KOZA

KOZA

Genç bir adam, bir ağacın dalında gördüğü kelebek kozasını inceliyordu. Kozanın içinde bir tırtıl vardı ve daha çıkma zamanı da gelmemişti. Genç adam merakından sık sık gelerek kozayı kontrol etti.
Bir gün yine kozayı kontrol ederken, üzerinde küçük bir delik açıldığını gördü. Oturdu ve kozayı izlemeye başladı.
Kelebek, o küçücük delikten çıkabilmek için saatlerce uğraştı. Ama sanki hiç ilerleme kaydedemiyormuş gibiydi. Adam, onun daha fazla ilerleyemeyeceğini ve küçücük delikten çıkamayacağını düşündü. Ve kelebeğe yardım etmeye karar verdi.
Bir makasla kozanın deliğini genişletti. Kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat gövdesi şişmiş, kanatları buruşuk kalmıştı.
Adam kelebeği seyretmeye devam etti. Kanatlarının düzelterek uçmaya başlayacağını düşünüyordu. Fakat gövde büyük ve kanatlar güçsüz ve buruşuk kalmış, hiçbir değişiklik olmamıştı.
Kelebek yaşamını kocaman gövdesi ve güçsüz kanatları ile sürdürmek zorunda kaldı. O güzelim süslü kanatlarına hiçbir zaman kavuşamadı.
Adamın gereksiz yardımı ve merhameti ile anlayamadığı şuydu; Kozanın minik hayvanı sımsıkı sarması, kelebeğin o minicik delikten çıkmak için çabalaması ilahi bir kanunun gereğiydi. Çünkü ancak bu şekilde bedenindeki sıvı kanatlarına doğru ilerliyor ve onun kanatlarının güçlenerek uçmasını sağlıyordu.
Genç adam bir kitaptan öğrendiği bu gerçeği hiçbir zaman unutmadı. Bu küçücük ama önemli dersi kendi hayatına da uyguladı.
*****
Hayattaki sıkıntılar ve zorluklar, kelebeği sıkan koza gibidir.
Bu sıkıntılardan kurtulmak için verilen mücadele, insana güç verir.
Ünlü düşünür Nietzsche’nin dediği gibi: “Bizi öldürmeyen şey (acı) bizi güçlendirir.”

Allah karşımıza mücadele etmemiz gereken hiçbir engel çıkartmasaydı bizim azmimiz ve kuvvetimiz de küçülürdü.

Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN