"Aç canavara karşı tahabbüb, merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister" buyurur Bediüzzaman. Aç bir canavara karşı muhabbet göstermek, onun merhametini değil iştahını açar. Hem de seni parçalarken kullandığı dişin ve tırnağın kirasını, yani yıpranmak ve yorulmaktan dolayı da ücretini ayrıca ister. Yani canavar ne kadar yese de doymak bilmez. Bu sebeple canavara karşı muhabbet değil, kötek göstermek gerekir. Bu tabir zalimlerin zulümde çok hırslı olduğuna işaret eden bir deyimdir. Nitekim dün Irak parlamentosunun almış olduğu Amerikan askerlerinin ülke dışına çıkarılması kararını Trump yok hükmünde sayıp, burayı işgalde (ülkenize demokrasi getirmekte!) yapmış olduğumuz harcamanın tamamını karşılamadan asla boşaltmıyoruz deyiverdi. Siz 10.000km’den gelip ülkeyi bombardımanlarla yakıp yıkın, bir milyonun üzerinde insanını öldürüp, 15.000 kadınına tecavüz edin. Halkın neredeyse tamamına işkencelerle hayatı dar edip oturdukları yurtlarını başlarına geçirin. Sonra gelip bu ülkeden yaptığınız harcamaların faturasını isteyin!
Allah rahmet eylesin, Bediüzzaman yukarıdaki sözü işte tam da bu haller için sarf etmiş olmalı. Dünyanın ekonomik, siyasi ve teknolojik düzenini kendi menfaatleri çerçevesinde şekillendirmiş olan bu canavar az kalsın bizi de yutacaktı. FETÖ denen alçaklar sürüsünü o günler için beslemiş, büyütmüş, önce alttan az da olsa sızdırdıklarıyla yetinmiş. Sonra Ortadoğu’ya bir daha çıkmamak üzere çöreklenmek üzere İran’ı işgale hazırlık olarak darbeyle ele geçirecek iken Türk Milletinin yüksek feraseti, Allah’ın yardımıyla bizler beladan kurtulmuşuz. 250 şehit böyle bir bela için çok küçük bir bedeldir. Allah korusun bu kalkışma başarılı olsa çok kısa bir zamanda nükleer, biyolojik, kimyasal demeksizin depolarındaki tüm silahları kullanır, bu coğrafyada Türk ırkı diye bir şey bırakmazlardı. Medya, insan hakları, kanun ve kaideler o zaman adı bile anılmazdı. Afganistan sonrası Guantanamo, Irak işgali sonrası Ebu Gureyb pisliklerinin benzeri toplama kampları, ABD askerlerinin türlü vahşetlerini kimse duymazdı bile…
O halde yapmamız gereken bellidir. Ortalıkta bizi cihada çağıran bir halife gelmeyeceğine göre her birimiz durumdan vazife çıkarıp ABD’ye karşı son derece acımasız hareket etmek, tüm dünya Müslümanları el ele bu canavara karşı birleşmek zorundayız. İslam coğrafyasında her ülkenin başına farklı bir kansız aile getirilmek suretiyle halkların kendilerine karşı çıkmasını garanti altına alan Batıya gereken dersi vermediğimiz takdirde her geçen gün sıra başka birimize gelecektir. Sonuçta bu canavar doymuyor! Her acıktığında da kendi dindaşlarının mekânlarına değil, bizim ülkelerimize arız oluyor. Bu canavarın yok edilmesi, ya da ahtapot gibi üzerimize saldığı kolları kesip atmak mecburiyetindeyiz. Bu artık siyaseten falan değil, pısırık ekonomik ambargolarla vs değil, bizzat kanlı müdahalelerle mümkündür. 3-5 milyon şehit verebiliriz, yurtlarımız darmadağın olabilir ama sonuçta bekledikçe başımıza gelen de farklı değildir. Hakla batılın savaşı uzak değil, herkes büyük güne hazırlığını görsün.