklerim yalanmış<br />
Dostum sandıklarım birer yılanmış<br />
Gönül sarayıma giren kullanmış<br />
Elimden tutacak el yokmuş usta</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşkın eşiğine kafayı yordum<br />
Benden öte beni bilene sordum<br />
Aynaya bakınca gerçeği gördüm<br />
Gönül peteğimde bal yokmuş usta</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşka hudut çizemezken Nurseli<br />
Sevmesek de böyle dünyanın hâli<br />
İstersen paşa ol, istersen vali<br />
Ölümden öteye yol yokmuş usta</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:48:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kişi, Hesap Gününe İnanmıyorsa Dilediğini Yapsın! (1)</title>
                <category>Nizamettin DURAN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kisi-hesap-gunune-inanmiyorsa-diledigini-yapsin-1-7857</link>
                <author>nizamettinfacebook@facebook.com (Nizamettin DURAN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kisi-hesap-gunune-inanmiyorsa-diledigini-yapsin-1-7857</guid>
                <description><![CDATA[Kişi, Hesap Gününe İnanmıyorsa Dilediğini Yapsın! (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">Kişi, Hesap Gününe İnanmıyorsa Dilediğini Yapsın! (1)</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir yazımızda şunu ifade etmiştik: "Anlaşılmanın yolu, anlamaktan geçer. Anlamaya çaba göstermeyen de anlaşılmayı beklemesin."</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bu milletin kahir ekseriyetinin değerlerine saygı göstermeyenin, bakışını hakaretlerle onların gözüne sokacak, sonra bir tepki geldi mi feryadı figan edecek. Peki, bu adil mi, kabul edilebilir mi? Yapılan bu nahoş davranış, eğer bir tezgâh, bir oyun değilse şüphesiz bu düpedüz cahilliktir. Eğer kasıtlı ise mensubu olduğu millete ihanettir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir insanın ruhunu ve zihnini yalan dolan itham ve iftira istila etmişse, artık ondan, insan ve insanlık için bir hayır, bir güzel söz beklemek beyhudedir. Kim güzel bir söz söylemeye, bir uyarıda bulunmaya kalkışırsa, artık onu da düşman beller ve ona karşı her tür iftira teçhizatıyla saldırmaya başlar. Tıpkı, kibir abidesi melun şeytanın/iblisin yaptığı gibi, insana (Hz. Adem) olan düşmanlığını Allah'a bile meydan okuyarak yapar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bu zihniyetteki birine göre düşünce ve yaşama özgürlüğü hak getire. Ne denli insanî duruş, güzel söz ortaya konursa konsun, bunun hiçbir kıymeti yoktur, onun yanında. Aksine amacına yönelik bir tehdit olarak görür ve kuşandığı yalan dolan, iftira, itham ve gammazlama vs. silahlarını devreye sokar. Gayesi hoşuna gitmeyen bir düşünceyi ortaya koyanı linç etmektir. Bunun için de hiçbir değeri tanımaz; çünkü bütün değerleri hercümerç ederek kullanmaya çalışır. Cenabı Allah'ın; "Hakkı batıl ile örtmeyiniz, bilip durduğunuz hâlde gerçeği gizlemeyiniz." (Bakara:42) emrine rağmen.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Kalp ve niyet okumak onun işi. Önemli kişilerin şahsiyetini kullanarak menfaat devşirmek onun işi. Söylenenleri ve yazılanları çarpıtmak onun işi... İnsanları yalan dolan, iftira ve ithamlarla bir yere konumlandırmak onun işi. Belki akıl eder diye bir iki cümle yazarsın, onu bile anlamaz veyahut da bozuk niyetine şaşı bakışına alet etmeye çalışır. Cemil Meriç dersin, bir cümlesini yazarsın, onu anlamadığı gibi zihniyetine alet eder. Bununla da kalsa iyi, hesabına gelmeyen söz ve yazıyı ne görür ne duyar. Söylenmeyenlerin üzerinden söylenmiş addeder ve "Sen şunun bunun düşmanısın" diye zırvalar. Kimdir bu zat-ı şahaneleri? “Kiramen Katibin”in görevini üstlenmiş de haberimiz mi yok. Ama bilsin ki zaten “Kiramen Katibin”, 7/24 her şeyi yazıyor. Ve herkes yazılanlara kendini hazırlasın. Çünkü orada iltimas yok; hak hukuk var. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Müslümanlar hakkında bu denli su-i zanda bulunmanın ve pervasızca iftira etmenin, indi ilahide karşılıksız kalacağı mı sanılıyor?&nbsp; Müslüman’ın yüklendiği görev bu mudur? Bu yapılanlar, Allah’tan korkmayan, hesaba kitaba inanmayanın ve tek silahı, dünyevî bir gaye için birliği ve dirliği bozmaya yönelik iftira ve ithamlarla insanları bir yerlere konumlandırmaya ve itibarsızlaştırmaya matuf girişimlerdir. Peygamberimizin, zihnimizden çıkarmamız gereken davranışla ilgili sözü çok manidardır: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” diye buyurmuş. Müslüman olmanın ne demek olduğunu da kişilerin yorumuna bırakmadan tanımını yapmıştır: “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu (zarar görmediği) kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4; Müslim, Îmân)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Yanlış saatin bazen doğruları gösterdiği gibi malum şahsiyetin de doğru ifadeleri vardır. Ali Şeriati örneğindeki gibi. Biz de ona katıldığımızı ve katkı sağlamak açısından Sütçü İmam örneğini verdiğimizi okuyanlar bilir. Ne hikmetse bundan hiç söz edilmez. Çünkü işine; çıkarına ve amacına uygun düşmez. Bizim ifade ettiğimiz doğrularla yan yana gelmek ister mi hiç? Böyle olursa önüne geleni Atatürk düşmanlığı ile nasıl itham edecek?