Mahallemizde bir Asım Abi vardı. İşsiz güçsüz gezerdi. Bir eğitimi var mıydı? yok muydu? kimse bilmezdi, diplomasını gören olmamıştı.
Oturduğu evin kirasını ödemez, alışveriş yaptığı dükkana borç takar, sorarlarsa da “Borcumuz borç kardeşim, inkar mı ediyoruz?” Diyerek bir de zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkardı. Borçlu olmadığı hiç kimse yoktu ama kabadayılığı da kimseye bırakmazdı.
Lokantaya gider, mekan sahibi dahil herkese rakı ısmarlar, gecenin sonunda “Hesaba yaz” der giderdi. Ne hesabıysa?
Komşularından biri mi hastalandı, hemen varsa evinden bir tas çorba götürür, “Evdekiler ne yiyecek?” Diye hiç düşünmezdi. Zaten evdekiler de çok umurunda değildi. Yeter ki kendisine “Ne kadar cömert adam” desinler, bu söz yeterdi. Ve hatta derlerdi ama herkes kıçıyla da gülerdi. “Pabucumun cömerti” diyerek.
Oğluna okul kıyafeti almazdı ama kendi üst başından taviz vermezdi. “İtibar kıyafetle olur” derdi.
Hayatta okuduğu belki bir kitap bile yoktu ama öyle bir rol yapardı ki insanlar, her şeyi bildiğini sanırdı. Gerçi ilim sahibi olanlar ne kadar kof olduğunu bilirdi ama onlar da kimseye anlatamazdı.
Mahalle, bu Asım Abi’den çok çekti ama herkes halinden memnundu ve hipnoz olmuş gibi şikayet eden de yoktu.