Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Özkan
Güneylerr
Asi Künefeleri
Serdar Kayhan

Serdar Kayhan

Mail: serdarkayhan@hotmail.com

İNSANLARI NASIL TANIRIZ?

İNSANLARI NASIL TANIRIZ?

SORULAR
1-Her namaz kılan müslüman mıdır?
2-Her bayrak taşıyan vatansever midir?
3-Her kıyafeti temiz olan gerçekte temiz midir?
4-Her sadaka veren hayırsever midir?
5- Her iyilik yapan erdem sahibi midir?
6-Her adaleti savunan adil midir?
7-Her Cami hocası dindar mıdır?

Bu soruların sayısını arttırabiliriz.

Unutmayalım ki şeytan yerine göre bir müslümandan daha fazla namaz kılabilir.
Onun maksadı Allah'a ibadet etmek değildir insanlara kendini farklı gösterip o insanı yoldan çıkarmak olabilir.

Adaleti savunan her insan adil midir?Bunu anlamanın yolu sözlere değil eylemlere bakmaktır.
Yaşantısında adaleti tesis etmiyorsa söylediklerinin bir önemi var mıdır?

Bir insana hakimlik vazifesi vermek o insanın adil olduğu anlamına gelmez.

Çünkü hiçbir hakime hakimlik görevi Adalet duygusu test edilerek verilmemektedir.

İnsanın ruhunda adalet duygusu yoksa o insan sadece gösteriş olarak adil olmaya çalışacaktır.

Kurumunun başındaki amirin düşünce dünyasına göre kendini değiştiren ve riyakar olarak o düşünceye mensupmuş gibi davranan insan sayısı az değildir. Bu insanlar yönetimin rüzgarları hangi yönden istiyorsa ona göre tavır almakta mahirdirler. Ancak çoğu kez bu durum amirlerin de işine geldiğinden bu ayrıma çok dikkat etmemektedirler.

İnsanların iç ve dış olmak üzere iki dünyası vardır:

 Dış dünya insanın dışarıdan görülebilen hareketler  ve söylemlerin bütünüdür.
İç dünya ise insanın dış dünyadan gizlediği kavramlar düşünceler ve idealler bütünüdür.

Her iki dünyası uyumlu olan insan erdem sahibi bir insandır velev ki kötü olmuş olsun. Çünkü o insanın nasıl bir iç dünyası olduğunu anlamakta zorlanmayız. En tehlikeli insan iş dünyası karanlık olduğu halde dışarıya kendini aydınlık olarak tanıtan insandır.


Peki insanların iç dünyasını nasıl anlayabiliriz?

Bu gerçekten bilimin ve insanlığın cevabını aradığı önemli bir sorudur.

Bir insanın bir hareketi bir eylemi yaparken iş dünyasında neler tasarladığını biz bilemeyiz bir yoksula yardım eden bir insanın orada neyi amaçladığını bilemeyiz. O yoksul güzel bir kadınsa onun cinselliğinden istifade edip etmeyeceğini bilemeyiz, onun üzerinde sömürü hakimiyeti kurarak onu başka işlerde kullanıp kullanmayacağını bilemeyiz. Ya da o yoksula yardım ederken etraftan hayırsever biri olarak görünüp insanların güvenini celb ederek insanları dolandırmayı planlamış da olabilir.


Yahut insan bir cami yaptırarak kendini ne kadar müslüman olduğunu göstererek Müslüman insanların duygularını sömürmek suretiyle  Müslüman müşterileri manipüle etme emeli gütmüş olabilir..

Devlet erkanına aşırı hürmet gösteren bir insanın onu gerçekten devlete olan saygısından dolayı yapıp yapmadığını bilemeyiz. O insanın devlet erkanını teslim alarak şahsi emelleri için kullanma arzusu olduğu da düşünülebilir.

Her namaz kılan Müslüman olmadığı gibi her kiliseye giden de Hristiyan değildir. Peki insanların iç dünyasını dış dünyasına bakarak anlayabilirmiyiz?

İnsanlar yaptığı hareketlerde iki  düşünce ile hareket ederler. Birincisi başkalarının görmesini istedikleri bir hayat tarzı . İkincisi kendi düşünce dünyalarına uygun hayat tarzı . Bunlar bazen çatışma içine girebilirler insanların samimiyetini ölçmenin bir takım formülleri vardır.


Bunların içerisinde en önemlisi o insanın hayatına bütünsel açıdan bakmak.  Bir insan bir yerde hayırsever gözüküyor başka bir yerde mazlumların masumların canını yakıyorsa bu insanın Erdem sahibi  ve iyi niyetli olduğu düşünülemez.

O nedenle bir insanın hayatına bütünsel açıdan bakmak gerek. Ailesi ile yaşantısıyla iş ve arkadaş ilişkileri bütünsel bakabildiğimiz de onun iç dünyasını yakalama imkanımız daha artacaktır.

Peygamberimiz (sav) e soruyorlar:

Ya Resulallah aramızda münafıklar var onları nasıl anlayabiliriz . 

Peygamberimiz  tarihi bir ölçü ortaya koyuyor.

Diyor ki
1- Konuştuklarında yalan söylerler.
2- Söz verir sözünde durmazlar
3 -Emanete ihanet ederler.

Bu üç özelliği olan her insan yüzde yüz münafık mıdır bu konuda kesin bir şey söylemek zordur

Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz  Peygamberimiz böyle bir tespit ortaya koymuşsa bu üç özelliğin olduğu insanın münafık olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir.

Bizler de buna bakarak hareketlerimizi ona göre dizayn etmek zorunda olmalıyız.

Çünkü bu üç özelliğe sahip insanlar güvenilir insanlar değildir ve bizleri her zaman aldatma potansiyelleri mevcuttur. Şayet biz bu ölçüye bakmadan bu insanlara güvenirsek bunun zararından dolayı kimseyi sorumlu tutamayız. En gafil insan peşinde gittiği insanın sahtekar olduğunu yıllar sonra fark eden insandır. Bu insan bir ömür kendini affetmeyeceği gibi içindeki kini de söndüremez.

Yaratan bize sadece akıl vermekle kalmamış aklımizı nasıl kullanmamız gerektiğini de öğretmiştir.  Ama insan kendini kandırmak isterse ona da yapacak bir şey yoktur.

İnsanın en büyük sermayesi akıl, ikincisi o aklı nasıl kullanacağını öğrenmesidir.
Zira bir insan ne kadar zengin olursa olsun aklını kullanmayı öğrenmemişse elindeki serveti imkanı ve makamları kaybetmeye mahkumdur.

Bir insan ne kadar yoksul olursa olsun aklını kullanmayı öğrenirse pek çok şeyi kazanabilir ve hayatta başarılı olabilir.

Şunu da unutmamak gerekir ki aklını kullanmayan her insan şeytani düşünceli insanlar için çok elverişli bir  malzemedir.

 Onların bu dünyada rahat at koşturabilmeleri, ideallerine ulaşmaları için bu insanlarin her biri bir kilometre taşıdır ve onlar bu gafiller aracılığıyla güçlerine güç; saltanatlarına saltanat katarlar.

Serdar Kayhan.

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
kurban diyanet