Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Yükseliş Koleji
Yılmaz Tuhafiye
Halep Tur
Arzu Yalçın

Arzu Yalçın

Mail: [email protected]

Gönül Kahvesi

KERBELA ŞEHİTLERİ RAHMETLE, YEZİD LANETLE ANILDI.

Tarkan

KERBELA ŞEHİTLERİ RAHMETLE, YEZİD LANETLE ANILDI.

Muharrem ayı, İslam Âlemi’nin de hicri yılbaşıdır. Kuran’ı Kerimde savaşmanın yasak olduğu barış ve sulh ayı olarak geçen dört haram (Muharrem, Recep, zilkade, zilhicce) aydan birdir. İslam tarihi açısından ilahi lütuflarla dolu bir ay olmasının ayrı bir önemi vardır. Fakat bunun yanında İslam Âlemin üzerine çökmüş kara bir leke de bu ayda yaşanmıştır. Tarih sayfalarına Kerbela faicası olarak geçen ve yaşandığı toprakların hiç sulh bulmadığı Ehlisünnet‘in yüreğinde yara, Ehlibeyt aşkıyla yananların yüreğinde kapanmaz bir acı ve matem ayıdır. Bu ayda kalplerde hüzün dillerde dua ile Hz. Hüseyin ve ehlibeyt rahmetle, Yezid lanetle anılmıştır.

Hicretin 61. yılı 10 Muharrem günlerden Cuma yer Kerbela öyle kara bir günkü yüzyıllar boyu tarifi imkansız izler bırakmıştır. Alemlere rahmet olarak gönderilen, Hz. Muhammed’in çok sevdiği kızı Hz. Fatma’ nın yavrusu, adını Cebrail (a.s) göklerden Allah’ın selamını getirerek isimlerini Hasan ve Hüseyin olarak koymasını istediği, cennet gençlerin efendisi, Hz. Muhammed’in ; "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever. Hüseyin torunlardan biridir." dediği, Hz. Hüseyin, kanlar içinde başı bir yerde bedeni bir yerde aç, susuz katledilmiştir. Hz. Zeynep’in Muhammedim neredesin Hüseyin Başı bir yerde bedeni bir yerde…… diyen haykırışı göklerde inlemiş. Bu feryat yüreklerimize işlenmiştir. Fırat’ın suları kana bulanmış ve Fırat kıyıları o tarihten sonra huzur bulamamıştır.

Hz.Hüseyin ve 72 Ehlibeyt'i şehid ettiren Emevi Devleti Halifesi Yezid yüzyıllardır en fazla lanetle anılan kişi oldu. İster Sünni, ister Şii olsun, Hz. Muhammed’e inan, Müslümanlar Yezide lanet ettiler. Yezid mezarında bile rahat edemedi. Nitekim akıllara Kuranı kerimde "Kim bir mümini imanından dolayı kasten öldürürse, cezası içinde ebedî kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş ve lânet etmiştir. Ve ona büyük bir azap hazırlamıştır. " (Nisâ, 4/93) ayetinin tecelli ettiği tarih sayfaları incelendiğinde görülmekteydi.

Neden mi? Çünkü Yatacak bir mezarı bile yok. Yezidi’n mezarı defalarca tahrip edildi.

Tarihi kaynaklara göre, 1400’lü yıllarda Türk-İslam Devleti olan Timur İmparatorluğunun kurucusu Türk hükümdar Timur, Halep, Humus ve ardından da Şam’ı almıştı. İlk Emevi halifesi Muaviye’nin oğlu olan ve Hz Muhammed ‘in torunu Hz.Hüseyin ile yakınlarının Kerbela’da aç susuz şehit ettiren, Yezid’in Şam’daki Emevi Camii’nin yakınında bulunan Babü’s-sagır mezarlığında kabri olduğunu öğrendi. Timur, Şam’da üzerlerine derme çatma kulübelerin yapılmış olduğu bazı kişilerin mezarları olduğunu bu mütevazı mezarların hemen ilerisinde, Emevi Camii’nin yakınında bulunan kubbeli ve son derece gösterişli bir mezarında Muaviye’nin oğlu Yezid’e ait olduğunu öğrenince hiddetlendi ve ”Sahabe mezarlarının kulübeler kondurmuş, peygamber efendimizin torununu katletmiş bu adama saray gibi mezar yapmışsınız” diyerek Yezid’in türbesinin derhal yıktırmış. Kemiklerini yaktırmış, Toprağının elli arşın kazılarak Kızıldeniz’e dökülmesini buyurmuştur. Askerinden binlercesini getirerek Yezid’in mezarının üzerine işetti/pisletti! Bu sırada yıkım ve yok etme işinden Muaviye’nin mezarı da nasibini almış ve ortadan kaldırıldığı ifade edilmekteydi. Peygamberimizin torunu Cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin ve ehlibeyti öldüren, Yezid’in sonu ayetin tecelli etmesi gibiydi. Ayette bahsedilen azap ve lanetin vuku bulduğu görülmektedir.

Bir tarafta, yüzyıllar geçse de rahmet ve üzüntüyle anılan Hz. Hüseyin ve ehlibeytin acısı. Diğer tarafta haksızlık, zulüm, ikiyüzlülük, iktidar hırsı denince lanetle anılan Yezid. Görülüyor ki kişinin eliyle ektikleri, mezar da bile rahat yatırmıyor. Yapacağınız her iyilikte, kötülükte mezarda bile sizi tekrar buluyor.

Asırlar geçmesine rağmen Kerbela da açılan yara ve ayrışma bitmiyor. Bu yara İslam Alem’inde kırılma ayrışma noktası, Ehlibeyt- Ehlisünnet ayrımının gönüllere işlenmesine sebep oluyor. Birçok dış güçler

dahi Kerbela’nın açtığı bu ayrılık noktasını kullanarak. Kendi saraylarından Müslümanlara sözde barış getireceğiz söylemleriyle. Kremlin sarayı ayrı tavır sergiliyor, Beyaz saray da içindeki islamofobi’yi açık açık söylüyor. İslam dünyası da Kerbela da sergilediği tavrı sergileyerek sessini yeterince yükseltememesi, ayrışmaları körüklemek isteyenler daha da ileri gitmesine yol açıyor. Şimdi bize düşen İktidar ve güç elde tutmak uğruna, kötülükte sınır tanımayan, haksızlık, ve zulüm yaparak Müslümanları birbirine düşürmeye çalışan, Yezid yüreklilere boyun eğmemek olmalıdır. Hz. Hüseyin gibi haksızlık ve karşısında iç ve dış düşmanlara karşı dur diyebilmeli, biz Hz. Muhammed’in ümmeti olduğumuzu göstermeli, bu ayrımların son bulması için birlik beraberliğimize sahip çıkmalıyız.

Kerbela’nın acısını yüreğinde hisseden Ehlisünnet ve Ehlibeyte selam olsun

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

Kapan Mobilya

Yorum Yazın

Esmergil
İstanbul Oto Gaz