Allah Razı Olsun
1950'li yıllar, Demokrat Parti iktidarda, Adnan Menderes de Başbakan...
Ailenin büyük oğlu Yüksel Menderes, hukuk fakültesini bitirmiş, Cenevre'de siyasal bilimler okumuş ve Türkiye'ye dönmüştür.
O gece misafirler gittikten sonra Adnan Menderes, büyük oğlu Yüksel’e "Gel, biraz konuşalım!" der, anne Berrin Menderes, diğer oğulları Mutlu ve Aydın da oradadır. Adnan Bey büyük oğluna "Bizim yüzümüzü hep ağarttın, kara çıkartmadın, öğrenimi bitirdin... Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?" diye sorar.
Yüksel Menderes, babasına gelecekle ilgili düşüncelerini anlatır:
"Babacığım, ben her ne kadar siyasal bilgiler ve hukuk fakültelerini bitirerek öğrenimimi bu noktaya getirdim ise de benim öğrenime başladığım zamandan daha farklı imkânlar ortaya çıktı. Tabii bu konuda size yük olmak gibi bir düşünceyle değil ama, izin verirseniz serbest hayata atılayım."
Rahmetli Adnan Menderes "İyi olur oğlum, tezgahını kur, bize de yardımın olur!" filan demez, karşı çıkar:
"Oğlum, ben siyasette ve devlet hizmetlerinde bulunduğum sürece senin serbest hayat diye bir düşüncen olmasın, ticaret yapamazsın. Orada ne alıp ne satacaksın? Benim senden beklediğim devlet memuriyetine girmendir. Eğer bir ihtiyacın, bir eksiğin olursa bir baba olarak sana bu imkânı vermeyi elbette ki düşünürüm ve bunu da yaparım. Ama ben devlet hizmetinde ve siyasette bulunduğum sürece sen serbest mesleği, ticareti veyahut benzer şeyleri kesinlikle düşünme."
*****
Adnan Menderes’i onlarca hatasından dolayı eleştirebilirim ancak, çocuklarının bile çalışma hayatını kendisinin kamu hizmeti ile ilişkilendirerek düzenlemesini bir örnek olay olarak hep anlatırım.
Yakın tarihteki devlet adamlarından 10. Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer de aynı konuda örnek teşkil eden bir devlet adamıdır.
Sayın Sezer’ in çocukları kimdir, ne iş yapar kimsenin malumu bile değildir. Devletten ihale almadıkları gibi bir dernek ya da vakıf aracılığıyla nemalanmaları da vaki olmadığı için duyulmamıştır.
Ecevit ailesi de dürüstlük konusunda örnek bir aile olup bu halleri başlı başına bir makale konusudur.
(Örnekleri arttırmak mümkün tabii ki)
Devlet imkanlarını çarçur etmeyen ve cemaatler ile diğer yandaşlara da peşkeş çekmeyen devlet adamlarını çok özlüyoruz.
Allah, kamu malları ile kaynaklarını kendisi ve ailesi için kullanmayan, hiç kimseye haksız kazanç imkanı vermeyen, her imzası ile haktan ve adaletten ayrılmayan yöneticilerden razı olsun.
İşte önemli olan da bu, arkamızdan “Allah razı olsun” dedirtebilmek.
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan