Sabancı
DEVLETİN GÜCÜ

 

DEVLETİN GÜCÜ

Ülkemizde ve tüm dünyada öyle uygulamalar var ki, “devletin gücü sadece güçsüze mi yetiyor” sorusunu sıkça duymamıza yol açıyor.

Gerçekte buna yol açan öyle berbat örnekler var ki insanların benliğindeki adalet duygusunun zedelenmemesi mümkün değil. Bunun ilk örnekleri tarihte çok eskilere dayanmakla birlikte son dönemlerde ayyuka çıkmıştır. Kanunlar, yönetmelikler normal ortamlar için geçerlidir. Güçlü kişiler ise sürekli normal ortamları kabul etmeyip kendi hükümranlıklarını kurmaya çalışan başıbozuklardır. Nizam ve intizama tabi olmak istemezler. İşte devlet tam da burada gücünü ortaya koymak, güçlüye de gereken cezayı verip adaleti sağlamak mecburiyetindedir. Demokrasilerin çok iyi yerleşmediği, kanun ve yönetmeliklerin kişilerin elinde eğilip büküldüğü yerlerde maalesef kanunlar geçerliliğini yitirip, güçlülerin hakimiyeti ortaya çıkar.

Ülkemizde tam demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Çoğunluğun iktidarı yerine, azınlığın çeşitli cambazlıklarla çoğunluğa tahakkümü hemen her yerde görülmektedir. Mesela bazı özel durumlarda böyle kişilere özel kanunlar çıkarılmakta, onların menfaati gözetildikten hemen sonra kanun yürürlükten kaldırılabilmektedir. Sonra kanunlar sadece onları gözetip uyan zayıflara geçerlidir. Kanunlara uymayanlar için bazen muhakemeler yapılsa da bu tip insanlar karşısında kanunlar geçerliliğini kaybetmektedir. Devlet bu tip insanlara acı gücünü göstermek yerine onları daha da zıvanadan çıkartacak afları gündemine bile almamalıdır. Belediyenin su borcunu bazı insanlar ödeyip, bazıları ödemediğinde ortaya çıkacak af normal vatandaşların adalet duygusunu yerle bir edip, sonraki dönemlerde ödememeye sevk edecektir. Devlet arazisine izinsiz bina yapanların ilk seçimlerde tapusuna kavuşması daha büyük talanların önünü açacaktır. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Oysa devletin kanunu dünya liderine ve en alttaki vatandaşa aynı uzaklıkta olmalıdır. Herkesin haklarını aynı ölçüde korumalıdır ki vatandaşın devletine olan güveni tam olsun. Ama “çobanın oyuyla benim oyum aynı mı?”, “bu ülkede biz asılız, biz ne dersek o olur. İsterse yüzde 90’la gelsinler” tipi söylemler insanlarda devlet gücünün sorgulanmasına, devlete olan güvenin azalmasına, insanların devletine küsmesine yol açmaktadır. Birileri basın-medya gücünü arkasına alarak, meslek kuruluşları ya da sendikaların gücüyle başıbozukluğa yeltendiğinde devletin gücüyle sıradan insanlardan önce karşılaşmalıdır. Ta rol model kişilerin bile gerektiğinde adaletin elinden kurtulamayacağını herkes görmelidir. Aksi takdirde beyin göçü de yaşarız, devleti de uçurumdan aşağı göçürtürüz. Unutmayın, adalet mülkün temelidir… En güzeli ise kimsenin göremediği yerde bizi gören bir Yaratıcı var inancını tepeden en aşağıya kadar tüm insanımıza yerleştirmektir.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.