BAYKUŞUN YUVASI
Ankara’da yaşayan Kemal Bey, her pazar günü düzenli olarak Eymir Gölü’nü çevreleyen ormana gider orada yürüyüş yapardı. Yürüyüş yaparken de bir yandan ormanı seyrederdi. Orada bulunan hayvanlara, kuşlara kısaca tüm canlılara muhabbetle bakar, onları severdi. Giderken yanında kuşlar için buğday götürürdü. Kendisi güvercinleri ve kumruları da çok severdi. Ah evde imkân olsaydı da balkonda kumru yetiştirseydi. Gerçi her sabah arka balkona buğday ya da bazen şehriye koyuyor kumruları besliyordu ama bunu bile eşinden gizli gizli sabahın erken saatlerinde yapıyordu. Çünkü eşi etrafı pisletiyor diye ona sitem ediyordu. Kemal Bey emekli olduktan sonra pazar günlerini artık iple çekiyordu. Yürüyüşe giderken bol miktarda şehriye ya da buğday götürüyor orada kuşlara atıyordu.
Bu pazar günü her zaman olduğu gibi Ormana yürüyüşe gittiğinde kuş yuvalarına bakarken çok ilginç bir durum dikkatini çekti. Geçen hafta anne kuşun yumurtaların üzerine yatıp yavrularının çıkmasını beklediği kuş yuvasında bu hafta bir baykuş oturuyordu.
Yuvaya dikkatlice baktı ki ne görsün? Baykuş diğer kuşun yumurtalarını kenara atmış kendi yumurtalarını yuvaya koymuş üstelik de yuvaya sahiplenmişti de… “Aman Allah’ım, hayvanlar âlemindeki bencillik işte bu!” diye çok şaşırdı ve üzüldü. Eve gider gitmez eşine anlatacaktı olayı. Eve geldiğinde kapıyı eşi açtı ama onun da yüzü çok asıktı. Hani dokunsan ağlayacak cinstendi. Hanımına telaşla sordu: “Ne oldu Hanım, hayırdır, önemli bir şey mi var?”
Eşi hemen anlatmaya başladı:
“Gel Bey gel, insan insana nasıl bunu yapar anlamıyorum. Bizim torunun okulunun servis hostesi hanım aradı az önce. Ağlıyordu. Okuldaki çocuklardan birinin velisi onu aramış demiş ki, ‘Benim çocuğum sizin serviste gitmek istiyor. Fakat servisiniz çok kalabalık. Başka bir çocuğu servisten çıkartın, benim çocuğum sizin servise gelsin. Hem de önde gitmek istiyor. Öne alın ki koltukta rahat otursun.’ Düşünebiliyor musun bey, bir veli bunu nasıl yapar? Kendi çocuğunu rahat ettirmek için başka bir çocuğu servisten ayrılmasını istiyor. Bunun için de hostes hanıma kaba bir şekilde söylüyor. Halledin diye emrederek…”
Kemal Bey, ne söyleyeceğini şaşırdı. Hanımına ormanda gördüğü olayı anlatacaktı ama gerek kalmadı anlatmaya. Ormanda gördüğü baykuşun hali ile bu velinin yaptığı arasında hiç fark yoktu. O baykuş başka bir kuşun yuvasını sahipleniyor hem de o kuşun yumurtalarını atarak. Peki, bu insan olan ne yapıyordu. Kendi çocuğu rahat etsin diye başka bir yavruyu servisten ayrılmasını isteyecek kadar bencilleşiyordu. Oturdu, düşündü… Biri insan- biri hayvandı. İkisi arasındaki fark neydi o zaman?
*****
Bir bedeni insan yapan hasletlerden biri de başka insanlar ve hatta başka yaratıklar için yaşamayı öğrenmek, öğrenmekten de öte yaşamaktır. Tabii ki bunun yolu da sevmekten geçiyor.
Koca Yunus’un dediği gibi: “Yaratılanı, Yaratan’dan dolayı sevmek” gerekir.
Sadece kendisi için bencilce yaşamak, hayvanlara daha çok yakışıyor.
İnsan olmanın farkı da bu olsa gerek.
Kendimiz için güzel olanı diğer insanlar için istemek, diğer insanları da güzelliklere layık görmek insan olmanın getirdiği bir erdemdir.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN