HAYVANCILIĞIN NERESİNDEYİZ?
Bir kilo ete 45-50 lira verince bir tarım ülkesi olan memleketimizde insan bu soruyu sormadan edemiyor. Almanya-Hollanda gibi ülkelerde donmuş, buzhaneden gelen etlerin kilosu 3, taze etler ise 5 euro gibi fiyatlarla satılırken bu şekilde geniş ovaları, dağları olan ülkemizdeki bu fahiş fiyatın sebebini acaba hiç sordunuz mu?
Ülkemiz yaklaşık son 35 yıldır terör, ondan önceki dönemlerde ise emperyalistlerin sömürü düzeni nedeniyle maalesef hiç başımızı kaldıramadık. Kaldırdığımız gün içimize yerleştirilmiş hainlerle ya darbe tertiplendi, ya da sömürüye başkaldıranlar faili meçhullerle öbür dünyaya gönderildi. Genelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz hayvancılıkta çok iyi yerlerde iken terör olayları, milleti evine hapsetti, köylerinden koparıp şehirde yeni düzen tesis etmeye mecbur bıraktı. Bu terör olaylarında şimdilerde oyun açık oynandığı için daha iyi görebiliyoruz ki, müttefiklerimiz(!) tarafından finanse edilmiş. Şimdilerde İsrail açıktan 4 ülkeden toprak alarak Büyük İsrail’i kuracağız diyebilmektedir. ABD birinci Irak savaşı sıralarında içimize yerleştirdiği Çekiç Güç’le terör örgütlerini sürekli besledi. Gerektiğinde bizim askerimize hava araçlarından silah ve teçhizat atılarak, hatta ateş edilerek militanların nefes alması sağlandı. Tabii 80 ihtilaliyle ordumuza sokuşturulmuş komutan kılıklı FETO-ABD ajanları bu tür rezilliklerin milletimize ulaşmasını hep engelledi.
Hükümetin deniz araçlarına tanıdığı ÖTV’siz mazot desteğini neden çiftçilere tanımadı, hala anlayabilmiş değilim. Anladığım bir şey var ki; önceki hükümetler tam bir harami devlet olmuştu, yerli-yersiz bir sürü vergi ve zamla halkın kanını emiyor, kaynağı da İMF ve hortumculara aktarıyordu. Bu hükümet böyle kolay paradan kaynakların azalmasından endişe ettiği için vazgeçemiyor. Bir arabaya biniyorsunuz, mazot ÖTV’li 4,55 iken, adam yatına 1,95 TL’ye mazot alabiliyor. Yani doldurduğumuz her deponun yarısından fazlasını vergi olarak ödüyoruz. Direkt vergi adında olsa, millet ipi kırıp sahaya çıkar ve devlete isyan eder. MTV her altı ayda bir, yılda araç muayene, sigorta derken yönetenler kılçığımız boğazına batmasın diye sadece onu dışarı atıyor. Hem ineği çok sağarsanız ölür, her şeyinden olursunuz.
Şimdi bu ahvalde zavallı çiftçim üretim yapmaya çalışıyor. Saman, silaj, yem, taşıma, veteriner, taze ot ve ilaç paraları derken çeşitli düzenlemelerle hayvan kayıt sistemlerine bir yığın para ödeyen üretici, inanın hayvanını satarken gözü arkada kalıyor. Hem de bu kadar pahalı olmasına rağmen… Malum ülkemizin en büyük handikaplarından biri de sebze-meyvede olduğu gibi üretici kazanmaz, kazandırılmaz, aracılar kazanır. Büyük tüccarı bu hayvanları alacak, kasap kesecek, market satacak, kazanacak. Böyle bir sürü el değiştiren mal üreticiden 12-15TL ‘den çıkarken, tüketiciye maalesef 45-50 TL’ye girmiş oluyor.
Yaklaşık 20 yıl uzak kaldığım memleketime döneli 10 yılı buldu. Dikkatimi çeken bölgede Antakya önemli bir hayvancılık merkezi olduğu halde ne bir “Hayvancılık Organize Sanayi”, ne de tahsisli bir hayvan pazarı bulunuyor. 5 yılda hayvan pazarı 4 yer değiştirdi, itelendi, ötelendi, en son çevre yolu üzerinde uygunsuz bir yerde toplanıyorlar. Özellikle Perşembe günleri otogar mevkiinden öğle vaktine kadar Harbiye’ye doğru gitmeye çalışın bakalım ne göreceksiniz? Saman satanlar, hayvan ticareti için aracını kenara çekip pazara girenler, meraklılar vb kalabalık yolun bir şeridini tamamen kapattığı gibi diğeri de zaman zaman kapanarak trafik durma noktasına geliyor.
Deveye neden boynun eğri demişler, nerem doğru ki demiş. Memlekette doğru olan bir şey yok ki eğrileri sayıp bitirelim. O yüzden biz daha çok angus, holstein, simmental ve hazır et ürünleri ithal ederiz. Kaçakçılar sınırlardan çok işkenceyle hayvan, et ürünleri geçirir, fırsatçılar cep doldurur.
Acilen hayvancılıkta da reformlara imza atılıp, enerjiyi ucuza mal ederek çiftçimize girdilerde destek çıkmamız gerekiyor. Ki ülkece önceki yıllardaki hayvan sayımıza ulaşalım, üretimi geliştirelim, ucuz et yiyebilelim. Allahtan Müslüman ülkeyiz de senede bir kez, olsa olmasa da kurban kesip doyuma ulaşıyoruz.
Selam ve dua ile…