KANIKSAMAK
Biz insanlar sürekli olarak gördüğümüz şeyleri hemen kanıksar, o şeylerin neden, nasıl öyle olduğuna pek bakıp düşünmez, sorgulamayız. Mesela güneş her gün neden doğudan doğup, batıdan kaybolur, havada yüzde 78 oranında azot gazı vardır, her yıl dört mevsimden oluşur gibi… Halbuki dünya belli açıda olmasa bizler rahatça yaşayıp, mevsimler bile asla oluşmayacaktı. İşte bizlerin bedava kavuştuğu bu güzellikler sürekli devam ettiğinden şükrünü eda etmediğimiz gibi üzerine bir de kanıksama illeti yüzünden memnuniyetsizliğimiz başlar. Halk arasında genel olarak rahat batması diyebileceğimiz bu durum sonrası farklılık arayışlarımız başlar. Var olan düzeni beğenmez, bizi biz eden varlıklardan sıkılır, yeni olan ne varsa öncekinden iyi olup olmadığına bakmaksızın hayatımıza girmesini isteriz.
İşte ülkemizde şu sıralar yaşanan bu anlattıklarımla bire bir aynıdır. Ak Parti iktidara geldiğinde 14-15 yaşlarındaki gençler bugün 30’larında anne baba adaylarımız, yetişkinlerimizdir. İktidara geldiğinden bu yana halkının ayağına taş değdirmeyen mevcut iktidar, saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok cephede savaşıp yıkılıp yıkılmama savaşı verirken önlerine gelen küçük sıkıntılar ergenlerimizin moralini fena halde bozmuşa benziyor. Karşılarına ilk çıkanla gitme telaşındaki evden kaçmış kızlar gibi telaşa düştüler. İktidar ağır kan kaybediyor. Halbuki bu adamlar Menderes ve Özal dönemlerinin çok üzerinde memlekete en büyük çağ atlatan icraatları gerçekleştirerek hızlı adımlarla insanımızı kalkındırmanın önünü açtı. Otoyollar, hava limanları, tüneller, köprüler, iletişim hizmetleri, üniversiteler hayal edilemeyecek şekilde artırıldı. Milletimize açılan bu yollarda çağdaş medeniyetin üzerine çıkmak üzere son hız koşmak kaldı.
Bekara eş boşamak kolaydır, diye bir atasözümüz vardır. Bunlar bugüne dek hiçbir önemli darbeye maruz kalmadığından dövizdeki dalgalanma, çevremizde suni oluşturulan gündemler, dövizi fırsata çevirme gayretindeki holdinglerin enflasyonu körükleyici hareketleri, sebze-meyve üretim alanlarını bir ay içinde iki kez vuran hortumların getirdiği pahalılık iktidarın zihinlerdeki binlerce güzelliğini bir anda silinip süpürmesine yol açtı. Oysa benim yaşımdakiler memur maaşlarını ödemek için Lüksemburg gibi küçük bir ülkeye el açılmasını, deprem yardımı olarak toplanan paralarla maaş ödendiğini, devletin başındaki iki geri zekalının tepişmesiyle bir gecede enflasyonun yüzde 7500’lere tırmandığını, ülkenin 26 bankasının bir anda hortumlanıp kapısına kilit vurularak halkın birikimlerinin üzerine bir yudum su içildiğini çok iyi hatırlar.
Ankara ve İstanbul ülkenin ekonomik ve siyasi anlamda en büyük ağırlık merkezleridir. Buraları alan Refah Partisi sonraki ilk seçimde iktidara yürümüştü. Şimdi CHP için bu şans sonuna kadar açıldı. Ancak bu, belediyelerin başarılı bir şekilde yönetilmesi şartına bağlıdır. Şehri yine çöp kokuları sarıp İzmir’deki gibi lağım görüntü ve kokularına mahkûm edildiği noktada şansınız kalmaz. Şu an bu mega kentlerde kılı kırk yaran hesaplar, yüksek insani davranışlar, becerikli bir ekip bunu başarabilir. Yoksa geldiği gün mevcut işçileri atıp, yandaşları memnun etme gayretine düşmeye devam ederlerse daha çok bakarsınız. Her şey tamam da, giden gitmiştir bir defa…


.png)
