Kamil Akdoğan
Cemaatin Duası
Küçük kasabanın birinde bir caminin yakınında arazisi olan adam, bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.
Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş. İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş. Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler.
Genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direkt veya indirekt olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile bu kişilere karşı tazminat davası açmış.
Cami imamı ve cemaat, mahkemeye verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler. Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. Gerekli tüm belgeler tamamlanıp duruşma günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
“Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum,” demiş.
“Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati…!”
*****
Aynen günümüzde olduğu gibi kimi inançsızların çıkarları uğruna nasıl dindar gözüktükleri ile kimi dindarların da çıkarları uğruna nasıl dinin gereklerini saptırdıklarının hikayesidir.
Dini inkar etmek sonucunu doğursa bile menfaatleri uğruna nalıncı keseri gibi herkes kendine yontuyor.
Allah için doğru olanı yapan yok.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN