Sabancı

ARKADAŞ MI, DOST MU?

ARKADAŞ MI, DOST MU?

ARKADAŞ MI, DOST MU?
 
Yüzlerce sayfa yazı ile verilmek istenen bir mesajı bazen bir hikâye verir.

Bir hikâye (kıssa) anlatılır ve bundan herkes mesajı (hisse) alır.

Dostluğa dair bu hikâyeden sizlerin de çok pay çıkaracağını düşünüyorum.
 *****
Bir baba ve oğlu konuşuyorlarmış.

Babası oğluna sormuş: "Senin kaç tane dostun var?"

Oğlan cevap vermiş: "Ohooo yüzlerce..."

Baba: “Bak oğlum, insanın bir sürü arkadaşı olabilir ama yüzlerce dostu olmaz. Dost dediğin diğer arkadaşlara benzemez. Yüzlerce arkadaşın olacağına bir dostun olsun yeter.” Demiş

Oğlan: “Saçma. Benim bir sürü dostum var ve hepsi beni sever ve her zaman bana yardıma koşacaklarına eminim.” Demiş.

“Öyle mi” demiş babası? “O zaman gel seninle bir test yapalım.”

Baba bir kuzu kesmiş ve bir çuvala koymuş. Çuvaldan kanlar akıyormuş. “Şimdi git bu çuvalı arkadaşlarına götür ve onlardan yardım iste. Çuvalı birlikte bir yerlere gömün.” Demiş

Çocuk çıkmış yola, bir arkadaşının kapısını çalmış, arkadaşı elindeki kanlı çuvalı görünce çocuğun yüzüne kapıyı kapatmış. Diğer arkadaşları da bir daha onlarla konuşmamalarını görüşmemelerini rica etmiş. Çünkü hepsi çuvalın içinde bir ceset olduğunu sanmış.

Oğlan, yüzü allak bullak babasına dönmüş olanları anlatmış.

Babası: "İşte senin arkadaşlarının dostluğu bu kadar. Şimdi al bu çuvalı benim dostum Mehmet Amca’na götür." Demiş.

Oğlan tekrar sırtlamış çuvalı düşmüş yola. Babasının dostu Mehmet Efendi kapıyı açıp, oğlanı ter içinde, elinde kanlı bir çuvalla görür görmez etrafa şöyle bir bakmış ve hemen almış içeriye.

“Sen Ahmet'in oğlusun değil mi?” Demiş. “Evet” demiş çocuk. “Ver elindekini” diyerek çuvalı almış. Arka bahçeye çıkmış ve bir çukur kazıp çuvalı gömmüş.

Çocuğa su ikram etmiş. Bu arada yetmemiş, gömdüğü yer belli olmasın diye sarımsak ekmiş oraya.

Çocuk “Ben artık gideyim” demiş. Adam da “Babana söyle, sarımsak tarlasına gözüm gibi bakacağım” demiş.

Çocuk gitmiş babasına durumu anlatmış, “Gerçekten senin dostun varmış benim ise sadece sıradan arkadaşlarım” diyerek üzüntüsünü dile getirmiş.

“Yooo daha bitmedi” demiş babası, “Birkaç gün sonra mahallenin kahvehanesinde hiç yoktan bir niza çıkar ve Mehmet Amcanın yüzüne okkalı bir tokat yapıştır.” Demiş.

Çocuk “Olur mu hiç öyle şey?” Demiş.

“Olur olur, ancak o zaman anlayacaksın dostluğun ne demek olduğunu.”

Çocuk birkaç gün geçtikten sonra mahallenin kahvehanesinde hiç yoktan bir tartışma çıkartıp babasının dostu Mehmet Efendi’nin suratına okkalı bir tokat yapıştırmış. Üzülmüş bir yandan da nasıl vurdum diye.

Mehmet Efendi demiş ki: “Oğlum, babana selam söyle. Biz bir tokada satmayız koskoca sarımsak tarlasını"

Çocuk o zaman anlamış dostluğun değerini ve babasının “yüzlerce arkadaşın olacağına bir dostun olsun yeter” derken ne demek istediğini ve arkadaşlık ile dostluğun farkını.
*****
Şimdiki gençler “Kader arkadaşlığının” manasını bilmezler. Sorsan “Birlikte kız tavlamak” bile diyebilirler.

Oysa bizim nesil gençler çok iyi bilirler. Bu nedenle de değil bir tokata, falakaya yatırılsalar, elektrikle şoklansalar, Filistin askısına asılsalar yine de sarımsak tarlasını bozmazlar.

Bence de, “yüzlerce arkadaşınız olacağına bizim dostlarımız gibi bir dostunuz olsun yeter!”
 
Dostça ve sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.