<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>VİCDAN MİRAS KALMAZ ...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vicdan-miras-kalmaz-7780</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vicdan-miras-kalmaz-7780</guid>
                <description><![CDATA[VİCDAN MİRAS KALMAZ ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;VİCDAN MİRAS KALMAZ ...</span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanlıktan çıkıp sonu bekleyenler için yazıyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapısı çalınmayanlar için.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;“Senin annen, sen bak” denilenler için. “O senin baban, ben geçen ay baktım” diye gün sayılanlar için.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ömür sırtında taşıdılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev yaptılar, tarla aldılar, bilezik bozdular okuttular.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hasta oldular, belli etmediler. Borçlandılar, çocuk duymasın dediler. Sonra yaşlandılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güçleri gitti, sözleri geçti sayılmaya başladı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce laf arasında başladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Anne çok unutuyor artık.” “Baba tek başına yapamaz.” Sonra kardeşler oturdu masaya. Masada anne yoktu, baba yoktu. Konu onlardı ama onlar yoktu. “Senin evin müsait, sen al.” “Benim işim var, sen bakacaksın.” Anneden babadan bahsetmiyorlar da, eşyadan bahseder gibi konuştular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra miras kavgası girdi araya. Tapu kimin üstüne? Tarla kaça bölünecek? Ev satılsın mı? Hasta yatağındaki adamın daha nefesi var, ama mirası paylaşıldı bile. Annenin bilezikleri sayıldı, babanın emekli maaşı hesaplandı. “Sen çok yedin zaten” dendi. “Hakkımı helal etmem” dendi. Helallik, adam ölmeden istendi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evleri ellerinden alındı bazılarının. “Biz bakalım sana, imza at, uğraşma” dediler. İmza attı. Ertesi gün eşyaları kapının önüne kondu. “Huzurevi daha iyi bakılırsın” dendi. Huzurevi de olmadı, köydeki eski eve tek başına bırakıldı. Sobayı kendi yaksın, yemeği kendi yapsın. Yapamadı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastalanınca yük oldu. Altı bağlanacak dendi, yüz ekşidi. Doktor parası lazım oldu, “Kimin sırası” kavgası çıktı. Biri getirdi, ötekinin kapısına bıraktı. “Benim çocuklar rahatsız oluyor” dedi. Öteki aldı, bir hafta sonra kardeşini aradı: “Al artık, ben bakam.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram geldi. Torunlar el öpmeye gelmedi, mal paylaşımı bozulur diye. Kandil geçti, telefon çalmadı, eski defterler açılır diye. Cenazede buluştular ama. En önde ağladılar. En çok onlar yandı. Tapu dairesine gitmeden önce.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanlıktan çıkıp sonu bekleyenler, en çok insan kalanlardı. Verdiler, istemediler. Yaptılar, başa kakmadılar. Şimdi bir koltukta oturup duvarı seyrediyorlar. Duvar konuşmuyor. Kapı çalmıyor. Çocuklar gelmiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bu yazı “onlar” için değil. Bu yazı biz. Yarın biz olacağız. Bugün annemizi kardeşimize itelersek, yarın bizi de çocuklarımız birbirine iteler. Bugün babamızın maaşını sayarsak, yarın bizim üç kuruşun hesabını yaparlar. Bugün miras için kapı çalarsak, yarın kapımız çalınmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlıktan çıkmak, yaşlının kaderi değil. İnsanlıktan çıkmak, evladın tercihi. Sonu bekleyen onlar değil. Sonu hazırlayan biziz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anne, evlat doğururken huzurevi hayali kurmadı. Bir baba, oğlunu okuturken “bir gün atar mı” diye düşünmedi. Biz bozduk sırayı. Önce saygıyı öldürdük, sonra sevgiyi, sonra insanlığı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün bir el tut. Sıra deme. Hesap yapma. “Senin annen” deme. “Bizim annemiz” de. Miras konuşulacaksa, önce vefa paylaşılsın. Ev bölünecekse, önce vicdan bölünmesin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü sonu bekleyen bir anne varsa, o son hepimizin sonu. Utanarak biter, ağlayarak değil. Toprağa verdiğin ana babanın ardından döktüğün gözyaşı, sağlığında tutmadığın elin hesabını silmez. Musalla taşında “hakkınızı helal edin” demek kolay. Zor olan, hayattayken helallik almaktı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutma, yaşlılık bulaşıcı değildir ama. İnsafsızlık bulaşıcıdır. Bugün senin yaptığını yarın senin evladın yapar. Sıra sana gelir. Kapın çalınmaz. Telefonun susar. Ve anlarsın. O zaman çok geç olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vicdan, miras kalmaz. Ya vardır, ya yoktur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:15:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UNUTULMAYAN HOCAMIZA!</title>
                <category>Nizamettin DURAN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutulmayan-hocamiza-7779</link>
                <author>nizamettinfacebook@facebook.com (Nizamettin DURAN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/unutulmayan-hocamiza-7779</guid>
                <description><![CDATA[UNUTULMAYAN HOCAMIZA!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>UNUTULMAYAN HOCAMIZA!</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1968 yıllında Antakya İmam-Hatip Lisesi, Ortaokul 1. Sınıfta Türkçe hocamızdı. Sanırım mesleğinin ilk yıllarıydı.&nbsp; Genç, dinamik, ilgili, mütevazı ve hayat doluydu. Sevmiştik onu. Ancak kısa bir dönem sonra her öğretmen gibi o da tayini sebebiyle bizden ayrılmıştı. Öğrenciler de büyümüş, önce eğitim-öğretim için, sonra da memuriyet dolayısıyla her birimiz bir yerlere gitmiştik. Yıllar sonra, çok yakın bir zamanda Karadeniz’in bir ilçesinde mahalli bir gazetede yazılar yazdığını gördüm. Kendisini arayarak hal hatırını sordum. Yazılarını sınıfta dersini dinlercesine dikkatle ve iştiyakla okumaya başladım. Yazılarının konuları daha çok güncel olaylarla ilgiliydi. Zaman zaman siyasete girmekte, zaman zaman da dinî konulara da el atmaktaydı. Tabi analiz ve yorumlarını, hep kendi bakış açısına ve ideolojisine göre yapmaktaydı. Siyasî ve dinî konularda kaleme aldığı yazılar, ciddi eleştirilere maruz kalınca, gazete yönetimi yazılarına son vermek durumunda kalmıştı. Sonuçta başka bir gazeteye geçmişti. Aslında hocamız belli bir yaşta olmasına rağmen düşüncesi doğrultusunda özveriyle yazılarına devam ediyordu. Ancak yazıları, genellikle onun iç dünyasını ve bakış açısını yansıtmakta idi. Bu da dikkatli bir okuyucunun gözünden kaçmıyordu. Bu durumu fark edince, ben de öğrencisi olarak onunla hasbihal ediyormuşçasına şu satırları kaleme aldım:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Muhterem hocam, bunca birikiminiz ve bunca tecrübeniz varken sizin gibi aydın/münevver, güngörmüş biri, nasıl oluyor da siyasete bu kadar angaje olabiliyor? Yazılarınızı okuyanlar sizi, Ana muhalefetin Karadeniz temsilcisi zanneder. Esasen ister iktidar, isterse de muhalefet olsun size yakışan konulara objektif bakmak, olay ve olgular karşısında adil olmak ve değerlendirmek olmalı değil mi? İdeolojilere kapılma ve o çerçevede hareket etme, yeni yetme gençlerin heyecanla kapılabilecekleri bir akım veya akımlar değil midir? Bu hususta merhum Cemil Meriç; kaypaklığıyla ön plâna çıkan ideolojilerin, kinlerimize takılan maskeler olduğunu söyler…<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><span style="font-size:11.0pt">[1]</span></a> &nbsp;Yine, ideoloji için, “mefhumun kendisi kaypak ve karanlık”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title=""><span style="font-size:11.0pt">[2]</span></a>tır, der.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında dindarları; özelde Müslümanları hedefe oturtarak din hakkında, daha açıkçası İslam dini hakkındaki olumsuzluğu gaye edinen bakış açınız ve yorumlarınız, affedilir gibi değil! Hatırlarsanız, sizinle yazıştığımız bir yazıda şu hususa dikkat çekmiştim: &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Herkesin; tabir caizse önüne gelenin ahkâm kestiği iki alan var; biri <strong>sağlık</strong>, diğeri de <strong>din</strong>dir. Herkes hekim herkes din âlimi. Kader konusuna çarpık yorumlar getirmek yeni bir hadise değil, öteden beri dile getirilen ve türkülerle işlenen bir mevzudur bu. Mesela, ‘Felek, zalim Felek!’ diye dile getirilen bir türküde, bu tür bir yaklaşım ifade edilmektedir. Sorulsa; &nbsp;kader nedir, kaza nedir, kaç çeşit kader vardır ve insanın kader karşısındaki sorumluluğu nedir diye, acaba ne cevap verilir?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şimdi de son yazınıza bakalım. Yazıda, dini, kitabı yani Kur’an-ı Mübin’i sorgulayan ve bu sorgulamayı Yaratıcıya kadar götüren yaklaşım ve anlayış ve hatta inanış hâkim. Sorgulama, ehlince ve yerinde yapılırsa buna kimin itirazı olabilir? Sorguladığınız Yüce Allah’ın pek çok ayetinde; düşünmeyi ve sorgulamayı hatırlatmaktadır. Düşünmeyen, akletmeyen ve sorgulamayanı uyardığı görülmektedir: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="color:#0a0a0a">"Körle gören, inanıp iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. <strong>Ne kadar az düşünüyorsunuz</strong>!"</span><span style="color:black">(</span><span style="color:#0a0a0a">Mü'min,58)." O (Kur'an), bir kâhin sözü de değildir. <strong>Ne kadar az düşünüyorsunuz</strong>!"</span><strong><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#0a0a0a"> (</span></span></strong><span style="color:#0a0a0a">Hâkka, 42).</span><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:#003366"> “</span></span><span style="color:#0a0a0a">Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. <strong>Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız</strong>?” Enbiya, 10), “Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? <strong>Artık siz düşünmez misiniz?</strong>” (Nahl, 17.)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="color:#0a0a0a">Şimdi bir öğrencinizi düşünün, sözlüye kaldırmış, sorduğunuz soruya kel alaka cevaplar veriyor. Konuyu bilmiyor; bilmek için de zahmet buyurup okumamış ve araştırmamış, ama sözlüde sizi şaşkına çevirecek açıklamalar yapıyor. Bu durumda bu öğrenci geçer not alır mı? Örnekleyecek olursak, siz</span> <span style="color:black">Akif’i soruyorsunuz ve ondan İstiklal Marşını yahut Çanakkale Şehitlerini okumasını istiyorsunuz, öğrenci size T. Fikret’in&nbsp; </span><em><span style="color:black">“Bir lahza-i Taahhur-Bir anlık gecikme”</span></em><span style="color:black"> adlı şiirini okuyor: </span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:38px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">“Ey şanlı avcı, damını bîhûde kurmadın</span></span></span></p>

<p style="margin-left:38px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Attın... fakat yazık ki, yazıklar ki vuramadın.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ....................</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Bir halkı çiğnemekle bugün eğlenen denî</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir lahza-i taahhura medyun bu keyfini.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yetmedi, o da Kur’an’a olan düşmanlığını dile getirerek kinini ve nefretini belirtiyor: <strong>‘Tarih-i Kadim’</strong> manzumesinde Kur’an’a dair yazdığı şu beytinden anlaşılmaktadır; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-size:10.5pt">Yırtılır ey Kitab-ı Köhne yarın</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Maktel-i fikr olan sahifelerin”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Ey köhnemiş Kitap! Düşünceleri katleden sayfaların bir gün yırtılır)&nbsp;&nbsp; </em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kur’an-ı Kerim’e yapılan bu hakaret, <strong>M. Akif</strong>’i çok kızdırmış ve Fikret’in Robert College’deki hocalığını ima ile şu beyti yazarak onun kişiliğini anlatır: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-size:10.5pt">Şimdi Allah’a söver, sonra biraz bol para ver </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hiç utanmaz Protestanlara zangoçluk eder.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title=""><span style="font-size:10.5pt">[3]</span></a> </span>&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yani dememiz o ki öğrenci, tabir caizse hâlâ bildiğini okuyor! Değil cevap vermek, daha soruyu bile anlayamamış ya da kastı mahsusayla içindeki kusuyor. Bu durumda bu öğrenci sizden geçer not alır mı? Bu, tefekkür etmeyi hakkeden bir soru değil mi? Branşı ve uzman alanı olunmayan konularda, serdedilen düşünceler üzerinde, önümüzdeki yazıda hasbihal edeceğiz inşallah.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şimdiki durumu özetledikten sonra biz kaldığımız yerden maziye dönerek hocamızla hasbihalimize şu girizgâhla devam ediyoruz: &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ah hocam ah, yazılarınızdan, Antakya’da olduğu gibi oturup temel değerler çerçevesinde kafa kafaya vererek dertleşeceğiniz, hayati konuları mübahase edeceğiniz kimselerin olmamasının sıkıntılarını yaşadığınız anlaşılıyor. Hani iki arkadaş oturmuş, biri sürekli konuşuyor, diğeri de sürekli kafa sallayarak onu onaylıyor. Yarım saat geçmiş, durumda değişiklik yok, hep aynı. Konuşan arkadaş, durumu fark eder ve arkadaşına çıkışır; “Be birader, sen de bir cümle kur da iki kişi olduğumuz anlaşılsın.” </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kaleminden çıkan satırlar, beni ta ortaokul birinci sınıfa götürüyor ve çok değerli hocamın sesi, anlatışı ve üslubu gözümün önüne geliyor. Bizi yetiştirmek için sarf edilen o kutsal çaba, bizleri hayata bağlamak konusunda diri tuttuğunu hatırlıyorum. Daha önce de ifade etmiştim; çok değerli muhterem hocamızın defterimize yazdırdığı o güzel şiirlerdeki güzel dizeler hala hafızamızda. Mesela, merhum Yavuz Bülent Bakiler‘in şu şaheser dizeleri hepimizin belleğindedir:</span></span></p>

<p style="margin-left:47px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ÖLMEK</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Çağırırsın bir gün beni de ölüm</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Ansızın vurabilirsin kapıma</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">İster istemez gelirim:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir güzel kadına, bir güzel kıza</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Arkamda bir yığın sevap ve günah</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Belki bir gece yarısı, belki bir sabah...</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Çeşmeler daha türkülü, ırmaklar daha gümrah</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Akarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bütün kaygılarımdan arma arına</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bilmem ki çıkar mıyım, çıkmaz mıyım yarma</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Kızımın resmi için odamın duvarına</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir çivi çakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Yüreğim çepeçevre, damar damar gam</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Ah bu derdi yazmakla, çizmekle anlatamam</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Evimin lâmbasını belki bir akşam</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Yakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Düşündüm musalla saltanatımı</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">En son bineceğim tahta atımı</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir ayna önünde kravatımı</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Takarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Çağırırsın bir gün beni de ölüm</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Ansızın vurabilirsin kapıma</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">İster istemez gelirim:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bir güzel kadına, bir güzel kıza</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:10.5pt">Bakarken ölebilirim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir de Türk çocuğunu bilinçlendirme anlamında defterimize yazdırdığı “Aydın Kimdir?”, “Milliyetçi Kimdir?” düz yazılarıyla… bize kazandırdığı bir ruhtu. Ciddiyetiyle, samimiyetiyle ve dahi güçlü maneviyatıyla bize örnekti. Maneviyatıyla diyorum; bunu merhum Akif’i anma gününde gözyaşlarını tutamayarak salondan çıkışıyla ortaya koymuştu. Haksızlığa tahammül edemez, Akif gibi hakkı haykırırdı; adeta Peygamberimizin "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünü şiar edinmişti. Biliyor ve inanıyordu ki haksızlığı bile isteye işleyen, değil Müslüman, insan bile olamazdı. Şu hususu özellikle ifade etmek isterim ki, adalet için yapılması gerekeni yapardı. Eşeğin suçunun günahını semerinden çıkarmazdı… Sözgelimi dini konularda; Müslüman bireylerde gördüğü hatayı dine yani İslam’a yüklemezdi..</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ondan aldığımız en büyük hayati ders, suçun ve günahın şahsiliğini unutmamak ve birbirine karıştırmamaktır. Yani bir yanlışı bir hatayı genelleştirmemenin gerekliliğidir. Hatanın ve suçun sahibi kimse, o hata ona irca edilmelidir. O hatayı ve dahi günahı başkasına, başka yerlere irca etmek doğru olmadığı gibi, sorumluluğu da büyüktür. Şunu da öğrendik ki haksızlığa karşı tavır almak elbette ki kendini insan bilen her bir varlığın birincil görevidir. Özellikle o, eğitimci olan birinin vatanını, milletini seven ve milletinin değerlerine kıymet veren ideal bir nesli yetiştirme konusunda nasıl olması gerektiğinin canlı örnekliğini gösteren modeldi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İşte biz, o hocamızı arıyoruz… Onun yalnız olmadığını, diktiği fidanların koca koca çınarlar olduklarını bilmesini canı gönülden dileriz…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Muhterem hocamıza en derin kalbi sevgi, saygı ve dualarımızla sağlık, afiyet ve huzurunun daim olmasını diliyoruz. Rabbimiz seni; saygıdeğer hocamız seni, razı olduğu kullarından eylesin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ellerinden hürmetle öperek… Seni ve verdiğin emekleri hiçbir zaman unutmayan öğrencilerinden kucak dolusu selamlar..</span></span></p>

<div>&nbsp;
<div>
<p style="margin-left:19px; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:black"><span style="font-size:10.0pt"><span style="color:black">[1]</span></span></span></a><span style="color:black"> Cemil Meriç, <em>Sosyoloji Notları,</em> s. 43.</span></span></span></p>
</div>

<div>
<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="font-size:10.0pt">[2]</span></a> Cemil Meriç,<em>Umrandan Uygarlığa</em>, s.259,260</span></span></p>
</div>

<div>
<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="font-size:9.0pt"><span style="font-size:9.0pt">[3]</span></span></a><span style="font-size:9.0pt"> Fevziye Abdullah Tansel, <em>Mehmet Akif Ersoy, Hayatı ve Eserleri, </em>s.79</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:58:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/fbd0622ed1f9e044d6730f0fd2440b53.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-ayrilik-hareketleri-ve-ermeni-orgutleri-7778</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-ayrilik-hareketleri-ve-ermeni-orgutleri-7778</guid>
                <description><![CDATA[ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ</span></strong></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Giriş</span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni meselesi, 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü hedef alan, emperyalist devletlerin stratejik çıkarlarıyla harmanlanmış karmaşık bir dezenformasyon sürecinin odak noktası olmuştur. Tarihsel gerçeklikten koparılarak siyasi bir araç haline getirilen "sözde soykırım" iddiaları, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı uluslararası arenada bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Ancak tarihsel veriler ve devlet arşivleri, meselenin bir "katliam" değil, devletin varlığını korumak adına uyguladığı bir "güvenlik ve asayiş" operasyonu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti, bu konuda her zaman özgüvenli bir duruş sergileyerek devlet arşivlerini dünyanın tüm bilim insanlarına ve tarihçilerine açmıştır. Osmanlı arşivlerindeki milyonlarca belge, Ermeni komitelerinin Rusya ve diğer Batılı devletlerin desteğiyle nasıl bir silahlı kalkışma başlattığını, cephe gerisinde sivil halka yönelik nasıl bir mezalim uyguladığını ve Osmanlı Devleti’nin "Tehcir" (Sevk ve İskân) kararını hangi zaruri şartlar altında aldığını kanıtlamaktadır. Buna karşın, iddia sahiplerinin kendi arşivlerini kapalı tutması veya belgeler üzerinde seçici davranması, meselenin bilimsel değil, siyasi bir ajandaya hizmet ettiğini göstermektedir. Bu çalışma, Ermeni örgütlerinin kuruluş amaçlarını ve bu yapıların uluslararası güçlerle olan kirli ittifaklarını belgeler ışığında irdelemektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya'nın 1877 yılında Kafkasya'yı istilâsından sonra Çar'ın hizmetinde öncülük yapan Ermeni subayların Osmanlı İmparatorluğundaki Ermeniler'in birçoğu ile temas kurmaları ve bunların Os­manlı Ermenileri’ni devlete karşı kışkırtmaları, XIX. &nbsp;yüzyıldan itibaren Osmanlı imparatorluğuna gelmeye başlayan Amerikalı misyonerlerin&nbsp; gerek okullar vasıtasıyla, gerek konuşmalar yaparak etkiledikleri Ermeniler'in, çok geçmeden bir yan­dan menşelerini araştırıp bir yandan da millî duygularını geliştirmeye başlamaları, Amerika'dan Osmanlı İmparatorluğu’na gelen Ermeniler'in fesatçı hareketlere girişmeleri, Avrupa&nbsp; devletlerinin tahrikleri; büyük devletlerin&nbsp; Ermeni meselesini yaratmaları ve Ermeniler'i sistemli bir şekilde kışkırtmalar.&nbsp; Yukarıda gösterilen sebeplerle Osmanlı imparatorluğunda ba­ğımsız Ermenistan için, başlatılan isyanlar (1862'den itibaren) ne­tice vermemiştir Ermeniler’in Osmanlı imparatorluğu içindeki başarısızlıkları sonucu, meydan, &nbsp;yurt dışındakilere kalmıştı.&nbsp; Yurt dışındaki Ermeni hareketine iki grup hâkim olmuştur.&nbsp; Bunlardan birisi Fransa ve İsviçre'deki Ermeni öğrencilerinin 1887 yılında kurdukları Hınçak örgütü, diğeri ise Rusya'da Çar'ın, ülkesindeki radikalizmi yok etmek için uyguladığı baskılar sonucu dağılan Ermenileri birleştirmek amacıyla 1890 yılında kurulan Ermeni ihtilâl Federasyonu başka bir adıyla Taşnak örgütü idi.&nbsp; Bunların programlarındaki ortak özellikler şöyle belirtilebilir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Osmanlı topraklarına girerek, &nbsp;devlet memurları ile Ermeniler'e karşı fark gözetmeden saldırı yapmak,&nbsp;Tedhiş ve katliâmlar yapacak eylem grupları (gerilla grup­ları) kurmak, Böylece, büyük devletlerin müdahalesini sağlamak ve Müslûmanlar'ın kovulacakları veya öldürülecekleri altı Anadolu&nbsp;vilâyetinde&nbsp;bağımsız, sosyalist bir Ermeni Cumhuriyeti'ni gerçekleştirmek.&nbsp; Doğu Anadolu'daki Kürt Türkleri’ni kışkırtarak ve Ermeniler'e saldırtarak, Ermeniler'i devamlı olarak Osmanlı Hükümeti'nin acizliği karşısında dış güçlere başvurdurtmak, Rusya'nın politikasıydı.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edgar Granville, not 45'deki yazısında Rusya'nın Balkanları karıştırdıktan sonra Türkler ile Ermeniler’in arasım açmak için nasıl tertiplere ve tahriklere giriştiğini, Rus ve Ermeni kaynaklarına dayanarak taraf­sızlıkla ortaya koymuştur. Çarlık Rusya’sı ajanlarının Kürt Türkleri arasında, onları Osmanlı Devleti'ne ve Ermeniler'e karşı kul­lanmak için nasıl faaliyet gösterdiklerini, Musul'daki bir Fransız dîn misyonu başının Paris'teki dostlarına anlattığı ilginç olaydan vermek­tedir:"... Abdülhamit’in gözde adamlarından biri olan fakat sayı­sız haydutlukları yüzünden İttihatçılar tarafından ölüme mahkûm edil­diği halde yakalanamayan bir Kürt paşasının oğlu Abdürrezak adlı biri Rusya'nın hizmetine girerek Kürtler arasında tahrikçilik yapmağa koyulur.&nbsp; Çarlık politikası adına hareket eden elebaşıların Türk adale­tinden korkmadan ellerini kollarını sallayarak dolaşabildikleri Tiflis ve Urmiye Gölü arasındaki bölgede bu sırada, bir Rus müdahalesinin hazırlıkları için devamlı gidiş gelişler olmaktadır. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeniler, &nbsp;doğu Türk vilayetlerinde Islâhat ya­pılması meselesinin antlaşmalara girmiş olmasını, &nbsp;amaçlarına doğru atılmış bir adım olarak gördüler, amaca&nbsp;daha çabuk varmak için de, Avrupa'nın birçok şehir ve kasabalarında Türkiye, Kafkasya ve Mısır'da bir takım&nbsp;müesseseler kurdular.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayastefanos Antlaşmasının Rusya, İngiltere ve Avusturya-Macaristan arasında tadil&nbsp;edilmesi konusunda anlaşmaya varılması üzerine Berlin'de yeni bir kongre toplanmış ve bu kongre sonunda da Ayastefanos Antlaşması yerine yeni bir antlaşma imzalanmıştır. &nbsp;Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşmasında da&nbsp;Ayastefanos Antlaşmasında olduğu gibi "Ermenilerin oturmakta bulunduğu Anadolu&nbsp;vilayetlerinde yeni bir idare tarzının kurulması ve Ermenilerin Kürtlerle Çerkezlere karşı korunması" şeklindeki hüküm bu kez "yeni bir idare tarzının kurulması" şeklindeki ifadeyle ayrı bir yurt sürecinin başlamasına neden olmuştur. &nbsp;Böylece 19. yüzyılın ortalarından itibaren Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Ermenileri üzerindeki emelleri, rekabetleri ve tahrikleri, &nbsp;Ermeni Patrikhanesi, kiliseleri ve komitelerinin de yoğun faaliyetleri sonucu Ayastefanos ve Berlin&nbsp;Antlaşmalarıyla uluslar arası bir niteliğe bürünmüş ve "Anadolu Islahatı" adı verilen bir anlayışla Ermeniler lehine müdahale kapısı aralanmıştır.. 1878 yılından itibaren Osmanlı topraklarında genelde ihtilâlci nitelik taşıyan&nbsp;Ermeni örgütlerinin kurulması da bu uluslar arası desteğin bir sonucudur. "<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn1" name="x__ftnref1" title="#x__ftn1">[1]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenilerin Osmanlı Devleti'nden ayrılma isteğinin ilk açık belirtisi 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonunda ortaya çıktı.&nbsp; Gerçekten, Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan, Türklerin kahramanca direnişini Plevne'de kırdıktan sonra Yeşil­köy'e kadar ilerleyen Rus ordusunun başkumandanlık karargâhına gitmiş ve Rus&nbsp;Çarı'nın himayesinde Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasını teklif et­miştir.&nbsp; Patriğin teklifi Rusya'nın menfaatine uygundu. &nbsp;Bu sebepledir ki, 1878 Mar­tı'nda imzalanan Ayastefanos Adlaşması’nın 16. maddesi Doğu Anadolu'da Er­menilerin oturduğu yerlerde ıslâhat yapılmasını şart koşuyordu. Antlaşma yü­rürlüğe girmemiştir.&nbsp; Çünkü, &nbsp;Rusların Osmanlılara karşı kazandığı zafer Yakın Doğuda devletlerarası dengeyi bozmuştu.&nbsp; İngiltere'nin müdahalesi neticesinde&nbsp;1878 Haziranı'nda toplanan Berlin Kongresi, bir ay süren çetin müzakereden son­ra, 13 Temmuz 1878'de, Berlin Barış Adlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi. &nbsp;Osmanlı Devleti'ne daha az fedakarlık yükleyen bu antlaşmasının 61. maddesi;"Babıâli, ahalisi Ermeni bulunan eyalâtda ihtiyacat-ı mahalliyenin icab ettirdiği&nbsp;Islâhatı bilâtehir icra ve Ermenilerin... &nbsp;huzur ve emniyetlerini temin etmeği taahhüd&nbsp;eder ve ara sıra bu babda ittihaz olunacak tedâbiri devletlere tebliğ edeceğinden, düvel-i&nbsp;müşarünileyhin tedâbir-i mezkûrenin icrasına nezaret eyleyeceklerdir "hükmünü getiriyordu. &nbsp;Ermeniler, Doğu Anadolu'da müstakil bir devlet kurmak hayaliyle, Avru­pa ve Amerika'da teşkilatlanarak yoğun propaganda faaliyetine giriştiler.&nbsp;&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn2" name="x__ftnref2" title="#x__ftn2">[2]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1916 (1332) yılında İstanbul’da, Matbaa-i Orhaniye'de basılan "Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekât-i İhtilâliyesi, İlân-i Meşrutiyetten Evvel ve Sonra" isimli eserde Ermeni Komiteleri ve bunların dış bağlantıları ile ilgili su tespitlere yer verilmektedir: "... Devlet-i Aliyye'nin müskilâti hâriciye ve dâhiliyeye mâruz kaldığı zamanlar-dan başlayarak, bilhassa 1293(1877-78) Osmanlı ve Rus Harbi'nden sonra akd olunan Ayestafonos Muâhedesinin 16. &nbsp;ve Paris Muâhedenâmesi'nin 61. maddesi ile ihdas edilen Ermeni meselesi, bundan sonra her fırsattan bilistifâde ileriye sürülmüş ve gâh şiddetini kaybetmek ve gâh hükümet-i Osmanniy'ye karşı bir vesile-i mütâhele olarak kullanılmak sûretiyle son zamanlara kadar gelmiş ve Balkan Harbi'nden sonra ise en hadd ve müzmin devresine girmişti. "Hınçak" (Hintchak), "Tasnaksutyun (Tachnaktzoutioun), Ramgavar ve Ramgazmiyal Hınçak isimleri ile mahiyyet-i siyasîy-yeyi ve Parekorzagon (Pare-Kourzagan), &nbsp;Miyasal (Miatzial) ila-âhirihi namları ile gûyâ tesebbusat-i hayriyyede bulunmak, refah-i millîyi temin ve tehvin etmek makaasid-i zâhiresiyle teesüs eden ve hakikat-i hâlde diğerlerinden hiçbir farkı olmayan ve bir kısmı selâmet-i fikrden mahrum müfrit milliyetperver ve kısm-ı âzâmi ve bilhassa Rus, İngiliz ve Fransız paralarıyla satın alınmış yurtsuz, &nbsp;vatansız serserilerden terekküp eden bu komitelerin tarihî kırk-elli seneden beri geçirdiği sahafat, &nbsp;gerek hükümet-i Osmaniyye'ye ve gerek kendi hemcinslerine karşı bile pek müstekreh ve ayni zamanda feci vakayı ve cinâyat ile mal-a-maldır.... "&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn3" name="x__ftnref3" title="#x__ftn3">[3]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni hareketlerinin başlangıcı sayılabilecek 1860 yılında sözde Kilikya’yı kalkındırmak amacıyla önce bir "Hayırseverler Cemiyeti", daha sonra "Fedakârlar Cemiyeti" kuruldu.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn4" name="x__ftnref4" title="#x__ftn4">[4]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1872'de Van'da kurulan İttihat ve Halas cemiyeti, Rusya’nın himaye ve müdahalesi altında kuvvet­lenmek amacındaydı.&nbsp; Osmanlı Devleti yönetiminde yaşayan Ermenilerin ilk ulusal hareketlerinin başlama tarihi 1860 yılı olarak kabul edilebilir.&nbsp; Bu tarihte sosyal amaçla kurulmaya başlayan dernekler, &nbsp;sonradan kurulan ve dış kışkırtma ve yardımlarla Türk Ermenilerin devlete karşı ayaklandıran komitelerin İlk belirtileri ve çekirdekleri olmuştur.&nbsp; Bu yüzden komitelerden önce bu dernekleri kısaca incelemekte yarar vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konuda ilk dernek, &nbsp;1860 tarihinde Adana'da kurulan Hayırsever Cemiyeti olup, &nbsp;amacı Kilikya'yı yükseltmekti.&nbsp; Bunu Fedakârlar Derneği izlemiştir<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn5" name="x__ftnref5" title="#x__ftn5">[5]</a>.&nbsp;1870 ve 1880 yılları arasında Van'da "Ararat", Muş’ta "Mektep sevenler" ve Adana bölgesinde "Kilikya" cemiyetleri kurulmuş ve bu dernekler 1880 yılında "Ermenilerin Birleşik Cemiyeti" (Miyasiyal Enikerotyon Hoyotis) adı altında birleştirilmişti. Yine bu dönemde Van'da; Rusya’nın himayesiyle "İttihat ve Halâs", Erzurum'da "Silâhlılar" cemiyeti, "Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti", Van'da "Karahaç" cemiyeti, "Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti", &nbsp;İstanbul’da "Ermeni Vatanperverler İttihadı", Erzurum'da "Surayiâli" ve daha sonra bu derneğin ismi değiştirilerek "Müdafî Vatandaşlar" cemiyetleri kurulmuştur. 1890 yılında İstanbul’da da "Yıldırım" (Sant) İhtilâli Derneği ve "Kurban" ismindeki bir diğer dernek faaliyet gösteriyordu.&nbsp; Bu derneklerin kurucuları genellikle Türkiye Ermenileri'nden daha çok Kafkasyalı Rus uyruklu Ermenilerdi.&nbsp; Bütün bu derneklerin ortak amacı Doğu Anadolu vilâyetlerinde okullar açarak evvelâ gençleri aydınlatmaktı; Osmanlı yöneticileri ise bu bakımdan derneklerin örgütlenmelerini hoş görüyor ve bunları Ermeni vatandaşların "doğal hakkı" olarak kabul ediyor ve bunların kamu düzenine aykırı bir tutum takınacaklarını düşünmüyorlardı.&nbsp; Ancak bu dernekler; "dışardan" gördükleri yardımlar ve kışkırtmalarla Ermeniler'i Osmanlı Devleti'ne karsı ayaklandıran komitelerin ilk "nüveleri" olmuşlardı.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn6" name="x__ftnref6" title="#x__ftn6">[6]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunların, &nbsp;yanında, yalnız ihtilâl amacıyla kurulan cemiyetler de vardı. 1878'de Van'da kurulan Karahaç Cemiyeti, Amerika'daki Clu Clux Clan benzeri bir örgüttü. 1881'de Erzurum'da kurulan Anavatan Müdafileri Ce­miyeti de Ermenileri silahlandırmayı amaçlayan ihtilâlci bir teşekküldü.&nbsp; Türkiye’de 1880'den itibaren kurulan cemiyetler ve komiteler ihtilâl amaçlıdır.&nbsp; Bu kuruluşlarda Rusya'dan gelen Ermeniler en büyük rolleri al­dılar.&nbsp; Söz konusu cemiyetlerin faaliyetleri Tiflis'ten yönetilir, silah, cephane sağlamak için gereken paralar da buradan gönderilirdi.&nbsp; Cemiyet mensuplarınca ihtilâl ve bağımsızlık fikirleriyle duyguları kö­rüklenen Türkiye Ermenileri, faal propagandaya girişmek üzere Kafkasya’ya geçiyorlardı.&nbsp; Muhacir Ermeniler ve Türkiye'deki Ermenilerin tam bir ihtilâlci olarak yetişmeleri için Rus askerî elemanları özel görevle çalıştılar.</span></p>

