Sabancı

ACUN BENİ DE ADAYA GÖTÜR!

ACUN BENİ DE ADAYA GÖTÜR!

 

ACUN BENİ DE ADAYA GÖTÜR!

 

Medeniyetin getirdiği yükler, meşguliyetler, fantaziler, uğraşlar bazen insanı öyle sıkıştırır ki, şöyle hiç kimsenin olmadığı, ulaşamayacağı bir yere alıp başımı kaçayım diye düşünmeye başlar. Bu hemen her insanın zihinsel notları arasında çok uzun ya da kısa aralıklarla yer aldığı için basit bir motto oluşmuştur; Issız adaya düşecek olursan yanına alacağın üç şey ne olur? Ya arkadaş, eğer ıssız adaya birden bire istem dışı düşmeye kalksam zaten böyle bir şeye zamanım kalmaz. Eğer istekle gidersem bana lazım şeyleri güzelce valize doldurup öyle giderim! Yani mantıksız olmamak lazım… Bir belgesel kanalında “Doğada tek başına” adıyla ABD’li birileri bazen anadan üryan, bazen elinde hiçbir alet edevatı olmaksızın 21 gün geçirmesi için bırakılıyor. Evlere şenlik komik haller, bazen korkutucu, bazen iğrenç görüntüler arasında kafasındaki kameradan enteresan bir program oluyor.

Batı buna benzer fantezi programlar çekerken bizim toplumda böyle şeylere rast gelmek mümkün olmuyor. Acun Ilıcalı elinde kamera ülkeler dolaşırken Karayip Korsanlarının hazinelerine denk geldi sanırım. Ülkemizde yayın yapan bir kanalı satın alıp batıdaki bazı yarışma programlarını bire bir kopyalayarak burada düzenlemeye başladı. Bazılarına çok karşı olmasam da bazılarının bizim örf, adet ve geleneklerimize zıtlığı, sırf yıkmak için konulduğu konuşuluyor. Özellikle aklı kıt bazı kimselerin bu programlarda ipe sapa gelmez tartışmalar yapması bizi fena geriyor. Reyting uğruna gösterilen rezillikler milletimizin tüm değer ayarlarıyla öyle oynuyor ki, farkında olmadan bir yöne doğru hızla kayıyoruz. Hele şu Survivor rezilliği, ben şahsen başladığı zaman direkt “Acun babanın bir çiftliği var” demeye başlıyorum. Bu kadar şeyi izleyen çocuğunuza İslami hassasiyetleriniz de biraz eksikse daha neyi izah edebilirsiniz? O kendisini çoktan özgür kız adayı olarak görmeye başlamıştır bile.

Özel kanallar gelirlerini artırmak uğruna halkı yönlendirici programlara pek el atmıyor da, devletin sayısı belirsiz kanalı oldu. Bunlardan birinde inovasyon, üretim, keşif, kişisel gelişim, evde verimlilik gibi programlar yapılsa eminim alıcısı çok olacaktır. Ev hanımı, işsiz genç, işinden dönen çalışan, evde oturduğu yerden neleri nasıl üreteceğine dair bir şeyler gösterilse bu millet çekirdek çıtlatmak, ıssız adadaki vahşileri izlemek yerine üretim yapıp bütçesine katkıda bulunacaktır. Üreticiler işyerleri açıp orada pahalı iş gücü çalıştırmak yerine bunu evlere yayıp SGK, iş yeri kirası, işyeri sabit masrafları, elektrik, su, güvenlik gibi masraflardan kurtulabilir. Bunu Uzakdoğu ülkeleri, bizim İstanbul, Ankara gibi bazı metropoller rahatlıkla yapıyor da neden diğerleri yapamıyor anlamıyorum. Hiç değilse bu sosyal medya tiryakiliğinden kurtulur, can sıkkınlığıyla ıssız adalar hayal etmekten kurtuluruz.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.