GÜL VE AMİK OVASI
Isparta Ovası ile Hatay’daki Amik Ovası karşılaştırılacak olursa birçok bakımdan Amk Ovası topraklarının çok üstün vasıflı özelliklere sahip olduğu anlaşılır. Coğrafya derslerinden hatırladığım gülün yetişmesi için önemli şartlardan birinin belli dönemlerde esen ılık bir esintinin dünyada sadece Bulgaristan’da küçük bir bölgede ve Isparta’da mevcudiyeti idi. Benzer rüzgârların Amik Ovasında da bahardan başlamak suretiyle yaz boyunca devam ettiği biliniyor. O halde ülkemizde ikinci bir gül üretim üssü neden Hatay olmasın?
Çocukluğumuzda yaklaşık 35-40 yıl öncesinde her evin önünde bir veya birkaç bireye rastladığımız yerel adıyla “Nisan Gülü” dediğimiz (Rosa damascena) Isparta Gülü, gül yağı ve gülsuyu üretilen en önemli tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Gülün atası sayılan kuşburnu türleri, ormanlarımızda, orman içi açıklıklarda, yol boylarında yayılış gösteren doğal bir türümüzdür. Tarihine baktığımızda gülün 4600 yıl öncesinde Asurlulara kadar dayandığını Anadolu uygarlıkları belgelerinde görüyoruz. Diyarbakırlı Matrakçı Nasuh, 1564 yılında yaptığı minyatürlerine gülü nakşetmiştir. Çok rahat diyebiliriz ki dünyanın en eski gülcülüğüne Diyarbakır sahiptir. (Haspolat.K.2011) Gülün onlarca çeşidinin yetiştirildiği Diyarbakır, Osmanlı Döneminde gülistanlıklar kurulan, yetiştirilen güllerden gülyağı ve gül suyu elde edilen önemli bir merkezdi.
Amik Ovası tarımsal üretimlerde birçok ürünün rahatlıkla yetiştirilebildiği ender yerlerden biridir. Aslında sorulması gereken asıl soru; Hatay- Amik Ovası için stratejik ürün nedir? Bunun araştırılıp araştırılmadığı konusunda elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Ancak kesin bildiğimiz bir konu var ki, 300-500 dönüm arazisi olan çiftçi elini neye uzatsa bir sürü emek, çaba ve masrafa rağmen bomboş kalan ellerini ne yapacağını bilmez vaziyette göğsüne bağlamış olduğudur. Mazot, gübre, işçilik, tohum ve aklınıza gelen tüm girdilerin aşırı pahalı, ürünün ise ucuz olması çiftçiyi adeta canından bezdirmiştir. Amik Ovasında emek yoğun çalışmadan hızla makineleşmeye doğru gidiş, refah seviyesinin yükselmesi, insanların tarım sektöründe düşük ücretlerle çalışmayı reddetmesinden kaynaklanmaktadır.
Gül bir dikim, sonrasında ise basit makinelerle bakım-ot alma ve nihayetinde hasat işlemleriyle yoğun çalışmayı gerektirmeyen bir üründür. Fiyatların çiftçiyi memnun etmesi durumunda ülkemizin birçok yerinde rahatlıkla yetiştirilebilir. Ova ve çevresinde kıraç arazilerde, ya da senenin belirli dönemlerinde sulanabilen yerlerde Isparta kadar ürün alınabileceği muhakkaktır. Ancak toprak yapısı, yetişme ortamı, coğrafi şartlar gibi özellikler yağ oranında artış, ya da azalışlara neden olabilecektir. O halde bu konuyla ilgili belirli yerlerde deneme bahçeleri kurulması elzemdir. Bu bahçelerden elde edilen gülün yağ oranı, kalitesi, gülün çiçek verimi dikkatle izlenildiği takdirde Hatay’ımızın yeni bir ürüne kavuşması işten bile değildir.
Gülün üretim alanlarına baktığımızda 23.500-24000 dekar 3 ilde toplamda dikim yaptığı görülüyor. 1.150.000 dekar arazisiyle Amik Ovası bu konuda dev bir üretim alanı olarak karşımıza çıkıyor. Yeknesak bir yapı göstermeyen bu arazilerin sadece %5’inde bu tür bir üretim yapılması planlanacak olursa 57.500 dekar eder ki, Türkiye’nin gül ve ürünlerinde üretimini 4’e, hatta 5’e katlaması işten bile değildir.
Şimdi görev kime düşüyor?
Ramazanınız gül kokusunda, bayramınız güllaç tadında olsun. Milli birlik ve beraberliğimize vesile olsun inşallah.