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Ey mümin, kibrine ve nefsine uyarak şeytanın yoluna yoldaş olmak yakışıyor mu? Bu nasıl bir duruş, bu nasıl bir zihniyet ki "abi" dediğin şahsa, rahatça bu ithamlarda bulunabiliyorsun. Biz örnek olsun için 15 Temmuz’daki baş aktörün Amerika'daki durumunu hatırlatmak istemiştik de, yazılanların ve konumlarının sadece ona benzediğini hatırlatmak bağlamında dile getirmiş iken, sanki kendisine söylenmiş gibi algılanması bir önyargının ve kendini ele vermenin delili olmaz mı? Ama bu hususta haklı; insan telaştan ne okuduğunu biliyor mu ki?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bilinsin ki hiçbir mümin, takdirin dışında kalan hiçbir şeyden korkmaz. İftiralarla, Atatürk düşmanlığı yaratmanın da sahibinden başka kimseye zarar vermez. Çünkü sormazlar mı adama sen bunları söylüyorsun da delinin ne ola ki nereden çıkardın bunu?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bir ses de diyor ki sorsunlar, adam bilir, kâhin değil mi? Şaşı gözleri, böyle görüyor. İnsana düşman olan zihniyeti böyle değerlendiriyor. Benzer bir şeyi biz de söylememiş miydik; ne söyleyeceği ağzını büzüşünden belli oluyor diye.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Yazımızda dikkat çektiğimiz ve sorduğumuz soruların hiçbirini görmemiş, belki de oraya çalışmamış yahut o derste yokmuş(!) Dedik ya sermayesi yalan dolan için her yol mübah. "Atatürk düşmanı olma" silahını önüne gelene karşı kullanmak da marifet, kişiye özel bir yetenek! Bir bakarsın Atatürk'ün, silah arkadaşı olan ve yazdığı İstiklal Marşı'nı mecliste ayakta alkışladığı Mehmet Akif'e de aynı çamuru atabilir. Sadece ona mı? Yazısının yayınlandığı platformda Bakanımız Mustafa Çiftçi, genel manada; milletvekilimiz Mehmet Sılay da hem genelde hem de ilgili yazı hakkında görüşlerini ve eleştirilerini yapmışlardır. Yazılanları görmedi mi? Yoksa ıskaladı mı? Yoksa yoksa… Anlaşılmıştır denmek istenen. Bir de Atatürk, laiklik, ilke ve inkılaplar diye diye deveyi hörgücüyle yuttular, ama bütün bunlara karşın, bilgin yazarımızın, gıgı çıkmıyor. Niye çıksın ki, onun derdi, daha doğrusu görevi, Müslümanlara yer biçmektir! </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Madem vatanperverlik kimseye bırakılmıyor ve bu çerçevede olaylar analiz edilerek yorumlar sunuluyor. Sonunda da ithamlar ve iftiralar gırla gidiyor, peki ülkemizin hükümeti İngilizlere şikâyet edilerek onlara, “yardım etmediniz” diye sitem edilirken neredeydiniz diye sorulsa. Bununla ilgili niye hiçbir tepki gösterilmedi. <strong>İngiliz muhibbi</strong>nin kim olduğu bir söylenseydi, bir açıklansaydı… ne dersiniz? </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;Ne demişler? Kişi 7'sinde ne ise 70'inde de odur. 1990'lı yıllardaki savruluşu gibi şimdiki iftira savrulmalarına karşılık, karşısına yeni bir Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel çıkar ve yeniden ona bir yol görünür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İnşallah diyelim. Diyelim, çünkü elimizden başka bir şey gelmiyor. Biz ne söylesek, ne kadar yazsak yazalım anlaşılmıyor. Yahut da muhatabınızın anladığı kadar oluyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Özetle ifade edelim ki,</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Sadece bu fakirin değil, şeytanın aksine, yüreği insan sevgisi ile dolu, aklı başında olan herkesin, değil vefat etmiş kimseye, hayatta olanlara karşı bile bir husumeti olmaz, olamaz! Hatırlanacağı üzere yazımızda ifade etmiştik; “ölülerinizi hayırla anın” diyen bir inanca sahibiz. Hatalarıyla sevaplarıyla bizden ayrılıp darı bekaya irtihal etmiş olan insanlara borcumuz, sadece ve sadece rahmet dilemektir. Arkalarından kötü söz söylemek değil.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hiç aklımızdan çıkarmamamız gereken husus şudur:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Dün doğru gördüğümüzü, bugün yanlış görüyorsak; bugün doğru gördüğümüzü de yarın yanlış görebiliriz. Çünkü bu insanın tekâmülüyle ilgili olan bir konudur. “Ben gerçeği gördüm, her şeyi bitirdim” anlayışı doğru bir anlayış olamaz. Şu halde bize düşen, “sırat-ı müstakîm”den ayrılmamak ve o yolda yürümek için de dualarımızı eksik etmemektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hepimiz için, olabilme ihtimali olan yanlışlarımızın düzeltilmesi konusundaki kardeşlerimizin uyarılarına, nasihatlarına kulak vermemiz, hepimizin faydasına olacağı açıktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Selam, sevgi ve saygılarımla. Allah’a emanet olun. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 08:01:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/fbd0622ed1f9e044d6730f0fd2440b53.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH ADALETİ EMREDER</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allah-adaleti-emreder-7856</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allah-adaleti-emreder-7856</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH ADALETİ EMREDER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH ADALETİ EMREDER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ferdi ve ictimai hayatta huzurun ve güvenin temeli “Adalet” tir. Ahiret saadetini yakalamanın yolu da adâlettir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun içindir ki, Rabbimiz Allah her işte adâleti emreder. Yüce Allah Kur’anda bu konuda şöyle buyurur: “Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder. Fenalığı, kötülüğü ve hayasızlığı da men eder, tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl-90) Adâlet; merhametin, şefkatin, dürüstlüğün, doğruluğun barışın ve huzurun kapısıdır. Adâletin olduğu yerde barış, huzur ve güven bulursunuz. Adaletin olmadığı yerde ise haksızlık, zulüm ve kötülükler görürsünüz, düşmanlıklar ve kavgalar görürsünüz. Onun için adâlet herkes için önemli bir değerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pekî Adalet nedir? Adalet; Hakkı olana, hak edene hakkının tam olarak verilmesidir. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa, karşılığını mutlaka mükâfat olarak görecektir.Her kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa o da karşılığınını mutlaka azab/ceza olarak görecektir.” (Zilzal-7,8) Adalette ölçü nedir?. Yüce Allah Kur’anda: “Ey iman edenler! Allah için Hak’kı ayakta tutan ve Allah için adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir kavme karşı olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın, âdil olun! Çünkü o, takvaya en yakın olan bir davranıştır.” (Maide-8) buyurduğu gibi adalette ölçü; “Hak” kın gözetilmesidir. Hak nasıl gözetilir? Hüküm verirken doğru ve dürüst olmakla gözetilir. Hüküm verilirken doğru ve âdil olunmazsa mutlaka bir tarafa haksızlık ve zulmedilmiş olur. Bizler adâleti genelde insanlar arasındaki haksızlıkların giderilmesinde ararız. Halbuki adalet; hayatın her alanında uygulanması gereken bir ilkedir. İnsan, adaleti ilkönce kendi nefsinde uygulamalıdır. Meselâ insan, sağlığı için gününün bir bölümünü mutlaka dinlenerek veya uyuyarak geçirmelidir. Bu, o kimsenin vücudunun bir hakkıdır. Allah’ın emri de böyledir. Zîra Yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur: “Biz uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de örtü kıldık.” (Nebe-9-10) İman, ibadet ve duâ da insan ruhunun bir hakkıdır. Bunu yapmayanlar nefislerine zulmetmiş olurlar.. İnsanın midesini helal ve temiz yiyecek ve içeceklerle doyurması midenin bir hakkıdır. Midenin hakkı; Helâl ve temiz lokmadır. Ölçülü yemektir. Allah, Kuranda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz nimetlerin helalinden ve temizinden yiyin.” (Bakara-172) “Yiyin, için ve israf etmeyin. Muhakkak ki Allah, israf edenleri sevmez.” (Âraf-31) Vücudumuza karşı âdil olmanın bir yolu da vücudumuzu ve azalarımızı Allah’ın razı olduğu meşru işlerde kullanmaktır. Adâletin nefislerden sonra ikinci uygulama alanı ise, ailedir. İnsanın kendi rızkını ve ailesinin rızkını elde etmek için çalışması, helal ve temiz bir rızık kazanması, ailesinin o kişi üzerindeki hakkıdır. Bunu yerine getirenler ailelerine karşı âdil olmuş olurlar. Anne ve babalar aile içinde çocuklarına karşı söz ve davranışlarında müşfik ve merhametli olmaları çocukların; anne ve babaları üzerinde haklarıdır. Çocuklara karşı sadece sevgi ve merhamette değil, söz ve davranışta, yardım ve iyilikte, mal ve eşya hediyelerinde ve miras bağışında da onların haklarını gözeterek âdil olmalıdırlar..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adaletin en büyük alanı ise toplumdur. Rabbimiz Allah Hakkın gözetilmesinde ve adaletin uygulanmasında kişinin soyuna, sopuna, nesebine veya rütbesine ve makamına göre kimseye ayrıcalık tanımaz. O, ancak Hak’kın gözetilmesini ve yerini bulmasını ve adâletin sağlanmasını emreder. Allah, şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlik ederken âdil olun. Velev ki onlar zengin olsun veya fakir olsun.. Adâletinizde nefislerinize uymayın. Eğer (adaleti) eğritirseniz veya haksızlık yaparsanız, biliniz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa-135) Peygamberimiz Hz.Muhammedin Sa’doğullarından birine bir sepet hurma borcu vardı. Adam bir gün peygamberimizden alacağını istemeye geldi. Peygamberimiz de yakınlarından birine bu borcu ödemesini istedi. O da ödedi. Fakat ödenen hurma alacaklının verdiği hurmanın aynı cinsinden değildi. adam itiraz etti. Sahabeden orada bulunanlar adamın bu nezaketsizliğinden dolayı o adama kızdılar. Adam ise onlara şöyle söyledi: “Şu dünyada peygamberden daha âdil kim olabilir?” Biraz ötede bulunan peygamberimiz bu sözü işitince gözleri yaşardıve o kişinin bu hassasiyeti üzerine Alaha şükretti ve adamın istediği hurmanın bulunarak kendisine verilmesini istedi. Bir gün Mısırlı bir adam Hz.Ömer’e gelerek: “Ey mü’minlerin emîri! Zulümden ve zâlimden Allaha ve sana sığınırım” dedi. Hz.Ömer, ne olduğunu sordu. Adam başından geçen olayı şöyle anlatır: Mısır valisinin oğlu ile yaptığı At yarışında onu geçtiği için Valinin oğlu tarafından kırbaçlandığını ve haksızlığa uğradığını ve "Adalet” istediğini söyledi. Hz.Ömer, Mısır Valisi Amr’a bir mektup yazarak oğlunu alıp gelmesini istedi. Hz.Ömer olayın doğruluğunu öğrendikten sonra, aynı şekilde Valinin oğlunu da aynı şekilde kırbaçlattı. ve Amr’a dönerek: “Bu insanlar analarından hür doğmuşken siz onları ne hakla köleleştirirsiniz. Halk arasında adaleti sağlayamayan bir kimse o halkın nasıl valisi olabilir?” dedi ve Amr’ı Valilikten azletti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Şüphesiz Allah, size emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Nisâ-58) 2026)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 07:27:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleş</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermenistanda-2026-parlamento-secimleri-ve-guney-kafkasyanin-jeopolitik-gelecegi-pasinyanin-guclenen-mesruiyeti-bolgesel-guc-rekabeti-ve-normalles-7855</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermenistanda-2026-parlamento-secimleri-ve-guney-kafkasyanin-jeopolitik-gelecegi-pasinyanin-guclenen-mesruiyeti-bolgesel-guc-rekabeti-ve-normalles-7855</guid>
                <description><![CDATA[Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ermenistan’da 2026 Parlamento Seçimleri ve Güney Kafkasya’nın Jeopolitik Geleceği: Paşinyan’ın Güçlenen Meşruiyeti, Bölgesel Güç Rekabeti ve Normalleşme Süreçleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail Cingöz</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ermenistan’da 7 Haziran 2026 günü gerçekleştirilen Parlamento Seçimleri, yalnızca ülke iç siyasetinin değil, Güney Kafkasya’nın jeopolitik geleceğinin şekillenmesi bakımından da kritik bir dönüm noktası olmuştur. Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi’nin seçimlerden birinci çıkması, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümünün savaş sonrası dönemde çatışma merkezli politikalardan ziyade ekonomik istikrar, bölgesel entegrasyon ve çok yönlü dış politika arayışını desteklediğini göstermektedir. Bu çalışma, seçim sonuçlarını Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Güney Kafkasya politikaları bağlamında incelemekte; seçimlerin Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan barış süreci ve bölgesel güç dengelerine muhtemel etkilerini değerlendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Ermenistan, Nikol Paşinyan, Güney Kafkasya, Türkiye-Ermenistan Normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan Barışı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>1. Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">7 Haziran 2026 Ermenistan Parlamento Seçimleri, 2020 İkinci Karabağ Savaşı ve 2023 sonrasında oluşan yeni bölgesel gerçekliklerin Ermeni iç siyasetine nasıl yansıdığını göstermesi bakımından önemlidir. Paşinyan yönetimi son yıllarda Azerbaycan ile barış görüşmeleri, Türkiye ile normalleşme süreci, Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşma ve Rusya’ya güvenlik bağımlılığını azaltma yönünde politikalar izlemiştir.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık Rusya yanlısı siyasi çevreler, diaspora örgütleri ve Ermeni Apostolik Kilisesi, Paşinyan yönetimine karşı sert bir muhalefet yürütmüştür. Ancak seçim sonuçları, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümünün mevcut dış politika yönelimine destek verdiğini ve savaş sonrası dönemde yeni bir siyasal gerçekçiliğin güç kazandığını ortaya koymuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>2. Seçim Sonuçları ve Siyasal Anlamı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ermenistan Merkez Seçim Komisyonu’nun ilk verilerine göre Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi seçimleri birinci sırada tamamlamıştır. İlk sandık verilerinde Sivil Sözleşme Partisi’nin oy oranı yüzde 49,81 olarak açıklanmış; muhalefetteki Güçlü Ermenistan İttifakı ise ikinci sırada yer almıştır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tablo 1. 2026 Ermenistan Parlamento Seçimleri İlk Sonuçları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sıra&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Parti / İttifak&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Lider / Temsil&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Oy Oranı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sandalye</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sivil Sözleşme Partisi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nikol Paşinyan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %49,81&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 61</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Güçlü Ermenistan İttifakı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muhalefet Bloğu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %23,29&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 28</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">3&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ermenistan İttifakı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muhalefet Bloğu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %9,94&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">4&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Müreffeh Ermenistan Partisi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gagik Tsarukyan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4,00&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">5&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer Partiler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çeşitli&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %13.0 (Baraj altı kalanlar)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Seçime katılım oranının yaklaşık yüzde 59 seviyesinde gerçekleşmesi, önceki seçimlere kıyasla siyasal mobilizasyonun arttığını göstermektedir.[3][4] Bu tablo, Paşinyan’ın yalnızca seçim kazandığını değil, aynı zamanda savaş sonrası dönemde toplumsal meşruiyetini güçlendirdiğini de ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>3. Paşinyan Neden Seçim Kazanmaya Devam Ediyor?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Ermenistan’ın ağır bir askeri yenilgi yaşamasına rağmen Nikol Paşinyan’ın seçim kazanmaya devam etmesi ilk bakışta siyasi bir paradoks gibi görülebilir. Ancak seçmen davranışı incelendiğinde bu sonucun arkasında çok boyutlu nedenler bulunduğu anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk olarak, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümü savaşın sorumluluğunu yalnızca Paşinyan’a yüklememektedir. Karabağ meselesi, Ermeni kamuoyunda onlarca yıldır çözülemeyen yapısal bir sorun olarak görülmektedir. Bu nedenle yenilginin; önceki yönetimlerin hataları, Ermeni ordusunun modernizasyon eksikliği, Azerbaycan’ın askeri ve ekonomik üstünlüğü, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek ve Rusya’nın beklenen güvenlik desteğini sağlamaması gibi faktörlerin ortak sonucu olduğu düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci olarak, muhalefet güven veren bir alternatif oluşturamamıştır. Muhalefetin önemli bir bölümü eski Karabağ elitleri, eski yönetim çevreleri ve Rusya yanlısı siyasi yapılarla ilişkilendirilmektedir. Bu durum özellikle genç seçmenler ve şehirli kesimler açısından “eski düzene dönüş” endişesi yaratmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü olarak, Paşinyan’ın barış ve normalleşme söylemi toplumda karşılık bulmuştur. Savaş yorgunluğu yaşayan Ermeni toplumunda ekonomik kalkınma, istihdam, Avrupa ile entegrasyon, bölgesel ticaret ve sınırların açılması gibi beklentiler ön plana çıkmıştır. Bu nedenle seçmenlerin önemli bir bölümü Karabağ’ın geri alınmasını gerçekçi bir hedef olarak değil, Ermenistan’ın geleceğini zayıflatan eski bir siyasal yük olarak değerlendirmeye başlamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dördüncü olarak, Rusya’ya duyulan güven azalmıştır. Karabağ sürecinde Moskova’nın tutumu, Ermeni kamuoyunda ciddi bir hayal kırıklığı doğurmuştur. Bu nedenle Rusya yanlısı muhalefetin “Moskova ile daha yakın ilişki” söylemi beklenen toplumsal karşılığı üretememiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son olarak Paşinyan, yeni bir Ermeni devlet kimliği inşa etmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım; tarihsel mağduriyet söyleminden uzaklaşmayı, diasporanın iç siyasetteki belirleyici etkisini sınırlandırmayı, gerçekçi dış politika yürütmeyi ve Ermenistan merkezli bir devlet aklı oluşturmayı hedeflemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>4. Seçim Sürecinde Öne Çıkan Kritik Başlıklar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Seçim kampanyası boyunca üç temel eksen öne çıkmıştır. Birincisi, Karabağ sonrası siyasi hesaplaşmadır. Muhalefet, Karabağ’ın kaybedilmesini Paşinyan’ın en büyük siyasi zafiyeti olarak sunmuştur. Ancak seçmen davranışı, yeni bir çatışma yerine ekonomik toparlanma ve uluslararası entegrasyon arayışının daha güçlü olduğunu göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, kilise ve diaspora etkisidir. Ermeni Apostolik Kilisesi’nin hükümete yönelik eleştirileri ve diaspora çevrelerinin Paşinyan karşıtı söylemleri seçim sürecinde yoğunlaşmıştır. Buna rağmen bu aktörlerin seçim sonuçlarını belirleyici düzeyde etkileyemediği görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü ise Rusya faktörüdür. Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ)[5] tartışmaları, Rus barış gücünün Karabağ’daki rolü ve Ukrayna Savaşı’nın bölgesel etkileri, Moskova-Erivan ilişkilerinde ciddi kırılmalar yaratmıştır. Seçim sonuçları, Rusya yanlısı muhalefetin toplumda beklenen desteği alamadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>5. Seçim Sonrası Mesajlar: Denge Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Paşinyan’ın seçim sonrası mesajlarında üç unsur öne çıkmaktadır. Birincisi, Rusya ile ilişkilerin tamamen koparılmayacağıdır. Paşinyan’ın Moskova ile ilişkilerin sona erdiği yönündeki değerlendirmeleri reddetmesi, Erivan’ın Rusya’dan tamamen kopmak yerine kontrollü bir denge politikası izlemek istediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, AB ile yakınlaşma sürecinin devam edeceğidir. Ermenistan’ın Brüksel ile ilişkilerini sürdürme iradesi, ülkenin Batı kurumlarıyla daha yakın temas arayışının devam ettiğini ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü, Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme sürecidir. Paşinyan’ın Türkiye ile normalleşmeye ve Azerbaycan ile kalıcı barışa vurgu yapması, Güney Kafkasya’da yeni bir dönemin işareti olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>6. Rusya’nın Güney Kafkasya Stratejisi ve Seçim Sonuçları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya açısından Ermenistan, Güney Kafkasya’daki son stratejik dayanak noktalarından biri olarak görülmektedir. Ancak KGAÖ tartışmaları, Ukrayna Savaşı, Karabağ süreci ve AB gözlem misyonu gibi gelişmeler Rusya’nın Ermenistan üzerindeki geleneksel etkisini zayıflatmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Paşinyan’ın seçimleri kazanması Moskova açısından tam anlamıyla bir stratejik yenilgi olmasa da Rusya’nın Ermenistan üzerindeki nüfuzunun artık eskisi kadar belirleyici olmadığını göstermektedir. Bu nedenle Moskova’nın önümüzdeki dönemde Ermenistan üzerindeki siyasi, ekonomik ve güvenlik baskılarını artırma ihtimali göz ardı edilmemelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>7. ABD ve Avrupa Birliği’nin Bölgesel Yaklaşımı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin Güney Kafkasya politikasında üç temel hedef öne çıkmaktadır: Rus nüfuzunun sınırlandırılması, enerji ve ulaştırma koridorlarının güvenliği, Azerbaycan-Ermenistan barışının sağlanması. Bu bağlamda Paşinyan’ın zaferi, Washington açısından Batı ile iş birliğinin devamı bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">AB açısından ise Güney Kafkasya, enerji güvenliği, ulaştırma hatları ve Orta Koridor bakımından giderek daha stratejik bir bölge hâline gelmektedir. Güney Gaz Koridoru, Hazar bağlantıları ve Avrupa’nın Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltma arayışı, AB’nin bölgeye ilgisini artırmaktadır.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>8. Türkiye ve Azerbaycan Açısından Sonuçlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından seçim sonuçları genel olarak olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Paşinyan’ın güçlü bir meşruiyetle yeniden iktidara gelmesi; Türkiye-Ermenistan sınırının açılması, diplomatik ilişkilerin tam olarak kurulması, ticaret hacminin artırılması, ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesi ve Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinin ilerlemesi bakımından fırsat yaratmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Azerbaycan açısından ise seçimlerin en önemli sonucu, barış görüşmelerini sürdürecek siyasi muhatabın yeniden güçlü yetki almasıdır. Bu durum barış anlaşması, sınır belirleme süreci ve ulaşım hatlarının açılması bakımından yeni bir diplomatik zemin oluşturabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte sürecin önünde ciddi engeller de bulunmaktadır. Ermeni diasporasının etkisi, Ermeni Apostolik Kilisesi’nin muhalefeti, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki nüfuzunu koruma çabaları ve sınır-koridor başlıklarındaki anlaşmazlıklar, normalleşme sürecini zorlaştırabilecek temel faktörlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>9. Güney Kafkasya’da Yeni Jeopolitik Denge</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 seçimleri, Güney Kafkasya’nın artık yalnızca Rusya’nın nüfuz alanı olmadığını göstermektedir. Bölge; Türkiye, Azerbaycan, Rusya, ABD, AB ve Çin arasında çok katmanlı bir rekabet alanına dönüşmektedir. Ermenistan seçmeni bu seçimle birlikte ülkenin dış politikasında daha dengeli, çok yönlü ve pragmatik bir yaklaşımı desteklediğini göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Paşinyan’ın zaferi, yalnızca iç siyasette bir iktidar devamlılığı değil, aynı zamanda Ermenistan’ın dış politika yönelimi, devlet kimliği ve bölgesel entegrasyon stratejisinin halk tarafından yeniden onaylanması anlamına gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>10. Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 Parlamento Seçimleri, Nikol Paşinyan’ın yalnızca siyasi iktidarını koruduğunu değil, aynı zamanda savaş sonrası dönemde izlediği dış politika çizgisinin Ermeni seçmeni tarafından büyük ölçüde onaylandığını ortaya koymuştur. Seçim sonuçları; Rusya yanlısı muhalefetin, diaspora çevrelerinin ve kilisenin beklentilerinin aksine Ermeni toplumunun istikrar, ekonomik kalkınma ve bölgesel normalleşme taleplerini öncelediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 seçimleri göstermiştir ki Ermeni seçmeni, savaşın kaybedilmesini geçmişin bir muhasebesi olarak değerlendirmekte; oy tercihlerini ise geleceğe ilişkin ekonomik istikrar, güvenlik ve bölgesel normalleşme beklentileri doğrultusunda şekillendirmektedir. Bu durum Paşinyan’ın zaferini yalnızca siyasi bir başarı değil, aynı zamanda Ermenistan toplumunda yaşanan zihinsel ve stratejik dönüşümün de göstergesi hâline getirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Başka bir ifadeyle, 2026 Ermenistan seçimleri yalnızca bir hükümetin yeniden seçilmesi değil; Ermeni seçmeninin Rusya merkezli güvenlik paradigmasından çok yönlü dış politika anlayışına, çatışma merkezli yaklaşımdan bölgesel entegrasyon arayışına yöneldiğini gösteren önemli bir siyasal dönüm noktasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte aşırı iyimser bir değerlendirmeden kaçınmak gerekir. Paşinyan’ın zaferi Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin ve Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşmasının önünü açabilecek nitelikte olsa da diaspora baskısı, kilise muhalefeti, Rusya’nın bölgesel nüfuzunu koruma çabaları ve ulaştırma hatlarına ilişkin anlaşmazlıklar önümüzdeki dönemde süreci zorlaştırmaya devam edecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak 2026 seçimleri, Ermenistan’ın Karabağ sonrası dönemde yeni bir devlet aklı arayışına yöneldiğini; Güney Kafkasya’nın ise kalıcı barış, bölgesel entegrasyon ve çok kutuplu rekabet ekseninde yeniden şekillendiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Anna Caprile, Armenia's Choice: High Stakes Ahead Of The 7 June 2026 Parliamentary Elections, EPRS | Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi, Members' Research Service, June 2026, Document number: PE 789.318. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2026/789318/EPRS_BRI(2026)789318_EN.pdf (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] AGOS, Ermenistan Seçimleri 2026<strong> </strong>Tüm Oylar Sayıldı: Paşinyan'ın Üçüncü Zaferi, 08.06.2026. </span><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/tum-oylar-sayildi-pasinyan-in-ucuncu-zaferi-40743" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.agos.com.tr/tr/haber/tum-oylar-sayildi-pasinyan-in-ucuncu-zaferi-40743</span></a> </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Bedirhan Demirel, Ermenistan'daki parlamento seçimleri sonucu, A.A. 08.08.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/52250" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/52250</span></a><strong> </strong><span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 08.06.2026</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] AGOS, Ermenistan Seçimleri 2026 Sandıklar Kapandı, Sayım Başladı, Seçime Katılım Yüzde 59, </span><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sandiklar-kapandi-sayim-basladi-secime-katilim-yuzde-59-40738" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.agos.com.tr/tr/haber/sandiklar-kapandi-sayim-basladi-secime-katilim-yuzde-59-40738</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Aslan Yavuz Şir, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ve Acil Tepki Gücü Kurulması Kararı, ORSAM, 09.02.2009. ttps://orsam.org.tr/yayinlar/kolektif-guvenlik-anlasmasi-orgutu-ve-acil-tepki-gucu-kurulmasi-karari/ (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] The European Union's Relations With Armenia And Azerbaijan European Implementation Assessment, European Parliament, November 2022. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/STUD/2022/734676/EPRS_STU(2022)734676_EN.pdf (Erişim Tarihi: 08.06.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">-----</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">Poster/Afiş: İsmail Cingöz</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:23:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Şehidin Arkasından Konuşmak, Hangi İnanca Sığar?</title>
                <category>Nizamettin DURAN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-sehidin-arkasindan-konusmak-hangi-inanca-sigar-7854</link>
                <author>nizamettinfacebook@facebook.com (Nizamettin DURAN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bir-sehidin-arkasindan-konusmak-hangi-inanca-sigar-7854</guid>
                <description><![CDATA[Bir Şehidin Arkasından Konuşmak, Hangi İnanca Sığar?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:14.0pt">Bir Şehidin Arkasından Konuşmak, Hangi İnanca Sığar?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Hikmetli düşüncede şöyle bir söz vardır: “Kişinin nazarı ne ise manzarası da odur.” Yine darb-ı mesel bir ifadeyle, adamın ne söyleyeceği ağzını büzüşünden belli oluyor.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İslâm, İslâmî şahsiyetler ve değerler üzerinden söz edecek bir adamın öncelikle onlara ait ölçütleri göz önünde bulundurması gerekmez mi? Bir din ve onun müntesibi hakkında konuşurken ve yazarken, başka bir dinin ve müntesiplerinin üzerinden yargılamaya çalışmak, kompleksini aşamamış ezik insanların karakteri olsa gerektir. </span>Gordon Allport’un kendi felsefesiyle orantılı görüşleri, ne zamandan beri Müslümanlara ışık olmuştur?&nbsp; Onun ortaya koyduğu anlayışı ifade eden kendi kavramlarımız, neden dile getirilmez? İçsel dindarlığın İslâm inancındaki karşılığı, daha doğrusu ifadesi, ihlas ve samimiyet değil midir? <span style="font-size:12.0pt">Dışsal dindarlığın açılımı münafıklık ve hatta şirk kavramlarıyla izah edilemez mi? Ama Batı düşüncesi karşısında kompleksli olanlar için daha eksantrik, daha fosforlu deyişleri kullanmanın havası bir başka oluyor. Burada dindarlık olgusunu, Batılı bir müsteşrike dayandıracak kadar kendi değerlerine yabancılaşan bir zihniyet, açıkça görülmektedir. Bu tip aydınları, Cemil Meriç, "Batı’nın her hastalığını ithale memur bir anonim şirket" olarak değerlendirmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Pek çok şey bildiğini sanan birisi, intibalarını sıraladıktan ve kabul edildiğine/edileceğine kendince inandıktan sonra, oturduğu zemini hak ettiğini göstermek için hiçbir ölçü tanımadan, artık esas amacını ifade eden zırvalarını kusmaya başlayabiliyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Bakıyorsunuz kalkmış, mazlum ve şehit olmuş bir insana pervasızca dil uzatmak ve tek gayesi bir yerlere mesaj vermek ve yaranmak için, aslı astarı olmayan bir takım dedikodulara yaslanarak iftira yolunu tercih etmektedir. Meselenin en esaslı tarafı da iddialarının hiç birisine sağlam bir delil getirmeyişidir. Bu düpedüz iftiradır ve kul hakkıdır. Bu, kendisinin dayandırdığı dışsal dindarlığın kendisinde tahakkuk etme halinin dışa vurumudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">İddialarının hangi birini konuşalım, hangi birinin iler tutar tarafı vardır? Cahil, cesur olur kabilinden, sosyolojiden, dinden girmiş, tatmin olmamış, tarihe dalmış… tutana aşk olsun! Ne demişler “Baban öldüyse, yalanları da ölmedi ya!” Güzel bir miras; devam… Hemen soralım, çokbilmiş tarihçimize: topraklarımızda 31 Mart denen bir vakıa yaşanmış, bu konuda okuyucuyu aydınlatmak gerekmez mi? Yoksa unutuldu mu? Her şeyi bilen siz varken(!) bu konuda İsmail Hami Danişmend de kim oluyor ki ona kulak verelim. Selim Sırrı Tarçan’ın bu olayda rolü var mıdır? Onu da bilmek ister okuyucu. Başka? Dersim olayı bu zatı şahaneleri ilgilendirmiyor mu? Sahi neydi bu olay? Tarihten ve tarihi şahsiyetlerden söz eden bu çokbilmiş yazarımız değil miydi? Başka? Said Nursi’den, Mehmet Akif Ersoy’dan neden söz edilmemiş? Milli mücadelede bizzat M. Kemal’ın isteği üzerine Akif, Sebilürreşad’ın takım taklavatı ve çocuğu ile birlikte behemehâl Ankara’ya intikal etmedi mi? Şehir şehir dolaşarak milleti bu mücadele konusunda bilinçlendirmedi mi? Sebilürreşad’da çıkan makaleleri, cephedeki askerlerin maneviyatını güçlendirmek için okunmadı mı? Bunları merak ediyor okuyucu! Ahlaki yapıyı anlatmak ve anlamak için </span>Allport’a mı ihtiyacı var?<span style="font-size:12.0pt"> Kendi bilge şahsiyetleri varken. Madem tarihten ahkâm kesiliyor, şu sorunun özellikle cevaplandırılması okuyucunun hakkı olduğunu düşünüyorum. Tabi, bağlı olunan yerler açısından bir endişesi yoksa! M. Kemal’ın Milli Mücadele için yanına çağırıp mücadele etmesini istediği Mehmet Akif, neden Mısır’a gitti ve on küsur yıl orada kaldı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:12.0pt">Gelelim İskilipli Atıf Hoca meselesine. Evvel emirde şunu ifade edelim ki bir müminin bir mümin hakkında yegâne düşüncesinin hün-ü zan üzere olmasıdır. Onun hakkında verilen/getirilen haber için C. Allah’ın emri son derece açıktır: <span style="color:#1d1b11">“</span></span><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, <strong>yoldan çıkmışın biri</strong>, size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” (Hucurât Suresi 6. Ayet)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Bir haberle ilgili olarak bu kadar titizlenmeyi emreden İslam, bir mümini, işkembe-i kübrasına dayandırarak onu dinin dışında tutmaya kalkışırsa, biline ki iki kişiden biri mutlaka dinin dışında olacaktır. Bu dinin elçisi buyuruyor ki; “"Herhangi bir Müslüman, diğer bir Müslümanı tekfir ettiğinde o kâfirse kâfirdir, değilse kendisi kâfir olur." (Ebu Dâvûd).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Bu ölçüleri göz önünde bulundurarak şu durumu anlayabiliriz: Eğer Atıf Hoca, gerçekten bu vatanın ve bu milletin aleyhine düşmanla iş birlikteliği yapmışsa, onun hükmü bellidir. Ama kendi heva ve heveslerimize uyarak kıytırık/zırva bilgilere veyahut dedikodulara dayanarak hiçbir araştırma yapmadan Müslüman biri tekfir ediliyorsa bilinsin ki tekfir edenin hesabı zordur ve ahiretteki yerine şimdiden hazırlansın. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#1d1b11">Hatasını anlamak yerine, “</span></span>tarihsel perspektif, <strong>bir kişinin sadece bir risale yazmış olmasından ziyade</strong>, <strong>ülkenin varoluş mücadelesi verdiği bir dönemde hangi safta yer aldığına ve toplumsal birliği bozucu faaliyetlerde bulunup bulunmadığına bakmayı gerektirir</strong>” dediği konuda ifade etmeye çalıştığımız gibi pek çok tarihçinin yazdığını göz ardı ederek böyle bir isnatta, daha doğrusu bir itham ve iftirada bulunmanın yegane açıklaması, “Dış güdümlü dindarlık anlayışının en çarpıcı tezahürlerinden biri” kendisinin olduğunu, kendi ifadesiyle ortaya koymuş olmaktadır</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Diğer taraftan İskilipli ’ye yapılan itham ve iftira kesmemiş olacak ki, tarihi gerçeklik olarak bu konuda araştıran ve yazanları da aynı kefede değerlendirdiği görülmektedir. Hem de “<strong>Ali Şeriati’</strong>nin; ‘Eğer bir yerde yangın varken birisi sizi namaza çağırıyorsa, o hainin davetidir’ şeklindeki ifadesi, bu çarpık dindarlık algısını deşifre eden en net eleştirilerden biri” olduğunu söyler. Devamında; “Memleket işgal altındayken, bağımsızlık için canını ortaya koyanlara <strong>karşı fetva verenleri</strong> <strong>veya işgal güçleriyle iş birliği yapanları</strong> destanlaştırmak, dini değerlerin ahlaki özünden koparılarak siyasi bir kalkan olarak kullanıldığını göstermektedir” diye pervasızca ve bağlamından kopararak bu cümleleri kurabilmektedir. Bilmez ki merhum Sütçü İmamının da, kurtuluş mücadelesinde Ali Şeriati gibi davrandığını. Hangi Müslüman, yurdu istila edilirken namazı veya başka bir nüsuku öncelemiştir. Bu yapılan ve söylenenin, işine geldiği gibi meseleyi çarpıtmanın adı olsa gerektir. &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Maalesef, Amerika’da Conilerin kucağına oturmuş, bu milletin ve ülkenin düşmanı Feto’nun fiiliyat ve söylem tarzını içselleştirmiş bir zihniyetin yansımalarını burada da görmekteyiz.&nbsp; Kendisi de, Amerika’dan olay ve olguları böyle görüyor, daha dorusu görmek istiyor ve öylece değerlendirip yorumluyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak şunu diyebiliriz: Bir kimsede, eğer ilim/bilim haysiyeti ve onuru varsa, itham ve iftira etmeden her söylediğini ve yazdığını belgelere dayandırarak ortaya koyması,&nbsp; insani, vicani ve ahlâkî bir gerekliliktir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mademki Âşık Yunus’un bir söylemi dayanak alınmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">O zaman bize düşen de onun dörtlüğüyle yazımızı noktalamaktır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">“Derviş Yunus bu sözü</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp; Eğri büğrü söyleme</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp; Seni sıgaya çeken</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp; Bir Molla Kasım gelir”</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:37:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/fbd0622ed1f9e044d6730f0fd2440b53.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
