DAHA ZEKİ BİRİYLE ÇALIŞAMAM
Dördüncü Murat devrinde padişah, rakı içilmesini yasaklamıştır ve içenler hakkında da çok sıkı kovuşturma yaptırmaktadır.
Şeyhülislamı çekemeyen yüksek rütbeli bir zat Padişaha şeyhülislamın bu yasağa uymadığını gammazlamış,
Padişah da öfkelenerek güvendiği mabeyincilerden birini haber vermeden akşama doğru Şeyhülislamın evine yollamıştır.
Saraydan gelen bu misafire gerekli ikramlar yapılıp oradan buradan konuşulurken odanın kapısı açılmış ve elinde gümüşten rakı tepsisi ile uşak görünmüş. Mabeyincinin Şeyhülislamla oturduğunun farkına varan uşak bozuntuya vermeden: “Efendi Hazretleri, ben zat-ı alilerine bizim aşçıbaşının gizlice rakı içtiğini söylemiştim ama siz bana inanmamıştınız. İşte tepsisini getirdim ki sözlerimin doğru olduğunu göresiniz.” Demiş.
Şeyhülislam efendi yalandan da olsa müthiş hiddetlenmiş, padişahın emrini dinlemeyen bir insanın kendi evinde bulunduğu için o denli üzülmüş ki neredeyse evini bile yakmaya kalkacakken mabeyinci teskin etmiş ve Padişaha da olayı anlatarak Şeyhülislamı kurtarmış.
Ertesi sabah Şeyhülislam uşağını çağırmış, bir kese altın uzatarak: “Oğlum, şunu al ama bir taraftan da kendine başka bir kapı ara. Ben kendimden daha zeki insanlarla aynı çatı altında oturmaya tahammül edemem.
*****
Aslında güzel olan, insanın kendisinden daha zeki insanlarla birlikte yaşamayı ve birlikte çalışmayı öğrenmesidir.
Yönetim sanatı da böyledir. Yöneticiler her şeyi bilmek zorunda değildir.
Yöneticiler, her şeyi bilen diğer insanları koordine eder, birlikte çalışır ve verimliliği arttırırlar.
Daha iyi yönetmenin temel kurallarından biri kendimizden daha zeki olsa bile diğer insanlarla birlikte çalışmak ve onları koordine edebilmektir.
Bunu yapmamak, elektriğin düğmesine dokunmak yerine cebindeki mumla aydınlanmaya çalışmak gibidir.
Zeki insanlarla çalışmak da aslında büyük bir tevazu, sabır ve özveri gerektirir.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN


.png)
