Bir gün köye tellal gelmiş, davulu çalıp “padişah efendimiz Kıbrıs’a sefere gidiyor. Her evden bir erkek evlat istiyor” demiş.
Köylü, büyük oğlunu öpüp "padişahımızın emri baş üstüne" deyip askere yollamış.
Aradan bir kaç ay geçince oğlunun şehit olduğu haberi gelmiş.
Köylü, büyük bir olgunlukla “vatan sağ olsun, padişahımız sağ olsun” demiş.
Aradan bir iki yıl geçmiş.
Köye yine tellal gelmiş, davulu çalıp “padişah efendimiz Bağdat’a sefere gidiyor. Her evden bir erkek evlat istiyor” demiş.
Köylü, bu defa ortanca oğlunu öpüp "madem padişahımız ferman eylemiş, başım üzerine" deyip askere yollamış.
Aradan bir kaç ay geçince oğlunun şehit olduğu haberi gelmiş.
Köylü, yine büyük bir vakarla, gururla “vatan sağ olsun, padişahımız sağ olsun” demiş.
Aradan yine bir iki yıl geçmiş.
Köye yine tellal gelmiş, davulu çalıp “padişah efendimiz Suriye’ye sefere gidiyor. Her evden bir erkek evlat istiyor” deyince, köylü, tellala: “Yürü git, söyle o padişaha, bende oğul kalmadı, benim s.kime güvenip sağa sola savaş ilan etmesin” demiş.
*****
Libya’ya asker gönderilmesi tezkeresine “Evet” diyen 325 milletvekilinden 257’sinin oğlu askerliğini bedelli yapmış.
Sanki kendi evlatları Libya’ya gidecekmiş gibi “Evet” demezler mi?