Cambaz'ın değişik anlamı vardır. At üstünde, tel üstünde gösteri yapanlara da hayvan pazarlarındaki pazarlıkçılara da cambaz denir.
Cambazın biri, eşeğini yularından çekip pazara gelmiş, başka bir cambaz yanaşmış:
''Kaça bu eşek?''
''Bin lira!''
''Aldım gitti, ver elini helalleşelim!''
Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış:
''Yahu görmüyor musun? bu eşek topal, onun için ucuza veriyor”
''O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış, topal sanıp ucuza elden çıkarmağa bakıyor!''
Eşeği satana koşmuşlar:
''Yahu eşek topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış!''
Satıcı gülmüş:
''Eşek topal olmasına topal da, öyle sansınlar diye taşı tırnağına ben koydum!''
Alıcıya koşmuşlar:
''Yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş. Seni de kandırdı, parayı aldı!''
Alıcı dövünmeğe başlamış:
''Vay namussuz; eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!''
*****
Şimdiki siyaset, arkadaşlıklar ve dostluklar da böyle.
Herkes birbirini aldatma telaşında ve her şey sahte.
Adam, aslında Türk Milliyetçiliğinin bir türevi olan ülkücü olduğunu iddia ediyor ama sorduğumuzda “Ben Türk’üm” bile diyemiyor ya da “Ülkücüyüm” diyor ama Türklük düşmanlarına vagon olmuş gidiyor.
Siyasi hayatımız böyle bir keşmekeş içerisinde. Belirsiz ve güvensiz. Söz farklı, niyet düşünce farklı, eylem farklı.
İş hayatı ve sosyal hayat da böyle değil mi sanki? Yalan üzerine kurulmuş sözde dostluklar ve iş arkadaşlıkları.
Bir menfaat çatışması çıkmaya görsün ne dostluk kalıyor ne de arkadaşlık.
Yalan ve dolan sisteme girince her kurumda kendince bozulmaya sebep oluyor.
Siyaset bozulunca yönetim de bozuluyor;
Yönetim bozulunca adalet de bozuluyor;
Adalet bozulunca ekonomi, eğitim, sosyal hayat, iş hayatı velhasıl her şey bozuluyor.