HALİÇTEKİ BALIKLAR
Son dönemde sosyal medyadan bolca Asi Nehri yakınmaları duyuyor, şahit oluyoruz. Aslında bu berbat görüntü ve koku, bizim milletçe “deniz bitmez, akarsu kirlenmez” umarsız düşüncesinin kaçınılmaz sonucudur. O bitmez denilen deniz maalesef bitti, o kir tutmaz denilen akarsu sadece lağım akmaya başladı.
Problemin kaynağı 1950’li yıllarda dönemin hükümetlerinin halkına şirin görünmek adına Asi Gölünü kurutmasıyla başlıyor. Dönemin DSİ Genel Müdürü Süleyman Demirel kendisine verilen görevi ortaya çıkabilecek sonuçlarına hiç bakmaksızın uygulamasıyla göl katlediliyor. Yüzlerce kuş türü, yüze yakın balık populasyonu, göl içerisinde yaşayan diğer hayvanlar yok olup gitti. En önemlisi de Avrupa üzerinden gelip, Afrika’ya doğru kanat çırpan göçmen kuşlar, en önemli dinlenme ve uğrak yerini kaybediyor. Sonrasında gölü kurutmak maksatlı açılan kanalların sistematik temizliği, aşırı yağışlarda şehir ve köyler, hatta havalimanı gibi ulusal ölçekte stratejik yerler su baskınlarıyla karşı karşıya kaldı.
Geçtiğimiz günlerde mezuniyetimizin 25. Yılı münasebetiyle İstanbul’a fakülteye davet edilince eski dostlarla görüşme fırsatı diyerek gittim. Gidince de nostaljik Haliç gezisi yapmak, kıyıdan balık-ekmek almak gerekiyordu. Kayıkçıların arkasında suları resmen alabalık çiftliği gibi gördüm. Binlerce balık, insanların yemeyip kendilerine attığı ekmeklerin peşinde harika seremoniler sergiliyordu. 25 yıl kadar önce otobüs yaklaştığı anda burunlarımızı kapattığımız Haliç, milyonlarca balığa ev sahipliği yapabiliyor. Bunu Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de başardı. Nehri temizledikleri gibi çevre düzenlemeleriyle halkın bir an boş bırakmadığı mesire alanları oluşturdu. Gaziantep tüm lağımların aktığı Alleben deresini arındırıp çevresine kocaman bir park yaptı.
Gelelim 3-4 bin yıllık tarihi geçmişiyle herkesi kendine hayran bırakan Antakya’mıza… Bulabildikleri en süper çözüm nehrin alt kısmına bir bariyer yapılması, suyun tutularak pis kokuların önüne geçilmeye çalışılmasıdır. Suyun gerisi gelmeyince birkaç gün içinde rengi yeşile doğru dönüşmekte, o durumda da insanlar bu rezil görüntüye katkıda bulunmak adına (!) ellerindeki tüm çöpleri nehre fırlatmaktadır. 91’de Balıkesir’de gezerken çekirdek kabuklarını yere tam atacakken her yerin pırıl pırıl olduğunu fark edip utanmış, atamamıştık. Belediyelerimiz belirli aralıklarla bir çöp kutusu koymakla başlamalı, sonra temizlik işçileri temizliğe başlamalıdır. Bazen elimdeki çöple yarım saat kalakaldığım günler olmuştur.
Günümüzde yerel yönetimlere merkezin büyük destekleri söz konusudur. Gerektiğinde büyük su, yol, köprü gibi projeleri direkt ele almak suretiyle anahtar teslimi yaptırıp teslim ediyorlar. Örneğin; İzmir’in içme suyu projesi geçtiğimiz yıl tamamıyla Orman Su İşleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatay Klavuzlu Barajından sulama suyuna kavuşturulmuştur. Bu su, arıtma tesislerinden geçirilmek suretiyle halkın içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir. Asi Nehrinin her yıl yaşanan olumsuzlukları, eğer normal yollarla halledilemiyorsa bir raporla merkezi hükümete devredilmelidir. Halkın yaşama sevincini körelten ne varsa bunlar belediyeler kadar, merkezin de problemidir. Ama burnundan kıl aldırmayanlar, halkına da maalesef rahat bir temiz nefes aldırmıyor.