Sabancı

İÇİMİZDEKİ TEHLİKE

İÇİMİZDEKİ TEHLİKE

 

İÇİMİZDEKİ TEHLİKE

Dışarıdan gelen tehlike ve tehditlerin savuşturulup bertaraf edilmesi kolaydır. Kapıları kapatır, ilişkileri keser, girememesi için tedbirler alırsınız olur biter. Ancak tehlike içeriden gelirse buna mukavemet ve ortadan kaldırılması oldukça zordur, bir türlü bitiremezsiniz. Allah da bizleri yaratan, içimizi dışımızı en iyi bilen olarak (hikmetini en iyi kendisi bilir) bizlerin içine nefis denen bir nüve, bir parça-tohum bırakmış. Dışarıdan şeytan, içeriden nefis elbirliği içerisinde bizleri sürekli kötü işlere sevk etmeye çalışır dururlar. İşgal güçlerinin içimize bıraktığı bir düşman da CHP’dir. Vatan ve milletin lehine olabilecek her türlü işte, icraatta ellerinden gelebildiğince engel olmaya çalışır, olmadı bizi ABD, İngiltere gibi emir aldıkları ağababalarına jurnalleyip dururlar. Köprüler, havalimanları, hızlı trenler, şehir hastaneleri, büyük su geçitleri gibi projelere neden bütçe ayırıp duruyorsunuz. Verin o bütçeyi, biz iki heykel diker, önünde secde ettikten hemen sonra geri kalanıyla gidip rakı partisi düzenleriz düşüncesi iliklerine kadar işlemiştir.

Yavuz Sultan Selim Köprüsünün ayakları göklere yükselmiş, halatları çekilerek tabliyeleri yerine konmasıyla yurdun iki yakası üçüncü bir geçişe açılacak. Hükümetin tek başına yeterli oyu alamaması sol güruhu o kadar heyecana boğmuş ki, artık bu proje bitti, o ayaklar da çevre anıtı olarak kalırlar diyebiliyorlar. Hatta eğer sonraki seçimlerde kendileri iktidara gelse inanın 375 metre yükseklikteki o ayaklar üzerine iki heykel dikerek dünyaya da en görkemli heykeller bizde diye caka satmayı bile düşünürlerdi. Asıl yandığım ise milletin dinine, devletine, ırzına dahletmiş bir partinin basit şekilde nasıl bu kadar taraftar bulduğudur. Beraber yaşadığımız insanlar bu defa da farklı olsun düşüncesiyle CHP’ye oy verip vaatlerine kulak kabartabiliyor. İnsan nisyan yani unutmak kökünden geliyormuş, milletimiz törpülene törpülene demek düşmanına da âşık olabilirmiş. Tabi bunda bu partinin vaat ettiği yaşam tarzı da etkili olabilir. Sonuçta nefsin, şeytanın gel dediği heveslere kapı aralıyorlar.

Müslüman Türk Milleti içeriden ve dışarıdan gelen bu yoğun tazyikata karşı son derece uyanık olmak zorundadır. Kendisi uyanık olacak, çevresindekileri de her durumda uyararak uyanık olmalarını temin edecektir. Eğer bölünüp parçalanırsak kısa dönemde çok daha küçülerek ufacık bir toprak parçasında bizleri köle gibi yaşamaya mahkûm edeceklerdir. Bu badireyi ye çok büyüyerek, ya da kabuğuna çekilip yurdun önemli bölümlerini terk edip kabuğuna çekilerek atlatacağız. Milletinizi, yurdunuzu, vatanınızı seviyorsanız içerideki büyük tehlikeye karşı her an tetikte olacağız. Su uyur, düşman uyumaz. Ellerindeki medya tetikçilerinin büyük bölümünü kaybettiler, artık yargıyı harekete geçirip kapatma davaları açtıramıyor, askere sert açıklamalar yaptıramıyorlar. Çeşitli imkânları uçup gitti, bu yüzden oldukça şirret, olabildiğince saldırganlaştılar. Eğer TBMM yarın toplanıp İş Bankası hisseleri ve milletten gasp edilmiş mallarını hazineye devrine dair bir kanun çıkarsa yarın partide hiç kimse kalmayacaktır. Bakalım nasip…

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.