Sabancı
Eleştiri

Kamil Akdoğan

 

Eleştiri 

 

Topluma mal olmuş ve dolayısıyla çok göz önünde olan kişi ve kurumlar her türlü eleştiriye de açık olmalıdır.

Bunları eleştirmek için gönül beraberliğine veya üye olmaya da gerek yoktur.

Sözgelimi üyesi olmadığım bir dernek veya partiyi ya da bunların temsilcilerini  bununla birlikte davranışlarından dolayı bir siyaset adamını, bir sanatçıyı, bir kamu görevlisini rahatlıkla eleştirebileceğimi düşünüyorum.

Eleştirmek, eleştirdiğim kişi ya da kurumu sevmediğim manasına da gelmez.

Bir yere bir kere giderim, bir insanı bir kere dinlerim, bir partiye bir defa oy veririm ama onları günlerce eleştiririm.

Eleştirmedeki maksat, yol göstermek, daha iyiyi bulmak, yanlıştan caydırmak ve mükemmelliğe ulaşmaktır.

Söze gelince “Hepimiz aynı gemideyiz” ama kimse kimseyi eleştiremez öyle mi?

İnsanları seviyorum ama bu, onları eleştirmeme engel değil.

Eleştiriyor olmam da sevmeme engel değil.

Bende problem yok.  

Varsa eleştirdiğim için tepki veren  insanlarda veya savunucularındadır.

Oysa eleştiriye tahammüllü olmak ve eleştiriler doğrultusunda yeni stratejiler üretmek demokrasinin zenginliği değil midir?

Bütün mesele demokrasiyi özümsememiş oluşumuz bu nedenle de eleştirilere tahammül edemeyişimizdir.

Hiç birimiz mükemmel değiliz.

Hatalarımızla, noksanlıklarımızla insanız.

Hata veya noksanlıklarımız konusunda yapılan eleştirilere tahammül etmek ve o yönde gerekli değişiklikler yapmak da demokratik olgunluktur.

Hangi kategoriye koyarlarsa koysunlar, hakaret etmeden eleştiririm, doğru olduğuna inandığım tavsiyelerimi de sıralarım.

Hoşlanmayanların kendi problemidir.

Herkes kendini sorgulasın.

Benim kendimden kuşkum yok şükürler olsun.

Kimseye şirin görünmek gibi bir niyetim de bir beklentim de yok.

Düşünürüm, konuşurum, yazarım ve eleştiririm.

 

Sevgiyle kalın

Kamil AKDOĞAN