BİR HİKAYE YAZARIZ SONRA DA
Adam gece yarısı şehrin dışında otomobille giderken birden lastiği patlar. Güç bela otomobili kontrol altına alıp durdurur. Bagajı açtığında lastiği değiştirmek için krikosunun olmadığını fark eder.
O esnada uzakta bir ışık görür “şansım varmış orada birileri hala uyumamış gider kapıyı çalar başıma gelenleri anlatır ve bana bir kriko ödünç verebilir misiniz diye sorarım. O da tabi ki neden olmasın al götür işin bitince getirirsin der.” diye düşünür…
Adam tam çiftçinin evine doğru yürümeye başlar ki ışık söner. Bu işe çok canı sıkılan adam kendi kendine söylenmeye başlar.
“Şimdi adam yattı, rahatsız ettiğim için kızacak. Ve belki krikosu için para bile isteyecek. Ben de bu yaptığınız hiç hoş değil insanlığa sığmaz ama size yine de bir dolar veririm” diyeceğim. O da “hem gece yarısı beni yataktan kaldıracak hem de bir dolar vereceksin ha? Ya beş dolar verirsin ya da gider krikoyu başka yerde ararsın!” diyecek diye düşünür.
Adam kendi kendine iyiden iyiye kızmaya başlar. Bahçe kapısına geldiğinde kızgınlıkla söylenmeye devam eder.
“Beş dolar ha!? Sana bir dolardan daha fazla vermem. Hay aksi kör şeytan, şu aksilik olmasaydı kriko gerekmeyecekti. Yaptığın düpedüz dolandırıcılık!”
Bu düşüncelerle evin kapısına varır. Kapıyı hızlı hızlı vurur. Çiftçi kapının üzerindeki pencereden başını uzatıp “kim o ne istiyorsun?” diye seslenir.
Adam durup kapıya bir yumruk daha indirdikten sonra hiddetle bağırır.
“Senin de krikonun da canı cehenneme! Malın senin olsun istemiyorum!”
*****
Çoğu zaman kendi kafamızdan bir hikaye yazar sonra da ona inanırız.
Öğle değil mi?
Kendimiz bir şey kurgular sonra da bunun doğru olduğuna inanır, inanmayanları da kınar ve hatta düşman oluruz.
Onlar haindir, bölücüdür, alçaktır ve her neyse.
Sadece biz ve kurgularımız doğrudur ve geriye kalan herkes yalan.
Nasıl oluyorsa?
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN