Sabancı
EZELDEN EBEDE NEY

 

EZELDEN EBEDE NEY

Evrendeki üflemeli çalgıların en büyüleyici sesine sahip ve bir o kadar da gizemli geçmişi olan Ney’in ilk defa MÖ.5000 yıllarında Mezopotamya'da Sümerler’in kullandığı sanılmaktadır.

Dünyanın en iyi ney kamışlarının yetiştiği Hatay'da, Antakya Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümünde, Üflemeli Vurmalı Sazlar Ana Sanat Dalı Başkanı olarak görev yapan Neyzen Osman Şükrü Bezirci en iyi neyzenlerin  yetişmesi için eğitim öğretim alanında büyük çabalar vermektedir. Öğretim üyesi Osman Şükrü Bezirci ve Antakya Devlet Konservatuvarı Müdürü Dr.Öğr.Üye. Erhan Tekin, Hatay’da ney kamışlarının yetiştirilmesi için önemli çalışmalar yapmaktadırlar.

Ney, dokuz boğum ve altısı önde olmak üzere yedi delikten oluşmaktadır ki ;bu dokuz boğumun gerçekten de dokuz boğumlu olan insan gırtlağından ; yedi deliğin ise kulaklar, gözler, burun ve ağız olmak üzere insan başından esinlenilmiş olduğuna inanılır.

Bir rivayete göre Hz. Adem'in yaratılmasından sonra ruhun, musiki ile Hz. Adem'in cesedine girmesi teması, Türkistan mehterleri arasında yaygındır. Cebrail cennetten bir koş-ney (iki neyin bir arada bulunduğu çalgı) getirir. Bunun sesinden hoşlanan ruh cesede girer. Bu suretle mehterli ve ney sazı Cebrail' den kalmış ve mehter sazı olan koş-ney de kutlu bir saz olmuştur.

Başka bir rivayete göre nefesli çalgıların ilk üfleyicisinin Hz. Musa olduğunun ve Hz. Musa'nın çoban iken ilk defa kaval üflediğinin kaynaklarda bildirilmektedir.

Yine başka bir rivayete göre Hz. Davud'a verilen Zebur'un Ramazan ayında indirildiğinde onu bir musiki aleti (kamış) eşliğinde okuduğu da söylenmektedir.

Bilhassa, bazı kaynaklarda musikiyi, tedaviye ilk uygulayan Hz. Lokman ve O'nunla aynı çağda yaşıyan Hz. Davud olduğu bildirilmektedir. Hz. Lokman, hastalarını ilaçla tedavi ederken, Kur'an-ı Kerim'de sesinin güzelliği ile övülen Hz. Davud'un çok defa hastalara güzel sesi ve sazı ile şifa duası okuduğu ve bu yolla "Saul" adlı hükümdarını iyileştirdiğinden de bahsedilir.

Neyin var oluşu ile ilgili en yaygın hikâye, Feridüddin Attar'ın Mantıkü'l-Tayr adlı eserinden şöyle nakledilmektedir: " Neyin icadı, doğuda çok eskilere dayanır. Birçok eserin yazarı olan ve Attar lakabıyla anılan Feridüddin, Mantıkü'l-tayr adlı eserinde neyin kökenini, Hz. Muhammed'in zamanına kadar götürür. Feridüddin'e göre bir gün müslümanların peygamberi olan Hz. Muhammed, damadı Hz. Ali'ye bir sır açıklamış. Bir kuyunun başındaki Hz. Ali, başını kuyunun içine eğerek Hz. Muhammed'in esrarlı sözlerini tekrarlamış. Daha sonra, Allah, o kuyuda son derece uzun bir kamış yaratmış. Oradan geçmekte olan bir çoban da bu kamışın ucunu keserek kendine bir kaval (ney) yapmış. Bu çobanla günün birinde karşılaşan Hz. Muhammed, Hz. Ali'ye açıklamış olduğu sırların çobanın kamışından çıktığını duymuş. Hz. Ali, yaratılan mucizeyi görünce de Peygamber'e olan sevgi ve bağlılığına şükretmiş. O zamandan beri müslümanlar için kutsal bir yer almıştır ney.

Günümüzde ise ney, Türk sazı olarak anılmaktadır ve tasavvuf müziğinin bir simgesi haline gelmiştir. Bir müzik aleti için kullanılan çalmak yerine, Ney için üflemek tabiri kullanılır. Burada üflemenin mecazi bir anlamı vardır. Kaynağını İslam’da Allah’ın insanı yaratırken ruhu üflemiş olmasından alır.

Bundan dolayı Türk Müziğinin önemli çalgılarından biri olan ney, geçmişten günümüze maneviyatta önemli, gizemli, büyüleyici özelliklere sahiptir ve hep sahip olacaktır.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.