“BEYİM”
Bazen uzun uzun, sayfalarca dolusu yazmak istersiniz. Ne kadar yazsam az dersiniz. Tarifi imkansız duygularınızı dile getirmek zordur. “Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu, bu derde düşmeden önce” anlayamaz/göremezsiniz.
O, İnançtır.
Bağlılıktır,
Kutlu sevdalara götüren, İmandır,
O, yazmak istedikleriniz,
Yazmak isteyip de kısır kaldığınız,
Ölümlere yürürken korkmadan ilerlediğiniz,
Yolunuzda engelleri kolaylıkla geçmenizi sağlayan, bir İZ’dir.
Kabaran dalgalarla savaşırken, uzaktaki FENER’dir.
Batıp gitmek üzereyken uzanan EL’dir.
…
Çoğu zaman dipnotlu yazılar sevilmez veya ancak ilgilileri tarafından takip edilir. Yazılarınızın uzunluğu bazen sıkar gönül dostlarınızı.
Bu nedenle bugün bir şiirle huzurunuzdayım.
…….
BEYİM
Kaç asır oldu söyle “Beyim”
Ardınca bakışımız,
Öksüzce kalışımız,
Yoksul,yetim yatışımız….
Soğuk gecelerin,
Ayazların,
Tipi ve küleklerin sendin güneşi,
Seninle gezerdik Odlar Ülkesini[1] “Beyim”…
Hani tüm yollar Bakü’den geçerdi,
Hani Hazar[2] ıslatacaktı bizi,
Tüm günahlarımızı yakacaktık geçmiş adına,
Bir istekan çay/Şirvan Şahlarda[3]…
El sallayacaktık,
Giden yolcular ardınca
Göy Göl[4] bizi bekler “Beyim”.
“Şekim ağlar,
Şirvan’da Şekim ağlar,
Sen ölsen men ağlaram,
Be men ölsem kim ağlar” diyecek,
Ağlayacaktık,
Ağladın vatan adına,
Ve de ağlattın,
Giden bir baba acısıyla “Beyim”…..
Bir gün…..
Yollar….
Savalan[5]…..
Birleşecek…
Demiştin ya “Beyim”….
Şimdi bir elimiz “Babek[6]”te “Beyim”,
“Hüdaferin[7]” yalnız değil….
“Beyim”,
Bugün bir başka üşüyorum.
Vatan topraklarını örtemedim üstüme,
Gözbebeklerimi,oydular…
Tırnaklarımı,söktüler…
Bağrımı,yırttılar “Beyim”..
Fuzuli[8],Mecnun,
Şuşa[9], Leyla değil…
Bu yüzden üşüyorum “Beyim”….
Geçmişim,“Beyim”…
Bir zamanlar “Kazak[10]” , “Gence[11]”ymişim,
Bir zamanlar “Karabağ[12]”mış adım,
“Hankendi[13]”ymişim “Beyim”,
Bir zamanlar “Tebriz[14]” benmişim,
“Tovuz[15]” ve “Oğuz”muşum,
Bir zamanlar Türkmüşüm,
Bugün Azeri diyorlar,
Kimden eksiyim “Beyim”…..
Bir düş,
Bir rüyaydı gördüğümüz,
Göz açıp kapadık seninle,
Asırlar evvelinin kapıları açıldı seninle….
İlk kez seninle mutlu bir sabaha uyandık,
Kırdık zincirlerimizi…
Yılların hasreti bitmişti “Beyim”,
Kendi yıldızımızı selamladık seninle,
An gibi geçti yaşadıklarımız,
Asırlar geçti senin adına,
Bir rüyaydı,
Bir rüyadan uyandık “Beyim”,
Sen ağladın,
Biz seninle yandık,
Bir zamanlar vardık,
Şimdi düş olduk “Beyim”….
Dipnotlar
-
Azerbaycan adının tarihi isimlerinden biri.
-
Hazar Gölü.
-
Azerbaycan’da hüküm sürmüş Türk devletlerinden biri olan Şirvanşahlar Devleti kastediliyor.
-
Doğal güzellikleri ile ünlü yerlerinden biri.
-
Güzelliğin, gücün ve yüceliğin simgesi olan, Babek’in ve Şah İsmail’in cesaret ve yiğitliklerini gösteren dağ. Erdebil, Meşkin-Şehr ve Sarâb kentlerinin oluşturduğu büyük bir üçgenin tam ortasında yer alır.
-
Arap halifesi olan Memun zamanında Azerbaycan’da Araplarına hakimiyetine karşı direniş harekatının baş lideridir.
-
Kuzey Azerbaycan ile Güney Azerbaycan’ı birleştiren Aras Nehri üzerindeki köprü.
-
Fuzuli, ermeni işgalindeki Azerbaycan şehirlerinden biri.
-
Azerbaycan şehri. 26 Şubat 1992’de Şuşa işgal edildi.
-
Azerbaycan şehri.
-
Azerbaycan şehri.
-
1988 yılında silahlı çatışmaya dönen Azerbaycan-Ermeni sorunu kısa bir sürede Azerbaycan ve Ermenistan’ın bir bölgesel savaşına dönüşmüş ve Ermenistan silahlı kuvvetleri bu çatışmalar neticesinde 1988 yılından ateşkesin yapıldığı 12 Mayıs 1994 tarihine kadar Karabağ’ın tamamı olmak üzere toplam 890 il, ilçe, köy, kasaba ve yerleşim biriminden ibaret Azerbaycan topraklarının %20’sini işgal etmiştir.
Azerbaycan’ın İşgal Edilen Bölgeleri ve İşgal Tarihleri
Ermenistan terörist ve askerler;
18 Şubat 1992’de Hocavend’i,
25 Şubat 1992’de Hocalı’yı,
26 Şubat 1992’de Şuşa’yı,
18 Mayıs 1992’de Laçin’i,
4 Nisan 1993’de Kelbecer’i,
23 Temmuz 1993’te Ağdam’ı,
24 Ağustos 1993’te Fuzuli,
27 Ekim 1993’te Zengilan’ı,
26 Ağustos 1993’te Cebrayil’i,
31 Ağustos 1993’te Gubadlı’yı işgal etmişlerdir.
-
Azerbaycan şehri
-
Büyük Azerbaycan’ın başkenti, bugün İran sınırları içinde kalmaktadır.
-
Azerbaycan şehri