<h5><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak</span></h5>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak (Çan Sesi) Komitesi, &nbsp;aslen Kafkasya Ermenilerinden Rus uyruklu Avedis Nazarbeg ile karısı Maro ve Kafkasyalı diğer öğrenciler tarafından 1886 yılında İsviçre'de kurulmuş ve komitenin düşüncelerini yaymak için de, yine Hınçak isminde bir gazete çıkarılmıştır.&nbsp; Bu komitenin başında ve üyeleri arasında çoğunluğu yine Rus uyruklu Ermeniler bulunmaktadır.&nbsp; Bu komite, kendisine çalışma bölgesi olarak Doğu Anadolu'yu seçmişti; bir zaman sonra komite merkezi, İsviçre'den Londra'ya götürülmüştür.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn7" name="x__ftnref7" title="#x__ftn7">[7]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak Komitesinin programı, Sosyalist, &nbsp;Marksist ve Merkeziyetçidir; Karl Marks'ın ilkeleri, temel olarak benimsenmiştir.&nbsp; Bu komite üyeleri, kendilerine sosyal demokrat dedikleri halde, siyasal programları tamamen bir komünist manifesto niteliğindedir. Komite, 1890 yılında merkezi İstanbul'da olmak üzere Osmanlı ülkesinin diğer vilayetlerinde de şubeler açmış ve bu suretle, örgütlenerek çalışmalarına başlamıştır.&nbsp; Bu komitenin ana politik amacı, Türkiye'deki Ermenileri Türklerden; İran Ermenilerini İranlılardan ve Rusya Ermenilerini de Ruslardan kurtarmak; sonra da, bütün bu memleketlerdeki kapitalistleri temizlemektir.&nbsp; İşçi ve üretici sınıf, insanlığın büyük bir çoğunluğunu kapsar.&nbsp; Bu sınıfın sermaye sahibi, zengin ve egemen bir azınlık tarafından sömürülmesinden kurtarılması, üreticinin bütün üretim kuvvet ve araçlarına, &nbsp;toprağa, &nbsp;fabrikalar, &nbsp;madenlere, ulaştırma vasıtalarına sahip olmasıyla gerçekleşir.&nbsp; Üretici sınıfın bağımsızlığı, bütün insanlığın kurtarılması, &nbsp;genel ve ekonomik ferahlık demektir. Bu amaca ulaşabilmek ve onu fiilen uygulayabilmek için, &nbsp;bütün uygar memleketlerdeki üretici sınıf, kendine özgü bir şekilde örgütlenmeli ve emrindeki genel politik olanakları harekete geçirerek, &nbsp;bütün ülkelerle birlikte komünist ihtilalini yapmalıdır.&nbsp; Bu sayede diğer sınıflar ortadan kalkar ve üretici sınıf, sosyalist bir düzen kurar.&nbsp; Bu kuruluşta halk, &nbsp;kendi kanunlarını kendisi yapar ve kudretini gösterir.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn8" name="x__ftnref8" title="#x__ftn8">[8]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünkü durumda Ermeniler, mutlakıyet idaresine bağlı sınıfların yönetiminde bulunuyorlar.&nbsp; Bunların yönetim, vergi ve maliye sistemleri, kendileri için yıkıcıdır.&nbsp; Onların çevresinde bir taraftan üretim kapitalist şekilleri uygulanırken diğer yönden devamlı olarak eski ekonomi ve yönetim şekilleri yok olmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Amacı ve Hedefleri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni sosyalist demokratları ve bütün Ermeniler için genel ve bütünü kapsayacak bir sosyalizm düzeninin sağlanması, uzak bir amaç olarak kabul edilmekte ve bu nedenle bütün eğilim ve uğraşılar, yakın bir hedef seçilmesini gerektirmektedir.&nbsp; İşte bu yakın hedef, &nbsp;sosyal demokrat Ermeni İhlalci Hınçak Partisi'ni oluşturmuştur.&nbsp; Bu yakın hedefler şunlardır:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal">
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İhtilal çıkarmak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mutlakıyet yönetiminin egemen sınıflarını yok etmek. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenileri kölelikten kurtarmak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Politik işlere karışmak için Ermenilere güç vermek. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekonomik ve kültürel ilerlemelerine etki yapan engelleri kaldırmak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşçi sınıfının istek ve eğilimlerini açıkça söyleyecekleri ortamı hazırlamak. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ağır çalışma koşullarını düzeltmek. &nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendilerine özel siyasi bir varlık halinde örgütlenmeleri için sınıf hakkında bilgi sağlamak.&nbsp;&nbsp;</span></li>
	<li><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın çalışmalarını kolaylaştırmak ve onların uzak hedeflere doğru ilerlemesine yardım etmek</span></li>
</ol>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bu düşüncelere uygun olarak Hınçak Komitesinin yakın hedefi, mutlakıyet yönetimlerini, sınıflarını yıkmak için çalışmak ve bunları demokrat, meşruti rejimlerle değiştirmektir.&nbsp; Bunun da ana koşulları şunlardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;Halkın temsili için, her kesim doğrudan doğruya oylarını kullanmak suretiyle yapılacak seçimle bir teşrii (kanun yapıcı) meclis kurulmalı.&nbsp; Bu meclis, memleketin politik ekonomik ve bütün işlerini ve kanunlarını inceleyerek bunlar hakkında karar verme yetkisine sahip olmalı.&nbsp; Vilayetlere geniş bir muhtariyet verilmeli.&nbsp; Halk için tam bir hürriyet sağlanmalı.&nbsp; Halk, hükümet memurlarını, kamu hizmetlerinde çalışan bütün şahısları, &nbsp;güvenlik memurlarını, eğitim ve adalet işlerinde çalışan memurlarını seçebilmeli.&nbsp; Milliyet ve sınıf farkı gözetmeden her reşit vatandaş gerek vilayetler ve gerek muhtar idareler için temsilci seçilmeye yetkili olmalı.&nbsp; Bütün vatandaşlar kanun önünde, &nbsp;milliyet ve din farkı gözetilmeksizin eşit olmalı.&nbsp; Basın, söz, vicdan, &nbsp;toplanma, &nbsp;dernek kurma ve seçim mücadelesi için tam serbestlik verilmeli.&nbsp; Her vatandaşın şahsı ve evi, &nbsp;saldırılara karşı korunmuş olmalı.&nbsp; Kiliseler, hükümetten ayrılmalı; bütün dini kuruluşlar, yalnız kendilerinden olan ve buralara devam eden şahısların yardımlarıyla varlıklarını korumalı.&nbsp; Bütün halk, askerliğini barışta milis örgütleri şeklinde yapmalıdır.&nbsp; Laik ve zorunlu bir eğitim düzeni uygulanmalı; hükümet, fakirlere yardım etmelidir.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın ekonomik durumunun ıslahıyla ilgili olduğu için, &nbsp;yukarıda sözü edilen siyasi hakları elde ederek o ilkelere dayanmak suretiyle aşağıdaki koşulların yerine getirilmesi gereklidir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Mevcut vergi sistemi kaldırılmalı, &nbsp;yerine belirli bir güç ve ödeme kabiliyetine göre ileri bir vergi sistemi konulmalı.&nbsp; Vasıtalı vergiler, tamamen kaldırılmalı.&nbsp; Köylüler, her türlü borçlardan kurtarılmalı.&nbsp; Halkın veya hükümetin yardımlarıyla ziraat makineleri sağlanmalı bunların kullanılması öğretilmeli ve bunlar halka verilmeli.&nbsp; Halk içinde ziraat ortaklıkları kurulmalı, bu ortaklığın amacı, ziraat ürünlerinin satışı, tohum, hububat ve benzeri gibi şeylerin satın alınması ve yönetimi olmalı.&nbsp; Her cins ulaştırma ve temas için araç sağlanmalı.&nbsp; Hükümet, çalışanların sömürülmesini önlemek için yardım etmeli ve bunları korumak için kanunlar çıkarmalı.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenilerin çoğunluğunun bulunduğu Türkiye Ermenileri ve onların yaşadıkları yerler, &nbsp;vatanımızın en geniş topraklarıdır.&nbsp; Ermeni çoğunluğunun davası, Berlin Antlaşması'nın 61. Maddesi ve diğer uluslararası koşulların gücüyle, bir hak durumuna gelmiş ve Avrupalı büyük devletler tarafından da tanınmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Programı</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlı imparatorluğunun siyasi, ekonomik ve mali düzensizliği, &nbsp;düşüşü, &nbsp;iflas etmiş durumu, &nbsp;iç karışıklıkları ve zelzeleye uğramış hali, Osmanlı hükümetinin yok olmasını zaruri ve kesin kılmış, diğer Avrupalı devletlerin etkileri de buna yardım etmiştir.&nbsp; Avrupa'daki Osmanlı topraklarının bir kısmının da sistemli bir şekilde parçalanarak diğer devletlerin eline geçmesinden ötürü aşağıdaki hususların sağlanması, tarihi bir lüzum ve zaruret halini almıştır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni komitecileri, bugün uğraşlarını Ermenilerin davasını savunmak ve sonuçlandırmak için yakın amaca göre harcayacaktır.&nbsp; Bu duruma göre ihtilalin uğraşı sahası, &nbsp;Türkiye'de yaşayan Ermenilerin bölgesi olacaktır.&nbsp; Ermenilerin geleceklerini Osmanlı Devleti'nin kaderinden ayırmak gerekeceğinden, &nbsp;Ermenilerin en yakın amacının ilk koşulu Ermeni bağımsızlığıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ermenileri yakın amaca ulaştırmanın çaresi, bir ihtilalle yani zorla Türkiye'deki Ermeni bölgelerindeki genel kuruluşu alt üst etmek, &nbsp;değiştirmek; genel isyanla, Türk hükümetine karşı savaş açmaktır.&nbsp; Bu uğraşların vasıtaları:</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Matbuat, &nbsp;kitap ve konuşmalarla halk arasında ve özellikle işçiler içinde propaganda yapak; Hınçak Partisi'nin ihtilal fikirlerini yaymak, halk arasında ihtilalci örgütler kurmak ve isyan çıkarmak. Türk istibdat elemanlarını, &nbsp;hafiyeleri, muhbirleri, hainleri ve ihanet edenleri cezalandırmak; terörü, ihtilal örgütlerinin savunması için bir vasıta ve halkı ezenlerin ve alçakların uğraşılarına karşı koruyucu olarak kullanmak. Hükümet askerlerinin veya aşiretlerin saldırılarına karşı halkı korumak için, elde silahlı hazır bir kuvvet bulundurmak; akıncı alayları kurmak.&nbsp; Bu alaylar, yapılacak bir genel isyanda öncülük görevini yapacaklar.&nbsp; Birbirine bağlı, tam bir birlik ve beraberlik içinde ortak hedefe yürüyen, &nbsp;aynı taktiği uygulayan, bir merkezden sevk ve idare edilen düzenli ve birçok gruplardan oluşan genel ihtilal örgütü kurulmalıdır. Türkiye'deki örgütlerin bütün güç ve yetkileri, Hınçak Komitesi'nin teşkilat ve uğraşlılarını gösteren bir tüzükle tespit edilmiştir. Düzenlenen bir isyanı uygulamak için olaylar yaratmak. Herhangi bir devletin Türkiye'ye karşı savaşa girmesi, &nbsp;genel bir isyanın başarıya ulaşması için en uygun bir zamandır.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeniler ile kaderleri bir olan ve aynı bölgede yaşayan diğer azınlıkları kendi tarafımıza çekmek, &nbsp;onlarla birlikte müşterek düşmanımız olan Türk Hükümeti'ne karşı savaşmak.&nbsp; Hınçak Komitesi'nin en büyük amacı, Doğu Anadolu'daki bütün diğer azınlıklarla birlikte, &nbsp;Osmanlı devletinin esaretinden kurtularak İsviçre'de olduğu gibi bir federasyon kurmaktır.&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn9" name="x__ftnref9" title="#x__ftn9">[9]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir siyasi programa göre çalışan Hınçak Komitesi, &nbsp;özellikle işçi sınıfına çok uygun gelen Marksizm propagandası yapmıştır. Karışıklıklar çıkarmak ve ihtilal yapmak için, &nbsp;gençler, &nbsp;dini liderler, &nbsp;avantürler ve işsizler, &nbsp;komiteye girmeye ve buralarda çalışmaya can atmışlar; Komite yöneticileri de, &nbsp;sınıf esası üzerine çalışarak bir Ermeni Proletaryasını yaratmak istemişlerdir. Komitenin bu çalışmaları, Türkiye''eki yaşama koşullarına göre, bir sosyalizm propagandasından öteye geçememiştir. Hınçak Komitesi'nin düzenlediği ayaklanmalara, birçoğu dış memleketlerden ve özellikle Rusya'dan gelmiş ve bu gibi işlere yatkın kimseler de girmişlerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenilerin eyleme geçmeleri, memlekete çok ağır ve giderilmesi olanaksız kanlı olaylara etken olmuştur.&nbsp; Hınçak komitesinin örgütlerini kurmak için Cenevre''en Tiflisli Şimavon, İran'dan S. Danielyan, Trabzon'dan Rus uyruklu Rupen Hanazat, Batum'dan H. Megavoryan geldiler. Uzun süren tartışmalardan sonra, &nbsp;İstanbul Hınçak Komitesi Merkezi kurulmuştur. Bu örgüte, İstanbul'da 1890 yılından evvel kurulmuş olan diğer ihtilalci örgütler de katılmışlardır<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn10" name="x__ftnref10" title="#x__ftn10">[10]</a>.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görülüyor ki, Türkiye'deki Ermenilerin alın yazısı, birçok Rus Ermeni’sinin eline bırakılmıştır. Bu arada komiteye girmeyenler ve para yardımı yapmayanlar, baskı altında tutulmaya veya öldürülmeye başlanmışlardır.&nbsp; Örgütler, büyük bir hızla Anadolu'daki vilayetlere de yayılmışlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Taşnaksutyun Komitesi (Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Taşnaksutyun sözcüğü Ermenice’de&nbsp; federasyon anlamına&nbsp; gelmektedir özellikle Rusya’dakiler olmak üzere çeşitli ermeni grupların bir araya&nbsp;gelmesiyle ortaya çıktığı için bu partiye federasyon ismi verilmiştir. Sözcük Türkçe’de kullanılırken kısaltılmış ve değiştirilmiş, &nbsp;kısaca Taşnak denilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hınçaklar'ın içerisinde liderlik savaşımı sürerken, bu durumdan hoşnut&nbsp;olmayan bir kısım Hınçaklar 1890'da Turuşak (Bayrak) isimli bir gazete&nbsp;çıkarmalardı. Daha sonra bunlar aynı adlı bir dernek haline gelmişlerdir. Bu&nbsp;dernek daha sonra Taşnaksutyun-Taşnaksagan (Ermeni İhtilal Dernekleri&nbsp;Birliği) adı altında yeni bir örgüte çekirdek olmuştur.&nbsp;Bu yeni dernek ilk defa 1890 tarihinde Kafkasya'da kuruldu. Tamamen&nbsp;Rus taraftarı olan Taşnakların ilk teşekkülleri sırasında amaçlan Tiflis’te&nbsp;kurulmuş olan Genç Ermenistan, &nbsp;merkezi Van'da bulunan Ermeni Cemiyeti-armenagonlar ve Hınçaklar birleştirmek ve Türkiye'ye geçen çetelere&nbsp;yardım etmekti, &nbsp;tik üç yıl belli bir programlan bile yoktuk (Bir düzine silah nakledecek çete, &nbsp;bir düzine programdan daha değerli) diyorlardı. Yani Karl&nbsp;Marks'ın (Bir düzine program yerine hakiki bir adım "iş" daha değerlidir. )sözünü&nbsp; benimsemiş ve bu şekilde değiştirmişlerdi.&nbsp; Amaçlarım, &nbsp;isyanlar&nbsp;çıkartmak suretiyle, &nbsp;Türkiye Ermenistan’ı için siyasi ve iktisadi Özgürlük elde&nbsp;etmek şeklinde ifade ediyorlardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komitenin örgütüne verdiği emir şu idi:Türk'ü, Kürt'ü her yerde, her türlü koşullar altında vur, mürteciler, &nbsp;ahdinden dönenleri, Ermeni&nbsp;hafiyelerini, hainleri öldür, intikam al.&nbsp;Bu suretle dahilde isyanlar çıkarmak, arkasından Bulgaristan'da ve&nbsp;Lübnan’da olduğu gibi bir muhtar idare elde etmek isteğinde idiler.&nbsp;Ermeni yazar M.&nbsp; Varantyan Taşnaksutyun Tarihi adlı yapıtında bu&nbsp;dernek hakkında şöyle demektedir:"Bu örgüt düşünür gençlik kitlesine&nbsp;dayanmakladır. Özgürlük, bağımsızlık düşüncelerini demokrasi temelini yaymaktadır.&nbsp; Ermeni zenginleri bu kuruluştan sürekli uzak kalmışlardır.&nbsp;0rtada yalnız düşünür halk kitlesi, &nbsp;demokrat kitle vardı, içlerinde burjuvadan&nbsp;tek tuk kimse vardı. Gerek Kafkas'ta gerek Türkiye'de sürekli aşağı&nbsp;tabaka kişileri çalışmıştır.&nbsp; Köylü, &nbsp;sanatkâr, papaz, esnaf, &nbsp;öğretmen, okul mezunları, müstahdemler, Üniversiteliler, küçük memurlar, doktorlar bu&nbsp;jütte çalışmıştır. Başka türlü de olamazdı. Zira bu düşünceleri yayanlar,&nbsp;Alışan Nalbantyan gibi halktan gelme Ermeni ihtilalinin düşünürleri, büyük&nbsp;rehberleriydiler. Taşnaksutyun Hınçaklarla da anlaşmak istedi. Onlar Rus&nbsp;Gençliğinin sosyal demokrat programını izliyorlardı. Türkiye'de aynı temel­de Karl Marks'ın ilkeleri üzerine Ermeni Proletaryası namına çalışmak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genel merkez Tiflis'te olacaktı. Taşnaksutyun liderleri bu suretle Hınçaklar Kafkasya'da itibar olmayan Nazarbeg ile karısından ayırmak&nbsp;istiyorlardı.&nbsp; Anlaşmaya ve bir merkez kurulmasına karşın, &nbsp;Hınçaklar işbirliğine yine yanaşmadılar ve 1896'ya kadar kendi kendilerine çalıştıktan sonra Türkiye'deki etkileri büsbütün azaldı. 1890'da bir bildiri yayınlayarak&nbsp;bütün Ermenileri aynı bayrak (Taşnaksutyun Bayrağı) altında işbirliğine&nbsp;davet ettiler. "&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn11" name="x__ftnref11" title="#x__ftn11">[11]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Taşnaksutyun Komitesi 25 Temmuz 1896 tarihinde yayınladığı muhtı­rada da şöyle demektedir:"Bizim amacımız olan bir isyan ve ihtilalle Türkiye Ermenistan’ın siyasi&nbsp;ve iktisadi ve kurtuluşunu temindir. Fakat buna rağmen memleketimizde&nbsp;mevcut olan komünist eğilimlerini koruma ve kışkırtmaya devam edeceğiz.&nbsp;Bilimsel sosyalist sözleşmelerimiz size hangi temel ve manada yaklaşmış&nbsp;olduğumuzu gösterir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Hınçak İhtilal Partisi</strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermenistan'da ihtilal hareketlerini yöneten tek Ermeni Partisidir. &nbsp;Merkezi Atina'dadır.&nbsp; Ermenistan’ın bütün şehirlerinde ve köylerinde, &nbsp;Erme­nilerin bulunduğu yabancı ülkelerde şubeleri vardır.&nbsp;Dr.&nbsp; Cyrus Hamlin 23 Eylül 1893 tarihinde Boston'da yayınlanan&nbsp;Congregetionalist Dergisinde, &nbsp;Hınçak İhtilal Partisinin çalışmaları hakkında&nbsp;şunları yazmaktadır. "Hınçak İhtilal Partisinin kökü Rusya'dadır. Bunları&nbsp;rus&nbsp;altını ve zekâsı yönetmektedir. Bütün merkezlerinde ve yabancı&nbsp;Ülkelerdeki misyonerler, bütün Protestan Ermeniler, &nbsp;bunları her yerde haber&nbsp;vermelidirler.&nbsp;Bunlar, &nbsp;suçsuz ve cahilleri hilelerle kandırarak, fesat çıkararak bu&nbsp;partiye sokmaya çalışmaktadırlar. Bundan ötürü Ermenilere yardım eder­ken, bu hareketi onaylar şekilde yorumlanabilecek duruma düşmemek ve&nbsp;nefret ve ürküntü uyandırmamak için çok dikkatli olmak gerekir.&nbsp;Amerika misyoner örgütünde Boston'dan Yürütme Komitesi Başkanı&nbsp;Charles B.&nbsp; Rice imzasıyla Hınçak İhtilal Partisi hakkında şu bildiriyi&nbsp;yayınlamıştır. &nbsp;Ermeniler arasında İhtilalci Hınçak Partisi'nin yangına ve ihtilalci&nbsp;amaçlarını göz önüne alan Massachusetts misyoner merkez derneği, &nbsp;bütün&nbsp;ilgilileri, bu partiye hoşgörü ile davranmamaları konusunda uyarır. "</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hınçak İhtilal Partisi çoğu kaynaklarda Hınçak Komitesi ile birlikte&nbsp;verilmiştir.&nbsp; Bu konuda I.&nbsp; Derecede özelliğe sahip bir eser meydana getiren&nbsp;Esat Uras ise ayrı bir örgüt olarak ele almış ve incelemiştir.&nbsp;&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn12" name="x__ftnref12" title="#x__ftn12">[12]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Armenakan Komitesi</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komitelerden ilki, &nbsp;1885 yılında Portakalyan’a yetiştirdiği dokuz kişi ta­rafından Van'da kurulmuştur.&nbsp; İstanbul'da doğup öğretmenlik yapan Portakalyan, Van'da kendi açtığı okulunda birçok militan Ermeni talebe yetiş­tirmiş ve olaylara karıştığı Hükümetçe tespit edilince Van'dan uzaklaştırıl­mıştır.&nbsp; Fransa'ya giden Portakalyan, orada "Armenia" gazetesini çıkarmış&nbsp;ve "kan dökmeden hürriyetin elde edilemeyeceği" propagandasını yaymaya başlamıştır. Gazetenin 1885'te Osmanlı Devleti'ne, 1886'da Rusya'ya giriş­leri yasaklanmışsa da, gizlice buralara gönderilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Armenakan'ın kurucuları, &nbsp;Mıgırdiç Terlemezyan (Avetisyan), &nbsp;Grigor Terlemezyan, &nbsp;Ruben Şatavaryan, &nbsp;Grigor Adian, &nbsp;Grigor Acemyan,&nbsp;M. Bartutciyan, Gevord Hancıyan, &nbsp;Grigor Beozikyan ve Garegin Manukyan olup Portakalyan'la irtibatı sağlayan Avetisyan tarafından İdare edilmiştir.&nbsp;İlk siyasî teşekkül olması bakımından, 7-8 kopya hâlinde hazırlanmış&nbsp;ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra neşredilmiş olan parti veya cemiyet&nbsp;programını gözden geçirmekte fayda vardır. İhtilâl yoluyla Ermenilerin kendi kendilerini idare etmek amacıyla kurulan partiye sadece Ermeniler üye olarak kabul edilmiştir. Parti, gayesine ulaşmak için aynı ideale İna­nan bütün milliyetperver Ermenileri bir araya getirmek, &nbsp;ihtilâlci fikirleri yaymak, üyelerine silah kullanmak, askeri talim yapmak, silah ve para&nbsp;temin etmek, &nbsp;gerilla güçleri meydana getirmek, halkı genel bir harekete ha­zırlamak gibi faaliyetleri yürütecektir.&nbsp; Merkez teşkilatının yanı sıra bölge- teş­kilatının kurulması ve diğer ihtilâlci kuruluşlarla işbirliği yapması da ön­görülmüştür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Silah kullanma ve askerî strateji konusundaki talimin Van Ermeni Okulu'nda Rus Konsolosluk Binbaşısı Kamsaragan tarafından yaptırıldığı&nbsp;belirtilmiştir.&nbsp;Partinin bilinen faaliyetleri, Kürt kılığına giren Havannes Agripasyan,&nbsp;Vardan Goloşan ve Karabet Kulaksızyan isimli komitecilerin Türk zaptiye­lerine saldırmaları, çeşitli cinayetler, aşiretlere saldırılar. 1892 Ekim'inde Van'da polis memuru Nuri Efendinin katli, &nbsp;896 Haziran'ında Hınçak&nbsp;komitesi mensuplarıyla birlikte her iki taraftan birçok kişinin ölümüne se­bep olan Van isyanına katılmaları, Avatisyan'ın liderliğinde 200 kişilik bir çete kurmaları ve Taşnaksagan ve Vartan çeteleriyle birlikte Karahisar dağlan&nbsp;yakınında aşiretlerle ve Asurilerle çarpışmaya girişmeleridir.&nbsp;Taşnaksagan ve Armenakan çetelerinin hemen hemen tamamının telef olduğu ve bu çatışmadan bir süre sonra Armenakan partisinin üyelerinin&nbsp;Taşnak ve Hınçak Partisine geçtikleri veya Ramgavar partisine dönüştükle­ri ifade edilmiştir.&nbsp;&nbsp;<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftn13" name="x__ftnref13" title="#x__ftn13">[13]</a></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışmamız, Ermeni komitelerinin faaliyetleri ve dış bağlantıları, meselenin bir azınlık hakkı arayışından ziyade, sistemli bir ayrılıkçı hareket olduğunu açıkça göstermektedir. Günümüzde bu tartışmaların hala sıcak tutulmasının temelinde, tarihsel gerçekleri aydınlatma arzusundan çok, Türkiye üzerinde kurulmak istenen siyasi tahakküm yatmaktadır. "Sözde soykırım" iddiaları, zaman içerisinde bir "tazminat ve toprak" talebi zeminine oturtulmak istenmiş ve küresel ölçekte devasa bir siyasi-ekonomik sermaye hareketine dönüştürülmüştür.Türkiye, 2005 yılında yaptığı "Ortak Tarih Komisyonu" kurulması çağrısıyla, meselenin siyasetçilerin değil, tarihçilerin elinde çözülmesi gerektiğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Türk devletinin hiçbir evrakı saklamadan, tüm şeffaflığıyla arşivlerini açmış olması, haklılığının en büyük göstergesidir. Buna rağmen, diaspora faaliyetleri ve bazı devletlerin parlamentolarında alınan tek taraflı kararlar, hukukun ve tarihi gerçeklerin çiğnenmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Netice itibarıyla, Ermeni meselesi; emperyalizmin Osmanlı’yı parçalama stratejisinin bir ürünü olarak doğmuş, bugün ise Türkiye’nin bölgesel gücünü kısıtlamak amacıyla kullanılan bir enstrümana dönüştürülmüştür. Arşiv belgeleri ve tarafsız tarihi incelemeler, Türk milletinin haksız yere suçlandığını ve asıl trajedinin dış kışkırtmalarla birbirine düşürülen kardeş halklar arasında yaşandığını kanıtlamaya devam edecektir. Türkiye’nin şeffaf arşiv politikası ve bilimsel yaklaşımı, bu uluslararası dezenformasyon kampanyasına karşı en güçlü kalkanı oluşturmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynakça</span></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bildirici, &nbsp;Yusuf Ziya.&nbsp;</strong>&nbsp;Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar &nbsp;ve Fransız-Ermeni İlişkileri.&nbsp; Ankara: &nbsp;1999.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ertan, &nbsp;Timuçin F.&nbsp;</strong>&nbsp;“Lozan Konferansında Ermeni Sorunu”.&nbsp; Kök Araştırmalar 2/2 (Güz 2000): 209-220.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kuran, &nbsp;Ercüment.&nbsp;</strong>&nbsp;“Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu”.&nbsp; Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu içinde.&nbsp; Ankara: &nbsp;2000.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Metin, &nbsp;Halil.&nbsp;</strong>&nbsp;Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları.&nbsp; Ankara: &nbsp;2001.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Karabekir, Sadir,</strong>&nbsp;Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi,Türkiye ve Siyaset Dergisi,s.1-9</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sakarya, &nbsp;İhsan.&nbsp;</strong>&nbsp;Belgelerle Ermeni Sorunu. &nbsp;2.&nbsp; Baskı.&nbsp; Ankara: Gnkur.&nbsp; Basımevi, &nbsp;1984.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Süslü, &nbsp;Azmi.&nbsp;</strong>&nbsp;Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı.&nbsp; Ankara: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, &nbsp;1990.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref1" name="x__ftn1" title="#x__ftnref1">[1]</a>Timuçin.F.Ertan, Lozan Konferansında Ermeni Sorunu, Kök Araştırmalar, &nbsp;Cilt II, &nbsp;Sayı 2, Güz 2000, &nbsp;s.209.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref2" name="x__ftn2" title="#x__ftnref2">[2]</a>Kuran, Ercüment, Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu, &nbsp;Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu, Ankara, 2000, s.58.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref3" name="x__ftn3" title="#x__ftnref3">[3]</a>&nbsp;Sadir Karabekir, Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi, Türkiye ve Siyaset Dergisi, s.1-9.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref4" name="x__ftn4" title="#x__ftnref4">[4]</a>Metin, Halil, Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler Ve Ermeni Olayları, Ankara, 2001, s.94.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref5" name="x__ftn5" title="#x__ftnref5">[5]</a>Bildirici, Yusuf Ziya, &nbsp;Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar Ve Fransız-&nbsp; Ermeni İlişkileri, &nbsp;Ankara, 1999, s.35.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref6" name="x__ftn6" title="#x__ftnref6">[6]</a>&nbsp;Sadir Karabekir, &nbsp;Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi, &nbsp;Türkiye ve Siyaset Dergisi, s.1-9.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref7" name="x__ftn7" title="#x__ftnref7">[7]</a>Sakarya, &nbsp;Em. Tümg. İhsan, &nbsp;Belgelerle Ermeni Sorunu, &nbsp;Gnkur. Basımevi, &nbsp;s.76-80, &nbsp;Ankara 1984, &nbsp;2. Baskı&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref8" name="x__ftn8" title="#x__ftnref8">[8]</a>&nbsp;Sakarya, &nbsp;a.g.e., &nbsp;s.79-83.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref9" name="x__ftn9" title="#x__ftnref9">[9]</a>&nbsp;Sakarya, &nbsp;a.g.e., &nbsp;s.80-85.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref10" name="x__ftn10" title="#x__ftnref10">[10]</a>&nbsp;Sakarya, &nbsp;a.g.e., &nbsp;s.82-84.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref11" name="x__ftn11" title="#x__ftnref11">[11]</a>&nbsp;Metin,&nbsp;&nbsp;a.g.e., &nbsp;s.94.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref12" name="x__ftn12" title="#x__ftnref12">[12]</a>&nbsp;Metin,&nbsp;&nbsp;a.g.e., &nbsp;s.97.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJG395%2FwAA#x__ftnref13" name="x__ftn13" title="#x__ftnref13">[13]</a>Süslü, Azmi, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Ünv.Rekt.Yayın No:5, Ankara, 1990.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:06:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAHRAMAN TÜRK POLİSİ</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kahraman-turk-polisi-7777</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kahraman-turk-polisi-7777</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMAN TÜRK POLİSİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kuruluşunun 181. yılı münasebetiyle Türk Polis Teşkilatına Armağanım olan şiirimdir.</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAHRAMAN TÜRK POLİSİ</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çetin şartlara inat bağlıdır görevine,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çorak yerde gül derer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşk ile çalışır da yorgun döner evine,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zorluğa göğüs gerer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asayiş temininde tek yumruk ve tek yürek,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişmez temel kural; öyle olması gerek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilgi, bulgu, belgede kılı kırka bölerek,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabırla koza örer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bakış açısı geniş ufku oldukça derin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Normal göstergesidir anormal gidişlerin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her an ortasındadır netameli işlerin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karanlıkta iz sürer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın tutan elidir, görebilen gözüdür,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın mutluluğudur, gülümseyen yüzüdür,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkın ta kendisidir, onun gerçek özüdür,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönlünü halka serer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adanmışlık üzere gözetir vatanını,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korumakla mükellef şerefini şanını,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söz konusu vatansa; feda eder canını,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve hem de birer birer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Suçta zora başvurmaz faili saldırmadan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmez ve de geçemez düşeni kaldırmadan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yangını söndürende yanmaya aldırmadan,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ateş hattına girer fedakâr Türk polisi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:54:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EN BEKLEMEDİĞİMİZ ANLARDA</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/en-beklemedigimiz-anlarda-7776</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/en-beklemedigimiz-anlarda-7776</guid>
                <description><![CDATA[EN BEKLEMEDİĞİMİZ ANLARDA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;EN BEKLEMEDİĞİMİZ ANLARDA</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, büyük bir deprem geçirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprak sarsıldı, evlerimiz gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annemiz, babamız, en yakınlarımız&nbsp; Canlarımız gitti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Hayvanlarımız gitti. ömrümüzden ömür gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Duvarların arasında sakladığımız anılar, çocukluğumuzun geçtiği odalar, bayram sabahı kurulan sofralar…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi bir anda sustu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha nefes alamadan, gökyüzü yükünü bıraktı. Yağmurlar, seller…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Su, toprağın yarasına tuz bastı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarlamız gitti, ekinimiz gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alın teriyle suladığımız toprak çamura döndü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sel sularına kapılan araçlarımız gitti. Bir evin geçimini sağlayan kamyonet, çocuğu okula götüren araba, dedenin gururla sildiği traktör…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Araçlarımızdan parçalar gitti, plakalar gitti. Çamura saplanmış bir tampon, bir dala takılmış dikiz aynası…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Hepsi bir hayatın parçasıydı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat böyle bir şey işte. Hazırlık yaparsın, plan kurarsın, yarına güvenirsin. Ekin ekersin, hasadı beklersin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Düğün için gün sayarsın, torunun doğumuna çeyiz hazırlarsın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra bir an gelir, ne takvim tanır ne adres. En beklemediğimiz anlarda, en alakasız yerlerde bir parçamızı bırakıp gideriz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir evin eşiğinde anahtar, kapının arkasında asılı bir mont.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarlada yeşermeyi bekleyen tohum, ambarın köşesinde duran bir çuval buğday.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahırda sesini özlediğimiz bir nefes, bahçede su bekleyen bir fidan.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem de, sel de kapıyı çalmaz. Gelir, alır, gider.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geriye çamurda bir plaka, dala takılmış bir kapı, toprağa karışmış bir anı, bir çocuğun okul çantası, bir annenin tenceresi kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Afetlerde öyle. Korkacağız, ağlayacağız, yıkılacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dizimizin bağı çözülecek, sesimiz kısılacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra kalkacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü geride kalan bizler, o bıraktığımız parçaları taşırız. Kayıp sandığımız şeyler aslında bize emanet olur. Hatay bunu öğrendi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enkazın içinden kırık bir fincan çıkarıp “biz buradaydık” demek, selin götürdüğü traktörün tekerini yoldan çekip “ekmeye devam edeceğiz” demek, çamurdan bir fotoğrafı silip duvara asmak…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi yaşadığımızın kanıtı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşu komşuya el uzatınca, bir tas çorba iki kapıya yetince, ıslak bir battaniye güneşte kuruyunca anladık:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz sadece evimizi değil, birbirimizi de kaybettik sandık.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bulduk. Acıda, çamurda, molozda yeniden bulduk.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, bıraktığımız parçalarla değil, taşıdığımız umutla devam eder.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev gider, yeniden yapılır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarla gider, yeniden sürülür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Araba gider, yerine yenisi gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Can gider, yüreğe gömülür ve orada yaşar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anılar gider, anlatıldıkça çoğalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay da, biz de, yeniden.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü en beklemediğimiz anlarda eksilsek de, en umulmadık yerden yeşermeyi biliriz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir zeytin dalı gibi, kırıldı sanırsın, kökünden sürgün verir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir nar tanesi gibi, dağılsa da her tanesinde hayat taşır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bugün, yine toprağa basıyoruz. Basacağız bu sefer korkarak değil. Eksilerek değil, çoğalarak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü biz parçalarımızı bıraktığımız yerde kendimizi yeniden kurmayı öğrendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıkılanın yerine dik durmayı, gidenin ardından yürümeyi öğrendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Acıyı gömüp üstüne umut ekmeyi öğrendik.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O toprak bizi sınadı, biz de toprağa söz verdik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarım kalan ekin tamamlanacak, susan evler seslenecek, eksilen sofra kalabalık olacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü biz düştüğümüz yerden kalkmayı değil,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">düştüğümüz yeri ayağa kaldırmayı seçtik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay ayağa kalkıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz ayağa kalkıyoruz. Parça parça değil, bütün olarak.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:53:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAHI TEFEKKÜR ve TESBİHATTA SAMİMİ ve DÂİM OLUN</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahi-tefekkur-ve-tesbihatta-samimi-ve-daim-olun-7775</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/allahi-tefekkur-ve-tesbihatta-samimi-ve-daim-olun-7775</guid>
                <description><![CDATA[ALLAHI TEFEKKÜR ve TESBİHATTA SAMİMİ ve DÂİM OLUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAHI TEFEKKÜR ve TESBİHATTA SAMİMİ ve DÂİM OLUN</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Göklerde olanlar da yer de olanlar da azîz olan Allahı tesbih ederler.” (Haşr-1) Bu bağlamda; tüm varlıkların Allahı tesbih ettiği, andığı bir dünyada insanların Allahın adını anmaktan ve O’nu tefekkür etmekten uzak durması doğru olur mu?.. Elbette olmaz!.. İşte, bu nedenledir ki, her insan her daima Allahı tefekkür etmeli ve O’nu tâzimle anmalı ve tesbih etmelidir. Çünkü, insanı Allah’a yaklaştıran, O’nun sevgisine ve rızasına ulaştıran amellerin başında Allahı tefekkür etmek, O’nu hamd ve şükürle anmak gelir!. Kim ihlasla Allahı tefekkür eder, O’nu tesbihatla anarsa Allah, o kimseyi rahmetiyle anar, o kimseyi rahmetiyle nimetlendirir, feyizlendirir ve mükafatlandırır. Mağfiretiyle ve affıyla da o kimsenin hatalarını ve küçük günahlarını bağışlar!... Yüce Allah, Kur’anda bu konuda şöyle buyurur: “Öyleyse beni anın ki, ben de sizi rahmetimle anayım… ” (Bakara-152) Başka bir ayette ise şöyle buyurur: “Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile!. Çünkü O, tevbeleri kabul edendir.” (Nasr-3) Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam da bir hadisinde şöyle buyurur: “Allah’ı güzel isimleriyle anan kimsenin (küçük) günahları deniz köpükleri kadar çok olsa dahi Allah onun günahlarını affeder.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Temiz bir kalb ile Allah’ı anmak, O’nu tesbih etmek, O’nu tefekkür etmek; insanın imanını güçlendirdiği gibi, huyunu ve ahlakını da güzelleştirir!... Zira, kalbi Allah zikriyle nurlanan insan; daima Allah’ın rızasına uygun sâlih ameller işler.. İnsan, Allahı tefekkür ettikçe, O’nu andıkça O’na olan sevgisi ve muhabbeti de o derece artar ve Allah’ı daha çok hatırlar ve O’nun emirlerine daha çok uyar!.. Kötülüklerden ve haramlardan daha çok sakınır. Bu da O insanı daha mükemmel hale getirir!... Ama bütün bunlar; Allahı tefekkür ve tesbihatta samimi ve dâim olmakla mümkündür!.. insanın Allah’ı tefekkürü ve tesbihatı arttıkça huyunun ve ahlakının güzelliği de artar!.. Hâ keza; İnsanın imanı ve ahlakı güzelleştikçe; Allaha olan dostlğu da güzelleşir. Yani biri varsa diğeri de var demektir. Bakınız, Yüce Allah Kur’anda ne buyurur: "Bilesiniz ki, Allaha dost olanlara hiçbir korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar Allaha iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.” (Yunus:62-63)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslüman, dünyada kavuştuğu her nimetin ardından mutlaka Allaha şükrederek ve O’nu güzel isimleriyle tesbih ederek anmalı. Zira; yaşarken aldığımız her nefes, soluduğumuz her hava zerresi, içtiğimiz her su damlası bile Allah’ı şükürle anmamızı gerektiren binlerce nimetten sadece ikisidir, ama çok önemlidir!.. Bir düşünün bakalım!.. İçtiğimiz suyun bir damlasını dahi bulamasak, solduğumuz temiz havanın zerreciklerini bulamasak acaba hâlimiz nice olur? Bunu hiç düşündünüz mü!.. Nasıl ki, bu nimetlere her an muhtaç isek, Yüce Rabbimizi anmaya ve O’na sığınmaaya her zaman muhtacız!.. Eğer nankörlerden değilsek!.. Bakınız yüce Allah Kur’anda ne buyurur: “Söyleyin bakalım, ektiklerinizi yerden bitiren sizlermisiniz, Yoksa biz miyiz? Dilersek biz o ektiklerinizi çer çöp yaparız da sizler şaşar kalırsınız!. Söyleyin! İçtiğiniz suyu bulutlardan indiren sizlermisiniz, yoksa onu biz mi indiririz? Dileseydik o suyu acılaştırırdık. Siz hâlâ şükretmezmisiniz?” (Vâkıa-63,64) Bütün bunları bilip ve görüp de Allah’ı anmayanlar, O’na şükür ifadesinde bulunmayanlar, O’nu tesbih etmeyenler ancak ve ancak nankörlerdir!.. İman ve takvadan nasibi olmayanlardır!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahı tefekkür ve tesbihat; mü’minin kalbini ve ruhunu temizler ve yumuşatır. Onu sıkıntılardan ve üzüntülerden korur… Ona güç ve sabır verir!.. Metanet verir!.. İnsan, en sıkıntılı ve en üzüntülü anlarında bazen sığınacak hiçbir kimseyi bulamaz da hemen âlemlerin Rabbi olan yüce Allah’a yönelir ve O’na sığınır, O’nun adını anarak O’ndan yardım ister.. Zira Allah’a inanan her insan bilir ki; Yüce Allah merhametlilerin en merhametlisidir!... O, kullarına en çok acıyandır, ençk yardım edendir!.. O, kendisine sığınanları koruyandır. ”Kişinin önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruma altına alan takipçiler melekler vardır..." (Râad-11) – “Allah en iyi koruyucudur. O, merhametlilerin en merhametlisidir.." (Yusuf-64) Bütün bu hadiseler ve ifadeler göstermektedir ki; Allahı tefekkür etmek ve anmak, Onu güzel isimleriyle tesbih etmek ve O’na şükranla hamdetmek her müslümanın ana görevidir!. Allah’a inanan her Müslüman eğer yüce Allah’ın rızasını, sevgisini, rahmetini ve mağfiretini kazanmak istiyorsa, huyunun ve ahlakının güzel olmasını istiyorsa, Allah’ın yardımını ve rahmetini hidayetini arzu ediyorsa, O’nun iman kalesine sığınarak, O’nu daha çok anmalı ve daha çok tesbihatta bulunmalı ve bunda da samimi ve dâim olmalıdır!... İmanınz kavi, tesbihatınız güzel, ahlakınız güzel, ameliniz sâlih, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:51:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mevlana-celaleddin-i-rumi-7774</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mevlana-celaleddin-i-rumi-7774</guid>
                <description><![CDATA[MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretleri, Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerindendir. 1207’de Belh şehrinde doğup, 1273’te Konya’da vefât etti. Babası Behâeddin-i Veled de, büyük âlimdi. Oğlu ile birlikte,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hicaz’a, sonra Şam’a, oradan da Konya’ya geldi. Önce Hoca Hüsâmeddin’den feyz aldı. Sonra, Şemseddin-i Tebrizî gelip onu irşad eyledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oğlu, Sultan Veled’tir. Torunlarına Çelebi denir. Vefâtından sonra yerine Hüsâmeddin Çelebi, sonra oğlu Sultan Muhammed Burhâneddin Veled Çelebi halîfe oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Celâleddin-i Rûmî, ney ve dümbelek çalmadı, dönmedi, raks etmedi. Bunları, sonra gelen câhiller uydurdu. Divanında 30 bin, Mesnevisinde 47 bin beyit vardır. Mesnevisini nazım şeklinde yazarak, düşmanların değiştirmesine imkân bırakmamıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;OĞLUNA NASİHATLERİ: “Bahaeddin! Eğer dâima Cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma! Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit, için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir. Bütün Peygamberler ve velîler böyle yaptılar,içlerindeki karakteri dışarı vurdular. Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahın sevgisini de, onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Allahü teâlâ buyurdu ki: “Ey kullarım! Kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın.” Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, Allahü teâlânın nûrunun parlaklığı da kalbde o nisbette fazla olur. Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz...”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:33:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞİDDET VE HORMON PRANGASI</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/siddet-ve-hormon-prangasi-7773</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/siddet-ve-hormon-prangasi-7773</guid>
                <description><![CDATA[ŞİDDET VE HORMON PRANGASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">ŞİDDET VE HORMON PRANGASI</span></span></strong></h2>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şiddet olaylarını incelediğimizde arkasında kontrol edilemeyen hormonsal hayatın olduğunu görebiliriz. Yapılan bir gözlemde yavrularını dişi ile birlikte şefkatle gezdiren erkek bıldırcına erkeklik hormonu verildiğinde, yavrularını öldürdüğü ve eşiyle birleşmeğe çalıştığı görülmektedir. Kulakları küpeli ve son derece yumuşak huylu sokak köpekleri, cinsiyet bezleri etkisiz hale getirilmeden önce potansiyel birer tehlike idiler. Aslan ailelerinde de bıldırcınlara benzer gözlemler yapabiliriz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Hayvanlar aleminde hormonların engellenemez görevi ne pahasına olursa olsun hayatın devamını sağlamaktır. Vücudumuzun savunma sistemi incelendiğinde ilgili savunma hücrelerinin son derece acımasız olduğunu görürüz. Bazı hücrelerin sağlığının korunması için birçok hücre acımasızca katledilmektedir. Bazen şiddetli hastalıklarda <em>‘t hücreleri’</em> kendilerini imha ederler, çevreye zehirli kimyasallar yayarak mikropları öldürürler. Bağışıklık hormonları vücut sağlığını korumak için zararlı yabancı hücreleri öldürdüğü gibi vücudun gelişmesi için bölünen hücrelerin çoğunu da öldürür, Sadece çok az sayıda sağlam hücreyi hayatta bırakırlar. Bu olmazsa canlı dokuları çok dayanıksız olur ve en küçük bir saldırıda canlının hayatı sona ererdi. Bu, rahmetin devamı için elzemdir. Genel olarak vücutta üreme, savunma ve beslenme hormonları bulunur. Hayatın devamı, beslenme, büyüme; sadece salgı yani hormon sistemiyle oluşabilmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Canlıların kişiliğinin, davranış biçiminin oluşmasının en etkili programları hormonlardır. Dişilik hormonu için vazgeçilmez görev, kaliteli genleri bulup dünyaya getirmek ve her ne pahasına olursa olsun onu hayatta tutmaktır. Vücuduna girdiği dişiyi hormonların gücü oranında etki, hatta esaret altına alır. Erkeklik hormonlarının canlıya yüklediği en önemli görev her ne pahasına olursa olsun tohumlarını dünyaya gelecekleri ortama yaymaktır. Bu konuda meşru bir yol izlenmemesi halinde hormonlar insanların kişiliğini hipnoz eder ve kontrolü altına alır. Bunun için insanların bakışları gayri ihtiyarı çevresindeki karşı cinse yönelir. Bilinçli kişiler anında kendilerini toplayıp ikinci bakışı yapmazlar. Burada bakan, kişiler değil içlerindeki hormonlardır. Karşı cinslerle ilişkilerimiz üçüncü kişiler dahil, toplumdaki herhangi birini incitmeyecek ölçüde olmalıdır. O halde nikah düşmeyenlerle bile aramızda hukuk kuralı olan örfe dayalı bir ölçü olmalıdır. Hiç istenmeyen durumlara düşmemek için kontrolü kaçırmamak için, koruda dolaşmamak lazımdır, ki ormanda kaybolmayalım. Bizim anlatmak istediğimiz zenginlikleri yasaklamak değil; aksine meşru yollardan paylaşmak, hatta ulaşımını kolaylaştırmak gerektiğidir. Zina ve namus suçları ne yazık ki batı toplumlarından ziyade namus düşkünü eğitimsiz toplumlarda, kabul edilemez şekillerde ve daha çok olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Dişi peygamberdevesi çiftleştikten sonra hayranlıkla seyrettiği erkeğinin başını hemen yemeğe başlar. Çünkü yavruları için acil proteine ihtiyaç vardır. Bunun en yakın ve güvenilir kaynağı çocuklarının babasının başıdır. Artık erkeğin görevi onun için ebediyen bitmiştir. Karadul örümceği de yavrularının gıda ihtiyacı için erkeğini anında öldürür ve yer veya yumurtalarını beslenmeleri için babalarının üzerine bırakır. Erkekler de öldürüleceklerini bilmelerine rağmen erkeklik hormonunun büyüsünün etkisinden kurtulamayarak ölüme giderler. Bu dişilik hormonunun hızlı işleyen bir versiyonudur. Peygamberdevesi ve karadul örümceği ile diğer canlı türleri aradaki tek fark, erkeğin başının yenmesi işleminin erkeğe sağ olarak duyulan ihtiyacın niteliği ile doğru orantılı olarak zamana yayılmasıdır. Bazı canlı yavrularının bakımı için babaya daha uzun süre ihtiyaç duyar, bu da erkeğin ömrünü uzatır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ahtapot anne, yumurtalarını küçük bir inin tavanına yapıştırır ve yavruları dünyaya gelinceye kadar hiçbir şey yemeden onlara oksijenli su üfler. Yavrular yumurtadan çıkmağa başladığında onun da hayatı sona erer. Bu fedakar annenin yapacağı hiçbir şey yoktur. Çünkü onu adeta annelik hormonları hipnoz etmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Hayvanlar aleminde hayat tamamen bu hormonların kontrolü altında devam eder. Buna nefsi emare denir ve bu program canlı hayatının varlığının garantisidir. Bunun dışına çıkma şansları yoktur. Yaradılışın onlara yüklediği görevi bu şekilde yerine getirirler. İnsanlara düşen görev ise eğitimle, yani faydalı alışkanlıklar kazanarak hormonların hipnozundan kurtulmak ve hormonları kontrol altına almaktır. Şeytanın tayin ettiği kabuslara düşmek değil, mutluluk ve hazlar bölüşmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Tutku derecesinde dişiye bağlanan erkekler bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarlar. O cüretkar ve mesrur eden bakışların yerini karadul bakışları almıştır. Halbuki eğitime öncelik veren toplumlarda dişiler tutku derecesinde ne evlatlarına bağımlı olurlar, ne eşlerini bir anda düşman gözüyle görürler, ne de erkekler erkeklik hormonlarının etkisinde kalarak hareket ederler. Çocuklarının şeytani bir yarışa da ihtiyacı yoktur. Çünkü devlet, Fırat kenarında bir deve yavrusu kaybolsa bunun sorumluluğu altında kahrolacağından, çocukların yarıştırılmasına müsaade etmez. Gelir dağılımındaki adalet onun için iman kadar önemlidir. Hele vatandaşı sahipsizlik hissine kapılmışsa…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Erkek ve dişiler cinsel yönden gençliğin ilk yıllarından itibaren birbirlerine muhtaçtırlar. Bunun hayatın sadece bir bölümünü oluşturduğunun bilinciyle, fazla abartmadan birbirlerine meşru yollardan yardımcı olmalıdırlar. Şayet bu meşru yollardan karşılanmazsa hayatın devamı için programlanmış olan hormonlar en dengeli insanlara dahi akıl almaz işler yaptırırlar ve onları en acımasız zilletlere düşürürler. Çünkü yavru ne pahasına olursa olsun dünyaya gelmelidir. Okumaya yolladığımız ve acımasız sahipsizliğe muhatap olanlar bizim çocuklarımızdır. Ben her bir baltanın insafına terk edilmiş öyle masum evlatlar gördüm ki, onlar için Allah’a dua etmekten başka yapacak hiçbir şeyimiz yok… Çocuklarımızı sade ve gösterişsiz yetiştirelim, başkalarında farklı çağrışımlar yapacak bakış ve davranışlardan uzak durmalarını onlara öğretelim. Yoksa dünyanın öbür ucuna da gitse tutkularının etkisinden kurtulamayan birinin alet olduğu kötü akıbet onları bekler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bir bakıyorsunuz arabada son sez müzik dinleten, paçalarından erkeklik hormonu akan beş kişi kendilerini ikaz eden bir genci on dokuz yerinden bıçaklıyor. Siz siz olun şikayetinizi ilgili kuruma yapın. Birileri altı yaşındaki komşunun kızının başını taşla eziyor. Bu erkek evli de olabilir. Ancak eşi o anda çocuğunun başarısına şartlanmış, akrabalarıyla yarışıyor, gözü kocasını görmüyor, sadece başının etinin ne kadar lezzetli olduğunu düşünüyor. Hızla ve büyük bir gürültüyle geçen motor’un egzoz dumanını görememenizin sebebi onu kamufle eden kesif erkeklik hormonlarıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Tecavüzlerin ardında çoğunlukla bir de cinayet vardır. Zira bu insanlar aslında mazlumları değil, kendi günahlarını öldürdüklerini sanmaktadırlar. Erkekler ilk bakıştaki tebessümün hiç kaybolmayacağını zannederler, ama gülümsemenin kendisi için olmadığını, sadece taşıdığı kaliteli genlerin diğer sahibi, dünyaya gelecek yeni canlıya olduğunu anlamak asla mümkün olmaz. Evi terk eden eşin değişen yüzü erkeğin ebedi hayallerini yıkmıştır ve ne pahasına olursa olsun o yüz gene gülmelidir. Ama gülümsememekte kararlı olan yüzün sonu mezarda biter. Kim bilir belki gülümseyen yüzlü yeni bir hayatın böyle başlayacağı ümit edilmektedir. Bıldırcınlardaki gibi… Tüm sorumluluğu erkeğin sırtına yıkan, ona evine ekmek götürme şansı dahi vermeyen yetkililerin sorumluluklarını anlamalarını daha ne kadar bekleyeceğiz?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kaçınılması mümkün olmayan cinsel hayat, bir eğitim çerçevesinde erken yaşlardan itibaren, meşru yollarla karşılanmalıdır. Gelir dağılımındaki adaleti sağlamak, eğitim vermek, aşırı nüfus artışına sebep olmadan üniversitede okurken dahi evlilikleri tesis etmek devletin görevidir. Kokuşmuş evlilikleri devam ettirmeğe çalışıp işi büsbütün vahim sonuçlara taşımak değil... </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kadınlar erkek tarafından tahrik edilmedikçe cinselliği akıllarına getirmezler. Bunun bilincinden uzak hakimler de; “Karşılık verdi.” diye tecavüz eden erkeğe ceza vermezler. Büyük bir zulme sebep olurlar. Halbuki tahrik olmuş birinin iradesini tamamen hormonlar kontrol altına almıştır, davranışlarının tüm mesuliyeti ilk tahrik edendedir. Dinimiz: “Ahlakından memnun olduğunuz bir genç, kızınızı isterse veriniz, yoksa dünyada büyük fitne doğar.” demektedir. Burada elbette ki her iki tarafın da rızası söz konusudur. Aslında dinler bunun önünde engel değildir. Bunun önündeki engel maymundan bir gömlek önde olan cahillerin oluşturduğu, maddi menfaat endişesi taşıyan akıl almaz cehalet gelenekleridir. İki kaşık bir tabak, bir tas, bir oda başlangıç için yeterlidir. Elbette ki tasarruf bilinci olan eğitimli insanlar hayat standartlarını yükseltme kabiliyetine de sahiptirler. Önemli olan yalan söylemeyecek asaletteki tarafların bilgiyle yüklendikleri bu asil görevi birlikte devam ettirmeleri, devamının taraflara sıkıntı getireceği anda da her iki tarafın medenice ayrılmaya hazırlıklı olmalarıdır. Çocuklar da daima anne-baba beraberliğinin sona erip, dostluk olarak devam edeceği bilinciyle eğitilmelidirler. Ebeveynler dışında güvenecekleri bir devletlerinin de olduğunu onlara hatırlatmak onları endişeden bir nebze olsun uzaklaştırır. Yoksa “Boşanırsan seni öldürürüm!” dediği babasını öldüren 15 yaşlarındaki kızların akıbetlerini gazetelerden okumağa devam ederiz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Burada dişi ve erkeğe düşen en önemli görev, tarafların tapuyla birbirlerine bağlı olmadıklarının bilincine sahip olmaları; adına aşk dedikleri, aslında aşkla ilgisi olmayan, tarafları birbirinin vazgeçilmez malı gibi gören hastalıklı tutkulardan arınma gayretidir. Taraflar birbirinin ihtiyaçları için vardır. Her zaman ilk günkü saygıya layıktırlar. Sahip olunan her şeyin kaybedileceği bilincinde olup; ‘Ölmeden önce ölmek, almadan önce vazgeçmek, evlenmeden önce boşanmak…’ sözlerini düstur etmeleri gerekir. Eğitim, içinde bulundukları toplumlara bunu öğretmektedir. Bunu kabul etmeyen Müslümanlar varsa sahabelerin hayatına baksın. Adetlerini din edinmesinler. Diğerleri de eğitimli milletlere baksınlar. Bunun aksi kıs kıs gülen şeytanın helak ettiği insanların hayatlarını gazetelerden okumaya devam etmektir. Unutmayın, bu şakaya gelmez, dünyada büyük bir fitne doğar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sağlık ve esenikler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><a href="mailto:hasmetkolagasi@hotmail.com" style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; color:blue; text-decoration:underline">hasmetkolagasi@hotmail.com</a> </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:45:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATA YAPILMAZ, YAŞANIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hata-yapilmaz-yasanir-7772</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hata-yapilmaz-yasanir-7772</guid>
                <description><![CDATA[HATA YAPILMAZ, YAŞANIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATA YAPILMAZ, YAŞANIR</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, bir dizi deneyimden ibaret.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her deneyim, bir hatadan, bir yanlıştan, bir başarıdan veya bir zaferden oluşur. Ama önemli olan, bu deneyimlerden ne çıkardığımızdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapmak, insan olmak demektir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her insan hata yapar, ama önemli olan, bu hatalardan ders çıkarmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapmaktan korkarsak, hiçbir şey yapamayız, hiçbir şey öğrenemeyiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapılmaz, yaşanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü her hata, bir öğrenme fırsatıdır. Her hata, bizi daha güçlü, daha akıllı ve daha deneyimli kılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, hata yapmaktan korkmayalım, hata yapalım ve onlardan ders çıkartalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önemli olan, hata yaptığımızda özür dilemek ve düzeltmektir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özür dilemek, bir güç göstergesidir, zayıflık değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özür dilediğimizde, karşımızdakinin kalbini kazanırız ve ilişkilerimizi güçlendiririz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapmaktan korkanlar, asla ilerleyemezler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama hata yapmaktan korkmayanlar, her zaman bir adım önde olurlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayın, hata yapmak, hayatın bir parçasıdır. Önemli olan, bu hatalardan ders çıkarmak ve ilerlemektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Hata yapmak, özür dilemek ve düzeltmek, hayatın bir döngüsüdür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu döngüyü kabul edelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapınca korkmayalım, özür dileyelim ve ilerleyelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü hata yapmak, bizi daha güçlü kılar, daha akıllı kılar ve daha deneyimli kılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, hata yapınca özür dileyelim ve ilerleyelim!&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 07:55:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOL VERDİM SANA</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yol-verdim-sana-7771</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yol-verdim-sana-7771</guid>
                <description><![CDATA[YOL VERDİM SANA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YOL VERDİM SANA</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Boşlukta koymadan bir ömür boyu<br />
Tutarsın sanarak el verdim sana<br />
Sarsan da dilime eyvahı, vayı<br />
Sevdanın hakkını bol verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başın ayıkmazken gam tufanından<br />
Mutluluk kaynağı aşk ummanından<br />
Yalancı dünyanın derdalanından<br />
Damlayı düşlerdin sel verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürmen için can evimde saltanat<br />
Aklımdan geçene gerip kol kanat<br />
Köprüler yakarak, ellere inat<br />
Hayat oyunumda rol verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kayıtsız kalarak bozdun kimyamı<br />
Zindana çevirdin yalan dünyamı<br />
Mahşeri bıraktım gönül rüyamı<br />
Günümden ay çalan yıl verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Attığın adımlar doğru mu sence?<br />
Sevgi yürek ister emekten önce<br />
İhlal ettin bu kuralı sen bence<br />
Sevince solmayan gül verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgimden sarhoştun, dolaştın şaşkın<br />
Meyveye durmadan kurudu ışkın<br />
Nurseli’nin sana sunduğu aşkın<br />
Kadrini bilmedin yol verdim sana</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nursel SEÇER - NURSELİ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:28:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKÜLERİN DİLİNDEN</title>
                <category>Aziz Yalı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turkulerin-dilinden-7770</link>
                <author>azizyali01@gmail.com (Aziz Yalı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/turkulerin-dilinden-7770</guid>
                <description><![CDATA[TÜRKÜLERİN DİLİNDEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TÜRKÜLERİN DİLİNDEN</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairler, yazarlar, ozanlar yaşadığı toplumların görgü tanıklarıdır. Sadece kendi yaşadıkları dönemlerin değil, kendilerinden önceki dönemlerde de yaşanan olayları, gelenekleri, örfleri, adetleri, acıları, kederleri, sevinçleri gözlemleyerek, araştırarak kendi dönemlerinde yaşayan ve sonraki dönemlerde yaşayacak kuşaklara kültür taşıyıcılarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de türküler vardır ki! Onları anlatmaya sözcükler yetmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu duyguyu Bedri Rahmi Eyüboğlu ’’ türküler dolusu’ şiirinin bir bölümünde şu dizeleri ile ne güzel ifade etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairim, zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayak seslerinden tanırım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne zaman bir köy türküsü duysam,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairliğimden utanırım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türküler ile yanmış, yıkanmış dilim,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçekten de türküler o kadar yalın, o kadar doğal, o kadar içtendir ki bizi yıkar, paklar, arındırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen bir türkü , bir başyapıt roman kadar öğreticidir. Çünkü onlar halk denilen büyük ustanın bağrından çıkmış, yüzlerce yıllık tecrübelere, sevinçlere, kederlere, geleneklere, yaşanmışlıklara tanıklık etmiş, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmişlerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türküler dinleyeni alır götürür, içine çeker. Ege bölgesinin bir zeybeğini dinlediğimizde göğüs kafesimizin genişlediğini, omuzlarımızın dikleştiğini fark ederiz. Haksızlığa başkaldırıp ıssız dağları mekân etmiş efe oluruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fethiye’den Antalya’ya Batı Torosları içine alan Likya bölgesi olarak da bilinen genel olarak bağlama, sipsi ve cura ile çalıp söylenen aksak ritimli teke yöresi türkülerini dinlediğimizde, bir dağ köyüne gidip yörük ailesine misafir oluruz. Genellikle tek ayaküstünde zıplama şeklinde oynanan oyun havaları ile coşup yenileniriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağın kuzey tarafından aşağılara indiğimizde senfoni tadında eserler veren Hisarlı Ahmet’in türküleriyle Kütahya’nın pınarları akışır, yağmur yağar dereleri sel alır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Silifke’de, Konya’da yemeniyi, şalvarı, gömleği, cepkeni giyerek, kuşağı, dolağı bağlayıp kaşık havalarının davetkâr ritmine karşı koyamaz, kalkıp kasık havasına eşlik ederiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Orta Toroslarda Anadolu’nun eşsiz şair ve ozanlarından biri olan Karacaoğlan’ın şiirlerinden uyarlanan türküleri dinlediğimizde nutkumuz tutulur, gök kubbe altında söylenmedik söz kalmamış, zaten hepsi söylenmiş hissine kapılarak söylenecek her sözün gereksiz olduğunu düşünürüz. Onun şiirleri ile Toroslara çıkar yörük obalarına misafir oluruz. Nereye baksak selvi boylu Elif’i görür, sevda uğruna sılayı terk eder, canımızı yare kurban eyleriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doğuya yöneldiğimizde aşkı, ayrılığı, hasreti destansı bir üslupla anlatan barak havaları ile iyice sessizleşir, kalbimizin ritminin yükseldiğini duyar, aşkın büyüsünü, ayrılığın ve hasretin acısını daha derinlerde hissederiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Urfa’da sıra gecelerine katılır, Elâzığ’da doyumsuz fasıllar, gazeller, hoyratlar, uzun havalarla mest olur, halaylarla coşarız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kars’ta, Erzurum’da âşıklık geleneğinin atışmalarından feyz alır, tatyanlar ile huzur buluruz. Karadeniz’de yol havaları ile köpüklü derelerinden geçer, dumanlı yaylaların düzünde horon oynar, bulut denizlerinin çisesinde ıslanırız. Sivas’ta, Erzincan’da deyişlerin dizelerinden öğrenir, semah döneriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anadolu insanının hüznünü, sevincini, coşkusunu, hasretini, dağını, taşını, toprağının bereketini, acısını , ağıtını, aşkını, hüznünü, mücadelesini kısacası romanını yazan Aşık Mahzuni Şerif, Muharrem Ertaş ,Sümmani, Davut Sulari, bozkırın ,bozlakların tezenesi Neşet Ertaş, Aşık Hudai ve daha nicelerini dinlemiş olmanın bahtiyarlığı ile bu toprakların söz ve saz üstatlarını saygıyla selamlayarak, sözü tüm</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">zamanların en büyük ozanlarından birisi olan ve eserleri sadece bu topraklarda değil, Dünyanın saygın orkestraları tarafından da icra edilen Aşık Veysel’e bırakalım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beni hor görme kardeşim Sen altınsın ben tunç muyum Aynı vardan var olmuşuz Sen gümüşsün ben sac mıyım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne var ise sende bende Aynı varlık her bedende Yarın mezara girende Sen toksun da ben aç mıyım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Topraktandır cümle beden Nefsini öldür ölmeden Böyle emretmiş yaradan Sen kalemsin ben uç muyum</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabiata Veysel aşık Topraktan olduk kardaşık Aynı yolcuyuz yoldaşlık Sen yolcusun ben bac mıyım</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aziz Yalı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:45:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/10/aziz-yali-1759728004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY&#039;DA DÖNEL KAVŞAK KURALLARI &quot; BURNUNU ÇIKAR YOLU  KAP&quot;</title>
                <category>Halil kadir İşçioğlu</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayda-donel-kavsak-kurallari-burnunu-cikar-yolu-kap-7769</link>
                <author>isciogluhalilkadir@gmail.com (Halil kadir İşçioğlu)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hatayda-donel-kavsak-kurallari-burnunu-cikar-yolu-kap-7769</guid>
                <description><![CDATA[HATAY'DA DÖNEL KAVŞAK KURALLARI " BURNUNU ÇIKAR YOLU  KAP"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY'DA DÖNEL KAVŞAK KURALLARI " BURNUNU ÇIKAR YOLU &nbsp;KAP"</span></strong></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyanın neresine giderseniz gidin, trafik kuralları üç aşağı beş yukarı aynıdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Örneğin; kırmızıda dur, yeşilde geç, yayaya yol ver vs...Bir de evrensel bir kural vardır ki, ehliyet sınavlarının demirbaşıdır: Kavşağın içindeki araç önceliklidir.<br />
Kulağa ne kadar basit geliyor değil mi?<br />
Ama gelin görün ki Hatay’da bu kural, teoride kalan “iyi niyet temennisi”nden öteye pek geçemiyor. Çünkü bizde işler biraz daha farklı ilerliyor. Bizim yerel trafik kültürümüzde öncelik, kavşağın içinde olana değilde aracın burnunu en cesur şekilde yola uzatana ait.<br />
Evet, yanlış duymadınız. Hatay’da bir kavşağa yaklaşırken iki seçeneğiniz var. Ya kurallara uyup bekleyeceksiniz ya da hafifçe aracın burnunu uzatıp “Ben geliyorum” diyeceksiniz. Tabi ki genellikle kazanan, ikinci seçenek oluyor.<br />
Bu hareket bir refleks mi yoksa yılların getirdiği “usta sürücülük” mü tartışılır elbette ama kesin olan bir şey var ki ; kavşaklar bizde sadece yolların kesiştiği yerler olmaktan ziyade daha çok sabrın, cesaretin ve bazen de inatlaşmanın test edildiği alanlar oluyor maalesef.<br />
İşin ilginç tarafı, herkes bu durumdan şikâyetçi ama direksiyon başına geçince aynı filmi biz de oynuyoruz.&nbsp;<br />
Sonra ne oluyor?<br />
Kavşakta dört araç, dört farklı yönden aynı anda “öncelik benim” diyerek birbirine bakıyor. Ortaya çıkan manzara ise adeta bir satranç oyunu… Sonuç: trafik kilit!<br />
Oysa burası, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir. Her köşesinde geçmişin izlerini taşıyan, kültürüyle övündüğümüz bir memleket. Ama konu trafiğe gelince, bir anda “önce ben” yarışına giriyoruz.<br />
Belki de mesele kuralları bilmemek değilde kuralları uygulamayı “isteğe bağlı” sanmak.<br />
Hatay'da trafik, sadece araç kullanmak olarak algılanabilir fakat öncelikle diğer sürücülere,yayalara ve kurallara saygı duyulması gerektiği unutulmamalıdır.<br />
Çünkü medeniyet dediğimiz kavram, sadece geçmişle övünmekle olmaz elbette zira bugünü nasıl yaşadığınla da alakalıdır.<br />
Kavşakta durabilmek de bana göre bir medeniyet göstergesidir.<br />
En büyük temennim, inşallah bir gün Hatay’da da kavşağa giren değil kavşağın içindeki araçlar hakkı olan geçiş üstünlüğünü kazanır.&nbsp;<br />
Kalın sağlıcakla</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:09:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/halil-kadir-iscioglu-1645467149.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendini Sevmeyen Neden Ruh Eşi Arar? (Acı Gerçekler)</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-sevmeyen-neden-ruh-esi-arar-aci-gercekler-7768</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-sevmeyen-neden-ruh-esi-arar-aci-gercekler-7768</guid>
                <description><![CDATA[Kendini Sevmeyen Neden Ruh Eşi Arar? (Acı Gerçekler)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="margin-left:24px; text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Kendini Sevmeyen Neden Ruh Eşi Arar? (Acı Gerçekler)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sevmeyi hiç öğrenmeden sevilmek istemek… işte hikâye tam burada başlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İnsan, kendi içini boş bırakıp dışarıya sevgi dağıttığında aslında bir tür duygusal borçlanmaya giriyor. İçeride sermaye yok ama dışarıya yatırım yapılıyor. Sonra da bekliyor: “Biri gelsin, beni tamamlasın.” Oysa tamamlanmak, başkasının görevi değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendini sevmeyen birey neden ruh eşi arar? Çünkü içindeki eksikliği bir başkasının doldurabileceğine inanır. Bu bir arayıştan çok, bir kaçıştır. Yalnızlıktan kaçış, değersizlik hissinden kaçış, kendinle baş başa kalamamanın kaçışı…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ama şu gerçek serttir:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendine vermediğin değeri, kimse sana uzun vadede vermez. Verse bile taşıyamazsın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bugün ilişkilerde en büyük kırılma tam burada oluyor. İnsanlar sevgiye aç ama kendine kapalı. İstemek var ama uygulamak yok. “Değer görmek istiyorum” diyor ama kendi sınırlarını çizemiyor. “Sevilmek istiyorum” diyor ama kendine şefkat göstermiyor. Hızlı başlıyor, derinleşmeden tüketiyor, sonra “neden olmuyor?” diye soruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü sevgi bir duygu değil sadece, bir beceri.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve o beceri önce insanın kendine gösterdiği davranışlarla gelişir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendini sevmek; aynaya bakıp güzel olduğunu söylemekten ibaret değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendini sevmek;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yorulduğunda durabilmek,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İstemediğinde hayır diyebilmek,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kendi değerini başkasının ilgisine bağlamamaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ruh eşi dediğin şey, eksik parçanı tamamlayan biri değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sen kendini tamamladığında, yanında yürüyebilen biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve belki de asıl mesele şu:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Biz sevilmeyi çok istedik ama kendimizi sevmeyi hep erteledik.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gamze Arslan</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yaşam Farkındalık Koçu </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:31:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEZİ NOTLARI</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gezi-notlari-7767</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gezi-notlari-7767</guid>
                <description><![CDATA[GEZİ NOTLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GEZİ NOTLARI</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hiçbir memleket Anadolu kadar güzel, Anadolu kadar içli, Anadolu kadar zengin değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla zaman tünelinde acı ve hüznün harmanlandığı, korkulu düşlerin filizlendiği; soylu geçmişiyle ve gelenekleriyle insanȋ yönü daima ağır basan bu topraklarda, yaşamanın hazzı başkadır nitekim, bol çağrışımlı topraklar…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söz konusu tanımlamalarım, bakış açısıyla görüş kabiliyetine yöneliktir biraz da... Bir bakıma durduğu yeri iyi tespit edebilmekle iyi keşfedebilmekle ilgilidir. “Derdinde olmayan deveyi görmez”miş yoksa…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece 23 ilçenin (çoğu yeni ilçe tabi) dışında, gitmediğim ve görmediğim yerleşim birimi kalmadı. Hem de defalarca… Mübalağasız avucumun içi gibi biliyorum bütün vatan sathını. Böylece, şahsen çok şanslı bir noktada bulunduğuma inanmaktayım. Öyle ki neredeyse Evliya Çelebi’yi sollamış vaziyetteyim. Çünkü Rahmetullâhi-aleyh, kendi yaşadığı çağda o kıt imkanlarla ancak bir defaya mahsuben gezmiş-görmüş olabilir diye düşünüyorum. Velâkin bize gelince, her tarafı su yolağına çevirmişliğimiz söz konusudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Artık, bundan sonra alışılmış güzergâhların dışına çıkarak, değişik yollardan bir gezi haritası çizmeyi planlıyorum. Daha zikzaklı, daha labirent ve daha da çapraz boyutta… İlerisi içinse demiryolu ağlarıyla dolaşacağım ki maksadım; coğrafyamızı bizatihi yakından tanımak ve doyumsuz manzaraları başka perspektiften seyreyleyebilmek…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zannedersem bizim payımıza, “ervah-ı âlem”de gezgincilik düşmüştür. Hem de ne gezgincilik…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yerden transit geçmeyi katiyetle görmekten saymıyorum. Mutlak surette enine boyuna irdelemeliyim, incelemeliyim. Ön cepheden, profilden ve de farklı açılardan bakmalıyım ayrıca. Kaldırımlarını arşınlamalıyım, varoşlarını resimlemeliyim; kalesine tırmanmalıyım ve kaderini okumalıyım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şayet kalesi yoksa herhangi bir caminin minare şerefesinden temaşa etmeliyim o şehri. Tabir caizse, ıcığını cıcığını çıkartmalıyım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatta bir keresinde, Mimar Sinan’ın; “Ustalık eserimdir” dediği Edirne Selimiye Camisinin üç merdivenli minaresine çıkmak istediğimde; müezzinle epeyce tartışmıştık. “Ne bileyim ben senin oradan atlayıp intihar etmeyeceğini…” diyerek, yutkunup durmuştu adamcağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mütevazı bir toprak evin tüten bacasında, ne tür bir aş kaynadığı bile kaçmaz dikkatimden. O dal niye oynar, o yaprak niye kıpırdar düşüncesiyle meraklanır dururum. Çobanlar, meczuplar, çocuklar, yaşlılar, ayyaşlar birincil derecede muhteva raportörümdür ve sosyo kültürel kulvarda müracaat kaynağımdır. Onlardan edindiğim ve edineceğim intibalar önemlidir benim için.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Eh gayri bu kadar da merak fazla!” diyenlerin, şaşıyorum meraksızlığına ve ilgisizliğine… Artı, duyarsızlığına… Elin gâvuru, duyarlılıkta bizden kat be kat öndedir maalesef! Hiç bir şeyi es geçip umursamazlık yapmıyorlar. En ücra bir köşedeki kara taşı dahi mercek altına alıyorlar adeta.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizimkiler ise sözde geziye çıkıyorlar, fakat oyun tavlasını çantalarında götürüyorlar. Günün yarısını yatmakla geçiriyorlar, yarısını esnemekle… Tarihten, tarihi dokudan ve kültürden tamamen bîhaber vaziyetteler. Gölge kovalamaktan, güneşli cepheye bakamıyorlar. Sırf bu yüzden sevmiyorum dâhilȋ grup gezilerini. Ark sıra gidip, çay sıra gelmenin adını “gezi” koymuşlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her neyse burayı noktalayalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sanal âlemdeki arkadaşların ısrarları cesaretimizi kamçılayınca, çevirdik rotamızı İç Anadolu’dan kuzey doğuya doğru. İl il, ilçe ilçe, kasaba ve köyleri de kapsayan geniş çaplı bir seyahat gerçekleştirdik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anılarımızı tazeledik hafızamızda. Kırk yıldır mekik dokuduğumuz tozlu yollardan eser kalmamış. Çift şeritli asfalta dönüşmüş her taraf.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nostaljik takılma hevesim boşa çıktı. Tortum’dan Yusufeli, Artvin’e uzanırken şapkalı kayaların altından ve dar geçitlerden Çoruh’un derinliklerine yüreğimi tutarak bakacağımı zannetmiştim ya; köprünün altından nice sular akmış meğerse. Dağlar burgu burgu delinmiş sanki.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Artvin’e kadar tam otuz altı adet tunel saydım irili ufaklı. Büyük atılımlarla rüyalar gerçekleşmiş hakikaten. Şunu rahat söylemem gerekirse, ulaşım sorunu bitmiş vaziyettedir ülkemizde. Yalnız yanı başımızdaki Batum’da, petrol fiyatlarının bizdekinin neredeyse yarı fiyatına olduğunu görünce hayıflandım doğrusu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deyim yerindeyse su üzerindeki kamga misali “zuhurat”a tabi seyahatimizi, haritanın dörtte birini arşınlamakla tamamladık çok şükür. Bizi, meskûn bulundukları yerlerin girişlerinde karşılayıp, çıkış noktalarına değin uğurlayan tüm gönül dostlarımıza buradan bir kez daha kalbȋ muhabbetlerimle selamlarımı yolluyorum. Baki dostluklar temennisiyle…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enerjik ve hoş bir seyahatti benim için…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:05:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER MİLLET KENDİ MİLLİ KÜLTÜR ve MEDENİYETİYLE YAŞAR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-millet-kendi-milli-kultur-ve-medeniyetiyle-yasar-7766</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/her-millet-kendi-milli-kultur-ve-medeniyetiyle-yasar-7766</guid>
                <description><![CDATA[HER MİLLET KENDİ MİLLİ KÜLTÜR ve MEDENİYETİYLE YAŞAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HER MİLLET KENDİ MİLLİ KÜLTÜR ve MEDENİYETİYLE YAŞAR</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda: “Ey insanlar! Doğrusu biz, sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve birbirinizle daha iyi tanışasınız diye sizi kabilelere ve kavimlere/milletlere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah herşeyi bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurât-13) buyurduğu gibi Allah insanları kavimlere ve milletlere ayırmış ve her milletin kendine ait milli kültürü ve medeniyeti vardır. Ve her millet kendi kültür ve kendi medeniyetiyle yükselir veya alçalır, yaşar veya ölür. Bu nedenle bir millet için kültür ve medeniyet çok önemlidir. Peki, Kültür nedir? Medeniyet nedir? Kültür: Bir milletin tarihsel süreç içinde sahip olduğu ve kuşaktan kuşağa aktardığı o milleti yaşatan ve yücelten maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültürel değerlerin hayata geçirilmesiyle oluşturulan sosyal hayata da “Medeniyet” denir. Bir milleti millet yapan, onu yaşatan ve yücelten (vatanı, bayrağı, dini, dili, tarihi, ahlakı, örf ve âdeti gibi ) değerlerin tümüne “Milli Kültür” denir. Bir milletin kendi kültürüyle oluşturduğu Medeniyete de “Milli Medeniyet” denir. Her ne kadar sosyal bilimciler; ”Kültür millî olabilir, ama medeniyet evrensel’dir.” deseler de yaşanan tarihi ve sosyal gerçekler bize göstermiştir ki, bu görüş pek doğru ve isabetli bir görüş değildir. Ancak, her milletin medeniyetinde; o milletin kendi milli kültürüyle örtüşen, diğer kültür ve medeniyetlerden de alıntılar olur. Zaten birçok kültür ve medeniyet değerleri evrenseldir. Bunların çoğu aklın, ahlakın ve ilmin ortak değerleridir. Mesela; cinayet ve tecavüz her toplumda ahlaksız bir davranıştır. İyilik ve yardım ise ahlaki bir davranıştır. Ve biliniz ki, kimin medeniyeti daha güzel ise, erdemli ise; o medeniyet insanlığa hayat ve huzur vermiştir. Şunu da unutmayalım. Bir milletin maddi yönden çok güçlü ve çok zengin olması, o milletin medeni olduğunu göstermez. Gerçek medeniyet; tüm insanlığa güven, huzur ve hayat veren, merhametli ve barışcıl bir medeniyettir. Bizim medeniyetimiz; Türk-İslam kültürünün senteziyle oluşmuş yüksek bir medeniyettir. İslâmın ahlak ve faziletini kendisine düstur edinen Türk milleti, sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerini; aklın ve ilmin süzgecinden geçirerek büyük bir medeniyete dönüştürmüş ve yıllarca bu medeniyetiyle dünyaya örnek olmuştur. Ancak, ne zaman ki, dünyanın eğlentili, görkemli, gösterişli ve çılgın dünya hayatını medeniyet sanmış ve kendi milli medeniyetinin ölçüsünü bozarak başka kültür ve medeniyetlerin şuursuzca taklitçisi olmaya başlamış. İşte o zaman Türk milleti, dünyaya örnek olan kendi öz kültür ve medeniyetinden yavaş yavaş uzaklaşmış ve başka kültürlerin ve başka vahşi medeniyetlerin taklitçisi ve hâmili olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yanlış gidişat toplumda onarılması imkansız pek çok dini, ahlakî ve kültürel tahribata ve yozlaşmaya neden olmuştur. Millet olarak bizim en büyük yanlışlarımızdan biri de şu olmuştur; Medeniyette daha iyiye ve daha ileriye gitmek için kendi kültürel değerlerimizi koruyarak, gelişen dünyanın ilim ve tekniğinden istifade ederek, daha mükemmel bir medeniyet inşâ etmek yerine, Nefse hoş gelen yabancıların bir çok hayasız ve süflî değerlerini, kapıtalist ve egoist yaşantılarını, âdetlerini, kültürlerini medeniyet zannederek onları şuursuzca taklit ederek yanlış bir hayatın içine dalmamız olmuştur. İlmî ve iktisadi gelişmelere bigâne kalışımız olmuştur. Bunun sonucu olarak da gelişen ve değişen çağa rağmen, millet olarak arzu ettiğimiz gerçek huzuru, gerçek refahı ve gerçek saadeti bir türlü bulamamışız ve inşâ edememişiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şunu bilmeliyiz ki; medeni ve müreffeh bir millet olmak, başkalarının kültürünü ve medeniyetini taklit etmekle mümkün olmaz! Ancak, kendi kültürel değerlerimizi, aklın ve ilmin ölçüsünde doğru tutarak, neslimizi ve nesebimizi bozmadan inşâ edeceğimiz daha yüksek bir medeniyetle mümkün olur.. Bizim medeniyet anlayışımızda amaç; iyiyi, doğruyu, temizi, güzeli ve faydayı bularak, huzurlu, güvenli ve müreffeh bir medeniyet inşâ etmektir. İçerde ve dışarda herkese huzur ve güven veren, âdil, merhametli ve barışcıl bir medeniyet inşâ etmektir. Dünya ve ahiret saadetini birlikte elde edecek bir medeniyet inşâ etmektir. Bu da ancak aklın, ilmin ve kitabımız Kur’anın rehberliğinde millî kültürümüzle oluşturacağımız millî ve yüksek bir medeniyetle mümkün olur. Çünkü bir millet, ancak kendi tarihiyle, kendi inancıyla ve kendi kültürel değerleriyle oluşturacağı güzel bir medeniyetle ayakta kalır ve yaşar.. Aksi halde sonuç hüsran olur!.. Bu nedenledir ki; Bir millet, kendi milli kültür ve medeniyetiyle ya yaşar, ya da çöker ve ölür! Tarih bunun acı örnekleriyle doludur! Bu konuda Rabbimizin şu uyarısı bizlere ders olsun: “İnsanı önünden ve ardından onu takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu gözetlerler ve korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim/ millet durumunu bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir kavme/millete azab diledi mi, artık o geri çevrilmez. Onların Allah’tan başka yardımcıları da olmaz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Râd-1) Kültürümüz ve Medeniiyetimiz güzel, sağlıklı, güvenli, huzurlu ve feyizli olsun 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:38:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÖKLERİMİZ TOPRAKTA, GÖZLERİMİZ GELECEKTE</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/koklerimiz-toprakta-gozlerimiz-gelecekte-7765</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/koklerimiz-toprakta-gozlerimiz-gelecekte-7765</guid>
                <description><![CDATA[KÖKLERİMİZ TOPRAKTA, GÖZLERİMİZ GELECEKTE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KÖKLERİMİZ TOPRAKTA, GÖZLERİMİZ GELECEKTE</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprak, hayatın temelidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köklerimiz toprağa bağlı, gözlerimiz ise geleceğe bakıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bugün, birçok insan, topraktan kopuk yaşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuğumuz, geleceğimize yatırım yapmak yerine, anlık zevkler peşinde koşuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekmezsek, biçmezsek, var olamayız. Toprak, bize hayat veren, bizi besleyen bir kaynaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama biz, topraktan kopuk yaşıyoruz. Şehirlerin beton yığınları arasında, doğadan uzaklaşıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuğumuz, toprağın değerini bilmiyor, geleceğimize yatırım yapmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebze ve meyve fiyatları almış başını gidiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer kendi bahçemizde sebze ve meyve yetiştirmezsek, şu andaki fiyatları bırakın, soframızda dahi görmeye hasret kalacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, birçok ailenin sofrasında sebze ve meyve eksikliğine neden oluyor. Özellikle çocuklar, bu besinlerden mahrum kalıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama hala umut var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toprağa geri dönmek, çoluk çocuğumuzu toprağa bağlamak, geleceğimize yatırım yapmak...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, bizim elimizde. Çocuklarımıza etkinlik eşliğinde toprağı sevdirelim, sebzeyi sevdirelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ektiğimiz bitkilerin bir çocuk gibi bakılabileceğini öğretelim, eğitelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki çocuklar, tohumdan meyveye kadar olan zamanı gözetirse, çok daha özenir toprakla uğraşmayı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekip biçmek, ondan yararlanmak bir hobi haline gelmeli.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımıza ekip biçmeye hobi haline getirirsek, ilgi alanlarından bir tanesi olur. Bu, onların doğayla bağlarını güçlendirir, sabırlı ve sorumluluk sahibi olmalarını sağlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerimiz geleceğe bakıyor, köklerimiz toprağa bağlı. O halde, hadi hep birlikte toprağa ekelim, biçelim, var olalım!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk çocuğumuzu toprağa bağlayalım, onlara toprağın değerini öğreterek geleceğimize yatırım yapalım. Unutmayın, toprağa ekilen her tohum, geleceğe atılan bir adımdır!&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:37:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/antakya-cevre-yolu-ne-kadar-guvenli-7764</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/antakya-cevre-yolu-ne-kadar-guvenli-7764</guid>
                <description><![CDATA[ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ?&nbsp;</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya’nın gelişen kent dokusu, son yıllarda özellikle çevre yolu güzergahında yoğun bir yapılaşmaya sahne oluyor.&nbsp;</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ali CEREN Yazdı...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="ANTAKYA ÇEVRE YOLU NE KADAR GÜVENLİ? " src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/118241566_3500854873258022_8451989235557051169_n.jpg" /><br />
Her gün yeni bir bina yükseliyor; iş yerleri, apartmanlar, konutlar… Ancak bu binaların ruhsat durumları hâlâ şüpheli. Vatandaş gözlemleri ve yerel bilgilere göre, çevre yolu boyunca inşa edilen binaların büyük bir kısmı yalnızca geçici ruhsatla yükseliyor. Peki, bu binalar gerçekten güvenli mi? Ve geçici ruhsat uygulaması ne kadar yeterli bir önlem sağlıyor?</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçici ruhsat, kalıcı bir güvence sunmuyor. Yani bir binanın kısa süreli izni var; fakat bu, yapı güvenliği, standartlar ve şehir planlaması açısından ciddi riskler yaratıyor. Ayrıca geçici ruhsat bedelleri her ne kadar resmi prosedürlerle alınıyor olsa da, bu bedelin denetim ve yapı güvenliğini sağlamak için yeterli olup olmadığı tartışmalı. Birçok vatandaş ve çevre yolu kullanıcıları, her yeni binanın ruhsatının olup olmadığını sorguluyor. Yetkililer ise bu konuda net bilgi vermiyor; sayısal veriler paylaşılmıyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu belirsizlik yalnızca hukuki boyutta kalmıyor. Trafik güvenliği ve yaşam kalitesi açısından da ciddi riskler oluşuyor. Yol boyunca sıklaşan binalar, görüş mesafelerini daraltıyor, sürücülerin refleks sürelerini kısaltıyor ve yaya güvenliğini tehlikeye atıyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde artan trafik yoğunluğu, çevre yolunda bu yapılaşmanın risklerini daha görünür hâle getiriyor. Kaç bina tam ruhsatlı, kaç bina geçici ruhsatlı, hangi yapılar güvenlik standartlarına uygun? Bu sorular yanıtlanmadıkça, Antakya’da güvenli bir şehirleşmeden söz etmek mümkün değil.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kent planlaması açısından da durum kritik. Çevre yolu, sadece bir ulaşım güzergahı değil; aynı zamanda kentin trafik yükünü hafifletmek ve şehir merkezindeki yoğunluğu azaltmak için hayati öneme sahip. Ancak yollar boyunca denetimsiz ve plansız bir yapılaşma, hem şehir planlamasını aksatıyor hem de uzun vadede altyapı sorunlarını beraberinde getiriyor. Kanalizasyon, su ve elektrik altyapısı, yangın ve acil durum müdahaleleri gibi kritik alanlarda aksaklıklar yaşanması olası.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetkililerin acilen yapması gereken, bu binaların ruhsat durumlarını şeffaf bir şekilde açıklamak, geçici ruhsat uygulamasını gözden geçirmek ve güvenli yapılaşmayı zorunlu hâle getirmek. Ayrıca, yeni inşaatların trafik güvenliği ve çevresel etkileri açısından değerlendirilmesi, halkın güvenliğinin garanti altına alınması gerekiyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü her yeni bina sadece beton ve tuğla değil; aynı zamanda bir güvenlik ve sorumluluk meselesidir. Antakya çevre yolunda bu denge sağlanmazsa, büyüyen şehir riskli bir şehirleşmenin kurbanı olacak. Planlama, denetim ve şeffaflık olmadan, modernleşme hedefleri sürdürülemez.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya halkı, yetkililerden bu konuda net adımlar bekliyor: Kaç bina ruhsatlı, hangileri geçici izinle yükseliyor ve bunlar hangi standartlara uygun? Bu soruların cevabı verilmeden, her gün yükselen yeni binaların yol açacağı riskleri öngörmek neredeyse imkânsız. Şehir planlaması ve trafik güvenliği, yalnızca mühendislerin ve yetkililerin işi değil; toplumun tüm kesimlerinin bilinçli ve katılımcı olması gereken bir sorumluluktur.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Antakya çevre yolu, kentimiz için kritik bir aks. Ve her aksın güvenli olması, hem şehri kullanan sürücüler hem de çevre yolu kenarındaki vatandaşlar için hayati önem taşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetkililer, şeffaflığı, denetimi ve planlı şehirleşmeyi sağlamak zorundadır.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aksi takdirde, betonun ve tuğlanın gölgesinde büyüyen şehir, uzun vadede güvenlik ve yaşam kalitesi kaybıyla karşı karşıya kalacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla..!!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:54:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HELÂL YEMEK</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/helal-yemek-7763</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/helal-yemek-7763</guid>
                <description><![CDATA[HELÂL YEMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HELÂL YEMEK</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ meâlen buyurdu ki: “Helal şeylerden yiyin ve salih amel işleyin.” [Mü’minun: 51]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Helal kazanmak her Müslümana farzdır.”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri; “Ya Resulallah, duâ buyurunuz da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabul etsin!” dedi. Cevabında buyurdu ki: (Duanızın kabul olması için helâl lokma yiyin!)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Kimyâ-yı saâdet]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâlden olmalıdır.” [Tergibüs-salât]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (İbâdet on kısımdır; dokuzu helâl kazanmak, biri diğer ibâdetlerdir.) [Beyheki]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yahya bin Muaz-i Razi rahmetullahi aleyh buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahü teâlâya itaat etmek hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı duâ, dişleri helâl lokmadır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sehl bin Abdullah Tüsteri rahmetullahi aleyh buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İmânın hakikatine kavuşmak için dört şey lâzımdır: Bütün farzları edeple yapmak, helâl yemek, görünen ve görünmeyen haramlardan sakınmak. Bu üçüne ölünceye kadar sabırla devam etmek.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine Sehl bin Abdullah Tüsteri rahmetullahi aleyh buyurdu ki:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Haram yiyenlerin yedi azası istese de istemese de günah işler. Helal yiyenlerin bütün bedeni ibâdet eder. Hayır işlemesi kolay ve tatlı gelir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Abdullah ibni Mübarek hazretleri buyurdu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Şüpheli bir dirhemi sahibine geri vermeyi, bin dirhem sadaka vermekten daha çok severim.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haram lokma insanın hem dünyasını hem de ahiretini berbat eder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Helal lokma her zaman, her yerde insanı abad eder, huzurlu ve mutlu eder.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:19:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyilik-karsiliksiz-kalmaz-7762</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iyilik-karsiliksiz-kalmaz-7762</guid>
                <description><![CDATA[İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bugün siz sevgili okuyucularıma ramazan vesilesiyle okuduklarımdan bir paylaşım yapmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Abbas (ra) çok zengin ve çok cömertti. Cömertliği dillere des­tan olmuştu. Birgün sordular: Yâ Abbas! Cömertlikte seni geçen oldu mu? Abbas (ra) Evet! dedi, Bir köle.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Na­sıl olur yâ Abbas, bir köle nasıl senden da­ha cömert olur? Hz. Abbas gülümseye­rek baktı ve Anlatayım! dedi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Birgün Medine'de hurma bahçeleri arasında do­laşıyordum. Bir köle yol kenarındaki hur­ma bahçesinde çalışıyordu. Bir süre onun çalışmasını izledim. Öğle vaktiydi. Köle çalışmasını bırakıp ekmek çıkınını açtı. Yemek yiyecekti, bu bir somun ekmekten ibaretti. Tam ekmeği ısıracakken açlık­tan perişan hale gelmiş bir köpek belirdi. Çaresiz şekilde kölenin elindeki ekmeğe bakıp kuyruk sallıyor, acıklı sesler çıkara­rak ekmeği istiyordu. Belli ki çok açtı. Kö­le bir ekmeğe baktı, bir köpeğe ve tuttu ekmeğin yarısını köpeğe attı. Köpek ha­vada kaptığı ekmeği âdetâ çiğnemeden yuttu ve yine dikildi kölenin karşısına. Kö­le hiç tereddüt etmeden kalan ekmeği de köpeğe verdi. Sonra halinden memnun, yüzünde tatlı bir tebessümle çalışmaya koyuldu. Bu hal bana çok tesir etmişti. 0 zamana kadar benim farkımda olmayan kölenin yanına gittim ve selâm verdim, selâmımı aldı ve gülümseyerek 'Buyurun!' dedi, 'Birşey mi vardı?' Biraz evvel yaşananları hatırlattım kendisine. Gülümsedi, mahçup halde 'Ne yapayım? Baktım hayvan benden aç, ben de ekmeğimi ona verdim!' dedi. 'Peki!' dedim, 'Senin yiye­cek başka birşeyin var mı?' Yok!' dedi. 'Bu bahçenin sahibi kim?' dedim, bir isim söyledi. Tanıyordum, gittim, bahçe sahibi­ni buldum. Selâm verip yanına oturdum. Hoşbeşten sonra konuyu bahçesine ge­tirdim. 'Bahçeyi satar mısın?' dedim, 'Sa­tarım!' dedi. 'Köleyi de isterim!' dedim, ona da 'Peki!' dedi. Kölenin ve bahçenin fiyatında anlaştık. Parayı verip bahçenin yolunu tuttum. Kölenin yanına gittim. Durumu anlattım ve 'Seni âzad ediyorum, bu bahçeyi de sana hediye ediyorum!' dedim. Köle çok sevindi, bana hayır du­alar etti, cömertliğimi övdü. Ona 'Hayır!' dedim, 'Sen benden daha cömertsin! Çünkü ben sana malımın çok küçük bir kısmını verdim. Sen ise sana ait olan malının hepsini o köpeğe verdin. Sen benden daha cömertsin ve Allah sana bu cömertliğine mükâfat olarak hem özgürlüğünü hem bu bahçeyi verdi. Ben vesile oldum sadece!' dedim. İşte dost­lar, o köle benden daha cömertti!" dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 08:39:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mutluluk-bir-his-degil-sana-kimsenin-soylemedigi-gercek-7761</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mutluluk-bir-his-degil-sana-kimsenin-soylemedigi-gercek-7761</guid>
                <description><![CDATA[Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Herkes mutluluğun peşinde. Sanki onu çok iyi tanıyormuşuz gibi, sanki bir gün kapımızı çalacak bir misafir gibi bekliyoruz. Oysa durup kendimize dürüstçe sorduğumuzda cevap net değil: Mutluluk nedir?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kahkaha mı? Bir anlık yüz kası hareketi mi? Yoksa içten gelen o kısa parıltı mı? Belki de hiçbirisi. Belki mutluluk, sandığımız kadar gürültülü değildir. Belki de sessizdir. Gösterişsizdir. Bir sabah içinin kavga etmeden uyanmasıdır. Bir şeyi oldurmaya çalışmadan olduğu gibi kabul edebilmektir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İnsan aslında çoğu zaman mutluluğu değil, huzuru arar. Ama huzur emek ister. Farkındalık ister. Kaçtığımız, ertelediğimiz, yüzleşmek istemediğimiz ne varsa hepsi huzurun kapısında bekler. İçeri girebilmek için önce onlarla tanışmak gerekir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">İstemek kolaydır. “Mutlu olmak istiyorum” demek bir cümleliktir. Ama o cümlenin altını doldurmak… işte orası zordur. Çünkü değişim ister. Konfor alanını terk etmeyi ister. Kendinle dürüst olmayı ister. İnsan çoğu zaman mutsuzluğa değil, alışkanlıklarına bağlıdır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Peki bizi ne engeller?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">En başta kendimiz. Zihnimiz. Eski hikâyelerimiz. “Ben böyleyim” dediğimiz kalıplar. Korkularımız. Başaramama ihtimali değil, değişirsek kim olacağımızın belirsizliği korkutur bizi. Çünkü bilinmeyen, her zaman daha ürkütücüdür.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">O yüzden çoğu insan mutluluğu ister ama ona yaklaşmaz. Çünkü yaklaşmak, dönüşmek demektir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki de sormamız gereken soru şudur: Gerçekten mutlu olmak istiyor muyum, yoksa sadece isteme fikrini mi seviyorum?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Çünkü mutluluk bir sonuç değil, bir seçimdir. Her gün, her an tekrar edilen küçük bir seçim. Gürültülü değil, derin. Büyük değil, gerçek.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve belki de en sade haliyle mutluluk; kendinle kavga etmediğin o kısa, sessiz anlarda saklıdır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Instagram @gamzeilefarkindalik</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gamze Arslan </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yaşam ve Farkındalık Koçu</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 17:05:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İMAM-I AZAM EBU HA­Nİ­FE</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/imam-i-azam-ebu-hanife-7760</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/imam-i-azam-ebu-hanife-7760</guid>
                <description><![CDATA[İMAM-I AZAM EBU HA­Nİ­FE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İMAM-I AZAM EBU HA­Nİ­FE</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ehl-i sün­ne­tin amel­de 4 hak mez­he­bin­den bi­ri olan Ha­ne­fi mez­he­bi­nin ku­ru­cu­su­dur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mut­lak müc­te­hid­dir. Asıl is­mi Numan’­dır. Ba­ba­sı Sabit, Hazret-i Ali ile gö­rüş­müş, zür­ri­ye­ti için dua al­mış­tır. Hic­ri (80-150), miladi (699-767) seneleri ara­sın­da Kufe ve Bağ­dat’ta ya­şa­dı. Burada şehid edil­di.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik ile birlikte beş kişiyi görmekle şereflendi. Ehl-i beytten Zeyd bin Ali ve Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi. Tasavvuf ilmini Câfer-i Sâdık’tan alarak yüksek derecelere kavuştu. Fıkıhdaki çok geniş bilgisini ve hele kıyasdaki harikulâde kuvvetini, zühd ve takvadaki, hilm ve salahdaki akıllara hayret veren üstünlüğünü bildiren kitaplar sayılamayacak kadar çoktur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce İmâm-ı Şabî'den kelâm ve münazara ilmini çok iyi öğrendi. Sonra Hammâd bin Ebî Süleyman’dan fıkıh öğrendi. 28 yıl derslerine devam etti. Bir yandan da insanların inancını bozmakta olan sapık fırkalarla mücadele etti. Dehrî denilen inkârcılarla, şiî, mu'tezilî kimselerle münazara yaparak ehl-i sünnet itikadını yaydı. Din bilgilerini kelâm, fıkıh, tefsir, hadîs vs. isimleri altında ayırarak bu ilimlere âit kâideleri tespit etti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kû­fe Câ­mi­i’n­de ders ve­rir­ken bin ta­le­be­si her der­sin­de bu­lu­nur­du. Bir mesele­ye ce­vap bu­lun­ca ta­le­be­le­ri­ne söy­ler­di. Hep­si uy­gun gö­rür­ler­se; “El­ham­dü­lil­lah” di­ye­rek ta­le­be­le­ri­ne; “Bu­nu ya­zı­nız!” bu­yu­rur­du. Ha­ne­fi mez­he­bi Os­man­lı Devle­ti za­ma­nın­da her ye­re ya­yıl­dı. Bugün bütün dünyadaki Müslümanların dörtte üçü, onun yolundadır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalan dörtte birinde</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:56:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nukleer-saldiridan-korunmanin-yollari-7759</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nukleer-saldiridan-korunmanin-yollari-7759</guid>
                <description><![CDATA[Nükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Yarın bir nükleer saldırı olursa insanların %95’i patlamadan değil, tek bir basit bilgiyi bilmedikleri için hayatını kaybeder.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1) Çoğu kişi nükleer saldırının kilometrelerce alanda herkesi anında öldürdüğünü düşünür. Bu bir efsane.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Birçok ülkenin savunma araştırmaları gösteriyor ki ilk darbede değil, sonraki 24–72 saat içinde insanlar hayatını kaybediyor. Oysa ilk ne yabilmek her şeyi değiştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2) En kritik nokta şu: En tehlikeli kısım patlama değil,radyoaktif serpintidir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu parçacıklar 15–30 dakika içinde yere iner. Bu sırada dışarıdaki biri, binaya giren kişiye göre 50–100 kat daha fazla radyasyon alır. Beton bir bodrum kat dozu 200–500 kat azaltabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3) En sert gerçek şu: İnsanların büyük kısmı saldırıdan sonra dışarı çıkar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Meraktan, panikten ya da yakınlarını aramak için. Ama en tehlikeli zaman tam da ilk 30 dakikadır. Asıl risk patlama değil, açık alandaki serpintidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4) Çok az kişinin bildiği bir algoritma var: Parlama anında yere yat,başını kapat,ışığa bakma. Ardından hemen en yakın binaya gir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Pencereleri ve havalandırmayı kapat. Girişte üst kıyafetini çıkar. Yüzünü yıkaNükleer Saldırıdan Korunmanın Yolları&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın bir nükleer saldırı olursa insanların %95’i patlamadan değil, tek bir basit bilgiyi bilmedikleri için hayatını kaybeder</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1) Çoğu kişi nükleer saldırının kilometrelerce alanda herkesi anında öldürdüğünü düşünür. Bu bir efsane.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Birçok ülkenin savunma araştırmaları gösteriyor ki ilk darbede değil, sonraki 24–72 saat içinde insanlar hayatını kaybediyor. Oysa ilk ne yabilmek her şeyi değiştirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2) En kritik nokta şu: En tehlikeli kısım patlama değil,radyoaktif serpintidir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu parçacıklar 15–30 dakika içinde yere iner. Bu sırada dışarıdaki biri, binaya giren kişiye göre 50–100 kat daha fazla radyasyon alır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Beton bir bodrum kat dozu 200–500 kat azaltabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3) En sert gerçek şu: İnsanların büyük kısmı saldırıdan sonra dışarı çıkar.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Meraktan, panikten ya da yakınlarını aramak için. Ama en tehlikeli zaman tam da ilk 30 dakikadır. Asıl risk patlama değil, açık alandaki serpintidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4) Çok az kişinin bildiği bir algoritma var: Parlama anında yere yat,başını kapat,ışığa bakma. Ardından hemen en yakın binaya gir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Pencereleri ve havalandırmayı kapat. Girişte üst kıyafetini çıkar. Yüzünü yıka. En az 24 saat dışarı çıkma. Radyoyu aç ve resmi duyuruları dinle.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5) Sivil savunma bunun için vardır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece artık öğretilmiyor.Oysa hayat kurtaran bilgi hâlâ basit ve ulaşılabilir. En az 24 saat dışarı çıkma. Radyoyu aç ve resmi duyuruları dinle.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5) Sivil savunma bunun için vardır. Sadece artık öğretilmiyor.Oysa hayat kurtaran bilgi hâlâ basit ve ulaşılabilir. &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:14:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİJİTAL ESARET: BİR NESLİN ÇÖKÜŞ HİKAYESİ</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dijital-esaret-bir-neslin-cokus-hikayesi-7758</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dijital-esaret-bir-neslin-cokus-hikayesi-7758</guid>
                <description><![CDATA[DİJİTAL ESARET: BİR NESLİN ÇÖKÜŞ HİKAYESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“DİJİTAL ESARET: BİR NESLİN ÇÖKÜŞ HİKAYESİ”</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir parmak hareketiyle başlıyor her şey. Ekrana hafifçe dokunuyorsun, yukarı kaydırıyorsun. Bir video daha, bir video daha… Zaman geçiyor. Ama fark etmiyorsun. Çünkü o kaydırdığın her içerik, rastgele değil. Her biri, seni orada biraz daha tutmak için tasarlanmış bir planın parçası. Ve sen, o planın içinde kaybolurken hayatın yavaş yavaş elinden kayıp gidiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünün en büyük yanılgısı şu: Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor sanıyoruz. Oysa çoğu zaman hayatımızı çalıyor. En acısı da şu ki, bu kaybı kendi ellerimizle büyütüyoruz. Özellikle de ebeveynler…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarına “telefonla çok oynama” diyen bir annenin, elinden telefonu düşürmediği bir evde büyüyen çocuk neyi örnek alacak? Babası akşam eve gelip saatlerce ekran karşısında kaybolurken, o çocuğa disiplin nasıl öğretilecek? Sözün değil, davranışın öğretici olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ve bugün çocuklarımıza en güçlü şekilde öğrettiğimiz şey: bağımlılık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aileler farkında bile değil… Daha bebekken çocuğun eline verilen telefon, bir oyuncak değil; bir alışkanlığın ilk adımıdır. “Oyalansın” diye verilen ekran, aslında çocuğun gerçek dünyadan koparılmasıdır. Çünkü o an ebeveyn kendi rahatını seçer. Dizini kırıp çocuğuyla oyun oynamak yerine, onu bir ekranın içine hapseder. Ve sonra yıllar geçer… O çocuk artık o ekrandan çıkamaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra ne olur? Gece geç saatlere kadar telefon başında kalan çocuklar… Sabah okula gittiğinde gözleri kapanan, ders dinlemeyen, hayattan kopuk bir nesil. Öğretmene saygı? Yok. Derse ilgi? Yok. Çünkü zihinleri parçalanmış durumda. Sürekli hızlı tüketilen içeriklere alışmış bir beyin, 40 dakika boyunca bir derse odaklanamaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama mesele sadece ders de değil…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile dediğimiz yapı, sessizce çözülüyor. Aynı evin içinde yaşayan ama birbirine yabancı insanlar haline geldik. Aynı sofraya oturmayı bile başaramayan bir toplum olduk. Anne ayrı ekranda, baba ayrı, çocuk ayrı… Sohbet yok. Göz teması yok. Paylaşım yok. Sadece ekran ışıkları var.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve buna “modern yaşam” diyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Özgür birey yetiştiriyoruz” diyor bazı aileler. Otorite kurmamakla övünüyorlar. Ama ortada özgür birey yok; başıboş bırakılmış bir nesil var. Sınır bilmeyen, sorumluluk almayan, saygı kavramını tanımayan bir nesil… Çünkü özgürlük, başıboşluk değildir. Özgürlük, sınırlar içinde öğrenilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün birçok çocuk, ailesinin maddi gücüne güvenerek büyüyor. “Nasıl olsa babam var” rahatlığıyla ders çalışmayan, kendini geliştirmeyen gençler yetişiyor. Ama hayat, o kadar merhametli değil. Gün gelir o güvenilen zemin kayar. İşte o zaman geriye ne kalır? Ne bir meslek, ne bir donanım, ne de kendini ifade edebilecek düzgün bir dil…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evet, dil…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki cümleyi bir araya getiremeyen, düşüncesini ifade edemeyen bir nesil geliyor. Kitap okumak, sadece bir öğretmenin verdiği ödevden ibaret hale gelmiş. Oysa kitap, insanın zihnini inşa eder. Ama biz çocuklara ekran veriyoruz, kitap değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Para yönetimi? O da yok. Daha küçük yaşta sınırsız harcama özgürlüğü verilen çocuklar, paranın değerini öğrenemiyor. İhtiyaç ile istek arasındaki farkı bilmeden büyüyorlar. Ve aileler, farkında olmadan çocuklarını hayata karşı savunmasız bırakıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En acı olan ne biliyor musunuz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne-baba, çocuğuyla iki dakika oturup konuşamıyor. Aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşıyorlar. Birlikte yemek yemenin, sohbet etmenin, göz göze gelmenin değerini bile aktaramıyorlar. Çünkü herkesin elinde bir ekran var. Ve o ekran, aradaki bağı kesiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün kaydırdığımız her video, aslında hayatımızdan çaldığımız bir parçadır. Ve biz bunu eğlence sanıyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama gerçek şu: Bu bir kayıp.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bu kayıp, sadece bireysel değil. Toplumsal bir çöküşün habercisi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bugün durup düşünmezsek, yarın çok geç olabilir. Çünkü yetişen nesil, bizim eserimiz olacak. Ve o eser, ya güçlü bir toplumun temeli olacak… ya da kendi içinde çöken bir yapının enkazı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karar hâlâ bizim elimizde.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama unutmadan: Hayat, ekranda kaydırdığın kadar uzun değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat KONDAKCI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 08:49:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nisan Tartışması: Şaka Günü mü, Tarihsel Bir Yanılgı mı?</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nisan-tartismasi-saka-gunu-mu-tarihsel-bir-yanilgi-mi-7757</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/nisan-tartismasi-saka-gunu-mu-tarihsel-bir-yanilgi-mi-7757</guid>
                <description><![CDATA[Nisan Tartışması: Şaka Günü mü, Tarihsel Bir Yanılgı mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisan Tartışması: Şaka Günü mü, Tarihsel Bir Yanılgı mı?</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aslıhan Toksoy</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yıl 1 Nisan tarihi yaklaşırken, kamuoyunda benzer bir tartışma yeniden gündeme geliyor. Bir kesim bu günü “şaka geleneği” olarak değerlendirirken, diğer bir kesim ise günün kökenine dair farklı bir iddiayı öne çıkarıyor. Söz konusu iddiaya göre 1 Nisan, Endülüs’te Müslümanların hileyle katledildiği bir olayın yıl dönümüne dayanıyor. Ancak bu anlatının tarihsel karşılığı olup olmadığı, uzun süredir tartışma konusu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çerçevede, 1 Nisan’a atfedilen bu iddianın tarihsel temelleri ve günün bilinen kökenine dair veriler yeniden ele alınıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İddianın İçeriği ve Yaygınlığı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medya ve çeşitli dijital platformlarda sıkça paylaşılan anlatıya göre, 15. yüzyılın sonlarında Endülüs’te kuşatma altında bulunan Müslümanlara, teslim olmaları halinde zarar verilmeyeceği yönünde söz verildiği ifade ediliyor. Anlatının devamında ise bu sözün tutulmadığı ve ertesi gün toplu bir katliam gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. Bu olayın ardından 1 Nisan’ın “hile günü” olarak anılmaya başlandığı ve zamanla şaka geleneğine dönüştüğü iddia ediliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu anlatı, özellikle son yıllarda geniş kitlelere ulaşmış ve belirli dönemlerde yeniden dolaşıma girerek kamuoyunda güçlü bir karşılık bulmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarihsel Kayıtlar ve Akademik Değerlendirmeler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Endülüs’ün son dönemine ilişkin tarihsel süreç, akademik çalışmalar ve tarih kaynakları tarafından ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Granada’nın 1492 yılında teslim olmasıyla birlikte bölgede Müslüman hâkimiyeti sona ermiş, ardından farklı sosyal ve siyasi gelişmeler yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak mevcut tarihsel veriler incelendiğinde, 1 Nisan tarihiyle doğrudan ilişkilendirilen ve anlatıda yer aldığı biçimde gerçekleştiği belirtilen bir toplu katliama dair güvenilir bir kayıt bulunmamaktadır. Tarihçiler, Endülüs’te yaşanan olayların karmaşık bir süreç içerisinde geliştiğini, ancak söz konusu anlatının belirli bir güne ve belirli bir olaya indirgenemeyeceğini ifade etmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, yaygın olarak dolaşımda olan anlatının tarihsel gerçeklikten ziyade, sonradan oluşturulmuş veya yorumlanmış bir hikâye olabileceği değerlendirmelerini gündeme getirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’ın Bilinen Kökenine Dair Görüşler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’ın “şaka günü” olarak anılmasına ilişkin farklı teoriler bulunmaktadır. En yaygın kabul gören görüşe göre, bu gelenek Avrupa’da takvim değişiklikleri sonrasında ortaya çıkmıştır. Yıl başlangıcının farklı tarihlere çekilmesiyle birlikte eski geleneği sürdüren kişilerle alay edilmesi, zamanla bir kültürel pratiğe dönüşmüştür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu süreç içerisinde “kandırma” ve “şaka yapma” temalarının öne çıktığı, zamanla da 1 Nisan’ın bu içerikle anılmaya başlandığı ifade edilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bununla birlikte, bu geleneğin tek bir olaydan değil, farklı kültürel etkileşimlerin birleşiminden ortaya çıktığına dair görüşler de bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tartışmanın Günümüzdeki Yansıması</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’a ilişkin söz konusu iddia, yalnızca tarihsel bir tartışma olmanın ötesinde, bilginin doğruluğu ve yayılma biçimi açısından da dikkat çekmektedir. Özellikle dijital ortamda hızla yayılan içeriklerin, yeterli doğrulama yapılmadan geniş kitlelere ulaşabildiği görülmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzmanlar, bu tür iddiaların değerlendirilmesinde tarihsel kaynakların incelenmesi, akademik çalışmaların dikkate alınması ve farklı görüşlerin karşılaştırılması gerektiğini vurgulamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nedir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 Nisan’ın, Endülüs’te Müslümanların hileyle katledildiği bir güne dayandığına ilişkin iddia, yaygın şekilde dile getirilmesine rağmen mevcut tarihsel kaynaklarla doğrulanabilmiş değildir. Buna karşılık, günün “şaka günü” olarak anılmasının Avrupa’daki kültürel süreçlerle ilişkili olduğu yönündeki görüşler daha geniş kabul görmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çerçevede 1 Nisan tartışması, yalnızca bir günün kökenine değil; aynı zamanda bilginin nasıl üretildiği, nasıl yayıldığı ve nasıl benimsendiğine dair daha geniş bir sorgulamayı da beraberinde getirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynaklar<br />
•teyit.org – 1 Nisan iddiasına ilişkin analiz<br />
•habervakti.com – 1 Nisan anlatısına dair içerik<br />
•Endülüs tarihi üzerine akademik çalışmalar ve genel tarih kaynakları</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:38:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BENDEN BİZE YOLCULUĞUN ADI: EVLİLİK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/benden-bize-yolculugun-adi-evlilik-7756</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/benden-bize-yolculugun-adi-evlilik-7756</guid>
                <description><![CDATA[BENDEN BİZE YOLCULUĞUN ADI: EVLİLİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BENDEN BİZE YOLCULUĞUN ADI: EVLİLİK</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, kısa yolculuklarla bize büyük hakikatleri öğretir. Birkaç saatlik uçak ya da otobüs seyahatinde bile yanımızdaki yol arkadaşına tahammül etmekte zorlandığımız anlar olur. Koltuğuna sığamayanlar, yüksek sesle konuşanlar, sürekli hareket edenler; Daha birkaç saat geçmeden içimiz daralır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi durup düşünelim: Böylesine kısa bir yolculukta bile sabrımız zorlanırken, bir ömür sürecek evlilik yolculuğunun kolay olmasını beklemek ne kadar gerçekçidir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilik, aynı çatı altında yaşamak değil; aynı yolda yürüyebilmektir. Bu yolculukta en kritik eşik, “ben” ile “biz” arasındaki ince çizgidir. Çünkü evlilik, iki ayrı dünyanın bir araya gelmesidir. İki farklı alışkanlık, iki farklı bakış açısı, iki farklı hayat hikâyesi…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bu iki dünya “ben böyleyim” duvarına çarparsa, yol daha en başından zorlaşır. Oysa evlilik, “ben”i yok etmek değil; “biz”i inşa etmektir. Kendi varlığını korurken ortak bir alan kurabilmek, gerektiğinde geri adım atabilmek, anlayabilmek ve anlaşılmaya açık olabilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu denge kurulduğunda evlilik, sadece bir birliktelik</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;değil; bir huzur alanına dönüşür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir diğer önemli konu ise sınırlar:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilikte kurulan çekirdek ailenin sınırlarını koruyabilmek hayati bir öneme sahiptir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İyi niyetle yapılan dış müdahaleler bile zamanla ilişkinin dengesini bozabilir. Herkesin bir fikri olabilir; ancak evliliğin direğini ayakta tutacak olan, eşlerin kendi aralarında kurdukları bağdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sorunlar dışarıda değil, içeride çözülmelidir. Çünkü mahremiyetini koruyamayan bir ilişki, zamanla gücünü kaybeder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmamak gerekir ki; evlilik yalnızca sevgiyle yürüyen bir kurum değildir. Sevgi başlangıçtır; fakat devamını sağlayan saygı, anlayış, sabır ve sınırdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ben” olarak ısrar edenler zamanla yorulur ve yalnızlaşır. Oysa “biz” olabilenler; yükü paylaşır, yolu güzelleştirir ve birlikte güçlenir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">evlilik uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta asıl mesele, kimin haklı olduğu değil; birlikte kalabilmenin yollarını bulabilmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ben”den “biz”e geçebilen, bekar haliyle kalmayan, sınırlarını koruyabilen ve ilişkisine sahip çıkabilen çiftler için bu yol; anlamlı, derin ve huzurlu bir yolculuğa dönüşür inşallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YARIM KALMIŞSA CÜMLELER...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yarim-kalmissa-cumleler-7755</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yarim-kalmissa-cumleler-7755</guid>
                <description><![CDATA[YARIM KALMIŞSA CÜMLELER...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YARIM KALMIŞSA CÜMLELER...&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, bazen bitmemiş cümleler gibidir. Bir kelime, bir cümle, bir paragraf...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi yarım kalmış, tamamlanmayı bekler. İnsanın içinde, söylenmemiş sözler, anlatılmamış hikayeler, yaşanmamış anlar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi, birer yarım kalmış cümledir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşk, belki de en çok yarım kalmış cümle barındıran alandır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Seni seviyorum, ama...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" "Beni affet, çünkü..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sen olmadan yaşayamam, fakat...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" Bu cümleler, çoğu kez söylenmeden kalır, kalplerde yarım kalmış bir şarkı gibi yankılanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşkın getirdiği heyecan, çoğu kez sözlerin eksik kalmasına neden olur. "Seni seviyorum" demek, bazen yetersiz kalır, çünkü hisler, sözlerin ötesinde bir şeydir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İş hayatı da, yarım kalmış cümlelerle doludur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke şunu yapabilseydim..." "Neden bunu denemedim?"&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Belki de ben..." Bu cümleler, çoğu kez geriye dönük düşünceler olarak kalır, fırsatların kaçırıldığı anları hatırlatır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İş hayatında, çoğu kez kararlar, hızlı ve ani bir şekilde alınır, bu da yarım kalmış cümlelerin doğmasına neden olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşler arasındaki geçimsizlikler de, yarım kalmış cümlelerin bir başka kaynağıdır. "Seni affedemiyorum, çünkü..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Beni anlamıyorsun, halbuki..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Neden beni sevmediğini bilmiyorum..." Bu cümleler, çoğu kez söylenmeden kalır, ilişkilerin çatlaklarına sızar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki insan, çoğu kez birbirlerini anlamakta zorlanır, bu da yarım kalmış cümlelerin artmasına neden olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın her alanında, yarım kalmış cümleler vardır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke şunu yapabilseydim..."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Neden bunu söylemedim?" "Belki de ben..." Bu cümleler, çoğu kez geriye dönük düşünceler olarak kalır, hayatın akışını değiştirir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu ana kadar yarım kalmış hayatlar da var, şiirler de var, şarkılar da var. Bestelenmemiş şarkılar, yazılmamış öyküler, çizilmemiş resimler...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi, birer yarım kalmış cümledir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Yarım kalmış cümleler, aynı zamanda bir fırsat da olabilir. Onları tamamlamak, söylenmemiş sözleri söylemek, anlatılmamış hikayeleri anlatmak... Bu, hayatın anlamını değiştirebilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarım kalmış cümleleri tamamlamak, bazen zor olabilir, ama çoğu kez de hayatın güzelliğini ortaya çıkarır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söylenmemiş sözler, yarım kalmış cümlelerdir veya başlayıp da bitiremediğiniz işlerdir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geç kalmadan onları tamamlamak, hayatınızı değiştirebilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korkularınızı aşın, geçmişin yükünden kurtulun, geleceğin belirsizliğini aşın. Söylenmemiş sözleri söyleyin, anlatılmamış hikayeleri anlatın,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">yarım kalmış projeleri tamamlayın&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:40:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOLDAN GÜZEL GEÇEBİLMEK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yoldan-guzel-gecebilmek-7754</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/yoldan-guzel-gecebilmek-7754</guid>
                <description><![CDATA[YOLDAN GÜZEL GEÇEBİLMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YOLDAN GÜZEL GEÇEBİLMEK</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgili okuyucularım merhaba.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün sizlerle çoğunuzun bildiğini düşündüğüm bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Efendim, “Hikâyeler dürbünler gibidir; uzakları yakın eder.” derler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madem öyle, buyrun hikâyemize…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bir kral, halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce bir yarışma düzenler. İsteyen herkesin katılabileceğini ilan eder ve yoldan en güzel geçecek kişiyi ödüllendireceğini söyler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarışma günü insanlar akın akın gelir. Kimisi en güzel arabasıyla, kimisi en şık elbiseleriyle yola çıkar. Kadınlardan bazıları en güzel şekilde hazırlanmış, kimileri yanına en güzel yiyeceklerini almıştır. Gençlerden bazıları ise spor kıyafetleriyle yolu koşarak tamamlamaya niyetlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün boyunca insanlar yoldan geçer. Ancak yolu bitirip kralın huzuruna vardıklarında hepsi aynı şikâyeti dile getirir: Yolun bir yerinde büyük bir taş ve moloz yığını vardır ve bu engel yolculuğu oldukça zorlaştırmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günün sonunda, yorgun argın bir yolcu bitiş çizgisine ulaşır. Üstü başı toz içindedir. Büyük bir saygıyla krala yaklaşır ve elindeki altın kesesini uzatır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘Yolculuğum sırasında yolu kapatan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durdum. Bu keseyi onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kral gülümser:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘O altınlar sana ait delikanlı.’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genç adam itiraz eder:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘Hayır, benim olamaz. Benim hiç bu kadar param olmadı.’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kral şöyle der:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘Evet, o altınlar senindir. Çünkü yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Zira yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için engelleri kaldırandır.’”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hikâyemiz burada sona eriyor…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat asıl hikâye, şimdi kalbimizde başlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki hayat; sadece yürüyüp geçtiğimiz bir yol değil, ardından gelenlere nasıl bir yol bıraktığımızın da imtihanıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimileri görür ve geçer…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimileri şikâyet eder…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama çok azı durur, eğilir ve yolu güzelleştirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte hakiki kazananlar onlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü yoldan güzel geçmek; hızlı gitmekle değil, yük almakla mümkündür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki bir taş kaldırırsın…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki bir gönlü onarırsın…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama her iyilik, görünmese de bir duaya dönüşür ve sahibine yol olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dilerim ki bizler de bu hayat yolunda; iz bırakanlardan, yük hafifletenlerden ve ardından hayırla anılanlardan olalım inşallah.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey gönlünüzce olsun…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlıkla, huzurla kalın. Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 13:32:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“SOHBET” İNSANIN GÖNÜL GIDASIDIR SOHBETİ İHMAL ETMEYİN!</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sohbet-insanin-gonul-gidasidir-sohbeti-ihmal-etmeyin-7753</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sohbet-insanin-gonul-gidasidir-sohbeti-ihmal-etmeyin-7753</guid>
                <description><![CDATA[“SOHBET” İNSANIN GÖNÜL GIDASIDIR SOHBETİ İHMAL ETMEYİN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“SOHBET” İNSANIN GÖNÜL GIDASIDIR SOHBETİ İHMAL ETMEYİN!</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumda artan kötülüklerin, ahlakî bozuklukların, huzursuzlukların ve mutsuzlukların sebeplerinden biri de aile ve toplumda ortaya çıkan “Sohbet” eksikliğidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pekî sohbet nedir? Sohbet: İnsanların çeşitli vesilelerle bir araya gelip, duygu ve düşüncelerini, istek ve arzularını, bilgi ve tecrübelerini, sevgi ve hislerini birbirleriyle paylaşmalarına, birbirleriyle hasbihal etmelerine, belli konular üzerinde fikir alış verişinde ve istişarede bulunmalarına “Sohbet” denir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüzde sohbetler yok denecek kadar azaldı!. Herkesin elinde bir cep telefonu; onunla sohbet ediyor, onunla konuşuyor, onunla zaman geçiriyor. Sosyal ilişkiler çoğu kez cep telefonuyla mesajlaşma şeklinde yapılıyor. İnsanlar birbiriyle görüşmüyor, selamlaşmıyor, sohbet etmiyor. Bu nedenle toplumda; sevgi, saygı, kardeşlik, akrabalık, arkadaşlık, dostluk, insanlık, hoşgörü, nezâket ve letâfet, edeb ve âdâb gibi insani ve rahmani değerler yok olup gidiyor. Hatta bilinmiyor!. Ne yazık ki, “Modern Teknoloji Çağı” denilen günümüz dünyasında; doyumsuz dünya hırsı, güç elde etme ve lüks yaşama isteği, insanları iyice maddîleştirdi, dünyevileştirdi ve bir “Gönül Gıdası” olan sohbetten uzaklaştırdı. Teknolojinin ve modernizmin tuzağına düşen ve onun cazibesine kapılan pekçok insan ve özellikle gençler; insanı bencilleştirmekten, kibirleştirmekten, yalnızlaştırmaktan ve yozlaştırmaktan başka bir şey içermeyen, bencillik, hırs, kibir, kin, nefret, kıskançlık, intikam ve düşmanlık içeren, gayri ahlaki ve gayri insani sinema dizileri ile bilgisayar ve cep telefonu mesaj ve oyunları insanları sohbetten uzaklaştırdı. sohbetin manevi hazzından ve feyizli gıdasından mahrum bıraktı. İşte, toplumda meydana gelen ahlaki ve insani çöküntülerin önemli nedeni budur. Yani sohbet eksikliğidir. Halbuki Rabbimiz Allah Kur’anda: Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirinin dostudur. Onlar iyiliği öğütlerler, kötülükten sakındırırlar.” (Tevbe-71) buyurduğu gibi insanın yaratılış gereği sohbet insan için imani ve insani bir ihtiyacıdır. Çünkü sohbet; insan için vazgeçilmez bir gönül gıdasıdır. Sohbet; gönülleri aydınlatan, nurlandıran bir kandildir. İnsanı hidayete ve fazilete ulaştıran rahmanî bir selamlaşma ve öğütleşmedir. İnsana güven ve huzur veren, karanlıkları aydınlatan Gönül feneridir.. Yaşamak için ekmek ve su ne kadar önemli ise, ferdî ve içtimai hayat için sohbet de o kadar önemli ve o kadar elzemdir..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün insanların en çok özlediği şeylerden biri akraba, arkadaş ve dostlarıyla geçmişte yaptığı güzel sohbetlerdir. Öyle değil mi? Bir gönül dostu şöyle diyor: “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül sohbet ister, kahve bahane.” Bu bağğlamda; Evde, Bağda, Bahçede, Tarlada, Kırda, Bayırda yapılan konuşmalar, okulda öğretmenlerin talebelere verdiği dersler, Kahvehanelerde, Çay bahçelerinde, Dost meclislerinde Bayramlaşmalarda dostlar arasında yapılan samimi sıcak konuşmalar.. Hepsi birer sohbettir.. İnsanın Rabbine yönelerek yaptığı duâlar, ibadetler ve tesbihatlar da güzel birer sohbettir. Sohbetler insanlar için dünyevi ve uhrevi pek çok faydası olan birer hayat öğretileridir. Sohbetler; Hak ve hakikate giden yolun gösterildiği, Allaha kulluğun öğretildiği, edep ve âdabın öğrenildiği, nezih ve güzel konuşmaların kazanıldığı, sevgi ve saygının, sevme ve sevilmenin en güzel şekilde yaşandığı, tevâzu ve iltifatın en güzel gösterildiği ortamlardır. Bu bağlamda sohbetler birer ilim ve edeb meclisidir. Sohbet meclisleri; birlik ve beraberliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın ittihaz edildiği, dostlukların geliştiği ve olgunlaştığı Gönül meclisleridir... Bazı anlar olur ki, bir dost ile yapılan kısa bir selamlaşma ve hal hatır sorma faslı bile insanın gönlünü rahatlatır ve insana huzur verir. Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) bir hadisinde: “Her güzel söz sadakadır” buyurduğu gibi sohbetler aynı zamanda Allah katında ecir ve mükafatı olan birer sözlü iyiliktir. Peygamberimiz sohbete önem verirdi. Özellikle Namaz öncesi ve Namaz sonrası Mescid önünde ashabıyla yaptığı kısa sohbetleri önemlidir. O, bu sohbetleriyle insanların dertlerini dinler, ihtiyacı olanların ihtiyacını giderirdi. Soruları ve sorunları olanları dinler, Kur’an ölçeğinde cevap verirdi. Sohbetin feyizli ve faydalı olabilmesi için şu hususlara dikkat edilmelidir. Sohbetler; Hak ve hakikate, iyiye ve güzele davet edici olmalı. Sohbetler; sevgi, saygı ve hoşgörü âdâbında yapılmalı. Konuşmalar tenkit, tahkir ve tahrik edici değil, tebliğ , irşad ve iltifat edici olmalı, ümit ve müjde verici olmalı. Böyle olursa sohbetler verimli, faydalı ve feyizli olur. Sohbetlerde kişilerin özel kusurları ve hataları ifşa edilmemeli. Sohbetlerde dedikoduya, gıybete ve şahsî ihtiraslara yer verilmemeli. Böyle konuşmalara zaten sohbet denmez. Biliniz ki, Sirke nasıl ki, Balın tadını bozarsa, şahsi ihtiraslı çirkin konuşmalar da sohbetin tadını bozar. Çok ve lüzumsuz konuşmak da sohbetin tadını bozar. Bu nedenledir ki, Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) bizlere şu öğüdü verir: “Allaha ve ahiret gününe inanan kimse; ya hayır söylesin, ya da sussun.” Feyizli bir sohbetin ilkesi ve anahtarı işte budur. Kısa bir selamlaşma ile de olsa birbirinizle sohbetleşin ki, sevginiz ve dostluğunuz güzel ve feyizli olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahın rahmeti ve ihsanı sizlerin üzerine olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:15:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYVANIN SEVGİSİ, KONUNUN YARISI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayvanin-sevgisi-konunun-yarisi-7752</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayvanin-sevgisi-konunun-yarisi-7752</guid>
                <description><![CDATA[HAYVANIN SEVGİSİ, KONUNUN YARISI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYVANIN SEVGİSİ, KONUNUN YARISI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanlar, hayatımızın sessiz kahramanları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, sevgilerini koşulsuz sunan, sadakatlerini hiç sorgulamayan, dostluklarını hiç esirgemeyen varlıklardır. Bir köpeğin kuyruk sallaması, bir kedinin mırıltısı, bir kuşun şarkısı...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi, sevginin, dostluğun, sadakatin ifadesi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köpekler, sadık dostlarımız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, sahiplerine bağlanmayı, onlarla zaman geçirmeyi severler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her gün aynı saatte yürüyüşe çıkmayı, oyun oynamayı, sevilmeyi beklerler. İnsanlar, köpeklere genellikle sevgi ve şefkatle yaklaşır, onlarla zaman geçirir, onları eğitirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kediler, bağımsız ve gizemli dostlarımız. Onlar, kendi başlarına olmayı severler, ama aynı zamanda sevilmek, okşanmak isterler. İnsanlar, kedilere genellikle daha mesafeli yaklaşır, onların bağımsızlıklarına saygı gösterirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kuşlar, şarkılarıyla hayatımıza renk katan dostlarımız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, özgür olmayı, uçmayı, şarkı söylemeyi severler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlar, kuşlara genellikle kafeslerde bakarak, onlarla konuşarak, şarkılarını dinleyerek yaklaşır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanların sevgisi, insanoğluna ders niteliğinde.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, bizlere sevmenin, bağlanmanın, sadık kalmanın ne demek olduğunu öğretiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir köpek, sahibini görünce nasıl da koşarak gelir, nasıl da sevincinden havlar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kedi, karnını okşayan eli nasıl da pürüzsüz, nasıl da pürüzsüz bir şekilde sever...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanların bu sevgisi, insanoğlunun çoğu kez unuttuğu, ihmal ettiği bir şey: koşulsuz sevgi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanlar, aynı zamanda, bizlere doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor. Onlar, doğayla iç içe, doğanın bir parçası olarak yaşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz de, onlardan öğrenebiliriz; doğayla uyum içinde, doğayı sevgiyle kucaklayarak yaşayabiliriz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanların sevgisi, konunun yarısı...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl konunun, insan sevgisi olduğunu düşünüyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, hayvanlardan sevgi öğreniyoruz, ama çoğu kez insanlara sevgi göstermeyi unutuyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa ki, gerçek sevgi, insanlara gösterilen sevgiyle başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, Mezopotamya'nın bereketli toprakları gibi;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ne kadar çok beslersen, o kadar çok yeşerir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayvanlar, bize sevginin dilini öğretiyor; biz de, bu dili insanlara konuşmayı öğrenelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgiyle, sevgisiz bir dünyanın karanlığını aydınlatabilir, insanlığı daha güzel bir yere taşıyabiliriz .&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/omre-hos-bir-sada-birakan-bir-gun-riza-i-ilahi-yolunda-7751</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/omre-hos-bir-sada-birakan-bir-gun-riza-i-ilahi-yolunda-7751</guid>
                <description><![CDATA[Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rızâ-i İlâhî Yolunda…</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aslıhan Toksoy&nbsp;</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen bir gün, bir ömre bedel olur.<br />
Bazen birkaç saat, yıllardır birikmiş eksikliklerin, suskunlukların ve görünmeyen yaraların üzerine merhem olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün öyle bir gündü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği’nin destekleriyle, Vuslat Kadın Gönüllüleri tarafından gerçekleştirilen çocuk buluşması, planlanan bir sosyal etkinliğin çok ötesinde, sahada derin karşılık bulan bir çalışmaya dönüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplam 5 gönüllü ve 4 personelin yer aldığı programda, gün boyunca 21 çocukla birebir temas kuruldu. Ancak bu buluşma, İstanbul’da Vuslat Derneği bünyesinde bulunan yetim ve sosyal yetim 90 çocuğun gerçekliğine açılan önemli bir sahaydı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08%20(3).jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahaya çıktığımızda her şey planlıydı ama yol kolay değildi.<br />
Alışverişe geç başladık, trafik bizi zorladı, zaman daraldı.<br />
Bir ara içimizden “yetişmeyecek” diye geçirdik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama yetişti.<br />
Çünkü program bir planla değil, bir nasipleydi buna şahit olduk.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahada Görülen, Yoksunluk Sadece Maddi Değil</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın ilk aşaması alışverişti.<br />
Ancak daha ilk dakikalarda dikkat çeken bir durum vardı:<br />
Çocukların büyük bir kısmı seçim yapmaya alışkın değildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ürünün karşısında uzun süre durup karar veremeyen,<br />
eline aldığı ürünü geri bırakan,<br />
kendi isteğini ifade etmekte zorlanan çocuklar vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, sahada sıkça karşılaşılan ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir gerçeği yeniden ortaya koydu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çocukların önemli bir kısmı yalnızca maddi imkânsızlıklar içinde değil,<br />
aynı zamanda karar verme, tercih edilme ve kendini ifade etme alanlarından da yoksun büyüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08%20(2).jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal Yetimlik; Görünmeyen Bir Yoksunluk</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Program kapsamında yer alan çocukların bir kısmı “sosyal yetim” olarak tanımlanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal yetimlik;<br />
çocuğun anne veya babası hayatta olmasına rağmen,<br />
duygusal destek, ilgi, yönlendirme ve güven ortamından mahrum büyümesi anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çocuklar fiziksel olarak bir aileye sahip olsalar da,<br />
psikolojik ve sosyal açıdan yalnız büyürler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahada gözlemlenen davranışlar —<br />
çekingenlik, onay bekleme, karar verememe —<br />
bu durumun en somut yansımaları arasında yer aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Ömre Hoş Bir Sada Bırakan Bir Gün  Rızâ-i İlâhî Yolunda…" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-24%20at%2017_32_08%20(1).jpeg" style="height:450px; width:800px" /><br />
Alışveriş süreci, dışarıdan bakıldığında basit bir yardım faaliyeti gibi görünse de, sahada çok daha farklı bir anlam taşıdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklara sadece kıyafet alınmadı.<br />
Onlara seçim yapabilecekleri bir alan tanındı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Hangisini istersin?” sorusu, birçok çocuk için alışık olmadığı bir deneyimdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum, çocukların birey olarak görülmesi ve kendi tercihlerini ifade edebilmesi açısından önemli bir eşikti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fiziksel Yorgunluk Değil, Duygusal Yoğunluk</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alışverişin ardından çocukların yorgunluğu dikkat çekiciydi.<br />
Ancak bu yorgunluk, yalnızca fiziksel değildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gün boyunca yaşanan yoğun ilgi,<br />
alışık olunmayan bir ortam,<br />
ve duygusal hareketlilik çocuklar üzerinde belirgin bir etki oluşturdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Restoran kısmında çocukların çoğu yemeklerini tamamlayamadı.<br />
Bu nedenle yemekler paketlenerek ailelerine ulaştırılmak üzere hazırlandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annelerin Durumu: Derin Bir Yalnızlık</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın en çarpıcı kısmı ise annelerle yapılan birebir temas oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadınların büyük bir kısmı, uzun süredir sosyal destekten uzak,<br />
yalnız ve yükü tek başına taşıyan bireylerdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konuşmalar sırasında duygusal boşalmalar yaşandı.<br />
Ağlayan, sarılan ve yaşadıklarını ilk kez bu kadar açık ifade eden anneler oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir annenin ifadesi durumu özetler nitelikteydi:<br />
“Ben çocuğumu ilk kez böyle mutlu görüyorum.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu cümle, sahada yapılan çalışmanın doğrudan etkisini ortaya koydu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevincin Görünür Hali</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günün sonunda hediyelerin verilmesiyle birlikte çocukların tepkileri oldukça güçlüydü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevinçlerini açıkça ifade eden,<br />
şaşkınlık yaşayan,<br />
hatta duygulanarak ağlayan çocuklar oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu anlar, yapılan çalışmanın çocuklar üzerindeki psikolojik etkisini net bir şekilde gösterdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği Aynı Zamanda Sahayı Güçlendiren Yapı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çalışmanın sürdürülebilir ve etkili bir şekilde gerçekleştirilebilmesi, Vuslat Derneği’nin sağladığı destek sayesinde mümkün oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Derneği, yalnızca maddi yardım sağlayan bir yapı değil;<br />
sahada birebir temas kurabilen,<br />
ihtiyacı yerinde tespit eden<br />
ve çözümü sürdürülebilir hale getiren bir yaklaşım ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vuslat Kadın Gönüllüleri ise bu yaklaşımın sahadaki en güçlü temsilcilerinden biri olarak,<br />
kadınlara ve çocuklara doğrudan ulaşarak sosyal etkiyi derinleştirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Program sonunda alınan en önemli karar, bu çalışmaların sürekliliğinin sağlanması oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kapsamda:<br />
Her ay düzenli aile ziyaretleri<br />
Psikolog desteği<br />
Sağlık ve hijyen eğitimleri planlanarak, yardımın yalnızca anlık değil, uzun vadeli bir etki oluşturması hedeflendi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yetim Şenliği, bir gün içinde tamamlanan bir etkinlikten çok daha fazlasını ifade etmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">21 çocukla kurulan temas,<br />
90 çocuğun bulunduğu daha geniş bir yapının ihtiyaçlarını görünür kılmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve en önemlisi:<br />
Bir çocuğun mutluluğunun,<br />
bir annenin duasının,<br />
doğru bir organizasyon ve samimi bir niyetle nasıl karşılık bulabileceğini ortaya koymuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rızâ-i İlâhî yolunda atılan her adımın sahada gerçek bir karşılığı vardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 17:39:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İÇSEL HESAPLAŞMA</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/icsel-hesaplasma-7750</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/icsel-hesaplasma-7750</guid>
                <description><![CDATA[İÇSEL HESAPLAŞMA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İÇSEL HESAPLAŞMA</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, hayatın akışı içerisinde çoğu zaman başkalarıyla kavga ettiğini zanneder; oysa en derin mücadele, kendi içimizdedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalbimizin olgunlaşması, nefsin terbiyesi ve ruhun dinginliği; dış dünyadan çok, insanın iç dünyasında verdiği sınavlarla şekillenir esasında.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında kimi zaman öfkemiz, kimi zaman kırgınlığımız, kimi zaman da şikâyetlerimiz bize nerede olduğumuzu ifade eder.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En güzel içsel hesaplaşma insanın kendine ayna tutması ve aynada gördüklerini tarafsızca tevil edebilmesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte insanın kendine tuttuğu o dürüst tatafsız aynadan bazı satırlar:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Eğer hâlâ kızıyorsan, kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2- Eğer hâlâ kırılıyorsan, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3- Eğer hâlâ kınıyorsan, af makamına ulaşamamışsın (öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor) demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4- Eğer hâlâ Allah için sevmiyor ve sevginde ayırım yapıyorsan, hâlâ vesveseye uyuyor, içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5- Eğer hâlâ “ben” demekten vazgeçmiyorsan, dizginler hâlâ nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6- Eğer hâlâ musibetlere yana yana üzülüyorsan, gerçeği bilmiyorsun demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7- Eğer hâlâ “şikâyet” ediyorsan, “hakikati” göremiyorsun demektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmamak gerekir ki insanın gerçek yolculuğu, dışarıyı değiştirmek değil; kendini dönüştürerek geliştirmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkenin yerini merhamet, kırgınlığın yerini olgunluk, şikâyetin yerini şükür aldığında; insan, hakikate bir adım daha yaklaşır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü asıl zafer, başkalarını yenmekte değil; nefsini terbiye edebilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:31:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ihlasin-olmadigi-yerde-hayir-ve-fayda-olmaz-7749</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ihlasin-olmadigi-yerde-hayir-ve-fayda-olmaz-7749</guid>
                <description><![CDATA[İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük bir imanî ve insani çöküntünün yaşandığı günümüz dünyasında nefsani arzuların ön plana çıktığını, aşırı hırs ve isteklerin insanı çılgınlaştırdığını, bireysel çıkar ve menfaatlerin her şeyin önüne geçtiğini görürsünüz. Kibir ve gururun aklın önüne geçtiğini, kin, öfke ve düşmanlıkların azgınlaştığını, düşmanca bakış ve davranışların çoğaldığını, duygu ve düşüncelerin kaba ve saygısız sözlerle ifade edilir hale geldiğini, kavga ve cinayetlerin günlük olaylar haline geldiğini, insanların doyumsuzlaştığını ve sorumsuzlaştığını ibretle görmektesinizdir. Bütün bu ve benzeri olumsuzlukların en önemli nedeni; insanların “ihlas” ilkesinden ayrılmalarıdır. Çünkü, içinde ihlas olmayan hiçbir iş ve eylem söz ve davranış insana ve insanlığa fayda ve refah sağlamaz. Huzur ve saadet getirmez. İnsan, elde ettiği güç ve servetle belki çok lüks ve çok görkemli, gösterişli bir hayat yaşayabilir, ama, ihlas olmadan yaşanan bir hayatta insan, asla gerçek huzuru ve gerçek saadeti bulamaz. Çünkü, ihlas’ın olmadığı yerde; hayır ve huzur olmaz. Orada; insanı fesada ve kötülüklere sürükleyen riya, kibir, kin, hased, gıybet, yalan, iftira, dedikodu, doyumsuzluk, israf, kul hakkı ihlali, şiddet, zulüm gibi Allah’ın razı olmadığı haram kıldığı pek çok kötülükler bulunur. .</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pekî ihlas nedir?. İhlas; Yapılan tüm işlerde. söz ve davranışlarda, ibadetlerde Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu gözetmektir. Her iş ve davranışta Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu ölçü almaktır. Yani Allah’ın razı olacağı şekilde iş yapmak, razı olacağı şekilde yaşamaktır!.. Allah’ın razı ve hoşnut olacağı işlere yönelmektir. Yapılan her ibadet ve davranışta öncelikle Allah’a karşı dürüst ve samimi olmaktır. Allah’ın razı olmadığı ve rıza göstermediği şeylerden uzak durmaktır. İhlas; müslümanı Allah’ın rızasına uygun olmayan dünya tuzaklarından koruyan bir kalkan olduğu gibi insanı iyiliğe ve fazilete yönlendiren, insana dünya ve ahret mutluluğunun kapısını açan rahmani bir haslettir. İhlas; insanı doğru istikamette ve güzel ahlakta daim ve üstün kılan erdemli bir haslettir. Zira, fazilet ondadır, cömertlik ondadır, sevgi ve saygı ondadır. Şefkat ve merhamet ondadır. Hoşgörü ve güler yüz ondadır. Güven ve huzur ondadır. Arkadaşlık ondadır, dostluk ondadır. Hidayet ve fazilet ondadır. Çünkü, onda Allah’ın rızası, rahmeti, mağfireti, bereketi ve ihsanı vardır. Bir işte “İhlas” varsa, yani Allah rızası varsa o iş değerlidir ve faziletlidir. Biliniz ki, yapılan bir işi herkes beğeniyor alkışlıyor da Allah beğenmiyorsa, razı olmuyorsa veya razı olmadığı iş ise, o işte ihlas yok demektir. Dolayısıyla yapılan o tür işlerin Allah katında hiçbir değeri ve kıymeti yoktur. O tür işler insana bir fayda ve hayır da getirmez!.. Biliniz ki, ihlasın olmadığı yerde felaket, hüsran, zarar ve iflas mukadderdir. Bir kimse: “Beni Müslüman bilsinler ve bana iyi davransınlar” düşüncesiyle namaz kılıyorsa, o namazın Allah katında hiçbir değeri olmaz. “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar namazlarında gösteriş yaparlar…” (Maun-4,5,6) Yine bir kimse “Beni cömert bilsinler” diye iyilik yapıyor ve yardımda bulunuyorsa onun da bir değeri ve feyzi yoktur. "Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde azıcık toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir yağmurun cascavlak hale getirdiği o kayalığın durumu gibidir. Böyleleri kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler.." (Bakara-264) Ama, yapılan şeyler: ister dünyevî olsun, ister uhrevî olsun, eğer ihlasla yapılıyorsa, o şeyler Allah katında değerli ve feyizlidir. Mükafatını da Allah fazlasıyla verecektir. Zira Allah, ihlasla yapılan hiçbir ameli karşılıksız bırakmaz. Allah Kuranda şöyle buyurur: “Kim Allah’a güzel bir şeyi ödünç verirse (güzel ve ihlaslı bir iyilik yaparsa) Allah karşılığını fazlasıyla verir. Ayrıca onun için güzel bir de mükafat vardır.” (Hadid-11) Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Bazen bir dirhem, yüzbin dirhemi geçer.” Bunun anlamı şudur; ihlasla yapılan az bir hayır/iyilik Allah katında ihlassız yapılan çok hayırdan, sadakadan kat kat üstündür. Çünkü Allah’a ulaşacak olan; yapılan iyiliğin, yardımın veya ibadetlerin çokluğu değil, onlardaki takva ve ihlastır. Bu konuda Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur: “Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ulaşacak olan yalnızca sizin takvanızdır.” (Hac -37) Mü’min eğer ibadetlerinin makbul, amellerinin feyizli ve bereketli olmasını, ömrünün huzurlu, feyizli ve faydalı olmasını, ahiretinin de kurtuluş ve saadet olmasını istiyorsa, yani Cennet saadetini istiyorsa, her işinde ihlaslı olmalı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü, ihlasın olmadığı yerde hayır, bereket ve fayda olmaz!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:28:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıyamet Gününün Kazananları</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kiyamet-gununun-kazananlari-7748</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kiyamet-gununun-kazananlari-7748</guid>
                <description><![CDATA[Kıyamet Gününün Kazananları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kıyamet Gününün Kazananları</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korkunç sıkıntılı ve büyük panik yaşanacak o kıyamet gününde bahtiyar bazı kimseler vardır. Bunlar hiç sıkıntı çekmeyecektir. Rabbimizin rahmet gölgesi altında olacaktır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadis-i şerifte bildirilen ve müjde verilen bu insanlar yedi bölümdür:</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Emri altındakilere adil davranan idareci. Bu bir müdür, bir işveren, bir aile reisi olabilir... Sevmek ayrı şeydir. Birisini daha çok seviyor olabiliriz fakat hak hukuk da ayrı şeydir. Herkese hakkını vermeli ve kimseye zulmetmemeliyiz...<br />
2- Genç olmasına rağmen nefis ve şeytana uymayan, Yaratıcısının emirlerine önem veren, ibâdetlerini yapan ve haramlardan sakınanlardır. Gençlik insan hayatının en kıymetli ve en tehlikeli halidir. Ondan öncesi çocukluk bölümüdür. İnsanlar bu çağda mükellef bile değildir. Daha sonrası da ihtiyarlık, hastalık zamanıdır. İstese dahi insan, ne dünyasına ne de ahiretine faydalı işleri pek yapamaz...<br />
3- Gönlünü mescitlere bağlayanlar. Mescitler, camiler Beytullahın şubeleridir. Rabbimizin yeryüzünde en sevdiği yerlerdir...<br />
4- Allah için birbirini seven iki kişi. Hiçbir menfaat düşünmeden, karşılık beklemeden bu sevgiyi elde edenler, bunlar da ebedi saadetin adayĺarıdır.<br />
5- “Ben Rabbimden korkuyorum.” diyerek haramı &nbsp;reddeden insan. Bunun gibi, Yusuf aleyhisselâmın imtihanı çok ağırdı. Kendisi çok genç idi... Teklif efendisinden geliyordu ve üstelik davet de güzellği birindendi... Buna rağmen Allah korkusu galip geldi ve imtihanı kazandı.<br />
6- Sağ elinin verdiğinden, sol elinin haberi olmayacak kadar gizli sadaka verenler. Böyle sadaka, riya olmadığı ve ihlâsla verildiği için, sâhibini kıyâmet gününün sıkıntısından kurtarmaya vesile olacaktır.<br />
7- Yalnız kaldığı zaman Rabbini zikreden ve bu zikir esnasında gözyaşı dökenlerdir. Rabbimiz iki damlayı çok sever; bir, dînini yaymak için muharebe meydanlarında akıtılan kan damlası; iki, O'nun aşkıyla dökülen gözyaşı damlası</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:27:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY&#039;A ÇARKIFELEK&#039;İN DÖNGÜSÜ</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hataya-carkifelekin-dongusu-7747</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hataya-carkifelekin-dongusu-7747</guid>
                <description><![CDATA[HATAY'A ÇARKIFELEK'İN DÖNGÜSÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY'A ÇARKIFELEK'İN DÖNGÜSÜ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapadokya'nın mistik coğrafyasında, tarih ve kültürün izlerini taşıyan evlerin üzerinde, bir sembol göze çarpıyor: Çarkıfelek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu motif, hayatın dönen çarkını, kaderin döngüsünü ve değişimin kaçınılmazlığını simgeliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Dün, bugün ve yarın, bu döngünün bir parçası; tıpkı Çarkıfelek'in dönmesi gibi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çarkıfelek, bir yandan da insanın yaşam yolculuğunu, iniş çıkışları, dönemeçleri ve değişimleriyle birlikte gösterir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu motif, Kapadokya'nın eski evlerinde, bir tür koruyucu sembol olarak kullanılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın akışına teslim olmayı, değişime açık olmayı ve kaderin döngüsüne inancı anlatır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, tarih ve kültürün kesiştiği, medeniyetlerin beşiği bir diyar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Antakya, Samandağ, İskenderun, Arsuz, Kırıkhan, Reyhanlı, Belen, Serinyol, Aytınözü,Yayladağı ...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu topraklar, leblebisi, kebabı, humusu ve insanıyla, binlerce yıllık bir mirası taşıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, iyiliksever insanları, komşusuyla kucaklaşan, künefecisiyle tatlıcısıyle mahalle kültürüyle, insanını sarmalayan bir yer.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın yemekleri, kültürü, insanı... Hepsi bir bütün, hepsi bir sevgi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6 Şubat 2023'te, bu topraklar, büyük bir depremle sarsıldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çarkıfelek, işte bu noktada, hayatın döngüsünü, değişimi ve kaderin akışını hatırlatıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, dönecek, değişecek, yeniden başlayacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Hatay, bu döngüde, yeniden doğacak, ayağa kalkacak, eski gücüne kavuşacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, Şeker Bayramı'nı kutluyoruz. Ailelerin bir araya geldiği, bayramlaşmanın, helalleşmenin ve sevginin paylaşıldı bir gün.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'da, depremden sonra, bu bayram, daha da anlamlı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çarkıfelek, bu anlamda, Hatay'ın yeniden doğuşunu, direnişini ve umudunu simgeliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, medeniyetler beşiği, kültürlerin kesiştiği bir yer.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu topraklar, birçok etnik grubun, dinin ve kültürün bir arada yaşadığı bir mozaik. Çarkıfelek, bu mozaiğin bir parçası; hayatın akışını, değişimi ve kaderin döngüsünü anlatıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, böyle bir milletiz; sevgiyle, saygıyla, kardeşçe yaşayan.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirimize el uzatmayı, birbirimize destek olmayı bilen.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çeşitli bölgelerde yaşanan zorluklar, bizi daha da birleştirmeli, daha da kardeşçe olmamız gerektiğini hatırlatmalı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, Hatay'ın, Türkiye'nin, dünyanın iyiliksever insanlarıyız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birlikte, sevgiyle, kardeşçe yaşamaya devam edelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramımız, birlikteliğimiz, kardeşliğimiz mübarek olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hep birlikte, daha güzel günlere, daha güzel bir dünyaya...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz, böyle bir milletiz; sevgi, kardeşlik ve birliktelik içinde, hep birlikte olacağız. Amin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 11:04:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YA YARIN YOKSA.?</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ya-yarin-yoksa-7746</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ya-yarin-yoksa-7746</guid>
                <description><![CDATA[YA YARIN YOKSA.?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“YA YARIN YOKSA?”</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Anlar" gelir ve geçer... </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, yaşamın değişmez yasasıdır. Ancak asıl sanat, o anı sadece izlemek değil; ona dokunabilmek, onu soluyabilmektir. Biz ise ne yazık ki anı harcama, yani onun "canını okuma" konusunda ustayızdır. Yarın korkusu, geçim derdi ve bitmek bilmeyen bahaneler... Hepsi birer prangadır aslında.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mantık bize "sonrasını düşün" derken, duygularımız hürriyet ister. Carpe Diem; işte o duyguların prangasını çözme cesaretidir. Bir ölçüde gözü karartabilmek, risk alabilmektir. Çünkü anı yaşayabilmek, zamanı durdurabilme becerisidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoğu zaman "O üzülmesin, bu kırılmasın" derken, sevgiyi bir tür emperyalizme dönüştürür, hayatımızı başkalarına teslim ederiz. "Yaşamak zorunda olduklarımız"dan, "yaşamak istediklerimize" yer kalmaz. Hep bir "Yarın..." deriz. Peki ya, ya o yarın hiç gelmezse?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anı ıskalamak, özünde koca bir pişmanlık biriktirmektir. Carpe Diem ise bu pişmanlığı en aza indirme çabasıdır. Tıpkı bir denizin yüzeyi dalgalıyken dibinin dingin kalması gibi; zihni boşaltıp o ana teslim olmaktır mutluluk.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayın; kendi mutsuz olan, başkasını mutlu edemez. Mutsuz bir birey, mutsuz bir dünyanın mimarı olur. Mutluluk, önce kendi ruhunuzu iyileştirmekle başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, o meçhul "yarınları" beklemeyi bırakın. Şimdinin getirdiği o tek ve eşsiz "an"ı yaşamaya cüret edin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat KONDAKCI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:51:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RAMAZAN BAYRAMI ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-bayrami-ve-fazileti-7745</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-bayrami-ve-fazileti-7745</guid>
                <description><![CDATA[RAMAZAN BAYRAMI ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RAMAZAN BAYRAMI ve FAZİLETİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Hayırlı Bayramlar!)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her milletin, her toplumun kendine has dini Bayramları var. Müslümanların da iki dini bayramı var. Bunlardan biri ‘Ramazan Bayramı’ diğeri ‘Kurban Bayramı’ Medine’ye hicretin ikinci senesinde sahabeden bazıları peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselama gelerek, Medine’de yaşayan yahudilerin ve diğer toplumların Bayramları olduğunu söyleyerek kendileri için de bir “Bayram” olup olmadığını sordular. peygamberimiz o gün birşey demedi. Ancak birkaç gün sonra onlara şu müjdeyi verdi: Câhiliye âdetlerinden olan onların o günlerine karşılık Allah size daha hayırlısını verdi. Bunlar; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramlar; insanların bir araya geldiği, birbiriyle selamlaştığı, bayramlaştıığı, kucaklaştığı, sohbetleştiği, hediyeleştiği, kaynaştığı, kardeşlik bağlarının güçlendiği sevgi ve barış günleridir. Ramazan Bayramı da böyle güzel ve ulvi bir bayramdır. Ramazan Bayramı üç gün olarak kutlanır. Bu üç gün boyunca insanlar birbirleriyle selamlaşır, duâlaşır, bayramlaşır. Akrabalar, komşular, dostlar, büyükler ziyaret edilir, çocuklar hediyelerle veya bayram harçlıklarıyla sevindirilir, Özellikle büyükler, yaşlılar ve hastalar ziyaret edilir, bayramları tebrik edilir, hayır duâları alınır. Peygamberimiz bir hadisinde: “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” buyurduğu gibi bayramlar; mü’minlerin birbirlerini Allah için daha çok sevdikleri, daha çok duâlaştıkları sevgi ve kardeşlik günleridir. Peygamberimizin ifadesiyle; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennemden kurtuluş olan Ramazan ayında tutulan oruçların, kılınan Namazların, yapılan duâların, verilen zekat, sadaka ve fitrelerin, yardım ve iyiliklerin manevi feyiz ve bereketi, Bayramda toplumsal sevinç ve toplumsal şükür ve mutluluk olarak hep birlikte yaşanır. Ülkemizde insanlar Ramazan Bayramı öncesi ve özellikle Arefe günü büyük bir heyecan ve sevinçle Bayram hazırlıklarına girerler. Ramazan ayının manevi ikliminde nurlanan gönüllerindeki coşku ve heyecanla Bayramı karşılamanın telaşını ve heyecanını yaşarlar. Evler temizlenir, bayramlıklar hazırlanır… Bayramlaşmaya gelen misafirer için pastalar, börekler, çörekler, tatlılar yapılır. Şeker ve lokumlar alınır. Bayram öncesi tatlı bir Bayram hazırlığı ve Bayram telaşı sürer gider!...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kasaba ve şehirlerde dükkanlar, evler ve caddeler süslenir, bayraklarla donatılır. Çocuklar için panayırlar kurulur.. Arefe Günü ve Bayram günlerinde mezarlıklar ziyaret edilir, mevtaların kabirleri temizlenir ve onlar için duâlar edilir. Bayram günü; erken kalkmak, yıkanmak, boy abdesti almak, temiz elbise giymek, karşılaşılan herkesle selamlaşmak ve bayramlaşmak, çocukları, fakirleri ve yoksulları sevindirmek müstehap olan güzel davranışlardır. Ramazan Bayramı gecesi ve sabahında ilahi rahmetin arz ve semayı kuşattığı bir zamanda sabahın erken vaktinde abdest alarak, temiz elbise giyerek “Bayram Namazı” için Camiye gitmek müstehaptır. Ebu Hureyreden rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur: “Evinde güzel bir abdest alarak Namaz için Camiye giden kimsenin her adımı için Allah ona bir sevap yazar, (küçük) günahlarından bir günah siler...”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram günü müslümanlar Bayram Namazlarını Camide cemaat halinde kılarlar ve o güne kavuştukları için Allaha şükrederler.. O gün müslüman; Rabbinin Bayram hediyesine kavuştuğu için sevinçlidir, huzurludur ve mutludur. Kalbi heyecan ve sevinçle doludur. Bayram Namazından sonra Camide kısa bir cemaat bayramlaşması olur. Daha sonra herkes evine gider ev halkıyla ve çoluk çocuğuyla bayramlaşır. O gün gönüller mesrur ve memnun, yüzler nurlu ve tebessümlü, sözler gzel ve duâlıdır. Büyüklerin elleri, küçüklerin yanakları öpülür. Aile büyükleri çocuklara Bayram harçlığı verir çocuklar sevindirilir. Daha sonra, başta Anne ve babalar olmak üzere yakın akrabalardan ve yakın komşulardan başlayarak akraba, komşu, arkadaş ve dostlarla bayramlaşılır. Uzakta olan akrabaların ve dostların bayramları; ya ziyaret edilerek ya da telefon veya tebrik mesajıyla kutlanır. Bayramların bir güzelliği de; insanlar, tanısın tanımasın, bayramda karşılaştıkları herkesle selamlaşır, müsafahalaşır, duâlaşır ve bayramlaşır. Bu davranış; peygamberimiz Allah Rasûlünün güzel bir âdetidir. Bizler de öyle yapalım ve Bayramın feyiz ve bereketinden Allahın ecir ve mükafatından hep birlikte hissedar olalım inşaallah! İmanınız kavi, ibadetleriniz, makbul, ameliniz sâlih, günleriniz güzel ve feyizli, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, feyizli ve bereketli olsun!.. Ramazan Bayramınız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:47:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/18-mart-1915-canakkale-zaferi-7744</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/18-mart-1915-canakkale-zaferi-7744</guid>
                <description><![CDATA[18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÜÇLÜ BİR İMANIN ve GÜÇLÜ BİR AZMİN ZAFERİDİR</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzisi şan ve şerefle dolu olan necip milletimizi, tarihten silmek, aziz vatanımızı bölerek aralarında paylaşmak isteyen Emperyalist Avrupa devletlerinin oluşturduğu Haçlı ordusu,1915 yılının Mart ayında, Çanakkale Boğazından başlattığı Boğaz Harbiyle Müslüman Türk’ün, aziz ve mukaddes vatanı Anadolu’ya kalleşçe ve hayasızca saldırmaya başlamıştı!. Kin ve intikam hırsıyla Mehmetçiğimizin üstüne top ve tüfekleriyle gülle ve mermi yağdırıyorlardı.Yüzlerce askerimizin temiz kanını akıtarak vahşice şehit ediyorlardı kahraman askerlerimizi. Avrupanın Haçlı askerleri silah ve teçhizat yönünden Türk askerlerinden kat, kat üstündü. Düşman, bu çetin savaşın, askerlerimiz üzerinde yaptığı tahribata bakarak büyük bir zafer kazanacaklarını sanıyordu. ve küstahlaştıkça küstahlaşıyordu… Ama, onlar, bütün maddi üstünlüklerine rağmen Türk Ordusunu bir türlü mağlup edemiyorlardı. Türk ordusunun, bu kadar nasıl direnebildiğine ve nasıl mağlup edilemediğine de bir türlü akıl erdiremiyorlardı. Bu yüzden büyük bir endişe ve korku içindeydiler!.. Aslında onlar, endişelerinde haklıydılar. Zîra onlar; “Vatan sevgisi imandandır.”, “Ölürsem Şehit, kalırsam Gâzi olurum.” inancıyla, vatanı, dini, bayrağı ve istiklâli için her an şehit olmaya hazır binlerce Mehmetçiğn hazın ve nazır olduğunu hesab edemiyorlardı. Yine onlar, M.Âkifin ifadesyle: “Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar./ Benim “iman” dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun. Korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar?/ “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar” haykırışlarıyla, binlerce mehmetçiğin yüreğindeki “iman gücü” nü hesaba katmıyorlardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk bakışta, Türk ordusunun Çanakkale’de zafer kazanması çok zor görünüyordu. Bir ırmağı tersine akıtmak gibi bir şeydi!... Zira düşman; sayıca olsun, mühimmat ve teçhizat bakımından olsun, Türk ordusundan kat, kat üstündü.. Mehmetçiğin en büyük gücü ise; tarihinden aldığı cesaret ile kalbindeki sarsılmaz imanı ve gece gündüz kendisine dua eden Müslüman Türk milletiydi. Türk askeri bu savaşta çok sıkıntı çekti. Pek çok zorluklarla karşılaştı. Aç kaldığı, susuz kaldığı günler oldu.. Üstüne giyeceği doğru dürüst elbisesi yoktu, yiyecek yoktu, silah ve mermi yetersizdi, imkanlar çok kısıtlıydı!. Sırtında eski püskü, yırtık pırtık ne bulduysa giydiği giysiler. Birçoğunun ayağında çarık bile yok, olanlarınki ise yırtık, pırtık, sökük, delik veya yamalı!.. Günde iki öğün yemek; Sabah üzüm hoşafı, öğleyin yok, akşam üzüm hoşafı bulgur pilav!.. Bazen sadece hoşaf veya sadece ekmek ve pekmezle yetinirlerdi!.. Zira, Anadolu’dan gelenler ancak bunlardı!.. Çünkü Anadolu insanı da bu işgaller ve savaşlar nedeniyle yoksullaşmıştı!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama, bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türk askerini ve Türk ordusunu zinde ve güçlü kılan sarsılmaz bir imanı ve eşsiz bir vatan sevgisi vardı. Hürriyet ve istiklâl aşkı vardı. Şehit olma arzusu vardı. Gece gündüz kendileri için dua eden Müslüman bir Türk milleti vardı. “Mehmedim! Ak sütüm sana helâl olsun. Haydi sen de git! Ya şehit ol, ya Gâzi. Ama sakın, vatanı kurtarmadan gelme!” diyebilen ve evladını cesaretle cepheye gönderen imanlı ve cesur anaların desteği vardı. “Eğer vatanımda hür olarak yaşayamayacaksam, çocuğumu hür olarak büyütemeyeceksem, böyle bir hayatın benim için ne anlamı olabilir ki!” deyip, “Haydi durma, sen de git!” diyen, kocasını veya nişanlısını cepheye gönderen, kalbinde eşsiz bir vatan sevgisi ve temiz bir iman taşıyan nişanlı ve evli genç kızların ve kadınların cesareti ve desteği vardı. Allah için, vatan için şehit olmanın Allah katında en yüksek bir mertebe olduğuna inanan, karşısındaki düşman siperlerinden hiç durmadan atılan mermilere ve toplara aldırmaksızın ve kendinden öncekilerin oracıkta şehit olduğunu gördüğü halde cepheyi terk etmeyerek, Kur’andan duâlar okuyarak, düşmanla kahramanca çarpışan mehmetçiğimizin sarsılmaz iman gücü ve zafer kazanma azmi vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muharebenin en şiddetli olduğu, düşmanın üstün duruma geçtiği, tüm ümitlerin kırıldığı ve tükendiği bir anda, “Yâ Allah, Bismillah” diyerek 276 kiloluk bir top güllesini/mermisini tek başına sırtlayıp namluya yerleştiren ve besmeleyle ateşleyerek, tam isabetli bir atışla, düşmanın en büyük muharebe gemisini batırıp düşman donanmasını ve düşman ordusunu bozguna uğratan Seyyid Onbaşı gibi yüzlerce imanlı kahraman Mehmetçiğimiz vardı!. İşte, düşmanda bunlar yoktu!.. İşte, Çanakkale zaferi böyle bir iman ve böyle bir azimle kazanılmıştır. Bu kutlu zaferin yıl dönümünde; Bu kutlu zaferi bizlere armağan eden o kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ruhları şâd, mekanları cennet olsun!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosmün-2026)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:42:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MÜBAREK GECENİN MÜJDESİYLE...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mubarek-gecenin-mujdesiyle-7743</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/mubarek-gecenin-mujdesiyle-7743</guid>
                <description><![CDATA[MÜBAREK GECENİN MÜJDESİYLE...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MÜBAREK GECENİN MÜJDESİYLE...</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün, Kadir Gecesi'ni kutluyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, meleklerin yeryüzüne indiği ve Allah'ın rahmetinin bolca tecelli ettiği bir gecedir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1000&nbsp; Aydan daha hayırlı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu mübarek gecede, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönüllerimiz imanla, kalplerimiz huzurla, ruhlarımız sevgiyle dolsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dualarımız kabul, dileklerimiz hasıl olsun. Allah, hayırlı işler yapmamızı nasip etsin ve bizleri birliğin, kardeşliğin ve dayanışmanın güzelliğiyle bereketlendirsin. Amin&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dayanışma Güdüsü:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın Temeli</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlık, zor zamanlarda bir araya gelip, birbirine destek olduğunda, gerçek gücünü ortaya koyar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de hayatta kalmak ve düzgün bir hayat sürmek için dayanışma güdüsüne bağlıdır insanoğlu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirimize el uzattığımız sürece, zorlukları aşabilir ve daha güzel bir dünya inşa edebiliriz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu dayanışma ruhu, sadece bireyler arasında değil, toplumlar ve milletler arasında da olmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birlikte olduğumuzda, hiçbir şey imkansız değildir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, dayanışma içinde olalım, birbirimize destek olalım ve daha iyi bir dünya için çalışalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günlük yaşamda, küçük yardımlar, bir kelime, bir tebessüm...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bunlar, toplulukları daha güçlü ve dayanıklı kılar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dayanışma, bir virüs gibi yayılmalı, herkesi sarmalı ve hayatın temeli olmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü dayanışma, sadece bir söz değil, bir yaşam biçimidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplumların gelişmesi, bireylerin mutluluğu, hepimizin ortak hedefidir. Bu hedefe ulaşmak için, birbirimize destek olmamız, yardımlaşmamız ve dayanışma içinde olmamız gerekir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki, tek bir insan bile dışarıda kaldığında, hepimiz eksik kalırız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yardımlaşma, sadece maddi destek değil, aynı zamanda manevi destektir. Birbirimize dua etmek, destek olmak, sevmek ve saygı göstermek...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bunlar, toplulukları bir arada tutan güçlü bağlardır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevap işlemek, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak, hepimizin ortak arzusudur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, yardımlaşalım, sevap işleyelim ve birbirimize destek olalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam ve Dua ile,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, Kadir Gecesi'nin bereketini ve huzurunu üzerinize diliyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah, hepimizi birlik ve beraberlik içinde yaşatsın. Amin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:41:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HEP DEMİŞİMDİR HATAY&#039;I HATAYLILARDAN DİNLEYİN DİYE</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hep-demisimdir-hatayi-hataylilardan-dinleyin-diye-7742</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hep-demisimdir-hatayi-hataylilardan-dinleyin-diye-7742</guid>
                <description><![CDATA[HEP DEMİŞİMDİR HATAY'I HATAYLILARDAN DİNLEYİN DİYE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HEP DEMİŞİMDİR HATAY'I HATAYLILARDAN DİNLEYİN DİYE</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Depremle sarsılan Hatay’da esnaflar, yaşadıkları mağduriyeti her geçen gün daha da derinden hissediyor. KOSGEB kredilerinin ağır şartları, konteynerlerde yaşanan elektrik kesintileri ve su baskınları ile mücadele eden esnafın omuzlarına ek bir yük bindirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vergiler ve kira ödemeleri altında ezilen işletmeler, bir günde 150 bin TL’lik ödeme yapmak zorunda bırakıldı; çoğu için bu durum artık dayanılmaz bir hale geldi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Depremde yerle bir olmuş işyerlerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan esnaf, her gün farklı zorluklarla mücadele ederken, ağır ödeme yükleri altında eziliyor ve geleceğe dair kaygılar artıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu süreçte basının bazı yanlış anlatımları, Hatay’ın gerçek durumunu dış dünyaya yansıtmada büyük sorunlar yarattı. Nagehan Alçı ve benzeri isimlerin aktardığı bilgiler, Hatay’ın çoktan ayağa kalktığı ve esnafın işyerlerine dönerek üretime başladığı algısını oluşturdu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa gerçekte konteynerlerde yaşayan, elektrik ve su sorunlarıyla boğuşan, vergiler altında ezilen binlerce esnaf halen çaresiz bir durumda. Bu yanlış algı, yapılması gereken acil desteklerin önünü kesti ve Hataylı esnafın mağduriyetini derinleştirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mücbir sebep halinin sona erdirilmesiyle birlikte binlerce işletme bir anda boşluğa düştü; mevcut vergilerini ödemekte zorlanan esnaf, evinin ve işyerinin taksitlerini nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşanan bu tablo, basının ve kamuoyunun gerçek durumları doğru şekilde yansıtmasının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Tek bir yanlış anlatım, binlerce esnafın, yüzbinlerce vatandaşın hayatını etkileyebiliyor. Hataylılar, Hatay’ın sorunlarının ve ihtiyaçlarının yerinde anlaşılmasını, çözüm üretilecekse bunun yerel halkın deneyimi ve gözlemiyle yapılmasını istiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi seslerinin dinlenmesini talep ediyor; çünkü söz, yerinde ve doğru biçimde duyulmadığında, hem esnaf hem vatandaş hem de kentin kendisi bedel ödemeye devam edecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ın sesi, Hataylıların dilinde doğru şekilde anlaşılmadıkça, alınacak her karar, yapılacak her destek ya eksik kalacak ya da yanlış yönlendirilecek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle bir kez daha vurgulamak gerekiyor: Hatay’ı, Hataylılardan dinleyin. Sadece böylece yaşanan acılar görünür olacak, hak edilen destekler zamanında ve yerinde ulaştırılabilecek, esnaf ve vatandaş geleceğe umutla bakabilecek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ın gerçek hikâyesi, dışarıdan aktarılan söylemlerle değil, bizzat sahada yaşayanların sesleriyle ortaya çıkacak ve ancak o zaman kent, hak ettiği toparlanmayı sağlayacak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla dostlar…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AKDENİZ NOTLARI</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/akdeniz-notlari-7741</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/akdeniz-notlari-7741</guid>
                <description><![CDATA[AKDENİZ NOTLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AKDENİZ NOTLARI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tamirat vardı çatısında, Latin Katolik Kilisesinin… Üç Müslüman işçi, kiremit aktarıyordu. Aşağıda bir yılışık adam, tepeden bakıyordu onlara.<br />
Anlamayana, anlayıncaya kadar anlatacağım! Evet, aşağıdaki o yılışık adam; çatıda çalışan Müslüman işçilere tepeden bakıyordu. Bir saat sonra uğradığımda kimsecikler yoktu. Baktım ki yemek yiyorlar, kilisenin bahçesinde…<br />
Yaklaştım ve “afiyet olsun” dedim. “Buyur” dediler. Dikkat ettim yediklerine;100 gram helva, bir buçuk ekmek ve birkaç habbe zeytin. İsyan ettim içimden! Buyurmaz olaydım, görmez olaydım!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yemek faslı bittikten sonra, içlerinde en yaşlısı imam oldu ve kilise bahçesinde namaza durdular! O yılışık adam; bu sefer tepeden bakmıyor, yarı acımaklı bir şekilde kurnazca gülüyordu. Şimdi anlatabildim mi?<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;*&nbsp;<br />
Duyduk ki bir Rum Kokonası Müslüman olmuş! 40 yıl olmuş Dimitri'sini kaybedeli. Tek başına yaşıyormuş evinde. İlham doğmuş içine ve gelmiş Mevlithanlar Derneğine:<br />
“Kuzum!” demiş, “Ben İsa dininden döndüm ve Muhammed dinini kabul ettim. Bana İslamı ‘telkin’ edin ve bir de mevlit okuyun.”<br />
Mevlit de yenecek-içecek tüm levazımatı aldıktan sonra, çıkarıp bir 200 dolar vermiş. “Hakkınızı içinden alın da kalanını veriniz.” dediğinde; bizim “mevlithanlar bir köpürmüş, bir köpürmüş ki hem nasıl...&nbsp;<br />
“Be kadın; zaten 200 dolara okuyoruz şu hayat pahalılığında, sen tutmuş bir de üstünü istersin!” demişler.&nbsp;<br />
Rum kokonası pişman olarak, “Peki evladım, peki evladım!” diyerek, edeple eğilmiş önlerinde.&nbsp;<br />
………………………<br />
Sana “kokona” dedimse af dilerim, ey eski Rum dilberi ve İslam’ın yeni mah-ı peykeri! Kemâl-i hürmetle öperim ellerinizden…<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;*&nbsp;<br />
Bizim mahallenin imamıyla aramız buzluydu, bir hayli zaman. Albenizli sempatik imamımız, mevlit okumakta rekor kırmış bu sene. Para üstünde “horon” oynuyor, neredeyse…&nbsp;<br />
Mevlit okumakla yetinse keşke… Hatim indiriyor, parayla… Ölü kefenliyor, parayla… Salâ okuyor, parayla…&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi parayla değil ki...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşamının parasız olan kısımları da var! Mesela, günlük kalori tabldotu parasız… İçtiği su parasız… Tabutluğun üstünde oturur, parasız... Asil çenesinin altında üç tane de yedek çene saydım o gün! Allah bağışlasın!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aramızın buzlanmasına sebep olay şuydu:<br />
Efendim mahallemizde bağımsız çalışan bir zenne vardı. Onu herkes tanırdı. Semt yakınlığından dolayı bizim mahallenin imamı, herkesten daha iyi tanırdı. Ya şoför milleti yok mu?.. “Turaç” derlerdi ona. &nbsp;&nbsp;<br />
Gün oldu, harman oldu Turaç öldü. Pezoların ağzını bıçak açmıyordu o gün! Ya şoför milleti?.. Hepsi de yas tutuyordu, Turaçları için. Turaç'ın yakınları ölümünden kırk gün sonra, bir mevlit “irad” ettirmişler, ruhunun hatırına.<br />
Kime mi?<br />
Kim olacak, mevlit rekortmeni bizim mahallenin imamı varken... Bizim imam; öyle bir aklamış, öyle bir paklamış ki Turaç'ın ruhunu... Ahirete çift kanat (zülcenaheyn) eşliğinde, uçup gittiğini sanmışlar.&nbsp;<br />
Canım, “sana ne!” diyenlere en derin saygılarımla!..&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;*&nbsp;<br />
Gözde restoranların birine, iftar yemeğine davetliydik. Oruç tutanlar, alt katta iftar saatini beklerken; üst katta tutmayan herkes, normal -günübirlik- yemeklerini yiyorlardı. Bize ayrılan masaların az ilerisinde, yine oruç tutan kişiler; aynı saati beklemekteydi. Yalnız tek başına bekleyen birileri vardı ki hayli dikkat çekiciydi. Adam, koymuştu bira şişesini ve bardağını masaya, huşu içerisinde Ezan-ı Muhammediye ye kulak kesiliyordu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hoca, “Allahu Ekber” nidasında bulununca, adam; ilk önce bira bardağına uzandı ve iftarını açıverdi.&nbsp;<br />
Ne diyelim, “Tanrı kabul buyursun!”<br />
Belki de son zamanlarda nevzuhur bir takım entel ve dantel ilahiyatçılarımızdan almıştır fetvayı.&nbsp;<br />
Olamaz mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:04:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMA ÖRNEĞİ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocugunuzla-konusma-ornegi-7740</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocugunuzla-konusma-ornegi-7740</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMA ÖRNEĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUĞUNUZLA KONUŞMA ÖRNEĞİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir baba ile oğlu arasında geçen kısa bir konuşma:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Sıra arkadaşım beni öğretmenime şikâyet etmiş.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Yaa…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Ona, benim yaramazlık yaptığımı söylemiş.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Anladım…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— O şişko arkadaşımdan nefret ediyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Eveet…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Ama sınıf başkanı benim yaramaz biri olmadığımı biliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">( Baba Susuyor)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Kötü niyetli çocuklara tahammül edemiyorum işte. Ailesi onu neden terbiye etmez ki?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Bilmem…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">— Aslında herkes iyi olmadığına göre galiba buna alışmam gerekecek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Baba yine sessizdir.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konuşmada baba, çocuğunu yargılamaz, acele hüküm vermez; sadece dinler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer baba hemen tepki verseydi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ne? Böyle şey olur mu?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Yoksa arkadaşın haklı mı?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">gibi sözlerle olaya müdahale etseydi;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">çocuk belki de içindekileri anlatmayacak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">baba da olayın gerçek yüzünü öğrenemeyecekti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen çocuklarımızın en çok ihtiyacı olan şey nasihat değil, anlayışla dinlenmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:36:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayraminiz-kutlu-olsun-7739</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayraminiz-kutlu-olsun-7739</guid>
                <description><![CDATA[BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayramlar; Müslümanların birbiriyle kaynaştığı, küs olanların barıştığı, fakir, fukarâ ve yetimlerin sevindirildiği, sevinç ve neşe günleridir. Bayram günleri, Peygamber Efendimizin zamanından beri, hususi bir şekilde kutlanmıştır. Bütün İslâm devletlerinde de bugüne kadar kutlanarak gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayram günlerinde; ana, baba, hoca, akraba, arkadaş ve komşu ziyâretleri yapılır. Sâlih olan akrabayı ziyâret lâzımdır. Sâlih arkadaşları ziyâret de çok sevâptır. Bayram öncesi, yiyecek, giyecek ve temizlik gibi hazırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir, öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin, akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâ edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da, aile büyükleri, dost, akraba, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Çocuklar babalarının ve aile büyüklerinin; gençler de yaşlıların ellerini öperler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böylece, Müslümanların bir arada sevinme ve kaynaşma günleri olan bayramlarla, güzel örf, âdet ve gelenekler nesilden nesile aktarılmış olunur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehirler, kasabalar şimdi eski tadında değil. Büyük bir çoğunluk bayramda evden kaçmayı, tatil için turistik yerleri tercih ediyor. Bayram boyunca kapıları çalınmayan evler gitgide çoğalmakta.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Medine’ye hicret edince, Medinelilerin câhiliye âdetlerinden kalma bayramları kutladıklarını görünce; “Allahü teâlâ size onlardan daha hayırlı iki bayram (Ramazan ve Kurban Bayramı) ihsân etti.” buyurarak Müslümanlara sevinç ve neşe günlerini bildirmiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahü teâlâ, necip milletimize ve bütün Müslümanlara sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlar nasip eylesin. Ramazan Bayramı Namazından önce, Diyanet İşleri Başkanlığının tesbit ettiği fitreyi en az 240.00 TL olarak ihtiyaç sahiplerine verelim. Allah kabul eylesin. Kalın sağlıcakla. Amin!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:36:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATEŞ HATTININ ORTASINDA GÜVENLİ ÜLKE TÜRKİYE</title>
                <category>Halil kadir İşçioğlu</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ates-hattinin-ortasinda-guvenli-ulke-turkiye-7738</link>
                <author>isciogluhalilkadir@gmail.com (Halil kadir İşçioğlu)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ates-hattinin-ortasinda-guvenli-ulke-turkiye-7738</guid>
                <description><![CDATA[ATEŞ HATTININ ORTASINDA GÜVENLİ ÜLKE TÜRKİYE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ATEŞ HATTININ ORTASINDA GÜVENLİ ÜLKE TÜRKİYE&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortadoğu yine zor günlerden geçiyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde savaşlar, çatışmalar ve istikrarsızlık hüküm sürüyor. Irak’ta, Suriye’de, İran'da, Gazze’de ve bölgenin farklı noktalarında yaşanan gelişmeler, aslında coğrafyamızın ne kadar kırılgan bir hat üzerinde bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Böylesine çalkantılı bir bölgede yer alan Türkiye’nin ise kendi içinde güvenliğini ve istikrarını koruyabilmesi dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Türkiye’de insanlar geceleri evlerinde huzurla uyuyabiliyor, çocuklar okullarına gidebiliyor, şehirler gündelik hayatın olağan akışı içinde yaşamaya devam ediyor. Oysa sınırlarımızın birkaç yüz kilometre ötesinde bambaşka bir manzara var. Bombaların, sirenlerin ve belirsizliğin hakim olduğu bir coğrafyada Türkiye’nin istikrarını koruyabilmesi tesadüf değil; güçlü devlet geleneğinin ve stratejik aklın bir sonucudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk devleti, tarih boyunca zor coğrafyalarda ayakta kalmayı başarmış köklü bir devlet geleneğine sahiptir. “Devlet aklı” olarak ifade edilen bu birikim, yalnızca bugünün değil, yüzyılların tecrübesini içinde barındırır. Bu akıl, gerektiğinde diplomasiyle, gerektiğinde askeri güçle, gerektiğinde de siyasi kararlılıkla ülkenin güvenliğini sağlamayı hedefler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son yıllarda Türkiye’nin sınır ötesi güvenlik politikaları, terörle mücadelede kararlı adımlar ve savunma sanayisinde atılan yerli ve milli hamleler bu anlayışın önemli göstergeleri oldu. Türkiye artık sadece kendi sınırları içinde değil, sınırlarının ötesinde de güvenlik kuşağı oluşturma stratejisi izliyor. Bu yaklaşım, bölgedeki tehditlerin Türkiye’ye ulaşmadan bertaraf edilmesini amaçlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu siyasi irade de önemli bir rol oynuyor. Devlet yönetiminde kararlılık, kriz anlarında hızlı ve net kararlar alabilme kabiliyeti, Türkiye’nin güvenlik politikalarının temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Özellikle son yıllarda yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında Türkiye’nin aktif ve etkili bir politika izlemesi, bu iradenin sahadaki yansıması olarak görülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette Türkiye’nin güvenliği yalnızca askeri güçle açıklanamaz. Diplomasi, bölgesel ilişkiler, ekonomik dayanıklılık ve toplumsal birlik de bu güvenliğin önemli parçalarıdır. Güçlü devletler sadece sınırlarını korumakla kalmaz; aynı zamanda toplumun huzurunu ve geleceğe olan güvenini de korur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Türkiye’nin en büyük kazanımlarından biri de tam olarak budur. Ateş çemberine dönüşen bir coğrafyanın ortasında yer almasına rağmen, kendi iç huzurunu büyük ölçüde koruyabilen bir ülke olabilmek. Bu durum hem devlet geleneğinin hem de siyasi iradenin birlikte oluşturduğu bir güvenlik anlayışının sonucudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak Ortadoğu’nun ateş hattında yer alan Türkiye’nin bugün istikrarlı bir ülke olarak yoluna devam edebilmesi, güçlü devlet refleksi ve kararlı yönetim anlayışının bir yansımasıdır. Bu tablo, içinde bulunduğumuz coğrafyada güvenliğin ne kadar kıymetli olduğunu da bize bir kez daha hatırlatmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:13:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/halil-kadir-iscioglu-1645467149.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda ve Sonrasında Beslenme: Ramazan’dan Sağlıklı Geçiş Rehberi</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayramda-ve-sonrasinda-beslenme-ramazandan-saglikli-gecis-rehberi-7737</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/bayramda-ve-sonrasinda-beslenme-ramazandan-saglikli-gecis-rehberi-7737</guid>
                <description><![CDATA[Bayramda ve Sonrasında Beslenme: Ramazan’dan Sağlıklı Geçiş Rehberi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bayramda ve Sonrasında Beslenme: Ramazan’dan Sağlıklı Geçiş Rehberi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ramazan ayı boyunca oruçla bedenimiz bir nevi resetlendi. Bayrama girerken ise sofralar şenlendi, tatlılar, hamur işleri ve kavurmalar ön plana çıktı. Bu dönemde keyfi kaçırmadan, bedenimizi zorlamadan beslenmek, hem sindirimimizi hem de enerjimizi korumanın anahtarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bayramda Farkındalıkla Tüketim</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Küçük porsiyonlar tercih edin, tatlıyı yavaş çiğneyerek tadın, açlık-tokluk sinyallerinizi dinleyin. Su tüketimini artırın; bu hem sindirimi kolaylaştırır hem de kan şekeri dalgalanmalarını dengeler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Öğünleri Dengeleyin</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bayramda öğün atlamaktan kaçının. Ana öğünlerinizde sebze, protein ve sağlıklı yağları öncelikli tutun. Küçük ara öğünlerle açlığı kontrol edin, mideyi yormayın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bayram Sonrası Beslenme Geçişi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ramazan sonrası normal beslenmeye geçişte ağır yemeklerden uzak durun. Beyaz ekmek, fazla tatlı ve kızartmaları sınırlayın. Kahvaltıda tam tahıllı ekmek, yumurta ve sebze; öğle ve akşamda protein ve sebze ağırlıklı tabaklar ideal.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Hareketi İhmal Etmeyin</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bayram ziyaretleri sırasında yürüyüş yapın, hafif egzersizlerle sindirimi destekleyin. Bu, hem enerji seviyenizi dengeler hem de kilo kontrolüne katkı sağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Unutmayın, bayram sofralarının güzelliği sadece lezzette değil; farkındalıkla yapılan seçimlerde de gizlidir. Küçük porsiyonlar, yavaş yemek ve doğru su tüketimi ile hem keyfi hem sağlığı bir arada yaşayabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Detaylı beslenme önerileri ve kişiye özel rehberlik için bana ulaşabilirsiniz: Instagram: @gamzeilefarkindalik </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Gamze Arslan</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Beslenme-Yaşam-Farkındalık Koçu</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:08:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GERÇEKLERİN MEYDANI DOLDURMAK GİBİ BİR VASFI VARDIR. İSTİKLAL MARŞINI ANLAMAYA DAİR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gerceklerin-meydani-doldurmak-gibi-bir-vasfi-vardir-istiklal-marsini-anlamaya-dair-7736</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gerceklerin-meydani-doldurmak-gibi-bir-vasfi-vardir-istiklal-marsini-anlamaya-dair-7736</guid>
                <description><![CDATA[GERÇEKLERİN MEYDANI DOLDURMAK GİBİ BİR VASFI VARDIR. İSTİKLAL MARŞINI ANLAMAYA DAİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GERÇEKLERİN MEYDANI DOLDURMAK GİBİ BİR VASFI VARDIR. İSTİKLAL MARŞINI ANLAMAYA DAİR</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İstiklal Marşının Kabul edilişinin 105. Sene-i devriyesini geride bıraktık. Ne hazindir ki bazı yerlerinin anlaşılmasında hem fikir olmadığımızı açıklayacağım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">،اولوسون ، قورقما نصيل بويله بر ايمانى بوغار</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,” dizesinin ilk kelimesinin manasının “büyüksün” olduğunu belirtenlerin olmasına rağmen, ulumak fiilinden “Hayvanların çıkardığı korkunç ses.” olduğunu söyleyenler de yok değil. Diğer yandan, ikisinin geçerliliğini kabul edenler de var. Burada, tevriye sanatının kullanıldığını söyleyenler var. Doğrusu nedir sorusuna cevap ararken meselenin Osmanlıca imladan kaynaklandığına şahit oldum. Şöyle ki yukarıda tek satırlık Osmanlıca metinde “ولوسون” (ulusun) kaydı meselenin çözüm anahtarıdır. Osmanlıca kelimenin sonundaki” ن” harfi, şimdiki “n” harfinin karşılığıdır. Bu durumu böyle kabul edersek” Ulusun!” kelimesi hayvan ulumasından başka bir anlama gelemez. Eğer “ulusun “kelimesine yücelik anlamı vermek istiyorsak kelimenin sonundaki ” ن” harfinin ”ڭ” olması gerekirdi. O zaman da iki anlamlı gibi gözüken “ulusun “kelimesi, yine tek anlamda kalıp “yücesin, büyüksün “kelimelerinin anlamında olurdu. Ulusun kelimesinin kullanıldığı Osmanlıca dörtlüğe göz gezdirince durum fark edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlıca son dörtlükte durum, açık seçik gözüküyor. Dörtlüğün ikinci kelimenin sonunda “ڭ” harfi var. Dediğin şeklinde yazılıyor zira mevcut alfabemizde “ڭ” harfinin yerine yazılacak bir harfimiz yok. Osmanlıcadaki “ڭ “harfine günümüzde “Nazal n” deniyor ancak bu nazal kelimesi Fransızcadır. Türkçesi varken ilgili hocalar, buna ısrarla “Nazal n” diyorlar. Türkçemizde bu harfin yerini alacak bir şekil var ama alfabe de yok. Alfabedeki harflerle yazmak ise “ng” şeklinde mümkündür. Özellikle orta Anadolu başta olmak üzere ülkenin bazı kesimlerinde, bu harf,” Bana, sana, ona, buna, şuna, ona.” kelimelerinde kullanılan sesin şeklidir. Türkçe söylemek gerekirse “Geniz n” si demeliyiz. Bu sesi de yöresinde yaşamayanlar çıkaramıyorlar. Buradaki örnekte durum açık. Günümüz alfabesi ile yazımı: Ma’ârif nezaretinin 1330” şeklindedir. Dikkat edilirse “Nezâretinin kelimesi” 2. kelimedir. Son harfi de “ڭ”dir. ” ن” değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kelimenin iki anlamda kullanılma meylinin sebebi nedir? Şudur: Osmanlıca imlada 2. Tekil şahıs ekleriyle iyelik eklerinin “ڭ”ile bitmesidir.” ن” ile bitmesi mümkün değildir. Bu yüzdendir ki “Ulusun.” kelimesindeki “n” emir kipinin 3. Şahıslara emrin yönlendirilmesi için kullanılan şekildir. Fark buradan gelmektedir. Sözün özü,105 yıl önce mecliste Millî marş olduğunu kabul ettiğimiz marşımızın bu ikilemine burada bir çözüm getirmiş olduğumuzu düşünüyorum. Dilimizi ve doğru kullanımını çok önemsiyorum ama bu durum benim de hata yapmama mâni bir durum meydana getirmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu meselenin daha açık anlaşılmasını teminen, aşağıya Osmanlıca sahifenin günümüz alfabesiyle yazılmış şeklini de koydum. İlgili uzmanlar, incelediklerinde yazdıklarımın iddia olmayıp gerçek</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">olduğuna dair kanaat belirteceklerdir. Yukarıya kırık kırpık parçaları koydum ama böylesi daha iyi oldu. Bundan sonrası için bakalım nasıl açıklamalar çıkacak meydana?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">90 Osmanlı Lisânı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SÎGA—İ İLTİZÂMİYE</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muzâri’</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müsbet Menfî Müsbet Menfî</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazayım Yazmayayım Geleyim Gelmeyeyim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazasın Yazmayasın Gelesin Gelmeyesin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaza Yazmaya Gele Gelmeye</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazalım Yazmayalım Gelelim Gelmeyelim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazasınız Yazmayasınız Gelesiniz Gelmeyesiniz</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazalar Yazmayalar Geleler Gelmeyeler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i Şuhûdî Müsbet: (Keşki) Yaza idim. İlh Gele idim. ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Menfî : (Keşki) Yazmaya idim.ilh Gelmeye idim .ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i naklî Müsbet : (Keşki) Yaza imişim. ilh, Gele imişim. İlh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Menfî : (Keşki)Yazmaya imişim.ilh Gelmeye imişim. İlh.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SİGA-İ VÜCUBİYE</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müsbet Menfî Müsbet Menfî</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalıyım. Yazmamalıyım Gelmeliyim. Gelmemeliyim</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalısın Yazmamalısın Gelmelisin Gelmemelisin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazma(lı)dır Yazmamalıdır Gelmelidir Gelmemelidir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalıyız Yazmamalıyız Gelmeliyiz Gelmemeliyiz</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalısınız Yazmamalısınız Gelmelisiniz Gelmemelisiniz</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazmalıdırlar Yazmamalıdırlar Gelmelidirler Gelmemelidirler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i Şuhûdî Müsbet: Yazmalı idim. ilh Gelmeli idim; ilh.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MenfÎ: Yazmamalı idim. İlh. Gelmeli idim; ilh.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâzi-i Naklî: Müsbet: Yazmalı imişim; ilh Gelmeli imişim, ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Menfî: Yazmamalı imişim; ilh Gelmemeli imişim; ilh</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SİGA-İ EMRİYENİN İSTİ’MÂLİ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">109 - (1) Siga-i emriyenin müsbeti emirde menfîsi nehiyde kullanılır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dersini ezberle; tenbel tenbel oturma.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlıca tabloda gözüken “ڭ”lerdir ,ulusun kelimesinin ,ulumak anlamından geldiğinin delili.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">*Osmanlı Lisânı, Dersa’âdet, Kitabhâne-i İslâm ve Askerî,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">46 Bab-ı Âlî Caddesi46,1333 Matbââ-î Orhâniye</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tekrar millî marş yazılmaması temennisiyle Ümmetin ramazan-ı şerif bayramını tebrik ederim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şakir Albayrak, 14.03.2026,17.13, Çekmeköy</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:08:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADİR GECESİ ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kadir-gecesi-ve-fazileti-7735</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kadir-gecesi-ve-fazileti-7735</guid>
                <description><![CDATA[KADİR GECESİ ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KADİR GECESİ ve FAZİLETİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Bu sene 16.03.2026. Pazarrtesi günü akşam Kadir Gecesi)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm âleminde ihya edilen feyizli ve mübarek gecelerden biri de Ramazan ayı içinde yer alan KADİR GECESİ’dir. Kur’an ifadesiyle Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Bu geceyi değerli ve feyizli kılan en önemli şey ise; insanlık âlemi için bir hidayet ve kurtuluş rehberi olan mukaddes kitabımız Kur’anın peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselama bu gece inmeye başlamasıdır. Yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur; “Şüphesiz biz, bu Kur’anı Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi nedir, sen bilirmisin? Kadir Gecesi; bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için yer yüzüne inerler. O gece, Tan yerinin ağarmasına kadar bir esenlik vardır.” (Kadr sûresi; 1-5) Kadir Gecesinin Ramazan ayının hangi gecesi olduğu açık olarak bildirilmemiştir. Ancak, sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde: “Siz, Kadir Gecesi’ni; Ramazan ayının son on gecesindeki tekli gecelerde arayın.” buyurduğu gibi Kadir Gecesinin, Ramazan ayının son on gecesi içinde saklı olduğunu söyleyebiliriz. İslam âlimlerinin büyük bir ekseriyeti, Kadir Gecesi’nin, Ramazan ayının 27.Gecesi olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Bunu Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın, Ramazan ayının son on gününde Mescid’te îtikâfa çekilmesinden ve Ramazan ayının son on gününü ve gecesini orada tefekkür ederek, Kur’an tilaveti yaparak, Namaz kılarak, tesbihat, ve duâ ederek geçirmesinden de anlayabiliriz.. İslam dininde Allahın rızasını kazanmak niyetiyle belli bir yerde, belli bir odada, bir Mescidde belli bir süre (en azı bir gün) inzivaya çekilerek zamanı; ibadet, tefekkür,, tesbihat ve dualarla geçirmeye “îtikâf” denir. Kadir Gecesinin Allah katında bin aydan hayırlı olmasının hikmetine gelince; Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir sohbetinde, geçmiş kavimlerden birinde bir mü’minin, Allah için bin ay boyunca düşmanla cihat ettiğini övgüyle anlatmıştı. Sahabeden bazıları; “Biz bir ömür boyu cihat etsek onun kazandığı sevaba ulaşamayız” demişlerdi. İşte, muhtemeldir ki, Yüce Allah, biz müslümanların da en az geçmişteki o müminlerin cihatla kazandıkları sevap kadar ve daha fazlasını kazanabilmemiz ve Allah’ın rahmetinden ve mağfiretinden müstefîd olabilmemiz için “Kadir Gecesi” ni bin aydan hayırlı kılmıştır. Tabii ki doğrusunu Allah bilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece Cebrâil ile birlikte sayısı ancak Allah tarafından bilinen binlerce Melek yer yüzü semalarına inerler ve Allahın mü’min kulları için rahmet ve mağfiretini, selam ve esenliğini indirirler. Bunu Tanyeri ağarıncaya kadar yaparlar. Bu bağlamda Kadir Gecesinin feyiz ve bereketi, o gece Tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Bu gecenin herhangi bir anını ibadet, duâ ve tesbihatla geçiren her mü’min bu gecenin feyiz ve bereketinden ve Rabbimiz Allahın rahmet ve mağfiretinden hissedar olur. Ancak, bu gecenin feyz ve bereketinden daha çok hissedar olmak isteyenler bu gece; öncelikle hatalarından ve günahlarından arınmak için Tevbe istiğfar etmeli. Ardından Gece Namazı kılarak, Kur’an tilaveti yaparak, Tesbihat, ve duâ ederek ve diğer sâlih amelleri işleyerek bu gecenin feyz ve bereketinden daha çok hissedar olabilirler. Her mübarek gecede olduğu gibi bizler de bu gecede öncelikle bir nefis muhasebesi yapalım, bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlardan ve hatalardan pişmanlık duyarak tevbe istiğfar edelim, günahlarımızın bağışlanması için Allaha duâ edelim. Peygamberimizin hanımı Hz.Âişe bir gün peygamberimize şöyle dedi: “Ey Allahın Rasûlü! Eğer Kadir Gecesine erişirsem o gece ne diye duâ edeyim? Peygamberimiz şöyle buyurdu; “Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affet! de.” Bizim duâlarımızdan biri de bu olsun inşaallah. Ve bu geceyi tevbe-istigfar, tesbihat, Namaz ve duâ ile ihya edelim. Zira peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde şöyle buyurur: “İnanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesini ihya eden kimsenin küçük günahları bağışlanır.” Ayrıca bu gecede kitabımız Kur’anı okuyarak ve Rabbimizin ayetlerini tefekkür ederek, Rabbimizin öğütlerinden de hissedar olalım. Ayrıca bu gecenin öncesinde ve gecesinde birbirimizle selamlaşarak, duâlaşarak, ikramlaşarak, birbirimizi bu geceden haberdar ederek, bu gecenin feyiz ve sevabından birlikte hissedar olalım. Fakirlere, muhtaçlara, kimsesizlere, komşularımıza ve dostlarımıza ikram ve infakta bulunarak, çocukları çeşitli hediyelerle sevindirerek, büyükleri ve dostları ziyaret ederek veya telefonla arayarak onların hatırlarını sorarak, onlar için güzel duâlarda bulunarak bu geceyi hep birlikte en güzel şekilde ihya edelim. Ve bu gecenin feyz ve bereketinden hissedar olalım inşaallah. İmanınız kavi, ibadetleriniz ve duâlarınız makbul, ameliniz sâlih, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, feyizli ve bereketli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadir Geceniz mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman-2026)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:00:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜVEN,  KANÇİCEK  OLMUŞ</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/guven-kancicek-olmus-7734</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/guven-kancicek-olmus-7734</guid>
                <description><![CDATA[GÜVEN,  KANÇİCEK  OLMUŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÜVEN,&nbsp; KANÇİCEK&nbsp; OLMUŞ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın akışında küçük, narin, ama güçlü ve dayanıklı. O, bizim kendimize ve başkalarına duyduğumuz inançtır. Kendi yeteneklerimize, kendi değerimize, kendi geleceğimize duyduğumuz inanç...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşler arasında, güven bir ilişkinin temel taşıdır. Birbirlerine duydukları inanç, sevgiyi ve saygıyı güçlendirir. Güven, eşlerin birbirlerine açık ve dürüst olmalarını sağlar, böylece ilişki daha güçlü ve sağlıklı olur. Birbirlerine destek olurlar, birbirlerini korurlar, ve birlikte büyürler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama dikkat, herkese güvenmek doğru değildir. Kendi çıkarlarını düşünen, sözünde durmayan, ve başkalarını sömüren insanlara güvenmemek gerekir. Onlar, sizin güveninizi kötüye kullanabilirler, ve sizi hayal kırıklığına uğratabilirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaşlar arasında, güven dostluğun temelidir. Arkadaşlar, birbirlerine güvenerek, sırlarını paylaşarak, birbirlerine destek olarak daha güçlü bir bağ kurarlar. Birbirlerine dayanak olurlar, birbirlerini kaldırırlar, ve birlikte ilerlerler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama, size sırt çeviren, sizi eleştiren, ve sizinle rekabet eden insanlara güvenmemek gerekir. Onlar, sizin dostluğunuzu kötüye kullanabilirler, ve sizi yaralayabilirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgililer arasında, güven aşkın temelidir. Birbirlerine duydukları inanç, sevgiyi ve tutkuyu güçlendirir. Güven, sevgililerin birbirlerine açık ve dürüst olmalarını sağlar, böylece ilişki daha güçlü ve sağlıklı olur. Birbirlerine teslim olurlar, birbirlerini severler, ve birlikte büyürler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama, size yalan söyleyen, sizi aldatan, ve sizinle oynayan insanlara güvenmemek gerekir. Onlar, sizin aşkınızı kötüye kullanabilirler, ve sizi kırıp dökebilirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kardeşler arasında, güven aile bağlarını güçlendirir. Kardeşler, birbirlerine güvenerek, birbirlerine destek olarak, daha güçlü bir aile oluştururlar. Birbirlerine dayanak olurlar, birbirlerini korurlar, ve birlikte ilerlerler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplum arasında, güven sosyal bağları güçlendirir. İnsanlar, birbirlerine güvenerek, birlikte çalışarak, daha güçlü bir toplum oluştururlar. Birbirlerine destek olurlar, birbirlerini korurlar, ve birlikte büyürler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama, topluma zarar veren, insanları sömüren, ve adaleti çiğneyen insanlara güvenmemek gerekir. Onlar, sizin güveninizi kötüye kullanabilirler, ve toplumu bozabilirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güven, hayatın akışında bir kançicek gibidir. Bazen gizlenir, bazen görünür olur. Ama her zaman vardır, her zaman bizi bekler. Bizim, ona güvenmemiz, ona inanmamiz, onu beslememiz gerekir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde, hayata güvenle yaklaşalım. Kendimize, başkalarına, geleceğimize... Güven, bizi nereye götürürse götürsün, orada olacağız. Çünkü güven, hayatın akışında bir kançicek gibidir; küçük, narin, ama güçlü ve dayanıklı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki, güven hayatın en büyük hazinesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Onu koruyalım, ona inanalım, ve o bizi asla yalnız bırakmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın zorluklarına karşı, güvenle ayakta duralım, ve geleceğe umutla bakalım. İyi insanlarla karşılaşalım</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Selam ve dua ile.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 09:59:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İLÇE BELEDİYELERİMİZE VE KAYMAKAMLIKLARIMIZA ÇAĞRI</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ilce-belediyelerimize-ve-kaymakamliklarimiza-cagri-7733</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ilce-belediyelerimize-ve-kaymakamliklarimiza-cagri-7733</guid>
                <description><![CDATA[İLÇE BELEDİYELERİMİZE VE KAYMAKAMLIKLARIMIZA ÇAĞRI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İLÇE BELEDİYELERİMİZE VE KAYMAKAMLIKLARIMIZA ÇAĞRI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüz dünyasında kaynak üretmeyen kurumlar, sadece mevcut bütçeyi tüketmekle yetinen yapılar hâline gelir. Oysa şehirleri geliştiren, gençlere umut olan, sosyal projelerle toplumu ayağa kaldıran kurumlar; proje üreten kurumlardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle ilçe belediyelerimizde ve kaymakamlıklarımızda güçlü, donanımlı ve sürdürülebilir bir Proje Geliştirme Ekibi kurulması artık bir tercih değil, zorunluluktur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Avrupa Birliği fonları, kalkınma ajansları, gençlik projeleri, sosyal destek programları ve çevre yatırımları gibi birçok alanda ciddi kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynaklara ulaşabilmenin yolu; sistemli, eğitimli ve vizyon sahibi proje ekiplerinden geçmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her ilçede;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Proje yazmayı bilen, Hibe programlarını takip eden,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gençleri ve sivil toplumu sürece dahil eden,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurumlar arası iş birliğini güçlendiren bir ekip oluşturulmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Proje üretmek; sadece bütçe almak değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Proje üretmek; vizyon üretmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Proje üretmek; gençlere umut, şehre değer kazandırmaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu vesileyle, proje üretme ve kaynak geliştirme noktasında önemli çalışmalara imza atan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne ve Hatay Valiliği’ne teşekkür ediyor; ortaya koydukları vizyonun ilçe yöneticilerince de örnek alınarak yaygınlaşmasını temenni ediyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yerel yönetimlerimizden ve mülki idare amirlerimizden bu konuda öncülük bekliyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geleceği bekleyen değil, geleceği inşa eden kurumlar olalım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saygılarımızla..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hidayet Şişkin</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 14:19:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GELME İSTEMEM</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gelme-istemem-7732</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gelme-istemem-7732</guid>
                <description><![CDATA[GELME İSTEMEM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GELME İSTEMEM</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözün erbabından olsa da payım<br />
Kemiği yok dilin, gelme istemem<br />
Kapandı kullara gönül sarayım<br />
Senin olsun elin, gelme istemem</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gizli, saklı değil, sözüm aleni<br />
Kulak ver sözüme gel dinle beni<br />
Koklayan koklasın, olamam mani<br />
Dikenlidir gülün, gelme istemem</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Günümüz, haftamız, ayımız ayrı<br />
Aşkın deryasından payımız ayrı<br />
S/öze bakışımız, huyumuz ayrı<br />
Yolum değil yolun, gelme istemem</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Senelerdir bozulmayan kimyam var<br />
Yaşadığım hayalim var, rüyam var<br />
Gurbet elde kurulu bir dünyam var<br />
Zahmet verir selin, gelme istemem</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Seni daha fazla yormak istemem<br />
Dostluk defterini dürmek istemem<br />
Kaba söz söyleyip kırmak istemem<br />
Lazım değil yelin, gelme istemem</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreğine demir atıp kalan var<br />
Candan öte, kapısını çalan var<br />
Nurseli’nin değerini bilen var<br />
Kulusun bir kulun, gelme istemem</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 13:35:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÜRESEL SATRANÇ</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kuresel-satranc-7731</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kuresel-satranc-7731</guid>
                <description><![CDATA[KÜRESEL SATRANÇ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KÜRESEL SATRANÇ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Petrol İçin Değil, Çip İçin Savaş</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortadoğu’daki gerilim çoğu kişiye eski bir hikâyeyi hatırlatıyor: petrol savaşları. Oysa bugün sahnede olan mücadele sadece enerjiyle ilgili değil. Görünen petrol krizi, aslında Çin, teknoloji ve Tayvan ekseninde şekillenen çok daha büyük bir güç rekabetinin parçası olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünya çoğu zaman savaşları gördüğü yerden okur. Tankların olduğu yere bakar, füzelerin düştüğü yere odaklanır. Oysa bazen savaşın asıl nedeni binlerce kilometre ötede saklıdır. Bugün Ortadoğu’da yükselen ABD–İran gerilimini sadece iki ülke arasındaki kriz olarak okumak büyük resmi kaçırmak olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bu hikâyenin görünmeyen bir üçüncü aktörü var: Çin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çin dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden biri ve büyüyen ekonomisini besleyen en kritik damar petroldür. İran ise Pekin için uzun süredir hem ucuz hem de siyasi olarak erişilebilir bir kaynak. İran’a uygulanan baskı ya da bölgede çıkabilecek bir kriz, aslında Çin’in enerji damarlarına dokunmak anlamına geliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer Hürmüz hattı zayıflar, İran üretimi daralır ve alternatif kapılar kapanırsa Çin daha pahalı ve daha kontrol edilen petrol piyasalarına mahkûm kalabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak hikâye sadece petrol değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünün gerçek güç kaynağı artık enerji kadar teknoloji. Ve bu teknolojinin kalbi Tayvan’da atıyor. Dünyanın en gelişmiş mikroçiplerinin büyük bölümü bu küçük adada üretiliyor. Yapay zekâdan savunma sistemlerine, otomobillerden telefonlara kadar modern dünyanın sinir sistemi bu çiplere bağlı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden Ortadoğu’daki enerji mücadelesi ile Pasifik’teki Tayvan gerilimi birbirinden kopuk değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Petrol akışını kontrol etmek rakibin ekonomik nefesini daraltmak demek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çip üretimini kontrol etmek ise geleceğin teknolojisini yönetmek demek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük güçler artık sadece toprak için rekabet etmiyor. Enerji hatlarını ve teknoloji merkezlerini kontrol etmek için mücadele ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haritaya dikkatle bakmak gerekiyor:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortadoğu petrolün kalbi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tayvan teknolojinin beyni.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve tarih bize şunu gösteriyor:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün kalbi sıkışan bir sistem, mutlaka beynine de sıçrar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de bugün İran üzerinden başlayan gerilim, yarının Pasifik krizinin sadece ilk perdesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat Kondakcı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:47:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FITIR SADAKASI (FİTRE) ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/fitir-sadakasi-fitre-ve-fazileti-7730</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/fitir-sadakasi-fitre-ve-fazileti-7730</guid>
                <description><![CDATA[FITIR SADAKASI (FİTRE) ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">FITIR SADAKASI (FİTRE) ve FAZİLETİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Fitrelerinizi Bayram Namazından önce vermeyi Unutmayın)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fıtır Sadakası; İslam Dininde Ramazan ayına mahsus mâli/maddi bir ibadettir, Hicretin ikinci yılında Ramazan Orucuyla birlikte emredilmiştir. Fıtır sadakasına kısaca “Fitre” denir. Fıtır sadakası (fitre); Oruç tutmakla mükellef olan ve gücü yeten her mü’minin her sene Ramazan ayında vermekle mükellef olduğu Farz/vâcip bir ibadettir. Fitre Hanefi mezhebine Vâcib’tir. Şâfi mezhebine göre Farz’dır. Bazı mezheplere göre Sünnet’tir. Fıtır sadakasında belli bir Nisab (ölçü) miktarı yoktur. Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “….Oruçla mükellef olanların bir de bir yoksulu doyuracak kadar Fidye (fitre) vermesi gerekir. Kim bir iyiliğin fazlasını yaparsa onun için artan bir iyilik olur….” (Bakara-184) Bu bağlamda Fitre miktarının en alt sınırı; bir yoksulun bir günde sabah-akşam karnını doyurabileceği bir yiyecek veya onun bedeli olan para kadardır. Ebû Said Elhudri şöyle der: “Biz, Rasûlullâh zamanında fitreyi yiyecek maddelerinden 1 sâ’ (yaklaşık;3 kg) olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz; arpa, buğday, kuru üzüm, hurma ve yağı alınmış Keş (çökelek) idi.” Amma Rabbimiz Allah Yukardaki ayette (Bakara-184) buyurduğu gibi daha çok verenlerin ecir ve mükafatı elbette daha çok olacaktır. Fitre; diğer sadakalarda olduğu gibi kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler dışında fakir, yoksul ve ihtiyaç içinde olan herkese verilebilir. Öncelikle mahallemizde, köyümüzde, şehrimizde, ülkemizde evimize en yakın olan fakir, yoksul ve ihtiyacı olanlardan başlamak daha efdaldir. Yukardaki ayet gereği oruç tutmakla mükellef olan müslümanlardan gücü yetenlerin; oruç tutsun veya tutmasın her sene Ramazan ayında Fıtır sadakası vermesi gerekir. Fıtır sadakası/ Fitre; aslında insan olmanın, mü’min olmanın bir şükür infakıdır, şükür sadakasıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rabbimiz Allahın emrettiği her ibadette; insanlar için mutlaka ferdi ve ictimai, dünyevi ve uhrevi pek çok hikmetler ve faydalar vardır. Fıtır sadakası da öyledir. Tüm iyilik ve yardımlarda olduğu gibi Fıtır sadakası da; öncelikle nefsi bencillikten ve cimrilikten arındırır, korur. Müslümanlar arasında sevgi, saygı, kardeşlik ve yardımlaşma bağlarını güçlendirir. Sosyal yardımlaşmayı ve dayanışmayı, toplumsal kardeşliği ve sosyal barışı tesis eder. İnsanı Allah’a daha çok yaklaştırır. O’nun rızasını ve hoşnutluğunu ve mükafatını kazandırır, insanı Cehennem ateşinden koruyan bir kalkan, Cennet nimetlerine kavuşturan bir akçe olur. Allah rasûlü bir hadisinde şöyle buyurur: “Yarım hurma ile de olsa (iyilik yapın) kendinizi Cehennem ateşinden koruyun.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fıtır sadakasının maddi miktarına bakıldığında; bu, küçük bir meblağ gibi görülse de onun Allah katındaki değeri oldukça kıymetlidir. Zira yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tahıl tanesi bulunan bir tohum gibidir. Allah dileyene kat kat verir. Allah lütfu bol olandır, O, hakkıyla bilendir.” (Bakara- 261) Bu anlamda peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurur: “Bazen bir dirhem, bin dirhemi geçer.” Yukardaki ayetten ve hadisten anlıyoruz ki; verilen sadakanın çokluğundan ziyade niyet ve samimiyet önemlidir. İhlasla verilen az sadaka cimrilikle ve gösterişle verilen çok sadakadan üstündür. Fıtır sadakası; veren için belki çok küçük bir miktar olabilir, ama ona ihtiyacı olanlar için çok büyük değer ifade eder. Şunu biliniz ki, suyun gözünde oturanlar için, bir tas suyun pek kıymeti yoktur, ama, çölde susuzluktan kıvranan biri için bir tas su çok şeydir!. İşte, fakir, muhtaç ve yoksul için Fitre de böyledir!. İnsan sevdiği şeylerden Allah için infak, ikram ve tasadduk etmek suretiyle bir yandan insanların duâsını kazanırken, bir yandan da Yüce Allah’ın sevgisini, rızasını, rahmetini ve mükafatını kazanmış olur. “Kim aç bir kimseyi doyurursa, Allah da o kimseye Cennet meyvelerinden ikram eder. Kim çıplak birini giydirirse Allah da o kimseye Cennet elbiselerinden giydirir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fitre ve diğer sadakalarla aç, yoksul ve muhtaç insanların yardımına koşmak; insanı kibirden, cimrilikten, paraya ve mala olan düşkünlükten arındırdığı gibi o kimseyi hem cömert, hem de takva sahibi yapar. Cimrilik ve tamahlık insanı Cehenneme sürüklerken, cömertlik ve takvâ; insanı Cehennem ateşinden korur ve onu Cennet saadetine götürür.. Fıtır sadakası; müslümanın Ramazan ayında işlemiş olduğu küçük günahların ve bazı kusur ve hataların bağışlanmasına da vesile olur. Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Gece-gündüz, açık ve gizli mallarını Allah için harcayanların mükafatını Rab’leri verecektir. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Barka-274) Fitrelerin Bayram Namazından önce verilmesi gerekir. Daha önce verilirse daha güzel olur. Bu konuda peygamberimiz şöyle buyurur: “Kim onu Namazdan önce verirse, amacına uygun bir sadaka olur. Kim de Namazdan sonra verirse, O, bilinen sadakalardan bir sadaka olur.” Niyetiniz hâlis, Orucunuz, ibadetleriniz, duâlarınız, Fitreniz makbul, ömrünüz huzurlu, sağlıklı, feyizli ve bereketli olsun!. Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026-(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:44:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kudüs Üzerinden Kurulan Hesaplar</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kudus-uzerinden-kurulan-hesaplar-7729</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kudus-uzerinden-kurulan-hesaplar-7729</guid>
                <description><![CDATA[Kudüs Üzerinden Kurulan Hesaplar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kudüs Üzerinden Kurulan Hesaplar</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dünyada son günlerde dolaşan bazı iddialar ve görüntüler insanları ciddi şekilde tedirgin ediyor. Özellikle Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerinden ortaya atılan söylemler, zaten hassas olan bir bölgeyi daha da gergin hale getiriyor. Tarih boyunca kutsal mekânlar üzerinden yapılan provokasyonların nelere yol açtığını gördük. Bu yüzden böyle meselelerde herkesin daha dikkatli ve sağduyulu olması gerekiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Siyasetin ve güç mücadelesinin en tehlikeli noktası, dini duyguların bu hesaplara alet edilmesidir. Çünkü din, insanlar için en hassas konulardan biridir. Bir kıvılcımın milyonların kalbinde büyük bir yangına dönüşmesi işten bile değildir. Bu yüzden dünyayı yönetenlerin hamleleri sadece siyasi değil, aynı zamanda insanlığın geleceğini de etkileyen adımlardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bugün en çok ihtiyacımız olan şey öfke değil aklıselimdir. Kutsal mekânların korunması bütün insanlığın ortak sorumluluğudur. Provokasyonlara kapılmadan, doğru bilgiye dayanarak ve birlik içinde hareket etmek hem bölgemiz hem de dünya barışı için hayati önem taşımaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>YAZAR MUSTAFA ALDIÇ&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:42:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADINLAR GÜNÜ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kadinlar-gunu-7728</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kadinlar-gunu-7728</guid>
                <description><![CDATA[KADINLAR GÜNÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KADINLAR GÜNÜ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadının emeğini, sabrını ve hayatımızdaki yerini hatırlamak için önemli bir vesiledir. Ancak bizim medeniyetimizin bakışı, bu değeri sadece bir güne sığdırmaz. Çünkü kadın, hayatın kenarında değil; tam merkezinde duran bir değerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam’ın ölçüsü ve Türk kültürünün irfanı bize şu hakikati öğretir: Kadın ve erkek birbirinin rakibi değil, birbirini tamamlayan iki emanettir. Hayat bir üstünlük yarışı değil; birlikte kurulan bir dengedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadın ve erkek bir kuşun iki kanadı gibidir. Kanatlardan biri zayıflarsa uçuş zorlaşır; ikisi birlikte güçlendiğinde ise aile yükselir, toplum sağlam bir dengeye kavuşur. Çünkü insanı ve toplumu ayakta tutan şey rekabet değil; sevgi, saygı ve anlayıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadını değersiz görmek de, onu erkeğin karşısına koymak da aynı dengenin bozulmasıdır. Oysa gerçek güç; birbirini anlayan, birbirine destek olan ve hayatı birlikte taşıyan kadın ve erkeğin kurduğu uyumdadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu düşüncelerle; merhametin, fedakârlığın ve inceliğin sembolü olan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü gönülden kutluyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü biliyoruz ki bir toplumun gerçek gücü, kadın ve erkeğin sevgi ve saygı içinde kurduğu dengede saklıdır.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:40:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FITRA VERMEK</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/fitra-vermek-7727</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/fitra-vermek-7727</guid>
                <description><![CDATA[FITRA VERMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;FITRA VERMEK</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın fıtra vermesi vacip olur. Bu kişinin, fıtra, zekât alması, haram olur. Fıtra nisabına katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Nisaba malik değilse fıtra vermesi vacip olmaz, fakat vermesi iyidir. Diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</p>

<p>“Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden hâsıl olan günahları temizler.” [Beyhekî]</p>

<p>“Sadaka-i fıtrı, küçük büyük, zengin fakir herkesin vermesi gerekir.” [Ebû Davud]</p>

<p>“Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. Fakirleriniz de verirse, Allahü teâlâ onlara daha çoğunu verir.” [Ebû Davud]</p>

<p>“Ramazan orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.”&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p>[Ebû Hafs]</p>

<p>Dinen zengin olmayan herkes, fıtra, zekât alabilir. Sadaka-i fıtr, Ramazan-ı şerîfte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek câizse de, bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. Hastalık gibi herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zenginse fıtra vermesi gerekir. Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlâda, toruna, hanıma ve kâfire fıtra verilmez. Fakir olmak şartıyla geline, damada, kayınvâlideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa fıtra verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya fıtra vermek daha çok sevap olur. İmameyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı fıtra verebilir. [Mevkufat]&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Fıtra olarak; 1750 gr buğday veya buğday unu, 3,5 kilo arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kıymeti kadar altın veya gümüş de verilebilir.Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, 2026 yılı fitra (sadaka-i fıtır) miktarı 240 TL olarak belirlendi.</p>

<p>Allah ķabul eylesin...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:37:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan Ayının Son On Gününde Kendini Sevmek ve Gönül Huzuru</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-ayinin-son-on-gununde-kendini-sevmek-ve-gonul-huzuru-7726</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-ayinin-son-on-gununde-kendini-sevmek-ve-gonul-huzuru-7726</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan Ayının Son On Gününde Kendini Sevmek ve Gönül Huzuru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Ramazan Ayının Son On Gününde Kendini Sevmek ve Gönül Huzuru</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sevmeye gönül yoksa, insanın gönlü katılaşmışsa, ne yaparsan yap, ne kadar emek harcarsan harca, karşındakini memnun edemezsin. Hayat bazen bize acı yollarla öğretir bunu. Kendini sevdirmek için her isteğini yerine getirmek için çabaladım bir zamanlar; tüm gayretimle… Ama gördüm ki ne yaparsam yapayım, istenilenin ötesinde hep bir eksiklik varmış. Memnuniyetsizlikler çoğaldı, eleştiriler ardı ardına geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">O anda fark ettim: değerini bilmek, kendini tanımak ve gönlünü katılaştırmamak en büyük servettir. Eğer kişi kalbinde gerçekten sevgiyi tanımıyorsa, ne kadar uğraşırsan uğraş, gönlünü kazanamazsın. Sevilmiyorsan, zaten hiçbir zaman seni tam olarak sevemeyecekmiş. Bu acı bana büyük bir tecrübe kazandırdı; her tecrübe, insanı bir makam atlatır, bir bilinç basamağı yükseltir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Tasavvufi bakışla, gönüller Allah’ın inayetiyle yumuşar. İnsan, başkalarının beklentilerini yerine getirmek uğruna kendi değerini feda ederse, ruhunun sesi susturulur. Ama kalbin özüyle bağlantı kurmayı bilen kişi, sevgiyi doğru yerde verir ve hayatın akışında huzuru bulur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kur’an’dan ilhamla:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">“Allah, kalpleri birbirine yakın olanları sever; gönülleri birbirine bağlananlar, O’nun sevgisine mazhar olurlar.”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bu ayet, bize gösteriyor ki: gönüller yalnızca samimiyetle, içtenlikle ve sevgiyi doğru yerde vermekle birbirine yaklaşır. İnsanları memnun etmeye çalışmak, kalbini feda etmek seni gerçek sevgiye değil, geçici takdirlere bağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ramazan’ın son on gününde ise, lütfen kendi kalbinizin sesini duyun. Ruhunuzun basamaklarına adım atın ve kendi iç dünyanıza dönün. Dünya geçici, ahiret kalıcıdır. İnsanları memnun etmek ve kendinizi sevdirmek için çabalar harcamayın; sadece kendinizi sevin. Emin olun ki, kendinizi sevdikçe tüm dünya sizi kucaklayacak, sıcacık bir sevgiyle karşılayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bu farkındalık hem kendinize hem de çevrenize karşı bir rehberdir. Sevgi bir zorunluluk değil, bir hediye gibidir; onu hak edenlere sunmak, ruhun özgürlüğüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gamze Arslan</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yaşam – Farkındalık Koçu </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Instagram : @gamzeilefarkindalik </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:35:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜÇLÜ KADINLAR, GÜÇLÜ TOPLUM</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/guclu-kadinlar-guclu-toplum-7725</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/guclu-kadinlar-guclu-toplum-7725</guid>
                <description><![CDATA[GÜÇLÜ KADINLAR, GÜÇLÜ TOPLUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÜÇLÜ KADINLAR, GÜÇLÜ TOPLUM</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumdaki rolünü, gücünü ve önemini kutladığımız özel bir gün.&nbsp;<br />
Ama aslında, kadınlara sevgi ve saygı göstermek için bir gün beklemeye gerek yok.&nbsp;<br />
Her gün, her an, kadınların değerini hissettirerek, onları özel hissettirerek, hayatımızı güzelleştirebiliriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadınlar, hayatımızın her alanından var olan, her şeye anlam katan birer hazinedir.&nbsp;<br />
Onlar, sadece bir gün değil, her gün kutlanmalıdır.&nbsp;<br />
Her başarıdan sonra, her yemekten sonra, her gülümsemede, her teşekkürde...&nbsp;<br />
Kadınlar, her zaman el üstünde tutulacak, değerini hissettirecek birer mücevherdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her Gün 8 Mart Olsun<br />
Kadınlara, çiçek hediye etmek gibi güzel şeyler yapabiliriz, ama gerçek sevgi ve saygı, bir gülümseme, bir teşekkür, bir övgü sözüyle de ifade edilebilir.&nbsp;<br />
Kadınlar, sadece maddi hediyelerle değil, manevi değerlerle de beslenir.&nbsp;<br />
Onlara, değerlerini hissettirecek, onları özel hissettirecek küçük şeyler yapalım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi ve Şefkatin Sembolü<br />
Anneler, hayatın en büyük hazinesidir. Onlar, çocuklarına sevgi, şefkat ve bakım veren, onları hayata hazırlayan birer kahramandır.&nbsp;<br />
Anneler, sadece çocuklarına değil, ailelerine, topluma ve dünyaya da sevgi ve ışık saçan birer melektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kız kardeşler, ailelerin vazgeçilmez bir parçasıdır.&nbsp;<br />
Onlar, kardeşlerine destek olan, onları koruyan, sevgi ve şefkat gösteren birer dosttur.&nbsp;<br />
Kız kardeşler, aynı zamanda geleceğin anneleri, eşleri ve liderleridir.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çiftçi kadınlar, toprağın kızlarıdır.&nbsp;<br />
Onlar, tarlada çalışarak, ürün yetiştirerek, topluma besin sağlayan birer kahramandır.&nbsp;<br />
Çiftçi kadınlar, sabırla, emekle ve sevgiyle toprağı işler, ürünlerini yetiştirir ve topluma katkıda bulunurlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadınlar, sağlık sektöründe de önemli bir rol oynarlar.&nbsp;<br />
Hemşireler, hastaların yanında olan, onlara şifa veren, sevgi ve bakım sağlayan birer melektir.&nbsp;<br />
Doktorlar ise, hastaları tedavi eden, sağlıklarını geri kazandıran birer uzmandır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Kadınlar, hayatın her alanında vardır:<br />
&nbsp;Anneler, çocuklarına sevgi ve bakım &nbsp; veren,<br />
&nbsp;Kız kardeşler, ailelerine destek olan,<br />
&nbsp;Teyzeler, sevgileriyle hayatları &nbsp; aydınlatan,<br />
&nbsp;İş kadınları, topluma katkıda bulunan,<br />
&nbsp;Liderler, geleceği şekillendiren,<br />
&nbsp;Sanatçılar, dünyayı güzelleştiren,<br />
&nbsp;Sporcular, cesaret ve azimle yarışan,<br />
Çiftçiler, toprağı işleyen, ürün yetiştiren,<br />
Hemşreler, hastalara şifa veren,<br />
Doktorlar, sağlıklarını geri kazandıran...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadınlar, hayatın her alanında güçlü, cesur ve muhteşemdir.&nbsp;<br />
Onları kutlayalım, onlarla gurur duyalım! Kadınların gücü, sevgisi ve katkıları, hayatımızın her alanında hissedilmelidir. Unutmayalım ki, kadınların güçlenmesi, toplumun güçlenmesidir.&nbsp;<br />
Selam olsun Gökkuşağı kadınlarına.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:33:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VAR YA</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/var-ya-7724</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/var-ya-7724</guid>
                <description><![CDATA[VAR YA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>VAR YA</p>

<p>Ne kadarda özel yaratmış Allah<br />
Mest ediyor beni gülüşün var ya<br />
Bu olmalı kesin aşk denen silah<br />
Aklımı başımdan alışın var ya</p>

<p>Mührünü vurarak gönül tahtıma<br />
Yakışanı yapıp vaziyetime<br />
Canı rehin alan kötü bahtıma<br />
Paydos borusunu çalışın var ya</p>

<p>Gönül sarayını bana açarak<br />
Sevgi ekip bahtiyarlık biçerek<br />
Ellerimden tutup sevgi saçarak<br />
Gözlerimden kalbe dalışın var ya</p>

<p>Yalancı dünyada en büyük servet<br />
Karun’un mülküne okutur rahmet<br />
Nurseli ömrüne eder sirayet<br />
Her gece düşüme gelişin var ya</p>

<p>Nursel CENGİZ SEÇER - NURSELİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:44:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÜRESEL SATRANÇ</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kuresel-satranc-7723</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kuresel-satranc-7723</guid>
                <description><![CDATA[KÜRESEL SATRANÇ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KÜRESEL SATRANÇ</p>

<p>Petrol İçin Değil, Çip İçin Savaş</p>

<p>Ortadoğu’daki gerilim çoğu kişiye eski bir hikâyeyi hatırlatıyor: petrol savaşları. Oysa bugün sahnede olan mücadele sadece enerjiyle ilgili değil. Görünen petrol krizi, aslında Çin, teknoloji ve Tayvan ekseninde şekillenen çok daha büyük bir güç rekabetinin parçası olabilir.</p>

<p>Dünya çoğu zaman savaşları gördüğü yerden okur. Tankların olduğu yere bakar, füzelerin düştüğü yere odaklanır. Oysa bazen savaşın asıl nedeni binlerce kilometre ötede saklıdır. Bugün Ortadoğu’da yükselen ABD–İran gerilimini sadece iki ülke arasındaki kriz olarak okumak büyük resmi kaçırmak olur.</p>

<p>Çünkü bu hikâyenin görünmeyen bir üçüncü aktörü var: Çin.</p>

<p>Çin dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden biri ve büyüyen ekonomisini besleyen en kritik damar petroldür. İran ise Pekin için uzun süredir hem ucuz hem de siyasi olarak erişilebilir bir kaynak. İran’a uygulanan baskı ya da bölgede çıkabilecek bir kriz, aslında Çin’in enerji damarlarına dokunmak anlamına geliyor.</p>

<p>Eğer Hürmüz hattı zayıflar, İran üretimi daralır ve alternatif kapılar kapanırsa Çin daha pahalı ve daha kontrol edilen petrol piyasalarına mahkûm kalabilir.</p>

<p>Ancak hikâye sadece petrol değil.</p>

<p>Bugünün gerçek güç kaynağı artık enerji kadar teknoloji. Ve bu teknolojinin kalbi Tayvan’da atıyor. Dünyanın en gelişmiş mikroçiplerinin büyük bölümü bu küçük adada üretiliyor. Yapay zekâdan savunma sistemlerine, otomobillerden telefonlara kadar modern dünyanın sinir sistemi bu çiplere bağlı.</p>

<p>Bu yüzden Ortadoğu’daki enerji mücadelesi ile Pasifik’teki Tayvan gerilimi birbirinden kopuk değil.</p>

<p>Petrol akışını kontrol etmek rakibin ekonomik nefesini daraltmak demek.</p>

<p>Çip üretimini kontrol etmek ise geleceğin teknolojisini yönetmek demek.</p>

<p>Büyük güçler artık sadece toprak için rekabet etmiyor. Enerji hatlarını ve teknoloji merkezlerini kontrol etmek için mücadele ediyor.</p>

<p>Haritaya dikkatle bakmak gerekiyor:</p>

<p>Ortadoğu petrolün kalbi.</p>

<p>Tayvan teknolojinin beyni.</p>

<p>Ve tarih bize şunu gösteriyor:</p>

<p>Bir gün kalbi sıkışan bir sistem, mutlaka beynine de sıçrar.</p>

<p>Belki de bugün İran üzerinden başlayan gerilim, yarının Pasifik krizinin sadece ilk perdesidir.</p>

<p>Murat Kondakcı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:06:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİPTEN GELEN DALGALAR</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dipten-gelen-dalgalar-7722</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dipten-gelen-dalgalar-7722</guid>
                <description><![CDATA[DİPTEN GELEN DALGALAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>DİPTEN GELEN DALGALAR</strong> </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşığa Bağdat ırak değil can!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Maşuka kavuşmak olunca gâye, ne büyük bir sermâye. Yollar, dikenliymiş ne kıymeti var! Yollar, mayın döşeliymiş, ne çıkar! Gönül, ferman dinlemedikten sonra; boşuna zindanlar, prangalar! İşkenceler boşuna! Gül, bülbülüne hasret! Bülbül, gülüne hasret! Şur(a)da ne kaldı ki vakti visâle? Handiyse gonk vurmak üzre saatler! Mekânın eşiğinde, can çekişiyor zaman. Yeşerdikçe yeşeriyor umutlar! Bir bayram hazırlığında kehkeşanlar! Patlama safhasında tomurcuklar!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kesin kaynak, kutsal haber yorumsuz! A canlar! Müjde gözünüz aydın, bahar gelmede bahar! Mevsimler üstü bahar… *** Sıklaştıralım saflarımızı kenetleşelim can!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Su bile sızmasın aramızdan! Korudukça birlik ve bütünlüğümüzü, kimse aşamaz bu ses duvarımızdan! Sığ düşünmek yerine, açalım ufkumuzu! Tutsak olmasın fikrimiz dar kabukta! Nokta nokta bakalım sonsuzluğa! Vuralım mührümüzü âtiye gebe çağa! Dağa! Taşa! Ve de çorak toprağa! *** Ey, Mukaddes davam! Kutsal müdafaam! Göğsümde taşıdığım etiketimsin! Enerjim ve hızımsın! Gökte Süreyya yıldızım! Ve her şeyimsin benim! Âlem mi aydınlanır? Buhranlar mı durulur? Sen vücut bulmadıkça! Sen daim olmadıkça! Çekirdek mi canlanır, şenlikler mi kurulur? Sen karar kılmadıkça, sen kâim olmadıkça!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu ulu çınara bak! Şu öksüz pınara bak! Biri utanır olmuş gölgesinden! Biri sessizliğinden!.. Çobanımın kavalı çalmıyor yanık yanık! Nedense günaşırı ıssız yayla yolları! Sokaklarında şehvet kokuyor şehirlerin! Birer anten damlarında köylerin! Açları doyuranlar! Yoksulu kayıranlar göçüp göçüp gitmişler! Mananın membaından bir su içip gitmişler! Kaybetmiş Anadolu’m eski ihtişamını! Rabbim hayreylesin bizlerin encâmını! *** Bir çığ uçtu içimde can!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oynadı yer, yerinden! Bir uğultu geliyor, ah çekerek derinden! Kulak verip dinlediğim bu ses, diyor ki bana:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“At sürmüştük Karlofçanın boz kırlarına!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Senin adına!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Destanlar yazmış idik Viyana surlarına!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Senin adına!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarihe tuğrasını vuran ceddim,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle söylüyor ahfadına!”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Akşemseddin Veli’nin, Fatih Sultan Mehmet’in, Ulubatlı Hasan’ın, Yavuz Sultan Selim’in ve Osmanlı akıncılarının; Tuna boylarında yükselen sesidir bu! Aziz şühedâmızın, gül kokan nefesi bu! *** Öyleyse kimden ne bekliyoruz ey can! Artık, gayr-ı ifâdeye lüzum yok! Ruhu şad olası kahraman ecdadımızın; göğüs gererek, can atarak ve kan dökerek kazanmış olduğu bu kutsal topraklarda; onların kemiklerini sızlatanlara!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslüman mahallesinde salyangoz satanlara!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cami avlusuna kadar gelerek, hippi kılığında dans eden yamyam ve tamtamlara!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmişini inkârla gelecek neslimizin ufkunu karartanlara!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyayı kana bulayan Siyonizm’in lanetli şeytanlarına ve küresel iş birlikçi güçlerin, ucuz aparatlarına; “Duuurr!” demek gerekiyorsa, birlik platformunda toplanalım! Çağın düzenbazlarına aldanmayalım! Feraseti elden bırakmayalım! Sözün özü, hulasa-i vel-kelam... Selam aydınlığa, sabaha selam. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 14:37:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATIN DENGESİ ÜZERİNE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayatin-dengesi-uzerine-7721</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayatin-dengesi-uzerine-7721</guid>
                <description><![CDATA[HAYATIN DENGESİ ÜZERİNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATIN DENGESİ ÜZERİNE</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat; sadece nefes alıp vermekten ibaret değildir. İnsan, kendisine emanet edilen nimetlerle anlam kazanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlık, akıl, aile, rızık, zaman. Her biri görünürde sıradan, gerçekte ise büyük bir lütuftur esasında.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu lütufların insanda oluşturması gereken temel bilinç ise manevi dengedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu denge üç temel kavram üzerinde yükselir: zikir, fikir ve şükür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zikir, başlangıçtır. İnsan başlarken “Bismillah” diyebildiği ölçüde haddini bilir. Başladığı her işte kendi gücünü değil, kendisine güç vereni merkeze alır. Bu bilinç, kalbi arındırır; başarıyı kibirden, imkânı gururdan korur. Zikir, insanı merkeze değil; hakikate bağlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fikir, bu dengenin akıl boyutudur. Tefekkür etmeyen insan nimeti tüketir; düşünen insan ise nimeti okur. Bir çiçeğin estetiğinde inceliği, kâinattaki düzende hikmeti, rızkın sürekliliğinde rahmeti görebilmek;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte fikir budur. Nimetin sadece maddi yönünü değil, anlam boyutunu kavrayabilmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şükür ise neticedir. “Elhamdülillah” demek; sahip olduklarını hak edilmiş bir kazanım değil, emanet bilerek yaşamaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şükür; nimeti yerli yerince kullanmak, onu israfa değil hayra yönlendirmektir. Dil ile başlayan şükür, davranışla tamamlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın manevi dengesi bozulduğunda insan çok şeye sahip olsa&nbsp; bile huzur bulamaz. Denge kurulduğunda ise az imkân dahi berekete dönüşür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek denge; nimeti hatırlamak, üzerinde düşünmek ve hakkını vermektir. Zikirle yönünü bulan, fikirle derinleşen ve şükürle tamamlanan bir hayat, hem dünyada huzur hem de ahirette yüz akı vesilesidir inşallah.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:32:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AİLE, BİR ÇOCUĞUN İLK OKULDUR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/aile-bir-cocugun-ilk-okuldur-7720</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/aile-bir-cocugun-ilk-okuldur-7720</guid>
                <description><![CDATA[AİLE, BİR ÇOCUĞUN İLK OKULDUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AİLE, BİR ÇOCUĞUN İLK OKULDUR</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi ve şiddet, iki zıt kutup gibi görünse de, aslında birbirleriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Sevgi, bir insanın kalbinde yeşeren en güzel duygulardan biridir, ama şiddet de aynı şekilde, bir insanın kalbinde yeşeren en kötü duygulardan biridir. Peki, bu iki zıt kutup, nasıl bir döngü içinde birbirlerini etkiliyor?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmenimiz Fatma Nur, derste olması gereken saatte, tabutta sonsuz yolculuğuna uğurlandı. Bu trajik olay, hepimizi üzüyor ve bize sevgi ve şiddetin nasıl bir döngü içinde olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Fatma Nur'un anısı, nice Fatma Nurlar için bir umut ışığı olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiddet, evde başlamaz. Şiddet, evde öğrenilir. Çocuklar, ailelerinde gördükleri davranışları taklit ederler. Eğer evde sevgi, saygı ve empati varsa, evde sevgi, saygı ve empati varsa, çocuklar da bu değerleri benimserler. Ama eğer evde şiddet, küfür ve aşağılama varsa, çocuklar da bu davranışları öğrenirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile, bir çocuğun ilk okuldur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ailede verilen eğitim, bir çocuğun hayatının temelini oluşturur. Eğer aile, çocuğa sevgi, saygı ve empati öğretirse, çocuk da bu değerleri benimser ve hayatında uygular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımıza, insan sevmeyi, hayvan sevmeyi, şefkatle konuşmayı, büyüklerinin gözlerine bakarak saygıyı dile getirmeyi öğretmeliyiz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlara, her canın değerli olduğunu, her insanın saygı duyulmaya hak kazandığını anlatmalıyız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmenimiz Fatma Nur, bize bu değerlerin önemini bir kez daha hatırlatıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, öğrencilerine sevgi ve saygı ile yaklaşan, onlara iyi bir örnek olan bir öğretmendi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onun kaybı, hepimiz için büyük bir kayıp.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne yazık ki, bazı durumlarda, okul yönetimi ve öğretmenlere yönelik şiddet olayları yaşanabiliyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tür olaylar, eğitim ortamını olumsuz etkiliyor ve çocukların öğrenme sürecini engelliyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ailelerin, çocuklarının eğitimine destek olmak için okul yönetimi ve öğretmenlerle işbirliği içinde olmaları çok önemli.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak, bu işbirliği, saygı ve sevgi çerçevesinde olmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, evde başlar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, bir çocuğun hayatının temelidir. Sevgi, bir çocuğun ruhunu besler, kalbini ısıtır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bir çocuk, ailesinden sevgi görürse, o da başkalarına sevgi gösterir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, sadece sözde değil, davranışlarda da gösterilmelidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklara, onları sevdiğimizi söylemek, onları kucaklamak, onlara zaman ayırmak, onlara iyi bir örnek olmak, sevgi göstermek demektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aileler, çocuklarına sevgi, saygı ve empati öğretmeli, onlara iyi bir örnek olmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki, bir gencin hayatı, bir ailenin geleceğidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fatmanurlar için, Sevgi ile büyüteceğimiz çocuklar olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiddet evde başlamaz, sevgi de öyle. Sevgi, evde başlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğretmenimiz Fatma Nur'u saygıyla anıyoruz ve onun anısını yaşatmak için, sevgi ve saygı dolu bir dünya yaratmak için çalışmalıyız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nice Fatma Nurlar için, sevgi ve barış dileklerimizle...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ermeni Diasporasının Asılsız İddialar, Terörizm Temelli Lobicilik ve Propaganda Stratejileri  Türkiye ve Türkler Aleyhine Yürütülen Sistemli Faaliyetl</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-diasporasinin-asilsiz-iddialar-terorizm-temelli-lobicilik-ve-propaganda-stratejileri-turkiye-ve-turkler-aleyhine-yurutulen-sistemli-faaliyetl-7719</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ermeni-diasporasinin-asilsiz-iddialar-terorizm-temelli-lobicilik-ve-propaganda-stratejileri-turkiye-ve-turkler-aleyhine-yurutulen-sistemli-faaliyetl-7719</guid>
                <description><![CDATA[Ermeni Diasporasının Asılsız İddialar, Terörizm Temelli Lobicilik ve Propaganda Stratejileri  Türkiye ve Türkler Aleyhine Yürütülen Sistemli Faaliyetl]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ermeni Diasporasının Asılsız İddialar, Terörizm Temelli Lobicilik ve Propaganda Stratejileri</strong></p>

<p><strong>Türkiye ve Türkler Aleyhine Yürütülen Sistemli Faaliyetler</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>The Armenian Diaspora’s Strategies Based on Baseless Claims, Terrorism-Based Lobbying, and Propaganda</p>

<p>Systematic Activities Against Türkiye and the Turks</p>

<p>Özet</p>

<p>Bu analiz, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti aleyhine Ermeni diasporası tarafından yürütülen organize siyasi, hukuki ve mali baskı mekanizmalarını ele almaktadır. Çalışmanın temel tezi, 1915 olaylarına ilişkin "soykırım" iddialarının tarihsel ve hukuki açıdan temelsiz olduğu ve tamamen siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığıdır. Olayların Birinci Dünya Savaşı'nın olağanüstü koşullarında karşılıklı kayıplarla gerçekleştiği ve kasıtlı bir yok etme amacı taşımadığı savunulmaktadır; bu nedenle, iddialar mesnetsiz ve siyasi niteliktedir. Türkiye'nin bu iddialara karşı tutumu, arşivlerin açılmasına ve Ortak Tarih Komisyonu kurulmasına yönelik tekliflerle desteklenmekte, böylece konunun siyasi platformlardan çıkarılıp bilimsel zemine taşınması gerekliliği vurgulanmaktadır.</p>

<p>Siyasi baskının kökenleri, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nu hedef alan ve şiddeti siyasi bir araç olarak benimseyen radikal Ermeni siyasi örgütlerine (Hınçak ve Taşnaksutyun/ARF) dayanmaktadır. Bu örgütlerin şiddet geleneği, 1970'ler ve 1980'lerde Türk diplomatlarına yönelik suikastlarla tanınan ASALA gibi terör örgütleri tarafından sürdürülmüştür. Günümüzde ise bu stratejik miras, sofistike lobi, propaganda ve finansal mekanizmalara evrilmiştir. Diaspora faaliyetlerinin temel amacı, bu tarihsel manipülasyonu kullanarak uluslararası sistemi Türkiye aleyhine zorlamak ve Tanıma, Tazminat ve Toprak (3T) hedefleri doğrultusunda ilerlemektir. Bu üç aşamalı strateji, diasporanın uzun vadeli politik ajandasının merkezini oluşturur ve makalenin temel inceleme alanlarından biridir.</p>

<p>Analiz, günümüzde bu tarihsel temeli kullanan merkezi ve sofistike lobi/propaganda örgütlerine odaklanacaktır. ABD’de ANCA (Armenian National Committee of America) ve AAA (Armenian Assembly of America) gibi kuruluşlar siyasi lobicilikte kilit rol oynarken, AGBU (Armenian General Benevolent Union) yıllık yaklaşık 47 milyon dolarlık bütçesiyle diaspora kimliğini "Türkiye düşmanlığı" temelinde konsolide eden finansal ve kültürel desteği sağlamaktadır. Avrupa'da ise CCAF (Fransa Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi) gibi örgütler, sözde soykırım yasalarının çıkarılması ve uluslararası emsal oluşturulması için koordinasyon yürütmektedir. Bu çok boyutlu baskı mekanizması, özellikle Toprak talepleri (Sevr Antlaşması ve Wilsoncu Ermenistan vizyonu) ekseninde, Türkiye için doğrudan bir dış politika ve ulusal güvenlik sorunu teşkil etmektedir. Bu çalışma, söz konusu baskı mekanizmalarının kapsamını, ana tezini ve inceleyeceği kilit örgütler ile stratejik hedefleri (3T) açıkça belirleyerek, okuyucuya konuya tarafsız bakma imkanı sunlaktadır.</p>

<p>1. Giriş: Tarihsel Temellendirme, Asılsız İddiaların Siyasi Kökeni ve Kavramsal Çerçeve (Introduction: Historical Grounding, Political Origins of Baseless Claims, and Conceptual Framework)</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti aleyhine uluslararası arenada yürütülen siyasi, hukuki ve mali baskı, 1915 olaylarına ilişkin asılsız "soykırım" iddiaları etrafında merkezlenmiş</p>

<p>organize bir girişimdir. Türkiye'nin resmi ve hukuki tezine göre, Birinci Dünya Savaşı’nın zorlu koşullarında karşılıklı büyük kayıplarla meydana gelen hadiseler, kasti bir yok etme amacı taşımadığı için ne tarihsel ne de hukuki açıdan "sözde soykırım" olarak nitelendirilemez; dolayısıyla bu iddialar mesnetsizdir ve tamamen siyasi amaçlar için araçsallaştırılmıştır (T.C. 1915 Belgeleri 12). 1915 olaylarına ilişkin Türkiye'nin arşiv temelli yaklaşımı, daima Ortak Tarih Komisyonu kurulması yönündeki tekliflerle desteklenmiştir. Türkiye, bu baskıya karşı tarihi gerçekleri ve Ortak Tarih Komisyonu kurulması çağrısını uluslararası alanda savunmaya devam etmektedir (AVİM).</p>

<p>Bu siyasi baskının kökenleri 19. yüzyılın ortalarına, özellikle 1850'li yıllardan itibaren kurulan ayrılıkçı ve radikal Ermeni siyasi örgütlerine dayanmaktadır. Bu örgütler, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde şiddeti ve isyanı bir siyasi araç olarak benimsemiştir (Derin 22). Günümüzde bu tarihsel temel, güçlü bir lobi ve propaganda aygıtı aracılığıyla hukuki ve siyasi bir davaya dönüştürülmüştür. Bu aygıtın temel amacı, tarihi hadiseleri manipüle ederek Tanıma, Tazminat ve Toprak (3T) stratejisi doğrultusunda uluslararası sistemi Türkiye aleyhine zorlamaktır (Jones 34).</p>

<p>Bu süreç, sistemli lobi faaliyetlerinden kaynaklanmakta ve siyasi ve mali getiriler elde etmeye odaklanmıştır. Bu kapsamda, George Aghjayan başkanlığındaki yönetim kurulu, Washington D.C. merkezli kurumsal yapısı, iletişim kanalları ve üst düzey yönetim kurulu ile lobi faaliyetlerini yürütmektedir. Diaspora, ABD ve Fransa gibi kilit ülkelerdeki yasama organlarını etkilemek için yoğun fonlar ve taban örgütlenme gücünü birleştiren karmaşık bir lobicilik modelini uygulamaktadır. AGBU'nun genel merkezi, II. Dünya Savaşı'nın başlangıcıyla birlikte Paris'ten New York'a taşındı.</p>

<p>Diaspora faaliyetleri, Ermeni kimliğinin “Türk ve Türkiye düşmanlığı” temelinde konsolide edilmesi üzerine inşa edilmiş olup, kimliğin sürdürülmesini bu hasmane söylem üzerine temellendirmektedir (Avşar 15). Bu çalışma, bu çok boyutlu baskı mekanizmasını; iddiaların tarihsel kökenlerini oluşturan ayrılıkçı terörist örgütlerin yapısı, günümüzde bu tarihi temeli kullanan lobi, propaganda ve kurumsal işbirliği mekanizmaları (özellikle ANCA, AAA, AGBU ve CCAF) ve bu faaliyetlerin hukuki, siyasi ve finansal sonuçları ekseninde, akademik bir titizlikle incelemektedir.</p>

<p>2. Asılsız İddiaların Tarihsel ve Örgütsel Temelleri (Historical and Organizational Foundations of Baseless Claims)</p>

<p>Ermeni diasporasının güncel siyasi faaliyetleri, temelleri Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine dayanan ideolojik ve örgütsel bir miras üzerine inşa edilmiştir (Brill 530).</p>

<p>2.1. Ayrılıkçı Örgütlerin Kuruluşu, İdeolojisi ve Şiddet Pratiği (Establishment, Ideology, and Practice of Violence of Separatist Organizations)</p>

<p>Asılsız iddiaları siyasi zemine taşıyan ilk yapılar, 19. yüzyılın ikinci yarısında kurulan ve şiddeti siyasi araç olarak benimseyen Ermeni siyasi cemiyetleridir. Bu örgütler, iddiaların sadece tarihi bir yorum değil, aynı zamanda politik bir projenin başlangıç noktası olduğunu göstermektedir (Derin 27).</p>

<p>a) Hınçak Devrimci Partisi: 1887’de Cenevre’de kurulmuştur. Marksist ve milliyetçi ideolojiyi birleştirerek Osmanlı’ya karşı ayaklanmaları ve terör eylemlerini savunmuştur. Partinin tüzüğünde açıkça "silahlı mücadele" ve "terör" yöntemleri öngörülmüştür (Jones 36). Hınçak Devrimci Partisi, sosyalist ve milliyetçi ideolojileri harmanlayarak şiddeti siyasi hedeflere ulaşmak için meşru bir araç olarak görmüştür.</p>

<p>b) Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun/ARF): 1890’da Tiflis’te kurulmuştur ve diasporanın en köklü ve günümüzde de en etkili olan partisidir (Taşnaksutyun/ARF). ARF, terör</p>

<p>ve gerilla taktiklerini açıkça benimsemiş, 1896 Osmanlı Bankası baskını gibi eylemlerle tanınmıştır. Günümüzde ARF, diasporanın en radikal kanadını temsil etmekte ve ANCA (Amerika Ermeni Ulusal Komitesi) gibi lobicilik örgütlerinin ideolojik ve örgütsel çatısını oluşturmaktadır (Derin 30; Smith 101).</p>

<p>Bu örgütlerin şiddet geleneği, 1970’ler ve 1980’lerde ASALA (Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) tarafından sürdürülmüştür. ARF ile ideolojik bağlantıları bulunan ASALA, Türk diplomatlarına yönelik suikastlarla ve terör eylemleriyle asılsız iddialara uluslararası alanda dikkat çekmiştir (Britannica). ASALA'nın 1970'ler ve 80'lerdeki terör saldırıları, Ermeni davasının uluslararası arenada siyasi bir gündem maddesi haline gelmesinde trajik bir rol oynamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3. Güncel Lobicilik, Propaganda ve Kurumsal İşbirliği Mekanizmaları (Current Mechanisms of Lobbying, Propaganda, and Institutional Cooperation)</p>

<p>Günümüzde, asılsız iddiaların tescili lehine yürütülen faaliyetler, küresel çaptaki merkezi ve sofistike lobi örgütleri aracılığıyla yürütülmektedir. Bu örgütler özellikle ABD siyasetinin merkezinde faaliyet göstermektedir (Duman 8). Bu faaliyetlerin nihai amaçları, asılsız iddiaları hukuki zemine oturtma ve Türkiye’nin uluslararası alandaki hareket alanını daraltmayı içerir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3.1. Kilit Diaspora Örgütleri: Yapı, Yöneticiler ve Amaçlar (Key Diaspora Organizations: Structure, Leaders, and Goals)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1. ANCA (Armenian National Committee of America)</p>

<p>o Kuruluş Yılı/Köken: 1918'de ACIA olarak kurulmuştur, ARF (Taşnak) ile organik bağı bulunmaktadır. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun eski Washington Konsolosu Vahan Cardashian tarafından kurulan Ermenistan Bağımsızlık Amerikan Komitesi'nin (ACIA) bir uzantısıdır.</p>

<p>o Yöneticiler: Aram Hamparian (Yönetici), Raffi Hamparian (Başkan) (ANCA).</p>

<p>o Misyon: ABD politikasını etkilemeyi misyon edinmiştir. Ermeni Soykırımı'nın tanınması ve Artsakh (Dağlık Karabağ) konularında önde gelen lobi faaliyetlerini yürütmektedir.</p>

<p>o Adres: 1711 N Street NW, Washington, DC, USA.</p>

<p>2. AAA (Armenian Assembly of America)</p>

<p>o Kuruluş Yılı/Gelir: 1972 yılında kurulmuştur ve yıllık geliri 5,08 milyon civarındadır.</p>

<p>o Yönetici: Bryan Ardouny.</p>

<p>o Misyon: Üst düzey bürokrasi, düşünce kuruluşları ve akademik çevrelerde Ermeni konularını savunmaktır. Kongre üyeleriyle kapsamlı temasları ve akademik programlara sağladığı destek ile bilinmektedir. Kuruluş amacı, Ermeni Devrimci Federasyonu'na bağlı Ermeni Ulusal Komitesi'ne (ANCA) karşı partizan olmayan bir alternatif olarak Ermeni çıkarlarını temsil etmek ve teşvik etmekti.</p>

<p>o Adres: 1032 15th Street NW, Suite 416, Washington, DC, USA (armenian-assembly.org).</p>

<p>3. AGBU (Armenian General Benevolent Union)</p>

<p>o Kuruluş Yılı/Bütçe: 1906 yılında Mısır’ın Kahire kentinde kurulmuştur. Yıllık uluslararası bütçesi 47 milyon doların üzerindedir.</p>

<p>o Başkan: Sam Simonian (Mevcut Başkan: Berge Setrakian (2002 yılından beri)).</p>

<p>o Misyon: Eğitim, kültür ve insani yardım programları aracılığıyla Ermeni kimliğini korumaktır. Dünya çapındaki okulları ve insani yardım projeleri ağı sayesinde önemli bir finansal ve kültürel gücü temsil etmektedir.</p>

<p>o Adres: 55 E 59th St, New York, NY 10022, USA (AGBU).</p>

<p>4. CCAF (Fransa Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi)</p>

<p>o Kuruluş Yılı/Statü: Ekim 1994'te kurulmuştur, hukuki formatta Association déclarée statüsüne sahiptir.</p>

<p>o Eş Başkanlar: Ara Toranian ve Mourad Papazian.</p>

<p>o Misyon: Fransa'daki yasama süreçlerini etkilemede kilit rol oynayan bir çatı kuruluştur. Fransa'daki 40'tan fazla kuruluşu temsil eder ve Ermeni Soykırımı'nı tanıyan 2001 tarihli Fransız yasasının çıkarılmasında etkili olmuştur.</p>

<p>o Adres: 34 AVENUE DES CHAMPS ELYSEES, 75008 PARIS, FRANCE (CCAF).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3.2. Siyasi Zorlama, Propaganda ve Gençlik Programları (Political Coercion, Propaganda, and Youth Programs)</p>

<p>Diaspora örgütlerinin siyasi zorlama faaliyetleri, karmaşık programlar üzerinden yürütülür:</p>

<p>1. Lobicilik Stratejileri: ANCA, sınırlı Ermeni-Amerikan nüfusuna rağmen, siyasi zorlamayı ustaca uygular. Bu zorlama, örgütün finansal gücü ve belirli seçim bölgelerinde yoğunlaşarak politikacıların oy kaybetme korkusunu kullanma taktiğiyle elde edilmiştir (Arı 295). ANCA'nın stratejisi, özellikle ABD Kongresi'ndeki kilit komite üyelerine yoğun siyasi bağışlar ve baskı yaparak Türkiye karşıtı politikaları yerleştirmektir. Bu sayede, ABD'deki 50 eyaletin tamamında asılsız iddiaların tanınmasını sağlamıştır (Smith 105). ANCA, Özgürlük Destek Yasası'nın 907. maddesini savunuyor. ANCA, ABD'nin I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından işlenen sözde Ermeni soykırımını tanımasını talep eden 106 sayılı ABD Temsilciler Meclisi Kararını destekleyen başlıca örgütler arasındaydı.</p>

<p>2. Propaganda ve Gençlik Liderliği: Asılsız iddiaların sürekliliğini sağlamak için propaganda mekanizmasının gelecek nesillere aktarılması hayati önem taşır. ANCA’nın gençlik programları bu amaca hizmet eder:</p>

<p>o ANCA Capital Gateway Programı: Genç Ermeni Amerikalıları kamu politikası ve hükümet alanlarında başarılı olmaları için yetiştirir (ANCA, “Capital Gateway Program”).</p>

<p>o Leo Sarkisian Yaz Stajı ve Maral Melkonian Bursu: Gençleri ABD siyasetinin merkezinde staj ve mentorluk imkanları ile örgütün siyasi hedeflerine entegre eder (ANCA, “Youth Programs”).</p>

<p>o Güncel Siyasi Destekler: ANCA-WR, 2022 Los Angeles belediye başkanlığı seçimleri için Karen Bass'ı belediye başkanı olarak destekledi. Bass'ın zaferinin</p>

<p>ardından, ANCA-WR yönetim kurulu başkanı Nora Hovsepian, geçiş ekibinde görev yapmak üzere atandı. 2017 yılında ANCA, The Promise filminin kopyalarını ve ilgili sözde Ermeni soykırımı müfredat kaynaklarını göndermek için "Eğitim Sözü" kampanyasını başlattı.</p>

<p>3. Amerika Ermeni Meclisi'nin Kuruluşu ve Faaliyetleri: AAA, katılımcıları Federal politika oluşturma sürecine maruz bırakan Terjenian-Thomas Meclis Staj Programı'nı başlattı (1977). Meclis, ABD Kongresi'nin o zamanki Sovyet Ermenistanı'na ilk deprem yardımı fonunu zorunlu kılmasını sağladı (1988). Meclis, Kongre'deki dostlarını Ermeni Meseleleri üzerine bir Kongre Grubu (Congressional Caucus) kurmaya teşvik etmede etkili oldu.</p>

<p>4. Armenian National Institute (ANI): AAA bünyesinde kurulan ANI (1997), sözde soykırımın inkârına yanıt vermede ve bilgi ve anlayışını ilerletmede ön saflardadır. ANI, akademik yayınlar ve belgeler üzerinden "soykırım" anlatısını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p>5. Ermeni Genel Hayırseverler Birliği (AGBU) Faaliyetleri: AGBU, 1988 Spitak depreminden hemen sonra felaket bölgesine gıda, giysi ve ilaç ulaşımını organize etti. Bugün, AGBU'nun dünya çapında 30 ülkede 72 şehirde şubeleri, 22.000 üyesi, 120 branşı ve 27 kültür merkezi bulunmaktadır. AGBU, 24 okulu (6.600 öğrenci) ve 16'dan fazla eğitim kurumunu finanse etmektedir.</p>

<p>6. Fransa Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi (CCAF) Faaliyetleri: CCAF, Fransa'daki tüm ana Ermeni örgütlerini (siyasi partiler, kiliseler, dernekler vb.) bir araya getiren Comité du 24 Avril’den doğmuştur (CCAF). Comité'nin hedeflerinden biri, Fransa tarafından sözde Ermeni soykırımının tanınmasıydı (29 Ocak 2001'de yasa onaylandı). CCAF, genellikle Fransa Cumhurbaşkanı'nın katıldığı yıllık yemeğini düzenlemektedir. CCAF, 28 Ocak 2016'daki geleneksel yıllık yemeğinde, Türkiye'deki İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) "soykırımın tanınması ve zararların tazmini talebini dile getirmesi" gerekçesiyle "Cesaret Madalyası" vermiştir (İnsan Hakları Derneği).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3.3. Finansal Altyapı ve Kurumsal İşbirliği (Financial Infrastructure and Institutional Cooperation)</p>

<p>Diasporanın faaliyetlerinin sürekliliği, örgütlü ve güçlü finansal kaynaklara dayanır:</p>

<p>a) Hayastan Tüm Ermeni Fonu (Armenia Fund): Ermenistan ve Karabağ’a yönelik büyük ölçekli altyapı ve insani yardım projelerini finanse eder (Brill 534). Fon, özellikle teletonlar aracılığıyla küresel çapta finansman sağlamakta ve bu fonları siyasi amaçlar için kullanmaktadır.</p>

<p>b) Calouste Gulbenkian Vakfı: Ermeni topluluklarına eğitim, sanat ve bilim alanlarında önemli destek sunar ve asılsız iddiaları destekleyen entelektüel sermayenin üretimini ve sürdürülmesini sağlar (Jones 42).</p>

<p>c) Doğrudan Lobi Fonları: ANCA, AAA ve diğer lobi örgütleri, üyelerinden topladıkları fonları ABD Kongresi’ndeki siyasi zorlama faaliyetlerine aktarır (Smith 105).</p>

<p>4. Sistemli Baskının Stratejik Yönleri: 3T ve Jeopolitik Zorlama (Strategic Aspects of Systematic Pressure: 3T and Geopolitical Coercion)</p>

<p>Diaspora örgütlerinin Türkiye aleyhine yürüttüğü faaliyetler, net hedeflere odaklanmış stratejik bir yol haritasına sahiptir: Tanıma, Tazminat ve Toprak (3T).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4.1. Tanıma (Recognition) ve Hukuki Zemin</p>

<p>Uluslararası alanda "soykırım" iddialarının tanınması, 3T stratejisinin ilk ve en kritik aşamasıdır.</p>

<p>· Siyasi Zorlama: ANCA ve AAA gibi örgütler, ABD Kongresi ve Beyaz Saray üzerinde sürekli siyasi zorlama uygulayarak bu tanıma sürecini hızlandırmıştır. Tanınmanın sağlanması (ABD'de 2019-2021) hukuki zemin için bir ön koşul oluşturur.</p>

<p>· Eğitim ve Propaganda: ANI ve AGBU gibi kuruluşlar, inkâra yanıt verme ve asılsız iddiaların kabulünü yayma konusunda entelektüel ve propaganda altyapısını sağlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4.2. Tazminat (Reparation) ve Finansal Baskı</p>

<p>Tanınmanın hukuki bir zemine oturmasının ardından, Ermeni-Amerikan toplumunun önde gelen avukatları ve lobi grupları aracılığıyla tazminat talepleri devreye girer.</p>

<p>· Dava Süreçleri: ABD'de daha önce sigorta şirketlerine karşı açılan davalar gibi süreçler, gelecekte Türkiye Cumhuriyeti hazinesi veya kurumlarına yönelik doğrudan mali taleplerin önünü açmayı hedeflemektedir. Diaspora, sigorta ve banka davaları yoluyla elde edilen emsalleri, daha büyük çaplı tazminat davaları için bir temel olarak kullanmayı hedeflemektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4.3. Toprak (Territory) Talepleri ve Jeopolitik Tehdit</p>

<p>En nihai ve Türkiye'nin ulusal güvenliği açısından en riskli hedef, "Büyük Ermenistan" idealinin bir parçası olarak Türkiye'den toprak taleplerinin siyasi zemine taşınmasıdır.</p>

<p>· Sevr ve Wilsoncu Ermenistan: ANCA'nın açıkça Sevr Antlaşması uyarınca Ermenistan devletinin sınırlarının genişletilmesini savunması, bu jeopolitik vizyonun lobi faaliyetlerinin merkezinde yer aldığını göstermektedir.</p>

<p>· Artsakh Desteği: ANCA ve AAA'nın Artsakh Cumhuriyeti'nin (Dağlık Karabağ) bağımsızlığına ve güvenliğine yönelik ABD desteğini artırma politikası, bu toprak taleplerinin mevcut siyasi ve askeri çatışmalar üzerinden jeopolitik olarak meşrulaştırılması amacını taşır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5. Sonuç: Türkiye Aleyhine Yürütülen Sistemli Baskı ve Ulusal Güvenlik Etkileri</p>

<p>Ermeni diasporasının yüz yılı aşkın süredir Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti aleyhine yürüttüğü faaliyetler, kökenleri 1850'lerdeki ayrılıkçı ideolojilere ve terörizm pratiklerine dayanan; günümüzde yüksek oranda merkezileşmiş, organize ve finansal güce sahip bir baskı mekanizmasıdır. Bu sistemli baskı, tarihsel şiddet (Hınçak, Taşnaksutyun) ve terör (ASALA) geleneğini modern lobicilik, propaganda ve kurumsal işbirliği ile birleştirerek, stratejik bir kuşatma modeli oluşturmuştur. Bu yapı, ANCA, AAA, AGBU ve CCAF gibi dört ana sütun üzerinde yükselmekte ve faaliyetlerini Tanıma, Tazminat ve Toprak (3T) stratejisine odaklamaktadır.</p>

<p>Siyasi Lobicilik (ANCA &amp; AAA) ayağında, Washington D.C. merkezli ANCA ve AAA, ABD Kongresi ve yönetiminde yasama ve yürütmeyi etkilemek için yoğun fonlar ve taban örgütlenme gücü kullanmaktadır. ANCA’nın siyasi zorlama taktikleri sayesinde, asılsız iddiaların ABD'deki 50 eyaletin tamamında tanınması sağlanmıştır (Smith 105). Özellikle Özgürlük Destek Yasası’nın 907. Maddesi gibi Türkiye aleyhine kısıtlamalar getiren</p>

<p>yasaların savunuculuğunu yaparak, ABD dış politikasında sürekli bir baskı unsuru oluşturmaktadır. AAA ise, Kongre'de Ermeni Meseleleri Grubu'nun (Congressional Caucus) kurulmasını teşvik ederek ve ANI aracılığıyla akademik yayınlarla "soykırım" anlatısını güçlendirerek hukuki ve entelektüel zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Kültürel/Finansal Destek (AGBU) sütunu, 1906'da kurulan ve yıllık 47 milyon doların üzerindeki bütçesiyle küresel bir finansal ve kültürel güçtür. AGBU, dünya çapında 24 okulu (6.600 öğrenci) ve 16'dan fazla eğitim kurumu ile diaspora kimliğini "Türk ve Türkiye düşmanlığı" temelinde konsolide etme (Avşar 15) ve siyasi hedeflere dolaylı finansal zemin hazırlama misyonunu üstlenmektedir. Hayastan Tüm Ermeni Fonu ve Gulbenkian Vakfı gibi yapılar da eğitim ve altyapı projeleri (Hayastan Fonu) ve entelektüel sermaye üretimi (Gulbenkian Vakfı) ile bu finansal altyapıyı beslemektedir.</p>

<p>Uluslararası Koordinasyon (CCAF) sütunu ise Fransa’yı Avrupa’da bir sıçrama tahtası olarak kullanmıştır. Fransa'daki 40’tan fazla kuruluşu temsil eden CCAF, 2001 yılında sözde soykırımın tanınmasını sağlayan yasayı çıkararak Avrupa’da önemli bir emsal oluşturmuştur. CCAF’ın Fransa Cumhurbaşkanı'nın katıldığı yıllık yemekleri düzenlemesi, Fransa siyasi eliti üzerindeki güçlü nüfuzunu simgelemektedir. Ayrıca CCAF’ın, Türkiye içindeki İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) "Cesaret Madalyası" vermesi, asılsız iddiaların kabulünü hedefleyen sivil diplomasi çabalarının derinliğini göstermektedir.</p>

<p>Tüm bu faaliyetlerin nihai hedefi olan Toprak (Territory) talepleri (3T'nin son aşaması), Türkiye’nin ulusal güvenliği için en riskli tehdidi oluşturmaktadır. ANCA'nın açıkça Sevr Antlaşması uyarınca Ermenistan devletinin sınırlarının genişletilmesini savunması, revizyonist bir jeopolitik vizyonu merkeze almaktadır. Artsakh'a sürekli mali ve siyasi destek ise, Türkiye’nin doğu sınırlarına yönelik uzun vadeli bir tehdit oluşturmaktadır.</p>

<p>Bu örgütlü ve hasmane yapıya karşı Türkiye'nin ulusal stratejisi, tarihi gerçeklerin küresel platformlarda daha etkili bir şekilde sunulmasını, Ortak Tarih Komisyonu teklifinin sürekli gündemde tutulmasını ve diasporanın finansal ve siyasi ağlarına karşı çok boyutlu, proaktif ve uzun vadeli diplomatik karşı hamleler yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Diaspora faaliyetleri, Türkiye için bir iç değil, doğrudan bir dış politika ve ulusal güvenlik sorunudur ve Türkiye'nin jeopolitik çıkarlarını korumak adına kapsamlı bir karşı strateji gerektirmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Abstract</p>

<p>Systematic Activities Against Türkiye and the Turks</p>

<p>The systematic activities carried out by the Armenian diaspora against the Republic of Türkiye and the Turkish Nation are organized efforts centered around the baseless claims of "genocide" regarding the 1915 events. These activities are rooted in the separatist ideologies and terrorist practices of radical Armenian political organizations dating back to the 1850s, such as the Hunchak and Dashnaktsutyun (ARF), whose tradition of violence was later continued by groups like ASALA in the 1970s and 1980s.</p>

<p>Today, this historical foundation is leveraged by a sophisticated, globally centralized lobbying and propaganda apparatus focused on achieving the Recognition, Reparation, and Territory (3R/3T) strategy. This mechanism rests on four main institutional pillars:</p>

<p>1. Political Lobbying (ANCA &amp; AAA): The US-based Armenian National Committee of America (ANCA) and Armenian Assembly of America (AAA) exert strong political pressure, evidenced by the recognition of the claims in 50 US states (Smith 105) and their advocacy for anti-Turkish measures like Section 907 of the Freedom Support Act.</p>

<p>2. Cultural/Financial Support (AGBU): The Armenian General Benevolent Union (AGBU), with an annual budget exceeding 47 million, maintains the diaspora identity consolidated on an anti-Turkish narrative (Avşar 15) through educational, cultural, and humanitarian programs, including financing 24 schools (6,600 students).</p>

<p>3. International Coordination (CCAF): The Coordinating Council of Armenian Organizations in France (CCAF) successfully lobbied for the 2001 French law recognizing the claims, establishing a critical precedent in Europe, and showcasing its influence by hosting annual dinners attended by the French President.</p>

<p>The final and most critical geopolitical objective is the Territory demand, with organizations like ANCA openly advocating for the expansion of the Armenian state borders according to the Treaty of Sèvres. This systematic pressure, combining historical revisionism with modern financial and political mobilization, poses a direct, multi-dimensional foreign policy and national security threat to Türkiye, necessitating a proactive and comprehensive counter-strategy focused on promoting historical truths and keeping the Joint Historical Commission proposal on the international agenda.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynakça- Bibliography</p>

<p>AGBU. “AGBU Global.” Armenian General Benevolent Union. (https://agbu.org/) ANCA. “About ANCA.” Armenian National Committee of America. (https://anca.org/) armenian-assembly.org. “About Us.” Armenian Assembly of America. (https://www.armenian-assembly.org/)</p>

<p>Arı, Tayyar. 21. Yüzyıl Başında Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri İlişkileri. İstanbul: Alfa Yayınları, 2009.</p>

<p>AVİM. “On the Statements of Armenian Extremist Nationalist Terror Organizations as a Propaganda Tool Disguised as Political Parties.” Avrasya İncelemeleri, 2023.</p>

<p>Avşar, Mehmet. “The Factors Affecting the Success of the Armenian Lobby in the United States.” Erciyes Üniversitesi İİBF Dergisi, 2020.</p>

<p>Britannica. “Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia (ASALA).” Encyclopaedia Britannica, 2025.</p>

<p>Brill, John. “Diaspora Politics and Lobbying in the United States: Armenian Case Studies.” International Communication Journal, 2020.</p>

<p>CCAF. “Histoire.” Conseil de Coordination des organisations Arméniennes de France. (https://ccaf.info/histoire)</p>

<p>Derin, Ahmet. “Formation and Development of the Armenian Lobbying Organizations in the USA: Historical Context.” Politnomos Journal, 2020.</p>

<p>Duman, Emre. “Diaspora Lobiciliği ve Medya Stratejileri: ABD ve Avrupa Örnekleri.” Dergipark, 2021.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği. “Fransa’da Ermeni Kuruluşlarının Şemsiye Örgütü CCAF’nin ‘Cesaret Madalyası’ İHD’ye Verildi.” İHD Resmi Sitesi, 2 Şubat 2016.</p>

<p>Jones, Samuel. International Relations and Terrorism: ASALA and the Armenian Diaspora. Dergipark, 2023.</p>

<p>Smith, Laura. “The Influence of Ethnic Interest Groups on U.S. Foreign Policy: The Case of the Armenian Diaspora.” Yerevan State University Journal of International Relations &amp; Politics, 2022.</p>

