ENERJİ MESELESİ
Dünyada her şeyin ucu dönüp dolaşıp enerjiye geliyor olması insanı üzüyor ama elimizden de maalesef bir şey gelmiyor. Tarım yapacaksınız, tarlayı sürmekten sulamaya kadar tüm iş ve işlemde petrol ya da elektrik, kısaca enerji kullanmanız gerekiyor. Birkaç yıl önce nasip olan umre ziyaretinde çöl ülkesi Arabistan’da bile suyun bizden daha iyi ve basınçlı aktığını görüp sormuştum. Adamlar denizden bu problemi çözdüler cevabını aldım. Suriye ile uzun bir sınır hattımız Asi Nehridir. Bu kısımda Asi bir yılan gibi kıvrılır durur. 30-40 km yukarda Suriye içlerine Google Earth uygulamasını ya da cep telefonunuzdan haritayı açıp bakın. İdlip’in üst kısımlarında Amik Ovası büyüklüğünde kocaman bir ovayı sulama maksatlı nehri öyle güzel terbiye edip iki kola ayırmışlar ki hayran olmamak elde değil. Onlar teknoloji olarak bizden daha mı üstün? Değil, sadece petrole, enerjiye daha kolay ve ucuza ulaşıyorlardı o kadar… Enerjinin bol oluşunu limitsiz bir kredi kartına benzetebilirsiniz. Cebinizde para olup olmaması sizi etkiler mi? Şu son yıllarda Ceyhan suyunu benzer bir projeyle Hatay’a akıttılar.
Gördüğünüz gibi medeniyetin, refahın anahtarı ne yaparsanız yapın enerjide kilitleniyor. Biz ülke olarak dış itme-dürtmeler neticesi ne petrole sahip olup kuyular açabilmişiz, ne doğal kaynaklardan enerji elde etmişiz, ne de nükleer güce sahip olmamıza izin verilmiş. Tabii dış ticaret açığımız 52,5 milyar dolarla sadece enerji yüzünden oluşuyor. Petrole verdiğimiz meblağı sildiğinizde açık yerine fazlamız oluşuyor. Kafayı eğip enseyi boş bırakırsanız şaplak atan eksik olmaz. Cumhuriyet tarihinde ilk defa kafayı kaldırıp ne oluyoruz diye çevresine bakan, dik durmaya uğraşan bir iktidara sahip olduk. Doğu Akdeniz’de milyarlarca metreküp doğalgaz ve petrolün bizden habersiz dünyanın çakalları arasında paylaşılırken suçüstü yakaladık. Şimdi aslan gibi tam ortada geziyor, burada büyük pay benim hakkım efelenmesi yapıyoruz. Bunun sonucunda oraya bir sürü savaş gemisi ve asker yığanlar ya bizi silecekler, ya da bükemedikleri eli öpecekler. Üçüncü bir yol yok onlar adına. Zaten ülkemizin jeopolitiği bizim topraklarımız kullanılmaksızın o petrolün ekonomik olarak işletilmesini neredeyse imkânsız kılıyor. 15 Temmuzla ülkeyi paylaşacaklardı, Türk’ün engin cesareti, bükülmez bileğinin gücünü gördüler. Şimdi S 400’lerin gelmesiyle de neredeyse soykırım derecesinin üzerinde sivil bombardımanıyla yok etmeyi planladıkları ülke kuş olup ellerinden uçtu.
Yakın tarihte petrol boru hatlarının işletilmesinden doğan haklarımızla elde edeceğimiz enerji, yeni sahalar ve sondajlarla elimize geçecek petrolle ülkemizin çok kısa sürede Dubai benzeri bir çehreye kavuşması işten bile değil. Dağları, tepeleri bir yerden, diğer bir yere taşımaya gerek kalmadan 15-20 adet tünel açma makinesiyle yerin altından illeri, ilçeleri, hatta denizleri birbirine bağlayalım. Gösteri yapmak, karşı çıkmak için CHP ve Alman vakıflarından fonlanan çevreciler de bir şey göremez. Hizmete açıldığında ise ne yapacaklarını bilemezler. Düşünün ki üst kodlardaki barajları diğer illerdeki içme ve kullanma suyu az olanlara aktaralım. Dağların tepelerinde karla, tipiyle uğraştığımız yollarımızın güzergâhını 100-200km’lik tünellerle tamamen değiştirelim. İlden ile yer altı metroları koyup yer üstünü sadece yaşam merkezleri haline getirelim. Her şey enerjide düğümleniyor. Ve biz o düğümü çok kısa sürede çözeceğiz inşallah.


.png)
