Sabancı

MİLLİ ŞUUR VE FİLM SEKTÖRÜ

MİLLİ ŞUUR VE FİLM SEKTÖRÜ

MİLLİ ŞUUR VE FİLM SEKTÖRÜ

 

Çocukluktan bu yana yabancı filmlerde kahramanın karşısındaki kötüleri/haksızları evire çevire dövmesini izler, bundan milletçe büyük keyif alırız. Ancak son yıllarda fark ettim ki, Rambo karşısındaki Rus ya da başka milletten adamı döverken aslında o bizim benliğimizi dövüyor, içsel düşüncelerimizin üzerinden buldozer gibi geçiyor, bizi pısırık, Amerikan halkını dünya milletlerinin iç dünyasında yenilmez kılıyor. Bir sürü yabancı film izleyerek bugüne gelen milletimiz, üzerine para vererek gençliğinin zihninin iğdiş edilmesine, biz yapamayız, biz edemeyiz düşüncesinin benliğine yerleşmesine izin veriyor. Bunlar öyle basit konular değil, psikoloji ve sosyoloji dalındaki adamlara şimdi inceletsek daha altından ne çapanoğulları çıkacak kim bilir?

Kut ül Amare’de Osmanlı ordusu İngilizleri öyle bir yenilgiye uğratıp, dünya milletleri içinde öyle madara eder ki, İngilizler başımıza geçirdikleri işbirlikçilerine bu savaşı unutturup, bu savaşla ilgili belge ve bilgileri sildirirler. Öyle ya, 73 ülkeyi bir şekilde dize getirip sömürge yapan, üzerinden güneş batmayan ülke, bir avuç Osmanlı askeri karşısında dizleri tutmaz hale gelip, darmadağın oluyor.

Peki bizim film sektörümüzde neden böyle mucizevi olaylar hakkında bile bir film, bir dizi vb üretilemiyor? Elin oğlu basit bir olaydan bile; örneğin askerde ölmüş bir askerin ikinci kardeşinin kritik bir görevde ölüm tehlikesi altında olmasından bir film çıkarabilirken, bizimkilerin zihni dumura mı uğramış? Hayır, istense her türlü film çıkarılabilir, hatta o kahramanlığı canlandırmada acze düşülür de, bizim senarist ve yapımcıların üç-beşi dışında tamamı, içki-mide-cinsellik şeytan üçgeninin anaforundan kurtulamıyor. Bir güzel senaryo çıksa şu hükümetlere kadar onu çekecek yapımcı, onu göstermeye cesaret edecek salon bulmakta zorlanıyor. Film sektöründe boy gösterenler hep milli benliğimize ters, milli değerlerimizle kavgalı tipler olduğundan adamlardan biri Cumhurbaşkanıyla bir kareye girecek olsa anında linç kampanyasına uğruyor.

Seçimi de atlattık, artık Suriye’deki uslanmazlara gereken ders verilirken, diğer yanda Gezi kalkışmasında önde görülenlere, bu tarz linç kampanyalarına katılanlara, millete tepeden bakıp, milli değerlerimizle dalga geçmeye kalkanlara en ağır, en şiddetli cezalar verilmeli, bu kişilere yaşam hakkı tanınmamalıdır. Madem Amerika içindeki hainleri bulup öldürmesiyle güçlüdür, biz de içimizdeki hainlere sırtımızda yaşama lüksü vermeyeceğiz. Bu asalakları sırtımızdan koparıp ateşe atacağız.

Bir Diriliş Ertuğrul, bir Payitaht Abdulhamid dizileri insanımızı, kendi insanımızı geçtik, ta Venezuela gibi dünyanın öbür köşesinde alıcı bulup, bizleri kendimize getiriyorsa, bu tarz filmler rağbet görmediği için değil, elinden tutulmadığı için çekilmiyor. Biz madem film sektöründe ihracatçı bir ülke haline geldik. Bırakın dışarıya cinsellik, flört, ahlaksızlık kokan filmler yerine milli benlik ve duygularımızı yansıtan ulvi filmler çıksın. Osmanlı’nın torunları bu muymuş denmesin. Bizleri rezil etmesin.