2020 gelir gelmez kazalar, şehitler, çatışmalar, depremler birbirini kovaladı.
Nerdeyse insanların yüzde doksanı yıl uğursuz geldi anlamında konuşmaya, yazarlar bu meyanda yazılar döktürmeye başladı. Sevgili Peygamberimizin biricik oğlunu kaybetmenin üzüntüsüyle gözyaşlarına boğulmuş iken ay tutulması yaşandı. İnsanlar bunu uğursuzluk sayıp İbrahim’in vefatı nedeniyle tutuldu şeklinde konuşunca; "Ey insanlar! Biliniz ki, güneş ve ay; Allah'ın kudret alâmetlerinden ikisidir. Bir kimsenin vefatı veya birinin hayatı sebebiyle tutulmazlar. Bunları tutulmuş gördüğünüzde, hemen mescidlere gidiniz. Onlar açılıncaya kadar da Allah'a duâ ediniz, namaz kılınız!" buyurdu. Aylarda, yıllarda, sayılarda ve insanlarda uğursuzluk yoktur. Uğursuzluk fena işler yapan insanın ta kendisindedir. İnsan gördüğü kötü rüyayı bile hayra yormalı, hiçbir şeyi uğursuzluk olarak düşünmemelidir. Çünkü bu tip bir fena düşünceden fenalık hâsıl olur, yorduğu şey başına gelir.
Bu gün medyaya yansıyan haberlere bakılırsa manyetik kutuplar hızla yer değiştiriyormuş. Bu tam olarak gerçekleşirse kuzey –güney olacak. En son 780 bin yıl önce böyle bir olay vuku bulmuş. Düşünsenize, kıyamet alametlerinden en büyüklerinden biri de güneşin batıdan doğup, doğudan batması olayıdır. Hatta bunu görenler o saatten sonra iman edip inandık deseler dahi kabul görmeyeceği, imtihan sırrının ortadan kalktığı rivayet edilir. Alın size kocaman bir alamet ki, güneş bile günlük alışkanlıklarını terk edebiliyor. Allah saklasın. Fakat önümüzdeki günler milletimize umarım daha güzel oluşumlarla gelip yüzlerimizi güldürür. İnsan kendini çok güçlü görüp ayağını yere vurarak yürüse de gerçekte ne kadar aciz olduğumuzu görüyoruz. Bir depremi bile tahmin edip ne zaman geleceğini kestirmekten ne kadar uzağız. Bir tsunami, bir fırtınanın hangi mekanizmalarla oluştuğu, etkisinin nereden nereye ulaşacağını bilemiyoruz. Beynimizin içinde neyi hangi bölge yapıp, Alzheimer gibi hastalıkların sırrına vakıf olamıyoruz.
Her ne kadar global dünyanın her bir derdine kafa yorsak ta insan olarak “güzel görüp güzel düşünmek, hayatımızdan lezzet almak” durumundayız. Yoksa omuzumuza yüklediğimiz bu kadar yükün altında ezilip kendimizi divane, hayatı yaşanılmaz hale getirmekten başka bir şey kazanamayacağız. İnsan kötü düşünürse, kötü şey olacağına inanır, kötü enerji yayar, bu fiili bir dua olarak gerçekleşip onun karşısına çıkar. Çocuğunuza sen adam olamazsın diyemeyeceğimiz gibi önümüzdeki günlerin de olumsuzluklar getireceğini düşünmek aptallıktır. Herkes kendi üzerine düşen görevi yapıp tevekkül etmelidir. Allah’ın işine karışmak size sadece 40-50 pislik böceği yutturmaktan başka işe yaramaz. Hayat çok güzel, dünya harika bir yer ve insan burada çok az kalacaktır. Herkes daha güzel olması için neler yapabileceğine baksın.