Keramet Kimde?
Bir adam çok sevdiği bir kadına şiirler yazıyordu. Sonra kadın ansızın onu terk etti. Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti. Daha çok yazdı. Ve günün birinde çok ünlü bir şair oldu.
Yıllar sonra kadının yaşadığı kentte büyük bir şiir dinletisi sundu.
Dinleti bittiğinde kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama ''merhaba'' dedi.
Adam ona sıradan bir insana bakar gibi baktı.
Kadın,''beni tanıdın mı?” dedi.
Adam, ''hayır tanıyamadım'' dedi.
“Nasıl tanımazsın! Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben, seni şair yapan kadın” dedi kadın.
Adam kadına baktı ve şöyle dedi: ''Keramet sende olsaydı, kolundaki adam da şair olurdu..”
*****
Hepimizin şiir veya nesir yazmasına sebep olan kişi ya da olaylar vardır. Onlar bizim ilham kaynağımız olsa da varlık sebebimiz değildir. Birinden ilham alıp şiir, birine de kızıp destan yazdığımız çok olmuştur.
Ne ilham kaynağımız olan kişi kendisinin sayesinde şair, ne de bizi kızdırdığı için destan yazmamıza neden olan kişi, kendisi sayesinde yazar olduğumuzu söyleyemez.
Keramet onlarda olsaydı ellerinin dokunduğu herkes ya şair olurdu ya da yazar.
Hacı Bektaş-ı Veli ne güzel söylemiş:
“Hararet nardadır sacda değildir
Keramet baştadır tacda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüste, Mekkede, Hacda değildir.
Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
Gerçek erenlerin sözünden çıkma
Eğer insan isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez uçta değildir.”
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan