Sabancı

KAPANMAYAN YARAMIZ; FAİZ

KAPANMAYAN YARAMIZ; FAİZ

 

KAPANMAYAN YARAMIZ; FAİZ

Genelde ülkemizin tamamı, özelde Antakya-Kırıkhan-Reyhanlı üçgeni 80’li yıllardan bu yana maalesef faiz batağına düşmüş, çırpındıkça biraz daha batıyor. Rahmetli Erbakan “Sizi gidi rantiyeciler sizi” deyip tefecilerin ipini çekmeye kalktığı anda halaskar paşalar tarafından hal edildi. Yine de ülkemizde faiz biraz gerilese de Erdoğan dâhil hiç kimse tam olarak bu lobiyi durdurabilmiş değil. Son olarak Merkez Bankası başkanının görevden alınması da bunun en güzel göstergesi. Adam hükümetin değil, lobinin istekleri doğrultusunda hareket ediyordu.

İlimizin en çok çiftçilikle uğraşan üç ilçesinde adı fabrikacı, tüccar, üretici olarak anılıp gerçekte parayla para kazanmayı alışkanlık haline getirmiş bir sürü var. Bunların sayıları zamanla artıp azalsa da sistem tıkır tıkır işliyor. Çiftçimiz maalesef hiçbir yıl denk bütçe yapamaz, üründe aldığı paranın içinden borcunu ödeyebilirse gerisini bir ay içinde çarçur etmektedir. Bir sonraki yıl için ekim masrafları, işçilik, ilaç gibi ürün çıkana kadar hayli masrafa en küçük bir meblağ ayrılmadığından tarlası boş kalmaması için tefeciye boyun bükmeye mecbur kalıyor. Tefeciler bu durumdaki üreticiyi gözünden anlıyor, hemen en insafsız faiz oranlarıyla kâğıtları imzalatıp ürün gelinceye kadar beklemeye başlıyor. Bu arada ürün pamuksa tohumu, ilacı, gübresini de kendisi hakeza faizle veriyor. Ürün toplandığında üretici takip altındadır. Ürünü başkasına zinhar veremez. Faizli para ve üretim araçlarını aldığı kişiye diğerlerinden daha düşük fiyata kaptırır. Bu şekilde keser sapı gibi sürekli tefeci yönüne yontulan ürün emekçisine doyacak kadar bile para bırakmaz. Bazen bir şeyler kötü gidip ürün istenildiği gibi olmazsa tarlası da elinden gidiyor.

Yaklaşık 10 yıldır bankalar bu sistemi çözdüğü için tefecilerle yarışa girdiler. Benzer kredi sistemleriyle çiftçiye hoş görünmeye çalışıyor, güya sizi o pis heriflerin kucağına düşmekten kurtarıyoruz mesajı veriyorlar. Ancak faiz oranları tefecinin verdiğinden az olmadığı gibi değişik isimde ücretlerle onları geçenler bile var. Çiftçi kart, ürün kart gibi uygulamalar çiftçinin boğazında geçirilmiş ipi ele geçirme oyunlarından başka hiçbir işe yaramamaktadır. İşte bu nedenlerle çiftçimiz her yıl bir sonraki yıla ümidini sarkıtarak boynu bükük bir vaziyette hayatını sürdürüyor. Deşsen karnından kırk tane gelecek çıkacak bu çiftçilerden ümidini kaybedenler ise malı mülkü satıp şehirlere yerleşiyorlar. Köylerimizde nüfusumuz maalesef gün geçtikçe erimektedir. Kızını köye vermeyen aileler, ümidi tefecilerde bırakıp çıkan üreticiler, hükümetin tarım girdilerini kontrol altında tutamaması çiftçimizi perişan ettiği gibi tarımsal ürünlerin de ziyadesiyle pahalanmasıyla sonuçlandı. Son seçimde patates-soğanla milleti maniple etmeye kalkmaları sıradan bir hadise değildir. Hükümetin her şeye şahin gibi hızlı müdahale etmesi, anne-baba şefkatiyle milleti incitmemesi elzemdir. Faizsiz bir sistemle küçük üreticinin korunması, gereken sübvansiyonların sağlanması, değişik şekillerde verilen desteklemelerle çiftçinin elinin sağlam hale getirilmesi bu kötü niyetli kişilerin oyunlarını boşa çıkarır, çiftçiyi rahatlatır.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.