Sabancı
BİZİM SORUNUMUZ

BİZİM SORUNUMUZ

 

Akşam yemeğini büyük oğlumla mütevazı bir lokantada yedik. Garsonlar, patronlar ve diğer çalışanlar Kürtçe konuşuyordu.

Merak edip oğluma sordum:

“Oğlum bunların konuşmalarından rahatsız oluyor muyuz?”

“Hayır baba”

“Yarın yine bu lokantaya gelir miyiz?”

“Geliriz baba”

“Bizim, Kürtçe konuştukları için bu esnafla veya başkaları ile hiç hesabımız oldu mu?”

“Olmadı baba”

“Bir dükkandan alış veriş yapmadan önce sahibinin Türk mü, Kürt mü, Laz mı, Arap mı, Çerkes mi olduğunu araştırır mıyız veya bu bizi ilgilendirir mi?”

“Araştırmayız. Zaten bizi ilgilendirmez baba” 

“Peki bizim Kürtlerle veya diğer başka bir halkla sorunumuz var mı?”

“Bizim Türkler olarak Kürtlerle de başkalarıyla da bir sorunumuz yok baba”

“Peki bütün bunlara rağmen Kürt sorununu bana açıklayabilir misin?”

“Kürt sorunu diye bir sorun yok baba. Türk Devletine düşman olanların hain planları var. Atatürk ve Türk düşmanlığı var. Ve buna hizmet eden ihanet şebekesi var.”

“Aferin oğlum. Ben de senin gibi düşünüyorum”

*****

Nelson Mandela “Türkleri tanımak istiyorsanız bir günlüğüne Kürt olun” demiş.

Bu sözün Türk Milletini yanlış tanıtmak için söylendiğini tabii ki biliyoruz.

Türklerin insanları ne kadar sevdiğini ve barışçı olduklarını, bayraklarına ve vatanlarına bir saldırı yapılmadıkça kimseye karşı önyargılı olmadıklarını bilmek ve öğrenmek için Kürt olmaya gerek yok ki.

İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in ve diğer illerimizin göbeğinde bir Kürt vatandaşımız işyeri açıyor ve halkımız da sorgulamadan alış veriş yapıyorsa, ya da  Kürt kökenli bir vatandaşımız kamu bürokrasisinde etkin bir göreve gelebiliyorsa bir sorunun varlığından söz edilemez.

Dolayısıyla Türkleri tanımak için bir günlüğüne Kürt olmak gerekmiyor, bir günlüğüne önyargılarınızdan kurtulun yeter.

 

Sevgiyle kalın

Kamil AKDOĞAN