<p>T.C. 1915 Belgeleri. Review of Armenian Studies, Issue 31, 2023. Taşnaksutyun/ARF. “Armenian Revolutionary Federation.” (https://www.arfd.am/en</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 15:32:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PEYGAMBERSİZ İSLÂM MI OLUR?</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/peygambersiz-islam-mi-olur-7718</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/peygambersiz-islam-mi-olur-7718</guid>
                <description><![CDATA[PEYGAMBERSİZ İSLÂM MI OLUR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">PEYGAMBERSİZ İSLÂM MI OLUR?</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan aynın yarısına geldik, elhamdülillâh. Bayramını da görürüz inşallah. Yazı hayatım dikkate alındığında, “Hiç mi Ramazan ayına girmedi mi bu yazar?” sorusuna yer bırakmamak gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son zamanlarda, Kur’an’ın dışında İslâmî kaynak gerekmez.” diyerek hüküm üreten bir taife türedi. Kısıtlı bilgime rağmen bu konuyu açıklamaya cüret ettim. İyi de oldu zira âyetlerin mealleri çok açık. Bu tezi çürütecek kudrete sahipler lakin bu taifenin derdinin ne olduğu bilinmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm ile hüküm vermek için 1- Kur’an,2- Sünnet (bu da üçe ayrılır,a)kavlî sünnet (hads-i şerifler)3- İcma-i Ümmet,4- Kıyas-ı fukaha dörtlüsüne müracaat icap eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmânın şartları sayılırken “Peygamberlere imânın” altı şartın biri olduğu açıktır.. İslam’ın şartlarından biri de Hazret-i Muhammed Mustafa(SAV)nın Allah’ın kulu ve resûlü olduğudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hükümler açık, Hz. Muhammed Mustafa’yı denklemin dışında tutarak Müslüman olunmaz, bu kaide kat’idir dahası Kur’an’a ait anlam bozacak bir harfi bile “Bu yanlış, doğrusu bu.” inancıyla düzeltmek demiyorum, değiştirmek bile din dairesinden çıkma sebebidir zira “Allah bilmiyor ben biliyorum.” demektir bu. Bu da imân esaslarına muhaliftir. İmanda şüpheye yer yoktur, kesinlik vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözü fazla uzatmadan Kur’an’ı Kerim’den konuya dair ayetlerin hem orijinallerini hem de meallerini aşağıya kaydediyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kur’an okumasını bilenler orijinallerini de okuyacaklardır. Bilmeyenler ise meallerle yetineceklerdir. Ramazanınızı ve de Ramazan Bayramınızı bil vesile tebrik eder, sağlık ve selâmet dilerim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH VE PEYGAMBERE İMANA DAİR AYETLERİN ORİJİNALLERİ MEALLERİ.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisâ sûresi, 13. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır. Kim Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederse Allah onu, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. İşte en büyük başarı ve kurtuluş budur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisâ sûresi, 14. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim de Allah’a ve Peygamber’ine isyân eder ve onun sınırlarını aşarsa Allah onu, içinde devamlı kalacağı bir ateşe sokar. Onun için zelîl ve perişan eden bir azap vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisâ sûresi, 69. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقًاۜ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nisâ sûresi, 80. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma! Çünkü biz seni, onların üzerine bekçi olarak göndermedik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mâide sûresi, 92. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُواۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enfâl sûresi, 20. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Söylediklerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enfâl sûresi, 24. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ey iman edenler! Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun. Şunu bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer. Sonra hiç şüphesiz, hepiniz onun huzurunda toplanacaksınız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nûr sûresi, 52. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat eder, Allah’tan korkar ve ona karşı gelmekten sakınırsa işte onlar, ebedî başarı ve mutluluğa erenlerin tâ kendileridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nûr sûresi, 54. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوهُ تَهْتَدُواۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">De ki “Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Eğer itaatten yüz çevirecek olursanız şunu bilin ki Peygamber kendi vazîfesinden, siz de kendi vazîfenizden sorumlu tutulacaksınız. Şu kadar ki ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere düşen, Allah’ın emirlerini apaçık bir şekilde tebliğ etmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahzâb sûresi, 36. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُب۪ينًا</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah ve Resûlü bir meselede kesin ve bağlayıcı bir hüküm verdiği zaman, mü’min erkek veya mü’min kadının, kendileriyle alakalı o meselede başka bir tercihte bulunma hakkı yoktur. Kim Allah ve Resûlü’ne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahzâb sûresi, 70. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve her zaman doğru ve yerinde söz söyleyin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muhammed sûresi, 33. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin de sakın amellerinizi boşa çıkarmayın!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fetih sûresi, 17. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَل۪يمًا۟</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Savaşa katılmama hususunda köre günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya da günah yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse Allah, onu altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Kim de yüz çevirirse onu da can yakıcı bir azapla cezalandıracaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hucurât sûresi, 14. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bedevîler, “İman ettik” dediler. De ki “Siz henüz iman etmediniz. Fakat «Biz, sadece boyun eğdik» deyin çünkü iman henüz tam olarak kalplerinize yerleşmemiştir. Eğer Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederseniz, Allah sizin amellerinizden hiçbir şeyi boşa çıkarmayacaktır çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Teğabün sûresi, 12. Ayet</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاِنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Şâyet yüz çevirecek olursanız bunun zararı sizedir çünkü</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimize düşen Allah’ın buyruklarını açıkça bildirmekten ibarettir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şakir Albayrak, Çekmeköy, 02.03.2026,01.29</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 15:32:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İRAN&#039;DA DÜŞTÜ ARTIK NİHAİ HEDEF TÜRKİYE</title>
                <category>Halil kadir İşçioğlu</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iranda-dustu-artik-nihai-hedef-turkiye-7717</link>
                <author>isciogluhalilkadir@gmail.com (Halil kadir İşçioğlu)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/iranda-dustu-artik-nihai-hedef-turkiye-7717</guid>
                <description><![CDATA[İRAN'DA DÜŞTÜ ARTIK NİHAİ HEDEF TÜRKİYE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İRAN'DA DÜŞTÜ ARTIK NİHAİ HEDEF TÜRKİYE&nbsp;</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortadoğu bir kez daha tarihî &nbsp;kırılmanın eşiğinde. Bölgesel gerilimlerin artması, sert söylemlerin çoğalması ve diplomatik zeminlerin daralması, elbette &nbsp;“kaçınılmaz savaş” algısını güçlendiriyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="İRAN'DA DÜŞTÜ ARTIK NİHAİ HEDEF TÜRKİYE " src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-02%20at%2002_44_39.jpeg" style="height:450px; width:800px" /><br />
Uzun yıllardır bölgede şekillenen güç mücadelesinde İsrail ve ABD birlikte hareket ederek özellikle, Ortadoğu ekseninde yürüttüğü plan ve projeler kapsamında böl- parçala-yönet doktrini uyguladılar. Üzülerek ifade etmeliyim ki başarılı da oldular. Gelinen süreçte tünelden önceki son çıkış olarak adlandıracağımız Venezuela ve İran'a yapılanları gördüğümüzde nihai hedefin Türkiye olduğunu anlamamak için en hafif tabirle cahil olmak gerekir.<br />
Venezuela lideri Maduro'nun tabiri caizse tereyağından kıl çeker gibi kendi ülkesinden alınması, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi, emperyalist ve siyonist işbirlikçilerinin istihbarat başarısını açıkça ortaya koyuyor olsa da Türkiye'nin kolay lokma olmadığını çok iyi biliyorlar.<br />
Ondan sebep onlarca yıldır hep farklı şekillerde denediler fakat başarılı olamadılar ,olmayacaklar da!<br />
Darbe girişimleriyle, ekonomik saldırılarla, kaos planlarıyla, bazı seçimlerde muhalefeti destekleyerek ülkemizi demokratik zeminden uzaklaştırma girişimleriyle sürekli denediler fakat her defasında Türkiye o alçak saldırılardan güçlenerek çıkmayı başardı. Zira artık karşılarında &nbsp;ne Osmanlı'nın hasta adamı, ne Cumhuriyetin zayıf devleti, ne de 90 'ların dışarıya bağımlı ülkesi var.&nbsp;<br />
Uzun zamandır devam eden istikrar düzeni ile her geçen gün büyüyen ekonomik göstergeler, &nbsp;savunma sanayiinde devasa atılımlar, Ortadoğu coğrafyasında sözü dinlenen lider ülke profili, sahada sağlanan askeri başarılar ve masada güçlü temsil iradesi, NATO'nun en profesyonel ordusu ve &nbsp;en önemlisi ise, ülkesinin ve &nbsp;milletinin ve hatta dünya mazlumlarının haklarını korumak adına serden geçerek dimdik duran Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yılmaz mücadelesi gibi gerçeklikler varken Türkiye Cumhuriyeti kolay teslim olacak bir Devlet değildir.<br />
İsrail'in katil Başbakanı Netanyahu'nun oğlunun paylaştığı haritaları, ABD'li senatörler, analistler ve siyasilerin söylemleri ve İran'dan sonra hedefimiz Türkiye şeklindeki cüretkar açıklamalarının ne anlama geldiğini biliyor ve uzun yıllardır denge siyaseti ile &nbsp;ülkemizi savaşın dışında tutarak bir yandan hazırlık yapıyor diğer taraftan kaçınılmaz olan savaşı ülkemiz dışında yapacak ve düşmanı bozguna uğratacak hamlelerimizi planlıyorduk.<br />
Bugüne kadar ülkemizi ateş hattından uzak tutmak için çok yönlü diplomasi kanallarını kullanarak, hamasi söylemlerden ziyade &nbsp;uzun vadeli hesaplar yapabilme kabiliyetimizi şekillendirdik.&nbsp;<br />
En nihayetinde; hazırlıklarımızı tamamladık ve artık "ya olacağız, ya öleceğiz" diyeceğimiz son savaşı Suriye topraklarında yapmaya muktediriz evelallah!<br />
Artık kartlarını açık oynayarak karşımıza çıkma cesareti gösterecek müptezelleri meydanda bekliyor olacağız.<br />
Teker teker değil topunuz gelin!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 11:15:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/halil-kadir-iscioglu-1645467149.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADİR GECESİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kadir-gecesi-7716</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kadir-gecesi-7716</guid>
                <description><![CDATA[KADİR GECESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KADİR GECESİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadir Gecesi; Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan ve Kur’ân-ı kerîmde methedilen en kıymetli gecedir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âyet-i kerîmede buyuruldu ki: “Kadir Gecesi, bin aydan hayırlıdır.” Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeye başladı. Ramazan-ı şerîfin son 10 günü içinde ve tek gecelerinde aramalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Sevâbını Allahtan umarak, Kadir Gecesi’ni ihya edenin geçmiş günahları affolur.” [Buhari]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İbâdet için en iyi gece Kadir Gecesi’dir. En korkunç gece de kabirde kalınan gecedir. En güzel gecede, en korkunç gece için amel edene müjdeler olsun!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Kadir Gecesi’nde, bir kere Kadir sûresini okumak, başka zamanda Kur’ân-ı kerîmi hatim etmekten daha sevâptır. Bu gece bir Sübhanallah, bir Elhamdülillah, bir La ilahe illallah söylemek 700 bin tesbih, tahmid ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibâdet etmekten daha kıymetlidir.” [Tefsir-i Mugni]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamber Efendimiz, Kadir Gecesi’nde, “Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül affe fa'fü annî.” duâsını çok okurdu. Mânâsı şöyledir: “Yâ Rabbî! Sen elbette affedicisin, affı seversin, beni de affeyle!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu geceyi ihya için; ilim öğrenmeli, ilmihâl okumalı, kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevâplarını ölü diri, bütün Müslümanlara göndermelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:59:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ASIRLIK SİVİL TOPLUM HAREKETİ YEŞİLAY</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/asirlik-sivil-toplum-hareketi-yesilay-7715</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/asirlik-sivil-toplum-hareketi-yesilay-7715</guid>
                <description><![CDATA[ASIRLIK SİVİL TOPLUM HAREKETİ YEŞİLAY]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ASIRLIK SİVİL TOPLUM HAREKETİ YEŞİLAY</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye Yeşilay Cemiyeti, 5 Mart 1920’de, milletimizin en zor zamanlarında ilk olarak alkolle mücadele etmek amacıyla kurulmuştur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O günlerde cephede verilen mücadelenin yanında, toplumun ruhunu ve geleceğini tehdit eden başka bir tehlike daha vardı. Yeşilay, bu sessiz ve derin tehdide karşı milletin vicdanından doğmuş köklü bir değer hareketidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zamanla alanı genişleyen Yeşilay; bugün alkolün yanı sıra tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığıyla mücadelede dünyanın ilk ve en büyük sivil toplum hareketi olma özelliğini taşımaktadır. Onu güçlü kılan; sadece tarihi değil, insanı merkeze alan yaklaşımı, değerlerle beslenen duruşu ve nesilleri koruma sorumluluğudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeşilay’ın mücadelesi yasaklayıcı değil, önleyici ve güçlendiricidir. Bu anlayışla yürütülen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM), Yeşilay Elçiliği Projesi, Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Projesi ve düzenlenen karikatür yarışmaları, toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Ayrıca Yeşilay, lisans ve yüksek lisans öğrencilerine verdiği burslarla gençlerin eğitim yolculuğunu da desteklemektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeşilay; sahadaki çalışmaları kadar yayınlarıyla da yol göstericidir. Yeşilay Yayınları bünyesindeki dergiler ve kitaplar, aileler, gençler ve eğitimciler için önemli bir başvuru kaynağıdır. Yeşilay Market ise sağlıklı ve temiz yaşam anlayışını günlük hayata taşıyan bir başka güçlü adımdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeşilay’ın gönüllüleri, bir iyilik ırmağının kolları gibidir. Öğretmenler, öğrenciler, anneler, babalar ve gençler… Hepsi, bir kalbe dokunmanın bir hayatı değiştireceğine inanır. Bu ırmak değerlerle beslenir, bilgiyle güçlenir, sevgiyle çoğalır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Yeşilay, Türkiye’nin her ilinde şubesi bulunan güçlü bir sivil toplum hareketidir. Yeşilay’ın tüm çalışmalarını daha yakından tanımak için resmî internet sitesini ziyaret etmenizi, bu büyük mücadelenin parçası olmak için Yeşilay’a üye olmaya ve gönüllü olmaya davet ediyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü Yeşilay’da atılan her adım, bir hayatı; her kazanım ise bir nesli korur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:40:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ORUCUN FAZİLETİ ve MAKBULİYETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/orucun-fazileti-ve-makbuliyeti-7714</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/orucun-fazileti-ve-makbuliyeti-7714</guid>
                <description><![CDATA[ORUCUN FAZİLETİ ve MAKBULİYETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ORUCUN FAZİLETİ ve MAKBULİYETİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rabbimiz Allahın biz müslüman kullarına farz kıldığı ibadetlerden biri de bir aylık Ramazan orucudur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Orucun dünyevi ve uhrevi pek çok faydası vardır. Oruç; mü’minin bir yandan Allah’a karşı kulluk görevinin yerine getirilmesine ve Rabbimizin ecir ve mükafatını kazanmaya vesile olurken, bir yandan da insana pek çok güzel hasletler kazandırır. Oruç; insanın söz ve davranışlarında yemesinde içmesinde güzel değişimler meydana getirir, iyi ve güzel davranışlar kazandırır. İnsanı imanî, insanî ve ahlaki yönden olgunlaştırır, feyizlendirir, sahip olduğu nimetleri başkalarıyla paylaşmayı ve cömertliği öğretir. Sabrı ve şükrü öğretir. Ölçüyü ve tevazuyu öğretir. Böylece insanı Allahın sevdiği mütevazi, merhametli, cömert, sâlih ve muttaki bir müslüman haline getirir. Dünyası da âhireti de feyizli ve bereketli olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bütün bu güzelliklerin elde edilebilmesi için tutulan oruçların makbul ve feyizli olması gerekir. Oruç ibadetinin makbul ve feyizli olabilmesi için de; Orucun sadece beden ile mide ile değil, bütün azalarla birlikte tutulması gerekir. Ancak bu şekilde tutulan oruçlar, Allah’ın emrine ve rızasına uygun olur. Ecir ve mükâfatı da o derece yüksek olur. Zira bazı insanlar vardır ki, mideleri ile oruçlu oldukları halde diğer azalarını günahtan, haramdan ve fenalıklardan uzak tutmadıkları için orucun feyiz ve bereketinden sevap ve mükafatından istenilen feyzi kzanamazlar. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Birçok oruç tutan vardır ki, tuttuğu oruçtan aç ve susuz kalmaktan başka bir nasibi olmaz.” Demek ki oruç tutmaktan maksat, sadece aç ve susuz kalmak değildir. Bununla beraber günahlardan ve kötülüklerden, haram ve fenalıklardan da uzak durmak gerekir. İyiliklere ve sâlih amellere yönelmek gerekir. Nefsi arındırmak gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mümin Oruca öncelikle sağlam bir iman ve iyi bir niyetle başlamalı. Orucu sadece midesiyle değil , tüm azalarıyla tutmalı. Yani midesini yiyecek ve içeceklerden uzak tuttuğu gibi imanını, ahlakını ve insanlığını bozan; Gıybet, dedikodu, haset, kin, intikam, öfke, yalan, iftira, hakaret, eziyet.. gibi Allahın haram kıldığı, kötü duygu ve düşünceden, kötü söz ve davranışlardan kendini uzak tutmalı. Oruçlu insan, gözünü Allah’ın haram kıldığı şeylere bakmaktan ve onları dinlemekten de sakındırmalı. Örneğin; TV ekranlarında veya Bilgisayar ortamlarında yayınlanan küfürlü ve hayısız dizi ve eğlence programlarını izlemekten uzak durmalı. bunların yerine ibadet, duâ, tefekkür ve tesbihat gibi güzel ve feyizli davranışlarda bulunmalı. Oruçlu insan, kendisine günah kazandırmaktan başka bir işe yaramayan haram ve mekruh olan kötü sözleri dinlemekten de kaçınmalı. Gıybet edenleri, yalan konuşanları, dedikodu yapanları, edep ve âdaba muhalif küfürlü ve hayasız konuşmaları dinlememeli, onlara iştirak etmemeli. Kendisi de haram olan, islam ahlak ve âdabına uymayan, kötü ve çirkin sözleri konuşmamalı. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Allaha ve ahret gününe inanan kimse ya hayır söylesin ya da sussun.” Biiliniz ki, bazen susmak da bir ibadetidir. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Oruçlu iken biri size sataşırsa,. ‘Ben oruçluyum’ desin.” Ona sataşmayla karşılık vermesin!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oruçlu insan, eğer orucun feyiz ve mükafatından hissedar olmak istiyorsa; tüm azalarını her türlü kötülüğü ve fenalığı işlemekten uzak tutmalı. Başkalarına zulmetmekten, haksızlık etmekten, kul hakkı yemekten tutun da kumar oynamak, kavga etmek... gibi her türlü kötü ve zararlı eylemi yapmaktan sakınmalı. Oruçlu insan; midesini iftarda ve sahurda haram yiyeceklerden, haram lokmadan, lüks yemekten, israftan korumalı. Rabbimiz şöyle buyurur:“Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Zira Allah, israf edenleri sevmez.” (Âraf-31) Oruçlu insan; Yüce Allah’ın: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a gerçekten kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların temizinden ve helalinden yiyin ve Allah’a şükredin.” (Bakara-172) İlahi emrine uymalı iftarda ve sahurda rızıkların temizinden ve helalinden yemeli.. Oruçlu insan, bazılarının yaptığı hataya düşerek Ramazan ayını eğlence ve panayır ayına çevirmemeli. Son yıllarda ‘Ramazan Geceleri” “Ramazan Eğlenceleri’ adı altında düzenlenen, Selatü Selam ve ilahilerin müzikal olarak okunduğu, çeşitli oyun ve eğlence gösterilerinin sunulduğu iftar ve eğlence proğramları sizi aldatmasın ve sizi oralara sürükleyerek sizi orucun manevi feyzinden ve sevabından uzaklaştırmasın!.. Biliniz ki, Ramazan ayı; iftarlarda bol çeşitli çok yemekler yemek, oyun, eğlence ve şenlik yapma ayı değildir! Bu ay; tefekkür, ibadet, tesbihat, istiğfar, duâ ve yakarış ayıdır, infak ve iyilik ayıdır. Hastaları, fakirleri, muhtaçları, yaşlıları ve kimsesizleri daha çok görüp gözetme ayıdır. Çocukları sevindirme, büyükleri hatırlama, onları ziyaret etme ve gönül alma ayıdır. Sade, mütevazi ve takvalı yaşamayı öğrenme ayıdır. Niyetiniz hâlis, orucunuz makbul, ameliniz sâlih, ömrünüz huzurlu, feyizli ve bereketli olsun, Peygamberimizin duâsııyla Ramazan ayınız eveli rahmet, ortası mağfiret sonu cehennem ateşinden kurtuluş olsun inşaallah!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:59:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MELTEM ESEN KALPTE KÜL GÖREMEZSİN</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/meltem-esen-kalpte-kul-goremezsin-7713</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/meltem-esen-kalpte-kul-goremezsin-7713</guid>
                <description><![CDATA[MELTEM ESEN KALPTE KÜL GÖREMEZSİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MELTEM ESEN KALPTE KÜL GÖREMEZSİN</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalemini kırdım bilesin artık<br />
Aşkı fısıldayan dil göremezsin<br />
Aklımı adıma edince tatbik<br />
Gözlerimden akan sel göremezsin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarih yazmayacak, canı sıktığım<br />
Bitti mutluluğa hasret çektiğim<br />
Eskidenmiş kanıp boyun büktüğüm<br />
Emrine amade kul göremezsin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yolumla öğünür varlık alemi<br />
Kaptanı olmazsam batar bu gemi<br />
Canımı üzersen, unutma e mi?<br />
Ecelin tez gelir yıl göremezsin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hiç kimseye olmaz garezim, kinim<br />
Kaf Dağı’nı yıkar, imanım, dinim<br />
Tecrübeyle sabit, tanığı benim<br />
Meltem esen kalpte kül göremezsin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hak verirsin düşünürsen sakince<br />
Yol almadın Nurseli’nin düşünce<br />
Bir yıl değil, on yıl değil, ömrünce<br />
Sevda yelkenine yel göremezsin</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:42:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖRMEZDEN GELDİKLERİMİZ</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gormezden-geldiklerimiz-7712</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gormezden-geldiklerimiz-7712</guid>
                <description><![CDATA[GÖRMEZDEN GELDİKLERİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÖRMEZDEN GELDİKLERİMİZ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soğuk bir Şubat sabahı… </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pahalı ceketin, jilet gibi gömleğin, pırlantalı kol düğmenin… Elma ısırıklı tabletinden haber okurken kristal bardaktaki portakal suyuna uzanan bakımlı ellerin… “Arabayı hazırlayın” talimatını verirken yanında sessizce duran bir insan vardı. Yıllardır asgari ücretle çalışan, zam isteyemeyen, üç çocuğunu aç bırakma korkusuyla susan o insan. Sen konforuna alıştıkça o sabretmeye alıştı. Ve sen… bir gün aynı toprağa gireceğinizi hiç düşünmedin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Etrafına bak. Yağmurda damı akan, kışın tek göz odada titreyen insanlar var. Ama yine de gülüyorlar. Çünkü umut, paranın satın alamadığı tek zenginliktir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu ülkede çatısı delik ama vicdanı sağlam evler var. Paranın kibri uğramaz o kapılara. Orada bağlılık lüks değil, hayatın kendisidir. Saraylarda bulunmayan huzur, bazen sobası zor yanan bir odada yaşar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zenginliğin sesi yüksektir; merhametin yankısı daha uzundur. Unuttuğumuz şey şu: İnsan, gücüyle değil, başkasının yükünü ne kadar taşıdığıyla ölçülür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşun açken tok yatma sözü bir öğüt değil, bir sınavdır. Mevki geçer, ün silinir, alkış diner. Geriye tek bir şey kalır: Kime iyi geldin?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dinle… Çünkü duyulmayan çığlıklar en çok kalbi yorar. Anla… Çünkü insanı insan yapan, sahip oldukları değil, paylaştıklarıdır. Yüzleş… Çünkü adalet bir gün herkese lazım olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve sen… bir gün aynı toprağa gireceğini unutma; servet mezara sığmaz, vicdanın sığmadığı hayat yaşanmamış sayılır; çünkü insan öldüğünde malı değil, merhameti tartılır. İşte bütün mesele, görmezden geldiklerimizdi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Murat KONDAKCI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 08:40:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sözde Ermeni Soykırımı Müzesi-Enstitüsü (AGMI) ve Tsitsernakaberd Anıt Kompleksi</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sozde-ermeni-soykirimi-muzesi-enstitusu-agmi-ve-tsitsernakaberd-anit-kompleksi-7711</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sozde-ermeni-soykirimi-muzesi-enstitusu-agmi-ve-tsitsernakaberd-anit-kompleksi-7711</guid>
                <description><![CDATA[Sözde Ermeni Soykırımı Müzesi-Enstitüsü (AGMI) ve Tsitsernakaberd Anıt Kompleksi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözde Ermeni Soykırımı Müzesi-Enstitüsü (AGMI) ve Tsitsernakaberd Anıt Kompleksi</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">The So-called Armenian Genocide Museum-Institute (AGMI) and Tsitsernakaberd Memorial Complex</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dr. Muhammet Kemaloğlu</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Giriş</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurumsal Yapı ve Sözde Tarihsel İddiaların İnşası</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Introduction: Institutional Structure and the Construction of Historical Narratives</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erivan’daki Tsitsernakaberd Tepesi üzerinde yer alan Sözde Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü (AGMI), 1915 olaylarına dair Ermeni tezlerinin küresel çapta dökümantasyon ve propaganda merkezi olarak faaliyet göstermektedir. Bu devasa kompleks, sadece bir sergi alanı değil, Ermeni ulusal kimliğinin travma üzerine yeniden inşa edildiği ideolojik bir laboratuvardır. Bu kurum, sadece geçmişe dair bir anma mekanı değil, aynı zamanda bu süreci akademik ve diplomatik bir zemine oturtmaya çalışan bir araştırma enstitüsü işlevi gördüğü şeklinde tanımlanmaktadır. Modern müzecilik tekniklerini "viktimoloji" (kurban bilim) perspektifiyle birleştiren AGMI, ziyaretçinin bilişsel süreçlerini etkileyerek tek taraflı bir tarih algısı sunar. Kurumsal yapısının, Ermeni kimliğini 1915 olayları etrafında konsolide etme ve bu süreci uluslararası kamuoyuna bir "soykırım iddiası" olarak kabul ettirme stratejisi üzerine kurulu olduğu değerlendirilmektedir. Kurum, diaspora ile Ermenistan arasındaki bağın "ortak acı" üzerinden perçinlendiği en önemli merkezdir. Sovyetler Birliği döneminde, 1967 yılında inşa edilen anıt kompleksinin bir uzantısı olarak 1995 yılında faaliyete geçen bu merkez, Türkiye’nin resmi tezlerine karşı en sistematik antitezi üreten birim olarak görülmektedir. Müzenin stratejik konumu ve mimari dili, devletin resmî ideolojisinin fiziksel bir tezahürüdür. Müzenin mimarisi ve sergilenen belgelerin, ziyaretçide belirli bir tarihsel algı oluşturmak üzere tasarlandığı müşahede edilmektedir. Yerin altına inşa edilen müze yapısı, ziyaretçide mezara girme veya yeraltındaki gerçekleri keşfetme hissi uyandırmak için karanlık ve dar koridorlarla kurgulanmıştır. Bu yapının, Ermeni diasporasının dünya genelindeki faaliyetleri için veri sağlayan bir dökümantasyon deposu niteliği taşıdığı iddia edilmektedir. Özellikle Batı dünyasındaki akademik çevreleri besleyen bu depo, iddiaların uluslararası literatürde "gerçeklik" olarak kabul görmesi için sürekli güncellenmektedir. Müze yönetiminin, ziyaretçilerin duygusal bir eşikten geçerek Ermeni tezlerine sempati duymasını sağlamak amacıyla görselleri ve ses kayıtlarını belirli bir kurguyla harmanladığı söylenebilir. Karanlık odalarda yankılanan ağıtlar ve kurban fotoğrafları, rasyonel düşünceden ziyade duygusal tepkileri tetiklemeyi amaçlar. Enstitünün, bünyesindeki kadrosuyla her yıl onlarca dilde yeni yayınlar yaparak iddiaların akademik güncelliğini korumaya çalıştığı görülmektedir. Uluslararası Soykırım Akademisyenleri Birliği (IAGS) gibi yapılarla kurulan organik bağlar, iddiaların bilimsel meşruiyetini artırmak için kullanılmaktadır. Burasının, Ermenistan’ın dış politika stratejilerinin tarihsel meşruiyet zeminini oluşturma çabasında olduğu değerlendirilmektedir. Erivan hükümetinin Türkiye ile ilişkilerinde bu merkezi bir baskı unsuru ve pazarlık kozu olarak gördüğü açıktır. Enstitünün, tarihi verileri modern uluslararası hukuk normlarıyla ilişkilendirerek "soykırım iddiasını" temellendirmeye çalıştığı görülmektedir. 1948 BM Sözleşmesi'nin geriye dönük olarak 1915 olaylarına uyarlanması çabası, enstitünün hukuk biriminin öncelikli mesaisidir. Her sergi salonu, Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet mekanizmasının bu süreçteki rolünü iddia eden belgelerle belirli bir hiyerarşide düzenlenmiştir. Belgelerin sunumunda Osmanlı'nın çok uluslu yapısı ve savaş koşullarının yarattığı kaos genellikle göz ardı edilmektedir. AGMI’nin, tarihçiler ve hukukçular için iddiaların bilimselleştirildiği bir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">platform sunmayı amaçladığı ileri sürülmektedir. Burası, tarihsel bir tartışma zemini olmaktan ziyade, tek taraflı bir hükmün infaz ve sergileme alanı gibi işlev görmektedir. Müze, Ermeni tarafının perspektifinden "hafıza mekanı" (lieu de mémoire) olma iddiasını taşısa da, sunduğu anlatının tamamen bu tek taraflı hafıza üzerine inşa edildiği belirtilmektedir. Tarihsel gerçeklik, siyasi hedefler uğruna seçici bir unutma ve hatırlama süzgecinden geçirilmektedir. Ziyaretçilerin, anıt kompleksinde ilerlerken anlatılan "yeniden doğuş" hikayesinin siyasi ve sembolik boyutlarına tanıklık etmesi beklenmektedir. Müzenin sonundaki aydınlık çıkış, sözde soykırımdan kurtulanların yeni bir ulus kurma başarısını simgeleyen bir katharsis anı olarak tasarlanmıştır. Kurumun yürüttüğü programların, 1915 olaylarına dair hazırlanan bu anlatının gelecek nesillere aktarılmasını hedeflediği görülmektedir. Eğitim müfredatları ve çocuklara yönelik atölye çalışmaları ile travma, genetik bir kod gibi yeni kuşaklara aktarılmaktadır. Akademik konferanslar aracılığıyla, sözde soykırım iddiaları alanında küresel bir otorite olma çabası güttüğü değerlendirilmektedir. Dünyanın dört bir yanından davet edilen akademisyenler, müzenin sunduğu veri setlerini kullanarak anlatının evrenselleşmesine katkıda bulunmaktadır. Müzenin sergileme tekniklerinin, kurbanların yaşamlarını kişiselleştirerek soyut rakamları somut birer insan hikayesine dönüştürmeyi hedeflediği gözlemlenmektedir. Kurbanların kişisel eşyaları—bir ayakkabı, bir mektup veya bir oyuncak—ziyaretçide "insanlıktan çıkarma" (dehumanization) sürecine karşı güçlü bir tepki oluşturur. Her bir dökümanın, Osmanlı hükümetinin kasıtlı bir imha planı yürüttüğünü ispatlamak üzere seçildiği iddia edilmektedir. Belgelerin bağlamından koparılarak sunulması, tarihsel metodolojinin ihlal edildiğine dair ciddi eleştirilere yol açmaktadır. Sonuç olarak, AGMI ve Tsitsernakaberd Kompleksi'nin, Ermenistan’ın yumuşak gücünün ve diplomatik söyleminin ana merkezlerinden biri olduğu kabul edilmektedir. Bu kompleks, uluslararası arenada Türkiye'yi mahkum etmek isteyen lobiler için entelektüel ve görsel bir cephanelik gibidir. Devlet protokolü gereği Erivan’ı ziyaret eden yabancı heyetlerin buraya getirilmesinin, meselenin sürekli siyasi bir gündem maddesi olarak kalmasını sağladığı düşünülmektedir. Ziyaret etmeyen liderlerin "tarafsızlık" veya "Türkiye yanlılığı" ile suçlandığı bir baskı atmosferi oluşturulmuştur. Müzenin varlığının, Ermeni meselesini güncel uluslararası ilişkilerin ve insan hakları tartışmalarının içine dahil etme işlevi gördüğü belirtilmektedir. Böylece 1915 olayları, sadece tarihçilerin değil, insan hakları aktivistlerinin de ilgi alanına sokulmuştur. Bu makalede ele alınacak olan arşiv iddiaları ve mimari sembolizm, kurumun bu iddiaları nasıl bir araya getirdiğini nesnel bir dille ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anlatının nasıl yapılandırıldığı ve hangi sembollerin ne tür anlamlarla yüklendiği, propaganda biliminin konusu haline gelmiştir. Tarihin burada, Ermeni tarafının siyasi hedefleri doğrultusunda bir kurumsal kimlik inşa etmek için kullanıldığı değerlendirilmektedir. Hafıza, geçmişi anlamaktan ziyade geleceği şekillendirmek için araçsallaştırılmıştır. Ziyaretçilerin anı defterine yazdıkları notların, bu kurumun küresel algı üzerindeki etkisini belgelediği iddia edilmektedir. Notlarda sıkça rastlanan "asla unutmayacağız" ve "adalet istiyoruz" ifadeleri, müzenin mesajının hedefine ulaştığını göstermektedir. Anıtın mimari tasarımının, Ermeni halkının acısını belirli bir sembolizme bürüdüğü görülmektedir. Sert bazalt taşların ve keskin hatların kullanımı, acının sarsılmazlığını ve değişmezliğini temsil eder. Bu merkezin, sadece bir müze değil, Ermeni tarafının tarihsel varlık iddiasının bir kalesi olarak konumlandırıldığı anlaşılmaktadır. Kalenin surları, dışarıdan gelecek her türlü bilimsel eleştiriye karşı "kutsal bir yas alanı" zırhıyla korunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Kurumsal Temeller (Institutional Foundations)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.1. Başlangıç ve Ana Sayfa (Home)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AGMI’nin dijital platformu, müzenin sunduğu tarihsel anlatının internet ortamındaki arayüzü olarak işlev görmektedir. Web sitesi, fiziksel mekana gidemeyenler için dijital bir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ibadethane ve bilgi bankası rolü üstlenir. Ana sayfanın, dünya genelindeki sözde soykırım iddiaları üzerine yapılan araştırmaları ve kurumsal duyuruları yedi dilde sunarak geniş bir kitleye ulaşmayı amaçladığı görülmektedir. Çok dilli yapı, iddiaların "yerel bir sorun" değil, "insanlığın ortak yarası" olduğu algısını pekiştirmek içindir. Sitedeki içeriklerin, müzenin inkar olarak tanımladığı Türkiye’nin resmi tezlerine karşı yürüttüğü argümanları barındırdığı söylenebilir. Sitenin her köşesinde "inkar" kavramı, ahlaki bir çöküş olarak nitelendirilerek okuyucu üzerinde baskı kurulur. Dijital arayüzün, belgelerin kopyalarına erişim sağlama iddiasıyla bir veri bankası gibi çalışmaya odaklandığı müşahede edilmektedir. Dijitalleştirilen belgeler, sadece Ermeni tezlerini destekleyen kısımları öne çıkarılarak kataloglanmıştır. Sitenin, her yıl toplanan tanınma kararları ve istatistiklerle Ermeni tarafının davasını güncel tutma çabasında olduğu değerlendirilmektedir. Hangi ülkenin hangi tarihte "soykırım" kararı aldığına dair güncel haritalar, bir zafer çetelesi gibi tutulmaktadır. Kullanıcıların, etkileşimli haritalar üzerinden yerleşim yerlerinin tarihsel değişimini takip edebildiği iddia edilmektedir. Bu haritalar, Türk yer isimlerinin Ermenice karşılıklarını öne çıkararak bölge üzerindeki mülkiyet iddialarını diri tutmaktadır. Sayfa tasarımının, kurbanların anısına saygı duruşu niteliğinde olduğu ileri sürülen bir tona sahip olduğu görülmektedir. Siyah, gri ve bordo ağırlıklı renk paleti, yas ve kan temalarını bilinçaltına işler. Ayrıca, müzedeki geçici sergilerin sanal turlarının dijital olarak dünyaya açıldığı belirtilmektedir. Bu turlar, fiziksel sınırlamaları aşarak "dijital diasporayı" bir arada tutan bir ağ vazifesi görür. Haberler bölümünün, uluslararası basında Ermeni meselesine dair çıkan her önemli gelişmeyi raporlamaya çalıştığı izlenmektedir. Her küçük diplomatik gelişme, büyük bir tarihsel başarıymış gibi sunularak moral motivasyon artırılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.2. Misyon (Mission)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ermeni Milli Enstitüsü (EME) Washington D.C.’de faaliyette bulunan ve sözde Ermeni soykırımı iddialarının doğrulanmasına adandığı belirtilen bir kurumdur. AGMI ile stratejik bir ortaklık içinde olan EME, lobi faaliyetlerinin entelektüel mutfağıdır. Kurumun temel iddiası, 1915 olaylarının unutturulmaması ve gelecekteki suçların önlenmesi için bu olayların tanınması gerektiği yönündedir. Bu söylem, Ermeni meselesini güncel "nefret suçları" ve "azınlık hakları" parantezine yerleştirerek sempati toplar. Geçmiş olaylarla yüzleşilmesi gerektiğini savunan EME'nin, tüm faaliyetlerini bu iddiaların uluslararası hukuk nezdinde kabul görmesi üzerine kurguladığı değerlendirilmektedir. Onlara göre yüzleşme, sadece bir özür değil, tazminat ve toprak taleplerini de içeren hukuki bir süreçtir. Sitenin Türkçe yayınlanmasının, Türkiye içindeki kamuoyunda bu iddiaların bilinirliğini artırma ve resmi tarih anlayışını sorgulatma amacını taşıdığı düşünülmektedir. Türkçe içerikler, özellikle liberal çevreler ve gençler üzerinde bir vicdani sorgulama başlatma hedefi taşır. Kurumun, bu faaliyetleri etik bir sorumluluk olarak tanımladığı iddia edilmektedir. Ancak bu "etik sorumluluk", diğer tarafın tarihsel hafızasını tamamen reddetmek üzerine kuruludur. https://turkish.armenian-genocide.org/index.html adresi bu misyonun dijital uzantısı olarak görülmektedir. Site, Türkiye Cumhuriyeti'nin tezlerini doğrudan hedef alan karşı-anlatılarla doludur. EME'nin, eğitim materyalleri hazırlayarak Amerikan ve Avrupa okullarında konunun müfredata girmesi için faaliyet yürüttüğü bilinmektedir. Bu çalışmalar sonucunda, konudan habersiz yabancı öğrenciler, meseleyi tek taraflı ve mutlak bir gerçeklik olarak öğrenmektedir. İddiaların sadece tarihsel değil, hukuki birer suç niteliğinde olduğunun her platformda yinelendiği görülmektedir. Böylece akademik tartışma alanı kapatılmakta ve konu bir yargı hükmüne dönüştürülmektedir. Bilimsel olma iddiasıyla yürütülen çalışmaların, aslında Ermeni tezlerinin akademik savunmasını oluşturduğu değerlendirilmektedir. Yayınlanan her kitap ve makale, önceden belirlenmiş bir "soykırım" sonucuna ulaşmak için tasarlanmaktadır. Kurumun yayınladığı rehberlerin, dünya çapındaki medya organları için birincil bilgi kaynağı olarak sunulduğu müşahede</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">edilmektedir. Gazeteciler, hızlı bilgi almak adına bu tek taraflı rehberleri kullanarak dezenformasyonun yayılmasına aracılık etmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.3. Müdürün Sözü (Director's Message)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enstitü direktörleri olan Edita Gzoyan ve Hayk Demoyan'ın, müzenin küresel çapta bir veri merkezi olduğunu iddia ettikleri görülmektedir. Direktörler, sadece bir kurumu değil, tüm dünyanın Ermeni hakikatini öğrendiği bir "hakikat merkezini" yönettiklerini savunurlar. Müdürün mesajlarının, Türkiye’nin tezlerine karşı dökümantasyonel bir direnç oluşturma hedefiyle yayınlandığı değerlendirilmektedir. Bu mesajlarda sıkça Türkiye'ye yönelik "tarihsel suç ortağı" suçlamaları yöneltilir. 1915 olaylarının cezalandırılmamış bir suç olduğu iddiası, bu mesajların ana teması olarak sunulmaktadır. Bu tema, Ermeni toplumunda bitmek bilmeyen bir adalet beklentisini ve hınç duygusunu beslemektedir. Direktörün beyanlarının, anıtın ve müzenin Ermeni meselesinde nasıl bir "tanık" olarak konumlandırıldığını yansıttığı söylenebilir. Müdürler, kendilerini bu hayali mahkemenin başsavcıları olarak görmektedirler. Bu mesajların, diasporanın ve Ermenistan’ın hafıza siyasetinin kurumsal bir yansıması olduğu düşünülmektedir. Siyaset ve akademi arasındaki çizgi, direktörlerin mesajlarında tamamen ortadan kalkmıştır. Müdürlerin, müzenin sadece ölüleri anmak için değil, yaşayanları uyarmak için var olduğunu iddia ettikleri görülmektedir. Bu "uyarı" genellikle komşu halklara karşı bir güvensizlik ve teyakkuz hali şeklinde tezahür eder. Uluslararası toplumu, inkar politikası olarak nitelendirdikleri tutumlara karşı tavır almaya davet eden bir üslup kullandıkları değerlendirilmektedir. İstediği tavrı alamadıklarında ise dünyayı "ahlaki duyarsızlıkla" itham etmektedirler. Enstitünün başarısının, iddiaların daha fazla ülke tarafından tanınmasıyla ölçüldüğünün vurgulandığı izlenmektedir. Bilimsel kalite, yerini diplomatik onay sayısına bırakmıştır. Direktörlük makamının, akademik dünya ile diplomatik dünya arasında bir köprü vazifesi görmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu köprüden sadece Ermeni tezlerine hizmet eden fikirlerin geçmesine izin verilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.4. Bize Ulaşın (Contact &amp; About)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AGMI'nin, Erivan’daki Tsitsernakaberd Tepesi’nde bir kadro tarafından idare edildiği bilinmektedir. Bu kadro, sadece tarihçilerden değil, halkla ilişkiler uzmanları ve lobi danışmanlarından oluşmaktadır. İletişim biriminin, yabancı akademisyenlere ve diplomatik heyetlere arşivlere erişim ve rehberlik hizmeti sunduğu iddia edilen departmanlara sahip olduğu görülmektedir. Gelen misafirler, profesyonel bir karşılama ekibi tarafından etkileyici bir narratif (anlatı) içine çekilir. Kurumsal yapının; dış ilişkiler, arşiv yönetimi ve yayın kurulu gibi bölümlerden oluştuğu belirtilmektedir. Her bölüm, Ermeni davasının farklı bir cephesinde savaşan birer askeri birlik disipliniyle çalışmaktadır. Araştırmacıların, kütüphaneye ve dijital arşive erişim sağlayarak Ermeni tarafının dökümanlarını incelemesine olanak tanındığı söylenmektedir. Ancak sunulan dökümanlar, önceden seçilmiş ve tasnif edilmiş bir seçkiden ibarettir. Sosyal medya ve dijital ağların, müzenin iddialarının yedi dilde sürekli olarak dolaşımda kalmasını sağlayan araçlar olarak kullanıldığı değerlendirilmektedir. Dijital propaganda ekibi, hashtag kampanyaları ile gündem belirleme kabiliyetine sahiptir. Müze personelinin, ziyaretçilere rehberlik ederken olayların kronolojik ve duygusal boyutlarını aktarmak üzere eğitildiği belirtilmektedir. Rehberlerin ses tonundan jestlerine kadar her şey, trajedinin etkisini maksimize etmek için tasarlanmıştır. Enstitünün, dünya genelindeki diğer benzer temalı müzelerle iş birliği içinde olduğu ifade edilmektedir. Soykırım müzeleri ağı sayesinde, Ermeni meselesi Holokost ile paralelleştirilerek meşruiyet devşirilmektedir. Bağışçılar ve gönüllüler için programlar düzenleyerek sivil desteği kurumsallaştırmaya çalıştığı görülmektedir. Dünya çapındaki zengin Ermeni iş insanları, müzenin en büyük finansörleridir. İletişim ofisinin, her yıl binlerce yabancı ziyaretçinin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sorularını yanıtlayarak dezenformasyon olarak niteledikleri bilgileri değiştirmeye çalıştığı iddia edilmektedir. Burada "doğru bilgi", kurumun resmî ideolojisiyle birebir örtüşen bilgidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. Sözde Soykırım İddiası Öncesi Ermenistan (Pre-Genocide Armenia)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.1. Ermenistan Tarihi (History of Armenia)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müze anlatısının, Ermenilerin Anadolu ve Kafkasya’daki varlığını Urartu dönemine dayandırarak bölgedeki yerli halk olduklarını vurguladığı görülmektedir. Bu tarihsel derinlik arayışı, modern Ermenistan'ın Anadolu üzerindeki toprak iddialarına "atalar hakkı" zemini oluşturmayı amaçlar. Hristiyanlığın M.S. 301’de resmi din olarak kabulünün, Ermeni ulusal kimliğinin tarihsel başlangıç noktası olarak sunulduğu izlenmektedir. Din, burada sadece bir inanç sistemi değil, Ermenileri çevrelerindeki toplumlardan ayıran bir "üstünlük" ve "farklılık" nişanesi olarak işlenir. Orta Çağ Ermeni krallıklarının, bu topraklardaki tarihi hak iddialarını desteklemek amacıyla haritalarla sergilendiği müşahede edilmektedir. Haritalar, günümüz sınırlarını hiçe sayan bir "Büyük Ermenistan" hayalini görselleştirir. Osmanlı döneminin, başlangıçta uyumlu bir süreç olarak gösterilse de, 19. yüzyıl sonrası anlatının tamamen bir baskı dönemi üzerine kurgulandığı söylenebilir. Osmanlı'nın "millet-i sadıka" tanımı, müzede sadece bir aldatmaca veya geçici bir barış dönemi olarak yansıtılır. Müzenin, Ermenilerin kendi topraklarında egemenlik haklarının sistematik olarak ellerinden alındığını ileri sürdüğü görülmektedir. Sanki Osmanlı hakimiyeti hiçbir hukuki meşruiyete sahip olmayan bir "işgal" süreciymiş gibi sunulmaktadır. Bu tarih anlatısının, Ermenileri bölgenin kadim sahibi olarak konumlandırmayı hedeflediği değerlendirilmektedir. Türklerin varlığı ise genellikle sonradan gelen ve "yok eden" bir unsur olarak karikatürize edilir. Ermeni kilisesinin toplumsal hayattaki rolünün, kültürel devamlılığın garantisi olarak işlendiği görülmektedir. Kilise, devletin yokluğunda ulusu bir arada tutan politik bir aktör olarak yüceltilir. 19. yüzyılın son çeyreğindeki ıslahat taleplerinin, Osmanlı'nın bu taleplere katliamlarla yanıt verdiği iddiasıyla birleştirildiği izlenmektedir. 1894-1896 olayları, 1915'in bir provası ve ön hazırlığı olarak nitelendirilir. Tarihsel anlatının, 1915'e giden yolu kaçınılmaz bir süreç olarak sunduğu değerlendirilmektedir. Bu kaçınılmazlık vurgusu, Türk hükümetlerinin her zaman "imha" niyetinde olduğu ön kabulüne dayanır. Ermeni edebiyatı ve sanatının Osmanlı topraklarındaki gelişiminin, "yitirilen altın çağ" temasıyla anlatıldığı görülmektedir. Anadolu'nun zengin kültürel mozaiği, sadece Ermeni katkısına indirgenerek anlatılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.2. Resimler ve Olay Öncesi Fotoğraflar (Pre-Genocide Photos)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Galeride, 1915 öncesi Osmanlı topraklarındaki Ermeni toplumunun sosyo-kültürel hayatına dair olduğu belirtilen fotoğraflar yer almaktadır. Bu fotoğraflar, "cennetten kovulmadan önceki" mutlu ve üretken Ermeni tasviri için kullanılır. Van, Sivas ve İstanbul gibi şehirlerdeki Ermeni okulları ve ticari yapılarının, yok edildiği iddia edilen bir medeniyetin kanıtları olarak sunulduğu görülmektedir. Binaların ihtişamı, toplumun o dönemki gücünü ve bugün "çalındığı" iddia edilen mirası temsil eder. Batılı kıyafetler içindeki Ermeni aile portrelerinin, halkın modernleşme seviyesini ve Avrupa ile olan bağlarını göstermek için seçildiği değerlendirilmektedir. Bu görsellerle, Ermenilerin Osmanlı'nın "uygar yüzü" olduğu ve bu yüzden hedef seçildikleri algısı yaratılır. Fotoğrafların, toplumsal birikimin nasıl ortadan kalktığını göstermeyi amaçlayan bir nostalji kurgusuyla sergilendiği söylenebilir. Nostalji, ziyaretçide "ne kadar çok şey kaybetmişiz" duygusunu tetikleyerek hıncı körükler. Bu görsel arşivin, kaybedilen mülkiyetin ve sosyal statünün büyüklüğünü vurgulama amacı taşıdığı iddia edilmektedir. Sıradan bir aile albümü, burada siyasi bir hak arama belgesine dönüşmektedir. Her bir fotoğrafın, anlatılan trajedinin etkisini artırmak için birer kanıt olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Gülen çocuk yüzleri, birazdan anlatılacak olan "vahşetle" tezat oluşturacak şekilde yerleştirilmiştir. Ticaretle uğraşan Ermeni esnafların,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sanatçıların ve aydınların fotoğraflarının, toplumun entelektüel gücünü temsil ettiği ileri sürülmektedir. Bu vurgu, Osmanlı ekonomisi ve kültürünün sadece Ermeniler sayesinde ayakta durduğu iddiasına dayanır. Geleneksel kıyafetler içindeki köylülerin fotoğraflarının ise, halkın toprağa olan bağlılığını ispatlamak için kullanıldığı görülmektedir. Anadolu toprakları, Ermeni halkının "ruhsal vatanı" olarak resmedilir. Bu görsellerin, tehcirin bir hayat tarzının topyekûn imhası olduğu hissini uyandırmaya yönelik olduğu değerlendirilmektedir. Ziyaretçi, fotoğraftaki insanların başına ne geldiğini düşünerek ağır bir hüzne mahkum edilir. Fotoğrafların orijinal kopyalarının, müzenin özel arşivlerinde korunduğu belirtilmektedir. Bu arşiv, dünya genelindeki fotoğraf sergileri için sürekli yeni materyal sağlamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Sözde Ermeni Soykırımı: Teorik ve Görsel İddialar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.1. Soykırım İddiası Nedir? (What is Genocide?)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müzenin, Raphael Lemkin’in "soykırım" terimini oluştururken 1915 Ermeni olaylarından yola çıktığını savunduğu bilinmektedir. Lemkin'in kişisel notları, bu iddiayı perçinlemek için müzede kutsal birer metin gibi sergilenir. 1948 BM Soykırım Sözleşmesi’ndeki öldürme ve yaşam koşullarını tahrip etme gibi maddelerin, 1915 süreciyle eşleştirilerek sunulduğu görülmektedir. Hukuki terimler, tarihsel olayların üzerine birer şablon gibi yerleştirilerek tartışma alanı daraltılır. Bu hukuki tanımların, olayların devlet eliyle yürütülen bir suç olduğu iddiasını pekiştirmek için kullanıldığı değerlendirilmektedir. Bireysel suçlar veya savaş koşulları değil, kurumsal ve ideolojik bir planın varlığı ön plana çıkarılır. Enstitünün, Osmanlı hükümetinin eylemlerinin bu tanımın şartlarını karşıladığını uluslararası raporlarla iddia ettiği görülmektedir. Bu raporlar, genellikle o dönemki düşman devletlerin veya taraf tutan gözlemcilerin görüşlerine dayanmaktadır. Bu teorik yaklaşımın, meseleyi tarihsel tartışmalardan çıkarıp uluslararası hukuk alanına çekmeyi amaçladığı düşünülmektedir. Çünkü hukukta "soykırım" suçunun zaman aşımı yoktur ve bu durum talepleri diri tutar. Sözleşmenin kriterlerinin, müze duvarlarında panolarla sergilerenerek eğitim aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ziyaretçilere bir nevi "soykırım eğitimi" verilerek, çevrelerindeki olayları bu gözlükle okumaları sağlanır. Lemkin'in Ermeni meselesine duyduğu ilginin, soykırım kavramının doğum belgesi olarak nitelendirildiği izlenmektedir. Sanki bu terim sadece Ermeniler için icat edilmiş gibi bir hava yaratılmaktadır. İddiaların, "suçun önlenmesi" kavramıyla ilişkilendirilerek sunulduğu söylenebilir. Ermeni davası, böylece tüm insanlığın geleceğini koruyan ahlaki bir mücadele kisvesine büründürülür. Teorik bölümün, ziyaretçinin olaylara belirli bir hukuki çerçeveden bakmasını sağlamak üzere yapılandırıldığı görülmektedir. Rasyonel şüphe, "hukuki kesinlik" maskesiyle bastırılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.2. Kronoloji (Chronology)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürecin, 1894-96 Hamidiye olaylarıyla başlatıldığı ve 24 Nisan 1915’teki tutuklamalarla olayların doruk noktasına ulaştığının iddia edildiği görülmektedir. Tarih, sadece bir dizi katliamlar silsilesi olarak sunulur; Ermeni çetelerinin faaliyetleri veya Rus ordusuyla iş birliği bu kronolojide yer bulmaz. 24 Nisan 1915’teki tutuklamalarla olayların doruk noktasına ulaştığının iddia edildiği görülmektedir. Bugün, Ermeni tarafı için "zamanın durduğu an" olarak kutsallaştırılmıştır. Mayıs 1915’teki Tehcir Yasası'nın, müze anlatısında imha planının yasal kılıfı olarak tanımlandığı değerlendirilmektedir. Devletin güvenlik kaygıları, tamamen "şeytani bir planın" parçası olarak yansıtılır. 1915-1923 yılları arasının, bir ulusun sistematik olarak yok edilmeye çalışıldığı bir zaman dilimi olarak kurgulandığı söylenebilir. Kurtuluş Savaşı dönemi de dahil edilerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu da bu "suçun" devamı olarak nitelendirilir. Kronolojik akıştaki her askeri ve siyasi kararın, merkezi bir planın aşamaları olarak ziyaretçiye sunulduğu</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">izlenmektedir. Olayların arasındaki boşluklar, niyet okuma yöntemiyle doldurulur. Müzenin, bu kronolojiyi planlı bir suçun aşamalarını ispatlamak üzere düzenlediği iddia edilmektedir. Her tarih, bir sonraki felaketin habercisi olarak kurgulanmıştır. Olaylar arasındaki nedensellik bağının, Ermeni tarafının iddialarını destekleyecek şekilde kurulduğu değerlendirilmektedir. Karmaşık tarihsel süreçler, basit bir "katil ve kurban" şemasına indirgenir. İkinci Meşrutiyet sonrası umutların nasıl hayal kırıklığına dönüştüğünün kronolojik olarak anlatıldığı görülmektedir. İttihat ve Terakki Cemiyeti, bu anlatının baş kötüsü olarak konumlandırılır. Balkan Savaşları sonrası Osmanlı'nın yaşadığı sürecin Ermenilere yansımasının bir dönüm noktası olarak sunulduğu izlenmektedir. Osmanlı'nın kaybettiği topraklardan gelen hıncı Ermenilerden çıkardığı tezi işlenir. 1915-1916 arasındaki tehcir hareketlerinin, haritalar ve dökümanlarla takip edildiği belirtilmektedir. Süreç, hiçbir geri dönüş yolu olmayan bir ölüm yürüyüşü olarak tarif edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.3. Sözde Soykırım İddiasına Dair Resimler (Photos of Genocide)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bölümde, tehcir sırasında çekildiği iddia edilen açlık ve toplu mezar görüntülerine ait görseller sergilenmektedir. Görsellerin bir kısmının başka olaylara veya açlık felaketlerine ait olduğu yönündeki itirazlar müze tarafından tamamen görmezden gelinir. Bu fotoğrafların çoğunun Alman subaylar ve Amerikalı misyonerler tarafından çekildiği ve olayların belgeleri olarak sunulduğu görülmektedir. Kameranın arkasındaki "Batılı göz", anlatıya objektiflik kazandırmak için bir otorite olarak sunulur. Ceset yığınlarına ve kamplara dair görüntülerin, izleyicide duygusal bir şok yaratmak amacıyla sergilendiği değerlendirilmektedir. Şok etkisi, ziyaretçinin eleştirel düşünme yetisini zayıflatarak sunulan anlatıyı sorgusuz kabul etmesine yol açar. Fotoğrafların yanına eklenen tanıklıkların, görseldeki anın etkisini pekiştirmek için kullanıldığı düşünülmektedir. Yazı ve görüntü, birbirini teyit eden sarsılmaz bir "gerçeklik kurgusu" oluşturur. Müzenin, bu görsellerin Osmanlı sansürüne rağmen dünyaya sızdırılan gerçek belgeler olduğunu savunduğu bilinmektedir. Bu gizlilik vurgusu, fotoğraflara birer "yasaklı hakikat" değeri katar. Görsel kanıtların, iddiaların tartışmaya kapalı bir gerçeklik olarak algılanmasını sağlamaya yönelik olduğu söylenebilir. Görüntü, bin kelimeye bedeldir ve burada her kare Türkiye'yi mahkum etmek için seçilmiştir. Armin T. Wegner’e atfedilen negatiflerin hikayesinin, bir tanıklık destanı olarak anlatıldığı görülmektedir. Wegner, davanın azizlerinden biri olarak yüceltilir. Fotoğraflarda yer alan çocukların, ziyaretçinin empati kurmasını sağlayan unsurlar olarak kullanıldığı izlenmektedir. Çocukların masumiyeti, Osmanlı devletinin "canavarlaştırılması" için etkili bir kontrast yaratır. Her bir fotoğraf karesinin, imha planının uygulamasını belgelediği iddiasıyla sergilendiği görülmektedir. Dinamik ve dehşet verici kareler, ziyaretçinin belleğinde silinmez izler bırakır. Müze yönetiminin, bu görsellerin sıhhatine dair itirazları reddettiği beyan edilmektedir. Onlara göre herhangi bir şüphe duymak, kurbanların anısına saygısızlık ve inkarın bir parçasıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.4. 100 Fotoğraf Hikayesi (100 Photographic Stories)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurbanların sadece sayılardan ibaret olmadığını anlatmak isteyen müzenin, seçtiği 100 fotoğraf üzerinden bireysel yaşam öyküleri sunduğu görülmektedir. Sayıların soğukluğu, hayat hikayelerinin sıcaklığıyla kırılmaya çalışılır. Bir öğretmenin veya bir yetim çocuğun hikayesi aracılığıyla trajedinin insani boyutuna odaklanılmaya çalışıldığı değerlendirilmektedir. Bu hikayelerle ziyaretçi, ölen her bireyin yarım kalmış hayallerine ortak edilir. Bu hikayelerin, kurbanların isimlerini ve tehcir öncesindeki hayatlarını detaylandırarak onları birer figürden insana dönüştürmeyi hedeflediği söylenebilir. İnsancıllaştırma, suçun büyüklüğünü kanıtlamak için kullanılan en güçlü yöntemdir. Bu stratejinin, ziyaretçinin anlatıyla duygusal bağ kurmasını sağlamayı amaçladığı düşünülmektedir. Bağ kurulduktan sonra, ziyaretçi artık tarafsız bir gözlemci değil, acının bir ortağıdır. Her hikayenin, yok olduğu iddia edilen bir ailenin ve kimliğin temsili olarak sunulduğu görülmektedir. Bireysel kayıplar,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">kolektif bir yok oluşun mikro örnekleri olarak işlenir. Bireysel anlatıların, genel trajedinin inandırıcılığını artırmak için kullanıldığı izlenmektedir. Tek bir kişinin acısı, milyonların acısını daha anlaşılır kılar. Bir sanatçının hikayesinin veya bir annenin mektubunun, anlatıyı somutlaştırmak için kullanıldığı görülmektedir. Edebi bir dil ve estetik bir sunum, dehşeti daha "tüketilebilir" ve kalıcı hale getirir. Fotoğrafların yanındaki metinlerin, kurbanları onurlandırmayı amaçladığı iddia edilmektedir. Bu metinler, aynı zamanda "faile" yönelik bitmeyen bir suçlama metnidir. Bu bölümün, istatistiklerin ötesinde bir etki yaratmaya yönelik olduğu değerlendirilmektedir. İnsan beyni rakamları unutur ama hikayeleri hatırlar; müze bu psikolojik gerçeği çok iyi kullanmaktadır. Ziyaretçilerin genellikle bu bölümde hikayelerin derinliğine kapıldıkları müşahede edilmektedir. Gözyaşları, bu bölümde müze kurgusunun en beklenen sonucudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.5. Sözde Soykırım İddiası Haritası (Mapping Genocide)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haritalar üzerinde Anadolu’daki Ermeni yerleşimleri, tehcir yolları ve katliam bölgesi olduğu iddia edilen yerlerin işaretlendiği görülmektedir. Harita, tüm Anadolu'yu bir suç mahalli olarak resmeder. Kırmızı çizgilerin göç yollarını, siyah noktaların ise imha merkezlerini temsil ettiği iddiasıyla operasyonun genişliğinin gösterilmeye çalışıldığı değerlendirilmektedir. Görsel dil, Anadolu'nun damarlarından kan akıyormuş izlenimi verir. Haritaların, Osmanlı’nın lojistik imkanlarının bu süreçte sistematik olarak kullanıldığını ileri sürdüğü görülmektedir. Demiryolları ve telgraf hatları, "ölümün teknolojisi" olarak sunulur. Suriye çöllerindeki noktaların, tehcirin "ölümle sonuçlanan" durakları olarak nitelendirildiği söylenebilir. Deyr-ez-Zor, Ermeni hafızasının cehennemi olarak bu haritada merkezileşir. Haritadaki her işaretlemenin, silinen bir hafızanın coğrafi kanıtı olarak sunulduğu izlenmektedir. Harita üzerinde "kaybedilen vatanın" sınırları zımnen çizilmektedir. Coğrafi verinin, imhanın merkezi bir organizasyon olduğunu ispatlamak için kullanıldığı iddia edilmektedir. Rastlantısal bir ölüm değil, koordinatları belirlenmiş bir yok etme süreci anlatılır. Ziyaretçilerin, kendi atalarının yaşadığı köyleri harita üzerinden bularak kişisel tarihlerine bağlandıkları söylenmektedir. Bu, müze ziyaretini bir köken arayışı ve intikam yeminine dönüştürür. Haritanın, Anadolu'nun demografik yapısının nasıl zorla değiştirildiğinin görsel bir ispatı olarak sunulduğu görülmektedir. Bugünkü Türkiye nüfusu, "başkalarının mülkü üzerinde oturanlar" olarak dolaylı yoldan hedef alınır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.6. Kültürel Soykırım İddiası (Cultural Genocide)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mimari ve dini mirasın kasten yok edildiği tezinin, müzenin önemli iddialarından biri olduğu görülmektedir. Fiziksel imhanın bittiği yerde, kültürel imhanın başladığı iddia edilir. Yıkılan veya dönüştürülen kilise ve okullara dair "öncesi ve sonrası" görsellerinin bu amaçla sergilendiği izlenmektedir. Bakımsız kalmış yapılar, Türk devletinin "barbarlığının" ve "tarih düşmanlığının" kanıtı olarak yansıtılır. AGMI'nin, bu durumu Ermenilerin bölgedeki tarihi izlerini silme çabası olan "Hafıza Kırımı" olarak tanımladığı bilinmektedir. Hafızası silinen bir ulusun, toprak iddiasında bulunamayacağı savunularak bu konu güncel siyasete bağlanır. Kültürel varlıkların tahribinin, halkın gelecekte hak iddia etmesini önlemek amacıyla yapılmış planlı bir eylem olarak gösterildiği değerlendirilmektedir. Her yıkık taş, uluslararası topluma yönelik bir "sessiz feryat" olarak sunulur. Müzenin, el konulan vakıf mülklerinin listesini de bu kapsamda sunduğu görülmektedir. Mesele sadece taş ve toprak değil, ekonomik bir tazminat talebinin de dökümüdür. Mimari yıkımın, fiziksel imhanın mekansal bir tamamlayıcısı olarak anlatıldığı söylenebilir. Ermeni ruhu, taştan ve topraktan sökülüp atılmak istenmiştir mesajı verilir. Kaybolan el yazmalarının akıbetinin, kültürel kaybın manevi boyutunu vurgulamak için kullanıldığı görülmektedir. Zeka ve sanatın da katledildiği iddiası işlenir. Yapıların dönüştürülmesinin, kültürel bir aşağılama eylemi olarak nitelendirildiği izlenmektedir. Camiye çevrilen kiliseler, bir inancın diğerine üstünlük kurma çabası olarak gösterilir. Mirasın tahribinin, bir milletin ruhunun yok edilmesi olarak</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sunulduğu değerlendirilmektedir. Kültürsüz kalan bir ulusun yaşayamayacağı fikri üzerinden mağduriyet derinleştirilir. Enstitünün, uluslararası kuruluşları bu kaybın tescili için göreve çağırdığı belirtilmektedir. UNESCO gibi kurumlar, Ermeni tezlerine alet edilmeye çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.7. Hatırla (Remember)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Hatırla" bölümünün, unutmanın sözde soykırımı tamamlayan bir unsur olduğu fikri üzerine kurulduğu görülmektedir. Unutmak, kurbanı ikinci kez öldürmekle eşdeğer tutulur. Hitler’e atfedilen "Ermenileri kim hatırlıyor?" sözünün, müze girişinde bu bilinci tutmak için kullanıldığı değerlendirilmektedir. Bu tartışmalı söz üzerinden, 1915 ile Yahudi Holokostu arasında doğrudan bir genetik bağ kurulur. Hatırlama eyleminin, bir yastan ziyade bir hak arama yöntemi olarak tanımlandığı söylenebilir. Hafıza, Türkiye'ye karşı kullanılan en güçlü psikolojik silahtır. Ziyaretçiye, bu hafızayı taşımanın bir onur meselesi olduğu mesajının verildiği görülmektedir. Böylece 1915, yaşayan her Ermeni için bir "kimlik kartı" haline getirilir. Hafızanın, Türkiye’nin tezlerine karşı bir direnç noktası olarak gösterildiği izlenmektedir. Siyasi olarak ne kadar güçlü olursanız olun, "bizim hafızamızı yenemezsiniz" mesajı verilir. Hatırlamanın, kurbanlara karşı duyulan bir borç olarak kutsandığı iddia edilmektedir. Bu borç, ancak "tanınma, tazminat ve toprak" ile ödenebilir bir kefaret gibi sunulur. Bölümün tasarımının, sessiz bir tefekkür alanı yaratacak şekilde kurgulandığı görülmektedir. Loş ışıklar ve mumlar, dini bir ritüel havası yaratır. Ziyaretçilerin, hatırlamanın aktif bir adalet eylemi olduğu bilinciyle müzeden ayrılmaya teşvik edildiği söylenmektedir. Ziyaretçi, müzeden bir "aktivist" olarak çıkarılır. "Unutmak ihanettir" mottosunun, duvarlarda farklı dillerde yer aldığı görülmektedir. Bu slogan, Ermeni toplumunda tek sesliliği ve ideolojik disiplini sağlar. Bu alanın, müzenin psikolojik merkezini oluşturduğu değerlendirilmektedir. Burası, tüm anlatının bireysel vicdanda mühürlendiği yerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Arşiv ve Belgeler (Documents)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AGMI'nin, iddiaların yedi farklı devletin arşivlerinden alınan ve birincil kaynak olarak sunduğu belgelerle desteklemeye çalıştığı görülmektedir. Arşiv, müzenin akademik zırhıdır ve her belge bir mermi gibi konumlandırılmıştır. Bu arşivlerin, 1915 olaylarının sistematik bir şekilde uygulanmış bir imha planı olduğunu ispatlama amacı güttüğü değerlendirilmektedir. Aykırı belgeler ve savunma içerikli yazışmalar bu seçkide yer almaz. Müze kütüphanesinde korunan dökümanların ve dijital kopyaların, araştırmacıların erişimine sunularak iddiaların akademik tabanının güçlendirilmeye çalışıldığı söylenebilir. Ancak sadece "onaylı" araştırmacılara geniş imkanlar tanınmaktadır. Arşiv bölümünün, Osmanlı devlet mekanizmasının yazışmalarını merkeze aldığı izlenmektedir. Yazışmaların dili, her zaman en kötü niyetli ihtimal üzerinden yorumlanır. Bu belgelerin, sadece trajediyi belgelemekle kalmadığı, aynı zamanda bir adalet açığını kapatma iddiası taşıdığı belirtilmektedir. Eksik veya şüpheli belgeler, anlatının boşluklarını doldurmak için "gerçek" kabul edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.1. Amerikan Belgeleri (American)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD Ulusal Arşivleri’nin (National Archives), 1915-1923 yılları arasında görev yapan Amerikalı diplomatların raporlarıyla dolu olduğu ifade edilmektedir. Bu raporlar, Amerikan kamuoyunu ikna etmek için hazırlanan lobi materyalleriyle benzerlik taşır. Harput Konsolosu Leslie Davis’in, olayları "bir ırkı yok etme planı" olarak raporladığı iddia edilmektedir. Davis'in şahsi gözlemleri, tüm devletin resmî politikasıymış gibi genellenir. Büyükelçi Henry Morgenthau’nun 16 Temmuz 1915 tarihli telgrafının, "bir ırk imhası kampanyasının" yürütüldüğünü iddia ettiği belirtilmektedir. Morgenthau, tarafsız bir gözlemci değil, Ermeni tercümanların etkisi altında kalan siyasi bir figür olarak eleştirilse de müze onu "hakikatin sesi" olarak sunar. Halep Konsolosu Jesse Jackson’ın, tehcir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">konvoylarının durumunu detaylarıyla raporladığı söylenmektedir. Jackson'ın raporları, trajedinin en karanlık tasvirlerini içerir. Bu dökümanların, Amerikalıların doğrudan tanıklıkları olmaları hasebiyle müzenin en önemli belgeleri arasında sunulduğu görülmektedir. "Bakın, Türklerin dostu bile bunu söylüyor" imajı yaratılmaya çalışılır. Ayrıca, misyonerlerin topladığı yardımların kayıtlarının da bu arşivin bir parçası olduğu ifade edilmektedir. Near East Relief gibi kuruluşların yardımları, "hayatta kalanları kurtarma" destanı olarak anlatılır. Amerikan belgelerinin, olayın insani boyutunun kanıtı olarak sunulduğu değerlendirilmektedir. Duygusal yoğunluk, Amerikan pragmatizmiyle harmanlanmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.2. İngiliz Belgeleri (British)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerinin, "Mavi Kitap" (Blue Book) olarak bilinen raporla temsil edildiği görülmektedir. Mavi Kitap, o dönemde bir savaş propagandası aracı olarak üretilmiş olsa da müzede "tarafsız tarih belgesi" olarak sunulur. 23 Mayıs 1915’teki Üçlü Deklarasyon'un, Ermenilere yapılanların bir "insanlık suçu" olduğunu iddia eden ilk resmi belge olarak sunulduğu izlenmektedir. İnsanlığa karşı suç kavramı, ilk kez burada Ermeniler üzerinden tanımlanmış gibi gösterilir. Viscount Bryce’ın raporlarının, katliamların sistematik olduğunu ve merkezi hükümetten alınan emirlerle hareket edildiğini iddia ettiği belirtilmektedir. Bryce'ın Osmanlı karşıtı tutumu, belgelerin sunumunda asla zikredilmez. İngiliz istihbarat raporlarının, Ermeni askerlerin silahsızlandırılması hakkında veriler sağladığı söylenmektedir. Bu durum, Ermenilerin savunmasız bırakıldığı tezini desteklemek için kullanılır. Bu belgelerin, meselenin uluslararası hukuk kapsamına sokulmasının dayanağı olarak gösterildiği görülmektedir. Londra'nın o dönemki çıkarları, dökümanların arkasındaki gizli motivasyon olarak gizlenir. Müzenin, İngiliz belgelerini iddiaların hukuki meşruiyetini kanıtlamak için kullandığı değerlendirilmektedir. İngiliz devletinin ağırlığı, iddialara resmiyet katar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.3. Alman Belgeleri (German)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Osmanlı’nın müttefiki olan Almanya’nın arşivlerinin, Ermeni tezleri için kritik bir öneme sahip olduğu iddia edilmektedir. Müttefikin tanıklığı, inkarı imkansız bir itiraf gibi pazarlanır. Büyükelçi Wangenheim’ın raporunda, Talat Bey’in niyetlerini ifade ettiği iddiasına yer verildiği görülmektedir. Bu raporlar, Türk-Alman ilişkilerindeki gerilimlerden bağımsız ele alınmaz. Wolff-Metternich’in, Türk hükümetinin programından vazgeçmediğini raporladığı belirtilmektedir. "Program" kelimesi, her zaman "imha planı" olarak tercüme edilir. Johannes Lepsius tarafından hazırlanan raporların, müttefik bir devletin dahi olayları bu şekilde gördüğünü ispatlamak için sergilendiği söylenebilir. Lepsius, müzede Ermeni dostu bir kahraman olarak resmedilir. Alman subayların tehcir yollarında çektikleri iddia edilen fotoğrafların, vicdani bir reddedişin belgeleri olarak sunulduğu izlenmektedir. Militarizm ve merhamet arasındaki çatışma, görseller üzerinden işlenir. Bu belgelerin, iddiaların propaganda olduğu savunmasını çürütmek için kullanıldığı değerlendirilmektedir. "Almanlar bile yalan söylemez ya" mantığı ziyaretçiye aşılanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.4. Rus Belgeleri (Russian)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rus Çarlığı'nın arşivlerinin, Doğu Anadolu cephesindeki olayların tanıklığını yaptığı iddia edilmektedir. Rusya, Ermenilerin "koruyucusu" rolüyle bu belgelerde yer alır. Rus ordusunun ilerleyişi sırasında bulduğu iddia edilen toplu mezarlara dair raporların müzede yer tuttuğu görülmektedir. Ancak bu mezarların kimlere ait olduğuna dair antropolojik veriler genellikle eksiktir. Elçi Smirnov'un yazışmalarının, sivil halkın sistematik olarak sürgün edildiğini iddia ettiği belirtilmektedir. Rus emelleri, belgelerin satır aralarında gizlenmiştir. Rus Dışişleri Bakanı Sazonov’un, Osmanlı hükümetinin fiziki imha yoluyla sorunu çözmeye çalıştığını belirttiği söylenmektedir. Sazonov'un siyasi manevraları, "ahlaki bir uyarı" gibi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sunulur. Bu arşivlerin, operasyonların askeri dökümantasyonunu sağladığı ifade edilmektedir. Askeri disiplinle tutulan kayıtlar, iddialara teknik bir doğruluk katar. Rus belgelerinin, olayların coğrafi haritasını çıkarmada veri kaynağı olarak kullanıldığı değerlendirilmektedir. İşgal edilen topraklardaki veriler, Ermeni tezlerinin ana gövdesini oluşturur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.5. Fransız Belgeleri (French)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fransa’nın konsolosluk raporlarının, tehcirin etkilerini belgelediği iddia edilmektedir. Fransa'nın Ortadoğu'daki misyonu, bu belgelerin ideolojik temelini oluşturur. Konsolos Seon’un, Ermeni milletinin yok edilmekte olduğunu ifade ettiği raporuna yer verildiği görülmektedir. Seon'un duygusal dili, raporun objektifliğini gölgelemektedir. Fransız Parlamentosu'ndaki konuşmaların, kamuoyunun olayı bir felaket olarak algıladığını gösterdiği savunulmaktadır. Meclis tutanakları, o dönemki kamuoyu baskısının kanıtı olarak sunulur. Musa Dağı direnişçilerini kurtarma operasyonuna dair kayıtların, bir kurtuluş belgesi olarak sunulduğu izlenmektedir. Bu olay, Ermeni direnişinin sembolü olarak efsaneleştirilmiştir. Bu dökümanların, kurbanların hayatta kalma mücadelelerini belgelediği söylenmektedir. Fransız donanması, "insani müdahalenin" öncüsü olarak alkışlanır. Fransız arşivlerinin, diasporanın Avrupa'daki köklerini temellendirmek için kullanıldığı değerlendirilmektedir. Fransa, Ermeni davasının Avrupa'daki kalesi olarak gösterilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.6. Avusturyalı Belgeleri (Austrian)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arşivlerinin de benzer tanıklıklar sunduğu iddia edilmektedir. Viyana'nın raporları, Alman belgelerini tamamlayan bir müttefik tanıklığıdır. İstanbul Temsilciliği'nden gönderilen raporlarda, Türk hükümetinin planlarının artık bir sır olmadığının belirtildiği görülmektedir. "Sır" kelimesi, gizli bir suç ortaklığının ifşası gibi kullanılır. Avusturyalı diplomat Palavichini’nin, halkın maruz kaldığı şiddeti müttefik gözüyle raporladığı söylenmektedir. Palavichini'nin raporları, diplomatik bir nezaketten ziyade ağır bir eleştiri içerir. Avusturya belgelerinin, Osmanlı’nın müttefiklerinin bile durumdan rahatsız olduğunu ispatlamak amacıyla sergilendiği izlenmektedir. Müttefiklerin bile sırt çevirdiği bir yönetim imajı çizilir. Bu dökümanların, suçun evrensel olarak tanındığı tezini desteklediği değerlendirilmektedir. Dünya çapında bir mutabakat olduğu izlenimi verilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.7. Türk Belgeleri (Turkish - Talat Paşa)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müzenin, Osmanlı arşivlerinden sızdığı iddia edilen Türkçe belgeleri sergilediği görülmektedir. Bu belgeler, "failin kendi ağzından itirafı" olarak en ön plana çıkarılır. Talat Paşa’ya atfedilen ve "Ermenilerin varlığına son verilmesi" emrini içerdiği iddia edilen telgrafın, müzenin merkezî kanıtı olarak sunulduğu izlenmektedir. Andonian belgelerinin sahteliğine dair kanıtlar müze tarafından tamamen reddedilmektedir. Ayrıca, yetimlerin korunmasının "hükümetin amacına aykırı" olduğunu belirten yazışmaların sergilendiği görülmektedir. Bu belgelerle merhametin bile yasaklandığı bir rejim tasviri yapılır. Aram Andonian tarafından yayınlanan belgelerin, müze anlatısında gerçek emirler olarak sunulmaya devam ettiği belirtilmektedir. Akademik dünyada geçersiz sayılan bu evraklar, müzede hala en büyük "gerçek" olarak durmaktadır. İstanbul'daki mahkeme tutanaklarının, "suçun kabulü" olarak yorumlandığı değerlendirilmektedir. 1919-1920 yargılamaları, hukuki bir dayanak olarak sürekli hatırlatılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5. Araştırmalar, Medya ve Alıntılar (Research &amp; Media)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.1. Kaynakça (Selected Bibliography)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AGMI tarafından hazırlanan kaynakçanın, 2.000’den fazla eseri kapsadığı belirtilmektedir. Bu devasa kütüphane, iddiaların "bilgi ile kuşatıldığını" gösterir. Müze kütüphanesinin,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">iddiaların bilimsel altyapısını oluşturmayı amaçladığı görülmektedir. Farklı dillerdeki binlerce kitap, bir "akademik bariyer" oluşturur. Kaynakçanın, Ermeni tezlerinin küresel bir konsensüs olduğunu göstermeye çalıştığı değerlendirilmektedir. Karşı görüşteki eserler bu listede "inkar literatürü" başlığı altında marjinalleştirilir. Yayınların çokluğunun, konunun akademik ağırlığını temsil etmek için kullanıldığı söylenebilir. Nicelik, niteliğin önünde bir ikna aracı olarak kullanılır. Araştırmacılar için hazırlanan bibliyografyanın güncellendiği ifade edilmektedir. Her yeni yayın, anlatıya yeni bir tuğla ekler. Müzenin, kendi bünyesindeki tarihçilerle bu kaynakçaya katkıda bulunduğu görülmektedir. Kurum, hem bilgi üreten hem de o bilgiyi onaylayan bir mekanizmaya dönüşmüştür. Kütüphanenin, eserlerin bir kısmını internet üzerinden erişime açtığı belirtilmektedir. Dijital erişim, propagandanın hızını ve menzilini artırır. Yayınların kalitesinin, kurumun itibarının temeli olarak görüldüğü iddia edilmektedir. Estetik kapaklar ve prestijli baskılar, içeriğin doğruluğuna dair bir ön yargı oluşturur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.2. Kalanların Hikâyeleri ve Şahitler (Survivors &amp; Witnesses)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatta kalanların ses kayıtlarının, duygusal bir anlatı kurmak için kullanıldığı görülmektedir. Sesteki titreme, hiçbir belgenin veremeyeceği bir inandırıcılık sağlar. Yabancı şahitlerin biyografilerinin, uluslararası vicdanın tanıklıkları olarak sunulduğu izlenmektedir. Bu şahitler, Ermeni davasının "küresel havarileri" olarak kutsanır. Her şahitliğin, toplumsal belleğin inşasında bir veri olarak kullanıldığı değerlendirilmektedir. Bireysel hafıza, kolektif dogmanın yapı taşına dönüştürülür. Tanıklıkların, tarihin bireysel acılar üzerinden okunmasını sağladığı söylenmektedir. Büyük resimden ziyade, can yakan detaylar öne çıkarılır. Müzenin, sözlü tarih projeleriyle hafızanın aktarımını sağladığı ifade edilmektedir. Torunlar, dedelerinin anlatılarını birer kutsal miras gibi müzede kaydettirmektedir. Bu hikayelerin, kurbanları anonimlikten kurtarmayı hedeflediği görülmektedir. İsimsiz ölüler yerine, hikayesi olan kurbanlar yaratılır. Şahitlerin anlatılarının, sergi kurgusunda rehber olarak kullanıldığı izlenmektedir. Ziyaretçi, bir tanığın elini tutuyormuş gibi koridorlarda ilerler. Sesli rehberlerde, tanıkların seslerinden kesitlerin dinletildiği belirtilmektedir. Kulaklıktan gelen fısıltılar, kişisel bir itiraf etkisi yaratır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.3. Medya ve Alıntılar (Quotations)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Batı basınında çıkan haberlerin, kamuoyunun olaylardan haberdar olduğunu kanıtlamak için sergilendiği görülmektedir. New York Times gibi gazetelerin eski manşetleri, tarihsel bir noter onayı gibi kullanılır. Bazı entelektüellerin sözlerinin, trajedinin evrensel bir mesele olarak görüldüğünü kanıtlamaya yönelik olduğu değerlendirilmektedir. Aydınların sözleri, davaya entelektüel bir seçkinlik katar. Gazete manşetlerinin, konunun o dönemdeki yerini vurguladığı söylenebilir. Manşetlerdeki "Hristiyan katliamı" vurgusu, dini duyguları harekete geçirmek için öne çıkarılır. Bu alıntıların, küresel bir dayanışma geçmişi inşa etmek için kullanıldığı izlenmektedir. Ermenilerin dünyadan soyutlanmadığı, aksine dünyanın onları kurtarmaya çalıştığı masalı anlatılır. Haberlerin, konunun aktüelliğini ispatladığı savunulmaktadır. Yüz yıl önceki haberler, bugün hala geçerliymiş gibi sunulur. Alıntılar bölümünün, protesto seslerini bir araya getirdiği görülmektedir. Tarihsel bir öfke korosu yaratılmıştır. Bazı isimlerin beyanatlarının, ahlaki bir zemin kurma çabasının parçası olduğu düşünülmektedir. Ahlaki üstünlük, Ermeni tarafının en çok sarıldığı argümandır. Medya arşivinin, inkar tezlerini çürütmek için kullanıldığı iddia edilmektedir. "Bakın o zaman herkes yazmış" diyerek bugünkü şüpheler susturulmak istenir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Tanıma ve Uluslararası Lobi (Recognition)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6.1. Ülkeler ve Uluslararası Örgütler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözde soykırımı tanıyan devletlerin ve örgütlerin karar metinlerinin bu bölümde sergilendiği görülmektedir. Bu bölüm, müzenin "diplomatik zaferler galerisi"dir. Bu kararların, Ermeni tezlerinin siyasi meşruiyetinin kanıtı olarak sunulduğu izlenmektedir. Siyasi kararlar, bilimsel gerçeklerin yerine ikame edilir. Her yeni kararın, bir diplomatik kazanç olarak nitelendirildiği değerlendirilmektedir. Ülke bayrakları ve meclis kararları, bir koleksiyon gibi sergilenir. Tanıma kararlarının, meselenin hukuki bir gerçekliğe dönüştüğünün sembolü olarak gösterildiği söylenebilir. Hukuk ve siyaset arasındaki fark, burada tamamen bulanıklaşmıştır. Bazı kuruluşların belgelerinin, davanın evrenselliğini tescillediği iddia edilmektedir. Avrupa Parlamentosu veya Vatikan'ın açıklamaları "nihai hüküm" gibi sunulur. Müzenin, diasporanın lobi faaliyetlerini bir başarı hikayesi olarak anlattığı görülmektedir. Lobi gücü, Ermeni milletinin hayatta kalma ve intikam alma iradesi olarak kutsanır. Tanıma süreçlerinin, müzede özel duraklar olarak işlendiği izlenmektedir. Ziyaretçiye "bakın tüm dünya bizim yanımızda" güveni verilir. Bu bölümün, ziyaretçiye küresel bir kabul mesajı vermeyi amaçladığı düşünülmektedir. Yalnızlık duygusu, yerini güçlü bir aidiyete bırakır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6.2. Taşra Yönetimleri ve Kamusal Dilekçeler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yerel yönetimlerin kararlarının ve toplanan imzaların da müze arşivinde olduğu belirtilmektedir. Eyalet veya belediye düzeyindeki kararlar bile büyük bir ehemmiyetle sergilenir. Bu kararların, lobi gücünün ve tabandan gelen baskının sonucu olarak sergilendiği görülmektedir. Ermeni toplumunun bulunduğu her yerde "hakikat" için savaştığı mesajı verilir. Dilekçelerin, halkların taleplerinin siyasete yön verdiğini kanıtlamak için kullanıldığı değerlendirilmektedir. Demokrasi, Ermeni tezlerinin yayılması için bir araç olarak sunulur. Yerel kararların, farkındalık ağının yaygınlığını temsil ettiği söylenebilir. Mesele sadece başkentlerde değil, kasabalarda bile gündemdir denilmek istenir. Belediye meclislerinin kararlarının, halk desteğinin kanıtı olarak saklandığı izlenmektedir. Sıradan insanların desteği, anlatıya samimiyet katar. Kamuoyu oluşturma çabalarının, müzenin misyonuyla birleştirildiği görülmektedir. Her ziyaretçi, birer "hafıza elçisi" olmaya davet edilir. İmza kampanyalarının, Ermeni davasının karşılığını gösterdiği iddia edilmektedir. Kağıt üzerindeki binlerce isim, bir "adalet ordusu" gibi sunulur. Bu bölümün, sivil çabaların siyasi güce dönüşmesini örneklediği düşünülmektedir. Bireysel çabanın nasıl "soykırım kararına" dönüştüğü anlatılarak motivasyon sağlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7. Etkinlikler ve Delegasyonlar (Events)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7.1. Delegasyonlar ve Museum G-Brief</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müzenin, resmi heyetlerin ziyaret etmesi gereken bir protokol durağı olarak konumlandırıldığı görülmektedir. Burası, Ermenistan'ın "siyasi kıblesi" haline getirilmiştir. Liderlerin anı defterine yazdıkları notların, müzenin meşruiyetini onaylayan belgeler olarak sunulduğu izlenmektedir. Her imza, Türkiye'ye karşı atılmış bir diplomatik gol olarak kutlanır. "Museum G-Brief" bülteninin, bu ziyaretleri dünyaya duyurduğu belirtilmektedir. Bülten, müzenin küresel etkisini belgeleyen bir propaganda gazetesidir. Resmi ziyaretlerin, müzenin anlatısına verilen onayı simgelediği değerlendirilmektedir. Ziyaretçi lider, farkında olsa da olmasa da anlatının bir parçası haline getirilir. Bazı dünya liderlerinin ziyaret fotoğraflarının müzede yer aldığı görülmektedir. Liderlerin kederli yüz ifadeleri, müzenin başarısının birer tescilidir. Ziyaretler sırasında tutulan seremonilerin, sembolik birer rükün olduğu söylenebilir. Ritüeller, olayı tarihsel bir gerçeklikten dini bir inanca dönüştürür. Delegasyonların, anıta çiçek bırakırken çekilen karelerinin desteği simgelediği iddia edilmektedir. Çiçekler, sessiz birer biat sembolü gibi sunulur. Bültenin, müzenin diplomasideki konumunu teyit ettiği düşünülmektedir. Müze, Ermenistan Dışişleri'nin bir şubesi gibi çalışmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7.2. Haberler, Konferanslar ve Linkler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enstitünün, konferanslar düzenleyerek akademisyenleri bir araya getirdiği görülmektedir. Konferanslar, tek sesli bir koro oluşturmanın akademik yöntemidir. Bu etkinliklerle sözde soykırım çalışmaları alanında bir ağ kurulduğu izlenmektedir. Bu ağ, dünyadaki tarih kürsülerini denetleyen bir entelektüel polise dönüşmektedir. Müzenin, diğer trajedilerle karşılaştırmalı çalışmalar yaparak meseleyi evrensel bir düzleme çekmeye çalıştığı değerlendirilmektedir. Ruanda veya Holokost ile kurulan bağlar, 1915'i "soykırımlar arası bir köprü" yapar. Haberlerin, benzer kurumlarla yapılan iş birliklerini duyurmak için kullanıldığı görülmektedir. Küresel bir "mağduriyet koalisyonu" kurulmaktadır. "Linkler" bölümünün, diğer araştırma merkezlerine erişim sağladığı belirtilmektedir. Bu dijital köprüler, yanlış bilginin hızla yayılmasına hizmet eder. Konferans çıktılarının, iddiaların bilimsel literatürdeki yerini sağlamlaştırmayı amaçladığı söylenebilir. Yayınlanan her bildiri, "bilimsel gerçek" etiketiyle dolaşıma sokulur. Haber merkezinin, resmi açıklamalara karşı kurumsal bir yanıt üretme birimi gibi çalıştığı iddia edilmektedir. Türkiye'den gelen her açıklamaya anında "anti-tez" üretilir. Etkinlik takviminin, önemli tarihsel olaylarla uyumlu planlandığı görülmektedir. Zamanlama, kamuoyu algısını yönetmek için bir araçtır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8. Müze ve Enstitü Birimleri (Museum &amp; Institute)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8.1. Müze Bilgisi ve Sergiler</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Daimi Sergi: Tarihsel anlatının sunulduğu salonlar. Burası, ideolojinin omurgasıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Geçici ve Online Sergiler: Tematik dijital ve fiziksel sunumlar. Gündeme göre değişen propaganda başlıklarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Gezici Sergi: Dünya genelinde dolaştırılan panolar. Propagandanın "mobil" hali, her yere ulaşmayı hedefler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Anma Kartları: Kurbanların anısına hazırlanan materyaller. Ziyaretçinin eve götürebileceği "taşınabilir bir travma" dır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sergi alanlarının, interaktif araçlarla desteklendiği görülmektedir. Teknoloji, yalanı daha çekici ve inandırıcı kılmak için kullanılır. Müze mimarisinin, ziyaretçiye belirli bir atmosfer yaşatacak şekilde tasarlandığı söylenebilir. Betonun soğukluğu, acının kalıcılığını simgeler. Aydınlatma ve ses sisteminin, duygusal etkiyi artıracak şekilde kurgulandığı izlenmektedir. Karanlık, ziyaretçiyi dış dünyadan koparıp sadece kurgulanan tarihe odaklatır. Öğrencilere yönelik turlar düzenlendiği belirtilmektedir. Çocuk zihinleri, burada devlet ideolojisine uygun olarak formatlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8.2. Enstitü Birimi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Amaçlar: İddiaları araştırmak ve resmi tezlere yanıt üretmek. Araştırma, sadece sonuçları önceden belli olan iddialar için yapılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Yayınlar: Yayınlanan yeni kitaplar ve belgeler. Her kitap, birer "entelektüel cephane"dir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Bilimsel Dergi: International Journal of Armenian Genocide Studies. Dergide sadece Ermeni tezlerine hizmet eden makaleler yer alır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Kütüphane ve Arşiv: Araştırmacılara açık veri deposu. Burası, iddiaların "kutsal emanetler" dairesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enstitünün, belgeleri dijitalleştirme çalışmalarını sürdürdüğü görülmektedir. Dijital arşiv, inkarı imkansız bir "veri seli" yaratma çabasıdır. Yeni nesil uzmanlar yetiştirmeyi hedeflediği izlenmektedir. Sözde soykırım meselesini "meslek" edinen bir ordu</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">kurulmaktadır. Bilimsel derginin, saygın indekslerde yer almayı hedeflediği söylenebilir. Akademik prestij, siyasi amaçlara alet edilmektedir. Arşiv biriminin, bağışlanan dökümanları tasnif ettiği belirtilmektedir. Sıradan bir aile mektubu bile, devlet suçunu ispatlayan bir belge olarak etiketlenebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9. Tsitsernakaberd Anıt Kompleksi (Tsitsernakaberd Monument)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.1. Tanıtım, Tarihçe ve Efsane</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tsitsernakaberd, Erivan’da 1967’de tamamlanmış bir komplekstir. Sovyet baskısına rağmen yükselen bu anıt, Ermeni milliyetçiliğinin uyanış sembolüdür. İsmin, kırlangıçlarla ilgili bir efsaneden geldiği belirtilmektedir. Efsane, politik bir mekana ruhani bir derinlik katar. 1965’teki gösteriler sonrası inşa edildiği bilinmektedir. Halkın sokağa taşan öfkesi, bu beton yapıda kurumsallaştırılmıştır. Tepenin konumunun, anıtın şehirden görülmesini sağlayacak şekilde seçildiği görülmektedir. Anıt, Erivan üzerinde yükselen bir "vicdan azabı" veya "yemin dağı" gibidir. Anıtın inşasının, Ermeni ulusal bilincinin bir dışavurumu olarak kabul edildiği izlenmektedir. Dağılmış bir milleti, ortak bir acı etrafında toplama projesidir. Mimarların, yapıyı Ermeni ruhunun bir simgesi olarak tasarladıkları iddia edilmektedir. Modern mimari, kadim acıları anlatmak için kullanılmıştır. İnşaat sürecinin, halk desteğiyle tamamlandığı söylenmektedir. Her bir taş, halkın öfkesi ve beklentisiyle yoğrulmuştur. Anıtın duruşunun, bir adalet simgesi olarak görüldüğü değerlendirilmektedir. Göğe yükselen sütunlar, bir "adalet feryadı"dır. Sovyet döneminde ulusal kimliğin bu anıtla bulunduğu ileri sürülmektedir. Komünizm bile bu güçlü etnik kimliği bastıramamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.3. Mimari Yapı ve Sembolizm</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· 44 Metrelik Stel: Bölünmüşlüğü ve yeniden doğuşu simgelediği iddia edilen sütun. Kılıç gibi göğe uzanan bu yapı, halkın direnç gücünü temsil eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Sonsuzluk Tapınağı (12 Sütun): Kaybedilen vilayetleri temsil ettiği ileri sürülen levhalar. Levhaların eğimi, yas tutan insanların boyun büküşünü simgeler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Ebedi Ateş: 12 sütunun ortasındaki ateş. Asla sönmeyen bu ateş, intikamın ve hafızanın sıcaklığını temsil eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">· Anıt Duvarı: Kasaba isimlerinin yazılı olduğu blok. İsimler, terk edildiği iddia edilen "vatan topraklarının" tapu kayıtları gibi işlenmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mimari tasarımın, ziyaretçiyi bir yas atmosferine yönlendirdiği görülmektedir. Ziyaretçi, merdivenlerden indikçe dünyanın gürültüsünden uzaklaşıp acının sessizliğine gömülür. Taş kullanımının, acının sarsılmazlığını temsil ettiği söylenmektedir. Sert bazalt, Ermeni kimliğinin de sertliğini yansıtır. Sütunların yapısının, yas tutan insanları simgelediği iddia edilmektedir. On iki dev sütun, sanki bir cenaze namazına durmuş devler gibidir. Stel'in, acıyı ve umudu temsil ettiği değerlendirilmektedir. Bölünmüş sütun, Doğu ve Batı Ermenistan'ın ayrılığını ama aynı zamanda yeniden birleşme arzusunu fısıldar. 12 sütunun Osmanlı vilayetlerini simgelediğine inanıldığı belirtilmektedir. Bu sembolizm, bugünkü Türkiye topraklarına yönelik irredantist bir bakış açısıdır. Ebedi ateşin, ruhların sönmeyeceği inancını pekiştirmeyi amaçladığı görülmektedir. Ziyaretçiler, ateşin başında dururken birer "hafıza nöbetçisi" ne dönüşür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.4. Hatıra Parkı ve Anma Günü</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anıt çevresindeki parkın, liderlerin diktiği ağaçlardan oluştuğu görülmektedir. Her ağaç, yabancı bir devletin Ermeni tezlerine verdiği desteğin "canlı" bir tanığıdır. Her 24 Nisan'da çiçeklerin buraya bırakıldığı bilinmektedir. Yüz binlerin yürüyüşü, bir ulusal gövde gösterisidir. Çiçeklerin geri dönüştürüldüğü belirtilmektedir. Ölüler için getirilen çiçeklerin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">kağıda dönüştürülmesi, "acıdan üretim yapma" felsefesinin bir parçasıdır. Bu törenin, hafızanın aktarım yolu olduğu değerlendirilmektedir. Törenler, çocuklara kime karşı öfke duymaları gerektiğini öğreten pratik derslerdir. Parktaki ağaçların, uluslararası desteğin sembolleri olduğu söylenmektedir. Diplomatik bir orman yaratılmıştır. Geri dönüşümün, hayat ve ölüm felsefesini simgelediği iddia edilmektedir. Ölümden hayat, acıdan kağıt ve kalem doğmaktadır. Yürüyüşlerin, anıtın manevi gücünü gösterdiği izlenmektedir. Sessiz yürüyüş, birikmiş bir öfkenin en disiplinli halidir. Burasının, Ermeni toplumu için bir birleşme noktası olduğu sölenmektedir. Farklı siyasi görüşteki Ermeniler, sadece bu tepede tek bir vücut haline gelirler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç: Bir İddia Merkezinden Küresel Siyaset Aracına</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AGMI ve Tsitsernakaberd'in, 1915 olaylarına dair Ermeni tezlerinin kurumsallaşmış hali olduğu görülmektedir. Bu kurum, bir tarihin değil, bir davanın merkezidir. Analizin, bir trajedinin nasıl bir hafıza merkezine dönüştürüldüğünü ortaya koyduğu değerlendirilmektedir. Trajedi, burada siyasi bir sermayeye dönüştürülmüştür. Her unsurun, Ermeni davasını uluslararası siyasette tutmak için kurgulandığı söylenebilir. Müzenin her köşesi, Türkiye'yi dünyadan izole etmek için planlanmıştır. Bu mekanizmanın, Türkiye’nin tezlerine karşı bir baraj oluşturduğu görülmektedir. Akademik barajlar, gerçeklerin serbestçe tartışılmasını engellemektedir. Müzenin, tanıklığı hukuki bir dile tercüme etmeye çalıştığı izlenmektedir. Mağduriyet, tazminat ve toprak taleplerinin gerekçesi haline getirilmiştir. Kurumun sunduğu anlatının, lobicilik faaliyetlerinin kaynağı olduğu iddia edilmektedir. Dünyadaki tüm Ermeni lobileri, buradan aldıkları veri ve görsellerle hareket etmektedir. Müzenin varlığının, tarihsel meşruiyet davasını ürettiği düşünülmektedir. Burası, hayali bir mahkemenin hem kürsüsü hem de sergi salonudur. Enstitünün başarısının, bir olaydan siyasi bilinç üretmesi olduğu savunulmaktadır. Tarih, burada bir ideolojiye feda edilmiştir. Ziyaretçilerin burada hayatların siyasi yansımalarını gördükleri iddia edilmektedir. Sıradan bir ziyaret, siyasi bir beyin yıkama seansına dönüşmektedir. Arşivlerden kurulan ağın, anlatının gerçeklik olarak sunulmasını sağladığı görülmektedir. Bilgi bombardımanı, şüpheyi yok etmektedir. Ebedi ateşin, anıyı ve siyasi inancı temsil ettiği söylenmektedir. İnanç, kanıtın önüne geçmiştir. Bu yapının, Ermeni tarafı için varlığın sembolü olduğu değerlendirilmektedir. Anıt yıkılırsa, Ermeni kimliğinin de yıkılacağı korkusu aşılanmıştır. Ziyaretçilerin, kurgulanan tarihin ortağına dönüştürüldüğü izlenmektedir. Ziyaretçi, müzeden çıkarken bu anlatının bir "mücahidi" haline gelir. AGMI'nin, bu iddiaları yeni mecralara taşıma görevini sürdüreceği düşünülmektedir. Dijital dünya ve yapay zeka, müzenin yeni savaş alanları olacaktır. Uluslararası ilişkilerde bu merkezin, normalleşme önünde bir engel olduğu belirtilmektedir. Çünkü burası, nefretin anıtsallaştığı yerdir. Hafızanın kurumsallaşmasının, meseleyi insan hakları davası haline getirdiği söylenmektedir. Böylece Türkiye'nin her savunması "insan hakları ihlali" gibi yansıtılmaktadır. Müzenin, dinamik bir yapı olduğu görülmektedir. Sürekli değişen sergilerle, düşmanlık her zaman taze tutulmaktadır. Sonuç olarak Tsitsernakaberd'in, yas yeri ve tanınma mücadelesinin kalbi olduğu değerlendirilmektedir. Ancak bu kalp, barış değil hınç pompalamaktadır. Adalet arayışının, bu anıt ve belgelerle sürdürüldüğü iddia edilmektedir. İstenen adalet değil, tek taraflı bir cezalandırmadır. Türkiye’nin itirazlarına rağmen, bu merkezin kendi "hakikatini" sunduğu söylenmektedir. Bu hakikat, karşı tarafın sesini boğan bir gürültüdür. Bu tepenin, Ermeni ulusal anlatısının bir kalesi olarak görüldüğü belirtilmektedir. Kalenin surları, gerçek bir tarihsel diyaloğun önündeki en büyük engeldir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynakça-Bibliography https://genocide-museum.am/trk/index.php</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:09:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vuslat Derneği’nden Ramazan’a Bir Soru: “Paylaşmasak Ne Olur?”</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vuslat-derneginden-ramazana-bir-soru-paylasmasak-ne-olur-7710</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/vuslat-derneginden-ramazana-bir-soru-paylasmasak-ne-olur-7710</guid>
                <description><![CDATA[Vuslat Derneği’nden Ramazan’a Bir Soru: “Paylaşmasak Ne Olur?”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Vuslat Derneği’nden Ramazan’a Bir Soru: “Paylaşmasak Ne Olur?”</p>

