BİR GÜNLÜK ÖMRÜNÜZ KALDIĞINIZI SÖYLESELER NELER YAPARDINIZ?
Yazıma başlığını vermiş olduğum``Bir günlük ömrünüz kaldığınızı söyleseler neler yapardınız?’’ sorusuyla başlamak istiyorum.Böyle bir durumu kimse beklemediği için verilecek cevaplar genelde aynıdır.Kimi der ALLAHa ibadet ederim,kimi der ailemle geçiririm,kimi der kırdığım kalpler için helallik isterim gibi cevaplar verir.
Ölüm gerçeğini hepimiz biliyoruz bu gerçeğin birgün zamansız şekilde bizleri yakalayacağını da biliyoruz.Ve o gerçek bizi almaya gelirken filan gün geleceğim diye gün de vermeyecek.Gelecek hadi gidiyoruz diye yakamızdan çekip öte dünyaya doğru gideceğiz.Bu dünyada kaçabildik bazı şeylerden ya ötede?Yüce divanda kaçış yok...
Ölümden bir tek karınca bile kaçamayacak bu bir gerçek.Bu dünyayı torpille yaşayanlar için orası biraz zor geçebilir ziraa burada alışmışlar torpillenmeye....
Ölüm gerçeğini bilmemize rağmen halen kırıcı,egoist,gıybet dedikodunun merkezinde hatta ana gündem olması olmaktan kendimizi alamıyoruz.Ne kadar üzücü değil mi?Ve hatta birilerinin kuyusunu kazmada nerede master yapmış insanlar var.Ölümü ne kadar unutmuşuz dimi?Sanki bu dünyaya çivi çakmışcasına ha babam de babam yaşıyoruz bu hayatı...
Yazıma Üstad Necip Fazıl’ın şu dizeleriyle son vermek istiyorum;
Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…
Ölüm gerçeği kapımızı çalmadan bir an önce uyanmak duasıyla....