Basın ve Demokrasi
Güney Amerika'da demokrasi vaadi ile iktidara gelen bir diktatör, üç gazete dışında bütün basını ya satın almış ya baskıyla susturmuş. Ortalık yangın yerine döndüğü halde bu üç gazete dışında en ufak eleştiri yapan yokmuş.
Son olarak o üç gazeteye haber göndermiş diktatör ve "Yarın da beni eleştirirseniz hepinizi tutuklatırım!" demiş.
Ertesi gün gazeteleri merakla incelemiş.
Birinin manşetinde ağlayan kirli pasaklı bir çocuk karikatürü, ikinciye bakmış, manşetinde bir yangın karikatürü ve üçüncüde de bir genelev karikatürü...
Bir anlam verememiş diktatör ve başdanışmanını çağırıp bunların ne anlama geldiğini sormuş.
Danışman, "Sanırım çok organize bir durumla karşı karşıyayız efendim!" demiş ve gazetelerin sırasını değiştirip, yangın karikatürünü başa, genelevi ikinci sıraya, pasaklı çocuğu da üçüncü sıraya koyduktan sonra konuşmayı sürdürmüş,
“Üç gazeteyi bir arada inceleyince mesaj çok açık; ‘YAKTIN BİZİ O.ÇOCUĞU!’ diyorlar.”
Evet, bir ülkede gerçek basın mensupları varsa, onlar eleştirmenin bir yolunu mutlaka bulur.
Gerçek basın yoksa, zaten o ülkede demokrasiden bahsedilemez.
*****
Güzel ülkemde de bir gazete alıp okuyunca neredeyse on gazete okumuş kadar oluyorsun, sonra da buna demokrasi diyorlar.
Tehdit altında olduklarını bildiğimiz birkaç gazeteci dışında basın suskun, basın zavallı.
Oysa basın, demokratik bir ülkede yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç olmalıdır.
Sevgiyle kalın
Kâmil Akdoğan


.png)