<p>Takvim Ramazan’ı yazdığında, aslında bir soru yazılmış olur: Paylaşacak mıyız?<br />
Ramazan, insanın kendine, komşusuna ve dünyaya yeniden baktığı bir zaman dilimidir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2024/32a8b3bb-6629-446f-9390-dd33ff715705.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Vuslat Derneği bu yıl çalışmalarını tek bir sorunun etrafında sürdürüyor:<br />
“Paylaşmasak ne olur?”</p>

<p>Bu soru bir kampanya sloganından öte, bir muhasebe çağrısı niteliği taşıyor. Çünkü bazen eksik kalan bir sofra, sessiz kalan bir çocuk, karanlıkta kalan bir ev; yalnızca geciken bir paylaşımın sonucudur.</p>

<p>Dernek, küçük bir katkının bir ailenin yükünü hafifletebileceğini, bir çocuğun yüzünü güldürebileceğini hatırlatarak kamuoyunu düşünmeye davet ediyor.</p>

<p>Paylaşmak Bir Yardım Değil, Bir Sorumluluktur</p>

<p>Vuslat, paylaşmayı yalnızca bir yardım faaliyeti olarak değil, toplumsal dayanışmanın temel unsuru olarak değerlendiriyor. Ramazan’ın ruhunu diri tutan şeyin; birlikte olma, yükü bölüşme ve eksikleri tamamlama bilinci olduğuna dikkat çekiliyor.</p>

<p>Türkiye’de ve kriz bölgelerinde yürütülen insani yardım faaliyetleri Ramazan ayında daha da yoğunlaştırılıyor. Gazze başta olmak üzere Afrika ve Asya’da yoksulluk, kuraklık ve çatışmalardan etkilenen bölgelere gıda, nakdi destek ve iftar organizasyonları ulaştırılıyor.</p>

<p>Gazze Öncelikli Bölgeler Arasında</p>

<p>7 Ekim’den bu yana Gazze’ye su, yakıt, tıbbi malzeme, hijyen ürünleri, kumanya, sıcak yemek, çadır ve giyim yardımı ulaştıran dernek, Ramazan boyunca desteklerini artırmayı hedefliyor. Bölgede her gün iftar sofraları kuruluyor; imkânlar dâhilinde sahur organizasyonları gerçekleştiriliyor ve ailelere düzenli gıda desteği sağlanıyor.</p>

<p>Ramazan ayı kapsamında:<br />
Yurt içi ve yurt dışında kumanya dağıtımları<br />
Medreselerde iftar organizasyonları<br />
Yetim, öğrenci ve dar gelirli ailelere nakdi destek<br />
Fitre ve fidye bağışlarının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması<br />
Zekât bağışlarının yetimler ve muhtaç ailelere yönlendirilmesi gibi çalışmalar yürütülüyor.</p>

<p>Bayramda da Yüzler Gülmeli</p>

<p>Vuslat Derneği, Ramazan Bayramı’nda Türkiye’de ve yurt dışında ihtiyaç sahibi çocuklar ile yetimlere bayramlık kıyafet ve harçlık desteği sağlamayı planlıyor. Amaç, bayram sabahının yalnızca bazı evlerde değil, her evde sevinçle karşılanması.</p>

<p>Bu Ramazan Vuslat’ın sorduğu soru hâlâ masada:</p>

<p>Paylaşmasak ne olur?</p>

<p>Belki bir sofra eksik kalır.<br />
Belki bir çocuk o gün gülmez.<br />
Belki bir ev karanlıkta kalır.</p>

<p>Ama paylaştığımızda; eksik tamamlanır, mesafe kısalır, umut çoğalır.</p>

<p>Detaylı bilgi ve bağış seçenekleri için:<br />
? www.vuslat.org.tr</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 20:36:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜŞÜNCEDE 90 SANİYE KURALI</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dusuncede-90-saniye-kurali-7709</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/dusuncede-90-saniye-kurali-7709</guid>
                <description><![CDATA[DÜŞÜNCEDE 90 SANİYE KURALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>DÜŞÜNCEDE 90 SANİYE KURALI</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihninize gelen olumsuz bir düşünceyi 90 saniyeden fazla tutarsanız, bu durum sadece ruh hâlinizi değil, bedeninizi de etkilemeye başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer o düşünce 15 dakika boyunca zihninizde dönüp durursa, artık yıpratıcı bir etki oluşturur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü beyin, düşündüğünüz şeyi “gerçek bir deneyim” gibi algılar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçmişte yaşadığınız bir olayı tekrar hatırladığınızda, bedeniniz o anı yeniden yaşıyormuş gibi tepki verir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nabzınız hızlanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adrenalin ve kortizol yükselir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaslar gerilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Stres artar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beden, zihindeki ile gerçekte olanı ayırt edemez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihninizde neyi taşıyorsanız, bedeniniz onu yaşar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı durum olumlu düşünceler için de geçerlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Size huzur veren bir anıyı hatırladığınızda ya da gerçekleşmesini istediğiniz güzel bir tabloyu hayal ettiğinizde; bedeniniz yine aynı şekilde tepki verir. Bu kez mutluluk hormonları devreye girer, yüzünüz yumuşar, içiniz genişler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden farkındalık çok önemlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşüncenizi seçmek, ruh hâlinizi seçmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olumsuz düşünceleri içinizde büyütmeyin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onları fark edin, kabul edin ve serbest bırakın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayın:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşünce, duyguyu doğurur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihninizde ne varsa, bedeninizde onu yaşarsınız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihninizi temiz tutun ki kalbiniz huzurlu, bedeniniz sağlıklı olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENDİNİ KURTARMANIN GÜCÜ</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-kurtarmanin-gucu-7708</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-kurtarmanin-gucu-7708</guid>
                <description><![CDATA[KENDİNİ KURTARMANIN GÜCÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KENDİNİ KURTARMANIN GÜCÜ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sana zarar veren birini anlamaya çalışmak, her zaman erdem değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bazı insanlar, doğaları ya da seçimleri gereği incitir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu istemeden yapmaları, verdikleri zararı ortadan kaldırmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birisi seni kırdıysa, aldattıysa, ihanet ettiyse, onun korkularına, geçmişine&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ya da nedenlerine çözüm aramak, senin iyileşmeni geciktirir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl soru, "Neden yaptı?" değil,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Ben şimdi kendimi nasıl korurum?" olmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevap aramak, yardım aramanın önüne geçtiğinde, acı derinleşir, zaman kaybedilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes seni anlayacak kadar dürüst değildir, herkes zarar verdiğini kabul edecek kadar cesur değildir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden, her yaraya açıklama gerekmez, her hikaye kapanış istemez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazı ilişkilerde, ders olmak için yaşanır, sürünmek için değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek güç, seni incitenin karanlığında adalet aramakta değil, kendini seçip oradan uzaklaşabilmektedir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini kurtarmak, bencillik değil, hayatta kalmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Örneğin, tarlada eken tohumlar gibi, hayatımızda da bazı şeyler filizlenmeyebilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bu, yeni tohumlar ekmemize ve tarlamızı yeniden canlandırmamıza engel değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Aynı şekilde, seni inciten ilişkilerden uzaklaşarak, yeni ilişkiler kurabilir ve hayatını yeniden canlandırabilirsin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ya da, bir bahçeyi sularken, bazı bitkilerin solduğunu görürsün.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onun yerine, solmanın nedenlerini düşünmek yerine, yeni bitkiler ekebilir ve bahçeni yeniden canlandırabilirsin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendini kurtarmak, en büyük zaferdir. Kendini seçmek, en büyük cesarettir. Seni incitenlerden uzaklaşmak, en büyük özgürlüktür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen, kendi hayatının kahramanı olmaya hak kazandın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi ayakların üzerinde dur, kendi yolunu çiz, kendi kaderini yaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, senin için büyük bir fırsat, onu değerlendirmek senin elinde.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:06:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Namazda Sağ ve Sol Omuz Selamı: İçsel Melek ve Gölge Farkındalığı</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/namazda-sag-ve-sol-omuz-selami-icsel-melek-ve-golge-farkindaligi-7707</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/namazda-sag-ve-sol-omuz-selami-icsel-melek-ve-golge-farkindaligi-7707</guid>
                <description><![CDATA[Namazda Sağ ve Sol Omuz Selamı: İçsel Melek ve Gölge Farkındalığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Namazda Sağ ve Sol Omuz Selamı: İçsel Melek ve Gölge Farkındalığı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Namaz kılıyordum. Bir anda sağ ve sol omuzlarıma selam verirken içimde bir sorgu belirdi; belki de Rabbimden gelen bir ilham meleği bana dokundu. “Rabbim, bu bana bir hediye,” dedim kendi kendime. “Kime selam veriyoruz? Kendimden kendime mi selam ediyorum? Neden insana selam verirken baş aşağı bir hareket var, ama namazda sağ ve sol omuzları kullanıyoruz?”</p>

<p>Düşündükçe fark ettim ki, bu selam sadece bir ritüel değil; hem beden, hem ruh, hem de bilinçle yapılan bir köprü. Sağ ve sol omuz, insanın içsel dengesi, iyi ve kötü yanları arasında bir hat gibi… Selam vermek, o iki tarafı fark etmek, varlıklarımızın ve görevlerimizin bilincine varmak demek. Namazda omuzlarla yapılan selam, göğe ve dünyaya bir hatırlatma: “Ben buradayım, bilincimle farkındayım, teslimiyet içindeyim.”</p>

<p>Bazen karanlık yanlarımla, gölge yanlarımla tanışıyorum; bazen de aydınlık ve iyi yanlarımı görüyorum. Burada seçim bana düşüyor: karanlığı mı, aydınlığı mı seçeceğim? Ama fark ettim ki, bu seçim bile evrenin büyük düzeninde bir görev: Şeytan da karanlık ve gölge yanlarımızda bir görev üstlenmiş değil mi? Melek de nuruyla bir görevde değil mi? İnsan da dünyada bir görevli değil mi?</p>

<p>Her bir yaradılış, her bir varlık, Allah’ın takdiriyle bir görev üzerine dünyaya gelmiştir. Kötülük de bir görevdir, iyilik de bir görevdir. Bizim sorumluluğumuz, bu görevlerin farkında olmak ve kendi rolümüzü bilinçle yerine getirmektir. İşte namaz, selam ve dua; içimizdeki melekleri ve gölge yanlarımızı hatırlatır, görevimizi fark ettirir ve bilincimizi aktive eder.</p>

<p>✨ Bir hediye</p>

<p>İçsel Melek ve Gölge Farkındalığı Meditasyonu</p>

<p>Bu meditasyonla hem aydınlık yanlarınızı güçlendirebilir hem de gölge yanlarınızla barışabilirsiniz. Kendinize 5 dakikanızı ayırın ve içsel rehberinizle bağlantı kurun.</p>

<p>?&nbsp;İçsel Melek ve Gölge Farkındalığı Meditasyonu (5 Dakika)</p>

<p>Hazırlık: Sessiz ve rahat bir yer seç. Omurgan dik, gözlerin kapalı. Derin bir nefes al.</p>

<p>1️⃣ Nefesle Merkezlenme:</p>

<p>3 derin diyafram nefesi al, 3 saniye tut, yavaşça ver.</p>

<p>Nefesinle bedenini hisset, ayaklarının yere temasını, oturduğun koltuk veya zemini fark et.</p>

<p>2️⃣ İçsel Meleğini Çağır:</p>

<p>İçinde seni koruyan, yol gösteren, sevgi ve nur taşıyan bir varlık hayal et.</p>

<p>Ona bir isim ver, ışığını ve sıcaklığını hisset.</p>

<p>“Beni koruyor, rehberlik ediyor, bana ışık ve güven veriyor” diye sessizce söyle.</p>

<p>3️⃣ Gölge Yanınla Tanışma:</p>

<p>Şimdi karanlık veya gölge yanlarını fark et. Korkma, suçlama yok.</p>

<p>“Bu yanlarım da bir görevde, beni koruyor ve bana ders veriyor” diye içinden geçir.</p>

<p>Gölge yanını kabul et, onu küçümseme.</p>

<p>4️⃣ Seçim ve Birleştirme:</p>

<p>Meleğin nurunu ve gölge yanını zihninde bir araya getir.</p>

<p>Şöyle söyle:</p>

<p>“Ben aydınlığı ve karanlığı fark ediyorum. İkisi de benim bir parçam. Görevimi bilerek hareket ediyorum.”</p>

<p>Omuzlarını hafifçe geriye at, göğsünü aç, kendini güçlenmiş hisset.</p>

<p>5️⃣ Nefesle Tamamlama:</p>

<p>3 derin nefes al, yavaşça ver.</p>

<p>Gözlerini açmadan önce kendi bedenine ve varlığına teşekkür et.</p>

<p>✨ Not: Bu meditasyonu her gün 5 dakika uygularsan, hem içsel rehberinle hem de gölge yanlarınla barışabilir, farkındalığını güçlendirebilirsin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>@gamzeilefarkindalik</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gamze Arslan</p>

<p>Yaşam-Farkındalık Koçu&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:58:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSTİĞFAR DUÂSI</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/istigfar-duasi-7706</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/istigfar-duasi-7706</guid>
                <description><![CDATA[İSTİĞFAR DUÂSI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSTİĞFAR DUÂSI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birçok âyet-i kerîmede; (Beni çok zikr edin!) ve İzâ câe sûresinde; (Bana istiğfâr edin. Duâlarınızı kabûl eder, günahlarınızı af ederim!) buyuruldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görülüyor ki, Allahü teâlâ, çok istiğfâr edilmesini emrediyor. Bunun için, Muhammed Ma’sûm hazretleri, ikinci cild,&nbsp;<a href="http://80.ci/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://80.ci">80.ci</a>&nbsp;mektûbunda buyuruyor ki; “Bu emre uyarak, her namazdan sonra, üç kerre istiğfâr duâsı okuyorum ve 67 kerre Estağfirullah diyorum. İstiğfâr duâsı; Estağfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh)dir. Siz de bunu çok okuyunuz! Herbirini söylerken, mânâsını; Beni af et Allahım! olarak düşünmelidir. Okuyanı ve yanındakileri, derdlerden, sıkıntılardan kurtarır. H.536, M.1142) de vefat etdi. Miftâh-ün-necât kitâbında buyuruyor ki;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bir kimse tevbe ve istiğfâr eder ve şartlarını yaparsa, her geçdiği sokak ve her oturduğu yer iftihar eder. Ay, güneş, yıldızlar, onun için duâ eder. Kabri Cennet bağçesi olur. Böyle tevbe nasip olmayan kimse, böyle tevbe yapanlarla beraber olmalıdır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İbâdetlerin en kıymetlisi, evliyâyı sevmekdir.” “Tevbe ve istiğfâr edenin bütün günâhları af olur.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tevbe kalb ile olur. İstiğfâr söylemekle olur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Namaz Kitabı: 191</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 11:42:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan: Nefsin Doğru Yolu Buluşu</title>
                <category>Muammer Gezer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-nefsin-dogru-yolu-bulusu-7705</link>
                <author>mgezer178@gmail.com (Muammer Gezer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-nefsin-dogru-yolu-bulusu-7705</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan: Nefsin Doğru Yolu Buluşu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan: Nefsin Doğru Yolu Buluşu</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan, sadece bir ayın adı değil; bir dirilişin, bir arınmanın ve bir ümmet bilincinin yeniden inşasısın adıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyanın dört bir yanında aynı hilalin altında oruca niyet eden 1.8 milyar mümin, aynı ruhu kuşanır. Ramazan, İslam alemi içi takvimde bir zaman dilimi değil; kalbin Rabbine yöneldiği, toplumun yeniden inşa ettiği, nefsin fıtratını hatırladığı müstesna bir mevsimdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu ayda ilahi kelamın yeryüzüne indirilişini anımsarız. Zira Kur’an, bu ayda nazil olmuştur. Camilerde mukabeleler okunur, evlerde hatimler yapılır, diller istiğfarla ıslanır. Oruçla beden terbiye edilirken, Kur’an’la ruh dirilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan, aynı zamanda ümmet olma şuurunun güçlendiği bir zamandır. Endonezya’dan Fas’a, Suriye’den Bosna’ya kadar milyonlarca Müslüman aynı bilinçle iftar eder, sahura kalkar. Bu eşzamanlı kulluk hali, bizlere sınırların üstünde bir kardeşlik bilinci verir. Ulusçu bir bakış değil; Ümmetçi bir duruşun nişanesidir. Açlığın ve susuzluğun ortak tecrübesi, kalpleri birbirine yaklaştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son yıllarda Ramazan’ın en görünür ibadetlerinden biri olan Teravih namazı etrafında yapılan tartışmalar ise bu büyük iklimin ruhuna zarar verdiğini görmekteyiz. Teravih 8 rekat mı, 20 rekat mı? Cemaatle mi, ferdi mi? Oysa tarih boyunca İslam ümmet farklı uygulamaları bir zenginlik olarak görmüş, ihtilafı bir çatışma sebebi değil rahmet vesilesi kabul etmişlerdir. Ülkemizde genelde cemaatle 20 rekat olarak kılınan Teravih namazı; iftardan sonra bir bardak çayı hızlı yudumlayarak camiye yetişmeye çalışırken yaşanan heyecanın hayat bulmuş halidir. Birkaç gün önce Şam’da düzenlenen İslami bir buluşmayı online takip etmiştim. Suriye Müftüsü Usame el-Rıfai; 20 rekat ile cemaatle kılmayı tavsiye ederken, bununla birlikte de bölgelerde takip edilen geleneğe de saygı duyulması gerektiğini hocalara nasihat etmişti. İşte tamda bu tutum ümmet olmanın bir göstergesidir. Unutulmaması gereken en önemli mesele ise, ahir zamanın getirdikleri ile birlikte zaten camiden ve cemaatten uzağız. Teravih gibi vesileleri kovalamak, kısa da olsa dünyaya bir mola vermemiz gerekmez mi!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kandil vaazında kürsüden; ‘’keşke birkaç tane daha kandilimiz olsaydı’’ diye bir itirafta bulunmuştum. Şimdi ise; ‘’keşke Ramazan daha uzun olsaydı’’ diyorum. Elbette bütün bu işlerde bir rahmet sırrı vardır. Bu takvimler, yeniden dirilmek için adeta bir fırsat. Bu günleri yılın tamamına yağmak gerçekten ciddi bir iştir. Ahir zamanda ise bu işi yapmak fazlasıyla zordur. Dolayısıyla sayılı olan bu birkaç günü iyi değerlendirmek gerekir. Kıymetini idrak etmek gerekir…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genelde en önde beli bükülmüş büyüklerimiz vardır. En son safta ise haylazlıkları ile çocuklarımız vardır. Bu durum, ümmetin sürekliliğini ve birliğini temsil eder. Bu birliktelik beraberinde yardımlaşmayı da getirir. Zekatlar bu ayda hesap edilir, fitreler ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır, iftar sofraları paylaşılır. Aç kalmak için değil; aç kalanların halini anlayalım diye oruç tutarız. İftar sofralarında bir lokmayı paylaşmak, aslında kalbi paylaşmaktır. Sadaka, maldan eksiltmek değil; gönülde ki bencillikten eksiltmek demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün Gazze’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da ve dünyanın birçok mazlum coğrafyasında Ramazan’ı hüzünle karşılayan kardeşlerimiz varken; bizim sorumluluğumuz daha da artmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öyleyse bu Ramazan’da tartışmaları bir kenara bırakalım. Teravihin rekatını değil, gözyaşımızın samimiyetini konuşalım. Camilerimizi dolduralım, sofralarımızı genişletelim, kalplerimizi arındıralım. Çünkü Ramazan, bizi biz yapan değerleri hatırlatan ilahi bir çağrıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arınmak mümkündür. Birlik mümkündür. Diriliş mümkündür…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:21:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2023/01/muammer-gezer-1673725403.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayaller şampiyonluk gerçekler ikincilik</title>
                <category>Yusuf Polat</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayaller-sampiyonluk-gercekler-ikincilik-7704</link>
                <author>yusufpolat7536@gmail.com (Yusuf Polat)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hayaller-sampiyonluk-gercekler-ikincilik-7704</guid>
                <description><![CDATA[Hayaller şampiyonluk gerçekler ikincilik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Hayaller şampiyonluk&nbsp;</strong></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>gerçekler ikincilik</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaklaşık 12 yıldır şampiyonluk hayaliyle yanıp tutuşan Fenerbahçe, oynadığı futbolla taraftarını ümitlendiriyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sayısız transfer ve başkan değişimine rağmen, bir türlü mutlu sona ulaşamayan sarı-lacivertliler, bu sezon şeytanın bacağını kıracak gibi. En azından taraftarın gözünde durum bu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durum her ne kadar “pembe tablo” gibi görünse de Galatasaray diye de bir gerçek var.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu an ligin lideri olan&nbsp;<strong>“cimbom”</strong>&nbsp;Avrupa’da da yoluna devam ediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tekrar Fenerbahçe'ye dönecek olursak ben, Fenerbahçe’nin sezonu 2. tamamlayacağını düşünüyorum. Kanarya genelde iyi gidip sezon sonlarına doğru “büyük takım” olgusundan kopuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Henüz erken de olsa, Galatasaray bu sezon da şampiyonluk olur.&nbsp;<strong>Büyük takım dinamikleri Galatasaray’ın genlerinde var.</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>BEŞİKTAŞ TOPARLAR MI?</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ligin 22. Haftasını bitirirken, Beşiktaş 5. sırada ve yeni transferler takıma oturmuş görünüyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beşiktaş’ın şampiyon olma şansı çok az ve ligi&nbsp;<strong>ilk 5’te bitirirse bana göre büyük başarı.</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabii takım 5. olunca, sezon sonu Sergen Yalçın kalır mı bilinmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazımı bitirirken, tekrar bağlığa vurgu yapayım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fenerbahçe için her sezon hayaller şampiyonluk ama gerçekler hep ikincilik.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 17:10:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/10/yusuf-polat-1761282572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RAMAZAN AYI ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-ayi-ve-fazileti-7703</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ramazan-ayi-ve-fazileti-7703</guid>
                <description><![CDATA[RAMAZAN AYI ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RAMAZAN AYI ve FAZİLETİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Bu sene Ramazan ayı ve ilk oruç günü 19.Şubat 2026 Perşembe günü başlıyor)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ramazan ayı öyle bir ay ki; insanların hidayeti için Hak ile bâtılı açıklayan Kur´an bu ayda indirildi. Sizden kim Ramazan ayına erişirse onda Oruç tutsun...” (Bakara-185) Rabbimiz Allah yukardaki ayette buyurduğu gibi Ramazan ayı; Rabbimiz Allahın biz mü’minlere farz kıldığı bir aylık farz orucun tutulduğu aydır. Ramazan ayı; içinde hesapsız ecir ve mükafatın bulunduğu çok feyizli ve çok bereketli bir aydır. Ramazan ayı; Kirlenen kalplerimizin ve nefislerimizin aşırı istek ve arzulardan arınmasına, günah ve haramlardan temizlenmesine, huzur ve barış ikliminin oluşmasına vesile olan rahmani bir aydır. Bu ayda tutulan oruçla birlikte kılınan Farz ve Nafile Namazlar, okunan Kur’an tilavetleri, yapılan duâlar, Allah rızası için yapılan iftarlar ve sahurlar, yapılan iftar ve sahur davetleri, bu ayda verilen zekat ve sadakalar, fitreler ve yapılan iyilikler ve yardımlar Ramazan ayının feyiz ve bereketinin birer nişanesidir. Ramazan ayı; mü’minlerin birbirleriyle daha çok kaynaştığı, kardeşliklerin ve dostlukların daha çok güçlendiği, iyiliklerin, yardımların ve infakların daha çok yapıldığı, kalblerin daha çok nurlandığı, gönüllerde ve dillerde sevginin ve selamlaşmanın daha çok arttığı, söz ve davranışların güzelleştiği, insanların mütevazileştiği ve cömertleştiği çok feyizli ve çok bereketli bir aydır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan ayını feyizli ve bereketli kılan anlardan biri “Sahur” vaktidir. Sahur; Müslümanların Allah rızası için gecenin belli bir vaktinde uykularından kalkıp o günün orucuna niyet için bir şeyler yeyip içtiği ve oruca niyet ettikleri, tesbihat ve duâda bulundukları bereketli bir vakittir. Bir hadisinde: “Bir yudum su ile de olsa sahur yapınız.” buyuran sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed Ramazanda her gece sahura kalkardı ve bunu ashabına da öğütlerdi. Ramazan ayını feyizli ve bereketli kılan anlardan biri de “İftar vakti” dir. İftar: Bir mü’minin Allah’ın rızasını ve rahmetini kazanmak niyetiyle gün boyu yemeyerek, içmeyerek ve bir takım nefsani arzuları terk ederek usulüne göre ihlas ve sabırla Oruç tuttuğu günün akşamında Rabbimiz Allaha karşı şükrünü sunduğu ve orucunu açtığı vakittir. İftar vakti; Akşam Namazı vaktidir. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur; "Mü’minin iki sevinç ânı vardır. Bunlardan biri; iftar vaktinde orucunu açtığı andaki sevinci, diğeri de; Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir."</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan ayının faziletlerinden biri de sadece Ramazan ayına mahsus olan ve her akşam Yatsı Namazının ardından evlerde ve Mescidlerde/Camilerde peygamberimizin sünneti olarak münferiden veya cemaatle kılınan ‘Teravih Namazı’ dır. Müminler her Ramazan ayında Teravih Namazlarını evlerinde veya Mescidlerde/Camilerde kılarak bu Namazın ve Ramazan ayının feyiz ve sevabından hissedar olurlar. Ramazan ayının feyizli anlarından biri de “Kadir Gecesi” dir. Rabbimiz Allah Kur’anda; ‘Bin aydan daha hayırlı’ olarak müjdelediği ve mukaddes kitabımız Kur’an ayetlerinin inmeye başladığı gece olan “Kadir Gecesi” feyizli bir gecedir. Bu gecede Melekler Allahın emriyle yeryüzü semasına inerler ve Tan yeri ağarıncaya kadar Allahın mü’min kulları için duâ ederler, onlar için esenlik dilerler.. Kadir Gecesinde müminler çokça Kur’an okuyarak, Rabbimizin ayetlerini daha çok tefekkür ederek, tevbe-istiğfar ederek, tesbihat ve duâlarda bulunarak Kur’anın ve Kadir Gecesinin ve dolayısıyla Ramazan ayının feyiz ve sevabından hissedar olmaya çalışırlar. Ramazan ayı aynı zamandı iyilik ve yardım ayıdır. Peygamberimiz bir gün Ebu Zer’e şöyle dedi: “Yâ Ebu Zer! Çorbanın suyunu biraz fazla koy ve ondan komşuna da ver!” Fıtır Sadakası sadece bu aya mahsus mâli bir ibadettir. Muttaki ve cömert mü’minler bu ayda fakir, yoksul ve muhtaç olan kardeşlerini daha çok gözetmeli, gücü nisbetinde insanlara iyilik, yardım ve ikramda bulunmalı, Zekatlarıyla, Fitreleriyle, Sadakalarıyla, infak ve ikramlarıyla hem mü’min kardeşlerinin duâlarını almalı, hem de Rabbimiz Allahın rızasını kazanarak Ramazan ayının ecir ve mükafatından, feyiz ve bereketinden hissedar olmalı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde; “Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennem ateşinden kurtuluştur.” buyurduğu gibi bu ayda tuttuğunuz oruçlarınız, yaptığınız ibadetleriniz, duâlarınız, infak ve ikramlarınız, yardımlarınız kabul, Ramazan ayi kurtuluşunuz olsun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 17:01:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞERİAT KARŞITLIĞI VE TESPİTLER</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/seriat-karsitligi-ve-tespitler-7702</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/seriat-karsitligi-ve-tespitler-7702</guid>
                <description><![CDATA[ŞERİAT KARŞITLIĞI VE TESPİTLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ŞERİAT KARŞITLIĞI VE TESPİTLER</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konuyu işlemeye lâzım materyalleri ortaya koymak gerekir ki ŞERİAT kelimesi layığı veçhile anlaşılmış olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu metnin hazırlanış sebebi bir ayrıştırmaya medar olmak değil, birliğe davettir. Müdevven sözlükler göre bu kelimenin anlamını belirtelim.TDK’nin gözden geçirilmiş, 1974 yılında Bilgi Basım evi tarafından Ankara’da basılmış altıncı baskısına göre şeriat: Kur’an âyetlerine dayanan Müslümanlık yasası. Ferit Devellioğlu’nun Doğuş Lltd.şti. Matbaasında 1970 senesinde basılan Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügatı’na göre 1. Doğru yol 2-Allah’ın emri 3- Âyet, hadis ve İcma-i ümmet esaslarına dayanan din kaideleri. İlhan Ayverdi’nin beşinci baskı, Kubbealtı Lügatı, Asırlar boyu tarihî seyri içinde Misalli Büyük Türkçe Sözlüğüne göre ise 1-Açık, doğru ve düz yol 2-Herkesin uyması için konan her çeşit kural, kânun, yasa, düzen ve nizam 3-Din.Allah’ın kulları için peygamberleri vasıtasıyla koymuş olduğu iman, ahlâk, ibadet ve hukukla ilgili kural ve hükümlerin bütünüdür. Bilerek ve bilmeyerek veya bilerek ve isteyerek “Şeriat karşıtlığı” akla ve mantığa aykırılıktır. Burada acilen belirtmeliyim ki bazı okuyucularımdan uzun yazdığım için ikaz aldım. İsimlerini yazmadan uyarıları içi çok teşekkür ederim. Bu yazım kısa olacak. Şeriatın ne olduğunu belirledikten sonra mevzuumuza dair, Kur’an’ının bazı hükümlerini burada yazmamız zarurî hâle geldi. İmam Âzam Ebu Hanife’ye göre İslam’a inanmak, kâfirlere farzdır. İslâm’a inananların da İslam’ın gerektirdiği işleri yapması farzdır. Münafıkların ise ihlaslı (samimi) olmaları farzdır. Bu hükümleri cem edersek kafirin de müminin de münafığın da Müslümanca yaşaması gerektiği apaçıktır. Mü'min sûresinin 79. Âyeti,” Bir kısmına binesiniz, bir kısmının etinden de yiyesiniz diye hayvanları sizin için var eden Allah’tır." Elmalılı Hamdi Yazır Mealinde ise hayvanlar bağlamında, “Onları, kendilerinin</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">hizmetine vermişiz de hem onlardan binekleri var hem de onlardan yiyorlar.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">A‘râf sûreinin 31. âyetinde ise “Ey Âdem oğulları! Namaz kıldığınız, ibâdet ettiğiniz her yerde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” Burada anlam çok açık.” Ey Müslümanlar!” hitabı yok. “Ey Âdem oğulları!” hitabı var. Metni uzatmayacağımı vaat etmiştim, bitiriyorum. Şeriatın yukarıda verilen anlamlarına göre yukarıda anık üç âyetin hükümleri şeriatın apaçık emirleridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu âyetlere (Şeriat) göre şeriat karşıtları, binek hayvanlarına binmesinler, etlerinin yenmesi; mübah, mısmıl, helâl hayvanların etlerinden yemesinler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">A‘râf sûreinin 31. âyetinde geçen “Yiyin, için.” Emrine uymasınlar. Bunlar şeriatın gereğidir. İnsan olmanın şartlarından biri samimi olmak mürai olmamak, çifte standarttan uzak durmaktır. “Şeriat istemzük.” feryadıyla yeri göğü inletenler, şeriatın gerektirdiği” yeme, içme” evlenme işini de yapmamalıdırlar. Madem şeriat istemiyorsun, şeriatın icabı olan bu işlerin hiçbirini yapmaman lazımdır. Bu da yetmez, Allah’ın yaratmasıyla doğup yaşayıp ölüyorsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu doğma yaşama ve ölme üçlüsüne de uyma, vesselâm.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şakir Albayrak, Çekmeköy, 14.02.2026,19.59,</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 16:54:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Islahat Fermanı</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islahat-fermani-7701</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/islahat-fermani-7701</guid>
                <description><![CDATA[Islahat Fermanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Islahat Fermanı</p>

<p>18 Şubat 1856</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Devletin çökmekte olduğunu gören Sultan&nbsp;Abdulmecid, kurtuluş çareleri olacağı düşüncesiyle; "-Hukuk düzenini iyileştirerek gayrimüslim azınlıkların devlete bağlılığını sağlamak, Avrupa devletlerinin desteğini almak ve Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine karışmalarını engellemek ..."hedefiyle bir çalışma başlatmıştı</p>

<p>Bu kapsamda yeni&nbsp;bir takım&nbsp;kurumların kurulması, siyasi kuruluşların oluşturulması, kişi haklarının düzenlenmesi için köklü değişiklikler yapılması planlanmış ve bu çalışmaları “Islâhat&nbsp;Hatt-ı&nbsp;Hümâyûnu” adıyla yayınlatmıştır. Ancak çalışmaların günün şartları gereği Tanzimat Dönemi'nin önde gelen devlet adamlarından olan Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa tarafından büyük Avrupa devletlerinin arzuları doğrultusunda hazırlandığı görülmektedir.&nbsp;</p>

<p>Zira Islahat Fermanı hükümlerinde yer alan;&nbsp;</p>

<p>– Gayrimüslimlere de devlet görevine girme, askeri okullara girme, askerlik yapma gibi Müslümanlarla aynı haklar tanınacaktır.</p>

<p>– Vergide&nbsp;Müslümanlarla&nbsp;Gayrimüslimlere eşitlik sağlanacak, iltizam yöntemi ve cizye vergisi kaldırılacaktır.</p>

<p>– Gayrimüslimler de dahil olmak üzere&nbsp;tüm&nbsp;dini gruplara din ve ibadet özgürlüğü sağlanacak, Gayrimüslimlerin ibadethane, okul, mezarlık gibi yapıları tamir etmelerine ve yenilerini inşa etmelerine izin verilecektir.</p>

<p>Yargılama sisteminin&nbsp;halka açık ve adil olması sağlanacak, işkence ve kötü muamele yasaklanacak, cezalar ve hapishane şartları iyileştirilecektir.</p>

<p>– Gayrimüslimler de eyalet meclislerine seçilebilecek, kendi işlerini görebilmeleri için cemaat meclisleri oluşturulacaktır.</p>

<p>gibi hükümlerde görüldüğü üzere özellikle&nbsp;Gayrimüslim tebaanın öncelendiği açıkça&nbsp;anlaşılmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Avrupalı devletlerin “Şark Meselesi” olarak adlandırdıkları proje kapsamında hazırlanan&nbsp;Islahat Fermanı&nbsp;ile Osmanlı Tebaası olan&nbsp;ve&nbsp;Müslüman olmayan halklara daha fazla haklar verilmesini de kapsamış olduğundan,&nbsp;azınlıklar bağımsızlık hayalleriyle Avrupa devletleriyle&nbsp;işbirliğine&nbsp;girmelerine sebep olduğundan dolayı&nbsp;ilerleyen süreçte çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti'nin yıkılmasına ve dağılmasına zemin hazırlamıştır.</p>

<p>Sonuç olarak;&nbsp;</p>

<p>Devlet mekanizmasındaki sorunların çözülmesine fayda sağlaması için kurulan birçok kuruluş Batı taklitçiliğinin ötesine geçememiş ve toplumun sorunlarının çözümüne katkı sağlayamamıştır.</p>

<p>En önemlisi ise yabancıların devletin her yerinden arazi almaları serbest bırakıldığı için inanılmaz sayıda yabancı, Osmanlı Devleti genelinde binlerce dönüm arazi satın alarak mülk edinmiştir. Ayrıca vakıf arazilerinin satışı da kabul edilmiştir.&nbsp;Dolayısı ile zaman zaman günümüzde bile dava konusu olabilen mülkiyet sorunlarına zemin hazırlanmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmail Cingöz&nbsp;<br />
Uluslararası Siyaset Uzmanı<br />
BULTÜRK Ankara Temsilcisi<br />
TDPB Basın Kulübü Başkanı<br />
cingozismail01@gmail.com</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:58:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENDİNİ AFFETMEK NEDEN BU KADAR ZOR?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-affetmek-neden-bu-kadar-zor-7700</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kendini-affetmek-neden-bu-kadar-zor-7700</guid>
                <description><![CDATA[KENDİNİ AFFETMEK NEDEN BU KADAR ZOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KENDİNİ AFFETMEK NEDEN BU KADAR ZOR?&nbsp;</p>

<p>Aynaya baktığımda gördüğüm yorgunluk, başkalarının yaptıklarından değildi.<br />
Kendi kendime verdiğim cezaydı.<br />
Herkesi tolere eden ben, kendime gelince neden merhametsizleşiyorum?<br />
Başkalarının hatasını insanlık hali diye açıklarken, kendi yanılgımı neden karakter kusuruna çeviriyorum?<br />
Uzun süre Yaradan’dan uzaklaştığımı sandım.<br />
Oysa uzaklaştığım şey merhametti.<br />
Ve merhametin ilk adresi insanın kendi kalbidir.<br />
Kendini affetmeyen bir insanın duası eksik kalır.<br />
Çünkü suçluluk, inancın önüne perde çeker.<br />
İnsan kendisiyle kavgalıyken, Yaradan’la barıştığını sanabilir ama içinde bir direnç kalır.<br />
Affetmek yapılanı onaylamak değildir.<br />
Affetmek, kendine açtığın savaşı bitirmektir.<br />
Kendini yargılayan sesle vedalaşmaktır.<br />
Ve şimdi sizin huzurunuzda,<br />
sizin de bana eşlik ettiğinizi düşünerek,<br />
çok sevdiğim bir teknikle kendime dönüyorum.<br />
Ho'oponopono<br />
Adımı söyleyerek…<br />
Kendimi seviyorum.<br />
Kendimden özür diliyorum.<br />
Kendime teşekkür ediyorum.<br />
Kendimi affediyorum.<br />
Kendimi affetmeye gönüllüyüm.<br />
Kendime teşekkür etmeye gönüllüyüm.<br />
Kendimi sevmeye gönüllüyüm.<br />
Belki de insanın en büyük olgunluğu,<br />
hatasız olmak değil,<br />
hatasıyla barışabilmektir.<br />
Bugün Instagram kanalımda bu niyetle bir çalışma bizi bekliyor.<br />
Katılmak isteyenleri @gamzeilefarkindalik hesabıma davet ediyorum.<br />
Hazırsanız, kendimize karşı açtığımız davayı kapatıyoruz.</p>

