DOST OLAMAYIZ
Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar.
Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona her gün bir altın vermektedir.
Onlarınki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikisi de karşılıklı bir şeyler alıp veriyorlar yani birbirlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar.
Paylaşımda bulunuyorlar.
Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor.
Köylü bir gün hastalanıyor her gün götürdüğü sütü götüremeyeceği için oğlunu çağırarak:
“Bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır. Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir” diyor.
* * *
OĞLU babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar…
Çünkü babası o altını almak için her gün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir, her gün gitmekle olur mu?
Kim taşıyacak her gün sütü öldür şu yılanı al altının tümünü der.
Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır.
Yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar ve can acısıyla oğlana saldırır ve onu boğarak öldürür.
Köylü bekliyor ki oğlu gelsin hem de altını getirsin.
Gelen yok, giden yok…
Oğlunun gelmediğini gören köylü hemen bahçeye koşar…
Bir de ne görsün; oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok!
* * *
Her ikisi de üzgündür,
Köylüde evlat acısı, yılanda kuyruk acısı!
Ancak, zaman geçer birbirlerine yine ihtiyaçları olduklarını anlarlar.
Çünkü yılan aç kalır, köylü de altınsız.
Tekrar bir araya gelirler ve derler ki yine eskisi gibi dost olalım.
Köylü der ki; “Sen yine her gün altını ver, ben yine sütünü getireyim”
Yılan kabul eder.
Ne yapsın her ikisinin de rızkı kesilmiştir.
Mecbur yeniden dost olmayı deneyecekler…
* * *
Köylü yine her zamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır.
Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır…
Her ikisi de kendini kötü hissetmektedir.
Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını…
Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek.
Evlat acısı zor!
Yılana der ki:
“Kusura bakma. Bende evlat acısı, sende de kuyruk acısı varken biz asla yeniden dost olamayız.
Birbirimizi gördüğümüzde hep bu acıyı yaşayacağız”
*****
Bilmem anlatabildim mi bazıları ile neden dost olamayacağımızı.
Ayrıca şapı kaynatınca şeker olmayacağını da Türk düşmanlarının bize dost olmayacağını da bilmekteyiz.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN