Allah’ın Enayisi
İnsana hizmet edeceğiz.
Bir annenin kayıp evladını aradığı gibi arayacağız hizmet edebileceğimiz vesileleri, bir hastanın şifa aradığı gibi, bir âşığın asırlardır görmediği sevgilisini köşe bucak aradığı gibi arayacağız.
Bulduk mu kaçırmayacağız fırsatı.
Uçağa binerken önümüzde birisi olacak, kucağında çocuk, elinde valiz. Herkes o anneciğin yanından geçip çıkacak merdivenleri telaşla ama biz duracağız, yükleneceğiz o valizi, koltuğa kadar götüreceğiz. Uçak inecek ve biz soluğu onların yanında alacağız, valizi yükleneceğiz, belimiz ağrıyacak ama anne dua edecek. İşimize geç kalacağız ama bebek gülecek. O gülüş gelecek aklımıza, o dua düşecek gönlümüze belimizin ağrısı şifa olacak kalbimize, güleceğiz.
Faturasını ödeyememiş birisi çıkacak karşımıza, “Allah rızası için” diyecek; cebimizdeki son parayla ödeyeceğiz faturasını. Doğalgazı açılmış bir ev ısınacak akşama, kadın hamdolsun diyecek, çocuklar neşeyle havaya zıplayacaklar, adam gözleri dolu dolu “Allah razı olsun” diyecek.
Bize ise “Enayi misin?” diyecekler ama biz güleceğiz.
Birisinin bir işi olacak halledemediği, koşturacağız onunla beraber.
Şaşıracak, “Yahu sen benden daha çok dertleniyorsun” diyecek, halimizi görenler: “Senin bu işten bir menfaatin mi var?” diye soracak, susacağız ve diyeceğiz ki: “Yok kardeşim, ben enayilerdenim sadece.”
Dertleneceğiz kardeşlerimizin derdiyle. Borçlunun borcuna kendi borcumuza koşturduğumuz gibi koşacağız, hastanın tedavisi için kendi hastalığımıza derman arar gibi uğraşacağız, boynu büküğün yüzünü güldürmeye, açın karnını doyurmaya, talebenin yetişmesine, garibin işinin hallolmasına uğraşarak tüketeceğiz ömür dediğin çileyi. Divanelik güzeldir, enayiliğe paha biçilemez, delilik ahiret akçesi.
Dertleneceğiz kardeşlerimizin derdiyle. Başkasının derdi bizi gerecek. Başkalarının derdiyle uğraşmaktan kendi derdimize vaktimiz kalmayacak. Bir de bakacağız ki kolaylaşıvermiş cümle zorluklarımız ve işlerimiz.
Öleceğiz sonra, alacaklar bizi bir ulu divana.
Sermayemiz yok, günahımız çok, amelimiz hiç olmuş. Perişanız, bükeceğiz boynumuzu, el-aman diyeceğiz, el-aman. “Getirin” diyecek o vakit bir ses belki de “Getirin!”
Bir doğalgaz faturası koyacaklar terazinin sevap kefesine, bir valiz ağırlığı ve bir bel ağrısı, bir burs, yetim bir tebessüm, içli ve fakir bir dua... “İlişmeyin kuluma” diyecek, “O benim enayilerimdendir, azad ettim onu.”
Şükür secdesine kapanacağız o vakit gözyaşlarıyla, omzumuza bir el dokunacak şefkatle, bizi kaldırıp sarılacak boynumuza heybetle ve usulca fısıldayacak kulağımıza: “Aramıza hoş geldin ey Allah’ın sevgili kulu, hoş geldin”
(Sevgili Rafet Gömüç kardeşime çok teşekkür ediyorum.)
*****
İşte, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iyilik ve yardımların karşılığı böyle ödeniyor.
İnsan mükafatını böyle alıyor.
Ve hatta hikayede olduğu gibi öbür tarafa bile kalmıyor çoğu zaman bu dünyada ödeniyor bedeller.
İyiliğin de kötülüğün de.
Hani hep deriz ya:
“İyilik yap, at denize
Balık bilmezse Halık bilir” diye.
İşte tam da öyle.
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan
Allah’ın Enayisi
Yazı Boyutu