Dost, Dost Gibi Olmalı
Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır. Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar biri ötekine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar
“Bugün en iyi arkadaşım bana bir tokat attı.”
Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler. Tokadı yiyen yıkanırken bir batağa saplanır, boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır. Boğulmak üzere olan arkadaş kurtulduktan sonra bir kaya parçası üzerine şu sözleri kazır:
“Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı.”
Tokadı vuran ve sonra arkadaşının hayatını kurtaran kişi ona şöyle der; “senin canını yaktığımda bunu kum üzerine yazdın ama şimdi kayaya kazıyorsun. NEDEN?”
Öbür arkadaş ona şöyle cevap verir: “Biri bizi incittiğinde bunu kum üzerine yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize iyi bir şey
yaparsa onu kayaya kazımalı ki onu hiçbir rüzgar yok etmesin.”
“İncinmelerinizi kuma, gördüğünüz iyilikleri kayalara kazımayı öğrenin.”
Denilir ki özel birini bulmak bir dakikanızı alır, onu değerlendirmeniz bir saat içinde olur, onu sevmek için bir gün yeter ama sonra onu unutabilmek için bir ömrün geçmesi gerekir.
(Alıntı)
*****
Bir insana “Arkadaş ve dost” diyebilmek ne güzel.
Dost, dost gibi olmalı üç kuruşluk dünya nimeti için dostunu satmamalı.
Hele hele politika denilen illet yüzünden birbirine düşman olmamalı.
Politikacılar gider, hatta düşman sandığın politikacılar kolkola girer dost olur, sen dostunu kaybettiğinle kalırsın. (Ki İstanbul belediye başkanlığı seçimi bunu göstermiştir.)
Pir Sultan Abdal ne güzel söylemiş:
“Şu kanlı zalımın ettiği işler,
Garip bülbül gibi zaralar beni.
Yağmur gibi yağar başıma taşlar,
İlle de dostun bir fiskesi yaralar beni.”
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan


.png)
