BELDEN AŞAĞI
Sır, insanın başkaları tarafından bilinmesini istemediği, gizlilik dereceli gerçekleridir. Bir sır ancak sırrın sahibi tarafından açıklanabilir.
Başkası tarafından açıklanırsa bu, sırdaşlığa ihanet olur.
Arkadaşlar da genellikle birbirlerinin bütün sırlarını bilirler.
Marifet, bu sırları her şeye rağmen tutabilmektir.
“Küstüm, oynamıyorum” deyip ondan sonra arkadaşının sırlarını açıklamak, ne terbiyeye, ne ahlaka, ne de nezakete sığar.
Dinimize göre de gıybettir ki, haram kılınmıştır.
Sır, gerçek olanın gizlenmesidir. Bir insana gerçek olmayan bir şey yüklemek ise iftiradır ki iftira, bütün sosyal düzen kurallarına aykırı bir davranış olmakla birlikte hukuken de suçtur.
İftira: bir insana, aslında o insanda olmayan olumsuz sıfatlar yüklemek, suç atmaktır.
Halk arasında gıybete ve iftiraya “belden aşağı vurmak” da deniliyor.
Yani, kızgın olduğun bir kişi hakkında aslı olsun ya da olmasın hoşa gitmeyen şeyler ileri sürülmesine belden aşağı vurmak diyoruz.
Delikanlılık hukukunda da çok büyük ayıptır.
Eski bir arkadaşının bir sırrını açığa vuran kişi, yeni arkadaşlarının da sırrını daha sonra açıklayacak kadar yavşak ve gevşektir. (Bizim uçan general, sevgili Ağabeyim Salih Gökçe, Site Yurdu Başkanlığı esnasında böyle derdi. Lafın kaynağını yazmasak ayıp olur.)
Dostluk:
Bir tokat için soğan, sarımsak tarlasını bozmamaktır;
Bir dostun sırrını sonsuzluğa kadar taşımak ifşa etmemektir;
Kan tükürüp “Kızılcık şerbeti içtim.” diyebilmektir;
Kolu kırmamak, kırılsa bile yen içinde bırakıp belli etmemektir.
Dostluk zor zanaattir vesselam.
Dostça ve sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan