Sabancı
AH HATAY!

Kamil Akdoğan

 

AH HATAY!

Hatay’ını Fransızlar tarafından işgal edilmesinden sonra Atatürk: “Kırk Asırlık Türk Yurdu Düşman Elinde Esir Kalamaz” diyerek Hatay’ı sahiplendiğini belirtmiş ve “Hatay meselesi benim şahsi meselemdir” diyerek de konuya verdiği önemi pekiştirmiştir.

Hatay, Atatürk tarafından dokunan ince bir diplomasi sonucunda önce bağımsız bir devlet statüsü kazanmış ve daha sonra da Hatay Cumhuriyet Meclisinin aldığı bir kararla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bağlanmıştır. 

Hatay, memleketimiz olması hasebiyle bizim için de çok önemli ve çok değerlidir.

Şehir, bölge ya da ülkelerde yaşayan insanların genel yapısı, o yörenin dil, din, ahlak hülasa kültürünü de belirler. Nüfus yapısı ne kadar benzerlik gösterirse birlikte yaşama arzusu, yani millet olma bilinci de o denli güçlü olur. Nüfus yapısı bozuldukça birlikte yaşama arzusu da kalmaz.

Şu hususu belirtmek isterim ki yaptığımız bu analiz ırkçı, şovenist bir yaklaşımla değil tamamen memleket sever duygularla kaleme alınmıştır.

Hatay’da nüfus yapısı her geçen gün bozulmaktadır. Bu bozulma birlikte yaşama arzusunu da törpülemekte ve aşındırmaktadır. Bir topluluğu millet yapan unsurların birinin de birlikte yaşama arzusu olduğu bilinmektedir. Ve devletler, milletin bu arzusunu hep diri tutmak zorundadır.

Hatay’ın anavatana katılmasından sonra nüfus politikasına çok özen gösteren Devlet, her nedense son yıllarda bu politikasını askıya almış ve hatta politikasızlığı ilke edinmiştir. Bu durum Hatay’ın nüfus yapısını çok bozmuş, insanları birbirine şüpheyle bakar hale getirmiştir.

Devlet, nüfus yapısını bozan bu neme lazımcılığa bir dur demeli ve sosyal patlamalara sebep olmadan büyüklüğünü göstermelidir.

Devletin ne yapacağını yazmak da haddimiz değildir.

Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN