DARBECİ KİM?
Devletlerin birinci görevi, kendi bütünlüğünü korumaktır.
Bu nedenle, Devletin bütünlüğüne yönelik her türlü saldırıyı savuşturmak ve bastırmak adına yapılan müdahaleler meşru sayılır.
Hükumeti ortadan kaldırmak ya da etkisiz hale getirmek için yapılan saldırılara karşı verilen tepki ve gösterilen direniş de böyledir. Yani haklı ve meşrudur.
Hiçbir vatanseverin bu tür direnişlere itirazı olmaz.
Çünkü seçimle gelmiş bir hükumet, yine seçimle gitmelidir.
Demokratik toplumlarda böyle olması gerekmektedir.
Sivil dahi olsalar demokrasiyi korumak adına darbecilere karşı çıkan ve darbecilere zarar veren insanların tepkileri de meşrudur ve korunmalıdır.
Bu düşünceye sahip bir insanın darbecileri tasvip etmesi de düşünülemez.
Dolayısıyla bu kişilerin darbecilerle birlikte anılması, herhangi bir bahane ile “Darbeci” olarak nitelendirilmesi de aslında bu insanlara yapılan bir hakarettir.
Darbe, darbeciler ve darbeye karşı direnenlerle ilgili genel kanaatimiz böyledir.
Olayları ve yasal düzenlemeleri de bu kanaatimiz çerçevesinde değerlendirmekte, bir Türk aydını olarak yasal düzenleme ve uygulamalarla ilgili açıklama yapmayı, söz gelimi KHK’ları eleştirmeyi ve görüş bildirmeyi de bir vatandaşlık görevi addetmekteyiz.
Konu ile ilgili yaptığımız açıklama ve tavsiyelerimiz bizi darbeci, terörist, FETÖ’cü vb. yapmaz. Yapmamalıdır.
Bizim kanaatlerimizi açıklamamız karşısında doğru olan ve yapılması gereken de açıklamaların muhatabı olan kişi veya kurumların eleştiriler doğrultusunda uygulamalara yeniden göz atmaları ve varsa eksikliği tamamlamaları ya da yanlışlığı düzeltmeleridir. Beklenti bu yöndedir. Velev ki biz eleştirilerimizde yanılıyor bile olsak bu bizi darbeci yapmaz.
Toplumu bütünleştirmek görevi de olan yöneticilerin kendilerine aykırı olan her görüş sahibini hemen darbeci ya da işbirlikçi olarak nitelendirmesi ve adeta hedef göstermesi yakışık almayan bir davranıştır.
Yönetim kademelerinde görev alan insanlar, eleştirilere açık ve tahamüllü olmalıdır vesselam.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN