Babalarımıza karşı itiraf edemediğimiz bir suçluluk duygusu ile yerine getiremediğimiz bir vefa borcumuz var sanıyorum.
Çünkü babalar evin en mağduru ve en zavallısıdır.
Bir baba, sever ama bunu ifade edemez. Bu sebeple de çocuklarını anneleri kadar sevmediği sanılır.
Çocukları için kötü sonuçlar doğuracak bir durumu önceden sezer ve çocuğunu uyarır.
Bu nedenle de her şeye karışan bir insan durumuna düşer. Gençlerin böyle bir şeyden hoşlanmadığı da bilinmektedir.
Çocuklarının kendi ayakları üzerinde durmasını ve kimseye muhtaç olmamasını ister, bu nedenle de uzaktan denetlemek kaydı ile ona sorumluluklar verir, ancak bu iyi niyeti de takdir edilmeyip kötü adam ilan edilir.
“Param yok” diyemez, çünkü parasız baba olmaz.
Canı bir şey istemez, çünkü babalar acıkmaz.
Babalar genç değildir, bu nedenle de modaya uyması gerekmez. Dolayısıyla, daima eskilerini giymek zorundadır.
Aslında babalar insan bile olmayıp ailelerini memnun etmek için üretilmiş makinalardır.
Ve babalar, sadece öldükten sonra kıymeti anlaşılıp heykeli dikilen canlılardır.
Ancak böyle bir durumda, heykelinin dikilmiş olduğunu da hiçbir zaman öğrenemez.
Ben babamı çok sevdim.
Diğer bütün sebepleri saymasak bile, sadece babam olması, onu sevmem için kafi bir sebepti.
O benim babamdı ve ben babamı çok sevdim.
Hiçbir zaman saygıda kusur etmediğim gibi kendisini sevdiğimi de her fırsatta söyledim.
Ve hiç kimsenin de babama saygısızlık yapmasına fırsat vermedim.
Coronavirüsün sebep olduğu Pandemi nedeniyle aslında kendi sağlıklarını korumak için sokağa çıkma yasağına maruz kalan yaşlılarımızın sokağa çıktıklarında bazı magandalarca saygısızca makaraya alınması ne hazindir değil mi? Sanki benim babama yapılmış gibi üzüldüm ve hırslandım. Bunu yapanların anne ve babası yok galiba.
Siz siz olun sevdiklerinize sevdiğinizi sağlıklarında hissettirin ve saygıda kusur etmeyerek başkalarının da saygısızlık yapmasına fırsat vermeyin lütfen.