İyiliği Unutmamak İnsanlıktır
1991 yılı sonunda kurulan Demirel hükumetinde bakanlardan biri Çerkes idi.
Bu Çerkes bakanın tavsiyesi ile pek çok Çerkes’in de kamu bürokrasisinde üst düzey görevlere atandığı bilinmektedir.
Ve biz Türkler de hiç gocunmadan ve yabancı gibi görmeden bu Çerkes bürokratlardan kendi işlerimiz için ricacı olmuşuzdur.
Bu insanlarla dostluğumuz da hala devam etmektedir.
Aynı sitede oturduğumuz bir Çerkes komşumuzun önemli bir kurumda uzun yıllar genel müdürlük yapıp emekli olduğunu da biliyoruz.
Bürosunda avukatlık stajını yaptığım üstadım Çerkes’di ve aynı yıllarda Ankara’da adliye mensubu onlarca hakim, savcı, icra müdürü, yazı işleri müdürü vb vardı. Ve hatta Çerkes bir hakim tanıdığımız Adli Yargı Komisyonu Başkanı olmuştu da hiç kimse “Neden bu Çerkes, Başkan olarak atandı?” diye sorgulamamıştı, sorgulamak akıllara bile gelmemişti.
Aslında hiç kimsenin etnik kimliğini merak edip sorgulamadığımız için bir çırpıda aklımıza gelen bunlar.
Yazımızı ilave yapılabilir hale getirip paylaşabilsek binlerle ifade edilecek örnekler eklenecektir.
Çerkesler asimilasyona uğramadan kendi kültürlerini rahatlıkla yaşayan, düğünlerini ve diğer iyi günlerini hiçbir engellemeye uğramadan yapan bir halk olmakla bizlerle eşit haklara sahip insanlardır.
Şimdi biri çıkmış Çerkes asimilasyonundan söz ediyor.
Kimdir bu densiz?
Hukuk tahsili yapmak suretiyle devlet imkanlarından, bir partide de genel başkan yardımcısı olacak kadar demokrasiden ve hoşgörüden yararlanan bir nankör!
Nankör, kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmeyen ve hatta inkar eden demektir.
Bir insanın mensubiyet duyduğu toplumu sevmesi ve övmesi fıtratında varsa da yapılan iyiliği unutmaması da asaletinden, vefasından ve insanlığındandır.
Dostça, İnsanca ve Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan