Reklamı Geç
Abdullah Diril Eylül Ticaret
Samandağ Hastanesi
Merkez Market
Seral İnşaat
Hüseyin Uzel

Hüseyin Uzel

Mail: bulutsuz_kubbe@hotmail.com

AH  TRAFİK  BELASI

 

AH  TRAFİK  BELASI

 

               Kaç yıl oldu tam olarak hatırlamıyorum. Yorgun bir Antakya akşamında telefonum acı acı çaldı. Arayan bir akrabamdı. Açtım telefonu, tedirgin bir sesle Kırıkhan’daki halaoğlu Ali’nin motosikletle kaza yaptığını söyledi. “Ambulans onu Antakya Devlet Hastanesi’ne götürmüş, karşılar mısın” dedi. Derhal  evimizin karşısındaki hastaneye doğru yürüdüm. Hafızam beni çocukluk yıllarımıza götürmüş, hatıralar film şeridi gibi akmaya başlamıştı. Az sonra telaşlı bir panik hali içinde acil kapısına gelen ambulanslar, gam yükünü üzerime bıraktı. İçimde kalan son ümit kırıntıları da bitmişti artık. Ali’nin vedası böyle olacaktı demek ki…

               Kafa kafaya çarpışan iki motosikletin sürücülerinden biri gencecik yaşında vefat etmiş, diğeri sıhhatini kaybederek yaşamaya mahkum olmuştu. O gün dünya duracak, artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak diye düşündüm. Genç yaşında vefat eden bir delikanlının kederi yeni tedbirlere kapı aralar, başka gençler böyle kolaycacık can vermezler diye düşündüm. Yanılmışım. Ateş düştüğü yeri yaktı. Ehliyetsiz, kasksız, denetimsiz ve tedbirsiz gençler Çin malı motosikletleriyle her sene başka ocaklara ateş düşürdü.

               Yıllar sonra Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiğim dilekçeyle Kırıkhan’a tayinimi istedim. Böylece doğduğum toprakların çocuklarına yakın olacak, onlara katkı sunmaya çalışacaktım. Yıllar içinde birçok farklı okulda, birçok insan hikâyesine tanıklık ettim. Bunlardan biri de üç sene evvel görevlendirmeyle çalıştığım Zeytindalı Ortaokulu’nun prefabrik sınıflarından birinde yaşandı. O sınıfta ilk derslere sürekli geç kalan ve her defasında sıcak kanlı tavrıyla gönlümü alan Bestami’yi tanıdım. Kendi sınıfının en girişken simasıydı o. Fakat bütün o konuşkan tavırlarına rağmen, hassas ve kırılgan bir kalbi vardı. Onunla İletişimi dengede tutmak ciddi bir gayret istiyordu. Okula giderken bazen onu yol üstünde görür, arabama alırdım. Birkaç dakika sohbet ederdik. Arabanın vitesini, gaz pedalını, direksiyonunu uzun uzun inceler: “Ah hocam bu araba bende olacaktı” derdi.

               Dönem arasında benim başka bir okula tayinim çıkmış, fakat onlardan kopmamak için haftada bir gün aynı okulda derse girmeye devam etmiştim. Son derslerimizden birinde “Hocam ben şehitliği çok merak ediyorum, anlatır mısınız?” dedi. O gün ne anlattım hatırlamıyorum doğrusu. Fakat onlara Kırıkhan Şehitliği’ni ziyaret etmelerini, tüm şehitlerle beraber orada son uykusuna yatan ağabeyime de selamımı iletmelerini söyledim.

               Bir  akşam sosyal medyada gezinirken birden onu gördüm. Aydınlık yüzünün altındaki satırlar kor oldu dağladı yüreğimi. Kanının en hızlı aktığı dönemde bir delikanlı daha trafik canavarının kurbanı olmuştu. Hem de pandemi şartlarında, sokağa çıkma yasağı devam ederken…

               Bütün dalları kırılmış bir ağaç gibi ecelsiz öldüm o an. Gözümde bir damla yaş, sosyal medya hesabını açtım Bestami’nin. Profil resmini görünce yeniden kanamaya başladı kalbim. Kırıkhan Şehitliği’nde ağabeyimin mezarı başında çekildiği fotoğrafla selamlıyordu beni. Aslında bu toprağın gençleri hep duygulu, hep vefalıydı. Biz onların kalbine hakkıyla yürüyememiş, gencecik ömürlerini heder etmelerine mani olamamıştık, o kadar.

               Sizce bu gençler her kurumun en önce kendi sorumluluk alanını denetlediği, suçlu aramak yerine çözüm aradığı bir dünyayı hak etmiyor mu?

Günün Önemli Manşetleri

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Hit Abone Ol