O, başkasını düşünmeyen, üç kuruşluk çıkarı için bile herkesi harcayan, kendi menfaatinden başka bir şey, herhangi bir şey umursamayan, dünya yansa umurunda olmadığı gibi, kendi umuru için dünyayı ateşe vermekten geri durmayan, haysiyetsiz, şeref yoksunu, onorsuz, liyâkatli olmadığı halde, bir iş başaracak yetenekten mahrum olduğu halde makam mevki sahibi olan, astlarını ısırıp, üstlerine kuyruk sallayan, akraba, eş-dost, siyasal, hemşehri kayırmacı, casus, hain, alçak, berbat, rezil bir kişidir.
Bu yüzden, Allah,
Nahl Suresi 90. Ayet’te, “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”,
Kalem Suresi, 10-15’te “Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan), hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar, zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik. Mal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye, kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır”,
Nisa Sûresi, Ayet:58’te, “Kuşkusuz Allah görevi liyakatli olana vermenizi, insanlar arasında hakem olduğunuz zaman da adaletle hüküm vermenizi emreder. Varlığınızı sürdürmenizin yegâne şartıdır bu.”,
İncil, Pavlus’un Romalılara Mektubu Bap 1, 29-31’de, “Her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve kinle doldular. Kıskançlık, öldürme hırsı, çekişme, hile ve kötü niyetle doludurlar. Dedikoducu, yerici… küstah, kibirli, övüngen, kötülük üreten, ana baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgiden yoksun ve acımasız insanlardır.”,
Tevrat, Hezikiel, Bap 18, 10-12’de, “Fakat bu adam, zorbalık eden, kan döken ve bunlardan birini işleyip o vazifelerden hiçbirini yapmayan, ancak dağların üzerinde yiyen ve komşusunun
karısını murdar eden, düşküne ve yoksula haksızlık eden, soygunculuk eden, rehini geri vermeyen ve gözlerini putlara kaldıran, mekruh şeyi yapan.” der2.