20 YANVAR’IN (OCAK) GÜCÜ
1989 yılı başlarıydı, Sovyetler Birliği dağılıyordu. Birlik üyesi ülkelerde,
Hürriyet, Bağımsızlık, Azadlık sesleri yükseliyordu.
Halk harekete/harekâta geçmişti.
Halk Harekâtı başlamıştı.
Millet uyanmıştı.
Birliğin saldırgan, tecavüzcü, tağşişçi, yıkıcı unsuru olan, ermenistan, Azerbaycan topraklarına göz dikmişti.
Bu duruma Azerbaycan Türkleri düzenledikleri protesto/telin yürüyüşleriyle cevap vermişti.

Azerbaycan Türkleri insani unsurları devreye sokarken, Ermeniler bu duruma karşılık İrevan (eski İrevan Hanlığı toprakları), Göyçe Mahalı ve Karabağ’ın farklı topraklarında yaşayan çok sayıda Azerbaycan Türk'ünü göçe zorladılar.
9 Ocak 1990’a gelindiğinde Ermeniler, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ topraklarında sözde bir devlet kurduklarını ilan ederek Ermenistan'a bağlandıklarını bildirdiler.
Bu olaydan 10 gün sonra 19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan gece, dönemin Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov'un emriyle Bakü'ye giren Sovyet tankları, acıları hala hafızalarda yaşayan bir katliam gerçekleştirdi.
Bakü’de AZADLIK isteyen, Azerbaycan’ı isteyen, 1918’de yükseltilmiş bayrağı bir daha YÜKSELTMEK isteyen halkın üzerine acımasızca ateş edildi. Bu vahşice saldırı sonucunda Bakü, Gence ve Lenkeran'da kadın, çocuk toplam 137 kişi hayatını kaybetmiş, 700'den fazla kişi yaralanmış ve 1000'e yakın kişi hapsedilmiş ve kentte olağanüstü hal ilan edilmişti. 25 binden fazla asker ve Sovyet tankları Bakü’de katliamlara girişmişti.
Bu katliamlar Azerbaycan’da insanları susturmamış hatta denebilir ki 1000 yıllık uykudan uyandırmıştı.
Üç renkli bayrak sandıklardan çıkmıştı.
Tarihler 30 Ağustos 1991’i gösterdiğinde, acılar, ölümler, yakılıp, Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan edilmişti.
Yukarıda Ermenilerin, Azerbaycan’ın topraklarındaki tecavüz girişimlerinin başlangıcından bahsetmiştik. Ermeniler 1988 yılından itibaren Karabağ bölgesindeki saldırılarını hızlandırmış ve 10 Kasım 2020 tarihine kadar gelecek işgal sürecini gerçekleştirmişti. Ermenistan, bu yıllar içerisinde Azerbaycan’a 850 milyar dolar zarar vermiş, Karabağ’ı talan etmiş ve 1 milyondan fazla Azerbaycan Türk’ünü yerlerinden etmişti.

1989’da uyanan Azerbaycan Türklüğü, 1993’ten sonra bir durgunluk, bir sessizlik devresine girmişti.
Azerbaycan bir göz ise Karabağ’da onun bebeği idi.
Bu uğurda Birinci Karabağ Savaşı’nda binlerce şehit verilmiş, Azerbaycan topraklarının birçoğu kurtarılmıştı.
Azerbaycan topraklarının bir kısmı kurtarılmıştı kurtarılmasına ama halk içinde bir sessizlik vardı.
Bu durumu kabul etmeyenler milyonlara varıyordu ama belki de birkaç kişinin bu duruma sessiz kalışı veya itiraz edemeyişi sürecin bugüne kadar gelmesine sebep olmuştu.
Ermeni ve Rus hareket ve harekâtlarını kabul etmeyenler,
İtiraz edenler,
Şehitlerin ahını içinde yaşayanlar vardı.
Katledilen anaların, bacıların, kızların ıstırabını içinde hissedenler vardı.
Kutlu mabetlerine yapılanları içine sindiremeyenler vardı.
Doğup büyüdükleri, boya başa çattıkları toprakları görememenin kahrını çekenler vardı.
Bu milyonların içerisinde ata baba topraklarında kalan 1000 yıllık mezar taşları kırılanlar vardı.
Saklambaç oynadıkları, at sürüp, kuzu otlattıkları toprakları özleyenler vardı.
Peki bunları tanıyan, gören, bilen var mıydı?
Bunlar in miydi, cin miydi?
Nerelerdeydi yaşanan bu acıları kabullenmeyenler?
.jpeg)