Georghe Hagi futbol için ileri bir yaş olmasına rağmen 1991 yılında 31 yaşında Galatasaray'a transfer olmuş, 2005 yılına kadar 132 maçta 59 gol atmak suretiyle kendisinin çok da hoşlanmadığı Karpatların Maradonası lakabı ile anılmıştır. Bu reddiye O'nun mütevazılığındandır. Futbol kariyeri içinde 2010-2011 yıllarında yine aynı takımda teknik direktörlük görevini ifa etmiştir. Bu futbolcu, yoğun tecrübesi ile futbol oynadığını, o kadar belli etmiştir ki adeta koşmadan, yürürcesine oynayarak gollerini dizmiş, futbolseverlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Bununla birlikte yaşı ilerleyen bir çok futbolcu da kendi dönemini tamamlayıp sahalara veda etmek zorunda kalmıştır. Belki de halen Hagi'den tecrübesiyle ülkesi Romanya hâlâ istifade etmektedir.
Siyaset alanında da , günümüzde TV'lerde, siyaset alanında geçmişte iktidar veya dönemin muhalefet partilerinde görev alan siyasilerin tecrübelerine dayanarak görüşlerinin alınması son derece doğaldır. Ancak; siyasette eski siyasetçilerin tecrübelerinden faydalanma düşüncesine zarar veren anlayış, tecrübelerin bir küme ve yığınak oluşturması ve bu kümelerin aşılamama meselesidir. Bilginin de teknolojinin de her gün hızla eskiyerek yenilendiğini düşünürsek eski siyasetçiler tecrübelerini çok yerinde kullanmalıdır, kendilerini sürekli yenilemelidir ve dünya siyasetini iyi takip etmelidir. Aksi takdirde siyasi görüş ve düşüncelerinin bir kıymet-i harbiyesi olmaz, faydadan ziyade zarar getirir.
Çoğumuz hastalık hallerimizde, mesleğinde tecrübeli, yaşı ilerlemiş bir doktora başvurmak ister. Çünkü doktor bu vakanın binlercesiyle karşılaşmıştır, tedaviye yönelik etkin yöntem ve teknikleri tecrübesiyle uygulayabilir. Fakat, doktor tıbbî makaleleri izlemiyor, tıbbî kongreleri takip etmiyorsa, bilgi ve görgüsünü artıracak dökümantasyonlara başvurmuyor ise "tecrübe" yalnız kalır ve tedavi tek ayaklı olur.
Siyaseti sanat olarak değerlendirdiğimizde de, örneğin bir sahne sanatı olarak sahnelenen oyunda rol alanlar, siyasetçilerdir. Aktörlerin, sahnede senaryoda belirlendiği kadar süreleri vardır. Zamanın yıpratıcılığı karşısında kimse direnç gösteremez. Siyaset anında da durum böyledir. Kimse alınganlık göstermesin, bunlar genel için geçerlidir.
"Bir siyaset adamını antipatik kılan şey, üzerine dökülen takvim yapraklarıdır." der Montesquieu. Bir yandan devleti idare etme sanatı diğer yandan, toplumda çatışan menfaatleri uzlaştırma sanatı ve bilimi olarak yenilenen siyaset tüm insanların ilgilerini çeker. Doğal olan da budur. Siyaset bir akarsu gibidir, ancak dönemini bitiren meselenin gerisine çekilmelidir. Siyasi etik bunu gerektirir. Siyaset gelişen toplum içinde insanlara kanalları açacak, yol gösterecek, refah atmosferi oluşturacak ise sadece tecrübe yetersiz kalacak kesinlikle yeni siyasetçi genç dimağlara, genç kapasitelere ihtiyaç duyulacaktır.
Anadolu'da "Ayran ekşitilerek içilmez." sözü darb-ı meseldir. Yani; siyasetçi, döneminde hizmetini tamamlamıştır, misyonunu olumlu/olumsuz tamamlamıştır.Artık siyasetçiyi, ileride kullanılmak üzere derin donduruculara konulan gıdaların korunması anlayışıyla bekletilip, gelecekte kendisine rol verilebilir anlayışı terk edilmelidir.. Siyasetçinin üzerine binlerce takvim yaprağı döküldükten sonra artık antipati oluşmuştur, zira milletin eskiye rağbetinin olmaması bundan kaynaklıdır.
Yine Anadolu'da yaşlı teyzelere evlendirilmek isteğiyle teklif götürüldüğünde onların latif bir sözü "Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı." diyerek teklifleri nazikçe reddetmeleri manidardır.