CANIM VATANIM
Hani güneşi ne kadar kapatmaya çalışsanız da illa ki bir tarafından ışıklarını, sıcaklığını size gösterir. Aynen öyle, bu güzel yurdumuzun ne kadar paha biçilmez, değerli, bulunmaz olduğunu hemen her alanda görebiliyoruz. Bir sosyal medya uygulamasından gördüğüm iris (süsen) adlı çiçeğin bazı ülkelerde yüzlerce hibridinin yetiştirildiğini, insanlara bunların yeni bir renginin yumrusunu 150-200 dolar gibi fiyatlara satıldığını görerek dehşete düştüm. Bu çiçek bizim ülkemizde sadece mezarların üzerine dikilip geçilirken, Ukrayna, Almanya, Rusya gibi ülkelerde neden milyonlarca fanatiği var diye düşündüğümde bu ülkelerde güneşin çok az açıldığını, her çiçeğin yetiştirilemediğini, bu türün ise ister soğuk, ister sıcakta, ışıkta ya da gölgede, kısaca her halükarda çiçek açtığını gördüm. Bizim ülkemizde yaklaşık 50 kadar doğal türü olan çiçeğe kimse itibar etmemiş. Çünkü bizim ülkemizde dört mevsim güneşte var, iklim de müsait. Binlerce çiçeğin yanında illa ki onların elindeki türün olmasının pek fazla bir kıymeti harbiyesi bulunmuyor. Gül, karanfil, sardunya, kasımpatı, lale, sümbül, zambak, nergisin yanında bu tür de varsın olmasın.
Evet, yurdumuzu bize bırakan Sultan Alpaslan “Size bir vatan aldım ki; ebediyyen sizin olacaktır” demesi her yönüyle muhteşem bir yurdumuz olduğunu gösteriyor. Yer altı kaynakları bakımından hemen her şeyimiz olduğu gibi, yer üstünde de denizlerimiz, göllerimiz, nehirlerimiz, güneşimiz, havamızı dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çeşitlilikle göremezsiniz. Yani bu kadar çeşitliliğe rağmen tutup ben tropik meyveler istiyorum diyene, şükür onlar da artık sahil şeridi illerimizde rahat bir şekilde üretilmeye başlandı. Sonra konum olarak dünyanın merkezinde yer almamız, bizleri tüm milletlerin kıskançlıkla açık hedefi haline getiriyor. Eskiden çok güzel hanımı olan adamı hile ve desiseyle ava götürür, orada sırtından vurarak ortadan kaldırıp hanımı elde etmeye çalışırlarmış. Sırtımızdan vurmaya çalışan o kadar çok hain ve stratejik ortağımız(!) var ki, bir türlü başımızı kaldırıp kendimize gelemiyoruz. Dün de öyleydi bu durum, maalesef bu gün de aynı…
Milletimiz her ne kadar uyanmaya başlasa da bu yeterli değil. Artık aradaki farklılıkları unutup, bunu bir zenginlik olarak görüp birbirimize sımsıkı kenetlenme vaktidir. Rahmetli Akif’in dediği gibi “Düşman bizi evvela parçalamak, sonra yutmak diliyor”. Uyanık olmadığımız takdirde -içerideki hainler çok fazla güçlendi ki bu durum çok tehlikeli- bizleri birbirimize kırdırıp, sonra da üzerimizden silindir gibi geçecekler. Unutmayın, hiçbir Türk devleti düşman tarafından yok edilmemiştir. Başka bir Türk boyu onların tarihten silinmesine yol açmıştır.


.png)