<p>Gamze Arslan&nbsp;<br />
Yaşam-Farkındalık Koçu</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:51:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARİZMA ÜZERİNE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karizma-uzerine-7699</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/karizma-uzerine-7699</guid>
                <description><![CDATA[KARİZMA ÜZERİNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KARİZMA ÜZERİNE</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karizma, modern çağın ürettiği bir imaj değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, ahlâkın ve şahsiyetin dışa yansıyan hâlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün karizma denildiğinde çoğu zaman sert bakışlar, iddialı jestler ya da yapay özgüven gösterileri akla geliyor. Oysa gerçek etki; insanın iç dünyası ile dış duruşu arasındaki uyumdan doğar. İslam ahlâkı bu uyumu “istikamet” olarak tanımlar: Sözün, niyetin ve davranışın aynı çizgide olması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kur’ân-ı Kerîm’de Peygamberimiz için “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” buyrulması, etkinin kaynağını açıkça gösterir. O’nun tesiri yüksek sesinden değil; güven veren vakarından, merhametinden, güvenilirliğinden ve tutarlılığından geliyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk kültürüne baktığımızda da benzer bir anlayış görürüz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizde “yiğitlik” bağırmakla değil, vakarla ölçülür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Alp” olmak yalnız cesaret değil; edep, sözünde durmak ve emanete sadakat demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunus Emre’nin dili yumuşaktı ama sözü derindi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hacı Bektaş-ı Veli “Eline, beline, diline sahip ol.” derken aslında beden dili dâhil bir şahsiyet terbiyesini tarif ediyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında vakur olmak bizim kültürümüzde son derece önem verilen sosyal bir duruştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim medeniyetimizde karizma;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">gösteriş değil, ağırlıktır, sertlik değil, sükûnettir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">rol yapmak değil, karakterdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pedagojik açıdan da bu böyledir. Çocuklar nasihatten çok hâle bakar. Baba evde vakarlıysa, anne duruşuyla güven veriyorsa, öğretmen sınıfta ölçülü ve net ise; söz zaten yerini bulur. Çünkü model olma, sözle değil hâlle gerçekleşir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek güç, kendini kontrol edebilme gücüdür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek etki, güven üretme kapasitesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek karizma ise ahlâklı bir duruşun tabii sonucudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçi ile dışı bir olan insanın sözü etkili olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçimiz bir dışımız bir, sözümüz hep doğru,duruşumuz vakur olması dileğiyle.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 14:32:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hoş geldin Ramazan</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hos-geldin-ramazan-7698</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hos-geldin-ramazan-7698</guid>
                <description><![CDATA[Hoş geldin Ramazan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hoş geldin Ramazan...</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan ayında Oruç tutmak islamın şartlarından biridir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan ayına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mübarek Ra­ma­zan ayı­na hür­met et­mek lâ­zım­dır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oruç tu­tup da, gıy­bet eden, ya­lan söy­le­yen, kalb kı­ran, ha­ram­lar­dan sakın­ma­yan kim­se, Ra­ma­zan ayı­na hür­met et­me­miş sayılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ha­dîs-i şe­rîf­ler­de bu­yu­rul­du ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Al­la­hü te­âlâ Ra­ma­zan ayın­da gü­nah iş­le­me­yi ter­k e­den kim­se­nin, on­bir ay­lık günâhı­nı mağ­fi­ret eder.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Dik­kat­li olun! Ra­ma­zan ayın­da­ki se­vap ve gü­nah­lar kat­la­rıy­la ya­zı­lır. Ra­ma­zan­da çok na­maz kı­lı­nız! Çok Kur’ân-ı ke­rîm oku­yu­nuz!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ra­ma­zan ayı­nın gel­me­si­ne se­vi­ne­ni, Al­la­hü te­âlâ, kı­ya­met gü­nü­nün kor­ku­sun­dan mu­hâ­fa­za eder.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ra­ma­za­na çok hür­met et­me­li­dir. Onun rah­me­ti mü’min­le­ri se­vin­di­ri­ci­dir. O öy­le bir ay­dır ki; ilk gün­le­ri rah­met, or­ta­sı mağ­fi­ret ve so­nu Ce­hen­nem ate­şin­den kur­tul­mak­tır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Eğer kul­lar, Ra­ma­zan-ı şe­rîf ayın­da­ki fa­zi­let ve ih­san­la­rı bil­se­ler­di, bü­tün se­ne­nin Ra­ma­zan ol­ma­sı­nı is­ter­ler­di. Çün­kü bun­da çok se­vap var­dır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ra­ma­zan ayın­da bir gü­nah iş­le­yen, iki aza­ba müs­te­hak olur. Ra­ma­zan ayın­da bir iyi­lik eden de, iki se­va­ba ka­vu­şur.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ra­ma­zan ayı­nın gün­düz ve ge­ce­sin­de Kur’ân-ı ke­rîm­den bir ayet oku­ya­na, her har­fi için bir şehîd sevâbı ve­ri­lir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ra­ma­zan Bay­ra­mı gü­nü me­lek­ler yol­la­rın ke­na­rın­da du­ra­rak bay­ram na­ma­zı­na gi­den­le­re şu müj­de­yi ve­rir­ler: Ey mü’min­ler top­lu­lu­ğu, si­ze mü­kâ­fat­lar, ha­yır­lar ve bol bol nimet­ler ve­re­cek olan ke­rem ve ih­san sahi­bi Rab­bi­niz­den is­te­yi­niz! Zi­ra O, si­ze ge­ce­le­ri ih­ya et­me­ni­zi em­ret­ti, siz yap­tı­nız. O si­ze gün­düz oruç tut­ma­nı­zı em­ret­ti, siz tut­tu­nuz. O si­ze Rab­bi­ni­ze ita­at et­me­ni­zi em­ret­ti, siz de ita­at et­ti­niz. Öy­le ise bah­şi­şi­ni­zi, mü­kâ­fa­tı­nı­zı alı­nız! Na­maz­dan son­ra bir me­lek de şöy­le ni­dâ eder: </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bi­li­niz ey mü’min­ler, bu­gün şüp­he­siz mü­kâ­fat gü­nü­dür, gü­nah­lar­dan kur­tu­luş gü­nü­dür ve ayıplardan temizlenme günüdür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah kabul eylesin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 10:19:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haklı Çıkmak mı, Yakınlaşmak mı?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hakli-cikmak-mi-yakinlasmak-mi-7697</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/hakli-cikmak-mi-yakinlasmak-mi-7697</guid>
                <description><![CDATA[Haklı Çıkmak mı, Yakınlaşmak mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Haklı Çıkmak mı, Yakınlaşmak mı?</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kavga ettiğin biriyle bazen daha derin anlaşman tesadüf değil. Bu insan psikolojisinin çıplak gerçeği.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kavga, aslında iki egonun ringe çıkması değil sadece. İki ihtiyacın, iki yaranın, iki beklentinin “beni gör” diye bağırması. Çoğu insan susarak uzaklaşır. Kavga eden ise kalmayı seçer. İşte mesele burada.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şunu net söyleyeyim:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Her kavga bağ kurmaz. Ama doğru kavga bağ kurar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sağlıklı tartışma ile yıkıcı kavga arasındaki fark, bir bıçağın ameliyat mı yaptığı yoksa yaraladığı mı gibi. Aynı alet, farklı niyet.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Psikolojide buna “çatışma yoluyla yakınlaşma” denir. Özellikle romantik ilişkilerde bu durum çok görülür. Mesela John Gottman yıllarca çiftler üzerine çalıştı ve şunu söyledi:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sorunsuz çift yok. Sorunla nasıl dans ettiğin önemli.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kavga sırasında maskeler düşer. İnsan savunmasız kalır. Gerçek duygu görünür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">“Sinirlendim” aslında çoğu zaman</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">“Değer verilmediğimi hissettim” demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">“Bağırıyorum” çoğu zaman</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">“Kaybetmekten korkuyorum” demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve eğer iki taraf da kaçmıyorsa, o an bir bağ oluşur. Çünkü artık roller değil, gerçekler konuşur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ama burada kritik bir çizgi var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bağ kuran kavga:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">• Konu odaklıdır, kişilik değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">• Bitince taraflar hala birbirine saygı duyar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">• Amaç kazanmak değil, anlaşılmaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bağ koparan kavga:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">• Geçmiş defteri açar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">• Aşağılar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">• Sessizlikle cezalandırır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şimdi dürüst olalım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bizi bağlayan şey kavganın kendisi değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bizi bağlayan şey, kavga sonrası onarım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Barışma anı bir tür duygusal reset gibidir. İki kalp “tamam, buradayım” der. İşte o anda bağ güçlenir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bunu sadece aşkta düşünme. Dostlukta da böyle. Kardeşlikte de. Hatta toplumlarda bile. Büyük dönüşümler çoğu zaman çatışmadan doğar. Mesela French Revolution bir kavganın kolektif versiyonuydu. Acılıydı ama bir düzeni değiştirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Demek ki mesele kavga etmek değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Mesele, kavga ederken kalabilmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kaçmadan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Aşağılamadan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Manipüle etmeden.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Şunu unutma:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sürekli kavga eden ama ayrılamayan çiftlerde bazen bağ değil bağımlılık vardır. Orada adrenalin aşk sanılır. Fırtına romantize edilir. O başka bir konu. O, şifa değil alışkanlıktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Pazar sorusu bırakayım sana:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Kavga ettiğinde gerçekten anlaşılmak mı istiyorsun,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">yoksa haklı çıkmak mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Cevap bağının kalitesini gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Ve şunu bil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Olgun sevgi çatışmadan kaçmaz. Ama çatışmayı karakter haline de getirmez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bağ, iki insanın aynı fikirde olmasıyla değil,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">aynı masada kalabilmesiyle güçlenir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Bugün biriyle tartıştıysan kendine şunu sor:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">“Bu kavgada neyi korumaya çalışıyorum?”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki gururunu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki korkunu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Belki de aslında sevgini.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Cesur olan kavga etmek değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Cesur olan, kavga bittikten sonra kalabilmek.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Gamze Arslan</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Yaşam&amp; Farkındalık Koçu </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 09:45:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/gamze-arslan-1762148087.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Recep Tayyip Erdoğan Yine Ters Köşe</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/recep-tayyip-erdogan-yine-ters-kose-7696</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/recep-tayyip-erdogan-yine-ters-kose-7696</guid>
                <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Yine Ters Köşe]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Yine Ters Köşe</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimse bu rakamları beklemiyordu. Herkes daha yüksek bedeller konuşurken açıklanan fiyatlar adeta ters köşe oldu. Köy evleri yaklaşık 430 bin TL, şehirdeki 3+1 daireler ise 480 bin TL civarında açıklandı. İsteyen parasını peşin verip evini doğrudan alabiliyor, tapusunu üstüne koyuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peşin veremeyenler için 2 yıl ödemesiz, ardından 18 yıl boyunca aylık yaklaşık 8 bin TL taksit. Deprem gibi büyük bir yıkımın ardından iki yıl nefes alma süresi verilmesi birçok aile için kritik bir detay. Uzun vadeye yayıldığında ise bu rakamın yıllar içinde bugünün şartlarında daha da hafifleyek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem sonrası en ağır senaryo beklenirken ortaya çıkan tablo birçok kişiyi şaşırttı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eleştiren olur ama rakamlar ortada hükümet yine beklenmeyeni yaptı dedirten bir açıklama geldi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 14:08:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEVGİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sevginin-sessiz-cigligi-7695</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/sevginin-sessiz-cigligi-7695</guid>
                <description><![CDATA[SEVGİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SEVGİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sadakat her zaman bağırmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen, hareketsiz kalır...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalmak hayatına mal olsa bile."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sözler, bize sevginin ne kadar güçlü ve sessiz olabileceğini hatırlatıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, bir sözdür, bir bağdır, bir emanettir. O, kalbimizin derinliklerinde yatan bir hissiyattır, bir tutkudur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, sevdiklerimiz için her şeyi yapmaya hazır olmaktır, hatta hayatımızı riske atmak anlamına gelse bile.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, sadece sözde değil, özde ve davranışlarda da gösterilir. O, sevdiklerimize verdiğimiz zaman, onlara gösterdiğimiz sevgi ve saygıdır. O, onların hatalarını affetmek, onları anlamak ve desteklemektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, takdirde ve anlayışta da gösterilir. O, sevdiklerimizin değerini bilmek, onların başarılarını kutlamak ve onların zor zamanlarında yanlarında olmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, sevdiklerimize özgürlük vermek, onların seçimlerini desteklemek ve onların hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, her gün, her an, her dakika gösterilen bir şeydir. O, kalbimizin derinliklerinde yatan bir hissiyattır, bir tutkudur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, hayatımızın her alanında vardır. O, bizi bir arada tutan bir şeydir, bizi güçlü kılan bir şeydir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, sözde, özde ve davranışlarda gösterilen bir şeydir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, takdirde ve anlayışta da gösterilir. Sevgi, kalbimizin derinliklerinde yatan bir hissiyattır, bir tutkudur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, hayatımızın her alanında vardır ve bizi bir arada tutan bir şeydir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgiyle...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:39:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“KİBİR” KÖTÜ BİR HUY ONDAN UZAK DURUN</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kibir-kotu-bir-huy-ondan-uzak-durun-7694</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kibir-kotu-bir-huy-ondan-uzak-durun-7694</guid>
                <description><![CDATA[“KİBİR” KÖTÜ BİR HUY ONDAN UZAK DURUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“KİBİR” KÖTÜ BİR HUY ONDAN UZAK DURUN</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tevâzunun, Takvânın, Hoşgörünün zıddı olan Kibir; Kışinin kendini beğenmesi, övmesi ve her konuda kendini üstün görmesi ve büyüklenmesidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kibir: Allah’ın sevmediği, lânetlediği, haram kıldığı, günah saydığı ve pekçok zararı olan çok kötü bir huydur. Kibir; insanı ve insanlığı mahveden, insanlar arasındaki barışı, huzuru, güveni, kardeşliği sevgiyi, saygıyı, selamlaşmayı, ebep ve âdabı, hayâyı ve hoşgörüyü ve daha birçok güzel alışkanlıkları bozan ve yok eden kötü bir huydur. Kibir; insanın tüm güzel duygularını ve güzel davranışlarını bozar. Dolayısıyla insanı ve toplumu bozar. Bugün toplumda yaşanan her türlü hayasızlığın, tâcizin, tecâvüzün, kötülüğün, kavganın, zorbalığın, zulmün, cinayetlerin özünde Kibir vardır. Kur’an ve Sünnet ölçeğinde çevrenize bir bakın! Hatta, önce kendi nefsinize bakın! Toplumda kibirsiz insan görebilirmisiniz? Göremezsiniz. Neden? Çünkü, Kibir mikrobu, Kibir hastalığı tüm toplumu kuşatmış durumdadır. Kibir; insanın önce imanını zedeler, sonra ahlakını, hayasını zedeler, vicdanını zedeler, sonra insanlar arasındaki dostluğu ve kardeşliği bozar, insanı bencilleştirir ve merhametsizleştirir, hattâ zâlimleştirir. Bakın geçmiş tarihe; Kibri nedeniyle şımaran, azgınlaşan, zâlimleşen Nemrudların, Firavunların, Hâmanların, Kârunların, Ebu Cehillerin sonu ne oldu?.. Hepsi kibirleri nedeniyle Allahın azabıyla helak oldular. Onların övündükleri, kibirlendikleri malları, servetleri, zenginlikleri, güçleri, sarayları, yüksek kaleleri ve makamları onları kurtaramadı. O kibirlendikleri şeylerin hepsi, kendileri için birer cehennem ateşi oldu. İblis de kibri nedeniyle Âdemi küçümsedi, Alahın meleklere: “Âdeme secde edin!” emrine uymadı ve kibri nedeniyle Allaha isyan etti, Cennettten kovuldu ve Cehennemlik oldu. Bugün pekçok insan Allahın emrine uyma konusunda aynı durumdadır. Bu konuda Allah insanları şöyle uyarır: “Bana itaatte kibirlenenler, aşağılanmış olarak Cehenneme girecekler.” (Mü’min-60) Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurur: “Üç şey, insanı helâk eder; 1.Mala olan düşkünlük, 2.Kendini beğenmek. (kibirlenmek), 3.Nefsinin peşinden gitmek.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kibirli insan; genelde bencil ve sabit fikirli olur. Hep kendini beğenir, kendini haklı görür, kendi düşüncesini, kendi bildiklerini, kendi meziyetlerini beğenir, elde ettikleriyle övünür, ibadetleriyle övünür, yaptığı iyiliklerle, salih amellerle övünür. Verdiği zekat ve sadakalarla övünür, onlarla itibar elde etmeye çalışır. Kibirli insan; başkalarını küçümser, çirkin söz ve davranışlarıyla insanları incitir ve üzer, Rabbimiz Allah ise kullarını şöyle uyarır: “Sakın, insanları küçümseyip onlardan yüz çevirme! Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Muhakkak ki Allah, kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.” (Lokman-18) Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurur: “Bir kimsenin mü’min kardeşini hakir/küçük görmesi, o kişiye günah olarak yeter.” İnsan, kendine bir baksın bakalım, kendisinin aslı ne? Nasıl yaratıldı? Elindeki nimetler, makamlar, servetler esasta kime ait? Onların hepsi Allah’ın bir lütfu değil mi? İnsan, kendisinin pis bir çamurdan, balçıktan yaratıldığını neden düşünmez de Allahın kendisine verdikleriyle kibirlenir, büyüklenir? İnsan pekçok zenginliğe, servete. güce, makama sahip olduğu halde kendisine bir hastalık veya ölüm geldiği zaman ne kadar aciz ve çaresiz kaldığını hiç görmez mi?. düşünmez mi? Öyleyse insan; ne diye kibirlenir ki? İnsan, bir hiç iken, Yüce Allah onu yarattı. görsün diye göz, konuşsun diye dil, işitsin diye kulak verdi. Doğruyu, hakikati ve hidayeti bulsun diye akıl ve irade verdi, ilim verdi, kitap gönderdi. Öyleyse, insanın kibirlenip, büyüklenmesi niye?.. Bakın: Allah, bu konuda insanı nasıl uyarıyor: “Yer yüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen, kendi gücün ve azametinle ne yeri yarabilirsin, ne de dağlarla yükseklik yarışına girebilirsin.” (İsra-37) İnsanoğlunun Kibirden yüzde yüz kurtulması çok zordur. Çünkü; kendini beğenme ve üstün görme isteği her insanda vardır. Ancak, eğer insan, samimi bir niyetle Allaha iman eder, Hayâ, Tevâzu ve Takvâ elbisesini giyer, Allaha kulluktan ayrılmazsa, o kimse Allahın rahmetiyle kibirden kurtulur. Böylece o insan; üstün bir ahlaka, büyük bir servete ve mala, yüksek bir makam ve mevkiye sahip olsa da iman, ilim ve takvada önde olsa da, kendisini asla başkalarından üstün görmez, büyüklenmez. Çünkü O, tüm dünyevi nimetlerin gelip geçici birer dünya ziyneti olduğunu bilir, kibirli olma ve büyüklenme gafletine düşmez. Her zaman ve her yerde daima merhametli, müşfik, mütevazi ve hoşgörülü olur. Allaha imandan ve takvadan ayrılmaz. Öyleyse sevgili dostlar! Eğer, gerçekten Allaha inanıyorsak, O’nun sevgisini, rızasını, rahmetini, mağfiretini, mükâfâtını ve Cennetini kazanmak istiyorsak, dünya ve ahiret saadetini arzu ediyorsak; Rabbimiz Allahın emrine uyalım, Ve Rabbimiz Allahın çirkin gördüğü, haram kıldığı ve günah saydığı Kibirden uzak duralım. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her zaman ve her yerde daima merhametli, müşfik, mütevazi ve hoşgörülü olalım! İmanınz hâlis, ibadetleriniz ve dualarınız halis/temiz, ameliniz sâlih, ömrünüz sâde, temiz, sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âhiret yurdunuz Cennet olsun inşaallah! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:38:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HALKIN KONUT HAYALİ GERÇEK OLUYOR!</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/halkin-konut-hayali-gercek-oluyor-7693</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/halkin-konut-hayali-gercek-oluyor-7693</guid>
                <description><![CDATA[HALKIN KONUT HAYALİ GERÇEK OLUYOR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;HALKIN KONUT HAYALİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; GERÇEK OLUYOR!</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye'nin konut politikasında yeni bir devir açılıyor!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;3+1 TOKİ evleri, peşin ödemede 470 bin TL'den başlayan fiyatlarla, halkımızın konut hayaline ulaşmasını sağlıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, sadece bir konut projesi değil, aynı zamanda bir umut, bir gelecek vaadidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlarımızın, kendi evlerine sahip olmaları, onların geleceğini güvence altına almak demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sayın Cumhurbaşkanımızın bu vizyonu, Türkiye'nin her köşesinde hissediliyor. TOKİ'nin bu projesi, sadece bir inşaat değil, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama maalesef, bazı özel sektör inşaat şirketleri, bu güzel projeye gölge düşürmeye çalışıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Prefabrik evler için 750 bin TL'den başlayan fiyatlar, hatta bazı mühendislerin 1 milyon TL'ye kadar çıkardığı fiyatlar, halkımızın cebini düşürmeye çalışıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, kabul edilemez! Bir prefabrik evin, bir apartman dairesi fiyatına satılması, gerçekten düşündürücü.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TOKİ'nin 3+1 evleri, peşin ödemelerde 470 bin TL'den başlayan fiyatlarla, halkımıza büyük bir fırsat sunuyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu fiyat, özel sektörün istediği fiyatların çok altında.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sayın Cumhurbaşkanımızın bu vizyonu, halkımızın konut hayali gerçek oluyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakın zamana kadar bilgi kirliliği vardı bu açıklamadan sonra Yüzler gülüyor, umutlar canlanıyor!&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Dar gelirli aileler, kumbara gibi biriktirerek, kendi evlerine sahip olabilecekler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halkımızın büyük umudu, TOKİ'nin 3+1 evleri, yüzleri güldürüyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nereye bakılırsa, aynı konu konuşuluyor: "Kendi evim, kendi yuvam!"&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:26:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEN BİR VATANDAŞ MIYIM YOKSA AYAKLI GELİR KALEMİ Mİ?</title>
                <category>Halil kadir İşçioğlu</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-bir-vatandas-miyim-yoksa-ayakli-gelir-kalemi-mi-7692</link>
                <author>isciogluhalilkadir@gmail.com (Halil kadir İşçioğlu)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/ben-bir-vatandas-miyim-yoksa-ayakli-gelir-kalemi-mi-7692</guid>
                <description><![CDATA[BEN BİR VATANDAŞ MIYIM YOKSA AYAKLI GELİR KALEMİ Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
BEN BİR VATANDAŞ MIYIM YOKSA AYAKLI GELİR KALEMİ Mİ?&nbsp;<br />
<br />
Bana artık kimse masal anlatmasın zira terlemeyen kulağımın arkası kaldı....&nbsp;<br />
Vatandaşın sağlığı, can güvenliği, kamu yararı denilerek önümüze konulan her düzenlemenin sonunda faturayı yine vatandaşlar olarak biz ödüyoruz.<br />
Hatırlayalım ; plastik poşetler kanserojen maddeler içerdiği için hem doğaya hem de insan sağlığına zararlı denildi. Peki yasaklandı mı? Tabi ki hayır.<br />
Sorunun çözümü ücrete tabi yapmakta bulundu. Buradan anlaşılacağı üzere meselenin sağlık olmadığı aşikar. Çünkü; sağlığa zararlı ise topyekün kullanımdan kaldırılmalı ve eskiden olduğu gibi kese kağıdı, file torba vb önlemler alınmalı idi. O zaman açık konuşmak gerekirse bu durumun sağlık politikası değil de tahsilat düzeni olduğu anlaşılmaktadır.&nbsp;<br />
Trafikte durum daha da net. Şöyle ki ;&nbsp;<br />
Muayene günü bir gün geçmiş araçla yakalandığınızda ceza yazılıyor. Sonra TüvTürk denilen rezil bir şirketin tekeline bırakılmış muayene istasyonlarına mecbur ediliyorsunuz. Rekabet veya alternatif olmadığı için fiyatı onlar belirliyor, siz seve seve ödüyorsunuz.&nbsp;<br />
Bir cıvata bile sıkılmadan “geçti” ya da “kaldı” kaşesi basılarak yüklü ücretler talep ediliyor fakat hizmet almaya gelince bırakın hizmet almayı bir de çalışanların ahkam kesmesini çekiyorsunuz.&nbsp;<br />
Hele bir de karşı gelirseniz o vakit yandınız. Aracınıza bir kulp takarak muayeneden geçirmiyor, daha da ileri giderseniz ekip halinde üzerinize saldırıp size meydan dayağı atabiliyor hatta ölümünüze sebebiyet verebiliyorlar. &nbsp;<br />
Aman diyeyim oraya giderseniz gönüllerini hoş tutun yoksa işiniz yürümez orayı git-gel şu yolu yaparsınız. Adamların sırtı kalın, onlara kim ne diyebilir ki!&nbsp;<br />
Araçta eksik bir parça varsa binlerce lira ceza yazılabilir size fakat çukur yollar, silinmiş yol çizgileri, çökmüş asfalt, yeterince aydınlatılmayan cadde ve sokaklarla sorumlu olan kurum ve kuruluşlar sütten çıkmış ak kaşık oluyor.&nbsp;</p>

<p>O yollarda hasar gören araçların hesabını kim veriyor? Devlet kendi kusuruna ceza yazıyor mu? Tövbe! Haşa!<br />
Ama vatandaşın bir vidası eksikse bedeli çok ağır oluyor maalesef.&nbsp;<br />
Emniyet kemeri,kask,eldiven,koruyucu ekipman vs elbette önemli ve insan hayatı için çok kıymetlidir. Olmalıdır da!<br />
Fakat &nbsp;bu bilinci oluşturmanın yolu olarak neden akıllara ilk gelen şey para cezası? Eğitimler, bilinçlendirme metotları, kamu spotları neden daha görünür halde değil.&nbsp;<br />
Şimdi gelelim vergi meselesine...&nbsp;<br />
Büyük şirketler teşvik, istisna, yapılandırma, vergi affı gibi desteklerle bir şekilde yolunu buluyor ama iş asgari ücretli, emekli, esnaf, çiftçiye gelince af, indirim, anlayış, merhamet yok. Dolaylı vergilerle herkes aynı oranı ödüyor ama yükü en çok dar gelirli taşıyor.<br />
Bu ülkede neredeyse tek vergisiz şey nefes almak diye düşünür olduk.&nbsp;<br />
Bir de sigara konusu var tabi...&nbsp;<br />
Sigara sağlığa zararlı ve bağımlılığı azaltmak için yeni kararlar aldık deniliyorsa eğer bilin ki zam geliyordur. Çünkü zam sonrası bütçe gelirlerinin artacağının heaabı çoktan yapılmıştır. Eğer amaç gerçekten sağlıksa, bağımlılığı bitirecek köklü projeleri neden aynı kararlılıkla görmüyoruz?&nbsp;<br />
Çünkü zam en kolay yol hem de keş para. Sağlık polikaları, eğitimler, seminerler uzun iş canım. Kim uğraşacak şimdi Allah aşkına...&nbsp;<br />
Gelinen noktada, devlet vatandaşı koruduğunu söylüyor ama vatandaş kendini sürekli cezalandırılmış ve soyulmuş hissediyor.<br />
Daha açık izah etmem gerekirse eğer, denetim var ama hizmet kalitesi yok, ceza var ama adalet duygusu zayıf, &nbsp;rekabet yok ama mecburiyet var.<br />
Bu tablo devletin, güvenlik değil de tahsilat üzerine politikalar geliştirdiği yönünde algılarına zemin hazırlar. Ve vatandaş şu soruyu sormaya başlar; “Ben bir vatandaş mıyım, yoksa ayaklı bir gelir kalemi mi?”<br />
Son söz ; devlete olan güven kaybolduğunda hiçbir ceza toplumu ayakta tutamaz.<br />
Dost acı söyler!&nbsp;<br />
Halil Kadir İŞÇİOĞLU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:59:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2022/02/halil-kadir-iscioglu-1645467149.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAHRAMANMARAŞ&#039;IMIZIN KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜ OLAN 12 ŞUBAT GÜNÜNE DAİR</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kahramanmarasimizin-kurtulus-yil-donumu-olan-12-subat-gunune-dair-7691</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kahramanmarasimizin-kurtulus-yil-donumu-olan-12-subat-gunune-dair-7691</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'IMIZIN KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜ OLAN 12 ŞUBAT GÜNÜNE DAİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAHRAMANMARAŞ'IMIZIN KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜ OLAN 12 ŞUBAT GÜNÜNE DAİR</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MADALYALI KENT</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-12 Şubat Kurtuluş yıldönümü anısına-</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nefesler tutulmuştu zaman çarkı durmuştu,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Maraşlının göğsünde şimşekler çakıyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şaşkınlık ifadesi yüzlerine vurmuştu,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müteessir ahâli kaleye bakıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fransız’ın bayrağı burca dikildiğinde,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadim şehrin üstüne çizgi çekildiğinde,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayâsızlık tohumu hızla ekildiğinde,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnfial, öfke hissi doruğa çıkıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Üzgündü Elif teyze, üzgündü Döne bibi,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görünce Sütçü İmam kükredi aslan gibi,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bakın, ancak bizleriz memleketin sahibi!”;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözüyle ilk kurşunu düşmana sıkıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O şanlı mücadele başlamıştı böylece,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alınlar daima ak, başlar daima yüce,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Ede”ler ders vermişti kahpe işgalci güce,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarih kokan sokaklar kan barut kokuyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haykırdı cemaate Rıdvan Hoca minberden,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Haydi kalkın ayağa bulunduğunuz yerden,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Esaret altındayken, geçilmedikçe serden;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cuma namazı kılmak caiz değil!” diyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Galeyana gelen halk sel misali taşanda,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bağımsızlık uğruna engelleri aşanda,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karayağız yiğitler kaleye ulaşanda,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşlılar peşlerinden dualar okuyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haçlının paçavrası gönderden indirildi,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gök kubbenin feryadı “hilȃl”le dindirildi,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öldü sanılan o ruh, şahlanarak dirildi,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mahzun çeşmeler şimdi sevinçle akıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Abdal Halil Ağa ki, çalmamıştı davulu,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sökmedi Hırlakyan'ın; forsu, parası pulu,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bu din bahsi” diyerek, olmadı emir kulu,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkesi kendisine hayran bırakıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sembol isimdi artık, Ökkeşlerle Ejderler,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durdu, Haydar Çavuşlar, nice eroğlu erler...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Meşhur ilin adına “Kahramanmaraş” derler,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü müstevlîlerin önünü tıkıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saldırgan sürüsünün püskürtüldü alayı,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünya takdir etmişti destana denk olayı,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Milli Mücadele’de mertliğinden dolayı,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Devlet, gerdanlığına madalya takıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurtuluş muştusu şiirlerimden.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:06:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KELİMELER ZİHNİ NASIL YÖNLENDİRİR?</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kelimeler-zihni-nasil-yonlendirir-7690</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kelimeler-zihni-nasil-yonlendirir-7690</guid>
                <description><![CDATA[KELİMELER ZİHNİ NASIL YÖNLENDİRİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KELİMELER ZİHNİ NASIL YÖNLENDİRİR?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; İnsan zihni yalnızca yaşadıklarından değil, kendine sürekli söylediği sözlerden de etkilenir. Psikolojiye göre tekrar edilen düşünceler zamanla inanca, inançlar da davranışlara dönüşür. Bu yüzden kullanılan her kelime, zihnin çalışma biçimini doğrudan etkiler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilinçaltı, mantıksal bir süzgeçle çalışmaz. Sık duyduğu ifadeleri “gerçek” kabul etmeye eğilimlidir. Kişi kendini “başarılıyım” şeklinde tanımladığında, beyin bu algıyı destekleyen düşünce ve davranışlara yönelir. Bu durum, beynin kendini tekrar eden bilgilere göre yeniden şekillenebilme özelliğiyle ilgilidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihin, olumsuzluk eklerini ayırt etmekte zorlanır. “Başarısız olmak istemiyorum” cümlesinde odak, yine “başarısızlık” kavramına kayar. Bu nedenle hedeflerin, istenen durumu doğrudan ifade eden cümlelerle dile getirilmesi daha etkilidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elbette bilinç, geçmiş deneyimleri hatırlatarak itiraz edebilir. Ancak duyguyla desteklenen düşünceler zihinde daha kalıcı izler bırakır. Tekrar edilen ve duygu içeren ifadeler, zamanla içsel yönelim hâline gelir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle uykuya geçmeden önceki anlar, zihinsel savunmaların zayıfladığı bir dönemdir. Bu süreçte söylenen sözler yapılan dua ve zikirler daha derin etki bırakır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak zihin, sınırlardan çok yönlendirmeye ihtiyaç duyar. Kişinin kendine nasıl konuştuğu, hayatına verdiği yönü belirler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:39:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VELHASILIKELAM</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/velhasilikelam-7689</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/velhasilikelam-7689</guid>
                <description><![CDATA[VELHASILIKELAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">VELHASILIKELAM</span></strong></p>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çirkin bir yüzle dağlarla yüzleşmek bir ömür<br />
Kısa bir boyum, aksayan bir de ayağım<br />
Sürünün arkasında çıka bata kamburum<br />
<br />
<br />
Babama şahin yavrusu görünüşüm<br />
Sokakta kargayım bir düşün<br />
Mahalle oyunlarının değişmeyen ebesi<br />
O sokak piyesinde hep prensesin dedesi<br />
Neden prens değilim ben, dede de nesi?<br />
<br />
<br />
Sesim gırtlaktan çıkar yana yana<br />
Anam bülbül seslim derdi ya bana<br />
Meğer ondan kaçarmış ahali<br />
Bir o yandan bir bu yana<br />
Benden daha da deli<br />
<br />
<br />
Bir kız sevme zamanı geldi he çoban<br />
Yaşımla büyüyen duygularım var<br />
Hışımla büyüyen kamburum da cabası<br />
Etimi törpülüyor bir çobanın abası<br />
Babam ilaç bul yarama ilaç bul getir<br />
Anam sür yarama yaramı iyileştir<br />
<br />
<br />
Nihayet nafile bu benim sevdam<br />
Kim sever ki kısa, aksak, kamburu<br />
Konuştursan sazı, çalsan teli, tamburu<br />
<br />
<br />
Toplanan bir meclisin verilmiş hükmüyüm<br />
Bedenim, bir cümle karar kadar kısa<br />
Hukukum, ayağım gibi aksak<br />
Özgürlüğüm, abaya kamburum kadar tutsak<br />
Ölçüm, en sona konulan kısa bir adam<br />
Yürümem, topal basan tez yakalanan<br />
Kamburum, abanın törpüsünün insafına bakakalan<br />
Beni çoban ettiler velhasılıkelam<br />
<br />
<br />
Gözlerden uzak<br />
Kulaklardan çok ötede yerlerde<br />
Kendiyle yarışıp, boyca ölçüşen<br />
Ben bir çobanım artık velhasılıkelam.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">//mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 15:37:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN ÇİFTLİĞİ</title>
                <category>HÜLYA  İSKİFOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-ciftligi-7688</link>
                <author>hulyaiskifoglu@gmail.com (HÜLYA  İSKİFOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/insan-ciftligi-7688</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN ÇİFTLİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İNSAN ÇİFTLİĞİ</p>

<p>George Orwell’in yazmış olduğu Hayvan Çiftliği kitabına nazire değildir bu başlık. Bilakis onun içinde yaşadığı&nbsp;toplumun ve sisteme yapmış olduğu ağır eleştirinin;&nbsp;artık tüm dünyayı bir ahtapot gibi sardığını anlatan, kontrolünü,&nbsp;bir avuç kendini tanrı ilan edenlerin&nbsp;eline aldığını, dünyayı nasılda bir çiftliğe çevirdiğini kaleme aldığım&nbsp;bir yazı.</p>

<p>Orwell, içinde bulunduğu sömürgecilik ve sömürülenlerleilişkili&nbsp;olarak&nbsp;ikiyüzlü&nbsp;sistemde, yapılan her haksızlığı, hukuksuzluğu ve zulmü, kendilerini tanrı ilan eden zalim hükümdarlara karşı yaptığı ağır eleştirisi ile&nbsp;kabul edilemezliğini&nbsp;ustaca&nbsp;anlatır kitabında.</p>

<p>Kitabı kaleme almadan&nbsp;önce, kendisinin de bu lordlar zirvesine,&nbsp;görevi icabı maruz kaldığı hizmetinde, içsel kararları ile dışsal baskıların zorladığı kararlar arasında kalmıştır. Ancak&nbsp;bu kararları uygulamadaki zorunluluğu, bu&nbsp;iki yüzlü&nbsp;sistemin kendine hizmet yanının nasıl&nbsp;da içselleştiğinin ve karakterize olduğunun en bariz&nbsp;bir şekildezihne vurumu değil midir aslında?&nbsp;</p>

<p>Zorunda kaldığı zorbalıklarla, vicdanına karşı koyduğu bir iç çatışmaya daha fazla karşı koyamayışının sonucu ortaya çıkardığı bu eser ile yalnız kendi içinde bulunduğu sistemi anlatsa da; bulunduğumuz&nbsp;konjonktürü&nbsp;ve hatta dünyanın nasıl da bir çiftliğe dönüştüğünü göstermiyor mu?</p>

<p>Keyfe keder esnetilen ve legalleşen yasaların rehavetinde uykuya meyilli,&nbsp;uyuşturulan dünya toplumunda,&nbsp;gitgide hiçe sayılan insan yaşamı ve&nbsp;kıymetsizliği, gücün sınır tanımazlığını göstermiyor mu?&nbsp;</p>

<p>Medenileştirme, özgürleştirme, demokratikleştirme propagandaları ile gerçekler arasındaki uçurum büyüyor; &nbsp;işkence, taciz, tecavüz, zulüm, vahşet, haksızlık, hukuksuzluk, çiftliğe çevirdikleri dünyada at koşturup kol geziyor.</p>

<p>Tanrıları kızdırmamaya özen gösterircesine bu&nbsp;ikiyüzlüsistemin pençesinde yaşama tutunmaya çalışıyor ‘insanlık’ ve insanlığı tanımlayan hiçbir ideoloji işe yaramıyor bu çiftlik düzeninde.</p>

<p>‘Sapıklığın’, ahlaksızlık kavramı ile yumuşatıldığı, ahlaklılığın artık bir tercih haline geldiği, mağduriyetin ve maruziyetin, kadın cinsini bir haz ve meta aracı sayarak &nbsp;‘tek bir cins varmışçasına’ yalnızca erkek cinsiyeti üzerinden ele&nbsp;alındığı&nbsp;ve artık mağdurluğun ve mazlumluğun bir görev haline geldiği bir çiftlik düzeni…&nbsp;her&nbsp;türlü sapkınlığın, faşizmin,&nbsp;totalitarizmin bir salgın gibi dünyayı kuşattığı bir düzen!</p>

<p>Dünya;&nbsp;kendilerini tanrı ilan etmişlerin sürgününde.&nbsp;Yok’unyok olduğu bu çiftlikte her şey mevcut ve herkese verilmiş bir görev var.&nbsp;Her topluluğa bir&nbsp;lider&nbsp;ve her lidere görevler…&nbsp;Yakılıp&nbsp;yıkılacak ve sonra yeniden inşa edilecek çiftlik içinde çiftlikler… ve artık toplumların değil, hükmeden hükümdarların sosyal ve siyasi yapılarına göre şekil alan, küresel evrim sürecindeki değişim ve dönüşümü kendi hukuk kodlarına göre&nbsp;dizayn&nbsp;eden bir&nbsp;düzen.</p>

<p>Zorbalığın,&nbsp;eşkıyalığın, zulmün, sapkınlığın, haksızlığın, hukuksuzluğun, yeni kodlarını oluşturduğu, toplumun süregelen dinamiklerinin, örf, adet ve kültürel değerlerimizin adeta akışını ve aktarımını sağlayan yaş almışlarımıza saygı, hürmet ve konforun yerine ‘ölmek bilmiyorlar’ anlayışının hakim olduğu bir düzen!...</p>

<p>Zenginden alıp, yoksula verme döneminin bittiği, yoksuldan alıp, imtiyazlı sınıfların beslendiği&nbsp;Robin Kurt bir anlayışa dönüşen ve&nbsp;legalleşen bir sömürgecilik anlayışının yüz gösterdiği bir düzen…</p>

<p>Şimdi bunca kötülüğün sarpa sardığı çiftliğe dönmüş dünya da; yine de iyi düşünmemiz, altın çağı düşlememiz gerekiyor,öyle mi?</p>

<p>İYİ MİYİZ GERÇEKTEN?</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 20:43:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/hulya-iskifoglu-1573996151.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BÜYÜKLENMEK...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/buyuklenmek-7687</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/buyuklenmek-7687</guid>
                <description><![CDATA[BÜYÜKLENMEK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BÜYÜKLENMEK...</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Kibir, kötü huydur ve haramdır. Kibrin aksine tevâzu denir. Tevâzu, kendini başkaları ile bir görmektir. Bu çok iyi bir huydur. Tevâzu sahibi, kendini başkalarından aşağı görmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Tevâzu eden, helal kazanan, huyu güzel olan, herkese karşı yumuşak olan ve kimseye kötülük yapmayan çok iyi bir insandır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Kibir ve hıyaneti ve kul borcu olmayan mümin, hesapsız Cennete girecektir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babaları ve dedeleri ile övünmek, doğru değildir. Onların salih olmaları ile övünmemeli, onlar gibi salih olmaya çalışmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genç ve kuvvetli olmakla kibirlenmek de yanlıştır. Gençliğinden, gücünden, kuvvetinden ayrılmayan kimse görülmüş müdür?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mal, evlât, mevki ve rütbe ile büyüklenmek ise, insana hiç yakışmaz. Çünkü bunlar kendinde bulunan üstünlükler değil, gelip geçen ve kendinde kalmayan şeylerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tevâzu sahibi olabilmek için; nereden geldiğini, nereye gideceğini bilmek lâzımdır. Bir zamanlar hiç yok idi, önce hiçbir şey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu. Şimdi de her an hasta olmak, ölmek durumundadır. Nihayet ölecek, çürüyecek, toprak olacaktır. Hayvanlara, böceklere yem olacak, kabir azabı ve kıyamet sıkıntıları çekecektir. Cehennemde sonsuz yanmak korkusu içinde yaşayan kimseye büyüklenmek yakışır mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslâm Ahlâkı S.48</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 10:15:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZİHİN KENDİ BAŞINA BİR DÜNYADIR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zihin-kendi-basina-bir-dunyadir-7686</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/zihin-kendi-basina-bir-dunyadir-7686</guid>
                <description><![CDATA[ZİHİN KENDİ BAŞINA BİR DÜNYADIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ZİHİN KENDİ BAŞINA BİR DÜNYADIR</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Zihin kendi başına bir dünyadır;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">cehennemi cennete, cenneti cehenneme çevirebilir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">John Milton</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu söz, yalnızca edebî bir cümle değil; modern tıbbın bizzat kayda geçirdiği bir gerçeğin ifadesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">British Medical Journal’da yayımlanan bir vaka, acının her zaman bedenden başlamadığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Bir inşaat işçisi, 15 santimetrelik paslı bir çivinin güvenlik botunu delip ayağına saplandığını düşünerek acil servise kaldırılıyor. Acıdan kıvranıyor, hareket edemiyor ve güçlü ağrı kesicilere ihtiyaç duyuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doktorlar botu dikkatlice kestiklerinde ise manzara tamamen değişiyor. Çivi botu delmiş ama parmakların tam arasından geçerek deriye bile temas etmemiş. Ayağında tek bir çizik yok.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama acı vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü beyin, “çivi battı” görüntüsüne inanmıştı. Bu inanç, bedende gerçek fiziksel acı sinyalleri üretmişti. Tıpta buna Nocebo Etkisi deniyor: Zarar göreceğine inanırsan, beden o zararı olmuş gibi yaşar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama madalyonun bir de öteki yüzü var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tıp buna Plasebo Etkisi der. Ortada güçlü bir ilaç olmadığı hâlde, yalnızca serum alan ve ilaç aldığını zanneden bir kişinin iyileştiği örnekleri hepimiz duymuşuzdur. İnsan, her ne şekilde olursa olsun iyileşeceğine inanırsa, beden gerçekten iyileşme tepkileri üretir. Bu kez beyin, şifayı simüle eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut, insanı ayakta tutan en büyük &nbsp;güçtür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihin sadece yaralamaz; iyileştirir de.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bu beni hasta eder” dediğinizde beden zayıflıyorsa,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allah şifasını verir” dediğinizde içinizin ferahlaması boşuna değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dua ederken kalbin sakinleşmesi, tevekkül ederken omuzlardan yükün kalkması; yalnızca ruhsal bir teselli değil, aynı zamanda bedensel bir rahatlamadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İman, insanın içindeki en güçlü plasebodur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bu, sahte bir avunma değil; kalbin Yaradan’la kurduğu derin bağdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de bu yüzden şifa bazen ilaçtan önce niyette, tedaviden önce teslimiyette başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sebep aranır, ilaçlar mutlaka kullanılır, her türlü tedbir elden bırakılmaz; ama sonuç Allah’a emanet edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü insan, zihniyle korktuğunda hasta olabiliyorsa;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">kalbiyle teslim olduğunda da iyileşebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zihin bir dünyaysa, o dünyanın kapısını ya korku açar ya da iman.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve insan, hangi kapıdan gireceğine her sabah niyetiyle, zihnindekilerle yeniden karar verir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayattaki en büyük enerji olan niyet enerjinizin her daim güzellikten ve iyilikten yana olması temennisiyle…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu vesileyle 6 Şubat depreminde kaybettiğimiz bütün deprem şehitlerimizi rahmetle anıyor yakınlarına sabırlar diliyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehrimizin imar ve ihyası için emek veren gayret eden çalışan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben inanıyor ve görüyorum ki "Hatay Ayağa Kalkıyor."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 10:16:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TARİHİ OLAY VEYA OLGULARIN SOSYAL MEDYA’DA YANLIŞ KULLANIMI</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/tarihi-olay-veya-olgularin-sosyal-medyada-yanlis-kullanimi-7685</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/tarihi-olay-veya-olgularin-sosyal-medyada-yanlis-kullanimi-7685</guid>
                <description><![CDATA[TARİHİ OLAY VEYA OLGULARIN SOSYAL MEDYA’DA YANLIŞ KULLANIMI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TARİHİ OLAY VEYA OLGULARIN SOSYAL MEDYA’DA YANLIŞ KULLANIMI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">-II-</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çanakkale’de 250.000 Şehit Verdik İddiası</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çanakkale Savaşlarında tarafların kayıpları hakkında yazık ki resmi açıklamalarda bile yanlış sayılar verilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehit sayımız 250.000 gösterilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İki tarafın resmi açıklamalarına ve güvenilir kaynaklara dayanarak gerçek sayılar şöyle:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İngilizler savaş boyunca Çanakkale'ye 410.000, Fransızlar 79.000 asker göndermişlerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kayıpları: İngilizler, 43.000 ölü, esir, kayıp, 72.000 yaralı, 90.000 hasta, genel kayıp 205.000. (genel kayıp sözcüğü ölü, yaralı, hasta, kayıp ve esirler için topluca kullanılan bir terimdir);</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fransızlar 47.000 genel kayıp.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim kaybımız: şehit sayısı 57.084, yaralı 96.847. Yaralılardan 18.746'sı hastanelerde ölmüştür. Bunlarla birlikte şehit sayısı 75.830. Yoğun savaş şartlarını ve kayıt zorluklarını dikkate alan bazı askeri tarihçiler şehit sayısını 100.000'e yaklaştırıyorlar (Korg. Fahri Belen1).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kısacası şehit sayımız 250.000 değildir. Çanakkale'yi büyük yapan da şehit sayısı değildir2.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Abdülhamid Han Devrinde Toprak Kaybı Olmadığı İddiası</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sultan Abdülhamid’in döneminde kaybedilen toprakların, bugünkü Türkiye’nin iki katıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">31 Ağustos 1876’da tahta çıktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1876 Sırbistan Karadağ gitti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1878 Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi) Bulgaristan, Trakya’nın tamamı, Erzurum gitti. Ruslar İstanbul’a kadar girdi. Ayastefanos anıtı dikti. Bosna Hersek ve Yenipazar (Novipazar) de aynı yıl elden çıktı. Kars Ardahan, Batum, Doğubayazıt, Romanya, hep gitti3.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1878 yine aynı yıl İngilizler Kıbrıs’ı işgal etti. Bayrak çekti. Kıbrıs’ın İngilizlere verilmesindeki asıl sebep, İngiltere’nin Ruslara karşı Osmanlı’ya ekonomik yardım sözüydü.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1881 Tunus, Teselya gitti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1882 Mısır (İngilizler)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1884 Somali (İngilizler)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1885 Habeşistan (Etiyopya) (İtalyanlar)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1891 Ermenistan</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1898 Girit adası olmak üzere 1 milyon 592 bin 806 kilometre kare toprak kaybetti. Önce özerklik verildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1908’de de Girit Yunanistan’a katılma kararı aldı. Hâlbuki tıpkı Kıbrıs gibi nüfusun yarıya yakını Türk’tü4.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yukarıdaki bilgilere baktığımızda da birçok toprağımız Abdülhamid devrinde elden çıkmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ANKARA ANTLAŞMASI’NA GÖRE TÜRKİYE, “IRAK’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN SAĞLANMASI ŞARTIYLA” MUSUL’U IRAK’A TERK ETMİŞ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">90 yıldır unutulan Ankara Antlaşması, son günlerde Türkiye gündemini oldukça meşgul etmekte. Birileri antlaşmaya hayali bir madde eklemişti!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güya, Ankara Antlaşması’na göre Türkiye, “Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması şartıyla” Musul’u Irak’a terk etmişti! Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran bu yalan, ATV</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">haber bülteninde bile tekrarlandı. Oysaki 1926 Ankara Antlaşması’nda bu veya buna benzer bir madde yoktu. Birileri yine halkı kandırıyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ankara Antlaşma- 5 Haziran 1926</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye ile İngiltere ve Irak arasında Türk-Irak Sınırı ve İyi Komşuluk İlişkileri Antlaşması (Musul Antlaşması) Ankara’da imzalandı. Antlaşma 18 maddeden ve şu üç bölümden oluşmaktadır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Türkiye ile Irak arasındaki sınır (md. 1-5),</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2. İyi komşuluk İlişkileri (md. 6-13)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Genel Hükümler (md. 14.18). Antlaşmanın,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Türkiye ile Irak arasındaki sınırı ayrıntılarıyla tanımlayan bir de Ek’i vardır. Anlaşmanın “İyi komşuluk ilişkileri” başlığını taşıyan ikinci bölümü 10 yıl süreli idi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5. Ayrıca Tevfik Rüştü Bey’e Antlaşmanın 14. maddesiyle ilgili verilmiş bir de nota mevcuttur5.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlgili maddelerin bazıları:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madde 5: Taraflardan her biri 1. maddede belirlenen sınır hattının kesin ve bozulmaz olduğunu kabul ederek bunu değiştirmeye matuf her türlü teşebbüsten sakınmayı taahhüt eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madde 6: Taraflar bir veya birkaç silahlı kişinin sınır mıntıkasında yağmacılık veya eşkıyalık yapmak maksadıyla girişecekleri hazırlıklara, sahip oldukları bütün vasıtalarla karşı koymayı ve bunların sınırdan geçmelerine mani olmayı karşılıklı olarak taahhüt ederler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madde 7: 11. maddede zikredilen yetkili memurlar sınır mıntıkasında yağmacılık veya eşkıyalık yapmak için bir veya birkaç silahlı kişinin hazırlıklarda bulunduklarını haber aldıklarında ihmal etmeden birbirlerini haberdar edeceklerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madde 8: 11. maddede zikredilen yetkili memurlar, bulundukları yerlerde yapılmış olabilecek bütün yağmacılık ve haydutluk fiillerinden karşılıklı olarak birbirlerine haber vereceklerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haberdar edilecek memurlar ellerindeki bütün vasıtalarla söz konusu fiillerin fâillerinin sınırdan geçmelerine mani olmaya gayret edeceklerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madde 12: Türkiye ile Irak memurları diğer taraf uyruğundan olup, kendi toprakları üzerinde bulunan aşiret beyleri, şeyh veya öteki azaları ile resmî veya siyasî mahiyete sahip her türlü haberleşmeden kaçınacaklardır. Taraflar sınır mıntıkasında diğer devlet aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilâtına ve topluluğuna izin vermeyeceklerdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Madde 14: Her iki ülke arasında ortak çıkarlar sahasını genişletmek maksadıyla, Irak Hükûmeti bu antlaşmanın yürürlüğe konulması gününden itibaren 25 sene müddetle, 14 Mart 1925 tarihli İmtiyaz Mukavelenamesi'nin 30. maddesi mucibince "Turkish Petroleum Kumpanyası"ndan, petrol ihraç edebilecek olan şirketlerden veya şahıslardan, teşkil edilecek olan muavin şirketlerden sağlanan gelirlerin %10'unu Türkiye Hükümeti'ne ödeyecektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ankara Antlaşması ile Türkiye-Irak sınırı belirlenmiş ve Musul petrollerinden Türkiye’ye 25 yıl boyunca %10 hisse ödenmesi kararlaştırılmıştır. Anlaşmaya koyduğu ek bir protokolle İngiltere, petrol hisseleri karşılığında Türkiye’ye 500 bin pound ödemeyi teklif etmiştir. Ancak Türkiye, 500 bin poundluk öneriyi kabul etmemiş, Musul petrollerinden 25 yıl süreyle %10 hisse almayı sürdürmüştür6. İddia edildiği gibi hiçbir maddede haberde iddia edilen ifadeler yoktur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:27:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BATTANİYEMİ ARADIK   KEFENMİ ?  6  ŞUBAT 2023  UNUTMADIK...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/battaniyemi-aradik-kefenmi-6-subat-2023-unutmadik-7684</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/battaniyemi-aradik-kefenmi-6-subat-2023-unutmadik-7684</guid>
                <description><![CDATA[BATTANİYEMİ ARADIK   KEFENMİ ?  6  ŞUBAT 2023  UNUTMADIK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BATTANİYEMİ ARADIK&nbsp; &nbsp;KEFENMİ ?&nbsp; &nbsp;6&nbsp; ŞUBAT 2023&nbsp; UNUTMADIK...&nbsp;</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6 Şubat 2023, saat 04:17.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye'nin en büyük felaketlerinden birinin yaşandığı an.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kahramanmaraş merkezli depremler, on binlerce can aldı, yüz binlerce insanı evsiz bıraktı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerimizin önünde kapanan hayatlar, acılar, yaralar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmadık, unutmayacağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, en acı, en büyük felaketi yaşadı. Serinyol'dan Antakya'ya, Odabaşı'ndan Saray Caddesi'ne, Uğur Mumcu'dan Armutlu'ya, Samandağ'a kadar... Sokaklar, caddeler, mahalleler, şehirler... Hepsi, bir anda yok oldu. Acı, hüzün, battaniyemi aradık, ceset mi aradık, kefen mi aradık...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enkazlar altında kalanlar, kurtarılmayı bekleyenler, umutla bekleyenler...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Ama umut, her geçen saatle birlikte azaldı. Karanlık, soğuk, sessizlik... Hayatın sonu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'da, bir ailenin enkaz altında kalan çocukları...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bir annenin kocasını, çocuklarını kaybetmesi...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir babanın önem kızının elini günlerce tutması Bir genç kızın enkaz altında kalan sevgilisi...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yerde, her an, acılar, yaralar... Depremden sonra, Türkiye'nin her köşesinde insanlar ellerinden geleni yaptılar. Ama acı, yaralar, hala devam ediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıllarca, depremler devam etti, hala devam ediyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6 Şubat depremi olacak korkusuyla, her an deprem olacak korkusuyla yaşıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız. Gözlerimizin önünde kapanan hayatlar, hep hafızamızda kalacak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu felaketin acısını, yaralarını, hep taşıyacağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın sokaklarında, hala enkazlar var. Antakya'nın caddelerinde, hala acı var. Odabaşı'nda, hala hüzün var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Uğur Mumcu'da, hala sessizlik var. Armutlu'da, hala umutsuzluk var. Samandağ'da, hala acı var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enkazlar altında hala insanlar var, bulunmayan insanlar var,&nbsp; akıbeti hala belli değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Acı, yaralar, hala devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ölenlere Allah'tan Rahmet kalanlara sabır diliyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmadık, unutmayacağız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Gözlerimizin önünde kapanan hayatlar, hep hafızamızda kalacak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu felaketin acısını, yaralarını, hep taşıyacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve umut, sevgi, dayanışma ile, yeniden başlayacağız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem, bize hayatın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anda, her şey yok olabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama aynı zamanda, insanlığın gücünü, dayanışmasını, sevgisini de gösterdi. Unutmadık, unutmayacağız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:23:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GRİ MÜSLÜMANLIK</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gri-muslumanlik-7683</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/gri-muslumanlik-7683</guid>
                <description><![CDATA[GRİ MÜSLÜMANLIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GRİ MÜSLÜMANLIK</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam hacı, ya da hoca…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güzel de konuşuyor, dilinin tecvidi pek ȃlȃ. Neredeyse toz kondurmuyor üzerine. Suyu üfleyerek içiyor veyahut da öyle zannediyor. Maşallah çok da duyarlı… Birçok konularda ahkâm kesmede de fevkalade mahir. Size dinlemek düşüyor sadece.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat bir de bakıyorsunuz ki arkası bağlar gazeli. Az ötede piknik alanına kurduğu sofranın başında lanetli koka kola var. Tıka basa yediklerini şimdide kolay sindirmek için, geğirerek yudumluyor muhterem. Peşinden de Gazze için dua ve tabi…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam musalli Müslüman…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Orta ölçekte ve orta kıvamda… Kimsenin malında mülkünde gözü yok göründüğünce. Helalinden yemeyi şiar edinmiş hakeza. “Allah herkese iki, bana bir versin” niyazında. Mütevazıdır da… Üstelik yarım hafız. Hıfzını çeşitli nedenlerden dolayı bırakmak zorunda kalmış. Lakin o da ne!? Döş cebinde spor toto kuponları, kazı kazanlar, milli piyango biletleri…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soruyoruz bu ne iş? “Öylesine…” diyor ve ekliyor: “Bizimki bir hastalıktan ibaret, bazen de ufak yollu şans denemesi…”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam bir caminin dernek yönetiminde…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Keyfinin kâhyalığına vazife bildiği çoğu lüzumsuz uğraşılarla şimdiye dek tüm günahlarının affa uğrayacağına inanıyor. Topladığı paraları yemediği doğru da “hayırlı hizmet” inancıyla icra-i faaliyette bulunduğu işlerin ekserisi fuzuli. Zemin kattaki bölmeler, ardiyeden farksız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi de yer darlığı varmışçasına müezzin mahfilinde eda ediyor namazlarını. Tamam da ya müezzinin yokluğunda kamete kalkışması ve tesbihat çektirmesi… Telaffuz sıkıntısı bir yandan, yanılması bir yandan… Üstünler, esireler, ötüreler birbirine karışarak havada savruluyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadi neyse buna da eyvallah… Ya şu vantilatörü hep kendi cihetine ayarlamayı galiba müktesep haklardan sayıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam köşe bakkalı…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zahiren, terazinin gramına dirhemine mütehassıs davrananlardan… Öyle ki bir habbe üzümü dahi ekler, çıkartır denkleştirir. Yalnız geçenlerde ayağının bağı çözülen yadırgı bir hindiyi, ellerini makas gibi açıp kışkışlayarak yan taraftaki zula yere soktu. Ertesi günde kesip yedi afiyetle.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Kimindir acaba?” diye ne sordu ne de duyurdu bir müşterisine. Sorsa ve duyursa, sahibinin kimliği derhal çıkacaktı ortaya. Belli ki en yakın mesafede oturan birilerine ya “hayırlı olsun” babından, ya da “geçmiş olsun” maksadına binaen hediye getirilmişti. Çırpınma neticesinde bağını kopartarak peyiktiği anlaşılıyordu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cuma günüyse hanımına şöyle seslenmekteydi: “Çocukları buraya acele gönder, ezan okunmak üzere!”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam, Hıra dağı kadar Müslüman, Tanrı dağı kadar Türk…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ona göre Filistinlilerin, İsrailliler tarafından tavuk misali boğazlanması sıradan bir hadisedir nitekim. Asılsız ve uyduruk savunma mekanizmasıysa hazır: “Onlar bizi arkadan hançerlemişlerdi.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadınların ve kızların arşa yükselen çığlıklarını, bebeklerin parçalanan bedenlerini yüreğinde hissettiği pek söylenemez. Ya şu beyinlerde uğuldayan argümanı… “Hem onlar; Türk dünyasında olup bitenlerden ne derecede hissedarlar ki?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam bilinen gruptan biri…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey mubah itikatlarında... Nasıl bir itikatsa tabi? Beleşçiliğe aşırı yumulup aşırı semizleşenlerden… Millet kazan, kendileri kepçe… Ye babam ye familyasından… Sözde çocuk okutuyorlar ve iman kurtarıyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kursa yardım toplama bahanesiyle ev ev tütün üreticilerini geziyorlardı. Kıyılmış hazır hale getirilmiş tütünleri devşirip çuvallara yerleştirmekteydiler. Perakende toplayıp toptan satıyorlardı. Vicdanları törpülemek saikıyla ezberledikleri “Ne verirsin elinle, o gider seninle” nakaratı iyi tutmuştu. Hedefledikleri günlük hâsılat tamamdı artık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kenar mahallede sigara içen bir çocukla karşılaştılar. Grup temsilcisi yanına çağırdığı çocuğa; “Sigara içmenin günah olduğunu, bedensel tahribata yol açtığını…” uzun uzun anlattı. Hitamındaysa şu cümleyi kullandı: “Babanızla konuşup sizi kursa yazdıralım inşallah. Vatana millete yararlı zımba gibi gençler yetiştiriyoruz, istemez misin?”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendisinden hiç beklenmedik çocuğun cevabı ise kurşundan daha tesirliydi: “Amca siz önce günah yüklü şu arabanızdaki topladığınız tütünleri köprüden geçerken çaya boşaltında…”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne demişti Mehmet Akif, “Müslümanlık Nerde” başlıklı şiirinde:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adam aldatmaksa maksat, aldanan yok nafile!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslümanlık, bilmem ama galiba göklerdedir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ahmet Süreyya DURNA</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 16:04:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARIMIZIN DİJİTAL GELECEĞİ: SORUMSUZLUK MU, SORUMLULUK MU?</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklarimizin-dijital-gelecegi-sorumsuzluk-mu-sorumluluk-mu-7682</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/cocuklarimizin-dijital-gelecegi-sorumsuzluk-mu-sorumluluk-mu-7682</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZIN DİJİTAL GELECEĞİ: SORUMSUZLUK MU, SORUMLULUK MU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUKLARIMIZIN DİJİTAL GELECEĞİ: SORUMSUZLUK MU, SORUMLULUK MU?</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medya, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızın dijital dünyadaki varlıklarını yönetirken, ebeveynler olarak ne kadar sorumlu davranıyoruz? Çocuklarımızın fotoğraflarını, videolarını paylaşırken, onların geleceğini riske atıyor olabilir miyiz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düşünceli olmalıyız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Çocuklarımızın dijital ayak izleri, onların geleceğini etkileyebilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimlik hırsızlığı, siber zorbalık, güvenlik riskleri...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tehlikeler, çocuklarımızın dijital dünyadaki varlıklarını tehdit ediyor. Bir ebeveyn olarak, çocuklarımızın kişisel verilerini korumak bizim sorumluluğumuz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama maalesef, çoğu zaman bu sorumluluğu unutuyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızın doğum günleri, ilk yürüyüşleri, gülüşleri, her adımı, okuldan gelişleri...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatta karneleri, içinde vatandaşlık numarası olan karneleri bile paylaşılıyor. Bu, çocuklarımızın geleceğini riske atmak değil mi?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımızın yemek yiyişleri, oyun oynayışları, tatil fotoğrafları...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şeyleri paylaşılıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki, yarın çocuklarımız büyüyünce ne olacak? Biz, çocuklarımızı uçan kuştan, karıncadan, kendimizden dahi korurken, korumaya çalışırken aslında korumasızlığın en kötüsünü yapıyoruz. Farkında değiliz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında en büyük kötülüğü biz yapıyoruz. Farkında mıyız?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeni yasa taslağı, 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını yasaklıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, çocukları dijital dünyanın risklerinden korumak için atılan önemli bir adım. Ancak, sorumsuz ebeveynlerin bu yasağı aşmak için çocuklarının fotoğraflarını paylaşmaları da bir sorun teşkil ediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yasa taslağına, izinsiz fotoğraf paylaşan anne babalara ceza verilmesi de eklenebilir. Bu, çocukların dijital mahremiyetini korumak için önemli bir adım olacaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ebeveynlerin çocuklarının dijital varlıklarını korumak için daha fazla sorumluluk almaları gerekiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dijital dünyadaki varlıklarını yönetirken, çocuklarımızın haklarını da düşünmeliyiz. Onların izni olmadan fotoğrafları paylaşılıyor, bu da onların mahremiyetini ihlal etmek anlamına gelebilir. Ayrıca, çocuklarımızın dijital içeriklerini silme hakkını da unutmayalım.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onların dijital izlerini yönetmek, bizim sorumluluğumuz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ebebeynler olarak, çocuklarımızın dijital geleceğini korumak için bilinçli olmalıyız. Onlara dijital dünyadaki tehlikeler hakkında bilgi vermeli, onları bu tehlikelere karşı hazırlamalıyız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dijital ebeveynlik, bilinçli ebeveynliktir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki, çocuklarımızın dijital geleceği, bizim bugün yaptığımız seçimlere bağlı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sorumsuzluk mu, sorumluluk mu? Seçim bizim. Çocuklarımızın geleceğini korumak için, bugün harekete geçmeliyiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:32:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIBLE ve ÖNEMİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kible-ve-onemi-7681</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/makale/kible-ve-onemi-7681</guid>
                <description><![CDATA[KIBLE ve ÖNEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KIBLE ve ÖNEMİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kıbleniz Doğruysa İstikametiniz Doğrudur</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kıble lügatte; “yön”, “taraf” “istikamet” demektir. Dini literatürde ise Kıble: Bir dine mensub insanların ibadet yaparken ilahlarına yöneldikleri yöndür. Yeryüzünde gelmiş geçmiş ve varolan her dinin bir kıblesi vardır. Dolayısıyla her insanın da bir kıblesi vardır. Mesela; Putperestler ibadet ederken yönlerini putlarına karşı dönerler.. Yahudiler Kudüse karşı dönerler. Hrıstiyanlar doğu cihetine dönerler. Müslümanların kıblesi ise Kâbe’dir. Müslümanlar Namaz kılarken mutlaka Kâbe cihetine dönerek Namazlarını kılarlar. İslamda Namazın kabul olma şartlarından biri de “İstikbâli Kıble” dir. Yani Namaz kılarken yönünü Kıble/Kâbe cihetine dönmek. Bu, Allahın emridir. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhissselam Mekke’de iken Namazlarını Kâbe’ye yönelerek kılardı. Bu konuda o zamanlar dini bir zorunluluk yoktu. Hatta Yüce Allah Mi’racta Peygamberimize ve müslümanlara günde beş vakit Namazı farz kıldığında bile bu konuda ilahi bir emir yoktu. Ama o dönemde Kâbe’nin içi ve dışı putperestlerin putlarıyla dolu olduğu için Peygamberimiz ve müslümanlar; Namazlarını “Mescid-i Aksâ” cihetine dönerek kılarlardı. Bu uygulama Hicretten sonra Medine’de de devam etti. Mescidi Aksâ; Süleyman aleyhisselam tarafından yaptırılan mescidin yerine yapılan bir mescid idi ve Ehli kitabın da kıblesi idi. Ancak, peygamberimize düşmanlık besleyen Medine’deki Yahudiler bu durumdan kendilerine pay çıkararak; “Muhammed, bize muhalefet ediyor ama kıblemize yöneliyor, bugün kıblemize yönelen Muhammed, bir gün gelecek dinimize dönecek.” gibi çirkin sözlerle peygamberimize ve müslümanlara hakaret ediyorlardı. Bu durum sevgili peygamberimizi ve müslümanları ziyadesiyle üzüyordu. Peygamberimiz Hz.Muhammed zaman zaman yüzünü Semaya doğru çevirerek, Allah’a duâ ediyor ve kendisi için bir çıkış yolu göstermesini istiyordu. Gönlü kıblenin “Kâbe” olmasını istiyordu, ama Kâbe’nin içi ve dışı hâlâ putlarla doluydu. İşte bu hadiseler yaşanırken Allahın şu emri geldi: “Ya Muhammed! Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye döndüreceğiz. Artık Yüzünü hemen Mescidi Haram (Kâbe) yönüne çevir! Siz de ey mü’minler nerde olursanız olun, (Namazda) yüzünüzü hep o tarafa döndürün! Kendilerine kitap verilenler iyi bilirler ki bu, Rablerinden gelen gerçek bir hükmüdür. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.” (Bakara-144)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rivayete göre bu ayet nâzil olduğunda peygamberimiz, ‘Beni Seleme’ yurdundaki bir Mescid’te müslümanlara öğle veya ikindi Namazını kıldırıyordu. Namazın üçüncü rekatında gelen bu ayetle birlikte; peygamberimiz yönünü Mescidi Aksa’dan “Mescid-i Haram” tarafına çevirdi, müslümaanlar da peygamberimize uydu ve Namazlarının son iki rekatını Mescidi Harama, yani Kâbe cihetine dönerek tamamladılar. Böylece müslümanların kıblesi ilahi bir emirle Mescidi Haram (Kâbe) oldu. Kıble değişiminin gerçekleştiği bu Mescidin adı o tarihten itibaren ‘Mescidi Kıbleteyn’ (İki kıbleli mescid) olarak anılmaya başlandı. Hicretin ikinci senesinde vukû bulan bu hadiseden sonra müslümanların kıblesi artık kıyamete kadar “Kâbe” oldu. Bugün yeryüzünde binlerce müslüman, her gün kıldıklar beş vakit Farz Namaz olmak üzere, Cuma namazı, Bayram namazları ve diğer Namazlarda yönlerini Mescid-i Haram’a (Kâbe’ye ) doğru dönerler. Namaz kılarken Kıbleye dönmek, yani Mescidi Haram yönüne dönmek farzdır. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuurur: “Sizden kim kıbleye dönerse Allaha yönelmiş olur.” Bu bağlamda; Namazların dışında kıbleye dönmek zorunlu olmasa da müslümanlar Namazların dışındaki ibadet ve duâlarında da da kıbleye dönerler. Bunların çoğu peygamberimizin sünnetidir. (Ezan okurken, duâ ederken, kılbeye dönerler. Kurban keserken hayvanın yönünü kıble tarafına getirirler, mevtaları kabre koyarken yönlerini kıble tarafa çevirirler.. v.s.) Aslında hangi yöne dönerseniz dönün, Allah oradadır. Ama Rabbimizin emri gereği Namazda kıbleye dönmek farzdır. Namaz dahil diğer ibadet ve duâlarda kıbleye dönmek; Allaha olan tâzim ve saygının bir ifadesidir. Kıbleye dönüş; aynı zamanda mü’minler arasındaki sevgi, saygı ve kardeşliği, birliği ifade eden bir yöeniliştir. Kıbleye yönelmek; “Doğru istikamette olmaktır. Yani “Yönünü kıbleye dönen bir insan; doğru insandır, muttakî insandır.” Yönünü kıbleye dönen, bir mü’min; kendisinin doğru ve güvenilir olduğuna şahadet etmiş olur. Çünkü kıble dönmek Allaha yönelmektir. Allaha yönelen bir insan her türlü kötülükten ve haramdan uzak olduğuna şahadet etmektir. Bu anlamda diyebiliriz ki; Kıblesi Kâbe olanın istikameti doğrudur.. Sözü, davranışı ve ahlakı doğru demektir. İstikameti doğru demektir. Huyunu ve ahlakını bozanlar için ise; “Kıblesini şaşırmış.” derler. Bu nedenle Kıble; insan için çok önemli bir ölçüdür. Sakın, kıblenizin şaşırmayın ve değiştirmeyin! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız doğru, kıbleniz doğru, istikametiniz doğru, ibadetleriniz doğru, işiniz doğru, ömrünüz doğru, feyizli ve bereketli olsun, İnşaallah!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:30:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
