Sabancı
HAYLAZ ŞEHZADE

 

HAYLAZ ŞEHZADE


   Sultan Murad Han ilim meclislerinde bulunmaktan çok hoşlanır, alimlere saygıda kusur etmezdi. Bir gün Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri'nin yanında iken şöyle edeple toplanıp, " Efendim, İstanbul... Acep fethini görür müyüz?" diye sordu. Zât-ı Mubarekleri Bayram-ı Veli hazretlerinin bakışları dondu, eli şakağına gitti. "Sen, ben göremeyiz de."Ama..." "Şu beşikteki yiğitle(Şehzade Mehmet) bizim köse(Akşemseddin) görseler gerektir."


   Bundan sonra Sultan Murad Han, Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri'nin şehzade ile ilgili uyarısını önemser. Şehzadenin eğitimine ayrı bir önem verir. Fakat şehzadeye hoca dayanmamaktadır.

Çocuk çocuklugunu yapacak işte. Dayanılmaz haşarılıklar yapar, hocalarını adeta bezdirir. Kendisine hocalar aranadursun, sultanın hocalarından Molla Yegân o günler Hicaz'dan gelir. Sultan Murad, "Bize oralardan ne getirdin hocam?"diyerek takılır. "Sultanım, oradan size bir âlim zât getirdim." Sultan Hazretleri "Öyle mi nerededir?"diye sorar.

"Huzura girmek için kabûl bekler."der molla.


"İlim ehlini bekletmek olmaz ne haddimize, hemen alalım." der sultan. Mubareğin önce gölgesi düşer eşiğe.

Çok uzun boyu, simsiyah sakalı ve sarığının dışına taşan gür saçları, inci gibi dişleri ile, tam bir heybet abidesidir mübarek. Arkadaşımın adı Ahmed bin İsmail'dir. Sarayda o, sonraları Molla GÜRANİ olarak anılacaktır.

Mübarek o kadar hatırlıdır ki aşçının, seyislerin bile hatrını sorar, tevazu sahibidir. O kaskatı görüntünün arkasında olanca şefkati ve merhameti vardır. Sultan , şehzadeye ders vermekle tavzif eder. Şehzade, karşısındaki heybeti görünce dizini kırar. Sultan Murat;  "Haydi şimdi de dersleri boşla da görelim bakalım." der.

Molla, şehzadeye Emsile'den (Arapça öğretiminde okutululan , fiillerin çekimi kitabı) iki soru sorar.

Cevaplar istediği gibi olmayınca "Döverim, seni döverim, vallahi daraptuhu cidden şedîden" fiil çekimini tok bir sesle üstüne basa basa yapar.

Şehzade öyle bir korkar ki "Vallahi döver mi döver." diye sessizce mırıldanarak siner. Öğretim tekniğine bakar mısınız?

Çocuğa fiske bile vurmadan, dersi ciddiyetle öğretmek. Ben de eğitim-öğretimde alabildiğine bir hürriyet havasının tesisini önemsiyorum. Ancak masum ve saf çocuklarımızı kuşatan öyle kurnaz, desiseci düşmanları var ki tablet, tv, cep telefonu başta olmak üzere birçok teknolojik unsur, bizim çocuklarda bıraktığımız ihmal boşluklarını dolduruyor, çocuklarımızı olumsuz davranışlara itiyor ve haylazlık, haşarılık sınırlarını bile maalesef aşıyorlar.

Eğitimci olarak, son 10 yılda gözlemlediğim en büyük bozukluk maalesef, öğrencilerde, evde anne-babalarını, ağabey ve ablalarını, okulda yöneticilerini-öğretmenlerini  işyerinde ustasını, umursamama/gözardı etme/ ihmal etme/dikkate almama/önemsememe/görmezlikten gelme/algılarını kapama/ kabacası " takmama" temelli davranış bozukluklarıdır.

Sizce anne babasının besleyip büyüttüğü, giymeyip giydirdiği, iyi insan olması ümidiyle okula gönderdiği sevgili yavrusu, sınfta öğretmenini umursamayıp kendisine tanınan özgürlük havasını istismar edip, kafasına kapşonunu çekip uyuma moduna giriyor mudur?

Ooo ne demek hatta ve hatta öğretmenine, benim rahatımı bozmayın bile diyebiliyor. Maalesef uyuşturucu kullanımından, akran şiddetinden, hırsızlıktan tutun da ve daha sayamayacağım kadar nice olumsuz davranış sergiliyor çocuklarımız. İGNORE ediyorlar büyüklerini.

Kendisini hizalamak isteyen her kimse, ona karşı kapıyorlar algılarını. Ne yazık ki anne-baba olarak çocuklarımıza alabildiğine özgürlük havası tesis edelim derken, onlara evde sorumluluk bilinci kazandırmadık ve İGNORE hastalığına teslim ettik çocuklarımızı. Şimdi de yakınıyoruz çocuğum beni dinlemiyor diye.

Ben başta olmak üzere bizler çocuğumuza henüz iki yaşından itibaren onun göz seviyesine kadar cismen inip , tam bir tevazuyla kanatlarımızı indirip, gözlerine sevgiyle bakarak, onu muhatap alarak, sorumluluklar vererek, şefkatle, sabırla yaklaştık mı?

Sorularına bıkkınlık göstermeden, onu itelemeden, onurunu kırmadan küçük düşürmeden cevap verdik mi? Onu eğitecek öğretmenlerine ve okul yöneticilerine saygılı olduk mu? Öğretmenlerimize saygı gösterme işinin  olmazsa olmaz oldugunu çocuklara hissettirdik mi?

Yoook, çocuklara hedef koyma ve bir hedefe ulaşma bilinci vermeyip boş alan ve boş zamanlar bıraktık. Vee sonuç kaçınılmaz oldu, büyüklerini saymayan, umursamayan büyüğünü adam yerine koymayan ve elinde patates çerezi kafasını tv'ye, bilgisayara gömen bir nesil.

Bu konu aslında daha geniş ve başlı başına ele alınması gereken bir konu, bunu sonra değerlendirelim inşallah. 


   Molla Gürani, Fatih'e farklı yabancı dillerin yanı sıra, matematik, astronomi, Avrupa tarihi dersleri verdirir. O'nun eğitimi için özel hocalar getirtir. Ve Fatih, bunca emeğin karşılığını dahiyâne zekâsı, hoşgörüsü, şefkati ile merhamet timsali bir sultan olma özeliğiyle verir.


    İnci tanesi çocuklarımızla ilgilenirken dayak ve korku yollu bir eğitim anlayışını asla kabul etmiyorum ama, ders nizamını ve hocanın otoritesini bozmalarına  ve kurulu makina gibi problem çıkarmalarına asla izin vermeyelim, derim.


   Çok saygılarımla.

   05/11/2021

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.