KAHVENİN TADINI ÇIKARMAYI UNUTMAYIN
<
Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ile porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda, ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
Herkes bir bardak seçince, profesör şöyle der:
“Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı.
Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında.
Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar.
Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil.
Ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.
Hayat kahveye benzer. İş, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayatı tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak, yaşadığımız hayatın kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de.
Bazen sadece bardağa odaklanarak kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.
Kahvenizin tadına varın!
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler.
Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.>>
*****
“Hayatı ıskalamak” diye bir şey duydunuz mu?
Ben sıklıkla kullanırım.
Yukarıdaki kıssada olduğu gibi hep kendimiz için en iyi olanı isteriz ve onu elde etmek için mücadele ederiz. Öyle değil mi? Ve sonrasında hayatımız hep stresle geçer. Hayatı doğru düzgün yaşayamayız, yani ıskalarız.
Oysa strese girmeden hayatın tadını çıkartmak gerekir.
Bu yazımda Eflatun’u anmadan geçemeyeceğim:
“…. İnsanlar yarından endişe ederken bugünü unuturlar.
Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecek gibi yaşar; ancak hiç yaşamamış gibi ölürler”
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN