Sabancı
MEHTERİN AZAMETİ

MEHTERİN AZAMETİ

Çaldığı nevbetlerle düşmana korku kendi askerine cesaret veren ve aşkla savaşmaları için yüreklendiren mehter takımının kökeni Anadolu Selçuklularına kadar uzanmaktadır. Orhan Bey’in Bursa´nın fethinden sonra, Bursa Mehterhanesini kurduğu kabul edilir. Osman Gazi’nin yeğeni Ak Timur da, bir anlamda ilk mehter başı sayılabilir. Üç önemli sembolü yer alır; ocak, sancak ve zafer.

Mehter takımı nevbet vurmak üzere hilâl şeklinde toplanır. Mehterbaşı ağa elinde bir zurna olduğu halde hilâlin ortasına gelir ve “merhaba ey mehteraaan!” diyerek sağ eli göğsünde hafifçe eğilip selâm verirdi. Mehterlerin de aynı hareketle “merhaba mehterbaşı ağa!” diye mukabele etmelerinden sonra mehterbaşı “hasduuur (aslı “rast dur” [doğru dur]), nevbete salâaa!” (hazır ol, haydi nevbet vurmaya) nidasıyla mehterleri esas duruşa geçirir ve ardından hangi makamda fasıl yapılacaksa onun veya çalınacak marşın adını “der fasl-ı ...” ifadesiyle belirtip “haydi yallah!” komutuyla nevbet icrasını başlatırdı. Çevgânzenler ellerindeki çevgânlarını sağa sola, aşağı yukarı sallayarak icraya katıldıkları gibi zaman zaman “ala ala heey!” diye de bağırırlardı. Nevbetler mehter gülbangi denilen dua ile son bulur, mehterler mehterbaşına birer birer temenna ederek çekilirlerdi.

 

Savaş gülbanginin metni “Eûzübillâh, eûzübillâh. Hudâ’ya şükr-i bîhad, lâ ilâhe illallah el-melikü’l-hakku’l-mübîn Muhammedün resûlullāh sâdıku’l-va‘di’l-emîn. İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ ve yensurake’llāhu nasran azîzâ. Ey pâdişah u halîfetullāh-ı İslâm, aleyke avnullah. Sensin hâris-i dîn-i mübîn, hâris-i şerîatullāh. Uğrun açık olsun ey pâdişahım, ömr ü ikbâlin mezîd. Hudâ kılıcını keskin eylesin, nûr-ı şân-ı safvetini gün gibi bedîd. İşte furkān-ı adâlet, işte seyf-i şerîat. Tahtgâh-ı mülkünü eylesin tâ haşre kadar medîd. Rûh-i pâk-i fahr-i âlemi hoşnûd ettin; Hak gazâ-yı ekberin etsin mübârek ve saîd.” Takımın içinden güzel sesli biri tiz perdeden, “Nasrun minallāhi ve fethun karîb ve beşşiri’l-mü’minîn” âyetini okur ve üç defa “Allah” diyecek kadar durulduktan sonra bütün aletlerle beraber davullar ve kösler hafifçe vurularak devamlı nüans yapılırken hep bir ağızdan “Allah Allah” denir. Gülbankçi tiz sesiyle “Allah Allah” deyince susulur ve gülbank devam eder: “Eli kan, kılıcı kan, sînesi üryan, ciğeri püryan, meydân-ı şehâdette Allah yoluna revan. Guzât u şühedâya cemâl-i Hak görünür ayan. Kahrımız, gazabımız düşmana ziyan, yâ rahman” denir ve eyyâm-ı âdiye gülbangindeki “Birdir Allah ...” kelimeleriyle başlayan son kısımla devam edilerek “hû diyelim hû!” nidası ile gülbank bitirilir, ardından da bazan “yektir Allah!” veya “yâ fettâh!” diye bağırılırdı. Bu gülbangin diğer bir metninde ise bitiş, “Kahrımız, gazabımız düşmana ziyan. Adüvden korkmadık, korkmayız hiçbir zaman. Kur’an’da zafer va‘dediyor hazret-i Yezdân. Uğrun açık olsun ey serdâr-ı mücâhid. Hudâ kılıcını keskin eylesin, ömrünü gün gibi bedîd. Fahr-i âlemi hoşnûd ettin; Hak gazâ-yı ekberin etsin mübarek ve saîd” cümleleriyle olurdu.

XV. yüzyılın başında Ankara Savaşı’nda çarpışan Yıldırım Bayezid’in ve Timur’un ordularının her ikisinde de savaş müziği çalındığı Nizâmeddîn-i Şâmî’nin Timur’un zaferlerine dair kaleme aldığı Zafernâme adlı eserindeki, “Gürgâ, nefir, borgu, nakkare sesleri sûr-ı İsrafil gibi âlemi kapladı” ifadesinden anlaşılmaktadır.

Bu teşkilâtta ilk ciddi gelişmenin Fâtih Sultan Mehmet döneminde gerçekleştiğini söylemek mümkündür. İstanbul’un fethinde her 7 tepeye ayrı, 7 tane büyük mehter takımı yerleştirmiş, Bizanslılara günlerce uyku uyutmamış düşmana dehşet vermiştir.

Mehter musikisi tamamıyla orijinal ve millî bir musikidir. Mehter havaları, canlı ve hareketli nağmeleriyle askerlerin maneviyatı üzerinde son derece etkili olmuş ve Osmanlı ordusunun kazandığı zaferlerde büyük rol oynamıştır.

RUHLARI ŞAD, MEKANLARI CENNET OLSUN..

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.