DEAŞ MİLİTANLARI VE ABD
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi AB, ABD ve İsrail’le kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.
Adamlar sınırımızda ikinci bir İsrail devleti gibi fitne yuvası kurmaya kalkıştı. Mehmetçiğimizle girip kumdan kalelerinin üzerini tepeleyip yerle yeksan ediverdik. Kuzey Irak’ta yüzde ellisi bitmiş bir oluşuma halk oylamasıyla legal Kürt devleti kimliği kazandırmak istediler. Hükümetin basit bir el hareketiyle bu referandum daha başlamadan kötürüm oldu. Değişik dolar kuru ayak oyunlarıyla ekonomimizi bitirip bizi diz çöktürmeye çalıştılar. İçeride akıllı hareketler, dışarıda Katar gibi sadık dostlarımız sayesinde bu oyunlar da fazla bir zarar vermeden teğet geçip gitti. Şimdilerde verdikleri hiçbir sözü yerine getirmeyen AB ülkelerini göçmenleri salıvermek tehdidiyle uykularından ediyor. Öbür yanda jeopolitik konumun avantajlarını kullanmak suretiyle ABD’nin ağzından çıkan her sözü onlara adeta yalattı. ABD’nin 15 bin tırla getirdiği silahlar kahraman Mehmetçik karşısında hiçbir işe yaramadığı gibi bayrak, üniforma, ne bileyim iç çamaşırı manipülasyonlarıyla bile elimizden PYD-YPG militanlarını elimizden kurtaramayıp en üst düzey devlet adamlarıyla süre istemek zorunda kaldılar.
Son günlerde ABD tası tarağı toplayıp ortamı terk etmek, nesebi gayrı sahih çocuklarını terketmek zorunda kaldı. ABD-İsrail ortak yapımı DEAŞ terör örgütünün militanlarının çoğunluğu daha önceden Mısır çöllerine el sallayarak gitti. Hatta giderken bir camiyi basarak 500 kadar kardeşimizi şehit eden bu katil sürüsünün artıkları askerimiz tarafından bir bir toplanarak derdest edildi. Bu militanlarla uğraşmak yerine ülkelerine iade etmek en güzel çözümdü ama Fransa, Danimarka, Almanya, Çin, Kore gibi ülkeler bu habis urları ülkelerinde görmek istemiyor. Çünkü bu tip adamların içlerindeki öldürme dürtüsü hiçbir zaman dinmediği için gidip DEAŞ içinde dilediklerince katliamlar yaptılar. Kendi ülkelerinde adları hemen yalnız kurt’a çıkarılarak Hrıstiyan terörü isimlendirmemizin önüne geçmeye çalışıyorlar. Hâlbuki gerek Evangelistler, gerekse Yeni Zelanda’da camileri basıp insanları katleden vahşi Hrıstiyanlığı son derece iyi bilen teröristlerdir.
Haklı olup yerel gücünün farkındaki bir devleti binlerce kilometre geriden gelerek diz çöktürmenin zamanı çoktan geçti. Bu günlerde tüm dünya başımızda mandacı bir hükümetin eksikliğini iliklerine kadar hissediyor. Daha önce bulundukları yerden bir açıklama ya da telefonla bizi istedikleri şekle sokarken şimdilerde telefonlarına çıkmayan, açıklamalarını kınayan adamlar karşısında çıldırıyorlar. Reis’in son icadı DEAŞ’lıları iade etmek ki, bu hareket karşısında adamlar resmen soğuk terler döküyor. Alın DEAŞ’lınızı, uygun yerinizde(!), uygun şekilde yargılar mısınız, ne yaparsanız yapın müthiş bir hamle. Eh bu kadar kıvırtan ülkelere de sanırım en güzel hareket budur. Daha bu fragman, halkımızı Cumhurbaşkanına karşı el birliğiyle kışkırtmak, içimizdeki lejyoneriniz CHP eliyle nefret söylemleriyle iktidar değişmezse daha çok saç-baş yolarsınız.