Sabancı

DEVŞİRİLİYORUZ, DEVŞİRİLDİK

DEVŞİRİLİYORUZ, DEVŞİRİLDİK

 

 

DEVŞİRİLİYORUZ, DEVŞİRİLDİK

Osmanlı Döneminde olağanüstü hallerde ortalıkta kalan kimsesiz çocuklar etnik kimliği, dini, dili, rengine bakılmaksızın belli yerlerde toplanır, kayıtları düzenli bir şekilde tutulup onların vatan, millet için en güzel şekilde yetiştirilmesi için çabalanırdı.

Bu çocuklar Acemi Ocaklarından Enderun Mekteplerine kadar çeşitli aşamalardan geçer, kimi devlette sadrazam gibi önemli makamlara kadar yükselirken, kimileri de asker ocaklarında çeşitli kademelerde rol alırdı. Hristiyan ya da Yahudi kökenli olmaları gördükleri eğitim nedeniyle bir ehemmiyet arz etmeyen bu gençlerin Osmanlı’ya nice katkıları olmuştur. Şimdilerde ise durum tam tersine dönmüş, bizim gençlerimiz çeşitli şekillerde Batılıların ellerine geçmekte, bunların beyinleri öylesine kodlanmaktadır ki tamamıyla Türk ve İslam düşmanı olarak yetiştirilmektedir.

Anadolu’nun yoksul köy ve kasabalarından okutulmak, yetiştirilmek vaatleriyle toplanan çocuklarımız bir yerlerde maalesef bizlere düşman olarak yetiştirilmektedir. Kimi terör örgütlerinin elinde bize diş bileyen militan, kimi yurdu yıkmak için çok hassas kurumlarımızda kripto, kimi ise TV, gazete ve diğer medya unsurlarında gazeteci olarak karşımıza çıkıyor.

Her biri kaybolan birer ümit olan devşirilmiş gençlerimizin elimizden çıkma nedenlerinden en önemlisi maddi imkanlarımızın eksikliği, yoksulluk, eğitim sistemimiz, toplum önündeki batı hayranı aydın saydıklarımız ve medya unsurlarıdır.

Bu memlekette misyonerlerin İncil içerisinde verdikleri 100 dolar için Hristiyan olan gençler vardır. İçeride iş bulamadığı için ABD’nin Greencard uygulamasına canı pahasına atlayanlar, okuyup belli yerlere geldiği halde umduğu değeri göremeyen bilim adamı ve üniversiteli gençlerimiz maalesef elini tutan/tutabilecek herkesi hayatının fırsatı olarak görüp vatanından kopuyor, milletine çoğunlukla düşman oluyor.

Türk Tabipler Birliği gibi bir kurum, üniversitelerde ulaştığı gençlere evler sağlıyor, içini donatıp onları terör örgütlerine gönderebiliyor. Biz binlerce üniversite mezunumuza ülke olarak imkansızlıklarımız nedeniyle sahip çıkamadık. Onlar gittiler ve kendilerine gösterilen yerlerde başka ülkelerin emrinde çalışıp, onların zenginliğine, teknolojilerine katkı sunuyorlar.

Son dönemde imkanlarımızın biraz daha gelişmesi bu tip beyin göçü dediğimiz kayıplar azalsa da hala eğitimli insanlarımızda gidip gelmeyenler olduğunu biliyoruz.

Son yıllarda şükürler olsun her ilde açılan üniversiteler, bilim merkezleri, gençlik merkezleri, hava limanları, gelişen uluslararası ilişkiler gençlerin çok daha rahat ülkeler arasındaki farklılıkları tam olarak görüp kıyas etmesini sağladı.

Bunun beyin göçünü azalttığı, biraz da tersine çevirdiği söylenebilir. Çeşitli ülkelerden ülkemize gelerek eğitim öğretim gören gençler, burada bizler için çalışmasa bile bir daha bizlere asla düşman olmayacaktır. Alman parlamentosunda Türkiye’ye en düşman olanların Türk asıllı parlamenterler olduğu, Osmanlı torunu olduğu söylenen İngiliz parlamenterin ise bize nasıl baktığını sanırım herkes biliyordur.

Terör olaylarında hiç sormadan direkt öldürmek zorunda kaldığımız adamlar eğer adam gibi sahip çıkılıp faydalı unsurlar olarak yetiştirilseydi onları yok etmek yerine bağrımıza basardık. Bir tarafta verdiğimiz şehitlere ağlarken öbür tarafta elinden tutulmadığı için bize düşman olanlara yanmamız gerekiyor.

O halde büyük devlet isek biz öncelikle milletimizin her bireyine ulaşmamız elzemdir.

Aksi takdirde kardeşimiz olabilecek birinin eliyle daha çok sırtımızdan hançerleniriz.

Recep Aydöner

 

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.